Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 7 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

#1545
Tgur abi bir el at şu mevzuya :) Ben çok yazdım üşenirseniz okumaya işin özü şu.

6kh oryonlular da insan, kertişleri de biz kullanıyoruz, grileri de biz yaptık. Kaçıran eden de biziz. KH halimiz. İstiyoruz ki yine KH kalalım, aman gözümüz açılmasın.

İkiyi bir edemiyorum deyip kıvranıyordum cins insanlarla karşılaştıkça. Sanırım işin özü insan ruhu birleşik ruh ise iyi de biziz kötü de biziz. Bir fark kalmamış.

Dünyayı nüfuslandıran da biziz, nüfuslandırdığımız insanları kontrol eden de biziz. Zaman döngüsü gibi. KH boyutta olduğumuz için Kh dan daha fazla tesir alıyoruz işin özü. BH'da kıvranıp duruyor, çıkın şu hengameden/döngüden bakın böyle bir yol da var diyor. KH'da yok griydi, kertişti kullanıp kendisini göstermeden yönetime devam ediyor. O da insan. Ön plana kertişleri atmışız. Ki o da bizim deney ürünümüz muhtemelen. İnsanla timsahı karıştırmışız. Sanki uzaydan birileri gelmiş de bizi yönetiyor sanıyoruz. Kendi kendimizi yönetiyoruz, yanıltıyoruz. Uzaydaki de biziz, uzaydan gelip müdahele eden de biziz.

Düşünsenize OP leri nasıl kullanıyorlar? Onlar da insan olduğu için kullanabiliyorlar. Ruh genetiği uyuşuyor çünkü. Ruhu insan olmasa insan bedenini kullanabilir mi? Ya da walk-in ler nasıl geliyor. O da BH boyuttan insan çünkü.

Dualite yasasından dolayı bu boyutta ikisine de izin var, ikisi de tesir etmeye çalışıp duruyor. İki farklı gerçekliğimize bizi çekmeye çalışıyor.

Zamansızlık boyutundan bakınca çok mantıklı. Kulaklarım gitti bu arada. Bip bip bi durmadı.
O gezegen bu zaman şu ırk hepsini silmemiz lazım kafamızdan. Hepsi insan, sadece potansiyel geleceklerimiz ve geçmişlerimiz. Biz ise şuandayız. Güç bizde şuanda. Seçim gücü.


Tgur

#1546
Sybleman telaşını anlıyorum bilgilenme ve bu hususta gelen farkındalığa ulaşmada samimi bir heyecan, kulak çınlamasının bu işte beraberliği gösteren KH dinleme izlem veya saldırı olması muhtemel,aldırış etme doğru yoldasın,

Sağlık durumum bahsettiğim gibi iki saat içinde kendini gösteren ve devam eden bir durumda çok iyi ,hala yakınlarımın içten hayret ettiklerini hissediyorum, böyle devam edecek gibi ümit ederim,

Yorumunda doğrusun sabah bu konuda yarım yamalak hazırladığım aktarımımı sunuyorum,

Özetle o hissettiğin gibi insan oluşumu ve üzerinde oynama işi Oryonun ana faaliyeti ve biz kimiz Oryon veya Nefilim v.s. kim aynı birlik bilinci içinde mütalaa edilmeli ,

Ve zaten tohumlamalar ve insan formu Oryon benzeyişi ile mütalaa edersek orijinin tam bilincinde olmasak da maddede oluşma işini ele alanların ve onda kalmayı çıkmamayı isteğinin tamamen bu deney mülahazısı ile devreye alındığını gösteriyor,

Gerisini zaten keşfetmişsin ,birliğin çeşitli kademelerde genel tezahürleri,

YORUMLAR 117
 
S: (L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu arzuladıktan sonra fiziksel varoluş nasıl gerçekleşti?
C: Önce maymunumsuydu.
S: (L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu varlıklarla ne yaptılar?
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler.
S: (L) Neyin transferi?
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal'i kullandı.
S: (L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler.
S: (L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S: (L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S: (L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S: (L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.
S: (L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S: (L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S: (L) Oryonların bazıları bizim deyişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet
S: (L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S: (L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S: (L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.
S: (L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı?
C: Bir'le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini duydunuz mu?
----------------------------------------------------------------
Oryon deney hadisesinde insanı oluşturan olarak baş rolde ve daha sonraları genetik mühendislikle çeşitli ayarlamalar değişiklikler ve oluşan ırkları karıştırarak mesela neandartalları kro mognon ,homo sapiens gibi ,veya sarı ırk ariler,samiler kızılderililer astekler mayalar şeklinde müşterek yaşamlar oluşturarak madde yoğunluğunda oldukça etken varlıklar,

Anlatılanların geneline bakınca bizleri Oryon ,Oryonluların biz olması arasında fark kalmıyor,neticede insan formu üzerindeki çalışmaların tümü,

Yine eski çalışmalardan,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27229


arinmak

#1547
sybleman celseleri baştan sona okudun mu ?
 

sybleman

#1548
Hemen bakıyorum linkteki bilgilere.

Arinmak, tamamını baştan sona okudum diyemem. Ama sanırım %80'inini okumuşumdur. Konu belirleyip oradan 3-4 celse giderek çoğunu okudum.

Bu oryon konusu tam olarak dillendirilmemiş. Gerçekten ben bunun farkına şuanda varıyorum :) belki de benim eksikliğim veya sınırlı bakış açımdan kaynaklanmıştır.

Bazen de okusak da o sonucu çıkarmak mümkün olmuyor. Bazen aynı yeri 4 kere okusam 4 ünde de farklı şeyler alıyorum. Sizde de olmuyor mu bu şekilde? Bağlantıları kurmak zaman alıyor, bu celse akış yapısında.

Tgur

#1549
Sybleman organik portaller kitaplık bölümümüzde kıymetli Majisyen dostumuzun çalışması olarak var,
https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1996



gerçek tosun paşa

#1550
sybleman ben de kafa karışıklığını ve heyecanını anlayabiliyorum. Aslında fena noktalara değinmiyorsun. Evet bir varlık 3Y de bilinçlendikçe alternatif gerçekliğini yaratmaya sürekli devam eder ve bu BH ya da KH olabilir. Eğer bu farkındalık seviyesi bir 4Y adayı olmaya yaklaşmışsa hem mevcut bedeninde fiziksel değişiklikler başlar hem alternatif gerçekliğin daha hızlı şekillenerek ilerler.

BH varlığı birlikle neredeyse tam bir uyum sağlandığı düzeye gelince gerçek bir BH varlığı olabilir. Bundan önce bir nevi köprüdür. İşin içinde gezginler var onu şimdilik karıştırmıyorum ama tek bir biçimde üst yoğunluğa geçiş yok, üst yoğunluğa geçişte şimdiyle alakalı diye basitçe özetleyebilirim.

KH'a geçişte 4Y de tam anlamını bulur. 3KH olmak daha çok seçim arenasında olmak gibidir fakat düzen, sistem BH ile mukayese edilemiyor çok daha fazla 4KH'a benziyor diye biliyoruz.

Oryon merkez celselerden bildiğimiz kadarıyla galaksinin capitali. Yani çarşısı, merkezi. Orasının yönetimini en üst düzey 4KH varlıklar alıyor ve muhtemelen genetik olarak bedenleri sürekli düzenliyor ve bu reenkarnasyonlara yön vermeye, hakimiyet kurmaya devam ediyorlar. KH diyince aslında genel olarak yaratıcının düzenini sürekli manipüle eden bir işleyiş düşünmelisin.

Uzaydan gelip bizi manipüle eden de biziz dediğin ifade bir bakış açısına göre doğru evet. Bu varlık tek ve bir olmasından kaynaklıdır. Bu temel varlık gerçeğini evrensel yasalar sırasıyla takip ederler. Hümanoid oryonlular galakside önemli bir yere sahip. Fakat kertiş dediğimiz kertenkelemsi, timsahımsı varlıklar da aslında bir nevi hümanoid varlık grubu. Yani hümanoid diyince insana aşırı benzeyen türler gelmesin sadece aklına. Mesela kertişlerin de bizim galaksimizde orta sınıf KH varlıklar olduğunu Oryon merkezin izniyle dünyaya yoğunlaştıklarını biliyoruz. Teknoloji olarak ileri KH bilinç seviyesi olarak orta düzeydeler. Orada muhtemelen korkunç bir hiyerarşi var, bilemiyoruz.

Kısacası dünyada OP konusunu ve düşük bilinç düzeyini tam anlayamadan üst yoğunluk sistemleri kavrayabilmeyi mümkün görmüyorum. Bu "dünyada nüfusu arttıran da biziz" ifadenin hangi noktada yanlış olduğunu anlayabilmen için de çok önemli. Tabi aynı zaman da neden doğru olduğunu da. Nasıl ki bir hayvan ya da bitki ekoloji için son derece mühim olmasına rağmen bilinç olarak bunun farkında olamıyorsa, gerekli bilinç düzeyine erişemeyen insan ruhu da o kadar etkisiz ve kullanılmaya açıktır. Bu düzey senin "biz" kavramında etki eden değil etkilenen grubun en altında yer alır.

sybleman

#1551
Tabii bahsettikleri anlıyorum gtp. Bahsettiğim tamamen varlığın birliği kapsamından bakmak. Neden olduğunu ve neden olmadığını bahsettiğin yeri anlıyorum. Baktığım pencere zamansızlık ve varlığın birliği kamsamında.

OPler ve diğer linkteki bilgileri henüz okuyamadım. Mutlaka onları da detaylı okumak istiyorum. Majisyen'in çevirisi de oldukça detaylı duruyor.

Tgur

#1552
YORUMLAR 118

C: PoB yüksek sevgide güçlü kalmalı ve her ruhun kendi kaderini tamamlamasını bekleyebilir. Seni üzen şey aslında M____ de değil. M ____ hala uyuyor.
S: (Yanıtla ilgili tartışma)
C: Sabır ve akıllıca bekleyişle M____ ruhuna tekrar sahip çıkabilir. O sıcak, karanlık toprağa ekilmiş bir tohum gibi. Yanlış birşey yaparsan veya herhangi birşeyi düzeltmeye çalışırsan, filizlenmiş mi diye tohumu eşmeye benzer bu. Yani o zaman bunun olasılığını öldürmüş olursun.
S: (S) Arkadaşımız'ye {bizimle arkadaş olan Fransız gizli servis ajanı} ne oldu?
C: İstediğini aldı.
S: (L) Muhtemelen kitabın bir kopyasını istiyordu. Bizim kimsenin söylediği gibi birşey olmadığımızı anladı. Tamamen normaliz ve kitabı okuyunca bizim bir tarikat olmadığımızı anladı. (A) Temmuz veya Ağustos'ta buraya gelecek.
C: Hmmm... Gözleriniz göklerde kulaklarınız yerde olsun. Bilgi Korur. Hoşçakalın.
S: (L) Oo, kometler ve depremler! (CELSE SONU) Celseden sonraki yorumlar:
(A) Hakkında en çok konuşulan ve en çok hakarete uğramış kanalörlerden birinin bir toplantısında olmak nasıl birşey olacak acaba? Biz eğleniyoruz, düşünüyoruz ve sonra insanlar bu transkriptleri yazıyorlar, inceliyorlar ve çalıyorlar! (gülüşme)
(L) Tanrım, söylediklerimizin çoğu sadece sağduyu. (Joe) Çoğu "kendin anla ve kendi işini yap"!
(L) Komik olan şu ki, başlangıçta sıradan kitaplarda birşeyler bulup birşeyleri bilebileceğini sanıyordum. Ama bence o kitapların bana öğrettiği şey bunun böyle olmadığıydı. Yüzeyin altına bakıp sürekli eşelemen gerekiyor! Ayrıca bana tüm bu gerçekliğin yapay olduğunu ve gerçeğe ulaşmak için çalışman gerektiğini öğrettiler. Gerçek bir-iki kitapta değil, meydanda. Bunu anladığın zaman, bunun kolay olmayacağını, bunun için çalışman gerektiğini anladığın zaman bunu yapmaya başlıyorsun...
(A) Eğlence haline geliyor!
(L) Gurdjieff'in dediği gibi: İyi bir öğretmenin olduğu zaman artık öğretmene ihtiyaç duymayacağın bir noktaya ulaşıyorsun. K'larla arada sırada sohbet etmeyi sevmeme rağmen aslında buna ihtiyacım yok. "Sana beynini nasıl kullanacağını öğretmeye çalışıyoruz" deyip durdular. Bu şimdi çok açık! Hepimiz için! Ama o zamanlar açık değildi. Onarılıp Gurdjieff'in fikirlerine iliştirilmesi gereken duygusal ilüzyonlarımız vardı.
(Joe) Kendi kendimize yardım ediyoruz.
(L) Evet. Bir insana bir balık verirsen bir gün yer, ama balık tutmayı öğretirsen...
(A) Bilimde de aynı. Öğrenci olduğunda ve doktoran için çalıştığında, herşeyi gerçekten BİLEN biri olduğunu sanıyorsun. Tüm o kitapları okuyorsun ve bu yollar sürüyor. Sonra o insanlarla konuşmaya başlıyorsun ve diyorlar ki "Bu iyi bir soru!" "Bu da iyi bir soru!"
(L) K'ların evrenin açık olduğuyla ilgili fikirleri ve fizikle ilgili diğer bazı fikirleri şu anda çok basit görünen çok temel fikirlerdi. Ama o zamanlar programlamadan dolayı anlaması çok zordu. O zamanlar kafamızı kumdan çıkararak düşünmenin hepimiz için ne kadar zor olduğunu hatırlamak gerekir... Birşeyin tüm hayatın boyunca seni rahatsız ettiğini biliyorsun ama onun dışına çıkıp ona bakabileceğini düşünmüyorsun. Çıktığında ve onun ne olduğunu gördüğünde "Hıh! Neden bunu daha önce anlamadım!" diyorsun. Diğer insanlara karşı şefkatli olmak zorundasın çünkü onlar bizim sahip olduğumuz bazı avantajlara sahip değiller. Farklı düşünüş şekilleri, eğitim seviyeleri, önyargıları ve programları olan insanlara fikir aktarmanın yollarını bulmamız gerekiyor. Birşeyler yazarken herşeyi pek çok farlı biçimde açıklamamın nedeni bu. Dalga serisinde bunu yaptım ve Signs sayfasında da aynı şeyi yapıyoruz.
-------------------------------------------------------------------

Sanki birilerine uyanması için mi bu yorumları  yapıyorum, hayır,

Kendi ruhsal gelişimimi sağlamak daha çok şeyler öğrenip bu illüzyon batağından başımı çıkarıp bana bulaşanlar nedir analizine girip ruhsal temizlik yapmak,

Gerçekten konuları deşer üzerinde durur ve K.ların kapalı sözlerini açmaya düşünceye dalarken bir çok yeni idraklerle sarsıldığımı evvel kapıldıklarımın yanlış olduğunu görüyor ve yeni farkındalık sathında mutlu oluyor ama onun da geçici olabileceğini düşünüp belki o anlayışımı yıkıp daha ilerilere taşıyacak tohumları arıyorum,

Peki bunları anladık da bize ne ,neden böyle açıklamalara lüzum görüyorsun, 3Y bilince bakın insanı nasıl da şamar atar gibi iç sorgulamalara sokuyor,

Bunları Ağ çalışması yapın diyen K.ların itmelerine göre bir yol tutturduğumu belirtmek için sergiliyorum,

Bu samimi açıklamalar itiraflar ve gizlemekten artık kaçındığım geldiğim idrak seviyelerini anlatırken belki birilerine yardım edebileceğimi de sanıyorum,

Bu baştan tam KH vari bir düşünce olsa da ,K.ların şu ikazına rağmen devreye alınması gerekli bir husus olarak benim pozitif tarafımda, beni mutlu ediyor zira senelerce edindiğim tecrübeleri ve idrak olaylarını başlarda kendi içsel sıcak toprağımda ortaya çıkmadan koruyorum sanıyordum, oysa eşelemenin zararından çok çürütüyormuşum K.ların istisnai olarak biri hakkında söylediklerinin aksine,

Zira bir nevi Stoacılık ,Melamilik gibi zaman içinde yürümüş kendi içinde ruhsal patlamalar yapmış o kültürlerin kendi sathi döngülerinde kalıp pek ortama yayılamamaları gibi,

O istisnai söz şu idi, eğer istisna değil de mutlak gerekli bir tavsiye olsaydı ağ çalışması yapın, ara ara takılmışlara ısrarı sürdürün demezlerdi, buradaki o kişiye ait özel bir öneri,

"C: Sabır ve akıllıca bekleyişle M____ ruhuna tekrar sahip çıkabilir. O sıcak, karanlık toprağa ekilmiş bir tohum gibi. Yanlış birşey yaparsan veya herhangi birşeyi düzeltmeye çalışırsan, filizlenmiş mi diye tohumu eşmeye benzer bu. Yani o zaman bunun olasılığını öldürmüş olursun."

Zira uğraşı ve tavsiyelerimde tekrarları devreye almaktan başka kişilerin bilgisel gelişim ortamını deşmiyorum, sabırla beklemek ve gelişen sorulan sorulara cevap vermek  bu eşeleme işine dahil değildir, aradaki nüansı fark ediyorum,

Arayışlar bir nevi soru sormak gibidir, sorunuzu tevcih edeceğiniz bilgi noktasını siz kendi içsel sezgisel kabul ile devreye alır içine girer anlatılanları anlamaya çalışırsınız,

Benim yaptığım bu genellemlerle dolu izahlar celse bölümlerini ele alıp yorumlar yapmak da gibi bazılarına bilgi noktaları olabilir,

Misal Bozadi dostumuz benimseyip o harikulade tercüme merakı ve mahareti ile Transkriptleri ele alıp yayınlamasaydı sersem sersem ortamda bir çok yüzen kanal bilgileri içine girip bilinçsel karışıklığa devam edecektim, bu bir itiraf,

Bir çok kitap ve bilgi ile insan bilgi edinebilir ama onları takılmadan değişen bilgiler sağanağındaki şuur ile daima açılan yeni bilgileri hazmetmeye kabul etmeye hazır bir beyni çalıştırma düstürunu
K.lar vermekte, onu keşfettim,

K.lar celse mensuplarına sık sık,
"Size uzun bir müddet aklınızın nasıl çalıştıracağınızı öğretmeye çalıştık" dediler,

Bunu nasıl yaptılar ,hiç bir konuyu sabit beklenti ve arzulu düşünüşlere kolayca cevap veren tarzda vermediler ve bundan kaçındılar spesifik soru istediklerinde kişinin soruya kendi var sayımlarını takmadan sormasını öğrettiler ve bunların hepsi kişinin takip eden bizlerin veya benim  düşünüşüne bu dünya illüzyonuna takılı KH vari olayları sıyırmasına atmasına sebep olmakta ,bilgide objektif tarafları arar oluyorsunuz,

K.lar bu konuda tek değiller tabii ki PLE-RA bilgileri de aynı çizgiyi devam ettirmekte ,ancak mesela K.lar RA bilgilerini aktaran kişinin sonradan intiharının sebebini de ortaya dökerek kanal bilgilerinin sergileniş yolunda bazen oluşan kaçakları yanlışları da çekinmeden ortaya dökmekteler, irkiliyor daha hassas oluyorsunuz,

Neden irkiliyorum demekteyim ,şu kanal işleri yani konuyu bir medyum ile aktarma veya vahiy veya bir kişi tarafından süzülmeden aktarma işlerinde mutlaka bir karışıklık olur ,zira defalarca belirttim işe KH de karışır ,K.larda da başka kişisel karışmalrla bozulmaların nasıl olduğunu biliyoruz Frank Vincent mevzuu,  uzatmayacağım,

Niçin bunlar derseniz burası yani yaşadığımız ortaya konan bu madde hayatı kutuplar manzumesinin mutlaka devrede olduğu sert bir yaşam tarzı ,yaşamı  yürütürken negatifi kenara koyamazsınız ,o olacak ve bize bazen şamarları ile gerçeği gösterecek,

Bu durumu Ruhların Yolculuğundaki şu Denek çok derin aktarmakta,

"D: A... yeni bir ruh olarak... bu ayırımlarda rehberler yardımcı olur. Ben insan varlıklarına çekilmiştim.
Dr. N: Sana başka seçenek tanınmış mıydı?
D: (uzun ara) Evet.., fakat şu anda çok net değil. Genellikle bir ya da iki kolay dünyada, çok fazla şey yapmayacağın şekilde başlatırlar. Sonra bu sert gezegendeki görev verildi.
Dr. N: Yeryüzü sert olarak mı değerlendiriliyor?
D: Bazı dünyalarda fiziksel rahatsızlıklarla hatta acıyla boğuşman gerekir. Bazı dünyalar da zihinsel mücadelelere yatkındır. Yeryüzünde her ikisi de var. Zor dünyalarda başarılı olmak bize şeref kazandırır (gülümseyerek). Fazla yolculuk etmeyenler bize serüvenciler derler.
Dr. N: Yeryüzünün gerçekten çekici bulduğun tarafı nedir?
D: İnsanların birbirlerine benzerliği ve bir yandan da birbirleriyle çatışmaları.., aynı anda hem rekabet etmeleri hem de elele vermeleri.
Dr. N: Bu bir çelişki değil mi?
D: (gülerek) İşte beni çeken de bu; çok fazla gururlu ve kendine saygı duyma ihtiyacında, yanılabilir bir ırkın kavgalarının arasına girmek. İnsan beyni oldukça benzersizdir, bilirsin.
Dr. N: Nasıl?
D: İnsanlar benmerkezcidir ama incinmeye açıktır. Karakterlerini rezilleştirebilirler, ancak diğer yandan büyük bir müşfiklik kapasiteleri vardır. Yeryüzünde hem dayanıksız hem de yürekli davranış vardır. İnsan değerleriyle ilgili devamlı bir itişip kakışma, sürekli bir rekabet vardır. Bu çeşitlilik ruhuma uyuyor..
Dr. N: Yeryüzüne gönderilen ruhlar için, kendilerini misafir eden insanlarla ilgili cazip buldukları başka neler vardır?
D: Hmm... yeryüzünde gelişenlerimizin... insanlara hayatlarının ötesindeki sonsuzluğu bilmelerine yardım etmek ve tutkuları vasıtasıyla gerçek cömertliği ifade etmelerine destek olmak gibi bir yaptırımları vardır. Hayat için savaşma tutkusuna sahip olmak; insanlıkta değerli olan şey budur.
Dr. N: İnsanların aynı zamanda büyük bir kötü niyetlilik kapasiteleri de var.
D: Bu tutkunun bir parçasıdır. Fakat o da evrimleşiyor ve insanlar ancak sıkıntıyı deneyimledikleri zaman olabileceklerinin en iyisi olabilirler... ve oldukça asilleşirler."

Çoğu insan bilinçsizken de ben neden bu dünyaya geldim sıkıntısına kapılır, hayır, görüldüğü gibi zor olanı deneyerek tekamül işini kolaylaştırmak istenmiş,kimse sizi bu hayata iteklemdi, her zaman olduğu gibi seçim size aitti,

28.06.2005
Sizler , sizler beni gözleyenler
Bazen beni benden çok bilenler
Dünya yaşamının zorluğunu
Bilemezsiniz , gördüğünüz ,düşünceden aksedenler

Ben çekerim acının en katmerlisini
Bazen de sevginin en renklisini
Zıtlık evriminin o mahir döngüsüyle
Ben bulurum burada gerçeğin en zahmetlisini

Ara..


sybleman

#1553
Sanırım bu 10.yazışım olacak :) Yazıp yazıp silme hususunda kendi rekorumu kırmış bulunuyorum.

Dünyanın ağır olması mevzusu aklıma Yunus Emre dizisindeki bir karakteri getiriyor. Deli olan bir veli "Dünya pahalı, çok pahalı!" deyip araya girerdi :) Dünya gerçekten çok pahalı.

Başka bir deneyim hakkında birşeyler sorasım var, ama içten bir engelleme yaşıyorum. 10.kez silince artık vazgeçtim. Galiba kendim  bulmam gerekiyor.

Tgur

#1554
YORUMLAR 119

C: İnsanların sizin deyişinizle "patolojiyi" bilmesi gerekiyor. Eski zamanlarda buna çoğunlukla şeytani pozesyon derlerdi. Bazı durumlarda haklılardı da. (ç.n.: demonic possession; bir bireyin iradesinin şeytani bir güç veya güçlerce ele geçirilmesi veya onlara teslim edilmesi. kötü güçlere hizmet eden, patolojik/psikopatik yönetici insanlar kastediliyor)
S: (L) Ama her durumda değil diyorsunuz. Ve bunun mutlak bir şekilde netleştirilmesi gerekiyor çünkü tamamen hasta bazı insanlar var.
C: Evet. Patolojinin sebebi çoğu zaman üst boyutlardan etkilerdir. Bu gerçeklik seviyesinde diyet ve beslenme de dahil olmak üzere çeşitli etkiler de buna neden olabilir.
S: (L) Peki başka ne gibi şeyler?
C: Tıpkı vücudun detokslanmasının bereketli bir sağlık getirebilmesi gibi, aklın ve çevrenin detokslanması da herkes için bereketli bir hayat ve mutluluk getirebilir. Ama tıpkı "düşüşte" olduğu gibi, bunun bir grup kararı olması ve objektif kavrayışın önüne geçen farklılıkların ve patolojik blokların kaldırılması gerekiyor.
S: (L) Diğer bir deyişle, eğer normal insanlar bir araya gelip bu çeşitli patolojik inanç sistemlerini ve dinleri, "senin gerçeğin" "benim gerçeğim" gibi şeyleri aşmazlarsa, gezegenimiz ve türümüz için bir ümit kalmayacak, öyle mi?
C: Evet. Tüm bunlar, dünyayı bir cehenneme çevirip yönetimine geçmek isteyen üst boyutlardan efendilerinin etkisi altındaki patolojik tipler tarafından yaratıldı ve yayıldı. Rüyalarında göremeyecekleri kadar başarılı oldular. İhtiyaç duyulan şey, pek çok insanın yüksek merkezleriyle doğrudan bağlantılar kurmaya başlaması. Bu şimdiye kadar "çalışma" ile yapıldı ama bu süreci hızlandırmak ve ihtiyaç duyulan yardımı sağlamak için başka yöntemler var.
S: (L) Örneğin?
C: Bağlantıda kalın. Sonraki sefere. Hoşçakalın.

----------------------------------------------------------------------

Patolojinin bedende organlara bulaşan zararlıların insan verdiği acı hastalıklı haller olduğunu bilince ve tek kurtuluşun onlardan detokslanmak, temizlenmek olduğunu söyleyince bu bölümde anlatılanı anlayabilmek mümkün oluyor,

Zihni detokslamak,

Evvela şu monoteizm ve dinler programının dünya insan yaşayışına nasıl takıldığını bilmek gerekiyor,

Düşüş esnasında maddeye tapma dürtüsünü devam ettiren kısıtlanmış DNA ile çok ufak bir platformda çalışan insan zihni bu tip aldatışlara kolayca kapıldı,

Kısıtlanmış DNA nın ne olduğunu çok anlattık ve neden bu hale getirildiğimizi de keza,

Cinsiyetini sürdürmek ve açlığını gidermek en tabii canlı davranışı olan halin kabulü zihinlerde adeta kalın hudutlarla çizildi,orada kalınmasını sağlayan KH gayretleri ile  hayvan halimizde iken süregelen en tabii fizyolojik bu iki ana içgüdünün  sabitlenmesi,

İnsan oluşumundaki beyindeki kabiliyeti ve gelişmenin ve hayvandan farklılığın kabulü için oldukça zorlu bir aşama gerekti  gerekiyor,
KH nin bu madde hayatına takılı kalıp ilanihaye devam isteği ve böylece besin kabının boşalmaması sağlanmaya çalışıldı,

Şimdi bu basit izahla ne demek istediğimi anlatmaya sorgulayıcı beynini çalıştırabilen bir insan beynini akla getirmek gerek, bu durumda yani insan karmik hayatları devreye alınırken BH nın müdahalede bulunması işine sanırım denge mülahazası ile yol verilmiş,bu hususta K.laradan şu cümleyi zorla olsa da buldum,

"C: Yakın. Bunun en derin seviyelerde gerçek bir savaş olduğunu unutmamalısınız. Ruhlar ve gelecek için yapılan bir savaş. Buradaki her biriniz başarılı sonuç için çok önemlisiniz. Birliğinizi bozmak için her tür taktiğe başvurulacak. Bu doğumunuzda başladı ve yaşamlarınızda kontrole en müsait olanların ellerinde erken çocukluk işkencelerini de kapsıyor. Bunlar misyonlarınızın başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesini engelleyecek bozuk özellikler yaratmaya yönelikti. Büyük bir mücadele. Ama bunu önceden biliyordunuz ve görev için güçlendirildiniz. "

Böyle bir yaşama hazırlanan özel seçilmişlerin yanında biz de bilgi alıp kendimizi bu illüzyondan zarar görmeyen hale getirmeye çalışırken maalesef insan bilinçlerinin nafile kısımları ile de sıkça karşılaşıyoruz,

Yerleştirilen inanç çamurdan insan haline gelmişiz başka şekilde düşünmeye ve kabule kapalı bir zihin,olay gerçekten antik çamurdan gelişen ve çeşitli varlık olgularından metamorfozik  olan bir olay ama bunu çok kıymetli bir tasavvuf erbabı olan Mevlana bile söylese yani bu gelişmeyi çok basit olarak anlatsa da takıntılı kişi onu bile yani sufileri bile şeytani düşünen olarak şartlanmış,

"Taştım topraktım ot oldum böcek oldum  hayvan oldum ve sonra insan.."

Din başka tasavvuf başka ,bunların dillerinden düşürmedikleri bir takıntı şablonu,

Hele whatsapp da dostlara vermekten son zamanda vaz geçtiğim, sarıklı sakallı , ehram, turban takılı kafalarla yapılan seçim evveli raportajlarda ilgili malüm kişiye adeta tapıldığını ilahlaştırıldığını ve atomun parçalanmasını bile onun yaptığına ve buna benzer safsatalara kapılmışları inananları görünce ümit kırılır gibi oluyor,ancak insan bedenlenme işlerinde bir heterojen karmaya bağlı olgu olduğunu zaman ve bilinç gelişiminin yaşam denen olguda karşılaşılan acı veya tatlı ders unsurları zamanda harmanlanarak gelişebileceğini hatırlayan bilinç ancak teselli oluyor,

Dün bir filim izledim USA kaynaklı etkin bir gazeteci gurubu araştırmaları ile özellikle Katolik camia içinde dünyada binlerce rahibin çocuk tacizi yaptıklarını tesbit etmişler ve bu utanç verici olayın dünya hristiyan camiasında yüzlerce devlette olduğunu ilan ettiler,şok..

Hatta bunu ebeveynleri yanında bile yapmaktan çekinmemişler,bir tacize uğrayan şöyle diyordu,
"Rahip evimize gelip bizi ziyaret ettiği vakit sanki Tanrı evimize geldi kabul ediyorduk ve verdiği önerdiği her şeyi ailece itirazsız kabul ediyorduk,"

Ama biz bilgilenip bu halin bu tapma, patalojik inanca ait bu sapkın davranışların ötesine geçebildiğimiz için kendimizi bahtiyar kabul etmeliyiz,

Kısıtlanmış hücre işlemleri ve hormonal bazı unsurlarla üreme ve açlık işi bir numaralı fizyolojik uygulama ile hayvana benzer bir hayattan sıyrılma ,

İnsanlaşma ve o erişilince çok kıymetli üst yoğunluklar idrakine gelebilecek bir beyine sahip olmanın ve bu işin bir gurup kararı ile olacağı fikri uzak da olsa tünelin çok ucunda zayıf bir ışık gibi gözükse de umudun bir numaralı haslet olduğunu bize hatırlatıyor,

Yani bu iş en sonunda olacak,
Umudumla hayalim yaşarsa ben de yaşarım..

----------------------------------------------------------------------

S: (Ark) Ama bir cevap istiyorum! (L) Doğru olduğunu söylüyorlar. (Ark) Pekala, bir sonraki soru. Uzun süre önce, pencereler hakkında bir makale bulmamız gerektiğini söylemiştiniz. N pencereleri olduğunu sormuştuk ve siz de matematiksel pencereler demiştiniz. Bunun kaos, fraktallar ve Mandelbrot'la ilgili olup olmadığını araştırıyordum. Fikrim bu hala. Ve yedi yıldır kesin bir cevaba ulaşamadım, bu pencereler hakkında bir makale bulamadım. Belki de elimde mevcuttur ama farkında değilim. Bunun hakkında başka bir ipucu verebilir misiniz?
C: "Kürenin merkezinin" bir pencere olduğunu hatırla.
S: (Ark) Kürenin merkezi.  Yine uzun zaman önce Mandelbrot'a referansta bulunmuştunuz. Hatta insanlar normalde "Mandel" derken, siz onun ismini normalden biraz farklı olarak "Mandlebrot" diye belirtmiştiniz. Yıllardır bu Mandelbrot'u araştırıyorum ve bunun fraktallarla ilgili olduğunu düşündüm. Bu iyi bir başlangıçtı. Ama hala Mandelbrot'un kürenin merkeziyle ne alakası olduğunu bilmiyorum. Sanırımpencerelerle bir şekilde alakalı. İpucu?
C: Merkezden çıkış. Yüzey, "şeylerin/olayların meydana geldiği" ve fraktalların bir araya geldiği yer.
S: (Ark) 1969'a bakmamı, 1969'da ne yaptığıma bakmamı söylemiştiniz. 1969'da başka pek çok şeyle birlikte kuantum mantığı üzerinde oynuyordum. Ve bu kuantum mantığı, bilinci açıklamak için ihtiyaç duyulan bu ters çevrilmiş çekim ifadesiyle ilişkilendirilebilir. Bu kuantum mantığı gerçekten faydalı mı, yoksa onu unutup başka birşey üzerinde mi konsantre olmalıyım? Kuantum mantığı faydalı mı?
C: Periferal.

----------------------------------------------------------------------
Yine çok kıymetli kişi ve bilgisi hakkında haddimiz olmayacak yorumlar yapabilecek biri olduğumuzu belirterek,

Ark dostumuzdan  bahsediyorum ,kendi sorularını açarken bizim basit mantık ve bilgi silsilemizde bazı kıpırdanmalar sağlıyor,bilmem becerebiliyor muyuz,

Pencereler hakkında çok şey anlatıldı biz de toparladık yorumladık,kanaatime göre kuantum anlayışını yani dünya bilinç düzeyi üzerine çıkmamızı sağlayan zihnimizde pencerelerin açılmasını sağlayan faydaları oluyor,şu cümleye bakalım,

"C: Merkezden çıkış. Yüzey, "şeylerin/olayların meydana geldiği" ve fraktalların bir araya geldiği yer. "

Yüzeyde yani dünya 3Y ortamında şeylerin /olayların meydana geldiği ve fraktalların baştan yine aynı bilinç yapısı ile çözülmez gibi gözüken ancak merkezden çıkıp üst yoğunluk bilincine doğru zihinsel uzanıp kuantum anlayışı ile olan biteni çözebilecek bir bilinç yapısına gelebilmek,

Kuantumda görecelilik vardır üzerinde fazla durmayacağım ,

Ama kısaca ,olayları değerlendiren gözlemcinin bakış açısıdır bu açı, ben merkezci bir bilinçte subjektif yönde başka ,objektif bakışı arayanda başka neticeleri gösterir, katı takılı kalmaları reddeden bir yapıdır,

"Mantık efendin değil hizmetkarın olunca"

Değişken çekim dalgalarının hakim olduğu genel bir kabul dünyasıdır,

Eğer atomsal yapıda düşünürsek atom altı parçalarının mesela nötrinonun bilgileri taşıyıp gözlemcinin beyninde harikalar yaratan bir yapı oluşu öne çıkar,mevcut maddesel etkilerden etkilenmeyen ve maddenin akıl almaz ve dünya subjektif bilimi ile izah edilemez olduğunu sergiler,yani maddenin yapısı=partikül/izah edilemez enerji,
Takılı bilinçler bu hali "higgs bozonu" araştırması ile bir çok fizikçiyi toplayıp akıl almaz masraflar yapıp İsviçrede bulmaya çalışıyorlar, bulamıyorlar,

Vikipediden gerçek bulunan sanılanın  tahmin olarak açıklanması,

"Deneysel ayrıntılar

2008 yılının sonlarında çalışması planlanan CERN'deki LHC hızlandırıcısında yapılacak CMS deneyi, ATLAS, LHCb deneyi ve ALICE deneylerinde Higgs parçacığı yanı sıra Standart Model ötesinde nasıl bir fizik olduğu araştırılmaya devam etmektedir. CERN deneyinde bulunduğu sanılmaktadır.

13 Aralık 2011'de, ATLAS Deneyi ile 2011 yılı içerisinde elde edilen bulgular açıklandı. Bu bulgulara göre Higgs bozonunun kütlesi 131-453 GeV aralığında %95 ihtimalle bulunmamakla birlikte olası kütlesinin 126 GeV civarında olduğu tahmin ediliyor.[18] CMS deneyi ekibi ise 124 GeV civarında olduğu yönünde tahmin ettiklerini belirttiler."

Eskilerden alıntı ,dörtlüğüm ve yorumlarımdan bir kesit,

"13.05.2004
Çevre her şey merkez birlik
Genişleyen zannın hiçlik
Boyutların merdiveni
Bilgideki zengin dirlik

S: (L) El-Arabi'nin yazdığı konulardan biri de varlığın ontolojik seviyesi hakkında. Varlığın eşmerkezli oluş durumları. Ve her bir durum ilişkileri tanımlıyor. Herbir üst seviyede varoluşun merkeziyle daha yakın bir ilişki içindesin ve varoluşun daha dış kenarlarında ise madde ile daha yakın ilişki içindesin. Bu sizin bize tanımladığınız 7 yoğunluğu doğru bir şekilde ifade ediyor. Arabi ayrıca "dışa yayılmak" ve bilgiye doğru "içe yönelmek"ten bahsediyor. Sanırım belirli varlıklar, örneğin 4'üncü yoğunluk KH ve 3'üncü yoğunluk diğer KH varlıkları güçlerini arttıracakları bir durum yarattıklarını düşünüyorlar ama aslında "dışa yayılma" veya maddeye dağılma sürecinin bir parçası olabilirler. Bu doğru bir algı mı?
C: Yakın.
------------------------------------
Bu dörtlüğün tam anlamını yukarıdaki K izahı ile tam manası ile çözebildim çözene kadar mistik ama bazı yönlerini tam açamadığımı düşünüyordum, "Genişleyen zannın hiçlik" bölümü kafamı karıştırıyordu zira zan etmek ne demek pek araştırmamıştım araştırınca şunu buldum,

"Zan; sanmak, bilmek ve itham etmek manalarına geldiği gibi, sezmek ve şüphe manalarında da kullanılır. Birini iyi sanma, iyi zannetmeye hüsn-i zan; kötü fikir besleme ve kötü sanmalara da su-i zan denilmektedir. Kuvvetli ve hakikate yakın olan zanna ise, zann-ı galip ismi verilir.

*Mesela yüzde bir ihtimali olan şeye vehim, yüzde ikiden yüzde elliye kadar ihtimali olan şeye şüphe, yüzde elliden sonraki ihtimallere de zan denilir. Yüzde doksan ihtimalin üstündeki zanna zann-ı galip, yüzde yüz ihtimale ise ilim deniliyor. (Ülken, H. Z. T.C. Düşünce Tarihi, İst. 1966, 2/57)"

K alıntısında ibni arabi sözlerindeki  (bilgiye doğru "içe yönelmek"ten bahsediyor.") bölümü dörtlüğümdeki  zannetme kelimesinin evvela çevreye maddeye dağIlmak ,merkez  ise içe doğru yönelme ifadesini tasdikliyor ."


Ara..


Tgur

#1555
YORUMLAR 120

S: (L) P  'nin kısmi kol felcinin kökenindeki nedenin ne olduğunu öğrenmek istiyoruz. Yaptığı diyetsel değişiklikler ve çok fazla magnezyum vs almasıyla mı ilgi?
C: Pek sayılmaz. Buna güçlü bir fiziksel eğilimi olmasına rağmen sorun büyük ölçüde psikosomatik.
S: (P) Psikosomatik faktörler nasıl değiştirilebilir veya azaltılabilir?
C: Bu çalışma gerektirecek. Temel husus anneyle olan ilişki. Sol taraf anneyi ve dişi enerjiyi temsil ediyor. Annenle olan ilişkinde kendini felç olmuş hissediyorsun ve ifade edilmeyen kızgınlık kendi içinde ifade buluyor.
S: (P) [geçmişteki bir olumsuz deneyime dair anılar] Bu benim hayalim mi, yoksa gerçekten bununla ilgili birşey mi var?
C: Senin hafızanda da sorun yok!
S: (L) Siz bunun hakkında konuşmaya başladıktan kısa bir süre sonra bu felç probleminin başlamış olması ilginç. (P) Yani... (Ar ) Kızgınlığını bir şekilde bastırman gerekiyor. (L) Ya da ifade etmen.
C: Annen tarafından kullanılmış ve son derece suistimal edilmiş olman çok kötü birşey.
S: (P) Peki şimdi bu, o geçmişe rağmen onu affetmem, sevmem gerektiği anlamına mı geliyor?
C: İfade edilmemiş kızgınlık hakkında daha şimdi ne dedik? Sevgi ve affetmek, içinde bastırılmış olarak durmakta olan şeye ne yapabilir?
S: (P) Yani bu kızgınlığı ifade etmem gerekiyor. İçimdeki bu kızgınlığı ifade etmem gerekiyor...
C: Bunu yapmanın çeşitli zararsız yolları var. Bunu açıkça annene karşı ifade etmen kesinlikle faydalı olmaz ama bu süreç boyunca onunla etkileşimlerini ciddi miktarda sınırlaman senin için faydalı olur.
S: (L) Yani "bütün kızgınlığını annenin üzerine boşalt" demiyorlar. Bu iyi birşey değil. (Ark) Negatif duyguların ifade edilmemesi hakkında ne öğrenmiştik? (L) Daha fazla hasar yaratmadan bunları ifade etmenin bir yolunu bulman gerekiyor. (Craig) Düzenli Kriya'nın buna faydası olur mu?
C: Çok faydalı, evet!
S: (Ark) Görüyorsun, sanırım ilk yapılacak şey sadece hislerinle ilgili gerçekleri kabul etmek. Gerçekten kızgın olduğunu kabul etmek ve sonra tüm duruma objektif bir şekilde bakmak ve saklamadan en iyi çözümü bulmak. (L) Bunu saklıyorsun ve kolundaki sorun gibi şeylere yansıyor. (Allen) İlk düşündüğün şey onu sevmek ve bağışlamak... Bu aslında herşeyi halının altına atmak anlamına geliyor. (P) Evet. Hatırladığım şeylerle ilgili emin değildim, çünkü çok küçüktüm. Bazı görüntüler ve ipuçları vardı yalnızca aklımda. Şimdi daha eminim ve bununla ilgili birşey yapabilirim. Diğer türlü emin olamıyorum ve annem hakkında böyle kötü düşünceler düşünmekten dolayı kendimi suçlu hissediyorum...
C: Suçluluk sorunun parçası.
S: (L) Diğer bir deyişle, annen hakkında yazdığın şeyden dolayı suçluluk hissediyorsun... Bunu düşündüğün, bundan bahsettiğin için! (P) Çocukluk suistimallerinde kurban kendini suçlu, sorumlu mu hissediyor? O yüzden mi suçlu hissediyorum kendimi? (J) Ama P___, o zaman bir çocuktun. (P) Biliyorum, ama...
C: Cinsel hisler doğaldır. Çocuktan bu şekilde yararlanmamak ebeveynlerin ve tüm yetişkinlerin görevi ve sorumluluğudur.
S: (J) Kol felci için güçlü bir fiziksel eğilimin olduğunu söylediler. Buna faydası olması için alabileceği herhangi birşey olup olmadığını merak ediyorum...
C: Bahsedilmiş olan eski yara.
S: (L) Yani muhtemelen alakalılar. (Chu) O yara üzerinde çalışmanın tedavi sürecine faydası olur mu?
C: Evet. "Rolfed" yaptırmanın da faydası olabilir.
S: (L) Derin doku masajı.
C: Dokularda tutulan duyguların serbest bırakılmasına yardımcı olabilir.
S: (L) Yani hem rolfed yaptıracaksın hem de Kriya yapacaksın! (Allan) Ve bastırılmış kızgınlığını ifade edeceksin. (L) Eğer rolfed yaptırırsan kızgınlığını ifade edersin, emin ol! (gülüşme) (Craig) P 'nin ileri seviyeli bir Yaşam Sanatı kursu alması da faydalı olur mu?
C: Evet.

----------------------------------------------------------------------

Bazen celselerde fazla kişisel sorunlar üzerinde dolaşmaktan şikayet edilir,ben şikayet etmem,zira bir çok kapalı kapıyı açan bu tip alakasız gibi gelen bilgi yumakları bizlerin arayış içinde olup olan biteni anlamaya çalışan zihnimize iyi geliyor,

Veya ben öyle zannediyorum ,bir ara bu kadar bilgiye boğulmak gerekli mi gibi geliyor ,yaşam boyunca geçirdiğim meslekler ve üzerindeki uğraşılar sonunda zihnimde kayıtlı bir çok ezbere dayalı şey var,

Silah çalışma prensiplerinden motor arızasını bulmak için gerekli püf noktaları, binlerce asker gencin psikolojik ve yaşam fiziksel problemleri ile uğraşmak, hastaların hastalıklarına uygun ilaç ve tedavi şekillerini bulmaktan binlerce bitki ve drog isimleri ve on binlerce ilaç isimi ve hayat boyu karşılaştığım kişilerin isimlerini hatırlamak,

Geçenlerde seçim için ilgili yere giderken uzun müddet ilgili olduğum kişinin ismini o an hemen hatırladım sonra unuttum,unuttuğum şeyler bana stress veriyor ve nasıl unuttum şekinde paranoik bir hale geliyorum bir stress hali,neyse ki çoğu bir müddet sonra aklıma geliyor rahatlıyorum,

Bunları anlatmak ve yorumlarımın içine kendimden bahsetmek de beni sıkıyor ,ne demek yani her konu açılımında bir de senin içsel meselenle mi uğraşacağız, 3Y sesi,

Uğraşılacak ,bu sitenin özelliği böyle, kişi içsel meselesini dökmeden hangi bilgiyi hangi ruhsal bilgiye adapte edeceğiz ve genişletip bir olgu halinde tartışacağız,

Sitenin özelliği dedim ,evet bu illüzyon madde ağında oluşmuş ve aldırış edip etmeyeceğimiz bir çok husus var ,bunları ekarte etmek için evvela bilgi ve farkındalık sonra kendi içsel problemlerimiz içinde yerleşmiş stress unsurlarını temizlemek,

Bilgi korur, Ağ çalışması yapın,

Bu gün de yukarıda annesi ile çocukluk çağında cinsel bazı bozuk muamelelere uğramış bir kişinin bu hususta duyduğu sorumluluk ve suçluluk duygusu ve onu düzeltmek için önerileri görüyoruz,

Evvela o neandartaldan getirdiğimiz ve maddede bu bedenle yaşarken doğal denilen cinsel dürtülerin yetişmiş kişilerde çocuklarına kadar bulaşması olayını görüyoruz, insanlaşmanın yani hayvanlıktan sıyrılıp beyinde ilgili tekamüle yönelmiş insan olma merkezlerinin oluşma işinin ne kadar güç olduğunu görüyoruz, ama o merkezleri oluşturmadan sapkın huylardan vaz geçmek mümkün olunamıyor,

Bizdeki genç yaştaki çocukların özellikle 12, 13 yaşlarındaki ve hatta daha genç yaşta evlenmeye zorlanan ve bu işi dini vecibelere bağlayanlara dini büyüklerimiz de böyle yapmış diyenlere bakalım, hatta 6 yaşında yetişkin biri ile evlendirilen çocukla ilgili mahkeme nasıl sonuçlanacak  diye igileniyoruz, korkunç işler,

Bunları söylerken yanımızda çalışan yardımcı hanıma sordum o da 13 yaşında yaşlı biriyle evlendirilmiş üç çocuk sahibi olmuş ve sonra zorla kendini kurtarmış ve çocuklarına böyle çalışarak bakan birisi,

Her neyse, toplumumuz bu örneklerle dolu ve iş hala kanunlara bağlanıp yasal hale getirme işlemlerine doğru yöneliyor, kurtuluşu ve normali nasıl sağlayacağız düşünmekle meşgulüz,

Celsede bahsi geçen kişinin tedavisi için önerilerde Rolfed hakkında aşağıda malümat var,

"Rolfing, gerginliği gidermeyi ve tıbbi durumları tedavi etmeyi amaçlayan bir tür derin doku manipülasyonudur. Taraftarlar, bağ dokusunu veya fasyayı yeniden düzenleyerek sağlık yararları sağladığını belirtiyor.

Rolfing, derin doku manipülasyonunun bir şeklidir. Adı, ona "Yapısal Entegrasyon" olarak atıfta bulunan mucidi Dr. Rolf'tan gelmektedir. Rolfing'in arkasındaki fikir, vücudun tüm parçaları aynı hizada olduğunda en iyi şekilde çalışmasıdır. Vücut hizadan çıktığında, dengesiz bir şekilde hareket eder, bu da rahatsızlık ve ağrıya neden olabilir. Dr. Rolf ayrıca bu tür bir uyumsuzluğun vücudun yerçekimine karşı daha fazla çalışmasına ve kişiye daha az enerji vermesine neden olduğuna inanıyordu."

Bu izah beni tatmin etmedi ,işte böyle bazen çok bilmiş kısmım baskın geliyor,öyle ya bu diğer insanların oldukça fazlasından başka şeyler biliyor ve inanıyoruz, bahsi geçen Fasyayı inceledim,

FASYA NEDİR
"Fasya hemen deri altında bulunan konnektif doku (bağ doku) liflerinden oluşan bir sistemdir. Mikroskop altında fasya içi su dolu tübüllerden oluşan oldukça organize ağsı bir yapıdadır. Görevi ise birleştirmek, sabitlemek, kas ve organları çevrelemek ve birbirinden ayırmaktır.

FASYA NE İŞE YARAR?
Fasya bütün vücut boyunca çizgiler halinde uzanarak vücudu sarar. Ayak başparmağı ile kaşları, parmaklar ile boyun ve gövdeyi kesintisiz, bir çarşaf gibi birleştirir. Kalp fasyası köprücük kemiği ile bağlantılıdır ki bu da kol ve parmaklar ile bağlıdır. Kemikleri, kas liflerinin, kas gövdesinin, organların, atardamarların, toplardamarların ve sinirlerin etrafını sarar"

Oldukça etkin bir organ yapısı,hani etlerin kenarını da sıyır şu zarları da atalım kasap bey deriz, işte o bölüm ,ne kadar da önemliymiş,zaten bedende işleyen o kadar ilginç organ ve olaylar var ki tasarımı yapanlar oldukça incelikli uğraşmış,

Fasyadaki "içi su dolu tübüller" ilgimi çekti,

Zira yukarıdaki alıntıda konumuz olan dostun problemi psikosomatik, yani organik bir sebebe bağlı olmayan psikolojik bir halin organlar üzerinde felç ,ağrı v.s. gibi olayları ortaya çıkarması, ilaçla başka metotlarla kolayca geçmeyen bir hal,

Bu ruhsal sıkıntının etki tepki yoluyla yani yetişkin olunca "bana neden böyle yaptın anne" diye sinir boşaltmanın ,kötü davranmanın işe yarayamayacağını belirtiyorlar ,tavsiye Rolfing,

Rolfing de bu işte uzman olanlar derin doku masajı dediğimiz bu fasya üzerinde hareketlilik sağlayarak olayı tedavi etmeye çalışıyorlar,

Yapının çoğu içi su dolu tübüller denmekte ,suyun nasıl sihirli gibi karakter sahibi olduğunu biliyoruz, psikolojik uyarılar onun molekülleri üzerinde etki bırakıyor ,kötü denecek psikolojik uyaranlar dağınık molekül yapısında ve işlevini düzgün yapamayan bir madde haline getiriyor, mesela sarmış olduğu organı sıkıyor felç , ağrı gibi manzaraları ortaya çıkarıyor,

Esasata bedenin yüzde yetmişi sudur dendiğinde buna benzer bir çok düzelmeyen ağrıyı veya olumsuz olayı enkarne hayat inanışına göre evvelki hayatlardan kalan etkilerin bilgi alanı ve genler yoluyla aktarılmış seçilen yeni bedenlerde de görüldüğünü biliyoruz, gen kayıtları ile işlenmiş bu psikosomatik arızalar yeni hayatlarda da tedavi edilemeyen hastalıkları doğuruyor,

Tedavi ruhsal manadaki uğraşılarla, bilgiyle, fark etmekle hipnoz yoluyla oluyor,bunlara aşinayız,

Bu arızaların büyük bir ihtimalle su üzerinde moleküler kayıtlandığını söyleyebiliriz, lütfen ütyopik gelmesin ,bedenin yüzde yetmişi su dendiğinde mesleğim dolayısiyle beden bir çözeltiler dünyasıdır diyebilirim ,işe analitik kimya girer,

Özetle su bu çeşitli kılıklarda bedenin işleyişinde yer alır protoplazma ,kan, hücreler arası su gibi,

Baştan psikosomatik diyemeyeceğimiz ama enkarne yoluyla aktarılan bir genetik kayıt olayının su moleküllerinin bu kayıtları  aktardığı gerçeğinde yine ruhsal psikolojik diyebileceğimiz yeni hayatta görülen bir arıza örneği Lauranın oğlu hakkında bir kesit,

"S: (L) Oğlumun bacağı neden 3 yaşında ona sorun yaratmaya başladı?
C: Geçmiş yaşam yansıması. Ölümde bacak kopmuştu. Kuzey Vietnam Ordusu tarafından atılan bir SAM füzesi. Bir jet kullanıyordu. 1969 yılında. Adı George Raymond'dı. Phan Bien üzerinde vuruldu.
S: (L) Bu sorunu hafifletmek için yapılabilecek herhangi birşey var mı?
C: Zor olacak.
S: (L) Bu geçmiş hayatı onun için hala güçlü mü?
C: Evet.
S: (L) Diğer çocuklarda olduğundan daha mı güçlü?
C: Evet.
S: (L) Hipnoz, bu sıkıntıyı hafifletmesine yardımcı olur mu?
C: Evet.
S: (L) Vurulduğunda kaç yaşındaydı?
C: 25.
S: (L) Evli miydi?
C: Hayır.
S: (L) Anne olarak neden beni seçti?
C: Önceki yaşamlardan birindeki bağlantı. "

Ara..


Tgur

#1556
Yukarıdaki yoruma ilave,

Masaru Emoto isimli Japon Aliminin yaptığı su üzerindeki deneylerde düşüncelerin su molekülleri üzerindeki etkileri incelenmiş ispatlanmış,kötü psikolojik etkilerle bozulmuş mineral yapılanmasının sonradan yapılan meditasyon veya buna benzer Gurularca yapılan iyileştirme  uygulamaları ile molekül yapısının düzeldiği görülmüştür,

Bu gerçeğe göre  suda çözünmüş olan ve çözelti dünyasının bir görünümü olan bedenin çözünmüş maddeler iyonlar halinde bulunur ve serbestçe yüzüp özelliklerine göre çeşitli kimyasal işlere karışıp hücre ve organların hayatiyetini sürdürürler,bulundukları ortamın yani suyun mineral yapısındaki bozukluklar onların da normal işlerini yürütmesine mani olur ve bedende ağrı,felç ve buna benzer sıkıntılı uyarılar verir,

Bu nedenle bahsi geçen Rolfed uygulamasında onu bulan kişinin söylediği gibi dengesi bozulan organların masaj yoluyla dengelenmesi işinde masajı yapanın pozitif enerjisi ile baskılar uygulaması  çeşitli etmenlerle psikosomatik olarak düzeni bozulmuş su moleküllerinin düzeltilmesi iyileştirilmesini sağlanmaktadır,

Bu yolla o su ortamında rahatlayan diğer çeşitli iyonlar normal görevini yapar hale geleceklerdir ve hastalık amilleri bu yolla ortadan kalkacaktır,

Normal yolla yapılan bedensel masaj uygulamalarında yapılan baskılarla kaslar arasında kalan laktik asit kalıntıları ki ağrı ve kramplara sebep olur kılcal damarlara doğru yöneltilir atılır,

Bunlara ilaveten yapılan Kriya yani soluma egzersizleri ile alınan yoğun oksijen bu işin oluşmasına ilave bir katkı sağlayacaktır.


Tgur

#1557
Sybleman sildiğin kısımlarda 5Y olgularına benzer vizyonlardan bahsediyordun ,oldukça ilginçti aldırma kardeşim seni anlayanları yok sanma çekinme sergile iz bırakır rezonans yapar sonuçta bilginin hasına ulaşılır..

Yakında bu hususa yani diğerleri üzerinden gelen blokajların önemli olmadığına dair bir yorum aktaracağım ,belki bu gün bile olur ne demek istediğim daha iyi anlaşılır..


Tgur

#1558
YORUMLAR 121

S: (L) İlüminati'deki kodamanlarla karşılaştırıldığında F___ ve ben onların bilgilerinin kaçta kaçını biliyoruz?
C: % 2.
S: (L) Yani bizden %98 oranında daha fazla bilgiye mi sahipler? Çok moral bozucu! Peki İlüminati'yle karşılaştırıldığında ortalama bir üniversite mezunu ne kadar bilgiye sahip?
C: % 0.02.
S: (L) Dünyada bu bilgilerin büyük bir bölümüne sahip bir kişi var mı?
C: Gelecek sene bu zaman, sizin oranınız %35'e kadar yükselmiş olacak.
S: (L) Bu çok sıkı çalışmam gerektiği anlamına geliyor!
C: Hayır. Sana kendiliğinden akacak. Seni bloke edenleri dinlemeyi bırak.
S: (L) Hayatımda şu anda beni bloke eden kim?
C: Söyleyemeyiz. Kendin bulmalısın.
S: (L) Kendim miyim?
C: Ancak diğerleri üzerinden.

----------------------------------------------------------------------

Burada izah edilmesi gerekenler var, konu bu celselerle uğraşan anlamaya çalışan herkesi ilgilendiriyor kanaatimce,

Yüzdeler halinde bilgiye ulaşma rasyonu ve derecelendirmelerinden çok en sondaki cümle üzerinde durulmalı

"S: (L) Hayatımda şu anda beni bloke eden kim?
C: Söyleyemeyiz. Kendin bulmalısın.
S: (L) Kendim miyim?
C: Ancak diğerleri üzerinden. "

Diğerleri üzerinden kelimesine evvela bir anlam bulamıyoruz,veya daha doğrusu ben baştan bulamadım,
Bilindiği gibi KH bulaşmış insan 3Y bilinci yaşamında bir çok psikolojik öğeyi yanında taşır,bunları evvelden söylemiştik,

"Bunları evvelden söylemiştik" ifadesi de bu bozuk diyeceğimiz davranışları içine girer,

Taşınan bu KH vari öğeleri sıralarsak,
Kin, intikam, hırs, öfke, kendini öne çıkarma duygusu, kıskançlık, gurur ,narsizm, mazoist duygular ve başka sayamayacağım bunlara benzer takılı insan davranışları,

Bu salvolara maruz kalmak her zaman mümkün, gerek kendi davranışlarımızda ve gerekse başkalarının üzerimize doğru yönelttiği   duygular,

Bunları tek tek elimine etme güdüsü gerek zira yaşam dediğimiz olayların çoğunlukla saçma ve faydasız dediğimiz kısmını teşkil eder zıtlar olgusunun kuramsallık zannedilen bölümleridir,

Düşüncemizin davranışlarımızın tümünü bunlara adapte edersek ve takıntılı bir halde yaşam böyle bir şeydir denirse  bahsi geçen "bloke olmak" yani kısıtlanmak haline kapılırız,

Ama maalesef yaşadığımız bu karmaşa edebiyat sanat diye baş tacı edilenlerin büyük kısmında sosyolojik psikolojik ancak ruhsal diyemeyeceğimiz kurgularla süslenmiştir, çoğu insanı takıntılı illüzyon yani bu tapılan madde hayatının büyüsünden kurtulamayacağı bir hale büründürmüştür,

Ruhsal dediğimiz kısmı işleyen sanat erbabının özellikle edebiyat dalında  çoğunlukla KH tarafından çarpıtılmış tarihsel olaylar ve bunların etkisindeki insan davranışını ele almaktan başka yolu olamadığından bildiğimiz gerçek sipiritüel bilgilere ters gelecek öğeleri kullanmışlardır,

Mesela bir çoğunda monoteizmden kurtulamamış bir tavır vardır,
Ama bazen onlarda da çizgiyi aşan gerçeği fark eden var,

Ömer Hayyamdan,
Ey kör! bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş!
Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
Bir nefestir alacağın, o da boştur boş
***
Çayda akan su gibi , çölde esen yel gibi
İşte bir günü daha kayboldu ömrümün.
Ben ben oldukça iki günün gamını bir çekmem.
Biri geçip giden gün biri gelecek gün

Diğer yandan resim ve heykel müzik dallarında bunların dışındaki bahsi geçen ruhsal gerçekleri işleyenlerin izlerini bolca görmekteyiz,
Örneğin Beethoven in bir konçertosu dinlenirken bir  müzik prelüdü insanı bambaşka dünyalara sürükler,

Picassonun eserlerindeki resim heykel genelindeki çarpıklıkları anlamayan zihninin diğer boyutları kavrayamayacağı takıntılıktaysa gözlerini kaçırır veya eseri kötüler, Salvador Dalide de ve aklıma gelemeyen diğer sürrealist dediğimiz sanatkarların eserlerine karşı da,

Bu kişileri yargılıyorum anlaşılmasın , etrafımızı saran illüzyon donelerinden şartlanmış zihin kolay kolay bu halden kurtulamaz, doğaldır üst bilince çıkmak için bunlar mesela bizim uğraşılarımıza "bunlar ütyopya" diyen blokajından çok zor olsa da kurtulması gerek ,

Zira bunlar zihnin arka tarafına atılıp yola devam edilecek hususlar değil bizce gerçektirler,

Çok zor çünkü sanki hepsinden sıyrılmışım gibi intiba veren ben bile bu anlattıklarıma ters olarak blokaja kapılmış halleri zaman zaman sergilemekten kaçamıyorum,

K.ların bahsettiği diğerleri üzerinden diye adlandırılan "blokaj"budur,

O halde bunlara karşı nasıl duracağız,
Bilgi korur..

Ara..


Tgur

#1559
YORUMLAR 122

S: (L) Biri tarif etmek isteseydi; 5. Yoğunluk deneyimini çok hoş olarak mı, yoksa çok yoğun olarak mı tarif ederdi ? [ç.n. burada kullanılan yoğun kelimesi (ing. intense); kuvvetli, etkileyici kavramlarını da içerecek şekilde düşünülmelidir]
C: Yoğun, ama sizlerin hayal edebileceğiniz şekilde değil.
S: (C) Sanıyorum negatif yönleri olmayan bir yoğun deneyim, ki böyle olması iyi olur...
C: Hayır. Negatiflik de var. Ama 3. Yoğunlukta hissedilen , hormonsal beyin aktiviteleri yoluyla, genetik bedensel tepkime olarak ortaya çıkan, altta yatan psikolojik tehlike korkuları yok.
S: (C) Tamam, peki 5. Yoğunluğa uyumlanan birisi, orada, gündelik yaşantısı içerisinde neler yapıyor ?
C: "Gündelik yaşantı" diye bir şey yok.
S: (C) Sadece bir kavram olarak söylediğimi düşünün. (L) Başka bir ifadeyle, herhangi biri 5. yoğunlukta neler yapar ? (C) Evet ne gibi eylemlerde bulunur ?
C: Bir tür zamanın varolmadığı, düşünsel öğrenme süreci olarak düşünün.
S: (C) Herkes birbirinden farklı şeyler mi öğreniyor ?
C: Elbette, kişinin karmik titreşim frekansına bağlı olarak.
S: (C) Öğrenme mekanizması nasıl işliyor ?
C: Doğal çekici gelişme dengesi.
S: (L) Sanırım bir tür, dengeye yerleşme gibi bir şey. (C) Yani burada bahsettiğimiz bir tür akılsal öğrenme süreci değil, daha çok bir tür biliçlilik özümsemesi [ç.n. soğurulması, absorbe edilmesi] . Sanki buraya özel bir benzetme yaparsak, başının altına bir kitap alıp, uyuyarak, içeriğinin özümsenmesi gibi mi ? (L) Bu doğru bir benzetme mi ?
C: Hayır.
S: (L) Haydi biraz yardım bizlere. Bunu sevdim!
C: Eh Laura, 5 boyutlu bir ekranı gözünde canlandır.
S: (L) Yapamam. 5 Boyutlu hiç bir şeyi gözümde canlandıramam.
C: İyi, öyleyse burada bazı şeyleri açıklayabilmek için nasıl bir durumda kaldığımızı tahmin ediyorsundur!
S: (C) Ama bu bir çeşit otomatik aktarım mı ? [ç.n. öğrenmeyle aktarılan bilginin] (L) Ya da otomatik bir işlev mi ?
C: Burada ilginç olan şey zamansızlık. Bu yüzdendir ki, bedenini henüz yeni "terketmiş" bazı ruhlar, kendilerine inanılması güç bilgiler veren,kendilerini seven kişiler tarafından "görülürler". Hatta öyle vak'a lar olmuştur ki; 3. Yoğunluk içerisinde aynı travmayı birlikte yaşamış iki ruhtan  biri  diğerine,  "henüz  onun  zamanı  gelmediği"  için,  geri  dönmesi  gerektiği  talimatını vermiştir. [ç.n. aynı travmatik olay sonucu bedenlerini terkeden iki ruhtan bahsediliyor]
S: (C) Yani demek ki; diğerine bunu söyleyen kişi zamansızlık olgusuna ermiş (kavramış) oluyor, oysa aynı "zamanı" paylaşıyorlardı ve herşey ikisi için de birden bire oluvermişti, bu da demek ki bazı kimseler için 5. Yoğunluğa geçiş çok ani oluyor. Bir kimsenin 5. Yoğunluğa geçiş kabiliyetini ve yeni durumsallığına kolayca uyumlanmasını belirleyen şey nedir ?
C: Belirsiz soru.
S: (C) İfadesi zor bir soru.
C: Yeniden sor lütfen.
S: (C) Sorumu yeniden formüle etmeye çalışıyorum. (L) Böyle bir durum meydana geldiğinde, diğerine "geri dön, henüz senin zamanın gelmedi" diyeni, diğerinden ayıran özellik nedir ?
C: C____ sorsun.
S: (L) Pardon, ben sustum. (C) Kişilerin ön-varsayımları olduğundan ve (ölüm sonrası) yaşanılan deneyimlerin bunlara bağlı beklentiler doğrultusunda gerçekleştiğinden bahsettik. Bir kişinin en hızlı ve kolay biçimde 5. Yoğunluğa uyum sağlayabilmesi için nasıl bir düşünce yapısı ya da ön-varsayıma sahip olmalı ?
C: Ehh bu da kendi içerisinde bir ön-varsayım içeriyor. Ama diyebiliriz ki açık fikirli ve araştırmacı biri bunu en iyi şekilde gerçekleştirebilir.
Ama eninde sonunda herkes bunun üstesinden gelir.
S: (L) S  kalp krizi geçirdiğinde, tıbbi yardımın ulaşması 20 dk. sürmüştü. Onu yaşam ünitesine bağlayıp bitkisel hayata döndürdüklerinin çok öncesinde beyin ölümü gerçekleşmişti zaten. Ben hastanede bir süre yanında kaldım. Onula konuşarak, geri getirmeye çalıştım. Ona reiki verdim ve daha bir çok şeyi denedim. Ve sonra onunla konuşup konuşamayacağımızı Kasyopyalılar'a sorduk ve Kasyopyalılar, onunla konuşabilmemiz için kendilerinin aradan çekilmeleri gerektiğini söylediler. Onunla konuştuk. Ve konuştuğumuz varlığın o olduğuna, oldukça ikna edici bir konuşmaydı. Onunla konuşurken bir radyo istasyonundan ve yakında duyacağımız, Yeni Zellenda ile ilgili bir haberden ve bir de 'genç kıza zarar verme!' gibi bir şeylerden bahsetti. Bana o kadar çok şeyden bahsetti ki, iletişim kurduğumuz kişinin gerçekten de o olduğundan emin olmuştum, her ne kadar bedeni tamamen yaşam destek ünitesine bağlı olarak canlı bir şekilde hastanede yatıyor olsa da.
Ona geri dönüp dönmeyeceğini sordum ve dönmeyeceğini söyledi. Sebebini sordum ve bana çok fazla keyif aldığını söyledi ve işin doğrusu bu benim de onun keyif alıp, neşelendiğini hatırlayabildiğim en son zamandı. Ona, bulunduğu yerin nasıl olduğunu sordum. Bana bir okul gibi olduğunu söyledi. Ne öğrenmekte olduğunu sordum ve bana bunu açıklamasının bir yolu olmadığını ve bu yüzden de açıklayamayacağını söyledi. Ama bedenlerimiz içerisindeyken belirli bir sınıf içerisindeymişiz ve bedenlerimiz dışındayken farklı bir sınıftaymışız. İletişimi sonlandırdık ve sonra, ertesi gün haberlerde, Yeni Zellanda' da kiliseye dalıp bir sürü insanı vuran delirmiş kişiyle ilgili haberi duyduk ve olay tam olarak bizim onunla iletişimde olduğumuz sıralarda gerçekleşmekteymiş ve küçük kızın incitilmesi ile ilgili verdiği şey de bununla ilgili bir referansmış. Anladığım kadarıyla, bir ağacın ardına saklanmış küçük bir kız varmış. Yani bir yandan bizlerle konuşurken, Yeni Zellanda'da olan biten bu olayı da GÖRMEKTEYMİŞ. Hatta bundan bahsederken haykırıyordu bile. Kısa ve tuhaf bir konuşmaydı. (C) Yani, o artık oradaydı. (L) Kesinlikle. (F) Ve 'Geri gelmeyeceğim' dedi. (L) Evet. 'Hayatta olmaz!' dedi. Öyle şeyler söyledi ki tam olarak onun bir şeyleri ifade ederken kullandığı tarzdaydı. Aynen ölümü sonrası K  ile konuşurken yaşadığımız deneyim gibiydi. O seferde de konuştuğumuz kişinin o olduğundan tamamen emin olmuştum, çünkü kelimelerle oynayış tarzı aynen hayatta iken yaptığı şekildeydi. Kelime oyunlarını (cinas) severdi ve sürekli kullanırdı. (C) Biz de bir kaç kez ouija tahtasıyla T  ile konuşmayı denedik ve karşı taraftan bir takım bilgiler aldık. O zamanlar biz de gerçekten T____ ile mi konuşuyorduk ?
C: Gerçekten onunla konuştuğunda bunu bilirsin.
S: (L) Sanırım onunla konuşmuş olsaydın, bunu BİLİYOR olurdun ve bu soruyu sormazdın. (C) Yani , sanki oymuş gibiydi. Onunla şimdi konuşabilir miyiz ?
C: Hayır.
S: (C) Neden konuşamayız ?
C: Seninle aynı noktada buluşmayı mümkün kılacak bir pozisyonda bulunmuyor. Anlamanız gereken şey; 5. Yoğunlukta bulunan birinin 3.Yoğunlukla  iletişime  girebilmesi  için  tefekkür  (derin  düşünsel)  frekansını  kaydırıp,  değiştirmesi  lazım,  hatta  olay  böyle  bir  medyum aracılığıyla gerçekleşecek dahi olsa. En iyi sonuçlar ruhlar 3. Yoğunluğu henüz "yeni terketmiş" olduğunda alınır ve aynı zamanda sizler de onun ilahi düşünsel (tefekkür) frekans değişimi sürecinin bir parçası olursunuz.
Bunun sebebi de frekans değişiminin yoğunluk derecesinin (şiddetinin) "geride bırakılanlar" dan kaynaklanmasıdır.
S: (C) Tamam, bu mantıklı. (L) Öyle mi ? (C) Yani ruh diğer tarafa yeni geçtiğinde, 3. Yoğunluk düşünsel yapılarına ve frekanslarına daha yakın oluyorlar ve onlar için daha kolay oluyor. (L) Ve sonrasında onları rahatsız etmemek daha doğru çünkü onları o frekansta tutmak istemezsin. (C) Doğru! Ve sanıyorum frekans değişiminin yoğunluk derecesi onları teşvik eden kişiden kaynaklanıyor. Ben ona, gitmesini ve ortalıkta dolanmamasını söylemiştim. (L) Evet, ortalıkta dolanmaları iyi olmaz. (C) Tamamdır, sanırım benim soracağım sorular bunlardan ibaretti.

----------------------------------------------------------------------

Sybleman dostumuz buna benzer vizyonlarından bahsetti sonra hemen sildi ,sanırım o da benim ve bir çoklarımız gibi aşırı hassasiyet taşıyan biri, ilgilenilmeyeceğini veya bu işte biraz farklı olduğunu düşünüyor, zira 5Y özellikleri taşıyan vizyonlar hakkında söylenenleri her kişi kolay bir yerlere koyamaz ve bu işin bu dostumuzda oluşması da merak konusu,

5Y e benziyor dedim zira zamansızlığı belirten ve bir kaç değişik olayı bir anda olmuş gibi ortaya döken bir tavır vardı, buna benzer yukarıdaki alıntıyı çok zor da olsa buldum ,

Evvelce bölük börçük 5Y hakkında toparlamalar yapmıştım ama atladığım yerler olduğunu gayet tabii ki biliyordum ,K.lar bir ara bu yoğunlukla ilgili bilgiler için kitapları kurcalayın önerisi getirmişlerdi ben de daha çok Ruhların Yolculuğundaki bu konudaki nadide bilgileri aktarmıştım, (burada 38. sahifede)

Bu bölümde 5Y hakkında ve Lauranın hemen geçiş yapmış olduğu bir dostu ile yaptığı görüşmeleri içeren  bilgileri genişleten görüşmeyi görüyoruz, K.lar onunla temas etmesi için müsaade etmişler ve iyi de yapmışlar ,bilgiyi yoğunlaştırıyor,

Uğraştığımız olayların olağan üstü bilgiler ihtiva eden bilgileri genişleten ve özel olduğunu vurgulayan ispatlardır bence ,

Aramızda bu olağan üstülere rastlayıp bir yerlere koyamayanlara müthiş bir kılavuz olduğunu benimseten bilgi hazineleri,

Kanaatimce yapılacak şey, varsa katı inanç denilen olayların üzerinde düşünceyi yoğunlaştırarak ve değişimleri fark ederek genişletmeyi ve bu yeni inanç tomurcuklarını içimizde açmamız ,

Bu maksatla konu taze olduğundan bu aralar sıklıkla yorumlar aktarma işine girişmiş oluyorum .

Ara..