Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

İyi, basit; kötü ise çok yönlüdür

Başlatan Rekalis, 17 Mart 2010, 18:00:48

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Rekalis

Aristoteles'in bu sözü beni çok düşündürüyor. Yani yanılmışmıdır, iyi düşünmüşmüdür yoksa bu söz ona bile ait değilmidir. Aslına bakarsanız beni ilgirendiren kısmı bende alnen böyle düşünürüm. Yani İyi diye tabir edilen davranış ve düşüncelerin felsefesi basit olmalı herhalde. Çünkü kafa karıştıran herşey amacından sapbilir, yön değiştire bilir yada en azından doğru anlaşılmaz. Bencede iyinin başitliği kötününde çok yönlülüğüyle ünlü olması doğru fikir gibi geliyor.
 Kasyopyalıları ne zaman dinlesem çok basit anlatımlarda bulunuyorlar. Demek istediğim tabla kullanılmasından dolayı az kelime kullanmaları değil sorulan soruların bile basit olmasını istemelerinden kaynaklanıyor. Basit ne net çalışıyorlar. Yani bir düşünün siyasetçiler nasıl konuşuyor. Bu yüzden politikacılardan nefret ederim.
 Kötünün karmaşıklığı onun temelinin ve felsefesinin normal insanlar tarafından anlaşılıp yüzeye çıkmasını engellemek için oldukça mantıklı. Yani bankacılık sistemi falan mesela.

 Aristoteles yanılıyorsa bende bu güne kadar yanılmışımdır bu konuda. Kasyopyalıların vurguladığı gibi; "evrende herşey ders. İyi kötü göreceli." de 3. boluttayız :)
\"Doğduğun zamanı hatırla, sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde. Sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin yine sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine karşın bu dünya yine de insanoğlunun biricik, güzel mekanıdır.\"

Tgur

#1
İsabetli bir dokunuş ,kötünün detaylarla kendini sarmalaması,
Hele finans sisteminde ve özellikle bizde,geçenlerde devlet ricalinden biri ,bankaya baksak, bakma parası diye hesaptan para çekiyorsunuz şeklinde yakınıyordu,

Düzeltmek için gerekeni yapmak yerine..

Adı lazım değil kolayca bulursunuz ,geçenlerde bir banka "Arife tarif" diye bir usul buldu ve onu uygulamaya başladı,Bu uygulama hesap işlemlerindeki çeşitli masrafları düzene koyacakmış yani parça parça alıp gizlemeye çalıştıklarını tek bir ad altında toplamayı öngörüyormuş ve sorup müsaade almadan tatbik etmeye başladı,yani bir manüplasyon ve hemen uygulama,
Ardından bu işlemlerde değişik alternatifleri sunan başka paket açılımları ortaya koydu,yani şu yolu seçerseniz şu kadar avantajlı olursunuz ,"arife tarif" seçenek şekilleri.
İşte bu da bir manüplasyon ve uygulama ,daha sonra bu mutlakmış gibi dayattırılan usülün mantıksallaştırması için yapılan diğer bir kandırmaca..

Bana bu örnek ,illüzyon ve ardından mantıksallaştırma uygulaması için çok yakın olduğundan ilginç geldi,
Hatırlarsınız ,cinsiyet ve açlık ikilemine indirgenilen insan yaşamını bu illüzyonu mantıksallaştırmak için "kamasutra" uygulamalarını ortaya çıkardılar, şeklinde Kasyopya celselerinde ufak bir bölüm geçmişti.



Tiversonus

#2
:)) "Ne olmuş Kamasutra'ya! Sorun Kamasutra'da değil, bunun yanlış yorumlanmasında! Biz 3. yoğunluk insanları müthiş yanlış yorumluyoruz Kamasutra'yı...Kamasutra bilgidir, yşuktır, geometridir, estetiktir, jimnastiktir, sevgidir.."...:)) Kamasutra da sarı kuşağım var benim:)) Neydi bu Kamasutra yaaa???


Özür dilerim eski yazılımdan kalan bir cümleydi...Vallahi Tgur abi, yanlış anlamayın ama bir eleştirmeyeceğiniz bu Kamasutra kalmıştı:)) Ve onun da canını okudunuz vallahi.


Ra Bilgileri'nde Venüs gezegeninde cinsel enerji aktarımı ile 4. bilinç yoğunluğuna geçtikleri anlatılır. Belki o gezegenin şartları çok daha uygundur buna ya da genetik bozulmaları da fazla yoktur, tam bilmiyorum, ama Bir'in Yasası ile titreşenler cinsel enerji aktarımı ile Sonsuz Zeka'ya ulaşabilirler diye düşünüyorum, ama şartlar ve koşullar uygun olmalı sanırım...Burada "sevgi ile yapılan" yerine ki bu çok yanlış anlaşılıyor "Bir'in Yasası ile titreşenler" demek çok daha doğru olur diye düşünüyorum, işte bu biraz bu zamanlarda zor, bunu kabul etmek gerekir.


Elbette insan etinin metalaştırılması/maddeleştirilmesine dikkat çekiyorsunuz diye düşünüyorum. Bu çok doğru bir tesbit. Sorun daha çok Ruhsal titreşim yönelimi ile ilgili olmalı diye düşünüyorum. Segi ile yapılan cinsellik tıpkı göksel sistemlerde olduğu gibi Evrenleri yaratır ya da bir farklı şekilde tohumlama yaparlar diye düşünüyorum. Ve göksel sistemler orgazm olurlar ve yaşam ekerler, benim düşüncem bu yönde...


Sevgili Mevlana'nın şiirinde paylaştığı şu cümle çok dikkate değer "put puta tapanındır" , yedi Bilinç yoğunluğunda her tür Bilinç olacaktır. Ve sanırım Dünya Gezegeni Evrende "sorunlu" bir bölge. Evet bunu sezmek mümkün, bir şekilde burası çok "sorunlu" bir bölge kalmış ve Atlantis Karması üzerine bu karmanın dengelenememesinin sonucu, sonuç derken özgür iradelerce seçilmiş olanın doğal sonucu, sanırım Gezegen için büyük sorun yaratıyor...Ve eklemek istediğim başka bir nokta şu; Tanrı gücü kutuplu değildir eril ve dişil anlamda ve her zerre de bu güç vardır, işte onu sapmalarımızdan arınarak ortaya çıkarmak yani Bir!in Yasasına göre dengelenmek bu gezegen insanları için tek çıkar yol gözüküyor...Ve hep devrede olan Özgür İrade lerdir diye düşünüyorum, aksi halde Işığın Dengeleyicilerinin İşlerini iyi yapmadığı gibi yanlış bir çıkarım ortaya çıkar ki bu büyük bir sapma olur. Bence gerçekten sorunlu bir DNA ve diğer faktörlerimiz var.


Daha büyük sıkıntılardan kurtulmanın tek gerçek yolunun Bir'in Yasası'na doğru hem bireysel hem de toplumsal olarak dengelenmek olduğunu düşünüyorum. Ve işte bu yasa içinde olan bir durum var. Bu, Özgür İradelere saygılı olmak durumu, tam burada öneri, uyarı, tavsiye veya eskilerin deyimiyle "nasihat" dışında diğer bilinçlere karışmak pek bu yasa ile uyuşmuyor... Belki sistem çöker ama bu Yasa ile titreşenler frekansları sayesinde korunurlar, her bilinç biriminin seçimleri ile "doğru bir yerde" olduklarını düşünüyorum, yaoksa dengeleme işimi eksik bırakıldı? Hayır bence bu değil, sonsuz olasılıklar içinde çok ama çok problemli bir yapımız var gözüküyor, tüm Evren içinde...Ama işte bakın öğrenmeyi seçmiyor mu İnsanlar başka bir yol ile "Kristal Çocuklar" geliyor, direk öğrenmiş olarak, bunun bile yapılıyor olması Dengeleme açısından; Gezegen içindeki insanların probleminin büyüklüğünü gösteriyor kanımca, bu tıpkı bir futbol takımının başka ligden transfer yapması gibi, ilginç değil mi?


Ve açıkça şunu düşünürüm; Dünya gezegeninde Kendine Hizmet'in İki temel dayanak noktası vardır: Birincisi bozulmuş üst boyutlar bilgisi ki bu kendini şimdiki "Dinsel Kurumlar" olarak ifade ediyorlar ve ikincisi ise "Kapitalist Sosyal ve Ekonomik Sistem"...Ve bu noktaları savunanlar kendiliğinden bırakmayacaklar gibi gözüküyor ve şimdi bunun üzerine düşünmek gerekiyor, nasıl Denge kurulabilinir? Kristal Çocukları durdurmak için bu iki cephe neler peşinde, neler yaptılar ve neler planlıyorlar? İşte bize bir gelecek kurgusu için veriler! Ve bir şeilde veya bir çok şekilde denge kurulacaktır, herkes yedi bilinç içinde yerini kendisi seçecektir ve denge kurulur ama çeşitli seneryolar da sözkonusudur, bu sadece bizim seçebileceğimiz veya karar verebileceğimiz bir şeydir. Biz insanların ya da İnsan bedenindeki Ruh'ların.


Genel olarak ne yapılabilir ve Bireysel olarak?


 Genel olarak yapılacak şey; Bilgi paylaşımıdır. Bilgiyi özgür iradelere saygılı olarak Ruh'un ya da diğer Ben'liklerimize ulaştırmaktır. En etkili yol bu, öğrenmek/öğretmek ya da öğretmek/öğrenmek.


Bireysel olarak ne yapılabilir? Bireysel olarak sapmalarımızdan arınmak üzere spiritüel çalışmalar yapmak gerekiyor, çalışmak gerekiyor, nefes egzersizleri, meditasyon, derin tefekkür gerekiyor. Bedenin dengelenmesi gerekiyor. Aklın yazılımlardan bilgi temelinde temizlenmesi gerekiyor, Ruh'sal temizlik gerekiyor. Kısaca Ben'liğin sapmalarından bir ölçüye kadar arınması gerekiyor. Bir'in Yasası'na göre bir ölçüde dengelenmesi gerekiyor. Bu belki yüzde 51 zararsızlık diye ifade de edilebilir. Ve işte sonra ancak, Gezegenin ve Bütünün Hayrına Birlikte Yaratanlar olarak realitemiz, Dünyamız, Evreni değiştirebiliriz.

Her iki çalışma da da Bir'in Yasasının olmazsa olmaz koşulu olan Özgür İradelere saygı da saflaşmamız gerekiyor.

Ve önce kendimizi değiştirmemiz ya da dengelememiz gerekiyor. Başka bir ifade ile "ölmeden ölmek" gerekiyor. Ve burada müthiş bir tuzak var, kişinin odağını ve enerjisini devamlı "dışarıda tutmak üzere oyalamak" türü frekans tuzakları. Müthiş bir tuzak bu, kişinin kendini değiştirerek, başkalarını değiştirmeyi önleyen bir tuzak.

Bireylerin ve Gezegenin tek çıkış yolu kanımca Bir'in Yasasıdır ve buna göre dengelenmek ilk adımdır.

Tgur

#3
"Özür dilerim eski yazılımdan kalan bir cümleydi...Vallahi Tgur abi, yanlış anlamayın ama bir eleştirmeyeceğiniz bu Kamasutra kalmıştı:)) Ve onun da canını okudunuz vallahi."

Bir eleştirmeyeceğiniz bu kalmıştı gerçekten kırıcı ve ağır,

Neyi eleştirdik veya karşı geldik,

Sözlerimizin tümü "Gerçek göreceliliğin sınırsızlığında sonsuz yüzlüdür" kalıbına uyar ,tabi bu kalıbın sınırsızlığını da kabul eden bir anlayış sahibi olursanız..

Sizlerle paylaşım ve öğretme/öğrenme dışında bir gayeyi taşımıyoruz,
Mevcut faaliyeti motive eden davranış dışında bir endişe de taşımıyoruz,gerçekten bahsi geçen evrensel konuların elit bölümünde bu siteyi muhafaza etmek için gayret gösteriyoruz , safiyane genel düşüncemiz bu.

Burada anladığım ve gelmiş olduğum bir gerçeği söylemek zorundayım ,
paylaşma adına ortaya konanlar sizin yorumlarınıza uygun yazılmadığı takdirde sert ,kırıcı yargılamalarınıza maruz kalıyor,bu da insanın yazma ve paylaşma isteğini yok ediyor..

Bazen bu siteye girenleri seleksiyona tabi tutar bir frekans ölçücü görevini yükleniyor gibisiniz..

Ölçün,serbestsiniz ,ama kendinizi de bu ölçüme davet ediniz,

Sevgiler ..


Tiversonus

#4
Sevgiler,

Bunu cevap olsun diye yazmıyorum, sadece bana karşı dikkat çektiğiniz konuları, dikkatle bir tavsiye olarak algıladığımı ve üzerinde düşüneceğimi, bunu önyargısızca yapacağımı ve böyle bir frekansta olduğumu açıklamaktır. Teşkür ederim.




erica arborea

#5
"içinizdeki 'iyi'den söz edebilirim, ama 'kötü'den edemem, çünkü 'kötü' kendi açliği ve susuzluğu nedeniyle işkence çeken 'iyi'den başka nedir ki?"
halil cibran