Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#420
bu arada, hosting firmamızın bağlı olduğu firma altyapı sorunları yaşadığı için bazı bağlantı sorunları meydana geliyor son günlerde. arayıp soruyorum, durumun bundan sonra nasıl devam edeceğiyle ilgili bilgi/güvence almaya çalışıyorum ama bunda henüz başarılı olamadım. can sıkıcı şekilde tekrarlanmaya devam ederse, aynı sorunları yaşama ihtimali daha düşük başka bir hosting firması bakacağım.

bozadi

#421
Dzyan'daki yedi vurgusunun özellikle dikkatimi çektiğini ve hoşuma gittiğini söylemeliyim. 7 yoğunluklu kozmolojiyi "tek geçiriyorum" ; )

Sevda

#422
Dzyan'ın içerisinde,hoşuna giden yedi vurgusunu fazlaca bulacağından emin olabilirsin Bozadi ;) biraz fazlaca zihin jimtastiği yaptırıyor,ama olsun değil mi? İşleyen demir ışıldar felsefesiyle büyümüş bir toplumuz biz :P

Bozadi senden,Dzyan dosyasını gönderebilmek için Pınar'ın mail adresini rica ediyorum lütfen...

Sevgiler
 

bozadi

#423
Pınar'ın forumda kayıtlı olan email adresini senin kayıt adresine gönderdim Sevda.

Sevda

#424
Teşekkür ederim :)
 

Pınar

#425
Ben de teşekkür ederiiim.:))))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

bozadi

#426
birşey değil arkadaşlar :-)

Tgur

#427
İki alıntı sunuyorum,

Baştaki Hathorlardan ve sonraki Michael Newton un "Ruhların Yolculuğu" kitabından,
---------------------------------------------------------------------------------------
Bir guruyu, avatarı veya kurtarıcıyı izleyen spiritüel bir geleneğin parçası olmayanlarınız için, ölüm denen bilincin geçiş hali başka olasılıklar sunar. 

Diğer bilincin iki geçiş halinde olduğu gibi, ölüm aleminde bir boşluk noktası vardır ve onun baskın özellikleri dinginlik (sessizlik) ve karanlıktır. Boşluğun içinde tüm olasılıklar mevcuttur, ama eylemsellik varoluşta değildir. Bu bir meşe ağacının palamuduna benzer. Meşe, dev ağacın kendisi potansiyel olarak palamudun içindedir, ama henüz mevcut değildir.

Kendinizi Boşlukta bulduğunuz zaman - ki bunu karanlıkta tamamen yalnız olduğunuz ve tam sessizlikte olduğunuz gerçeğiyle farkeceksiniz – yaratıcı güçlerinizin merkezi bağlantı noktasında olduğunuzu bilin.

Sonra yaratmayı seçtiğiniz şey, kaderinizin rotasını ve hangi dünyalara yerleşeceğinizi veya varoluşun hangi alemlerinde oturacağınızı belirler. Bu kritik bir durumdur. 

Birçok insan karanlıktan korkar, zamanından önce ışığa geçer. Ve anlamadıkları şey arzularıyla ışığı yaratıyor olmalarıdır. Önlerinde tünele benzeyen portal açılır ve bu ışık tüneline girebilirler, daha önce tanıdıklarıyla karşılaşırlar, dolayısıyla sonuçları tam olarak anlamadan bedenlenmeye geri dönerler veya diğer titreşim alemlerine girerler. Bu elbette sizin için bir seçenektir ve çoğu zaman seçilen seçenektir. 


Ancak bir diğer seçenek Boşluğun kendisinde oturarak, saf bilinç olarak Benliğinizin farkında olarak boşluk noktasında kalmaktır – tüm fenomenleri aşmış halde. 


Bu farkındalık halinde bir şeyler yaratma ihtiyacı olmadan yeterince uzun oturursanız, kimliğinizin büyük Ben'im olduğunu keşfedersiniz. Ve bu farkındalık noktasından bedenlenmenizin koşullarını seçebilirsiniz. Yerleşeceğiniz dünyaları veya oturacağınız bilinç alemlerini seçebilirsiniz.

Bu en son yöntem size en büyük fırsatları sunar, ama çoğu insan için en zorudur. Ve bu zorluğun nedeni çoğu insanın bir bedene sahip olmamayı rahatsız bulmasıdır. Bir bedeni arzulamak ve maddi dünya deneyimi çoğunlukla insanı zamanından önce Boşluktan dışarı çeker. 


Özet olarak, Kaotik Düğümün şiddetlenen aşamaları nedeniyle birçoğunuz kendinizi bilincin geçiş hallerinde bulacaksınız. Kendinizi ister kişisel yaşam, kollektif deneyim veya ölüm dediğiniz geçiş hali olsun hangi seviye ile meşgul bulmanıza bakmaksızın, realitenizin yaratıcısı olduğunuzu bilin. 



Hathorlar 

20 Nisan 2011 

-------------------------------------

Ruhların Yolculuğu kitabından ,


Geçici bir fiziksel travma sonucu beden dışı deneyimlerini ra�por eden kişilerle, ipnoz altında geçmiş bir hayattaki ölümünü hatırlayan deneklerin ölüm sonrası anıları arasındaki benzerlik�ler nelerdir? Her iki taraf da garipsedikleri bir şekilde kendileri�ni bedenlerinin dışında yüzerken ve Önlerinde maddeselliğini yitirmiş katı nesnelere dokunmaya çabalarken bulurlar. Her iki türde de onlara yanıt vermeyen canlı insanlarla konuşma çaba�larından yorgun düştüklerini söylemektedir. Yine hepsi öldükle�ri yerden uzağa çekilme duygusu hissettiklerini bildirmekte ve korkudan çok, bir rahatlama ve merak duygusunu deneyimlemektedirler.

Bütün bu kişiler esenlik getiren bir özgürlük duygusunu ve çevrelerindeki parlaklığı rapor etmişlerdir. Deneklerimin bazıla�rı ölüm anında onlan tamamen kuşatan parlak bir beyazlık gö�rürken, diğer bazıları da parlaklığı daha uzakta görmüşler ve içinde bulundukları daha karanlık yerden ona doğru çekildikle�rini gözlemlemişleridir. Bundan tünel etkisi diye bahsedilmekte ve kamuoyu tarafından da bilinmektedir.
--------------------------------------------

Bu iki anlatımı izledikten sonra düşüncelerimizi rafineleştirmek adına neler ortaya koyabiliriz,
Tünel etkisine kapılıp zihni oldu bittiye bırakıp tünele doğru çekilelim mi, yoksa Hathorların bahsettiği boşlukta bekleme yolunu mu seçelim,
Bekleme diye bir şey olacak mı ,
Zamanı 3 b deki gibi algılamıyacağımıza göre ,ancak zamansızlığı da tam idrak edecek durumda değil isek, her iki kavram ortasında, hızlanmış dahi olsa, bir zaman kesidi geçireceğiz demektir,
Bu bilgileri alıp, üzerinde böyle fikirler ürettikten sonra ,seçim hakkımız artık kayda geçmiştir ,
Konu, düşüncelerimizin mutlak oluşa geçeceği inancına sıra gelmiştir ,inanç sağlamsa mesele yok, siz bir guru ,yüksek bilinçli bir varlıksınız ,
Hatırladığım kadarı ile "ruhların yolculuğu" kitabının bir bölümünde ,bazı ruhların (gelişmiş ruhların), diğerleri ışık beden halinde toplanma bölgelerine giderken ,beklemeden, gitmesi icap eden yerlere doğru kararlı ve süratle yol aldıklarından bahsedilmekteydi ,
Eğer inanç kuvvetli değilse,
o zaman korkuyla karışmış zihin ,karanlıktan kurtulma isteği ile tünele ve yakınlarından evvelce göçmüş olanların yanına çekilecektir veya aralarda astralda kalma seçimini yapacaktır.

Pek tabidir ki bu yorumlarımız lineer ortam etkisinde kalmış varsayımlardır, ancak her nekadar K.lar "varsayılımlara kapılmayın" dese de bukadar bilgi ile uğraşımızın da bir farkındalık yarattığı ve şu anda bilinmezler diye kabul ettiğimiz ortamlara daldığımızda , farkındalığın iş göreceği umudundayız ,yoksa "sana bukadar bilgi kafidir" kısıtlamasında mı kalmalıyız .Hayır..

Geçiş halinde, fiziksel beden dışındaki diğer bedenlerin büyük kısmının geçilen yöreye doğru aktarıldığı bir gerçek,o halde, kazanılmış olan toplam mental özellikler ,ruhun zenginliğini vurgulayan unsurlardır ve bulunulacak her yeni ortamda seçim yapma özgürlüğündedir ,
İşte , kritik husus, bu seçimi yaparken farkındalığın derecesini devreye koyabilecek miyiz,veya şimdi öğrenip hatırladıklarımıza diğer hayatlarımızın tümünden elde edilen kazançlar ilave ediliyor mu ,
Büyük bir olasılıkla ilave ediliyor ,zira yine ruhların yolculuğu kitabında ,ruhların derecelenmesini görüyoruz ,tabi ki bu yazarın bu konudaki farkındalığı ile yapılan bir değerlendirme ,yazarın regrasyon uğraşıları ile elde ettiklerini göze alarak ulaşabildiği bir netice.
Zaten o da, incelemelerinin bir yerinde ,daha üst derecelendirme yapabileceğim denek bana gelmiyor demektedir ve bu hususta şimdi hatırlayamadığım bir değerlendirme yapıyor.

Konuyu daha fazla dağıtmadan ,sonuç olarak,
Rafine düşünceler diye adlandırıp bir yerler varmaya çalıştığımız husus ,geçişin o kritik anında, karar verme konusunda ,Hathorların bahsettiği o ortamda isabetli seçim yapıp yapamamakta ne derece  yetkili olacağız ,bu arada K. celselerinde bahsedilen bu kritik anda, negatif tuzaklara düşme konularını da devreyesokmalıyız ,ancak yine K.ların şu sözünü hatırlarsak anlatmaya çalıştığımız konunun tümü, bir anda, sade ve durgun bir izah denizinde yerini bulur..

"S: (L) Asıl "Dul'un Oğlu" Horus gibi görünüyor. Kutsal Kase hikayelerindeki Perceval da "Dul'un Oğlu" olarak biliniyordu. Buradan Mısır ve Kelt arayışı arasında bir ilişki olduğunu açıkça gördüğümüzü söyleyebilir miyiz?"Dul'un oğlu"nun tanımının , "bedenlenmiş bilgeliğin yolunda yürüyen" bir kişiyle ilgili olduğunu söylemiştiniz. Bu neden bedenlenmiş bilgelik olarak tanımlanıyor?
C: Bedensizken bilgelik en büyük halindedir."




Tgur

#428
Yorum yapmada biraz ağır kaldık ,rehavetten kurtulalım amacıyla,
------------------------------------------------------
S: (SV) Ama eğer zaman yoksa? (J) Bizim algımız öyle. (L) Herşey eşzamanlı olarak oluyor. Tüm bu hayatları aynı anda yaşıyoruz. (SV) Diğer tüm benliklerimizle bağlantı kurmamızın bir yolu var mı?
C: Şöyle söyleyelim: hafıza bankalarınızın bir kısmına erişeceğiz ve ilginç bir şekilde daha önce tanımladığımız dikey gerçeklikle çok yakından uyumlu olan başka bir referans vereceğiz. Bir slayt göstericisinin nasıl birşey olduğunu biliyorsunuz değil mi? Gerçeğin bu geniş nitelikli yapısına dair bir sezgi edinmenizi sağlamak için, kendinizi büyük bir slayt çarkı olan projektörle bir sunum izlerken düşünün. Bu süreçte herhangi bir noktada, belirli bir slaytı izliyor olursunuz. Fakat, diğer tüm slaytlar da çarktadır, değil mi? Ve elbette bu aynı zamanda, daireler içinde daireler ve daireler içinde dairelerin olduğu dikey gerçekliğe, ve aynı zamanda Büyük Döngü'ye ve aynı zamanda daha önce anlattığımız şeye de uymaktadır: Var olan herşey / tek şey derslerdir. Herşey bundan ibarettir ve slayt sunumunu izlerken, derslerinizden keyif almanızı istiyoruz...

S: (J) Bu benzetmeye göre, slayttan geçerek ekrana giden ışık bizim algımız oluyor.
C: Ve, eğer projektörün slayt çarkına geri bakacak olursanız, tüm yaratımın esasını ve özünü, yani Bir ile birlik olduğunuz yedinci seviyeyi görürsünüz.
-------------------------------------------------------------------------

S: (L) Bir "kaçırılma" deneyimlediklerini algılayan veya algıladıklarını düşünen kişilerin aslında kendi kendilerinin bir parçasıyla etkileşmiş oldukları durumlar oluyor mu hiç?
C: Bu çok muhtemel. Şimdi başka bir soru sormadan önce durup biraz düşün: bu hangi olasılıkları açıyor? Herhangi bir sınır var mı? Varsa nedir? Keşfetmeye değer bir alan değil mi?

S: (L) Tamam, bana burada biraz yardım edin...
C: Örneğin, üzerinde durman için tek bir örnek verelim. Ya, gelecek olarak algıladığınız yerdeki ruh uzantınızın geri gelip şu an olarak algıladığınız yerdeki ruh uzantınızı kaçırdığı senaryolar olabiliyorsa?

S: (L) Aman tanrım! Bu oluyor mu?
C: Bu, kendine sorman ve üzerinde düşünmen için.

S: (L) Neden kendime böyle birşey yapayım ki? (J) Gelecekle ilgili bilgi almak için.
C: Ne kadar çok olası yanıt var, değil mi?

S: (L) Bu çok korkutucu ve negatif bir deneyim gibi göründü bana. Eğer durum buysa: a) belki bu sadece benim algımdır, veya b) gelecekte çok hoş biri değilim! (J) Veya gelecek çok hoş değil. Ve bununla ilgili aldığın bilgi hoş değil.
C: Veya acaba olası geleceklerin hepsi değil de, sadece biri miydi? Ve özgür irade yolu tüm bunlarla bağlantılı değil mi?

----------------------------------------------------------

İki alıntı sunuyorum Kasyopyadan ,sene 1995 e ait ,daha detay isteyen olursa vermiyorum ,bu sitede Kasyopya bilgileri 3. bölümü, baş ve ortalarında ,

Vermiyorum, zira çok ilginç ayrıntılar var ,ilgilenen tüme doğru yönelsin çok daha faydalı olur..

İlk bölüm ,zamansızlığın kavrayışına ,anlam kazanmasına çok güzel bir örnek veriyor,belki evvelce bu konuda yorumla yapılmış olabilir,ancak, zamanı uygulamaya mecbur olan bizler bilinç açılımına maalesef zamanla ulaşabiliyoruz,bilgilere bilgi katarak.Eğer öyle ise yani tekrar gibiyse hatırlanması üzerinde durulması icap eden önemli bir görüş.

İkinci bölümde ise çok daha önemli bir konu işleniyor, kaçırılma işleri..

Yalnız bu kaçırılma ,kişinin, kendi kendisini kaçırması,

Bu nasıl oluyor,

Gelecekteki siz ,şimdikine uzanıyor ve çok detaylı olasılıkları devreye alarak bu "kaçırılma" denen olayı gerçekleştiriyor,
Ve biz mecburen varsayımlara giriyoruz ,Kasyopyalıların verdiği izin ile ,

Esasta varsayımlar, tıkanılan noktalarda varsayım oluyor ,düşünülerek bulunması icap eden gerçekler için  Kasyopyalıların verdikleri ip uçları ile yapılanlar, varsayım değil, gerçeğe uzanmak için çabalar oluyor.

Kaçırılma bir mekan değişikliği dolayısıyla zamanı devreye alan faaliyettir, 

Kh kaçırma yapar,  BH nin bu gibi faaliyetleri yok..

Bu durumda kişinin kendi kendisini kaçırmasını nasıl izah edeceğiz,

Acaba kendini kaçıran KH mi ,

Evet, hepimiz KH yiz ,kapıdan atlamadık mı ,

Gelecekteki KH kişi, şimdideki kendini BH e doğru gittiğini görüp yolunu kesmek için mi bu yola başvuruyor,

Gerçekten hoş değil..

Bir şey daha, mevcut KH anlayışını pekiştirmek için de olabilir.

Bu arada, BH grubu veya ruh uzantısı BH a uzanmış ,yaklaşmış olanlar ne yapıyor,

Kanallar yolu ile bilgilendirmek için ne lazımsa onu devreye sokuyor,medyamik hangi yol varsa hepsini uygulayıp, KH nin elindeki akıl almaz teknoloji ile saplantılar içine sokulmuş bireyleri kendilerine uzanması için gayrete getirmeye çalışıyor,zira bu olumsuz yoldan kurtuluşun tek yolu, kişinin, herzaman söylediğimiz gibi bilgilenip,düşünüp seçim hakkını kullanıp bir lik bilincine gelmesi lazım.

Ancak bu bilinç KH i de kabul eden bilinçtir,
Çıkın işin içinden ,neden böyle değerlendiriyorum ,kutupsallık ve bireysellik alanında bulunup hayatı idame ettirmeye çalışanlardanız , ama bu merkezkaç şiddetiyle atıldığımız bireysellik içinde, bütünlüğün de farkındayız ,ve kafa karıştırmadan denge ile bu iki kutuplu oluşumdan zarar görmeden yaşayabilme çabasındayız.

Konu buralara açılmışken, "arzulu düşünce içine de girmeyin" deniliyor,yani, ileriye dönük planlar ,tedbirler ,istekleri sınırlandırma yolunda da olmalıyız ,zira bunların büyük kısmı KH yaşamını pekiştirmeye dönük çabalar olmaktadır,maddesel yaşamı esas yaşam sanan anlayışın içinde bunun çok güç işlem olduğunu da anlıyoruz.Zira,plan yapmadan yaşam sürdürmek, planlı yaşayanların silindirleri altında ezilmekten başka işe yaramaz.

O halde,

Kendimizi koruyacağız ,ezilmemeye çalışacağız ama bütün bu olayların çoğunun illüzyon altında yaşayanların kural ve kavramları olduğunu bilerek yaşayacağız,yaşama rolü demekteyim buna ,çok yabansıl algılanmaktaysa da..

Özetle, bireysellikle dolu dolu yaşarken bütünlüğü de diğer elimizde tutup, sevgi ve itina ile korumaya çalışacağız..Taki bireysellikten tokatlar yediğimizde, diğer elimizle tuttuğumuz bu nadide kıymeti hatırlayıp, acılarımıza bir mana vereceğiz ve dindirmeye çalışacağız.



Tgur

#429
Yoruma ilave olarak aşağıdaki alıntıyı sunuyorum ,
---------------------------------------------------

S: (L) Tamam, bu olay olduğunda varlığımın bir parçasının, belki gelecekteki benliğimin... hepsinin eşzamanlı olduğunu biliyorum ama bir referans olarak kullanıyorum, geri gelip bir bilgi alışverişi için şimdiki benliğimle etkileşim kurduğunu varsayıyorum. Bu doğru mu?

C: Bu sorunun yanıtını kendi kendine keşfetmen daha iyi olur, çünkü yanıtları burada aramak yerine kendi düşünme yeteneklerinle ele alman sayesinde bilgi kazanacaksın. Fakat şu tavsiyede de bulunuyoruz ki, bizzat bu soruları kendi kendine yanıtlama çabasıyla çok, pek çok bilgi edineceğin süreçte diğerleriyle de bilgi paylaşım ağı oluştur. Bundan vazgeçme, çünkü kendi düşünce gücünüzle elde edeceğiniz yanıtlar sizin için gerçekten aydınlatıcı olacak ve bunu takip edecek olan deneyim, binlerce hayatlık zevk ve eğlenceye değecek.

-----------------------------------------------------------

Burada olay  değişik yönlere kayıyor ,konuyu daha BH yönünde algılayabiliriz ,

Gelişmeye istekli bireyin ,yüksek benliği dediğimiz bölümünün, oluşan farkındalık halinden faydalanma görmekteyiz, ancak bu faydalanma, üst yoğunluğuktaki bölümünün zannettiğimiz gibi kendini BH a doğru şarj etmesi mi ,yoksa başka şeyler mi anlamalıyız, bunu kesin şekilde söyleyemiyoruz,

Düşüncemizi  bu şekilde yönlendiren husus, BH nın kaçırılma konusuna katiyen girmediği bilgisi, olay KH nin kendisini geliştirmeye yönelik yani BH a aday olmaya doğru iten istekten ötürü olabilir,

KH ve BH nin aynı pota içerisinde bir lik havuzunda olduğu bilincini doğal kabul eden anlayış ,bu gibi faaliyetleri de kanaatimce anlamaya başlar.



Tgur

#430
Yorumlamalar bitmiyecek,
---------------------------
S: (L) Kesinlikle bunu yapmak istiyorum. Şimdi, kişisel bir soruya geçmek istiyorum. Mevcut yaşam koşullarımla ilgili olarak, bunun karmik olup olmadığını öğrenmek istiyorum.
C: Kişisel yaşamdaki tüm zorluklar o veya bu şekilde karmiktir. Özellikle diğer ruh varlıklarıyla olan etkileşimler söz konusu olduğunda. Ve etkileşimler ne kadar yakınsa, o kadar karmiktirler. Bunu zaten biliyorsun.
S: (L) Zor olan şey, yapılacak en iyi şeyin ne olduğunu bilmek.
C: Öğrenme, tüm varoluşta gerçekleşen bir süreçtir ve o veya bu eylemle gerçekleşir. Herhangi ve tüm eylemler, herhangi ve tüm olası eylemler, herhangi ve tüm olası eylem yönleri, sürekli öğrenme sağlar. Dolayısıyla, mutlak manada, hata yapmak mümkün değildir. Fakat, bireyin karmik olan şeyleri tam olarak deneyimlemesi gerekir. Yapılan seçimler, üçüncü yoğunluk fiziksel düzlemine girme öncesi yapılan seçimleri yansıtır ve buna, akışkan haliyle gerçekliğin değişkenliğine dayalı olarak kendilerini gösteren fırsatlar eşlik eder. Dolayısıyla, verilecek kararlar, verilmeleri gerektiği zaman kendilerini gösterecektir ve öğrenme sürecinin daha yüksek miktarda mı, yoksa daha düşük miktarda mı ızdırap meydana getireceğini belirleyen şey, yalnızca kişinin yorumu objektif bir şekilde kabul etme yeteneğidir.
S: (L) Öğrenme neden ızdıraplı olmak zorunda?
C: Zorunda değil.
S: (L) Bana istisnasız bir şekilde öyle görünüyor.
C: Bu deneyimleyenin algılarına göredir, herhangi mutlak ölçütlere göre değil.

----------------------------------------------------
Şu sıralar karmanın bir KH illüzyonu mu olduğuna dair şüphelerim oluşmuştu ve tesadüfen "tesadüf diye birşey yoktur buna katiyetle inanırım"   K .da bu bölüm önüme geldi..

Bu yoğunlukta yaşam mecburiyeti hemen hemen karmayı mutlak bir hale getirmektedir,süregelen hayatımızda ne kadar az olduğunu sansak da yanlış notalara mutlak basmışızdır ,yani karma yaratmışızdır,

Bu sebeple sık gelip gidişler eğer öğrenme modunda bizde bir ruhsal yükseliş sağlamamışsa,  birşeyler öğrenme fırsatı yakalayamamışsak, bu yoğunluğa adeta sabitlenmiş oluruz,

İşte bu da KH karakterinin en uygun yapılandığı bir birey haline bizi getirir..

Bu halden nasıl kurtulunur,

Ruhsal yükseliş için çaba sarfedip, konunun özüne inebilmişsek, bu hayatın bir KH seçimi olduğunun farkına varıp, yaşarken karma yaratmamaya çalışırız,

Bunlara rağmen yaratmışsak ,

"Kişisel yorumlamayı objektif bir ölçüye sokacağız" bu ne demek,

Mesela Hitlerin yaptıkları malüm ,onun için bile fazla suçlayıcı bir yorum alamadık,neden,

Zira yanlış hatırlamıyorsam  Yahudilerin Atlantis enkarnesi oldukları ve   onların karmik borçlarını ödediklerinden bahsediliyordu ,

Bu döngüler arası karmik ödemelerin karmaşıklığı böyle olunca, bizim yorumlamalarımızın objektif özelliğinin bilgilenme ile nasıl değiştiğinin farkına varabiliyor muyuz..Ve daha bilmediğimiz bir çok şeylerin olduğunu da göz önüne getirebilirsek..

Sonuçta karma yaratma ve mutlaka ödeme gerçekliği ,biraz biraz esnemeye başlamadı mı ..

Bir tarafta mutlaka ödeyeceksin ,diğer yandan,

Ben bu duruma biraz daha bilgilenip" objektif gerçekliğ"i düşünürek bulacağım ve ondan sonra karar vereceğim şeklinde bir çeşit  5 . yoğunluk hali..

Ve alıntının sonunu tekrar burada belirtiyorum,
--------------------------------------------------------------
S: (L) Öğrenme neden ızdıraplı olmak zorunda?
C: Zorunda değil.
S: (L) Bana istisnasız bir şekilde öyle görünüyor.
C: Bu deneyimleyenin algılarına göredir, herhangi mutlak ölçütlere göre değil



bozadi

#431
Sevgili Tgur, paylaşmakta olduğun yorumların için teşekkür ederim.

Kaçırılmalarla ilgili konuda bir görüşümü paylaşmak istiyorum.

Yaptığın alıntıda görüldüğü gibi, Kasyopyalılar şu beyanda bulunuyor:

"Ya, gelecek olarak algıladığınız yerdeki ruh uzantınızın geri gelip şu an olarak algıladığınız yerdeki ruh uzantınızı kaçırdığı senaryolar olabiliyorsa?"

Bu konuda yapılan beyan üzerinde durmuş ve bazı sorular sormuşsun bunun nasıl meydana geliyor olabileceğiyle ilgili. Şimdiye kadar edindiğim izlenim ve algılarıma dayalı olarak görüşümü paylaşayım.

Öncelikle tüm kaçırma deneyimlerinin bu şekilde (gelecekteki kendi benliğimiz tarafından) gerçekleştirildiği yönünde bir beyan değil bu. Ama bir kısmının bu şekilde gerçekleşiyor olabileceği vurgulanmış. Peki bu nasıl olabilir? 

Bizler halihazırda 3. yoğunlukta ve baskın olarak KH frekansları dahilinde yaşamlarımızı sürdürüyoruz. 4. yoğunluk kutbiyet konusunda kesin bir karar verilerek erişilen bir yer olduğundan, eğer 4. yoğunluğa geçebilecek durumdaysak ve bunu istiyor ve gerekli bilinç açılımlarını yapıyorsak, BH ile KH arasındaki seçimimizi netleştirmemiz gerekiyor doğal olarak.

Ama yine doğal olarak hepimizde hala çeşitli KH eğilimleri de var, çeşitli BH eğilimleri de. KH potansiyelimiz geleceğe doğru bir 4KH projeksiyonu yaparken, BH potansiyelimiz ise 4BH projeksiyonu yapıyor.

Nasıl bir çocuk doğmadan önce de anne karnında mevcutsa, potansiyel 4. yoğunluk adayı 3KH mensuplarının da sahip oldukları KH ve BH potansiyelleri temelinde, 4KH ve 4BH versiyonları belirli bir mevcudiyet ve etkinlik kazanmaya başlıyor geleceğe yapılan bir projeksiyon temelinde. Yapacağımız seçim şimdiden olgunlaşıyor yani. Ve hem KH hem de BH potansiyellerimiz olduğu için, hem 4BH versiyonumuz, hem de 4KH versiyonumuz kısmi bir gerçeklik/somutluk kazanmaya başlıyor "hazırlık" temelinde.

Ve belirli bazı zamanlarda, diğer 4KH varlıklarının da çabalarıyla, kendi 4KH uzantımız/versiyonumuz gelip 3KH halimize "yatırım" yapabilir.

Aynı şekilde 4BH uzantımız/olasılığımız da (belki diğer 4BH varlıklarının da çabasıyla) gelip 3KH halimizin BH'ye yönelim gösteren iradesine yardım ve ilham yoluyla yatırımda bulunabilir.

Kesin seçimimizi yapana kadar hem 4BH hem de 4KH versiyonlarımızla etkileşiyor olacağız belki de.

Kasyopyalıların söz konusu beyanı takiben sonraki cevaplarında (ve aslında pek çok celsede) "olası gelecekler"den bahsettiğine dikkat çekiyorum.

Nasıl 3. yoğunlukta önemli kararlar vermeden önce olası seçimleri zihnimizde canlandırıp neler olabileceğini görmeye ve gördüklerimizle etkileşmeye çalışıyorsak, bir 4. yoğunluk varlığı olma yolunda seçim ve plan halindeyken, çok daha ciddi projeksiyonlar yapıp bunlarla etkileşiyor olmamız çok doğal sanırım.

Tgur

#432
Ben de teşekkür ederim Bozadi,

Yorumumda belirttiğim gibi, benim sınırlamalar olarak değindiğim husus
BH nın kaçırılma konusuna girmemesi ,yoksa olayı "kaçırılma" dışında tutarsak, varolan  döngünün KH ,BH etkileşmesi dengesi yönünde düşünürsek, BH nin de etkin faaliyetlerini devreye alması son derece doğaldır ve yapılıyor da ,en güzel izahı,yorumlamalarımızı bu seviyeye çıkartabilecek duruma gelebilmemiz..

Selam ve sevgi.


Tgur

#433
S: (L) Diyorsunuz ki; çekim heryerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler.

----------------------------

S: (L) 3'üncü yoğunluk farkındalığı, zaman algısına sahip tek yoğunluk mu? 
C: Hayır.
S: (L) Zaman algısı başka hangi yoğunluklarda var?
C: 4, 5, 6, 7.
S: (L) Ama zaman algısının bir ilüzyon olduğunu sanıyordum?
C: SİZİN zaman algınız bir ilüzyon. Arabada giden köpekler ve kediler örneğini hatırlıyor musun?
S: (L) Evet. Ouspensky ve at. Yani temel bir kavram olarak zaman MEVCUT mu?
C: Ama sizin bildiğiniz şekilde değil. Biz zamansızlığa atıfta bulunduğumuzda, yalnızca sizin aşinalık açınızdan konuşuyoruz.
S: (L) O halde zaman mevcut mu ve uzayın bir sınırı var mı?
C: Kafan karışıyor çünkü kalıtsal lineer algın, yoğun bir çabayla oluşturmaya çalıştığın resim üzerinde gölge yapıyor.

-------------------------

Zaman ve bizim zaman  algımız konusunda çok ilgi çekici iki alıntı tabii kasyopyadan,

Birincisinde  şu anlamakta çok güçlük çektiğimiz "çekim" in ne olduğu konusunda toparlama bir yorum ve sonra zaman ile ilgili çarpıcı bilgiler kapsıyan diğerleri,

Kanımca heriki alıntı sonucunda zamanla ilgili olarak o üst yoğunluklara doğru uzandığını bildiğimiz  lıneer algı dışında bir yerlere  varabilriz,

" Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler."

Kafa karıştıran bu cevap üzerinde durursak birşeyler çıkarabiliriz,

Statik hal esasta bizim donelerimize göre bir cismin  ivmesiz ve dengede olduğu haldir ,cisim ya durağandır hiçbir hareket göstermez veya dönü halindedir ama yine durağan bir halde yörünge çizmeden dönüyordur , bizim statik kavramımız bunu tanımlar,

Verilen cevapta ise dengenin devreden çıktığı anlaşılmaktadır ve  statik kavramımzın dışında bir hal düşünülmelidir, değişken dalga kendine özgü bir yörünge çiziyor bizim kabul ettiğimiz haldeki denge özelliği dediğimiz husus ortadan kalkıyor ,bu durumda dalganın seyrini,  yörünge dediğimiz, madde özelliğinde somutlaşan geometrik şekillerin dışında bir şey düşünmeliyiz, zira oluşan hal, kendi içinde bir statik yaratıyor,yani bizim bu varsayımlarla çabaladığımız bir sonuç değil..

Kaosun da bir düzeni olabilir demiştim bir zamanlar ,fraktallar gibi,
ayrıca pi ve phi özelliğindeki sonralardan farkedebilip anlatmaya çalıştığım değişkenliklerin kendi içerisinde bir stabilite yarattığını belirtmiştim ,acaba bu bahsedilen o şablonlara uyar mı.

Zira bu iki sayısal öğenin kendi içerisinde statik denilebilinecek sabit sanılan değişken katsayı(pi sayısının virgülden sonraki rakamlarının sonsuza uzanan hali) veya özel sayılar zinciri gibi (fibonacci sayıları) oluş döngüleri vardır.

Diğer taraftan ,4 yoğunluğun değişken fizikselliği üzerine de konuyu oturtmaya çalışabiliriz,

3 b deki algımıza göre dengede olan geometrik veya hacimsel statik bir hal gösteren olgular  4 B de  alıştığımız denge halinden çıkıp başka değişken hale bürünebilirler,

Değişken dalgaların kendi içerisindeki statikliği,

Buna nasıl bir misal verebiliriz,

Bu aralar kurgu bilim filimlerinde  gördüğümüz  veya bildiğimiz gibi, telefon kulubesi içine girip kubbeli bir sarayın içinde dolaşmak,

Ufak bir uzay gemisine binince, yüzlerce kişinin yaşadığı bir gemide olduğunu anlamak,

Tabi ki bu söylediklerimizle anlaşılmak istenen herşeyi çözdük diyemeyiz,açtığımız bu düşünce kapılarından kollektif bilinçten yansıyanları alıp başka misaller bulabiliririz..





Tgur

#434
Yukarıdaki yoruma pi sayısıyla ilgili bir düzeltim yaptım ,bu konu ile beraber, hali hazırda insanlığı oldukça fazla heyecanlandırıp meşgul eden kıyamet hadisesine de vurgulama yapmak istiyorum,

"korku ve kıyamet kehanetleri" katiyetle KH bölümü maniplasyonudur,

Peki ,kutsal kitaplarda bu konuda bol miktarda izahat neden verildi,
 
Kutsal kitapları indirmek ,üstün bilinçli ilgililere bir kanal hadisesi ile gerçekleşmiştir,

Kanallara müdahele etmemek genel evrensel bir kuraldır ,

BH benimsediğimiz bir hal olduğu gibi, KH de varoluşun bir koludur,

Bu gereçekleri muhakeme edebilip neticeye varabilen bilinç ,korku verici her türlü etkiyi bertaraf edebilir ve mutlu yaşamın derinliklerine kendini adapte edebilir..

Şu anda aklıma gelen bir filozof deyişini ilave etmeden geçemiyeceğim,
"Bir şeyi değiştiremiyorsanız ,düşüncenizi değiştirin"