kırmak-kırılmak

Başlatan Seferihan, 06 Ocak 2010, 00:12:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Seferihan

BİR TASAVVUF BÜYÜĞÜNE ... Tasavvuf nedir?' diye sorduklarında, 'incinmemek ve incitmemektir' buyuruyor. Demek ki tasavvufun özü, cümle varlığın birliği ve kardeşliğidir. Yani kime kırılacaksını...z her şey Allah ise, her yerde Allah tecelli ediyorsa. Şimdi birisi bana şöyle diyor. ' Acaba yalan söyleyende, kötülük edende Allah'ı nasıl göreceğiz?' Peki, yalan söylemek ya onun cüzi bir haliyse, hakikati değilse, üzerinde arıziyse, sen ondaki güzelliği görmeye çalış. Yüce sultan Niyazi Mısri ne diyor? 'Ayın, yani insanın Allah'a bakan yüzü daima tandır. Ama sen ayın kendine bakan yüzüyle, meşrebiyle meşgul olduğun için onu eksik ve hilal halde görüyorsun.' O halde insanı Allah'a bakan haliyle ölç, bu dünyadaki haliyle ölçme. Onun cüzi hatalarına göre onu değerlendirme. O insandan sana bir itiraz, bir kötü muamele geliyorsa da memnun ol, bir hatamı ödüyorum de. Öyle demiyor mu yüce sultan Hasan Basri? Çok büyük iftira etmişler Hazret'e. Demiş ki, 'amel defterimdeki günahları kendi amel defterine alma lütfunda bulunmuşlar.' O halde başkasının hakareti veya bizi aşağılaması, bizim aşağılanmamıza sebep olmaz. O Allah'tan bize bir ihtardır. Belki bir hatamızı ödüyoruzdur ya da çok şükür belki onun indinde derece alıyoruzdur. O halde kırmamak, kırılmamak gerekiyor. Kimi kıracağız, Allah'ı mı kıracağız? Kırılmamak, kimden kırılacağız? Allah'tan mı kırılacağız? Bu hal, Anadolu insanında tasavvufla beraber yaşamış, beslenmiş ve gelişmiştir. Anadolu insanı, tevazu sahibidir. Anadolu insanı, hoşgörülüdür. Herkesi ve her şeyi sever. Kimseye kırılmamaya dikkat eder. Bunu yapamadığımız zaman belki de madde ilminin çok fazla tesirinde olduğumuz zamanlar, kendi hakkımızı korumalıyız, diye yetiştiğimiz zamanlar bunu yapamayız. Ama Allah aşkıyla yetişmiş Anadolu insanı bizim hakkımızı koruyanın Allah olduğunu bildiği için, kendi kendinin hakkını korumak diye bir derde düşmez.Devamını Gör