Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#1005
Sevgili Qui-qon jinn, demeye çalıştığım; hatırlatmalar bile yeterli oluyor bazen, insanı kendine getirmek için. Kabullenme, zevk alma, coşku demen bile yetti, bu anlamda sana tekrar teşekkür ederim. Ayrıca yazı dilini, fikirlerini beğeniyorum ve paylaşımlarını zevkle okuyorum.

Bir teşekkürde Sevgili Bozadi'ye: Kanal bilgilerinde virüsle ilgili görüşlerini paylaşan Sevgili Bozadi'nin yazdıklarından da kendime pay çıkardım ve o da kendimi toparlamamı sağladı. Sık değil ama arada diplere indiğim zamanlar oluyor ve bu halimi paylaştığım tek ortam burası. 

Tolle''un "Şimdinin gücü" nü okudum ve "Dinginliğin gücü ile ilgili bir videosunu biliyorum:

http://www.dailymotion.com/video/xp78dj_dyngynlyyyn-gucu-eckhart-tolle_tech

Dotsub isimli internet kanalını biliyormusunuz arkadaşlar, ben yeni keşfettim. " www.dotsub.com "
Bir çok dil seçeneği var. Sitenin üst barında yazılı olan kısımdan Türkçe olan videoları seçebiliyoruz, daha pek çok seçenek imkanı var, ör; spiritualizmle ilgili olan ve Türkçe alt yazılı videoları seçebiliyoruz.

http://dotsub.com/view/0ddabd73-5be5-4b7d-803d-4f71ef435611

Sevgiler

 

Qui-gon jinn

#1006
Bu Kozmik Şakacının şakaları çok çeşitlidir Sevgili Alemtac, ama özelikle kara mizahı sever.Ve bu mizah anlayışı bize hiçbirşeyin o kadar katı bir gerçeklik sergilemediğini hatırlatmakla beraber, tüm o soğuk düşünce kalıplarımızı zorlayarak kırar.İyikide kırar, sonuçta Kasyopyalılardan Tolle'a kadar hepsinin dile getirdiği gibi, "Varoluş, Hayat veya adına her ne dersen, o kadar ciddiye alınacak bir şey değildir." Ki ne mutlu bunu görebilene...

Benimde düşüncem o ki, bunun yolu, sadece "Gerçekliğin ne olduğunu Katı! bir şekilde varsaymayı bırakmaktan geçer." Varsaydığımız şeyin tam zıttıda aynı şekilde kendi içindedir.RA'nında dediği gibi zıttınıda aynı yerde bulup "Denge"lenmek gerekir yalnızca, ki özellikle kendi içimizde.Ra buna "Varlığın Dengelenmesi" diyor.Ying ve Yang meselesindeki gibi...

Bir zamanlar bundan bahsetmiştim.Madalyonun iki yüzü örneği ile.Bir o yüze bakar böyledir deriz, bir diğer yüzüne ama gerçekte "O" o yüzü veya diğer yüzü değil, her iki yüzüdür her zaman.Ki aslında doğrusu "Madalyonun kendisidir" Ne mutlu yalnız kendisini kendisinde görebilene...

Ve benim düşümcem o dur ki yine, bunun yolu, sadece "Gerçekliğin ne olduğunu Katı! bir şekilde varsaymayı bırakmaktan geçer." Örneğiyle BH kertenkeleler olduğunuda unutmamak gerekir her zaman, tıpkı  Ying ve Yang meselesinde olduğu gibi...


Ve Sevgili Alemtac, hakkımdaki onore edici düşüncelerin ve sözlerin için ne desem bilemiyorum şahsen.Aynı şekilde bilmukabele karşılığı sizin içinde bende mevcuttur.Paylaşımlarınızı zevkle değerlediriyorum.O zevk, O şeref bana ait...

Ammavelakin zıttınında her zaman mevcut olduğunu unutmadan tabii...:))

Sevgiler

Alemtac

#1007
Sevgili Qui-qon jinn; söylediğin her şey pratikte bencede harika ancak uygulamada bir yere kadar ulaşabiliyorum. Madalyonun iki yüzü var gibi göründüğü halde madalyonun bütünlüğünün olduğunun farkındayım ve bütününü her zaman görebilmek mümkün olamadığı gibi hangi yüzü diye bakmıyorum mesela...bana o an görünen yüzünün yaptığı etki altında kalıyorum işte.

Yaşadığımız andaki olayları leyhimize çevirebileceğimizi ve bunu sözlerle yapabilmememizin mümkünlüğünü bildiğim halde, o anda lazım gelen sözleri bulamadığım için başıma gelenlere razı olmam gerekiyor. Ne yazık ki rızada gösteremiyorum...hayatımı zorlaştırıyorum kısacası.

Sürekli aynı döngü içinde olmanın verdiği bunalımdayım bu aralar/isyandayım daha doğrusu, zaman zaman bunu yaşarım sonra geçer (( yükseliş denen döngüden ve sanırım başarılı değilim miş [:P] gibi görünen içinde olduğum döngüden bahsediyorum )) Şartları olduğu gibi kabul etme ve boyun eğme arasındaki ince çizgiyi ayırt etmeyi görebilmem lazım.

Hayatı bazen (!) lunapark gibi görebiliyorum, bazende katı (!) gerçekliğin içinde boğulmamaya çabalar halde buluyorum kendimi. Eskiden karşıma çıkan zorluklara daha fazla "yaşasın eğlence" diyebiliyordum...İyide yunuslarda arada bir yüzeye çıkmak isterler, nefes almaya ihtiyacım var.

Kara'nın içindeki beyazı görüyorum, beyazın içindeki kara lekeyi de ve bütünün kara yada beyaz olmadığını biliyorum...gride değil, her ikiside değil...benim parçası olduğum bütün; hem dışımda hem içimde olan, her şeyi kapsayan, olanı olduğu gibi kabul eden, içinde yaşarken dışından bakabilen, zamandan bağımsız ve eğlenmeyi bilen bir varlık. Ne olduğumu biliyorum, ne olmadığımın farkındayım, değişen bir şeyin olmayacağını söylüyorum. Bu beden içinde yaşadığım hayattan yoruldum şu sıralar, dediğim gibi zaman zaman olur bana böyle. Neyseki kısa sürüyor artık [:O)]
 

Qui-gon jinn

#1008
Sevgili Alemtac mesajındaki son sözün aklıma, Kasyopyalıların "Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez, şükürler olsun ki sürmez" deyişini hatırlattı.

Katılıyor ve bunu hep hatırlamamız gerektiğini düşünüyorum.O eski hikayede olduğu gibi her durumun ardından şu sözü yinelemek bunu hatırlatacak ve kalıcı kılacaktır; "Buda geçer"....:)

Velhasıl diğer bir başlıktaki mesajımda belirtiğim tavsiyemi buraya da taşımak isterim.Ben şuna İnanıyorum ki, o da aradığımız her ne ise hepsini kendi içimizde, o derin sessizlikte bulabileceğimizdir.Bahsettiğimiz tüm o şeyleri, o cevapları, o nefesi...

Sevgiler

Alemtac

#1009
Teşekkürler dostum :)
Sevgiler
 

Alemtac

#1010
O suret, göğe de sığmaz, Arş' a da, ferse de. Denize de sığmaz, balığa da. Çünku bunlar sınırlıdır; sayıya sığar şeylerdir. Gönül aynasınınsa, bil ki sınırı yoktur. Burada akıl ya susar, ya yol azıtır, yiter-gider. Çünkü gönül, ya odur, yahut da odur gönül.

Mesnevi 1. cilt [3500-3]
 

Alemtac

#1011
Annemle sabah telefon konuşması yaptıktan sonra, babamla konuşmaya geldi sıra :)

- Günaydın babacım, rüzgarınız bol olsun..gerçi annem şikayet ediyor ama..
-Anan hiç birşeyden memnun değil, benim şikayetim yok...

Arkadan annemim sesini duyuyorum:
- Yalan kızım yalan..

Babam aldırmadan annemim sözlerine kaldığı yerden devam ediyor:
- O kadar uğraşıyorum gözüne gireyim diye, nafile..
- Aaaa, ne işin var benim gözümde lazım değil...
- Bak gördün mü?

:)))))
 

maskesiz

Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Alemtac

#1013
Canım kardeşim :))

 

Alemtac

#1014
Sabahları uyanır uyanmaz, yüzümü bile yıkamadan, aynaya bile bakmadan..(hani derler ya ilk kendine gunaydın de, ilk kendine gülümse)..ilk işim kendime sütlü kahve yapmak :) Henüz sokaklar dolmamış, trafik başlamamışken, sabahın sesizliğinde sütlü kahvemin eşliğinde, bigisayardan birşeyler okumak. Son bir yıldır, elime kitap alıp okuyamıyorum. Her başladığım kitap 20.sayfadan öteye gidemiyor ve bilgisayardan dahi çok uzun yazılmış yazıları da okuyamıyorum. En sevdiğim şeylerin arasında gelen kitap okumakdan uzaklaşmamı önceleri, yakını göremememe bağlamıştım. Neyse anlatmak istediğim bu değil aslında...

Kalkar kalkmaz sütlü kahve içme alışkanlığıma...alışkanlık mı dedim :)...çok küçük yaşlardan beri yaptığım ve beni mutlu eden birşey. Çocukluğumdan beri farkında olduğum, hayata bakış açım ve belli bir çizgim olduğudur. Yaşamımda ne olursa olsun asla değişmeyen bu çizgide hiç mi gelişmedim? Aynı çizgi üzerinde değişmek, mümkün müdür?

Saflığımı asla kaybetmedim, içimden gelenleri çevreme zarar vermeyecek biçimde daima söyledim, yalan söylemeyi denedim ve beceremedim :) Ne olursa olsun, bana zarar verecek şeyler olsa bile  dürüst kaldım. İnsanları, böcekleri, hayvanları, otu, çiçeği sevdim. Yaşadığım çevrenin, doğanın ve içlerinde olanların farkında oldum. Şefkat ve merhamet duygumu, zaman zaman zarar görsemde korudum. Değişmeyen çizgim dediğim budur işte..

Geçen yıllarda yaptıklarıma dönüp baktığımda gülümsüyorum ve bugünkü halime gelmeme sebeb olan hatalarıma teşekkür ediyorum. Hata yapmayan insan öğrenemeyen insandır derler, hatalarınla insanları yargilamamak bu yüzden önemli. Yaptığım hatalardan birşeyler öğrenemediysem ve sürekli tekrarlıyorsam da kime ne :) Öğreninceye kadar tekrarlayacağım demek ki...ancak şu var, başında farkediyorum artık. Sürekli aynı olayları ve benzer insanları yaşamıma çekiyorsam, öğreneceğim şeylerin bitmediğinin farkında olmak heyecan verici aslında. Yaşasın eğlence :))

 

maskesiz

#1015
Seni seviyorum kardeşceğizim:))))değişmeyen çizgini seviyorum ve senden çok şey öğrendiğim için çok mutluyum.Hayatımda olduğun içinse çok şanslıyım.Benim için çok değerli ve önemlisin,iyiki varsın ve iyiki benim kardeşimsin.
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Alemtac

#1016
Seni seviyorum kardeşceğizim:))))değişmeyen çizgini seviyorum ve senden çok şey öğrendiğim için çok mutluyum.Hayatımda olduğun içinse çok şanslıyım.Benim için çok değerli ve önemlisin,iyiki varsın ve iyiki benim kardeşimsin.
 

Alemtac

#1017
Rüyamda motosiklete bineceğim ama kaskım yok, kıyafetim yok...bende gidip madenci kaskı ve tulumu giyiyorum...aa ne bunlar, neden böyle giyindin diyenlere : ne var kask değil mi bu? diyerek cevap veriyorum. [:D] Tamamiyle bilinçaltı [8D]
 

Alemtac

#1018
geçen yıl çektiğim amatör fotoğraflardan derleyip çok çok amatörce yaptığım ilk müzik videom... [:I]

 

Alemtac

#1019
Sevgili Arulnool'un sorusu üzerine, kedimi vazifeli hissedip öncelikle ameliyatla ilgili yaşadıklarımı paylaşmak istedim...

Ameliyathanenin kapısına gelinceye kadar hiçbir heyecan hissetmedim...odadan sedyeye alan görevli Muhammed bey, sanırım bu iş için özel seçilmiş olmalı :)) çocukluğumdan beri ilk defa bu kadar eğlenceli bir sanal araba seyahati yaptım sayesinde, kahkahalarla ameliyathaneye geldik. Muhammed beyin neşesi yanı sıra bir özelliği de doğuştan ojeli olması :)) tırnakları pembe değil, beyaz renkli ve cilalı...

Ameliyat masasına alındım, tavanda filimlerde gördüğüm dev lambalar, başucumda bir bey ve bir bayan duruyor, yüzlerini görmek için kafamı çeviremedim. Yastıksız yattığımda kafamı oynatırsam midem bulanır nedense. Bana hangi lisede okuduğumu sordular ve anında kulaklarımda garip şiddetli bir uğultu ve başımda şiddetli bir dönme hissedip, "kulaklarım, başım..başıma bir şeyler oluyor" diye bağırdım.."korkma bayılıyorsun" kafamda durmadan "hangi lisede okudun" sorusu tekrar ediyor ve cevap veremiyorum..hangi lisede okumuştum ben? sonra sessizlik, hiçbir şeyin olmadığı hiçlik...

Ağzımda, boğazımdan aşağı giden bir hortum var, gözlerim kapalı..hortumu dilimle kenara ittim. "iyi misin?"..cevap veremiyorum, sesim yok olmuş.."heralde, ameliyat esnasında ses tellerimi de kesmişler" diye düşünüyorum..."iyi misin?"..amaaan buda durmadan iyi misin diyor, ses tellerim yok ki.."iyi misin?"..bari başımı sallıyayımda sussun...başımı sallar sallamaz, boğazımda aşağı bir yerlere sarkan hortumu çekiverdiler ve hassas olan midemin dengesi de bozuldu, midemde bir şey yoktu ki..birileri yanıma koşuyor, biri beni kaldırdı, o esnada sesimin çıktığını farkettim "özür dilerim, istemeden oldu, çok özür dilerim" "merak etme, çıkanlar sadece balgam, bir şey yok"...gözlerimi açamıyorum, hiçbir şey göremiyorum, çok susadım. "sana su veriyorum, bir yudum al, sakın yutma, ağzını çalkala ve püskürt, sakın yutma" dediklerini aynen yaptım ve püskürttüm, her yerim sırılsıklam oldu " ne yaptın, neden yaptın?" "bir şey olmaz, sadece su" diyorum,"ya su, su!!" iyide neden bu kadar kızıyor ki? püskürt demişti bende püskürttüm...