Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 10 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

#1560
Selamlar Tgur abi. 5y vizyonları o kadar çok geldi ki o ara. Aslında bana kökünü bul ne olduğunu anla demek istedi sanırım üst benliğim

Çok tuhaf bir blokaj 15 kere yaz sil. Bir-kac kere dr göndereyim derken önizlemeye basıp silmeyi başardım.

Yazmadıkça mevzu da derinleşti. Dün birkaç şeyi daha birleştirdim. Nerden başlayacağımı da bilmiyorum anlatmaya. Bir toparlayayım göndermeyi başarıcam umarım.

sybleman

#1561
İlk başta gelen vizyonlar druidlerle il giliydi. Bir grup druid akan bir nehrin içindeyiz, ayaklarımızın altında sütun veya taşlar var. Halka şeklinde hizalanmışız. Ayaklarımız biraz suyun içinde. Ve hareketler öyle şairane ki. Çok narin hareketlerle dans ediyoruz. Sanki havayı bile incitmek istemiyor gibi çok narin. Dansın amacı enerjiyi dalgalandırıp doğaya biz burdayız demek. Suya temas edip, suya biz burdayız demek. Hayava temas edip biz burdayız demek. Doğa sizi tanıyor. Herkesin elinde kendine ait beyaz taşlar var. Bu taşlar o kişiye ait. Ve sudan bir şey isteneceği zaman bu taşlarımızı kullanıyoruz. Dans bitince elimizdeki taşları suya daldırdık ve fısıldayarak sudan birşey istedik. Ama o kadar kibarca istiyoruz ki, su bile incinmemeli. Kibarca istenmeli. Su için bu bir emir gibi, ama yine de kibarca isteniyor. Doğa onların uzantısı gibi, sanki el kol gibi, doğal bir bağlantıları var. Taşlarsa bir nevi cep telefonu gibi, sanki isteği, titreşimi arttırmaya yarıyor. Taşsız da olur mu olur, ama iletimi kuvvetlendiriyor.

Bu görümü bir druid topluluğuna gönderdim, eski kadim ritüellere çok benzediğini söyledi. Hatta bunu bir grupla denemek istermisin, çok şaşıracağın sonuçlar alırsın dedi.

Bu şekilde suyu kutsama ritüelleri yaptıklarını öğrendim. Bir neyi suyu iyileştirme veya suyun yönünü değiştirme, belki akıntısını çoğaltma veya azaltma gibi.

Bunu öğrenince acaba druid geçmişim de mi var diye düşünürken, bu sefer yabancı bir gezegeni görmeye başladım. Sanki eğitim gibi, her farklı bir şeyi gördüm. Önce doğası, iklimi, bitkileri, kendimi gördüm. Meditasyon yaptığımız piramit benzeri yapılar. Vücutlar dünyadan çok uzun, kollar daha da uzun vücuda göre. Mavi-gri-beyaz tonları bir cilt rengi. Saçlarım yok. Erkek cinsiyeti hissediyorum, ama bu dünyadaki gibi bir cinsiyet değil. Sanki düşünce şeklin vs. onu gerektiriyor gibi. Arzuya dayalı bir seçim değil bu. Kıyafetler koyu renkler, uzun kollu, arkadan cübbe gibi, belden bağlı bir giysi, etek gibi yerlere kadar uzanıyor. Yer çekimi bizim buradan hafif gibi, sanki yürümek çok kolay. Ayrıca hava çok nemli, sanki bulutların içinde gibi ağır bir hava var. Çok güneşli değil, karanlık gibi. Ve gökyüzünde bizim ay gibi ama yuvarlak değil. Astreoid gibi kocaman bir gök cismi var yörüngede. Güneşi de kapatıyor. Bitkiler bizim sinek kapan gibi hareketli bitkiler gördüm. Piramitler bir tarafı açık, herkese açık, isteyen girebilir. İçinde de hiç bir şey yok. Sadece oturup meditasyon yapılıyor. Ne bir süs, ne de bir oturma yeri vs. Sadece toprak. Ve üstünüzde piramidal taştan bir yapı.


Bunları kavrayınca buranın kantek olduğunu düşünmeye başladım. Ki K'larda benzer şeyler anlatmışlar.

Özellikle bir kaç nokta çok doğruladı. Kıyafetlerin japonların eski giyim tarzına çok fazla benziyor.

S: (L) Tamamen saf Ari tiplerinden veya saf Keltlerden oluşan bir insan grubu düşünmeye çalışıyorum da, öyle bir kültürün nasıl olacağını
hayal etmek zor gerçekten. Öyle bir kültürün veya toplumun nasıl olabileceğiyle ilgili bir kavram elde etmek için bakabileceğimiz bir kaynak
veya başka herhangi birşey var mı?
C: Japonya ve Bahamaları araştır.
S: (L) Ne?! Japonya ile Bahamaların ne gibi bir ortak özelliği var?
C: Kendin gör. Hatırla, öğrenmek eğlencelidir ve enerjilendirir. Bilgilerin hazır verildiği celseler çok işinize yaramaz.


Ten renginden bahsetmişler zaten.

Erkek olma meselesi de aslında geçmiş.

S: Bu Kuzeyden gelen medeniyet konusundaki ilginç şeylerden biri, en temel Ari tutumlarından birinin Erkek egemen din olması. Erkek
egemen din nasıl "egemen oldu"? Ari grubunun eğilimi her zaman bu muydu?
C: Dinden başka şeylerle de ilişkili. Din kolaylaştırıcı.
S: Neyin kolaylaştırıcısı?
C: Geleneksel psiko-sosyal alışkanlık.
S: Kimin?
C: Ari dediklerinizin.
S: Ariler erkek odaklı din "alışkanlığını" nereden edindiler? Diğer herkes o veya bu şekilde bir tanrıçaya tapıyordu. Ama bu erkek egemen
teoloji Kuzeyli insanların ayırt edici özelliklerindendi. Bunu nereden edindiler?
C: Kendi yuvaları olan gezegende oluştu.
S: Kantek mi?
C: Kesinlikle.
S: Kantek'in yok olmasına katkıda bulunan şeylerden biri de bu erkek egemen din miydi?
C: Hayır.
S: Kendi gezegenlerindeyken, neden dişi temelli bir din değil de erkek temelli bir din geliştirdiler? Bazı bakımlardan kadınların hayatın
kaynağı olmaları gerçeği düşünülecek olursa?
C: Sizin yoğunluğunuzda erkeklik-dişilik şansa dayalı birşey. Hatırlayın, üst yoğunluklarda cinsiyet mevcut değil.
S: Burada yaşadığım sorun şu: erkek egemen din temelde monoteist özellikli...
C: Sizin referanslarınızda.
S: Eski erkek egemen din politeist nitelikli miydi?
C: İzden uzaklaşıyorsun.
S: Ariler her zaman diğer herkesten daha iyi olduklarını düşündüler...
C: Kendilerini arasında bulduklarından daha ileriydiler.


Erkek egemen bir din değildi, din de yoktu. Sadece özüne odaklanma, kendini keşfetme, sessizlik, birbirine saygı, doğaya saygı. Erkek cinsiyeti dediğim gibi o düşünce şekline uygun olan cinsiyet bedeni oydu. Ama bu bedeni çoğalma vs. gibi bir amaçla kullandıklarını sanmıyorum.

Buradan bakınca kantek kökenine sahip olduğumu düşününce ari/sami/aryan/druid ne varsa araştırmaya başladım. Kanıtlar arttıkça arttı.

Ari psişik projeksiyoncular ordusu mevzusu denk geldi önüme.

S: (L) Yani insanların aklını karıştırmak için dünyadışıları doğru olmayan bir şekilde sunmayı mı istediler? Onları aşırı biçimde korkulacak ve
savaşılması gereken, tamamen zıt varlıklar olarak gösterip gerçek dünyadışılar ortaya çıktıklarında negatif görülmemelerini sağlamak mı
istediler?
C: Fikir aşılama.
S: (L) Fikir aşılama. Yani yalnızca kavram, genel olarak dünyadışı varlık kavramı. Tamam...
C: Daha büyük bir projenin parçası.
S: (L) Peki bu proje nedir?
C: "Uyandırma Projesi" deniyor. (ç.n.: Project Awaken)
S: (L) Peki bu projenin ardında veya başında kim var?
C: Pek çok.
S: (L) Başlıca grup, gruplar veya bireyler kim? Bize bireylerden bahsedeceğinizi sanmıyorum, sadece gruptan bahsediyorum.
C: Thor'un Panteumu. (ç.n.: Thor's Pantheum)
S: (L) Thor'un Panteumu nedir?
C: Aydınlanma frekansı mezuniyet transferi için seçilmiş adaylar.
S: (L) Aydınlanma frekansı mezuniyeti nedir?
C: Düşün!
S: (L) Aydınlanma frekansı mezuniyeti... Yaniseçilen adaylar...
C: Kendini açıklıyor.
S: (L) Bu grup KH mi yoksa BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Tamam... (T) Birbirlerine karşıt olarak mı çalışıyorlar?
C: Hayır.
S: (T) Birlikte mi çalışıyorlar? İki taraflı mı?
C: Hayır.
S: (J) Birbirlerinin farkındalar ve bunun üzerinde çalışıyorlar, öyle mi?
C: Evet.
S: (J) Birbirlerine saldırıyorlar mı? (L) Hayır, sanırım farklı bir durum...
C: Bu konu hayal edebileceğinizden çok fazlasını kapsıyor.
S: (L) Hayal edebileceğimizden çok daha karmaşık bir konu... (T) Bunlar kim? Thor'un Pantemu? Adaylar... Bu filmin arkasındaki grup...
C: Ari psişik projeksiyoncular ordusu.
S: (L) Bu Thor'un Panteum'unun seçilmiş adaylarından çok daha açıklayıcı! Bir psişik projeksiyoncular ordusu. (L) Peki projekte ettikleri şey
nedir?
C: Kendileri... Doğrudan insanların zihnine.
S: (T) Doğrudan insanların zihnine... Bu bayağı eğlenceli olmalı! (L) Doğrudan insanların kafasına yapılan bir projeksiyon. Yani insanlar bu
projeksiyonlara maruz kalıyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Kendilerini birinin zihnine projekte ettiklerinde o kişi ne algılıyor?
C: İlham.
S: (L) Birşey yapmayla ilgili bir ilham mı?
21 Eylül 1996
569
C: Evet.
S: (L) Birşey yapmayla ilgili bir ilham...
C: Ve...
S: (L) Belirli bir anlama ve algılama şekli ve birşeyler yapma...
C: Evet.
S: (J) Ve birşeye inanmaları için mi? (L) Evet. Peki bu orduda kaç kişi var?
C: 1.6 milyon.
S: (L) İnsanların beynine bu projeksiyonu nereden yapıyorlar?
C: Çoğunlukla yeraltından.
S: (L) Yeraltından... Yani bunlar tünellerdeki, yeraltı üslerindeki ve bu tür yerlerdeki insanlar. Peki 3. yoğunluk mu yoksa 4'üncü mü?
C: Her ikisi.
S: (T) Önceki birsoruya dönmek istiyorum. Eğer insanların doğrudan beynine belirli ilhamları projekte edebiliyorlarsa filmin anlamı ne?
C: Hayır, yanlış anladın. Bu çok yoğun bir faaliyet. Yüksek seviyeli yaratıcı güçleri etkilemeye yönelik.


Bu benim bilinç ziyareti dediğim şeyin aynısı. Ben ihtiyacı olanlara çekiliyorum, bu yardım genelde duygusal yardım veya kötü birşey yaşıyorsa ona eşlik etme gibi bir durum oluyor. Sonra bağlantım kopuyor. Ve o kişileri ben seçmiyorum. Sadece ona çekiliyorum. Sanki vr gözlükten izliyor gibi izliyorum, yaşadıklarını hissediyorum. Sanki avatar filmi gibi. Ki bu filmle ilgili de sanırım BH ilhamı mevcut.


Mesela en son ziyaret ettiğim bir kızdı 15 yaşlarında, afganistan tarafı olduğunu düşünüyorum. Arkası açık bir kamyonetle kırmızı topraklı çöl gibi bir yere doğru gidiyorduk. Yol çok bozuktu, sallana sallana gidiyoruz. Sonra bir anda bağlantım koptu. Sonra kızın bedenini terk edişine eşlik ettim. O kadar yorulmuştu ki hayattan, bedenine bakıp üzüldü. O sırada o kıza ne yaptılar bilmiyorum. Çok etkiledi beni. Bir hafta boyunca o kızı düşündüm. Yerde yatışı, yüzü güzü toprak bir şekilde, kendine bakıp üzülmesi. Çok yorulmuştu bu hayatında yaşadıklarından.

Sonraki bir amerikalı bir çiftçiydi. Ahırda bayılmıştı. Ben bağlanınca uyandı, kafayı öyle bir vurmuştu ki. Acısını hissettim. Ama bu hisleri hisseddiyorum ama kendi hislerim gibi içine dalmıyorum, sadece o hissini biliyorum. Gözümüzü açtığımız gibi yüzümüzü yalayan bir inek belirdi :) Sonra kafasını tutarak kalktı. Görmesi normale dönünce benim bağlantım koptu.

Dünkü, adıyamanda bir depremzedeydi. Evinin yıkılışını izliyordu. Başını ellerinin arasına almıştı. O kadar ümitsizdi ki. Ne yapacağını bilmiyordu. Hatta bu kişinin ismine bile ulaştım. Facebook dan buldum. Ama iletişim bilgilerini bulamadım. Bulsam belki maddi yardım ulaştırabilirim diye düşündüm ama numarasına erişemedim.

Benim buradan anladığım bu yaptığım şey psişik projeksiyon. Ama KH Bunu kötü amaçları için profesyonel bir şekilde kullanıyor. İnsanları manipüle ediyor.

Bir de eğer bu bağlantım sırasında eğer bir enerji kancası varsa o da kopuyor. Ve kancayı atan kişinin acı çektiğini görüyorum. Sanki ben bağlanınca o enerji onu içten yakıyor. Bırakmak zorunda kalıyor. Ve bu kişiler sizin benim gibi düzgün giyimli, işinde gücünde insanlar. Bildiğimiz insanlar bunlar. OP olanlar sanırım.

Bunun karşılığını da K'larda buldum.

(hesperides) Büyük Üstadın öldüğü sırada M. Stavish'in ani fiziksel acı yaşamasının gerçek nedeni neydi?
1764
13 Mayıs 2023
C: Besleme tüpünden ayrılış.
S: (L) Yani onunla bu kişi arasında psişik bir beslenme tüpü mü var?
C: Evet

Beslenme tüpü gibi evet, o kanaldan gelen enerjiyi hem kendileri kullanıyorlar, oradan da üst boyuta aktarıyorlar.

Belki siz bunun farkına çok varmış olabilirsiniz ama benim şuandaki farkındalıkla edindiğim sonuç şu.

Sanırım türkler ari geni taşıyor. Bir çoğu. Ve bu gen sadece türkiyede yok. Dünyaya yayılmış bir şekilde. Ama belki türkiyede yoğunlaşmış olabilir.

Ki kantekten gelenlerin kafkasyaya bırakıldığını da biliyoruz. Aşırı türkçülük durumları bana ırkçılık gibi geliyor ama bu türk isminden öte bir durum. Tasavvufta bile bağlantılarını bulduğum şeyler var, birbirini destekliyor hepsi.

Buradan bir çok sonuca daha ulaştım ama ilk adım bunları yazayım, sonra eklemeler yaparım.

Tgur abi senin de düşüncelerini merak ediyorum bu konuda.

Tgur

#1562
Böyle düzgün ve gerçek bilgileri ve gördüğü vizyonlarını büyük bir düzen ve aşırılıktan kaçan bir şekilde aktarmak hakkında ne söyleyebilirim ki,hepsi bilgi tomurcuklarını salim bir yolla açar şekilde,

Konulara içsel ve dışsal blokaj salvolarından azade kanal obsedasyonunun zerresine takılmadan yapabilmek her kişiye atfedilecek bir meziyet değil,

Doğru yoldasın kardeşim başka bir şey söyleyemem..
Devam..



Tgur

#1563
YORUMLAR 123

S: (L) Mars ve Jüpiter'in yörüngeleri arasındaki kalıntı kümesi bir gezegenin kalıntıları mı?
C: Evet.
S: (L) Bu gezegen hangi isimle biliniyordu?
C: Kantek.
S: (L) Bu gezegen ne zaman parçalanarak asteroit kuşağını oluşturdu?
C: Yaklaşık 79 bin yıl önce.
------------------------------------------------------------------
S: (L) Tarihte Kantek, Martek ve Dünya'nın her üçü arasında birbirleriyle iletişim kuran varlıklar yaşadı mı hiç?
C: Hayır.
S: (L) Peki tarihte aynı anda her üç gezegende canlıların yaşadığı zamanlar oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Neden farklı ırklar var?
C: Pek çok sebep. Deneysel yaratımlar. Kısmen.

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Önceki bir aktarımın bir noktasında Kertenkele varlıklarının kendi "beslenme" amaçlarına yönelik olarak bir savaştan sonra insan ırkını değiştirdiği belirtilmişti. Bunu biraz açıklar mısınız?
C: Bu varlıkların sizin varlığınızı tamamen kontrol etmeleri mümkün değildi. Eğer öyle olsaydı, ırkınız gerçekleştirdiği şeyleri gerçekleştiremezdi. Kertenkele varlıkları kendi çıkarlarına uygun olarak insan varlıklarının fiziksel yapısına müdahalede bulundu. Daha önce söylediğimiz şeyi hatırlayın. Bu düzlemde deneyimlenen zaman döngüsüne de müdahale edilegeldi. 74 bin yıldır gelecekteki bir noktaya yönelik olarak kendileri için faydalı olarak algıladıkları koşulları oluşturabilmek için zamanda geri ve ileri giderek müdahalelerde bulunuyorlar. Bunu yaparken zaman döngüsünde askıda kalıyorlar. Onların, sizin ölçünüzle bir saat olarak algıladıkları süre 74 bin yıl kadar uzun olabilir.
S: (L) Yani burada bulunuşları 300 bin öncesine gitmiyor?
C: Kendi çıkarlarına uygun olan koşulları asıl olarak 309 bin yıl önce kurdular ama bu belirttiğimiz 74 bin yıllık belirli süreç içinde koşullara daha önce belirttiğimiz şekilde müdahale ediyorlar.
S: (L) Sizin grubunuzun yaratıcılarının, gezici yolcular olarak isimlendirilen süper eski atalar olduğunu belirtmiştiniz. Bu terimin anlamı nedir ve bu varlıklar kimdir?
C: Gezici yolcular birer varlık değildir. Gezici yolcular birleşik düşünce formudur.
S: (L) Neden gezici yolcular olarak isimlendiriliyorlar?
C: Çünkü tüm gerçeklik biçimlerinden geçiyorlar. Birleşik varlık formundan ortaya çıkıyorlar.
S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının parçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.
S: (L) Bomba atma gibi birşey yaptılar mı?
C: Hayır, hayır. Psişik enerjiyle yapıldı. Geçici bir gerçeklik akışında aynı şeyin sizin gezegeninizde de meydana gelme tehlikesi söz konusu.
Ancak biz bunun olmayacağından eminiz çünkü biz tüm gerçekliği görüyoruz; geçmiş, şimdi ve gelecek. Ancak şunu da anlamanız gerekiyor ki, bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır. Hala pek çok gerçeklik seçenekleri, olası gelecekler, olası geçmişler ve olası şimdiler var. Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz

---------------------------------------------------------------------
C: "Keltik", bu ne anlama geliyor?
S: (L) "Kilt" (ç.n.: iskoç eteği) kelimesi "Keltik"ten geliyor ama anladığım kadarıyla kimse bu kelimelerin kökenini bilmiyor. Bu insanlar bir anda ortaya çıkmış gibi görünüyor.
C: Aynen öyle!
S: (L) Anlatacak mısınız?
C: Hayır, henüz değil.
S: (L) Demek ilginç bir bağlantı var! (RC) "Savaşçı ırk" anlamına mı geliyor?
C: Öyle tercih ediyorsan! "Kuzeyli İnsanlar"la her zaman yakın ilişkimiz oldu. Neden? Çünkü Oryon KH tarafından Dünya'ya getirilmeden önce Kantek'te onlarla düzenli ve doğrudan temas içindeydik.
S: (L) Onlarla doğrudan temas halinde idiyseniz, neden Oryon KH'yle işbirliği yaptılar?
C: Onlarla işbirliği yaptıklarını kim söylüyor?
S: (L) Oryon KH tarafından kurtarılmadılar mı?
C: Evet. Ama kurtarılmak için işbirliği içinde olmak gerekmez!!!
S: (L) Eğer Keltleri buraya Oryon KH getirdiyse, onları buraya kendi amaçları için getirmiş olmalılar, değil mi?
C: Temel olarak, ama yeniden inceleme yapma ihtiyacın da buradan doğuyor. Size verdiğimiz karışık sıralamalı bilgileri kanallama, özümseme ve analiz etme ve hepsini karıştırma nedeniyle, sahip olduğun bilgi temelinde bazı boşluklar var.
S: (L) Tamam, sorunum nedir?
C: Harika ilerliyorsun canım ama bu şekilde yeterli kavrayışı elde etmekte zorlanıyorsun çünkü gerçeğe dönük doğal güdün seni sabırsızlaştırıyor ve bu yüzden boşlukları basit mantık yürütme ve varsayımlarla doldurmaya eğilimlisin. Bu mantık yürütme ve varsayımlar genellikle doğru olmakla birlikte, seni asıl keşif noktandan ileriye atlamaya sevk ediyor.
----------------------------------------------------------------------
 
S: (L) Pekala, kökende Baş Yaratıcı var.
C: Ama... İkincisi kimdi?
S: (RC) Tanrı'nın Oğulları mı? Elohim mi?
C: Onlar kim? Hatırlayın, çeşitli efsaneleriniz "bir örtüden gördüğünüz" şeyler.
S: (L) Tamam, ikincil yaratıcılar bizimle doğrudan etkileşenler mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgiyi keşfetme güdüsünün kaynağı bu mu?
C: Temel olarak, ama adım adım gidelim.
S: (RC) Peki, Keltlere dönecek olursak, Pleyadesliler Keltleri buraya getiren ikincil yaratıcılar mıydı?
C: Söylediğimiz şeyi tekrar incele!
S: (L) Oryonlar dediler. İkincil yaratıcılarımız Oryonlar mı? (RC) Onları getirenlerin Pleyadesliler olduklarını okumuştum. Ve İbraniler de aslında Siryus'tan getirilen Huvidlerdi.
C: Şimdi sizin için bir şok edici geliyor... bir gün, 4. yoğunlukta, yeterli bilgiye sahip olduğunuzda, 3. yoğunluk evrenini tohumlama geleneğini ve görevini sürdürmek soyunuzun bir misyonu olacak!!!
S: (L) Eğer Keltleri buraya Oryon KH getirdiyse, Keltlerin Kantek'teki formları şu anda olduğu gibi miydi?
C: Görünüş olarak daha açık renkliydiler.
S: (L) Diğer bazı celselerde Sami halklarının Atlantislilerinin kalıntıları olduğunu söylemiştiniz, ama hiçbir benzerlik...
C: Yavaş!! Durun bir saniye, bulunduğumuz yerden çok ileriye atlamayalım. R___'nin söylediği şey tam olarak gerçek değildi. Hatırlayın, elenecek çok dezenformasyon var.
S: (RC) Gerçek olmayan ne söyledim?
C: 3'üncü ve 4. yoğunluk evreninizin bu kısmında, özellikle sizin "galaksinizde", İnsan tipinde varlıkların tek tabii mekanı Oryon olarak bilinen bölgedir... bunun üzerinde düşünün! Tek yer değil, doğal merkez üs. Yeniden incelemeye en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, "dünyadışı varlık" verilerinizde doğru bir profil oluşturmak.
S: (RC) Ben insanların Lyra'da tohumlandığını ve sonra orada bir savaş olduğunu ve sonra da insanların kendilerini Oryon'da bulduğunu düşünüyordum.
C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru profili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir! 3'üncü ve 4. yoğunluk alanına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444 gezegen var. Bazıları sizin bildiğiniz gezegenler. Bazıları yapay olarak inşa edilmiş gezegensiler. Bazıları boşlukta süzülen ev-gemiler. Ve bazıları da "uydu"lar. 2'nci, 3'üncü ve 4. yoğunlukların tümünde birincil evler, seyahat istasyonları ve kuluçka laboratuarları var. 5'inci ve 6. yoğunluklarda denetim bölgeleri var. Yaklaşık yarısı BH ve yarısı da KH. Başka yerlerdeki diğer pek çok kolonilerle birlikte, çeviri olarak Oryon Federasyonu deniyor. Oryonlar, Grileri sibergenetik varlıklar olarak 5 türde yarattı ve onları Zeta Retikuli 1, 2, 3 ve 4'e ve Barnard Yıldızı yörüngesinde dönen 2 gezegene yerleştirdi. Sürüngenimsiler de (ç.n.: reptilians / kertişler) 4. yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6 gezegende kalıyor ve Oryon KH'nin köleleri ve hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!! "Oryon" adı bu bölgenin gerçek yerel adıdır ve bu ad dünyaya doğrudan getirilmiştir. Paralellikler için "tanrı" Oryon efsanesini inceleyin.
S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar.
S: (L) Eğer bu, Nordik tiplerle başladıysa ve diğer hümanoit kombinasyonların kaynağı da buysa, insan varlıkları için hangi genetik kombinasyonlar kullanıldı? Örneğin Zenciler / Siyah insanlar "Nordiklere" hiç benzemiyor.
C: Nordik genler Neandertal olarak bilinen, Dünya'da zaten mevcut olan gen havuzuyla karıştırıldı.
S: (L) Doğu ırklarını elde etmek için hangi genetik kombinasyon kullanıldı?
C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim ve kozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.
S: (L) Pekala, ya Sami ve Akdeniz halkları?
C: Yeni bir topluluğun "yerleştirildiği" her defasında, ilgili topluluklar yerleştirildikleri ortama en iyi uyumu sağlayacakları şekilde tasarlandılar. Ariler tek istisnadır çünkü Dünya'ya acil bir durumla getirilmeleri gerekti.
S: (L) Irklar Dünya'ya en iyi uyumu sağlayacak şekilde tasarlanıyorlarsa, Sami ırkıyla ilgili olarak hangi faktörler dikkate alındı?
C: Diğer hepsi gibi onlar da Dünya'da değil, Oryon laboratuarında tasarlandılar. Orta Doğu'ya "yerleştirildiler".
S: (L) Atlantisliler hangi genetik tipteydi?
C: Kızılderililerinkiyle aynı.
S: (L) Kızılderili tipinin kökleri nedir? Gezegende mevcut olan ve Oryon laboratuarına götürülüp genetik olarak değiştirilerek tekrar Dünya'ya yerleştirilen temel bir tür mü vardı?
C: Hayır!!! Söylediklerimize dikkat ediyor musun?!?!
S: (L) Neyi kaçırdım? Neden bazı Kızılderililer Pleyades'ten geldiklerine inanıyor?
C: Pleyades nerede?
S: (L) Oryon yakınında. (RC) Aa tamam, Pleyades'i Oryon'un bir parçası olarak kabul ediyorlar. Peki ya Siryus?
C: Bir yer olarak Siryus karıştırılıyor çünkü kuzey yarımküre göğündeki benzer bir yere benzetiliyor. Kızılderililer gözlem noktları itibariyle benzer görünüşteki bir yer nedeniyle yorumlamada karışıklık yaşadılar.
S: (L) Tamam. (RC) Ama Siryus açık bir şekilde Siryus! Gökyüzündeki en parlak yıldız... tüm efsanelerde var! (L) Belki yalnızca yanlış yorumlama değil, aynı zamanda bilinçli bir dezenformasyondur? (RC) Bu nasıl yanlış yorumlanabilir? Bu belli değil! Yıldız haritaları çok açık!
C: KENDİ efsanelerinizi SİZ nasıl yanlış yorumladınız?
S: (F) Görünüşe göre şu anki kültürümüzde herşeyi ve hatta yakın tarihimizdeki pek çok şeyi bile kolayca çok yanlış anlayabiliyoruz. Daha eski efsanelerin de çarpıtılmış, abartılmış veya yanlış sunulmuş olabileceğini düşünmek zor değil.
C: Bu celsenin başında söylediğimiz şeyi tekrar gözden geçirin.
S: (L) Dogon'lar Siryus'tan mı geldi?
C: Tüm hümanoit türlerin kökeni Oryon bölgesidir; milyonlarca koloni var oldu, oluyor ve olacak.
S: (RC) Siryus'un gökyüzü bizimkisi gibi mavi değil yeşil. (L) Yıldız mı?! (RC) Hayır, gezegenler. Evet, Siryus'un yeşil bir atmosferi var... açık yeşil. (F) Ben maviyi tercih ederim! (L) Bugünlerde propagandası yapılan bilgilerin pek çoğu kafakarıştırma ve dezenformasyon içeriyor.
Tüm bunların amacı nedir?
C: Kendin yanıtladın. Kafakarışıklığı ve dezenformasyon.
S: (L) Bir tür geçişin hemen öncesine ulaşana kadar gerçeğin herhangi büyük bir ölçekte bilinmeyeceği şeklinde bir teorim var...
C: Peki "gerçeği" öğrenmeyi bekliyor musun o zaman?
S: (RC) Kesinlikle! (L) Gözlemlerime göre bu gerçekçi bir beklenti olmayabilir...
C: Varolan herşey / tek şey derslerdir, kestirme yok!
S: (L) Cevaplamadığınız soruma geri dönmek istiyorum. Sami halkının genetik anlamda tam olarak kim tarafından ve tam olarak neden tasarladığını ve onlar ile Keltler ve Ariler arasında neden böylesine zıtlaşan bir tutum olduğunu bilmek istiyorum.
C: Dikkat edersen yalnızca Yahudiler ile Keltler arasında değil. Ayrıca önemli olan bireysel aura profili; gruplar veya sınıflamalar değil. Ama sorunu yanıtlamak için: hem bu gezegendeki, hem de gezegen dışı pek çok nedenden kaynaklanıyor.
S: (L) Hitler tamamen mantık ötesi bir tutumla ve kendi ölümüne de neden olacak şekilde neden Yahudileri ortadan kaldırmak için bu kadar kararlıydı?
C:  Pek  çok  neden  ve  çok  karmaşık.  Ama,  hatırla,  henüz  bir  çocukken  Hitler  Germen  halklarını  fethetme  ve  birleştirme  arzularını gerçekleştirmek üzere "karanlığın güçleriyle" ilişki kurmak için bilinçli bir seçim yaptı. Bunun ardından zihin, beden ve ruh olarak tamamen KH güçlerinin kontrolü altına girdi.
S: (L) Peki Hitler'i kontrol eden KH güçlerinin onda tüm bir halkı ortadan kaldırma isteği yaratma amacı neydi?
C: Fetih daha zor ve daha az kesin olacağı için 4. yoğunluğa yükselmeden önce 3. yoğunluk dünyasını tam kontrol altına almak amacıyla
Nefalim'in yeniden getirilmesine yönelik uygun bir "üreme ortamı" yaratmak.
S: (L) "Üreme ortamı" derken genetik anlamda mı?
C: Evet. Üçüncü yoğunluk.
S: (L) Bu amacı başadılar mı?
C: Hayır.
---------------------------------------------------------------------------
S: (L) Atlantisliler mi? Hindistan'daki Keltler Atlantik'teki Atlantisliler mi savaşıyordu?
C: Atlantis sizin ölçümünüzle 100.000 yıldan uzun bir süreçte 3 enkarnasyon geçiren dev bir ada imparatorluğunun farklı bölümlerinde yaşayan 3 insan ırkının oluşturduğu gelişmiş bir medeniyetin merkez üssüydü yalnızca.
S: (L) Bu üç ırk Keltler...
C: Veya Kantekliler.
S: (L) Kantekliler Keltlerden farklı mı?
C: Yalnızca uzunvadeli ırksal ve genetik karışım bakımından.
S: (L) Demek Atlantis'te Keltler vardı. Başka kim vardı?
C: "Amerikan yerlileri" dediğiniz ırk ve artık mevcut olmayan, Avustralya ya da Gine aborjinlerine benzeyen ama cilt renkleri biraz daha açık olan üçüncü bir ırk. (ç.n.: "amerikan yerlileri" derken "kızılderililer" mi, yoksa aztek-maya gibi unsurlar mı kastediliyor acaba?)
S: (L) Bu üçüncü ırkı diğer iki ırk mı yok etti?
C: 3 afetten biri.
S: (L) Peki Parantalar kimdi?
C: Yukarıda belirtilen ırk.
S: (L) Demek Parantalar Avustralya Aborjinlerinin ataları, öyle mi?
C: Evet, ve benzerlik için, genetik karıştırma ve seyreltimi de göz önünde bulundurarak onları Hindistan, Pakistan, Sri Lanka, Avustralya ve Yeni Gine'de mevcut olan halklarla karşılaştır.
S: (L) Veda'lar Parantalar tarafından mı yazıldı, yoksa Keltler tarafından mı?
C: Parantaların torunları tarafından bir "ilahi rehberlik" kaynağı olarak.
S: (L) Bu ÇOK ŞEY açıklıyor. Geçen gün düşünüyordum da, eğer dil kökleri bakımından filologların inanmamızı istediği gibi Hindistan'daki bu insanlar Keltlerle akraba olsaydı bu işten hiçbir şey anlayamayacaktım çünkü onlara kesinlikle HİÇ benzemiyorlar. Tamam, bu nükleer savaşın 50.000 bin yıl kadar önce olduğunu söylemiştiniz sanırım. Birkaç noktayı hallettik; Atlantis'te 3 ırk vardı. Keltler de oradaydı...
Keltler Atlantislileri fetih mi ettiler?
C: Hayır.
S: (L) Sadece girip yerleştiler mi?
C: Kuzey kısmı ele geçirdiler.
S: (L) Aynı zamanda Kafkaslarda, Baltık boyunca, İrlanda'ya, İngiltere'ye ve Avrupa'ya yerleştiler...
C: İrlanda, İngiltere vs daha sonraydı.
S: (L) İsveç, Norveç ve Danimarka gibi Nors topraklarında, Baltık hizasında ve Kafkaslar'da...
C: Belirttiğin bölgelerin bazıları buz kaplıydı.
S: (L) Filologlar dil köklerini incelediklerinde Kafkasların kuzeybatısındaki Kurgan bölgesine varıyorlar. Orası Atlantis yok olunca Keltlerin gittiği yer mi?
C: Yakın.
S: (L) Keltler Sitchin'in tanımladığı şekliyle Sümerleri yöneten, Anak'ın Oğulları olarak bilinen uzun boylu sarışın insanlar mıydı?
C: "Keltler" yalnızca orijinal prototipten kalanlar.
S: (L) Tamam. Kantekliler. Ne zaman...
C: Çekim farklılıkları boy farkını açıklıyor.
S: (L) Kantekliler veya Keltler Kanarya Adalarına ne zaman vardılar?
C: 12.000 yıl önce.
S: (L) Atlantis'ten direkt olarak mı geldiler?
C: Yakın.
S: (L) Nereden...
C: Travmayla kafaları karışmış bir şekilde.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tahmin et.
S: (L) Yeraltından mı geldiler?
C: Bazıları.
S: (L) Yeraltı ırkının bir parçası mıydılar?
C: Hayır Laura. "Travma" derken neyi kastediyor olabiliriz?
S: (L) Komet kümesi mi? Nuh Tufanı mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Keltler veya Kantekliler Britanya adalarına ilk olarak ne zaman yerleştiler?
C: Aynı. 12.000 yıl önce.
S: (L) Piktler de mi Keltlerdi?
C: Hayır, Atlantisli. Hatırla, "Kelt" sonradan konan bir isim.
S: (L) Piktler de Kantekliler miydi?
C: Köken olarak.
S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.
S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.
S: (L) Irksal bir ayrımken kim kimdi?
C: Belial'ın Oğulları Kanteklilerdi.
S: (L) Oo! Bu iyi değil.
C: Subjektif... Beden değilsiniz, ruhsunuz.
S: (L) Kantek'te oldukları zamandan beri bir grupla temasta olduğunuzu söylemiştiniz. Bu grup Druidler mi?
C: Hayır. Henüz tanımıyorsun.
S: (L) Gülhaçlıların Druidler'in yeni enkarnasyonu olduğu sonucuna ulaştım. Yani Druidler ortadan kayboldu ve kısa sayılacak bir süre sonra Gülhaçlılar ortaya çıktı.
C: Kısmen.

---------------------------------------------------------------------

Bu uzun bilgi demetine yorum ilave etmeme lüzum yok ,

Ancak benim de çok sık yaptığım yorumlama hatasını şu iki paragrafta anlatılanlar ışığı altında değerlendirmeliyiz,

Dikkatli ve rahat bir tavırla okununca durum çok iyi anlaşılıyor, zira ırklar konusu kafamı çok karıştırıyordu,

Kimseye yargılamaya haddimiz yok sadece kendi eksikliklerimizi bu mercek altında değerlendirip  düşünsel yapımı sadeleştirmeye evrensel objektif bakışa ayarlamaya çalışıyorum,

"C: Temel olarak, ama yeniden inceleme yapma ihtiyacın da buradan doğuyor. Size verdiğimiz karışık sıralamalı bilgileri kanallama, özümseme ve analiz etme ve hepsini karıştırma nedeniyle, sahip olduğun bilgi temelinde bazı boşluklar var.
S: (L) Tamam, sorunum nedir?
C: Harika ilerliyorsun canım ama bu şekilde yeterli kavrayışı elde etmekte zorlanıyorsun çünkü gerçeğe dönük doğal güdün seni sabırsızlaştırıyor ve bu yüzden boşlukları basit mantık yürütme ve varsayımlarla doldurmaya eğilimlisin. Bu mantık yürütme ve varsayımlar genellikle doğru olmakla birlikte, seni asıl keşif noktandan ileriye atlamaya sevk ediyor."

Ara..


sybleman

#1564
Tgur abi çok teşekkür ederim. Dediğin gibi ben anlatırken çok tereddüt ediyorum. Kendi kendime çözümlemeler yapıyorum ama yanlış yolda olmaktan da çekiniyorum, yorumlarınız çok değerli.

Yukarıdaki yazdıklarımdan yola çıkarak şunları inceliyorum, anlayıp sindirmeye çalışıyorum.


Genetiği değiştirilmiş ırkların op ler olduklarını düşünürsek. Bunların dışında kalan saf ırkın sadece ari ırk olması olasılığı yüksek gibi duruyor.

Boturini codex bu dna değişimi yapıldığı zamanları çok güzel anlatmış.
https://commons.wikimedia.org/wiki/Boturini_Codex

Benim anladığım kantek'ten ilk geliş sırasında dünya üzerinde yaşayan diğer genetiği değiştirilmiş ırklar zaten mevcuttu.

Burada okuduklarımdan bir sonuç çıkarmaya çalışırken olaylara zamansızlık açısından da bakmaya çalışıyorum. Bu şekilde düşününce anlamlanmaya başladı.

Şöyle ki, kantek'in yerlilerinin enerjileri ile kendi gezegenlerini yok ettiklerini biliyoruz.

C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü
bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki
kendi üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının parçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.
S: (L) Bomba atma gibi birşey yaptılar mı?
C: Hayır, hayır. Psişik enerjiyle yapıldı. Geçici bir gerçeklik akışında aynışeyin sizin gezegeninizde de meydana gelme tehlikesi söz konusu.
Ancak biz bunun olmayacağından eminiz çünkü biz tüm gerçekliği görüyoruz; geçmiş, şimdi ve gelecek. Ancak şunu da anlamanız gerekiyor
ki, bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır. Hala pek çok gerçeklik seçenekleri, olası gelecekler, olası geçmişler ve
olası şimdiler var. Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz
----------------------------------

Cennetten düşme olayı bu olabilir mi?? Oradaki gezegen BH bir gezegendi. Bir grubun KH deneyimini istemesiyle birlikte oluşan enerjiyle gezegeni patlatmayı başardık. Ve farklı şekillerde bizi buraya transfer ettiler/transfer olduk.

Cennetten düşen Adem'i ırk olarak telafüz ettiğimiz ırkı, kantek ırkı olarak düşünürsek.

Ve zamansızlığı da bu işin içine katarsak. Kantekten gelişin tek bir zaman dilimine geliş
olarak düşünülmeyeceğini anladım. Ki K'larda bunu anlatmaya çalışmışlar.


S: (L) Bugün 26 şubat 2022. Başlayalım. Çok gerginim...
C: Heyecanlı zamanlar, şüphesiz! Kasyopya'dan Holenoya burada! Ukrayna Kanteklilerin kadim iniş yeri. 4Y KH tarafından çok arzu
ediliyor! Putin oradaki psikopat unsurları ortadan kaldırmaya çalışarak herkese hizmet ediyor. Egemen elitlerin direnci çok sayıda
masumun ölümüne yol açabilir ne yazık ki.
S: (Artemis) Ukrayna'nın çok arzulanmasının sebebi nedir?
(Joe) Kanteklilerin kadim iniş yeri olduğu için mi? Bu neden Ukrayna'yı çok arzu edilir kılıyor? Nüfusunun belirli bir kesimi mi? Ama...
C: Jeolojik profille birlikte enerji profili nedeniyle aktarım için harika bir yer haline geliyor.
S: (L) İnişin yalnızca uzay gemisine binip uçarak buraya gelip yere konma dışında bir yolla yapıldığı anlamına mı geliyor bu?
C: Evet.
S: (L) Bu bizim anlamayabileceğimiz bir teknoloji içeren türde bir aktarım mıydı?
C: Evet.
S: (Andromeda) Portal gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani Ukrayna'da bir portal mı var?
C: Evet.

Şimdi burada geliş zamanı olarak yeni bir zamandan bahsediyoruz. Ukrayna savaşı ile birlikte
iddia ettikleri portal ile bir geliş mevcut. Öncesinde de ortadoğu kapısını biliyoruz. Ki oradaki mevzu sanırım Anunakilere doğru gidiyor olabilir.

Bir diğer bilgide ise 80.000 yıl önce bir gelişten bahsettiler.

S: (L) Bizim ölçüm şeklimizle bu Keltlerin bu gezegene getirilmesi ne kadar sürdü? Yoksa hala devam ediyor mu?
C: Sizin ölçüm şeklinizle bir hafta diyebiliriz.
S: (L) Gemilerle mi getirdiler? Yani bir tür araçla? Yani onları bir gemiye yüklediler, 4. yoğunluğa geçtiler ve 3. yoğunlukta burada tekrar
ortaya çıktılar veya buna benzer birşey, doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve onları Kafkaslar civarında bıraktılar, doğru mu?
C: Ve çevre bölgelere.
S: (L) Bu 79-80 bin yıl önce miydi?
C: 80.000'in üzerinde.

Bh ve Kh'ın farklı zamanlarda buraya transfer edildiğini anlayabiliriz sanırım. Tabii bir hafta gibi bir süreç zamansızlık sürecinde nasıl bir anlam ifade eder, bizim için saçma oluyor.

Yanlız burada açık olmayan bir cevap var. 80.000 yıl önce nasıl geldik??? -yakın- cevabını verdiklerine göre tam olarak bir araçlar vs. değil. Ya da herkes araçlarla getirilmedi demek bu. Bunu da farklı bir yerde anlatmışlardı.

Yanlız tuhaf olan, ukrayna portalından gelenlerin walkin gibi geldiklerini düşünüyorum. Direkt beden içine. Yani buraya bedenleri ile gelemiyorlar. Bedenleri ile gelemeyenler KH olanlar olabilir. Sebebi de aşağıdaki merkabalarını aktif edememeleri olabilir.

S: (L) Merkaba hakkında yazan eskilerin ne demek istediklerini öğrenmek istiyorum. Eski yazarların kullandığışekliyle kelimenin anlamı
nedir?
C: Orijinal tanım daha eski.
S: (L) Erişimimiz olan eski yazılardan öncesine giden o orijinal tanım nedir?
C: Sence?
S: (L) İlginç bir kelime. İki veya üç kelimeden oluşuyor: mer kaba veya mer ka ba. Üç kelimeli olarak düşünürsek, Mısırca Ka astral beden
demek ve Ba kelimesi de Ka'ya benzer. Sanırım bunlar astral beden ve genetik beden olarak düşünülebilir. Ve bir de Ab var. Bu insanın
içindeki hayatın temel unsuru gibi birşey. Tanrısal kısım veya ruh gibi. Ab kırmızı bir taş olarak temsil ediliyormuş. İnsandaki arzuyu, şehveti,
cesareti, bilgeliği, hissedişi ve zekayı ifade ediyormuş. Hepsi birlikte soyut, yaratıcı bir ilkeyi temsil ediyor. Kaaba/Kabe Arapça küp anlamına
geliyor; Mekke'de Siyah Taş'ın tutulduğu küp şeklindeki yapı. Kabe'nin İsmail ve İbrahim tarafından inşa edildiği söyleniyor. Şimdi; Mer, Ka,
Ab ve Ba kelimelerini düşündüğümüzde, eterik benliğin temel parçalarından oluşan bir küp geliyor akla ve içinde bir taş var. Ruh taşı mı?
Ana taş?
C: Wau, anladı!
....
S: (L) Daha önce Stonehenge'in dev bir aktarıcı ve alıcı olduğu söylenmişti. Stonehenge'in asıl amacı mesaj almak ve mesaj iletmekmiş.
Bugünlerde insanların bahsettiği gibi Druid vudusu falan değilmiş. Yani bir anlamda bir makineymiş. (JM) Yani bir yerde bir taşla temasa
geçen biri sonra başka bir yere gidiyor ve başka bir taşla temas kuruyor ve bir taştan diğerine birşey mi aktarıyor?
C: Farkındalık kanalı uyumlanışı nedeniyle kişinin yetenekleri gelişiyor.
S: (L) Taşlarla olan temasla birlikte gelişen şey nedir?
C: Yetenekleriniz.
S: (L) Ana Taş'tan bahsederken, enerji toplayan, dağıtan ve/veya dönüştüren Atlantis kristallerine benzer birşeyden mi bahsediyorsunuz?
C: Daha sembolik. Ama doğru izdesin.
S: (L) Yani Merkaba'dan bahsederken, yükselmeni veya bir tür "astral araç" oluşturmanısağlayan, dönen tetrahedronlardan
bahsetmiyoruz. Kendini bu tetrahedronlardan birinin içinde düşünmenin/görsellemenin insanı yükselttiğini falan söylüyorlar.
C: Bunu yapmanın da faydası olabilir.
S: (L) Neye faydası olabilir?
C: Bu sorulardan bazılarının yanıtını tamamlamak için kendi yeteneklerinizi kullanmalısınız. Ama sonuçta bu bir "dönüş" biçimi, değil mi?
[ç.n.: katılımcıların kendi arasındaki uzunca bir konuşma atlandı. soru kısmına geçiyorum.]
S: ...(JM) Tüm taşların anası gibi birşeyden bahsederken, bu dünyanın göbeği gibi birşey mi? Ayers Rock (Uluru) gibi birşey mi? Uluru
dünyanın en büyük taşı ve dünyanın göbeği olarak adlandırılıyor. (L) Uluru'nun bununla herhangi bir ilgisi var mı?
C: Hayır. Bir zamanlar tüm ihtiyaçların karşılanması için taşlardan yararlanılıyordu. Taşlar yoluyla aktarılan enerjiler hipofiz beziyle
doğrudan bağlantıya geçerek 3. ve 4. yoğunluğun ruhsal gerçekliklerini madde alemleriyle birleştiriyordu. Yani "taş" gerçekten Anne
olarak görülüyordu!
S: (L) Bu tür faaliyetlerle ilişkili varlıklar 3. yoğunluk muydu, 4. yoğunluk muydu, yoksa çift-yoğunluk muydu?
C: Esas olarak 4. yoğunluktu. Yuva başka yerlerdeyken.
S: (L) Hipofiz bezinin kendisi vücudun "ana taşı" olarak düşünülebilir mi peki?
C: Öyle de düşünülebilir
-----------------------------------------------------------------

Anlatmaya çalışmışlar sürekli K'lar. Yuva kantekteyken ! 4bh 'idik. Fakat bir grup kh deneyimi yaşamak isteyip de enerjiyi dengesiz bir şekilde yükseltince dünyaya geldik.

Bu iki ademi grup tasavvufta da geçiyor. İmami gazali. Bir ayeti açıklarken ademin ırkının ikiye ayrıldığını. Alem-i fazl, Alem-i adl olarak sağa sola ayrıştığını. Bir grubunun bir olanı hemen kabul ettiğini, öbür tarafın ise sadece kendisini bilmek istediğinden bahseder.

Buradan sonasında da aklıma takılan bir çok soru var. Onları da toparlamaya çalışıyorum.

sybleman

#1565
Aklıma takılan bir başka mevzu eğer K'ların dediği gibi Kantek %50 %50 KH ve BH ise. KH olan ve BH olan aynı gezegende dünyada varolmayı nasıl başardık?

Zamansızlığı öne alarak şöyle düşünürsek ya kantek 4KH uzun uğraşlarla planlarla dünyayı kendi istediği kıvama sokmaya çalışıyorsa. Burayı evi yapmak istiyorsa. Zaten mevcutta bir 3kh gezegen var. Oradaki halkı manipüle edip, kh olmaya zorlayıp, gezegeni de bu geçişe doğru itip, kendilerine bir yuva yapmaya çalışıyorlarsa.

Ki Oryon'ları ararken bunun cevabını buldum sanırım.

S: (L) Burada bariz olan nedir?
C: Işık hızında veya "daha hızlı" yolculuk mümkün olmasaydı bile, ki elbette mümkün, dünyadışı bir ırkın büyük bir uzay gemisi inşa edip
nesiller boyunca onun üzerinde yaşamasını engelleyecek hiçbir şey yok. Fethetmek için uygun bir dünya aramak üzere zaman ve mekanda
büyük mesafeler katedebilirler. Uygun bir gezegen bulduktan sonra bu gemiyi yörüngede uzak bir noktaya yerleştirebilir, o güneş
sisteminde çeşitli somut düzlemlere üsler kurabilir ve seçtikleri medeniyetleri sabırla manipüle ederek uygun bir teknolojik altyapı
hazırlatabilirler. Sonra, uzun, yavaş ve büyük bir zihin programlama projesi uygulayıp, durum uygun olur olmaz girip el koyabilirler.
S: (L) Olmuş olan, veya olmakta olan şey bu mu?
C: Gayet mümkün ve belki de şimdi senin için bunun ayrıntılarını öğrenme zamanıdır.
S: (L) Bu ırk 3'üncü mü yoksa 4. yoğunluk mu?
C: Neden her ikisinden olmasın?
S: (L) Bu ırkın gelmiş olabileceği en muhtemel yer neresi olabilir?
C: Oryon olabilir belki?
S: (L) Peki. Eğer böyle bir ırk gerçekten mekan/zamanda bu noktaya yolculuk yaptıysa, bu yolculuk sırasında gemilerinde kaç nesil gelip
geçti? Tabii eğer böyle birşey olduysa?
C: Belki 12.
S: (L) Sanırım oldukça uzun bir ömürleri var...
C: Evet...
S: (L) Durum gerçekten buysa, ömürleri ne kadar?
C: Sizin 2000 yılınız.
S: (L) Peki bu grubun yaptığı...
C: Uzaydaki ömür.
S: (L) Gezegendeki ömürleri nedir?
C: 800 yıl.
S: (L) Uzayda kalmanın daha iyi olabileceğini düşünmediler mi hiç?
C: Hayır. Gezegenler çok daha "konforlu."
S: (L) Pekala... Böyle bir grubun buraya yolculuk ettiklerini...
C: Yaklaşan çatışmalardan bahsetmiştik... Belki de İnciliniz ve diğer referanslarla aynı şeyi söyledik. "İyi ile kötü" arasındaki "son" savaş.
Kozmik görünüyor, değil mi?

Sizce de çok mantıklı değil mi? Kantek'deki KH taraf, zaman içerisinde yol olarak dünyayı keşfettiler. Sonra burayı kendi gezegenleri yapmaya karar verdiler. Gemiyi yörüngede uzak bir noktaya Oryon'a yerleştirdiler. Güneş sisteminde, hatta güneşin yörüngesinde kontrol noktaları, aktarım noktaları oluşturdular. Sabırla manipüle etmeye başlayıp, gezegeni istedikleri kıvama getirmeye çalışıyorlar. 4kh bir gezegen haline geldiğinde de gezegeni işgal edip, hiyerarşide üst konuma geçip yerleşmeyi düşünüyorlar.

Ki buna benzer birşeyi burada da söylemişler.

C: Size ayrıca "Amerikan Yerlilerinin" Avrupalılarla yaşadıkları deneyimin de mikrokozmik bir önizleme olabileceğini söylemiştik. Ayrıca, 3.
yoğunluk dünyanın 2. yoğunluk dünyaya yaptıkları da ipuçları sunuyor olmalı. Diğer bir deyişle, özel değilsiniz, bakış açınızın öyle olmasına
rağmen. Dünya insanlarının 4. yoğunluğa çevrilmesinden sonra da Oryon 4. yoğunluğun ve onların müttefiklerinin sizi "orada" kontrol
etmeyi umdukları konusunda da sizi uyarmıştık.
Şimdi tüm bunları birleştirince ne görüyorsunuz? Şimdiye kadar en azından şunu anlamış olmanız gerekiyor ki, önemli beden değil, ruhtur.
Diğerleri sizi genetik olarak, ruhsal olarak ve psişik olarak beden-merkezli olmaya yöneltti. İlginçtir ki, 4 BH'den 6 BH'ye kadar olanların
tüm çabalarına rağmen "bu perde hala kalkmış değil."

Çok açık  değil mi? Oryon KH, ademi ırkın, kantek ırkının KH olanları, zamanda işledikleri plan ile, gemilerini oryon'a park ederek bu planı işliyorlar. Oryon KH da biziz.


Peki Katen BH olanlar dünyaya bu şekilde neden indi? 4BH gezegende yaşamak varken, dünyada ne işimiz olabilir? Sanırım bahsettiği iyi ile kötünün savaşı dediğimiz durumda aldığımız sorumluluk.

BH olanlar belki bu olaydan kendilerini sorumlu tuttular, kendi ırklarının yaptığı ve yapacağı kötülükleri düzeltmek istediler. Ve belki de şuanda bir 4BH gezegendeyiz aynı zamanda. Ama buradaki görevimiz için ruh parçalarımızın bir kısmı ile burada bedenlenmeyi seçtik.

Tgur abi bu gerçeklerin bir kısmını farkedince bir vizyon geldi, çok güçlüydü, hem simgeseldi, hem gerçekçiydi. Önce bir kılıcın dövülme sahnesini gördüm. Sanırım bir savaş mı geliyor dedim? Sonra kendimi gördüm. Bir masada küçük cam kavanozlar içerisinde çeşitli bitki tozları, maden tozları gibi materyaller var. Ve onlarla birşeyler yapıyorum. Ve masanın üzerindeki zeminde bir logo var. Merdivene tırmanmaya çalışan bir melek var, bulutların arasından yukarı doğru çıkıyor. Bütün bu logoyu da bir üçgen şekli kapsıyor.
u
Sanırım bir savaş geliyor, bu topla tüfekle mi olacak bilmiyorum. Ama iki grup gittikçe birbirinden ayrışacak. Belki KH taraf teknolojiyi, tıbbı, eğitimi ve güvenliği sağlayabilecek özel şehirler inşa edip diğerlerini dışarda bırakacak bir şeyi şart koşacak. Ve kabul etmeyenler dışarıda kalacak. Ve savaş da bu şekilde başlayacak.

Biz kendi BH olanlarımızı uyandırmayı hızlandırmaya çalışıcaz ve bunu yaparken de topluluk olarak ayakta kalmaya çalışıcaz, aynı şeyi KH da kendi yönetimi altındaki insanlara yapacak.


Düşüncelerinizi merak ediyorum.

Tgur

#1566
Sybleman düşüncelerimi soruyorsun,

En son alıntımın altındaki paragrafları tekrar dikkatle okumanı ve daha sonra şu alıntılarımı takip etmeni ve hazırladığın yorumlarını tekrar incelemeni tavsiye edeceğim ,

S: (L) Geçen gece Nefalim'in Akrep takımyıldızı civarından geldiğini söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Esas olarak orada tohumlandılar. Siz de öyle.
S: (L) Aslen başka yerde mi tohumlandık? Nerede? Oryon'da mı? Gezegenin adı nedir?
C: D'Ankhiar. Ankh, bu gezegenin eski bir sembolüdür. Ana gezegen anlamına geliyor.
S: (L) O gezegen bizim asıl evimiz mi?
C: Evet.
S: (L) Eski evimizin durumu nedir?
C: Tükendi. Kül oldu. Yandı.
S: (L) Yani evimize dönemeyiz, öyle mi?
C: Evet.
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Nefilim'in tıpkı insanlar gibi D'Ankhiar denen bir gezegende tohumlandıklarını söylemiştiniz. Orada tohumlandığımızı söylerken kastettiğiniz şey neydi?
C: Molekülerizasyon için uygun bir ortamdı.
S: (L) Dünya üzerindeki fiziksel bedenlerin yani Neandertal, Kro-Mgnon, Australipitikus vb gibi çeşitli insan türlerinin o gezegende üretilip
sonra buraya getirildiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.
------------------------------------------------------------------------
S: (L) Yani o sistemdeki yıldız genişledi ve bizim ana gezegenimiz yandı. Öyleyse, biraz gevşek bir zamansal karşılaştırma ile bu, insanların yaratılmasından çok kısa bir süre sonra gerçekleşmiş olmalı, öyle değil mi?
C: Bu karşılaştırmada kendi zaman algınızı gevşek olarak dahi uygulayamazsınız.
S: (L) Bu hususta biraz yardım istiyorum. Eğer o gezegen küle döndüyse neden insanlar orada tohumlandı... Kısa bir süre sonra küle dönüşecek olan bir gezegende var edilmenin amacı nedir?
C: Pekala. İşte bir şok-edici geliyor; henüz tamamen yanıp küle dönmedi.
S: (L) Peki nedir? Bize yanıp küle döndüğünü söylemiştiniz. Buradaki asıl hikaye nedir?
C: Tamamen yok olması sizin 4. yoğunluğa geçişiniz sırasında olacak. D'Ankhiar'da şu anda insan bedenleri yaratılıyor.
S: (L) O gezegende şu anda insan yaratılmasından kastettiğiniz şey nedir? Yoksa o gezegen bu gezegen mi?
C: Hayır. Büyük döngünün kapanmasıyla ilgili.
S: (L) Şu anda orada insan varlıklarının yaratıldığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet, öyle. Irkınız orada üretiliyor.
S: (L) Nasıl?
C: Boyut geçişi, anladın mı?
S: (L) Orada 4. yoğunluk bedenlerinin mi yaratıldığını söylüyorsunuz?
C: Hayır. 3'üncü.
S: (L) 3. yoğunluk bedenleri... Şu andaki bedenlerimizden çıkıp o bedenlere mi gireceğiz?
C: Uzaklaşıyorsun. Dikkatli düşün. Boyut. Gerçeklik. Döngü.
S: (L) Şu anda orada insan ırkının bedenleri üretiliyor...
C: Evet.
S: (L) Ve boyut sınırı geçişi sırasında o gezegen tamamen küle dönmüş olacak...
C: Evet.
S: (L) Şu anda o gezegende üretilen insanlar boyut sınırı geçişi sırasında nereye gidecek?
C: Eski dünyaya.
S: (L) Eski dünyaya mı gidecekler?
C: Sizin bildiğiniz şekliyle zaman yok. Hepsi kolektif bilince yönelik derslerden ibaret.
S: (L) Yani bu büyük döngünün kapanmasıyla birlikte herşey baştan mı başlayacak?
C: Pek sayılmaz; hatırla, başlangıç diye birşey yok.
S: (L) Dünyadaki pek çok ruh, dünyaya gelmekte olan bu yeni bedenlere mi girecek?
C: Evet.
S: (L) Ve eski insanlık olarak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve herşeye bir daha başlayacaklar?
C: Evet.
S: (L) Yani çok sayıda insan bu oyuna baştan başlayacak?
C: Yakın.
S: (L) Bu ceza mı?
C: Hayır. Varoluşun doğası.
S: (L) O noktada bazı ruhlar da bir üst yoğunluk seviyesine mi gidecek?
C: Evet.
---------------------------------------------------------------------
S: (L) İnsanoğlu Kasyopyalılar tarafından tasarlanmasından sonra, Kertenkeleler'in saldırısı öncesindeki cennetsi durumda ne kadar süre yaşadı?
C: İnsanoğlunu biz tasarlamadık.
S: (L) Sizin tarafınızdan mı yaratıldık?
C: Hayır.
S: (L) Peki insanoğlu buraya nasıl geldi?
C: Çeşitli faktörler. Çok sayıda ruh, fiziksel varoluşu arzuladı ve başlangıçta Griler yoluyla Kertenkeleler olmak üzere, Nefalim ve Oryon birliği tarafından değiştirildi.
-------------------------------------------------------------
S: (L) İnsan ırkının Cennetsi durumda uzun süre yaşadığı dönemde, ruhsal bağlantıyı muhafaza ederek fiziksel beden kullanabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Ama uzun sürmedi. Hiçbir bağımlılık daireyi kapatacak kadar uzun sürmez.
S: (L) Yani insanoğlu kendini zevklendirme bağımlısı mı oldu?
C: Hızla o hale geldiler.
S: (L) Ruhların bedenlere taşınmasından itibaren cenneten düşüş ne kadar sürdü?
C: Ölçülebilir değil. Unutma Laura, bu olay meydana geldiğinde zaman yoktu. O noktada zaman akışı ilüzyonu ve diğer pek çok yanlışlık mevcut değildi.
S: (L) Yani cennetten düşüşün zamanın da başlangıcı olduğunu söylüyorsunuz.
C: Evet.
------------------------------------------------------------------
S: (L) Oryonlar olarak tanımladığınız 6'ncı yoğunluk KH varlıkları insanoğlunu genetik olarak tasarlayan veya yaratan varlıklar, öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Yaratılıştan sonra bizi ilk değiştirenler mi?
C: Yakın.
S: (L) Yani hem BH ve hem de KH yönelimli Gezici Yolcular var?
C: Gezici Yolcular "gezgin."
-------------------------------------------------------------------
S: (J) "Seçmedikçe özgür iradenize müdahale edilemez" demişlerdi. (T) İnsan ırkı olarak, özgür irademizle BH'den KH'ye geçtik. (L) Demek insanlık olarak içinde bulunduğumuz bu durumu bir seviyede kendimiz seçtik; Düşen Melek, Lusifer efsanesi. Bu biziz. Altına gitmek için o kapıdan geçmekle düşmüş olduk ve kapıdan geçdiğimizde yılan bizi ısırdı.
C: Ama bu sürekli tekrarlanan bir sendrom.
S: (L) Sadece insan ırkı için sürekli tekrarlanan bir sendrom mu, yoksa tüm yaratılış için de geçerli mi?
C: İkincisi.
S: (L) Varoluş döngüsünün bir parçası olduğu için, tüm varoluşta tekrarlanan bir sendrom mu bu? Yoksa Kızılderililerin Maya dedikleri şey mi?
C: Biri veya diğeri.
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Adem ve Havva, bilgi ağacının meyvelerini yerken kendilerini esaretten kurtaracak bilgiyi elde etmeye mi çalışıyorlardı?
C: Adem ve Havva sembolik.
S: (L) Peki esaret altındalar mıydı ve iyi bir "yılanın" yardımıyla kendilerini özgür kılmaya mı çalışıyorlardı?
C: İyi değil.
S: (L) Kertenkeleler geldiğinde Adem ve Havva birine esir miydiler?
C: Hayır. Özgürdüler. Adem ve Havva'nın sembolik hikayesi yanlış bilgiye cezbolma hikayesidir. İyi ve kötünün bilgisinin ağacı, odaklanmış, sınırlandırılmış bilgiydi.
---------------------------------------------------------------------------
S: (L) İnsanlar arasında Yılan Kardeşliği'yle işbirliğini başlatan kimdi?
C: Adem ve Havva.
S: (L) Adem ve Havva gerçek insanlar mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Bir insan grubu muydu?
C: Cazibeye kapılma değildi, bir düşünce kalıbı değişimiydi.
S: (L) Bu insanlar kimdi veya neydi? Hangi ülkede yaşıyorlardı?
C: Tüm insanlar. Boyut sınırından geçiş.




sybleman

#1567
Tgur abi göstermek istediğin noktayı göremiyorum? Daha açık ifade etsen. Alıntıları okuyup tekrar gözden geçirdim fakat anlatmak istediğini anlayamadım.

Bir noktada yanlış mı yorumluyorum okuduklarımı?

sybleman

#1568
S: (L) Yani o sistemdeki yıldız genişledi ve bizim ana gezegenimiz yandı. Öyleyse, biraz gevşek bir zamansal karşılaştırma ile bu, insanların yaratılmasından çok kısa bir süre sonra gerçekleşmiş olmalı, öyle değil mi?
C: Bu karşılaştırmada kendi zaman algınızı gevşek olarak dahi uygulayamazsınız.
S: (L) Bu hususta biraz yardım istiyorum. Eğer o gezegen küle döndüyse neden insanlar orada tohumlandı... Kısa bir süre sonra küle dönüşecek olan bir gezegende var edilmenin amacı nedir?
C: Pekala. İşte bir şok-edici geliyor; henüz tamamen yanıp küle dönmedi.
S: (L) Peki nedir? Bize yanıp küle döndüğünü söylemiştiniz. Buradaki asıl hikaye nedir?
C: Tamamen yok olması sizin 4. yoğunluğa geçişiniz sırasında olacak. D'Ankhiar'da şu anda insan bedenleri yaratılıyor.
S: (L) O gezegende şu anda insan yaratılmasından kastettiğiniz şey nedir? Yoksa o gezegen bu gezegen mi?
C: Hayır. Büyük döngünün kapanmasıyla ilgili.
S: (L) Şu anda orada insan varlıklarının yaratıldığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet, öyle. Irkınız orada üretiliyor.
S: (L) Nasıl?
C: Boyut geçişi, anladın mı?
S: (L) Orada 4. yoğunluk bedenlerinin mi yaratıldığını söylüyorsunuz?
C: Hayır. 3'üncü.
S: (L) 3. yoğunluk bedenleri... Şu andaki bedenlerimizden çıkıp o bedenlere mi gireceğiz?
C: Uzaklaşıyorsun. Dikkatli düşün. Boyut. Gerçeklik. Döngü.
S: (L) Şu anda orada insan ırkının bedenleri üretiliyor...
C: Evet.
S: (L) Ve boyut sınırı geçişi sırasında o gezegen tamamen küle dönmüş olacak...
C: Evet.
S: (L) Şu anda o gezegende üretilen insanlar boyut sınırı geçişi sırasında nereye gidecek?
C: Eski dünyaya.
S: (L) Eski dünyaya mı gidecekler?
C: Sizin bildiğiniz şekliyle zaman yok. Hepsi kolektif bilince yönelik derslerden ibaret.


Evet zamansızlık aslında. Bizim farkettiğimiz şekliyle değil. Yani biz dalgadan geçtiğimizde eski bizlerin de oluşumu devam edecek. Onlar şuandaki dünyada döngünün başında bu hayatı yaşamaya başlayacaklar. Biz de boyut atlamış olacağız. Aslında herşey aynı anda oluyor. Döngü şeklinde.

Buradan benim yorumuma göre D'ankhiar dedikleri dünyaya uyumlanabilecek bedenlerin yaratıldığı gezegen olabilir. Belki kantek'ten buraya gelmemizi sağlayacak bedenlerin üretimini orada gerçekleştirdik.

Ama yine zamansız ve üst boyutları düşünmemiz lazım. Gelecekteki biz, geçmişteki biz ve şuandaki biz aynıyız. Ama bedenlerimiz farklı olabilir. Boyutlarımız farklı olabilir. Farklı zamanlardan birbirimize sesleniyoruz.

Göstermek istediğin noktayı gerçekten bulamadım :) Belki şuanda bu teorime çok odaklandım. Eksik ve yanlış olabilir, ama göremedim :)

Tgur

#1569
Sybleman ,

Esasta şu cümlenle olayın üzerinde durduğumuz konuların illa şudur budur şeklinde ısrar gerektirmeyen hususlar olduğunu belirtiyorsun çok yerinde bütün olanlara böyle bakabilmek hiç bir takıntıyı devreye almayan bir bilinci sergiler,ne güzel,

" Ama yine zamansız ve üst boyutları düşünmemiz lazım. Gelecekteki biz, geçmişteki biz ve şuandaki biz aynıyız. Ama bedenlerimiz farklı olabilir. Boyutlarımız farklı olabilir. Farklı zamanlardan birbirimize sesleniyoruz."

İlla  hangi konuyu işaret etmek istedin de ben anlamadım dediğin bölümleri şu 3Y illüzyonik bilinçle açabilirim ama sen aldırma yalnız bundan sonraki düşünsel genişliğinde bu tip takıntılara önem verme,

K.ların Lauraya verdikleri şu cevap ,üzerinde durdum,

* "C: Temel olarak, ama yeniden inceleme yapma ihtiyacın da buradan doğuyor. Size verdiğimiz karışık sıralamalı bilgileri kanallama, özümseme ve analiz etme ve hepsini karıştırma nedeniyle, sahip olduğun bilgi temelinde bazı boşluklar var.
S: (L) Tamam, sorunum nedir?
C: Harika ilerliyorsun canım ama bu şekilde yeterli kavrayışı elde etmekte zorlanıyorsun çünkü gerçeğe dönük doğal güdün seni sabırsızlaştırıyor ve bu yüzden boşlukları basit mantık yürütme ve varsayımlarla doldurmaya eğilimlisin. Bu mantık yürütme ve varsayımlar genellikle doğru olmakla birlikte, seni asıl keşif noktandan ileriye atlamaya sevk ediyor."

*Kantek gezegeni ilk insan tohumlanan gezegen değil ve zaten o patlayıp astreoid kuşağını sağlamış, ama dünyaya aktarılanlar sonunda ve dünyadaki insanlarla asimilasyon ile bir kısmı atalarımız olabilir,Türklerin kökeninde yer alabilirler ama bu karışmaların çok geniş olduğu bir anlayışta bu o kadar önemli değil,

*Adem ve Havva olayı sembolik bir anlatım ,aslen sarahaten böyle kişiler yok ,bir kısım insanlığın bir boyut değişiminde KH ı seçmeleri,cennetten düşüş ile anlatılan,

* "S: (J) "Seçmedikçe özgür iradenize müdahale edilemez" demişlerdi. (T) İnsan ırkı olarak, özgür irademizle BH'den KH'ye geçtik. (L) Demek insanlık olarak içinde bulunduğumuz bu durumu bir seviyede kendimiz seçtik; Düşen Melek, Lusifer efsanesi. Bu biziz. Altına gitmek için o kapıdan geçmekle düşmüş olduk ve kapıdan geçdiğimizde yılan bizi ısırdı.
C: Ama bu sürekli tekrarlanan bir sendrom.
S: (L) Sadece insan ırkı için sürekli tekrarlanan bir sendrom mu, yoksa tüm yaratılış için de geçerli mi?
C: İkincisi.
S: (L) Varoluş döngüsünün bir parçası olduğu için, tüm varoluşta tekrarlanan bir sendrom mu bu? Yoksa Kızılderililerin Maya dedikleri şey mi?
C: Biri veya diğeri."

Şimdilik bunlar..





sybleman

#1570
Tabii anlıyorum. Adem ve havva olarak değil de genelde söylenen tanım olarak onu kullandım. İlettiğin kısımları da inceliyorum Tgur abi. O zaman Ankh sembolü ile bağlantı varsa, mısırdaki bağlantılara da bakmak lazım.

bozadi

#1571
Sybleman, görüşlerini değerlendirmeye çalışıyorum. Bazı şeyleri tekrar okumam gerekecek daha ayrıntılı bir yorum yapabilmek için ama şu an için şu algılarımı paylaşmak isterim:


Kantek'ten dünyaya getirilen grup, sarı saçlı - mavi gözlü "Ari" ırkı. Bunlar da tıpkı dünya nüfusunun geri kalanı gibi 3. yoğunluk mensupları. Bunlar hakkında BH veya KH dendiği zaman, bu örneğin BH için konuşacak olursak %51'in üzerinde değil, altında bir BH kutuplaşma oranı. Yani kesinleşmiş (geri dönüşsüz) bir BH değil. Ama Oryonlardan, Kertişlerden (ve uzantıları Grilerden) bahsedildiği zaman, bunlar 4. yoğunluk KH varlıkları. 4Y'de BH ve KH grupları yanyana yaşayamaz ama 3y'de hep birlikte şahitlik etmekte olduğumuz gibi BH ve KH "eğilimliler" aynı ortamda yaşayabiliyor. Kısacası 3y Kanteklilerle 4y Oryonları birbirine karıştırmamak gerekir diye düşünüyorum.

sybleman

#1572
Selamlar bozadi. Çift yoğunluk olarak tanımladıkları alıntılar var. Insan türleri çift yoğunluk. Ve bazı insanlar tekrar çift yoğunluklu olabilirler dediği bir bölüm vardı. Çok isterim fikirlerinizi duymayı.

bozadi

#1573
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Selamlar bozadi. Çift yoğunluk olarak tanımladıkları alıntılar var. Insan türleri çift yoğunluk. Ve bazı insanlar tekrar çift yoğunluklu olabilirler dediği bir bölüm vardı. Çok isterim fikirlerinizi duymayı.
Bildiğimiz dünya insanlığının mensubu olan Ariler çift-yoğunluklu değil, herkes gibi onlar da 3. yoğunluk varlığı.

Yeraltında tam olarak neler dönüyor, anlamak pek mümkün değil ama 4KH ile işbirliği içinde çalışan ve epeyce Ari nüfus da içerdiği anlaşılan bir grup var gibi görünüyor. O grubun "yöneticisi" konumunda olan bazı "Oryonlu Ariler"den bahsedilmişti sanırım ve bunlar hakkında çift-yoğunluk tanımlaması yapılıyor. Bunlar dünya insanlığından neredeyse tamamen yalıtık / ayrı yaşayan bir grup. Sayıları söylenmiş miydi bilmiyorum ama dünya nüfusuna kıyasla çok azdır diye tahmin ediyorum. Yani sonuç olarak bunlar, Kantek'ten dünyaya getirilen Ari nüfusun ezici çoğunluğunu temsil etmiyor.

bozadi

#1574
K'lar "Oryonlar" derken, dünya insanlığını köleleştirmek isteyen 4KH "ittifakını" kastediyor genellikle (Kertişler, Griler, Böceksi tipler vs.). İnsan tipli (bize veya en azından Arilere çok benzeyen) 4KH bireyleri (Nordikler; Kertişleri köle ve evcil hayvan olarak kullanan grup) bu ittifaka ne ölçüde dahil tam emin olamadım ama onlar da bu ittifakın bir parçası sanırım. Yine de insanlıkla esas (en çok) uğraşanlar Kertişler gibi görünüyor. Ve K'lar yeraltında 4KH'lerle işbirliği halinde yaşayan Arileri "Oryon" olarak tanımladığı zaman, bana göre bu onların (Arilerin) Kertişlerle olan işbirliğine işaret ediyor yalnızca; o Arilerin gerçekten "Oryonlu" olduğuna değil (her ne kadar Oryon bölgesi tüm hümanoit [insanımsı sürüngen bir tür olarak Kertişler dahil] türlerin yuvası olarak tanımlanmış olsa da).

Evet, insanlık da bir zamanlar (Cennetten / BH eterik aleminden düşmeden önce) çift yoğunlukluymuş (3-4y), 4y olmaya çok yakınmış ama KH'ye geçişle/düşüşle birlikte 4y'ye yakınlıktan da epeyce şey kaybedilmiş diye anlıyorum. 4BH'ye mezun olmamız halinde bir süre 3-4y durumunda kalacağız sanırım. 4y'nin organik portalı gibi.