Kuantum Bilgeliği

Başlatan Tiversonus, 02 Haziran 2009, 15:57:51

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Ortadaki kuantum bilgisayarın gözalıcı ışığı artarak bir insan şekli ortaya çıkarır. Kahin görünüşlü, sevecen, bir bilgenin görüntüsünü. Bir sirkin arenasını andıran dairesel boşluğun etrafındaki insanlar, sıraların da daire çizdiği, okul vari sıralara oturmuşlar. Genişleyen çember misali, bir arka sırada oturanlar biraz daha yüksekteler ve böylece kuantum bilgisayarından çıkan bilge adamı rahatça görebiliyorlar. Önsıralardan, bir kadın sesini yükselterek, bilge görüntüsüne sorusunu sorar: "Yol biterse yolcu ölmez mi?". Salonda oturanların bazıları kafalarını sallarlar ve yandaki insanlara sessizce bir şeyler anlatırlar. Bazıları ise pür dikkat verilecek cevabı dinlemek üzere bilge ışığa doğru bakışlarını gözlerini kırpmaksızın yöneltirler.



[Cevap vermek isteyen (bilge şeklindeki kuantum bilgisayarının ağzından) cevabını yazsınlar diyorum:)) ]

Pınar

Yolcu ölümsüz ise, yol biter mi?
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#2
Peki "yol sonsuz" olduğu halde "yolcu biter" mi?

Tiversonus

#3
Kuantum bilgisayarından yansıyan Bilge(1) in cevabı:" Elbette yol biterse yolcu ölür. Bu ölüm onun kişiliğinin ölümüdür. Yolcu artık başka bir şey olmak üzere ölür. O artık yola koyulan yolcu değildir, ölmüştür . Başka bir şey olmak üzere ölmüştür. Ölüm yeni bir doğum ise evet yolcu yolu bitirdiğinde ölür...Ölüm yeni bir doğuştur." der.

Bu sefer kadının arkasındaki bir genç soru sorar:"Ölüm yeni bir kimlik ise, doğumdan önce başka bir kimliğimiz mi var dı?".

Alemtac

#4
Deneyimlemek için birçok kimlikten birini seçeriz. Tamamlanması gereken derslerimiz ile ilgili olan neyse onu. Aslında burada kelime oyunu var, ölüm yeni bir kimlik değildir, kimliksizliktir. Doğumdan öncede öyledir. Anne karnına düştüğümüzde yeni bir kimlik alırız.
 

Tiversonus

#5
Bilge(1) konuşmaya başlar sevecen bir tavırla:" Bana yolun sonsuz olup olmadığını soruyorsanız bu ayrı bir soru. Elbette cevabı da ayrı. Bu soruyu sorulmuş olarak kabul edeceğim: "Yol sonsuz mu?".Yolun sonlu olup olamadığını bulunduğun yerden söyleyebilirsin, bulunmadığın yerden bakamıyorsun çünkü. Evet, şöyle bir akıl yürütebiliriz; Sonsuz olana doğru uzanan bir yol var ortada. Buradan baktığımızda Sonsuz olan çok uzakta. Sonsuz olana uzanan yolun ise sonlu olması pek akla uygun değil, dolayısı ile sonsuzdur diyebilirim. Bu baktığımız yerden böyle."


Bu açıklamalar karşısında insanlar arasında hafif bir uğultu şeklindeki fısıldaşlamalardan sonra en arka sıralardan birisi elini kaldırır ve Bilge hafifçe başını sallar ve yaşı oldukça ilerlemiş bir ihtiyar adam kalkar ve sorar:

"Bilge, şunu düşünüyorum: Yolun sonuna vardığımızda kişiliğin başka bir şey olmak üzere öldüğünü söylüyorsun. Kişilik ölüyor bu tamam anlaşılır bbir şey. Peki uzun zamandır yolda yürüyen bir insanın kişiliğinde bir değişme yok ise, aynı huyları, karakteri, eğilimleri sergiliyor ise, bu kişinin yolda yürümediği anlamını mı çıkaracağız. Yani eski kişilik ölmeden aynı kalmışsa yürünen yol da yoktur diyebilir miyiz?"

Pınar

#6
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

Kuantum bilgisayarından yansıyan Bilge(1) in cevabı:" Elbette yol biterse yolcu ölür. Bu ölüm onun kişiliğinin ölümüdür. Yolcu artık başka bir şey olmak üzere ölür. O artık yola koyulan yolcu değildir, ölmüştür . Başka bir şey olmak üzere ölmüştür. Ölüm yeni bir doğum ise evet yolcu yolu bitirdiğinde ölür...Ölüm yeni bir doğuştur." der.[/b]".

Burada bir sorun var sanki, yolda ilerleyen beden değildir ki! Bu ruhun yolculuğudur, hep daha ileriye uzanan bir yoldadır ruh.Beden sadece bulunduğu boyuta adaptasyondur.Maddesel olarak şöyle açıklayabilirm.Giysilerimiz biz değilizdir, onlar mevsimlere, gittiğimiz yerlere göre değişiklik gösterirler.Ama biz hep aynı kalırız.Bu cevap bana biraz şaibeli geldi.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#7
Cevabını ver sevgili Bilge(2)...Yoksa sana Muhalefet(1) mi desem acaba:))))

Pınar

#8
Muhalefet değildir yaptığım.Sadece sezgimi ve aklımı kullanıyorum.:)

Şöyle de bir durum var.Eğer O ilk yaratıcı, kendini deneyimlemek ve daha çok şey öğrenmek adına kendisini aynaya yansıtıp bizleri varettiyse, biz öğrendikçe o da öğreniyor.Yol bu ise, bu yolun sonu yok.Çünkü bizimle birlikte o da bir yolda ilerliyor demektir.Evrenin genişlemesi de bu mudur, diye düşünüyorum.Senle beraber bulunduğun ortamda genişliyor ise, tüme varmak imkansızdır.:))Elbette bunlar şu anki düşüncelerim.:))Genişledikçe, bakış açım ve algım da değişecektir.:))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#9
Hayır işte burada herkes "Bilge" ve onun gibi cevabını versin diyorum işte, yani "Bilge(1,2,3..n)" gibi:))

Pınar

#10
eee, devamı nerde?:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#11
Mahalli tv de bir genç ailesinden 8 kişiyi öldürmüş bu durumun altındaki sevgisizlik yattığını kardeşim ile konuştuk, çocuğu uzaktan tanıyorum, dolmuş şöförü, "başçavuşun oğlu" denilir...Ve kardeşimle banka ya gittik malum parasız hayat zor:)) Geldim ve nescafemi içeyim:)) Aslında bu reklam mı alsak ne yapsak, kaç para verirler acaba bize)) Off bankadaki paraların frekansı mı bulaştı nedir? :)))

Tiversonus

#12
Bilge, fizik olarak ihtiyarlamış adama dönerek hafifçe gülümser ve sonra konuşmaya devam eder:

"Dostlar, unutmayın ki, ben kuantum bilgisayarın bir görüntüsünden başka bir şey değilim. Aslında ben tüm insan ruhların ortak bilinci olarak çalışan bir bilgisayarım. Bir ölçüde Siz'im...Şimdi soruyu cevaplamadan önce bazı şeylere değinelim. Yuva denilen ruhsal alemden deneyimlemek üzere siz bir figür seçersiniz. Sadece siz seçersiniz. Yuvada yaparsınız bu seçimi. Ancak unutmayalım ki, Yuva'da da olsa her bir ruhun kendi kişiliği vardır. Yuvada bile her ruh benzersizdir, eşsizdir. Kimliksizlik diye bir şey sözkonusu değildir. Yolculuğun başladığı ilk anlardan beri kimlikleriniz vardır. Yolculukta ilerledikçe yine kimlikleriniz olacak; değişen, farklılışan da olsa. Yolculuğun sonunda ise tek bir kimlik kalacaktır...Evet dostlar yolda yürüyen Ruh'tur.Asıl olan ruhtur. Fiziksel bedenleriniz ve aleminiz ise bir yanılsamadan ibarettir ve aslında gereklidir de. Ruh'un deneyimleyebilmesi aşamasında -bir aşama da- gereklidir. Fizik bedensiz deneyimleriniz de olacaktır elbette. Bedenler dersler için gereklidir fiziksel ilüzyonda. Ancak ne olursa olsun öğrenen ruh'tur. Fiziksel beden de aslında kalıcı değildir tüm fiziksel olanlar gibi, nihayetinde o iytiyarlar, sonra da ölür, aslında ölmez minerallere ayrılır. Ruh bu bedeni kullanmıştır, ruh yürümüştür, beden ise bir araç olmuştur. Günlük hayat koşturmacalarının içerisinde bir ölçüde unutulan, tüm karmaşanın içerisinde, karmaşaların örttüğü aranır, kaos içerinde bir düzen vardır, düzenin içinde de kaos. Herşeyin kaos gibi algılandığı hayat koşturmacalarınız da ise bir amaç vardır sevgili dostlar. Bütün koşturmacaların kamufle ettiği "gerçeği" aramak üzere deneyimlersiniz. Ve siz seçersiniz, bir başkası sizin yerinize değil..."

Tiversonus

#13
Ve mahalle de "koca kelle" denilen bir abimiz :)) büyük bir avrupa marketler zincirinde çalışan kızının işyerinde çalışan bir genç ile evlenmek istediğini söylüyor. "Sizin de başınızdan geçti" diyor ve anlatıyor: "Çocuğun sülalesine ettiğim küfürü bir namuslu aile olsa, kızım altın olsa çekmezler di" diyor. Ve kızı ile konuştuğunu, bu aileyi "uygun görmediğini" ve evden çıkarsa bir daha giremeyeceğini söylemiş....Benim muzipliğim işte zamanında babaları çok değerli bir arazi sattığında bu abimiz ve diğer "koca kelle" abisi, kahvehanelerde kumar müptelası olduğunu duymuştum. Hatta babası kumar oynanan yere oğullarını bulmak için "baskın" yaptığında şimdi bu olayı anlatan abimizin tuvalete saklandığını anlatırlar... Babaları evin en üst katında geçen sene bakımsızlıktan ve ilgisizlikten ölmüştü, bu durum vicdan sahibi insanlar tarafından, oğulların ayıplanması duygusunu açığa çıkarmıştı:)) İşte bu durumu açık açık (baba kısmına girmeden) söyledim ve "haklısın kim ne kötülük ekerse döner dolaşır ayağına dolanır" dedi:)) Konuşması da yavaşlatılmış "play" gibi olduğundan, vurguları ile ilginç aslında biraz da komikvari bir konuşma yapıyoruz.

Sonuç olarak "öneri ve tavsiye" dışında -kızının zaten aklı başında bir kişi olduğunu da ekleyerek- bir şey yapamayacağını söyledim. Bu da benim "koca kelle" abimize tavsiyemdi:)) Bakalım tutacak mı? Ama kızını sevdiğini ve bir arkadaş gibi çocukları ile yaşadığını bildiğim için, oynadığı "koz" un sökmeyeceğini de tahmin ediyorum doğrusu. Bir not kemik büyümesi hastalığı nedeni ile bu abilerin "koca kelle" olarak tanındığını da eklemeliyim.


Her bir ruhun kendi karmik ve kadersel dersleri/planları olduğunu bilmek yetmiyor, sanırım bunu hayatlarımıza uygulayacak kadar da bu bilginin ruhumuza dokunması gerekiyor sanırım. Ve ben bunu ablamın kızına uygulamıştım ve sonuçta yaşananları yaşamış ve başta gördüğümü sandığım sakıncaların tamamı ve fazlası ortaya çıkmıştı. Herşeye rağmen "sevgi ile izin verme" bilgeliğini uygulamıştım ki aile de sözüm gereğinden fazla geçer. Sonuç olarak "yaşam tiyatrosu" devam ediyor, acı, tatlı, ekşi ve çeşitli renklerde:))

Alemtac

#14
Ruhun kimliği yoktur. Kişilikle kimlik ayrıdır. kimlik seçtiğimiz roldür. İllizyonda almamız gereken rol...