Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#1305
Evvela şu Nazi göçünü anlatan K. bölümü,

"S: (L) Belirsiz olduğunu biliyorum. (T) Keltler bu yeraltı medeniyetlerinin bir parçası mı?
C: Evet.
S: (T) Ve belirli bir süre önce yeryüzüne çıktılar...
C: Hayır.
S: (L) Hayır buraya geldiler ve yeraltına götürüldüler...
C: Hayır.
S: (L) Peki hikaye neydi?
C: Gittiler.
S: (L) Yeraltına kendileri mi gittiler? (T) Ne zaman yeraltına indiler?
C: Çeşitli olaylarda. En sonuncusu sizin takviminizle 1941'den 1945'e kadar olan süreçte.
S: (L) O süreçte mi yeraltına indiler? 1941'den 1945'e kadar mı?
C: Son kitlesel göç olayı, çoğunlukla Almanya'dan.
S: (T) Yeraltı. Yeraltı derken dünyanın yüzeyinin altından bahsediyoruz değil mi?
C: Antartika. Oranın altında. S: (T) Antartika'nın altında... Ooou!
C: Giriş kapısı.
S: (T) Antartika'dan yeraltına indiler ve orada büyük bir yeraltı üssü kurdular. Sanırım bu Almanların, Nazi Almanlarının Vineland dedikleri
yer. Almanların sahiplendiği yer...
C: Evet, ama kendilerine gösterilen biçimde inşa ettikleri bir üsse girdiler ve asimile edildiler.
S: (L) Orada zaten mevcut olan gruba mı dahil edildiler? Yeraltı şehirlerindeki, yeraltı üslerindeki?
C: Evet.
S: (L) Yani o üsleri kendileri inşa etmediler, sadece kendilerine gösterilen üslere girdiler ve asimile edildiler...
C: Kendileri de bir üs inşa ettiler.
S: (T) Yerlerini genişletmeleri gerekiyor! Kendilerine gösterildiği şekilde dediniz... (L) Onlara bu talimatları verenler kimdi?
(T) Yapıp oraya girmelerini söyleyenler kimdi?
C: Kendilerini "Antareanlar" olarak tanımlayanlar. (ç.n.: "Antaresliler" (akrep takımyıldızındaki bir yıldız) olarak ifade edilmesi belki daha
uygun olur.)
S: (L) Peki Antareanlar kim?
C: Oryon hümanoit KH soyundan varlıklar.
S: (L) Oryon hümanoit KH soyu nedir? (T) Sanırım bu... (L) Yeni bir kavram bu. (T) Bunlar, bunlar... (V) Mutant Irk! (T) Evet!
C: Hayır.
S: (L) Peki Oryon hümonoit KH soyu nedir? [Kasetin burasında bazı kayıplar oluşmuş görünüyor. [] işaretleri içindeki sorular sonradan
hatırlanarak yazılanlar]
C: Oryon'dan gelen hümanoit KH ırklarından biri. "

Bu arada Keltler Ari aynı ırkın değişik tanımlamaları,

******
Besin işi madde yoğunluklarının frekans işi olsa da "ışık/bilgi/sevgi" üçlemesi ile evrensel şekilde tanımlanan ayrı bir karakteristiği var yani ışıkla gelen bilginin maddede cismani olarak yanlış kavramlaştırılan sevgi işinden tamamen ayrıdır,

Bu bilgilerde kapalı gibi olsa da bunu belirten bir ifade var  var oluşun genel besini de diyebiliriz..


sybleman

#1306
Pleiadesi okudukça herşey o kadar yerine oturuyor ki. Önceden okuduğumda hiç bu kadar anlamlandıramamıştım.

sybleman

#1307
Hangi başlıkta yazığımı bulamadım ama güneş ışınları acaba bilgi mi taşıyor demiştim. Pleiades de geçiyor aynen böyleymiş.

 
Alıntı YapIşık Ailesi bir işlem merkezinden -bu evren içinde yer alan, verici istasyon olarak çalışan bir
kaynaktan- geliyor. Sizin galaktik sisteminiz içinde merkez güneşler, bu evrenin içindeyse
merkez bir güneş var. Mayalar bu güneşi Alcyone olarak adlandırmışlardı. Başkaları başka
isimlerle. Güneşin ışığı vardır, ışığınsa bilgisi. Bunu çok basit bir şekilde anlatmak gerekirse,
Işık Ailesi'nin üyeleri evrenin ana bilgi deposundan geliyorlar.

sirera

#1308
Atomun iç yapısını ve fotonlar için gündelik yaşamda kullandığımız dille açıklanamaz demiş atom fizikçisi N.Bohr yani içinde öyle birşey var ki ışığın anlaşılabilmesi mümkün ama anlatılamıyor. Bunu yaşamımızda rastlantısallıklarda görüyorum bazen,zihin netleştiğinde herşey netleşiyor. Sanki zaman ve olup biten herşey zaten vardı milyon seçenekte ve onların içinde bildiğin bir tanesindesin, bunun algısı ile ışıldanıyor adeta. Gelip geçici tabi pencerenin ötesinde öten bir kuşun güzel sesi ve bitivermesi gibi. Sanırım bu anı yakalamak için günlerce süren meditasyonlar yapılıyordur

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#1309
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Pleiadesi okudukça herşey o kadar yerine oturuyor ki. Önceden okuduğumda hiç bu kadar anlamlandıramamıştım.

:)

Tgur

#1310
Merhaba Sirera ,özledik,
Işığın fark ettirdiği o an anlaşılmaz denen, dünya donelerinin dışında bütünle bir olduğumuz o saf an..

Aklıma şu karalamalarım geldi ,başta yazmakta tereddüt ettim yakışır mı diye ama olsun,

               21.05.2006
Bazen ejderhanın alev dili,bazen bir ceylan gözünün irisi
Bazen bir beygirin akciğer alveolü, bazen gergedanın derisi
Bazen taşta sert bir molekül,bazen toprak serpintisi
Bazen bunları okuyanın hayret etmiş beyin hücresi
Bazen Motzartın prelüdünde bir mezür
Sahi bu yazılanlar nedir
Bilinç okyanusuna bunları hissedince girilir


Tgur

#1311
Ara için bekleyemeyeceğim ve kısa olacak,


YORUMLAR LXX

S: (L) Tamam, sanırım herkesin aklındaki diğer soru Perceval'in dün gece yaşadığı olay?
C: Savunmada sürçme
S: (L) Peki savunma neden sürçüyor?
C: Enerji birliğinde kısa süre önce meydana gelen ihlal.
{Laura'nın gözlüklerini aramak için mola}
S: (L) Bu konuda başka herhangi bir soru? (Perceval) Ne yanıt verildiğini bilmek ister misin? (L) Sorun sende miymiş? (Perceval) Hayır ama son cevapta ne söylendiğini bilmek ister misin? (L) Bilmiyorum, ne söylendi? (Perceval) "Enerji birliğinde kısa süre önce mey dana gelen ihlal." (L) Enerji birliğinde meydana gelen ihlal derken neyi kastediyorsunuz?
C: Bir erkek savaş için enerjisini "kadınından" alır. Bu enerjiyi aldığında, bunu yalnızca savaş için değil aynı zamanda "şatoyu inşa etmek" için kullanması gerekir. Süreçte herhangi bir eksik olduğunda, yalnızca "savaş enerjisini" değil, şatosunu da kaybeder. Kutsal kase efsaneleri neden böyle şeylerden bahsediyor sanıyorsunuz? Ve aynı zamanda peri hikayeleri? Kadınsız, gerçek bir savaşçı düşmana karşı güçlü olamaz. Şato ve sevgi "çardağı" (orj.: "bower") olmadan kadın enerjiyi sağlayamaz.
S: (Mr. Scott) "Bower" nedir? (L) Bower... (Ark) Almanca mı? İnşa eden anlamına mı geliyor? (L) Ben "bower"ı her zaman bahçede bir yer olarak duydum. Çiçeklerin, küçük sandalye ve masaların olduğu şirin bir yer. (Perceval duvardaki kelime işaret ediyor) (L) Evet, öyle bir şey.
Arkamdaki resim bu kavram için isabetli mi?
C: Evet. Ve kadını hoşnut etmeyi amaçlayan, dizleri üzerindeki savaşçı da bu dinamiğin bir parçası. Ne de olsa, iyilik gücünün yaratıcısı önünde eğilmek onur vericidir. Süslü giysilere gerek yok ama. (kahkaha) Keşfetmek için peri masallarını inceleyin.

----------------------------------------------------------------------

Şu illa kıssa dalga döngüsünü icat edip birliği iki parçaya ayırıp çift cinsiyeti yaratan deney üstadları, kızıyoruz ham bir düşünce ile ama,

Bir bakıma bu ayrılığı normal görüyorsunuz zira ortada oyunu iki kutbiyette yürütmek bu işin ana jeneratörü, yani artı eksi çarpışması ve oyunun devamı için bu kutupsal olayda dengeyi de kasten bozmak var yoksa hareket olmaz, eksen bir tarafa kaymalı ,

Sembolizmalarla anlatılan dişi ve erkek yaratımında eşitliği bozmak evvel Lilith yaratılması ve isyanı ile olmuş evvel bol anlatıldı, isyan eden tam eşitlik istemekte, bu işin yürümesi için olamaz ,eksen kaymalı, sonra Havva yaratılması yılan elma meselesi ve maddeye başlama,

Şu halime bakıp kendim şaşıyorum, kitaplar sayfalarla asırlarca anlatılanı bir iki cümlede toparlıyorum, böyleyim ,özetçi,

Günümüzde ve hele İslam ülkelerinde ve maalesef ülkemizde bu eksen kayma mecburiyetini ,birliği, birliğin ne için bozulması gerekliliğini anlamayan bilinç yanlış anlatım ve KH aldatmaları ile ayrılığı perçinleyen dayatma bilgilerle erkek kas gücünü her var olana  ve özellikle dişilere hükmetme gibi bir ilkelliği bayrak yapmış ve bunu bir de dini kisvelerle en tabii halde sunmaya çalışmış ve ortaya dişiyi hor gören haksız ve esasta bilgiden uzak ilkel bir hal doğmuştur,

Bu hor görme hayvan halinde biraz mazur görülürken insani durumda gerçeği yakalamaya memur bilincin tekamül etmemiş nöron dünyasında yani beyninde tımar edilmesi ve ıslah edilmesi gibi bir ego dışı hal yatratmıştır, arzulu düşünceye boğulmuş bu hayvani düzelmemiş durum erkek cinsinin işine yarar gibi olmakta, dişilerin hepsini kendine ram edecek varlık olarak görmekte,

Batı bir nebze bu durumdan sıyrılmaya çalışsa da İslami dünyadaki tutarsızlıkları hepimiz biliyor ve yaşıyoruz,

Konunun esası yukarıdaki alıntıda anlatılmakta,

Dişi, enerjiyi yaratmanın var olmanın ana unsuru ,erkek o olmadan kılını bile kıpırdatamaz ,biraz geriye nasıl var olduğuna ve bu işte ana rolüne bürünmüş dişinin enerji sağlayıp yaratma gücünde etkenliğini hatırlasa bu işi bir çok felsefik anlatımın dışında  kolayca idrak eder,

Ama bu iş için eğitimle bilgiyle dolmuş ve birliği fark edecek bir bilinç hareketi gerekli ,bunlar yani bilgilenme yoksa bakışı ve öğrenimi bir evvelki formu olan hayvan davranışlarına takılmaktan başka olamaz,

Olayı zarif ve etkin bir şekilde tarif eden şu harikulade anlatıma bakın,

"Ve aynı zamanda peri hikayeleri? Kadınsız, gerçek bir savaşçı düşmana karşı güçlü olamaz. Şato ve sevgi "çardağı" (orj.: "bower") olmadan kadın enerjiyi sağlayamaz."

Bunu kadınları yok gören ilkel kişilere tişorta bastırıp giydirmeli,

Ara..



sybleman

#1312
Pleiades'in son kısmını okudum dün. Tam da anlattığın konu.

Kadınlar daha hassas, daha içli, ruhani bağlantılarını koruyorlar.
Ama işte yaşadıkları dünya onları bazen bu duygularını kapatıp daha eril olmaya itiyor.

Erkekler de tam olarak hassasiyetlerini kapatmışlar, hassas erkek erkek değildir gibi bir ön yargıyla ona da bir set çekmişler.

Ne güzel oynanmış üzerimizde değil mi?

Pleiades'de çok güzel anlatmış. Dişil eril dengesi hem erkekte hem kadında çok çok önemli. Dengelemeye çalışmalıyız.

Masallar zaten çok takıldığım bir konudur. Çocuklara nasıl böyle masal anlatıllır. Eskiden beri anlayamam bu durumu. Saf bir çocuğa bunlar anlatılmamalı. Kadın aciz, erkek gelip kurtarır. Kurt gelir kızı yer. Erkek avcı gelir kurtarır. Düşünsenize küçüklükten onu korumasına ihtiyaç duyduğu bir erkek imgesi önüne oturtulmuş.

Pleiades'de önce kadın evinde özgürleşmeli diyordu çok iyi anlıyorum bu durumu. Kadınların üstüne o kadar yük yüklenmişki. Kadın sessiz bir zaman bile geçiremiyor ki, ruhani bağlantısını açsın, kendini hatırlasın. Önce evde özgürlüğünü ilan etmeli.


Qui-gon jinn

#1313
C: Bir erkek savaş için enerjisini "kadınından" alır. Bu enerjiyi aldığında, bunu yalnızca savaş için değil aynı zamanda "şatoyu inşa etmek" için kullanması gerekir. Süreçte herhangi bir eksik olduğunda, yalnızca "savaş enerjisini" değil, şatosunu da kaybeder. Kutsal kase efsaneleri neden böyle şeylerden bahsediyor sanıyorsunuz? Ve aynı zamanda peri hikayeleri? Kadınsız, gerçek bir savaşçı düşmana karşı güçlü olamaz. Şato ve sevgi "çardağı" (orj.: "bower") olmadan kadın enerjiyi sağlayamaz.
S: (Mr. Scott) "Bower" nedir? (L) Bower... (Ark) Almanca mı? İnşa eden anlamına mı geliyor? (L) Ben "bower"ı her zaman bahçede bir yer olarak duydum. Çiçeklerin, küçük sandalye ve masaların olduğu şirin bir yer. (Perceval duvardaki kelime işaret ediyor) (L) Evet, öyle bir şey. Arkamdaki resim bu kavram için isabetli mi?
C: Evet. Ve kadını hoşnut etmeyi amaçlayan, dizleri üzerindeki savaşçı da bu dinamiğin bir parçası. Ne de olsa, iyilik gücünün yaratıcısı önünde eğilmek onur vericidir. Süslü giysilere gerek yok ama. (kahkaha) Keşfetmek için peri masallarını inceleyin.


Alıntıyı görünce aklıma yine yeni yeniden aynı film sahnesi geldi iyi mi, Spiderman 1 filminin sonunda örümcek adam kostümü giyip pencereden atlayıp kötüleri yakalamaya giderken, arkasında üzerinde gelinliği ile Mary Jane "Yakala onları kaplan!" diyordu...Hahaha, neyse...

Velhasıl aslında ne zaman bu celse alıntısını görsem için bi cız eder ve evrene karşıda yoğun bir sitem hali içerisine girerim hep. Nasıl girmeyeyim, sürekli bir savaş hali içerisinde gibiyim adeta, rüyalarım da bile kendimi hep insan dışı varlıklarla vs. savaşırken görüyorum, durup iki çift laf etmemişliğimiz yoktur hiç, tema hep aynı... Tamam, OK, eğer kaderde bu varsa eyvallahta, peki bana bu savaşlar da savaşma enerjisi verecek kaynak nerede peki? Nerede arkamda "hadi aslanım, hadi koçum, yaparsın sen" diyen? Soruyorum evrene, nerede? Olmuyor ki kardeşim böyle, enerjim hep düşük, yetersiz işte, anlayın yani...:))

Bu arada bu celse henüz yayınlanmadan önce neredeyse celsede söylenenlerle birlikte kendi namıma aynı teşhisi koymuş ve ilk bu celsede okuyunca da "Evet işte abi! bende bundan bahsediyorum, haksız değilmişim..." diye bir an sevinmiştim ama sonra kendi durumumu düşününce, "lan keşke haklı çıkmasamıydık..." deyip baya bir üzüntülere de gark olmuştum, hala da oluyorum tabii...:(

Herneyse artık, ne diyeyim, hayırlı diyelim yine...

- Hayırlısı Qui
- Hayırlısı abi
- Kısmet
- Öyle
- Bilemezsin
- Lan! S..rin gidin...:))

sybleman

#1314
[:D][:D][:D][8D]

Qui ne diyim. Yine gülümsettin. Senin de bir enerji verenin olur ya bulur seni merak etme.

Qui-gon jinn

#1315
Bu konuda söylenecek çok ciddi sözde, espiride vs. de var ama söylemeyeceğim birşey, boşverin şimdi...

Velhasıl ben iyi temennilerin için teşekkür etmek istiyorum sybleman, sağolasın, dediğim gibi hayırlısı artık, sevgiler...

sybleman

#1316
Alıntı YapS: (L) Bir sonraki konu diyet sınırlamaları. Pek çok kültürde, özellikle de Ari kökenli olanlarda tavşan ve domuz tüketiliyor. Tavşan Athena
için kutsaldı. Keltler EPEY domuz eti tüketmiş. Ama bunlar Yahudilerin diyetinde sınırlandırılan ürünler. Bu beslenme alışkanlıkları ile Arilerin
fethe ve hakimiyete yönelik genetik eğilimleri arasında herhangi bir ilişki var mı?
C: Ari türlerde Trikinoz yoktu... Ama genetik faktörlerin karışımı bu durumu değiştirdi.
S: (L) Yani Yahudiler trikinoza karşı daha hassastı ama Ariler değildi, öyle mi?
C: Başlangıçta.
S: (L) Yani Yahudilerin domuz yememesi gerekiyordu, Ariler için böyle bir sorun yoktu ama genetik karışım onları da buna karşı hassaslaştırdı.
Genel bir anlamda, güçlü Ari genetikleri et tüketim gerekliliğine ilişkin bir işaret mi?
C: Bir anlamda ama peskadoryal özellikler kısmi bir karşılama sağlıyor. (ç.n.: peskadoryal kelimesi balık tüketimi ile ilgili sanırım.)
S: (L) Peskadoryal. Kısmi yeterlilik. Tam yeterlilik için ne eklenmesi gerekiyor?
C: Demir/protein seviyeleri.
S: (L) Keltlerin ihtiyaç duyduğu şey demir miydi? Bu beni bir sonraki soruma götürüyor. Kelt folkloründe "perilerden" bahsediliyor ve
görünüşe göre bunlar bizim "Gri dünyadışılar" ile çok benzer varlıklar. Bu dünyadışı varlıklar demirin kesinlikle onlara yaklaştırılmaması
gerektiğinde ısrar ediyor. Ayrıca periler tarafından değiştirildiği düşünülen bebeklere demirin temas ettirilmesinin bebeğin gerçekten
değiştirilip değiştirilmediğini ortaya çıkardığı yazıyor. Eğer eğer bebek gerçekten değiştirilmişse, demir temas ettirildiğinde hemen yok
oluyormuş. Süleyman Tapınağı'nın inşasında da materyallerin hazırlanmasında ve binanın yapılışında demir kullanımıyla ilgili bazı
7 Haziran 1997
666
sınırlandırmalar varmış. Herhangi bir bölümde demir çivi kullanılmayacak kadar. Her kimseler, bu diğer yoğunluk varlıklarının demir
kullanımı üzerindeki bu sınırlamalarının özelliği nedir?
C: Soy izleri.
S: (L) Anlamadım.
C: Anlayacaksın canım, anlayacaksın!
S: (L) Arilerin demir alması önemliydi... Tamam, belki de demir bir etkileşimin...
C: Peki element olarak demir?
S: (L) ... Manyetizmayla mı ilgili?
C: Evet...
S: (L) Demir kişiyi sıkı bir şekilde 3. yoğunlukta tutan birşey mi, ve demirin azaltılması da yoğunluk değiştirmeyi kolaylaştırıyor mu, yoksa...
C: Kanal işlevi yapan şey manyetit, ve belki, ama sadece belki, istek üzerine ileri geri transfer sağlıyordur?!? Ya simyacılar hakkındaki
efsane? Buradaki anahtar terim dönüşüm değil mi?!? Ve madde üzerindeki tüm o yoğunlaşma aslında çok etkili bir "perde" olarak
kullanılmadı mı?!? Bu da kişiye 3. yoğunlukta çok yaygın olan, anlamdan ziyade maddeye odaklanma saptırmasını anımsatmıyor mu??
S: (L) Anladım! Demek bedende enerjiyi toplayan ve tutan şey manyetit ve bunun dışsal bir maddeyle hiçbir ilgisi yok! Bu mu?
C: Yakın.
S: (L) Manyetit için daha fazla demire ihtiyaç duyduğumuzu düşünmekte haklı mıyım? Yoksa tamamen alakasız mı?
C: Haklısın, ama daha şimdi söylediğimiz şeyin önemini gözden kaçırma! Simyanın anlamını saptırmak için madde üzerinde odaklanma ve 3.
yoğunluktaki ruhları maddeye alıştırmaktan daha iyi bir aldatma düşünebiliyor musun?
S: (L) Tamam, kanal işlevi yapan şey manyetit. Simya çalışmalarında damıtılan şey manyetit, doğru mu?
C: Hayır, çünkü eğer başka çabalar yoluyla aldatılma olmazsa, buna ihtiyaç yok.

Burada bahsettikleri konu diyet konusu. Tamam bazı yiyeceklerin bazı ırkların için uygun olmaması vs. ile ilgili.

Ama demirden bahsedilmiş. Yani demir eksikliği olanların manyetizmasının düşün olması ile mi ilgili? Yani demir eksikliği varsa ısrarla tamamlamalı mıyız?



 
Alıntı YapS: (L) ... Tamam. Demirle ilgili söylenen birşeyler var: "Bakırda henüz ustalaşmaya belki yeni başlamış neolitik çiftçilerin eseri olduğu iddia
edilen Piramit Metinlerinde demire bol miktarda referansta bulunulması dikkat çekicidir. Demirin adı B'ja idi, yani 'Kutsal Metal.'
Astronomiyle ilgili olarak sürekli buna rastlıyoruz. Örneğin Shemsu Hor ya da 'Horus'un Takipçileri' ya da 'Dönüşenler' olarak bilinen garip
varlıklarla ilgili olabileceği düşünülen 'Horus'un Dört Oğlu'yla ilgili metinde B'ja sıkça belirtilmektedir. Bu çok gizemli 'Horus'un Oğulları'
demirdenmiş veya demir parmakları varmış gibi görünüyor. [...] Piramit metinlerini hazırlayanların yeni kozmik veya yıldızsal hayatlara
ulaşmaya yönelik ritüellerde demiri vazgeçilmez olarak gördükleri açıktır. Mısır'ın 'Ebedi ve Ezeli Kralı' Osiris'in ölüp Oryon Bölgesinde
Göğün Tanrısı olarak ölümsüzleştirildiği ritüellerde de metal kullanımından bahseden kısımlar vardır. 'Yıldızlı gökteki demir kapılar benim
için açılır ve okapılardan geçerim.' Osiris ve ondan sonraki tüm ölen kralların Oryon kemerine girmek için demir bir yıldız geçidinden
geçtiğine dair belirgin bir vurgu vardır. Ama piramit metinleri bir yıldız geçidinden bahsederken, bir zaman geçidinden de bahsetmekte,
ruhun göğün demir kapılarından geçerek milyonlarca yıllık bir ömür geçirdiği tasvir edilmektedir." Yani Piramidi bir yıldız geçidi, bir zaman
geçidi, bir portal olarak tanımlıyorlar. Fakat mecazi anlamda bunu zihinsel bir yolculuk veya benzer birşey olarak da düşünebiliriz. Bu
demir yıldız geçidi hakkında yorumda bulunabilir misiniz?
C: Demir son derece manyetiktir.
S: (L) Evet bunu biliyoruz.
C: Kapıları veya portalları açar.

Demir bir insan için de bir neyi portal açıyor diyebilir miyiz? Bağlantıyı kolaylaştırıyor o zaman.

 
Alıntı YapS: (L) Ona ayrıca Gainesville'deki hematoloji profesörünün, patolojik bazı süreçler dışında, kırmızı kan hücrelerini, böylece hemoglobini, ve
böylece kandaki ve beyindeki demir miktarını arttırdığını bildikleri tek şeyin tütün kullanımı olduğu şeklindeki açıklamasını da aktardım.
C: Doğru.
S: (L) Bu bilgiye dayalı olarak ve "Kutsal Kase'yi arayış" ve diğer eski literatürde yaygın olan bu "kan" konusundaki çalışmalardan şunu
anlıyorum ki, kırmızı kan hücresi miktarını arttırmak, kişinin diğer yoğunluklara erişim yeteneğini arttırmada son derece arzu edilebilir
birşey. Bu doğru bir fikir mi?
19 Eylül 1998
841
C: Evet ve ayrıca kişiyi mikrobiyal enfeksiyona karşı da daha dirençli kılıyor

Burada da yine demir bağlantısı vurgulanmış.



 
Alıntı YapC: Altın elektriği, ısıyı vs. iletmez mi ?
S: (L) Elbette iletir, Zaten altın ferrofil metal veya 'demir seven' diye tanımlanır: çünkü o demirle kolayca birleşebilir.
C: Ve demir...
28 Kasım 1998
880
S: (L) Kandaki demir... Yerin altındaki demir...
C: Manyetik...

Kandaki demirin manyetik etkisine bir vurgu daha.

 
Alıntı YapS: Bunları görmezden geliyorlar. Neandertal insanı Dünya'dayken Modern insanla yanyana mı yaşadı?
C: Evet. Ama modern insan o zaman farklıydı.
S: Hangi bakımlardan?
C: DNA ve psiko-elektriksel frekanslar.
S: Fiziksel görünüşleri bizim modern insan dediğimiz türünkinden farklı mıydı?
C: Parlaklık.
S: Nasıl yani parlaklık?
C: Siz bulun!
S: Bu ilginç. Kuzeyli insanların damarlarında "ışık" olduğuna dair efsaneler var. Çok eski bir inanç. Kastettiğiniz şey bununla mı ilgili?
C: Belki.
S: Bu ışık hemoglobin seviyesiyle ilişkili miydi? Kandaki demir seviyesiyle?
C: Belki.
S: Gerçekten kanlarındaki demir seviyesi çok daha yüksek miydi?
C: Muhtemelen...

 
Alıntı Yap(Bubbles) Demirle ilgili birşey soralım mı? (Ailen)
Hemokromatoz? (L) Testleri bekleyeceğiz sanıyordum ama bir soralım. Bubble'ın vücudundaki demir oranı çok yüksek ve hemokromatoz
sıkıntısı yaşıyor olabilir. Benim dedemde de olan bir hastalıktı bu. (Bubbles) Yüksek miktarda demir içeriğinin anlamını mı soracaktın?
C: Belirli koşullar altında hayatta kalma.
S: (Perceval) Yani vebanın olduğu bir geçmişte meydana gelmiş kalıtsal birşey olabilir.
C: Kendiliğinden de ortaya çıkabilir.
S: (L) Yani herzaman genetik değil? (Ailen) Belirli koşullar derken neyi kastediyorlar? (Bubbles) Savunma mekanizması gibi birşey mi?
C: Evet.
S: (Bubbles) Neye karşı savunma?
C: Bariyerlerin ihlali. Psişen daha fazla savunma ihtiyacı hissediyor

Yani bir insan kendi savunma bariyerlerini tehdit eden durumlarda daha fazla mı demir oranına sahip olarak bir savunma geliştiriyor.

O zaman anladığım benim, demir oranı seviyemiz, hem ruhsal psişik bağlantımızı kuvvetlendiriyor, hem de bizim savunma kalkanımız gibi mi davranıyor.


Tgur

#1317
Sybleman ,yorumlarımı aralarla verecektim ama,

YORUMLAR LXXI

S: (Ellipse) Oksijen, insan vücudundaki nöronlar için bilgi alanı ile bir arayüz görevi mi görüyor?
C: Evet

----------------------------------------------------------------------
S: (Gottathink) Bizim ömrümüz içinde Dünya'nın ortamı oksijen açısından daha zengin hale gelecek mi?
C: Evet, kısa süreli düşük doygunluk döneminden sonra.
S: (Pierre) Komet bombardımanları oksijen azalmasına yol açıyor.

----------------------------------------------------------------------
(RedFox) K'lar HBOT'un 4Y KH'ye karşı koruyucu olduğunu söyledi. Birkaç sorum var: HBOT dağılan enerjisini yeniden toparlayabilir mi? Ve yapışık ruhları uzaklaştırır mı? Başka herhangi birşey?
C: Oksijen birçok yönden güçlendirir ve genleri etkinleştirir. Parazitleri, bakterileri ve virüsleri yok eder ve böylece yapışık ruhların bağlanma bölgelerini ortadan kaldırır.
S: (L) Yapışık ruhları temizlediğini sanmam ama kişinin bu konudaki zayıflıklarını ortadan kaldırıyor. Zırhınızdaki delikleri kapatmaya yardımcı oluyor.

----------------------------------------------------------------------

(L) Peki, hiperbarik oksijen odası terapisi (HBOT) uygulamalarımız doğru ilerliyor mu? Olumlu bir etki yapıyor mu?
C: Evet!!!
S: (L) Peki bu neden beni çok yoruyor?
(Artemis) İyileşme sürecinde tüm kaynakların kullanılıyor.
C: İyileşme enerji gerektiriyor. Kök hücre tedavisinden sonraki yorgunluğunu hatırlıyor musun?
S: (L) Aman tanrım! Evet. Bir saat uyanık kalmakta bile zorlanıyordum. Şu anda yorgunum ve bugün HBOT seansı yapmadım bile.
(Andromeda) Benim kaç seansa ihtiyacım olacak?
C: 48 artı.
S: (L) Artemis'in 35 taneden sonra iyileşeceğini söylemiştiniz.
(Pierre) Ve şu an 35'te.
C: Bir patojenin öldürülmesi sürecin tamamlandığı anlamına gelmiyor.
S: (L) Yani bir patojeni öldürmek için 35 tane ve sonra...
(Artemis) ....patojenin meydana getirdiği hasarını gidermek için daha fazlası.
(L) Hasarı gidermek için kaç tane daha yapması lazım?
C: 35 artı.
S: (L) Yani kısa bir mola verecek, sonra 35 tane daha yapacak.
(Artemis) Annemin kaç tane yapması lazım?
C: 60'tan fazla kesinlikle!
S: (L) Şimdiye kadar 31 tane yaptım. Yarı yoldayım. Toplam 62 yapabilirim belki. 6 ile 2'yi toplarsak 8. [kahkaha] Peki ya Barb?
C: Seninkiyle benzer.
S: (L) Biraz zaman alacak.
(Pierre) Kök hücre terapinden sonra kendini çok yorgun hissetmiştin.
(L) BİTİKTİM.
(Pierre) Ve HBOT teorik olarak kök hücre üretiyor. Bizi yoran şeyin kök hücrelerin oluşmasından ziyade kök hücrelerin farklılaşmasıymış...
(Andromeda) Kök hücrelerin kullanımı.
C: Evet
S: (L) Tamam, o zaman...

----------------------------------------------------------------------
S: (NewEngland Seeker) Hiperbarik terapi, üst boyutlardan yapılan manipülasyona karşı direncimizi artırır mı?
C: İlginç bir şekilde, evet!
S: (Artemis) Genel olarak güçlendiğinde, genel olarak güçlüsün demektir.
(L) Bunun komik olduğunu düşünmüyorum! [kahkaha]
(Pierre) Bununla ilgili bir sorum var. 2,0 barlık HBOT, 1,5 barlık versiyona kıyasla niteliksel bazı faydalar sağlıyor mu?
C: Evet
S: (Pierre) Haklıydın!
----------------------------------------------------------------------

Konumuz demir manyetiti, kanda hemoglobin denen çok önemli işlevler gösteren kırmızı kan hücreciklerinin ana elemanı, proteine bağlı bir metal, akciğerlerde solunan havadaki oksijeni hücrelere taşır ve atık madde olan karbondioksiti alıp solunum sistemiyle atar,

Oksijenin beden için ne kadar önemli olduğu yanında yani bilinen enerji sağlama ,bağışıklığı kuvvetlendirme ,yıpranan hücrelerin yenilenmesinde iş görmeyle beraber yukarıda K. alıntılarında belirtilen görevleri de var,

Kandaki demir fazlalalığı ve azlığı bazı hastalıkları belirten özellikler gösterir, ancak oksijenin özellikle HBOT (Hiperbarik Oksijen Tedavisi) ile mucizeler yarattığı da görülmektedir,

Ayrıca evvel yayınladığım yorumlardan bir paragraf,

"Ortada EM jeneratörleri var ve bunlar ızgaraları bir Waffle ızgarası halinde kullanıp yaratılmış olan varlığın 4Y de hazırlanmış 3Y e gönderilen şablonunu tabiatta mevcut demir manyetiti ve bu varlığın yaratımında bulunması gereken sair elementlerle doldurulmuş veya zenginleştirilmiş de diyebiliriz bir şekilde kopyalama dokuma veya oluşturma işine girişildiğinden bahsediliyor,"

Ara..


sybleman

#1318
Son paragrafını tam anlayamadım Tgur biraz açabilir misin?

Yanlış mı anladım. Mevcut insanlardan demir maddesini çekip, oluşturacakları kopya insanlar için kullanmaları gibi bir durum mu var :D Ben böyle bir yorum çıkardım, sanırım yanlış anladım.

Tgur

#1319
Olay yaratımın izahı ile ilgili ,yani insan ve akla gelen her türlü varlık yaratımı, bu işi şimdi bizim gibi 3Y de olan parçalı ruhlar da gerekli 4Y teknolojisine ulaşınca yapacaklar,

Konu evvelki aktarım ve yorumlarımla ilgili,son yorumlarımdan bir alıntı ve evvelce geçtiğim yaratım bahsiyle ilgili,

[Sonraki bölümde yaratım bahsinde geçen o meşhur Waffle ızgara tekniği geçiyor ,meşhur diyorum evvelden bahsetmiş ızgaralar, yaratım bahsinde geçmiştik,

Burada o tekniğin 4Y yaratım teknolojisinin bir kısmını anlamış gibi olduğumuzu sanıyorum,

Ortada EM jeneratörleri var ve bunlar ızgaraları bir Waffle ızgarası halinde kullanıp yaratılmış olan varlığın 4Y de hazırlanmış 3Y e gönderilen şablonunu tabiatta mevcut demir manyetiti ve bu varlığın yaratımında bulunması gereken sair elementlerle doldurulmuş veya zenginleştirilmiş de diyebiliriz bir şekilde kopyalama dokuma veya oluşturma işine girişildiğinden bahsediliyor,

"C: Tamam. Neden ? Tabiatı kopyalamak için. Dünyanın bir dokuma biçimi var ve sizi de böyle gerçekleştirdi."

*****
C: 4Y'nin, düşüncenin yaratma gücüne sahip olduğu bir alem olduğunu hatırlayın. Bir zihin, ki burada sizin zihin olarak anladığınızdan çok daha fazlasını kastediyoruz, bir yapı veya yapılması gereken birşey hakkında düşündüğünde, bir bakıma kendisini toplar. Daha sonra bu yapı yoğunluk perdesinden geri gönderildiğinde, "fikir", sizin gerçekliğinizdeki eşleşen öğeleri kendine çeken bir şablon işlevi görür ve organik montaj süreci gerçekleşir. Cansız maddenin bile minimal bir eşleme bilinci olması sayesinde gerçekleşir bu."]

---------
Konu yaratanın bir başka yerlerde bilinmeyene inanç halinde ise bu konulara adaptasyon güç olur,ama o gücün bizde meknuz (eski terim, gömülü ,kayıtlı,saklı demek) olduğuna dair inanç yerleşirse ,hani sufilerin belirttiği gibi, "her ne ararsan kendinde ara" veya geçenlerde o aktardığınız İlhan İrem resimli romanın ortalarında onun da kısaca idrak edip söylediği gibi "Meğer her şey benmişim "idraki ve inancında isek şu yaratım hakkındaki aktarım ve yorumlarıma da bakmanızı tavsiye ederim,aşağıda işaretli,

Bu ara yine bir şeyler söylemeye kalkıştığımda sert ve incilten ifadelerde bulunduysam mazur görün ve maksadımın öyle gözükmek olmadığını anlamışsınızdır,

Sevgiyle kalın..


https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=36#27363