Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

İçsel Diyaloglar

Başlatan Aoibheann, 31 Ocak 2017, 06:48:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aoibheann

Yani gerçek dediğin nedir ki 'sevgili dostum' takma kafaya. :D
Evrenin kendine ait işleyişi düzeni var. Karşı gelmek yerine akışına/akışa bırakmalısın. Dalgaya karşı gelmeye çalışan çakıl taşı olacağına dalganın kendisi ol. Bir süredir bunu yapıyorum. Dışarıdan bakıp dalgaya uyuyorum. Ölüm bir son değil yaşanan acılar sadece fiziksel. Bunu fark edince bakış açım o kadar değişti ki. Resmen, nerdeyse'evrene sevgi verin' diyen new age dallamalarını anlıyabiliyorum . Mutlak tek his, dışarıdan içeri baktığında oluşan tek his iyisiyle kötüsüyle var olanı kabulleniş oluyor. Bir kez kabullendiğinde de içinde kalan tek şey bütüne olan sevgi oluyor. Bu delilik değil hayır. Bu bir özgür bırakma bir rahatlama bir farkındalık. Bilemiyorum. Gerçi son günlerde bildiğimi de bilmediğimi fark ettim. Çok yakın bir arkadaşımın kan kanseri olduğunu öğrendim geçen hafta ve üzülmediğim için kendimi suçladım bir süre. Üzülmedim çünkü eğer ölürse bu sadece bu gerçeklikte ki silinişi olacak. O hala bir yerlerde yaşamaya devam edecek. Onu hissedeceğiz çünkü hiç yok olmayacak. Yine de kendimi pislik gibi hissediyorum. Sanırım bu genlerime yazılmış bir kod. Üzülmem gerektiğini söylüyor dürtüyor ama orada boşluktan başka birşey yok. Bu da beni korkutuyor.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Aoibheann

#1
Tanrı kavramını biraz açalım zihnimizde. Nedir 'tanrı'? Tek bir kavram ama pek çok sonuç çıkıyor. Bu nasıl mümkün. Tanrı tek bir mevcudiyet değil mi? Yaratılmamış yaratan ya da elohim ya da kaos. Neden herkesin kafasında farklı bir tanrı imgesi var ki? Nedir kafaları karıştıran? Tanrıyı aramak için içimize bakmamızı söyleyen söze ne oldu? İçimde ki tanrı bana kendini tanıtıyor. Var eden,  yok eden. Şekillendiren ve eriten. Algılanan ve Algılanmayan. Bütün ve Parçalanan. Aynı anda ölen ama yeniden canlanan. Sürekli devinim halinde ki bir kaos. Yunanlılar ismini kaos koyarken yanılmamış sanırım. Tek farkla. Kaos karmaşayı ifade eder. Oysa tanrıda ki kaos daimi hareketi simgeliyor. Onda akılları karıştıran düzensiz ritim yok. O kalp atışı gibi düzenli ve canlı. Belkide kalp ritmimiz onu temsil ediyordur. Bize onun ritmini hatırlatıyordur.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Aoibheann

#2
Bir süredir aklımda olan bir hadise bazı ölümleri öngörmek. Şu ana kadar 4 kişiyi hissettim ve üçü öldü. Dördüncü de kanser. Bilemiyorum. Azraille yakın diyaloğumuz var sanırım. Beni önceden hazırlıyor. Gerçi ölüme karşı hissizleştim. Kötücül anlamını yitirdi benim için. Hatta azrail ile kanka bile olabiliriz. Sanırım şu dünya da onu seven bir avuç kişi var. Ölüm bence hak ettiyi saygıyı görmüyor. Oysa bir laf vardı. Ölümü bilseydiniz hemen ölmek isterdiniz. Böyle bir şeydi sanırım. Geçmiş yaşamımda bir kaç intahar teşebbüsüm oldu. Sona çok yaklaştığım anlar. Ama düşündükçe korku hissediyorum. Oysa küçücük rüyada öldüğümü gördüğümde yoğun bir sevinç hissetmiş hatta şiddetinden titreyerek ağlamıştım. Sanırım bu ölüme karşı hissettiklerinizle alakalı. İntahar ederken korkuyla çaresizlikle ölümü arzularsınız. Ama gerçek ölümde onu kucaklarsanız o da sizi kucaklıyor. Çok mu bahsettik ölümden? Ama bence en saygıyı hak eden kavram o. Yaşlı ölüm.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Aoibheann

#3
Zihnimi dün gece dürttüm. "Neden beden seçtin?" Dedim . O da karşılığında bana bir anımı sundu. Beş yıl kadar önce bir süreliğine hissizleşmiştim. Hatta etimi şişleseniz dahi acı hissetmeyecek durumdaydım. Panik olmalıydım bir şeyler hissetmeliydim bunu biliyordum ama içerisi koca bir boşluktu. Sanki karadelik gelip hepsini süpürmüştü. Şimdi neden bedenlendiğimi anladın mı dedi. Sevmek, sevilmek, kıskanmak, üzülmek, ağlamak, acı çekmek küçücük yaşama pek çok şey sığdırıp doya doya kanmak. İşte bu sebebi. Ona hak veriyorum. Tam da benim yapacağım şey. Yine de ruhlarda olgunlaşıyor.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

gerçek tosun paşa

#4
Kendini açtığın için teşekkürler. Rüyalarda kendi ölümünü görmek ve üzülmek,ağlamak kişinin kendini çaresiz ve acınası hissetmesi durumunda ki bir psikolojiyle ortaya çıkıyor. Öncelikle hepimizin yapması gereken ilk şey kendimizi tanımak ve tanımlamak. Zaten bu birçok şeyi çözebilmek için büyük bir adım. Bunun için uğraşıyoruz. Fakat bunun hızı yavaş olmalı. İnsanın algısının hemen her şeyi sindirebilecek bir yanı yok. Sabretmeyi de öğreneceğiz. 

Bazen bende hayatta olan şeyler karşısında verdiğim tepkilere şaşırıyorum. Altında sebepler arıyorum. Çok kesin sonuçlar bulamıyorum. Heralde neden böyle hissettiğin yada hissetmediğinin açıklaması basit. Suçluluk duymak gereksiz. Hissetmediğin,katılmadığın bir düşünce için suçlu sayılamazsın.

Kendinle ilgili bir çok şeyi sonuca bağlayabilmmekte çok güzel. Zihni dürterek bir cevap almışsın harika bence.

bozadi

#5
"Hissizlik" bazı bakımlardan bir koruma mekanizması geliştirme ihtiyacıyla alakalı olabilir gibi geliyor bana. İçsel gerçekliğine odaklanmak istediğin zaman, dış faktörlerle ilgili hissiyatın donuklaşması normal olabilir örneğin. Bu ille de "vicdansızlık" eğilimi değildir, bazen öyle görünebilecek olsa bile.

Aoibheann

#6
Çoğu zaman öyle görünse de. Savunma mekanizmasından ziyade yeni bir gerçeklik demek daha doğru olur.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Aoibheann

#7
En büyük ilizyon nedir? Biraz düşünelim. Düşünebildiğimiz üzere en büyük ilüzyon yaşamak olmalı. Bu kadar ufak bir kelime ama bu kadar nüfuzlu. Hepimize sirayet eden etki alanına sahip. Tam bir kurmaca, kapan. Yaşam olabilir mi? Yaşam başlangıç ve sona sahip bir eylem oysa gördüklerimizin ötesinde başlangıç ve son yok. Tıpkı doğum ve ölümün olmadığı gibi arada kalan yaşam da kandırmacadan ibaret. Nefes alarak bunu zorunluluk görerek yaşam adlı kandırmacayı mı besliyoruz? Bazı zorunluluklarımız "yaşamsal faliyetler" adı altında bizi zincirlemeye mi yarıyor? Peki bu zindanın ötesinde ne var? Ne yaptıkta ruhlarımız hapsedildi? Ya da neden korktukta saklandık?
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

bona fide

#8
merhaba, kendi deneyimlerimden yola çıkarak yaşama; sevgi nefret yargılama küçümseme büyüklenme üzülme sevinme savaşma sevişme adına ne varsa tecrübe edip ne kazanıp ne kaybettiğimizi öğrenmeye geldiğimizi düşünüyorum. sürekli test halindeymişiz gibi neyi ne kadar istediğimizde kendimizden ne kadar verebileceğimizin testi.fazlası için illaki bir bedel isteyen test zor bir test.duvara tostladığım dönemde ki bu uzun bir süreçti ve içimde isyanlar ilişki iş çevre yaşam koşulları herşey daha fazla ne olabilir dedirten isyan ve yargılama dönemim misal bi gün cebimde 3 tl otobüs parası iki aktarma yapılacak bir yere gitmem gerek ben yürüyüm bari diyerek çıktım yola dönüşte bir sokak arasında dilenci kadın, içimden dedim hiç bakmasa bana başımı çevirdim önüme bakarak gidiyorum. kadın bağırarak bana bak nolur allah aşkına ya bi bak kerem et bak nolur dedi. döndüm ne var baktım dedim o kadar dua ettimki bakman için sende baktın bu yüzden sana bu mendil paketini parasız verecem niyetim buydu dedi bakarsa verecem dedim. yahu kadın manyak mısın git başımdan herkes bize bakıyordu sen yalvarırken sesini duymayan kalmadı dedim olsun baktın sen dedi. almıyorum, o alacaksın. yahu git almam benim adıma başkasına hediye et dedim.kaçtım ordan. dedimki o an kendime işte bu nasıl daha ne olabilir diyordun ne oldu o kibrine gururuna yere serdi seni. isyankar bi şekilde teşekkür ediyorum evrene tebrik ederim zaten senden ne beklenirdi filan sonra bi kaç zaman geçti bir telefon annem, hesabına para yatırdık teyzelerin fitresini sana gönderiyor ben nasıl döt, kuyruğunu dik tutmaktan geberen ben. nasılda ihtiyacım var paraya o an ya dur anne olmaz ben fakir değilim o yahu onlar içlerinden geldiği için gönderiyor senin için hediye seni sevip düşünmüşler. mırın kırın teşekkür edip kapadım ve yine evrene isyanlarda bunuda mı yaşatacaktın teşekkürler sızlanmaları ve kendime ağlama krizleri olmadık yerde. bi hastanede tahliler karışmış benden yeniden masraf ve bi hafta daha orda debelenmem istenıyor kayış koptu hüngür hüngür ağlıyorum. hastane tuvaletine girdim kendimi frenleyemiyorum duramıyorumda. orda zırlarken bi kadın yaşlı ufak tefek haberim yok girdiğinden başımda bir el hissettim bana sadece geçecek hepsi gececek bunların dedi ne derdimi sordu ne halimi bunu söyledi şefkatli bir sesle. çok daha acı yıkıcı şeylerden sonra geçti evet. bu süreç 25 yıl sürdü.şuan 46 yaşımdayım hala hayat derslerim devam ediyor yargılamaktan vazgeçmem empati yapmam kendinden vererek sevmeyi öğrenmem yarından beklentisiz olmam, hesapsızca paylaşmak öğrendiklerim.bazen başka türlü asla öğrenemezdim diyorum. geçti demek durumu hafide almak olur olaylara bakış açım değişti demeliyim. gururumu yere serdim. misal harçlığım bittiğinde site görevlimizden bana iki ellilik verirmisin diyorum adam o kadar mutlu oluyorki verirken param geldiğinde ona yanında ufak bir hediye ile borcumu ödüyorum sevincini hissediyorum ikimizde mutluyuz ne kibir ne gurur. araba muayeneye gidecek bakıma girmesi lazım içi leş sokak kedisi köpekleri tüyleri kokusu hiç yıkanmamış cepte muayene parası haricinde para yok. o halde götürüyorum çalışanlar arabanın pisliğinden dikiz aynasındaki kırıkları dahi görmuyor içindeki pislikten arabanın içine açıp bakmıyor raporumu sorunsuz alıyorum. bahçede çimler yabani otlar budanması gereken ağaçlar bahçıvan geliyor abla senin güler yüzün yeter diyor. bana fazla olan ne varsa onlarla paylaşıyorum. hiç bişey yoksa verecek bi kap yemek içecek ikram ediyorum komşum kendi oto servisinden nerdeyse bedavaya arabanın filtrelerini değiştiriyor. evet basit örnekler olabilir sizler için benim için lutuf. demek istediğim vermek ,kendinden hesapsızca vermek başka bir yerde çok daha fazlasını kazanmanızı sağlıyor. içtenlik samimiyet büyüklenmeden ayırmadan iletişim kurmak kıbrısta özel unide sınavda şerif izgörenin öğrencilere 50 puanlık sorusu kapıda hergün karşılaştığınız temizlik görevlisi bayanın adını yazın olmuş sınıfta kimse bilememiş. sadece istediğimiz şeylere odaklanıp diğer alanları canlıları insan hayvan bitki görmüyoruz. sokak kedisi besliyoruz duzenli eskiden kedileri hep birbirine benzetirdim şimdi kim eksik kim varkim hasta biliyorum. hayatımızdakilere çevremize naif ve incelikle yaklaşmak ben çok geç öğrendim sevgili gençler sizler gerçekten şanslısınız.
 

Aoibheann

#9
Hayat yaşı ruh yaşına denk midir? Ruh kendini tek bir hayattan aldığı derslere göre mi geliştirir. Bunların hepsi sonsuz bir döngü. Tamamlanana kadar toplamak daha sonra birleşip dağıtmak. Tıpkı kova gibiyiz. Algımız bir kuyu. Nihai amaç nedir? Bu görevlerin sonucunda bilgilerle nereyi suluyoruz?
Acaba bütün bunları düşünmeyi bırakıp derslere mi odaklanmalı? Amacım sizi düşündürmek.
Bona fide şu an ruhun huzurlu. Olman gereken yolda ilerliyorsun. Bunu hissettiğini algıladım. Yaşamın hepimize ders verir nitelikte. Başına gelen şifreleri çözümlüyorsun ve bir şekilde yardımın geldiğini hissediyorsun. Bence bu müthiş bir algı.
Elbette daha çok yolumuz var. Kelime süslemesi yapmayı beceremem aklımdakileri direk söylerim. Bu yüzden karmaşık kelimelerim olursa kusura bakmayın. Düşüncelerim çok hızlı ilerliyor. Özellikle son zamanlarda. Gördüğüm rüyaların etkisiyle sanırım.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

bona fide

#10
Sevgili Aoibhean isminin yazılışı ne kadar zor )). öyle çok mesajla karşılaştımki hepsini yazmak sayfalar alır. ruh yaşı istedikleri kıvama gelene kadar geçirdiğimiz aşamalarla belirlenir belkide. hangi yaşamda ne kadar piştik bunuda zaten karakterlerin farklılığından anlıyoruz misal büyük kızım doğduğundan beri hep çok olgun çok bilinçli durur bakar ve bana göre öyledirde tüm kararlarımı ona sorarak alırım. önceki yaşamlarından ruhunu terbiye etmiş doymuş sanki. hayret ederim onun dünya yaşamına dair ne varsa elinin tersiyle geri itmesine hiçmi heyecan ekşın eğlence istemez bu genç yaşta zorlarım teklif ederim yok hep öyleydi bide kendime bakarım yüzeyde ve sığ yaşıyorum dünyanın rengine kanıyorum.içimdeki arsız çocuk gibiler için gönül hep 15 pır pır.ve onun herşeye incelikle yaklaşmasına hasta olurum. bu beni çok korkutuyor yeniden yeniden adam olana kadar gelmek korkusu.ben hayata onun gibi bakabilmek için bi ton derslerden geçiyorum işte soru ben kaçıncı hayatımda buradayım şu noktadayım kızım kaçıncı hayatında sizler keza aslında bunu k larla iletişime geçenler bilebilir yani sorup kaç kez geldiğini ve deneyimlerinden nasıl bir ruh yaşında olduğunu geçmişten yaşadığımız zamana kadar olanı bulabilriz. yani bulabilirsiniz. yine bilmediğim konuda konuştum. bunu en iyi iletişim kuranlar bilebilir. demem lazım.
 

Olcay

#11
Sevgili bona fide ruhların yolculuğunu okudunuz mu bilmiyorum ama konu tamda onunla ilgili. Deneyimli bir regresyon hipnoterapisti sorularınıza cevap olabilir.
Sadece geçmiş yaşamları değil bir sürü başka bilgiye ve farkındalığa da bu yolla ulaşabilirsiniz.

bona fide

#12
Okuyacaklarım listemde 3.kitap bu  sevgili Olcay. "ruhların yolculuğu" sanırım bozadi önerdi. evet bunları okuyup sonra ne diyeceğimi bende merak ediyorum. Teşekkürler.
 

gerçek tosun paşa

#13
bona fide zaten çıkarımların oldukça başarılı okumalarına devam ettikçe harika sonuçlar alacaksın hiç şüphem yok.

Aoibheann

#14
İnsanları bir şeye inandırmaya çabalamak ne kadar gereksiz ve bencilce. Kendi fikirlerinin kesinliği olmadan boşa kürek sallamak niye. Benlik ilüzyonu nasıl bu kadar içselleşmiş bizimle. Ne ara bu kadar ruhumuzdan uzaklaştık. Enerjimizi bile algılayamaz olduk. Kendi olduğumuz varlıkları unuttuk. Amacımızdan saptık. Yanlış yollara savrulduk. Bu küçük bir sapma mı, yoksa bu da planımızın parçası mı?
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi