Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Paylaşmak İstedim...

Başlatan maskesiz, 30 Mayıs 2010, 22:59:24

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Scyth

#285
Sevgili Alemtaç tam olarak hangi kitap; onuda söyleyebilirmisin. Sevgili SkyStar'ın mesajına gözatıyordum. Timüs bezi ile ilgili kısmı dikkatimi çekti. Bu 4. Çakraya denk gelen organ yaşla beraber küçülüyor ve bağışıklık sistemi için çok önemliymiş. Dilinizi üst damağınıza dokundurarak yada üst diş bitiminden başlayarak bütün üst damağa değdirerek timüs bezini uyarabiliyormuşsunuz. Bir diğer teknikte iki parmağınızla timüs bezinize yaklaşık olarak iki göğsün tam ortasına vurularak gene uyarılabiliyormuş. Bütün hormonlar sanırım hipofiz bezi ile alakalı burdanda limbik sisteme geliyoruz.

 Timüs bezinin uyarılması ile ilgili tekniklerin ikisinide az önce uyguladım kısa süre sonra birinci ve ikinci çakra arasındaki bölgede aralıklı ağrı atakları gelmeye başladı. İkisi birbirine bir iple bağlanmış gibi ağrı bunun üzerinde başlangıç ve bitiş noktalarında zirve yaparak gene aynı noktalarda bir miktar etrafa yayılarak kendini hissetiriyor.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Alemtac

#286
öneriler kısmında, eklediğim "Geçmiş yaşamları iyileştirmek"

Bir arkadaşımın paylaşımıdır, dün paylaşmıştı...bu günlerde timüs bezi ile ilgili bir çok şey paylaşılıyor :)

Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur.
Bu bez insanın bağışıklık sisteminin merkezidir. Yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir.
Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık sistemi sağlam olur.
Anadolu'da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahit olmuşsunuzdur.

Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beynin otomatik gerçekleştirdiği bir davranıştır.
Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir.
 Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasının önüne geçmeye çalışır.
Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşar ayrıca geç yaşlanır.
Sizde parmaklarınızla göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla timüs bezini titreştirebilirsiniz.
Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. "KAHKAHA" atabilirsiniz.
Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir.
Hani yıllar geçerde aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli halleriyle tanıdığımız bu insanı görünce
"hiç değişmemişsin, ne gamsızsın..." deriz ya, işte timüs bezinin gücü.
Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar.

Bir başak arkadaşımsa eş zamanlı olarak bir video paylaştı...birazcık anladım :) umarım faydalı olur.

http://www.youtube.com/watch?v=Wm-YXQrbSpc&feature=share&fb_source=message
 

maskesiz

#287
Birkaç gündür kendimi gerizekalı,anlamıyan biri olarak görüyordum.Sevindim tek sebebi yüksek hakikate ,biliş haline ulaşamamammış.Sezgileri ile hareket eden yönlerim çokdur.Sezgileriminde işe yaramadığını görmem beni çok rahatlattı.Yaşasın iki eli iki kolu olan normal biriyim:)))))dünya ya uyum sağlıyorum dışlanmıyacağım....
Kelimelerin titreşimi önemli ,söyleniş biçimi ,enerjisi önemli örnek vermek istiyorum.Allah ın 99 ismini söyleyin mucize gibi kalp çakrası titreşiyor :))) Tanrı kelimesi ise taç çakrayı titreştiriyor.
Küçük bir dünyam var çogu acılarla dolu kardeşlerimle ailemle birlikte olmak istiyorum,yaralarımı sarmak ve şifa olmak istiyorum.
Kelime yada titreşim olsun anlıyamadığım kelime yada titreşimlerin müridi olmak bana göre değil.
Hele son günlerde duyduğum para ile yapılan seminerler,toplantılar kardeşliğimin ederi ne kadar 200tl mi 250tl mi yoksa, şifa vermemin veya alabilmemin ederi ne kadar 275 tl mi? Cennetin anahtarı tekrardan mı satılmaya başladı.....21 aralığa kadar para biriktirelim öyleyse
250 tl ye 4 alıyorlarsa 500 tl verelim 5 e alsınlar.
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#288
Sezgiler önemli yardımcılardır. Onlarında analiz edilmesi ne derece dış ve iç etkene maruz kaldıklarını belirlemenizde yardımcı olabilir. Dersler, varlığın arayışının kilidini açacak anahtarlardır. Sezgilerin derslerin öğrenilmesinde kolaylaştırıcı/zorlaştırıcı etkileri olduğunu tahmin ediyorum. Pek çok şeyde olduğu gibi burda da zıt durumlar var. Bir varlığın bu zıtlık yelpazesinde deneyimlediklerini gözden geçirdikçe bilgeleştiğine inanıyorum. Ulaştığı bilgelik sevgi ile dengelerse bu Tek Sonsuz Yaratanla uyuma veya dengeye götüren yol olabilir. Aslında bu durum daha çok 5. derece için geçerlidir. 4. Dereceye mezun olacak varlık sevgiyi (şefkat ve merhamet) idrak yolundaysa o halde BH sapması diğer yönden sadece bilgelik yolundaysa KH sapmasına giriyor.Sanırım bundan dolayı 4. yoğunluk BH varlıkları için oldukça şefkat ve merhamet doludur diyorlar (Ayrıca 5.yoğunluk KH varlığı içinde son derece bilgedir, denilmiştir). Diğer açıdan ise  KH 4. derece varlık deneyimlerinde ki  bilgeliği görmüş onu idrak etmiş ama altında yatan sevgi sapmasını görememiş yada redettmiştir. Bir diğer deyişle idrak etmek, Tek Sonsuz Yaratan'a doğru atılan bir adımdan sonra (bilgelikle) arkada ki kardeşine bakıp kendini üst onu alt yada bir adım ileriye bakıp kendini alt ileridekini üst görmek ile KH sapması 4. yoğunluğu (5. yoğunluk KH sapması içinde benzer bir durum söz konusu olsa gerek); zıt açıdan bir adım attıktan sonra arkadaki ve önündeki kardeşlerine fark gözetmeksizin (sevgi ve şefkatle) bakmak BH sapmasının 4. yoğunluğuna uyumlanmanın anahtarı gibi gözüküyor. 5. Yoğunluk BH artık şefkat ve merhamet yolunda aldığı yoldaki eğilimlerinin doğuracağı sakınacalarıda görüp onu bilgelik ile dengeliyor.

4. Yoğunlukta ki savaş kavramı hiç şaşırtıcı değil. Yüksek miktarda şefkat ve merhamet taşıyan bir varlık için, yüksek miktarda bilgelikle donanmış bir varlığın eylemleri ne kadar kabul edilemezse; terside bilgeleşmiş varlık için geçerlidir(Muhtemelen sevgisiz bilgeliğe ulaşan varlık 4. BH çabalarını aptalca bulmaktadır). Kutuplaşmış varlık derken bu varlıkların eğilimleri söz konusu olsa gerek. Bizim dünyamız için konuşursak  4. ve 5. yoğunluk KH çalışması 4. yoğunluk BH varlığı için karşı durulması gereken bir durumdur. BH eğiliminin neden sadece 4. yoğunluk derecesinde savaşa girdiği bu açıdan daha anlaşılır. Burada bahsi geçen taban tabana zıt kutuplardır. Savaş 4. yoğunluk BH olsun KH olsun bir açıdan kutbiyetin kaybedildiği bir deneyimdir. Diğer açıdan  yükseliş yolundaki varlık bu kutbiyet kayıplarıyla sanıyorum kendini dengeliyor. Yani Tek Sonsuz Yaratan'a doğru yürüyor. Zira tek sonsuz yaratanın kutbiyeti yoktur; nötürdür. Böylece bir varlık 5. ve 6. seviyelerde gitgite kutbiyet kaybeder. Benlik kutbiyetle eş zamanlıdır. İkisi beraber Tek Sonsuz Yaratan'ın benliğinde idrakle aşama aşama erir.

3. Yoğunluk tabir yerindeyse tam bir seçim katıdır. Varlık, katalizörleri eğer idrak edebilmişse mezun olacağı yoğunluk açısından  seçimler yapar. Bu seçimler toplamda bilgelik-sevgi ve arasındaki dengeye dayanır. 4. yoğunluk BH varlığının anbean savaş için yanıp tutuştuğunu zannettmek bir yanılgı olsa gerek. O aradaki dengeyide görmektedir fakat KH 4.ve 5. yoğunluk varlığının eylemlerini ve onun alttaki yoğunluk seviyelerinde yaratacağı özgür irade ihlallerini görür ve böylece müdahalede bulunma ihtiyacı doğar. Buda aslında bu varlığın özgür iradeye müdahale etmeme yasasının farkında olmasına rağmen duyulan bir gerekliliktir. Aynı zamanda buda bir açıdan kutbiyet kaybıdır. 5. ve 6. yoğunluk BH varlığı ise daha bilge olduğundan müdahale etme konusunda doğuracağı sakıncalar hakkında çok daha ihtiyatlıdır. Böylece en yoğun çatışma 4. yoğunluk BH ve KH kuvvetleri arasında zuhur eder. Diğer katların buna müdahil olmadığı anlamı çıkmamalıdır. Sadece gelişen olaylara karşı duruşları farklı olabilir.


Değinmek istediğim bir diğer konu ise. Ast üst kavramlarıdır. Örneğin bir varlık ulaştığı idrak seviyesinin altındaki kardeşlerini küçümsemiyor ama onlara sevgi ve şefkatle yaklaşamıyorsa bunun altında yatan neden bu varlığın ilgisini bir üst basamağa vermesindendir. Yani bu varlık kendini üstteki kardeşlerine bakarak küçümsemektedir. Tek tanrılı dinlerden bahsedersek. Örneğin yakın bir örnek olması açısından İslamı seçelim. İnsanı yaratılmışlar arasında yüce diğerlerini aşşağıda görmek KH sapmasının arkaya bakışıdır. Allah'ı yüce insanı kul olarak daha aşşağıda görmekte KH ileri bakışıdır. Varlık dengelenme yolunda; idrak açısından geriye baktığında kardeşlerini tür ve cinse göre nispeten dengelemiş ama ileriye bakışında kendiyle beraber yanındaki ve arkasındaki tüm varlıkları, idrakte ilerlemiş kardeşinin altında sıralıyorsa buda aynı şeydir.


Her varlık Tek Sonsuz Yaratan'ın veçheleridir. Biri diğerinden daha değerli yada daha değersiz değildir. İdrak  yolunda ilerleyen varlık zaten arkasına bakıp ağızda büyüyen kelimelerle idrak açısından henüz kendi seviyesine gelmekte olan kardeşlerine büyük abilik taslıyor onların üstünde hüküm kurmaya çalışıyor, onları yargılıyor ve arzularına alet ediyorsa bunun uyum ve dengeyle bir alakası yoktur. Bu dengesizlik ve uyumsuzluktur bir başka deyişle sadece ve sadece Kendine Hizmettir. Her varlığın yüzünde kendini görmek demek her varlıkta, kendinin bilinçsiz hallerini görüp kendi egosunu onlarınkinin üstüne çıkarıp onları emip kurutmak demek değildir. Bilgeliğin idrağı sevgi ile yoğrulmadıkça tahakküm ve Tek Sonsuz Yaratan'a giden yolu tıkamaktan başka bir işe yaramaz.

Dersler idrak edildikçe bilgelik/sevgi  gelir, sevgi/bilgelik idrak edildikçe denge gelir. 



Sevgili Maskesiz'e sezgilerin öneminden bahsedecektim; sonrası birden akıp gelmeye başladı. Eğer istersen farklı bir konu başlığı altına taşıyabilirim.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#289
Sevgili Maskesiz aşşağıda alıntıladığım kısma bir göz atmanı tavsiye ediyorum

" SORU: Teşekkür ederim. Ra geçen celselerden birinde, (ad) ile (ad) dan
söz etti. Bunlar bizim tıp bilimi dediğimiz mesleğin üyeleridir. Beden
sapmalarının (hastalıkların) amacını ve karma dediğimiz olayı göz önüne
alırsak, tıp biliminin beden sapmalarını gidermek için kullandığı modern
tekniklerin ne değeri var?


Ra: .............................................................
Önce her allopatik şifacının gerçekten bir şifacı olabileceğini, bu olasılığı
göz önünde bulundurmalısınız. Sizin kültürel noktanızda bu eğitim, şifa
yeteneğini kusursuz hale getirecek uygun bir vasıta olarak kabul
edilmektedir. Çok basite indirgersek, herhangi bir allopatik şifacıya,
insanların bedensel ve zihinsel/duygusal sapmalarını iyileştirerek
başkalarına hizmet etmek isteyen biri olarak bakabiliriz. Böylece, şifa
bulan varlık, sizin yaşam dediğiniz sürecin uzamasından dolayı başka
katalizörleri de deneyimleyebilir. Sizin uzay/zaman sürekliliğiniz boyunca
bilgelik ve sevgiye yönelişin güçlü olması halinde uygun olan bu süreç
başkalarına verilecek büyük bir hizmettir."                               (Ra Bilgileri 3.kitap Sayfa.93,94)
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#290
Teşekkür ederim sevigili Scyth,paylaşımlarınızı okuyorum ama kafam çok yoğun yanıt yazamadığım için özür diliyorum.
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

maskesiz

#291
Bugün bir süprizle karşılaştım sabah evden çıktığımda heryer bembeyaz ve lapa lapa kar yağıyordu.Kardeşim benden birkaç dk önce çıkmıştı evden ve tüm hastane çalışanları dışarıda herkesin yüzü gülüyordu.Ellerinde kocaman kartopu kardeşim gülümsiyerek bana koştu elindeki kartopu ile sonuç malum ellerim dolu idi:)))))Şimdi muaynehanemde perdeleri açtım koltukta kar yağışını izliyorum.Her kar tanesi bizler gibi birbirinden farklı,parmak izlerimiz gibi ondan belki kar tanelerini hep sevmişimdir.
Ben bir kum tanesiyim ateşi görünce söndüren
Ben bir kar tanesiyim güneşi görünce eriyen....
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Alemtac

#292
Öz dediğimiz, her biri birbirinden farklı kar taneleridir. İstanbul'a ilk kar yağdığında yazmıştım :)) Buralarada kar yağacak mış, özendim sana :) bende kar topu oynamak istiyorum :)))
 

maskesiz

#293
Evim ve gönlüm müsait beklerim çık gel:))))
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Alemtac

#294
Teşekkür ederim maskesiz, ışınlanıyorum bi dakka :)))

Sevgiler, canım kardeşim :)
 

maskesiz

#295
Dışarda lapa lapa kar yağıyor,telefonumdan bana çalınan canlı bağlama sesi teşekkür ediyorum tüm evrene iyiki varım iyiki varsınız
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

maskesiz

#296
Dün buzda yürürken hayatın buzda yürümek gibi olduğunu fark ettim.Bazen eğlenceli,bazen tehlikeli,bazen korkutucu,bazen ayağının altından kayıveren,bazen dengede kalmak zor,bazen ince kırılıveren.....kısacası hayat buzda yürümek kadar zor:))))
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

maskesiz

#297
Son günlerde çok saldırı alıyorum ve şuan nefes almakta zorlanıyorum.Niye bu kadar zor olmak zorunda herşey
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#298
Kasyopya Celseleri'nden yaptığım çıkarımlar ve birazda genişleterek hayatımda uyguladıklarımı paylaşmak istiyorum.

1. Uyku çooook önemli. Saat 11'i geçirmeden mümkün olduğunca karanlık bir oda da uyumakta fayda var. Karanlık, melatonin seviyesini yükseltecek ve daha derine inen rüyalar görebilirsiniz. Benim bu konuda ki izlenimim hem fiziksek hem psişik olarak daha güçlü hale geldiğim.

2. Beslenmeye dikkat. Özellikle tavuk eti yemiyorum. Yumurta ve süt ise mutlaka çok çok iyi pişirilmeli; eğer tüketilmeleri şartsa. Salam,sosis, çikolata gibi sık tüketilen ve sayamadığım pek çok ürüne bulunan e-..... ile başlayan koruyucu soya türevleri bu ürünleri birer zehir haline getiriyor. Bunları tüketmiyorum. Kozmetik ürünlerinde özellikle şampuan da,  probyl alkol kanser yapıcı etkiye  sahip. Kullanmamak en iyisi. Bunun yerine doğal sabunlar birer alternatif.

3. Şeker ihtiyacı için kuru üzüm ideal. Tahin, pekmez, fındık ve ceviz ile potasyum, magnezyum, çinko ve mangezit  mineralleri alınabilir.

4. İnsan vücüdunun %77 sudan oluşur. Su, sıvı kristaldir. Kuvars gibi elektiriği toplayabilir; bir başka deyişle enerjiyi depolayabilir ya da iletebilir. Güneş mükemmel bir şarj kaynağı. Çok kısa bir süre güneşe bakmak sizi şarj eder. Bunu da denedim işe yarıyor.

5. İki senedir aynı yerde oturuyorum. İlk sene oturduğum sokaktan hiç kedi geçmiyordu. Şimdi evin etrafında bolca varlar. Geceleri ilginç bir şekilde tabir yerindeyse uluyorlar.  Kedi miyavlaması aurada ki yırtıkları tamir eder. Celselerde ev hayvanların ilerleyen zamanlarda daha fazla yapışık ruhu çekebileceğinden bahsetmişlerdi. Eğer bir tane edinilicekse buna dikkat edilmeli.

6. Nefes alırken (burundan) BA, bir süre tutup, verirken (ağızdan)  Ha biçiminde, 30 ve katları sayısında nefes egzersizleri. Bu da oldukça işe yarıyor. Hatta  çok çok önemli. Unutmayın bedeninizde sizin kontrolünüzde olmayan bir faaliyet; nefes. İlahi bir özelliği var.

7. Yakın biz zamanda Ruhun Duası atlı metni paylaşmıştım. Bir kağıda yazdım ve cebimde taşıyorum bir kaç gündür; arada çıkarıp okuyorum. Birde "Tam şu anda önemli olan nedir" sorusu ve fikri ile ilgili tavsiye; negatif biçimde odaklandığınızda bir blokaj oluşturuyor.

8. Temasta olduğunuz insanlar hakkında dikkatli olmak önemli. O da bir insan algısı, olumlu gözüksede buna verilecek cevap; her insan bir saldırı aracı olabilir. Kişi bu konuda kendi savunma yöntemini kendi bulmalı.

9. Vücutta ki telgraf kodlamasına dikkat; farkına vardıysan eğer bir mors alfabesi göstergesi bul.

10. Kulak çınlamaları izlendiğinin göstergesi belirtilere dikkat. Sekizi umursamazsan, dokuzu göremezsin.

11. Korktuklarınla yüzleşmek iyidir. Din programlamasını kırmak için kutsal kitaplar okunabilir.

12. Para konusunda dikkat; en büyük tuzaklardan biri. Bununla yüzleşmek ve vereceğin tepkiyi ölçümlemek programın bu kısmını etkisiz hale getirmek için faydalı.

13. "Yılan kadar akıllı, güvercin kadar ılımlı olun".

14. Geçmişin yüklerinden kurtulmak için kendi kendine bile yapsan itiraflar iyidir. Genele yapılığında ego zedelenebilir ve ego keçe gibidir, dövdükçe kuvvetlenir. İtiraflar bir şekilde yapılırsa; hafifletir

15. Kristalleri üzerinizde taşımak. Evde bulundurmak. Mümkünse sarkaçla çalışmak faydalı faaliyetler.

16. Öğrenmek zırh dövmektir. Uygulamak onu kuşanmaktır; onun içinde adanmışlık ve bir miktar disiplin gerekir.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#299
Az önce farkettim ki; bende bir zamanlar aniden nefessiz kaldığım deneyimler geçirmiştim. Nefes alamıyordum. O gün içinde olduğum şartlara değinirsem sanırım, faydası dokunacak. Babamın yanında kalıyordum, aramız hiç iyi değildi. Tipik baba oğul çatışması. Kaldığım yeri yuvam olarak görmüyordum. Yabancı bir yerde yabancı insanlarla birlikte bulunmanın yarattığı bir etki gibiydi. Yaşadığınız yere, kendinizi ait hissetmiyorsunuz ve kendi evinizi bulmak istiyorsunuz. Bunun yarattığı bir gerginlik oluyor ve kuşatılmış hissediyorsunuz. Çaresiz hissettiriyor ve bu durum enerjiniz tüketiyor. Daha doğrusu çekiliyor. Başka bir yere gittiğimde hiç nefessiz kalmıyordum ama ne zaman babamın evine gitsem daha yolda; boğulma atakları geçiriyordum. Bunun o bölgenin havasından olduğunu düşünmüştüm. Şimdiye kadar da hiç üstüne kafa yormadım. Halbu ki altta yatan nedenleri şu an daha iyi görebiliyorum.(yazıyı bitirdikten sonra aklıma geldi de; çocukluğumdan beri aralıklarla boğulma problemini deneyimlemiştim; fakat üstüne düşünmek hiç aklıma gelmedi.)

Peki ne yapmıştım. Diplomasiyi kullanmıştım. Durumu o zamanlar köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyerek geçiştirmiştim. Şimdi bunun üstüne "Yılan kadar akıllı, güvercin kadar ılımlı olun sözü" aklıma geliyor. Öyle zannediyorum ki yaşadığın yerde ki koşullara uyum gösterirsen boğulma problemlerin geçebilir. Tabi bunu nasıl yapacağın senin bulman gereken bir yol. Aklıma bir söz daha geldi; "Herkeze karşı kibar olun; ama pek az insanla samimi olun". B. Franklin.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.