Kasyopya Celselerinden 1: Kısa ve Uzun Döngü - İkiz Güneş - KH/BH? - Sevgi

Başlatan Tiversonus, 01 Nisan 2009, 21:16:38

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Kasyopya'lılara Göre Önerilen Hareket Tarzları


Evren'in tüm boyutlarında varolan her şey, voroluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir. Bunlar "Uzun Dalga Döngüsü" ve "Kısa Dalga Döngüsü" dür.


Bu iki yol arasındaki fark şudur; uzun dalga döngüsü tamamen eterik veya ruhsal bir varoluş olup, evrimde döngüsel bir tarzda çok yavaş bir değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise bir ikilik/dualite vardır, çünkü ruh dögünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir deneyim yaşar. Dünya'daki fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur. Bu iki yarı, zaman olarak ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir. İnsan ruhlarının -aldıkları grup kararı ile- tamamen eterik/ruhsal bir varlık yerine fizikselliği deneyimlemeyi seçtiğnde bu kısa dalga döngüsüne geçilmiştir. "Yanlış bilgiye cezbolma" olarak adlandırabileceğimiz "Adem ile Havva" nın sembolik hikayesinde bu durum anlatılır.


Varoluş toplam yedi yoğunluktan oluşur. Bunlardan üç tanesi fiziksel, üçtanesi eterik/ruhsal ve bir tanesi de her iki durumu içeren yarı fiziksel olan dördüncü yoğunluktur. Dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesi, yalnızca Kendine Hizmet ederek var olunabilen en yüksek yoğunluk seviyesidir. Dolayısı ile dördüncü yoğunluk, "Kendine Hizmet" in yani "negatif düşünce kalıbının" en yüksek örneğidir. Dördüncü yoğunluk seviyesine üçüncü yoğunluk seviyesinden ilerlenerek gelinir. Yukarı doğru her bir yükselişte, bireysel bilinçli varlığın varoluşu o kadar "daha az zor" hale gelir. Bu nedenle dördüncü yoğunlukta varoluş, üçüncü yoğunluktakine göre daha az zordur ve üçüncü de ikinciden daha az zordur ve ruh enerjisi üzerinde daha az yük yaratır.


Dünya yaklaşmakta olan dördüncü yoğunluk seviyesine doğru ilerlerken, Başkalarına Hizmet'e ilerlemek ile Kendine Hizmet'te kalmak arasında bir seçim yapmamız gerekiyor.


Dördüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklar üçüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklardan negatif ruh enerjisini çekebilirler. Aynı şekilde, üçüncü yoğunluk seviyesindeki varlıklar, ikinci yoğunluk seviyesindeki varlıklardan enerji çekebilir. Bu enerji alış biçimi diğeri kadar gerekli değildir ama gene de yapılıyor. Üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunan insanların ikinci yoğunluk seviyesindeki hayvan krallığındaki varlıkların sıkça sıkıntı ve acı çekmesine neden olmalarının sebebi de budur; çünkü bizler de esas olarak Kendine Hizmet eden varlıklar olarak ikinci seviye ve birinci seviyedeki varlıklardan negatif ruh enerjisi çekiyoruz.


Kertenkele varlıkları olarak tanımlanan varlıklar (Zeta Retikulan'lar) kendilerini sıkı bir şekilde Kendine Hizmet'e sabitlemeyi seçmişlerdir. Bunun mümkün olduğu en yüksek yoğunlukta oldukları için, üçüncü seviye, ikinci seviye ve birinci seviyede bulunanlardan sürekli olarak büyük miktarlarda negatif enerji çekmeleri gerekiyor ve tüm o yaptıklarının sebebi de bu. Bu durum ırklarının ölmekte olmasını da açıklıyor; çünkü Kendine Hizmet'ten Başkalarına Hizmet'e nasıl geçireceklerini öğrenebilmiş değiller. Bu seviyede bizim ölçülerimize göre çok uzun bir süredir kalmış olduklarından buraya sıkıca yapışmış durumdalar. Bu yoğunlukta (dördüncü) nüfuslarını da arttırdılar. Irklarının ölmekte olmasının ve gözleri kararmış bir şekilde sizden mümkün olduğunca çok enerji almaya çalışarak ırklarını metabolik olarak yeniden yaratmaya çalışmalarının sebebi bu.


Çok uzun süredir –Dünya'da çok sayıda olduğumuzdan dolayı ve diğer- Dünya'nın yönetimine "açıktan" el koyma niyetindeler. Herşeyi istedikleri gibi ayarlamak ve bu gezegenin deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte mümkün olduğu kadar çok negatif enerji emebilmek için zamanda ileri ve geri yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta bizim yönetiminizi ele geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek;


1. Irklarını sürdürülebilir halde tutumak,
2. Sayılarını arttırmak,
3. Güçlerini arttırmak,
4. Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak.


Bunların tümünü gerçekleştirebilmek için takvimimize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar. Bu çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm bunları tamamen sabit bir zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak. Kertişler yani negatif Kendine Hizmet, "arzuya dayalı düşünme" olarak tanımlanan şeyden dolayı bunu göremiyorlar. Sadece görmek istediklerini görüyorlar.


Aşırı korku ve endişe negatif nitelikte bir korku/endişe enerjisi üretir ve bu o varlıklar (KH) için bir yakıttır. Bu enerji transferi eterik/ruhsal beslenme yöntemini temsil eder. Uygun bakış açısı ile bakıldığında tehlike coşkuya dönüşür. Neşeye biraz kaynak ayrılması önerilir. Daha geniş bilgi için "Pleiades Öğretileri" (Yazarı: Barbara Marciniak) kitabını okumanız önerilir.


"Özgür İrade" yaratılıştaki en önemli bilinç yasasıdır. Buna göre, bir başkasının bilgi edinme seçimine veya bunu nasıl yaptığına veya yapmadığına müdahale etmemiz mümkün değildir. Bir başkasının algılarını değiştirmeye çalışmanın gereği yoktur ve bu "Özgür İrade" ye müdahale anlamına gelir. Eğer biri "Aydınlanmak" yerine "Takıntılanma" yı seçiyorsa, bu onun seçimidir. Her şey derslerden ibaret ve eğer bir kişi belirli bir yolu seçmişse, onun gidip öğrenmesi gerekeni öğrenmesine izin verilmesi gerekiyor.


Bir KH aracı, başka birinin ihtiyaçlarına karar vererek BH adayı olmayı öğrenemez.


Aslında dördüncü yoğunluğa ulaşmak niyeti ile şunu veya bunu yapan herkes KH moduna giriyor: Çünkü bir sonuç veya bir ödül bekliyorlar ve bu durum Kendine Hizmet'tir. Kendini memnun etme eğilimi de KH'liği besleyen bir durum olduğundan; buna da dikkat edilmelidir. Duyguların görüş oluşturması tehlikesine dikkat edilmelidir.


Karmik birinci seviye süreçlere yani önemli kadersel görev veya derslere müdahale etmemeye dikkat edilmelidir. Kişi tavsiyede/öneride bulunabilir, bunda sorun yoktur, ama dersi değiştirmeye çalışmamalıyız. Karma kendi varlığını herzaman dayatır, bunu unutmamalıyız.


Sonuç olarak; 3'üncü yoğunlukta bulunuyoruz. Doğamız gereği KH'yiz. BH adayı olabiliriz ama 4'üncü yoğunluğa geçene kadar BH değiliz.


Forum tartışmalarında, fikirler, görüşler birer öneri veya tavsiye şeklinde sunulmalı ve bir beklenti içerisine girilmemelidir. Anlayacak olanlar anlayacaklardır. Karşıt görüş münakaşalarının peşinden gidilmemesi önerilir, bunun faydası yoktur. Varolan herşey/tek şey derslerdir. Tartışmalarda hem bizim için ve hem de karşı taraf için, herşey yerini bulacaktır. Fakat olayları zorlarsak yolumuzu şaşırma riskiyle karşılaşırız.


Yaşadığımız dönemler karmaşa içinde olsa da ve bu kaotik durum daha da artacak dahi olsa; karmaşayı değişimler izleyecek, sabırlı olmalıyız. Dolayısı ile kişinin yaklaşan dördüncü yoğunluğa hazırlanma aşamasında, yapması gereken tek şey "bilgi toplamak" olmalıdır. Bedenlerimizi dördüncü yoğunluğa dönüştürmede yararlanabileceğimiz bir egzersiz yok, önemli olan "ruh" dur. Bu doğal bir süreçtir, hazırlığa gerek yok. Yani dönüşeceksen dönüşeceksin, dönüşmeyeceksen dönüşmeyeceksin. Bilgi toplamak ise belki sadece olayın "daha az travmatik" olmasına faydası olabilir, olamayabilir de. Teorik olarak eğer bir birey doğru seçimleri yaparak doğal bir şekilde gelişirse ve geçişin yapılacağı zamana ulaşırsa, o bireyin bedeni de fiziksel olarak bu geçişi yaşar.


Kendi hızımızda bilgi toplayıp, ağ çalışması yapılması tavsiye ediliyor. Öğrenmek metabolik değişime neden olur. Kişi belirli bir görev yapma anlamında kaderini gerçekleştirme sürecindeyse, Evren bu durumda onun gereksinimlerini karşılama gücüne sahiptir. Akışına bırakmak en iyisi.


Yılan kardeşliği, yani kertenkeleler, özgür iradeye yaklaşık 309.000 yıldır müdahale ediyorlar ve değişim yaklaştıkça gözleri kararıyor. "Şeytani" varlıklara karşı direnmede, bilgiden başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Bu kontrol düzenine "açıktan" isyan etmenin neticesi beşinci yoğunluk (spatyum) olabilir. Bizim insanlar olarak sahip olmamızdan kortukları tek şey "bilgi" dir. Dini semboller, işaret veya rakamlardan korkmazlar. Bu varlıklara karşı direnmemizde en büyük gücümüz "Özgür irademizde de bulunmuyor", "hayır deme gücümüzde" de bulunmuyor. Anahtar ruhsal bilgi birikiminde bulunuyor. Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanın çeşitli noktalarında insanlarla "doğrudan" etkileşime girdiler. Bu koşullar, insanların tamamen yabancı bir yerden gelen tanrıları kabul etmeye ve tapınmaya hazır, istekli ve muktedir oldukları noktalarda gerçekleşti. Yakın geçmişte böyle birşey olması söz konusu değildi. Ama dikkat edelim, çok yakında bu tekrar gerçekleşebilir.


Ritüeller faydasız, gerekli olan tek savunma bilgidir. Bilgi bizi varoluştaki tüm olası zarar biçimlerine karşı korur. "Bilgi" sözcüğünün ardındaki kavramın herhangi bir sınırı yoktur. Bilgi kelimesinin ve bu kelimenin manasının, ihtiyaç duyabileceğimiz herşeyi nasıl sağlayabildiğini anlamak için altıncı duyunuzu kullanmanız tavsiye edilir.


Daha fazla bilgimiz oldukça daha az korkumuz olur, daha az acımız olur, daha az gerilim hissederiz ve herhangi tür veya biçimde daha az tehlike deneyimleriz. Şimdi bunu çok dikkatlice düşünelim çünkü bu çok önemli: "Bilgi" sözcüğünün ardındaki kavramın herhangi bir sınırı var mı? Eğer bu kavramın sınırı yoksa o kelimenin değeri nedir? Sonsuz. Bir tek kavramın, bir tek anlamın bizi bütün sınırlandırmalardan nasıl serbest kıldığını anlayabiliyor musunuz?


Daha fazla bilgimiz oldukça, kendimizi nasıl koruyacağımız konusunda daha fazla farkındalığımız olur. Koruma bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir. "Bilgi" kelimesi, ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmamız önemlidir. Burada aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi, tüm varoluşun çekirdeğine gider, tüm cisimleri kapsar. "Işık" bilgidir, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. "Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir."


Bilgi kazanmak, kişinin varlığına birşeyler eklemesi anlamına geliyor. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ayrıca şu anda olduğu gibi "ışığa ulaşma" yolunda çaba gösterirken, gerçekten bilelim ki "ışık bilgidir". Bilgi, tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar.


Bilgi, tüm varoluşun kökünde olduğu için, bilginin kabul ettiği şey, bizi yanlış "veri" yi benimsemekten koruyacaktır. Açık olup, sadece açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığımızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku duymamıza gerek kalmaz.


Eğer "iman" varsa, edinebileceğimiz hiçbir bilgi yanlış olamaz, çünkü böyle bir şey yoktur. Bize yanlış bilgi veya veri vermeye çalışan herkes başarısız olacaktır. Bilgi koruma sağlar; ihtiyaç duyabileceğimiz tüm korumayı.


İnsanlardan bazıları, ilerledikleri yolun bir noktasında takılıp kalıyorlar. "Takıntı" dediğimiz gizli bir süreçten geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi takıntılı hale geldiğinde, ruhsal gelişimin sağlanması, ilerletilmesi durdurulmuş olur. Çünkü ruhsal gelişim ve ilerleme ancak gerçek bilginin edinilmesiyle olur. Kişi takıntılandığında koruması da azalır. Bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir.


Bilgi edinme, hızlı bir artışla meydana gelebiliyor ve bu bazıları tarafından "Aydınlanma" olarak tanımlanıyor. Aydınlanmış varlık, bilgili varlıktır. Bilgi edinme, ruhsal varlığı ciddi ölçüde ilerletir. Kişi belirli bilgi platolarına yaklaştıkça saldırılar artar, ama bir kez ulaşıldığında tehlike buharlaşıp kaybolur. Acaba neden?


Eğer insanlar, öğrenmeye "açık ve isteklilerse" öğrenebilirler. Eğer gelişip bilgi kazanmayı seçersek, hiçbir noktada hiçbir şey hakkında asla bloke olmaz veya takıntılanmayız. Eğer bilgimizi sınırlandırmayı ve takıntılanmayı seçersek, o zaman kendimizi sürekli bloke etmiş halde buluruz ve bu durum tüm yaşam deneyimlerimizde kendini gösterir.


Bir başkasının bilgi edinme seçimine veya bunu nasıl yaptığına veya yapmadığına müdahale edilmemelidir. Bir başkasının seçimlerini değiştirmeye çalışmanın gereği yoktur, bu "Özgür İrade" ye müdahale anlamına gelir. Karmik öğrenme ödevlerine müdahale etmeme konusunda dikkatli olmalıyız. Eğer kişi "Aydınlanmak" yerine "Takıntılanmak" ı seçiyor ise, bu onun seçimidir, müdahale etmemek gerekir.


"Öğrenin, öğrendiğinizde gelişirsiniz, geliştiğinizde ilerlersiniz, ilerlediğinizde DÖNÜŞÜRSÜNÜZ."

"Dersler öğrenenler için değerlidir."

"Ders, dersler, herşey bundan ibaret. Tüm dersler paha biçilmez öneme sahip."

"Keşfet: Öğrenmeyi besleyip büyüten keşiflerdir."

"IŞIK HERŞEYDİR VE HERŞEY BİLGİDİR VE BİLGİ HERŞEYDİR."




Not: Kasyopya Celseleri'ndeki orijinal cümlelere olabildiğince sadık kalarak yazmaya çalıştım. Ra Bilgileri, Pleiades Öğretileri ve Kasyopya Celselerinden "ilham" aldığımı söylemeliyim, bu şu demektir: Kişi kendi gücünü hiçbir zaman hiç bir şeye teslim etmemelidir, zira "kişi birliğin ta kendisidir" ve "yaratılışın temel unsurudur". Değerlendirme okuyucuya veya kişiye kalmıştır, bir öneri veya bir tavsiyeden öte bir değeri yoktur yazılanların.



Kısaltmaların Anlamları

"BH" veya "Bh" veya "bh" : Başkalarına hizmet anlamında "pozitif" yol,


"KH" veya "Kh" veya "kh" : Kendine Hizmet anlamında "negatif" yol, egonun yolu veya kendini memnun etme yolu.

Tiversonus

#1
Birleşecek Olan Üç Ayrı Döngü


1. Güneş'imizin "ikizi" olan "kahverengi yıldız", Güneş'in ışığı ile gözükecek kadar yaklaşacak, böylece bunun bariz sonucu olarak o yıldız (ikiz) görülecek ve insanlar büyük bir panik yaşayacaklar. İnsanlar arasında "korku ve kaos" olacaktır. Daha sonra bu "ikiz" yıldız tekrar kaybolacak, "çok korkutucu bir dönemden sonra" görünüşte tekrar bir normal sukunetli bir dönem yaşanacak. Güneş'imizin "ikizi" olan yıldızın Dünya'dan Güneş ışınları ile görülebilecek kadar Dünya'ya yaklaşması bir döngü içerisindedir.


2. Bir sukunet döneminin ardından, ayrı bir döngüye sahip olan Ourt bulutundan kaynaklanan Kometler (göktaşları) Dünya'ya ulaşacaklar. Bazı insanlar bu komet kümesini, 12. gezegen veya Nibiru olarak algılamışlardır. Aslında bunlar kometler olup, toplu halde gözlemlendikleri için "gezegen" olarak algılanmışlardır. Sümer'lilerde geçen budur. İnsanlık, geçen çağlarda komet kümesini deneyimlemişti ve 3600 yıllık bir komet kümesi döngüsü var. İşte bu kometler Dünya'ya çarpacaklar. "İnsanlığın deneyimsel döngüsündeki felaketler bu komet kümesinin geçişine tekabül ediyor". Komet kümesi ilk defa Büyük Döngü'yle veya diğer adıyla "Dalga" ile beraber gelmektedir. Bu ilk kez olacak, insanlığın tarihinde.



3. İnsanlığın "Cennet'ten Düşüş" hikayesinin başlangıcı ile (fizikselliğin seçimi ile) "Büyük Döngü" başlar. Bu döngü kapanacaktır. Bu döngünün süresi 309.000 yıldır. Daha doğrusu 3.Yoğunluk Fizikselliğine (Cennetten Düşüş) geçen insanlar, 309.000 yıl sonra bir Büyük Deneyim'in kapanışını yaşayacaklar. Dünya "gezegen" olarak 4. Yoğunluğa geçecek. Büyük Döngü'ye Dalga' da denilmektedir.



Kısaca Özetlemek Gerekirse:

1. "İkiz Güneş"in Görülmesi Döngüsü ve Korku ve kaosun yaşanması, bir süre sonra, İkiz'in gözden kaybolmasıyla; bir rahatlık ve sukunet dönemi,

2. Komet Kümesi (göktaşları) döngüsü, 3600 yıllık döngülü.

3. "Büyük Döngü" nün kapanması, 309. 000 yıllık döngülü, Dünya'nın 4. yoğunluk realitesine geçişi.



Kısaca Dünya ve üzerindeki İnsanlığı bekleyen olayların sırası (Kasyopya Celselerinde) bu şekildedir.


"İncil'deki kehanetler bir korku ve kaos döneminden bahsediyor, ardından sükunet ve ardından büyük bir huzur, yenilenme ve bereketin içinde beklenmedik bir şekilde gelen son." diyorlar. Kasyopya'lılar Danyal'ın kitabına da atıfta bulunarak bunun gerçeğe "yakın" olduğunu vurguluyorlar.


Burada birleşecek olan 3 ayrı döngü göreceğiz. Şimdilik bu bilgiler hazmedilmeli ve korkulmamalıdır. Bu bir fırsattır.Kasyopya'lılar "Eğer John C. Rockefeller isen kötü zaman, Mahatma Gandi isen iyi zaman." diyorlar.



Not: Kasyopya Celseleri'ndeki orijinal cümlelere olabildiğince sadık kalarak yazmaya çalıştım. Ra Bilgileri, Pleiades Öğretileri ve Kasyopya Celselerinden "ilham" aldığımı söylemeliyim, bu şu demektir: Kişi kendi gücünü hiçbir zaman hiç bir şeye teslim etmemelidir, zira "kişi birliğin ta kendisidir" ve "yaratılışın temel unsurudur". Değerlendirme okuyucuya veya kişiye kalmıştır, bir öneri veya bir tavsiyeden öte bir değeri yoktur yazılanların.

Tiversonus

#2
1. "Güneş'in aslında bir çift yıldız olduğu teorisi"- "Karanlık Yıldız"



"Güneş bir proton ve "ikizi" ise bir elektrondur" deniliyor. Bu "ikiz" yıldız veya "kahverengi yıldız" veya "karanlık yıldız" eliptik bir yörüngeye sahip olduğundan ve güneşin arkasında olduğundan görülememektedir denilmektedir. Bu "Karanlık Yıldızlar" o kadar uzun süredir yanıyorlar ki gazları bitmek üzere olan yıldızlardır. Uzayın siyah zemininde bunların görülememesinin bir nedeni de budur. Bilim adamları bu yüzden onlara "kahverengi" adını taktı. Gözlemciler "Karanlık madde"yi göremiyorlar çünkü karanlık ancak bunların varlığı diğer etkileri ile veya dolaylı olarak ispatlanabiliyor. Karanlık maddenin varlığında olduğu gibi bu bilim-insanlarının "kahverengi yıldız" dedikleri aslında "Karanlık Yıldız" lardır. Güneşimizin ikizi olan bu Karanlık Yıldız, eliptik bir yörüngeye sahip olduğundan Güneşe yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bir döngüye sahiptir.


Karanlık Yıldız, Komet Kümesinin "nedeni" dir. Komet Kümesi'de Karanlık Yıldız'ın "sonucu" dur. Biri neden diğeri sonuçtur. Karanlık Yıldızın döngüsünün de 3600 yıl olmadığını söylediklerini düşününce, bu Karanlık Yıldız'ın Güneşe yaklaşmadan da Ourt bulutundan Güneş sistemimize Komet Kümesi savurduğunu söyleyebiliriz. İşte bu sefer Karanlık Yıldız, Güneş ışınlarının da yardımıyla "karanlık" olmaktan çıkacak ve insanlar tarafından görülebilecektir. Bu gözükme "korku ve kaosa" neden olacaktır.



2. Komet (Göktaşı) Kümesi



Güneş sistemimizin çok dışında bulunan bu buzlu taşlara ourt bulutu denilmektedir. İşte bu bulut kümesinden 3600 yılda bir "komet kümesi" Dünya'ya doğru gelmektedir. Sümer yazıtlarında ve Z. Sitchin'in gezegen olarak bahsettiği "olgu" budur. İçi buz olan göktaşlarıdır bunlar.



3. Büyük Döngü Kapanıyor



İnsanlık "kısadalga" döngüsü denilen fiziksel bedenli yaşam deneyine geçişi ile başlayan Büyük Döngü kapanmaktadır. Dolayısı ile bunu 309.000 yıl olduğu ve bu sürenin sonuna geldiği söylenmektedir. Bir dönem kapanacak ve yeni dönem de 309.000 yıl sürecek (4. Yoğunluk realitesinin) deniliyor.



Not: Göktaşı ile Kuyruklu yıldız birbirlerinden biraz farklıdırlar. Kuyruklu yıldız, gazı bitmemiş (gazlı) bir göktaşıdır.

Tiversonus

#3
YORUM: Doğrudan anladığımı söylemek istiyorum: Aslında bizim anladığımız anlamda "ZAMAN YOK" ve Büyük Döngü'nün kapanması ile "gerçeklikler birleşecek" ve 4. yoğunluğa geçişe üst yoğunluk Başkalarına Hizmet varlıkları yardım edeceklerdir.

Fiziksel ölümü yaşayanların Ruh ları ise "ESKİ DÜNYA" ya "YENİ BEDENLER" ile enkarne olacaklar, sanırım eski Dünya şimdiki bildiğimiz Dünya'dan çok ama çok farklı olacak. Her şeye yaniden başlayacaklar (309.000 yıllık yeni bir 3. yoğunluk –fiziksellik- deneyimine, Büyük Döngü'ye yani). Buradan 3. Yoğunluk realitesinden çıkabilmek için yeni bir Dünya'da yeni bir beden ile ve evet buradan çıkabilmek için 309.000 yıllık bir süreyi deneyimlemek zorunda kalacaklar.

Bir 309.000 yıl daha çekilmez doğrusu:)) "Çiftlikten kaçmak" için yeniden 309.000 yıl çok uzun br zaman.

Bu olayı insanların bir "fırsat" olarak görebilmeleri gerekiyor: Aslında çok BÜYÜK BİR FIRSAT'ı seçmek bizleri bekliyor. Tabi bu bunu seçtim demekle olmuyor, çabalamak da gerekecektir..



Not: Kasyopya Celseleri'ndeki orijinal cümlelere olabildiğince sadık kalarak yazmaya çalıştım. Ra Bilgileri, Pleiades Öğretileri ve Kasyopya Celselerinden "ilham" aldığımı söylemeliyim, bu şu demektir: Kişi kendi gücünü hiçbir zaman hiç bir şeye teslim etmemelidir, zira "kişi birliğin ta kendisidir" ve "yaratılışın temel unsurudur". Değerlendirme okuyucuya veya kişiye kalmıştır, bir öneri veya bir tavsiyeden öte bir değeri yoktur yazılanların.

Tiversonus

#4
DUYGULAR-1


S: Uzaylılar bu olayda duygusal bir kargaşa yaratmak için herhangi birşey yaptılar mı?
C: Her zaman yapıyorlar.

C: Zihni incelemek ve duygularını çekmek.
S: (L) Yani onun duygularını mı emiyorlar?
C: Evet.
S: (L) Onun duygularıyla besleniyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) F___'nin duygularıyla besleniyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bunu durdurmanın herhangi bir yolu var mı?
C: Bu sürekli değildir.
S: (L) Benim duygularımı emiyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu bizim faydamıza mı?
C: Hayır.
S: (L) Bunu yapanlar kötü adamlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu duygu emilimini kesmenin bir yolu var mı?
C: Kanallamayı ve meditasyonu sürdürün.
S: (L) Kanallama duygu emilimini kesecek ne yapıyor?
C: Bilgilendiriyor.


S: (L) Neden duygu enerjilerimizi emiyorlar?
C: Kendi enerji eksiklerini gidermek için.

S: (L) Eğer bir birey teorik olarak.... Şu anda hissettiğim garip duygunun nedeni nedir?
C: Hızlanan öğrenme ile birlikte gelişen metabolik değişimler.



S: (L) "Üçüncü bir melek çıkarak güçlü bir sesle, her kim canavara hürmet gösterir ve onun damgasının alnına veya eline basılmasına izin verirse, o da Tanrı'nın kızgınlık ve gazap şarabından içmek zorunda kalacak ve kutsal meleklerin ve kuzunun huzurunda ateş ve kükürtle işkence görecek..."
C: Dezenformasyon. Korku ve direnç yaratarak dünya-dışıların bu negatif duyguların enerjisiyle beslenebilmeleri amacına hizmet ediyor



S: (L) Genel manada, olayların çoğunda paranoyanın veya şizofreninin sebebi nedir?
C: Kertenkelelerin enerji manipülasyonu.
S: (L) Neden?
C: Negatif neticelerle beslenmek için.
S: (L) Yani ille de yapışık ruhlar olmak zorunda değil?
C: Hayır.
S: (L) Kertenkeleler amaçlarına ulaşmak için kişilere ilişen karanlık enerjileri kullanıyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Paranoit şizofreni olaylarının çoğunda yapışık ruhlar kullanılıyor mu?
C: Evet.
S: (L) Şizofreniyi genetik yolla sürekli hale getiriyorlar mı?
C: Yapabilirler. Veya zihinsel ve duygusal yolla. Çevresel hayat deneyimleri.




S: (J) Sinüs sorunlarıma neden olan şey nedir?
C: Duyguların bastırılması.
S: (J) Hangi duygular?
C: Hisler. Çocuklukta duygularını göstermemen öğretildi.


S: (L) Bu eklenti öncesi omurganın ve kafatasının durumu nasıldı?
A: Orada bir çıkıntı yoktu. Kıskançlık oradan çıkıyor, bunu hissedebilirsiniz bile.
S: (L) DNA sınırlandırmasından kaynaklanan bu duygular, Carl Sagan'ın bahsettiği "Sürüngen Beyin"le alakalı mı?
A: Dolaylı olarak.



S: (T) Bu implantlar, duygularımı kontrol edip negatif olanları arttırmalarını ve böylece bu duyguların enerjisiyle beslenmelerini mi sağlıyor?
A: Kontrol değil, etki.
S: (L) Sanıyorum söylemek istedikleri şey şu; eğer kızgınlaştığını hissediyorsan, bunu durdurmanın tek yolu kızmayı bırakarak mutlu veya huzurlu olmandır. Mutlu ve huzurluyken onlara herhangi birşey gönderme isteği duymazsın.
A: Bingo.



S: (T) Pozitif duygularım var ve negatif duygularım var; İkisi de beni ben yapıyor.
C: Eğer istersen, sadece pozitif duyguların olabilir. S: (T) Eğer sadece pozitif duygularım olursa, ki güzel birşey olurdu herhalde, bu durum Kertişlerin algılayıcı cihazına nasıl bir etki yapardı?
C: Onları iptal eder.
S: (T) Yani bu cihazlar negatif frekanslara mı ayarlı?
C: Evet.



S: (L) Yani ilk ipucunu gördüğünde duygularını kontrol etmeye başlaman gerekiyor. Yaşadığın herşeyi, bunların hepsinin senin kendi yaratımının birer yansıması oluğunu ve senin mutlak iyiliğine hizmet ettikleri kabulü ve bilgisi ile değerlendirmen gerekiyor. Tabii bir süre boyunca bir besin kaynağı olarak seni tekrar kazanmak için belki on kat daha fazla çaba harcayacaklar ama bunu başaramadıklarını gördüklerinde artık seninle uğraşmayı bırakacaklar, bu şekilde mi?

A: Sen ve F___ şu anda bunu deneyimliyorsunuz.

Tiversonus

#5
Başkalarına Hizmet


S: (L) Melek nedir?
C: Altıncı yoğunluk, başkalarına hizmet ışık varlıkları.

sizler de esas olarak kendine hizmet eden varlıklar olarak ikinci seviye ve birinci seviyedeki varlıklardan negatif ruh enerjisi çekiyorsunuz. Sizin için yaklaşmakta olan dördüncü yoğunluk seviyesine doğru ilerlerken, başkalarına hizmete ilerlemek ile kendine hizmette kalmak arasında bir seçim yapmanız gerekiyor. Bu, kendinizi uyumlandırmak için epey vakit gerektirecek olan seçim olacak. Bu, "bin yıllık süreç" olarak tanımlanan şeydir. Sizin takvim ölçülerinizle bu, diğerlerine hizmete mi yükseleceğiniz yoksa kendine hizmet seviyesinde mi kalacağınızı belirleyecek olan dönemdir. Kertenkele varlıkları olarak tanımlanan varlıklar kendilerini sıkı bir şekilde kendine hizmete sabitlemeyi seçtiler. Ve bunun mümkün olduğu en yüksek yoğunlukta oldukları için, üçüncü seviye, ikinci seviye ve birinci seviyede bulunanlardan sürekli olarak büyük miktarlarda negatif enerji çekmeleri gerekiyor ve tüm o yaptıklarının sebebi de bu. Bu durum ırklarının ölmekte olmasını da açıklıyor; çünkü kendine hizmetten başkalarına hizmete nasıl geçireceklerini öğrenebilmiş değiller. Bu seviyede sizin ölçülerinize göre çok uzun bir süredir kalmış olduklarından buraya sıkıca yapışmış durumdalar bu yoğunlukta nüfuslarını da arttırdılar. Irklarının ölmekte olmasının ve gözleri kararmış bir şekilde sizden mümkün olduğunca çok enerji almaya çalışarak ırklarını metabolik olarak yeniden yaratmaya çalışmalarının sebebi bu.

Arzuya dayalı düşünmenin nasıl olduğunu biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pek bilmezsiniz, fakat eğer dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor olsaydınız sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi göremezler çünkü biz kendimize değil, başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını istediğimiz gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz.

S: (L) Ne oldu?
C: Onun içinde oluştu. Başkalarına hizmette bu seviyelere varan ve bu iman ve bu üstün düşünce seviyesine sahip herhangi bir insanda da oluşabilirdi.

S: (L) Tüm bu projenin tepesinde biri var mı?
C: Biz başkalarına hizmet ediyoruz, bu yüzden karşıtlık yok. Şimdi dikkatli düşün. Adım adım. Eğer cevabı tam olarak anlamazsan başka soru sor.

S: (L) Tamam. Yani bu bir karışım. Bunun şeyle ilgisi var mı... Sizin durumunuzda başkalarına hizmet, kendine hizmet edenlere hizmeti de kapsıyor, doğru mu?
C: Evet; biz size hizmet ediyoruz; Kertenkeleler ise sizin ırkınızı kendine hizmete programladı.

S: (L) Anlayamadığım birkaç husus var. Ben hala bir ölçüde kendine hizmet eden bir varlığım, doğru mu?
C: Ama yavaşça başkalarına hizmete doğru ilerliyorsun. Ama bütün insanlar değil.

S: (L) Yani Quorum'un veya İlüminati'nin üyeleri olan kişiler bilgi veya yardım istediklerinde siz, başkalarına hizmet yöneliminizden dolayı kim olursa olsun yanıt vermek zorundasınız, öyle mi?
C: Evet ve hayır.

S: (L) Pekala. Yani İlüminati'dekiler kendine hizmet yolunun üst seviyesindeler ve bir şekilde bu üst seviyelere erişmiş olmaları, konumlarında bir değişim veya harmanlama meydana getirerek onların başkalarına hizmete dair bazı farkındalıklara veya frekanslara erişmelerini sağlıyor, doğru mu?
C: Devat et.

S: (L) Tamam, Quorum'dakiler başkalarına hizmete odaklanıyorlar ve onlar da başkalarına hizmet ederken bazı kendine hizmetlerin başkalarına hizmet olduğunu anlıyorlar.
C: Yakın.

S: (L) Yani buradaki fikir, oraya hangi yönden ulaşmış olursan ol, her iki yolu harmanlamak, öyle mi?
C: Başkalarına hizmet, bu iki gerçekliğin mükemmel bir dengesini sağlıyor. Tam karşısındaki kendine hizmet ise büyük döngünün mükemmel bir dengede kapanmasını sağlıyor.

S: (L) Yani başkalarına hizmet yolunun varolabilmesi için kendine hizmet yolunun da olması şart, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Sizin merkeziniz nedir?
A: Bizim alemimiz. Başkalarına hizmet alemi.

S: (L) Peki kertenkeleler Başkalarına Hizmet aleminden gelen ışınları nasıl kullandılar?
A: Gelişmiş bir teknoloji kullanarak ışık frekans dalgalarını değiştirdiler.

S: (L) Eğer Kendine Hizmet eğilimli 3B (3 boyutlu) varlıkların yaşadıkları gezegenler varsa, onların görünüşleri bizimki gibi mi?
A: Siz KH (Kendine Hizmet) eğilimlisiniz. BH (Başkalarına Hizmet) varlıklarını mı kastettin? (Ç.N.: Orijinal metinde kısaltma kullanıldığı için ben de KH ve BH kısaltmalarını kullanıyorum.)

S: (L) Hazırladığım birkaç sorum var. İlk sorular biraz kişisel görünebilir ve sizin BH olduğunuzu biliyoruz. Bu gece biraz hizmete ihtiyacımız var. Olur mu? (Ç.N.: BH; Başkalarına Hizmet [eden varlık] )
C: Tamam, ama sizin de BH'ye ilerlemeniz gerekiyor.

S: (T) Önceki celselerin kayıtlarından okuduğum kadarıyla BH olarak KH olduklarını söylüyorlar. (L) Başkalarına hizmet etme yoluyla kendilerine hizmet ediyorlar.

S: (L) E___'nin durumunu hala anlayamadım... (DM) Başkalarına hizmetin neyi kapsadığını açıklar mısınız?
C: Kendiyle hiç ilgilenmemek.

S:(D) O zaman nasıl enerji alırız... Birbirimizden. Başkalarına hizmet ediyor oluruz. (L) BH böyle çoğalıp büyüyor... KH parçalıyor ve parçalanıyor ve giderek küçülüyor... (J) Uyguladıkları parçalamalar, yasa gereği onlara dönüyor. (D) Kendi enerjimizi başkalarına verirken biz de başkalarının enerjisini alabilecek miyiz?
C: Evet.

S:(D) Başkalarına hizmetin aynı zamanda kendine hizmet olması bu herhalde. (L) Son olarak söylemek istediğiniz birşey var mı? Rehberlik anlamında herhangi birimize söylemek istediğiniz birşey var mı?
C: Ancak spesifik olarak istenirse. (ç.n.: spesifik; ayrıntılı, açık, net)

S: (L) Neden sınırlandırmalar var? ...
C: Başkaların Hizmet eğilimi, başkalarına hizmet anlamına geliyor. Sıradışı güç veya yeteneklerin kullanımı, bu güç veya yeteneklere sahip olmayanlarda karmaşaya neden olabilir. Ayrıca unutmayın ki, 3'üncü yoğunlukta bulunan bir 4'üncü yoğunluk varlığı, kendi yoğunluğunda bulunmuyor ve dolayısıyla yabancı bir bölgededir ve burada tam olarak açıklanmayan pek çok nedenlerle dikkat çekecek herhangi birşey yapmazlar.

S: (J) Ayrıca 4'üncü yoğunluk BH'lerin 3'üncü yoğunlukta kalmakta zorlandıklarını söylemiştiniz. (T) Hayır, KH'lerin. (L) KH. (J) Fark nedir?
C: Fark şu ki, BH'ler varlık durumlarını genişletme eğilimindeyken, KH'ler varlık durumlarını daralatma eğilimindedirler.

Tiversonus

#6
C: Yanlış kavram. Biz diğerlerine veriyoruz ve diğer BH'lerden alıyoruz. Birbirimizi besliyoruz.


Başkalarına Hizmet (BH veya Bh)
Kendine Hizmet (KH veya Kh)



BH----->>>>[ "Saf" bir düşünceyle Hizmet ederler, yani egosal bir karşılık veya enerjisel bir karşılık beklemeden]-----[kime]----> Kendine hizmet olup BH eğilimli olanlara + BH olanlara---------[Nasıl yaşarlar]------->>>>> Diğer Bh'lerden [3. yoğunluk insanlardan almazlar, çünkü bu bir karşılık oluşturur]------------------------------------[Eeee nasıl bu dolaylı kendine hizmet oluyor?]--------------------------->>>>>>>İşte sonuçta dönüp dolaşıp yine kendine gel se de yintem ve ve düşünce farklı....Bu şeye benziyor (ya nasıl olsa sonuçta öleceğim bu yüzden yaşamayayım demeye, yani sonuç aynı olsada yöntemler farklı!)

Özet:

BH-------Hizmet Varlıkları (vericiler, melekler)------->>>> BH + BH Eğilimli--------------Sonuç-------->>>>>> diğer BH'lerden Hizmet Alınılır--------------Son Sonuç----------->>>>>>>Döner dolaşır Kendine döner [KH]


Koşullar:

1. Kendine hizmetten alınmayacak.
2. Karşılık bekleme veya kendine bir şey isteme durumunda olunmayacak (bunun için zihinsel ret egzersizleri yapılabilinir)
3. Sadece BH' lerden alınır.
4. Özgür iradelere saygılıdırlar.
5. Kabul edici güdümlüdürler.




KH----------Kendine Hizmet Varlıkları (Sömürücüler)-------(kimden?)------>>>>> Diğer Kendine Hizmet'lerden Alınır-----------------Sonuç------------>>>>>>Artık alacak Kh bitince bir kısmı ayrılır, bununla fazla ilerlenmeyeceğine idrak edilir--------------Son Sonuç-------------->>>>>>>Döner dolaşır Kendine döner [KH]


Koşullar:

1. Vermek nedir bilmezler, sadece alırlar veya almak üzere verirler, taraftar toplamak için.
2. Özgür irade dinlemezler.
3. Korku ve kaos ile bilgi den uzak tutarlar.
4. Arzulu düşündüklerinden; "gözleri kör" dür.
5. En fazla 4. yoğunluğa kadar gidebilirler, sonrası bir yansıma şeklinde.
6. Kontrol etmek güdümlüdür.





Not: Genel işleyiş şemesı böyle, yalnız eksik ve açıklama gerektiren yanları var. Bir süre sonra daha geniş, içerikli bir yazı hazırlayana kadar kalsın diye düşündüm burada.

Tiversonus

#7
RÜYALAR



S: (L) Melatonin almamızı neden öneriyorsunuz?
C: Hafif halüsinojen.

S: (L) Buna neden ihtiyacımız var?
C: Psişik yetenekleri harekete geçiriyor ve yolları açıyor. Erotik rüyalar sizi şaşırtmasın.

S: (L) Erotik rüyalar görmeyi beklemeli miyiz?
C: Ruh yükselişte çeşitli derecelerden geçerken olası.


S: (L) Hipnoz dediğimiz şey nedir?
C: 5'inci yoğunlukla bilinç birliğini açmada 2'inci adım.

S: (L) İlk adım nedir?
C: Rüya hali.

S: (L) Üçüncü adım nedir?
C: Trans.

S: (L) Dördüncü adım nedir?
C: Beden işlevlerinin sona ermesi.

S: (L) Bu ölüm anlamına mı geliyor?
C: Evet, bedenin.


S: (L) Ben de dün gece rüyamda yengeme ait bir yavru köpek gördüm. Rüyamda yürürken arkamı döndüm ve bir arabanın köpeği ezdiğini gördüm. Çok canlı bir sahneydi ve rüyadan çok üzgün bir şekilde uyandım. Bu rüyanın nedeni veya amacı neydi?
C: Bu rüya gerçeklerle çok ilgili değildi.

S: (L) Yalnızca öylesine bir rüya mıydı?
C: Evet.





S: (T) Bir rüya sırasında bilgi almıştım. O bilgi gerçek miydi, yoksa sadece bir rüya mıydı?
C: Bozuldu.

S: (T) Kim veya ne tarafından?
C: Çatışan enerjiler.

S: (L) Bu enerjilerin kaynakları nedir; bunlar Terry'nin içinde mi, yoksa dışında mı?
C: Her ikisi.

S: (T) Bu devam edecek mi?
C: Tekrarlanacak. Tekrarlanan rüya kalıplarını fark ettin mi?

S: (T) Rüyalarımın çoğunu hatırlamıyorum.
C: Melatonin dene; bütün antidepresanlardan uzak dur.

S: (L) Esrar da bir antidepresan mı?
C: Hayır.

S: (T) Rüyadaki bilgi sadece benim için değil, herkes için mi önemli?
C: Tüm bilgiler öyledir.

S: (T) Farklı insanlar farklı bilgi parçaları mı alıyor, yoksa bazı insanlar kaldırabilecekleri kadar bilgiyi alıp devam ettirilmesi için bu bilgiyi başkalarına mı aktarıyorlar?
C: Çok sayıda soru.

S: (T) Bu bilgiler birleştirilmesi için parçalar halinde farklı insanlara mı veriliyor?
C: Yakın.

Tiversonus

#8
Masonlar


S: (L) Masonların aslının ne olduğunu bilmek istiyorum.
C: Osiryanlar.

S: (L) Esas Masonların bir topluluk olarak ne zaman oluştuklarını söyleyebilir misiniz?
C: MÖ 5633.
S: (L) Masonluk bugün de aynı şekilde mi uygulanmaktadır?
C: 33'üncü derece, evet.

S: (L) Yani 7 bin yıldır devam eden bir gelenek mi var?
C: Evet.

S: (L) Bu oluşumun dünyayı ele geçirip yönetmek gibi bir planı var mı?
C: Öyle denemez.

S: (L) Odaklandıkları şey nedir?
C: Gözetleyiciler.
S: (L) Neyin gözlemi?
C: Quorum'un durumu.

Tiversonus

#9
Ek: Osirian Medeniyeti

Nuh tufan öncesi




Çok uzun zaman önce şimdi Akdeniz'in bulunduğu alan kuru ve verimli bir araziydi. Nil Nehri "Stix Nehri" olarak biliniyordu ve bugünde olduğu gibi Afrika boyunca dolanıyordu; ama daha sonra Akdeniz'de bir vadide bulunan göle kadar uzanıyordu. Gölden sonra ise biraz daha ileride bulunan Herakles Sütunları'ndan Atlas Okyanusu'na dökülüyordu. Efsaneler, Atlantis zamanında Osirianlar'ın Akdeniz havzasındaki büyük gölün etrafında yaşamış olduklarından söz etmektedir. İki yüzün üzerindeki sayıda Osirian anıtı bugün Akdeniz tabanında görülebilmektedir.

Atheninan Yunan İmparatorluğu'dur. Atlantis'in düşmanı ve rakibidir. Rıver Styx Osiria imparatorluğudur. Malta'da Osirian başkent olabileceğine dair kazılar bulunmuştur.


Nuh tufan sonrası



Osiris üzerine odaklanan Mısırlılar'ın Osirian dininin onlar tarafından atıldığı düşünülmesine rağmen bu medeniyete ait çok az şey bilinmektedir. Mısırlılar'ın ölüm tanrısı olan Osiris hakkındaki mitlerde daha çok suyla bağlantılı olarak anlatılmıştır; ya Nil'in sularında boğulurken ya da suya gömülürken tasvir edilmiş ve daha sonrada hayat verici nem ve üretici güçlerle tekrar hayata dönmüştür. Belki de bu, Osirianlar'ın kaderini temsil etmekteydi. Yaklaşık olarak M.Ö. 10.000 yılında okyanus suları yükselince ve depremler Cebelitarık Boğazı'ndaki ülkeyi yerinden oynatınca, Atlan Okyanusu'nun suları iç bölgelere kadar ulaştı ve şehirleri su bastı. Kaçmayı başarabilenler Mısır'ın ve etrafındaki ülkelerin yüksek kısımlarına yerleştiler.

Malta Adası'nda bir zamanlar buralarda yaşamış olan insanlara dair kanıtlar sunan eski kalıntılar bulunmuştur. Büyük taş bloklardan yapılan geniş anıtlar ve binalar bazen kalıplar halinde dizilirdi. Malta'daki tarihi olaylar düz alanlardaki kayalıklara ve tepelere yapılırdı. Bütün ada üzerinde yollar bir ağ meydana getirirdi. Bazıları doğruca denize, Osirian şehrinin kalıntılarının bulunduğu yere kadar uzanırlardı. Bu yol kadar gizemli olan tekerlek izleri de birbirine paralel ve eşit uzaklıkta olup birlikte kıvrılıp birlikte düzleşirlerdi. Malta'daki taş tabletlerin üzerinde bulunan çözümlenememiş yazıtlar mutlaka bu ilginç yollar ve onları yapanlar hakkında bilgi veriyordu.




Osiris dini

Osiris dini, yitik efsanevi kıta Atlantis'ten Mısır'a getirilmiş olduğu ileri sürülen bir öğreti ya da tektanrılı bir dindir. Terim ilk kez ünlü Mu araştırmacısı James Churchward tarafından kullanılmıştır.

Churchward'un görüşleri

Churchward'un okuduğunu ileri sürdüğü bu tabletlerden Osiris dini hakkında aktardıkları şöyle özetlenebilir:

*Osiris Atlantis'de doğdu, belirli, bir yaşa gelince, bilgisini derinleştirmek üzere Mu Kıtası'na gitti.

*Mu kıtasında kendisine Naakal'ler tarafından spiritüel eğitim verildi.

*Aydınlanıp üstadlık derecesine ulaşınca ülkesi Atlantis'e döndü; Atlantis'teki yozlaştırılmış tektanrılı dinde reform yaptı, bu öğretiyi yeniden bozulmamış özgün haline dönüştürdü.

*Zamanla Atlantis'in ruhani lideri haline geldi. Kendisini çok seven halk onu kral Uranos'un yerine geçirmek istediyse de o bunu kabul etmedi. Kendi kardeşi tarafından katledildi.

*Osiris'in izleyicileri olan inisiyeler adının anılması için bu öğretiye Osiris dini adını verdiler.

*Osiris'in öldürülmesine karşın bu öğreti Atlantis'te varlığını sürdürdü ve İ.Ö. 16.000 yıllarında Atlantis'li bir bilge olan Hermes-Thot tarafından Mısır'a getirildi.


Diğer görüşler

Kimilerine göre bu öğretinin Mısır'daki biçimi ikili bir karakter göstermiştir: Öğretinin derin ve hakiki bilgilerden oluşan ezoterik kısmı "Horus'un yolu" ya da "İsis misterleri" olarak adlandırılmakta olup, yalnızca inisiyelerce öğrenilmekteydi; halk ise yalnızca, "Osiris'in yolu" denilen 42 kuraldan oluşan şeriat (egzoterik) kısmını bilmekteydi. Avam-ı beşer adı verilen egzoterik kesim insanın öldükten sonra yaşayacağı yargılanmada (psikostazi) bu 42 kuraldan hangilerine uyup uymadığının hesabını vermek zorunda olduğuna inanırdı ki, Churchward'a göre Mısır'ın geç dönemlerde, egzoterik kesimdeki yozlaşan rahip sınıfı yüzünden bu 42 kuralın her biri ilah haline getirilmiş, putları yapılmış ve tektanrılı din çoktanrılı din haline getirilmiştir.[1]

Bu görüşte olanlardan bazıları Hermetizm'in Osiris öğretisinin ezoterik kısmı olduğunu veya bu kısmın günümüze ulaşmış biçimi olduğunu, Mu kıtasındaki özgün öğretinin de kozmik bir öğreti olduğunu ve kaynağının Sirius olduğunu ileri sürerler.


Osiris dininin şeriatını oluşturan 42 kural ya da ilkeden bazıları papirüslerde şöyle ifade edilir:

"Yalan söyleme!"
"Kimseyi öldürme!"
"İnsanlar arasında ayrım yapma!"
"Servetini haksız kazanç yoluyla (başkasının hakkına el uzatarak) arttırma!"


http://tr.wikipedia.org/wiki/Osiris_dini

Tiversonus

#10
Savunma/Korunma (Kullanabileceğimiz herhangi bir teknolojik yöntem var mı?)

C: Gerekli olan tek savunma bilgidir. Bilgi, sizi varoluştaki tüm olası zarar biçimlerine karşı korur. Daha fazla bilginiz oldukça daha az korkunuz olur, daha az acınız olur, daha az gerilim hissedersiniz ve herhangi tür veya biçimde daha az tehlike deneyimlersiniz. Şimdi bunu çok dikkatlice düşünün çünkü bu çok önemli: "Bilgi" sözcüğünün ardındaki kavramın herhangi bir sınırı var mı? Eğer bu kavramın sınırı yoksa o kelimenin değeri nedir? Sonsuz. Bu tek kavramın, bu tek anlamın sizi bütün sınırlandırmalardan nasıl serbest kıldığını anlayabiliyor musunuz? Bilgi kelimesinin ve bu kelimenin manasının, ihtiyaç duyabileceğiniz herşeyi nasıl sağlayabildiğini anlamak için altıncı duyunuzu kullanın. Dikkatlice düşünürseniz, bunun doğruluğunun işaretlerini göreceksiniz.

Tiversonus

#11
Psikoloji


S: (V) Tüm psikoloji öğrencileri mi saptırılıyor?
C: Tüm insanlar.

S: (L) Devlet okul sisteminin, üniversite de dahil olmak üzere, insanların beynini yanlış bilgilerle doldurmak ve Kertiş yönetimini sürdürmek için özel olarak tasarlandığını ve uygulandığını mı söylüyorsunuz?
C: Yakın ama daha alt seviyelerde de mevcut.

S: (V) Bir şey sorayım... Evrende psikoloji çalışan tek tür insan mı? Oryon'da veya Kasyopya'da psikologlar var mı?
C: Dar kavram.

S: (L) Dar kavram derken neyi kastediyorsunuz? (V) Söylemek istediğim... (L) Kastettikleri şeyi anlıyor musun? (V) Hayır, ama söylemek istediğim şey, düşünen, bu türde zeki varlıklar olarak bir tek biz mi varız? (L) Kastettikleri şeyin bu olduğunu sanmıyorum. (V) Tam anlatamıyorum. Biliyorsunuz, burada oturuyorum ve düşünceleri kelimelere dökmeye çalışıyorum ve bu çok zor...
C: Zihnini genişlet.

S: (V) Çabalıyorum. (L) Nasıl?
C: Daha az önyargı.

Buradan Çıkan Sonuçlar:
1. Tüm insanlar gibi psikoloji öğrencileri saptırılıyor.


C: Zihnini aç.
C: 4'üncü seviyeye doğru ilerliyorsunuz ama herkes aynı ilerleme seviyesinde değil.
C: İlerleyişini hızlandıran bireylerle temas.
C: Öğrenmede keşif vardır.

S:(L) E___ L___. Fiziksel durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?
C: Tiroit ve östrojen miktarıyla ilgili sorun. Tiroidin neden olduğu psikolojik sorunlar.

Buradan Çıkan Sonuçlar:
1. Tiroid psikolojik sorunlara neden olabiliyor.
2. Kimyasal bir madde psikolojik soruna yol açabiliyor.

S: (V) Annemle aramdaki gerilimin kaynağını öğrenmek istiyorum.
C: Annesel etkiler. Psikolojik endişe hali. Erkek ilgisine yönelik anne kız rekabeti. Kişisel konularla oyalanmayalım.

Buradan Çıkan Sonuçlar:
1. Aile içi rekabet ve sonucunda endişe olabilir. Anne ve kızlar dikkatli olun.


S: (L) Peki psikolojiyleilgilenirken en iyi yaklaşım nedir? İyileşme sağlamak için kişinin varlığının hangi yönüne bakmak gerekir?
C: Bilinçaltı zihni.

S: (V) Psikolojinin duyguları incelediğişeklindeki tanım yeterli ve doğru bir tanım mı?
C: Hayır. Bilinçaltı, beden içinde de, beden dışında da aynıdır.

S: (V) Bilinçaltı ruhun bir parçası mı?
C: Bir ve aynı.

S: (V) Yüksek benlik denen şey, ruh ve bilinçaltıylaaynı şey mi?
C: Evet.

Buradan Çıkan Sonuçlar:
1. Psikolojik iyileşme için eniyi bilinçaltı zihne bakılmalıdır.
2. Psikoloji yarı ruhsallıktır ve Yüksek benlik , ruh ve bilinçaltı ile aynı şeydir.

S: (V) Peki bana psikolojinin gerçek tanımını yapar mısınız?
C: Yarı.

S: (L) Yarıdan kastettiğiniz şey nedir? Yarı nedir?
C: Yarı ruhsallık.

S: (V) Benim planlamakta olduğum gibi, psikolojiye yaklaşımda ruhsal kısım ile bilinçaltı ksımını birleştirmek iyi bir yol mu?
C: "Etkilere" dikkat et, kolayca etkileniyorsun.

S: (V) Bu etkiler doğrudan bana mı yoksa ruhsal psikoloji fikrime dönük etkiler mi?
C: Evet. Ve hayır.

S: (V) Hangi etkiler?
C: Herhangi.

S: (V) Yani açık, öyle mi? (L) "Gerçek" psikolojiyle ilgili soruyu yanıtlamadın. Sadece "yarı" dedin. Gerçek psikoloji nedir? Bilinçaltı zihninin incelenmesi mi?
C: Gerçek psikoloji yalnızca yarım.

S: (L) Peki gerçek psikolojinin tanımı nedir? Söylediğim gibi mi? Yani bilinçaltı zihnin incelenmesi mi?
C: Zihnin fizyolojik temelli incelenmesi.

S: (L) Yani fizyolojinin, hormonların, kan şeker seviyesinin, çeşitli organların durumunun zihin üzerindeki etkileri; bunların düşünce süreçlerini nasıl etkilediği, öyle mi?
C: Yakın.

S: (L) Ve bu tanımın yarısı. Başka ne var?
C: Eksik kısım ruh.

Buradan Çıkan Sonuçlar:
1. Psikolojinin "gerçek" tanımı; yarı ruhsallıktır.
2. Psikolojinin gerçek tanımı; fizyolojinin, hormonların, kan şeker seviyesinin, çeşitli organların durumunun zihin üzerindeki etkileri; bunların düşünce süreçlerini nasıl etkilediğinin incelenmesi –ki bu yarım ruhsallıktır- tanımın eksik kısmı ise "Ruh" dur.




C: Hayır. Ruhun, sizin bildiğiniz şekliyle psikolojiyle bir ilgisi yoktur.
C: Çok fazla karmaşık.
S: (L) Yani bahsettiğiniz şeyler okulla ilgili şeyler. Okulda onu etkileyen şeyler duyuyor ve görüyor ve siz bu etkilerin onun asıl başarmaya çalıştığı şeye yardımcı olmayacağını söylüyorsunuz, öyle mi?
C: Bingo!

Tiversonus

#12
Kişisel Yorumum

Öncelikle Kasyopya'lıların söylediklerini vurgulayalım veya söylediklerinden çıkan sonuçları:

1. Tüm insanlar gibi psikoloji öğrencileri saptırılıyor.
2. Tiroid psikolojik sorunlara neden olabiliyor.
3. Kimyasal bir madde psikolojik soruna yol açabiliyor.
4. Aile içi rekabet ve sonucunda endişe olabilir. Anne ve kızlar dikkatli olun.
5. Psikolojik iyileşme için eniyi bilinçaltı zihne bakılmalıdır.
6. Psikoloji yarı ruhsallıktır ve Yüksek benlik , ruh ve bilinçaltı ile aynı şeydir.
7. Psikolojinin "gerçek" tanımı; yarı ruhsallıktır.
8. Psikolojinin gerçek tanımı; fizyolojinin, hormonların, kan şeker seviyesinin, çeşitli organların durumunun zihin üzerindeki etkileri; bunların düşünce süreçlerini nasıl etkilediğinin incelenmesi –ki bu yarım ruhsallıktır- tanımın eksik kısmı ise "Ruh" dur.

Tüm insanlığın saptırıldığı, gerçek bilgilerden uzak tutulduğunu Kasyopyalı'lar bir tekrar olarak vurgulamışlar. Bu durumu da genel olarak okullarda okutulan "Psikoloji" ile ilişkilendirmişler. Yani psikoloji bilmi de payını almıştır bu manüplasyondan.

Uzakdoğunun bir çok felsefi ve ruhsal, psikolojik açılımlarının batıya (yakın zamanlarda) ulaştması ile zaten okullarda bu olaydan uzak kalamamışlardır. Mevlana örneğindeki bir tasavvufi yaklaşımın 750-800 yıl önce olduğunu düşünürsek; okullarda öğretilen psikolojinin nasıl bir "yavaş hızla" yol aldığını daha net görebiliriz. Şüphesiz tasavvufi yaklaşım Mevlana'dan çok daha eski yıllara dayanır.

Kimyasal maddenin insan psikolojisine etkisinin vurgulanması anlamı açısından ilginçtir. Bundan bir kaç yıl önce Antalya'da yapılan uluslararsı bir psikoloji toplantısında, psikolojide kimyasal madde eksikliğinin giderilmesine yönelik tedavinin önemi vurgulanmıştı. Elbette kimya işin yalnızca bir bölümüdür.

Kimya vurgusundan sonra -ki bu sanırım acil bir müdahale sınıfından bir iş oluyor- "eniyi psikolojik tedavi" için Bilinaçaltı Zihin'e bakılması gerektiği öneriliyor. Demek ki, kimyasal müdahale (eksik olan kimyasalın dışarıdan vucuda verilmesi) yeterli olmuyor ve bu kimyasal eksikliğe yol açan Bilinçaltı zihin ile çalışma öneriliyor. Aslında burada açıklayıcı bir sitem sunuluyor: Kimyasal eksiklikler zihinsel sapmalara ve/veya bu da psikolojik sorunlara neden olmaktadır. Kimyasal eksiklik giderilse dahi, zihinsel ve zihinsel bilinaltında varolan sorunlar giderilmedikçe bu tekrardan kimyasal eksikleri tatikleyecektir. Yani iki yönlü ancak temelinde Ruhsal ve Zihinsel bilinçaltı nın ön planda olduğu bir işleyiş gözüküyor. Asıl olan Ruh'un olduğunu unutmadan, kimyasallar bir süre için kullanılabilir gözüküyor. Başka bir değişle kimyasal eksikliğin temeli giderilinceye kadar, devamlı ve uzun vadeli ilaç kullanımı bir işe yaramaz gözüküyor. İşin temel çıkış noktasından işe başlanmalı, buralardaki sapmalar giderilmeli.

KANIMCA Akıl/Beden/Ruh üçlemi açısından güzel bir işleyiş verebiliyor Kasyopya'lıların açıklamaları: Asıl olan Ruh da olsa diğer unsurlar ile devamlı çift yönlü bir etkileşim vardır.

Aklıma psikoloji biliminde bilinaltı kavramını ilk ortaya atan Freud geliyor. Daha sonra Jung'ın kişinin genetik olarak miras ile deviraldığı veya etkileşime girdiği bir alan olarak tarif ettiği "kişisel bilinçdışı" ve "kollektif bilinçdışı" kavramları geliyor. Bu konularda benden daha fazla bilgi ve deneyim sahibi üye dostların açıklama yapmaları daha uygun olur diye düşünüyorum.

Sonuçta bilim ölçülebilir olana endeksli bir tutum içerisinde olduğundan açıklayamadığı "fenomen" veya "metafizik, psişik" konuları artık kürsüler ile temsil eder şekilde kabul etmeye başlamıştır. Bu sevindirici bir gelişme kanımca. Hangi açıdan diye sorarsanız, madde ve antimadde aleminin bir bütünlük içerisnde varolduğu gerçeğine yaklaşması açısından. Doğa da varolan herşey doğaldır, doğadışı değil:))

Tiversonus

#13
SEVGİ


C: Gerçek sevgi hormonlara dayalı değildir.



S:(D) "Pleiades Öğretileri"nde (Bringers of the Dawn) seksten bahsediliyor ve bunun sevginin bir ifadesi olduğu, seni gerçekten sevmeyen biriyle seks yapmaman gerektiği söyleniyor.
C: İhtiyaç duyulan tek şey sevgi.

S:(L) Eğer iki birey, birbirlerine duydukları yüksek seviyeli sevgiyi fiziksel bir şekilde ifade etmek isteseler, bu enerjiyi 4'üncü seviye KH varlıklarını beslemeden, pozitif bir şekilde yapmaları mümkün mü?
C: Hayır.


S:(L) Tamam, şu şekilde sorayım. Bize karşı düşünceleriniz nedir veya bize karşı tutumunuz veya duygularınız nedir? Birey olarak veya grup olarak?
C: Sevgi.

S:(J) Ne yapacağını söylemezler. (CD) Kitabı yayınlamamak, tacizi ve tehlikeyi durdurur mu?
C: Açık. MUFON'un "casusları" var.

S:(GB) Bunu biliyorduk. (BP) Koşulsuz sevgi ve iman tüm bunların üstesinden gelemez mi?
C: Açık. Daha fazlasına ihtiyaç var.

S: (L)Yani aydınlanmanın yolunun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Doğru.

S: (L) Peki ya sevgi?
C: Ne olmuş sevgiye?

S: (L) Anahtarın, cevabın sevgi olduğunu iddia eden pek çok öğreti var. Aydınlanmanın, bilginin, herşeyin sevgiyle gerçekleştirilebileceğini söylüyorlar.
C: Sorun "sevgi" terimi değil, bu terimin yorumlanışı. 3. yoğunluktakiler bu konuyu korkunç bir şekilde karıştırma eğilimindeler. Sonuçta pek çok şeyi sevgiyle karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin tanımı da doğru değil. Sevgi illa bir bireyin sahip olabileceği, bir duygu olarak da yorumlanabilecek bir his değil, daha ziyade, daha önce de söylediğimiz gibi, ışığın özüdür. Işık bilgidir ve bilgi sevgidir. Ve sevginin aydınlanmaya götürdüğü söylendiğinde, bu da çarpıtılmış bir ifadedir. Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi. Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir. Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir.

S: (L) Önce şunu deneyeyim: "Kovalar dolusu sevgi ve ışık" grubu diyor ki dünya dengelenecek çünkü herkes güzel düşünceler düşünecek ve kovalar dolusu sevgilerinin ve ışıklarının tümü sonunda kritik bir kütleye ulaşıp tüm insanlığın üzerine dökülecek ve kötü adamlar da iyi adamlara dönüşecek. Bu standart versiyon. Kastettiğiniz şey bu mu?
C: Hayır.

S: (L) Gezegende ortaya çıkan pozitif enerji, gezegendeki varlıkların negatiflik seviyesini azaltacak mı?
C: Önemli husus bu değil. "Dünya" 4'üncü yoğunluk ortamı olduğunda, tüm güçler, hem KH hem de BH güçleri birbiriyle doğrudan temas halinde olacak... "Eşitlenen bir oyun sahası" olacak, yani dengeli.



S: (L) Hataları spesifik olarak sorman gerekiyor. (A) Bunun için hazırlanmadım. Bulanık. Dedikleri gibi kafamdaki herşey karışık.
C: "Utangaçlık" nedeniyle hazır değil. Hatırla, doymayan bir sevgi, kabullenilme, onaylanma ve "ihtiyaç duyulma" arayışından bahsetmiştik. Bu arayışın başarısız olmasının nedeni acelecilik, sabırsızlık ve inatçılıktı.

S: (L) O zaman oğlumun söylediği şey doğru. Birine acıdığın zaman, karanlıktakilere veya şikayet edenlere ve kendileri bir çaba göstermeden "kurtarılmak" isteyenlere sevgi ve ışık gönderdiğin zaman, suistimal ve manipülasyon karşısında nazik olduğun zaman, aslında bu kişilere verdiğin güçle iyice parçalanıyor ve bencilleşiyorlar. Yani KH'ye düşüşlerine güç kazandırıyorsun. Bu doğru mu?
C: Yanıtı biliyorsun!

S: (L) Evet. Bunu tekrar ve tekrar gördüm. Yaşamlarımızdaki bireyler acıma duygusu oluşturmak için çok gelişmiş bir yeteneğe sahip olanlar arasından seçilmiş bireyler miydi, ya da diğer insanların açıkça gördüğü bazı şeylere körleşmemize neden olacak şekilde acıma duygumuza özel bazı tepkiler göstermek üzere programlanmış kişiler miydi?
C: İkisi de değil. Nihai olarak enerjini tüketecek olan hipnotik bir tepkiyi tetikleyecek kişilerle etkileşime girmek için seçildin.

S: (TK) Doğru. Benim enerjim kesinlikle boşaltıldı. (L) Bu enerji boşaltımının amacı nedir?
C: Sence?

S: (TK) Konsantre olamaman ve herhangi birşey yapamaman için. İlerleme sağlayamaman için.
C: En azından önemli şeylerde.

S: (TK) Konsantrasyonumun bu kadar düşük olmasının nedeni bu mu?
C: Evet.

S: (L) A___ dışında diğer çocuklardan herhangi biri daha tehdit altında mı?
C: Bunu hatırlayacağını umuyoruz. Ve bunu sevgi ve ilgimizden dolayı yapıyoruz. Bu doğrudan bilgi ile ne yapacağın senin seçimin. Bunu ancak misyonun doğrudan tehdit altındayken yaparız. Saldırı en büyük hale geldiğinde, KH güçleri için en tehdit edici olanlar, kendilerini yok etmelerine neden olmak üzere en güçlü ve doğrudan programlamaları alır. Aynı şey, potansiyel kaşiflere yakın olan en hassas kişilerin başına da gelebilir. Bunu daha önce de gördün. Periyodik aralıklarla dönecek.

S: (L) Ra'nın kanalı olan Carla Rueckert'le bir süredir yazışıyoruz. Hiçbir şey YAPMAMIZ gerekmediğini, sadece OLMAMIZ gerektiğini söylüyor. OLMAMIZ gereken şeyin ise sadece sevginin içimizden geçmesine izin vermek, dünyadışı varlıkları ve herkesi sevmek, eğer yönetimimizi ele geçirirlerse bunu da SEVMEK olduğunu söylüyor...
C: Varolan herşey derslerdir!!

S: (L) Öğrenilmesi gereken ders nedir?
C: Deneyimler asla sona ermez, sadece dönüşür. Beden-merkezliliğe gerek yok.

S: (L) Bir keresinde 4'üncü yoğunluğa geçişin "eşit bir oyun sahası" yaratacağına dair birşey söylemiştiniz. O halde, insanlar uyanacak ve insanlarla dünyadışı varlıklar arasında bir savaş olacak...
C: Evet.

S: (L) Eğer bu daha eşit bir oyun sahasıysa, o zaman durum pek İspanyol Fetihçilerine karşı Aztekler ve Avrupalılara karşı Amerikan Yerlileri gibi olmayacak demektir...
C: Yanlış, o dramadaki herşey 3'üncü yoğunluktaydı. Tavşanlar, fareler, köpekler vs sizinle eşitlenmiş bir sahada oynamıyor!

S: (L) Bu dünyadışı varlıklar gelen kometleri ve benzer şeyleri biliyorlar mı?
C: Evet.

S: (L) Yarattıkları bu ırkın bu afetlerde hayatta kalmasını mı istiyorlar?
C: Elbette.

S: (L) Peki bu, "hayatta kalacaklar" anlamında mı, yoksa hayatta kalacaklarına İNANIYORLAR anlamında mı?
C: Her ikisi.

S: (L) Bir keresinde bize bunun "kozmik bir savaş" gibi olduğunu söylemiştiniz. Döngünün bir denge yaratacağını vs söylemiştiniz. Bunu anlamaya çalışıyorum. Durum "İspanyol fetihçilerine karşı Aztekler ve Amerikan yerlilerine karşı Avrupalılar"dan biraz daha karmaşık olmalı. Çünkü hikaye bir noktada değişiyor. Baskı yapılan saldırıya geçiyor. Benzetmeyi daha anlaşılabilir bir çerçeveye sokmaya çalışıyorum. Kastettiğim şeyi anlıyor musunuz?
C: Hayır.

S: (L) Çünkü kafam karışık. Doğrudan sormadığım şey şuydu: Herhangi birşey yapma şansımız var mı?
C: Hala "daha büyük resmi" görmüyorsun.

S: (L) Daha büyük resim nedir?
C: Ruhlarınız, bilinciniz.

Tiversonus

#14
Kişisel Yorumum:

Kasyyopyalı'ların aydınlanmış varlığın sevgi dolu değil ancak bilgili varlık olduğunu ve aydınlanmış/bilgi dolu varlığın ise hem kendine hizmet ve hem de başkalarına hizmet olduğunu söylemeleri ilginç. Elbette entellektüel bilgi birikimi olan kendine hizmet davranışları çok ileri olan insanları tanıyoruz. Onlar hem ülkemizde ve hem de dünyada bu duruma güzel örnek oluşturuyorlar. Bilgisi var ancak bunu kendi menfaatlerine kullanan insanlar bunlar. Sonuç olarak bilgili olmak ayrı bunu Başkalarına Hizmet doğrultusunda bir seçim ile kullanabilmek ayrı şeyler. Bilgi'nin kullanımı, bir seçim sonucunda eyleme dönüyor: Başkalarına hizmet veya Kendine Hizmet.


Kasyopyalı'ların belki de enfazla eleştiri alan açıklamaları "sevginin yorumu" ile ilgili olanlar kanımca. Sevgi kelimesinin bulunduğumuz yoğunluk insanları tarafından müthiş şekilde yanlış yorumlandığını söylüyorlar. Sevginin bir his den ve kimyasal temelli bir duygudan daha fazla bir şey olduğunu söylüyorlar. Günlük gazetelerden ve haberlerden zaten benzeri yanlış yorumlanmış "sevgi şiddeti" olaylarını görebiliyoruz. "Sevdiği kızı" öldüren, asansörde bıçaklayan insanlar bunlara örnek. Ayrıca sevginin, koruyucu, geliştirici, ilerletici yanını kullanmayan ebebeynler de çokça mevcut. Örneğin bazı ebebeynler, "çocuğunun iyiliğ veya onu sevdiği" için, öyle kararlar ve öyle uygulamalar yapıyorlar ki, bu çocğun kendi özgür iradesi ve kadersel ve karmik derslerini düşünmeyen, çocuğu ilerletmeyen, korumayan işlere dönüşebiliyor. Sanki çocuğun farklı bir ruhu yokmuş gibi davranılıyor. Sonuç olarak sevgi uygulaması altında insanlar çok yanlış uygulamalar yapabiliyorlar.

Hayatın karmik ve kadersel derslerden kurulu olduğu "bilgisi" ni taşıyan birisi için, diğer bir varlığın özgürce deneyimlemek istediğine izin vermesi gerekiyor. Bu yoğunluğun, müthiş şekilde zihin yıkamalara maruz bıraktığı insanlar bunu ne kadar gözetebilirler. Elbette "öneri ve tavsiyeler" verilecektir.

Bir kısa örnek anlatmak istiyorum. Üniversite yıllarında, Elektronik Mühendisliği'nde okuyan oda arkadaşımın, tuvalette ağladığına tanık oldum. Uygun bir ortamda sohbet ettiğimde, okuduğu bölümü sevmediğini, aslında turizm ile ilgili bölümleri istediğini, ancak ailesinin bunca emeklerinin ve sıkıntılarının karşısında babasının istediği bölümde okuduğunu söylüyordu. Bu arkadaşın babası, İzmit Seka kağıt fabrikasında elektrikçiydi o zamanlar. Kanımca, elektrikçi baba çalıştığı fabrika da şeflerine veya mühendislerin durumuna ve ortamına yakınlık duyarak, kendisinin olmak isediği ve olamadığı ortamı oğlımda istiyordu ve elbette bu baba oğlunu seviyordu. Başarılı bir öğrenci olan arkadaşım ise acı çekiyordu, hem de sevdiği bir işi yapamamaktan dolayı. Baba da "sevgi" var, oğlunda "sevgi" var. Acaba sevgi yorumunda bir problem mi var dı? Sevgi evrensel yasalar ile çelişemez çünkü o ışığın kendisidir. Sevgi yorumları üzerine herkesi düşünmeye davet ediyorum...