Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

Alıntı yapılan: Tgur - 22 Mart 2024, 07:59:49 "önemli olan ruhtur maddi beden değil"

Eline sağlık Tgur abi. Ruh iyileştikçe beden de kendini düzenliyor. Ayrılmaz ikili olarak. Birbirlerine tesir ediyorlar. Kanser hastalarından hayat neşesine sahip olanların daha çabuk iyileşmesi bile bunun bir göstergesi. Ama işte yine de maddi dünya ve maddi bedene önem vermek iyi gösteriliyor toplum tarafından. Kurtulabilene ne mutlu.

Tgur

#1846
Alıntı yapılan: sybleman - 22 Mart 2024, 10:41:28
Alıntı yapılan: Tgur - 22 Mart 2024, 07:59:49 "önemli olan ruhtur maddi beden değil"

Eline sağlık Tgur abi. Ruh iyileştikçe beden de kendini düzenliyor. Ayrılmaz ikili olarak. Birbirlerine tesir ediyorlar. Kanser hastalarından hayat neşesine sahip olanların daha çabuk iyileşmesi bile bunun bir göstergesi. Ama işte yine de maddi dünya ve maddi bedene önem vermek iyi gösteriliyor toplum tarafından. Kurtulabilene ne mutlu.

Bu olayın bir başka yönü de var sybleman,
maddi beden değil ruhsal bedenin önemine katılan ve kabul eden kişi artık gücün monoteist bir tarafta değil kendisinde olduğunun yani ruhdan bir kıvılcım parça olduğunu kabul etmiş ruhsal yükselişe geçmiştir..




Tgur

#1847
YORUMLAR 201

S: (L) Yani kişi üst yoğunlukların farkında olmadan da onları görebilir mi?
C: Görücünün görüntüyle ilgili bir ipucuna sahip olması gerekir.
S: (L) "İpucu" derken?
C: Önceki sorunu incele.
S: (L) Anladım. Yani bu genel farkındalıkta üst yoğunlukları algılama yeteneğiyle ilgili. Tamam, bir kişinin üst yoğunluklarla ilgili genel bir farkındalığı olduğunu kabul edelim Kişinin tüm yönlere aynı anda bakabilmesi, yani kendini bir bilinç "noktası" olarak hissetmesi ve maddi realiteyi şekilsiz veya akışkan olarak algılaması, üst yoğunluklara uzak-görü yapabilme durumu mudur? Bu durum üst yoğunlukları görebilmenin bir kanıtı mıdır?
C: Olabilir.
S: (L) Bir uzak-görü çalışmasında kişinin üst yoğunlukları GÖRMEDİĞİNİ açıkça anlayabilmesini sağlayacak herhangi bir şey var mı?
C: Zaten bildiğin şeyler göz önünde bulundurulursa, bu sorular senin için biraz basit kalıyor.
S: (L) Bana göre, sunulan senaryoya ve sunulma şekline bağlı olarak, kişi bunu ayırt edebilir. Uzak-görü yapan, üst yoğunlukları görebildiğini ve bilgi alabildiğini iddia eden çok fazla insan yok. Bu biraz da üst yoğunluklardakilerin onların ne düşünmesini, ne görmesini istediklerine ve ne görmelerini sağladıklarına da bağlı.
C: Çift yönlü bir yol.
S: (L) Bireyler gerçekten üst yoğunlukları olduğu gibi görebilir anlamında mı?
C: Hayır. Beklentiler? Önyargı? Ne söylemiştik?

*****
Uzak görücülük yaptığını söyleyenlere pek inanmam,var oluşun genel karakterini sağlayan "değişken çekim dalgaları" nın varlığına inanırım, kısaca her şey her zaman değişir,bunu bir kelebeğin kanat çırpmasına bağlamıştık her var olan her haliyle her şeyi değiştirir,

Ama bilgi yolculuğuna çıkıp samimi bir şekilde düşünsel maceramda bir çok bilgi ve takılı kalma tıkanıklıklarıyla karşılaştım ve umumiyetle onları ortadan kaldıran vizyon veya rüyalar gördüm,
Hatta onlara da pek inanma işine dalmayı reddettiğimde bu budur diye aynı olaya ait pekiştirici rüya veya vizyonlar gördüm,bu benim evrensel bilgilenme ve ruhsal gelişmeye açılmış bir ruha "yukarıdakilerin" yardım ettiği izlenimini verdi,

Aslında yukarıda aşağıda diye eterik alemde bir anlayış yok her şey her yerde,

"S: (L) Bana göre, sunulan senaryoya ve sunulma şekline bağlı olarak, kişi bunu ayırt edebilir. Uzak-görü yapan, üst yoğunlukları görebildiğini ve bilgi alabildiğini iddia eden çok fazla insan yok. Bu biraz da üst yoğunluklardakilerin onların ne düşünmesini, ne görmesini istediklerine ve ne görmelerini sağladıklarına da bağlı.
C: Çift yönlü bir yol."

Arada deneme yolunda işte şu tarihte deprem olacak falan gibi yanıltıcı veya işe KH nın karıştığı uzak görü sağlayanlar da geldi fakat ben aldırmadım, zira bilgilenme ve düşünme yolunda önüme gelen bu harikulade bilgi sergileyiciler konuyu büyük bir açıklıkla objektif bakış açısı sağlatmaya yöneltti ,

Yalnız arada belirteyim bu konularda tamammıyım ,hayır,o çok küçültücü yanılgı,

Bir KH gurubunun çok etkileyici ve bu yolla kıskaç atıp kendine üye toplatıcı düşündürücü bir cümlesi,

"Büyüklük sende ise kork, sen büyüklükte isen korkma.."

Bu gibi çok anlamlı ama kişiyi bilincinden yakalamaya çalışılan kumpas içeren tuzakların dışında  Ruhların Yolculuğu,Ple -Ra-Kasyopya bilgileri gibi ve daha bir çok bilgi pekiştirici New-Age e saplanmamış KH a bulaşmamış bilgiler,

Bunları neden açık ve kendimi de işin içine katarak belirtiyorum, bir kere kişi anlattıklarında eğer kendisi yoksa yani maruz kaldığı halleri objektif yorumlayıp hem kendine hem karşıdakilerine anlatamazsa yaşam kuru bir halde süregelir,bir sahtelik içindedir ve başına gelenlerin ruh genişlemesine yardım eden bir tarafı kalmaz ve o olağanüstü "yukarıdakilerle(!)" irtibatı kesilir,

Zira o hep sakınılması istenen "kibir , beklenti ve arzulu düşünme" tuzağına yuvarlanılır,

Bu irtibatın nasıl hassas olduğunu kanal işleri işleyişleri hakkında çok bol anlattım,

Kimse benim kanalım falan yok demesin evrensele doğru samimi açılmış bir bilinç gittiği bu yolda izlenir farkına varmadan kendi düşüncelerim bunlar dediklerinde bir başkalık hissetmeye rafine ve kaliteli bir yola girdiğini fark eder veya henüz fark etme yolundadır,

Kendinize bakın, Ünlü söz "Ruha Bak"..

Lauranın samimi itirafının bir örneğini veriyorum zira o sadece celselerle uğraştığı K. kanalı kanal olarak kabul ediyordu,

"S: (L) Yedinci yoğunluktan sonra döngü yediden altıya mı devam ediyor, yoksa yediden bire mi?
C: İkisi de değil.
S: (L) Yedinciden aynı anda tüm yoğunluklara mı?
C: Yakın.
S: (L) Bu matematiksel olarak ifade edilebilir mi?
C: Belki. Kendi kanalına eriş.
S: (L) Kendi kanalım nedir?
C: Biliyorsun.
S: (L) Kanalımın siz olduğunuzu sanıyordum.
C: Biz grup kanalıyız.
S: (L) Kendi kanalıma nasıl erişebilirim?
C: Bunu pek çok kez yaptın.
S: (L) Roger Santilli'yi konuk ettiğimiz gecenin sabahı yaptığım şey bu muydu?
C: Evet. "

Neticede kendinizi bu anlatılanlardan soyutlamayın eğer bir yerlere takılmadıysanız,

Ara..


sybleman

Eline sağlık Tgur abi. Kendi kanali dediği sanırım farklı boyutlardaki kendisi. Üst benlikleriyle bağlantıdan bahsediyor. En güvenilir kanal sanırım. Doğru veya yanlış olması da önemli değil. Zaten ihtiyacımız olanı sağlayacağı gerçekliği var.

Tgur

#1849
Sağol sybleman ,kendi kanalım dendiğinde bahsettiğim kanal işlerindeki hassasiyet ve tehlikeleri bilmiyorsak ki çok anlattım işe her zaman KH karışır ,böyle örnekleri çok gördüm obsedasyon batağı hemen yanıbaşlarında onlara musallat oluyor,
Kısaca bu hususa çok dikkat etmek ve kanal konusunda tam bilgilenmek ayrıştırmak ve gerekirse şüpheyi el altında tutmak gerekli..
En güvenli kanal için ouijo tahtası bile olsa seçici davranmalı.

sybleman

#1850
Alıntı Yap(Perceval) Duygusal merkezi olmamak, psikopat olmakla aynı.
C: Tam olarak değil, ama yakın.
S: (Andromeda) Herhangi bir duygu hisseder mi?
C: Gerçek duygular dediğinizşeyleri değil. Ama siz de henüz hepsini deneyimlemediniz. Deneyimlediklerinizin çoğu kimyasal, ama gerçek
bir duygusal bileşen içeriyor. Hala "kuledeki presensessiniz." Sizi esir tutmak için oraya konmuş ejderler tarafından esir tutulmaktasınız.
S: (L) Ejderler nedir?
C: Çocukluğunuzda programlanan korku ve duygusal merkezsapmaları. Elmayı yediniz ve transa girdiniz.
S: (Andromeda) Ama kalıcı olarak değil, öyle değil mi?
C: Gerçek sevgi herşeye kadirdir. Ama kimyasallar genellikle yalnızca ejderi besler; en azından ejder efendi olduğu sürece.

Ejder veya ejderler. Beslemezsek ne olur? Uykuya mı dalar? Ölüp gider mi? Düzgün bir kahvaltı için bile ejder teşekkür eder mi? kenara çekilen ejder sinsice bekler mi?

Peki öfke gibi duygular bedende yoksa ama karşıdakinin de görmeye ihtiyacı olan duyguları sezip gösteriyorsan ama onları hissetmiyorsan bu nedir? Sızan Gerçek kişilik bunu neden yapar? Sahnedeki rolü için mi? Aslında sen olan beni gördüğü için mi?

Alıntı YapS: (A) Transkriptlerde, uykunun insanlar için gerekli olduğu, çünkü bunun bir dinlenme ve tekrar enerjilenme olduğu söylenmişti. Beden
uyurken RUHUN dinlendiğini de söylemiştiniz. Sorum şu: Hem bedeni hem de ruhu yeniden enerjilendirmek için bağlantı kurulan enerjinin
kaynağı nedir?
C: Sorunun bölünmesi gerekiyor. Ruhlu bir bireye olan şey, bir organik portala olandan farklıdır.
S: (L) Sanırım bu şu anlama geliyor: Organik portallardaki yaşam gücü, bitkiler ve hayvanlarda mevcut olduğu söylenen ruh havuzu gibi
birşey. Bu elbette psikopatların şaşırtıcı ve açıklanamayan benzerliklerini de açıklıyor. Psikopatların birbirlerinden farkı ancak örneğin iki
ağacın birbirinden farkı gibi. Peki eğer ruhları yoksa, organik portalları şarj eden enerji nereden geliyor?
C: Tanımladığın havuzdan.
S: (L) Peki ruhlu bir bireyi şarj eden enerji de benzer bir havuzdan, örneğin bir "insan" havuzundan mı geliyor?
C: Hayır, yüksek bir yaratıcı enerji merkezi olan cinsel merkezden enerji şarjı yapılıyor. Uyku sırasında alt zihinsel merkez ve hareket merkezi
tarafından bloke olmayan duygusal merkez, cinsel merkezden enerji alıyor. Ve yine uyku sürecinde, yüksek duygusal ve zihinsel merkezler,
alt merkezler tarafından çok sevilen sinir bozucu organik portallarla etkileşim nedeniyle o merkezlerde meydana gelen enerji boşaltımına
karşı dinlenebiliyor. Sadece bu ara bile bir fark yaratmak için yeterli. Ama bundan da fazlası, uyku sırasında cinsel merkezin enerjisi diğer
yüksek merkezlere de gidiyor.
S: (L) O halde bir sonraki soru şu: "cinsel merkez" denen merkez enerjisini nereden alıyor?
C: Cinsel merkez, "dişil" yaratıcı "Seni seviyorum" düşüncesi içinde, 7. yoğunlukla doğrudan temas içindedir. Kısıtlanmanın giderilmesini
sağlayan "Tanrısal nefes." Nabız. Değişken Çekim Dalgaları.
S: (L) Mouravieff'in tanımladığı "merkezler", "çakralar" fikriyle ilişkili mi?
C: Çok yakından. Organik portal olan bir bireyde, yüksek çakralar diye tanımlanan çakralar, bu enerjinin ruhlu bireylerden çalınması
yoluyla "teşkil edilir." Bu onlara ruhlu bireyleri taklit etme yeteneği verir. Ruhlu birey bu tür bir bireye "ruhsal nitelikler" atfederken, kendi
ruhunun bir aynasını algılamaktadır.
S: (L) Mouravieff tarafından tanımlandığı şekliyle cinsel merkez, bazal/kök çakrasına mı tekabül ediyor?
C: Hayır. "Cinsel merkez" solar pleksusa tekabül eder. Alt hareket merkezi: bazal çakra. Alt duygusal merkez: cinsel çakra. Alt zihinsel
merkez: boğaz çakrası. Yüksek duygusal merkez: kalp çakrası. Yüksek zihinsel merkez: taç çakra.
S: (L) Peki ya yedinci çakra veya "üçüncü göz çakrası" denen şey? (ç.n.: görünüşe göre yedinci değil, altıncı çakrayı kastediyor)
C: Görücü. Yüksek duygusal ve yüksek zihinsel merkezlerin birliği. [Laura'nın notu: Bu, "çobanın asasının kıvrımındaki" "devreyi kapatıyor"
(ç.n.: bunun ne anlama geldiğiyle ilgili hiçbir somut fikrim yok. bilgi eksiğim nedeniyle bu ve diğer çeşitli bilgilerin çevirisi 'ideal' durumda
olmayabilir.]

Tasavvufta kalp ve aklı bir etmek gibi birşey. Pişmanlık gibi duygular ve yaptığını sorgulama hali yok. Kalbinin istediğini aklın da istiyor. O yüzden mızmızlanamıyor. Yapıyor. Anda neyse onu analiz edip kalp ve akıl birlikte onaylayıp işliyor. İtiraz kalkıyor. Ya yapıyorsun ya yapmıyorsun. Dönüp bakmak yok. Karar ver yap/yapma geç. Yaptığın her neyse tatmin olmak.


Dörtlüklerin olduğu sayfayı kaybetmiştim iyi oldu. Tekrar bir dalayım ben o sayfaya. Satır satır okuyup sindiren konunun özüne iner. Eline sağlık Tgur abi. Bunları birleştirip yayınlamak lazım.

Tgur

#1851
Dörtlükler, evet sybleman ben de sık sık girer tararım ,onları hazırlarken müşterek çabaların farkındaydım arada bir tekrar o uğraşıya girsem mi diyorum pek olmuyor,kitap haline getirmek ise,onun için de bir dörtlüğüm var,

Dünya titri ardım benim
Yaşadıkça istemedim
Gönüllerde tahtı kurmak
Ölesiye arzum benim

Bu holografik kurulu madde hayatında gönüllerde taht kurmak için popülasyonun akıl ile gönülü bir eden yoğunluğu önemli,
Bedene bağlı kimyasallarla sıkça etkilenen ve bunu yaşamın ana argümanı sanan insanlar bu kısır döngüden yani K.lardan belirttiğin gibi ejderi beslemenin dışında da bir şeyler var diyenlerin çoğalabilmesi,

"C: Gerçek duygular dediğiniz şeyleri değil. Ama siz de henüz hepsini deneyimlemediniz. Deneyimlediklerinizin çoğu kimyasal, ama gerçek bir duygusal bileşen içeriyor. Hala "kuledeki presensessiniz." Sizi esir tutmak için oraya konmuş ejderler tarafından esir tutulmaktasınız."

Renkleri duyabilmek ,müziği tadabilmek ve tayfın dışında sonsuz denecek renk cümbüşünün olduğunu kabul edebilmek ancak 4Y e ulaşınca görülebilinecek şeyler,ancak bu anlattıklarımı ütüpik demeyen bir anlayış ve adanma kişiyi o ruhsal genişliğe doğru yöneltir,

Gerçekten bunları hissedebilen gönül, akılın bu ortamda çıkardıklarına kapılmamaya başlar ,akıl bu ortama kilitli çünkü ,

Maharet bu kilitlerin bilgi ile  palamarlarını çözebilmek..



Tgur

#1852
Bir ara holografik projeksiyondan bahsetmiştik ilgiyi pek kesmeden,

YORUMLAR 202

S: (L) ...Pekala, bir başka soru. Yeniden canlandırılan veya remolekülerize edilen ölüler ve OP'ler dışında başka ruhsuz varlık türleri var mı?
Etrafta dolaşan holografik projeksiyon varlıklar var mı bu zaman ve noktada?
C: Bir bakıma hepiniz "holografik" projeksiyonlarsınız. Ama soruyu yanıtlayacak olursak, nadir.

******
S: (T) Bunun daha önce ele alınıp alınmadığını bilmiyorum ama aralıklı kulak çınlamasının olası nedenleri nedir? (C) Benim bununla ilgili bazı teorilerim var ama doğru olup olmadığını bilmiyorum.
C: İzleme, programlama sinyallerinin alınması ve ayrıca bir miktar arkaplan "evren" gürültüsü.
S: (C) Ben belirli bir kalıp fark ediyorum. Hatta bununla ilgili notlar da tuttum, çünkü çok garip. Ne zaman matrix konusuyla ilgili bir teoriyi biriyle yüksek sesle veya kendi kendime konuşacak olsam kulağım çınlıyor. (L) İzleniyor olabilirsin.
(C) Evet.
Bazen önemli bir düşünce geliyor, bilirsin drone'lar, matrix, programlar, holografik eklentiler vs. Birden kulağım çınlıyor. Bazen sol, bazen sağ ama kalıbın ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Notlar tutuyorum. (T) Çınlama sesini yaratan süreç nedir?
C: Kısmen, potansiyeli sezip semptomatik uyarıda bulunan nöral süreçlerin yaptığı "yorum."
S: (C T'ye) R____'yle ilgili olanı hatırla, bir uyarı olduğunu söylemiştim. Şimdiye kadar yaşadığım en yüksek sesli kulak çınlamasıydı. Kulağımı yaktı. (L) K'lerin söylediklerinden anladığım kadarıyla ruhsal veya psişik algın birşey algılıyor, onu subliminal bir şekilde zihnine transfer ediyor ve sonra nöral süreçlerin onu tercüme edip bir uyarıda bulunuyor. Bu şekilde mi? (C) Sanırım. Ne zaman sahte insanları, holografik eklentileri, organik portalları falan düşünsem sağ kulağımda güçlü bir çınlama sesi. (L) Bu bir anlamda bir erken uyarı sistemi. (C) Hı hı. (V) Benim biriyle konuşmama bile gerek yok. Belirli birşeyi düşünce çınlama meydana geliyor birden. (L) OP'lerin kulaklarının çınlayıp çınlamadığını merak ediyorum.
C: Sor bir tanesine.
S: [Gülüşme] (A) Fizyolojik nedenlerden kaynaklanan kulak çınlaması da var bir kere. (L) Evet, tinitus. Elbette kulaklarında fizyolojik çınlama olabilir. (C) Bende özellikle belirli konuları düşününce oluyor. (T) Sesin frekansının herhangi bir önemi var mı? (C) Evet bazen yumuşaklar.
Farklı tonlar var, bilirsin. Bazen sağ kulakta, bazen sol kulakta.
C: Gözlemleyin, böylece belki içsel "kodlarınızı" öğrenebilirsiniz.

*****
"Örneğin Dünya gezegenini onu hiç görmemiş yabancı bir uzaylıya tanımlamak istesek, dağları, okyanusları, atmosferi ve doğasıyla pek çok detay içeren geniş bir bilgi aktarımı yapmak zorunda kalırız. "

En son tırnak içine aldığım bir bilim makalesinden alıntı ,

Dünyayı hiç görmemiş bir uzay dışı gözlemi yerine 7 Ynin
bir hayali olan ve adeta bigisayar yazılımı yaptığı gibi madde evreninin tümünü aynı katogoriye sokamaz mıyız,

Tüm madde dediğimiz holografik bir yapı ise,

Holografik yapıları kendi teknik optik araçlarımızla kurabildiğimiz basitlikten çıkarıp o henüz tam bilemediğimiz üst yoğunluklar teknolojisi ile yaşadığımız madde hayatına benzetemez miyiz,

Maddenin ana yapısının bizim bilim teknolojimizle partikül diye saplandığımız maddelerin dışında enerjisel bir form olduğunu nükleer fizik bilimciler söylüyor,yani sık sık söylediğimiz gibi enerjisel olayın bilincimizde somut haller alması ,

"Bazen önemli bir düşünce geliyor, bilirsin drone'lar, matrix, programlar, holografik eklentiler vs. Birden kulağım çınlıyor. Bazen sol, bazen sağ ama kalıbın ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Notlar tutuyorum. (T) Çınlama sesini yaratan süreç nedir?
C: Kısmen, potansiyeli sezip semptomatik uyarıda bulunan nöral süreçlerin yaptığı "yorum."
Nöral süreçlerin yorumu, bilgiyle doluşmuş farkındalığın bir nebze kişiyi bir hologram içinde olduğu hakikatinin K.ların ikaz ettiği gibi,
"C: Gözlemleyin, böylece belki içsel "kodlarınızı" öğrenebilirsiniz."

Gerçekten böyle hassas evrensel bilgiler düşüncesi içinde olanları yorumlamaya anlamaya çalışırken kulak çınlaması değil de sol ayağımda her zamanki ses veren hassas bir bölge adeta sinirsel titreşiyor,ikaz eder gibi,
Zaten bu yazıyı da bu ikaz sonunda araştırmaya yazmaya başladım,

Velhasıl hologram yapıda olsak bile içimizdeki nöral yoğunluğun DNA ile irtibatlı bir yerlerinde olayı fark edip sinyal veren özellikleri var,

Bu idraki alınca bu yaşamın nasıl bir hayal mahsulü olduğunu "yalan dünya her şey boş " şarkılarının neden yazıldığını ve bu halimizle sanki yazılımı yapılıp devreye konan bir oyun programı içinde bir öğe, oyunun bir unsuru olduğumuzu çok daha kesin idrak ettim,

Keza yaşamın bir madde illüzyonu içinde seyrettiğini de..

Eski bir dörtlüğüm,

"Bilgi sonsuz bir sahnedir
Herkes oyunun onun için oynar

Bu oyunda duran düşer
Daim halde olmalıdır beşer
Su beklerken kurusan da
Gayretinle su bul yeşer"(su=bilgi)

Ve K.lardan,
"C: Bir bakıma hepiniz "holografik" projeksiyonlarsınız. "

Ara..


sybleman

Okumaya başladığım bir kitap. Filibeli Ahmet Efendi. Amakı Hayal.

Bu ilüzyonun farkında varma anını anlatıyor ilk bölümde manaya dalıp çıkarken.

Alıntı YapAdına dünya dediğimiz bu durağı, derin bir üzüntüye kapılmadan seyretmek acaba mümkün mü? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Saf bir
inancın çok güzel cevapladığı bu soruya akıl ve fen cevap veremiyordu. Tabiata bir kere daha baktım. Bu seferki bakışımda, eşsiz güzellikler kayboldu. Işık söndü. Her taraf karanlığa boğuldu.
Sanki hakikat olanca dehşetiyle görünüverdi gözüme o an.
İnsanın gözlerini kamaştıran çimenlerin yeşil rengi yalnızca
bir ışık oyunu... Mini mini kuşların cıvıltısı yalnızca bir hava titreşimi. .. Âlemleri kaplayan bu ışık yalnızca herşeye nüfuz eden
bir dalgalanma... Kısacası herşey bir zorunluluğun, bir kanunun
esiri. O an karşımda sanki Budha Gotoma belirdi. Hazin bir tebessümle ve sararmış çehresiyle bana Hiç! Hiç! Hiç!" diyordu.

Herşey bir ışık oyunu. Herşey bir titreşim.

sybleman

#1854
Alıntı YapS: (L) Bitirmeme izin vermediler. Kayda geçmesi için söyleyeyim, burada hepimizin aynı ruh biriminin parçaları olduğumuzu düşünüyordum.
C: Bir ölçüde, ama o anlamda bir "ruh biriminin" tam olarak ne olduğunu da henüz anlamıyor olabilirsin. Ve elbette, bu konuda anlaşılması
gereken başka hususlar var. 3. yoğunluk KH yaşam formlarının ya 4. yoğunluğa geçiş öncesinde ya da tam geçiş çizgisinde öğrenecekleri
"numara", mutlak şekilde sınırsız olasılıklarla düşünmektir. Bu süreçteki ilk ve en somut adım, ummayı/beklentiyi (ç.n. anticipation)
tamamen bırakmaktır. Bu sizin için çok zor. Bunu anlıyoruz, ama bu nedenle de bu noktayı tekrarlayıp duruyoruz. Örneğin, geçmiş
hayatlarınızdan birinin aynı zamanda gelecekteki bir hayatınız olduğunu düşünür müsünüz?
S: (I) İşte kuantum tünellemesi!
C: Evet.
S: (I) Konu geçmiş ve gelecek hayatlarla ilişkili.
C: Evet.
S: (I) Ama bir şekilde parçaları birleştiremiyorum. Bağlantı kuramıyorum.
C: Kuracaksın. "Herşeyin zamanı var, güzelim, herşeyin zamanı var." (ç.n.: Oz Büyücüsü'nün yazarı L. Frank Baum'un "Marvelous Land of
Oz" kitabına bir gönderme.)
S: (L) Bu Oz Büyücüsü kitabından bir cümle! Dorothy Toto'nun nerede olduğunu öğrenmek istediğizaman söylenen. (P)
Şunu söylemek istiyorum ki, sanırım hepimiz şu andaki durumu değiştirmek için zamanda buraya geri döndük. Uyanıp neler olduğunu
görmek için kendimizi bu zaman periyoduna koyduk. Bu 3. yoğunluk düşünüşü, biliyorum, ama bunu ancak bu şekilde tanımlayabiliyorum.
Neler olduğunu görmek için geri baktık, yani dünyanın şu anda içinde bulunduğu duruma ve birşeyleri değiştirmek için geri geldik... (C)
Belki de "geçmiş hayat/gelecek hayat" bağlantımız da budur. (P) Doğru, hepimiz kendimizi bu zaman hattına yerleştirmeyi kabul ettik... (L)
Yani gerçekten gelecekten geliyoruz... (P) Çünkü dünya kötü bir yöne gidiyor ve BİRŞEY yapılması lazım.
Benim gördüğüm şey bu. (I) Evet. Hepimiz buraya geri dönmeye karar verdik ama uyanamama ve bağlantı kuramama gibi güçlü bir ihtimal
de vardı. Bizi bir araya gelmekten alıkoymaya yönelik bu kadar çok şeyin meydana gelmesinin nedeni de buydu. (P) Sadece o da değil,
uyanma periyodumuzu sürekli geciktiren şeyler oluyor! Tüm hayatımız boyunca birsürü şeyin bombardımanına maruz kaldık. (I) Evet,
uyanmaya başladığımızda ve yapacağımızşeyi yapmak için bir araya gelmeye karar verdiğimizde de bunu önlemek için her türlü şey olmaya
başladı.
Caroline'nin kedileri bile! [Gülüşme] (S) Eşzamanlılıkla ilgili bir soru sormak istiyorum.
C: Bir dakika... biri az önce gerçeğe şaşırtıcı derecede yakın birşey söyledi. Şimdi bir dakika... düşünün lütfen.
S: (L) Polly gelecekten geldiğimizi ve kendimizi bu zaman hattına yerleştirdiğimizi söylüyordu...
C: Evet. Bu tamamen doğru olmaya yakın!

Alıntı YapS: (A) Polly gelecekten dönme konusunda söylediğişeyle bingoyu buldu... Üzerinde düşünmemizisöylediler.
C: Bu düşünceden yansıyan herşeyi düşünmenizi tavsiye ediyoruz!
S: (L) Herşey. Neden yansıma sözcüğünü kullandılar? ...
C: "Alice'in aynası."
S: (L) Alice aynadan geçtiğinde başka bir gerçeklikteydi. (I) Bizşimdi alternatif/başka bir gerçeklikte miyiz?
C: Evet. Ama yine de, tüm gerçeklikler "alternatif" değil midir?
S: (I) Doğru, çünkü "kaynak" GERÇEK gerçeklik ve geri kalan herşey alternatif gerçeklik.
C: Çok yakın I____ Bir gümüş yıldız kazandın!
S: (I) Siz oradakiler çok eğlencelisiniz! Yıldızlarıseverim, ve gümüşü de.
C: Güzel, evet ama altın yıldızlar daha da iyi!

Herkesin bunu yapmış olduğunu düşünmeden. Bazı bilinçlerin bunu yaptığını düşünebiliriz gibi.

Dünya okulunun bir ilüzyon olduğu ortada. Gerçeklik olarak düşünemeyecek kadar çok ipuçlarıyla bize kanıtlıyor bunu.

Peki kuantum tünellemesi ile birleştirirsek sonuçta ortaya ne çıkarabiliriz?

Tgur

#1855
Sybleman hassas bir konuya temas etmişsin evvelce üzerinde durmuştuk onu aktaracağım ,aktardığın bölümün içindeki "Bu düşünceden yansıyan her şeyi düşünmenizi tavsiye ediyoruz! " ve  "altın yıldızlar daha da iyi" cümleleri konuyu daha değişik yorumlamanın icap ettiğini çağrıştırıyor,

 Bu maksatla alttaki çalışmanın tetkik edilerek daha derin neticelere ve ne söylenmek istediğine kısmen vakıf oluruz sanırım..


https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=7785

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=7796

Tgur

#1856
YORUMLAR 204

(13.Ocak.2024 celsesinden)
(Joe) Benim sormak istediğim, bu yıl Orta Doğu'da İran'ın da dahil olduğu büyük bir çatışma çıkma ihtimali nedir?
C: Yüksek.
S: (Joe) Yani büyük bir Orta Doğu savaşı ve yeni bir salgın olacak.
(Niall) Amerika Birleşik Devletleri'nde eyalet ayrılması ve muhtemelen İç Savaş...
(Joe) ...ve İsrail.
(Andromeda) Muhtemelen ekonomik bir çöküş.
(L) Ve elektrik kesintileri.
(Chu) Evet.
C: Temalı eğlence parkı gibi geliyor kulağa, değil mi?
S: [gülüşmeler] (Joe) Evet...
(Andromeda) Tütsülenmiş sosisler, geliyoruz!
(Joe) Hiç gitmek istemeyeceğimiz bir tema parkına benziyor. [gülüşmeler]
C: Dua, farkındalık, diyet, oruç vb. yoluyla kendi temalı parkınızı yaratın.
S: (L) Kendi tema parkımızı yaratıp zihinsel alanımızda tutuyoruz, öyle mi?
C: Evet.

******
S: (L) Kertişlerin saldırısına karşı kişinin kendisine koruma oluşturma amacıyla gerçekleştirebileceği herhangi bir ritüel var mı?
C: Ritüeller faydasız.
S: (L) Kullanabileceğimiz herhangi bir teknolojik yöntem var mı?
C: Gerekli olan tek savunma bilgidir. Bilgi, sizi varoluştaki tüm olası zarar biçimlerine karşı korur. Daha fazla bilginiz oldukça daha az korkunuz olur, daha az acınız olur, daha az gerilim hissedersiniz ve herhangi tür veya biçimde daha az tehlike deneyimlersiniz. Şimdi bunu çok dikkatlice düşünün çünkü bu çok önemli: "Bilgi" sözcüğünün ardındaki kavramın herhangi bir sınırı var mı? Eğer bu kavramın sınırı yoksa o kelimenin değeri nedir? Sonsuz. Bu tek kavramın, bu tek anlamın sizi bütün sınırlandırmalardan nasıl serbest kıldığını anlayabiliyor musunuz? Bilgi kelimesinin ve bu kelimenin manasının, ihtiyaç duyabileceğiniz herşeyi nasıl sağlayabildiğini anlamak için altıncı duyunuzu kullanın. Dikkatlice düşünürseniz, bunun doğruluğunun işaretlerini göreceksiniz.
S: (L) Bu, kitaplardan öğrenilen bilgileri kapsıyor mu?
C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı algılıyoruz. Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi elde etmek ve bilginizi artırmak için sürekli olarak çaba gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü ve o kadar kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir.
S: (L) Bilginin, edinilmesi veya kabulü dışında bir cismi veya bir varlığı var mı?
C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken, gerçekten bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi, tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar. Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir. Siz de bilginizi artırmada son derece başarılısınız.
Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna inanmanız ve bunu kavramanızdır.
S: (L) Bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak isterim.
C: Eğer imanınız varsa, edinebileceğiniz hiçbir bilgi yanlış olamaz çünkü böyle birşey yoktur. Size yanlış bir bilgi veya veri vermeye çalışan herkes ve herşey başarısız olacaktır. Tüm varoluşun kökünde olduğu için, bilginin kabul ettiği şey, sizi yanlış veriyi benimsemekten koruyacaktır. Yanlış veri bilgi değildir. Sadece açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığınızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku duymanıza gerek yoktur. Bilgi koruma sağlar; ihtiyaç duyabileceğiniz tüm korumayı.
S: (L) Açık ve inançlı olduğu halde zarar gören ve arkalarından vurulan bir sürü insan var.
C: Hayır. Bu sizin algılamanız. Algılamadığınız şey, o insanların gerçekten bilgi toplamıyor olduklarıdır. O insanlar ilerledikleri yolun bir noktasında takılıyorlar ve sizin takıntı dediğiniz gizli bir süreçten geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi takıntılı hale geldiğinde, ruhsal gelişimin sağlanması, ilerletilmesi durdurulmuş olur, çünkü bu ancak gerçek bilginin edinilmesiyle mümkündür. Kişi takıntılandığında korunması da azalır, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir. Ve kişi bunları deneyimler.

******
Son derece etkili bilgi ve farkındalığın kişiyi nasıl negatif etkilerden koruyacağına dair bölüm ,çok okuduk,çok geçtik,anladık sandık ama bazen 3Y e tekrar bilinçsel olarak dönüp onun ilkel bilgiler denizinde yüzenlerden etkilendik, boğulduk,

Bilgisizken bol ve kesin biat isteyen ve oralarda takınmayı sağlayan ritüeller peşinde olduk, ritüellerin o bilgi takıntısı sahasında imanını kuvvetlendiren bir şart olduğunu zannettik ve hep o duruşu savunduk hala savunanlar ordusu içindeyiz,

Gerçekte imanı kuvvetlendirme yerine biz takıntıya iman ettiğimizi şimdilerde idrak ediyoruz, yani ritüelleri ilahlaştırma,

Zira ortada bilincin alabildiğine sonsuz gitme yollarının, kabiliyetinin önünü kesmiş durdurmuştuk,bilincin bu serbest yolda gidişinin barajlamasından kim hoşnut olur,tabii ki KH,

Orada dur ve fazla bir şeylere kafanı takma ben sana monoteist inançla yeterim,

Ama ilk K. alıntısında kendi tema parkınızı yaratın derken diyet ve oruç da tavsiye ediliyor,  ritüel olan oruç niye bu ortama girdi,

Esasta oruç bir nevi diyet olayını ritüel ,baskı kalıpları ile vücudun organların dinlenmesini icbar eden bir uyguluma ,ama biz diyet ve orucun yani fasılalı gıdalanmaktan uzak kalmanın organların detoks yoluyla kendini yenilemesi yanında gastro intestinal sisteme girmiş parazitlerden kurtulma olayı  olduğunu idrak ettik,

Parazitler üzerinde duralım,özellikle soyların parazitlenmesine dikkat edelim,

*****
S: (L) Tamam. Transmarjinal inhibisyon bir organizmanın baskı altında kırılması, dönüşmesi anlamına geliyor. Buna maruz kalan organizmalar boş sayfa gibi oluyorlar ve kolayca yeniden programlanabiliyorlar. Kastettiğiniz şey bu mu?
C: Evet. Şimdi, "farkındalıkta bir kuantum sıçraması" yapmayı önleyen parazit oluşumlarıyla ilgili olarak geçmiş yıllarda size anlatmaya çalıştığımız süper önemli bilgi parçasını düşünün.
S: (L) Yani Büyük Çalışmanın, kendi üzerinde çalışmanın, 4. yoğunluğa mezun olmanın vs anahtarı farkındalıktır diyorsunuz. Farkındalık bilgiye dayalı ve transmarjinal inhibisyonla bir şekilde alakalı olan parazit oluşumları da farkındalıktaki kuantum sıçramalarını engelleyebilir.
(Pierre) Arada nasıl bir bağlantı var?
(Perceval) İnsanları kolay av haline getiriyor. Kedilerdeki toksoplazmoz gibi.
(L) Tamam... Devam edin.
C: Kronik ve diğer ölümcül hastalıkların nedenleri hakkında kısa bir süre önce yaptığınız keşifler, daha büyük farkındalığa açılan bir kapının anahtarlarının bir araya gelmesini temsil ediyor!!!!
S: (Andromeda) Hadi bakalım.
(Perceval) O zaman henüz anahtar elimizde değil.
(L) Bu konuyla ilgili bilgiyi yıllar önce vermiştiniz. 1997 miydi? Doğru hatırlıyorsam, soylar hakkındaki araştırmalarım bağlamında söylemiştiniz. Dikkatimi farkındalıktaki kuantum sıçramalarına ve parazit istilalarına çevirdiniz. Ve sanırım sonra da konu dünya dışı bir ırkın gezegeni ele geçirmek istemesi ve bunu nasıl yapacaklarına döndü. Belki de gidip o celseyi bulabiliriz...
[9 Ağustos 1997 celsesinin kaydını bulmak için ara]
(Andromeda) Yani bütün o mahluklardan kurtuluyoruz, tüm doğru DNA'lar etkinleşiyor, böylece farkındalığımız artıyor ve süper güçlerimiz oluyor. Benim anladığım bu.
(Pierre) Bahsedilen soylar mezun olacak olan insanlar ama mezun olmalarını önleyen bir zayıflıkları veya parazitleri mi var?
(L) Zayıflık mı yoksa kasıtlı olarak yapılan birşey mi? Laura 9 Ağustos 1997 celsesinden alıntı yapıyor:{S: (L) Bir sonraki soru: Gal krallarının son soyunu sürdüren Roger de Mortimer, Tapınakçılar'ı ortadan kaldıran 4. Philip'in kızı Isabella'nın sevgilisiydi. Bu durum ile Galler'in ilk İngiliz Prensi 2. Edward'ın öldürülmesi arasındaki ilişki nedir?
C: Tapınakçılar'a eziyet edilmesi bir kurmaca. Hatırla, "tarihsel kayıtlarınız" gelecekteki, seninki gibi, sorguları önlemek için çarpıtılabilir.
S: (L) Biliyorum. Bunu tahmin etmiştim! Ama görünüşe göre kimse bu bağlantıyı kurmamış. Percy'lerde ve Mortimer'lerde birleşen soylar inanılmaz!
C: Ne zaman farkındalıkta bir kuantum sıçraması yaklaşsa, bu soyların parazitlendiğini, taciz edildiğini ve kurcalandığını bilmen gerekiyor.
S: (L) Kuantum sıçraması...
C: "Şimdi" olduğu gibi.

*****
(L) Yani anlatmak istediğiniz şu mu örneğin; damar sertliği, kalp hastalığı, kanser, eklem iltihabı, multipl skleroz, lupus veya otoimmün diye tanımlanan hastalıklar son 50 - 60 yıldır söylendiği gibi genetik kaynaklı değil de aslında DNA'larında belirli genetik işaretleyiciler taşıyan insanlara yönelik olarak mı tasarlandılar?
C: Gerçekten çok yakın. Ayrıca "kurcalamalar" da olabiliyor.
S: (L) Yani bizim gerçekliğimizde, bizim zamanımızda ve mekanımızda, "Büyük Çalışma" denen simyevi öz-dönüşümde, transmarjinal inhibisyonun etkilerini ortadan kaldırabilmek için diyet ve sağlık konuları üzerinde mutlaka çalışma yapmak gerekiyor ve bu alanlarda önemli bir bilgi artışı gerekiyor?
C: Evet.
S: (L) Bunu daha iyi nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. Birşey söylemek isteyen?
(Pierre) Birşey daha var gibi görünüyor. Parazitlerin sadece bilgi edinimi ve farkındalık artışını değil, kuantum sıçraması dedikleri şeyi de engellediğini söylüyorlar. Belki de eğer parazitlerin varsa, bilgi ve farkındalığını yine de artırabilirsin ama mezun olmanı önleyen bir tür cam tavana ulaşıyorsun.
C: Evet.
S: (L) Kurcalama dediğiniz şey nasıl oluyor?
C: Parazitler alıcı görevi görüyor.
S: (Pierre) Evet. Parazitler alıcı olarak işlev yapıyor. Parazitlerle dolu olduğunda kötü dalgaların veya kötü varlıklar tarafından gönderilen dalgaların daha fazla etkisi altında oluyorsun. O mesajlara daha açık hale geliyorsun. Parazitlerden öte kötü bir etki oluyor üzerinde.
C: Asalak mikroorganizmalardan kurtulmak, dönüşüm işinin en önemli bileşenlerinden biri.
S: (Galatea) Bir insan mezuniyete ne kadar yaklaşırsa bu tür sorunlar o kadar daha kötü hale mi geliyor acaba? Kendilerini daha kötü hissetmeye mi başlıyorlar örneğin?
C: Pek çok durumda, evet.
S: (L) Çok akıllı hale geldiğin zaman birşey oluyor. Hatta bünyemizde bunun meydana gelmesini sağlayan birşey tasarlayıp tasarlamadıklarını merak ediyorum?
C: Evet.
S: (Pierre) Bir arka kapıları var.
(Perceval) Alıcı derken, parazitler neyin alıcısı?
C: Bilgi dalgaları.
S: (Perceval) Soyların parazitlenmesinden bahsederken, bu durum parazitlenme için özellikle hedef alınan belirli bazı soyların varlığını mı ifade ediyor?
C: Evet.
S: (Perceval) Örneğin bir farkındalık artışı yaşaması veya sisteme tehdit oluşturması daha muhtemel soylar veya genetik profiller gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Bu gerçekten çok moral bozucu.
(Pierre) Kurnazca.
(Perceval) Kurcalamayla ilgili ne söylemişlerdi?
(L) Pekala, kurcalama nasıl yapılıyor?
C: Çoğunlukla virüsler yoluyla.
S: (L) Herkesi aşılama kampanyası insanların ilerleyişini durdurmak için gerekli virüsleri insanlara bulaştırmaya mı yönelik?
C: Evet.

******
Sitede yeni celseler geldikçe aşılanma ve parazitlenme arasında ilgi ve onlardan kurtulma yolunda bolca bilgiye ulaştık,ilaç tavsiyeleri aldık verdik ,bunların önemini ve bilgilenme işinin ne kadar önemli olduğunu tekrar hatırlatmak maksadıyle bu yorum kademesini hazırladım, kuantum sıçrama yapmanıza mani olan kurcalamalardan sakınmak için,

İvermectin,Albandazol türevleri,Kontil,Yomesan tabl.gibi antiparaziterler eczanelerimizde var..

Ara..

sybleman

Bir konuya geçiş yapınca, daha doğrusu öğrenmemiz gereken farketmemiz gereken bir mevzuya sıra gelmişse, tuhaf bir şekilde takip ettiğimiz sayfalar, gazete yazıları, youtube kanallarında arama yapmadan bile o konunun işlendiğini görmek her zaman şaşırtıcı geliyor bana. Her seferinde şaşırıp nasıl olabilir dedirtiyor.

Kuantum tünellemesi ve zeno etkisi. Aklıma düştüğünden beri heryerde karşıma çıkıp, takip ettiğim kişilerin bu konuyla ilgili videoları yazıları düşüp duruyor yine.

Yani sanki bu konuyu özümse, burada kavraman gereken bir şey var. Yok hala bak tam anlayamadığın yerler var. Bilgilerinde birleştir. Benden bana inatla geliyor.

https://www.insancaakademi.com/kuantum-tunelleme/

Alıntı YapGünlük hayatta bir top bir duvara fırlattığınızı düşünün; topun hareketi ile ilgili yapabileceğiniz yorumlar kısıtlıdır. Topun duvara çarpıp sekmesini. Duvara çarpıp yere düşmesini veya çok düşük bir ihtimal ile duvarı kırıp geçmesini bekleyebilirsiniz. Bu 3 durumu da düşündüğümüzde ortalıkta absürd bir durum yoktur.

Tünelleme Efekti
İşleri bildiğimiz bir noktadan bilmediğimiz bambaşka bir noktaya doğru çevirelim. Günlük hayatta göremeyeceğimiz 4. bir seçenek ekleyelim topun duvara değdiği anda yok olduğu düşünün. Bu durum gözlerinizi fal taşı gibi açmanıza sebep olabilir. İşleri daha da karmaşık bir hale yani topun duvarın arkasında yeniden var olmasına kadar götürelim, işte kuantum tünelleme efekti bu şaşırtıcı maddenin gerçekleşmesi ile var olur.

Alıntı YapDaisugi Tekniği
Kuantum Tünelleme
Kuantum tünelleme, bariyerle karşılaşan kuantum paketlerinin kuantum mekaniği ile yorumlanmasıdır. Günlük hayatta bir top bir duvara fırlattığınızı düşünün; topun hareketi ile ilgili yapabileceğiniz yorumlar kısıtlıdır. Topun duvara çarpıp sekmesini. Duvara çarpıp yere düşmesini veya çok düşük bir ihtimal ile duvarı kırıp geçmesini bekleyebilirsiniz. Bu 3 durumu da düşündüğümüzde ortalıkta absürd bir durum yoktur.

Tünelleme Efekti
İşleri bildiğimiz bir noktadan bilmediğimiz bambaşka bir noktaya doğru çevirelim. Günlük hayatta göremeyeceğimiz 4. bir seçenek ekleyelim topun duvara değdiği anda yok olduğu düşünün. Bu durum gözlerinizi fal taşı gibi açmanıza sebep olabilir. İşleri daha da karmaşık bir hale yani topun duvarın arkasında yeniden var olmasına kadar götürelim, işte kuantum tünelleme efekti bu şaşırtıcı maddenin gerçekleşmesi ile var olur.

Kuantum dalga fonksiyonu denildiğinde birçok insan bunu yanlış yorumlaya bilir çünkü biz biliyoruz ki dalgalar, günlük hayatta en çok örneğini gördüğümüz su dalgaları özellikle; birçok su damlasından oluşur onlar da milyonlarca su molekülünden ve özünde milyarlarca atomdan meydana gelir. Gelelim kuantum dalga fonksiyonuna sürekli anlatılan ama bence yanlış anlaşılmaya müsait bir durumu açıklamak istiyorum. Bir tek atom nasıl dalga olur? Bu sorunun cevabında bizim için çok önemli bir ayrıntıyı bulacağız. Sürekli anlatılan ve resmedilen dalga fonksiyonundaki açık bu sorudur.

Çünkü bir tek atomun dalga gibi hareket etmesi mümkün değil bunu günlük tecrübelerimizden biliyoruz. İşte kuantum fiziği bize burada bilmediğimiz yepyeni bir dünya sunuyor. Bir fotonu bir duvara fırlatırsanız dalga fonksiyonunun tasvir ettiği şey o fotonun aynı anda her yerde olduğudur

İşte ne denir ki? Sağolsun kuantum fiziği açıldıkça böyle anlamsız gelen söylemler bilimselleşiverir.

Bir foton aynı anda her yerde nasıl olur? Nasıl bir atom dalga yaratabilir? Peki bu dalgayı okuyan dalga okuyucuları da dalgadan farksızsa?

Şaşkınlık, hayret, bilsen de yine de hayret.


Kuantum tünelleme için Kevser yeşiltaş'ın bir videosu düştü karşıma geçenlerde. Tasavvufu bir açıdan yaklaşmıştı bu kuantum fiziği tanımına.

https://www.youtube.com/watch?v=gED3IE6x7eI&t=711s&pp=ygUea3VhbnR1bSB0w7xuZWxsZW1lIHplbm8gZXRraXNp

Zeno etkisi içinse

https://evrimagaci.org/zeno-etkisi-ve-gozlenmekten-rahatsiz-olan-uranyum-1017

Evet "Bakılan tencere kaynamaz" dedikleri gibi gözlenen urantum atomlarının geç bozulması durumu. Zamanın farklı işlenmesi gibi bir durum ortaya çıkarıyor.

Kevser yeşiltaş'ın şöyle bir yorumu vardı. Negatif varlıklar bizi sürekli izlediği ve gözlem altında tuttukları için bizim madde dünyasında çakılı kalmamızı sağlıyorlar gibi bir söylemdi. Gözlemlenen atom için zaman farklı işliyor. Bizi göz hapsinde tutarak bizi burada sabitliyor olabilirler mi? Okuduklarım bağlamında sanki olabilir gibi duruyor.

Bu konuyu araştırırken kulaklarım yine basınçtan gitti.

Sanki örümcek ağının merkezi gibi bir bilgi. Herşeyi bağlıyor. Kuantum tünelleme. Zeno etkisi.

Tgur

#1858
YORUMLAR 206

(SPIRIT RELEASEMENT THERAPY
A Technique Manual
(Ruh Çıkarma Terapisi, Teknik El Kitabı)  dan alıntı,
"Transpersonel psikoloji, psikolojik tezahürün olağan, normal, güvenli ve geleneksel parametrelerini aşan deneyimleri işin içine dahil etmeye çalışır. Yine de transpersonel psikoterapi uygulayıcıları ve transpersonel yönelimi savunan derneklerin liderleri ruh pozesyonuna dair tüm işaretleri görmezden gelmekte ve geçmiş yaşam terapisinden bahsedilmesine sadece çekingen bir şekilde izin vermektedir. Belki de bilinçaltlarında ana akım düşüncenin istikrarlı olduğu yanılsamasına tutunma ihtiyacı duyuyorlar ve bu ihtiyaç, bilinçli zihnin insan bilinçdışının büyük ölçüde keşfedilmemiş sularını araştırma arzusuna ağır basıyor.
Terapi ve iyileşmeye yönelik bu yaklaşımın sınırları yoktur. Önce LSD kullanımıyla ve sonra Holotropic Breathwork™ (derin ve bağlantılı nefesle ulaşılan bir farklı bilinç hali deneyimi) aracılığıyla deneklerin zihnin en uzak noktalarını keşfetmelerine yardımcı olan Dr. Stan Grof'un (1976) tanımladığı deneyimlerden herhangi biri, danışan yoluyla terapistin karşısına çıkabilir.

Ruh Çıkarma Terapisi Yoğun Eğitimine katılan birçok psikolog bu teknikleri uygulamalarında kullanmayı beklemediklerini belirtmiştir. Olsa olsa yeni bir danışanın bu çalışmayı talep edebileceğini düşünüyorlardı. Fakat birkaç hafta sonra bu teknikleri yalnızca yeni danışanlar üzerinde kullanmakla kalmayıp, düzenli danışanlarından bazılarının aniden yapışık ruh belirtileri gösterdiğini fark ettiklerini bildirdiler. Sanki danışanlar ve varlıklar terapistlerin teknikleri öğrenmesini bekliyorlardı.

Bilinen dünyanın eski haritaları, ötesinde korku ve batıl inançtan başka bir şey olmayan sınırlar gösteriyordu. Haritaların üzerindeki yazılar "Buranın ötesinde ejderhalar var" diye uyarıyordu. Dünyanın eski sınırlarının ötesine ve insan zihninin derinliklerine doğru keşifler yapıldı ve belki de bazı ejderhalar keşfedildi ve ortadan kaldırıldı. Yine de korku en büyük hastalıktır ve henüz aşılmamıştır."

--------
S: (L) Küçük gri varlıklar da Zeta Retikuli'den değil mi?
C: Evet.
S: (L) Küçük gri varlıklar...
C: Sibergenetik.
S: (L) Kertenkeleler tarafından mı yaratılıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Ruhları var mı?
C: Kandırma amacıyla kullanılıyorlar.
S: (L) Kertişler (Lizzies) şu anda dünyadalar mı?
C: Yakınlardalar.
S: (L) Kertişler gezegenimizin yönetimini devralmayı mı planlıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Gemileriyle inip bunu açık bir şekilde yapmayı mı planlıyorlar?
C: Yakın.
S: (L) Kontrollerini sağlamak-güçlendirmek için karanlık enerji formları gibi varlıkların etkilerinden yararlanıyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Başka hangi gruplarla işbirliği içindeler??
C: Oryonlular.
S: (L) Oryon/Kertiş grubunda kaç üye var?
C: 16.

******
S: (L) Dağda Musa ile konuşan tanrı kimdi?
C: Kertenkelelerin sesli bir projeksiyonu.
S: (L) Musa daha sonra Kertişler tarafından aldatıldığının farkına vardı mı?
C: Hayır.

******
S: (L) Adolf Hitler, yaptığı şeyleri yaparken hangi etki altındaydı? Onu yönlendiren şey neydi?
C: Kertenkeleler. Dolaylı yoldan.
S: (L) Onu etkilemek için hangi bağlantıları kullandılar?
C: Projekte edilen insan türü varlıklar, ilhamlı büyük Ari ruhları.

*******
C: Yakında dünyada kredi ve borçtan başka birşey kalmayacak. Yeni visa borç kartlarını duymadınız mı? Bu, dünya bankacılık sisteminin, yani yılan kardeşliğinin, yani Kertenkelelerin, yani İsa-Düşmanlarının kontrolü altındaki geleceğin para sistemi.
S: (L) Yani kredi kartım yoksa bu sisteme ait olmak zorunda kalmayacak mıyım?
C: Hayır. Tercih hakkın olmayacak: Ait ol veya açlıktan öl.

*******
S: (L) Kertenkeleler geldiğinde Adem ve Havva birine esir miydiler?
C: Hayır. Özgürdüler. Adem ve Havva'nın sembolik hikayesi yanlış bilgiye cezbolma hikayesidir. İyi ve kötünün bilgisinin ağacı, odaklanmış, sınırlandırılmış bilgiydi.

******
S: (L) Kertenkeleleri kim yarattı?
C: Ormetyon.
S: (L) Ormetyon kim?
C: Düşünce merkezi.
S: (L) Nerede bulunuyor?
C: Heryerde.
S: (L) Biraz daha ipucu verebilir misiniz?
C: Başka bir gerçeklik bölümü.
S: (L) Kertenkeleleri yaratan bu varlık akıllı, kendinin farkında olan bir varlık mı?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Bu varlık sizin Geçici Yolcular olarak tanımladıklarınızdan biri mi?
C: Hayır.
S: (L) Benzer mi?
C: Hayır.
S: (L) Peki bu Ormetyon'u kim yarattı?
C: Ormetyon bir varlık değil, düşünce merkezi.
S: (L) Peki neyin düşünce merkezi?
C: Fazla karmaşık.

******
C: Boyut sınırı geçişinin pek çok yansımaları vardır.
S: (L) Yani Kertenkeleler olmasaydı başkası olacaktı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bunun olması bir bakıma kaderdi?
C: Evet.
S: (L) Bu büyük bir kozmik oyunun parçası mı?
C: Evet.
S: (L) Mutlak yaratıcı kendinin farkında mı, kendinin bilincinde mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Evrenimizde olan bu olaylar doğal bir akışın parçası diyorsunuz.
C: Yakın.

******
S: Griler ve Kertenkeleler bunu nasıl yapıyor?
C: Elektriksel tepki kalıpları yoluyla zihin ve bedene müdahale.
S: Bunu uzaktan da yapabilirler mi?
C: Daha az etkili bir şekilde.
S: Yani etki altına almak istedikleri bireyle doğrudan ilgilenmeleri veya somut bir yolla çalışmaları gerekir, öyle mi?
C: Evet.
S: Dünya'da insanları kaçıran başka dünya-dışılar var mı?
C: Çok daha az.
******
C: Yılan Kardeşliği.
S: Bu kardeşlik kertenkelelerden ve çeşitli insanlardan mı oluşuyor?
C: Evet.

******
S: Oryonlular veya Kertenkeleler tarafından gösterilen bir çabanın olduğunu söylüyorsunuz... Oryonlular ve Kertenkeleler eşanlamlı mı?
C: Yakın.

******
S: (L) Herhangi bir dünyadışı grup ve özellikle de Kertenkeleler hiç insanlar arasında yaşayıp tapınıldılar mı?
C: Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanda çeşitli noktalarda insanlarla doğrudan etkileşime girdiler. Bu koşullar, insanların tamamen yabancı bir yerden gelen tanrıları kabul etmeye ve tapınmaya hazır, istekli ve muktedir oldukları noktalarda gerçekleşti. Yakın geçmişte böyle birşey olması söz konusu değildi. Ama dikkat edin, çok yakında bu tekrar gerçekleşebilir.

*******
C: İnsanoğlunu biz tasarlamadık.
S: (L) Sizin tarafınızdan mı yaratıldık?
C: Hayır.
S: (L) Peki insanoğlu buraya nasıl geldi?
C: Çeşitli faktörler. Çok sayıda ruh, fiziksel varoluşu arzuladı ve başlangıçta Griler yoluyla Kertenkeleler olmak üzere, Nefalim ve Oryon birliği tarafından değiştirildi.

********
S: (L) Paranoit şizofreniye Kertenkeleler mi neden oluyor?
C: Kısmen.
S: (L) Genel manada, olayların çoğunda paranoyanın veya şizofreninin sebebi nedir?
C: Kertenkelelerin enerji manipülasyonu.
S: (L) Neden?
C: Negatif neticelerle beslenmek için.
S: (L) Yani ille de yapışık ruhlar olmak zorunda değil?
C: Hayır.
******
S: (L) Hükümetin sigara içimini azaltmaya yönelik programının ardında Kertenkeleler mi var?
C: Evet, çünkü bunun psişik yetenekleri arttırdığını biliyorlar.
S: (L) Peki sigara içmeye bağladıkları ciğer kanserine neden olan şey nedir?
C: Zihinsel koşullanma ve bunu beklemeye yönelik bilinçaltı programlaması.
S: (L) Yani bu, yalnızca bunun olabileceğine ve olması gerektiğine ikna olma durumunda meydana geliyor, öyle mi?
C: Doğru.

******
C: Ritüellerdeki enerji doğrudan Kertenkelelere gidiyor.
S: (L) Tanrı adına yaptığımız dualar bile mi?
C: Dua etmekte bir sakınca yok. Organize din, ritüellere neden saplantı derecesinde önem veriyor sanıyorsunuz?
S: (L) Aynı şey şamanistik uygulamalar ve benzer şeyler için de geçerli mi?
C: Aynen.

*******
S: (L) Omurganın tepesindeki fiziksel bir düğüm müydü?
C: Sizde de ve diğer herkeste de var. Kafanızı hissedin.
S: (L) Oksipital (artkafa) yükselti mi?
C: Yakın.
S: (L) Peki bende varsa bu benim bir katil olduğum anlamına mı geliyor?
C: Hayır. Yılan Kardeşliği'nce yayılan bir batıl inanç.
S: (L) Peki Kabil'in damgası ne anlama geliyor?
C: Kıskançlık.
S: (L) Kimin kıskançlığı?
C: Tüm insanların.
S: (L) Bu iz yoluyla diğerlerinden ayırtılan bir insan grubu mu vardı?
C: Hayır. Bu, Kertenkeleler tarafından genetik mühendislik yoluyla gerçekleştirilen zayıf noktalarınızdan biri.

******

S: (L) İnsanoğlu Kasyopyalılar tarafından tasarlanmasından sonra, Kertenkeleler'in saldırısı öncesindeki cennetsi durumda ne kadar süre yaşadı?
C: İnsanoğlunu biz tasarlamadık.
S: (L) Sizin tarafınızdan mı yaratıldık?
C: Hayır.
S: (L) Peki insanoğlu buraya nasıl geldi?
C: Çeşitli faktörler. Çok sayıda ruh, fiziksel varoluşu arzuladı ve başlangıçta Griler yoluyla Kertenkeleler olmak üzere, Nefalim ve Oryon birliği tarafından değiştirildi.
*******
S: (F) Bunu tekrarlayabileceğimi sanmıyorum B___. (ç.n. telefondaki BK ingilizce'de çok yaygın argo bir ifade kullanıyor) (L) "F"li kelimeyi mi
kullandı? (F) Hayır, anatominin bir bölümüne referansta bulundu. (B) Kertenkeleler şekil değiştirebiliyor mu?
C: 4'üncü seviyedeki tüm varlıklar bu yeteneğe sahip.
S: (B) Gerçek görünüşlerini değiştirme yeteneğine mi sahipler?
C: Evet.
S: (B) Şu anda aramızda dolanıyorlar mı?
C: Nadiren. 3'üncü seviyedeki işlerinin çoğunu yaptırmak için "aracılar" kullanıyorlar.
S: (B) Bu aracılar "Siyahlı Adamlar" mı (Men in Black) yoksa Griler mi?
C: Her ikisi ve pek çok diğerleri. Siyahlı Adamlar çoğunlukla insan kılığındaki Kertenkelelerdir ve 3'üncü seviyede kısa dalga döngüsü olarak tanımlanan kısa sürelerle kalabilirler. Siyahlı Adamlar seçilen kişilerle doğrudan temasa yönelik bir mazeret olarak kendilerini devlet görevlisi olarak tanıtır.

*****
S: (L) Kertenkeleler de başka bir grubun ajanları mı?
C: Bu aslında basit bir soru. Ama 4. yoğunluk KH ortamında otorite seviyeleri mevcuttur. Bu seviyeler de KH'de her zaman olduğu  gibi entellektüel ve fiziksel yeteneklere dayanır. Sizin "kıdem düzeni" dediğiniz şey. Diyebiliriz ki en altta sizin aşina olduğunuz Griler var. Ortada Kertenkele varlıkları olarak tanımlayacaklarınız var ve onların üstünde de pek aşina olmadıklarınız  var.
S: (L) Onlar kim?
C: En yaygın olarak bilinenleri, tabii ki, Oryon KH'leri.
S: (L) Görünüşleri nasıl?
C: Aslında yapı olarak hümanoitler, büyük insanlara benziyorlar.
S: (L) Ve onları pek sık görmüyoruz, öyle mi?
C: Şu anda bildiğiniz gibi 3. yoğunlukta en sık gördükleriniz Griler. Bunlar dışındaki diğer hepsi, eşit ölçüde daha az sıklıkla görülenler.

*******
S: (L) Ve bunun için Yahudi'lerden kurtulmak önemliydi, öyle mi? Başka bir grubu yok etmeden bir Germen üstün ırkı yaratılamaz mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: 4. yoğunluk ön kodlanmış misyon kader profili nedeniyle.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Bu, 4. yoğunluğa yükselme sonrası etkinleşecek bir kodlama anlamına geliyor ve dolayısıyla eğer ortadan kaldırılmazsa Nefalim'in 3'ünü yoğunluktaki hakimiyetini engeller. Bireysel bazda olmakla birlikte, Yahudiler 4. yoğunluğa geçiş sonrası bir misyonu gerçekleştirmek üzere önceden kodlandılar. Naziler 4. yoğunluk KH tarafından kontrol edildikleri için neden Yahudileri tamamen ortadan kaldırmaya sevk edildiklerini tam olarak bilmiyorlardı. Ama Hitler Kertenkelelerle ve Oryon KH ile doğrudan iletişim kurdu ve "üstün ırkı" nasıl yaratacağına dair talimatlar aldı.
S: (L) Ve bunu, yeni bir Nefilim soyunu Dünya'ya getirmede bir temel olarak kullanacaklardı... (RC) Ve Yeni Dünya Düzeni... onların versiyonu. (L) Peki şimdiki planları nedir?
C: Henüz size bunu söyleyemeyiz çünkü vaktinden önce açıklama isteği duyarsınız ve bu da ortadan kaldırılmanıza neden olur!!!!

******
C: "Hayalet" , DNA yapısının içerisinde bulunan bilinç tortusunun kalıntısı.
S: (A) Peki bu kalıntı nerede bulunuyor ? Vakumun içerisinde mi, vakumun titreşimlerinin içerisinde mi , vakumun içerisinde bulunan çekimsel bir alanda mı , bir takım doğrusal olmayan elektromanyetik alan içerisinde mi ? Nereye yerleşiyor bu kalıntı ?
Neye tutunuyor ? Kendini nereye konumluyor ?
C: Son üçüyle hedefe iyice yaklaştın.
S: (C) Bu bir yastıkta iz bırakmak gibi değil mi ? (A) Evet ama bu vakum. (L) Sanıyorum bir vakum bizim düşündüğümüz gibi bir şey değil.
Bizim algılama yeteneğimizin ötesinde bir şeye sahip. (A) Yani, DNA yapısı içerisinde bilinç bulunuyor. (C)Kayalarla ilgili konuyu hatırlarsak, tüm bilinçler bir birine bağlı değil mi ? (A) Evet ama burada tuhaf olan şey, kayaların bir bilinci başka bir bilince uyumlama yetenekleri, yani prensip olarak bütün bilinçler aslında tek bir bilinç dahi olsalar, farklı bilinç [farkındalık] birimleri var, bir seviyede birbirine bağlanan, bizim seviyemizde henüz ayrık olan. Kayalarla ilgili farklı bir şey var. (C) Belki de çok basit olmalarıyla ilgili bir şey. (A) Evet ama bir kayanın bu özelliği var, tozun yok örneğin. Yani kayaların, taşların özelliği nerden geliyor ? (L) OK, Michael Harner adında , saha araştırmalarında da bulunmuş bir antropolog var. Burada yazdığına göre Harner, Conibo Yerlilerinin kültürlerini incelemek için Peru'daki Amazon ormanlarına gitmiş. Bir yıl kadar sonra bu yerlilerin dinsel inanış sistemini anlama konusunda biraz yol katetmiş.
Canibolardan biri ona 'eğer gerçekten öğrenmek istiyorsa ahayahuasca içmesi gerektiğini' söylemiş. Harner, bir çok kişi onu önceden bunun korkunç bir deneyim olduğu konusunda uyarmış olsa da, bunu içmeyi korkmadan kabul etmiş. Aynı akşam, yerli dostlarının sıkı gözetimi ve rehberliği altında, yaklaşık bir şişenin üçte birine tekabül edecek miktarda içmiş bundan. Bir kaç dakika geçtikten sonra, kendisini gerçek halisünasyonlardan oluşan bir dünyada uçarken bulmuş. Kutsal bir mağaraya ulaşmış, burada iblislerin cümbüşlü doğaüstü bir karnavalı sürmekteymiş. Sonra gökyüzünde süzülmekte olan 2 tuhaf gemi görmüş ve bunların baş tarafları , birlikte, viking gemilerindekine benzeyen bir şekilde dev bir ejderha başını oluşturuyormuş. Güvertede çok sayıda kişi seçebiliyormuş; bunların antik Mısır'ın kuş-başlı tanrı figürleri gibi, mavi renkli karga başları ve insan vücutları varmış. Şimdi burada anlatması uzun sürecek daha bir çok sahneden sonra, Harner ölmekte olduğuna iyice inanmış. Conibo dostlarına seslenmeye ve onlardan panzehir istemeye çalışmış ama tek bir sözcük bile çıkaramamış ağzından. Sonra aniden görmüş ki; bu gördüğü vizyonlar, beyninin en derinlerinde yaşamakta olan dev sürüngen yaratıklar tarafından oluşturulmakta. Bu yaratıklar onun gözlerinin önünde sahneler yansıtmaya başlamışlar ve ona bu bilginin ölülere ve ölmekte olanlara bahşedildiğini söylemişler.
'Önce bana çok çok uzun zaman önceki Dünya gezegenini gösterdiler, üzerinde yaşam başlamadan önceki halini. Bir okyanus gördüm,uçsuz bucaksız, çorak topraklar ve mavi parlak bir gökyüzü. Sonra gökyüzünden yüzlerce siyah benek düşmeye başladı ve gözlerimin önünde çorak topraklar üzerine iniş yaptılar. Bu beneklerin aslında dev-balina benzeri bir bedene ve pterodaktil [ç.n. pterodactyl-mezozoik döneme ait kanatlı sürüngen tür] tarzı küt kanatları olan, parlak siyah yaratıklar olduğunu gördüm.
Bana; bir tür düşünce aktarımı yoluyla, uzaydaki bir şeyden kaçtıklarını açıkladılar. Düşmanlarından kaçmak için Dünya gezegenine gelmişler. Sonra, bu yaratıklar bana, çok sayıda yaşam formunun içerisinde gizlenebilmek ve böylece varlıklarını maskelemek için , gezegende yaşamı nasıl yarattıklarını anlattılar.
Gözlerimin önünde, tarifi mümkün olmayan gerçeğe benzer canlılık ve ölçekte, milyonlarca yıl süren, muhteşem bitki , hayvan ve türlerin yaratılması süreci canlandırıldı. Öğrendim ki; ejderha benzeri yaratıklar bu yüzden, insan da dahil olmak üzere, bütün yaşam formlarının içerisinde yer alıyormuş'
Harnes, bu sayfanın altında yer alan bir dipnotta demiş ki: " Geçmişe baktığımda, diyebilirim ki sanki DNA gibiydiler, ama bununla birlikte o zamanlar, yani 1961 de , DNA hakkında hiç bir bilgiye sahip değildim." Şimdi bu bağlamda sormak istiyorum; bu şamanik deneyimlerde ortaya çıkan, neredeyse evrensel vizyonların doğası ve kaynağı nedir ? Yılan, sürüngen ve kuş başlı yaratıklar vb ? Bu halisünasyonların kaynağı nedir ?
C: Daha spesifik ol.
S: (L) Nasıl daha fazla spesifik olabilirim ki ? (C) Bu tür kimyasallarla tetiklenen trans durumlarında, neden genellikle kuşbaşlı ve sürüngen tipli varlıklarla ilgili deneyimler yaşanıyor 
C: Fizikselliğe ulaşmış ve bunu yaşıyor olmakla birlikte, bir parçanız hala köklerine olan bağları devam ettiriyor.
S: (L) İnsanın sürüngen genetiğine sahip olduğunu söyleyen onca kişinin doğruyu söylediğini mi söylüyorsunuz ? Sürüngen genetiğine mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Aynı zaman da kuş genetiğine de mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Ve bu bizim fiziksel bağlantımız ya da temelimiz mi ?
C: Evet bio-mühendislikle yaratılmış 3. yoğunluk varlıkları olarak sizler, fiziksel gerçeklik içerisinde etrafı saran açık büfe cennetinde ön tarafta bulunuyorsunuz.
S: (A) Yani bizler 3. Yoğunluk bio-mühendislikle yaratılmış varlıklarız. (L) Bu başka bir soruya yöneltiyor: Merovenj kan bağı ya da 'Nordik Kovenantı' kan bağı hakkında bir çok söylenti var, ya da ne isim takılırsa takılsın ama sürüngen genetik soyunun daha 'yeni' bir versiyonu hakkında. Bu Sümer mitlerinde yer alan, Tanrı Oannes ya da Merovenjlerin anasını, denizde yıkanırken hamile bırakan Quinotaur olarak temsil ediliyor. Hatta, çoklukla bir deniz kızı ya da su perisi olarak tarif edilen ve Anjoular'ın kurucusunun karısı olan Melusine'yi bile. Yani, ortada , bu kan soylarında çok daha güçlü ve kudretli bir sürüngen bağı olduğuna ilişkin bir iddia var. Bu doğru mu ? [ç.n. Anjoular = Angevin soyu]
C: Belki olabilir.
S: (L) Peki bir şekilde önemli mi ?
C: Materyalizme takıntılı olanlar için.

******
Bu kertenkele sürüngen meselesi nereden açıldı,
Dostumuz Bozadinin son tercümesinde en başta bir kısmını aldığım bilgilerden, aktarıyorum,

"Bilinen dünyanın eski haritaları, ötesinde korku ve batıl inançtan başka bir şey olmayan sınırlar gösteriyordu. Haritaların üzerindeki yazılar "Buranın ötesinde ejderhalar var" diye uyarıyordu. Dünyanın eski sınırlarının ötesine ve insan zihninin derinliklerine doğru keşifler yapıldı ve belki de bazı ejderhalar keşfedildi ve ortadan kaldırıldı. Yine de korku en büyük hastalıktır ve henüz aşılmamıştır."

Korku ile dokunulamayan kökenlerimizdeki ejderhalar meselesi,ilk okuyanlara çok ters gelen ve insan olarak kendini bunlardan azade gören ve sakınılması görüldüğü  yerde imha edilmesi gereken bir parazit gibi algılardan hepimiz baştan nasibimizi aldık,

Uzak doğu bayramlarında ejderahalar ile oynaşmalar sevgi gösterileri falan hep bize ters geldi ,yanılmayalım kertenkeleleri övmek v.s gibi bir tutkum yok ,gerçeği bütün çıplaklığı ile anlama noktasını kendimizi zihnimizi itelemeye çalışıyorum, şu son cümleye bakalım,

"S: (L) Peki bir şekilde önemli mi ?
C: Materyalizme takıntılı olanlar için."

Bu sitede dünyanın geçirdiği vernal dönemlerde maceraları anlatan ve yapılan istilaları ve çeşitli uzay dışıların egemenlikleri birbirleri ile yer kapmak hükmetmek için yaptıkları savaşlar v.s. bol bol anlatılır hatırladığım kadar bir ara akıllı ejderhaların yönettiği bir dönem bile geçirilmiş,

Maksadım, şu anda insan formunda olan bizlerin bu 3Y yapılaşmasında taşıdığımız DNA nın derinliklerinde neler gizlendiğini anlamaya anlatmaya yönelik,

Ve belirtildiği gibi şu zaman mekan yoğunluğunda zihnimize yapışmış olan "materyalizm" takıntısından sıyrılmaya çalışmak, olanları daha net görmeye anlamaya çalışmak,

Böyle bir zihin yapılaşması ne sağlayacak,son celselerden alıntı,

Farkındalık ile kendi tema parkını hazırlanmak,

*****
"(Joe) Benim sormak istediğim, bu yıl Orta Doğu'da İran'ın da dahil olduğu büyük bir çatışma çıkma ihtimali nedir?
C: Yüksek.
S: (Joe) Yani büyük bir Orta Doğu savaşı ve yeni bir salgın olacak.
(Niall) Amerika Birleşik Devletleri'nde eyalet ayrılması ve muhtemelen İç Savaş...
(Joe) ...ve İsrail.
(Andromeda) Muhtemelen ekonomik bir çöküş.
(L) Ve elektrik kesintileri.
(Chu) Evet.
C: Temalı eğlence parkı gibi geliyor kulağa, değil mi?
S: [gülüşmeler] (Joe) Evet...
(Andromeda) Tütsülenmiş sosisler, geliyoruz!
(Joe) Hiç gitmek istemeyeceğimiz bir tema parkına benziyor. [gülüşmeler]
C: Dua, farkındalık, diyet, oruç vb. yoluyla kendi temalı parkınızı yaratın.
S: (L) Kendi tema parkımızı yaratıp zihinsel alanımızda tutuyoruz, öyle mi?
C: Evet. "

Ara..

sybleman

Dua farkındalık diyet ve oruç vb yoluyla kendi temalı parkınızı yaratın.

Aslında verdikleri öneri tam olarak reçete gibi.

Diyet ve oruç ile de ilgili olarak irade kavramına bağlayabiliriz sanırım. Birkaç gündür bu konuda yoğun düşünüyorum.

Gerçek kişilikle gelen irade kapasitesini belki taklit ederek de gerçek kişiliğimizi tekrar yakalamak mümkün olabilir.

Bir çok konuda iç sesimizi dinleyip yapmadığımız diyetler, spor faaliyetleri, angarya gelen işler vs. Yani aslında sağlığımıza ve kişiliğimize iyi geldiğini bildiğimiz ama nedense yapmadığımız şeyler.

Ego neden bunları yapmamamız için bizi  sürekli kışkırtıyor. Amacı ne olsa ki? İrade ile yapılan her iş egoya bir darbe indiriyor. Buna oruç ve diyet de dahil.

Tasavvufta nefs bir şey istiyorsa onu yapmayın demezler. Onun tersini yapın ki kontrol size geçsin denir. İştahlı biriysek ve canımız da durduk yere pasta istiyorsa, onu yememek nefs için sadece tamam bu sefer değil ama yine denerim demek oluyor. Alışkanlığımızı değiştirip sağlıklı beslenmeye irade ile geçersek, artık orada kontrol edebileceği bir yer kalmıyor.

Alıntı Yap(L) Ve hatta irade gücü. Ve kendi içsel güçleriyle bu virüsü pozitif bir şekilde değiştirmeyi başaran insanlar olduğunu söylediler daha yeni.
İçsel güç veya içsel ruhsal güce sahip olmak faydalı görünüyor. Doğru yolda mıyız?
C: Evet evet evet!

İçsel güç ve içsel ruhsal güce sahip olmanın önemi.

Bu 3 evetli cevaplarına hastayım :) Genelde çok önemli mevzularda bu 3 eveti söylüyorlar.


Alıntı YapS: (Chu) Çaba göstermenin de önemli bir anahtar olduğu düşünüyorum çünkü bu parazitin düşmanı. Parazit temel olarak başka hücrelerden
veya başka canlı organizmalardan geçiniyor bedavaya. Çaba gösterdiğinde aslında programlandığın şeyin aksi yönünde bir bilgiyi
kullanıyorsun.
(L) Evet, çaba gösterdiğinde sisteme bilgi yüklüyorsun. Onlar hiçbir çaba harcamıyorlar ve dolayısıyla da entropiye ve kaosa doğru
gidiyorlar.
(Pierre) Chu neredeyse birbirine zıt felsefeler olduğunu kastediyor.
(Chu) Bu bir çatışma gibi. Eğer senin hayat enerjinden besleniyorlarsa, onların yaşam şekli birşey yapmaktan ziyade senin vücuduna
yaptırmak. Çaba gösterdiğin zaman bu onların davranış biçimiyle bir tür çatışma meydana getiriyor.
(Pierre) Eğer parazitimsiysen, bu durum parazitlerin enerjisiyle rezone olabilir ve verimli bir ortam bulmuş olurlar. Eğer enerjin bunun
zıddıysa, eğer yaratıcıysan ve çaba gösteriyorsan, belki de genel enerjin parazitlerin yapısal entropik titreşiminin tersi yönünde olacaktır.
(Data) Bilinçli acı çekmeyle aynı şey.
(Perceval) Sanırım buradaki olay şu; parazitler beyinde gerekli bağlantıları kurmayı engelleyen şeylerden biri. Yani o pozitif geri besleme
döngüsünü oluşturmak için, fiziksel olarak parazitlerden kurtulmak gerekiyor.
(L) Sanırım bir noktaya kadar bilgi edinebilirsin ama...
(Perceval) Burada fiziksel birsorundan bahsediyoruz. Bir parazit istilasıyla mücadele etmek için doksisiklin falan kullanmak gerekir.
(L) Evet, bu basit ve kısa vadeli bir mesele değil. Diyet konusundaki tüm araştırmalarımız gibi. 2008'de o ameliyatı olduktan sonra beynim
donuklaştı... Masamın başında 5 dakika oturduğumda bile bacaklarım öyle kötü şişiyordu ki yatağa geri dönmek zorunda kalıyordum.
Herkese "Hey, bu şeyi burada yapacağım ve sizin de bunu yapmanız gerekecek!" diye gözdağı vermemiş olsaydım, şimdiye kadar ölmüş
olurdum. [kahkaha]
(Chu) Ben bunun iki yönlü olumsuz bir durum olduğu sonucuna varıyorum. Eğer doktorsan, parazitlerle ilgili bilgi edinirsin ama eğer bu
irade gücünü oluşturmuyorsan parazitlerden kurtulabileceğin halde farkındalık edinmeyebilirsin. Ama fiziksel parazitlerden kurtulurken
parazitin doğasının aksine davranırsan, o farklı.
(Perceval) Doğal bağışıklığa sahip kişilere parazit bulaşmıyor ama sahip oldukları bu avantajla birşey yapmıyorlar. (Chu) O yüzden süper
çabalar göstermen gerekiyor.
(L) Başka bir sorun daha var. Forumdaki çeşitli kişilerle ilgili olarak fark ettiğim iki mesele var. Durumun dehşeti karşısında aşırı korkuya
kapılanlar var. "Ben bu dünyaya ait değilim! Ben bunun bir parçası değilim! Et yiyemem! Sebze yiyemem! Havayla ve güneş ışığıyla
yaşamak zorundayım çünkü bu o kadar korkunç ki buna katlanamıyorum!" tarzında reaksiyonlar gösteriyorlar. Bir de, celse yaptığımızda,
kendileri biraz araştırma yapmadan çeşitli fikirler ileri süren, birşeyler yapmaya veya denemeye başlayan kişiler var. Sanırım hiçbir şey
öğrenmek istemeyen kişiler var ve bir de birşeyler yapmak ve başarmak isteyen ama bunun kolay bir yolunu isteyen kişiler var.
(Pierre) Doğru dürüst bilgi elde etmek için yeterli zaman ve çaba harcaman ve ...acı çekmen gerekiyor.
C: Bedava yemek yok ya da belki yalnızca parazitler için var!
S: (L) Ve bedava yemek olduğunu düşündüğümüz sürece onların yemeği oluyoruz!
C: Evet!

Çaba gösterdiğinde aslında programlandığın şeyin aksi yönünde bir bilgiyi kullanıyorsun.

Chu, nun yorumu çok doğru. Programlandığımız şeyin aksi yönünde bir çaba göstermemiz gerekiyor.


Alıntı YapS: (L) Yani eğer bünyeni zehirleyen metaller yoksa ve vücudunu işgal eden parazitlerin yoksa, o zaman malum güçlerin frekans ışınları seni
ele geçiremez. Doğru mu?
C: Evet, aşağı yukarı.
S: (Galatea) Ve genel olarak radyasyonu da engelliyor.
C: Evet.
S: (Perceval) Frekans çiftinin insanlar üzerinde etkili olmasının nedeni muhtemelen zehirlenmiş ve zayıf olmaları.
C: Evet, kesinlikle. İnsanlar iradelerinin ne kadar güçlendiğine şaşıracaklar!

Alıntı YapS: (Odyssey) Son celsede bazı insanların parazit manipülasyonuna dirençli olduklarını veya bunu telafi edebildiklerini söylediniz. Parazit
enfeksiyonuna karşı koruma sağlayan dengeleyici koşullar nelerdir?
C: Güçlü zihin ve irade. Enfeksiyonu engelleyemeyebilir ama enfeksiyona rağmen zihinsel istikrar sağlar


Bu konuda üç farklı çözüm olduğuna inanıyorum. Birincisi iradeyi zorlayarak ve farkındalıkla parazitin işlevini yitirmesi, ikincisi paraziti yok etmek için önerdikleri ilaçları düzenli kullanmak ve ağır metallerden kaçınmak, üçüncü yol ise enerjimizi ve frekansımızı yükselterek farkındalığı arttırıp parazitin işlevini iptal etmek.