Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Paylaşmak İstedim...

Başlatan maskesiz, 30 Mayıs 2010, 22:59:24

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

nisan

#270
Kedimiz Nisan'dan sonra sokakta zor durumda olan kediciğe
kapımızı açtık geldi evimizin sultanı oldu..
Adı Natali 8 Yaşında...
http://i267.photobucket.com/albums/ii287/mehtaptolu/1315470998-1.jpg

bir küçük kedimiz daha oldu. sokakta başına kötü bir olay geldi arka ayağı ameliyatla almak zorunda kaldık.. şimdi  bu küçükde bizimle yaşıyor..1 yaşında adı Kadife...

kedi köpek fark etmez, bir hayvanla yaşamak olağanüstü...muhteşemler..
 

zer-zivi

#271
Sanırım hayvan olarak son enkarnelerini insanların yanında  tamamlamaları gerekiyor,o yüzden bir nedenle bizlere geliyorlar. Evrenin işleyişi işte herkese  bir alt boyutun sorumluluğunu yüklüyor...

Bu arada sevgili Nisan resimleri küçülterek yüklerseniz sanırım  sayfa bu kadar  enlemsine şişmanlmayacak :)
 

maskesiz

#272
Sevgili Scyth ;seni hiç görmedim ama seni özlediğimi bilmeni isterim saat kulesinin orda oturduk Sevgili Bozadi ile çorbacı da çorba içtik.:))))Kedicik bu sabah kaçmış devamlı böyle kaçıp gelirse sağlıklı birşey değil.Kedicik kendi için en doğru kararı vermiş sanırım bilemiyorumki ben sadece kaldığı sürece misafir edebilirim.
:)))))

"Baba biz nasıl olduk? Baba cevap vermiş''maymunlardan türeye türeye evladım''... Tabi çocuk babasının lafına inanmamış...Annesine sormuş;anne biz nasıl olduk? Annesi,''ALLAH Adem babayla, Havva annemizi yaratmış nesilden nesile biz olmuşuz evladım''...Çocuk; ''ama babam maymunlardan türeye türeye biz olduk'' demişti...

Anne cevap verir; O BABANIN SÜLALESİ OĞLUM BİZİ İLGİLENDİRMEZ..."
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

zer-zivi

#273
Yahu birileri karar versin bu insanlığın soyu kimden, neyden? :))
 

Scyth

#274
Fıkra güzelmiş. Güldürdü beni. Burada ki bazı varlıklarla bir olmanın nasıl bir duygu olduğunu deneyimleyebilmek için naçizane bir bağlantı  kurma  denemem/denemelerim oldu. Tek bir varlığın veçheleri olan bizlerin küçük bir birleşimiydi.

 Ra Bilgileri'nin birinci cildini yeniden gözden geçirdim Sevgili Zer-Zivi soruna Ra cevap vermiş. Onu yakın bir zamanda eklerim.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

zer-zivi

#275
Evrim teorisinin gerçekliğini yadsımıyorum hatta dünyada, ilk   ilkel varlık   yaratıldı, sonra  başka  gezegenlerden,gelişmiş formlarla DNA ları birleştirilerek  geliştirilip tasarlandı.  Yani her ikiside geçerli. Sonuçta başka gezegenlerdende  getirilse bedenler,onun daha öncesi bir geliştirilmesi vardır mutlaka.

Fıkrayı ilk  duyduğumda bende  epey güldüm. Çok gürültülü kahkaha atmadım ama  güzel bir mizah :)

Ama sen  Ra dan  alıntıla yinede üstünde konuşabiliriz.
 

maskesiz

#276
Ra bilgilerini bende tekrar okuyorum:))))Çok güzel bir yılbaşı geçirdim.Belki ilk defa  yeni bir yılı kutladım.Umarım her yeni yılım böyle güzel ve huzurlu geçer.Huzur dan başka birşey istemiyorum ben yaşamdan ama huzurlu olmak için önce güvende olmak lazım ve ne kadar güvende olabiliriz bu boyutta onu bilemiyorum.
Başarmak zorunda olduğumu biliyorum aile olmayı güvende ve huzurlu olmayı başarmalıyız.

Sonsuz Sevgilerimle
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#277
National Geographic'de Köpeklere Fısıldayan Adam diye bir program var. Köpeklerle insanlar arasındaki uyumsuzlukların tamiri üzerine kurulu. İzledikçe bir şeyler farketmeye başlayacaksınız.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#278
Bir önce ki enkarnasyonumda beni çok seven bir eşim ve ailem vardı.Hamileydim ve büyük bir trajedi sonucu bebeğimi kaybettim ve sonrasında kendimi bir koltuğa hapsettim hiç kalkmıyordum ve bir daha asla hiç konuşmadım.Sadece kendimi değil yaşamımdaki herkesi cezalandırmıştım beni seven herkesi o koltuğa mahkum etmiştim.Ve kendime ve çevreme verdiğim işkenceye son vermek için yaşamımı sonlardırdım.Beni sevenleri çaresizliğe itmiştim.....Özür diliyorum tüm yaşattıklarım için
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#279
Kendini affetmek, oldukça hafifletici bir etki yaratıyor. Bazen yıkılıncaya kadar yüklenmeden önce yükünü boşaltmak daha iyidir. Ayrıca ben daha akıllıca buluyorum.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#280
Bazen uzun süre sustuğum zaman nefesim kesilir sanki bir daha konuşamıyacakmışım gibi gelir,5 yıl önce falandı önceside var gerçi ağlayarak uyurdum ve yastığım ıslak kalkardım yataktan.hayatımı değiştirmek için çok mücadele etmiştim ama öyle umutsuzluğa düşmüştüm ki ölümü düşünmeye başlamıştım, bu enkarnasyonu sonlandırmayı... Avucumda haplarla uyuyordum, pes ettiğimde hepsini içmek üzere avucumda sıkı sıkı tutuyordum.Sonra bir gece uyandım avucumda haplar duruyordu birden geçmiş enkarnasyonumu hatırladım benzer duygular içindeydim.Avucumu açtım yaşam bir bardak uzaklıktaydı istediğim zaman sonlandırabilirdim ama gerçekten istediğim bu muydu? Yaşamımı sonlandırmak bunu daha önce yapmıştım....
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#281
Çocukken daha belirgin bir şekilde ve yaş ilerledikçe  kendini daha az hissettiren göğüs ağrılarım vardı. Göğüs ağrısı demek doğru olmaz, belirli noktalar ağrıyordu bazen çekilmez bir sızı haline geliyordu. Sol ve sağ ciğerlerimde özellikle kendini en çok hissettiren sol alt ciğer kısmımdaydı. Çok derin değildi, çok geniş bir alanada yayılmıyordu. Zaman zaman nefessiz kalıyordum. Doktora gittik kalbimde,ciğerlerimde bir şey yoktu. Astlım hastasıda değildim. Sonra Tiberküloz geçirdim ne kadar enterasandır ki hastalık en büyük etkisini sol alt ciğerde gösterdi;(Tübersub demişlerdi sanırım) belirli  bir bölge röntgende farklı renkte gözüküyordu. Benim tabirimle orası tam iyleşememiş diyebilirim. Kronik Bronşite sebep olacağını ve daha kolay üşüteceğimi söylediler.

Çanakkale'deyken Asuman Abla'ya sık sık kahve falı baktırmaya gidiyordum. O sıralarda kütüphanesinde ki Ra Bilgileri kitabıyla tanıştım. Eh şu an aranızda bulunmamamın baş sebeplerinden biride bu dönüm noktasıydı. Kitabı zaman zaman korkarak okuyordum ama merak da ediyordum. Dengesiz bir durumdu açıkçası. Farkettiğim şey Asuman Abla'nın sıradan bir fal bakıcısından çok daha fazlası olduğuydu. Bende cesaretimi toplayıp ona son enkarnasyonumu sordum. Napolyon döneminde savaşta vurularak ölen bir Fransız askeri olduğumu söyledi. "İyi de bir askermişsin" demişti. Bu benim çocukluğumdan beri süre gelen savaşa olan ilgimi bir miktar açıklıyordu. Kavgaya değil savaşa ilgi duyuyordum. Savaş araçlarını ve bu konudaki belgeselleri izlemeye bayılıyordum. Favorim II. Dünya Savaşıydı. Bununla beraber  görev bilincim vardı. Biri bana bir görev verdiğinde her şeyi durdurur sadece ona konsantre olurdum. Bir keresinde verdiğim sözü tutamadığım için intihar etmeyi düşündüm. Gerçi bu tek intihar etmeyi düşündüğüm zaman değildi; ama her şey sırayla. Hangi yöntemle kendimi öldürebileceğim ile ilgili düşüncelerle birlikte (Fare Zehri nedense mantıklı gelmişti) çok sinirli ve tabiri yerindeyse akoru aşırı bozulmuş bir biçimde eve gittim. Bir kaç gün bu hal devam etti ve geçti. 

Bir başka zamanda her zaman ki gibi sinirliydim. Gerçi kendimi bildim bileli sinirli biriydim; özelliklede sabah uyandığımda. Kendime,anneme,babama, kardeşlerime, tanrıya en çok da tanrıya beni neden daha güzel bir beden içinde yaratmadığı için kızıyordum. Kısaca her şeye kızgındım. Şimdi geçmişe baktığımda kendimi soktuğum halin ne denli zorlayıcı olduğunu daha iyi görebiliyorum. Hiç bir şey istediğim gibi gitmiyordu. Çünki her şeyin ilerleme biçimi benim istediğim gibi olmalıydı. Kütüğün üstüne oturmuş aptal çocuk bir fırtınayı ıslık çalarak yönlendirmeye çalışıyor. Duyduğu ise ıslığın artık duyulmayan sesi ve kulaklarını dolduran,sağır eden rüzgar. Aslında bu durum bir önceki intihar düşüncesinden daha önceydi.Bundan dolayı da intihar etmeyi düşünüyordum ama bunun nasıl yapılabileceği ile ilgili yaratıcı düşünceleri üretme seviyesine daha gelememiştim; fare zehri gibi.

Çanakkaledeyken ki bu fare zehrinden bir kaç yıl sonrası oluyor; hala aynı melodiyi çalmaya devam ediyordum. Uzun süre fırtınaya maruz kalınca duyma yetinizin yanında rüzgarın açılmasına artık izin vermediği gözlerinizde olur. Sağırlığın yanında şimdide körlük başlamıştı. Bir diğer deyişle aptallığımın tarihinin zirve noktalarından biriydi. Bir evi ortaklaşa tutmuştuk; kontratı kendi üstüme yapmıştım dolayısla ev benim sayılırdı. Yeterli bir sebepti diğerlerinden daha akıllıydım, daha güçlüydümde. Aslına bakarsanız ilk evi tuttuğumuzda ki kadro bir süre sonra dağılma kararı aldı  (burda benimle pek ilgili olmayan bir durum vardı).  Daha o zaman eşyaları paylaşmak konusunda onlara kabadayılık yapmaya, konuşurkende zekamı kullanarak onları ikna etmeyi çalıştım. Sonraki gelenlerde de daha fazla korku unsuru kullandım. Niyetim kötü değildi. Her şeyi düzene sokmak istiyordum; benim düzenime. Aslına bakarsanız bunları yaparken oldukçada yardımsever davrandığım zamanlar vardı, dürüstçe davranıyordum; benim algımda ben elmaydım onlarda portakal. Herkezin ve herşeyin bir sınırı vardı. Bir süre sonra  yaptıklarım yüzüme bir tokat gibi indi diyecem ama aslında bir yumruktu. :) Bazen boğuşma sırasında enerjimin bir bıçak gibi kesilmesini bir anda vücudumdan çekilip alınmasını düşünüyorum. Diğer türlüsü daha büyük pişmanlıklar getirebilirdi. Şimdi tebessüm ederek anlattıklarımı deneyimlediğim zaman ve mekanda acı verici,pişmanlıklarla dolu olduğunu; benim için ziyadesiyle zor deneyimler olduğunu söylemeliyim.
Zor olsada sonunda farkettim. Zannetiğim kadar güçlü değildim. Ayrıca konuşmaya hakkım olmadığını düşünüyordum. Savaşta kaybedenlerin hiç bir şeye hakları olmazdı ne de olsa.

Ne kadar ironik ki bu aptallığı gittiğim başka bir evdeki arkadaşlarla yeniden yaşadım. Orda da üstüme yıkılan borçlar elimde kalandı. Artık boğuşacak kadar enerjiyi kendimde bulamadım; bunu yapacak cesaretide. Her şey ters gidiyordu. Bununla beraber bir zaferde kazanmıştım ev bana kalmıştı. Sonra yeni ev arkadaşları buldum. Ne kadar ilginçtir ki her seferinde daha iyi oldukları inancını taşısanızda niyeyse daha beter oluyorlar. Bu sırada yüksek lisans başvuralarını kaçırdım. Her gün aynıydı ve hiç bir şey yapmak istemiyordum. Son bir çaba ve umutla başvurmayı denedim, boşuna bir çabaydı. Şimdi her şey gitmişti. Onur yoktu, para da yoktu, övünülecek bir üstünlük öğeside bulunmuyordu. Artık yorulduğuma karar verdim tam anlamıyla yaptığım şey hayata karşı beyaz bayrak kaldırmaktı. İyi bir şey düşünmüyordum, kötü bir şey de; nötürlenmişdim. Her şey gittikten sonra odamda şu düşüncelere dalmıştım şimdi ne yapıcam. Sonra bunu düşünmesi gerekenin yarın ki ben olduğuna karar verdim. Bugün ki benin bir sıkıntısı yoktu; şimdilik. Odamda içeri müthiş güneş ışıkları giriyordu; içtiğim sigara,içkiden,nefesten ve andan en fazla keyif aldığım anlardan biriydi. Tabi ertesi gün uyandığımda aklımdaki düşünce şuydu "Lanet olsun hala burdayım".

İntihar düşüncelerimi, bahsettiğim bana kahve falı bakan varlık farketti. Bunu yapanların müthiş dönüşler yaşadığını söyledi. Sonra bir daha ki hayatım da acaba nasıl bir bedenle hayatı deneyimlemek zorunda kalacağımı düşünmeye başladım. Yeterli bir caydırı değildi. Beni bu hayatta tutan şey hayata olan nefretimden çok ona olan sevgimdi. Bir sözde denildiği gibi " Bu kadar insanla tanıştım; hepside hayattan şikayetçi... Hiç biride ayrılmak istemez."

Dürüstçe söylemek gerekirse şu an yaptığımsa idrak etmeye çalışmak ve yaklaşan galayı seyretme fırsatını karçırmamak. Bu arada yazmayı unutmuşum 19. yy. da kullanılan mermiler fazla derine inmeyen misket biçimli mermilerdir. Öğrendiğim bilgiden sonra nefessiz kalışlarım ve noktasal sızlamaların sebebini anladım. Göğsümden vurulmuş olmalıyım sol alt ciğerden kan ciğerlere dolmaya başlayınca sizi nefessiz bırakır. Uzun zamandır sızlamalar yok. Aslına bakarsanız antibiyotik kullanmayı bıraktığımdan beri gripde olmuyorum son beş senedir böyle zaman zaman hafif bir nezle, o kadar. Şimdi kafamı kurcalayan ise şeker hastalığı ile üçüncü çakra arasındaki bağlantı ve bunu nasıl iyileştirebilirim.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#282
Belki bana kızacaksın ama iyiki burdasın ve iyiki seni tanıdım.

Sonsuz sevgilerimle....
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#283
Kızılacak bir şey yok. Yazdıklarımın büyük çoğunluğunu ilk defa dile getirdim, dışa vurdum. İçimde bir yerlerde duruyorlardı. Kendi adıma konuşuyorum yanlış anlaşılmasın; sakladıklarımla yüzleştikçe aslında saklanacak bir tarafları olmadığını onların yükünü boşuna taşıdığımı farkediyorum. Önceden çok iyi gizlerdim; çünkü onlar savunmadaki boşluklardı. Kimse tarafından bilinmemeliydiler. Tabi şunuda söylemeliyim ki insanlar arasında dürüstlük kavramı eksik idrak edildiğinden bunlar size karşı kullanılabilir. Bir anlaşamama durumunda bunun psikolojik olduğunu söylersiniz. Aslında içinde bulunulan durum öğrenme durumunda olan varlığın yaşadığı sıkıntıdır. Toplumsal ve ailesel programlamlarını çözerken karmaşa içine düşmek normaldir. Yanlış öğrenilmiş bir şeyi sezgilerinizle değiştirmeye çalışmak, onu ifade etmek, neden böyle davrandığınızı, rahatsızlıklarınız dile getirmek çoğunlukla ancak fısıldayarak başlar. Çünkü toplumsal yada çevresel uğultu öylesine yüksek tondadır ki siz daha çenenizi açmadan gözler size çevrilir; pek dosthane olmayan bakışlarla beraber. Sonunda vardıkları kavram sizin deli olduğunuz yada uyumsuz olduğunuzdur. Kısaca yargılarlar bu yargılamada karar yargılayandan yargılayana değişir ve bunlar  pek hoş izlenimler değildir. Bunuda sezinleyen bir varlıksanız bu durumu iyice çekilmez yapar.

Ra şöyle demişti " ... Bir varlık başka bir varlıkta kendi yansımasını görür" . Bende aynanın yeteri netlikte olduğunu sezinledim. Sana bakarak kendimi görmeye çalıştım. İyi ki de yapmışım oldukça işe yarar bir çalışma gibi gözüktü gözüme. Kendime Hizmet etmeme yardımcı olduğun için gerçek bir teşşekkürü hakkediyorsun.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Alemtac

#284
Sevgili Scyth; "  Şimdi kafamı kurcalayan ise şeker hastalığı ile üçüncü çakra arasındaki bağlantı ve bunu nasıl iyileştirebilirim. " sorunuzun cevabı olabilir : Bir kitap önerisidir.

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=9327