yaşanmış, ilginç olaylar

Başlatan erica arborea, 27 Ekim 2010, 13:27:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

erica arborea

4 yaşındaki bir çocuk ne zaman ambulans sesi duysa annesine \"anne bak, ben bir gün balkondan atlayacağım ve nani nani beni gelip alacak. \" diyor. evleri 4. katta ve annesi de her defasında çocuğa bunun çok tehlikeli olacağını çocuğun anlayacağı bir dilde anlatmaya çalışıyor. bir yandan evde önlemler almaya çalışıyorlar, yalnız bırakmıyorlar. sonunda çocuğun ikiz kardeşi, anne mutfaktayken gelip haberi veriyor \"anne kardeşim pencereden atladı.\" balkon kapısı kilitli olduğundan perdenin altından süzülüp, pencereden atlamış. nani nani gelip çocuğu hastaneye götürüyor. ameliyat, yoğun bakım süreçleri ve derken bir kaç gün içinde beyin ölümü gerçekleşiyor, organların bağışlanması söz konusu oluyor. ailenin, daha önce çocuğun böbrek yetmezliği çeken dayısı veya amcası için böbrek bulamama hikayesi var ve babası oğluna böbreğini vermiş. aile bu konuda duyarlı ve çocuğun bütün organları bağışlanıyor. bu olaya fantastik bir çocuk hayali olarak bakmak elbette mümkün değil. pek çok çocuk uçabilmenin hayalini kurar ama bunu denemez. çünkü bu hayali kuracak kadar büyüdüğünde, ölebileceğini de bilecek yaştadır. bu çocuğu çağıran ses ambulans sesi, uçma hayali değil... böylesine şiddetli bir içsel istek duyan ve kararlı bir çocuğu engellemek, telkinle fikrinden vazgeçirmek çok zor. kilit nokta ise ailenin organ bulamama hikayesi... dünyaya ikiz olarak gelen bu çocuk en az 4 kişiye organ ve hayat verdi. geride kalan ikiz kardeşi ise onun feda ettiği hayatı, onun yerine de yaşamaya devam edecek. 2010 mayıs ayında gerçekleşti bu olay.

şimdi bu çocuk doğuştan BH mi?  
 

bozadi

#1
ilginç, oldukça etkileyici bir olay. ve pek çoğundan haberdar olamasak da, bu ve benzer denebilecek çeşitli olaylar sandığımızdan sık gerçekleşiyor muhtemelen. berrin türkoğlu'nun ve yasemin/ergun candan'ın bu tür olaylarla ilgili bir iki kitabını incelemeye çalışmıştım bir ölçüde. çok etkileyici olaylar meydana geliyor gerçekten her zaman.

peki bu olaydaki çocuk doğuştan BH mi... bence değil. hatta genel olarak, bu gezegende doğuştan bh olmak gibi bir durumun imkan ve makullük sınırları içinde olduğunu sanmıyorum. bir varlığın, özellikle de doğum yoluyla dünyaya gelmiş bir varlığın bu dünyada gezinebilmesi için %51 pozitifliğin altında bir seviyede bulunması gerekir gibi düşünüyorum. ra'da tanımlandığı şekliyle 4, 5 ve özellikle 6. yoğunluk BH'den buraya gelen gezginler, burada takılabilmek için buranın frekanslarına uyumlanmak, KH ağırlıklı diye tanımlanabilecek frekans sınırları içine girmek ve "olmak" zorunda kalıyorlar. önemli olan, bu müthiş frekans düşürme/uyarlama olayından sonra o varlık uzantısının kendi nispi özerkliği içinde kh frekanslarından bh frekanslarına doğru bir yönelim içinde olup olmayacağı gibi görünüyor (ve bunun derecesi, sapmaları, ortalaması vs).

eğer yüksek alemlerden pozitif varlıklar kendi pozitiflik frekanslarını bu karanlık alemin içine doğrudan daldırıp birşeyleri dönüştürmek isteselerdi, tepeden inmeci, müdahaleci bir tavır almış olurlardı. bunun pozitiflikle bir ilgisi olmazdı. bu seviyedeki varlıkların öğrenme süreçleri açısından da faydalı olmazdı bu.

büyüklerin çocuklara doğrudan hitap edememesi gibi birşey bu herhalde. onların 'doğal' ilgi/dikkat alanlarına girmek için onların seviyesine inip oradan birşeyler yapmak zorunda kalıyorlar. çocuk derken, 3. yoğunluk dünya insanlığı genel olarak. 4, 5, 6. yoğunlukla karşılaştırıldığında.

sevgili erica, konuyla ilgili görüşlerimi paylaşmaya devam etmeden önce şunu söylemek isterim: bu tür şeylerle ilgili öğrendiklerimi, düşündüklerimi ve görüşlerimi, 'dayatmacı' ve gereksiz bir şekilde sert/ezici görünen bir tavırla ifade etmek gibi kötü bir huya sahip olduğumu gözlemliyorum üzüntüyle. bu anormalliğimi giderek dengelemeye çalışıyorum. belli ki diplomasi ve genel olarak ilişki yönetimi konularında derslerim çok eksik kalmış ve şimdi başıma çok dert açıyor. lütfen sana özel bir olumsuz tavır olduğunu falan düşünme bunun. ve giderek normalleşeceğime inanıyorum.

erica arborea

#2
öncelikle, senin kendinle ilgili sıraladığın olumsuz düşüncelere sahip değilim. aksine sorduğum soruya verdiğin yanıt çok açıklayıcı ve aydınlatıcı olduğu için senin bana hizmet ettiğini düşünüyorum ve müteşekkirim.

doğuştan BH olunmayacağı konusunda ikna oldum, peki o zaman ne diyelim, kader mi?
 

bozadi

#3
bu problemimle ilgili açıklamadan sonra, tartışmakta olduğumuz konuyla ilgili, eksik kalmasını istemediğim bir iki görüşümü daha ifade etmek istiyorum.

%51 ve üstü bir pozitiflik seviyesiyle bu dünya üzerinde dolaşmış, ve halen dolaşıyor olabilecek istisnai varlıklar vardır mutlaka. mesela isa, "mesih"lik seviyesine ulaştığında muhtemelen %51 sınırını geçti bu dünyada, hem  de bu dünyadan hemen göçmeden. ama o da fazla kalamamış. kalamazdı da. bu doğal olmazdı. dünyayla ilgilenmeye devam etmek üzere bir ara aleme geçmiş/alınmış, kasyopya celselerinde geçtiği kadarıyla.

yine kasyopya celselerinde, dünyaya "walk-in" denen yolla (bedenini terk eden birinin bedenini devralma yoluyla) doğrudan gelen az sayıda da olsa üst yoğunluklardan saf BH varlıklarının mevcut olduğu bilgisi geçiyordu. bunlar istisnai vakalar ve muhtemelen de kısa vakalar ve spesifik bazı misyonlar/işler görüp çekilme şeklinde gerçekleşiyor.

evet, hakkında henüz hiçbir bilgi ve fikir sahibi olmadığım kimbilir başka neler neler vardır. ve bunlarla ilgili bilgilerim arttıkça, şu ana kadar düşündüklerimde de elbette çeşitli değişiklikler olacaktır. epeyce yamulma deneyimlemeyi göze alarak bu kadar atıp tutuyorum zaten. ama ben daha iyisini bilene kadar, en iyisi bu! egosal yönlerimle dalga geçmeye yönelik bir espiriydi. :))) (ama kendi içimde, kendi açımdan, ve herkesin kendi içinde kendi açısından, geçerli/doğru bir beyandı, değil mi?)

bozadi

#4
Alıntı Yapöncelikle, senin kendinle ilgili sıraladığın olumsuz düşüncelere sahip değilim. aksine sorduğum soruya verdiğin yanıt çok açıklayıcı ve aydınlatıcı olduğu için senin bana hizmet ettiğini düşünüyorum ve müteşekkirim.

böyle düşünmene çok sevindim. :)

Alıntı Yapdoğuştan BH olunmayacağı konusunda ikna oldum, peki o zaman ne diyelim, kader mi?

bu o çocucuğu 'oynayan' ruhla, o aile/akrabalar arasındaki bir anlaşma muhtemelen. o çocuğun ruhunun sıradan bir ruh olmaması mümkündür, hatta muhtemeldir bence. veya eğer sıradan bir 3. yoğunluk ruhsa/uzantıysa, belki de geçmişte o bireylere ciddi bazı kötülükler yapmıştı. şimdi kendini bağışlatmak için yapıyor olabilir bunu. üstelik bir taşla pek çok kuş vuruluyor. [ne kadar vahşi bir deyim, değil mi? :) ] hem ilgili bireyler arası bir karma dengelenmiş oluyor, hem de bu olaya şahit olan, duyan, tartışan insanların dikkati pozitif etkiler yaratıcı spiritüel konular üzerinde çekilmiş, bu yönde düşünme fırsatı sunulmuş oluyor.

olay bu iki açıklamanın dışında bir sebep-sonuç ilişkisiyle de ilgili olabilir. ikisinin ve başka bazı hususların bir karışımı olabilir vs. sebep-sonuç ilişkileri genellikle sandığımızdan çok daha fazla faktörü kapsadığı için, lineer bir şekilde tek bir sebep-sonuç bağlantısı üzerinde konsantre olmak faydasız olabilir. maharaj'ın ve benzer bazı büyüklerin, "sebep-sonuçlara takılmayın" tarzında tavsiyelerinin bununla ilgili olduğunu düşünüyorum. her olayın çok boyutlu yönleri, açıklamaları, nedenleri var. ama biz dünyada genellikle lineer, tek boyutlu bir bakış açısına eğilimli olduğumuz için, ve bilgilerimiz nispeten çok yetersiz olduğu için, sebep-sonuç konularına pek işe yaramayan şekillerde yaklaşabiliyoruz. bunu kendime de söylüyorum tabi ki. yani ders verirmiş gibi bir tavır içinde görünmek istemem. çünkü bu dersleri kendim de almış değilim.

ama sanırım bazen sanki o dersleri almış gibi bir "taklit" yapıyorum. eh, çocuklar taklit ede ede öğreniyor, değil mi? :))) sonuçta taklit etmeye çalıştığım şeyi gerçekten kavramak/olmak istiyorum! (bunu gerçekten isteyen 'parçalarım' var anlamında)

erica arborea

#5
ikiz olarak dünyaya gelmesi, ne yaptığını/dünyaya geliş amacını biliyor gibi davranması, organ yetmezliği hikayesi olan bir aileden gelmesi  bütün bunlar dikkat çekici. bazen işimize gelmese de, bazen başımıza gelenler nefsimize ağır gelse de bentov'un dediği gibi "iyi bir sistem bu" :)
 

bozadi

#6
evet! bu gerçeğe karşı olan ve derecesini giderek arttırmak istediğim inancımı, güvenimi kılavuz edinmeye niyet ediyorum kendime.

karmik durumlarım nelerdir, bundan sonra lüzumsuz yeni karmik yükler yaratır mıyım, dünya insanlığının toplu karması bundan sonra bireysel ve kitlesel olarak karşımıza daha neler çıkarır, ve şu anda inancım, bilincim dediğim şey tüm bunlardan nasıl etkilenir bilemiyorum ama rotamı bu inancın, ilhamın, güvenin kılavuzluğunda çizmeyi denemekten başka bir yol biçemiyorum kendime.

bozadi

#7
hepimizin bu doğrultuda dayanışabilmesi ne kadar güzel olur.

erica arborea

#8
başka bir yol yok zaten :) gps sistemi gibi... sen, onun yönelttiği değil, başka yöne gidiyorsan, o senin yeni konumuna göre yeni bir rota belirleyip, yine seni kendi yoluna yöneltiyor. yol senin seçimlerinle uzayabiliyor, aynı sokaktan 2 kere geçerek zaman kaybedebiliyorsun, yolunu kaybedip, frekanstan çıkıp oturup ağlıyorsun ya da kestirme yol buluyorsun bazen kaybetiğin zamanı geri kazanıyorsun... ama gps devamlı frekansta, sürekli konumunu takip ediyor, sürekli yönlendiriyor, yeter ki senin cihazın açık olsun.
 

bozadi