Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

20 Ağustos 2011

Başlatan 4BH, 27 Ağustos 2011, 15:58:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

4BH

20 Ağustos 2011

Laura, Ark, Perceval, Andromeda, Bubbles, PoB, Ailen, Burma, Kniall, Ottershrew, Psyche, Mr. Scott, Belibaste

[Laura ve Andromeda tabla başında]

S: (L) Merhaba?
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Cofora.

S: (L) Nereden bağlantı kuruyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Aklımızdaki sorulardan biriyle başlayayım. Hızlı bir soru olur umarım. Forum üyelerinden ____ ve ____'nin faaliyetlerini ve yaptıkları kanallama deneyini merak ediyoruz. Kasyopya Aslan'ı kanalladıklarını mı iddia ediyorlardı? (Bubbles) 6 Aslan. (L) Bunun nedeni sanırım sizin "Bir sonraki durak Aslan" demiş olmanızdı. Bu üyeler kimi veya neyi kanallıyorlar?
C: Tam olarak kanallama değil.  Onlarla oynayanlar var.

S: (L) Onlarla oynayan kim veya ne?
C: Duygu/düşünce parçalarını okuyan elemanteller.

S: (L) Peki neden forumda bu konularla ilgili başlığa yanıt vermiyorlar.
C: Utanç savunmayı tetikliyor.

S: (L) "Savunma" derken?
C: Kendilerini ikna ediyorlar.

S: (L) Kendilerini kanallama yapabilecekleri ve yaptıkları veya meşru bir bağlantı kurdukları konusunda ikna ediyorlar yani, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Bu konu hakkında başka sorusu olan? (PoB) O kanallamanın başlatıcısı kimdi?
C: ____.

S: (PoB) Peki ____'nin rolü nedir?
C: ____ güçlü bir egoyla fikir tohumunu ekti.

S: (L) Bu konuda başka birşey?
C: ____ çok sancılı bir ders almak üzere.

S: (L) Sanırım bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki soru: ____'nin bir soruru. (Psyche) ____ diyor ki "Mesele benim memeli canlıların etini tüketmeyle ilgili zorluğum. Sızıntılı bağırsak sendromu dışında bir nedeni var mı?
C: Soru yanlış formüle ediliyor.

S: (Perceval) Soru onun memeli etiyle ilgili bir problemi olduğunu varsayıyor. (Ailen) Veya sızıntılı bağırsak sendromu.
C: Bu sorunu var, ama bu sızıntılı bağırsağın bir özelliği değil. Çoklu sistem çökmesinin bir özelliği.

S: (L) Pekala. Psyche? (Psyche) ____ besin seçimleri nedeniyle bir beyin kimyasalı dengesizliği mi yaşıyor? (L) Neden çoklu sistem çökmesi konusuna gelmiyoruz? Hangi sistemler? Belki de yanlış soru. Burada olayın en basit yönünü ele almamızı istiyorlar. (Pscyhe) Epigenetik mi?
C: Evet, temel olarak, ama aynı zamanda spesifik genetik soy sorunları.

S: (L) Birkaç basit soru sorup çözüme ulaşalım. Sistemin çöken temel parçaları hangileri?
C: Öncelikle sistem tasarımının yıllarca kötü kullanılması neticesinde gen ifadesi değişti.

S: (L) Bu Gedgaudas'ın yazdığı şeyle mi ilgili? Uzun yıllar boyu karbonhidrat, tahıl ve benzeri şeyler yediğinde, vücudun ona koşullanıyor ve bunu değiştirmek çok zor hale geliyor. Meselenin bir parçası da bu mu?
C: Evet ve fazlası.

S: (Ailen) DNA atrofiye falan mı uğruyor? (L) Bilmiyorum. Belirli DNA'lar kapanıyor sanırım. (Ailen) Çünkü uzun yıllar boyunca sistemin suistimal edilmesi neticesinde gen ifadesinin değiştiğini söylüyorlar. (PoB) Bu ters çevrilebilir birşey mi?
C: ____ için büyük ölçüde geri döndürülebilir ama üçüncü nesil olan çocuğu için daha zor.

S: (L) Yani annesi de mi doğal genetik profili hor kullandı?
C: Evet.

S: (L) Pekala. Sonraki soru? (Psyche) Bazı istatistikleri kontrol ediyoruz ve şizofrenlerin kardeşlerinin genel nüfusla karşılaştırıldıklarında şizofreni geçirme ihtimallerinin dokuz kat ve bipolar rahatsızlık geçirme ihtimallerinin dört kat fazla olduğunu fark ettik. ____ bu genetik eğilimden etkileniyor mu?
C: Evet, öyle! Ama bu bir açıklama gerektiriyor. Öncelikle, şizofreniyle ilişkili genetik durum ya bir geçit meydana getirir ya da bir bariyer. İkincisi şizofreninin ortaya çıkması normal olmayan yollardan da gerçekleşebilir. Yani diyet, olası faydaları iptal ederek şizofreni yolunu etkinleştirebilir.

S: (Burma) Sanırım söyledikleri şey şu: şizofreni gerçekliğin farklı yönlerini görmek için bir yol açabilir ama yanlış diyetin olumsuz etkisi, hiçbir şey görmeden çıldırmana neden oluyor.
C: İnsan varlıkları için normal olan diyetlere göre beslenen ilkel topluluklarda "şizofren" yoktur ama "görebilen" şamanları vardır.

S: (Perceval) Yani hayvan yağıyla beslenen şizofrenler şaman mı oluyor? (L) Bir dakika. Burada gerçekten ince bir husus var. Sanırım söylediğiniz şey şu: şizofrenik genetik yollar yanlış diyet yoluyla etkinleştiği zaman, şamanik yeteneği berbat edebiliyor, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Yani bizim anladığımız veya tanıklık ettiğimiz şekliyle şizofreni, farklı bir diyet yoluyla tamamen farklı bir şekilde tezahür edebilecek birşey normalde, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Sadece bir geçit değil, aynı zamanda bir engel olması derken kastettiğiniz şey de bu, çünkü yanlış diyetle beslenen ve şizofrenisi olan kişiler farklı dünyalar arasında köprü kuramıyor. Kayboluyorlar. Normal bir yaşam yaşayamıyorlar. İçine girdikleri hayali alemlerden veya gördükleri şeylerden de geri gelemiyorlar. Belki gerçekten birşeyler görüyorlar ama yardım edemiyorlar veya birşey yapamıyorlar.

Pekala. İnsan varlığı için normal olan diyetten bahsettiniz. Ve biliyorum ki ____ ve pek çok insan, başka varlıkların etini tüketmeyi gerektiren diyetlerle ilgili sorunlar yaşıyor. Lierre Keith'in konu hakkında yazdıklarını okuduk. Hayat ve dünyayla ilgili çok etkileyici bir açıklama. Ama bu konu hakkında anlayabileceğimiz daha ezoterik birşeyin olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Bir insan et yiyerek neden ve nasıl ruhsal gelişim gösterebilir? Tarımın ve sebzelerin ve toprak sahibi olmanın saf KH yıkımları olduğunu biliyorum ama ya meyve? Elbette, o zamanlar meyveleri yoktu. Herkes gibi ben de bu konuda sorun yaşıyorum. Yardımcı olabilir misiniz?
C: Şu deyişi biliyor musun: Ancak kan döküldüğünde günahlar hafifler.

S: (L) Evet.
C: Peki ya şu: Alın, yiyin, bu benim bedenimdir.

S: (L) Evet.
C: Ve: Alın, için, bu benim kanımdır.

S: (L) Evet. (Burma) Yani bu kan olayıyla bağlantılı olarak, diriliş veya kurtuluş örneğinde gizli bir anlam olduğunu söylüyorlar sanırım. Tarımın kötü olduğunu ve hayvan temelli bir beslenme ile iyiye dönebileceğimizi söylüyorlar.
C: Hayır, tam olarak değil. İnsanlık kaba madde içine "düştüğünde", geri dönüş için bir yola ihtiyaç duyuldu. Bu yol basit bir şekilde doğal yasaların bir tezahürüdür. Bilinç de "yemek" zorundadır. Bu, denge halindeki çevrenin hayat verici özelliğinin doğal bir işlevidir. Dünya, evrensel çocuklarının beslenmesi için, belirli bir bilinç seviyesine sahip yaratıklar halinde bedenini sunan Muhteşem Anne'dir. O deyişlerin orijinal anlamı budur.

S: (L) Yani et yemek, aynı zamanda bilinç yemek anlamına geliyor ve bu bilinç birikiyor ve bedenlerimizle birlikte büyüyor, öyle mi?
C: Yeterince yakın.

S: (Ailen) Ve sebze tükettiğin zaman çok daha düşük seviyeli bir bilinç tüketiyorsun. (L) Sadece bu değil, bir anlamda asıl ikramı da reddediyorsun ve bilinci beslemiyorsun. Tüm et yiyişler bir dini ayin olmalı demek oluyor bu.
C: Evet.

S: (Burma) Tarımda yalnızca hediyeyi reddetmekle kalmıyorsun, Anne'yi de hırpalıyorsun. (L) Bu, Habil ile Kabil hikayesine de yepyeni bir bakış açısı kazandırıyor! (İlk "vejetaryenin" ilk katil de olması ilginç).
C: Evet.

S: (L) Pekala, bu arada... ____'nin sorununa dönecek olursak. Belki de ____'nin sorunu değildi sıradaki soru. Sonraki soru nedir? (Psyche) ____'de Morgellon hastalığı mı var?
C: Aşağı yukarı!

S: (L) Bir insanı bu hastalığa eğilimli hale getiren ana unsurlar nelerdir? Bu konu hakkında çok fazla çatışmalı fikir var.
C: "Plastik" yağlar ve yüksek insülin.

S: (Perceval) Yani ____ çok fazla işlenmiş yağ ve benzer şeyler mi tüketiyor? (L) Vücudundaki tüm yağları değiştirmek uzun zaman alabilir. (Psyche) İki yıl. (L) Vücudundaki yağları değiştirmek iki yıl alabilir ve tüm o süre içinde de çok dikkatli olman gerekiyor. Sanırım insülin seviyeni çok düşük tutman gerekiyor. (Psyche) Ketoz hakkında bir soru sormak istiyorum. Ketoz neden beyin için çok iyileştirici bir etki yapıyor? Epilepsi vakalarında faydalı olmuş ve şimdi bipolar rahatsızlık ve diğer psikiyatrik ve nörolojik hastalıklarda kullanımlarını da keşfediyorlar.
C: Bir dengeyi yansıtıyor. Yani açgözlülük yok ve tanrıça kanın nimetlerine saygı var.

S: (L) Yani fiziksel olduğu kadar ruhsal bir denge. [Masanın yanında yere uzanmış olan Kitty hakkında yorumlar] (Perceval) Yani eğer ____ sadece hayvani yağlar ve protein tüketirse, bu Morgellon hastalığı için olası bir çözüm sağlayabilir mi?
C: Bedeninin istilacılarla savaşmasına yardımcı olur. Ama en önemlisi, istilacıların "konforlu yuvasını" ortadan kaldırır.

S: (Ailen) Bu istilacılar nedir? (Perceval) "Gezegen dışı bir veba" olduğunu söylemişlerdi. [29 Temmuz 2006 transkripti] (PoB) ____'nin Morgellon hastalığının ____'nin bu diyete direnç göstermesiyle bir ilgisi var mı?
C: Oo! Şimdi hassas bir yere dokundun.

S: (L) Ne anlamda?
C: ___'nin etrafındaki çok sayıda insan acı çekiyor gibi görünürken onun istediğini gerçekleştirecek enerjiye sahip olmayı her zaman başarıyor oluşunu fark ettiniz mi?

S: (Ailen) Tüm o kariyer olayı... (L) Yani diyorsunuz ki ____ etrafındaki insanlardan enerji alıyor.
C: Bu onun doğası olduğu için değil, ama yalanlara inanmak her zaman ekstra enerji gerektirir.

S: (L) Peki burada hangi yalanlardan bahsediyoruz? Sağlığı, diyeti, kendisi için neyin iyi olup olmadığı hakkındaki yalanlar mı?
C: Büyük ölçüde ama paylaşmadığı başka bazı şeyler de var.

S: (L) İlişkilerle ilgili şeyler var sanırım, bilmiyorum. Kariyer konuları, kariyerine olan takıntısı, bu gibi şeyler. Yani babası, annesi, kardeşi, kızı ve şimdi de kocası... Öyle görünüyor ki ____ ebeveynlerinin evinden taşındıktan sonra iyice kötüleşti, çünkü artık evinde enerji kaynağı olacak insanlar yok. Bu doğru bir gözlem mi?
C: Evet.

S: (Perceval) Belirli bir amaca yönelik "drama, drama, drama" diye özetlenebilir sanırım bu. (L) Evet...
C: Bu durumdaki en üzüntülü kurban çocuk.

S: (L) Pekala. ____ ne yapabilir? Yani bu konuda birşey yapmak istediğini veya verdiğiniz bilgilerin herhangi birini kabul edeceğini varsayarsak?
C: Fizyolojik geçişi yapmak onun için zaman ve kararlılık gerektiriyor. Psikolojik geçiş bazılarının düşündüğü kadar zor olmayacaktır. ____ son derece zeki ve kendiyle ilgilenirken bile çok inatçı olabilir. Sadece gerçeklere, verilere ve mantığa ihtiyacı var.

S: (L) ____'ye dönecek olursak... (Perceval) Hiç sormadık ama Morgellon hastalığının bir tedavisi var mı?
C: Evet. Fiziksel ve psikolojik sağlık için optimize edilmiş bir bedene stratejik bir şekilde uygulanan, farklı protokollerden çeşitli antibiyotikler.

S: (L) Sanırım Psyche o antibiyotiklerin hangisi olduğunu biliyor. (Psyche) Evet. (L) Sadece içsel değil, aynı zamanda dışsal uygulama. Oldukça somut bir çözüm. (Burma) Ama antibiyotiklerden önce sağlık ve psikoloji kısmının halledilmesi gerekiyor gibi görünüyor. (L) Evet, önce bunun üzerinde çalışılması gerekiyor, sonra antibiyotikler. Ancak iki şey bir araya geldiğinde işe yarıyor. (Psyche) Bir de ____'nin soruları var. Pekala. ____ diyor ki:

"Laura, geçen yıl forumda şöyle yazmıştın:

'Üzerinde düşünülebilecek bir diğer konu, sistemlerini yaralamış olan ve birlikte etkileşimleri her ikisi için de tehlike yaratan iki kişinin deneyimleyebilecekleridir. Bu tür durumlarda kimin kimin enerjisini düşürdüğünü anlamak zordur. Bana göre bu en çok, frekans uyumunun bulunmadığı ilişkilerde meydana geliyor; partnerlerden her biri diğerini kendi realitesine çekmeye çalışıyor veya karşı taraf istedi diye kendisi için doğal olmayan birşey haline gelmeye çalışıyor. Bu dinamikte her iki taraf ciddi enerji kaybı yaşıyor.'

Bu bizim [____ ile ____] ilişkimizde de meydana geliyor olabilir mi?"

C: Pek sayılmaz. Söz konusu problemlerin kökenindeki şey, her iki tarafta da kendini tamamen güvende hissetme eksikliği. ____ güvenliği ancak zaman içinde hissedecek. ____ ise duygusal ihtiyaçlara ve tam doğrulamaya dikkat ettiği zaman güvenlik hissini tekrar bulacak. Bu durumda en etkin sorumluluk ____'ye düşüyor. ____'ye gerçekte olduğu değerli bir taş gibi davranmalı.

S: (L) Bir sonraki soru. (Psyche) ____ diyor ki:

"Bazen ____'ye baktığım zaman onu bir kadın olarak geçmiş bir yaşamdan tanıdığımı hissediyorum. ____ ile benim ortak bir geçmiş yaşamımız oldu mu?"

C: Birden fazla defa.

S: (L) Bu konu üzerinde durmak isteyeceğimizi sanmıyorum. (Bubbles) Hızlı bir şekilde sormak istediğim tuhaf bir sorum var. (L) Bir dakika. ____ hakkında başka birşey var mı? (Psyche) İlişki konusunda tavsiyeler için başka soruları da var ama görünüşe göre tek bir cevap hepsini kapsadı. Yani temel olarak o konuda işimiz bitti. (Bubbles) Eiriu Eolası uygulaması yoluyla telepati ve psişik bağlantı yeteneğimizi geliştirmek mümkün mü?
C: Kesinlikle, daha önce de söylediğimiz gibi. Transkriptleri oku!

S: (Bubbles) Yani bu uygulamayı yaptığımızda diğerlerinin hislerinin ve düşüncelerinin frekanslarına karşı daha alıcı hale mi geliyoruz?
C: Önceki yanıt.

S: (Burma) Hızlı bir şekilde bugün beynime ne olduğunu sorabilir miyim? (Burma üst katın holünde zeminden boya kazırken hafif bir baygınlık geçirdi.)
C: Kan basıncı düşmesi.

S: (Ark) Makale çalışmam son zamanlarda neden yavaşladı? Sorun nedir?
C: Hava ve enerji dalgası faktörleri nedeniyle enerji yetersizliği.

S: (Psyche) Dünya genelinde ve özellikle Kiev'deki garip sesleri sormak istiyorum. (L) Evet, gökyüzünde çalınan bir borazan gibi garip sesler duyuluyormuş.
C: Çoğunlukla Güneş sistemi enerji girdisindeki artış nedeniyle meydana gelen radyo tipi dalgalar.

S: (L) Radyo dalgalarını nasıl duyabilirsin? İnsanlar bunları neden duyuyor?
C: Gezegendeki diğer EM faktörleriyle etkileşim bir amplifikasyon ve dalga çevrimi meydana getiriyor.

S: (Ark) Dünyadaki birşey frekansı değiştiriyor ve titreştirmeye başlıyor. (Mr. Scott) Veya belki de frekansların eklenip eksildiği bir tür modülasyon gibi ve bunun neticesinde duyulabilir frekanslar meydana geliyor. (Ark) Hayır, sanırım ikincil bir titreşim. Ama o zaman bu radyo dalgalarının radyo/telsiz cihazları tarafından tespit edilmesi gerekir. Peki neden öyle belirgin birşey yok? Pek çok radyo/telsiz cihazımız var ve onlar bu dalgaları tespit etmiyor. (L) İnsanların radar cihazlarında gördükleri o dairelerin bunla bir ilgisi var mı acaba? Birileri birşey görse bile bize söylerler mi? Ama her havaalanında radar cihazları var. Herhalde birileri birşey söylerdi. (Ark) Bunlar düşük frekanslı radyo dalgaları mı?
C: Evet. ELF.

S: (L) Yatak odamızda bir hayalet mi var?
C: Evet.

S: [Gülüşme] (L) Ne tür bir hayalet?
C: Rahip.

S: (L) Peki neden orada dolanıyor?
C: Enerjiler uygun olduğunda tekrar etkinleşen bir iz/etki gibi.

S: (L) Dün gece gördüğüm rüyalar bununla mı ilgiliydi? Bu rahibe olan şeylerle ilgili bir rüya görüyordum. Evi tuğla tuğla elinden gidiyordu ve tüm mobilyaları götürülüyordu ve rahibin gidecek bir yeri yoktu.
C: Evet.

S: (Ark) Uyku problemleri ve diğer problemlere neden olan şey bu hayalet mi?
C: Evet.

S: (L) Bu hayaletten nasıl kurtulabiliriz?
C: Enerjiyi değiştirin.

S: (L) Enerjiyi nasıl değiştirebiliriz?
C: Tuvalet masasının yerini değiştirin.

S: [Gülüşme] (L) Neden?!
C: Ayna pencereye bakıyor.

S: (Bubbles) Ayna pencereye bakınca ne oluyor?
C: Işık enerjisi dalgalarını sıçratıyor.

S: (Bubbles) Yani hayaletli bir ev istersek, tek yapmamız gereken şey pencerelere bakan birkaç ayna koymak. (L) O kadar basit değil! Yani bu problemler benim mobilyaların yerini değiştirmemden sonra başladı, öyle mi? (Ark) Mümkün. (L) Tuvalet masasını oraya koyduktan sonra. (Ark) Çekimsel bir anormalliğe ne dersiniz?
C: Hayalgücü!

S: (Ark) Yatak doğru açıdaymış gibi görünüyor ama değil. Ölçtük. (L) Bunu bizim hayal ettiğimizi söylemiyorlar sanırım. Enerjinin farkındalığından dolayı hayalgücümüzün onu yarattığını söylüyorlar.
C: Evet.

S: (L) Başka soru? (Psyche) Kültürler ve ülkeler hakkında birşey sormak istiyorum. Gurdjieff'in tanımladığı gibi ülkelerin bir "özü" var mı?
C: Evet.

S: (Psyche) O halde soru şu: Fransız kültürüyle ilgili bir problem var mı temelde? [Gülüşme]
C: Evet. Çünkü devrim karanlık güçlerin kontrolüne geçti.

S: (Perceval) Sarkozy geldikten sonra olabilir... (Ailen) Veya çok daha öncesi.
C: Ondan öncesi.

S: (Ottershrew) 1789'dan beri mi? (Ailen) Fransız Devrimi.
C: Evet.

S: (L) Yani devrim iyi bir fikir olarak başladı ama sonra kontrolü ele geçirildi, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Sanırım bunun en kötü tarafı eğitim sisteminde ortaya çıktı.
C: Evet.

S: (Perceval) ____ hakkında soru soracak mıyız? (L) Bu ____ meselesi nasıl sonuçlanacak?
C: Bekle ve gör!

S: (L) Bunu söylemeseydiniz uyuyamazdım. [Gülüşme] (Ailen) Yapmadığımız ama yapabileceğimiz birşey var mı bu konuda?
C: Hayır.

S: (Bubbles) Tüm gezegende en iyi "öze" sahip ülke hangisi? (Perceval) Bizim bakış açımızdan? (Bubbles) En az kötü olanı?
C: Şu an için hiçbiri. Söylediğimiz gibi zaten tek bir dünya hükümeti var.

S: (L) Öyle bir ülke yok sanırım... Tüm ülkeler aynı durumda. Belirli bir anlamda, kendi açımızdan biz olabileceğimiz en az kötü ülkedeyiz sanırım.
C: Evet.

S: [Sızlanma ve gülüşmeler] (Perceval) İnsanların kendi küçük ülkelerini düşünmeyi bırakıp bir bütün olarak dünyayı düşünmesi gerekiyor. (L) Pekala ben yoruldum ve Andromeda da yoruldu. İyi geceler diyebilir miyiz? Söylenmesi gereken herhangi birşey?
C: Hepinizin daha fazla uykuya ihtiyacı var. Hoşçakalın.
 

bozadi

#1
Celsenin başlarında geçen "elemantel" veya "elemantal" denen varlıklar doğadaki veya herhangi bir ortamdaki bedensiz varlıklar anlamında kullanılıyor diye biliyorum. Net bir izlenim edinemedim ama bildiğim kadarıyla bizim "cin" olarak adlandırdığımız varlıklar da bunlar arasında sayılabilir. Ama emin değilim. Araştırmak gerekiyor. Bilgisi olanlar paylaşırsa sevinirim.

Celsede daha sonra geçen "sistemin kötü kullanılması / suistimal edilmesi", bedene kötü davranılması anlamında diye anlıyorum. Özellikle yanlış beslenme yoluyla vücudu toksik maddelere boğarak belki de.

Şizofreni ve kötü beslenmeyle ilgili geçen kısım biraz karışık olabilir. Anladığım şu: Bazı kişilerdeki şizofreni eğilimi aslında normalde insanların göremediği bazı (gerçek) enerjileri/varlıkları görebilme gibi bir fayda da sağlayabilir. Hatta çeşitli kabilelerdeki şamanların "görme" yeteneğinde bir ölçüde şizofrenik bir durum söz konusu. Çünkü diğerlerinin görmediği şeyler görülüyor. Ama şizofren eğilimde görülen herşey hayali olmak zorunda değil. Ve şizofrenik bir genetiği/eğilimi olanlar kötü/yanlış beslendiklerinde şizofreninin olası bazı faydalarından da mahrum kalıyorlar ve böylece şizofreni sadece olumsuz yönleriyle işleyip faydalı bazı potansiyellerini ortaya koyamıyor.

Et tüketimiyle ilgili bölümde söylenenler biraz daha açık sanırım ama şu özet algımı paylaşayım: İnsanların epeyce bir bölümü bağımsız birer ruha sahip. Bunlar dünya üzerinde yaşıyor olmalarına rağmen dünyanın doğrudan/mutlak parçası değiller. Ama hayvanlar henüz bağımsız bir ruh sahibi değiller ve onların ruhu Dünya Ana'nın ruhuna bağlı olarak işlev gösteriyor gibi görünüyor. Yani Dünya onları kendi varından varediyor, besliyor, büyütüyor. Onların Dünya'nın varlığından bağımsız bir varlıkları yok henüz. Ve insanlık "cennetten düşmeden" önce muhtemelen maddesel bir beslenmesi yoktu. Çünkü eterik bir varoluş içindeydi. Beslenmesi tamamen enerjiseldi sanırım. Ama bir kez negatif eğilimler geliştirip dünyanın katı maddesel ortamına indikten sonra, fiziksel beslenme ihtiyacını karşılayabileceği temel/en iyi kaynağın hayvanlar olduğunu söylüyor Kasyopyalılar. Hayvanlar bitkilerden/tahıllardan/sebzelerden çok daha ileri düzeyde. Bitkiler, tahıllar, sebzeler hayvanlara göre ilkel kalıyor. Üstelik bir hayvan öldükten sonra ruhsal uzantı bedeni hemen terk ediyor ve beden hızlı bir çürüme sürecine giriyor ama bitkiler/sebzeler/tahıllar içindeki daha ilkel ruh uzantısı bedeni hemen terk etmiyor ve bir anlamda bitkideki kısmi can "canlı canlı yenmiş oluyor." Bu da yiyen kişi için çok iyi bir anlama gelmiyor; daha ilkel/geri bir niteliğe-frekansa sahip olmasına ek olarak. Meyveler sanırım sebzelere göre biraz daha gelişmiş şeyler.

Ve Kasyopyalıların iddiasına göre Dünya Ana, kendi ruhuna bağlı olarak yaşayan, henüz bağımsız birer ruhsal varlığa sahip olmayan hayvanları, insanlara bir besin olarak sunma konusunda bir isteğe sahip. Evet, hayvanları öldürmek pek içaçıcı birşey değil. Ama aslında bitkileri öldürmek de öyle. Ve şunu da unutmayalım ki insan zaten düşüşle birlikte pozitif bir varlık olmaktan çıkmıştır. Düşüş koşullarının kendisi ego meydana getirdiği için insan zalimleşmiştir. Garip, ama, hayvanları öldürüp onların bedenleriyle beslenmek insanı olduğundan daha zalim hale getirmiyor aslında. Aksine, tekrar pozitife kutuplaşma yönünde onun için bir avantaj sağlıyor ve Dünya Ana, aslında kendi "eti" olan hayvanları insanlara sunuyor. Tabi tüm hayvanlar değil. Hangi etler insanın yapısına uygunsa. Kolay bir konu değil gerçekten. Marlo Morgan'ın "Bir Çift Yürek" kitabında, Aborjinlerin hayvanlarla beslenme biçimine atıfta bulunmak istiyorum. Kasyopyalıların verdiği bilgiyle örtüşen bir yanı olduğunu düşünüyorum.

Bu arada, "organik portal" denen "kısmi insan" varlıkları, bağımsız birer ruh geliştirme sürecine yakınlar elbette ama pek çoğunun bunu gerçekleştirmesi daha epeyce vakit alabilir. 3. yoğunluğun ortasında gerçekleşiyor sanırım bu ve o da derslerin ilerleyişine bağlı. (organik portalların "etinin" yenmesi gibi bir ihtimalden bahsediyor olabileceğimi düşünenleri kınıyorum :-) )

Celseyle ilgili anlaşılmayan şeyleri sormak isteyenler olursa açığım. Kendi bilgim/algım itibariyle fikirlerimi paylaşmaktan keyif duyarım.

Tgur

#2
Evet Bozadi,
"Akan kan günahları temizler" konusunu biraz açalım ,
Burada yanlış yorum ,savaşmanın doğallığına kilitlenmiş insan bilincinin bir nevi kutsallaştım mantığı ile özellikle uzun süren din savaşları ve sair sebeplerle ilgili savaşma işini devam ettirmesine sebep olmuştur ,bu yanlış düşünce dünyada hala terk edilemedi,

Oysa, "bu benim kanım içiniz" söyleyip, konuyu dünya ananın kendini sunması olarak tanımlanması bu kan akıtmanın ne maksatla söylendiğini açmakta ,anlaşılamamış.

Tgur

#3
Diğer konu ise,

Konuya geçmeden itiraf edeyim, şu ekmek yedirmek şeklinde ağızlara o peksimet parçasını koymaları ve ve bu benim kanım içiniz, sözüyle şarapla ilgili christ bağımlılığını, K.ların bu son celsesiyle anladım ,bravo bilgiyi sunan ve bize yedirmekte yardımcı olanlara..

Tgur

#4
Diğer konuşup yorum veya tartışma istediğim,
Einsteini yemek yahut bilgeleri yemek veya yamyamlık meselesi,
Burada kaçırdığımız bir şeyler var gibi..
Çok iğrenç gelse de..

Tam bu sırada, spadyumla ilgili bir filim seyretmiştim ,o aklıma geldi çok tatlı ve mizahi o derecede de bilgi veren ,
Orada kişiler,hesap konusu için mahkemeye çıkıp, hakimler karşısında sadece o hayat boyunca neler yaptıklarını niçin yaptıklarını görüyorlar kendi kendilerine inceleyip eksik veya fazlaları konusunda mahkemenin bütün üyelerince bir karara varıyorlar ve sonuçta otobüslere binip layık oldukları yoğunluklara gönderiliyorlar,
Kahramanımız,mahkemeden evvel o yoğunluk mensubu kendisini savunacak bir avukatla beraber yemek masasında, kendisi tabağını hamburger v.s ile ilgili tıkabasa doldurup iştah ile yerken ,gözü avukatın tabağına ilişiyor, tabakta çamur gibi iki kaşık kadar gelen bir yemek vardır ve o kişi onu zevkle yemektedir ,
Merak edip, muhatabının bu yediğinden bir parça alıp tattığında , kusacak gibi oluyor ve bu berbat yiyeceği nasıl yersin şeklinde soru yöneltiyor ,

Avukatın cevabı,

"Ben, beynimin yüzde kırkdokuzunu kullanabiliyorum"

Ne dersiniz.

Alemtac

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Celsenin başlarında geçen "elemantel" veya "elemantal" denen varlıklar doğadaki veya herhangi bir ortamdaki bedensiz varlıklar anlamında kullanılıyor diye biliyorum. Net bir izlenim edinemedim ama bildiğim kadarıyla bizim "cin" olarak adlandırdığımız varlıklar da bunlar arasında sayılabilir. Ama emin değilim. Araştırmak gerekiyor. Bilgisi olanlar paylaşırsa sevinirim.


Elementerler hakkında bilgili değilim, yaşadığım bir olayın ardından internetten araştırma yapmıştım ve bana en tutarlı gelen bir bilgiyi sitemizde paylaşmıştım.

https://www.baskalarinahizmet.com/spiritualizm/doga-ruhlari/

Yaşadığım olaysa şöyleydi; ayağımdan çıkardığım ve ayakkabımın içine soktuğum çoraplarımı tekrar giymek istediğimde yerinde bulamamıştım, ne kadar aradıysam yoktu. Tam vaz geçmek üzereydim ki, üzerimden çıkarmamış olduğum pantalonumda, rahatsızlık verici bir şişkinlik hissettim. Pantolonun cebinde falan değil, pantalonlo derim arasında çoraplarımı buldum :)) Şakacı bir elementerin işi olabileceği üzerine dediğim araştırmamı yaptım.

Beslenme şeklimizle ilgili olarak; domates bize göre bitkidir, çilekse meyve. Oysa her ikiside aynı ailenin üyeleridir. Bir yıl botanikte okumuştum ve bu bilgi beni şaşırtmıştı, paylaşmak istedim. Et yeme konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum :) Sağlıklı koşullarda yetiştirilmiş, sıkış tepiş ortamlarda ve hormonlarla büyütülmemiş hayvan eti bulabilirsem. Avatar filminde ki bir sahne geldi aklıma; bana etini sunduğun için teşekkür ederim, sevgiyle senin bilincini kendi bilincime katıyorum..gibi birşeyler söylüyorlar dı. Kendi sağlık koşullarıma uygun miktarda olacak şekilde ve yinede iç sesimi dinleyerek et tüketmeye karşı değilim artık :)
 

bozadi

#6
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Evet Bozadi, "Akan kan günahları temizler" konusunu biraz açalım , Burada yanlış yorum ,savaşmanın doğallığına kilitlenmiş insan bilincinin bir nevi kutsallaştım mantığı ile özellikle uzun süren din savaşları ve sair sebeplerle ilgili savaşma işini devam ettirmesine sebep olmuştur ,bu yanlış düşünce dünyada hala terk edilemedi,

Oysa, "bu benim kanım içiniz" söyleyip, konuyu dünya ananın kendini sunması olarak tanımlanması bu kan akıtmanın ne maksatla söylendiğini açmakta ,anlaşılamamış.

Diğer konu ise,

Konuya geçmeden itiraf edeyim, şu ekmek yedirmek şeklinde ağızlara o peksimet parçasını koymaları ve ve bu benim kanım içiniz, sözüyle şarapla ilgili christ bağımlılığını, K.ların bu son celsesiyle anladım ,bravo bilgiyi sunan ve bize yedirmekte yardımcı olanlara..



Celsede kan dökmenin günahların etkisini azaltıcı yönüyle ilgili kısmı ilk okuyuşumda bayağı bir irkildim Tgur :) Sonra düşündüğüm manada birşey olmadığını anladım. Hayatımızdaki en kötü kan dökme olayı, insanın diğer bir insanın kanını dökmesi. Ve bunun tarih boyunca ne kadar yaygın bir gerçek olduğu ortadadır. Hayvanların kanının dökülmesi, besin ihtiyacının karşılanması yanında insanlar için birbirinin kanını dökme (egonun şiddetlenmesi) arzusunu azaltıcı bir etki yapıyor olabilir gerçekten. İnsan hayvanı öldürüp kanını döküp o yayılan kana bakınca, kan dökmenin berbatlığını anımsıyor ve bunu birbirine yapmasının iyi birşey olmayacağını anımsıyor belki de. Egonun şiddet sergileme, kan dökme hırsı yatışıyor belki de ciddi bir oranda. Bir hayvanın öldürülmesine tanıklık etmek, insanlarda ruhsal olarak yatıştırıcı bir etki yapıyor olabilir. Çünkü insanlar hayatları boyunca sürekli ne kadar çok haksızlığa maruz kaldığını, ne kadar çok baskı gördüğünü hisseder ve bundan dolayı içinde sürekli öfke ve üzüntü birikir. Ama bir hayvanın boğazlanarak canından edilmesini, kanının her yanı kapladığının gözlemlenmesi, "hiç değilse bu kadar aşırı birşeye maruz kalmıyorum" duygu ve düşüncesini uyandırıyor olabilir ve kendi olumsuz duygularından oluşan nefret/kin/intikam duygularını yatıştırıcı bir etki yapabilir. Pozitif eğilimi güçlü olanlar tüm bu ilerleyen zaman sürecinde egolarını da giderek azaltıyor, yani cehennemden çıkmaya giderek de yaklaşıyor olacaklardır. Evet, hayvanları öldürmek negatif birşey ama insanlığın negatiflik düzeyinin bundan çok daha derin olduğunu düşündüren pek çok şey var, tartışırız. Bu bağlamda, daha az negatif olan şey, daha ciddi bir negatifliğin etkisinin dolaylı olarak da olsa giderek azaltılmasında faydalı oluyor olabilir gerçekten.

İsa'nın sözlerinin orijinalinin böyle birşey olması çok mantıklı. Dünya Ana'nın hayvanları kendi canı-eti olarak insanlara sunuyor olması düşüncesi çok ilginç ve derin bir etki yapıyor bende. Şu ana kadar anlamlandıramadığım bazı şeyleri anlamlandırmamı sağlıyor. Zor konular ama insanın durumu da hiç kolay değil.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

"Ben, beynimin yüzde kırkdokuzunu kullanabiliyorum"
Avukat diğer insanlardan çok daha fazlasını mı kullanabiliyormuş beyninin? Ve bunun yediği daha az miktardaki kötü görünümlü yemekle nasıl bir bağlantısı var filme göre? Bir insan beyninin ne kadar azını kullanabiliyorsa o kadar "hayvani" nitelikte/miktarda/tarzda besleniyor gibi bir mesaj mı verilmiş acaba?

--

Et tüketme konusunda bazı fikir değişiklikleri deneyimliyor olmana sevindim Alemtaç :-)

Domates ve çileğin ortak kökeni konusu ilginç. Wikipedia'da da domatesin botanik bilimi açısından meyve sınıfı içinde yer alıyor olduğu söyleniyor. Şimdi sen söyleyince inceleyip gördüm. Ama "meyve şekeri" içeriği bakımından olağan bir meyveden farklı olduğu söylenebilir sanırım.

Yer değiştiren çorap olayı eğlenceliymiş :-) Evet, bu tür şeylerin meydana geldiğini biliyorum. Annem geçenlerde yolda dalgın dalgın gidiyormuş. Birşey omzuna dokunmuş. Kim diye dönünce kimseyi görememiş. Ve dönerken çantasının bir cebinin açık olduğunu ve içindeki paranın kolayca alınabilecek durumda olduğunu fark etmiş. Bunun bir tesadüf olmadığını, bir çeşit varlığın kendisini biraz muzip bir şekilde uyardığını düşünüyor. Ben de öyle düşünüyorum.

Elemental: Kelimenin en yaygın yazılışı/okunuşu buymuş sanırım Türkçe'de. Daha önce iki farklı şekilde yazdım :-) Her seferinde farklı yazıyorum. Biraz zor ezberleyeceğim sanırım. Belki de en iyisi buna fazla kafayı takmamak :-)

Wikipedia'da geçen bir tanımda çeviri olarak şu söyleniyor:

İlk olarak 16. yüzyılda Paracelsus'un simya hakkındaki eserlerinde görülen mitolojik varlıklardır. Geleneksel olarak dört çeşitleri vardır:

Gnomlar (gnomes):Toprak elementalleri (yer cüceleri diye de geçiyormuş)
Ondinler / Nimfler (ondines / nymphs): Su elementalleri
Silfler (sylphs): Hava elementalleri
Semenderler (salamanders): Ateş elementalleri

(Bunlara toprak perileri, su perileri, ateş perileri ve hava perileri demek de mümkün sanırım)

Her bir türü tanımlayan kesin terim kaynaktan kaynağa değişiyor fakat bu dördü en yaygınıdır. Bu varlıkların çoğuna simya yanında folklorda da rastlanmaktadır. Folklordaki bazı varlıklarla eşanlamlı olarak da kabul edilirler. Fakat "silf" ismine simya metinleri ve hayran medyası dışında nadiren rastlanır. Pek çok insan elementallerin varlığına inanmaktadır; özellikle cadılıkla uğraşanlar ve/veya doğa temelli dinlerin takipçileri.

Elemental terimi temel olarak doğanın yapıtaşı olan dört temel elementle ilişkilidir. Klasik dünya anlayışında dört temel element vardır: ateş, toprak, hava ve su. Bu paradigma ortaçağ doğa felsefesinde oldukça yaygındı ve görünüşe göre Paracelsus söz konusu varlıkları dört temel elementle ilişkilendirmek suretiyle onları bu paradigmaya dahil etmek istemiştir.

Tgur

#7
"Avukat diğer insanlardan çok daha fazlasını mı kullanabiliyormuş beyninin? Ve bunun yediği daha az miktardaki kötü görünümlü yemekle nasıl bir bağlantısı var filme göre? Bir insan beyninin ne kadar azını kullanabiliyorsa o kadar "hayvani" nitelikte/miktarda/tarzda besleniyor gibi bir mesaj mı verilmiş acaba?"

Bozadi, sorunuza cevaben,
Kanaatime göre insan beyninin yüzde büyük kısmını çalıştırabilirse bizim saplantımız olan donelerin üzerinde olan başka gerçekleri de görebilir,
Bu bakışa göre,bir tabak çamur yani toprakla su karışımını bile zevk duyarak yiyebilir ,dünya ana kendini gıda olarak sunmuştu malüm, bitki ve hayvan formunda şekillenmiş hali yerine onların nihai veya başlangıç şekli olan toprak, niye besin olmasın,

Toprak dediğimiz şey, sadece kaya ufakları değil ,ölmüş olan bitki hayvan ve insan kalıntısıdır ,karbon azot ve sair mineraller ihtiva eder ,gıdalanma veya fizik bedeni terk etme ve toprağa süratle kavuşma, bu döngü içerisinde anlamlandırmalıdır

Diğer yandan, beynin büyük kısmını çalıştırabilmek, kişiye, saplanmış olan tek gerçek olarak bildiklerinin dışına da çıkma kabiliyeti verir ,bu bilgi tektir başkası olamaz şeklinde dayattırma kültürü, artık terk edilmesi gereken ,insanlığa acı ve kalıpsal yaşamı yaşattırmış ve bizi daha çok bilgiye ulaşmak için çaba sarfettiren bir hale getirmiştir ,eğer böyle düşünüyorsak ne mutlu bilgi peşinde koşanlara ,ne mutlu kalıplarını zorlayanlara,

Bu arada sizin ve tüm dostların bayramını kutlar sıhhatli günler dilerim..

zer-zivi

#8
Bu yoğunlukta beslenmek kaçınılmaz. Hayvansal, bitkisel ve ruhsal beslenmemiz bedenimmizin hayatta kalabilmesi için şart. Sadece evrenin yasalarına uygun eylemlilik gerek. Hayvanlara zulmederek kesip beslenmek doğru değil elbette. Çünkü her zerre bir enerji titreşimi taşır ve her zerre ister nesnel ister ruhsal yönden birbirinden beslenir(beslenmek değilde bütünleşmek diyebiliriz buna) bu evrenin işleyişi. Özgür iradeyi es geçip zor kullanarak bütünleşmeye çalışmak negatiflik ama özgür iradeye saygılı olarak bütünleşmek pozitifliktir.Bir hayvanı zulmetmeden kesip yemek o varlığın enerjisini kendi enerjimize katıp,bütünleşmekten farklı değil. Hiç bir varlık yok olmaz. Hayvanlar yada bitkilerde yenildiğinde onun enerjisi bizim bedenimizde enerji olarak devinimini sürdürür. Bu yüzden yok olmak diye bir şey yok.
 

Dionysos

#9
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen 4BH

20 Ağustos 2011

S: (L) Sanırım bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki soru: ____'nin bir soruru. (Psyche) ____ diyor ki "Mesele benim memeli canlıların etini tüketmeyle ilgili zorluğum. Sızıntılı bağırsak sendromu dışında bir nedeni var mı?
C: Soru yanlış formüle ediliyor.

S: (Perceval) Soru onun memeli etiyle ilgili bir problemi olduğunu varsayıyor. (Ailen) Veya sızıntılı bağırsak sendromu.
C: Bu sorunu var, ama bu sızıntılı bağırsağın bir özelliği değil. Çoklu sistem çökmesinin bir özelliği.

S: (L) Pekala. Psyche? (Psyche) ____ besin seçimleri nedeniyle bir beyin kimyasalı dengesizliği mi yaşıyor? (L) Neden çoklu sistem çökmesi konusuna gelmiyoruz? Hangi sistemler? Belki de yanlış soru. Burada olayın en basit yönünü ele almamızı istiyorlar. (Pscyhe) Epigenetik mi?
C: Evet, temel olarak, ama aynı zamanda spesifik genetik soy sorunları.

S: (L) Birkaç basit soru sorup çözüme ulaşalım. Sistemin çöken temel parçaları hangileri?
C: Öncelikle sistem tasarımının yıllarca kötü kullanılması neticesinde gen ifadesi değişti.

S: (L) Bu Gedgaudas'ın yazdığı şeyle mi ilgili? Uzun yıllar boyu karbonhidrat, tahıl ve benzeri şeyler yediğinde, vücudun ona koşullanıyor ve bunu değiştirmek çok zor hale geliyor. Meselenin bir parçası da bu mu?
C: Evet ve fazlası.

S: (Ailen) DNA atrofiye falan mı uğruyor? (L) Bilmiyorum. Belirli DNA'lar kapanıyor sanırım. (Ailen) Çünkü uzun yıllar boyunca sistemin suistimal edilmesi neticesinde gen ifadesinin değiştiğini söylüyorlar. (PoB) Bu ters çevrilebilir birşey mi?
C: ____ için büyük ölçüde geri döndürülebilir ama üçüncü nesil olan çocuğu için daha zor.

S: (L) Yani annesi de mi doğal genetik profili hor kullandı?
C: Evet.

S: (L) Pekala. Sonraki soru? (Psyche) Bazı istatistikleri kontrol ediyoruz ve şizofrenlerin kardeşlerinin genel nüfusla karşılaştırıldıklarında şizofreni geçirme ihtimallerinin dokuz kat ve bipolar rahatsızlık geçirme ihtimallerinin dört kat fazla olduğunu fark ettik. ____ bu genetik eğilimden etkileniyor mu?
C: Evet, öyle! Ama bu bir açıklama gerektiriyor. Öncelikle, şizofreniyle ilişkili genetik durum ya bir geçit meydana getirir ya da bir bariyer. İkincisi şizofreninin ortaya çıkması normal olmayan yollardan da gerçekleşebilir. Yani diyet, olası faydaları iptal ederek şizofreni yolunu etkinleştirebilir.

S: (Burma) Sanırım söyledikleri şey şu: şizofreni gerçekliğin farklı yönlerini görmek için bir yol açabilir ama yanlış diyetin olumsuz etkisi, hiçbir şey görmeden çıldırmana neden oluyor.
C: İnsan varlıkları için normal olan diyetlere göre beslenen ilkel topluluklarda "şizofren" yoktur ama "görebilen" şamanları vardır.

S: (Perceval) Yani hayvan yağıyla beslenen şizofrenler şaman mı oluyor? (L) Bir dakika. Burada gerçekten ince bir husus var. Sanırım söylediğiniz şey şu: şizofrenik genetik yollar yanlış diyet yoluyla etkinleştiği zaman, şamanik yeteneği berbat edebiliyor, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Yani bizim anladığımız veya tanıklık ettiğimiz şekliyle şizofreni, farklı bir diyet yoluyla tamamen farklı bir şekilde tezahür edebilecek birşey normalde, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Sadece bir geçit değil, aynı zamanda bir engel olması derken kastettiğiniz şey de bu, çünkü yanlış diyetle beslenen ve şizofrenisi olan kişiler farklı dünyalar arasında köprü kuramıyor. Kayboluyorlar. Normal bir yaşam yaşayamıyorlar. İçine girdikleri hayali alemlerden veya gördükleri şeylerden de geri gelemiyorlar. Belki gerçekten birşeyler görüyorlar ama yardım edemiyorlar veya birşey yapamıyorlar.

Pekala. İnsan varlığı için normal olan diyetten bahsettiniz. Ve biliyorum ki ____ ve pek çok insan, başka varlıkların etini tüketmeyi gerektiren diyetlerle ilgili sorunlar yaşıyor. Lierre Keith'in konu hakkında yazdıklarını okuduk. Hayat ve dünyayla ilgili çok etkileyici bir açıklama. Ama bu konu hakkında anlayabileceğimiz daha ezoterik birşeyin olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Bir insan et yiyerek neden ve nasıl ruhsal gelişim gösterebilir? Tarımın ve sebzelerin ve toprak sahibi olmanın saf KH yıkımları olduğunu biliyorum ama ya meyve? Elbette, o zamanlar meyveleri yoktu. Herkes gibi ben de bu konuda sorun yaşıyorum. Yardımcı olabilir misiniz?
C: Şu deyişi biliyor musun: Ancak kan döküldüğünde günahlar hafifler.

S: (L) Evet.
C: Peki ya şu: Alın, yiyin, bu benim bedenimdir.

S: (L) Evet.
C: Ve: Alın, için, bu benim kanımdır.

S: (L) Evet. (Burma) Yani bu kan olayıyla bağlantılı olarak, diriliş veya kurtuluş örneğinde gizli bir anlam olduğunu söylüyorlar sanırım. Tarımın kötü olduğunu ve hayvan temelli bir beslenme ile iyiye dönebileceğimizi söylüyorlar.
C: Hayır, tam olarak değil. İnsanlık kaba madde içine "düştüğünde", geri dönüş için bir yola ihtiyaç duyuldu. Bu yol basit bir şekilde doğal yasaların bir tezahürüdür. Bilinç de "yemek" zorundadır. Bu, denge halindeki çevrenin hayat verici özelliğinin doğal bir işlevidir. Dünya, evrensel çocuklarının beslenmesi için, belirli bir bilinç seviyesine sahip yaratıklar halinde bedenini sunan Muhteşem Anne'dir. O deyişlerin orijinal anlamı budur.

S: (L) Yani et yemek, aynı zamanda bilinç yemek anlamına geliyor ve bu bilinç birikiyor ve bedenlerimizle birlikte büyüyor, öyle mi?
C: Yeterince yakın.

S: (Ailen) Ve sebze tükettiğin zaman çok daha düşük seviyeli bir bilinç tüketiyorsun. (L) Sadece bu değil, bir anlamda asıl ikramı da reddediyorsun ve bilinci beslemiyorsun. Tüm et yiyişler bir dini ayin olmalı demek oluyor bu.
C: Evet.

S: (Burma) Tarımda yalnızca hediyeyi reddetmekle kalmıyorsun, Anne'yi de hırpalıyorsun. (L) Bu, Habil ile Kabil hikayesine de yepyeni bir bakış açısı kazandırıyor! (İlk "vejetaryenin" ilk katil de olması ilginç).
C: Evet.

S: (L) Pekala, bu arada... ____'nin sorununa dönecek olursak. Belki de ____'nin sorunu değildi sıradaki soru. Sonraki soru nedir? (Psyche) ____'de Morgellon hastalığı mı var?
C: Aşağı yukarı!

S: (L) Bir insanı bu hastalığa eğilimli hale getiren ana unsurlar nelerdir? Bu konu hakkında çok fazla çatışmalı fikir var.
C: "Plastik" yağlar ve yüksek insülin.

S: (Perceval) Yani ____ çok fazla işlenmiş yağ ve benzer şeyler mi tüketiyor? (L) Vücudundaki tüm yağları değiştirmek uzun zaman alabilir. (Psyche) İki yıl. (L) Vücudundaki yağları değiştirmek iki yıl alabilir ve tüm o süre içinde de çok dikkatli olman gerekiyor. Sanırım insülin seviyeni çok düşük tutman gerekiyor. (Psyche) Ketoz hakkında bir soru sormak istiyorum. Ketoz neden beyin için çok iyileştirici bir etki yapıyor? Epilepsi vakalarında faydalı olmuş ve şimdi bipolar rahatsızlık ve diğer psikiyatrik ve nörolojik hastalıklarda kullanımlarını da keşfediyorlar.

C: Bir dengeyi yansıtıyor. Yani açgözlülük (oburluk) yok ve tanrıça kanın nimetlerine saygı var.

S: (L) Yani fiziksel olduğu kadar ruhsal bir denge. [Masanın yanında yere uzanmış olan Kitty hakkında yorumlar] (Perceval) Yani eğer ____ sadece hayvani yağlar ve protein tüketirse, bu Morgellon hastalığı için olası bir çözüm sağlayabilir mi?
C: Bedeninin istilacılarla savaşmasına yardımcı olur. Ama en önemlisi, istilacıların "konforlu yuvasını" ortadan kaldırır.

C: Hepinizin daha fazla uykuya ihtiyacı var. Hoşçakalın.


Mikrobiyata nakliyle iyileşen Bipolar
https://www.reddit.com/r/HumanMicrobiome/duplicates/ace8te/fmt_cured_my_bipolar_1_disorder/

Mikrobiyata nakliyle iyileşen Epilepsi
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5442093/

Bunlar beyin hastalığı değil

C: Soru yanlış formüle ediliyor.
C: Çoklu sistem çökmesinin bir özelliği.

C: Öncelikle sistem tasarımının yıllarca kötü kullanılması neticesinde gen ifadesi değişti.

S: (L) Bu Gedgaudas'ın yazdığı şeyle mi ilgili? Uzun yıllar boyu karbonhidrat, tahıl ve benzeri şeyler yediğinde, vücudun ona koşullanıyor ve bunu değiştirmek çok zor hale geliyor. Meselenin bir parçası da bu mu?
C: Evet ve fazlası.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com