Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 37 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#300
Hayali Çekirdek



Öğrenci : Peki nasıl? Anahtar çakralar mıdır?

Ögretmen : İnsan bedeninde ortaya çıkan enerji merkezleri hakkında çok sey söylendi ve yazıldı, ancak bu enerji merkezleri, fiziksel ve fiziksel-olmayan alemler arasındaki baglantı degildir. Fiziksel bedeni fiziksel-olmayan bedenler ile birbirine ören, hayali çekirdek olarak adlandırdıgımız seydir.

Öğrenci : Neden olusur?

Ögretmen : Hayali çekirdek, maddi herhangi bir seyden meydana gelmemistir. Ruh bilincinin, insan bedeninin alemleri arasında hareket edebilen bir gölgesi gibidir.

Öğrenci : O zaman, zihin ve bedende esit düzeyde iyi islemektedir.

Ögretmen : Hayali çekirdek, beden, duygular, zihin ve genetik zihin arasında ısıktan hızlı hareket edebilen bir bilinçtir. Ve de insan bedeninin deneyimlerini ruha dagıtan bir farkındalık noktasıdır.

Öğrenci : Deneyimleri süsler mi yoksa sadece bir kayıt cihazı gibi rapor mu eder?

Ögretmen : Her seyi olagandısı ifadelerle rapor eder.

Öğrenci : Ne demek istiyorsunuz?

Ögretmen : Yasamınızdaki en sessiz anlarda dahi, belki pencereden dısarı bakarken ya da bir kitap okurken, bu hayali çekirdek tarafından algılanmakta olan büyük bir deneyim evreni vardır, ve her bir küçük detay aynen kaydedilir ve ruha aktarılır. Hayali çekirdek, insan bedeninin süper bilincidir. Ruhtan ayrıdır ve insan bedeninin etkilesim içinde olmak zorunda oldugu dogal dünyaya gönderilmis ruhun elçisi olarak düsünülür. Bu farkındalık yoluyla, ruh sınırların ve ayrılıgın dogal dünyasını deneyimler ve -lk Kaynak'ın elbisesi olan Büyük Çokevrenin anlasılmasına yardım eden deneyimleri kendine çeker.

Öğrenci : Bunu neden daha önce duymamıstım?

Ögretmen : Sana kim söyleyecekti ki?

Öğrenci : Siz.

Ögretmen : Biraz önce söyledim, dinlemiyor muydun?

Öğrenci : Evet, ama iki yıldır sizin ögrencinizim ve ilk defa hayali çekirdek diye bir sey duyuyorum. Neden?

Ögretmen : Biz, mecazlar ve iliskiler yoluyla ögretiyoruz. Sana hayali çekirdek ögretilmisti ancak su ana kadar adını hiç duymamıstın. Ve artık adını bildigine göre, tasarımı ve amacı ile ilgili zihninde daha net bir resim canlanmaktadır.

Öğrenci : Ancak adını bilmek iki yılımı mı aldı?

Ögretmen : Bu bazıları için iki saat bazıları için ise bir yasam boyu sürebilir. Kisiye ve cevapların nasıl elde edildigine göre degisir. Bilincinin su anda yasamakta oldugu mevcut yasamını bilmeden önce bilinmeyeni aradın.

Öğrenci : Tamam, bir hayalperest oldugumu kabul ediyoruz –

Ögretmen : Bilinmeyeni aramakta hiçbir yanlıs yok. Zamanını bir hayalin pesinden kosarak bosa harcadıgını söylemiyorum.


Öğrenci : Ama öyle geliyor ki bu hayali çekirdegi anlamak için daha çok zaman ayırmam gerekiyor. Buna göre ne ögrenmemi önerirsiniz?

Ögretmen : İnsan bedeni, duygular ve zihin hakkındaki herseyi ögrenmeye çalıs. Bir süre için çalısmanın odak
noktası bu olsun – belki bir ya da iki yıl, ayırabildigin zamana baglı olarak. Bunu yaparken, insan bedeni ile ilgili anormal ya da baglantılı görünen özellikleri not al. Örnegin, beyin, gözlerden aldıgı bilgi tarafından tahakküm edilir. Gözler, bilince neden hakim olamaz? Baglantılar ve anormal fenomenler üzerine notlar alırken, beden, duygular, zihin ve genetik zihin arasındaki etkilesimin haritasını çıkarıyormuscasına insan bedeninin yapısını tanımlamaya basla. Unutma ki hayali çekirdek, ruhun gölgesidir ve insan bedeninin kıvrımları arasında kesintisiz bir sekilde çalısır. Belli bir kisilige ait insan bedenini kullanan deneyimin ilk algılayıcısı ve aktarıcısıdır. Maddi alemlerlerin içindeki bölünmemis sürecin devamlılıgıdır; aynı sekilde ruh da fiziksel-olmayan alemlerin içindeki bölünmemis sürecin devamlılıgıdır.

Öğrenci : Peki ya Bütünlük Yönlendiricisi?

Ögretmen : O da bu iki dünya arasındaki devamlılıgın köprüsüdür. Bütünlük yönlendiricisi zamanlı dünya ve zamansız dünya arasındaki kenetleyici bagdır. Bu engin deneyimsel veri deposunu bütünlestiren ve dönüsüm kuvveti olarak tutarlı hale getiren ruh ile hayali çekirdegin asılanmasıdır.

Öğrenci : Bu resmi yaratmak ve baglantıları anlamak benim için çok uzun zaman alacak.

Ögretmen : Sanslıysan, sadece bir yasam sürebilir. Ancak, öncelikle ruhunun içinde çalıstıgı temel yapıları anlamadan İlk Kaynak'ın pesinden gidersen, bir hayali kovalamıs olacaksın. Tanrı bir görünecek, bir yok olacak, ve her yeni bir olusum yolunu kestiginde kusku seni sarsacak. Her sey geçici gibi görünecek, Tanrı'nın yüzü bile.

Öğrenci : Biraz önce, Bütünlük Yönlendiricisinin, ruh tasıyıcısının ve ruhun deneyimlerini dönüsüm kuvveti olarak kullandıgını söylemistiniz. Kimin ne amaçla dönüsümüdür bu?

Ögretmen : Kisisel kisiligin dönüsümü – zamanlı ve zamansız dünyaların her ikisinde de kısa bir süre için misafir
olan ve tüm biçimleri, kisilikleri ve hepsinde bulunan tüm fikirleri kucaklayan Tek Plana kendini adamıs olan Tanrı-parçasının. Bu kisilik, formların biçim degistirmesine ve Tek Planın bilinçli uzantısı olmak için zamanın sürekli çalkalanmasına katlanan kimliktir. Bu dönüsümün amacı, İlk Kaynak'ın elçileri olarak Büyük Çokevreni arastırmak, Tek Planın büyümesi ve süregelen tekamülü için yeni fırsatlar yaratmaktır.

Öğrenci : Sanırım kasten önümdeki görevimi bir sekilde hatırlatmak için özet bir cevap verdiniz.

Ögretmen : Sana verilebilecek cevabı verdim. Kelimelerin kendisi bir özettir, öyle degil mi?

Öğrenci : Sizin için bir sakıncası yoksa, görevime dönmek istiyorum: insan bedeni üzerinde çalısmak. Kullanabilecegim bir model var mı ki böylece digerlerininki ile kendi yaklasımımı karsılastırabileyim.

Ögretmen : Arastırmalarını ve bulgularını zevkle paylasmak isteyenler olabilir. Diger ögrenci arkadaslarınla isbirligi yapman konusunda seni tesvik ederim. Bu çok faydalı bir çalısmadır.

Öğrenci : İnsan bedeni ile anormal fenomenlerin baglantısından bahsetmistiniz. Biraz bu konuya deginebilir misiniz?

Ögretmen : İnsan bedeninin baglantıları, hayali çekirdegin dokularını meydana getiren tellerdir. Bu teller birlikte
fiziksel beden, duygular, zihin ve genetik zihin arasındaki yolları örerler. Herbirinin içinde alt-katmanlar vardır, tıpkı insan bedeninin teninin, sinir sisteminden ve de iskelet yapısından farklı olması gibi. Beden böylece, bütün yapıyı meydana getiren birçok katmanlardan ve alt-parçalardan olusur. Bu esit düzeyde, duygular, zihin ve genetik zihin için de geçerlidir. Bu seviyeler ya da katmanlar arasındaki baglantıların her biri, ki bu toplamda 24 sistem etmektedir, Bütünlük Yönlendiricisinden ortaya çıkmaktadır. Baska bir deyisle, bu ipler, ortak bir temele sahip ve birbirine degerek sarmal olusturan, birbirine baglı bütünsel bir sistemdir.

Öğrenci : 24 sistem nedir? Ne olduklarını ben biliyor muyum?

Ögretmen : Her birini teker teker ayırt etmen önemli degil. Zaman ve mekan dünyasında bazıları henüz kesfedilmedi bile. Sadece adetini ifade ediyorum ki böylece insan bedeninin derinligini ve muhtesem, mucizevi yapısını bilebilesin.

Öğrenci : Bu neden bu kadar önemli?

Ögretmen : İnsan bedeni, birçok kültür tarafından, zayıf ve narin bir beden olarak görülmüstür. Zamanla hücresel yıkım oldugu ve hastalıga yatkınlıgı için kusurlu ve noksan olarak düsünülmüstür. Bazı bölgelerde, sadece zevk ve acı hisleri için gerekli bir hareketli obje olarak düsünülmüstür. Hakkettiginden az deger görmüstür, hatta ruhsal bir görev hissedenler tarafından dahi alt ya da düsük benlik olarak ele alınmıstır.

Öğrenci : Ama düsük benliktir öyle degil mi?

Ögretmen : Askın ruhun bir kabıdır. Güzel bir kap gördügünde, içinde ne oldugunu merak eder misin?

Öğrenci : Sanırım güzel bir kap görsem – sanatsal bir parça gibi – kabın begeni için oldugunu düsünürüm, kullanmak için degil.

Ögretmen : Kullanabilirlik özelligi gerektirmez, çünkü güzelligi tek basına bir amaçtır. Dogru mu?

Öğrenci : Kesinlikle.

Ögretmen : Bu insan bedeni için de geçerli. Güzelce tasavvur edilmis bir yaratım; ancak birçok kisi onun bos oldugunu düsünür. Amacı kendi içinde saklıdır. 24 katmanı görmezler, sadece bes baskın katmanı algılayabilirler: ten, kas, kemikler, duygular ve zihin.

Öğrenci : Neden? Neden sadece 24'ünün hepsini degil de sadece bes tanesini görürüz?

Ögretmen : Bu kavramlar, sana bir bütün olarak egitimsel telkinleriniz ve toplumunuz tarafından ögretildi. Aksine, diger 19 katmanı anlamak ve takdir etmek ögretilmedi. Birçok durumda, bu katmanlar, anlamayı ve takdir etmeyi, daha fazla dikkat ve uyanıklık ve sebat gerektirir.

Öğrenci : O zaman, insan bedeninin diger boyutları hakkında daha fazla bilgi nasıl edinebilirim?

Ögretmen : İnsan bedenini çalısarak. Bedeni, duyguları, zihni ve genetik zihni çalısarak. Bu kutsal kabın gerçekten ne oldugunu anlamayı ögrenirsin: arastırmacı ve her nekadar geçici de olsa zaman ve mekan alemlerindeki en derin, ölümsüz bilincinin aracı.

Öğrenci : Ama bana 24 katman hakkında bilgi verseydiniz, çalısmalarımda yardımcı olmaz mıydı?

Ögretmen : Belki, ama insan zihni ile tüm bu seviyeleri anlamak pek gerekli degil. Ve bir kez daha, ilk birkaç basamagı anlamak yerine tüm merdiveni bilmek istiyorsun. Merdiveni basamaklarla idrak edilebilir kılmak zamana baglı bir fonksiyondur, tekil bir ifsaata degil.

Öğrenci : Anlıyorum.

Ögretmen : Evrensel yoldan bahsettim; simdi söyle bakalım ne ögrendin.

Öğrenci : Peki, elimden geleni yapacagım. Hayali çekirdek, insan bedenindeki 24 seviyeyi baglayan, zaman ve mekan alemlerini insan ruh için gözlemleyen bir bilinçtir. Hayali çekirdek, bu 24 seviyeyi birbirine ören birçok ipten olusur, daha iyi bir tanımın yoklugundan dolayı böyle diyoruz, ve bu baglantılı ipler, üzerinde ilerlenilecek yollar kullanır – bir bilinç olarak – bir seviyeden digerine kuantum hızında hareket eder. Sonra, bu deneyimsel bilgiyi ruha aktarır, ve ruh da bu bilgiyi, Tek Plan ile nasıl uyumlu olabilecegi ve Büyük Evrenin karanlık noktalarına daha fazla nasıl ısık getirebilecegi anlayısını gelistirmek için isler.

Ögretmen : Derin bir nefes al. İyi dinlemissin.

Öğrenci : Dogru anlamıs mıyım?

Ögretmen : Dogru anlamaktan mı endise ediyorsun, yoksa ögrenmekle mi ilgileniyorsun?

Öğrenci : Aralarında pek fark var mı?

Ögretmen : Zıt kutuplar olabilirler.

Öğrenci : Ben hem ögrenmek hem de dogru anlamak ile ilgileniyorum.

Ögretmen : Bu konusmanın basında, bana Tanrı'yı bilmek için bir teknik olup olmadıgını sormustun. Hatırlıyor musun?

Öğrenci : Evet.

Ögretmen : Cevabını bulabildin mi?

Öğrenci : Hayır. Sanırım bir cevabı da yok.

Ögretmen : Kimbilir belki vardır, ancak her insan için degisir. Her varlık, yaratıcısına daha önce hiç kullanılmamıs essiz bir sekilde yaklasır. Zaman ve mekan alemlerindeki engin deneyiminden geri kalanları biraraya getirsen, sence bunun daha önce aynı sekilde yasanmıs olabilecegini düsünebilir misin?

Öğrenci : Bilmiyorum. Bunu daha önce hiç düsünmedim. Temel seviyede yasanmıs olabilir.

Ögretmen : Ancak onu, Yaratıcılarının alemine yükselen ruhların yolları olarak basitlestirirsen olabilir. Gerçekte, herbirimiz, Büyük Evreni olusturan gezegenler kadar essiziz, ve bu essiz durum, kesinlikle evrensel bir teknigi aydınlanmanın mucizevi ilacı olmaktan alıkoymaktadır.

Öğrenci : Anlıyorum. Bu tasarımın bir parçası mıdır?

Ögretmen : Evet.

Öğrenci : Sanırım asıl soru, kendi, çok-katmanlı benligimin farkındalıgını kazanmak adına, kendi teknigimi olusturmak için nasıl bir bilginin gerektigidir?

Ögretmen : Uyandıgın her sabah bu sorusturmayı yapmak ve kendini bu önemli bilgiyi her tür deneyimle yasamına çeken bir mıknatıs gibi hissetmek senin uygulamanda varsa, dogru yoldasın.

Öğrenci : Hayali çekirdegin içimde olduguna ve bilincimin uyudugu anlarda dahi bilgiyi özümsedigine inanmam yardımcı olur mu?

Ögretmen : Elbette.

Öğrenci : Sükran duyuyorum.

Ögretmen : Bir sey degil.





* FİZİKSEL BEDENİ FİZİKSEL-OLMAYAN BEDENLER İLE BİRBİRİNE ÖREN, HAYALİ ÇEKİRDEK OLARAK ADLANDIRDIGIMIZ SEYDİR.

* MADDİ HERHANGİ BİR SEYDEN MEYDANA GELMEMİSTİR. RUH BİLİNCİNİN, İNSAN BEDENİNİN ALEMLERİ ARASINDA HAREKET EDEBİLEN BİR GÖLGESİ GİBİDİR.

* HAYALİ ÇEKİRDEK, BEDEN, DUYGULAR, ZİHİN VE GENETİK ZİHİN ARASINDA ISIKTAN HIZLI HAREKET EDEBİLEN BİR BİLİNÇTİR.

* İNSAN BEDENİNİN DENEYİMLERİNİ RUHA DAGITAN BİR FARKINDALIK NOKTASIDIR.

* HAYALİ ÇEKİRDEK, İNSAN BEDENİNİN SÜPER BİLİNCİDİR.

* YASAMINIZDAKİ EN SESSİZ ANLARDA DAHİ, BELKİ PENCEREDEN DISARI BAKARKEN YA DA BİR KİTAP OKURKEN, BU HAYALİ ÇEKİRDEK TARAFINDAN ALGILANMAKTA OLAN BÜYÜK BİR DENEYİM EVRENİ VARDIR, VE HER BİR KÜÇÜK DETAY AYNEN KAYDEDİLİR VE RUHA AKTARILIR.

* RUHTAN AYRIDIR VE İNSAN BEDENİNİN ETKİLESİM İÇİNDE OLMAK ZORUNDA OLDUGU DOGAL DÜNYAYA GÖNDERİLMİS RUHUN ELÇİSİ OLARAK DÜSÜNÜLÜR.

* HAYALİ ÇEKİRDEK, BU 24 SEVİYEYİ BİRBİRİNE ÖREN BİRÇOK İPTEN OLUSUR, DAHA İYİ BİR TANIMIN YOKLUGUNDAN DOLAYI BÖYLE DİYORUZ, VE BU BAGLANTILI İPLER, ÜZERİNDE İLERLENİLECEK YOLLAR KULLANIR – BİR BİLİNÇ OLARAK – BİR SEVİYEDEN DİGERİNE KUANTUM HIZINDA HAREKET EDER. SONRA, BU DENEYİMSEL BİLGİYİ RUHA AKTARIR.

* RUH DA BU BİLGİYİ, TEK PLAN İLE NASIL UYUMLU OLABİLECEGİ VE BÜYÜK EVRENİN KARANLIK NOKTALARINA DAHA FAZLA NASIL ISIK GETİREBİLECEGİ ANLAYISINI GELİSTİRMEK İÇİN İSLER.


* BU FARKINDALIK YOLUYLA, RUH SINIRLARIN VE AYRILIGIN DOGAL DÜNYASINI DENEYİMLER VE -LK KAYNAK'IN ELBİSESİ OLAN BÜYÜK ÇOKEVRENİN ANLASILMASINA YARDIM EDEN DENEYİMLERİ KENDİNE ÇEKER.

* BÜTÜNLÜK YÖNLENDİRİCİSİ, O DA BU İKİ DÜNYA ARASINDAKİ DEVAMLILIGIN KÖPRÜSÜDÜR.

* BÜTÜNLÜK YÖNLENDİRİCİSİ ZAMANLI DÜNYA VE ZAMANSIZ DÜNYA ARASINDAKİ KENETLEYİCİ BAGDIR.

* İNSAN BEDENİNİN BAGLANTILARI, HAYALİ ÇEKİRDEGİN DOKULARINI MEYDANA GETİREN TELLERDİR. BU TELLER BİRLİKTE FİZİKSEL BEDEN, DUYGULAR, ZİHİN VE GENETİK ZİHİN ARASINDAKİ YOLLARI ÖRERLER. HERBİRİNİN İÇİNDE ALT-KATMANLAR VARDIR.



* ASIL SORU, KENDİ, ÇOK-KATMANLI BENLİGİMİN FARKINDALIGINI KAZANMAK ADINA, KENDİ TEKNİGİMİ OLUSTURMAK İÇİN NASIL BİR BİLGİNİN GEREKTİGİDİR.

* UYANDIGIN HER SABAH BU SORUSTURMAYI YAPMAK VE KENDİNİ BU ÖNEMLİ BİLGİYİ HER TÜR DENEYİMLE YASAMINA ÇEKEN BİR MIKNATIS GİBİ HİSSETMEK, SENİN UYGULAMANDA VARSA, DOGRU YOLDASIN.

* HAYALİ ÇEKİRDEGİN İÇİMDE OLDUGUNA VE BİLİNCİMİN UYUDUGU ANLARDA DAHİ BİLGİYİ ÖZÜMSEDİGİNE İNANMAK.



İnsanın "çok boyutlu" bir varlık olduğu yönündeki bir çok kanal bilgisi ile uyuşan bilgiler ilginç gerçekten. Akıl/Beden/Ruh bileşiminin kopmaz bağlar ile bir "bileşim" olduğu yönündeki Ra Bilgileri ile de paralel bilgiler sözkonusu. Zamanlı ve zamansız bağlantıları olan bir varlık insanlar.


Soluk ta olsa zihinde bir resim oluşabilmesi ve böylece kavramaya bir adım daha yaklaşabilmek adına paylaşmak istedim...Bence tekrar tekrar okunacak bilgiler ile dolu bir materyal...

Tiversonus

#301
Evren İle İlişkimiz




4. Evrensel İliski



Öğretmen : Demek Bütünlük Yönlendiricisini deneyimlemek istiyorsun. Nasıl yapacagına karar verdin mi?

Öğrenci : Sizinle bunun için bulusmak istedim. Düsündüm ki bunu basarmak için bana bir yöntem ya da teknik bilgi verebilirsiniz.

Öğretmen : Bunu yapabilseydim, burada (asramda) varolan her sey, mutlak olmaz mıydı? Tüm egitimin senin üzerine düsmez miydi? İnsanlarla olan tüm baglantın, kendini-bilmek için yapılan varolus yolculuguna dönüsüp yıpranmaz mıydı?

Öğrenci : Anlamıyorum.

Öğretmen : İç ve dıs bilgiyi arada bir sey olmadan bir köprü gibi birbirine bagladın, ve eksik olan orta kısım, iki ucun kesinlikle birlestigini; bu dünyalar arasında bir bag oldugunu; köprünün bir fonksiyonu oldugunu onaylayan deneyimindir. Degil mi?

Öğrenci : Evet.

Öğretmen : Bu aradaki kısmı deneyimlerinde bulsaydın, köprün insa edilmis olurdu ve sen de iç ve dıs dünyalar arasında özgürce ve serbestçe geçis yapabiliyor olurdun. Ve sonra digerlerine kendi köprülerini nasıl insa edeceklerini ögretmek isterdin. Degil mi?

Öğrenci : Kesinlikle.

Öğretmen : Bu dünyada yasamıs ve bu köprüyü insa etmis hiçbir ögretmenin bunu digerleri ile paylasmamıs olabilecegini düsünebiliyor musun?

Öğrenci : Hayır.

Öğretmen : O zaman bahsettigin teknik nerede? Öyle iyi gizlenmis ki dünyanın en iyi ögretmenleri dahi onu makul bir yöntem haline dönüstürememis mi?

Öğrenci : Hiçbirinin bu köprüyü insa edemedigini mi söylemek istiyorsunuz?

Öğretmen : Hayır. Hiçbirinin bu köprüyü insa etmek istemedigini söylüyorum.

Öğrenci : O zaman neden bu arzu beni yiyip bitiriyor?

Öğretmen : Çünkü onun kelimelerle, deneyimlerle ve tesebbüs ile insa edilebilecegine inanıyorsun.

Öğrenci : Ama bu mümkün degil mi?

Öğretmen : Zaten insa edilmis birsey, insa edebileceginden daha fazla insa edilemez.

Öğrenci : Ne demek istiyorsunuz?

Öğretmen : Bu tası yapabilir misin? (Elimde yerden aldıgım bir tas vardı.)

Öğrenci : Tam bir kopyasını yapabilecegimi mi ima ediyorsunuz?

Öğretmen : Hayır, bu tastan bahsediyorum?

Öğrenci : Hayır. O zaten yapılmıs.

Öğretmen : Senin köprün de öyle.

Öğrenci : Tamam.. kavram olarak anladım, ama onu hiç deneyimlememisseniz, insa edilmis olmasının ne faydası var?

Öğretmen : Bu sana baglı.

Öğrenci : Hangi bakımdan?

Öğretmen : Neyin eksik oldugundan çok neyin mevcut oldugunu mu görürsün?

Öğrenci : Bilmem.. ne demek istediginizden tam olarak emin degilim.

Öğretmen : Bilgin ve disiplinin var. Sezgin ve içgörün var. İnisiyatifin ve kurnazlıgın var. İrade gücün ve direncin var. Bunlar senin için, eksik olan Bütünlük Yönlendiricisini bilinçli olarak deneyimlemekten daha çok mu önemli?

Öğrenci : İnanıyorum ki Bütünlük Yönlendiricisini deneyimledigim zaman, bu diger seylerin yerini alacak, ya da
onları bir tür kolektif bir düzen içine sokacak ve ben de daha iyi bir insan olacagım ve sonuç olarak da daha iyi bir ögretmen olacagım.

Öğretmen : Ama bir seyi insa edemiyorsan, onun nasıl insa edildigini nasıl ögreneceksin?

Öğrenci : O zaman diyorsunuz ki zaten bu deneyime sahibim, diger herkes gibi; sadece bunu bilmiyoruz. Ve tekrar, bunu kavram olarak anlayabiliyorum, ama bazı kisiler bu deneyime sahipmis gibi geliyor.

Öğretmen : Su anda dahi bu deneyimi yasıyorsun, benim gibi.

Öğrenci : Evet, ama siz muhtemelen bilincindesiniz, ama ben degilim.

Öğretmen : Hayır, ben bizim bilincindeyim. Dikkatimi nereye ve neye yönelttigimin farkındayım. Dikkatimi, Bütünlük Yönlendiricisine yöneltemem, çünkü bu bedenin ve zihnin erisebilecegi sınırların dısındaki bir enerji frekansında.

Öğrenci : O zaman diyorsunuz ki Bütünlük Yönlendiricisi ya da insan ruhu, ne yaparsak yapalım bizim insan duyularımız için görünmezdir? Ona uyumlanabilecegimiz ya da onun bize uyumlanabilecegi herhangi bir teknik yoktur?

Öğretmen : Dogru.

Öğrenci : O zaman benim arzum asılsız?

Öğretmen : Arzun dogal ve de dayanaklı; sadece umdugun sekilde bir deneyim ile sonuçlanmayacak.

Öğrenci : Peki neden hayati bir seyi atladıgımı hissediyorum? Neden bu cevaplanmamıs sorularım beni dogru yolumdan alıkoyuyormus gibi bir inanca sahibim?

Öğretmen : Daha önce de belirttigim gibi, dikkatin eksik olana yöneliyor çünkü dünyana imkansız olanı davet ettin ve senden öncekilerin bilgilerini paylasmadaki basarılarını ideallestirdin. Büyük bilginin sadece bilinmeyenin, insan ruhlarının yasadıgı gizli dünyaların deneyimlenmesi ile elde edilebilir olduguna ve bu deneyim olmadan kaderini gerçeklestiremeyecegine inanıyorsun.

Öğrenci : Birçok büyük ögretmen, bu içsel alemlere ve Bütünlük Yönlendiricisinin bir parçası oldugu boyutlara
iliskin vizyonlarını paylasmıslar. Onlar gibi ben de bu alemleri arastıramazsam, bilincimi genisletmeyi nasıl umabilirim ki?

Öğretmen : Seninle bir sır paylasacagım. Bunu tatmin ile degil bir görev olarak yapıyorum. Diger alemler fikri,
rüyalarla aynı doku ile örtülüdür. Mistikler, azizler ve hatta insan türünün bazı büyük ögretmenleri, senin ve benim gibi aynı sınırlı algıya sahip bedenlerde yasamıslardır. Diger boyutlar ve varolus düzlemleri ile ilgili olaganüstü hikayeleri göreceliydi, nesnel, ihtisamlı alemler seklinde ifade edilmis tekrar-edilemeyen canlı rüyalardı.

Öğrenci : Mistisizm hikayelerinin uydurma oldugunu mu söylüyorsunuz?

Öğretmen : Bazıları öyle. Bazıları ise canlı rüyaların, yanlıs ifadesidir. Bazıları ise, bu kisilerin gelecek çokluevrenlerdeki meta-boyutlu alemler ile karsılasmalardır. Bazıları ise gezegen-dısı varlıklar ile karsılasmalardır. Bazıları ise planlı aldanmalardır. Söylemek istedigim, insan ruhu ve yasadıgı alemler ile ilgili deneyimlerini yüksek sesle dile getirenler, genellikle nesnel bir realiteden çok kendi ihtisamlarını anlatma çabası içinde olanlardır.

Öğrenci : Bunu hazmetmem biraz zaman alacak. Büyük saygı duydugum ögretmenlerimi yalancı durumuna düsürüyor gibisiniz.

Öğretmen : Sana söyledim, bu durumdan ben de tatmin olmuyorum. Ya da herhangi bir ögretmeni yermeye çalısmıyorum. Su sekilde açıklamama izin ver. Dünya üzerinde daha önce hiç kesfedilmemis bir yer kesfetsem, ve bu yerin koordinatlarını gösteren bir harita yapsam, haritadan anlayan herkese bu yeri nasıl bulabileceklerini anlatmıs olurdum. Deneyimime dayanarak insanları bu yere yönlendirebilirdim. O zaman neden içsel alemler için bir harita yok? Ve sen cevap vermeden önce, unutma ki bazı haritalar olsa bile bunlar ölçü olarak dogru degiller, ve sonuçta aynı içsel cografyayı anlatmıyorlar.

Öğrenci : Çoklu-evrenin yapısı ile ilgili uyusmazlık oldugunu kabul ediyorum, ancak bu onun varolmadıgı anlamına gelmez.

Öğretmen : Varolmadıgını söylemiyorum. Bir harita yok! Bu alemlerin hiçbir kartografı yok çünkü bu alemler kapsam olarak sonsuzlar. İlk Kaynak'ın sonsuzlugunu nasıl haritalandırırsın? Kalem kagıtla mı? Yaratıcımızın olagandısı vizyonunu kelimelere ve metotlara nasıl sıgdırabilirsin?

Öğrenci : Bunun imkansız oldugunu mu söylüyorsunuz – varlıgımın içsel boyutlarını deneyimleme arzumun?

Öğretmen : En iyi ögretmenler, ihtimale izin verirler, ve aynı zamanda, bunun hayatlarındaki bir eksiklik olarak düsünmezler. Fenomenin cazibesi yerini, onaya, sözlere, amellere ve sonucunda essiz kisilik bütünlügü yoluyla parlaması için insan ruhunun gerçek özelliklerine rıza göstermeye bırakır.

Öğrenci : Her jenerasyon içsel alemler hakkında yeni bir sey ögretmiyorsa, bilinç nasıl tekamül edebilir ki? Bir de üstelik, bu dünyaların nasıl islev gördügü ile bilincimizde karmasa yaratıyorsa?

Öğretmen : Daha önce söyledigim gibi, köprü ya da bilinç, zaten insa edilmistir. Tekamül edemez, gelistirilemez. Tıpkı evrenin sınırlarının dünyanın ötesinde olması gibi, insan zihninin çok ötesinde olan çok-yönlü bir bilinçtir. Bu bilincin takdiri ise tekamül gerektiren seydir; ve bir rehberlik ve ilham kaynagı olarak
uygulaması ise bilgi gerektiren seydir.

Öğrenci : Tam olarak varmak istedigim nokta bu. Kesinlikle, ögretmek istedigim sey bu, ancak bu süper-bilinç deneyimine sahip olmadan, takdir süreçlerinde digerlerine nasıl yardımcı olabilirim?

Öğretmen : Neyi takdir etmek istedigini evrene söylemeyi tercih etmek yerine, deneyimlenemeyen bir seyi deneyimlemek için yardım isteyip duruyorsun.

Öğrenci : Anlamıyorum.

Öğretmen : Evren direktiflerine yanıt verir, sorularına, umutlarına ya da dualarına degil. Gelecegini, evrene neyi deneyimlemeyi ve takdir etmeyi arzuladıgını söyleyerek tanımlamayı seçersen ve bu düsünceleri zihninde sebat ederek tutabilirsen – maksadı itibarı ile – evren buna yanıt verecektir. Ayrıca, sorular sorar ve cevap için dua edersen, evren kulakları sagır eden bir sessizlikle yanıt verecektir çünkü ona bir talimat vermemissindir.

Öğrenci : Bahsettiginiz, birlikte-yaratma süreci, ve bunun kurallarını anlıyorum ancak bunun bilincimin anlayısını genisleterek bu anlayısı baskalarına ögretme arzumla ne ilgisi var?

Öğretmen : Arzu bir direktif degildir. Bir seyi basarmayı sadece arzulamak, evreni harekete geçirmez; kisisel gücünü baglar ve bir amaca ulasmak için iradene basvurur. Dua etmek, aslında niyet edildigi sekliyle, iki tamamlayıcı amaç tasımaktaydı: bir kisinin kendi kaderi ile ilgili seçimler yaptıgını göstermek, ve bitmez tükenmez destegi için evrene sükredilmesi.

Öğrenci : Söylediklerinize göre, evrene, Bütünlük Yönlendiricisini kisisel olarak deneyimini bana getirmesi için direktif vermemin pek bir anlamı yok sanırım?

Öğretmen : İstedigin direktifi verebilirsin. Evren, yanıt vermek zorunda degildir, sadece yanıt verir. Seçiminle, evren seni bilir. Bu basit hareketle ifsa olursun ve evren, içtenlikle ve nazikçe yanıt verecek ve kendini ifsa edecektir. Evrene, Bütünlük Yönlendiricisinin deneyimini getirmesini söylersen, bu deneyimi sana getirecektir, ancak bunu bilincinde anımsayamayacaksın çünkü, daha önce de söyledigim gibi, Bütünlük Yönlendiricisinin titresim nisanı, insan duyuları ya da zihni tarafından algılanamaz. Bu deneyimi yakalamanın herhangi bir yolu yok – zihin bir kamera gibidir, ancak duygular – film – mevcut degildir.

Öğrenci : O zaman evren direktife yanıt verir, ancak dinlemedigini düsünebilirim çünkü deneyimi hatırlamıyorumdur?

Öğretmen : Evet. Bu yüksek boyutlu talimatlar için sıkça rastlanan bir olaydır, algı ihmaline benzer bir seydir. Sartlar, bir kırgınlık hali ve evrenin kayıtsız oldugu ve dahi arızalı oldugu yönünde endiseli duygular yaratabilir, ki birçok kisinin kopuklugun kendi hataları oldugunu – en azından bilinçli olarak - düsündügü gerçegine ragmen. Yine de, birçok ögrencide, bilinçli zihnin suçluluk duygusunun altında pusuya yatmıs bir duygu vardır; evrenin kayıtsız oldugu ve daha kötüsü bilerek yanıt-vermedigi hissi.

Öğrenci : Evrene nasıl talimat verebilirim? Bu kuvvetli bir emir midir?

Öğretmen : Her kisi, kendi bilgelik yolunun yaratıcısıdır. Bunun gibi, yollarının yapısını ve önceligini de kendileri yaratmalıdırlar. Ögretmenler ya da kitaplar gibi kaynaklara basvurabilirler, ancak yolun yaratımı kendilerine aittir, dısarıdaki sartlar, örnegin dini gelenekler, ne olursa olsun. Bu anlasıldıgında ve özümsendiginde, islev gördügünüz bir temel yapı haline gelir. Bu, kisinin ruhsal görevidir, ve evren ile birlikte-yaratma yolundaki ilk adımdır. Bu yoldaki ikinci adım ise, önceligin bildirilmis tahsisidir. Tüm talimatların bir sırası vardır – sonunda bir amaca ulasan bir düzeni vardır.

Öğrenci : Bunun ruhsal ifsaat ile nasıl iliskilendigini açıklar mısınız lütfen?

Öğretmen : Kimligini anlamak gibi bir hedefin oldugunda, sadece bir insan olarak degil de İlk Kaynak'ın ruhsalparçası olarak, hedefini parçalara ayırmalısın binayı olusturan tuglalar gibi, ve süreçteki düzeni anlamalısın. Bu düzenin temeli, hızlı dönüsüm ve adaptasyon saglayan akıskanlıktır. Bunu tanımladıgın zaman, evrene, basit ve sürekli tanımlama ve en önemlisi yeniden-tanımlama yoluyla bu plana yanıt vermesi için direktif verirsin. Zihnindeki en üst düzeydeki düsünce, evrenin planlarına "kulak misafiri oldugu" ve gözlemlerine direkt yanıtla maddi, duygusal, zihinsel ve ruhsal çevreni degistirdigi, yenidendüzenledigi yönündedir. Bunu senin kendine verdigin degere bakmaksızın yapar. Bunu yapar çünkü bu onun dogasıdır.

Öğrenci : Ya peki planlarım besbelli yanlıs ya da kötü ise?

Öğretmen : Meydana gelen olayların sonucunda tatmin olmamıs ya da hayal kırıklıgına ugramıs olacaksın.

Öğrenci : Bir örnek verebilir misiniz?

Öğretmen : Bir kisi eger ögretmenlik kariyerine, bir ögrenci olarak dogru bir sekilde egitilmeden baslarsa, ve evren ona nazikçe ögrenci saglarsa, ders verdigi ögrencilere kendi yanlıs anlamalarını aktaracaktır. Ruhsal sanatların gelecek ögretmenleri için bu ortak bir örnektir.

Öğrenci : Ancak daha önce, planı ve düzenini tanımlamaktan bahsettiniz, bunu düzgün bir sekilde yaparsanız, planın kötü olmasını da engellemis olmaz mısınız?

Öğretmen : Evren, amacına baglı her hareketini ve duygunu içtenlikle izler. Kötü planları engelleme yetisi, en çok, orijinal sesini – seni etkileyen binlerce sesin içinden ayırt edebildigin sesi – kesfetmende ve ilahiligine yaklasımını bu sesin tanımlamasına ve yönetmesine izin vermende yatar. Seni evrenin selameti içinde yerlestiren ve tutan, bu ses ve yargı, ve ardındaki içgörüdür.

Öğrenci : Ama benden daha çok içgörüye sahip olan insanlar var. Ögretmenlerim varken neden kendi sesimi dinleyeyim ki?

Öğretmen : Ögretmenlerini dinliyor musun, yoksa onların sözlerinin kendi dogrularınla aynı titresimde olup olmadıgını karsılastırıyor musun?

Öğrenci : Dürüst olmak gerekirse, onların sözlerini kendi dogru süzgecimden geçiriyorum.

Öğretmen : O zaman zaten kendi sesini dinliyorsun.

Öğrenci : Bir anlamda, sanırım. Ama, kendi sesimi bir cetvel gibi, ögretmenlerimin sözlerini sezgilerimle ölçüyorum veya... veya bazı ilgili melekelerimle. Bir düsünce ya da fikir olusturmuyorum – sadece degerlendiriyorum.

Öğretmen : Peki bunu neden yapıyorsun? Kendine neden yaratmak ve icat etmek yerine, ölçmek ve analiz etmek gibi küçük bir görev veriyorsun?

Öğrenci : Çünkü deneyimsizim ve bilgim yetersiz.

Öğretmen : Fakat biraz önce talimatlarının özünü degerlendirmeye yetecek kadar deneyimin oldugunu kabul ettin – dogruyu algılayabildigini ve talimat, kural ya da öneri olarak degerlendirebildigini kabul ettin.

Öğrenci : Evet, ancak bilgi ve degerlendirme yetisine sahip olmak bir sey, kendi içinde gerçek bilgisini icat etmek ya da idrak etmek ayrı sey.

Öğretmen : Neden?

Öğrenci : Bunu nasıl açıklayabilecegimi bildigimden emin degilim.

Öğretmen : Seni dönüsüme ugratacak bilgi, iki temel fenomenle olan kisisel deneyiminden türemektedir: İlk Kaynak'ın Isık ve Ses titresimleri.

Öğrenci : Kesinlikle, ve Isık ve Sesin deneyimsel bilgisine ulasmak ise bir uzmandan alınacak egitime dayanıyor – bu bilgiyi ancak yüksek seviyedeki ruhsal bir ögretmen saglayabilir.

Öğretmen : Bilincin dönüsümünü takdir ediyor musun? Evrene sana bunu saglaması için direktif verdin mi, yoksa bir ögretmenin elinden tutup seni Isık ve Ses'e yönlendirmesini mi bekliyorsun? Baska bir deyisle, bir insanın ögrettiklerini degerlendirmek için mi bekliyorsun, yoksa Evrene sana bu deneyimi saglaması için talimat veriyor musun?

Öğrenci : Buraya, bu asrama geldim çünkü *lk Kaynak'ın Isık ve Sesinin nasıl deneyimlenecegini ögrenecek ve baskalarına bu bilgiyi ulastıracaktım.

Öğretmen : Demek ki bir insanı bekliyorsun.

Öğrenci : Belki de Evren benim talimatıma bu sekilde yanıt verecektir, bana yol gösterecek bir ögretmen getirerek.

Öğretmen : Evren ve sen ögretmensiniz. Birlikte, siz, aktif, sasmaz, biteviye, direkt deneyimi saglayabilecek yolsunuz. Ya da Evrenin sana insan kılıgına girmis haberciler göndermesini beklersin – daha az aktif, belirsiz, az enerjili, ve hassasiyet ve süreklilik bakımından düsük seviyeli – senin seçimin... talimatın buysa.

Öğrenci : Evren ile birlikte daha aktif bir ortak olmamı mı söylüyorsunuz?

Öğretmen : Evren ile ortak olabilmek için sorumlulugu ve kapasiteni kabul etmeyi de ekle, ve evet söylediklerimi dogru degerlendirdin.

Öğrenci : Ama burada, sizin, ögretmenlerin bu süreçte bir rol almadıklarını öne sürdügünüzü hissediyorum. Bu dogru mu?

Öğretmen : Yasam-yolundaki herkes bu süreçte bir rol oynayacaktır – ögretmenler de dahil. Evren, yasam-yoluna girecek olan dogru sözleri, dogru sesleri, dogru ısıgı ayarlayacaktır ve bunlar sana doga, insanlar, hayvanlar, teknoloji ve hepsinin kombinasyonu seklinde gelecektir. Süreç, Evren, ve sen, dogru yönetildiginizde ayrılmaz bir bütünsünüz.

Öğrenci : O zaman gerçek bilgi, Evreni nasıl yönetecegini bilmektir?

Öğretmen : Bu sahip oldugun, düsüncelerinin tesirlerine ve kalbinin ifadelerine yanıt veren bir iliskidir. Onu yönetebilirsin ve o da sana yanıt verecektir.

Öğrenci : Evreni yönetmenin anahtarı nedir?

Öğretmen : Evren ile aranızdaki birligi ve uyumu hissetmek. Evrenin içinden aktıgını ve bu sekilde üzerinde yürüdügün yasam-yolunu yarattıgını gerçekten hissetmektir. Bu yasam-yoluna güvenmek, ve onun Evren ile senin birlikte-yaratımın oldugunu bilmek ve bu güveni büyük küçük sorunlar karsısında dahi sergileyebilmek. Her seyin yerli yerinde oldugunu kabul ederek, kalbinin derinliklerinin muhtemel en yüksek ifadelerine tercüman olmaktır.

Öğrenci : Bunu nasıl bilebilirim?

Öğretmen : Gerçek sesini dinleyerek. Yaygın, gizemli, çeliskili, sınırsız, ve neseli olmasına izin vererek. Bu yönüne kendini ifade etmesi için bir fırsat verirsen, kalbinin ve ruhunun en derinindeki özleme tercüman olacaktır, ve bu özlemler, Evrenin duymak ve yanıt vermek için en uyumlu oldugu özlemlerdir.

Öğrenci : Ama Evren, düsüncelerimize ve dualarımıza da yanıt vermiyor mu?

Öğretmen : Sana, Evrenden, bolluk, saglık, güzel iliskiler, yeni bir is, ve zihninin arzuladıgı baska her seyi isteyebilecegini söyleyenler olacaktır, ve o da dileklerine yanıt verecektir. Evren, sekil alemleri içindeki maddi haline karsı tarafsızdır. Bir insan olarak ne kadar basarılı oldugun – insanların sistemi ile ölçüldügü sekliyle – Evreni baglamaz, bu toplum tarafından egitilmis zihnin ve egonun kaygısıdır o.

Öğrenci : Fakat Evren ile bu ortaklıktan çıkarılabilecek uygulanabilir çıkarımlar vardır, degil mi?

Öğretmen : En derinlerdeki en yüksek emellerin Evren tarafından destekleniyorsa, refah ve dogru iliskiler için maddi isteklerinde basarılı olursun – çünkü ikisi de birbiri ile alakalı, degil mi?

Öğrenci : Evet.

Öğretmen : Güçlü olanlar, sekil alemleri içindeki sistemi tertipleyecektir, ve refahın tanımını yapan da bu güçtür. Evren, bu konulara dahil degildir, böyle seyleri tanımlama gücü insandadır, ve Evren bu tanımlarla baglantılı degildir.

Öğrenci : o zaman iki yol birbiri ile uyumlu degil?

Öğretmen : Hangi iki yoldan bahsediyorsun?

Öğrenci : İnsani refah ve hayatını sürdürme dilekleri, ve yüksek benligimin emelleri.

Öğretmen : Zati bir uyumsuzluk söz konusu degildir. Sadece, odak noktanı neye yönelttigin ve refahı, dogru iliskileri, basarıyı vb. nasıl tanımladıgına baglı bir meseledir. Evreni, refah ve maddi endiselerinin yer aldıgı bir alana dogru yöneltirsen, bunu Evrenin de bu endiseler konusunda senden farklı olmadıgı ve Evrenin degil de Genetik Zihninin dileklerini dile getirdigin anlayısı ile yap. Genetik Zihinden ve oradaki psisik etkilerden biraz destek alabilirsin, ancak genel olarak, kadim eylem, dayanıklılık, yaratım, tekamül ve sebat sisteminin yerini alamaz.

Öğrenci : Sanırım anlattıklarınızı anladım. Tavsiyeleriniz için tesekkür ederim.

Öğretmen : Bir sey degil.




(Çeviri: Semra EKMEKCİ)







"Zaten insa edilmis birsey, insa edebileceginden daha fazla insa edilemez."


* BİR SEYİ İNSA EDEMİYORSAN, ONUN NASIL İNSA EDİLDİGİNİ NASIL ÖGRENECEKSİN?

* DİKKATİMİ, BÜTÜNLÜK YÖNLENDİRİCİSİNE YÖNELTEMEM, ÇÜNKÜ BU BEDENİN VE ZİHNİN ERİSEBİLECEGİ SINIRLARIN DISINDAKİ BİR ENERJİ FREKANSINDA.

* BÜTÜNLÜK YÖNLENDİRİCİSİ YA DA İNSAN RUHU, NE YAPARSAK YAPALIM BİZİM İNSAN DUYULARIMIZ İÇİN GÖRÜNMEZDİR.

* ONA UYUMLANABİLECEGİMİZ YA DA ONUN BİZE UYUMLANABİLECEGİ HERHANGİ BİR TEKNİK YOKTUR.


Tiversonus

#302
"Evren direktiflerine yanıt verir, sorularına, umutlarına ya da dualarına degil."


* EVREN DİREKTİFLERİNE YANIT VERİR, SORULARINA, UMUTLARINA YA DA DUALARINA DEGİL.

* SORULAR SORAR VE CEVAP İÇİN DUA EDERSEN, EVREN KULAKLARI SAGIR EDEN BİR SESSİZLİKLE YANIT VERECEKTİR ÇÜNKÜ ONA BİR TALİMAT VERMEMİSSİNDİR.

* ARZU BİR DİREKTİF DEGİLDİR. BİR SEYİ BASARMAYI SADECE ARZULAMAK, EVRENİ HAREKETE GEÇİRMEZ.

* DUA ETMEK, ASLINDA NİYET EDİLDİGİ SEKLİYLE, İKİ TAMAMLAYICI AMAÇ TASIMAKTAYDI: BİR KİSİNİN KENDİ KADERİ İLE İLGİLİ SEÇİMLER YAPTIGINI GÖSTERMEK, VE BİTMEZ TÜKENMEZ DESTEGİ İÇİN EVRENE SÜKREDİLMESİ.

* İSTEDİGİN DİREKTİFİ VEREBİLİRSİN. EVREN, YANIT VERMEK ZORUNDA DEGİLDİR, SADECE YANIT VERİR.

* EVREN, İÇTENLİKLE VE NAZİKÇE YANIT VERECEK VE KENDİNİ İFSA EDECEKTİR: EVRENE, BÜTÜNLÜK YÖNLENDİRİCİSİNİN DENEYİMİNİ GETİRMESİNİ SÖYLERSEN, BU DENEYİMİ SANA GETİRECEKTİR, ANCAK BUNU BİLİNCİNDE ANIMSAYAMAYACAKSIN.

* BÜTÜNLÜK YÖNLENDİRİCİSİNİN TİTRESİM NİSANI, İNSAN DUYULARI YA DA ZİHNİ TARAFINDAN ALGILANAMAZ.

* EVREN DİREKTİFE YANIT VERİR, ANCAK DİNLEMEDİGİNİ DÜSÜNEBİLİRİM ÇÜNKÜ DENEYİMİ HATIRLAMIYORUMDUR.

* BU YÜKSEK BOYUTLU TALİMATLAR İÇİN SIKÇA RASTLANAN BİR OLAYDIR, ALGI İHMALİNE BENZER BİR SEYDİR. SARTLAR, BİR KIRGINLIK HALİ VE EVRENİN KAYITSIZ OLDUGU VE DAHİ ARIZALI OLDUGU YÖNÜNDE ENDİSELİ DUYGULAR YARATABİLİR.





"Evrene nasıl talimat verebilirim?"


* HER KİSİ, KENDİ BİLGELİK YOLUNUN YARATICISIDIR.

* YOLLARININ YAPISINI VE ÖNCELİGİNİ DE KENDİLERİ YARATMALIDIRLAR. ÖGRETMENLER YA DA KİTAPLAR GİBİ KAYNAKLARA BASVURABİLİRLER, ANCAK YOLUN YARATIMI KENDİLERİNE AİTTİR,

* BU, KİSİNİN RUHSAL GÖREVİDİR, VE EVREN İLE BİRLİKTE-YARATMA YOLUNDAKİ İLK ADIMDIR.

* BİR İNSAN OLARAK DEGİL DE İLK KAYNAK'IN RUHSAL PARÇASI OLARAK, HEDEFİNİ PARÇALARA AYIRMALISIN BİNAYI OLUSTURAN TUGLALAR GİBİ, VE SÜREÇTEKİ DÜZENİ ANLAMALISIN. BU DÜZENİN TEMELİ, HIZLI DÖNÜSÜM VE ADAPTASYON SAGLAYAN AKISKANLIKTIR.

* BUNU SENİN KENDİNE VERDİGİN DEGERE BAKMAKSIZIN YAPAR. BUNU YAPAR ÇÜNKÜ BU ONUN DOGASIDIR.

* EVREN, AMACINA BAGLI HER HAREKETİNİ VE DUYGUNU İÇTENLİKLE İZLER.

* KÖTÜ PLANLARI ENGELLEME YETİSİ, EN ÇOK, ORİJİNAL SESİNİ – SENİ ETKİLEYEN BİNLERCE SESİN İÇİNDEN AYIRT EDEBİLDİGİN SESİ – KESFETMENDE VE İLAHİLİGİNE YAKLASIMINI BU SESİN TANIMLAMASINA VE YÖNETMESİNE İZİN VERMENDE YATAR. SENİ EVRENİN SELAMETİ İÇİNDE YERLESTİREN VE TUTAN, BU SES VE YARGI, VE ARDINDAKİ İÇGÖRÜDÜR.

* DÜRÜST OLMAK GEREKİRSE, ONLARIN SÖZLERİNİ KENDİ DOGRU SÜZGECİMDEN GEÇİRİYORUM.

* O ZAMAN ZATEN KENDİ SESİNİ DİNLİYORSUN.

* TALİMATLARININ ÖZÜNÜ DEGERLENDİRMEYE YETECEK KADAR DENEYİMİN OLDUGUNU KABUL ETTİN.

* SENİ DÖNÜSÜME UGRATACAK BİLGİ, İKİ TEMEL FENOMENLE OLAN KİSİSEL DENEYİMİNDEN TÜREMEKTEDİR: İLK KAYNAK'IN ISIK VE SES TİTRESİMLERİ.



* BİLİNCİN DÖNÜSÜMÜNÜ TAKDİR EDİYOR MUSUN? EVRENE SANA BUNU SAGLAMASI İÇİN DİREKTİF VERDİN Mİ, YOKSA BİR ÖGRETMENİN ELİNDEN TUTUP SENİ ISIK VE SES'E YÖNLENDİRMESİNİ Mİ BEKLİYORSUN?


* EVRENE SANA BU DENEYİMİ SAGLAMASI İÇİN TALİMAT VERİYOR MUSUN?

Tiversonus

#303
Evren ile birlikte daha aktif bir ortak olmamı mı söylüyorsunuz?


* EVREN İLE ORTAK OLABİLMEK İÇİN SORUMLULUGU VE KAPASİTENİ KABUL ETMEYİ DE EKLE, VE EVET SÖYLEDİKLERİMİ DOGRU DEGERLENDİRDİN.

* EVREN, YASAM-YOLUNA GİRECEK OLAN DOGRU SÖZLERİ, DOGRU SESLERİ, DOGRU ISIGI AYARLAYACAKTIR VE BUNLAR SANA DOGA, İNSANLAR, HAYVANLAR, TEKNOLOJİ VE HEPSİNİN KOMBİNASYONU SEKLİNDE GELECEKTİR.

* SÜREÇ, EVREN, VE SEN, DOGRU YÖNETİLDİGİNİZDE AYRILMAZ BİR BÜTÜNSÜNÜZ.

* GERÇEK BİLGİ, EVRENİ NASIL YÖNETECEGİNİ BİLMEKTİR.

* DÜSÜNCELERİNİN TESİRLERİNE VE KALBİNİN İFADELERİNE YANIT VEREN BİR İLİSKİDİR. ONU YÖNETEBİLİRSİN VE O DA SANA YANIT VERECEKTİR.




Evreni yönetmenin anahtarı nedir?


* EVREN İLE ARANIZDAKİ BİRLİGİ VE UYUMU HİSSETMEK. EVRENİN İÇİNDEN AKTIGINI VE BU SEKİLDE ÜZERİNDE YÜRÜDÜGÜN YASAM-YOLUNU YARATTIGINI GERÇEKTEN HİSSETMEKTİR.

* BU YASAM-YOLUNA GÜVENMEK, VE ONUN EVREN İLE SENİN BİRLİKTE-YARATIMIN OLDUGUNU BİLMEK VE BU GÜVENİ BÜYÜK KÜÇÜK SORUNLAR KARSISINDA DAHİ SERGİLEYEBİLMEK.

* HER SEYİN YERLİ YERİNDE OLDUGUNU KABUL EDEREK, KALBİNİN DERİNLİKLERİNİN MUHTEMEL EN YÜKSEK İFADELERİNE TERCÜMAN OLMAKTIR.

* GERÇEK SESİNİ DİNLEYEREK. YAYGIN, GİZEMLİ, ÇELİSKİLİ, SINIRSIZ, VE NESELİ OLMASINA İZİN VEREREK. BU YÖNÜNE KENDİNİ İFADE ETMESİ İÇİN BİR FIRSAT VERİRSEN, KALBİNİN VE RUHUNUN EN DERİNİNDEKİ ÖZLEME TERCÜMAN OLACAKTIR, VE BU ÖZLEMLER, EVRENİN DUYMAK VE YANIT VERMEK İÇİN EN UYUMLU OLDUGU ÖZLEMLERDİR.

* EVREN, SEKİL ALEMLERİ İÇİNDEKİ MADDİ HALİNE KARSI TARAFSIZDIR.

* BİR İNSAN OLARAK NE KADAR BASARILI OLDUGUN – İNSANLARIN SİSTEMİ İLE ÖLÇÜLDÜGÜ SEKLİYLE – EVRENİ BAGLAMAZ, BU TOPLUM TARAFINDAN EGİTİLMİS ZİHNİN VE EGONUN KAYGISIDIR O.

* EN DERİNLERDEKİ EN YÜKSEK EMELLERİN EVREN TARAFINDAN DESTEKLENİYORSA, REFAH VE DOGRU İLİSKİLER İÇİN MADDİ İSTEKLERİNDE BASARILI OLURSUN – ÇÜNKÜ İKİSİ DE BİRBİRİ İLE ALAKALI.


Tiversonus

#304
Arayüz Kuşağı



5. Arayüz Kusagı


Öğrenci : Bu sabah meditasyon yapıyordum ve diger ögrenci arkadaslarımın sesleri yüzünden dikkatimin dagıldıgını gördüm. Bu dikkat dagılımını engellemek için bir teknik var mı ki böylece meditasyonuma daha iyi konsantre olabileyim.

Öğretmen : Gelistirilmis bir konsantrasyon ile neye ulasmayı umuyorsun?

Öğrenci : Meditasyonlarımı daha net bir sekilde gerçeklestirebilecegim ve bunun karsılıgında daha derin içgörüler elde edebilecegim.

Öğretmen : Anlıyorum. Bu derin içgörüler, dıs dünyanın iç dünya için bir dikkat dagıtıcı olmak yerine ögrenmek için bir katalizör oldugu algısını da içeriyor mu?

Öğrenci : Yani demek istiyorsunuz ki meditasyon yaparken dikkatimin dagılmasından endise duymamalıyım?

Öğretmen : Endise dikkat dagınıklıgının kaynagı degil midir?

Öğrenci : Sanırım öyle. Ama bu dikkat dagınıklıgı –

Öğretmen : Onlar dikkatsizlik degiller. Onlar, dıs dünyanın fenomenleri – kontrol edemedigin eterlerde dolasan titresimler. Sadece o kadar.

Öğrenci : Ama bu titresimler, zihnimi ve konsantre olma yetimi etkiliyor. Konsantrasyon, basarılı bir meditasyonun hayati bir parçası degil midir?

Öğretmen : Bir kez daha, zihnini etkileyen sey, dıssal titresimler degil, onlara verdigin tepkidir.

Öğrenci : O zaman tepkimi nasıl degistirebilirim ki böylece meditasyonlarımda daha basarılı olabilirim?

Öğretmen : Bu mesele sadece meditasyonlarınla mı ilgili?

Öğrenci : En çok meditasyonlarım esnasında farkına varıyorum.

Öğretmen : Dıs dünyanın sana getirdigi korku ya da gerilimi de fark ediyor musun?

Öğrenci : Evet.

Öğretmen : Bu korku da dikkat dagınıklıgına benzemiyor mu?

Öğrenci : Sanırım.

Öğretmen : Ama onsuz, kendinden memnun olmama egilimine sahip olmaz mıydın?

Öğrenci : Sanmıyorum.

Öğretmen : Korku, ve benzer tüm negatif duygular, dikkat dagınıklıgını temsil edebilir, ancak onlar, eylemlerin katalizörü ve körükleyicileridir de aynı zamanda. Öyle degil mi?

Öğrenci : Ne demek istediginizi anlıyorum, ancak bu dikkatsizlik ve korkular, beni ruhsal çalısmalarımdan uzaklastırıyor ve ruhsal bir kisiye yakısmayacak sekilde davranıslarda bulunmama neden oluyor.

Öğretmen : Peki ruhsal bir insan nasıl davranır?

Öğrenci : Onlar dengeli ve hayırseverdir. Dikkatsizlik ve korku karsısında sakindirler. Etraflarına huzur yayarlar ve merhamet gösterirler. Herkese ilahi askı ifade ederler.

Öğretmen : Sen mitolojik bir aziz tanımladın, bir ruhsal kisiyi degil. Mutlak bir karanlıkta dahi, ruhsal kisi ısıgı kesfedebilir. Onlar gerçegi arayanlardır ve binlerce farklı kisilikli suret giyerler. Onlar gerçegi söyleyenler degildir. Onlar gerçegin ifadeleridir. Onlar aziz degildir. Onlar gerçegi arayanlardır.

Öğrenci : Benim tanımım biraz idealist, kabul ediyorum, ancak bu neden korku ve dikkatsizlik konusu için önemli?

Öğretmen : Endisen, ruhsal bir insanın davranıslarının nelerden olustuguna ve bu resme göre idrak ettigin kusurlara dair degil mi?

Öğrenci : Bütün bunların bu temel yanlıs kavramaya kadar varabilecegini mi söylüyorsunuz?

Öğretmen : Evet. Senin korku ve dikkatsizlige verdigin tepkiyi atesleyen önemli bir parça bu. Bu bir çesit dıs dünyaya verdigin tepkiyi tanımlayan kendini-yargılamadır. Ruhsal insanı tanımladıgına inandıgın imaj ve tavra tutundugun için, karsılastırmalı performansın hakkında hüküm veriyor ve buna baglı olarak kendini yetersiz buluyorsun.

Öğrenci : Nasıl davranmam gerektigine baglı olarak idealist imajımın sonucunda hayal kırıklıgına ugruyorsam, tek yapmam gerekenin beklentilerimi azaltmak oldugunu mu öneriyorsunuz ve böylece hayal kırıklıgım son bulacak?

Öğretmen : Hayal kırıklıkların neden sona ersin? Memnuniyet ve sükuneti hangi amaçla deneyimlemeyi seçiyorsun? Bu dünyaya sükunet içinde yatıp dinlenmek amacıyla mı enkarne oldun?

Öğrenci : Demek istedigim, ruhsal degerleri göstermek istiyorum – bunlar da huzur ve sükunet –

Öğretmen : Ruhsal degerler, huzur ve sükunet ile ilgili oldugu kadar kargasa ve gerilimle de ilgilidir. Ruhsal degerler, ne monoton ne de müsfiktir.

Öğrenci : Ama siz ruhsal degerler sanki tanımsızmıs ve hiçbir sey ihtiva etmiyormus gibi konusuyorsunuz.

Öğretmen : Bu konusmaya, basarılı bir meditasyon çalısmanı engelleyen dıs seslerden dikkatinin dagıldıgı fikri ile basladın. Sana meselenin gürültü ya da dikkatsizlik olmadıgını, hangi tavrın ruhsal davranıs oldugu hangisinin olmadıgına dair dar algının oldugunu gösterdim.

Öğrenci : Evet, ve katılıyorum, ama ruhsal tavır hala kızgınlık, nefret ya da açgözlülük içermez. Buna katılıyorsunuz degil mi?

Öğretmen : Hangi hareketlerin ve faaliyetlerin ruhsal tavrı olusturdugunu bu kadar dar kapsamlı olarak ifade ediyorsan, kendi kendinin bir yargıcı olmakla kalmaz, digerlerini de yargılarsın. Farkında olmadan, arayüz kusagını kapatıyorsun.

Öğrenci : Arayüz kusagı nedir?

Öğretmen : Arayüz kusagı, ortak bir biyolojiyi paylastıgın diger türlerle etkilesim içinde olan bilincinin bir yüzüdür. Fiziksel olarak DNA'nda tasınır; DNA, mutlak bir sekilde İlk Kaynak'a baglı genis bir ag içinde bir dügüm olarak hareket eder.

Öğrenci : Peki, genis ag nedir?

Öğretmen : DNA, hem kisinin bedenindeki bir agdır hem de türlerin ortak "beden"indeki ya da genetik zihnindeki bir dügümdür. İnsan türleri, bu DNA tarafından mümkün kılınan ag ile birbirine baglıdır.

Öğrenci : Yani diyorsunuz ki benim içimde olan her sey diger tüm insanlara aktarılıyor?

Öğretmen : Arayüz Kusagı, bir aga baglı bilgisayar gibidir. Bilgisayarının ekranına bakmıyorsan, agın farkında degilsindir. Aga erismek, bilgi alıs verisinde bulunmak için, bilgisayarının basında olman gerekir. Aynı sekilde, Arayüz Kusagı, tüm türleri kapsayan aga erisebilmen için dikkatini ona yöneltmeni ister.

Öğrenci : İnsan olan herkesle iletisim kurabilecegimi mi söylüyorsunuz?

Öğretmen : Arayüz Kusagı, lisanın çıkıs noktasıdır – tüm lisanların. Lisan, DNA'nın bu yüzüne sifrelenmistir ve insan ifadesinin yüzeyine dogru köpürür. Bu su anlama gelir, insan DNA'sı lisanı türlere getirir ve türlerden lisan alır. İki yönde açılan bir kapıdır bu.

Öğrenci : Diyorsunuz ki – DNA seviyesinde – benzer türler ile sözcükler yoluyla iletisim kurabilirim?

Öğretmen : Evet.

Öğrenci : Bu biraz inanması güç bir durum.

Öğretmen : Mantraların ve onaylamaların bedeninde yaptıgı da bu degil midir? Bu sözcükler ve frekanslar seni degistirmiyor mu, hem de fizyolojik olarak?

Öğrenci : Evet, buna deneyimlerime dayanarak inanıyorum, ancak siz diyorsunuz ki bu aynı sözlerle bedenimin ötesinde baska türlerle iletisim kurabilirim. Bu inanmanın ötesinde anlasılması da hayli zor bir kavram.

Öğretmen : Düsüncelerinin otomatik olarak bilgisayar agı ile iletisim kurmasından farklı olarak DNA agında otomatik bir iletisim söz konusu degil. Bilgisayar agında, düsüncelerini kelimelere aktarmalı ve bir klavye yoluyla bilgisayara girmelisin, ve sonra düsüncelerini aga göndermek için bir yol seçmelisin.

Öğrenci : Bunun bilgisayar agına nasıl uygulanabilecegini anlıyorum, ama bu DNA agında nasıl çalısıyor?

Öğretmen : Arayüz Kusagı, bir bilgisayar ile denktir, ve aga erisim için bir yazılım ve aktivasyon gerektirir.

Öğrenci : Peki yazılım nedir ve nasıl aktive edebilirim?

Öğretmen : Bunu, DNA agına neden erismek isteyebilecegini anlama arzundan önce arzuluyorsun!

Öğrenci : Merakım, mantıgımın ötesine sıçradı. Neden bir Arayüz Kusagı kurmak isteyebilecegimi söyleyebilir misiniz?

Öğretmen : Arayüz Kusagı, fiziksel ile enerji seviyelerinin bulusma noktasıdır. İki titresimsel alem arasındaki dil tasıyıcısıdır. Kisiden türlere dogru açılan kapıdır. Birçok biyolojik tür için bu oldukça uygundur, ancak insanlar, bu kapıyı, kisiselliklerinin ifadesi ve egolarının kovalamacası yoluyla mühürlediler.

Öğrenci : Grup bilincinden bahsediyorsunuz... karıncalar ve arılar gibi mi?

Öğretmen : Evet, ancak bu kapasiteye sahip olan ve bunu uygulayan sayısız tür var.

Öğrenci : İnsanlar bu kapıyı mühürlediler ise bir nedeni olmalı.

Öğretmen : Kapıyı mühürlü tutan, genetik zihni kirletme hareketiydi.

Öğrenci : Genetik zihni kirletmek mi?

Öğretmen : İnsan türünün gerçek kirliligi düsüncelerdir. Saf içgüdüsel ifadenin ötesinde, düsünceler dilleri olusturur ve diller de tavırları. Bu tavırlar, türlerin genetik zihnine karsı tahrip edici olabilir ve ruhu ruh tasıyıcısından ayırt etme kapasitesine büyük sınırlamalar koyabilir.

Öğrenci : Böylece insanlar, ruh tasıyıcısını tanımlamayı ögrendiler, ruhu degil?

Öğretmen : Evet.

Öğrenci : Peki kim kapıyı mühürledi?

Öğretmen : İnsanlar... bilinç altlarında, genetik zihine verilebilecek geri dönüsü olmayan hasarı önlemek için kapıyı kapatmanın kendileri için en iyisi oldugunu biliyorlar. Sezgisel olarak, tekrar açılacagı ve Arayüz Kusagının insanlık için tekrar erisilir kılınacagı bir zamanın gelecegini biliyorlar.

Öğrenci : Mühür nasıl kırılacak?

Öğretmen : Türlerin genetik zihnini dönüstürmek amacı ile bu kapıyı açmak için seçilmis kisiler var. Bu kisiler, insan türlerinin dönüsecegi hali bedenlemektedirler. Onlar, gelecekteki insanın kapasitesini bugüne tasıyan bir nevi zaman yolcularıdırlar. Önce gelecek vizyonunu iletirler, sonra da digerlerini aktive edecek olan araçları.

Öğrenci : Bütün bunların amacını anladıgımı sanmıyorum.

Öğretmen : İnsan türü, büyük oranda DNA agının aktivasyonu yoluyla Büyük Portalı kesfedecek çünkü genetik zihine erisim, bu kesifte zaruri bir yer teskil etmektedir, tıpkı kesfin parçalarını birlestirip yedi-katlı bulmacanın parçalarını bir araya getirmeleri kaderlerine yazılmıs olanlar arasındaki ekstra-hassas iletisimin de zaruriyeti gibi.

Öğrenci : Kisi, Arayüz Kusagına nasıl erisim saglayabilir?

Öğretmen : Bu erisimin senin üzerinde sahip olacagı etkiyi anlamadan önce bu erisimi nasıl gerçeklestirecegini bilmek ister misin?

Öğrenci : Birkez daha sabırsızlıgım önde gidiyor. Bu erisimin benim için ne anlam ifade edecegini anlamak istiyorum. Lütfen açıklayın.

Öğretmen : Arayüz Kusagı, insanlıgın grup bilincini aktive etmek için bir erisim noktasıdır. İnsanlık, bireyselliklerine tam olarak demirli kalmayı basarabilirken, ortak bir bilinç gibi çalısabilirse, yeryüzünü tekrar dengeleyebilecek ve galaktik düzeylere yayılan bir etki ile yeni dünyaların birlikte-yaratıcıları olarak islev görebilecektir.

Öğrenci : Nasıl? Bütün bunlar nasıl olur?

Öğretmen : Arayüz Kusagı, Büyük Portalın kesfinde önemli bir rol oynamaktadır, ve genetik zihni birlestiren, insan ırkının baglayıcı elementi olarak bilinecek ve bu birlesmede, gezegensel yasamın dogal mücadelelerine çözümler yaratabilecek güç ve yetiyi ortaya çıkaracaktır.

Öğrenci : Bunun benim gibi bir birey ile nasıl bir baglantısı var?

Öğretmen : Arayüz Kusagına, bilinçli olarak erismeyi seçerek, genetik zihni çok daha büyük bir netlikle kullanabilirsin. Bunun sonucunda da, daha parlak düsünce süreçleri ve gelismis bir sezgi ortaya çıkar. Ayrıca, ekstra-hassas algıları, uzaktan sifa ve uzaktan iletisimi mümkün kılacak sekilde gelistirir.

Öğrenci : Peki, genetik zihinle olan iletisim? Kapının iki yönde açıldıgını söylediniz.

Öğretmen : Bu çok daha hassas bir ifsaat ve egitiminde ilerlemedikçe de sana anlatmayacagım. İletken modu arastırmadan önce alıcı mod ile baslayabiliriz.

Öğrenci : Alıcı moda nasıl ulasabilirim?

Öğretmen : Bu dogal lisan yolu ile mümkündür. Dedigim gibi, tüm lisan aketiplerini (modellerini) kendinde barındırdıgı için lisan yapıları içinde islev görür.

Öğrenci : O zaman hangi sözleri kullanmalıyım?

Öğretmen : İlk olarak, lisan sadece sözcüklerden olusmamıstır. Görsel olabilir ve tempo, frekans, modülasyon vb. içeren müzik yoluyla da olabilir.

Öğrenci : Hangisi daha etkilidir?

Öğretmen : En etkin yöntem, Arayüz Kusagının net bir kavramsal resmi ile ve genetik zihnin tasıyıcı dalgası olarak daha alıcı olabilmek için nasıl aktive edilebilecegini ögrenmek ile baslamaktır.

Öğrenci : Bunu nasıl yaparım?

Öğretmen : DNA'nın spontane bir sekilde solucan-deligi benzeri yapıları nasıl algıladıgını nasıl açıkladıgımı hatırlıyor musun?

Öğrenci : Evet.

Öğretmen : Bu yapılar, asırı-hassastır ve uzay-zaman üç-boyutlu yapılarına uygun hareket etmezler. Çesitli dürtülere spontane tepkiler ile tertiplerinde yükselir ve alçalırlar.

Öğrenci : Onaylamalar ve mantralar gibi mi?

Öğretmen : Evet. Onaylamalar ve mantralar bir anlamda programlama dili gibidirler çünkü kisi hücresel DNA'sını öyle bir sekilde yeniden programlayabilir ki böylece sezgisi ya da genetik zihne erisimi gelisir.

Öğrenci : Bu tam olarak nasıl yapılır?

Öğretmen : Solucan deliginin yapısının betimlemesi, geçici ve spontane olusu, bunun üç boyutlu uzayzaman yapılarının dısında meydana geliyor olusu, enerji alısverisinin çift yönlü olması, türler arası bir agda DNA'nın resmi – bütün bu unsurlar süreçteki resmini gelistirmektedir.

Öğrenci : Kavramsal bir resim olustu zihnimde, ancak hiçbir sekilde net degil.

Öğretmen : Uzay-zaman yapılarının dısında çalısan bir seyin zihinsel bir resmine asla sahip olamazsın. Yine de su andaki resim ile on dakika önceki resmi karsılastırırsan, farkedilen bir kesinlik oldugunu göreceksin, katılıyor musun?

Öğrenci : Sanırım, çünkü daha önce kafamda hiçbir resim yoktu.

Öğretmen : Kesinlikle.

Öğrenci : Kavramsal resim – muallak oldugu gibi – baslamam için yeterli mi?

Öğretmen : Hayır. Onu zihninin gözleri ile görmelisin ve bu sürecin harika mekaniklerinin üzerinde tefekkür etmelisin. Nasıl olur da DNA, devasa büyüklükte karmasık ve enerji olarak insan bedeninin dısında yasayan bir organizmanın filizleri gibi iken ayrıca beden-kalp-zihin sisteminin sezgisel yapısına yerlesmis, bilgi aktaran, depolayan ve isleyen üç-boyutlu mukabillere (tamamlayıcı parçalara) sahip olabilir?

Öğrenci : Genetik zihnimin alıcısını aktive etmek ya da gelistirmek için ihtiyacım olan özel bir kelime ya da ses var mı?

Öğretmen : Network (ag) baglantısı olmayan bir bilgisayarın varsa, ihtiyacın olan nedir?

Öğrenci : Bir port ya da baglantı.

Öğretmen : Ve bir yazılım?

Öğrenci : Evet, bir tür arayüze ihtiyaç var.

Öğretmen : Ve de bir sifreye ihtiyacın var.

Öğrenci : Bazen.

Öğretmen : Neden bazı durumlarda sifreye ihtiyaç var?

Öğrenci : Çünkü bilgi gizli oldugu için ya da sadece belli baslı kisiler için erisilebilir kılınması gerektigi için.

Öğretmen : O zaman bir bilgisayarın, bir baglantın, ve bir yazılım arayüzün olabilir ve bilgi almak istiyorsan bir de sifreye ihtiyaç duyabilirsin. Peki sifre olmadan herkese açık olan bilgiler? İse yarar mıdır?

Öğrenci : Olabilir.

Öğretmen : Herkes bu bilgileri alabiliyorsa, hayati, kuvvetli ve katalitik olabilir mi?

Öğrenci : Sanırım olmaz.

Öğretmen : Neden?

Öğrenci : Çünkü korunmuyor.

Öğretmen : Anlıyorum. O zaman en önemli ve kuvvetli bilgiler herkesten esirgenmelidir çünkü bu bilgileri dogru sekilde kullanmayacak ve saptıracak olan ahlaksız kisilerden korunması mı gerekiyor?

Öğrenci : Evet.

Öğretmen : İnsan türündeki herkesin, yas ve sosyal statülerinden bagımsız olarak, bir bilgisayarı oldugunu hayal et. Herkes bilgisayar kullanabiliyor ancak sadece bazılarının 'network' baglantısı var. Ve bunlardan yine bir kısmının yazılım arayüzü var. Bu gruptan küçük bir kesim ise 'network' üzerinde bir içerik olusturabildi, bu kesimden çok az kisi ise 'network'e baglanma cesareti gösterenler için ilham verici olarak adlandırılabilecek bir içerik yarattı. Simdi, yüksek bir otorite, mesela Tanrı, bu network'e bilgi aktarıyor, ancak onu sifre ile koruyor. Sence Tanrı sifreyi kimlere verecektir?

Öğrenci : Network'e erisimi olan ve ilham verici içerigi gelistiren gruba.

Öğretmen : Bu mukayesede dogruluk payı var ama hafif bir hile de var. Tanrı, DNA agındaki gerçegin korunması ile ilgilenmez. İnsanlar bunu kendileri yapar. Tüm insanlar "sifreye" sahiptir, nefes alabildikleri kadar kesindir bu, ancak birçogu ag baglantısı olmayan bir bilgisayara sahip olduklarına inanıyor, böylece aga erismek için çabalamıyorlar bile. Agın farkında olan küçük bir kesim ise, onun sifre korumalı olduguna inanıyor.

Öğrenci : Ama sifremiz olsa bile kullanmıyoruz?

Öğretmen : Nasıl kullanacagımızı bilmiyoruz.

Öğrenci : Neden?

Öğretmen : Daha önce de dedigim gibi, insanlık bu yetisini unuttu çünkü grup bilincinin biçimlenmesi ve tekamülü yerine daha çok bireysel egoyu arastırmakla ilgilendi.

Öğrenci : Bu sifrenin ne oldugunu bana söyleyebilir misiniz?

Öğretmen : Kavramsal resme sahip olmalısın ve su onaylamayı zihninde, kalbinde net bir sekilde tasımalısın: tüm zaman ve uzaydaki kardeslerimle sonsuz bir bagım var. Onların bildiklerini ben de bilebilirim. Onların bulduklarını ben de bulabilirim. Onlardan gelecek her seyi, ben de yapabilirim. Yaptıgım her seyde, birçok zihnin tek zihine hükmetmesi olabilir.

Öğrenci : Sifre bu mudur?

Öğretmen : Bu sifreli bir onaylamadır. İçindeki Arayüz Kusagını aktive eder. Seninle insanlıgın genetik zihni arasındaki baglantıyı uyarır.

Öğrenci : Ama sifre baska bir sey midir?

Öğretmen : Daha kapıyı bulmadan kilidi açacak anahtarı arıyorsun. Sabırlı ol. Ruhun tüm hususları, beden-kalp-zihin sistemi alemi ile ruhun içsel boyutları arasındaki alısveris sürecidir. Arayüz kusagı, seninle türler arasındaki baglayıcı köprüdür. Arzuladıgın sey baglantı kurmak, izole olmak degil; Grup bilincinden çıkmaktır, kusurlarını yargılamak degil. Yetilerini bu konsolide varlıga sunmaktır, hayalindeki Tanrı'ya degil. Sifre sadece, bu temel tutumu kabullenmek ve kalplerin kalbinde ve zihinlerin zihninde otorite kılmak için bir mecazdır. Bu tutum, varlıgında bir öncelik tasımalıdır.

Öğrenci : Zaten öyle degil mi?

Öğretmen : Bu konusmadaki ilk ifadenin dogası bakımından, degil.

Öğrenci : Neden? Bunu kanıtlayacak ne dedim ki?

Öğretmen : Ögrenci arkadaslarını çalısman için engel olarak gördün. Hatırlamıyorsun?

Öğrenci : Ne demek istediginizi anlıyorum.

Öğretmen : Sifre, sihirli bir kelime ya da mantra ya da onaylama degildir. Zamanla bir tutumun gelismesidir ve karakterin aslı haline gelmesidir. Sana verdigim onaylamayı dile getirdiginde ve bunu aylar belki yıllar boyunca gerçekten yasadıgına kalbinde ve zihninde inandıgında, arayıs içinde oldugun genetik zihne seffaf bir erisim elde edeceksin.

Öğrenci : İçgörülerinizi paylastıgınız için tesekkür ederim. Bugün neyi ögrenmek için geldigimi anladım. Sadece tek bir sorum kaldı.

Öğretmen : Sorun nedir?

Öğrenci : Onaylama diyor ki ne yaparsam birçok zihin tek zihne hükmedebilir. Tek zihin, İlk Kaynak için mecaz mıdır? Ve öyleyse eger, neden her seyin mutlak Yaratıcısı yerine genetik zihnime güveneyim ki?

Öğretmen : Tek zihin sensin. İlk kaynak ne tek zihindir ne de birçok zihindir. O Herseyin Zihnidir.. İlk Kaynak bir zihin olarak ifade edilecek olursa tabi.

Öğrenci : O zaman birçok zihin, insanlıgın genetik zihninin mecazi ifadesi midir?

Öğretmen : Evet. Sifrelenmis kadim bir terimdir. DNA'n aslında bu onaylamayı "duymaktadır", ve bunun sonucunda da baglantı "solucan delikleri" kendiliginden sekillenmektedir. İlk Kaynak, ve insanlıgın tekamül yoluyla ilgilenenler, genetik zihni Büyük Portalın kesfi için yararlı bir araç olması için sifrelemektedir. Bu özel onaylama, genetik zihnin bu özel parçasına erisim için faydalıdır. Genetik zihnin tüm yönleri ile aynı titresimde degildir.

Öğrenci : Anlıyorum. Tesekkür ederim.

Öğretmen : Bir sey degil.





(Çeviri: Semra EKMEKCİ)





"dikkat dagılımını engellemek için bir teknik var mı ki böylece meditasyonuma daha iyi konsantre olabileyim."



* DİKKAT DAGILIMINI ENGELLEMEK İÇİN BİR TEKNİK VAR MI Kİ BÖYLECE MEDİTASYONUMA DAHA İYİ KONSANTRE OLABİLEYİM.

* MEDİTASYONLARIMI DAHA NET BİR SEKİLDE GERÇEKLESTİREBİLECEGİM VE BUNUN KARSILIGINDA DAHA DERİN İÇGÖRÜLER ELDE EDEBİLECEGİM.

* BU DERİN İÇGÖRÜLER, DIS DÜNYANIN İÇ DÜNYA İÇİN BİR DİKKAT DAGITICI OLMAK YERİNE ÖGRENMEK İÇİN BİR KATALİZÖR OLDUGU ALGISINI DA İÇERİYOR MU?

* ZİHNİNİ ETKİLEYEN SEY, DISSAL TİTRESİMLER DEGİL, ONLARA VERDİGİN TEPKİDİR.

* DIS DÜNYANIN SANA GETİRDİGİ KORKU YA DA GERİLİMİ DE FARK EDİYOR MUSUN?

* BU KORKU DA DİKKAT DAGINIKLIGINA BENZEMİYOR MU?

* KORKU, VE BENZER TÜM NEGATİF DUYGULAR, DİKKAT DAGINIKLIGINI TEMSİL EDEBİLİR, ANCAK ONLAR, EYLEMLERİN KATALİZÖRÜ VE KÖRÜKLEYİCİLERİDİR DE AYNI ZAMANDA.



"ruhsal bir insan nasıl davranır?"


* MUTLAK BİR KARANLIKTA DAHİ, RUHSAL KİSİ ISIGI KESFEDEBİLİR. ONLAR GERÇEGİ ARAYANLARDIR VE BİNLERCE FARKLI KİSİLİKLİ SURET GİYERLER. ONLAR GERÇEGİ SÖYLEYENLER DEGİLDİR. ONLAR GERÇEGİN İFADELERİDİR. ONLAR AZİZ DEGİLDİR. ONLAR GERÇEGİ ARAYANLARDIR.

* RUHSAL İNSANI TANIMLADIGINA İNANDIGIN İMAJ VE TAVRA TUTUNDUGUN İÇİN, KARSILASTIRMALI PERFORMANSIN HAKKINDA HÜKÜM VERİYOR VE BUNA BAGLI OLARAK KENDİNİ YETERSİZ BULUYORSUN.



"Bu dünyaya sükunet içinde yatıp dinlenmek amacıyla mı enkarne oldun?"


* HAYAL KIRIKLIKLARIN NEDEN SONA ERSİN? MEMNUNİYET VE SÜKUNETİ HANGİ AMAÇLA DENEYİMLEMEYİ SEÇİYORSUN? BU DÜNYAYA SÜKUNET İÇİNDE YATIP DİNLENMEK AMACIYLA MI ENKARNE OLDUN?

* RUHSAL DEGERLER, HUZUR VE SÜKUNET İLE İLGİLİ OLDUGU KADAR KARGASA VE GERİLİMLE DE İLGİLİDİR. RUHSAL DEGERLER, NE MONOTON NE DE MÜSFİKTİR.

* SANA MESELENİN GÜRÜLTÜ YA DA DİKKATSİZLİK OLMADIGINI, HANGİ TAVRIN RUHSAL DAVRANIS OLDUGU HANGİSİNİN OLMADIGINA DAİR DAR ALGININ OLDUGUNU GÖSTERDİM.

* HANGİ HAREKETLERİN VE FAALİYETLERİN RUHSAL TAVRI OLUSTURDUGUNU BU KADAR DAR KAPSAMLI OLARAK İFADE EDİYORSAN, KENDİ KENDİNİN BİR YARGICI OLMAKLA KALMAZ, DİGERLERİNİ DE YARGILARSIN. FARKINDA OLMADAN, ARAYÜZ KUSAGINI KAPATIYORSUN.




"Arayüz kusagı nedir?"


* ORTAK BİR BİYOLOJİYİ PAYLASTIGIN DİGER TÜRLERLE ETKİLESİM İÇİNDE OLAN BİLİNCİNİN BİR YÜZÜDÜR.

* İNSAN TÜRLERİ, BU DNA TARAFINDAN MÜMKÜN KILINAN AG İLE BİRBİRİNE BAGLIDIR.

* ARAYÜZ KUSAGI, BİR BİLGİSAYAR İLE DENKTİR, VE AGA ERİSİM İÇİN BİR YAZILIM VE AKTİVASYON GEREKTİRİR.



"insanlar, bu kapıyı, kisiselliklerinin ifadesi ve egolarının kovalamacası yoluyla mühürlediler."

* KAPIYI MÜHÜRLÜ TUTAN, GENETİK ZİHNİ KİRLETME HAREKETİYDİ.

* İNSAN TÜRÜNÜN GERÇEK KİRLİLİGİ DÜSÜNCELERDİR.

* DÜSÜNCELER DİLLERİ OLUSTURUR VE DİLLER DE TAVIRLARI. BU TAVIRLAR, TÜRLERİN GENETİK ZİHNİNE KARSI TAHRİP EDİCİ OLABİLİR.


Tiversonus

#305
"Mühür nasıl kırılacak?"

* LİSAN SADECE SÖZCÜKLERDEN OLUSMAMISTIR. GÖRSEL OLABİLİR VE TEMPO, FREKANS, MODÜLASYON VB. İÇEREN MÜZİK YOLUYLA DA OLABİLİR.

* EN ETKİN YÖNTEM, ARAYÜZ KUSAGININ NET BİR KAVRAMSAL RESMİ İLE VE GENETİK ZİHNİN TASIYICI DALGASI OLARAK DAHA ALICI OLABİLMEK İÇİN NASIL AKTİVE EDİLEBİLECEGİNİ ÖGRENMEK İLE BASLAMAKTIR.

* ONAYLAMALAR VE MANTRALAR BİR ANLAMDA PROGRAMLAMA DİLİ GİBİDİRLER ÇÜNKÜ KİSİ HÜCRESEL DNA'SINI ÖYLE BİR SEKİLDE YENİDEN PROGRAMLAYABİLİR Kİ BÖYLECE SEZGİSİ YA DA GENETİK ZİHNE ERİSİMİ GELİSİR.

* SOLUCAN DELİGİNİN YAPISININ BETİMLEMESİ, GEÇİCİ VE SPONTANE OLUSU, BUNUN ÜÇ BOYUTLU UZAYZAMAN YAPILARININ DISINDA MEYDANA GELİYOR OLUSU, ENERJİ ALISVERİSİNİN ÇİFT YÖNLÜ OLMASI, TÜRLER ARASI BİR AGDA DNA'NIN RESMİ – BÜTÜN BU UNSURLAR SÜREÇTEKİ RESMİNİ GELİSTİRMEKTEDİR.

* UZAY-ZAMAN YAPILARININ DISINDA ÇALISAN BİR SEYİN ZİHİNSEL BİR RESMİNE ASLA SAHİP OLAMAZSIN.

* ONU ZİHNİNİN GÖZLERİ İLE GÖRMELİSİN VE BU SÜRECİN HARİKA MEKANİKLERİNİN ÜZERİNDE TEFEKKÜR ETMELİSİN.

* NASIL OLUR DA DNA, DEVASA BÜYÜKLÜKTE KARMASIK VE ENERJİ OLARAK İNSAN BEDENİNİN DISINDA YASAYAN BİR ORGANİZMANIN FİLİZLERİ GİBİ İKEN AYRICA BEDEN-KALP-ZİHİN SİSTEMİNİN SEZGİSEL YAPISINA YERLESMİS, BİLGİ AKTARAN, DEPOLAYAN VE İSLEYEN ÜÇ-BOYUTLU MUKABİLLERE (TAMAMLAYICI PARÇALARA) SAHİP OLABİLİR?

* BİR BİLGİSAYARIN, BİR BAGLANTIN, VE BİR YAZILIM ARAYÜZÜN OLABİLİR VE BİLGİ ALMAK İSTİYORSAN BİR DE SİFREYE İHTİYAÇ DUYABİLİRSİN.

* TÜM İNSANLAR "SİFREYE" SAHİPTİR, NEFES ALABİLDİKLERİ KADAR KESİNDİR.

* KAVRAMSAL RESME SAHİP OLMALISIN VE SU ONAYLAMAYI ZİHNİNDE, KALBİNDE NET BİR SEKİLDE TASIMALISIN:


* "SONSUZ BİR BAGIM VAR. ONLARIN BİLDİKLERİNİ BEN DE BİLEBİLİRİM. ONLARIN BULDUKLARINI BEN DE BULABİLİRİM. ONLARDAN GELECEK HER SEYİ, BEN DE YAPABİLİRİM. YAPTIGIM HER SEYDE, BİRÇOK ZİHNİN TEK ZİHİNE HÜKMETMESİ OLABİLİR."


* BU SİFRELİ BİR ONAYLAMADIR. İÇİNDEKİ ARAYÜZ KUSAGINI AKTİVE EDER. SENİNLE İNSANLIGIN GENETİK ZİHNİ ARASINDAKİ BAGLANTIYI UYARIR.

* ZAMANLA BİR TUTUMUN GELİSMESİDİR VE KARAKTERİN ASLI HALİNE GELMESİDİR.



"genetik zihinle olan iletisim? Kapının iki yönde açıldıgını söylediniz."


* BU ÇOK DAHA HASSAS BİR İFSAAT VE EGİTİMİNDE İLERLEMEDİKÇE DE SANA ANLATMAYACAGIM.

Tiversonus

#306
HAARP Silahı ve Kullanım Alanları

Günümüzden 10 yıl öncesine (belki biraz daha eski) ait Kasyopya Celselerinde HAARP'den bahsedilmişti. Ve artık günlük gazetelerde haberi yapılabiliyor. Burada sorun bu Haarp'in kullanım alanlarının başka ne olacağı konusunda, yani acaba sadece iklim ya da deprem yapıcı gibi gazte haberlerinde sunulanın dışında "zihin kontrolü" gibi bir amaca hizmet edip etmediği konusunda.


Haiti depreminin, dünya Kendine Hizmet-Bencil grupları tarafından yapıldığı söylenmişti Kasyopya Celselerinde. Kirael kanalı da bir süre sonra bunun Cern'deki deneye atıf yaparak insan kaynaklı olduğunu söylemişti. Kısaca yapay depremin olduğunu takip ettiğim iki kanal teyit etmiş oldu. Burada sorun şu; Haarp "zihin kontrolü" bakımından kullanılabilir mi? Kasyopya Celselerini yeniden taramak bazı ipuçları verebilir.


Son The Group mesajımında "Beşeriyet gelişim içermeyen sonsuz bir devrenin içinde varolmaya çalışıyordu." cümlesi çok ilginçti, özellikle burada bir "döngü" içerisinde bundan bahsedilmesi dikkate değer. Ve mesajda, "Kısaca tekamülde neyin ne olacağı tespit edilmiş yerler mevcut. Ancak beşeri dünya henüz bu mekanlardan birini teşkil etmiyor." cümlesi vurgulanıyor ve aslında çok daha ilginç olan durum burası değil; " Bu oyunda öyle bir düzeye ulaştınız ki daha önce hiç tahayyül edilmedi." cümlesi...

Döngü içinde başı olmayan sonu olmayan bir film makarasını hayaş edelim. Bir şekilde bu film makarası içinde herşey (3. yoğunluk Dünya hologramı) bir döngü içinde tekrarlanıyor diye düşünüyorum. Ve bu döngü içinde daha önce gelinememiş bir noktaya gelindiğinden ve bunun bir başarı ya da sevinç duyulacak bir durum olduğundan bahsediliyor.


Kaderi belli olmamanın bir başarı ve sevinç duyulacak bir durum olabilmesinin derin anlamı bence üzerinde düşünülecek bir nokta. Bu daha önce devamlı bir döngü içinde yaşanan bir durum ile ilgiliş olmalı zira bu aşılmış ve durum bunun üzerine gelmiş oluyor.


Bir döngü içerisinde üst yoğunluk KH varlıkları tarafından, içerideki(oyun içindeki) adamları tarafından müdahaleler ile "kısır döngü" içerisine hapis olduğumuz söylenebilir mi? Kasyopya celseleri bu yönde bilgiler sunuyor. Ve galaksinin kısa bir tarihi adlı kanal mesajında (sitemizde var bu mesaj) benzer açıklamalar var, yani galakside pekde iyi niyetli olmayan bir varlık grubunun varolduğu ile ilgili ve 50 milyar insan soyundan kişi Lir/Lyra gezegeninde ve galaksinin bir çok yerinde öldürülmüş denilir, bu mesajda. W. Reich (Orgon Akümülatörü icatcısı) da benzer bir iyi niyetli olmayan üst yoğunluk varlık grubundan bahseder. Ve aslında ne kadar güvenebilir olduğu konusunda net bir fikrim olmasa dahi "Hızır Tezkiresi" kaynağında da kötü bir varlık grubu olarak Zion grubundan bahsedilir...Sadece ölçülebilir fiziksel olana odaklı, Evrenin maddi yapısına odaklı bilim dünyası içinde bunları tartışmak neredeyse olanaksızdır. Ama yakın zamanda artık üst boyutların varlığı Bilim insanlarının araştırmalarına girmiştir, yetersiz olsa da. Bueada anahtar denklem Birleşik Alan Teorisi nin örtbas edilmesi ya da üzerinde bilgiye bir sansür getirilmesi ilginçtir. Uzay/Zaman ve Zaman/Uzay arasında bir matematiksel denklem mutlaka vardır. Sadece Madde alemini Bilim sayanlar ise; fenomen türü olaylar karşısında sessiz kalmaktadır, başka bir şey de yapamazlar, medde olana odaklanınca bilinç bazı şeyleri göz-önünde olsa da yok sayacaktır yoksa akıllarını yitirirler...İşte Beşeriyet eğer Evren'İn Zaman/Uzay bilgisine ulaşamaz ise hep bir maddesel döngüde hapsaolacaktır, tekamülü sabitlenip gelişmeyecektir. Bir tür olarak, Varoluşun sonsuzluğunda gelişemeyecektir...Bunun neden böyle olduğunu sadece bir "dışarıdan" müdahale ile açıklayabilir durumdayız. Bir tür kendi doğallığı içinde bu madde döngüsüne devamlı hapis olmasını başka türlü mantıklaştırmak çok zor gözüküyor.

Tiversonus

#307
"Sezgisel" Zeka Teknikleri


6. Sezgisel Zeka Teknikleri


Öğrenci : Bir kisi bu dünyadan ögrendiklerinin sesi ile içsel sesini nasıl ayırt eder?

Öğretmen : Bu dünyanın sesi ego-kisilige kadar takip edilebilirken, orijinal sesiniz kalbinizin derinliklerinden fısıldar ve küçük dürtüler yollar.

Öğrenci : Ama kalbimin sesi sözcüklerden degil hislerden olusuyor. Ve bu hisler sübtil ve sürekli degisiyor. Umut, umutsuzluga ya da sevgi nefrete göz açıp kapayıncaya kadar dönüsebiliyor.

Öğretmen : Evren gibi, kalp de çok-seviyelidir. Benim bahsettigim kalp, sefkat ve anlayıs ruhundaki sezgisel zekayı ifade etmekte ustadır. İçinde bu dengeye saldıran bir ses duydugunda, iç sessini bulmussun demektir.

Öğrenci : Herkesin bu iç sesi ve bunu ifade etme yetisi var mıdır?

Öğretmen : Hayır.

Öğrenci : Neden insan dogasına böylesine sınırlar konmus?

Öğretmen : Bu, sadece üç-boyutlu çevrenin kusurları ile çökmekte olan insan bedeninin kusurlarının bir sonucudur.

Öğrenci : Ve bu kusurlar kalbin ifade yetisini baskı altına alıp sesini kısıyor denilebilir mi?

Öğretmen : Bulutların günesi kontrol edip ısısını azaltmasından daha fazla degil.

Öğrenci : Ozaman, iç ses kusurlar sesini duyulmaz kılsa da kendini ifade etmeye devam eder?

Öğretmen : Evet.

Öğrenci : Örneginizi kullanırsam, kisi bulutları nasıl ortadan kaldırabilir?

Öğretmen : Kusurları ortadan kaldıramazsın, ancak zamanla üzerinde üstünlük saglayabilirsin. Gökyüzünün daima bulutlarla kaplı oldugunu hayal et. Teleskop diye bir sey varolmazdı, degil mi?

Öğrenci : Sanırım olmazdı.

Öğretmen : Farz et ki bulutlar yok oluyor, ancak yılda sadece bir kez, ve sadece ogün evrenin enginligini görebiliyorsun. Sence yine de teleskop icat edilir miydi?

Öğrenci : Belki de...

Öğretmen : Cevap, evettir. İnsan ruhu evreninin derinligini ve yüksekligini anladıgı an, onu idrak etme – üzerinde çalısma – arzusu da ortaya çıkar.

Öğrenci : Peki bunun kalbin iç sesi ile ne alakası var?

Öğretmen : İnsan bedeninin (varlıgının) ve üç-boyutlu dünyanın kusurları, kalbin derinliklerini örten bulutlar gibidir. Bu bulutların ötesini görebilirsen, sadece kısa bir an için bile olsa, iç sesine ulasmaya ve onu anlamaya çalısacak ve tüm kusurlara ragmen hayatında tam olarak ifade edeceksin.

Öğrenci : Bir kez daha, örneginizi kullanarak, kalbin en derin ifadelerine istinaden "teleskop" nedir?

Öğretmen : Sezgisel zekanın teknikleridir.

Öğrenci : Onları bana açıklayabilir misiniz?

Öğretmen : İnsan bedeninin siirsel dilde Kalbin Katibi olarak bilinen bir parçası vardır. Duygusal geçmisin – herbir ayrıntısıyla – kaydedilir ve kalbinin sigortaları içine yazılır. Bu, genis anlamda, biraz önce bahsettigimiz "bulutlar"ın kaynagıdır.

Öğrenci : Ve temizlenmeleri gerekmektedir. Bunu nasıl yaparım?

Öğretmen : Her seyden önce, kalbi anlamak çok önemlidir. Kalp, kan pompalayan fiziksel bir kastan çok daha fazlasıdır. Sezgisel zeka kaynagınızın yüzeysel tezahüründen baskası degildir. Enerjik kalp, fiziksel kalbin kaynak sablonudur.

Öğrenci : Kaynak sablonu mu?

Öğretmen : Fiziksel kalp, hayat-veren oksijeni bedene nasıl dagıtıyorsa, aynı sekilde enerjik kalp de sezgisel zekayı zihne dagıtır. Enerjik kalp, fiziksel kalbin biçimi bakımından kaynak sablonudur, ve de daha fazlası, iç sesinizin yükseldigi en yüksek bilinç formuna uzanan baglantı noktasıdır.


Öğrenci : Fiziksel kalbim, bir enerjik kalbe dayanıyor, ve enerjik kalp benim erismek istedigim sey midir?

Öğretmen : Söyle düsün. Kalp boyutsal ve çok-yönlüdür. Duygusal dalgalanmaları ifade eder; psikolojik fonksiyonları düzenler; belli baslı beyin kimyasını aktive eder; beden ve zihin ile iletisim kurar; gelecek çevrelerinizden ön haberler alır; ve seni varlıgın diger tüm halleri ile baglar. Kalp ayrıca, sevginin sefkat frekansına – evrenin en saf gücüne - açılan kapıdır.

Öğrenci : Bunu daha önce hiç duymamıstım. Sevginin sefkat frekansı ile ne demek istiyorsunuz?

Öğretmen : Sevgi, diger tüm boyutsal seyler gibi, frekans tayflarına bölünebilir – herbir frekans bütünün bir parçasıdır, ancak herbiri farklı bir zekaya sahiptir.

Öğrenci : Zeka mı?

Öğretmen : Tüm sevgi sekilleri aynı mıdır?

Öğrenci : Tabi ki degildir.

Öğretmen : Sefkat ve anlayıs ile massedilmis sevgi, inatçı ve bencil sevgiden farklıdır, degil mi?

Öğrenci : Evet... ama bunun sevgideki zeka farkından oldugunu sanmıyorum, aksine, sevgiyi ifade eden kisiye baglıdır.

Öğretmen : Bunun nedeni, duyguların frekanslarına dayanan zeka ile yapısık oldugunu ve frekansın çokluevrenin yüksek çevrimleri ile nasıl rezonans içinde oldugunu anlamamandır.

Öğrenci : Anlamıyorum.

Öğretmen : Çokluevreni, on bir holografik bilinç küresi olarak düsün, her biri daha içte bulunan bir küre ile kesisiyor. Sadece en dıstaki küre hepsini kapsıyor, ve bu da İlk Kaynak'ın bilincidir, en içteki küre ise tas ya da deniz kabugu gibi hareketsiz objelerin bilincidir. Sevgi, bu "küreler"in ya da bilinç alanlarının her biri ile uyum içinde titresen frekanslara ayrısmıstır. Benzer sekilde, kalbin kendisi de farklı bilinç katmanlarından olusur, ve her bir "katman" bir algı ve ifade zekasına sahiptir. Bu zeka, beyin ve yüksek zihin ile baglantı içindedir ki böylece insan bedeni çokluevrenin herhangi bir baskın frekansından ya da küresinden ifade etme yetisine sahip olur.

Öğrenci : Buna, İlk Kaynak'ın katmanı da dahil midir?

Öğretmen : Evet

Öğrenci : O zaman kalp her birimizin içindeki çokluevren midir?

Öğretmen : Çokluevrene açılan bir kapıdır, çünkü çokluevrenin yüksek seviyelerinden gelen duygusal frekansların sifresini çözebilir ve bir insan bedeni vasıtası ile üç-boyutlu ortamda ifade edebilir.

Öğrenci : Ben beynin, insan bedeninin yüce organı oldugunu sanıyordum. Taç çarka, üçüncü göz... bunkar beyin ve yüksek zihin ile baglantılı degiller mi? Bunlar, kalbe göre İlk Kaynak titresimi ile daha yakından baglı degil mi?

Öğretmen : Kalp, insan bedeni içinde en yüksek frekansta islev görür. Duygular, düsünce hızından daha süratlidir. Çokluevrenin yüksek devirleri ile rezonans içinde oldugunda zaman / uzay dısında çalısırlar.

Öğrenci : Kalp eger en yüksek frekansta çalısıyorsa, o zaman duygular bizi gerçek benligimize uyandıran asıl katalizörler olmalı?

Öğretmen : Evet, bu yüzden en güçlü ruhsal deneyimler, zihnin düsünceleri yerine kalbin duygularının dokularından örülmüstür.

Öğrenci : Tamam, o zaman bütün bunların kalbime yazılmıs olan duygusal çöküntüleri temizlemek ile nasıl bir ilgisi var?

Öğretmen : Üzerine yazılmıs olan kalp degildir. Duygusal çöküntüler kalpten beyine ve onu saran sinirsel aga geçer. Aynı sekilde arınma da aynı yolu izler ve bir süreçtir, bir olay degil. Bu süreç bagıslamak denilen duygunun sefkat frekansı ile baslar. Bu frekans, kalbinizde su komut ile uyandırılabilir: Kalbimin ısıgı parladıkça, bagıslama kapasitem de parlıyor. Bagıslama kalbime akarken yükseliyor, basımı hayal edilebilecek en narin ve ince ısık ile dolduruyor, ve bu ısıkla, geçmisim için duydugum bir sefkat ile doluyorum ve bu ısıkla, meydana gelmis her sey yeniden yazılıyor. Bu dua söylendigi zaman, sözleri dikkatlice dinleyebilir ve kalbinizde görsel resimlerin sekillenmesine izin verebilirsin.

Öğrenci : İlginç. Bana daima resimleri zihnimde biçimlendirmem ögretildi, kalbimde degil.

Öğretmen : İmgeleme bedenin ya da kafanın herhangi bir bölgesi ile sınırlandırılamaz. Yansıtma ile her yere yerlestirilebilir. Sadece resimleri gögsünün merkezindeki alana yansıt. Yansımayı görüntüleyen kisi bedeninin dısında birkaç metre uzaklıktaki biri olabilir.

Öğrenci : Bedenimin dısından izleyen kim?

Öğretmen : Sensin.

Öğrenci : Bu sezgisel zeka teknikleri olarak adlandırdıgınız tekniklerden biri mi?

Öğretmen : Evet, ancak bu teknigin baska yönleri de var. ilk adımı attıgında daha atılacak üç adım vardır.

Öğrenci : Nedir onlar?

Öğretmen : İkinci adım bu ısıgın içeri yerlesmesine izin vermektir. Bu, ısıgı çok ama çok ince altın-sarısı, havada asılı ama algının yüzeyinin hemen altında hareket eden bir sis olarak algılamanı gerektirir. Kafanın içinde, ısıgın bu hareketinin zekaya sahip oldugunu hissetmen önemlidir – duygusal geçmisini yeniden dösemeye, yazmaya, uyarlamaya muktedir bir zekaya.

Öğrenci : Ve bu teknigi uygulayarak duygusal geçmisimin "bulutlarını" temizleyebilir miyim?

Öğretmen : Evet, ancak imgeleme ve hayal etme, bu islemin önemli unsurlarıdır. Bir kez daha, vurgulamak isterim, bu, bir süre için – örnegin üç gün ya da daha fazla bir süre için sürekli bir çalısma gerektiren bir islemdir.

Öğrenci : Bu islemde imgeleme ve hayal etme neden bu kadar önemli?

Öğretmen : Kalbin merkezi zekasını hedef almaktadırlar ve beyin alıcılıgı da sonuç olarak ortaya çıkmaktadır.

Öğrenci : Diyorsunuz ki beyin, kalbin sinyallerini tercüme eder... sinyallerin netligine baglı olarak?

Öğretmen : Yüksek beyin, kalbin sinyallerini, görsel enerji ve duygusal gerçeklige baglı olarak ne kadar iyi tanımlandıgına dayanarak "okur."

Öğrenci : Görsel enerji mi?

Öğretmen : Kalp bölgesine nasıl resimler yansıtılmıs olursa olsun, güç kazandırılmıstır. Resmi ne kadar net imgeleyebilirsen, onu kalp bölgene yansıt ve onu kalbinin en temel duyguları ile masset, yüksek beynine daha kuvvetli sinyaller göndereceksin. Yüksek beynin yanıt verdigi bu kuvvettir.

Öğrenci : Ne sekilde?

Öğretmen : Bu konusmanın baglamında, duygusal geçmisini sefkat ve anlayıs frekansında tekrar yazma eyleminin gidisatını kolaylastırır.

Öğrenci : O zaman kalp ve beyin ortak çalısırlar, ancak beyin eninde sonunda alınan sinyale göre hareket edilip edilmeyecegine karar verir... ya da kalpten gelen direktifler dogrultusunda?

Öğretmen : Fiziksel kalbin enerjik ya da kuantum bir parçaya sahip oldugu gibi, beynin de sahiptir. Bu iki organ ve çevre sistemleri – hem fiziksel hem de kuantum seviyede – tamamen bütünlesiktir, öyle ki bilim henüz yeni yeni anlamaya baslamaktadır. Beyine emir veren kalp degildir, ne de beyin harekete geçip geçmek için direktifin potansiyelini tespit ederek seçim yapabilir. Kalp ve beyin birlesik bir sistemdir ve enerji, bilgi ve zekayı insan bedeni içinde çevirirler. Sistem, dogal zekasını üç-boyutlu çevrelerde ifade etmede çok büyük bir etkinlik ile isler... sefkat ve anlayısın merkezi kalp enerjisine çekildiginde.

Öğrenci : Sefkat ve anlayıstan bahsediyorsunuz, ancak kosulsuz sevgi, merkezi kalp frekansında degil mi?

Öğretmen : Bu merkezi frekansları, kosulsuz sevgi gibi yanlıs anlasılmamıs bir terim ile ifade etmeyi tercih ederim.

Öğrenci : Ayrıca duygusal gerçekligin, beynin bu teknige nasıl tepki verdiginde anahtar bir unsur oldugunu ifade etmistiniz.

Öğretmen : Yirmi metre öteden bir giysinin rengini seçebilsen, onu ayırt etmeni saglayan nedir.

Öğrenci : Rengi.

Öğretmen : Peki bu giysiyi eline alıp yakından incelesen, o zaman ne saglar?

Öğrenci : Sanırım o zaman doku daha önemli hale gelir... nasıl hissettirdigi.

Öğretmen : Ya tasarımındaki incelik?

Öğrenci : Evet, sanırım yirmi metreden kimse kumasın dokusundaki ince tasarımı göremez.

Öğretmen : Duygular, doku ve zeka ile massedilmistir. Yüksek beyin sistemi, kalp sisteminden gelen duygusal verileri taramak ve verilerin doku ve zekasının, merkezi kalp frekanslarından mı yoksa üç boyutlu çevreden ve/veya duygusal geçmisten mi türedigini belirlemek için tasarlanmıstır.

Öğrenci : Bu belirlemeyi yapan yüksek beyin midir? Peki nasıl biliyor?

Öğretmen : "Tasarlanmıs" kelimesini nasıl kullandıgımı fark ettin mi?

Öğrenci : Evet, ancak onu ifade ettiginiz sekli ile anladıgımdan emin degilim.

Öğretmen : Kalp ve beyin sistemleri, hayal güçlerini merkezi kalp frekanslarından zihnin yüksek frekansına eristirebilenlere, genetik zihnin yüksek zekasını erisilebilir kılmak için tasarlanmıstı. Bu erisim, insanlıgın peygamber ve filozoflarını, tüm insanlıgı yükselten bilgi tasıyıcıları yapmıstır.

Öğrenci : O zaman sadece bu bilgiye sahip olanlar yüksek hallere erisime sahip olabilecek?

Öğretmen : Hayır. Herkes erisebilir.

Öğrenci : Herkes mi?

Öğretmen : Hariç tutulması gereken biri var mı?

Öğrenci : Peki ya bilerek seytana uyanlar?

Öğretmen : 4000 haftalık bir yasam boyunca sonsuz kozmosu arastırmak ve anlamak seytanın tanımıdır.

Öğrenci : Anlamıyorum.

Öğretmen : Bizler, iyi ruhsal varlıklarız, ancak bunu belirleyen davranıslarımız degil, temel dogamız – kökenimizdir. Her birimize, bu yüksek bilgiye erisim hakkı verilmistir, ancak nasıl davrandıgımıza göre degil, sadece varlıgımızın ne olduguna dayanarak

Öğrenci : Tamam, anladıgımı sanıyorum, ve bir anlamda, bunu duyduguma sevindim. Yine de, bütün hayatım boyunca ilahiligin kazanılan bir sey oldugu fikrine mahkum yasadım. Zayıf olan ve karanlık güçler tarafından kolayca yoldan çıkarılabilenlerin, bu tekniklere erismelerine izin verilmemisti yoksa bu teknikler, onların açgözlülüklerini, nefretlerini ve seytani egilimlerini besleyecekti. Su anda bana söylediginiz ise sezgisel zekanın herkese açık oldugu yönünde.

Öğretmen : Öyle. Bahsetmis oldugun mahkumiyet, sadakatin mükafatı olarak kurtulus tekniklerini kullanan gizem okullarının ve ezoterik uygulamaların eseridir.

Öğrenci : Ancak bu teknikleri suiistimal edecek insanlar olacaktır, bencil ve dahi seytani amaçları için kullanacaklardır?

Öğretmen : Biraz önce açıkladım, kalp ve beyin bütünlesik bir sistemdir, ve sefkat ve anlayısın yüksek frekanslarını aktive etmek, erisip ifade etmek için tasarlanmıslardır. Ve beyin kalbin duygusal gerçekligini kesfetme ve takdir etme rolüne hizmet etmektedir. Bu beceri, zeka, içgörü, ona ne derseniz deyin, mutlak ve bütün yüksek yasam formlarının içinde dogustan mevcuttur. Kalp, üç-boyutlu ortamlarda yaygın duygusal bozulmaların türevi olan beyine veri aktarımını yapmadan kimse sezgisel zeka tekniklerini kullanamaz.

Öğrenci : Beynin bunu nasıl yapacagını nereden bildigini hala anlamıyorum, ancak devam edelim. Açıklamaya basladıgınız teknige tekrar bir göz atabilir miyiz?

Öğretmen : Bu özel teknigin dört adımı vardır. Amacı, uygulayıcının duygusal geçmisini sefkat frekansına dogru yeniden sekillendirmesine ve böylece iç sesinin ya da sezgisel zekanın daha derin bir erisim ile birlikte daha akıcı ifade kazanmasına yardımcı olmaktır.

Öğrenci : Bu teknigin bir adı var mı?

Öğretmen : Tek bir ad verebilseydin olurdu.

Öğrenci : Su ana kadar dört adımın sadece ikisini ele aldınız?

Öğretmen : Evet, ilk ikisinden bahsettik: dua ve imgeleme adımları. Üçüncü adım, salıvermektir.

Öğrenci : Bu nasıl basarılır?

Öğretmen : Hayal gücüne ince ayar yaptıgında ve ince ısık frekanslarını bas bölgende gördügünde ve bunun – bir anlamda – yerlesmesine izin verdiginde, içsel bir teslimiyet ve salıverme tavrını benimsemek zorundasındır.

Öğrenci : Neye karsı?

Öğretmen : Teknigin sonuçlarına. İnsan bedeni dedigimiz, sinir ve kuantum agınızda depolanmıs olan duygusal geçmisinin bir degisimden ya da modifikasyondan geçecegi gerçegine.

Öğrenci : Ama bu teknigi uyguluyorsam zaten sonuçlarına teslim olmusumdur? Demek istedigim, içten degilsem neden uygulayayım ki?

Öğretmen : Sonunda, bu durumda, sezgisel zeka ile daha güçlü bir baglantı seklinde saglayacagın yarara duydugun arzu, süreç içindeki bilgeligi görme istekliligini gölgeleyebilir ve arzuladıgın sey için mükafatını geciktirebilir.

Öğrenci : Sabırsız hale gelebilecegimi mi ima ediyorsunuz?

Öğretmen : Bu daha çok, ilk iki islemin organik olarak duygusal geçmisini yeniden biçimlendirme amacına yönelik –kendi zamanında- ortaya çıkmasına izin vermeye daha az istekli olman demektir. Bu sebepten ötürü bu süreç içine üçüncü basamak yerlestirilmistir.

Öğrenci : Bu sizin deyiminizle salıverme islemini nasıl gerçeklestiririm? Özel bir teknik var mı?

Öğretmen : Çok basit, ama aynı zamanda da zor. Salıvermek güvenmektir. Güvenmek en derin benliginin oldugu kadar ortaya çıktıgı kökeninin zekasına inanmaktır. Bu basit tarafı. Zor tarafı ise egokisiligin yargılamalarının hasarlı ve bir ölçüde sezgisel zekanın karsıtı oldugunu anlamaktır. Teknigin bu asaması, sürecin sınırları dahilinde gelisiminin yargısını salıvermektir.

Öğrenci : Ne demek istiyorsunuz? Anladıgımdan emin degilim.

Öğretmen : Duygusal geçmisinin bulutlarını temizleyerek sezgisel zekaya ya da iç sesine eristigini kanıtlarsan eger, ego da dogal basarı açlıgını doyurmak için gelisiminin kanıtlarını arayacaktır. Ego, bu davranısı için uzaklastırılması, ihmal edilmesi ya da suçlanması gereken bir sey degildir, aksine saflastırılması gereken bir seydir.

Öğrenci : Bu salıverme tekniginin bir parçası mıdır?

Öğretmen : Evet.

Öğrenci : Nasıl?

Öğretmen : Bir kisi sezgisel zekasına erismeye ve onu ifade etmeye heves ediyorsa, salıverme psikolojik bir zaruriyettir. Egon, düsük, dıssal güçlerle çalısmada ustadır, aynı sekilde de kalbin de yüksek, içsel güçler ile çalısmada ustadır. Bu içsel güçleri bir araya getirme arayısına girersen, egon, çaba ve süreci, üzerinde baskı kuran gerçek dünya problemlerinin karsısında önemsiz bir oyalama / saptırma olarak algılayacaktır. Ego kisiligin içgüdüsel yanıtı, bu durumda, kalp frekanslarına odaklanmayı yanlıs yönlendirme olarak algılayacaktır.

Öğrenci : Neden?

Öğretmen : Çünkü, ego düsük zihinde yer almaktadır ve fiziksel bedene olan bagımlılıgı temel olarak gözbeyinin baskın realite – üç boyutlu dünya algısı yoluyla olur. Saf egoya göre, kalp sadece fiziksel bedenin can sıkıcı ve zayıflık gösteren bir teferruatı olmaktan ibarettir.

Öğrenci : Tamam, salıvermenin neden üçüncü adım oldugunu anladım sanırım, ancak özellikle bu adımı süreç içinde nasıl uyguluyorum?

Öğretmen : Kalp bölgen vasıtasıyla nefes almak, egonun arzuları ile kalbin kapasitelerini karıstırma metodudur, ve bu da salıverme metodudur.

Öğrenci : Bunu nasıl yaparım?

Öğretmen : İlk iki adımı tamamladıktan sonra, dikkatini nefesine odakla. İçine çektigin nefesin egonun arzularını kuantum kalbinin iç odasına getirdigini hayal et. Sonra, bu basarı arzusunun – iç nefes seklinde – nefesini tutarak bu iç odada asılı kaldıgını hayal et. Bunu yaptıgında, nefesin, kuantum ya da enerjik kalbinden yükselen sefkatin içeriye akısı ile karısır. Simdi, bu yeni güçlenmis nefesi kalp bölgene geri gönder, ve her seferinde, nefesini verdiginde su sözleri tekrarla: "Kendi ısıgında parlaması için gizemini korumasına izin ver." Bunu altı ila sekiz defa tekrarla.

Öğrenci : Hepsi bu mu?

Öğretmen : Evet.

Öğrenci : Salıverme asamasının daha karmasık ve zor olmasını bekliyordum.

Öğretmen : Zor kısım, salıverme tekniginden yoksun olmandır ya da teknik üzerinde duygusal gerçeklik ve görsel enerji olmadan çalısmaktır.

Öğrenci : Bu islemin dördüncü ve son adımı nedir?

Öğretmen : Bu adıma bazen ısık dagıtımı adı verilir, ama ben onu ısık baglantısı olarak düsünmeyi tercih ediyorum.

Öğrenci : Nasıl çalısıyor?

Öğretmen : Fiziksel kalp kan yoluyla fiziksel bedenin çeperlerine kadar nasıl oksijen dagıtıyorsa, kuantum kalp da ısıgı görsel enerji ve duygusal gerçekligi yoluyla insan bedeninin (varlıgının) sınırlarına ısık dagıtır. Isık dagıtım teknigi, ısıgın – engellenmeden – genisleyen sen boyunca deveran ettigini hayal etmektir.

Öğrenci : Bunun ne anlama geldiginden emin degilim.

Öğretmen : İnsan bedeni, fiziksel beden, duygusal sistem ve zihnin yüzlerinden meydana gelmistir. Bu unsurları birbirine baglayan ve bir sistem olarak verimli bir sekilde çalısmalarına saglayan ag, fiziksel bedendeki damarlara ve arterlere benzerdir. Bu ag, karsılıgında bir kuantum alanını birlestiren ve çokevrende bagımsızca islemesine izin veren ısıgı nakleder. Biz bazen bu bireysellestirilmis aga, genisleyen sen deriz.

Öğrenci : O zaman ben bir sekilde birlesip bir beden ve zihin olusturmayı basarmıs basıbos ısık partikülleri topluluguyum, ve buna göre engeller ya da müdahaleler olmadan dagıtılan ısıgı imgelemem gerekiyor. Fikir bu mu?

Öğretmen : Sadece dikkatini ne oldugun gerçegine yönlendirmen gerekmektedir. Bu sadece bir kaç saniye sürer, ancak bu teknigi sıkça ve özenle çalısman önemlidir.

Öğrenci : Ne kadar sıklıkta?

Öğretmen : Bu sana kalmıs, ancak çok fazla yapamazsın.

Öğrenci : Bunun neden bilincinde olmam gerekiyor? Görünen o ki ısık benim yönlendirmem olmadan da düzgün bir sekilde akıyor.

Öğretmen : Öyle ama onu yönlendirmiyorsun, ona erisiyorsun, üç-boyutlu ortamda varolusunun temel yapısı olan holografik ısık ızgaralarına dokunuyorsun.

Öğrenci : Belki de sadece teknigi açıklamalısınız, ve ben de soru sormayı bırakırım.

Öğretmen : Bu ısık agına konsantre olmayı – onu daha parlak daha yogun yapmayı basarabilirsen; sonucun ne olacagını sanıyorsun?

Öğrenci : Daha fazla enerji?

Öğretmen : Hayır. Bu, beden yoruldugu ve güçsüz düstügü hissiyle ters bir etki yaratabilir.

Öğrenci : O zaman ısıgı dagıtmak, ona konsantre olmakla ilgili degil?

Öğretmen : Hayır. İnsan bedeni içindeki ısık parçasını dengelemek ve tutarlı, ritmik olmasını ve serbestçe aktıgını garantilemek ile ilgilidir..

Öğrenci : Kulaga bir kez daha fiziksel kalbi tanımlıyormussunuz gibi geliyor.

Öğretmen : Bu kalbin ve insan bedeninin bütününün dogal halidir, ancak üç boyutlu çevre ile günlük etkilesimlerde, insan bedeni bu dengeyi kaybedip tutarsız, duragan ve birbirine dolasmıs bir varolus hali içine kayabilir. Kalp bu hali algılar ve dogru tekniklerin bilgisinden yoksun olarak, zihinsel bozuklugu ve psikolojik verimsizligi enerjisi ile atesleyerek yanıt verebilir.

Öğrenci : Daha çok 'bulut' ile kaplanır?

Öğretmen : Kesinlikle. Bu adım, bu süreçte, bu yüzden, bu kadar önemlidir çünkü kalbin enerjisini bagımlı oldugun daha derin, kuantum-altı yapılar ile senkronize etmesine yardımcı olur.

Öğrenci : Nasıl yaparım bunu?

Öğretmen : Kalbini gögüs kafesinin içinde atarken ve bedenine ve beyin sistemine oksijen dagıtırken imgeleyebilir misin?

Öğrenci : Evet.

Öğretmen : Aynı fonksiyonun kuantum ya da enerjik kalbinde de meydana geldigini ve damarların ve arterlerin yerine kuantum kalbinden ayrılan ısık tellerinin oldugunu ve seni daha genis bir ag ile bagladıgını hayal et. Bu ag, fiziksel bir varlık olarak varolusunun kaynagıdır. Simdi, bu tellerin hem kökler hem de kanatlar oldugunu düsün. Kökler varlıgını demirliyor ve topraga baglıyor; ve kanatlar da yasamını yüceltiyor ve genislik kazandırıyor. Gün boyunca, sadece seni çevreleyen enerji yapısını hisset. Bunu yaptıgında, kalbini "fise taktıgını" ya da bu yapıya baglandıgını hayal et, ve bunu imgeleyemesen bile, hayat-veren enerjiyi toprakta hissetmek gibi varlıgını hisset. Bu baglantıyı, ritmik, titresen, agdan kalp sistemine akan ve sonra kalbinden bedeninin geri kalanına akan bir ısık olarak hisset.

Öğrenci : Bunu sizi dinlerken dahi hissettim.

Öğretmen : Dördüncü ve son adımın teknigi de budur.

Öğrenci : Bu dördüncü adım diger üç teknik ile birlikte mi uygulanmalı?

Öğretmen : Bu teknigi diger üç adımdan hemen sonra uygulamak zorunda degilsin. Bu dördüncü teknik, gün içinde uygulanabilir ve sadece bir kaç saniyeni alır. Her gün, günde yirmi defa uygulanabilir. Bu, merkezi kalp frekanslarını tekrar dengelemek ve tazelemek ve insan bedeni boyunca dagıtıldıgını garantilemek için kullanılan bir tekniktir. İçsel akımları aktive eder.

Öğrenci : Nedir onlar?

Öğretmen : Bir nehir akıntısını kaybederse ne olur?

Öğrenci : Yavaslar ve duraganlasır.

Öğretmen : Tempo ve netlik birbirine baglıdır, degil mi?

Öğrenci : Sanırım bu nehirler için geçerli, ancak aynı zamanda insan sisteminden de bahsettiginizi düsünüyorum.

Öğretmen : Dogru.

Öğrenci : O zaman sezgisel zeka teknikleri kisiye getirdikleri bakımından gerçekten çok-yönlüdür?

Öğretmen : Sezgisel zekana erisebilirsen, bir bakıma, baglantının bant genisligini seni destekleyen ısık enerji agına yükselt; yüzlerce kitap seni kayıtsız bırakabilirken, tek bir söz seni yeni bir anlayısa fırlatabilir. Sezgisel zeka, üç boyutlu dünyaya sızan kuantum kalbin potansiyelidir. Asıl bilginin anahtarıdır. Çünkü bu bilgi geçmisin, bugünün ve gelecegin boyutlarında her seyi degistirir.

Öğrenci : Bu teknigi sadakatle uygulayacagım. Benimle paylastıgınız için tesekkür ederim.

Öğretmen : Benim için bir onurdu.





(Çeviri : Semra Ekmekçi)




"Kalp AYRICA, sevginin sefkat frekansına – evrenin en saf GÜCÜNE - açılan kapıdır."


* ÇOKLUEVRENİ, ON BİR HOLOGRAFİK BİLİNÇ KÜRESİ OLARAK DÜSÜN, HER BİRİ DAHA İÇTE BULUNAN BİR KÜRE İLE KESİSİYOR. SADECE EN DISTAKİ KÜRE HEPSİNİ KAPSIYOR, VE BU DA İLK KAYNAK'IN BİLİNCİDİR, EN İÇTEKİ KÜRE İSE TAS YA DA DENİZ KABUGU GİBİ HAREKETSİZ OBJELERİN BİLİNCİDİR.

* SEVGİ, BU "KÜRELER"İN YA DA BİLİNÇ ALANLARININ HER BİRİ İLE UYUM İÇİNDE TİTRESEN FREKANSLARA AYRISMISTIR.

* KALBİN KENDİSİ DE FARKLI BİLİNÇ KATMANLARINDAN OLUSUR, VE HER BİR "KATMAN" BİR ALGI VE İFADE ZEKASINA SAHİPTİR.

* KALP AYRICA, SEVGİNİN SEFKAT FREKANSINA – EVRENİN EN SAF GÜCÜNE - AÇILAN KAPIDIR.


* KALP BOYUTSAL VE ÇOK-YÖNLÜDÜR. DUYGUSAL DALGALANMALARI İFADE EDER; PSİKOLOJİK FONKSİYONLARI DÜZENLER; BELLİ BASLI BEYİN KİMYASINI AKTİVE EDER; BEDEN VE ZİHİN İLE İLETİSİM KURAR; GELECEK ÇEVRELERİNİZDEN ÖN HABERLER ALIR; VE SENİ VARLIGIN DİGER TÜM HALLERİ İLE BAGLAR.

* EVREN GİBİ, KALP DE ÇOK-SEVİYELİDİR.

* ÇOKLUEVRENE AÇILAN BİR KAPIDIR




"orijinal sesiniz kalbinizin derinliklerinden fısıldar ve küçük dürtüler yollar."


* İNSAN BEDENİNİN SİİRSEL DİLDE KALBİN KATİBİ OLARAK BİLİNEN BİR PARÇASI VARDIR. DUYGUSAL GEÇMİSİN – HERBİR AYRINTISIYLA – KAYDEDİLİR VE KALBİNİN SİGORTALARI İÇİNE YAZILIR.

* BU, GENİS ANLAMDA, "BULUTLAR"IN KAYNAGIDIR.

* DUYGULAR, DÜSÜNCE HIZINDAN DAHA SÜRATLİDİR. ÇOKLUEVRENİN YÜKSEK DEVİRLERİ İLE REZONANS İÇİNDE OLDUGUNDA ZAMAN / UZAY DISINDA ÇALISIRLAR.

* KALP EGER EN YÜKSEK FREKANSTA ÇALISIYORSA, O ZAMAN DUYGULAR BİZİ GERÇEK BENLİGİMİZE UYANDIRAN ASIL KATALİZÖR...



"Duygusal çöküntüler kalpten beyine ve onu saran sinirsel aga geçer."


* DUYGUSAL ÇÖKÜNTÜLER KALPTEN BEYİNE VE ONU SARAN SİNİRSEL AGA GEÇER. AYNI SEKİLDE ARINMA DA AYNI YOLU İZLER VE BİR SÜREÇTİR.

* BU SÜREÇ BAGISLAMAK DENİLEN DUYGUNUN SEFKAT FREKANSI İLE BASLAR.

* Bu frekans, kalbinizde su komut ile uyandırılabilir:
"KALBİMİN ISIGI PARLADIKÇA, BAGISLAMA KAPASİTEM DE PARLIYOR. BAGISLAMA KALBİME AKARKEN YÜKSELİYOR, BASIMI HAYAL EDİLEBİLECEK EN NARİN VE İNCE ISIK İLE DOLDURUYOR, VE BU ISIKLA, GEÇMİSİM İÇİN DUYDUGUM BİR SEFKAT İLE DOLUYORUM VE BU ISIKLA, MEYDANA GELMİS HER SEY YENİDEN YAZILIYOR."


* BU DUA SÖYLENDİGİ ZAMAN, SÖZLERİ DİKKATLİCE DİNLEYEBİLİR VE KALBİNİZDE GÖRSEL RESİMLERİN SEKİLLENMESİNE İZİN VEREBİLİRSİN.

Tiversonus

#308
"Sefkat ve anlayıs ile massedilmis sevgi, inatçı ve bencil sevgiden farklıdır."

* BUNUN NEDENİ, DUYGULARIN FREKANSLARINA DAYANAN ZEKA İLE YAPISIK OLDUGUNU VE FREKANSIN ÇOKLUEVRENİN YÜKSEK ÇEVRİMLERİ İLE NASIL REZONANS İÇİNDE OLDUGUNU ANLAMAMANDIR.

* YÜKSEK BEYİN, KALBİN SİNYALLERİNİ, GÖRSEL ENERJİ VE DUYGUSAL GERÇEKLİGE BAGLI OLARAK NE KADAR İYİ TANIMLANDIGINA DAYANARAK "OKUR."

* KALP BÖLGESİNE NASIL RESİMLER YANSITILMIS OLURSA OLSUN, GÜÇ KAZANDIRILMISTIR. RESMİ NE KADAR NET İMGELEYEBİLİRSEN, ONU KALP BÖLGENE YANSIT VE ONU KALBİNİN EN TEMEL DUYGULARI İLE MASSET, YÜKSEK BEYNİNE DAHA KUVVETLİ SİNYALLER GÖNDERECEKSİN.

* DUYGUSAL GEÇMİSİNİ SEFKAT VE ANLAYIS FREKANSINDA TEKRAR YAZMA EYLEMİNİN GİDİSATINI KOLAYLASTIRIR.

* FİZİKSEL KALBİN ENERJİK YA DA KUANTUM BİR PARÇAYA SAHİP OLDUGU GİBİ, BEYNİN DE SAHİPTİR. BU İKİ ORGAN VE ÇEVRE SİSTEMLERİ – HEM FİZİKSEL HEM DE KUANTUM SEVİYEDE – TAMAMEN BÜTÜNLESİKTİR, ÖYLE Kİ BİLİM HENÜZ YENİ YENİ ANLAMAYA BASLAMAKTADIR.

* KALP VE BEYİN BİRLESİK BİR SİSTEMDİR VE ENERJİ, BİLGİ VE ZEKAYI İNSAN BEDENİ İÇİNDE ÇEVİRİRLER.

* DUYGULAR, DOKU VE ZEKA İLE MASSEDİLMİSTİR.

* YÜKSEK BEYİN SİSTEMİ, KALP SİSTEMİNDEN GELEN DUYGUSAL VERİLERİ TARAMAK VE VERİLERİN DOKU VE ZEKASININ, MERKEZİ KALP FREKANSLARINDAN MI YOKSA ÜÇ BOYUTLU ÇEVREDEN VE/VEYA DUYGUSAL GEÇMİSTEN Mİ TÜREDİGİNİ BELİRLEMEK İÇİN TASARLANMISTIR.

* KALP VE BEYİN SİSTEMLERİ, HAYAL GÜÇLERİNİ MERKEZİ KALP FREKANSLARINDAN ZİHNİN YÜKSEK FREKANSINA ERİSTİREBİLENLERE, GENETİK ZİHNİN YÜKSEK ZEKASINI ERİSİLEBİLİR KILMAK İÇİN TASARLANMISTI.

* BU ERİSİM, İNSANLIGIN PEYGAMBER VE FİLOZOFLARINI, TÜM İNSANLIGI YÜKSELTEN BİLGİ TASIYICILARI YAPMISTIR.

* HER BİRİMİZE, BU YÜKSEK BİLGİYE ERİSİM HAKKI VERİLMİSTİR, ANCAK NASIL DAVRANDIGIMIZA GÖRE DEGİL, SADECE VARLIGIMIZIN NE OLDUGUNA DAYANARAK.

* VE BEYİN KALBİN DUYGUSAL GERÇEKLİGİNİ KESFETME VE TAKDİR ETME ROLÜNE HİZMET ETMEKTEDİR.



"Kalp, üç-boyutlu ortamlarda yaygın duygusal bozulmaların türevi olan beyine veri aktarımını yapmadan kimse sezgisel zeka tekniklerini kullanamaz."

Tiversonus

#309
Sezgisel Zeka Teknikleri (Özet)


1.   dua
2.   imgeleme
3.   salıvermek
4.   ısık baglantısı/ ısık dagıtımı



1.   DUA:

Kalbimin ısıgı parladıkça, bagıslama kapasitem de parlıyor. Bagıslama kalbime akarken yükseliyor, basımı hayal edilebilecek en narin ve ince ısık ile dolduruyor, ve bu ısıkla, geçmisim için duydugum bir sefkat ile doluyorum ve bu ısıkla, meydana gelmis her sey yeniden yazılıyor.




2.   İMGELEME :

İkinci adım bu ısıgın içeri yerlesmesine izin vermektir. Bu, ısıgı çok ama çok ince altın-sarısı, havada asılı ama algının yüzeyinin hemen altında hareket eden bir sis olarak algılamanı gerektirir. Kafanın içinde, ısıgın bu hareketinin zekaya sahip oldugunu hissetmen önemlidir – duygusal geçmisini yeniden dösemeye, yazmaya, uyarlamaya muktedir bir zekaya.


Amacı, uygulayıcının duygusal geçmisini sefkat frekansına dogru yeniden sekillendirmesine ve böylece iç sesinin ya da sezgisel zekanın daha derin bir erisim ile birlikte daha akıcı ifade kazanmasına yardımcı olmaktır.





3.   SALIVERMEK :


Hayal gücüne ince ayar yaptıgında ve ince ısık frekanslarını bas bölgende gördügünde ve bunun – bir anlamda – yerlesmesine izin verdiginde, içsel bir teslimiyet ve salıverme tavrını benimsemek zorundasındır.


Çok basit, ama aynı zamanda da zor. Salıvermek güvenmektir. Güvenmek en derin benliginin oldugu kadar ortaya çıktıgı kökeninin zekasına inanmaktır. Bu basit tarafı. Zor tarafı ise egokisiligin yargılamalarının hasarlı ve bir ölçüde sezgisel zekanın karsıtı oldugunu anlamaktır. Teknigin bu asaması, sürecin sınırları dahilinde gelisiminin yargısını salıvermektir.

ego da dogal basarı açlıgını doyurmak için gelisiminin kanıtlarını arayacaktır. Ego, bu davranısı için uzaklastırılması, ihmal edilmesi ya da suçlanması gereken bir sey degildir, aksine saflastırılması gereken bir seydir.

Bir kisi sezgisel zekasına erismeye ve onu ifade etmeye heves ediyorsa, salıverme psikolojik bir zaruriyettir. Egon, düsük, dıssal güçlerle çalısmada ustadır, aynı sekilde de kalbin de yüksek, içsel güçler ile çalısmada ustadır. Bu içsel güçleri bir araya getirme arayısına girersen, egon, çaba ve süreci, üzerinde baskı kuran gerçek dünya problemlerinin karsısında önemsiz bir oyalama / saptırma olarak algılayacaktır. Ego kisiligin içgüdüsel yanıtı, bu durumda, kalp frekanslarına odaklanmayı yanlıs yönlendirme olarak algılayacaktır.


Saf egoya göre, kalp sadece fiziksel bedenin can sıkıcı ve zayıflık gösteren bir teferruatı olmaktan ibarettir.


ancak özellikle bu adımı süreç içinde nasıl uyguluyorum?


Kalp bölgen vasıtasıyla nefes almak, egonun arzuları ile kalbin kapasitelerini karıstırma metodudur, ve bu da salıverme metodudur.


dikkatini nefesine odakla. İçine çektigin nefesin egonun arzularını kuantum kalbinin iç odasına getirdigini hayal et. Sonra, bu basarı arzusunun – iç nefes seklinde – nefesini tutarak bu iç odada asılı kaldıgını hayal et. Bunu yaptıgında, nefesin, kuantum ya da enerjik kalbinden yükselen sefkatin içeriye akısı ile karısır. Simdi, bu yeni güçlenmis nefesi kalp bölgene geri gönder, ve her seferinde, nefesini verdiginde su sözleri tekrarla: "Kendi ısıgında parlaması için gizemini korumasına izin ver." Bunu altı ila sekiz defa tekrarla.




4.    IŞIK BAĞLANTISI :


kuantum kalp da ısıgı görsel enerji ve duygusal gerçekligi yoluyla insan bedeninin (varlıgının) sınırlarına ısık dagıtır. Isık dagıtım teknigi, ısıgın – engellenmeden – genisleyen sen boyunca deveran ettigini hayal etmektir.


fiziksel beden, duygusal sistem ve zihnin yüzlerinden meydana gelmistir. Bu unsurları birbirine baglayan ve bir sistem olarak verimli bir sekilde çalısmalarına saglayan ag, fiziksel bedendeki damarlara ve arterlere benzerdir. Bu ag, karsılıgında bir kuantum alanını birlestiren ve çokevrende bagımsızca islemesine izin veren ısıgı nakleder. Biz bazen bu bireysellestirilmis aga, genisleyen sen deriz.


Sadece dikkatini ne oldugun gerçegine yönlendirmen gerekmektedir. Bu sadece bir kaç saniye sürer, ancak bu teknigi sıkça ve özenle çalısman önemlidir.


Öyle ama onu yönlendirmiyorsun, ona erisiyorsun
temel yapısı olan holografik ısık ızgaralarına dokunuyorsun.


Kalbini gögüs kafesinin içinde atarken ve bedenine ve beyin sistemine oksijen dagıtırken imgeleyebilir misin?

Aynı fonksiyonun kuantum ya da enerjik kalbinde de meydana geldigini ve damarların ve arterlerin yerine kuantum kalbinden ayrılan ısık tellerinin oldugunu ve seni daha genis bir ag ile bagladıgını hayal et. Bu ag, fiziksel bir varlık olarak varolusunun kaynagıdır. Simdi, bu tellerin hem kökler hem de kanatlar oldugunu düsün. Kökler varlıgını demirliyor ve topraga baglıyor; ve kanatlar da yasamını yüceltiyor ve genislik kazandırıyor. Gün boyunca, sadece seni çevreleyen enerji yapısını hisset. Bunu yaptıgında, kalbini "fise taktıgını" ya da bu yapıya baglandıgını hayal et, ve bunu imgeleyemesen bile, hayat-veren enerjiyi toprakta hissetmek gibi varlıgını hisset. Bu baglantıyı, ritmik, titresen, agdan kalp sistemine akan ve sonra kalbinden bedeninin geri kalanına akan bir ısık olarak hisset.


Bu, merkezi kalp frekanslarını tekrar dengelemek ve tazelemek ve insan bedeni boyunca dagıtıldıgını garantilemek için kullanılan bir tekniktir. İçsel akımları aktive eder.



Sezgisel zeka, üç boyutlu dünyaya sızan kuantum kalbin potansiyelidir. Asıl bilginin anahtarıdır.


Not. Sezgisel Zeka tekniklerine geçmeden; üçüncü yoğunluğun kurupluluk düzeninin bir sonucu olan duygusal kirliliğin belirli bir ölçüde dengelenmesi gerekir. Kısaca duygusal arınma yapılmadan sezgisel zeka teknikleri kullanılamaz. Duygusal arınma ise kendine has zeka ile messedilmiş duygusal kayıtlarımızın şevkat frekansı ile bir bağışlama sürecidir.

Tiversonus

#310
Keşif Mavi Kopyası[/font=Comic Sans MS]







WingMakers Felsefesi: Oda Üç



Keşif Mavi Kopyası


İlk Kaynak, kendini yeniden tanımlamak için ve çoklu evren ve içindeki tüm varoluşa sebep olması için keşif mavi kopyasını yaratmıştır. Bu sistemin amacı, yaratım alemlerini keşfetmek ve bireyselleştirilmiş bilincin bilgeliği kazanma ve ifade etme yetisini geliştirmektir. Her bireyselleştirilmiş bilinç, İlk Kaynak'ın şahsiyetini resmeden güzel mozaiğin bir parçasıdır. Keşif mavi kopyası, birbirinden bağımsız bu parçaları organize eder ve İlk Kaynak'ın bütünlüğüne geri döndürmek için uygun yerlere yerleştirir – başka bir evrenin yaratım, yerleşim ve dönüşümünü gerçekleştirmek için yeniden yapılandırılmıştır.



Kozmos her yerinde yaşam mevcuttur – İlk Kaynak'ın bireyselleştirilmiş ifadesi şeklindedir. Bunlar, benliğin bireysel ifadesini deneyimlemek için bölünme ve İlk Kaynak'ın evrensel ifadesini deneyimlemek için katılaşma sürecindedir. Bizler, kozmosun rahminden doğduk, ve zamanla her şey ona geri dönecektir. Ne zaman ve nasıl olduğunun bir önemi yok. Önemli olan sadece neden olduğudur.



Bu rahmin yeryüzünden uzaklığı neredeyse sonsuzdur, ancak kalbinizi titretecek kadar da yakındır, tabi hayal gücünüzün nerelere erişebileceğini bilseydiniz eğer. Varoluşunuzun başlangıcında, şekilsiz bir bilinç olarak, bireysel ifade deneyimini seçtiniz ve Kaynaktan ayrıldınız. Üç-boyutlu dünyayı deneyim alanınız olarak seçtiğiniz zaman, Yaratıcı ile birliğinizi geri kazanmak üzere her türlü makul engel ve zorluk ile karşılaşabileceğiniz zaman dünyasına adım attınız.



Keşif mavi kopyası, kozmosun kurulumuna işaret eder ve bireysel bilinç ile alakalı beş temel deneyim aşamasından oluşur.


I. Varlık Bilincinin Yaratımı



Her biriniz, Kaynak Zekanın ruhsal özünden çıkarak, İlk Kaynaktan akarak doğdunuz. Kaynak Zeka tarafından mayalanan Işık parçacıkları yükselip bireysel bilinci korumaya aldığında, zamansız ve mekansız olarak İlk Kaynak'ın özünü paylaşan ölümsüz bir varlık olarak doğdunuz. Varlığın İlk Kaynak'tan ayrılıp Kaynak Zekanın rehberliği altında bireyselliğe adım atmasına izin veren, Bütünlük Yönlendiricisi ile massedilmiş Varlık bilincidir.



Varlık bilincin en yüksek halidir; onu deneyim ve içgörü ile besleyen düşük seviyeli araçların ya da bedenlerin toplam bilinç halinin içinde ikamet eder. Varlık bilinci, deneyimin şaşmaz gözlemcisi ve içgörünün birleştiricisidir. Her şekilde, İlk Kaynak'ın bir minyatürüdür, sadece İlk Kaynaktan bağımsız olarak hareket etme gücüne sahip olma hissini geliştiren zaman ve mekan ile deneyimsel ilişkiden yoksundur.



Varlığa hayat veren açıkça bu bağımsızlık hissiyatıdır. Keşif mavi kopyasının merkezi parçasıdır çünkü bu bağımsızlık hissi olmadan, kozmosun ve çeşitli titreşim seviyelerinin keşfedilmesi, Kaynak Zekasının merceğinden yansıyarak İlk Kaynak'ın algısı ile sınırlı olurdu. Tanım olarak, tekil boyutlu bir algıdır bu, ve sonuç olarak tamamlanmamış bir keşiftir. İlk Kaynak bu keşfin hükmünü, çokevreni yaratımının bir sonucu olarak vermiştir, ve çokevren yaratıldığı zaman, İlk Kaynak kendini ışık partikülleri biçiminde tecelli ettirmiş ve bu partikülleri ayırmıştır.



Bu yaratımların ilki, ışık beden olarak bilinen fiziksel bir aracın kullanımı yoluyla bireysel kimlik ile bahşedilmiştir. Bu bedenin yoğunluğu, İlk Kaynak'ın baskın realitesinden gelen bölünmüş parçacıkları engellemek için yeterliydi. Böyle yaparak, partiküller özerk kaşifler haline gelip hızla Bütünlük Evreninin içsel alemlerinde populasyon oluşturdular. Ancak, yaratımın dış alemlerine asla çıkmaya cürret edemediler. Burada, titreşimin yoğunluğu zamanı öyle bir yavaşlatmıştır ki büyük mesafe yüzünden beden içinde keşif imkansızdır.



İlk varlıklar varoluşlarının çok özel bir amaç taşıdığını biliyorlardı: yeni yaratılan varlık bilincinin içinde yaşayabileceği bir araç inşa etmek ki böylece bireyselleştirilmiş ruhsal-form çokluevrenin uzak köşelerine ulaşabilir, keşfedebilir, deneyimleyebilir ve bunlardan bir şeyler öğrenebilirdi. Bu tıpkı dalgıcın denizin dibini keşfetmek için dalmasına izin veren bir dalgıç kıyafeti gibi olacaktı. İlk Kaynak, Kaynak Zekası yoluyla çalışarak, dış yaratım alemlerini algılayabilirdi, ancak deneyimlenmesi ve İlk Kaynak'ın yarattıkları hakkında bilgi kazanılması mümkün değildi.



WingMakers, varlık bilincine yerleşen ilk yaratımlardı. Bizler, çokluevren boyunca tüm insan beden çeşitlerinin mimarı ve tasarımcısıyız. Bilinen evreniniz için diğer gezegenlerde birçok çeşidiniz var. Hemen hemen hepiniz, evrenin diğer alemlerinde deneyimler edindiniz, ancak bu deneyimleri bilinçli zihninize tercüme etmeniz mümkün değildir. İlk Kaynak varlık bilincini meydana getirdiğinde, WingMakers kaşif araçlarını yarattı ve böylece yaratımın en dışındaki yoğun titreşimli alemleri keşfetmek için bu yeni oluşturulan bilince de izin vermiş oldu.



Fiziksel evrenin titreşim hızı öyle bir seviyeye düşürüldü ki partiküller nesneler haline doğru katılaştı, ve böylece zaman sıralı algı çerçeveleri halinde yavaşladı ve varlık bilincinin eşzamanlı olarak birçok dünyayı araştırmasına izin verdi. Bu da bir varlığın binlerce değilse de yüzlerce dünyayı tek bir zaman çerçevesinde keşfetmesini mümkün kılmıştır. Bu da –her ne kadar bir çoğunuz tarafından belli belirsizce hissedilse de - daha önce yaşadığınız ve tekrar yaşayacağınız algısını yaratır.



Gerçekte, bir insan bedeni içindeyseniz, İlk Kaynak'ın aynı özünden bir araya gelmiş ölümsüz ışık bilincisiniz. Bu özden doğdunuz, ve asla ölmeyeceksiniz. Çekirdek merkeziniz olan bu en saf titreşimlerden kurtulmanız ya da onu feshetmeniz mümkün değildir. İçinizde, derinlerde, bu gerçeğe karşı hiç bir şüphe yoktur. Sadece neden bireyselleştirildiğiniz sorusu vardır.


II. Zaman ve Genetik Yoğunluk Bireyi



Yaratımı keşfetmek varlığın doğasından gelir. Bu İlk Kaynak'ın temel kimliğidir, ve anne-babadan çocuğa geçen genetik özellikler gibi tüm yaratımın üzerine bahşedilmiştir. İlkel içgüdü, varlığı keşif amacı ile, başarı ya da zafer beklenmeksizin, yaratım alemlerine dalmaya yöneltir.


Bu keşif şekli, sadece yeni coğrafyaları ya da fiziksel varoluş hallerini içermez. Daha önemlisi, İlk Kaynak'ın kolektif bilgisini geliştiren yeni duygusal algı hallerini keşfetmektir. Keşif bilgiyi getirir. Varlık bilincinin pratik bakış açısı budur, ve kesinlikle varlığı zaman ve yoğunluk içine düşmeye zorlayan bu doğal özelliktir.


Varlık bilinci, Kaynak Zeka yoluyla İlk Kaynak'a bağlantısının farkındadır. Ayrıca, WingMakers tarafından yaratılan araçlar / bedenler vasıtasıyla saf titreşim halini diğer zaman ve uzay boyutlarına taşıma fırsatının da farkındadır. Bu araçlar, ya da size göre bedenler yoluyla, varlık, gezegeniniz gibi düşük titreşimli halleri keşfedebilir.


Varlık ışık beden aldığında, aslında, hala şekilsizdir. Kimliği, İlk Kaynak'tan ayrı iken, ışık beden içinde bulunan diğer varlıklardan ayrı değildir. Yani, henüz bireyselliğe geçiş yapmamıştır. Bu aşama sadece ışık beden, genetik yoğunluktaki bir araca taşındığında meydana gelir. Bilim adamlarınızın DNA adını verdiği araç, WingMakers tarafından yaratılmıştır ve ışık bedenin çokluevreni keşfetmesine, İlk Kaynak'tan ve varlık adını verdiğimiz ışık bilincinin partiküllerinden bireyselleştirilmiş ayrılık halini meydana getirmesine izin verir.


Yaratımın engin koşulları ışık bedeni, bir araç / beden giymeye ve keşif için onun içgüdülerini takip etmeye çağırır. Bu gerçekleştirildiği anda, varlık kendinin birey olarak farkına varır. Yine de, bu bireysellik, ne etkileyicidir ne de korkulan bir şeydir. Sadece bağımsızlığın yeni bir hissidir; kendini-öğrenme mikro-kozmosu yeşermeye başlar.


Dini bilgilerinizin aksine, bağımsızlık halini takip eden bir cezalandırma yoktur. Varlık, keşif seçiminden dolayı cezalandırılmaz, aksi takdirde, bağımsızlık hali elde edilemeyecek kadar imkansız olurdu. Sadece bu bağımsızlık hali ya da özgür irade yoluyla varlık, eşsiz bir bakış açısı kazanabilir. Sınırlar önce oldukça dar tutulsaydı, ve varlık yoldan çıktığı her sefer için cezalandırılsaydı ya da günah işlemiş sayılsaydı, bu bir keşiften çok bir otomasyon olurdu.


Yaratım dünyalarında özgün keşif olmadan, deneyimin değeri, hem varlık hem de İlk Kaynak için ortadan kalkardı. Yeni doğmuş bir insanın enerjisini tuhaf el-kol hareketleri ile ifade etmesi gibi, yeni varlık da enerjisini keşif yolunu seçerek tuhaf kararlar ile ifade eder. Bu kararlar, hayal edilebilecek her türlü karanlık hareketi içerir, ve bu şekilde varlık eşsizliğini geliştirebilir.


III. Ayrılık Yoluyla Deneyim Kazanmak



Varlık eşsiz hale geldiği zaman, eşsiz deneyim ve içgörü kazanabilir. Ve bu, varlığın İlk Kaynak'a iletmek üzere tasarlandığı değerli bir kargodur. Bireysellik ve bağımsızlık varlığa bahşedilmiş armağanlardır, ve bunun karşılığı da eşsiz içgörüdür. Çokluevren bu şekilde tasarlanmıştır, ve keşfin mavi kopyası aracın (Bedenin) doğasına, dış görünüşüne, belli bir türe göre yararları, ya da doğduğu dünyaya katkılarına kayıtsızdır. İfade etmeye değer tek amaç, kendisi için temin ettiği, İlk Kaynak'a sağladığı, zaman ve genetik yoğunluğa yaptığı yolculuktan kazanılan eşsiz perspektiftir.



Varlık insan aracı içinde işlev gördüğü zaman, İlk Kaynak'a bağlı kalır ancak zihin keşif aracı ile tanımlamayı öğrenir ve nadiren varlığın saf titreşim halini tam anlamıyla ifade etmeyi başarır. Ancak, bu titreşim varlık bilinci tarafından daima hatırlanır ve eşitlik hissi ve tüm varlıkların sahip olduğu paylaşılmış amaç yoluyla üç-boyutlu alemde ifade edilir.



İnsan aracı, varlık tarafından giyildiği zaman, varlığın gözlemlediği sahnenin oluşturulduğu baskın realite haline gelir. Bu tıpkı uçağa binen ve kontrol paneli ile meşgul olan bir pilot gibidir. Varlık, birden yaklaşık bine kadar farklı baskın realiteyi etkin bir şekilde kontrol edebilir – her biri eşzamanlı ve ardışık olarak meydana gelebilir. Sonuç olarak, varlık, geniş bir deneyim platformunda öğrenme sürecini hem hızlandırabilir hem de dengeleyebilir.



Eşzamanlı deneyimsel öğrenme platformları kavramının, bedeninizdeki ve zihninizdeki tüm üç-boyutlu lifleri geren bir kavram olduğunu biliyoruz, ancak sizin bu şekilde tasarlandığınız gerçektir. WingMakers, yüz bin çeşit insan aracı üretmiştir – hepsi de aynı DNA şablonunun etrafında yapılandırılmıştır ve her biri çokluevrenimizin yedi fiziksel evrenine serpilmiştir. Siz bu sözleri okurken, çokluevren içinde yüzlerce değilse de onlarca eşzamanlı realitede işlev görüyorsunuz, fakat yalnız varlık tüm bu realiteleri algılama yetisine sahiptir.



Varlık bağımsızlığa adım attığı zaman, ilk olarak tek bir baskın realitede çalışır ve aşama aşama, birden çok araçtan gelen çoklu veri akımlarını işlemekte ustalaşır. Unutmayın ki varlık ilk önce bir ışık beden içindedir, ve bu ışık bedenin bildiğiniz gibi şekli yoktur. Hem zamanda ve de uzayda sabitlenmiş bir nokta hem de her yerde mevcut olan bir bilinçtir. İnsan aracı, bu her yerde mevcut bilinci çoklu algı kanallarına odaklayan bir aralığa (açıklığa) sahip olmak üzere tasarlanmıştır, ancak aynı zamanda insan aracının algısı tek bir baskın realite ile sınırlandırılmıştır.



Bu gerekliydi çünkü zihin, duygular ve beden çoklu araçların bütünleşik deneyimine dayanamazdı. Sistem üzerine fazla yük bindirir ve insan aracının bozulmasına ve nihayetinde çökmesine neden olurdu. Ayrıca, varlık bilinci ile zihin ve duygular arasındaki hassas bağlantının bulutlanmasına neden olmaktadır. Buna rağmen, bilinçaltı alemleri bu eşzamanlılık akımlarına, zihin ve duyguların dağıtılmasına ve arınmasına izin verir.



Varlık, beyaz bir ışık huzmesi gibidir, ve insan bedeninin genetik yoğunluğuna geçtiği zaman, geniş deneyim spektrumuna bölünür. Varlığın ışık enerjisinin geçiş yaptığı genetik yapı sayesinde, İlk Kaynak'a ve tüm türlere aktarılabilen bir duygusal bilgi olarak şekillenen eşsiz bir perspektif biriktirir.


IV. Gerçek Bilgeliğe Yükselen Helezon



Varlığın çokluevrenin fiziksel alemleri içindeki yolculukları, zaman ve uzay ile kıyaslandığında engindir. Birçok durumda, on binlerce yılın birleşiminden oluşur, ve bu yılların her biri, varlık üzerinde bir etki yaratır. Zamanın mesajları yeni formları biçimlendirir. Ve bu formlar, uzak gelecekte olacaklar için numuneler olarak ortaya çıkarlar. Bunlar, daha önceki söylevlerde bahsedilmiş olan Hükümran Bütünlerdir.



Bu varlıklar, her biçimdeki, mekan ve zamandaki deneyimlerine bakarak, deneyimlerin toplamını, insan türlerine nakledilen bir ifade haline getirirler. Bu şahadetin doruk noktasıdır, ve bir türde gerçek bilgeliği tanımlayana kadar nadiren ortaya çıkar.



Haklı olarak, bilgiyi dini kitaplarınızdan, bilimsel yayınlardan, ve felsefi söylemlerden alıyorsunuz, ancak bu sizin gerçek bilginiz değildir çünkü sizin türünüze mahsustur. Fark basittir; gerçek bilgeliğiniz, türleri bölmez. Onları birleştirir. Ve bu sevgi yollu duygusal bir birleşme olmayacaktır; çokluevrenin gerçek anlamına doğru paylaşılan bir bağlantı yoluyla olacaktır, çünkü odaklandığında bir tür olarak sizin yerinizin gözden kaybolmasını sağlayan tek mercek budur.



Sizi bilimin gerçek bilgeliğe götüreceğini mi söylüyoruz? Hayır, size, türünüzden bazı kişilerin Hükümran Bütün olarak dengelenmiş bilimsel ve felsefi doğaları ile öne çıkacağını ve değişmez kanıtı kabul edecek eğitilmiş bir türün faydasını göreceklerini söylüyoruz.



İlk Kaynak dahi bir türü gerçek bilgeliğe götüremez. Türlerin liderleri, bunu organik, kendilerinin geliştirdikleri yöntemlerle başarmak zorundadır. İlk Kaynak, orijinal keşif mavi kopyası yoluyla, insani türlerin bilgiyi edinebilme yetisini vermiştir. Gerçek bilgelik türlere dışarıdan verilseydi eğer, niteliği gereği güvenilmez olacak ve türlerin birleşmesini yeterince sağlayamayacaktı.



Kanal bilgisi olarak ifade ettiğiniz şekilde fiziksel-olmayan varlıklar yoluyla sizin türünüze getirilmiş birçok ifşaatlar vardır. Kutsal kitaplarınızın bazı kısımları dahi kanallık yoluyla alınmıştır. Ancak, bu yazılar azınlık bir kesim içindi. Gerçek bilgeliği kapsamadılar – sadece gerçek bilgeliğin gölgesinde ip uçları verdiler. Hükümran Bütünler, türünüz için fener misali ortaya çıkacaklardır, ve tüm türün zihinsel ve duygusal idraklerini yükselteceklerdir.



Bir Hükümran Bütün ortaya çıktığı zaman, kendi varlık bilincinin katalizör güçleri ile, bir başkasının, bir başkasının ve bir başkasının ortaya çıkmasına neden olacaktır ve tek jenerasyonda birden bine çığ gibi artacaktır. Bu binden, bir sonraki jenerasyonda bir milyon ortaya çıkacak ve bu bir milyondan da bütün bir popülasyon yükselecektir; çokluevrene açılan portallardan kazanılan içgörü ile. Ve bu portaldan, tüm saldırılara direnebilecek bir biçimde gerçek bilgeliğin organizasyonu yükselecektir.



Bu, türün yeni, hiyerarşik olmayan yapılar etrafındaki büyük birleşimidir ve bu, birleşmeyi sürdürebilmek için, yeni doğmuş bir türe gerçek bilgeliği deneyimleme izni vermektedir. Altı jenerasyon içinde, türün genetik zihni sabit kalır ve sonra güçlü bir keşif aracı haline gelir ve tür bunun, çokluevrene açılan bir "uzay aracı" olduğunu anlayacaktır.



Gezegeninizdeki insan türü, gerçek bilgeliğin gölgelenmiş halini ana hatlarıyla yeni bir türe aktaran öğretmenler haline gelecektir, şu anda dahi, bilinçsizce sizin gelişinizi beklemektedirler. Bu süreç, daha derin içgörüler ve İlk Kaynak'ın varlığının olduğu Merkezi Evrene giden yolları uyandıran çeşitlilik ve anomaliler ile birlikte, tekrar ve tekrar meydana gelir. Yerçekimi olan alanların içinde en güçlü olanıdır ve nihayetinde, bir türü ve onun bireyselleştirilmiş varlıklarını kendi alanına, gelecek benlikleriniz olarak ikamet ettiğimiz WingMakers'ın yer aldığı yere, yönlendirir.


Gelişen Yaratımın Devam Eden Yolculuğu



Zaman ve mekan evreninde varlık, İlk Kaynak tarafından keşfetme, çoğalma, gelişme ve yaratımların ileri uç bölgelerini Kaynak Zeka ile kuşatmak ile görevlendirilmiş gelişen bir kaşif partikülü olarak görülür. Varlık, zamansız ve mekansız boyutlarda --doğal ortamında -- görüldüğü zaman, İlk Kaynak'ın bireyselleştirilmiş ölümsüz yüzü olarak belirir, ancak üç boyutlu genetik yoğunluk çevresinde görüldüğünde, türün geçici bir yüzü olarak belirir.



Tür -- bu örnekte, insan türü -- zaman içinde, metafiziksel ve bilimsel kuruluşlarının oluşumunda gelişmekte olan bir ırka rehberlik eden ata ırk olarak tekamül etmektedir. Yeni bir türün kültür kurucuları olur. Bir türün tekamülü, çokluevreni keşfetmeye uygun birleşik genetik model olarak Merkez Evrenden orijinal hali ile çıkışından, biyolojik çeşitlilik içindeki parçalanmış bir türe, kültür ve teknoloji ile tekrar-birleşmesine, fiziksel olmayan birleşmiş Genetik Zihin olarak yükselişine, bu Genetik Zihnin uygulamalarını kozmosun en uç noktalarına erişip keşfetmek için kullanmaya ve gelişmekte olan bir türe yol göstermeye, ve bu Genetik Zihnin ata ırkın Genetik Zihni ile birleşmesine kadar uzanır.



Bilim adamlarınız, türün evrimini, zaman ve uzayın engin ormanındaki bir kıymığa denk gelecek bir oranda tanımlamışlardır. İnsan türünün zaman ve uzay "ormanındaki" evrimi, aşırı derecede yoğun bir süreçtir ve sayısız gelişim seviyelerinden meydana gelmektedir; bu da nihayetinde türün Genetik Zihninin İlk Kaynak ile uyumlu bir şekilde harmanlanmasına olanak verir.



Bu süreci ateşleyen ise, varlığın yaratım dünyalarını keşfetmeye ve nihayetinde genç bir türü gerçek bilgeliğe doğru yönlendirecek gerekli bilgi ve şefkati kazanmaya karşı duyduğu -genetik olarak vakfedilmiş- dürtüdür. Bu sürecin neden bu kadar yanlış adımlar ve yollar ile dolambaçlı ve gergin bir hal aldığını merak edebilirsiniz. Size bu sürecin hiç de göründüğü gibi olmadığını söylüyoruz. Yeryüzündeki türünüz ile çalışmakta olan ata ırkın Genetik Zihni, hayal edebileceğinizden çok daha kapsamlı ve esaslı bir zaman çerçevesinde işlev görmektedir.



Geleceğinize açılan kapı, bu mavi kopyanın tamamlanması ile olacaktır, ve bu mavi kopya, türünüzün derinlerinde şifrelenmiştir. Köklerinizde, ölümsüz psişik bir ifade ya da zihinsel eko değilsiniz, aksine, İlk Kaynak'ın, Kaynak Zekanın ve bağımsız varlığın hatasız üçlemesisiniz, enerjinin daimi dansı ile çakışmaktasınız. Zihniniz, gerçek doğanızın bütünlüğünü ve varlığınızın derinliğini kavramalıdır, yoksa düşük benliğinizin psişik ifadesine ve zihinsel ekonuza yenik düşeceksiniz.



Size öğretildiği gibi, düşük benliğinize inanırsanız, özü değil de gölgeyi besleyen besine erişeceksiniz. Tasarımınızın özü, geniş benlik-resminizin kavramlarını oluşturan sözcükler ile uyandırılır. Ve bu sözcükler, genellikle dile gelmez, görülür, hissedilir ve duyulur. Sizi, eşitlik tonuna ve bütünlük algısına götürür. Bu sözcüklerin, sizi, canlılık ve hareket getiren nazik dalgalar misali, yıkamasına izin verin. Bu dalga sizi yeni kıyılara sürükleyecektir, ve işte orada gerçek doğanızı ve amacınızı ortaya çıkarmaya başlayacaksınız.



Keşif mavi kopyası, tasarımınızın genetik alt katmanıdır, ve "düşük" adı verilen yaşam formları türünüzün "dallarıdır". Onlar olmadan, varolamazsınız. İnsan türünden bahsettiğimiz zaman aslında kompozit bir yaşam formundan bahsediyoruz. Sizi bitki ve hayvan alemlerinden ayrı tutamayız. Hepsini tek bir bileşik tür olarak görüyoruz. Bir türü milyarlarca alt-türlere bölmeyi seçen bilim adamlarınızdır çünkü bütünlük sınıflandırılamaz ve analiz edilemez.



Zihin araçları türünüzün gerçek doğasını örtbas etmektedir. Eşitlik frekansı ile gözlem yaptığınızda öncelikle kalbinizde ve zihninizde yaptığınızda, bir tek bu örtüyü kaldırabilir ve türünüzü bir hakim organizma halinde organize eden bağlantıları hissedebilirsiniz. İlk Kaynak ile birbiri üstüne öyle mükemmelce örtüşen ve sadece tek gibi görünen iki halka misali mükemmel uyum içinde olan bu organizmadır. Kendisinin sayısız parçalarını üretmek ve bir hakim organizma olarak her birini, hükümranlığını da sürdürmesine izin vererek, birleşmeye yönlendirmek İlk Kaynak'ın doğasıdır. Bu sevginin kusursuz ihsanıdır.



İlk Kaynak aramakla bulunamayacağı gibi, içinizdeki hükümran / bağımsız varlığın yönlendirici dürtülerine itimat ederseniz, adım adım, yaşam yaşam, bir evrenden diğerine, bir çağdan diğerine, nihayetinde Yaratıcınızın gözlerine bakıp bir olduğunuzu fark edene kadar dosdoğru yönlendirileceksiniz. Ve bu fark ediş ile, ortaya çıktığınız türün de bir olduğunu anlayacaksınız. Birin parçaları, sonu öngörülemeyen ve başlangıcı zaman ile ölçülemeyen keşif mavi kopyası yoluyla birbirine yapışır.



http://lyricus.page.tl/Felsefe-Uc.htm
[/font=Times New Roman]





* İLK KAYNAK, KEŞİF MAVİ KOPYASINI YARATMIŞTIR; KENDİNİ YENİDEN TANIMLAMAK İÇİN VE ÇOKLU EVREN VE İÇİNDEKİ TÜM VAROLUŞA SEBEP OLMASI İÇİN.

***KENDİNİ YENİDEN TANIMLAMAK İÇİN[/font=Times New Roman]
***ÇOKLU EVREN VE İÇİNDEKİ TÜM VAROLUŞA SEBEP OLMASI İÇİN.[/font=Times New Roman]


* HER BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ BİLİNÇ, İLK KAYNAK'IN ŞAHSİYETİNİ RESMEDEN GÜZEL MOZAİĞİN BİR PARÇASIDIR.


* KEŞİF MAVİ KOPYASI, BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ BU PARÇALARI ORGANİZE EDER VE İLK KAYNAK'IN BÜTÜNLÜĞÜNE GERİ DÖNDÜRMEK İÇİN UYGUN YERLERE YERLEŞTİRİR.

***BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ BU PARÇALARI ORGANİZE EDER, [/font=Times New Roman]
***İLK KAYNAK'IN BÜTÜNLÜĞÜNE GERİ DÖNDÜRMEK İÇİN UYGUN YERLERE YERLEŞTİRİR[/font=Times New Roman]
***başka bir evrenin yaratım, yerleşim ve dönüşümünü gerçekleştirmek için yeniden yapılandırılmıştır.[/font=Times New Roman]






* KOZMOS HER YERİNDE -İLK KAYNAK'IN BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ İFADESİ ŞEKLİNDE- YAŞAM MEVCUTTUR.


* BENLİĞİN BİREYSEL İFADESİNİ DENEYİMLEMEK İÇİN:
***bölünme
***İlk Kaynak'ın evrensel ifadesini deneyimlemek için katılaşma sürecindedir.


* BİZLER, KOZMOSUN RAHMİNDEN DOĞDUK, VE ZAMANLA HER ŞEY ONA GERİ DÖNECEKTİR.


* BU RAHMİN YERYÜZÜNDEN UZAKLIĞI NEREDEYSE SONSUZDUR, ANCAK KALBİNİZİ TİTRETECEK KADAR DA YAKINDIR.


* VAROLUŞUNUZUN BAŞLANGICINDA, ŞEKİLSİZ BİR BİLİNÇ OLARAK, BİREYSEL İFADE DENEYİMİNİ SEÇTİNİZ VE KAYNAKTAN AYRILDINIZ.


* ÜÇ-BOYUTLU DÜNYAYI DENEYİM ALANINIZ OLARAK SEÇTİĞİNİZ ZAMAN, YARATICI İLE BİRLİĞİNİZİ GERİ KAZANMAK ÜZERE HER TÜRLÜ MAKUL ENGEL VE ZORLUK İLE KARŞILAŞABİLECEĞİNİZ ZAMAN DÜNYASINA ADIM ATTINIZ.


* KEŞİF MAVİ KOPYASI, KOZMOSUN KURULUMUNA İŞARET EDER VE BİREYSEL BİLİNÇ İLE ALAKALI BEŞ TEMEL DENEYİM AŞAMASINDAN OLUŞUR.
***KOZMOSUN KURULUMUNA İŞARET EDER [/font=Times New Roman]
***bireysel bilinç ile alakalı beş temel deneyim aşamasından oluşur.[/font=Times New Roman]

Tiversonus

#311
KEŞİF MAVİ KOPYASI, KOZMOSUN KURULUMUNA İŞARET EDER VE BİREYSEL BİLİNÇ İLE ALAKALI BEŞ TEMEL DENEYİM AŞAMASINDAN OLUŞUR:

1. Varlık Bilincinin Yaratımı
2. Zaman ve Genetik Yoğunluk Bireyi
3. Ayrılık Yoluyla Deneyim Kazanmak
4. Gerçek Bilgeliğe Yükselen Helezon
5. Gelişen Yaratımın Devam Eden Yolculuğu



1. Varlık Bilincinin Yaratımı


* HER BİRİNİZ, KAYNAK ZEKANIN RUHSAL ÖZÜNDEN ÇIKARAK, İLK KAYNAKTAN AKARAK DOĞDUNUZ.

* KAYNAK ZEKA TARAFINDAN MAYALANAN IŞIK PARÇACIKLARI YÜKSELİP BİREYSEL BİLİNCİ KORUMAYA ALDIĞINDA, ZAMANSIZ VE MEKANSIZ OLARAK İLK KAYNAK'IN ÖZÜNÜ PAYLAŞAN ÖLÜMSÜZ BİR VARLIK OLARAK DOĞDUNUZ.

* VARLIK BİLİNCİ ; -BÜTÜNLÜK YÖNLENDİRİCİSİ İLE MASSEDİLMİŞTİR- VARLIĞIN İLK KAYNAK'TAN AYRILIP KAYNAK ZEKANIN REHBERLİĞİ ALTINDA BİREYSELLİĞE ADIM ATMASINA İZİN VERENDİR.

* VARLIK BİLİNCİN EN YÜKSEK HALİDİR.

* VARLIK ONU DENEYİM VE İÇGÖRÜ İLE BESLEYEN DÜŞÜK SEVİYELİ ARAÇLARIN YA DA BEDENLERİN TOPLAM BİLİNÇ HALİNİN İÇİNDE İKAMET EDER.

* VARLIK BİLİNCİ, DENEYİMİN ŞAŞMAZ GÖZLEMCİSİ VE İÇGÖRÜNÜN BİRLEŞTİRİCİSİDİR.

* VARLIK BİLİNCİ, HER ŞEKİLDE, İLK KAYNAK'IN BİR MİNYATÜRÜDÜR.

* VARLIK BİLİNCİ, SADECE İLK KAYNAKTAN BAĞIMSIZ OLARAK HAREKET ETME GÜCÜNE SAHİP OLMA HİSSİNİ GELİŞTİREN ZAMAN VE MEKAN İLE DENEYİMSEL İLİŞKİDEN YOKSUNDUR.

* İLK KAYNAKTAN BAĞIMSIZ OLARAK HAREKET ETME GÜCÜNE SAHİP OLMA HİSSİNİ GELİŞTİREN, ZAMAN VE MEKAN İLE DENEYİMSEL İLİŞKİLERDİR, BUNDAN YOKSUNDUR.

* VARLIĞA HAYAT VEREN AÇIKÇA BU BAĞIMSIZLIK HİSSİYATIDIR. KEŞİF MAVİ KOPYASININ MERKEZİ PARÇASIDIR ÇÜNKÜ BU BAĞIMSIZLIK HİSSİ OLMADAN, KOZMOSUN VE ÇEŞİTLİ TİTREŞİM SEVİYELERİNİN KEŞFEDİLMESİ, KAYNAK ZEKASININ MERCEĞİNDEN YANSIYARAK İLK KAYNAK'IN ALGISI İLE SINIRLI OLURDU.

Tiversonus

#312
* WİNGMAKERS, VARLIK BİLİNCİNE YERLEŞEN İLK YARATIMLARDI. BİZLER, ÇOKLUEVREN BOYUNCA TÜM İNSAN BEDEN ÇEŞİTLERİNİN MİMARI VE TASARIMCISIYIZ.


* BİLİNEN EVRENİNİZ İÇİN DİĞER GEZEGENLERDE BİRÇOK ÇEŞİDİNİZ VAR. HEMEN HEMEN HEPİNİZ, EVRENİN DİĞER ALEMLERİNDE DENEYİMLER EDİNDİNİZ, ANCAK BU DENEYİMLERİ BİLİNÇLİ ZİHNİNİZE TERCÜME ETMENİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR.


* İLK KAYNAK VARLIK BİLİNCİNİ MEYDANA GETİRDİĞİNDE, WİNGMAKERS KAŞİF ARAÇLARINI YARATTI VE BÖYLECE YARATIMIN EN DIŞINDAKİ YOĞUN TİTREŞİMLİ ALEMLERİ KEŞFETMEK İÇİN BU YENİ OLUŞTURULAN BİLİNCE DE İZİN VERMİŞ OLDU.


* FİZİKSEL EVRENİN TİTREŞİM HIZI ÖYLE BİR SEVİYEYE DÜŞÜRÜLDÜ Kİ PARTİKÜLLER NESNELER HALİNE DOĞRU KATILAŞTI, VE BÖYLECE ZAMAN SIRALI ALGI ÇERÇEVELERİ HALİNDE YAVAŞLADI VE VARLIK BİLİNCİNİN EŞZAMANLI OLARAK BİRÇOK DÜNYAYI ARAŞTIRMASINA İZİN VERDİ.


* BU DA BİR VARLIĞIN BİNLERCE DEĞİLSE DE YÜZLERCE DÜNYAYI TEK BİR ZAMAN ÇERÇEVESİNDE KEŞFETMESİNİ MÜMKÜN KILMIŞTIR. BU DA –HER NE KADAR BİR ÇOĞUNUZ TARAFINDAN BELLİ BELİRSİZCE HİSSEDİLSE DE - DAHA ÖNCE YAŞADIĞINIZ VE TEKRAR YAŞAYACAĞINIZ ALGISINI YARATIR.


* GERÇEKTE, BİR İNSAN BEDENİ İÇİNDEYSENİZ, İLK KAYNAK'IN AYNI ÖZÜNDEN BİR ARAYA GELMİŞ ÖLÜMSÜZ IŞIK BİLİNCİSİNİZ. BU ÖZDEN DOĞDUNUZ, VE ASLA ÖLMEYECEKSİNİZ.


* ÇEKİRDEK MERKEZİNİZ OLAN BU EN SAF TİTREŞİMLERDEN KURTULMANIZ YA DA ONU FESHETMENİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Tiversonus

#313
2. Zaman ve Genetik Yoğunluk Bireyi [yorum: Fiziksel Yoğunluk Bireyi]


* Yaratımı keşfetmek varlığın doğasından gelir. Bu İlk Kaynak'ın temel kimliğidir [kendini keşif] , ve anne-babadan çocuğa geçen genetik özellikler gibi tüm yaratımın üzerine [yukarıdan aşağıya bilinç yoğunluklarınca] bahşedilmiştir. İlkel içgüdü, varlığı keşif amacı ile, başarı ya da zafer beklenmeksizin, yaratım alemlerine dalmaya yöneltir.


* Bu keşif şekli, sadece yeni coğrafyaları ya da fiziksel varoluş hallerini içermez. Daha önemlisi, İlk Kaynak'ın kolektif bilgisini geliştiren [aşağıdan yukarıya bilgi akışı ve oyunun yeni oktavlarda kurulmasına olanak veren bir yapı] yeni duygusal algı hallerini keşfetmektir. Keşif bilgiyi getirir. Varlık bilincinin pratik bakış açısı budur, ve kesinlikle varlığı zaman ve yoğunluk içine düşmeye [keşif için düşmek] zorlayan bu doğal özelliktir.


* Varlık bilinci, Kaynak Zeka yoluyla İlk Kaynak'a [Sonsuzluk Sonsuz Zekasını idrak etti] bağlantısının farkındadır. Ayrıca, WingMakers tarafından yaratılan araçlar / bedenler vasıtasıyla saf titreşim halini diğer zaman ve uzay boyutlarına taşıma [bedenlerimizin boyutlararası uzantılı olduğu vurgulanıyor] fırsatının da farkındadır. Bu araçlar, ya da size göre bedenler yoluyla, varlık, gezegeniniz gibi düşük titreşimli halleri keşfedebilir.


* Varlık ışık beden aldığında, aslında, hala şekilsizdir. Kimliği, İlk Kaynak'tan ayrı iken, ışık beden içinde bulunan diğer varlıklardan ayrı değildir [Birleşik Düşünce formu ya da Toplumsal Bellek durumu vurgulanıyor]. Yani, henüz bireyselliğe geçiş yapmamıştır. Bu aşama sadece ışık beden, genetik yoğunluktaki bir araca taşındığında [bireysel bilinçler, daha büyük bir Ruh'un veya Yüksek Benlik diyebileceğimiz bir Büyük bilincin parçasıdır. Burada 2. yoğunluk ya da 1. yoğunluk bilinçlerinin bir havuz olarak Yüksek Benliğe bağlı olduğu söylenebilir. Belki bir çok insanda böyle olabilir. Ve böylece, deneyimin bütün bilinç yoğunluklarında İlk Kaynak bulunmakta] meydana gelir. Bilim adamlarınızın DNA adını verdiği araç, WingMakers tarafından yaratılmıştır ve ışık bedenin [Yüksek Benliklerin] çokluevreni keşfetmesine, İlk Kaynak'tan ve varlık adını verdiğimiz ışık bilincinin partiküllerinden bireyselleştirilmiş ayrılık halini meydana getirmesine izin verir.


* Dini bilgilerinizin aksine, bağımsızlık halini takip eden bir cezalandırma [bu kendi kendini cezalandırmak olurdu ve açıkçası Yaratılışın amacına da ters olurdu] yoktur. Varlık, keşif seçiminden dolayı cezalandırılmaz, aksi takdirde, bağımsızlık hali elde edilemeyecek kadar imkansız olurdu. Sadece bu bağımsızlık hali ya da özgür irade yoluyla varlık, eşsiz bir bakış açısı [devamlı gelişen yaratımın temelinde kendin olmak yatıyor sanıyorum] kazanabilir. Sınırlar önce oldukça dar tutulsaydı, ve varlık yoldan çıktığı her sefer için cezalandırılsaydı ya da günah işlemiş sayılsaydı, bu bir keşiften çok bir otomasyon [pek keyifli olmayan bir şey oludu sanırım belki de keşif olmayacağı içinde yaratıma gerek kalmazdı, oyunun kurulmasına veya] olurdu.


* Yaratım dünyalarında özgün keşif olmadan, deneyimin değeri, hem varlık hem de İlk Kaynak için ortadan kalkardı. Yeni doğmuş bir insanın enerjisini tuhaf el-kol hareketleri ile ifade etmesi gibi, yeni varlık da enerjisini keşif yolunu seçerek tuhaf kararlar ile ifade eder. Bu kararlar, hayal edilebilecek her türlü karanlık hareketi içerir, ve bu şekilde varlık eşsizliğini [yaratımın daha yüksek oktavlarda oluşmasının, oyunun yeniden kurulmasının temelinde, özgür seçimlerin en karanlık olanına da bir yargılamanın olmaması çok güzel hangi sebep ile olduğunu açıklamış.] geliştirebilir.


Ra Bilgilerinde Sonzuzluğun ilk Sonsuz Zeka'ya dönüştüğü ve buradan itibaren Logos ya da alt- logos, alt-alt logos ve böylece temel birim olarak Evrenlerin oluşturulduğuna dair tariflar ile uyumlu bir bildirim var...Ayrıca Varlık bilinci Işık bedenlerde iken Sonzuz Zeka'yı taşıdığından dolayı İlk Kaynağa bağlılığının farkında ama belki burada yinede  başka Yüksek Benliklerinde varolması nedeniyle de bir ayrılık, sapmanın içerisinde olduklarının da idrakindeler. Farkında olmakla beraber yine de Sonsuzluğun gizemi devam etmekte gözüküyor. Sonuçta 6. Yoğunluk Yüksek Benlikler (monadlar) de kendi döngüleri içerisinde bir keşifteler ve hemde fiziksel bilinç birimlerine ayrışarak, her bilinç biriminin "içinde" bulunarak...Ama Monad olarak nitelenen Yüksek Benlik elbette hyper duyumsama ile çok sayıda bilinç birimine ayrılmış -belki 12 Ben'lik ve eşzamanlı da olanalar ile yüzlerce- ve bunun idrakinde, bununla beraber, bedenlere konulan kısıtlar nedeni ile bireysel bilinç birimleri bu duyumsamadan uzaklar, kısaca keşfin en can alıcı yeri burası...Derler ya "Ben kimim?" ve Tanrılar ve daha da yukarıya doğru İLK KAYNAK, kendini öyle bir yere saklamış ki:)) Elbette Yüksek Benlik bağlantılarımız  (bir anlamda baba) ile diğer Ben'liklerimiz ile birleşmek bir evrim/tekamül oluyor.

Kim bilir aynı Yüksek Benliğin parçası olarak ne farklı Ben'liklerimiz vardır? :) Yüksek Benlikler kısaca burada İLK Kaynaktan ayrılan ama İLK Kaynağın tüm özelliklerini taşıdıklarının farkındalığında bir Baba gibiler ya da Monad. Neden yargılamamanın gerektiği işte burada yatıyor. Yargıladığımız bilinç birimi kim ki? Pozitif ve negatif diye kafa göz yardıklarımız kim ki? Sadece izin vermek ve seçimlerimiz ile kendi özgünlüğümüzü korumak daha mantıklı. Yargılamak belki de "bak benim gibi ol" demektir ve bu tekdüzeliği doğurur ve yaratılışın temel amacı olan keşif sürecini anlamsız kılar. Kısaca Tek Bir kimlik var, ama işte oyun gereği, bedenlerimiz içinde arada engeller ve duyumsama zorluklarımız var.


Aklıma şu geldi, bedenimizin duyumsama limitlerinde diyelim lunaparkta bir çarpışan arabaya bindik ve "güzel" vakit geçiriyoruz ve aslında eşzamanlı olarak yüzelerce deneyimi yapabilmek ve bunu duyumsayabilmek çok daha güzel vakit geçirmek olmaz mı? Yani matematiksel olarak 100 büyüktür 1' den:))

Tiversonus

#314
Varlık Bilinci ya da Saf Bilinç Varlığı (Yüksek Benlik ya da Monad), Işık Beden taşımasına rağmen özellikleri ile İLK kaynağa ve özelliklerine ilk yakın olan ve dolayısı ile "güzelliğe" n yakın Akıl/Beden/Ruh bileşimi gözüküyor. Peki dualite neren kaynaklanıyor ya da "negatiflik" ? İşte ceza kesici olan ya da negatifliğin kaynağı Yüksek Benlik bileşimleri değil?! Ancak her türlü en karanlık hareketleri yapma özgürlüğü yetisi bahşedilmiş olan daha alt bilinç birimleri. Bunlar 5. yoğunluk negatifleri, 4. yoğunluk negatifleri olarak Ra Bilgilerin de de geçen kavramlar. Özgür irade serbestisi de her bilincin İLK Kaynağın bir modeli olmasından dolayı bireysel bilinç seçimleri nedeniyle gözüküyor. Bu sadece bireysel bilinçlerin, yani Yüksek Benliklerin değil, seçimleri. Ve Evrenin devamlı denge içinde yürümesi görevi de sanıyorum yine Işık Bedenli Bilinçlerin, yani Yüksek Benliklerin...En küçük parçanın En Büyük Tekliğin bir modeli olması demek, en küçük parçanın ya da orta parçanın bilinç seviyesi bakımından aynı özellikleri taşıması demek te seğil. Tekamül ya da evrimleşme ile bu bir OLMA süreci, çünkü başında olan duruma dönme işlemi bu aynı zamanda ya da sapmalardan arınma işlemi. Burada Ra Bilgilerinde belirtildiği üzere, ancak takıntılı olma durumu 6. Yoğunluğa kadar sürdürülebiliyor, çünki 6. yoğunluk İLK kaynağın en temel özelliklerii taşıyan kaynağa en yakın olan bilinç yoğunluğu. Bu baba evi de denilebilecek bir "yer" ya da "durum"...