Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#1815
Alıntı yapılan: sybleman - 16 Şubat 2024, 16:07:54 Tgur abi eline sağlık. Kelimeler saçma geliyor. Ne okumak ne yazmak ama sen anlamışsın beni galiba.

Boşluk halindeki enerji akışını uykuya tercih etmek. Uyku işe yaramıyor dinlenme için. Durgun düşüncesiz halini de etraftakilerin moralsizlik sanması. Halbuki değil.

Ben de geçen hafta aynı duygular içindeydim, ortam ve konulardan soğuma ,ama geçen gece gördüğüm rüyamı yorumlayınca ve sabah kalktığımda bu tip duyguları silmişim sevindim ve devam dedim,
Yaşamda bu tip duygu düşüklüklerine KH da yardım ediyor ama vicdan ve kendini bilip tanıma sistemi devreye girince böyle maddesel yakınmaların boş olduğunu anlıyoruz,
Sen de ne dediğimi anladın..

Ama daha sonra bilgiler hazinesini yoklayınca ve söylediklerimizi hatırlayınca konunun sadece bu dünya ortamındaki maddi yaşam zik zakları ile ilgili olmadığını uyku durumundaki yarı eterik alemde çeşitli yoğunluklarda dolaştığımızı ve yüksek benliklerle karşılıklı konuşmalar tavsiyeler altında olduğumuzu belki de ne için bu dünya yaşamını seçtiğimizi hatırlayınca öyle pek kör ve sağır olamıyoruz..

Bütünün farkında iken bireyselliği yaşamak                                                                                                         
Yani ayırım yollarına kapılmak
Oldukça zor,
Zor ile kolay arasında bocalamak

Burada kolay birde kalmak
Zor ise bütünden tel tel ayrılmak,

Oysa,

Özüm zihnim bir ben birden görüntüyüm
Parçada değil birdedir benim bütünlüğüm
Ayrılık rüzgarına kapılmış ey rengarenk iplikler
Gelin siz de atın, şu birlik kilimine okkalı bir düğüm


sybleman

Yine harika dortlukler. 7y'yi akşama kadar dinleyebilirim. Mevlana'dan Yunus'dan senden dinlemek. İşte o halleri yaşayanın sözcükleri insanın içine işliyor bir nevi.

Yani bu boşluk hali bir nevi uyku ile uyanıklık arasıdır ya. Astral beden bazen uyudun sanıyor. Bir kaç kez kaçmaya çalışırken yakaladım kendisini :) Dedim nereye gidiyorsun beni de al bari. Beraber gidelim. Sonra nereye gittiğini gösterdi :) Dedim tamam tamam uyuyorum git işin varsa ne yapayım beni de almıyorsun madem.

Sanırım bilgiden çok duyguya yönelme ihtiyacı olan bir dönem. Enerji akışına, kalpten taşan sevgiye odaklanmak gibi. Çok fazla sorgulamadan olduğu gibi.

Tgur

Sybleman yaşanan bu yerden kopma,
Madem dörtlükle meram anlatmaya koyuldum,

26.08.2007

Zikzak yapmadan nasıl olabilirim
Bilinç sonsuzda beden bu yerde
Düşkünlük yapmadan yaşayabilir miyim
Gönül aldırma der ,akıl ise tenkitlerde


Ama beden neredeyse oranın malıdır
Ve o mahallin kurallarına uymalıdır
Kafesteyim sanıp çırpınan bilinç
Bol bilgi ile her yandan tokatlanmalıdır

sybleman

Bu astral işinde Yusuf güney ortalığı karıştırdı. Sabah sabah habere de iyi güldüm. Eski müftünün cevabı güldürdü :)

https://onedio.com/haber/yusuf-kavakli-astral-seyahate-ciktigini-soyleyen-yusuf-guney-e-ates-puskurdu-1205379

Alıntı YapYusuf Güney bir röportajında 'İlk çıkışında ilk seni kontrol ederler. Senin iyi niyetle mi kötü niyetlemi geldiğini kontrol ederler. Bunu da sol kulağından üç kere nefes alarak yaparlar. Kötü niyetli olduklarını anladıkları anda sana öyle bir görünürler ki aklını yitirip geri gelirsin' ifadelerini kullanmıştı.

Alıntı YapCanlı yayında sinirlenen Kavaklı, "Kafanı yorma ya İslam öyle saçma sapan şeylerle uğraşmaz. Önüne gelen bir şey söylüyor. Geç ya geç. Hikaye anlatıyor. Benim de kulağıma üflüyorlar çok da işe yaramıyor." dedi.

;D  ;D  ;D

Kulağa üfleme  :) Yani sanki Yusuf Güney duyduklarıyla birşeyler anlatıyor gibi geliyor bana. Ama tabii yine de herkesin kendi gerçekliğidir yargılamak bize düşmez. Ama cevap da iyi güldürdü.

Tgur

Pardon sen dünyada imişsin ,son yazdıklarımı silerim herhalde konu benim yanlış teşhislerime kapılmış..

sybleman

Dediğin gibi Tgur abi. Zik zaklı bir durum :) Doğru teşhis. Yanlış değil.

Bazen motive edici haller maddeye dönmeyi zorlaştırıyor.

Tgur

#1821
YORUMLAR 191

S: (L) Tamam. (Ark) Soru 1: Çekim. Harold Puthoff diye bir adam var. Bu şahıs fiziksel çekim diye birşey olduğuna dayanarak yeni bir çekim türü bulmuş. Aslında bulan o değil; tanıtımını yapıp geliştirmiş. (L) Bulan kim? (Ark) Muhtemelen 19. yüzyıl. Çekimin bizim 'vakumun geçirgenliği' dediğimiz şeyin bir etkisi olduğu şeklinde bir temel fikri var; elektrik ve manyetik. Böylece yeni bir birleşik alan teorimiz de olabilir. Çekimin düz uzay ve zamana dayalı olması ve tüm çekimin fiziksel vakumun geçirgenliği gibi özelliklerde olması fikrinin doğru olmadığını öğrenmek istiyorum.
C: Yanlış bile değil.
S: (Ark) Ama bu fikri sevmiştim! (gülüşme) Kendi fikrime uyuyor. Benim fikrim de mi yanlış bile değil?
C: Eğer çekimin bir etki olduğunu düşünüyorsan.
S: (Ark) Pekala, ilk soru için bu yeterli. Fena dövüldüm... İkinci soru uzay ve zamanla ilgili: Bir süre önce Einstein'ın uzayzamanla ilgili fikrinin doğru olmadığı söylenmiş, başka fikirleri incelemem tavsiye edilmişti. Bu diğer fikirler, Galileo'nun uzay ve zamanı... Mutlak zaman Zaman ayırt ediliyor ve mutlak. Ondan önce Kant'ın fikri vardı. Kant'a göre uzay ve zaman ayrı. Mutlak uzay ve mutlak zaman. Belki de doğru olanı üçüncüsü. Yani mutlak uzay ama mutlak olmayan zaman. Doğru iz üzerinde miyim?
C: Yaklaşıyorsun.
S: (Ark) Daha da yaklaşmak için ne yapmalıyım?
C: Bir algı olması dışında zamanın mevcut olmadığını hatırla. -

*******
Konuları parça parça alıp yorumlamak  istiyorum,beceremiyorum sebep,
Dünya zamanının mutlaklığına inanmış bir tavır,lineer disiplininde olayları ardışık getirme alışkanlığı veya dayatmaya uyan davranışlar,halbuki olayları daha geniş görebilmek için evren gibi biraz dünya illüzyonu kabullerinden başka ve kaotik olmalı ,

Yalnız onda aşırı olursak ütopik damgası altında söylediklerim dinlenmez buhar olur uçar yani üzerinde durulmaz,ikisinin arasından "hayat dindir"denen esrarlı öğretiye bakıp  dengeyi yeğleyen bir davranış olmalı,zikzaklı bakış ve davranış arasından ruhun denge isteyen taraflarını aramalı bulmalı,

Yukarıda bahsedilen çekim dünyasal çekim anlayışı olmalı yani gravitasyon,üzerinde yürütülen teorilerin yanlış bile değil olması ve Ark dostumuzun mutlak uzay ve zaman konusunda dünyasal donelere bağlı çıkarılmış düşüncelerin şu cevapla bir nevi tımar edilmesi,

"C: Bir algı olması dışında zamanın mevcut olmadığını hatırla. "

Tımar benzetmesini kullanınca ki çok kullanırım şu atasözü ile yeni karşılaştım,

" Emanet Hayvanın (Eşeğin) Kuskunu (Paldımı) Yokuşta Kopar"

Buradaki paldım semerin kaymaması için sabitleme kayışıymış,
Her neyse konudan kaymayalım ama bu zamana kadar Anadoluda kullanılan ata sözleri ile ilk defa karşılaşınca üzerinde durmak icap ettiği izlenimi geliyor konular başka ve hoş şekilde tanımlanıyor,mesela ,

"Geçme namert köprüsünden
Ko aparsın su seni"

Komik ama esaslı bir öğreti,

Yukarıdaki K. önerilerinden dünya yaşamının  seçen ruhlar için uygulaması istenen bir illüzyon olduğunu görmekteyiz ,
Evrensel var oluşun içinde sadece içinde bulunduğumuzda dikkate alınması ama dünya bilim buluşlarına takılıp ruhsal konuları tarif ederken bunlara saplanıp kullanmanın  boş bir çaba olduğunu anlıyoruz,

Bir hayal olarak yaratılmış bu madde illüzyonunun kalıplarını ruhun seyreden serüveninde sadece dersleri almak ve öğrenmek olarak kullanmak icap ettiğini anlıyoruz,
Nedir bu dersler diye yakınılmasın, enerjinin şekil bulup tekamül etmesi için var oluşun içinde değişik frekansları özümsemeli ve değişimin o akıl almaz görüntüleriyle kendine yeni yuvalar bulmuş gibi yapması ama asla aynı yuvada takılıp ilanihaye kalmamalı,Ra dan,

"RA: (...) Bizim sizinle paylaştığımız, varoluşun muazzam oktavında da yedi yoğunluk derecesi ya da oktav vardır. Her yoğunluk derecesinde de yedi alt-derece vardır. Her alt-derecede yine yedi alt-alt-derece vardır. Bu alt-alt-derecelerin her birinde yine yedi alt-alt-alt-derece vardır. Bu sonsuza kadar böylece sürer."

Oktav izahını sabit oluşumlar değil var oluşun genelinde içinden geçilmesi denenmesi icap eden unsurlar olarak düşünülmeli,K.lar buna evrende yüzen zarflar boyutlar olarak da tarif etmişlerdir,

Demin avizenin etrafında vızıldayıp dönen bir sineği öldürmeye kalkıştım ölürse oktavların o harika değişim etkilerine maruz kalacak belki bir sonraki üst familyada veya oluşumda yaşamını sürdürecek,

Konuya benzer bir anlatım daha öne sürerek oktavları ele alan müzik yapılan enstrümanlarında bilhassa gitar mandolin gibi telli çalgılarda perdeler vardır ve her biri diğerine biraz bağlı ama tamamen yalın sesleri verirler,oysa Türk Klasik Müzik örneğinde bazı enstrümanlar mesela ut yaylı tambur gibi olanlarında bu perdeler yoktur ve ortaya konacak melodi ve makam denilen müzik bölümlerine geçiş çalanın kendi kabiliyeti ile bu perde bölümlerine parmak basması ve kaydırması yoluyla çeşitlenir,

Buradan ne anlatmak istenmekte, müzikteki bu serbestliğin perdelere takılı kalınmadığında çalan kişinin seçim serbestliği ve ustalığının müziğin evrensel yapısında ve kulağa hoş gelen melodileri yaratmasında yer almasıdır,

Batı enstrümanlarında bu ustalığın gözükmesi perdeli veya tuşlu bölümlerde maharetle çalanın virtüöz karakterinde  sergilenmeye  çalışılır,

Düşünceyi takıntı perdelerinden uzaklaşarak bağlamadan başka hakikatleri gözlemek gerek,buna sık sık "düşünce üstüne çıkmak" diye tarif ederim,
Mesela bu anlatımımda gençlerin şimdi kullanmadığı bir kaç eski kelime var ,anlamadan geçsinler mi yoksa google girip araştırma mı yapsınlar ,

Ben araştırma yapmaları tarafındayım zira bilgiye ulaşıp oktav değiştirebilmek için birazcık gayret gerekli ..

Devir kıyam devri çobanlar kuzu kuzular çoban
Boşunadır kendini güttürecek çoban araman
Ayağından asılacağın ağacı bir an evvel seç,
Gayretsizsen ağaç da kalmaz biraz çabuk davran

*******
          Gözün var usun var nedir bu bekleyişler                 
          Gayret için hareket marşa ilk basmak ister
          Zamanda hayatı  ölüye alırsan
          Bu gidişin motoru hep rölantide işler

Ara..


Tgur

#1822
Konu sıcak ve çeşitli maksatlarla girişimlerine yardım isteme adı altında bizi yerenlerin olduğunu görüyorum bu bakımdan yorumumu şimdi yayınlamanın uygun olacağını düşündüm,

YORUMLAR 192
C: Elenin etkilerini göstermeye başladı.
S: (Perceval) Büyüklüğü nedir?
C: Uzun eksende 500 km çapında.
S: (Perceval) En azından Venüs değil...
C: Büyüyor.
S: [yanıtla ilgili tartışma] (L) Bu konuda başka birşey?
C: Ve bu sadece gövde.
S: (Psyche) Evet, bir de kuyruk var. (Andromeda) Elenin hakkında başka birşey? (Perceval) Bekleyip görmemiz mi gerekecek? (Psyche) Kara
Veba'nın bir dönüşünü mü göreceğiz?
C: Son derece muhtemel.
S: (Galaxia) Önce Avrupa'da mı? Nereyi vuracak?
C: Bekle ve gör.
S: (Galaxia) Oo, hayır. Tüm söyleyebildiğim bu.
C: Belirli bir genetik profile sahip olanların çok az sıkıntı yaşaması mümkün.
S: (Andromeda) Herhangi birimizde o genetik var mı? (Galaxia) Bu herhangi birinin bunun etkilerinden muaf olacağı anlamına gelmiyor.
"Ölmeden önce çok az acı çekecekler" anlamında da olabilir!
C: Tütün kullanımı bir ipucu ve fayda.
S: (L) Genetik profille ilgili bir ipucu mu?
C: Evet.
S: (Psyche) Oo, ilginç. [herkes bir sigara yakıyor ve gülmeye başlıyor] (Psyche) Herkesin keyfi yerinde. Canım sigara çekti! (gülüşme)
C: Sigara içenleri yemeyi sevmeyenler sadece dünyadışı varlıklar değil. Belirli bir bakış açısından bakıldığında, bu tür hastalıklara neden olan virüsler de "dünyadışı."
S: (Belibaste) Yani dünyadışı varlıklar sigara içen insanları sevmedikleri için mi Kara Ölüm virüsünden hoşlanıyor? (L) Ne? (Psyche) Hayır, "Dot Connector" dergisinin bir sonraki sayısındaki makaleyi okumalısın: "New Light on the Black Death: The Viral and Cosmic Connection" (Kara Ölüm'e Yeni Işık: Virüsler ve Kozmik Bağlantı). (L) Olaya 4. yoğunluk açısından baktığında, Kara Ölüm gibi birşey geldiğinde ve dünya genelinde sorunlar meydan geldiğinde ve çok fazla acı çekildiğinde, 4 KH zengin bir ziyafet çeker. Çünkü bununla besleniyorlar. Dünyadışı bir virüs 4. yoğunluk realitesiyle etkileşimli olacaktır.
C: Yeterince yakın!

*******
Tütün faydaları konusundaki bu kısma gelince biraz tıkandım yaşamımın tahminen 55 senesinde sigara içtim ve zatürre olup yoğun bakıma girince bıraktım,şimdi eşimin içmeye devam ettiği sigarayı ilk ben yakayım veya bir nefes çekeyim modundayım,

Zatürre olmama sebep tütün içmem değildi erişkin stil hastalığı dediğim  otoimmun hastalıkla bir sene kadar boğuştum tedavisi kortizon idi kullandım bıraktım ama vücut bağışıklık sistemindeki eksiklik yapması sebebiyle mikroplara açık vaziyetteydim,

Konu yine kendimden bahsetmek değildi ama tütünün faydaları konusunda anlatılanları şöyle bir göz geçirmek gerekli,

Ancak yukarıda bir komet yahut kuyruklu yıldız gibi bir forma yönelen "el nino" kasırgası hakkındaki gelecek diğer tehlikelerden bahsediliyor,kara veba ve başka virütik saldırılar ,

Uzay dışıların tütün çiğneyenleri sevmedikleri ve keza virüslerin de uzay dışından projekte edilen veya başka yollarla KH tarafından dünyaya sevk edilmiş olanların da tütünden hoşlanmadıkları,neden ,

İçenin psişik kabiliyetleri gelişiyor,

Birdenbire tütünün dünyada nasıl bir içim haline geldiğinin başlangıcı aklıma geldi,kızılderililer tütünü yaptıkları bilge adamlar yahut yaşlılar konseylerinde çubukla içmeye başladılar yani koruyucu bir ritüel halindeydi,alıntı,

"Sigara içmenin tarihi, M.Ö. 3000'li yıllara dayanır. Eldeki veriler, o tarihlerde Mısırlılar ve Güney Amerika'daki Maya Hintlileri arasında dini ve resmi törenlerde, büyü ve sihir olarak kurutulmuş bitkilerin yakıldığını ve tütsü olarak kullanıldığını göstermektedir. Tütünü ilk kez tüttürerek içenler Kızılderililerdir."

K.lardan alıntı,
"S: (L) Sigara içmek herhangi birimizin bedeni için zararlı mı?
C: Hafif seviyede olduğunda değil. Eğer zihin doğru moddaysa değil.
S: (L) Sigara içmek psişik yetenekleri olumlu etkiliyor mu?
C: Evet.
S: (L) Hükümetin sigara içimini azaltmaya yönelik programının ardında Kertenkeleler mi var?
C: Evet, çünkü bunun psişik yetenekleri arttırdığını biliyorlar.
S: (L) Peki sigara içmeye bağladıkları ciğer kanserine neden olan şey nedir?
C: Zihinsel koşullanma ve bunu beklemeye yönelik bilinçaltı programlaması.
S: (L) Yani bu, yalnızca bunun olabileceğine ve olması gerektiğine ikna olma durumunda meydana geliyor, öyle mi?
C: Doğru.
S: (L) Tavsiye ettiğiniz belirli bir marka var mı?
C: Hayır. "

******
S: (S) Başka bir konu daha var. Satın almak istediğim evde böcekler olduğunu fark ettim. Böcekleri sevmem. Önceki bir celsede elektrikli bir böcek öldürücüden bahsetmiştiniz. Bunun insanlara zararlı olmadığını biliyorum. Ama bir kedim var ve bir köpek de alabilirim. Bu cihazın frekansı onları etkiler mi? Böyle bir cihaz uzunvadede onların, benim veya başka birinin sinir sistemini etkiler mi?
C: Lütfen, üçüncü yoğunluk varlıkları olarak şu anda içinde bulunduğunuz durumun ve çevrenin farkında olun. Fiziksel varlığınız üzerinde etki yapan, genellikle önemsemediğiniz çok sayıda çevresel baskı unsuru var. Ve herhangi belirli biri üzerinde odaklanıp diğerlerini önemsememek oldukça anlamsız. Bu yüzden, eğer tüm faktörler üzerinde odaklanmaya çalışmayacaksınız, ki tüm faktörler üzerinde odaklanmaya çalışmak oldukça zor olur, herhangi belirli bir faktör üzerinde odaklanmak çok akıllıca olmayabilir. Dolayısıyla, elektronik böcek öldürücü gibi tek bir alan üzerinde bu kadar odaklanmanız anlaşılır olmakla birlikte, besin alımı, sigara, mekanik cihazların yaydığı kirleticiler, zararlı güneş ışınları, ozonun incelmesi, ses kirliliği, ve normalde önemsemediğiniz ve zihninizden attığınız çok sayıdaki diğer faktörler üzerinde de odaklanmak istemediğiniz sürece tek başına bu alan üzerinde odaklanmanız faydasızdır. Herhangi çevresel bir etki,

*****
Tütün hakkında bu sitede çok alıntı ve yorum var burada tekrar etmeyeceğim ,isteyen sitedeki ara butonundan arayıp daha geniş bilgi edinebilir veya bir kıymetli dostun aktarımını sunuyorum,

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=11201

Bu dokunmalarımın farklı bir maksadı var, yeni okuyanlar için belki bir şok ama daha çok K. bilgiler sistematiğinde veya anlama usullerinde değişik bir yol izleme hakkında,

Zira yorumumun baş kısmında faydadan bahsederken sonraki K. alıntısında insana dünyada etki eden zararlıları sıralarken sigaradan da bahsetmişler, buradaki ironi nedir,

Bilgileri okuyup üzerinde düşünerek kanaat kesbederken bilginin her hangi bir kısmına takılı kalıp sabit bir moda geçmemek için ,bilgileri sık okuyun ve yorumlayın kasıtı budur,

İleri safhalarda bu tütün konusu daha etkin araştırılırken mesela Ark'a sigaranın çok kötü etkilediğinden bahis ile konu deşiliyor ve sonuçta sigara içiminde bazı kişilerin DNA yönünden hazır olup olmaması ele alınıyor,

Yani bazı kişilere tütün kötü etki etmekteymiş ,hatta bir kısım kişilerin sigara içmek için biraz çalışması lazım gibi ilginç saplamalar da var,bu hususun derin sebeplerini şimdi hatırlayamadım ,arayanlar bulabilirler,

Esas maksadın ne olduğu üzerine belirttiğim gibi K.bilgilerinden bir anlam ve netice çıkarabilmek için takıntılara kapılmayan bir zihin gerekli,

Oysa bazı yeni bu bilgileri anlamaya başlayanlarda bizleri yargılayacak yollara başvurduklarını görmekteyiz,
Kutsallaştırmışız ve bilgiye takıntılı olarak gözlerimizle başka bir şey göremez hale gelmişiz gibi dünyasal illüzyon mantığı çerçevesinde kasıtlı ve bizleri yeren yakıştırmalar,

Bu tip düşünenlere bir yorum gönderdim şimdi tekrarlayacağım ne demek istediğimi ve genel evrensel anlayışımızın ne olduğu daha sarih anlaşılır sanırım,

"Kısaca geldiğimiz bilginin özü farkındalığı bir tutarlılık sanan herhangi bir bilgide sonlanmak değil ucu açık bir anlayışın engin oluşları kabulü olarak değerlendirir.

Bu geniş yelpazede her yeni anlayış tarafımızca kabul yanında yeni takıntılıklara girmemeyi içerir.."

Ara..


bozadi

Tgur, bu yazıyı okurken bir sigara tüttürüyorum :) Ara sıra içiyorum ama gözlemlediğim kadarıyla ben pek sigara içici (sigaradan fayda sağlayıcı) bir genetiğe sahip değilim sanırım (belki de yanılıyorumdur). Sarma tütün çeşitlerini denedim birkaç kere ama umduğum gibi bir netice bulamadım. Boğazımda epeyce tahriş yaptı hepsi. Belki yeterince temiz bir versiyon bulamadığım için. Şu an içtiğim dahil, "markalı" sigaralar desen, aynı. Sadece ara sıra canım çektiği zaman içiyorum, çoğu zaman beni çekmiyor. Genetiğimin çok uygun olmadığını tahmin ediyorum.

Ama epeyce çok sayıda kişinin sigaradan, yani tütünden (sarma veya diğer) fayda sağladığını, genetiklerinin buna uygun olduğunu tahmin ediyorum, celselerde de vurgulandığı gibi. Zararları var belli ki, ama zararlar ile faydalar arasında bir denge var gibi görünüyor, kişinin genetiğine bağlı olarak.

Devletin sigarayla mücadele kampanyası sürecinde bir ara TEKEL'in "saf tütün" (tarım ilacı ve katkı maddesi kullanılmayan tütün) üretmesi talebi oluşmuştu ve bu konuda bazı çalışmalar yapılacak gibi görünüyordu ama sonra bundan vazgeçildi anladığım kadarıyla. İlgili devlet yetkilileri bunu yapsaydı çok iyi olurdu. Yine de, zararlı tarım ilaçları ve katkı maddelerine rağmen, birçok insan yaşamlarının inanılmaz streslerine karşı bir zihinsel ve aynı zamanda bir ölçüde fiziksel/kimyasal savunma aracı olarak tütün kullanımından fayda sağlıyor diye düşünüyorum.



sirera

Okuduğum yazıyı dönüp geri bulamıyorum. Çok emek sarfediyorum diye düşünüp aramaktan bunalıp başka birşey buluyorum bu defa dikkatim ona yönelik 2015 lerden bir yazıya sinip kalıyorum taa ki deftere geçirene kadar. Eskidim iyice defter kalemsiz olmuyor. 9 yıl mı milyon yıl mı geçmiş diye düşünüyorum bazen.
Son okunanlar, son yazılanlar olsa ki belki de var bulamıyorum kolay olacaktı. Okunmamış iletiler ve düzeltilenler var. İsimlerden ilerlemeye çalışıyorum ve sizler nasıl buluyorsunuz var mı bir kolayı.
Kaç gündür yazayım diyorum olmadı.
@sybleman in yaşadığı astral bir deneyimi okurken paylaşmak istemiştim.
Macaristan a giden bir arkadaşım oradan bir kitap getirdi. Kitabı bana verdi çeviri yapıp ona geri verecektim (digital çeviri Macarca bilmiyorum) Acil bir taşınma programında kitabı diğer kitaplarla birlikte kolilerin içinde bodrum kata indirdim. Su baskını oldu kitap ıslandı sayfalar yapışmış. Fön makinasıyla açmaya gayret ederek birkaç sayfasını çevirebildim.
Çok mahcup oldum tabi bir yolu olsa da diğer sayfaları da açabilsem.
Macaristan da ölüme yakın  deneyimler yaşayan bir topluluk kendilerine sevgi ışığı topluluğu ismini vermişler.
Aktif sevgi ismini verdikleri bu yolu duyurmak istemişler. Çünkü her biri ölüm sonrası deneyimi yaşadıklarında bir bilgiye sahip olmuşlar. Amaçları insanoğlunun sevgi ve mutluluk içinde yaşamak için yaratıldığının ve buna göre yaşayabileceğimizin canlı bir örneği olmakmış.
Kitabın yazarı Tibor Putnoki,  putnoki tibor 9 perc kitabın ismi.
Oradaki deneyimlerde de @sybleman in algıladığı mavi ışıktan bahsediliyor.  Yüzbinlerce kişiyi şifa kaynağına ulaştırmışlar bu kişiler.
İşte buradan bir sayfa

Sf27
Kardeşlerin geri kalanını görüyorum, Işık varlıklarını görüyorum,
Evet, onlar ışık varlıkları,
Gelip gittiklerini görüyorum,
Ve harika yılları, aşıkları görüyorum. Güzel, parlak mavi ışıkla, sevgiyle parlıyorlar.
Mavi harika ışık her birinden yayılıyor. Birbirlerine doğru.
Bu parlayan sevgi, bu parlayan duygu her yerdeydi.
Bu onların çorbasıydı, hayat damarlarıydı, onları bir arada tutan ve devam etmelerini sağlayan şeydi.
Bunu görmek harikaydı. O mavi ışığa kapıldım ve büyülendim.
Etraflarında başka bir şey olduğunu biliyor ve görüyordum.
Harika bir dünya var, ama mavilik beni bir mıknatıs gibi çekti,
Görebildiğim her şeyi bilmeyi ne kadar isterdim, ama mavi, bu harika maviliğin tutsağı oldum, beni cezbetti.
Onların sevgisini hissedebiliyordum. Beni sevdiklerini hissedebiliyordum ve bu evrenin yaşam gücüdür.
Her şeyden daha büyüktür ve yine de kardeşlerimizden, varlıklardan akar. Yani içimizdeki bu mavi, dünyanın gücü, her şeyin gücü bu mu?
Evrenin birleştirici gücü mü?
Oh, bu gizem ne kadar harika! Kardeşlerim yine bana doğru geliyorlar. Etrafımda, etrafımda, etrafımda.
Beni yönlendiriyorlar. Bana öğreteceklerini ve bilgi vereceklerini sanmıştım.

Şimdi...

yek.

sa

Lene,

Bu

Hayır, ama olan bu değil, sanki mucizevi bir el içime uzandı ve bir şey çıkardı. Avuç içi açıldı ve içinde bilgi vardı, ama hangi bilgi?
Olamaz, çünkü benim içimde değildi, olamazdı.
Böyle harika bir bilgiyi ne duydum ne de hayal ettim. Benden çıkacağını mı?

Diğer kardeş de aynısını yapar, sadece onunla konuşur

- İnsanların içinde.

Ben bilgiye bakarım. Bu bilgi nereden geliyor?

Üçüncü kardeş de aynı şeyi yapıyor.

İnsanlar bunu biliyor. Bu insanlar için.

Bilgi, bilgi, harika bilgi. Hepsi benim içimde mi? O zaman ben, evet, bilmek istiyorum, her şeyi bilmek istiyorum, tüm bilgiyi, tüm bilgiyi.
Daha fazla ve daha fazla bilgi.
Ama bu kolektif bilinçtir!
Şimdiye kadar yaşamış, herhangi bir şey yapmış, herhangi bir şey deneyimlemiş olan herkesin bilgisidir.
Şimdi.

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

@Tgur yorumları yazarken başlığa hiç Latin alfabesiyle sayı yazmış mıydın?
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#1827
Yazmıştım sirera ama sonra vaz geçtim ancak onlardan da daha yayınlamadıklarım var ,konular sıcak olunca eskileri bildirmeye fırsat bulamıyorum ,
Hatta biraz ara var bak milleti bıktıracaksın endişesi var , ama sanki bir el itiyor beni..

Bu işlerde bir giz var..

Bu son yorumuma sebep kişinin bizleri küçümser sanki kilitlenmiş o tarikat mensubu tanımlamalarına sokar bir hal gördüm bayağı irkildim ,öyle pek onun belirttiği gibi celalli münasebet alışkanlığım ve isteğim olmaz zira benim birlik bilincimde her insan uludur ama denge esastır davranışları ortama hissiyattaki ilkelliğe göre ayarlamak lazım,
Bunu aramızda en iyi Bozadi yapar..


Tgur

Yazıları bulmak için eğer konu başlıklarını hatırlamıyorsan en alttaki liste hemen üstünde son yazılar bölümünden bulabilirsin,
1. Sahifeden başlamak uygun.

sybleman

@sierra araştırman için çok teşekkür ediyorum. Ne güzel yazmışsın.

O enerji alanının ra da geçen logos olduğunu düşünüyorum. Tasavvufta geçen ölmeden önce ölmek veya yaşarken ruhunu Allah a ulaştırmak terimi ile aynı gibi.

Burda ilginç olan şu ki. Sanırım herkes  farklı logoslardan gelmiş gibi. Okuduğum bazi yazılarda sarı beyaz yeşil farklı enerji alanları deneyimleyenler olduğunu gördüm. Mesela güneş logosu sanırım ezotwrizm de güneş insanları olarak geçiyor mesela. Ya da güneşin üst logosu galaksi merkezi logosu gibi.

Sanki bu da sonraları güneşe tapanlar sirius a önem verenler gibi farklı inanışlara sebebiyet vermiş.

Oradaki titreşim ve enerji anlatılır gibi değil. Bütün atomlarinda hissediliyor. Ve alana duyulan aşk. Muazzamlik. Evim. Yuvam. O enerjiden yapılmış kendi bilincine sahip varlıklar gibiyiz. O enerji denizinde yüzen. Hem biriz hem ayrıyız.

Bu alan hakkında günlerce okuyup yazabilirim. İlahi aşkın güzelliği kalbi sarıyor.