Güneş patlamalarının etkisi

Başlatan Scyth, 20 Şubat 2011, 22:02:22

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Scyth

Dün başım çatlayacak gibi oldu inanılmazdı; güneş çarpması geçirmiş olanlar bilir onun gibiydi;  aynı belirtiler daha öncede olmuştu annemdede dün aynı belirtiler oldu şiddetli baş ağrısı. Ben bunun güneş patlamaları ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Benzer belirtilerle yakın zamanda karşılaşanlar var mı.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#1
evet, son zamanlarda biraz zorlayıcı ve kontrolümü aşan manyetik enerjilerin etkisini hissediyorum. güneş patlamasını duymuştum ve biraz da bekliyordum o yüzden. psikolojik bir hazırlık olunca tolere edilebilirliği çok daha iyi oluyor. ama kişiden kişiye, zamandan zamana, durumdan duruma çok çeşitli etkiler olabiliyor tabi ki. psikolojik-biyolojik-derssel takvimimizde nasıl bir zamana denk geldiği de önemli oluyor. bazen çok güçlü bir etki o kadar şeyi fark ettirmiyor gibi görünüyor, bazen başkaları için çok zayıf görünen bir etki bizim için çok farklı olabiliyor vs.

ama bir şekilde tüm bu zorlayıcı süreçlerin bizi temel bazı seçimler yapmaya veya seçimlerimizi gözden geçirip gerekli düzenlemeleri yapmaya zorlaması açısından nihai olarak faydalı olduğunu düşünüyorum.

Sevda

#2
aynı şekilde bende dün dayanılması çok zor bir basınçla dolaştım kafamda,ki zaman zaman bu hep olmuştur bana ve bunun fiziksel bir nedenden kaynaklanmadıgını yapılan tüm tetkikler sonrasında biliyorum.nasılını çok bilmesemde,başımdaki bu dayanılmaz basıncın (ağrı diyesim pek gelmiyor çünkü ağrı tanımına çok uymuyor.bambaşka bişey bu :)) bunun güneşle ilişkili bişey oldugunu hissettim hep çocuklugumdan beri...
 

Scyth

#3
Bugün Güneşle ilgili bir fikir geldi aklıma. Aslında daha önce Kasyopya Çevirilerinde okuduğum bir kısımla ilgili. K.'ler sistemimizde iki güheş olduğunu söylemişlerdi. Fakat diğeri karanlık olduğu için göremiyorduk. Bu iki güneş arasında bir çelim vardı yanlış hatırlamıyorsam. Eğer gündüz parlayan Güneş tarafının etkisindeysek gecede karanlık güneşin etkisine mi giriyoruz. Böyle bir fikre kapıldım ; çünkü gece olunca ruh halimde değişiklikler olduğunu hissediyorum.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#4
Sevgili Scyth sakıncası yoksa ruh halindeki değişiklikleri kelimelere dökebilirmisin?
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#5
Bir miktar ürkütücü geliyor. Belki yalnız kaldığım içindir. Kör noktalarda bir şey gördüğünü düşünüyorsun fakat insan gölgede bir şeyler görme eğilimlidir. Aslında bir şey görmüyorum bir şey varmış gibi geliyor. Ordada görmezten geliyorum. Dalga geçerim kendimle geçiştiririm; bazen uyurken tüylerimi diken diken eden bir his gelir. Durup dururken korku hissedebilirim. Son zamanlarda kulağımda radyo dalgası sesi gibi olan şey oldukça arttı. Dün en tepe noktasıydı. O kadar fazlaydıki yatağımdan kaldırdı. Uykuya dalarken bedenimi bırakıp gitmek istemediğimi hissediyorum. Halbuki bu dünyadan nefret ederim insanlardan pek hoşlanmam. Fazla bir şey yoktur benim için anlam ifade eden... Genede bu dünyada ile bir şekilde bağlantı içinde kalmak istiyorum. Niyeyse uykuya dalarken tetikte hissederim kendimi.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#6
Sevgili Scyth öncelikle teşekkür ediyorum içten yazdıkların için.Genellikle çoğu gezginde kulak uğultusu vardır ve frekansları açık olduğu için radyo dalgalarını hissederler.Algıladığı bağlantıda olduğu frekans ama bu boyut okadar puslu ki ister istemez hepimizin aklı karışıyor.Ben bazen bir ipin üzerinde yürüyormuşum gibi geliyor.Bu dünyadan mı nefret ediyorsun yoksa bu dünyanın çok aşağılara çekilmiş frekansından mı nefret ediyorsun? Frekansın bu dünyanın frekansından yüksek bu nedenle burda kalmak istememen normal ama seni burda tutan bir görevin var ve bunu senden başka kimse bilemez.Bazen kurban gibi gözükebiliriz ama değiliz kimse kurban değil.Sadece düşük frekanslara çok alıştırıldık.Gördüklerime alışamadım daha yıllarca gece uyumadım,bir süre idare ettim gece gündüz uyumadan ama sonra yenildim gece oturdum gündüz uyudum.Tüm hayatım alt üst oldu.Daha sonra gündüz görmeye başlayınca gece gündüzün farklı olmadığını gördüm:)Şimdi gördüklerime sırtımı dönüp uyuyabiliyorum.Korkmuyormuyum korkuyorum,delirdiğimi düşünmüyormuyum düşünüyorum.Ama pes etmiyorum doğrumu,gerçeğimi buluncaya kadar vaz geçmiyeceğim.Hepimizin geçmişten ve gelecekten bir frekansı var yakalamak dileklerimle...
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#7
Doğayı severim, sevgili maskesiz. Ağaçları öteden beri sevmişimdir. Şimdi baktığımda daha farklı görüyorum bir birey gibi geliyorlar. Bazen elimi bir ağacın gövdesini koyarım onu hissetiğimi bilmesini isterim. Dışarı çıktığımda kedi,köpek ve kuşları görüyorum herkez gibi. Onların bizim sistemimizde yaşadıkları hayatı haketmediklerini düşünüyorum. Daha önce Sevgili Alemtaç'la özellikle kedilerle ilgili bir konuşma yapmıştık; ondan sonra kedi ve köpeklere bakış açım değişti. Onları Sirius'lu tanrılar olarak görüyorum. Bizim gibi düşmüş tanrılar yada evrim halkasında olan tanrılar, yada görevli oldukları için berbat bir dünyada kalmak zorunda olan tanrılar. Canidae ve Felidae idi sanırım. Böyle sesleniliyorlardı onlara. Ooooo ama insanlar insanlardan gerçekten hoşlanmıyorum. Bugün ekmek almaya giderken bir araba çarptı son anda frene bastı işte ucuz atlatılan tarz adam ters yönde gidiyordu ben tabi sonra farkettim bunu. Ben kapışonlu montumdan dolayı arabanın geldiği tarafa bakmamıştım. Adam durdu ben bende birşey olup olmadığını merak ettiği için durduğunu sandım. O tarafa bakmıyordum kusura bakmayın görmedim dedim. Normalde olması gereken "bir şeyiniz  var mı" diye sormaktır diğmi esas ve önemli olan hayat diğmi bu kadar prim verilen bu dünyada. Adam bana ne dedi biliyormusun Sevgili Maskesiz "arabanın camını çatlattın". Ben biraz bu konu üzerine düşündükten sonra önemsiz olduğuna karar verdim ailemden kimseyede söyleme ihtayacı duymadım. Zira ciddi bir yaralanmam yoktu; bununla beraber insanlardan hoşlanmıyorum derken bu algı sadece benim deneyimlere dayanmıyor. Sistem kötü; çünkü insanlar kötü. Burda tabi sistem mi insanları kötü yapar; yoksa insanlar mı sistemi kötü yapar ikilemine girmek istemiyorum. Zira ikiside doğru daha iyi bir sistem vermek isteseniz size ilk karşı çıkacak ve direnecek olan gene insanlardır. Biliyormusun Sevgili Maskesiz ben domuzların eskiden insan olduğunu düşünüyorum. Bir büyü sonucu bu hale dönüşmüşlerdir belki?! Bu son derece absürd görülecek düşünceme karşı insan eti ve domuz eti tad olarak birbirine çok yakınmış ayrıca en fazla ortak hastalığımız olan tür de domuzlar. Her neyse gelmek istediğim nokta insanlık çamurun içindeki domuz sürüsü gibi iğrenç bir manzara da yaşarken, içinde olanlar içinse vazgeçilmez ve beğenilen bi şey. Son bir şey daha aklınızdaki anlatmak yada yazmak sizi onun bağlarından kurtarıyor; en azından ben böyle olduğunu farkettim.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

sirera

#8
domuzlar ve farelerle yakınlığımız konusunda ben de dşünmüştüm bir ara. Miyazaki filmlerindeki domuz figürünü çok sevmişim ve şaşırmıştım sonra. Bir ayrıntıya giriyorum, biz sanırım insanlar diye konuşmaya başladığımızda ortak olduğumuz bilinçten bir bütün olduğumuz insan bilincinden sıyrılmaya çalışıyoruz. Burada bir nüans var. Biz bundan kurtulmaya çalışıp insanlar sıfatını yüklediğimiz karanlıkta gezinen ipler. O ipler enerjilerce tutulabilir.Dikkat ediyorum insanlar diye konuşmaktan bir süredir. Haa kendimi alabiliyor muyum her zaman değil şimdilik.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

maskesiz

#9
Sevgili Scyth öncelikle çok geçmiş olsun ve lütfen dikkatli ol.Bir çok kişi birbirini görmesede kilometrelerce uzaktada olsa birbirini sevdiğini,algıladığını,düşündüğünü,değer verdiğini bir aile gibi gördüğünü hissettiğini biliyorum.Sen diycem ama bu birçok kişi için geçerli sen benim ailemsin.Lütfen kendine çok iyi bak ve dikkat et kimsenin seni o yada bu şekilde oyundan çıkarmasına izin verme.
Çarpan araba bedenine zarar vermemiş olabilir ama ruhunda derin bir yara açmıştır daha kötü :( Söylediklerimi yazdıklarımı hissettikleri şu kitaptan okudum şurda yazıyor diye destekliyemem.Hepsi yaşadıklarımdır.Üstünlük taslamak değil ama ciddi bir hata var frekansları çok farklı varlıklar bir arada " sen ve sana çarpan kişi gibi" yaşam tarzınızda yaşadıklarınızda hissettiklerinizde uçurumlar kadar fark var.
Söylediğin çok önemli biliyormusun çamur içinde debeleniyoruz ve bir çoğumuz sütten çıkmış ak kaşık gibi davranıyor biraz frekansı yükselince:)Bu tespit çok önemli fikrimce "çamur içinde olmak" şuan bu durumda olmamız evrenin dengesine inancımızı ve mükemmel işleyişine inancımızı etkilememeli çünkü tek çıkışımız evrenin adaletidir.Buna yürekten inanıyorum.
Şuan ağlamaktan gözlerim kapandı yürekten derinliklerimden evrene inansamda güvensemde bazen öyle olaylar oluyorki çekip gitmek istiyorum bu yaşamın son bulmasını ,oyundan çekilmeyi...Bir yanım var ki beni burda tutuyor....Bize ait olanlar ve bizim ait olduklarımız
Bazen izin almadan çekip gitmeyi düşünüyorum,bazense beni azad etmelerini....

Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

zer-zivi

#10
Büyük geçmiş olsun sevgili Scyth'i,ucuz atlatmışsın. Kimileri  cana gelmesin kimileri için mala zarar gelmesin diye düşünür. Sana çarpan kişide daha kötüsü olmadı diye  sevineceğine bayağı düşmüş çamurun içine:)

 

sirera

#11
kusura bakma Scyth maskesiz senin hassaslığın Scyth'e geçmiş olsun demediğimi farkettirdi kendimi kütük gibi hissettim. Ne domuzluk. tasarlamadan duramayan düşünce bir tasarımı daha doğurmuş. Lotus çiçeği yapraklarının bir özelliği de yapraklarının toz aldığı anda pır pır edip üzerindeki tozu barındırmamasıymış. Bunu inceleyen kişiler biz bu yapıyı cama uyarlayalım camlar hiç toz almasın demişler ve yapmışlar yapılmış. Muhteşem projelerde muhakkak kullanılmıştır bu teknoloji...araya girmiş gibi oldum belki kusura bakmayın. Mineralde uykuda, bitkide düşte, hayvanda uyanık, insanda kendi. Yaradan. Bir düşe uyanış. Barış ânı.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

zer-zivi

#12
Sevgili  Maskesiz  neden  ağlıyorsun diye  sormaktan hep çekiniyorum,belki anlatmak istemezssin diye. Dilerim herşey yolundadır. Bazen  bende  çekip gitmek istiyorum,hatta bazen insan nasıl  canına kıyabiliyor yada başakasının  canına kıyabiliyor diye düşünürken  içimde   dehşet bir şey farkediyorum.

Mesela metroyu beklerken,uzaktan göründüğünde  önüne atlasam,bir kaç saniyede öbür taraftayım. Yada  alacağımı alamadığım patron müsvettesini öldürsem neler olur ve ne hissederim,pişman olmayacağımı biliyorum ama :) Hani araştırmalara göre  öldürmek ve intihar etmek bir anlık bir olaymış ya, bunu sanki  deneyimlemişcesine hissettim.Yalnız bu gün  pek düşünmedim ölümü bir kaç dost ve  ölen sevdiklerim dışında.

Bu gün dışında son üç gün çok kötüydüm bende. Galiba  değişen enerji akımlarından kaynaklı. Kışa doğru yol aldık ya havalarda bir acayipti,sanki tropikal bölgelerdeki gibi bir yağmur bir güneş ardından yağmur tekrar güneş garip bir   hava muhalefeti oldu.Bu da bizleri etkiliyor galiba,olaylara daha hassas tepki veriyoruz.

Ama bu gün beni çok daha sevindiren bir şey oldu. Eşimin bana   aldığı saksı  çiçeğim nerdeyse bir yıldır kurumuştu ve ben yinede kıyamamıştım atmaya. Sonra baktım  kuru saplar yeşillenmeye durmuş,direniyor ölmeye. Bir müddette böyle geçti  ve bu gün baktım ki,minicik bir dal ve minicik taze bir yaprak fışkırmış :)

Gülümse hayata, hep gülümse en mutsuz ve en umutsuz olduğun anda bile,sevgiler...
 

maskesiz

#13
Sevgili Zer_zivi hiçbirşey için çekinme belki kelimelere her zaman dökemem ama elimden geldiği kadar anlatmaya çalışırım.Çok çabuk enkarne oldum ve  geçmiş yaşamdan taşıdığım çok fazla yaram var.Bir kelime bir bakış acılarımı tetikleyip beni alaşağı etmeye yetiyor.Bu yaşamda da 4 yıl önce yolları ışık sandığım sevgi olduklarını sandığım kişiler tarafından kullanıldım.Ben nefessiz kalıncaya kadar sömürdüler beni.Dipsiz kuyulardan,girdaplardan gölgenin gölgesi tarafından kurtarıldım.Çok fazla saldırı alıyordum.Ben vaz geçmedim güvenmekten.Bu yaşamda benzer bir şeyi bir kez daha yaşarsam bir kez daha ihanete uğrarsam tüm evren bir araya gelse beni toparlayamaz.Ruhumda çok ciddi ve derin yaralar taşıyorum bazen bana yardım etmek isteyenleri yaralıyabiliyorum elimde olmadan.Çok fazla vericiyim birkez daha mal gibi ortada bırakılırsam toparlanaman kızgınlıkla karanlığa hizmete dönmem ama kendimi yok ederim.
Bana sevgi üretmemi ve yaymamı herşeyin güzel olacağını söyleyen kadın meğer bir cadı imiş ve tırnakları kalbimde olan birini görüyordum beni sömüren meğer güvendiğim kardeş dediğim o kadınmış.Onu af etmeme adaleti evrene bırakmama rağmen unutabilmiş değilim.Kalbimdeki ağrılar sıkıntılar burdan geliyor sanırım.
Enerjiler çok dalga ve daha da ciddi sıkıntılar yaşayabiliriz sağlam durmaya çalışsamda sığ bir bilince sahibim.Sabırla bekliyorum iyileşmeyi anormalliklerimden kurtulmayı acılarımın son bulmasını....
Annemden 2000 km öteye geldim Van dayım burda çalışacağım hala izmirden burayı yönetmeye çalışıyor :)Yeni bir cevredeyim şartlar ağır terör var korkmuyorum.Bazen ölmek iyi birçözüm gibi geliyor kaçıp gitmek aklım karışıyor işte çok güçlü yönlerim var zaaflarım ve zayıflıklarımda var ve zayıf yönlerim Kh tarafından deşilip oyuluyor ve ben dolduramıyorum ışıkla tüm boşlukları karanlık alıyor ve ben kaybetmekten korkuyorum.Kimbilir belki çiceğin gibi bende yeşeririm....
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

zer-zivi

#14
Anlattığın gibi  cadılar kimin hayatında yok ki :) Onlarla yollar ayrılıyor çok şükür. Çok zorlu insanlarla onları yıllarca incitmeden sabırla idare ettiğim olmuştur  ama  ne kadar sabır göstersede insan, bir yerden patlak veriyor ve yollar ayrılıyor. Bu en yakının bile olabiliyor.

Yalnız  aynı şeyi yaşamaktan korkman aynı   durumları  aşabilmen için  tekrar kendine  çekme ihtimalin var. Bu yüzden  şunu unutma ki başkalarına kendine güvendiğinden daha fazla güvenme bu hataları yapmış biri olarak söylüyorum. En yıkıcı olayları ard arda yaşamak beni parçalarıma bölmediyse senide bölmez. Ve sahip olduğun sevgi ve ışık zaten sensen, seni istedikleri kadar sömürsünler  sen asıl kaynak olduktan sonra asla tükenmezssin. Belki biraz zayıflarsın(buda asıl kaynak olduğunu unutmaktan) ama  sonra  daha güçlü   birşey parlar içinde bu da asıl kaynak olduğunu hatırladığında.Kendi ruhsal gücüne güven.Sevgiler...