Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sirera

#390
En önemlisi de neatifseniz bu sizin hatanız sözü. Halbuki hep dışardan gelen etkilerle zehirlendiğimiz düşüncesine itilmişiz.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#391
Sahte kişiliklerimizden arınmaya başladığımızda irade gücünü kullanma misal bilinçaltı teknikleriyle bozulmaya uğrayabilir. Küçük bir hatırlama anında kullanılan dejavu bile hatırlamayı manipule edici bir etki. Dejavu Ra bilgilerinde anlatılan 4.yoğunluk kh nin kullandığı sapan etkisi olabilir mi? 4. yoğunluk kh nin hissedilebilir, 5.yoğunluk olanların sadece düşünce formu yolladıkları tanımlanmış. Sevgili Tgur' un örneğinde direkt plağa bir etki ve melodinin içine başka bir melodiyi yerleştirmek gibi.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#392
geçmişte okuduğumuz şeyleri şimdi tekrar okurken sanki ilk kez okuyormuş gibi olmanın çeşitli nedenleri olabilir. mesela çabuk akla gelebilecek nedenlerden biri, aradan geçen sürede bakış açımızda, psişik durumumuzda meydana gelen değişiklikler nedeniyle, yeni bir açıdan bakıp, daha önce okurken fark edilmemiş şeyleri fark etmek biçiminde olabilir.

ama benim hem kendi açımdan, hem de senin söylediklerinden anladığım kadarıyla senin açından, bu "ilk kez okuyormuş gibi olma" durumuyla ilgili olarak getireceğim açıklama şöyle birşey:

ra bilgileri ve benzer eserlerde bol miktarda veri mevcut. kesinlikle kısa bir süre içinde tamamını özümseyemeyeceğimiz kadar çok miktarda veri. çok sözcük demiyorum, çok "veri/bilgi" diyorum özellikle. şimdiye kadar gördüğüm kadarıyla, örneğin bizim ülkemizde insanların "kanal bilgisi" kategorisinde en çok ilgi duyduğu kaynaklar ise, kesinlikle ra, pleiades ve kasyopya bilgileri kadar çok bilgi/veri dolu olmayan kaynaklar. belirli bir kavramı/bilgiyi alıp sayfalarca hakkında yorum yapan kaynaklar. açıkçası benim bu tür kaynaklara pek ilgim yok. yalnız gözükapalı kötülemiyorum da hepsini. sayfa başına düşen yeni veri (yorumdan ziyade yeni veri) miktarı ra, pleiades, kasyopya kadar olmayan kaynakların da belirli gereklilikleri, pozitiflikleri vardır mutlaka, ama ben o tür bir faydayla pek ilgilenmiyorum açıkçası. o yorumları kendim kendime yapmayı tercih ederim. veri ortadadır ve eğer doğru olduğu sezilen bilgiye yeterince saygı duyuluyorsa, o bilginin nasıl yorumlanması gerektiği de ortadadır, gerisi kişinin iradesine, samimiyetine, okuduğunu uygulayıp uygulamamasına kalmış birşeydir bana göre. ben okuduğum, doğruluğunu sezdiğim herşeyi hızlıca ve etkili bir şekilde uygulayabildiğimi de iddia etmiyorum ama kendimi bu doğrultuda disipline etmeye yönelik güdüme güveniyorum.

neyse, şuraya geleceğim: ra gibi kaynaklarda veri miktarı çok yüksek olduğu ve bizim ortalama veri işleme ve özümseme kapasitemizi epeyce aşan bir miktarda/nitelikte olduğu için, ve sorulan sorulara göre de nispeten karmaşık denebilecek bir sıralama izlediği için, bir "parçaları birleştirme" gereksinimiyle karşı karşıya bırakıyor bizi. işte, az önce yaptığım "iki tür kaynak" şeklinde kaba ayrımı bu yolla da ifade edebiliriz. insana birleştirmesi gerekecek pek birşey bırakmayan kaynaklardan pek hoşlanmıyorum. bu eğilimimde negatif etkiler/nedenler de var, pozitif etkiler/nedenler de, gözlemlerime göre. ama netice olarak, ilgimizi çeken parçaları, ilgimizi çekme durumuna göre bir hiyerarşi içinde organize etme gereksinimiyle karşılaşıyoruz.

yani okuduğumuz çeşit çeşit verileri birbiriyle yeterince ilişkilendiremediğimizde, aradaki bağlantıları kuramadığımızda, bu yolla yeterince bir somutlaştırmaya yaklaşamadığımızda, o ana kadar geçici belleğe yüklediğimiz bol miktarda veri de dağılıp gidiyor. sistematik, disiplini bir bilgi organizasyonuna ihtiyaç var yani. en önemli bilgileri bir ağacın gövdesi ve ana dalları gibi kullanıp, sonra çeşitli verileri o dallarda ait oldukları yerlerde birer yaprak gibi donatmak gerekiyor.

işte, kozmolojinin, kozmolojik hiyerarşi hakkındaki bilginin önemi de buradan doğuyor. örneğin bir insanın herhangi bir anda sorabileceği temel bazı sorular vardır, "ben kimim?" "neredeyim" "burada ne yapıyorum?" gibi, öyle değil mi? işte, ra çıkıp "siz 7 temel aşamalı bir varoluş döngüsünün 3. seviyesinde deneyim görmekte olan, oranın falanca falanca belli olan derslerini almakta olan varlıklarsınız, bir üst sınıfa geçme ile geçmeme kararınızı almanız gereken ilginç bir süreçtesiniz" diyor. 2. yoğunluktan geldiğimizi, 3'te olduğumuzu ve 4'e doğru ilerlemekte olduğumuzu vs vs öğreniyoruz. daha üst yoğunlukların ne gibi temel işlevleri olduğunu kavrıyoruz az çok. özde tanrının kendisi olduğumuzu anlıyoruz, herşeyin bir olduğunu seziyoruz vs. işte bunlar ana dallar denebilecek veriler bana göre. benim bu kadar çok ilgimi çekmelerinin nedeni de bu. varoluşun ve kendi grupsal ve bireysel deneyimlerimizin temel niteliklerini anlama, kavrama, yorumlama konusunda bir bilinç temeli, bir referans, bir dayanak noktası oluşturuyor bu bilgiler. sonra hiyerarşiye göre daha küçük dallar oluşur, daha küçük dallar, sonra yapraklar vs.

herhangi bir durumda bilgisel referanslarımızı yitirdiğimiz hissine kapıldığımızda, bence dönüp referans alınacak şey, "kimim, neredeyim, ne yapıyorum" sorularına verebildiğimiz en nitelikli yanıtları incelemek ve bu konuda diğerleriyle işbirliği yapabilmektir.

bu kadar nizami, bu kadar somut veya belki katı görünen bir hiyerarşiyle doğrudan ilgilenmeden de azımsanamaycak bir yol alınabileceğinden şüphe etmiyorum ama en azından şu anda öyle birşey benim pek ilgimi çekmiyor. tabi yine bir denge meselesi. hayatımızda tamamen akışına bıraktığımız, şahsi kontrol uygulamadığımız çeşitli normal/sağlıklı durumlar, süreçler de oluyor pek tabi. ama problem veya sıkıntı yaratmadan, aksine bir istikrar sağlayacak şekilde, bireysel olmayan hiyerarşik-kozmolojik bazı temel bilgilere dayanmak, referans almak gayet sağlıklı bir yol-yordam olarak kullanılabilir bana göre. zaten kendimi sürekli o yönde eğitmeye çalışıyorum. objektifliğin en sağlıklı yönüyle ilgili buluyorum bunu. subjektifliğin sağlıklı bulduğum yanı, en son üzerinde düşünmeye başladığım "yaratıcılığını kullanma" "gerçekliğini tasarlama" gibi yollarla, problemlerin çözümü, denge sağlama, psişik ihtiyaçların giderilmesiyle ilgili. bu, subjektifliğin doğal, sağlıklı bir yönü bence. hayalgücü denen melekenin, serbest yaratıcılığın, bizi dengeleyeceğini, rahatlatacağını, ferahlatacağını hissettiğimiz yönde yaratımlar için kullanılması ve sonra o basit düşüncelerin duygularla ve eylemlere ilişkilenmesi ve böylece somutlaşması süreci.

ama eğer objektif realiteler konusunda yeterince ilgi-bilgimiz yoksa, bireysel tanrısallık/yaratıcılık özelliğimizi kullanış biçimimiz en iyi ihtimalle zaman kaybettirici yollara savurabilir bizi diye algılıyorum.

herkes tanrı, herkes "yaratabilir" ve aslında sürekli yaratıyor da, ama severek yapmıyor bunu, matrix faktörü/koşulları nedeniyle ciddi oranda hipnoz altında olduğu için insanlık, son derece kendini kandıran, kendine işkence eden bir süreçte.

biz de hiç azımsanamayacak oranda aynı hastalıktan muzdaribiz. o veya bu derecede negatif temelli bir hipnoz altındayız. bireysel yaratıcılık erkimizi (ki subjektiflik enerjisidir bu bana göre), objektif, somut, evrensel tanımlayıcı rehberlik verileriyle uyumlu bir şekilde ve tabi ki dayanışma/işbirliği ile kullanmamız durumunda her türlü iyileşme bizi bekliyor olacak diye düşünüyorum. o referans alınacak objektif veriler de bana göre özellikle ra, pleiades ve kasyopya gibi kaynaklarda en net, en doğrudan, en nitelikli ve bol miktarda verilmiş şeyler. bu temelde herşeyin birliği, o bütünün 7 aşamalı bir döngü halinde oluşu, bizim o döngünün 3. aşamasında bulunduğumuz, 4'e yakın bir yerde bulunduğumuz, kh-bh tercihleri gibi bazı temel kozmolojik veriler. herhangi bir kaynaktan öğrenebileceğimiz herhangi birşeyi, bu (bana göre) temel kaynaklarda tanımlanan temel kozmolojiye dayalı olarak anlamlandırabilir, bir düzene koyabilir, böylece en nitelikli faydalarını görebiliriz diye düşünüyorum.

Tgur

#393
Güzel bir tanımlama Sevgili Bozadinin bu son yaptığı iç döküş..
Hele 6 paragraf, kayıtlanıp , dağılmış bilinç yapılandırmaları altında olduğumuzda ,dönüp
tekrar tekrar bakmamız gereken bir özet,

Tgur

#394
Sevgili Alemtaç'ın aktardığı Lord Metaron mesajında çarpıcı bir çok gerçek var ,farkındalığı cilalayan ve son derece akıcı bir ifade geneli kaplamış,
Bunların arasında, asırlardır sadece insanı merkez gösteren ve bilinçleri sınırlayan anlayışı adeta parçalayan şu aktarım üzerine dikkatinizi çekmek istedim,


-------------------------------

Dini metinlerinizin ve kutsal yazılarınızın çoğu size 'Tanrı'nın insanı 'kendi' suretinde yarattığını anlatır. Hatta 'Tanrıyı' insansı bir bedende ataerkil bir erkek olarak görürsünüz.

Bu, Melekleri insan şekline sahip olarak gösteren aynı zihinsel düşünce sürecidir.

Bu tür göksel imgeler düşüncelerinizi ve duygularınızı güçlü şekilde etkiler ve bu nedenle İlahi Olan ile bağlantıyı kolaylaştırmak için anlaşılabilir imgeler yaratmanız doğaldır.

Kozmosta İlahi Zekanın, sizin dünyada sahip olduğunuzdan çok çok farklı 'bedenlere' sahip olan sayısız yaşam formları vardır. Bunlar da 'Tanrının' Suretinde yaratılmıştır. Ve bu nedenle Tanrı'nın suretinin yaşam olduğunu, bilinçli ışık olduğunu ve SEVGİ olduğunu anlayın.

---------


Tgur

#395
Reenkarnasyon hakkında ,
Bu hususta insan bilincinde nerelere gelinmiş merak ediyorum ,zira bu inanç hakkındaki tereddütlü bakış, farkındalık yolunda gidenler için oldukça büyük bir pürüzdür ve evrensel bilgilenme akışını kesen en önemli faktörlerden biridir.


Bu inancın varlığı yokluğu üzerinde konuşmaktan ziyade K.ların şu celsesinden bölümleri aktarıyorum ,görüleceği gibi reenkarnasyon gerçekliği ötesinde, bilinçlenilmesi icap eden zaman yolculuğu ve onun üzerindeki uyanma fenomeni hakkında  başka gerçeklikler de bütün çıplaklığı ile ortaya konmuş..

---------------------------------------------------------------------

 S: (I) Belki de yanlış şey üzerinde çok fazla odaklanıyorum?
C: Hayır, iyi gidiyorsun, ama daha gelecek çok şey var.

S: (I) Yani her ne gelecekse gelecek. (LC) Gerçekten merak ediyorum. Hepimizin buraya bir neden için çekildiğini düşünüyorum. Buraya gelirken çok zorlu şeyler yaşadık her birimiz, ama bir şekilde geldik ve şimdi tüm bunların neyle ilgili olduğunu merak ediyorum. Neden hepimiz bu kadar derin bir şekilde burada olmamız gerektiğini hissettik?
C: Merak etmekten ziyade onay arıyorsun.

S: (I) Belki de birlikte bir amacımız olduğunu veya başka bir seviyede birbirimizi tanıdığımızı algılıyorsun ve sadece bu algının onaylanmasına ihtiyaç duyuyorsun... Bilmiyorum. Neden birlikte buraya çekildiğimiz konusunda sen düşünüyorsun? (LC) Bilmiyorum. Sadece güçlü birşey hissediyorum.
C: Buradaki herkes birden fazla seviyede düşünüyor. Bu durum zaten her birinizi statükodan farklı bir kategoriye sokuyor. Hepinizin oldukça gelişmiş algıları var ve bundan da zor olan bir görev ise mesajlara güvenmeyi öğrenmek. Hatırlayın; üçüncü yoğunluk seviyesinde hepiniz, psişik farkındalığınızın raydan çıkması için tasarlanmış negatif programlamaya maruz kaldınız. Artık bunun sahte programlama olduğunu biliyorsunuz ama sizin için bilinçaltı merkezlerinin üstesinden gelmenin daha zor olduğunu anlıyoruz. Sabır size çok faydalı olacak!!!

S: (P) Ben bütün bu durum hakkında şöyle düşünüyorum: her birimizin birbirimizin yanındayken yarattığı enerji bir anahtar. Bu birşeyi açıyor ve bu nedenle bu noktada bir araya gelmeye karar verdik ama bunun tam olarak ne olduğu şu anda belli olmayabilir ama olacak. Böyle düşünüyorum. (I) Evet. Gelmek zorundaydım. Ne olursa olsun. (P) Evet. (LC) Sanırım ben neden gelmek zorunda hissettiğimle ilgili bir onay istiyordum! (L) Ve onlar da bize "sabır size çok faydalı olacak!" diyor. Çok sık böyle şeyler söylemezler ve söyledikleri zaman bu gerçekten büyük birşeyle ilgilidir. Ama konuyla ilgili bir ipucu alamıyoruz çünkü eğer beklentili bir şekilde tahmin edersek, onu engelliyor olacağız! [gülüşme] Eğer önümüze düşen işi yapmaya devam edersek, olmakta olan şeyler bize rehberlik etmeye devam edecek. (F) Bu gece bu odadaki enerjinin gerçekten güçlü olduğunu fark ediyorum. (P) Evet. Ağlayacakmış gibi hissediyorum. Yorgunum ama enerjilenmiş durumdayım. (I) Harfleri takip etmekte çok zorlanıyorum. Bir kerede bir harfi duymaya çalışıyorum... (ç.n.: tablada işaretlenen harflerin takibi ve yazılmasıyla ilgili olmalı). (L) Burada sürekli yaptığımız şey işte. Harf harf. (LC) Bir harfi duyduktan sonra üç harf olana kadar elim kımıldamıyor! (ç.n.: ?) Bu çok zor birşey! Çok hızlı gidiyor. (A) Hepimizde var olan o programlamanın özelliği nedir? Negatif olduğunu biliyorum ama spesifik olarak ne türde?
C: Günlük hayatta pek çok kaynaktan programlama alıyorsunuz, ama nihai kaynak temel olarak aynı.

S: (I) Evet, TV, baz istasyonları, o tür şeyler sanırım...
C: Çocukluk eğitimi vs.

S: (I) Çocukken din bombardımanına maruz kaldım. Bundan nefret ediyordum. Kutsal Kitabı baştan sona okumaya çalışıyordum ama "Mısır'dan Çıkış" bölümüne gelene kadar bunun bir saçmalık olduğunu anlıyordum. Mormonları denedim. İkinci bölümün ötesine geçemedim çünkü o da bir yığın saçmalıktı. Yehova'nın Şahitleri'ni denedim ve o da saçmalıktı. Ateist olmayı denedim, o da aynı. Karşıma çıkan herşey çöplüktü. (L) Evet. Hepimiz kesinlikle bataklığın içindeyiz!
C: Evet, ama "bataklık" güçlü öğrenme fırsatları sağlıyor...

S: (I) ÇOK doğru. Daha önce de pek çok kez bataklıktaydım ve HALA bataklığın içindeyim! (LC) Pekala, bir başka soru... Ve bu biraz bencilce olabilir...
C: Bir dakika, hatırlayın, mevcut varlık düzleminiz doğası gereği KH ve bu normal, çünkü hepinizin şu anda bulunduğunuz yerde bulunmanızın bir nedeni var... Pekala L___, şimdi sıra sende ve istediğin kadar bencil ol canım. [Gülüşme]

S: (LC) Tamam, madem öyle! Kendi aramızdaki geçmiş hayat ilişkilerini öğrenmek istiyorum. Eminim vardır.
C: Spesifik ol.

S: (I) Hepimizin bir tür geçmiş hayat bağlantısı var mı?
C: I___ L___ değil.

S: (L) LC'nin sırası! [Gülüşme] (LC) Tam sormak istediğimi sordu! (L) Ama burada seni düşündürmeye çalışıyorlar. (LC) O halde I___'nın söylediğini tekrarlayayım. Bu odadaki kadınlar arasında herhangi spesifik geçmiş yaşam bağlantıları olanlar var mı?
C: Kim?

S: (LC) Laura'yla başlayalım. Laura'yla bir geçmiş yaşam bağlantım var mı?
C: Bunu yanıtlamadan önce, bir geçmiş yaşam bağlantısından ne algıladığını duymak istiyoruz.

S: (I) Ben SF'yle bir geçmiş yaşam bağlantım olduğunu hissediyorum bir şekilde. Ya bir ebeveynim olduğunu veya bana kendim hakkında bir sürü şey öğreten biri olduğunu hissediyorum. Onunla olan yazışmalarımız bana bunu hissettirdi. Siz ne düşünüyorsunuz? (LC) Bilmiyorum... Bu soru buraya geldikten sonra aklıma geldi. 
C: Reenkarnasyon sürecinin nasıl olduğunu düşünüyorsunuz?

S: (LC) Birlikte gelmeyi seçtiğin insanlarla birlikte buraya geri dönüyorsun. Karmik olarak ilişkili olduğun insanları seçiyorsun. (I)  Ben bunu biraz daha farklı görüyorum!
C: Aha! Bir görüş farklılığı!

S: (I) Bence ölüyorsun ve 5. yoğunluğa gidiyorsun ve her enkarnasyonda bazı insanlarla anlaşmalar yapıyoruz ve buraya döndüğünde o insanlar da anlaşmaları yerine getirmek için hayatına giriyor. (LC) Evet, benim düşündüğüm de öyle. Ama, K'ler o soruyu sorduklarında, yakınlık dolayısıyla birlikte döndüğün insanlar olduğunu düşünüyordum. Biri bir hayatta annen olabilir ve aranızda bir sevgi bağı vardır ama dünyaya birlikte geldiğin başka insanlar vardır çünkü yakınlaşmaktan ziyade o insanla arandaki bir meseleyi halletmek zorundasındır.
C: Bu kısmen doğru. Ama bundan fazlası var. Örneğin bir varlık sadece sizin şu anda algılamakta olduğunuz varoluş düzleminde değil, çeşitli varoluş düzlemlerinde enkarne olabilir. Ve bir varlık aslında, eğer bunu yapabilecek kadar ilerlemişse, birden fazla düzlemde eşzamanlı olarak reenkarne olabilir.

S: (I) Bir medyum bana aynı anda iki hayatım olduğunu söylemişti... (L) Şunu mu kastediyorsunuz...
C: Evet, onu kastediyoruz!

S: (L) Bitirmeme izin vermediler. Kayda geçmesi için söyleyeyim, burada hepimizin aynı ruh biriminin parçaları olduğumuzu düşünüyordum.
C: Bir ölçüde, ama o anlamda bir "ruh biriminin" tam olarak ne olduğunu da henüz anlamıyor olabilirsin. Ve elbette, bu konuda anlaşılması gereken başka hususlar var. 3. yoğunluk KH yaşam formlarının ya 4. yoğunluğa geçiş öncesinde ya da tam geçiş çizgisinde öğrenecekleri "numara", mutlak şekilde sınırsız olasılıklarla düşünmektir. Bu süreçteki ilk ve en somut adım, ummayı/beklentiyi (ç.n. anticipation) tamamen bırakmaktır. Bu sizin için çok zor. Bunu anlıyoruz, ama bu nedenle de bu noktayı tekrarlayıp duruyoruz. Örneğin, geçmiş hayatlarınızdan birinin aynı zamanda gelecekteki bir hayatınız olduğunu düşünür müsünüz?

S: (I) İşte kuantum tünellemesi!
C: Evet.

S: (I) Konu geçmiş ve gelecek hayatlarla ilişkili.
C: Evet.

S: (I) Ama bir şekilde parçaları birleştiremiyorum. Bağlantı kuramıyorum.
C: Kuracaksın. "Herşeyin zamanı var, güzelim, herşeyin zamanı var." (ç.n.: Oz Büyücüsü'nün yazarı L. Frank Baum'un "Marvelous Land of Oz" kitabına bir gönderme.) 

S: (L) Bu Oz Büyücüsü kitabından bir cümle! Dorothy Toto'nun nerede olduğunu öğrenmek istediği zaman söylenen. (P) Şunu söylemek istiyorum ki, sanırım hepimiz şu andaki durumu değiştirmek için zamanda buraya geri döndük. Uyanıp neler olduğunu görmek için kendimizi bu zaman periyoduna koyduk. Bu 3. yoğunluk düşünüşü, biliyorum, ama bunu ancak bu şekilde tanımlayabiliyorum. Neler olduğunu görmek için geri baktık, yani dünyanın şu anda içinde bulunduğu duruma ve birşeyleri değiştirmek için geri geldik... (C) Belki de "geçmiş hayat/gelecek hayat" bağlantımız da budur. (P) Doğru, hepimiz kendimizi bu zaman hattına yerleştirmeyi kabul ettik... (L) Yani gerçekten gelecekten geliyoruz... (P) Çünkü dünya kötü bir yöne gidiyor ve BİRŞEY yapılması lazım. Benim gördüğüm şey bu. (I) Evet. Hepimiz buraya geri dönmeye karar verdik ama uyanamama ve bağlantı kuramama gibi güçlü bir ihtimal de vardı. Bizi bir araya gelmekten alıkoymaya yönelik bu kadar çok şeyin meydana gelmesinin nedeni de buydu. (P) Sadece o da değil, uyanma periyodumuzu sürekli geciktiren şeyler oluyor! Tüm hayatımız boyunca bir sürü şeyin bombardımanına maruz kaldık. (I) Evet, uyanmaya başladığımızda ve yapacağımız şeyi yapmak için bir araya gelmeye karar verdiğimizde de bunu önlemek için her türlü şey olmaya başladı. Caroline'nin kedileri bile! [Gülüşme] (S) Eşzamanlılıkla ilgili bir soru sormak istiyorum.
C: Bir dakika... biri az önce gerçeğe şaşırtıcı derecede yakın birşey söyledi. Şimdi bir dakika... düşünün lütfen. 

S: (L) Polly gelecekten geldiğimizi ve kendimizi bu zaman hattına yerleştirdiğimizi söylüyordu...
C: Evet. Bu tamamen doğru olmaya yakın!

S: (L) Reenkarnasyon bakımından, hepimiz kendimizin farklı seviyelerde enkarne olmuş enkarnasyonlarıyız. Bulunduğumuz gerçeklik seviyelerinden biri bu, ama başka seviyelerde başka şeyler düşünen ve yapan başka benliklerimiz de var ve diğer seviyeleri biz gelecek olarak algılıyoruz...
C: Belki bazılarınız için, ama çok ileri sıçramayalım.

S: (P) K'ler gelecekteki BİZ olduklarını söylüyor. Ve bir kısmımız şu anda yaptığımız şeyi yapmak, Dünya'da olmakta olanların yönünü değiştirmek için, biz olarak geçmişe döndük...
C: Yakın ama bundan daha karmaşık. Bu noktada bunu tamamen anlamanız zor olur, ama sadece yakın olduğunu söyleyelim.

S: (C) Biz burada biz olarak yaşarken, aynı anda birden altıya kadar tüm yoğunluklarda da hayatlar yaşamakta olup olmadığımızı merak ediyorum... Yani şu anda aynı anda başka yoğunluklarda bir ağaç, su olabilir miyim?
C: Hayır, ama iyi bir çaba!

S: (A) Polly gelecekten dönme konusunda söylediği şeyle bingoyu buldu. ... Üzerinde düşünmemizi söylediler.
C: Bu düşünceden yansıyan herşeyi düşünmenizi tavsiye ediyoruz!

S: (L) Herşey. Neden yansıma sözcüğünü kullandılar? ...
C: "Alice'in aynası."

S: (L) Alice aynadan geçtiğinde başka bir gerçeklikteydi. (I) Biz şimdi alternatif/başka bir gerçeklikte miyiz?
C: Evet. Ama yine de, tüm gerçeklikler "alternatif" değil midir?

S: (I) Doğru, çünkü "kaynak" GERÇEK gerçeklik ve geri kalan herşey alternatif gerçeklik.
C: Çok yakın I___. Bir gümüş yıldız kazandın!

S: (I) Siz oradakiler çok eğlencelisiniz! Yıldızları severim, ve gümüşü de.
C: Güzel, evet ama altın yıldızlar daha da iyi!

---------------------------------------

Reenkarnasyon vurgulaması yanında görüldüğü gibi anladığım kadarı ile "kuantum tünellemesi"deyimi altında belirtilen, gelecekten bu zamana gelmek konusu da bariz bir şekilde işlenmiş,
Uzun müddet şahsen bilim kurgu türündeki zaman yolculuğu fantazisi altında gördüğüm olaylar ve birçok filmde konu olanlar, bu bilgi ile gerçeklik standına yerleşiyor.

Paralel yaşamlar ve diğer yoğunluk oluş hallerinin denenmesini anlamak ve üzerinde alternatif düşünceleri geliştirmek gibi uğraşılara  doğru bizi sürüklüyor,ancak her zaman söylendiği gibi bu düşünce işini, mevcut eski donelerle saplantılı varsayımlar üretmek şekline sokmamak ve zihni bu yeni bilgilerle akışa bırakmak şeklinde zenginleştirmeliyiz.

Bütün bunların yanında her olayın anda olduğu ve lineer zaman uygulaması işinin ,oluşların içinde bir uygulma olduğu ,sanki zamanlar çarkı içindeki dünyasal yaşamı, biz, seçtiğimiz bir lineer zaman uygulamasının içine girerek uyguladığımız algılamasını daha rahat ifade edebileceğiz gibi..


Tgur

#396

Zaman içinde yolculuk ile ilgili ,özellikle bu durumun kh mi bh mi olduğunu tanımlayacak bir ilave yapıyorum,
--------------------------
S: (L) Bunu şimdilik unutabiliriz o halde. Son celsede Frekans Rezonans Titreşimi konusunu gündeme getirdiniz. Bazı KH güçlerinin 3. yoğunlukta doğrudan ortaya çıkmak amacıyla frekansını yükselttikleri bazı bedenler geliştirmeye, yaratmaya veya ayarlamaya çalıştıklarını söylediniz. Sanırım açık bir istilayı asıl önleyen asıl engel yoğunluk farkı. Biz 3. yoğunluktayız, onlar 4. yoğunlukta. Şimdi, aynı şey BH bireyleri için de geçerli olabilir. Özgür iradeyi ihlal etmemek amacıyla enkarnasyon yoluyla gelecekten bu zaman periyoduna gelen pek çok birey dikkatli bir şekilde belirli DNA yapısına sahip bedenleri seçiyor ve 4. yoğunluk veya daha üst benliklerinin bu gerçeklikte ortaya çıkabilmesi için bu DNA'ları adım adım etkinleştiriyor gibi görünüyorlar. O varlıkların, 3. yoğunlukta uyandırılmış veya ayarlanmış bu tür bedenlerde ortaya çıkması mümkün mü?
C: BH bu süreci herşeyin doğal akışı içinde gerçekleştirme eğilimindedir. KH kendi amaçları doğrultusunda yaratılış süreçlerini değiştirmeye çalışır.

S: (L) Bu Çok Gizli doküman ve de bir ölçüde Anna Hayes'in yazdıkları, pek çok kaçırılmanın "gelecekteki benliklerimiz" tarafından gerçekleştirildiğinden bahsediyor. Yani gelecekteki varlığımız geçmişe, yani bizim şu anımıza geliyor, kendi bedenlerini kaçırıyorlar ve kendilerinin başka bir zaman hattında yaptıkları hataları yapmayıp ilerleyebilmeleri için o bedenler üzerinde genetik bazı ayarlamalar yapıyorlar. Bu gerçekten senaryonun bir parçası mı?
C: Gerçeğe çok yakın!

S: (L) Kendini BH tarzında kaçırıp bu şekilde kendine yardım edebilir misin peki? Bu BH olabilir mi?
C: Hayır, bu BH değil.

S: (L) Yani bu olduğu zaman, eğer oluyorsa, KH parametresinde oluyor?
C: Evet.

S: (L) BH ne yapıyor peki?
C: Böyle şeylerle ilgilenmiyorlar.

S: (L) Eğer KH'ler bizim algılamadığımız bir nedenle, farklı bazı sonuçlara ulaşabilmek için kendileri üzerinde genetik bazı oynamalar yapıyorlarsa, BH tarafında da bunu dengeleyecek bir eylem olması gerekmez mi?
C: KH temelli düşünüyorsun. Ama bu doğal, çünkü 3. yoğunluk insan KH.

S: (L) BH varlıkları böyle şeylerle ilgilenmez diyorsunuz. Gelecekten gelen BH bireyleri neyle ilgileniyor peki?
C: Yardım çağrılarına bilgiyle yanıt veriyorlar.

S: (L) Geçmişe gelen KH bireyleri, atalarını genetik olarak değiştirmekle ne yapmayı umuyorlar? Farklı meydana gelmesini istedikleri ne oldu?
C: Bu sorunun sonsuz sayıda olası yanıtı var.

S: (L) Yani çok çeşitli zaman hatlarından her tür amaçla geliyorlar ve yaptıkları herşey kendilerine hizmet etmek üzere tasarlanıyor. (J) Ben başka bir konuya dair sorular üzerinde düşünüyordu


Tgur

#397
Yukarıdaki alıntının algılanması esnasında aklıma gelenler,

Bir bakıma bu soru ve cevap gurubu "arzulu düşünceni" nin neden kh olduğunu da izah ediyor,
Dikkat edilirse BH oluş, doğal gidişe fazla müdahele etmeyen ,sadece o olgu içerisindeki yaşanma veya o oluş halini deneyimlemek ve onun hazzı ile dolu olmayı öngörüyor ,

Oysa 3Y dünyasındaki bu tip yaşam hali miskinlikle adlandırılır,yaşama müdahele etmeyen "başına vur ağzındakini al" halinde görülenler gibi , şiddetle kınanan ,kaçınılması gereken tavırlar şeklinde insanların zihnine kazınmıştır,

3Y de KH yaşamın oluşturduğu bu keskin ve değiştirilmesi güç kalıpların insan yaşamının içerisinde nasıl ince ince örüldüğünü fark edince "arzulu düşünce" şeklinde tanımlanan hali de yavaş yavaş anlıyoruz , esasta genişleyerek açılım ve büyümenin, zihin kalıbındaki değişkenliklerle BH olduğunu da anlıyoruz zira zihnen ve ruhsal anlamda genişlemek demek ,bilgiyi arttırarak  varlığın bireyselden bütüne doğru genişlemesi ve bütünü kavraması olarak belirginleşme olduğunu da idrak edebiliyoruz ,

Netice olarak , "arzulu düşünce", bireysellikte alabildiğine haz alabilmek için diğer doğal oluşuma aldırmadan ve gerekirse onları da yok ederek ,zarar vererek faaliyetler yürütmektir,

Bu durumda evvelce sahip olunan yetenekleri unutup unutturup tekrar elde edebilmek için "sonsuz sayıdaki olasıklıkları" devreye sokan davranışları , daha başka ifadeyle minimale doğru indirgenen halleri mutlak yaşanması gereken hal şeklinde dayattıran anlayışlar olarak da belirtebiliriz.

Vaktiyle uzak mesafelere kolaylıkla gidebilme "enerji hatlarından yararlanma ,zihnen ortam değiştirme" işinin unutulup , tekerleği icat etme ve daha sonrakiler gibi uğraşıları bunlara örnek olarak verebiliriz.



bozadi

#398
"arzulu düşünme", korku ve bilgisizlik/güvensizlik kavramları arasında önemli bağlar var sanırım.

bir de, maharaj "arzu ve korku"yu birbiriyle her zaman birlikte olan şeyler olarak tanımlıyordu, yanlış hatırlamıyorsam.

Tgur

#399
Korku arzuyu tetikler doğru,
Korkuyu analizleyelim ,nereden çıkmış bu olgu,
Bilgisizlik ve güvensizlik ,
O da çok doğru ,
Hayvan halinden insan haline geçişte taşınan en ilkel duygu insan deneyimine başlarken, dünyadaki yaşam hallerine insanca yaşam hallerine adapte olurken, bilinmezlik labirentlerinden çıkışta, evvela korku devreye girmiştir bilinmez yollara adım atarken korkunun tetiklediği davranışlar evvel emirde arzulu düşünce kalıplarıyla şekillenmiştir,

Diğer taraftan bu dünyada, doğaya ,hayvana tam uyumlu ve korku olmadan yaşam süren insan formlarından da haberdarız ,
Lemuryalılar gibi ,toprağa duydukları saygıdan kültür bitkileri yetiştirmemişler , bu maksat için pulluk saban gibi aletlerle ilgilenmeyip , olan yabani oluşumlarla beslenmiş hayvanlarla konuşmuş, beraber seyahat etmiş, kısaca doğayla barışık yaşamışlar ve uzun uzun ömürler sürdürmüşler,

Bütünlüğün bilinci ile dolu olan insanların saf ve sevgi dolu yaşamları Atlantislilere kadar sürmüş ve indirgenme Atlantislilerle başlamış ,milyon veya yüzbin senelerle ifade edilen  bu karışımlı yaşam,  çeşitli yokoluşlar ,tekrar varoluşlar ,yani döngüler ve başka gezegen sakinlerinin işgali, yaşama müdahele etmeleri ,çeşitli formları devreye almaları gibi yürüyen süreç, zamanımıza ulaşmıştır,
(Bu tarihsel oluşumlarda hatalı olabilirim ,bilen lütfen müdahele etsin )
 
Bu ironik hali nasıl doğru düzgün bir neticeye bağlamalıyız şu halimizin ilkelliği neden,

Burada, aldığımız taze bilgiler bize yol gösterebilir ,ne anlatıyor kasyopyalılar,

"Siz topyekün KH siniz" ,"Dünya insanı Orion KH imalatıdır", "Yüzde elliniz organik portaldır","Siz bizsiniz"  ve "Bilgikorur", "Yaşam derslerden ibarettir", "Önemli olan beden değil,ruhtur",

Sonuç olarak, bir indirgenme mahsülü halinde bu hayatı sürdürme ve bu esnada bilgilenip ,uyanıp neyin ne olduğunu farketmeye geldik, bilginin dayattırıldığı,çarpıtıldığı ,başlangıçta bahsettiğimiz korku ve bilgisizlik safhalarından geçtik ve hala bilgilenme yolculuğumuz devam ediyor ,ve arzulu yaşamın şekillendirdiği bu  ortamda bahsettiğim çoğu hatalı yaşam çizgilerinin üzerinde de bazen giderek ,yaşama rolümüzü uygulamaktayız ,

Lemuryalı yaşamı ,kızılderili yaşamı ,Aborjin yerlisi yaşamının ,budist yaşamının o bahsettiğimiz ruhsal kaliteli yaşam olduğunu bilinmesine rağmen soyutlanıp o ortamlarda yaşamak ,tabiiki imkan bulunduğunda uygulanması istenen bir yaşam ,ama  imkan her zaman bulunamıyor ,
o halde, bulunduğumuz ortamda kendimizi "Robinson"laştırmadan yaşamda tutmalıyız ,şu yazıları yazabilmek gibi ,soranlara bildiklerimizi anlatmak gibi zevkleri hayatımızı manalandıran unsurlar olarak tutmalıyız.

Görüldüğü gibi konu ,dallanıp budaklanıp, "arzulu düşünce" mahsülü  bireysellikle kendinimizi anlatma haline dönüştü ,fark edip burada kesiyorum..


bozadi

#400
çıkarımlarınızı keyifle okudum Tgur.

bu arada, Dalga serisinin 9 bölümden oluşan ilk cildinin 6-7 bölümlük bir kısmı hazır sayılır. Gregorsamsa bunların kontrollerini yapıyor ve kontroller bitince, çevrilmiş bölümleri hemen yayınlamaya başlayacağız. birlikte çalıştığımız ekip, bu çevirileri cassiopaea ana sayfasına eklenecek bir Türkçe alt-sayfadan yayınlamamızı istedi. tabi bu fikir bizi çok sevindirdi. sanırım önümüzdeki bir-iki haftalık süreç içinde cassiopaea sitesine eklenecek bir Türkçe sayfadan ilgili bölümleri okumaya başlayabileceksiniz.

Tgur

#401
Sevindirici ,mükemmel bir haber,
Dalga serisi tercümesini sadece orada mı sergileyeceksiniz ,anlayamadım

bozadi

#402
evet, şu an için anladığım kadarıyla sadece oradan yayınlamamızı, buradan sadece link vermemizi istiyorlar.

Gregorsamsa

#403
Evet arkadaşlar, orijinal Kasyopya sayfasında Türkçe bir bölüm açacaklar, metinler oraya koyulacak. Bir ihtimal olarak da Türkçe kitap olarak basılabilir.
Biz buradan linki veririz, oradan okunabilir. Burada da ayrı bir başlık açarsak , bunun altında gerektiğinde alıntılar da yapılarak tartışıp irdeleyebiliriz.

Bana göre Dalga (Wave) çok önemli bir kaynak, Kasyopya celseleri asıl o zaman bütünlük kazanıyor. Hatırlarsanız geçmişte, aslında Kasyopya celselerinin herhangi bir dilde ham olarak yayımlanmadığını belirtmiştik (webde gayriresmi bulunan celseler ve 2002 sonrası yapılıp cass forumda paylaşılıp orada irdelenenler hariç) . Celse alıntıları Dalga içerisinde yer alınıyor ve bilgilerin nedenleri , niçinleri başka referanslarla birlikte ele alınıyor. Bu yüzden mutlaka okunmalı, okutulmalı diyorum. Birinci kitabın ilk 3-4 Bölümünden sonra daha güzellişiyor kanımca.
 
Bu arada Dalga serisi toplamda 7 kitaptan oluşuyor, biz şu anda 1. kitabı (9 bölümden oluşuyor) tamamlamaya çalışıyoruz. Bozadi ve Hande' ye çeviriler için tekrardan teşekkür ederim.
 

Tgur

#404
Emeği geçen siz kıymetli dostlara sonsuz teşekkür..