Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#285
Dünyadışı Varlıkların Resmi Retti Ve Resmi Gizli İşbirlikleri Neye İşaret?

bİLGİSİZLİKTEN sAVUNMA hATTI iDDİASI (GERÇEĞİN İNKARININ KORUMASI)

S: (L) Benim bir sorum var. Nexus Seven tarafından yazılan bu Çok Gizli belgede şöyle yazıyor: "Netice olarak, ARC şunu fark etti ki, onaylama, doğrulama ve konsensus bilimsel kabul, bir istilaya açık bir davet anlamına gelir. Bunu düşünün. İnkar, gelişmiş dünyadışı varlıkların gerçekliğinin insan konsensus bilincinde açıkça kabulünü önleyen, elimizdeki en güçlü önlemlerden biri olabilir. İnkar bir silah." Yani diyorlar ki, dünyadışı varlıklar fikri fantazi aleminde kaldığı sürece, imkansız ve hastalıklı birşey olarak kabul edildiği sürece, bu durum dünyadışılara karşı bir savunma hattı meydana getirir. İnkarın psikolojik bir silah olduğunu ve dünyadışı varlıkları yaygın gerçekliğe girmekten caydırdığını söylüyorlar. Çünkü dünyadışılar bireysel ve grupsal bilince ve özgür iradeye askeri güçten daha fazla saygı duyuyor gibi görünüyor. Dolayısıyla yaygın medyada dünyadışıların varlığını kabul ettiğimizde, onlarla açık temas karşısındaki sınırlamaları da kapatmış oluyoruz. Buna göre açık istilayı tetikleyen şey onların varlığıyla ilgili genel insan kabulü. Gerçekliğin inkarının bir koruma olduğu fikri hakkında yorumda bulunabilir misiniz? Bu gerçekten böyle mi?
C: Hayır. Koruma farkındalıktan gelir, diğer türlü değil.



Kasyopya Celsesi (5 Ağustos 2000)




NASA Emektari "Yalniz Degiliz" Diyor



12 Mart 2010



Clark McClelland


zzz933@hotmail. com


12 yasimdan beri dunyayi ziyaret eden dunya disi yildiz irklarini incelemekteyim. 1958 ve 1992 arasindaki kariyerim Cape Canaveral ve Kennedy Uzay Merkezi'nde astronomi ve uzayi inceleme arastirmalarina adanmisti.



Kucuk bir teknik kolejden mezun oldum, bransim yapi tasarimi muhendisligi idi.



Cape Canaveral'e ilk geldigim zaman, itibar goruyordum. Bu, SSCB ile uzay yarisi zamanlari sirasindaydi ve Cape'in yapi tasarimcilarina cok ihtiyaci vardi.



Kariyerim daha buyuk sorumluluklar ile gelisti. ABMA (Ordu Balistik Fuze Ajansi) Jupiter C, Juno ll firlatilmasina yardimci oldum ve USAF Atlas, Titan, Minuteman, Thor, US Navy Polaris, Poseidon, Vanguard, NASA Saturn l, Saturn V ile devam etti. Dr. Wernher von Braun ve onun bilim adami grubu ile periyodik olarak calisarak roket firlaticilar ve servis kuleleri tasarimina yardimci oldum.



668 misyonun firlatilmasina tanik veya yardimci oldum.



Son isim Uzay Mekigi Takimi, Uzay gemisi Operatoru (ScO) idi. Gorevdeki astronotlar SCO'larin uzay mekiklerini ucus murettebatindan daha iyi bildiklerini soylediler. Haftada 6 -7 gun gunde 12 saat veya daha fazla onlarin icinde zaman harcadim. Bazilari bize GTA'lar, Zemin Test Astronotlari adini verirdi.



OLAY



1991'de, Kennedy Uzay merkezindeki gizli Misyon Kontrol Merkezinde bir uzay mekigi gorevini izlerken, acik Uzay Mekigi Uzay Araci Murettebati Bolmesinde boyu 2,5 – 2,8 metre olan (uzayli) bir varligi gozlemleyince saskina dondum.



Varlik cok uzun boyluydu, onun yaninda suzulmekte olan iki NASA astronotundan cok daha uzundu. Mekigin Murettebat Bolmesinin icinin boyutlarini cok iyi bildigimden onun boyunu tahmin edebildim. Yuzunun tum ozelliklerini goremiyordum, iki gozunun, burnunun oldugunu dusunuyordum ve basinda buyuk bir koruyucu baslik oldugundan, baska bir sey gorunmuyordu.



Dar olan uniforma turunde bir uzay giysisi icindeydi. Onu 27 inc TV monitorunde uzaktan gordum. NASA astronotlarinin varligi iyi tanidiklari gorunuyordu. Varlik iki NASA astronotu ile iletisim kurmaktaydi. Houston Uzay Merkezinden gelen bazi NASA yorumlari vardi, ama varliktan soz edilmiyordu. Birkac ifadeden sonra, sesler kesildi ve baska yorumlar isitip isitmedigimi hatirlamiyorum.



Gizli bir izleme ofisindeydim ve Houston Misyon Kontrol'de bu olayin monitorumde gorunmesi onlarin hatasi olabilirdi. Bundan baska bir sey soyleyemiyorum.

Aniden bu bircok monitorumde gorundu. Cesitli mekik operasyonlarini gozlemek icin birkac monitorum vardi.



Ayrica bircok misyonda mekige yakin ucan bircok UFO'lari gozledim. Unlu mekik misyonlarinda kacmakta olan UFOlarin bircok resimlerini cektigimiz zaman, bu sasirtici olayda gorevdeydim. NASA bunun buz kristalleri oldugunu soyledi.



Baska bir cok verilere sahibim. Hic kimse bunlari yayinlamaz. Neden? Cunku onlar GERCEGI BILDIGIMI BILIYORLAR. Buzz Aldrin daha fazlasini biliyor. Bu olay, BIZIM dunyada KOLELESTIRILMIS IRKLAR OLDUGUMUZU inanmama neden oldu.



UZAY GEMISI



Buyuk, garip, bilinmeyen bir uzay gemisi mekigin arkasinda yorungedeydi. Kisa kanatli bir nesneye benziyordu ve yildizlararasi mesafelerde seyahat eden bir uzay araci olarak kullanildigi gorunmuyordu. Bunun icin cok kucuk gorunuyordu ve muhtemelen derin uzay ucusunu yapamazdi, bu olaya bir dakika yedi saniye sureyle tanik oldum.



Bu tur essiz aktiviteleri kaydetmekte bir uzmanim. Ayrintili bir rapor yazdim. Rapor NASA misyon firlatma yoneticisine iletilmedi. Tanigim yoktu. Monitorde izledigim sey Texas, Houston'daki NASA misyon Kontrol tarafindan gizlice izlendiginden, bu uzun boylu varligin iki NASA astronotu ile iletisim kurdugunu gordugumu biliyorlardi.



Daha sonra, uzman bir grafik sanatcisi bu olayin cizimini yapti. Websitemde gorebilirsiniz; http://www.stargate -chronicles. com (Sekil asagida)



Olaydan yaklasik iki ay sonra, baska bir aerouzay muhendisi tarafindan verilen baska bir rapordan haberim oldu. Bu kisi de uzay mekigi firlatmalarina dahildi.



Bu mekik muhendisi 2,5 – 2,8 metre boyundaki ayni varligi uzay mekigi murettebati kompartmaninin ICINDE gozledi. Evet, mekigin icinde! Yine, iki NASA astronotu ile konusmaktaydi.



Ne ABD uzay programi ne de dunyada bilinen baska yabanci Uzay Programi, fiziksel olarak bu kadar buyuk varliklari tasiyacak uzay araclarini yapmiyor.



TEPKILER



Deneyimimden birkac ay sonra, NASA ofisine cagirildim. Daha once bana baska sorumluluklar icin NASA Astronot ofisine tayin edildigim soylenmisti. Cagri pozisyonumda terfi icin degildi, yillarca hizmet ettikten sonra duzmece bir seyle beni isten atmakti.



Komite orijinal muracaatimda yasamakta oldugum yerin eski adresini yazmadigimi soyledi. Varsa bile bu kucuk bir hataydi. Ertesi gun, aslinda sorulan eski adresimin yazilmis oldugunu gosteren orijinal ise muracaat formumun kopyasi ile geri dondum. Bunu goz onune almadilar. Usulsuz bir mahkeme isimi, saglik yardimini ve emekliligimi engelledi. Bu karar verildikten bu yana yoksulluk icinde yasadim. NASA sizi isten cikardiktan sonra hic kimse sizi ise almiyor.



Dunyanin insanlari, insan irki kesinlikle Samanyolu Galaksimizde ve Evrenin enginliginde YALNIZ DEGIL.



Astronomi biliminde ve aerouzay kesiflerindeki sayisiz yillarim boyunca, insan irkinin kotu (canavar) daha yuksek bir golge hukumet tarafindan kontrol edildigi cok acikti. Bu hukumet cesitli ulusal politik kararlari cigneyebilecek, gecersiz kilabilecek, hepimizi kuresel kolelik halinde tutabilecek ve tam ekonomik kontrol altinda tutabilecek kadar guclu. Su anda yasamakta oldugumuz cokusun farkinda misiniz?



Kadim Incil dunyanin kadinlariyla ciftlesen Devlerden soz eder. Devlerden tum dunya tarihinde bahsedilmektedir. Onlar hala bizimle mi? Ikimizin de gordugu bu devler miydi?

http://www.stargate-chronicles.com



Clark C. McClelland, eski ScO.




Aynı Merkezden Dezenformatik "İkili Baraj" Uygulaması

Dünya'da azınmansayacak bir kesim dünyadışı varlıkların varlığını ret ederler. Resmi olarak yıllardır Dünya dışı temaslar ret edilmektedir. Bazen "meteroloji balonu" gibi alaycı, alakasız şeyler ileri sürülür. Kısaca bir "yalanlama kampanyası" uygulanır, ısrarla ve alaycılıkla. Bu tür şeyler ile uğraşanları bilim-dışı ilan ederler.


Bir başka çalışma grubu ise; UFO ve ET varlığını savunurken başka bir açıdan yaklaşırlar. Birçok resmi kurum ve kurumlarda çalışanlar gayri-resmi olarak bu ilişkilerin olduğunu ispatlamaya çalışırlar ve bir çok belge dezenformasyon da olsa doğruluk payı olan şeylerdir.


Soru ortaya yanlış koyulur; "Dünyadışı yaşam formları var mı?" ya da "Dünyadışı yaşam formları temas/ilişki kurdular mı?"...Bir tarafta temasları örtbas etmeye çalışan bir merkez Dünya'da işbaşında iken, bir taraftan da iyiniyetli kişilerinde bulunduğu bir kesim "topyekün ET" varlığını ispat etme ve kitlelere duyurma peşindeler. İşin garip tarafı bu tür ifaşaların bir kısmını bu olayı örtbas etmeye çalışan işbaşaındaki elitler yönetmektedirler. Bu bir şeyi bastırmanın ilginç bir yoludur. Savunma hatlarını kademeli ve aşamalı kurarlar. Bunu anlatmaya çalışmak gerekiyor insanlara.

Birinci kurulan "baraj" yalanlama ile büyük bir kitleden bu tür olayları saklamak şeklindedir. Daha sonra bu birinci barajı aşan ve yine de bu işin olabileceğinin peşinde olanlara ise "ikinci baraj" kurulur, bu ikinci baraj da ET varlığı ve ilişkiler olduğu açıklanır ancak içerisine bir sürü dezenformasyonlar ilave edilir. İşte bu birinci baraja takılan genel ortalama insanlık için söylenecek bir söz yok, onlar bu propagandaya takılmışlardır. Halbuki bir çok dinsel kaynakta ve bir çok tarihi eserlerde bununla ilgili kanıtlar mevcuttur. Burası anlaşılır, kabul etmeyenlerin neden kabul etmedikleri. Çünkü bilgi ile ilgilenen kişiler değillerdir, günlük işlerinin dışında da başka bir şey ile ilgilenmezler.

Bu olayları bastıran dünya merkezinin ikinci bir uygulama olarak, elit sayılabilecek, UFO araştırmacılarına belgeler ve dezenformasyon dolu bir sürü belgeler sunmasındaki "amacın ne olduğunu" tartışmaya açmak istiyorum.

Neden UFO araştırmacılarına ve ilgiyle takip edenlere bu merkez dezenformasyon dolu belgeleri servis yapar? Evet soru bu?

Ve yukarıda alıntıladığım ikinci bölüm, sakın dezenformasyon olarak yorumlanmasın, zaten olayın şahidi şunu söylemiş açıkça:

"Baska bir cok verilere sahibim. Hic kimse bunlari yayinlamaz. Neden? Cunku onlar GERCEGI BILDIGIMI BILIYORLAR. Buzz Aldrin daha fazlasini biliyor. Bu olay, BIZIM dunyada KOLELESTIRILMIS IRKLAR OLDUGUMUZU inanmama neden oldu."


Olayı basit bir mantıkla irdeleyelim.

1. İlişki/kontak yalanlanıyor, düzenli bir çalışma olarak.
2. İlişki/kontak bozulmuş/dezenforme edilmiş olarak servis ediliyor, aynı merkez tarafından.

İnsan ilişkilerinde olan şekliyle düşünelim. Bir ilişki önce ret ediliyor ve sonra yeterince delil bulanlara ise yarı-kabul şeklinde anlatılıyor.

Sonuç: İlişkinin GENEL İÇERİĞİ ve NİTELİĞİ gizlenmeye çalışılıyordur. Elbette bu günlük insan ilişkilerinde böyle değil midir?

O zaman soru doğru konulmalı "GİZLİ GERÇEĞİMİZ NEDİR?" Dünyadışı ilişkinin NİTELİĞİ nedir? GERÇEK RESİM nedir?

Tiversonus

#286
Kader "Her iki yönde" Yazılabilir Mi?



S: (L) Nefes ve meditasyon programımızın ilerleyiş durumu hakkında herhangi bir yorumunuz var mı öğrenmek istiyorum; forum okuyucularımız için ve bu çalışmayı yapan diğer insanlar için.
C: Başka alemlerde etkiler yapıyor.

S: (L) Hangi alemler?
C: 4, 5, 6B.

S: (L) Ne gibi?
C: İnsanların, hermetik özdeyişin bazı bakımlardan her iki yönde geçerli olabileceğini hatırlaması gerekiyor. Kaderlerinde gelecekteki kendileriyle "buluşmak" olanlar, bu çabalardan dolayı şimdi bunu daha büyük bir kolaylıkla yapabilir. Bir keresinde "gelecekteki sizin" kozmik programları "yeniden yazabileceğini" söylemiştik... bu diğerleri için de geçerli. Şu anda programlama dilini öğreniyorlar.



(5 Ağustos 2009)

Kader her iki yönden yazılabilir mi?

Öncelikle Kasyopyalıların söylediklerinden bazı çıkarsamalarımı paylaşmak istiyorum:


* Hermetik özdeyişin bazı bakımlardan her iki yönde geçerli olabileceğini hatırlaması gerekiyor.

- BAZI BAKIMLARDAN vurgusu ilginç yani her bakımdan değil!
- BAZI BAKIMLARDAN HER İKİ YÖNDE GEÇERLİ.

ve bu genel (insanlara) açıklamadan sonra diğer cümleye geçiliyor. Yani sanki bir örnek veriliyor.


* "buluşmak"

Bu tırnak içindeki kelime kanımca ancak tersi ile yani ne olmadığı üzerine düşünülerek anlaşılabilir bir kelime. Bir şeyin gelecek ya da geçmişinde akışı ile ilgili. Eğer lineer bir akış olsa idi, örneğin ben ve hafıza kayıtlarımdaki eski ben ilişkisini ele alalım ve lineer/doğrusal bakalım. Ben şimdi buradayım yani eski ben geçmişte. Veya eski ben ilerledi şimdiye geldi. Görüldüğü gibi "lineer" bakış ile iki resim hiç bir zaman yan-yana gelmiyor...Dolayısı ile gelecek-şimdi AYNI AN'DA VARLAR...İşte bu lineer-olmayan bakış.



* çabalardan dolayı daha büyük bir kolaylıkla

Buraya kadar bir "kader" olgusu var ancak bir "çaba" dolayısı ile bunun ndaha da kolaylıkla ilerleyebileceği söylenmiş kanımca...Çaba iş yapıyor sonucu ortaya çıkar...Peki çaba nasıl bir etki yapıyormuş buna bakalım:

--ÇÜNKÜ gelecekteki SİZİN Kozmik programları "yeniden yazabileceğini" söylüyorlar...



Eğer tartışılabilir ise; şunu tartışmaya açmak istedim: Kader, çaba, yeniden yazılabilir kozmik programlar ve eşzamanlılık hakkındaki işleyişi nasıl anlatabiliriz?

Tiversonus

#287
Dünya'nın 4. Yoğunluk Gezegeni Olması


Dünya'nın katı olan çekirdeğinin, Güneş'imizin planı ve diğer Güneşlerin planı doğrultusunda, büyümesi ve bu büyümenin etkisi ile eriyik katmanın, kabuktaki volkanlardan yeryüzüne çıkması ve kabukta kırılmalara neden olması...İşte tüm bu olaylar, Dünya Değişimleri olarak algılanabilir mi? "Ben bir değişim görmüyorum" diyenler var mı?


Dünya Değişimleri kapsamında bu konuyu tartışmaya açmak istiyorum. Fikri olan yazsın...


 "Daha yüksek titreşimde yeni bir oyuna başlamak için tüm oyun değişiyor. İkinci olarak, kendi ışığınızın ve yüksek benliğinizin daha fazlasını taşıyabilmeniz için fiziksel hatlarınız – kendi fiziksel bedenleriniz – değişiyor."

Bu Kanal bilgisi ne demek istiyor? Kanal Bilgileri tartışmaları için güzel bir başlık kanımca.

Tgur

#288
Durup dururken şu beden meselesi üzerinde kümüle bir hale düştüm ,ve gözüme  K.ların bir celsesinden aşağıdaki bölüm çarptı,

-------


10 Ekim 1998 F___, Ark, Laura

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Hidora.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Hızlı bir şekilde geçmek istediğim birkaç kısa sorum var. C___ benim Lincoln'ün doğduğu gün, kendisinin ise Lincoln'ün öldüğü gün doğmuş olmasının herhangi bir öneminin olup olmadığını soruyor.
C: Özel bir önemi yok.

S: (L) Ayrıca aynı boylam üzerinde ve tam olarak 10 derece farklı enlem üzerinde doğmuş olmamızın bir önemi olup olmadığını soruyor.
C: Hayır, çünkü aynı şey sayısız insan kombinasyonu için de geçerli.

S: (L) F___'nin safra kesesi (ç.n.: gallbladder) sorunu yaşıyor olmasıyla #8216;Gaul' kelimesi arasında herhangi bir ilişki olup olmadığını sormak istiyorum.
C: Bunun tek önemi, safra kesesinin tıpkı apandis gibi gereksiz bir organ olması.

S: (L) Gereksiz bir organ olduğunu söylüyorsunuz. Hiç gerekli olduğu bir zaman var mıydı?
C: Daha önceki modellerde... Kişi oradan ağrı mesajı aldığında, bu, yeni-fizikselliğe ilerleyişi simgeliyor olabilir mi?

S: (L) Bana mı soruyorsunuz? Oradan ağrısı olan ve son derece mutsuz olan pek çok insan tanıyorum.
C: Ama neden mutsuz? Düşün canım... Ve hatırla, bilinciniz dört seviyede işliyor, sadece bir değil!

S: (L) Peki bu dört seviye nedir?
C: Fiziksel beden, bilinç, genetik beden ve ruhsal-eterik beden.

S: (L) Bunlar 3'üncü yoğunluktaki insan varlığının dört bileşeni mi oluyor?
C: 3'üncü ve 4'üncü. Kişi bedenini "bir çentik atlatmaya" hazırlandığında, fiziksel ve psişik eylemlerle kendini bu "sorunları" meydana getirmeye sevk ediyor.

S: (L) Çok ilginç...
C: Şimdi hafif bir uyarı: Yakında sen de, Laura, benzer birşey yaşayacaksın!

S: (L) Ne kadar benzer?
C: Çok benzer!

S: (L) Ark da mı?
C: Aynı derecede muhtemel değil, çünkü kimyası bunu es geçiyor. Başka bir ifadeyle, diyet ve psişik yapı nedeniyle onun safra kesesi tamamen işlevsiz, komada.

S: (L) Tamam, başka bir konuya geçmeden önce bunun hakkında söyleyeceğiniz başka birşey?
C: Bunun hakkında ne düşünüyorsun?!?

S: (L) Sanırım Ark bedenini bir-iki çentik atlatmış bile.
C: Belki... Ama hepiniz ileri düzeydesiniz... Neden sahip olduğun beslenme alışkanlıklarını benimsedin sanıyorsun?

S: (L) Çünkü beni hasta olmaktan uzak tutmada tek işe yarayan alışkanlıklar bunlar gibi göründüğü için. Diğer insanlar gibi beslenemiyorum... Bunu hiç yapamadım.
C: Safra kesesi alındıktan sonra ne olacağını görmek ilginç olacak...

S: (L) Frank'in safra kesesinin alınmasından sonra mı?
C: Evet, ve...

S: (L) Hey, şimdi beni dinleyin! Hastaneye gitmek istemiyorum! Hastanelerden korkuyorum! Doktorlardan korkuyorum! Damarlarıma iğnelerin saplanmasını istemiyorum. Uyutulmak istemiyorum ve beni kesip biçecek kimseyi istemiyorum! Bunu bir daha ASLA yapmayacağıma yemin ettim!
C: Doğa şarkısını söylemeye başladığında bu değişecek. Şimdi kilo vermeye konsantre olmanı öneriyoruz, çünkü bu, süreci senin için çok daha kolay hale getirecek!!!

S: (L) Kilo vermek için ne yapmamı önerdiğinizi bilmek istiyorum çünkü zaten neredeyse hiçbir şey yemiyorum.
C: Neredeyse hiçbir şey ile hiçbir şey arasında büyük bir mesafe var!

S: (L) Sırf perhiz mi yapayım yani? Hiçbir şey yemeyeyim mi?
C: Bunun nesi yanlış?



-----------------
Bedenin dört seviyede işlemesi konuyu daha açık hale getiriyor,
Fiziksel beden, bilinç, genetik beden ve ruhsal-eterik beden.
Bunların bu kategarizasyonunda "bilinç"in yer alması ,daha açıkçası bedenlerin işlev kazanmasında bilincin seçim ve bu seçimi yapabilecek bilgi ve inanç seviyelerine ulaşması ile mümkün olur .

Başka bir ifade ile ,bilinç, bu seviyelerin etken olmasında merkezi bir faktör gibi..

Zira bir aşağıda şu açıklamalar, bilinç bu seçimi yapar gibi algılanıyor,

S: (L) Bunlar 3'üncü yoğunluktaki insan varlığının dört bileşeni mi oluyor?
C: 3'üncü ve 4'üncü. Kişi bedenini "bir çentik atlatmaya" hazırlandığında, fiziksel ve psişik eylemlerle kendini bu "sorunları" meydana getirmeye sevk ediyor.



Tiversonus

#289
Alıntınız içinde olan bir şey dikkatimi ilginç bir konuya çekti:

"C: Fiziksel beden, bilinç, genetik beden ve ruhsal-eterik beden."

Bildiğim kadarı ile Kasyopya Birleşik Düşünce şu sıralamayı da yapmıştı:

1. Fiziksel beden
2. Zihinsel beden
3. Genetik beden
4. Eterik-Ruhsal beden.

Buradan hareketle bilinç ile Zihinsel beden aynı ya da benzer şey mi diye soruyorum kendime?


Sorua şu veriler ile devam ediyorum: Beden Aklın bir ürünüdür. Genetik bedenin içinde var...Bir şekilde Akıl/Beden/Ruh üçlemesinin farklı bir versiyonu ama aynı şey olduğuda söylenebilir...Nihai olarak ta şu sonuç çıkabilir: Herşey Bilinç'tir.

Tgur

#290
Artık bu konuda ,
yani beden seçim konumunda majör etkenin "bilinç"olduğunu kabul ettiğimizde ,yaşam sorgulama/yakınmalarında kendimizi etkilenmez/aldırmaz duruma sokabiliriz veya teselli edebiliriz,
Şu anda buradaki ,zaman mesafe deneyimine kısılmış bilinç seçimi ile ızdırap deneyen beden, yine bilinç seçimi ile diğer bedenini seçebilir ,bahsettiğim mutlu ve sağlıklı yaşantıyı sürdürebilir.

Olamaz saçma bu şeyler diyen bilinç ise öğrenmeye bu boyuttaki macerasına devam edecektir ,zamanı bollaştırıp mesafeleri uzatarak..
Aynen bana "niye oruç tutmuyorsun" diye sorgulayanlara ,"bana bu soruyu sormamayı öğrenene kadar sen oruç tutmaya devam edeceksin" dediğim gibi..


Tiversonus

#291
"nefes" lendikten sonra, farkındalık artşı oluyor sanıyorum, bu vesile ile yazmış olayım...

Nuh Tufanı simgesel hikayesinde, sanıyorum Nuh eşini/karısını ikna edemez, gemiye binmez...Şuraya gelmek istiyorum; bendenler herkes için değişiyor mu? İşte herşey bilinç dediğimizde, bilinçlerini 1. ve 2. ve 3. yoğunluk merkezli tutanların fizik bedenleri değişiyor mu? Bu onların seçimi oluyor...kısaca Nuh misali ikna ya da kurtarma ya da değiştirme çabaları ne derece de mantıklı ya da doğru. Keza Kasyopya Birleşik düşünce, hayvanları neden rehabilite etmeyi düşünmüyorsunuz, demişlerid, psikopatlık için bir soruda...Kısaca ikna edilemeyecek ve dalgayı göremeyecek v.b. durumlar zaten başından belli olabiliyor...

Ya da ben yanlış görüyorum.


Bir de şu var "Nuh kendisini karısına/eşine endekslemedi" yani elbette öneri, uyarı, nasihat ve hizmetler yapılır, bunda sakınca yok. zatene Yükseliş ancak Hizmet ile olabilir...İşte Kasyopya Birleşik Düşünce "Akıllı Olun" diyorlar ya ya da işte Bilgi/Işık/Sevgi de tekamül akıllı olmayı gerektirir. Herşeyde denge var. Merhamette, şevkatte...Her Bir varlık Yaratan, hayvan bile Yaratan ama işte önce ama önce Yaratan olma sıfatı ile biz kendi "haklarımızı" yani seçim özgürlüğümüzü korumayı ve bir nevi kendi özsaygımız Yaratan'a saygıdır, kendimizi seçimlerimizi kenara atmayalım, koruyalım diye yazıyorum. Bu Yaratan'a saygıdır, kanımca.

Ben böyle görüyorum.

Tiversonus

#292
Ve (lütfen karşı fikir olarak algılamayın, farklı bir bakış bel ki de), ben o oruç niye tutmuyorsuna şu cevabı vermeyi kendime daha yakın buluyorum:

-oruç tutmak senin özgür seçimin, buna bir sözüm asla olmaz, ben ise bunu özgür iradem ile seçmiyorum.

Elbette bu sadece oruç değil bir çok olaya uygulanabilir. Keza yapmadığım bir şeyde, aile üyelerinin orucuna veya ritüellerine veya herhangi bir şeyine yardımcı olduğum, hizmet anlamında olmuştur. En önemli şey saygıyı her tarafa uygulamak, kendimize de, karşıya da.

Farklı bir bakış olarak, yaklaşımım bu...

Tiversonus

#293
Konu hakkında son ve genel olarak şunu söylemek istiyorum:

Aynaya bak Yaratan'ı gör, karşıdakine bak Yaratan'ı gör, tüm yaratılmışlara bak Yaratan'ı gör, Evrene'e bak Yaratan'ı gör...İşte burada hiç birisi birinden ya da diğerlerinden ne bir adım önde ne de bir adım arkadadır...Genelde kişi aynaya bakarken karşıya bakmaz, karşıya bakarken aynaya bakmaz diye düşünüyorum.

Selamlar, Sevgiler...

Tgur

#294
Biz de ibadet yollarından geldik tabidir ki ibadet/meditasyon yollarından birini seçene ve uygulayana saygımız olacak, benim ifademdeki ana konu bu değil ,
Bazen bilgiyi şoklayarak verme yolu da var,
İbadeti,kendini arınma ve benliğini bulma ana maksadından saptırıp sadece bir amaç olarak devreye sokmak ve bunu yapmayanları ayrı kategarizasyona sokma yolunu seçenleri ve bunu sergileyenleri yaptıkları ibadetin ne için olduğunu düşündürecek bir şok..

Düşünebilirse bilgiye de açılabilir,
Hele sizin gibi gençler değil de benim ağzımdan duyunca..
Zira bu soruyu bana sorarak kendini ve bu yolda yargılayıcı olduğunu  deklare etmiştir.

Ayna tanımı çok güzel, yalnız ayna defolu olursa  görüntü çarpıklaşır,

Benden de konuya son ve selamlar..

Tiversonus

#295
Alıntı YapS: (T) Aman tanrım! (L) Bunu sormam gerekiyordu. (A) Her güç günde bir. [Gülüşme] (L) Ophanic İstihbaratçıları her çağırışında. Terri'nin yapışık ruhunu çıkarmada başarılı olduk mu?
C: Evet.

S: (L) Şu anda başka yapışık ruhu var mı?
C: Hayır.


Yukarıdaki alıntı, sitemizde yayınlanan son 20 Ağustos 2001 tarihli Kasyopya Celsesinden...Daha önce yayınlanan celselerin içerisinde "yapışık ruh çıkarma" ya da "ilişik ruh çıkarma" ile ilgili bölümler vardı. Daha doğru bir ifade ile bu konulardan bahsediliyordu ancak bu işlemin nasıl yapıldığı ile ilgili bir bilgi yer almıyordu...Kısaca, bu konu üzerinde düşünüyordum ve ancak "elimizde" olan bilgiler eşliğinde ya da parça parça bilgileri bir arada düşünerek ya da yorumlayarak, bir bakış açısı oluşturmaya çalışıyorum...


Şunu ilave etmekte fayda var; yapışık ruh ya da ilişik ruh olayına bir çok kişi pek de kayda değer bir yaklaşm sergilemeyebilirler. Bu anlaşılabilir bir şey ; Ruh'un bir ölçülebilir fiziksel yapısı olmadığından ya da başka sebeplerden. Kısaca üzerinde çok kesin bir hüküm verilemeyecek bir konu. Ancak yine de takip ettiğim bir çok kanal bilgisinin verilerine göre bir bakış açısı oluşturmaya çalışıyorum. Bu konuda paylaşarak birbirlerimizi bilinçte besleyebilmek amacını da taşıyorum. Konu hakkında görüşlerin paylaşılması bir sinerji yaratabilir. Belki takip etmediğim bir kanal bilgisinde bu konu da işlenmiş olabilir. Bu konu hakkında paylaşım olmasını ümit ediyorum.


Takip ettiğim kanal bilgilerinden bazı kavramları gözününe getirmek istiyorum: Rezonans yasası, Niyet Beyanı, Özgür İrade Yasası, Sonsuz ve Tek Olan Bir, Bilgi'nin ve farkındalığın çeşitli -belki pek de aklımıza dahi gelmeyen yollar ile de- koruması, imgeleme çalışömaları, İlahi Mor Alev'in çağrılması...Tam bu arada, şu kavramı da olayın çözümlenmesi açısından düşünüyorum: Ritiüllerin yapışık ruhlara sebep olması ile ilgili Kasyopya Celseleri bilgisi...Gurdjief'in çoklu kişilik ile ilgili bilgileri ve aslında C.Gustav Jung'ın psikoloji bilimine sunduğu bazı kavramlar v.b...


Yukarıdaki bilgilerden daha fazlasını hep birlikte denkleme koyarak; ilişik/yapışık ruh ve korunma ya da temizleme işinin ne ya da nasıl olabileceğini anlamaya, kavramaya ve bunun sonucunda da paylaşma niyeti ile yazmaya karar verdim. "Bu böyledir" den daha çok bu aslında anlama ve kavrama ve sonunda da belki peryodik bir uygulama ile de farkındalığımızın devamlı üst seviyelerde tutulması sonuçlarına fayda sağlayabilir.


Soru şu; ilişik ruh/yapışık ruh nasıl temizlenir ya da temizlenebilir?  Konu hakkındaki düşüncelerimi uygun bir zamanda paylaşmak istiyorum Ve aslında yeterince yabancı dili olan tüm üyelerimizinde internette bir kaynak taraması yapmasını faydalı buluyorum. Sonuçta almak vermek ya da birbirlerimizi bilinçte desteklemek üzere forum olanaklarında birlikteyiz. Bunları düşünüyoruum...


En basit açıklama ile, farkındalığın "çok dağınık" olduğu bir psikolojik durum ya da Everimsel gelişimin bir seviyesi olarak  2. bilinç yoğunluğu ve 3. bilinç yoğunluğu seviyesi arasında bir yerde olmak ile ilgili olabilir mi diye de düşünüyorum. Yüksek bir farkındalık seviyesine geçmiş; zihinsel, duygusal, eterik/ruhsal ve genetik bir bilinç durumu öncesi, yaşanan bilinç dağınıklığı ya da açığı olabilir mi? Herşey sonuçta bir titreşimsel seviye ile ölçülebiliyor ise, titreşimi ve dolayısı ile bilinci yükseltmek ile ilgili olabilir mi? Bu tıpkı, bir bilgisayar programının açıklarının olması gibi, açıkları kapatmaya benzetilebilir mi? Kendi yoğunluğumuz dışındaki üst yoğunluklar hakkında bilgimiz az ve belki de kavrayışımızın sınırları nedeniyle çok az bilgimi olan bir konu ile ilgili sanıyorum: Eterik yoğunluklar ile ilgili bilgimiz çok az.


Bir de aklıma takılan soru şu: Neden (herhangi bir dini yada herhangi bir) Ritüeller yapışık ruhlara/ilişik ruhlara davetiye çıkarıyor?...Bu durum bilinç seviyesi olarak hala birlikte-yaratan durumuna gelememiş bir durumun yansıması; bununla ile mi ilgili? Bu durum "Ben Evrenim, Sen Evren'sin, hepimiz Evren'iz" bilinç durumu öncesi yaşanan, edilgen bir bilinç açığı mı yaratıyor?

Tiversonus

#296
Alıntı Yap
S: (L) Saldırının arkasında kim vardı?
C: İsrail.

S: (L) İsrail olduğu anlaşılacak mı? İfşa edilecekler mi?
C: Evet.

S: (L) İsrail'in yıkılmasına neden olacak olan olay bu mu?
C: Evet.

S: (L) Yahudilik'te tapılan tanrı, Yahve, yani Howa, Domuz Tanrı mı?
C: Evet.

S: (L) Bazılarının tahmin ettiği gibi önümüzdeki hafta ABD'de başka saldırı olacak mı?
C: Hayır.

S: (L) ABD'nin yakın geleceğinde herhangi bir zamanda bu tür başka terörist saldırı olacak mı?
C: Hayır.

S: (L) Bu 3. Dünya Savaşı'nın başlangıcı mı?
C: Hayır.

S: (L) ABD Afganistan'ı bombalayacak mı?
C: Yakın gelecekte mümkün.


14 Eylül 2001, Ark ve Laura



Bu celseyi uzun zaman önce (bir bölümünü) okuduğumda, üzerinde düşünerek bir "analiz" yapmaya çalışmıştım. Üzerinde detaylı bir şekilde düşününce olayları kavramak ya da ilk baktığımızda olasılık olarak zihnimizde oluşan resmin pek de geçerli olmadığını görmüştüm. Şöyle ki açıklamaya çalışayım:


"11 Eylül Saldırılarının arkasında İsrail devletinden bir grubun olduğu ortaya çıkacak ve bu İsrail devletinin yıkılmasına yol açacak. Üçüncü dünya savaşı çıkmayacak. Afganistan yakın(!) zamanda bombalanabilir."


Şimdi burada aklımıza gelen ilk şey "İsrail devletinin nasıl yıkılacağı" ile ilgili kolay bir çıkarsama yapmamızın -genel olarak- ne kadar doğru olabileceği? Kolay çıkarsama şu: İsrail devletini "hangi devlet yokedecek?" türünden bir çıkarsama yapmamız!...İran mı? Bölge ülkeleri mi? Abd'nin kendisi mi? Herhangi bir başka ülke mi? Veya soru şu: Bir ülke sözkonusu değil mi?


Savaşların tarihine şöyle yüzeysel bakalım. Savaşlar özellikle ülkeler arasındaki savaşlar "maliyetsiz" "galip" vermezler, her askeri operasyonun bir maliyeti vardır, bu maliyetin içinde insanlar da, çevre de, hayvanlar da vardır.


Dolayısı ile savaşların "galibi" diye bir şeyin olduğuna inanmıyorum -bu başka bir sonuç- benim esas üzerinde düşündüğüm şey şu olmuştu: İsrail devleti Dünya da çok büyük nükleer silahlara sahip olması! Bir kaynakta altı-bin nükleer bombaya sahip olduğunu çok ama çok uzun süre önce okumuştum...Uzatmayacağım, özet olarak şunu düşünüyorum: İsrail eğer bir savaş ile yıkılacak ise; İsrail'de kendinden kat kat fazla bir "yıkıma" sebep olur! Belki bölgenin tamamı. Ve Filistin diye de bir şey kalmayabilir ortada. Psikopati oranının yüksekliğini de düşündüğümde bu net bir sonuç oluyor benim için.


Celsede bunun bir üçüncü Dünya savaşına sebep "olmayacağı" yönünde verilen cevap ile, biraz rahatlamıştım...Ve bir devletin yıkımı sadece savaşlar ile olmaz ise nasıl olabilir? Burada sorularım başlamıştı; doğal afetler ile mi? Küçük çatışmalar ile mi? İçeriden bozulmalar ile mi? Her ne olursa olsun, bu yıkımın bir üçüncü dünya savaşına neden olmayacağı bir fikri düşünmek gerekecek. Oldukça zorlayıcı bir zihinsel süreç sanırım.


Ben herşeye rağmen celselerde verilen cevapların; tüm varoluşun yasalarını da gözönüne alınarak ve "tüm" olasılıklara bakan çok daha geniş bir bakış açısını yakalayarak ve "zaman" kavramını devredışı bırakarak yakalanabileceğini düşünüyorum.


Evrensel yasalara göre; gelecek, "olasılık" dahilindedir, elbette düzeltilebilirliğin de bir eşiği vardır. Ya da tüm olasılıklar devredışı kalarak tek bir olasılık ortada kalıncaya kadar gelecek "açık" tır. Ve kavramların simgesel olabileceği durumlarda vardır. Örneğin, fırtınaların, üst yoğunluk savaşının bir üçüncü yoğunluk yansıması olduğu ile ilgili bildirimler vardır. Ve ayrıca kanallığın kendi dinamiklerini de düşünmek gerekir. Bir çok mesajın birebir anlamlarının ötesinde simgesel anlamlar ile yüklü olduğunu da düşünüyorum.


Sonuç olarak, Dünya İnsanlığın yarattığına bir tepki üretiyor. İnsanlık bunun sorumlusu gözüküyor. Ve beklenen olayların ben daha çok; "doğal dengelenme" türünden şeyler olacağını düşünüyorum.


Barış dolu, denge dolu, sevgi dolu, Işık=Bilgi dolu ve Dünya gezegeni ile uyumlu, çevre ile uyumlu bir hayatın kurulabilmesi açısından, Yeni Dünya'ya ilerlerken Eski Dünya'nın pek de önceden kestiremeyeceğimiz (tahmin edebileceğimiz türden şeylerin dışında) bir yıkıma girdiğini düşünüyorum. Üst yoğunluğun zararları olabildiğince de aza indirme gayretleri olduğunu düşünüyorum. Sonuçta Dünya Karmik Planı herzaman devrede, Koruyucular, Konseyler olarak simgeleyebileceğimiz üst yoğunluk bilinçlerinin de varolduğunu düşünüyorum. Dünya içinde tek olduğunu sandığı bir boyutun ötesinde çok daha büyük bir yapının parçası diye düşünüyorum ve İlahi Müdahale hep devrede ve özellikle en az hasar ya da zerafetle geçiş için çok şeyin de yapıldığını düşünüyorum...Elbette Eski Dünya'nın enerjilerine başlı olan bilinçlerin kolayca dönüşebileceklerini söylemek zor. Ama öte taraftan Işık/Bilgi/Sevgi ailesi de çalışıyor diye düşünüyorum. Bizler yine de Barışın, uyumun, sevginin, merhametin bir seçenek olduğunu düşünerek savaşa ve savaşlara karşı duruşumuzu devam ettirmeliyiz. Evren çalışır ve herşey yerini bulur, sonuçta olacak olan oluyordur. Ve yaşam bir çok gizemler ile de döşenmiştir.
 

Herkes ile Bir Hissedebilmek ve Kalpten Hissedebilmek bir tercihimiz olmaya devam etmelidir. Genç ruhların bazıları bunları seçmiyorlar ise, bu onların seçimleri olacaktır ve yargılamamak gerekir ve bu yargılamamak onlar Dünya'dan ayrılmayı seçtiklerinde de devam edebilmelidir.


Dünya Karmik Planı içinde bulunan Ruh'larız, bir çok dualite derslerini öğremek için buradayız ve artık dualite ve eski Dünya yokoluyor. Buradaki bakışımız, Ruh'un asla ölmeyeceği ve her hayat olayının ise, Ruh'u en yüksek gelişime sokacak şekilde bir potansiyel taşıdığını hatırlamamızdır. Daha büyük bir resme ulaşmanın yollarını bulmak ve bulduğumuzda yakaladığımız bakışı sürdürebilir olmamız gerekiyor: Daha büyük resimde burası bir "oyun alanı"...

Tiversonus

#297
Tüm olasılıklar içinde şu olabilir mi: Bir "futurist" in hazırladığı 2012 sonrasını gösteren Dünya haritası? Bu bir "olasılık" mı?

Tiversonus

#298
Nasıl "Dua" Edilir?


Bir çeşit insan olsa ne güzel anlaşırdık:)) Belkide canımız sıkılırdı, bilemiyorum. Bildiğim şey şu; yediden yetmişe tekerlemesinde olduğu gibi yetmiş çeşit bilinç seviyesi var, aradaki küçük farkları yok sayarsak eğer:)) İşte nasıl dua edilir diye bir soru ortaya attığımızda, bu farklı bilinç seviyelerinin her birinde farklı bir tepki ortaya çıkar, çıkmıştır, çıkacaktır...İşin başka bir yanı daha zor: Bilgi seviyemizin çıkarsamalarına rağmen, yani "bu doğrudur" dediğimiz şeylere rağmen, bunu uyguulamak bile bizlere "zor" gelebilecektir. Toplumsal dogmalar, yazılımlar, korkular, zihin yıkamaları v.s. bir sürür kirlenmişliklerimizden dolayı...Bir "dua" şablonu vermeyi düşünmüyorum. Ancak kişi bunu kendi oluşu ve bilgisi ile ve hata yapmaktan da korkmayarak geliştirebilir, saflaştırabilir. Eğer bilinç seviyemiz artıyor ise, burada da bir değişimin olması, saflaşmanın, arınmanın olması normal karşılanabilir...Dua konusunda ya da niyet beyanı konusunda belki bazı temel bilgi noktalarını hatırlamak faydalı olabilir. İşin zor olan kısmı ise, tüm bu noktaları "biraraya getiren dengeli" bir yakalaşımı ilk başlarda uygulayamayabiliriz, zamanla bu da aşılır bir gelişime gebedir.


Temel dayanak yapabileceğimiz bilgilerden bazıları şunlar olabilir:



1. "Yalvarmak istemek değil, emretmektir!" (Kasyopya Celseleri)

2. Tanrıların ebebeyn olduğu kavramı (Pleiades Öğretileri)

3. Evrene talimat vermek (WingMakers Materyalleri)

4. Ben Bir'îm Evrenleri Yaratanım (Kasyopya celselerinde sorgucuların sözü)

5. Ben fiziksel realitede bedenlenmiş Tanrı varlığıyım. (B. Mikail mesajı)

6. Şükür duygusu içinde, kalp merkezine odaklı durumdayken (B. Mikail mesajı)

7. Monoteist "ayrılık ilüzyonu" na düşmeden ve Ritüeller yapışık/ilişik ruhlara sebep oluyor (Kasyopya celseleri)

8. "Siz Sonsuzluksunuz, Yaratansınız" (Ra öğretileri)

9. Başkalarına hizmette emredilmez (Ra bilgileri)



Evet, uzatmak mümkün ama gereksiz...Kasyopyalıların en önemli sözü "Bilgi korur" dur ama başka bir özellikleri ise hep "denge" ve "dengeli olmayı" bir şekilde öğretmeye çalışmalarıdır...İşte "Ruhun Duası" nda bunu görebiliriz: "Kalbimi arındır!"...."ki, Gerçek varoluşun kutsallığını idrak edip sevebileyim"...


Açıkça söylemek gerekir ise, iki tarafı keskin bir kılıç gibi bu dua konusu...Yinede şunu düşünüyorum: Tek'lik durumundan aşağıya inen merdiveni Yaratılış olarak simgeler isek; Yukarı doğru çıkışıda bir evrim olarak veya tekamül olarak; beden kabımızın taşıdığı İlahi Mavi Kopya, fraktal yapısı ile benzer Ruh grupları ile Ben^den Biz'e ve Bir'e doğru evrimleşiyor, Ruh büyümesi de işin içinde gözüküyor. Ve İlk Kaynak tan akan ve ilk Kaynağa doğru bir hareket. Ve her merdivenin üst basamağı daha fazla sıfat olarak, nitelik olarak Kaynağın sıfatını ve niteliğini taşımak da olmalıdır...Bu noktada, El Arabi'nin "Fütûhat" adlı eseri aklıma geliyor...


Her şeye rağmen, bizler fraktal (suret) yapısı ile Yaratan İle Bir'iz, sapmalarımızdan artan şekilde arındıkça bu Bir'lik daha çok ifade edilebilir görünüme bürünür.


Herşeyde olduğu gibi varlık, dengeleri gözettiğinde ve yeterince bilgili olduğunda ve art niyetsiz olup yanlış eylemlerde yaptığında bile yine de artan şekilde sapmalarından arınarak, asıl Varlığına doğru yürüyecektir. Bu tekamül yolculuğunda ise bilgiden sonra en önemli kavramın "denge" olduğunu ve bu kavramında uygulanmasına dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tüm doğrusal işleyen zihnimizin ötesinde olan kavramların başına gelen şey debudur kanımca, "mozaik bakış" ile yani merkezden üç boyutlu küre yüzeyine sağ ve sol, yukarı ve aşağı olmadan bakabilmek bazen gerekiyor. Bu tekamülümüz için gerekli, ancak devamlı bu bakışta kalabilmek ise, Ruhumuzun kabı olana bedenimiz ve algı organlarımız için pekde kolay değil. Aslınad bedenin bu yoğunluk için deneyim aracı olması nedeniyle bu da anlaşılır birşey. Tekamül/evrimleşmek için ise belirli hayat deneyimlerinin sonrasında üst/aşkın/transantal bakış da normal, elbette herkes için değil. Bu da anlaşılır bir şey...


Ruh bedenlerin içinde sınırlanmıştır, genetik ve algılar olarak. Yinede tekamülü gelmiş bilinçler açısından artan bir farkındalık ile başkalaşım kaçınılmazdır.


Herşeyde olduğu gibi yine Tüm varlığımıza güvenmek ve denge içinde olmak faydalı ve yeterince bilgimiz ile bu başkalaşım ile yol alırken yine de denge kavramını gözetmek için bazen mola yerlerinde deneyimlerimizin sindirilmesini yapmak üzere derin düşünme yapmak ta fayda var. Bu durum dengenin de ötesinde, bazı kavramları "içselleştirmek" içinde faydalı olabilecek bir durumdur aslında.

Tiversonus

#299
"Dünyayı ya da insan bedenini bilmeden önce Tanrı'yı bilme ihtiyacından bahsetme."




Öğrenci : Tanrı'nın evren yoluyla beni egitmesinin ve sonra bunun zevkine varmam için beni serbest bırakmasının mantıklı olmadıgını kabul ediyorum, ancak baska ne olabilecegini de bilmiyorum. Kimse bu resmi yeterince net bir sekilde çizemiyor.

Ögretmen : Senin ortaya koydugun resim, bir plana hizmet etmek için kurulmustur. Plan, bir bölünmemis süreç olarak ruhların, evrenin tekil dogasını fark etmeleri için kolektif uyanısıdır. Mahallelerden, sehirlere, eyaletlere, uluslara, kıtalara, yarımkürelere, gezegenlere, günes sistemlerine, galaksilere, yerel evrenlere, süper evrenlere, Büyük Çokevrene - kolektif birligimizi kapsayan yapıya - dogru hareket ederiz. Ve her adımda, İlk Kaynak tarafından Büyük Çokevren adına hazırlanan evrimsel gidisatımız için neyin en iyisi olduguna dair kolektif algımızın varlıgını artarak yansıtan yasamlarımızdaki daha düsük varolus halinin galibini ortaya çıkarırız.

Öğrenci : Tamam, sebep bu mudur? Sadece Büyük Çokevren için neyin en dogrusu oldugu bakıs açısını tasıyabilmek midir? Böyle bir seyi nasıl bilebilirim ki?

Ögretmen : Bilemezsin.

Öğrenci : O zaman birkez daha, bilgisizlikle engelleniyorum. Ruhsal konuların teması bu gibi görünüyor.

Ögretmen : Bunun tek nedeni, bölünmemis süreci atlayıp sonuna sıçrıyorsun, simdiki realitene yaklastırmak arzusu ile. Sabrın, onun ne olabilecegine dair vizyonun nedeniyle tasmıs durumda.

Öğrenci : Biliyorum. Ama bu konuda ne yapabilirim?

Ögretmen : Sürecinin her bir adımını tamamlaman için gerekli olan bilgiyi tanımla. Dünyayı ya da insan bedenini bilmeden önce Tanrı'yı bilme ihtiyacından bahsetme. Tasarımının baglamında bilgini çerçevele.

Öğrenci : Ne demek istiyorsunuz?

Ögretmen : Sen, duygusal ve karmasık dürtüleri ve güdüleri olan fiziksel bir bedensin; ayrıca bilincini ve beynini besleyen sinirlerden ve bilgi toplayıcılarından olusan bir sistemsin. Daha da fazlası, tüm türünü ve zamanı kapsayan kolektif bilinçsin. Bütün bu elementler, insan bedenini olusturuyor.

Öğrenci : Birçok arastırmacı gibi, derunundaki ruhun gizemli özünü anlamaya çalısıyorsun – Bütünlük Yönlendiricisini – ancak bunu insan bedenini anlamadan önce yapmaya çalısıyorsun. Ve hatta bu amacından da ötede, derunundaki ruhu anlamadan önce, Bütünlük Yönlendiricisini besleyen gücü ve Yaratıcıyı anlamak için çabalıyorsun.



(3. Bilginin Dogası, WingMakers Materyali)


"Plan, bir bölünmemis süreç olarak ruhların, evrenin tekil dogasını fark etmeleri için kolektif uyanısıdır. Mahallelerden, sehirlere, eyaletlere, uluslara, kıtalara, yarımkürelere, gezegenlere, günes sistemlerine, galaksilere, yerel evrenlere, süper evrenlere, Büyük Çokevrene - kolektif birligimizi kapsayan yapıya - dogru hareket ederiz."


Burada, "bölünmemiş bir süreç" olarak Evren'in Tekil doğasını (Tekliğini, Bir'liğini) farketmeleri için; Ruhların "kollektif" uyanışından bahsediliyor. Kanımca bireysel uyanışın, toplumun ve Tüm İnsanlığın hayrına oluşu da sözkonusu. Yani "hizmet" kavramı ile kendini göstermeli bireysel uyanış. Ve mahallelerden başlayan yolculuk (ki bu bir mekan oluyor) Gezegene ve galaksiye ve Evrene ve Çokluevrene doğru bir "mekanlaşma" ile devam ediyor...Sonsuz bir merdiven gibi. Günümüzde ise, bunun hala çok gerilerinde olan insan bilinçlerini çevremizde görebiliyoruz. Bunu hızlandırmanın bir yolu ise eğitim sistemleri olmalı.


"Sen, duygusal ve karmasık dürtüleri ve güdüleri olan fiziksel bir bedensin; ayrıca bilincini ve beynini besleyen sinirlerden ve bilgi toplayıcılarından olusan bir sistemsin. "


Kendini Bilmek anlamında İnsan bedenini tanımak kanımca da çok önemli bir aşama ve ancak bu belirli ölçüde gerçekleştiğinde bazı şeylere "sıçramadan" geçebiliriz. İnsan bedenini tanıyor mu yeterince? Ruhsal konular ile ilgilenenler acaba yeterince tanıyor mu? Zamanını ritüellere ayırarak büyük vakit verenler, bu tanımaya neden vakit ayırmazlar? Ruhsallık Kendini Bilmek olmadan nasıl gelişebilir? İnsan kendi bedenini tanımak ile ne kazanacak? Bu da ilginç bir soru aslında. Gurdjieff'in at üçlemesi ve Mevlana'nın "bedeninin komutanı" kavramları aklıma geliyor. Sonuç ta bir farkındalık oluşturmaya kendi bedenimiz ile başlamak gerekiyor. Ve ilginçtir bedenimizdeki organları tanıdıkça, son dönemlerdeki bilimsel veriler ışığında (kalp, beyin, bağırsaklar v.s) ışığında, tüm bu organların mekan olarak zaman/uzay (perdenin öteki tarafı) ve gökyüzü mekanları ile bağlantılı nişleyişi ortaya çıkıyor. Örneğin Ay döngüsü ve insan kimyası arasındaki ilişki de olduğu gibi ya da DNA'in kuantum yapısı...


"Daha da fazlası, tüm türünü ve zamanı kapsayan kolektif bilinçsin. Bütün bu elementler, insan bedenini olusturuyor."


Burada C.Gustav Jung'un kollektif bilinçaltı ile ilgili bilgileri aklıma geliyor.

Ve güzel bir söz:

"üzerinde durdugun gezegeni bilmeden yıldızları bilmek için ugrasıyorsun. "


Üzerinde düşündüğüm ve çalıştığım için paylaşmak istedim. "Sevgi, şevkat, merhamet" için bu aşamaya gelmeden önce Kendimizi Tanımak bağlamında ve Dünya'yı tanımak bağlamın da "Bilgi" ye daha doğru bir ifade ile Bilgilenmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Hayat derslerinin yanında evrimleşme sürecini hızlandırmanın yolu da Bilgi sahibi olmaktan geçiyor....Düşünün şimdiki bilgi seviyemizi ve yıllar önceki seviyemizin arasındaki farkı. Bu farktan dolayı, kavramlara bakış açımızda farklılaşmanın olması kaçınılmaz gözüküyor. Bu farklılaşmanın ise şimdiki bilgi seviyemiz ile gelişerek artması muhtemel bilgi seviyemiz arasında da olmayacağını kim söyleyebilir?


Ve şu öneriler veriliyor:


* Ruhu bilmeden önce, ruh tasıyıcısını anlamak ve yaratıcısını anlamadan önce ruhu anlamak.

* İnsan bedeni, maddi ve fiziksel olmayan dünyalar arasındaki mucizevi baglantılardan olusan harika bir bilesimdir.

* İnsan bedeni, duygular ve zihin hakkındaki herseyi ögrenmek.