merak ettiklerim

Başlatan arinmak, 26 Aralık 2015, 06:04:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Arulnool

#45
Sevgili arınmak, çabanı takdirle karşılıyorum.

Bilgide birlikte olmak, sezgide bireysellik. "Bilgi" varlığın kavramsal tezahürüyse, sezgi kavramları alımlama biçmimiz. Bizler, kavramlardan yola çıkarak, sezgiler oluşturup kendilikler vareden parçalarız. Biliş serüvenimiz, yanlızlıkla yontularak kavramların daha derinine işleyip, kendi cevherimizi bulmamızla mümkün olabiliyor. Yaptığın şey çok önemli! Zira sende yalnızlık döngüsünün bitmesini isteyen nice zihinlerin sesi duyulmakta. Ancak yeni başladığını düşünen zihinler için yanlızlık olası gelmesi gereken zaman anlarından biri.

Bence arınmak, kendi sezgisel algına göre hareket et. Yapmak istediğin her ne ise onu yapmalısın. Beklentisizce sorularını sormalısın. Yanıt alamadığın soruları kendi sezgine danışmalısın. Buradaki herşey karşılıksız, sende beklentisizce hareket et. Ve içindeki kendiliği gerçekleştirmeye çabala. Bu mekan, oralarda bir yerde aynı titreşim frekansındaki birilerinin var olabildiğini sadece ispat eder. Bu durumda güven verir sezgine. Ve sana yeni yollar seçtirir! Kendine, benlikler katabilmen için.

sevgiler saygılar güzel insan[:)]
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

bozadi

#46
2016 bize uyanış, aydınlanma, mutluluk, güven getirsin... Ama gerçekçi olmak gerekirse, kaosun, yıkımların, şiddetin giderek tırmanacağını da sezebiliriz gördüklerimizden ve okuduklarımızdan. Ama istersek kaos bize hizmet edebilir. Bu kabustan temelli uyanmamıza yardımcı olabilir.

arinmak

#47
Arulnool çok teşekkür ederim. bende  tüm foruma sevgi ve saygılarımı gönderiyorum



Kasyopyalılar kesin tarih vermiyor. 4.kh bir anlık yok sayarsak , 2012 (kıyamet saçmalığını kastetmiyorum ) olması gerekenler , ötelene ötelene 2016 ya geldik. 4. boyutta neler oluyor???.


Dün çok düşündüm. Bazı noktalarda çok abarttığı mı defalarca farkettim. Makulu normalde aramak en mantıklısı. Fakat yapmak istediğimden kendimi alıkoyamıyorum. Belki hiç veya çok az kişinin işine yarayacak. En azından 1. kitabın sonuna kadar devam ettirmek istiyorum.

sizden ricam 4 ten 9 kadar yayınlayacağım celselerdeki sorularıma cevap vermeniz , prantez içinde yaptığım kişisel yorumlarda hatam varsa söylemeniz. düzeltmemi istediğiniz birşey varsa söylemeniz. Kısacası ne gördüyseniz onu belirmeniz. Fazlasının çok zor ve karmaşık olacağının farkındayım.

10. celseden sonra ufakta olsa farklılıklara gittim. Daha iyi bir ilerleme sağlayacağını düşünüyorum.

Uyarılarınız ve tavsiyeleriniz için çok teşekkür ederim. Hatamı gördüğünüzde lütfen beni uyarmaktan vazgeçmeyin. Hatamda ısrar mı ediyorum. Uyarıların sertliğini arttırın. ( Tüm kalbim ve özgür irademle istiyorum ) Artık yalnız değilim.
 

arinmak

#48
Alt alta 2 mesaj atınca ; ilk mesaj gözden kaçmaması için.celseler hakkındaki  Bir üsteki mesajımada bakın

Son düzenlemeler esnasında birşeyleri silip karıştırmadığımı umitederek;

4. Celse
1-)Her boyda piramidin kendi odak noktası vardır. Sonsuz zeka bu noktaya akar. Böylece , bir bedenin altına yada üstüne konacak küçük bir piramit bile , bedende konulduğu yere göre , sonsuz zekanın gireceiği noktayla ilişkili olarak özel etkiler yapabilir. ( RA cevabını okuyunca , insan küçük bir pramit yapmak istiyor. Yeterli bilgi verilmemiş. Hangi konumda , hangi etkiler , öncesi veya sonrasında yapılacaklar , dikkat edilmesi gerekenler , yapılacak hatanın bize vereceği zararlar. Acaba bunu dünyanın herhangi bir yerinde deneyip , deneyimlerini insanlarla paylaşanlar varmıdır ???????? )
2-)artık bu pramitlerin devri geçmiştir. sonsuz zeka ile bir olmuş arınma derecesine erişmiş insanlar var. Hastalara bu yapıları kullanmadan da şifa verebilirler.
3-)ra cevabından alıntı ( 100. sayfa son pragraf ) Sizden , o eski deviler sırasında aklın şimdikine kıyasla daha sade olduğunu ve birçok enkarnasyondan sonra aynı akıl/beden/ruh bileşimlerinin giderek daha az sapmış ama gereğinden fazla karmaşık görüşlere , düşünce/ruh süreçlerine sahip olduklarını anlamanızı istiyoruz. ( Burada önemli bir şey olduğunu hissediyorum fakat cevabı bulamıyorum. Aklıma gelen tek şey eski devirle kıyaslandığında sapmanın daha fazla olduğu ) ( fakat bir önceki cevapta piramitlere artık gerek olmadığını , aramızda sonsuz zekayla bir olmuş , arınma derecesine erişmiş insanlar var. ) (Şimdi kafam karıştı )(Açıklaması nedir ?????)
4-)şifa ile ilgili cevapta şu cümle ilgimi çekti (101. sayfa ranın ilk cevabı) ; birbirinden hatırı sayılır derecede farklı  ruh/beden/akıl birleşimi tipleri var. Her tip bu alanda kendi/öğrenme öğretme metodunu izlemelidir. ( Şifayı 3. boyut derslerle karıştırmamalıyız. Tüm 3. boyut varlıkları için ;  farklı  ruh/beden/akıl bileşimlerinde dersler ortak şifa şekilleri farklı olabilir. Çıkardığım anlam doğrumu ???)
5-)Dünyamızda enkarne olan gezginler ; kendi şifa beceri ve yöntemlerinide beraberinde getiriyormuş.
6-)Birin yasasının başlıca sapmalarından biride şifadır.
101. sayfanın son sorusundan 105. sayfanın sonuna  kadar dikkatle okunmalıdır.  105. sayfada ranın uzun cevabı İKİKERE okunmalı. oldukça önemli.
5.celse
1-)Şifa olayı , sonsuz zekanın ortaya çıkma , kanal oluşturma biçimidir
2-)Sayfa 107-110 sonuna kadar mutlaka okunmalı. İşin içinden çıkamadım. ( okuyunca bana hak vereceksiniz )
6.celse
1-)Sayfa 111-112 5. celsenin devamı olsada , algılıya bildiğim çok güzel bilgiler var.
2-)Hiçliğe doğru çözülmek, birliğe doğru erimektir ; çünkü hiçlik diye birşey yoktur. (Bu cümleyi açıklarmısınız  ???)
3-)Maldek gezegeninden bahsediliyor. Maldekte yaşayan 3. boyut canlılar gezegenlerini tahrip edip , yeni bir gezegen aramak zorunda kalmışlar. Birin yasasına göre kendi varlıklarındaki sapmaları azaltmak için, Hasat süreciyle , dünyada enkarne olmuşlar.
4-)Dünya halkı ; maldekten hasat edilenler , 2. yoğunluktan mezun olanlar ve 3. yoğunluk derecesinde bir devreyi tamamlamış farklı gezegenlerdeki , hasat edilmişlerden oluşuyormuş. Paylaştığımız bu deneyim , bu uzay/zaman sürekliliği içinde benzersizmiş.
5-)116. sayfa ra nın uzun cevabı birkaç kez tekrar edecek şekilde okunmalı. ( Bir bütün olarak ele alınmalı ).
6-)Dünya 4.boyut titreşiminde bulunuyor. ( Dünyadaki son hasat gerçekleşecek.  3. boyuttan mezun olamayanlar başka gezegene ve farklı bir beden de devamedecek. Kasyopya celselerinde bahsedilmişti )
7-)(119.sayfa ilk pragraf )11.000 yıl önce dünyada bulunmuşlar. Aramızda bulundukları zamanda insanlarda yarattıkları düşünce formları hala mevcutmuş. Bellek ve yaratılan düşünde formları bizim toplum-bellek bileşimimizin bir parçasıymış. Bu kütle bilinci bu deneyimi birkez daha yaşamak isteyenler için , bu deneyimi birkez daha yaratıyor. Şimdiki venüs halkı artık altıncı yoğunluk derecesinde değildir (Önemli bir ayrıntı gibi duruyor. İlk cümleden sonra herşey karışıyor. Açıklaması nedir ???)
7.celse
1-) Yardım çağırıları için ra ; biz fedarasyonlular bunu , sanki kendi varlıklarımız büyük ve başedilemez bir ıstırapla karşılaşmışçasına işitiyor ve hissediyoruz.
2-)Biz sizin insanlarınız arasına gelebilmemiz olasılığını, çağrıda bulunan insanların sayısına bağlamıyoruz. Bu, tüm toplumsal-bellek bileşiminin , herşeyin sonsuz bilincine ulaştıktan sonra kendi arasında tam bir anlayış birliğine varmasına bağlıdır. ( Kasyopyalılar üst boyutlardan fiziki olarak ; bh yardımı veya kh işgali olmayacak demişti ).
3-)Uygun yardımın sadece insanların arasına inerek yapılabileceği düşünülürse  konseyde izin verirse ,karantina kaldırılır. ( 125 ve 126. sayfalar konsey hakkında uzunca bilgi verilmekte , gerek dörmediğim için ayrıntıya girmedim. Önemliyse yazımı güncelleyebilirim  )
6-)İnsanlarınız sonsuzlu kavradıkları zaman , ancak ozaman , Birin yasasına giden kapı açılacaktır.
7-)ADALF HİTLER üzerinden amaçlanan ; Bir toplumsal bellek bileşiminden şeçkin (elit) bir bölümü seçerek birlik yaratmak, sonrada seçkin olarak görülmeyen varlıkları çeşitli eylem ve uygulamalarla tutsak etmekti. Böylece ayıklanmış olan toplumsal bellek birleşimini alıp bunları , Orion adı verilen grup tarafından  "imparatorluk"  olarak adlandırılan düşünce sapmasına ( çarpık düşünceye ) katmaktı. ( kasyopya celselerinde başarız bir deney olduğu söylenmişti. Ayrıca dünyaya dışardan bir istila olmayacak , dünyada yeterince pisikopat var demişlerdi.)
8-) Kendine hizmet (negatif varlıklar ) ; Sonsuz zekaya , kendilerine hizmeti araç olarak kullanarak varmaya çalışırlar  yine aynı güce sahip olabilirler. Başkaları üzerinden güce sahip olmayı içeren kendine hizmetin dolaylı olarak ifade ettiği ayrılık kavramı yüzünden sürekli zorluklarla karşılaşırlar. Orion grubuna çağrıda bulunan akıl /beden/ruh bileşimleri ve orion grubunu oluşturan toplumsal bellek bileşimi tarafından toplanan enerjiyi zayıflatır ve sonunda parçalanıp dağıtır. ( kendine hizmette hiyerarşi çok katıdır. Grupları oluşturan , topluluklarda  dahi hiyararşi , bilgiyi kendine saklama , birbirleri üzerinden güce sahip olma ve tam olarak uyum içinde yaşayamama vardır. Olması gerekeni değil , olmasını istedikleri şekilde görür , düşünür , yaşarlar. Titreşimleri uyumsuzdur. )
9-)Kendine hizmet (pozitif varlıklar ) ; Sonsuz zekaya , başkalarına hizmet ederek varmaya çalışırlar. Başkalarına hizmet aynı zamanda kendine hizmet etmek demektir. Hiyararşi yoktur. Titreşimlerini korur ve daha uyumlu olmasını sağlarlar. Hiyararşi yoktur. Herkez eşittir. Herşey açıktır. Grup ve grubu oluşturan topluluklarda uyum vardır.
10-)Birin yasası Bh - kh ayrımı yapmaz. Güçlerini birleştirerek çaba göstermeye karar veren  hertoplumsal bellek birleşimi için geçerlidir.  birin yasasının başlıca sapmaları olan yasalar yürürlüğe konur ve özgürce yapılan bu seçimlerin uygulaması için bir vasıta olarak uzay/zaman ilizyonu kullanılır. Ne arıyor olurlarsa olsunlar bütün varlıklar öğrenirler ; kimi hızlı , kimi yavaş , ama hepsi aynı şeyi ögrenir.
11-)Bh veya kh seçimi ; bu boyutta dersleri tamamlamaya engel değildir. Kh nin , sonsuz zekayla iletişim kurabilmesi için farklı öğretileri vardır. Birin yasası Bh ve kh yi aynı gözle görür. Birin yasasının özünü anlamışsanız ; kendine hizmetle başkalarına hizmetin , aynı şeyi söylemenin ikili bir yöntemi olduğunu anlarsınız.
8.Celse
1-)Her varlık, ihtiyacı olan fırsatlarla karşılaşacaktır.
2-)Orion grubunun amacı fetihtir. Kendi titreşimleriyle uyumlu olanları bulmak , Orion titreşimlerine uygun olmayanları "seçkin olmayanları" köleleştirmek.  ( Resmi küçültün ,, dünyaya bakın , 4kh yansımalarını göreceksiniz. Benim titreşimim uygunsa bana birşey olmaz demeyin. Kast sisteminin en altındasınız , köleleştirdiklerinden bir farkınız olmaz ).
3-)Charlie Hixsonun gemiye alınmasından bahsedilmiş. Amaçlarıysa charlienin savaş deneyimlerinden faydalanarak birin yasasını daha iyi anlamakmış. ( İlerlemek için birin yasası hakkında daha çok şey öğrenip , özümsememiz gerekir. MEDİTASYON ŞART )
9.Celse
1-)Ra ; Bizim öğrenme/öğretme yöntemimizde , öğretmek/öğrenmek yerine yol göstermek KESİNLİKLE kabul edilemez ( özgür irade konusunda çok hassalar )
2-)Mars gezegenini mahveden, savaşmayı seven , Birin yasasının temel sapmalarından biri olan sevgi yasasını öğrenmeye çalışan , dünyaya ilk enkarne olan 3. boyut varlıkların , kurtarılması konusunda koruycular rasındaki fikir ayrılıklarından bahsedilmekte. Marsın koruycuları toplumsal bellek birleşimlerinin , mars halkının toplumsal bellek birleşimiyle kaynaşmasının uygun olduğunu düşünüyormuş. Diğer koruycular  bu fikre karşı çıkmış. özgür iradeye müdahalenin , birin yasasının uygulanışında daha büyük sapmalara sebep olacakmış ( Birin yasası sınırlandırılamaz , herşeyde ve her yerde karşımıza çıkar. Birin yasasını anlamalı ve yasaya uygun yaşamaya çalışmalıyız )
3-)Nükler savaş olması durumunda kullanacağımız 2.boyut bedenler dünyanın çeşitli yerlerinde bekletiliyor. Şöyle bir bilgi geçmiş ; Dünyaya enkarne olmadan önce teknolojik bilgilerinden dolayı gizlenme ve saklanma konusunda çok ustadırlar. ( 2. boyut varlık ve teknolojik bilgi. Bu nasıl mümkün olur ?????????????????)
4-) 3 farklı koca ayak tipinden bahsediliyor. Maldeklerin kullandıkları , nükler savaş halinde bizim kullanacaklarımız , 3. ise düşünce formu. ( 2. boyut düşünce formu nedir ???????? )
 

Tgur

#49
Alıntı Yap. Celse
1-)Her boyda piramidin kendi odak noktası vardır. Sonsuz zeka bu noktaya akar. Böylece , bir bedenin altına yada üstüne konacak küçük bir piramit bile , bedende konulduğu yere göre , sonsuz zekanın gireceiği noktayla ilişkili olarak özel etkiler yapabilir. ( RA cevabını okuyunca , insan küçük bir pramit yapmak istiyor. Yeterli bilgi verilmemiş. Hangi konumda , hangi etkiler , öncesi veya sonrasında yapılacaklar , dikkat edilmesi gerekenler , yapılacak hatanın bize vereceği zararlar. Acaba bunu dünyanın herhangi bir yerinde deneyip , deneyimlerini insanlarla paylaşanlar varmıdır ???????? )
Anlaşılan arınmak arkadaşımız bu yoldan dönmem demekte,fazla israrın istemek değil emretmek olduğunu hatırlayalım ,"arzulu düşünce" nin bir şekli her neyse maksadımız tenkit değil bilgide açılım sağlamak,hangi yolla olursa olsun,
Tahmin ederim soru işaretliler özellikle cevap istenen konular anlayabildiğimiz kadar bu RA bilgi tekrarı faaliyetine kendi basit yorumlarımızı katalım belki fayda olur,

Buradaki piramitler varoluşun bütün unsurlarının sembolik ifadeleri ,atom altı nötrino parçası da olur atom da olur molekül de olur  doku da olur organ da olur v.s. bunların tümünün insan denen yapıyı ortaya çıkardığını düşünelim,bahsi geçen sonsuz zekanın kendi oluşumu olan bu varoluş unsurlarının hepsinde etken olduğunu vurgulayan bir açıklama.


Tgur

#50
"3-)ra cevabından alıntı ( 100. sayfa son pragraf ) Sizden , o eski deviler sırasında aklın şimdikine kıyasla daha sade olduğunu ve birçok enkarnasyondan sonra aynı akıl/beden/ruh bileşimlerinin giderek daha az sapmış ama gereğinden fazla karmaşık görüşlere , düşünce/ruh süreçlerine sahip olduklarını anlamanızı istiyoruz. ( Burada önemli bir şey olduğunu hissediyorum fakat cevabı bulamıyorum. Aklıma gelen tek şey eski devirle kıyaslandığında sapmanın daha fazla olduğu ) ( fakat bir önceki cevapta piramitlere artık gerek olmadığını , aramızda sonsuz zekayla bir olmuş , arınma derecesine erişmiş insanlar var. ) (Şimdi kafam karıştı )(Açıklaması nedir ?????) "
-----------------------------------

Bundan yüzlerce sene evvel bir tarlada çift süren çiftçi olduğunuzu düşünün birisi omuzunuza dokunup "ey çiftçi padişahın sarayındaki olanları şu kutuda gösteriyorlar" dese ne yaparsınız   tv den bahsediyorum ,o bilinçte iken her halde küreği şahsın kafasına doğru sallardınız , şaka bir yana evvelce düşünmez olduklarımızın şimdi nasıl yaşantımızın vazgeçilmezi olduğunu anımsayın ve cevabı yani sapma karmaşıklığının gelişmişliğini anlayın ama aynı zamanda "Mehmet Akif' in" bir şiirinde "Medeniyet dediğiniz tek dişi kalmış canavar" sözünü hatırlayın.karşılaştırın, düşünün.

Ve beni devreden çıkarın ama bu siteye ulaştınız, bu sitede sonsuz zekaya ulaşmış ama kendini saklayan çok varlık var ,abartmıyorum şu size cevap vermeye çalışan dostların sözlerine bir bakın..


arinmak

#51
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Anlaşılan arınmak arkadaşımız bu yoldan dönmem demekte,fazla israrın istemek değil emretmek olduğunu hatırlayalım ,"arzulu düşünce" nin bir şekli her neyse maksadımız tenkit değil bilgide açılım sağlamak,hangi yolla olursa olsun,
Tahmin ederim soru işaretliler özellikle cevap istenen konular anlayabildiğimiz kadar bu RA bilgi tekrarı faaliyetine kendi basit yorumlarımızı katalım belki fayda olur,

Buradaki piramitler varoluşun bütün unsurlarının sembolik ifadeleri ,atom altı nötrino parçası da olur atom da olur molekül de olur  doku da olur organ da olur v.s. bunların tümünün insan denen yapıyı ortaya çıkardığını düşünelim,bahsi geçen sonsuz zekanın kendi oluşumu olan bu varoluş unsurlarının hepsinde etken olduğunu vurgulayan bir açıklama.

ısrar ediyorum derken ; hepimizin başına gelmiştir.  yalnış denmesine rağmen doğru olduğunu sanmaya devam etmek.
yanlış olduğunu söylemelerine rağmen , acaba devam etsem neler olur diye düşünmek , devam etmek.
sizi bilmeden rahatsız ettiysem  özürdilerim
 

arinmak

#52
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Sevgili arinmak. Bu çalışma konusundaki hevesini kırmak gibi bir niyetim yok kesinlikle. Lakin Ra bilgilerinin her bir celsesinde geçen belli başlı her konu hakkında fikir yürütüp sonuca varıp bunları bir rehberlik haline getirmek hiç ama hiç kolay birşey değil ve zorluktan da ziyade böyle birşeyi yeterince verimli bir şekilde yapabilmenin pek mümkün olmayacağını sanıyorum. Bu görüşüm belki de benim şu anki bir karamsarlığımdan kaynaklanan bir durumdur ama yine de şu an için bu görüşümü paylaşmış olmak istiyorum. Ra bilgileri kendi içinde de %100 uyumlu veya yeterince bütüncül bir rehberlik değil. Pek çok belirsizlik ve karışıklık da içeriyor. Yukarıdaki soru ve tavsiye isteklerin konusunda paylaşılabilecek görüşleri netleştirmek, doyurucu bir şekilde sonuca bağlamak da hiç kolay değil. Ve böyle birşeyi verimli bir şekilde yapmak çok ama çok uzun zaman alır. Patır-kütür hızlı hızlı geçilmesi ise verimlilik düzeyini çok düşürür ve fazlasıyla kaotik bir durum meydana getirebilir. Ve ortaya çıkacak olan rehberlik, o rehberlikten yararlanması beklenen kişiler için yeterince faydalı olmayabilir.

Aslında sen bu çalışmayı yaparken hem kendine, hem de bizlere bir çeşit yardımda bulunmuş oluyorsun Ra bilgileri konusundaki algı ve bilgilerimizi somutlaştırma, bu konuda ortak farkındalıklarımızı geliştirme konusunda ama inan ne kadar uğraşırsak uğraşalım, Ra bilgileri içinde geçen sayısız önemli temayla ilgili ortak bir anlayışa ulaşmayı boşver, sadece farklı fikir ve algılarımızı doğru dürüst paylaşıp görebilmek bile çok ama çok uzun bir zaman ve emek gerektirir ve ortaya çıkacak sonuç veya belki de sonuçsuzluk bu kadar zaman ve emeğe değmeyecek bir netice olabilir bence. Bu söylediklerimi senin şu anda çabaladığın şeyi engelleme amaçlı olarak söylemiyorum. Dilediğin gibi sürdürebilirsin ve ben dahil herkes elinden geldiğince destek verir. Ama sadece Ra bilgilerine yönelik bir rehber değil de, kendi hayatımız hakkında bildiklerimizi esas alarak bu foruma gelen ve gelebilecek herhangi birine yönelik bir rehber üzerinde tartışıp o rehberi aşamalı olarak oluştursak çok daha verimli bir çalışma olurmuş gibi geliyor bana. Zaten öyle bir rehberde Ra, Pleiades ve Kasyopya bilgileri başta olmak üzere çeşitli spiritüel çeşitli kaynakların üzerinde uzlaştıkları temel bilgilerden de yararlanmak durumunda olacağızdır. Ve hazırlayacağımız rehber sadece dışarıdan yeni gelenlere yönelik değil, kendimizin de pekiştirmeye, hatırlamaya ihtiyaç duydukça gözatıp ilham alabileceğimiz bir rehberlik olması doğal ve güzel bir sonuç olacaktır diye düşünüyorum. Öyle bir rehberliği forumda bir metin veya bir dosya halinde hazırlayabileceğimiz gibi, resim ve video açıklamalarla da destekleyebiliriz gibi geliyor bana. Yani kendi bakış açımızla ve ele aldığımız kaynakların bilgilerine dayalı bir şekilde bir çeşit "Hayat Bilgisi" rehberi oluşturmaya başlayabiliriz kendi aramızda. Ve belirttiğim gibi, bu sadece dışarıdan gelenlere yönelik bir yönlendirme ve temel ilkeleri anlama kılavuzu olmakla kalmayıp aynı zamanda kendi aramızda bilincimizi yoğunlaştırıp artırmamıza yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.

Dilerseniz bu teklifteki önerimi şimdi veya başka zaman ele alınabilecek ayrı bir çalışma fikri olarak da düşünebiliriz. Dilerseniz bu başlıkta sadece arinmak arkadaşımızın başlattığı çabayı da sürdürebiliriz. Belki de bu çabanın devam etmesi çok verimli olacaktır. Bunun kararını hep birlikte vermeye çalışalım.

Size ufakta olsa bir katkı sağlayacağını düşünmemiştim.


dün size ayrıca cevap verecektim , celse konusunu düşünürken unuttum.

ben 1 yıldır ; zaman zaman foruma yazılanları okuyorum.
bazen sorumun cevabı bu diyorum,
bazen yarım bazen tam anlıyorum. Hiç anlamadıklarımda var.
bazen ben böyle düşünmemiştim diyorum ( farklı düşünceyide ekledeyince iyice zorlaşıyor. Benim düşüncem doğrumu yanlışmı onu bile bilmiyorum. )
bazen anladığımı sanıpta ,  zaman içinde yanlış anladığımı görüyorum.


ben ve benim durumumda olanlar ; hangi öğrenme yolunu izlemeli bunun cevabını bulamıyorum.
Normalde 1 hafta içinde okuyup , önemli gördüğüm yerlerin altını çizip , celse celse anlamadığım yerleri yazıp , ilerleyen celselerde cevabı olan soruları eleyip , cevabını bulamadıklarımı sorup 2. kitabada geçebilirdim. ( bu tempoyla 2 haftada bitirebilirsem iyi )


Size cevap yazarken biranda aklıma ;
Aslında siz bana net ve kibarca gidiş yolumunun doğru olmadığını söylediniz , bense görmeyi , kabul etmeyi reddettim. (peki bendeki tereduttun sebebi nedir.)

doğru cevap ; kendi bilgini arttırmadan , kimseye yardımcı olmazsın mı ?
 

bozadi

#53
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen arinmak

Aslında siz bana net ve kibarca gidiş yolumunun doğru olmadığını söylediniz , bense görmeyi , kabul etmeyi reddettim. (peki bendeki tereduttun sebebi nedir.)

doğru cevap ; kendi bilgini arttırmadan , kimseye yardımcı olmazsın mı ?
Gidiş yolunun doğru olup olmadığıyla ilgili çok kesin bir yargım sevgili arinmak. Sadece bana çok zor veya zorlaşabilir, karmaşıklaşabilir bu çaba gibi göründü ama önerdiğim alternatife rağmen başlamış olduğun çalışmayı sürdürme isteğini görünce, buna devam etmenin iyi olacağını düşünüyorum şimdi ben de. Sen kaşındın :) Tıkanıp kalırsan üzülmeni istemiyorum sadece.

arinmak

#54
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

 Gidiş yolunun doğru olup olmadığıyla ilgili çok kesin bir yargım sevgili arinmak. Sadece bana çok zor veya zorlaşabilir, karmaşıklaşabilir bu çaba gibi göründü ama önerdiğim alternatife rağmen başlamış olduğun çalışmayı sürdürme isteğini görünce, buna devam etmenin iyi olacağını düşünüyorum şimdi ben de. Sen kaşındın :) Tıkanıp kalırsan üzülmeni istemiyorum sadece.

Hatamı  anladım ve vazgeçtim.  ( Aslında dünde içten içe anlamıştım. Verilen cevaplar anlamama yetmişti. Devam etme isteğinden kendi mi alamamıştım. O istekte biraz azalma olsada devam ediyor. Hergün azalarak , aklımdan çıkar , gider .  )

Sadece  okumak okumak okumak.

İnsanın hatasından dönmesi için bazen birden fazla kişinin , birden fazla uyarıda bulunması gerekiyor. ( Bknz arinmak )

gösterdiğiniz ilgi ve özveri için  Hepinize çok teşekkür ederim.

Hatamdan vazgeçiyorum.

Tekrar tekrar teşekkürler.
 

bozadi

#55
Bu kararı almana benim doğrudan veya dolaylı bir baskımın (olumsuz nitelikte bir baskı) neden olmadığını umuyorum sevgili kardeşim. Ve yine umuyorum ki, bu kararı almış olman önümüzdeki günlerde, haftalarda veya aylarda çok çeşitli Ra bilgilerini ele almada gerçekten ciddi bir tıkanmışlık duygusu içinde kalıp üzülmeni önlemiştir.

İnan Ra bilgilerine bu kadar önem veren bu forumun pek çok mensubu bile Ra bilgilerinde geçen pek çok farklı konuyla ilgili olarak çok net bir anlayışa ve uzlaşıya sahip değiliz. Ra bilgilerinde geçen tüm bilgiler birbirini %100 doğrulamıyor ve bütünlemiyor. Diğer kaynaklar da öyle. Genel yaklaşım biçimimiz, dikkate aldığımız tüm kaynaklarda birbirini doğruluyor/bütünlüyor görünen ve aynı zamanda sezgilerimizle de şu veya bu ölçüde örtüşen bilgilere dikkat çekip bunlar üzerinde fikir yürütmek.

Ama bu kaynakları ele almaya başlarken kendi yaşadığın sorunları başkalarının yaşamaması için bir tür kılavuz geliştirme isteğini hala çok takdir ediyorum. Sadece, bu çabayı Ra bilgileriyle sınırlamak yerine, hayatımızın geneline dair hem kendimiz hem de başkaları için bir kılavuz geliştirmeye çalışmamızın daha faydalı olacağına inanıyorum. Bu forumda yaptığımız herşey aslında bizi oraya götürüyor. Kendimiz ve isteyen başkaları için bir kılavuz/rehberlik oluşturmak. Bu bir inanç/felsefe aynı zamanda. Giderek somutlaşacak, sadeleşecek, netleşecek. Ra bilgileri kendi başına fazlasıyla karmaşık olabilen bir kaynak. Elbette içinde pek çok kişiye hitap edebilecek hem sade, hem de güçlü felsefi bilgiler mevcut ama özellikle yeni başlayan biri için çok ayrıntı denebilecek konular hakkında, bir kısmı son derece kafa karıştırıcı olabilecek çok sayıda bilgi de mevcut. Tüm o ayrıntılarla uğraşmamız gerçekten çok zor. Sadece kendi hayatımıza bakıp bizi en çok ilgilendirdiğini düşündüğümüz şeylere seçici yaklaşımlar geliştirmemiz daha avantajlı oluyor gibi görünüyor.

arinmak

#56
bozadi 

yorumda bulunanların ortak fikri ; gidiş yolumun yanlış olduğu , bundan vazgeçmem gerektiği ,  son kararın bana ait olduğuyduydu. ( ayrıntılı bir şekilde anlattınız)
Sonuçta zorlama , baskı yoktu. son karar bana aitti. Benim kararımsa , yanlışımı görüp vazgeçmek oldu.

Tek değişiklik ; ilerlerken , gereksiz yere , inatla üzerimde taşımaya çalıştığım ağırlıklardan , yolun başındayken kurtuldum.

Sizlere çok çok teşekkür ederim.



 

arinmak

#57
ra 1. kitabı bitirdim;

1-)celseler ilerledikçe bazı sorularıma cevap bulsamda , cevapsız sorularım artarak devam etmekte.
şunu farkettim , anlamadığım yerleri sorarak ilerlemenin çok zor ve yavaş olacağı. belkide 3. kitapta bulacağım cevabı , şimdi sormak bana mantıklı gelmiyor. ( Düzeltme ; uyarılarınızı , yaşarak test ettim )
ra ve pleiades kitaplarını okuduktan sonra , farklı kaynaklara yönelmenin (ben önce kasyopya celselerini okumayla başlamıştım ) ;
ra , pleiades  ve kasyopya celselerini ; bu 3 kaynağı , 2. veya 3. tekrarımda sorular sormanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.
bu konuda fikir ve tecrübeleriniz nedir ?

2-) Annem , oğlum merak ettim , ne okuyorsun. Kitabı bitirdikten sonra bende okumak istiyorum dedi. Yaşlı kadın , Sağlık problemleri var , saldırıların hedefi olmasınıda istemiyorum. Doğru olanın okuması olduğunu düşünüyorum. Fikriniz nedir ?
 

bozadi

#58
1) Bence ister bu başlık altında, ister uygun herhangi başka bir başlık altında Ra bilgilerinde karşılaştığın ve en çok dikkatini çeken, sorgulamak, tartışmak istediğin konuları paylaşabilirsin arinmak. Sadece, Ra celselerinde karşılaştığımız her ayrıntılı konuyla aynı kısıtlı bir süre zarfında ilgilenmenin zorluğunu vurgulamak isterim. Mümkün olduğunca en genel/temel konularla ilgili tartışmalarla ilgili ortak bir anlayışa ulaşmamız en öncelikli olan şeydir diye düşünüyorum. Elbette arada dikkatimizi çeken bir sürü alt konu başlıkları da olabilir, onları da tartışırız ama genelde önceliği en temel konulardaki olası belirsizlikleri çözmeye ve ortak anlayışımız olup olmadığını kontrol etmeye ayırmamız daha faydalı olacaktır.

Dikkatini çeken herhangi bir hususu bence başka bir zaman sormak üzere ertelemene gerek yok, istediğin zaman gündeme getir. Yani belki daha sonra okuyacağın kısımlarda cevabı vardır diye sormaktan, vurgulamaktan, açıklamaktan, yorumlamaktan vazgeçme. Belirttiğim gibi, sadece zaman içinde, dikkatini çekiyor olabilecek pek çok şey arasında hepimiz için en önemli/temel nitelikte olanlara yönelik bir seçicilik geliştireceksindir, geliştirmektesindir.

2) Bence okumasında hiçbir sakınca yok. Ama her kaynağın kendine göre bazı zorlukları olduğu gibi, Ra'nın da kesinlikle pek çok okuyucu için zorlu, hatta epeyce zorlu tarafları var diye düşünüyorum. O yüzden pek çok kişi bu kitabı okumaya başladıktan nispeten kısa bir süre sonra devam etmek istemeyebilir.

Kendimiz, aile bireylerimiz, sevdiklerimiz, arkadaşlarımız, birbirimiz için yapabileceğimiz en temel, en önemli, en faydalı şeylerden biri hayatımızın önceliklerini gözden geçirmek, bu konuda doğru sıralamayı yapmak, yanlış veya verimsiz sıralamaları uygun şekilde düzenlemek üzere hep birlikte fikir alışverişi yapıp bir ortak çaba geliştirmektir diye düşünüyorum.

Hayatımızda dikkat etmemiz, ilgilenmemiz gereken en öncelikli konuların neler olduğu konusu gündeme geldiğinde ise, hayatın işimizi kolaylaştıran özelliklerinden birine dikkat çekmek isterim: Hangi konularda en fazla veya en derin sorunları yaşıyorsak, yani en büyük, en ciddi sorunlar nerede bulunuyorsa, öncelikle o sorunların varlığını doğrulamak / tespit etmek ve o sorunların beslediği ve beslendiği negatif (yanlış/sorunlu/verimsiz) düşünce ve duygu kalıplarınının doğrularını hatırlayıp bunlar üzerinde odaklanmak, potansiyel gücümüzün biraz daha fazla kısmını o sorunlu alanlara yönlendirmek suretiyle yaşamlarımızı "şifalandırabileceğimize" inanıyorum. Bunları söylerken, sanki ben bu söylediklerimi çok etkili bir şekilde yapıyormuşum veya yapmışım ve yanlışlarımı geride bırakmışım da lütfedip sizlere yardımcı olmaya çalışıyormuşum gibi bir algıya neden oluyorsam, öyle bir algıya neden olacak şeyler söylememde mutlaka kendi egomun büyük bir payı vardır çünkü gündeme getirdiğim şeyleri öncelikle kendi hayatımdaki problemlere yönelik çözümler geliştirme çabam sürecinde gündeme getiriyorum. Temelde kendi problemlerimi çözmeye çalışıyorum. Ama elbette hayatlarımızın temeldeki ortaklığı, özdeşliği nedeniyle hepimizin paylaşımlarının birbirini besleme ve motive etme olasılığına yatırım yapıyoruz biraz da ve bunun çok değerli olduğunu düşünüyorum. Ama sorunlarımız temelde aynı olsa da, hayatlarımızın son derece kendine özgü koşulları vardır ve bu yüzden paylaşımlarımız ve önerilerimiz ne kadar önemli doğrular, öneriler, eleştiriler ve sorgulamalar içerirse içersin, zaman zaman arzulanan uyum ve etkileşim meydana gelmeyebilir veya gelmemiş gibi görünebilir. Sabırlı, anlayışlı ve ümitli olup dertlerimizi, farkındalıklarımızı, eleştirilerimizi, sorunlarımızı paylaşmaya ve karşılıklı yorumlarda bulunmaya devam etmemizin hayırlı olduğuna inanıyorum.

Bu hatırlatmayı yaptıktan sonra yukarıdaki önerimle ilgili biraz daha açıklama yapma fırsatından yararlanmak isterim:

İçinde yaşadığımız dünyaya, yaşananlara, yaşam koşullarımıza baktığımızda, bunların meydana getirdiği başlıca sorunun korku, gerilim, stres, endişe olduğunu görüyoruz. Düşünebiliyor musunuz, keşfedilmeyi bekleyen sonsuz bir evrenin veya varoluşun içinde, bir yıldızın, bir hayat kaynağının etrafında dönen bir kürenin üzerinde birkaç milyar insan olarak bulunuyoruz. Ve yaptığımız, yaşadığımız şeylere bakın! Keşfedilmeyi, sevmeyi, sevilmeyi bekleyen hayatımızın ne halde olduğuna bakın: işkence. Peki hala sonsuz özelliklerini, güzelliklerini, zenginliklerini keşfetmeyi bitiremediğimiz şu güzelim kürenin üzerinde hayatımızı bir korku ve hatta bir vahşet filmine çevirecek ne vardı, neyin bilgisi ve davası vardı da kendimiz, ailemiz, dostlarımız, sevdiklerimizle ve başkalarıyla birlikte bu işkenceyi hayatın normu haline getirdik?!

Dışarıdan nispeten nötr bir bakış açısından, daha doğrusu hayatın güzelliğini, zenginliğini takdir eden ve seven birisi, birileri gelse, şu gezegen üzerinde ne yaptığımıza baksa ne görür? Bir hastalık! Evet, dünya üzerindeki yaşayışa bakın yahu! Bu hastalıktan başka birşey değildir! Bu, keşfedilmeyi bekleyen sonsuz varlığın, sonsuz güzelliğin, sonsuz zenginliğin ortasında tüm bunlara edilen bir küfürden, duyulan nefretten, varoluşa, hayata, sonsuzluğa, sevgiye karşı duyulan öfkeden, nefretten başka neyle açıklanabilir?!

Hayat, bir parçası, birer evladı olan bizlere tüm varlığını sunuyor; keşfedilmek ve takdir edilmek üzere yapabildiği tüm yardımı yapıyor ve bizim şu dünya üzerinde ne yaptığımıza, ne yaşadığımıza bakın!

Kendimize, birbirimize işkence ediyoruz. Hayatı işkenceye çeviriyoruz. Elbette bu işkenceyi tırmandırmaya çalışanlar var, durdurmaya çalışanlar var çeşitli ve değişken miktarlarda, zamanlarda ve koşullarda. Ve bu forumda iletişim kurmaya çalışan bizler de bu anlamsız işkencenin bir an önce durdurulması, bu aptallığa ve bu marazlığa bir an önce son vermek gerektiğine inananlarız ve çabalarımızı bu yönde örgütlemeye çalışıyoruz.

Dünya denen ve hem keşfetmeyi bitiremediğimiz kadar büyük, hem de evrenin ve varoluşun sonsuzluğunda görülemeyecek kadar küçük olan şu kürenin üzerinde içinde kendi ellerimizle yarattığımız koşullar bir hastalıktan başka birşey değil. Sonsuz önemli ve ciddi gösterilmeye çalışılan, bilincimizi çevreleyen, gözlerimize perde kılınan tüm dinsel, siyasi ve diğer ideolojiler ve bunlarla ilişkilendirilen tüm savaşlar aslında o kadar anlamsız ve patolojik şeyler ki hayatın bize esas olarak sunduğu koşulların zemininin üzerinde, işin bu yönüyle bakıldığında dünya üzerindeki genel insan kitlesinin, varolmakla olmamak arasında sürümcemede gidip gelen son derece hastalıklı bir organizma olduğu sonucuna varmamak çok zor bence. Bazen hayatın ne kadar acımasız, sevgisiz, adaletsiz olduğundan dem vururuz. Bana sorarsanız, en azından şu anki bakış açımla diyebilirim ki, hayatın bizim gibi patolojik bir kitle için ne kadar sonsuz bir sabır, özen ve sevgi göstermekte olduğunu göremiyoruz. Elbette bu görüşlerimi genel insanlık kitlesinin genel durumu itibariyle yapıyorum. Azımsanamayacak sayıda insan aslında hayatın güzelliğini, zenginliğini, sonsuzluğunu görme, tatma ve takdir etme konusunda azımsanamayacak bir güdüye sahip. Yani yaşama, var olma güdüsüne sahip. Hayata tutunma güdüsüne sahip. Ama bunun düzeyi de mutlak değil. Zaten hayatı sevip sevmemek konusundaki seçim ve güdü yeterince tam bir noktaya geldiğinde 4. yoğunluk başlıyor. Dolayısıyla bizler halen 3. seviyede bulunan bir varlık kitlesi olarak, yaşamın ne olduğu konusunda hala kesin kararını vermemiş bir kitleyiz. Ve bir parçası olduğumuz insanlık kitlesinin negatif eğilimli kısımları tırmanınca, olumsuz yönde karar almamızı kendi çıkarları nedeniyle isteyen kararlı negatif bazı grupların müdahalelerini de kendimize çekmiş oluyoruz. Ve onlar da dünyada onlarla anlaşma yapan bir kitleyle (İlüminati ve unsurları) birlikte yürüttükleri çabalar yoluyla, dünya insanlığının hayatın, varoluşun sonsuzluğunu, zenginliğini, güzelliğini görmemesi, sevmemesi, onurlandırmaması, aksine nefret etmesi ve ona savaş açması için ellerinden gelen tüm gayreti göstermek suretiyle hayatımızı şu anda her gün şahitlik etmekte olduğumuz duruma getirdiler. Elbette dünya dışından kararını pozitif yönde vermiş gruplar da ilgileniyor insanlıkla, özellikle frekansların elverişli olması nispetinde. Ama mevcut dünya insanlığının çoğunluğu negatifliğe, yani sevmemeye, nefret etmeye, yok etmeye ve yok olmaya epeyce boyun eğdikleri için, negatif grupların etkisi çok daha fazla olageldi insanlık tarihinde ve zaten o tarihsel süreç ve mevcut koşullar incelendiğinde de bunun apaçık gerçekliği görülür.

Ama nasıl sonsuz güzellikleri ve zenginlikleri bize sunan şu gezegen üzerindeki hayatı genel insanlık kitlesi olarak cehenneme çevirmemize rağmen, gezegenimizin yaşam kaynağı olan güneş yok olmuyorsa, bizi beslemeye, ışığını, sevgisini, besinini vermeye devam ediyorsa, aynı şekilde tüm varoluş da tüm eterik ve fiziksel yönleriyle bir bütün olarak aslında bize tüm sonsuz imkanlarını, sevgisini, zenginliklerini sunmaya devam ediyor. Ama dünya denen bu küre üzerinde bilincimiz etrafında öylesine şiddetli patolojik anti-hayat frekanslarının bombardımanına maruz bırakılıyoruz ki, koskoca dünyanın ve sonsuz varoluşun güzelliğini, sonsuzluğunu, sevgisini görüp, sezip onaylamak ve mutluluk ve sevgi duyup birbirimizin sonsuz varoluşsal kudretini ortaya çıkarıp kutlamak yerine hayatımızı bir işkence modunda sürdürmeye devam ediyoruz.

Genel dünya insanlığını geçerek bizim gibi tüm bu resmi benimseyemeyen, durumun hastalıklılığını gören ve bundan tiksinenler için sonuç; Korkuyoruz. Feci şekilde korkuyoruz doğal olarak. Dipsiz görünen bir endişe çıkmazı içindeyiz. Ve durumun sağlıksızlığını, patolojikliğini, psikopatlığını söyleyemiyoruz, sorgulayamıyoruz bile. Bizim için sonsuz denebilecek zengin kaynaklara sahip bir gezegenin üzerinde, sonsuz hayatın/varoluşun evlatları olarak "geçimini sağlamak" diye bir dert öylesine musallat edilmiş ki bizlere, bir enkarnasyon süreci içinde kafamızı kaldırıp da dünyayı, evreni, varoluşu, hayatı, onun zenginliğini, sonsuzluğunu, güzelliğini, sevgisini keşfedip paylaşacak, kutlayacak imkan bulmak bile feci şekilde zorlaşıyor. Hayatımızı "borçlar" yönetiyor. "Ekside" (-) olmaya, yok etmeye ve yok olmaya zorlandığımızın basit bir göstergesi olarak. Düşünebiliyor musunuz, sonsuz zenginliğin içinde, kaynakları aslında bizim boyumuzu fersah fersah aşan bir gezegende, varlığın ortasında "yokluk" terörüne maruz bırakılıyoruz. İşkenceye bakar mısınız?!

Doğru dürüst örgütlenemiyoruz. Örgütlenmeler, dayanışmalar da feci şekilde ideolojikleştirilmiş. Yani gayet evrensel/varoluşsal birer realite olarak doğruyu, iyiyi, güzeli ille de dünyevi bir dini veya siyasi ideolojinin "gözlüğüyle" bulmaya ve savunmaya zorlanıyoruz. Bu durumun nedenlerinden birinin şu olduğunu düşünüyorum: BH eğilimimiz KH eğilimimizden daha istekli, daha samimi ve güçlü olsa bile, hepimiz bu koşullarda pek çok negatif düşünce, duygu ve davranış koşullanmalarını/programlarını beslemeye, oluşturmaya ve sürdürmeye devam ettiğimiz için ve dolayısıyla miktarsal/teknik olarak halen KH varlığı (daha doğrusu KH alemi mensubu) niteliğinde olduğumuz için, bu durum bizlerde bir suçluluk psikolojisi meydana getiriyor. Bataklıkta oynayıp kirlenmemek nasıl mümkün değilse, bu yaşam koşullarımızda psişik/bilinçsel kirlilik ve hastalıklar, virütik zararlı düşünce/duygu/davranış kalıpları geliştirmek de bunun doğal sonuçlarından biri haline geliyor. Ve seçim realitesinde BH'yi daha fazla istesek bile, KH yönlerimizin suçluluğu, kirliliği, masum olmayışı, tembellikleri, duyarsızlıkları, düşkünlükleri maalesef ciddi bir kompleks meydana getiriyor. İşte, o yüzden iyilik, doğruluk, güzellik adına ortaya veya öne çıkmak da göründüğünden çok daha zor hale geliyor. Çünkü insan iyilik adına iyilik, güzellik adına güzellik, doğruluk adına doğruluk için birşeyi savunmak üzere öne çıktığında samimiyet adına ciddi bir kompleks duyabiliyor çünkü hepimiz kötülüğpe, çirkinliğe, yanlışlığa da defalarca bulaşıyoruz bir yönüyle kaçınılmaz ve dolayısıyla doğal olarak. Ve dolayısıyla da "yargılanmaktan" korkuyoruz. Çelişkilerimizle yargılanmaktan korkuyoruz. Kendini ve başkalarını aldatıyor görünmekten, öyle bir yargılamaya maruz kalmaktan, özellikle de yargısız infaza maruz kalmaktan korkuyoruz. O yüzden de iyiliği iyilik adına, güzelliği güzellik adına, doğruluğu doğruluk adına, adaleti adalet adına talep etmekten, savunmaktan bunun için mücadeleye girmekten, buna adanmaktan korkuyoruz. İşte bu yüzden de, iyiliği, doğruluğu, güzelliği, adaleti daha "dolaylı" yollarla savunmak, aramak, mücadele etmek daha "makbul" hale geliyor. İdeolojiler de tam bu noktada önemli bir tercih olarak karşımıza çıkıyor. İdeolojiler elbette ille de KH'ye hizmet etmek zorunda değil ama insanlar kendi ideolojilerine, o ideolojinin özelliklerine, geçmişine, bugününe kaçınılmaz olarak bulaşan KH'likleri eleştiri konusu yapmada çok zorlanıyorlar. Daha doğrusu ideolojileri takip eden "Global" bazı aktif KH güçleri, tüm ideolojilerin yönetimlerine mutlaka ajan sokuyorlar veya birilerini mutlaka etki altına alıyorlar ve aslında tabanı tarafından pozitif bazı idealler uğruna mücadele vermesi beklenen ideolojilerin kendi yapılarında mevcut şiddetli bazı negatif niteliklerinin, hatalarının, yanlışlarının öz-eleştiri ve şifalandırma konusu yapılmak yerine, "aklanmaya" ve sanki o negatiflikler "doğru" ve "savunulabilir" şeylermiş gibi zihinsel programlar yapılmaya çalışılıyor ve bunda da çok etkili olunuyor genellikle. İdeolojileri yönetenlere global ve ulus bazında hakim bazı KH güçleri tarafından öylesine baskı ve rüşvetler (sopa ve havuç) sunuluyor ki duruma göre, ideolojik hareketleri yönetenler adanmış KH güçlerinin baskılarına ciddi oranda boyun eğmek ve kendi benimsedikleri hastalıklı düşünce kalıplarını tabanlarına da "emzirmek" üzere ciddi bir çaba gösteriyorlar. Böylece ideolojilerin kitleleri bizzat kendi ideolojik yöneticilerinin kurbanları oluyorlar, kısır nefret döngülerine sokuluyorlar. Yoksa Atatürkçülüğün de mükemmel BH eğilimli yönleri var, İslamcılığın da, Milliyetçiliğin de, Sağcılığın da, Solculuğun da, Sünniliğin de, Şiiliğin de, Aleviliğin de, ve Ateizmin de! Ama dünyada egemen Global KH güçleri, ideolojilerin BH eğilimli yönlerini yukarıda belirttiğim yolla ve çeşitli başka yollarla "bloke" etmek için çok büyük yatırımlar yapıyorlar ve bu blokajlardan dolayı biriken atıl enerjinin neden olduğu gerilim ve patlamaları da ideolojiler arası mücadele ve savaşlara evirme konusunda çok yetenekliler. Bu kısır döngünün ciddi ölçülerde devam etmesinin başlıca nedenlerinden biri de, yukarıda belirttiğim gibi ideolojik kitlelerin de sonuçta bir sürü KH özelliklerinin olması. Suçluluk, çıkışsızlık, çözümsüzlük duygusu nedeniyle nefretlerinin tırmanıp psikopatlaşmaya veya kendileri adına işlenen psikopatiye göz yumabilecek ve hatta bunu savunabilecek hale gelmeleri.

İdeolojilerin olumlu ve olumsuz yönleriyle ilgili bu tartışmaları daha geniş çaplı olarak yapabilmemiz gerektiğine inanıyorum.

Şuraya gelmeye çalışıyorum: Tüm bu negatifliklerin, kızgınlıkların, korkuların, çıkışsızlıkların, suçluluk duygularının, acizliklerin, endişelerin ortasında, durup aslında bilincimizi çevreleyen tüm olumsuzlukların varoluşun sonsuzluğu, iyiliği, güzelliği, sevgisi karşısında ne kadar küçük ve aptalca şeyler olduğunu hatırlayıp, tüm kirliliklerimize, suçluluklarımıza, tembelliklerimize, düşkünlüklerimize rağmen cesaret edip varoluşun iyiliğine, zenginliğine, sonsuzluğuna ve bizim onunla olan özdeşliğimize "iman" etmeyi deneyelim. Bunu zaman zaman zaten yaptığımızı, ama bunu artık daha bilinçli ve disiplinli bir şekilde yapmaya ihtiyaç duyduğumuzu hatırlayalım. Dünyada gözlerimizin etrafına perde kılınmaya çalışılan aptal negatifliklerin bizi varlığımızın özü olan sonsuz evrenin sonsuzluğundan, güzelliğinden, adaletinden bilinçsel olarak koparmasına izin vermeyelim. İnatla varoluşun iyiliğine, görkemine, sonsuz güzelliğine bakalım, hatırlayalım, mutlu olalım, güç ve moral bulalım ki adanmış KH ajanlarının açtığı çukurlara düşmeyelim, bunları aşalım.

K'lar 4. yoğunluğa mezun olabilmek konusunda verdikleri bir örnekte, bisiklet sürmeyi öğrenmek için bisiklet sürmeyi biliyor olmak gerekmediğine (buna benzer) dair bir örnek vermişlerdi. Bir şekilde "süreç" meselesine vurgu yapmışlardı. Niyet, sabır, çalışma, disiplin, örgütlenme, dayanışmaya vurgu yapmışlardı.

İşte, ben de yukarıdaki önerilerim veya daha doğrusu "hatırlatmalarım" bağlamında bunu vurgulamak istiyorum. Bizler henüz "gerçekten/kesintisiz" iyi, doğru, güzel, adil değiliz 3. yoğunluk öğrencilik sürecimiz bağlamında, her ne kadar varlığımız bu potansiyele dayalı olsa da. Dolayısıyla bizler iyilikten, adaletten, güzellikten, doğruluktan bahsederken, bunları savunurken, sanki bunlara tamamen ermiş ve benimsemiş olmamız gerekiyormuş gibi bir kompleks içinde olmayalım. Biz bunları istiyoruz, savunuyoruz ve bunlar için mücadele veriyoruz, evet, ama bunlar bizim hayatımızın mutlak ve kesintisiz gerçekleri haline geldiği için değil, "gelmesi için" çaba gösteriyoruz. Üstelik de, zaman zaman tüm bu pozitif kavramlara epeyce uzak da düşebiliriz, negatif kavramların bataklığında sürünmek zorunda da kalabiliriz. O pozitif realitelere inancımızı ciddi ölçüde kayıp da edebiliriz. "İnancın", "ümidin" önemi de bundan kaynaklanıyor sanırım. Etrafımızdaki koca bir dünya adeta bizi iyiliğin, doğruluğun, güzelliğin, sonsuzluğun, zenginliğin varlığına inanmaktan caydırmak için yırtınırken ve bu konuda azımsanamayacak bir başarı elde ederken, kötülüğü, zararı, hastalıkları, işkenceyi ve köleliği "norm" haline getirmeye çalışırken, ısrarla iyiliğin, güzelliğin, doğruluğun, adaletin evrenin ve hayatın gerçek ve sonsuz doğası olduğuna dair inancımızın peşinden gideceğiz. Ve onu bulacağız. Her yerde ve hatta içinde bulunduğumuz cehennemin ortasında bile mevcut ve erişilebilir olanı bulacağız. Bu kadar basit olan birşeyi görmekte, bulmakta ve kullanmakta çektiğimiz zorluktan dolayı suçluluk ve aptallık kompleksine boyun eğmeyelim.

İnanç pratiklerimizi somutlaştırabilmemizi öneriyorum bir şekilde. Ka arkadaşımız örneğin bazı görsel çalışmalar yapma konusundaki yeteneğini ve bu konuda çabalarımıza yardımcı olma niyetini paylaşmıştı. Benim bu konudaki tek itirazım veya şahsi talebim/ricam, çabalarımızın "konusunu" basitleştirmemiz doğrultusundadır. Her ne çalışmalar yapacaksak, en önce en basit ve ihtiyaç duyulan şeylerden başlamak gerekiyor. Bu demek değil ki çeşitlilik olmasın, birden fazla konuyla ilgilenilmesin, dolaylı denebilecek konular ele alınmasın. Hepsi güzel, hepsi değerli, hepsi çok önemli aslında. Ama güçlü bir çalışma başladıktan sonra en büyük hareket kanalımız haline gelirse, onun etrafında akmamız icap ederse, bazı daha temel farkındalıklardan ve ihtiyaçlardan kopma, unutma riskinin olabileceğini düşünüyorum çünkü bir hareket çok kalabalık bir kitlenin "malı" haline geldiğinde, artık orada merkezi bir kontrol ve düzenleme mümkün olmayabilir. İşin kontrolü elimizden kaçabilir. Kitle yeterince donanımlı ve adanmış bir kitle olsa elbette merkezi bir kontrol veya rehberlik dayatmamıza da gerek olmazdı, kitlenin kendi ruhu gerekli tüm kontrol ve rehberliği kendi kendine sağlardı bir şekilde ama maalesef global KH güçlerinin "ideolojiler" konusunda başardığı şeyi bizim bu tür bir çabamızda başarması ve bir hareketi esas niyetinden uzaklaştırması işten bile değildir yeterince dikkatli, akıllı, sakin, disiplinli ilerlemezsek.

Bu konuda en başta mevcut çekirdek kitlenin bazı esaslar konusunda iyice anlaşmış, ortak bir anlayış ve eylemselliği geliştirmiş olması gerekiyor. Daha çekirdek aşamasında bile henüz kaos egemense, çabamızın parçalarından biri yoluyla hareketin kontrolsüz bir şekilde, çığ gibi (nispeten tabi) büyümesi durumunda kaosun da büyüyüp yıkıcı ve yozlaştırıcı hale gelmesi çok kolay olacaktır.

O yüzden kendi aramızdaki felsefi uyum ve ortaklığımızı güçlendirebilmenin yollarını tartışmamızı öneriyorum. Yukarıda felsefi bir farkındalık örneğini tanımlamaya çalıştım. Bu temel konular üzerinde daha fazla durur ve bunun lezzetini hep birlikte paylaşır, bunu artırırsak, aramızdaki uyumun ve geliştirebileceğimiz herhangi bir hareketin yapıcı, faydalı bir şekilde ilerlemesi de o kadar mümkün olacak diye düşünüyorum.

Bir kılavuz hazırlayabilmeliyiz kendimiz için. Aynı zamanda isteyen herkes için. Felsefi kılavuzumuzu / kitabımızı hazırlama süreci, ki bunun için de acele etmemeliyiz bence, ama başlamalı, adım atabilmeli, disiplin geliştirebilmeliyiz, sağlam bir çekirdek oluşturmamızın yolu gibi görünüyor bana.

bozadi

#59
Uzun uzun yazmak için plan yapmıyorum çoğu zaman. Akış sırasında öyle denk geliyor ama uzun mesajlar yazma sürecimde meydana gelen sorunlardan biri, kafamdaki pek çok şeyi aceleyle ve stresle yazıya dönüştürmeye çalışırken aşırı uzun ve takibi zor ve bazı durumlarda anlam düşüklüğü olan cümlelerin meydana gelmesi. Yukarıdaki mesaj içeriği de aslında biraz "düzenleme" yoluyla çok daha makbul hale gelebilir ama çoğu zaman bunu yapmıyor veya yapamıyorum. Ama tekrar okuma durumunda sıkça mesaj içeriğine tekrar girip bazı düzeltme ve değişiklikler yaptığım oluyor. Ama yönetici statüsünde mesajın içeriğinin değiştiğine dair mesajın en altında bir uyarı çıkmıyor veya yeni bir mesaj yayınlanmış gibi ana sayfanın altında "en son yayınlanan mesaj" olarak görünmüyor bu tür düzenleme ve değişiklikler. Bunun avantajları ve dezavantajları var. Çok da önemli değil ama sonuçta hep birlikte kendi bilgi ve rehberlik kitabımızı yazma sürecinde elbette metinlerimizi iyice bir düzenlemeden geçiririz, eğer gerçekten öyle birşey yaparsak.