Kasyopya Celselerine Saldırılar Neden Bitmez?

Başlatan Tiversonus, 09 Ağustos 2010, 22:52:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Öncelikle bu başlığı açıp açmamanın verimli olup olmayacağı konusunda uzunca düşündüğümü belirtmeliyim. Verimli diye düşündüğüm; kendi cephemden -elbette bir grup olarak biraraya gelmiş kişiler olarak- celselerin kalan bölümlerinin türkçe olarak yayınlanmasına gidebilecek enerjinin ve kendi dengemize harcanacak enerjinin bir miktar kayba uğraması tehlikesini düşünmem. Bir konuda serbestçe bir fikre sahip olmanın normal olduğunu düşünüyorum, bunun ötesinde enerjilerinin büyük bölümünü başkalarına açık ve yarı gizli bir saldırı olarak kullanılmasının çok enerjiyi harcadığını görmemek mümkün değil. Direk ve dolaylı kazanımları hedef alan saldırılar hiç bitmedi, Kasyopya Celselerini yayınlamaya gayret ettikçe. Yaklaşık bir onbeş gündür ve bununda son bir haftasında bilgisayar başında oturacak durumu bulamadım. Ancak kısa süreli siteyi takip ve eklemeler dışında yatakta uzanmak zorunda kaldım ve hala devam ediyor. İşin garip tarafı belirli bir sıkıntım olmamasına rağmen ve antibiyotik ve diğer tüm önlemleri almama rağmen geçmeyen bir sapmam /ağrım oluştu. Yinede nefes egzersizlerini ve diğer çalışmalarımı yaptım ve fazlaca da yaptım, tıpkı bu gün iki kez nefes egzersizi yapmam gibi. Yine de yazımın şu anlarında bitirme ihtiyacı duyuyorum. Bütün bunlar bana pek de şaşırtıcı gelmiyor. Ve uzunca yıllar içinde çok daha fazla derin tefekkür yapma imkanı bulmam da bu olayın bana kazançlı gelen bir tarafı. Evet uzunca tek tek kavramları düşünebildim. Fırsat buldukça yazmayı düşünüyorum. Bu bir açıklama niteliğinde bir yazı.

Son olarak şunu belirtmek isterim ki; 4BH ekibi olarak elimizden geldiğince bu sorunları da aşacağız ve celseleri türkçe yayınlama amacımıza hiç bir negatif saldırı engel olamayacak. Buna gönülden inanıyorum.

Tiversonus

#1
1. Ra Bilgileri ve Kasyopya Celseleri ve Pleiades Öğretileri

A.Ra Bilgileri ve Kasyopya Celseleri

Kişisel olarak bu üç kitabın (celselerin) eşsiz ve birbirlerini tamamlayan bir üçleme olduğunu düşünüyorum.

Bir örnek ile açıklamaya çalışayım:


Robot'lar, Siyahlı Adamlar




SORU: İçinde bulunduğumuz bu zaman diliminde, Dünya üzerinde bulunan ve bizim toplumumuz içinde gözle görülür şekilde faaliyette bulunan Orionlu ya da Konfederasyonlu varlıklar var mıdır?

RA: Bu zaman diliminde, her iki gruptan da kimse aranızda bulunmuyor. Ama Orionlu haçlılar kendi peylerini sürmek, davetlerini yapmak, girişimlerde bulunup kumanda etmek için iki türlü varlık kullanırlar. Birincisi düşünce-formlarıdır, ikincisi ise bir çeşit robottur.


SORU: Robotu tarif edebilir misiniz?

RA: Robot aranızdan herhangi bir varlığa benzeyebilir. Robotlar yapaydırlar.


SORU: Robot normalde "Siyahlı Adam" denilen şey midir?

RA: Hayır, bu doğru değil.



SORU: Peki "Siyahlı Adamlar" kimlerdir?

RA: Siyahlı Adamlar, düşünce-formu tipi varlıklardır. Onlara belli fiziksel özellikler de verilmiştir. Ama, titreşimsel yapıları, üçüncü yoğunluk derecesinin titreşimsel özelliklerini taşımaz; onun için de gerektiğinde materyalize ve demateryalize olabilirler.



SORU: O halde bütün bu Siyahlı Adamlar, Orion haçlıları tarafından mı kullanılıyorlar?

RA: Evet, doğrudur.





Ra Bilgileri 1 (s.167,168,169)



Ra Bilgilerinde sorulmuş robotların ve düşünce formlarının (siyahlı adamlar) varlığı bildirilmiş.


Bu "robotlar" aranızdaki herhangi birine benzeyebilir denilmiş. Burada aklıma o kadar çok soru geliyor ki anlatamam, ve neden merak edilip te bu sorular sorulmamış? Acaba soruldu da kitaba mı konulmadı? Bilmiyorum. Ama insan merak ediyor.

Buradan anlaşılan insana tıpatıp benzemeleri, yani ayırt etmesiz zor gözüküyor. Peki bu robotlar, bir boyut kapısından girip bir süre sonra geldikleri yerlere mi gidiyorlar? Ya da insanlar arasında sürekli mi yaşıyorlar? Sürekli toplumda yaşıyorlar ise nasıl bir kimlik ediniyorlar? Bir başkasının kimliği ile mi toplumda dolaşıyorlar?

Belki daha önemli sorular şunlardır: Bu robotlar ne iş yapıyorlar? Amaçları nelerdir? Nerede yatar, nerede kalkarlar? Özgür İrade Yasası'na aykırı değil midir bu robotların KH tarafından kullanılması?


İşte Kasyopya Celsleri, bu ve benzeri "sorulmayan soruları" sormuştur. Dolayısı ile farkı budur, uyumludur.


Bir gözlem olarak şunu söyleyebilirim: Ra Bilgileri'ni okuyan bir çok kişi detay gibi gözüken ama asla detay sayılamayacak bu tür konuları görmezden gelme eğilimindedirler. Bu belki psikolojinin bir konusu olabilir. Ve bu şekilde de çok az görülecek konular olarak kalacaktır. Kalmayanlar, merak edenler ise Pleiades ve Kasyopya celslerine yönelirler. Neden üçleme gördüğümün temelleri burada yatar.

Tiversonus

#2
8. celse, 5. kitaba en çok malzemenin aktarıldığı celselerden biri. görüşlerimizi paylaşabilmemiz için çevirip aktarıyorum:

SORU: Dün yaptığımız celsede bir yerde şöyle dediniz: "Belirli bir oranda iniş gerçekleşiyor. Bu inişlerden bazıları kendi insanlarınızın inişleri. Bazıları Orion olarak bildiğiniz grubun inişleri." İlk sorum şu: 'Kendi insanlarınızın inişi' derken neyi kastettiniz?

RA: İnsanlarınız bu zaman/mekanda, tanımlanamayan uçan cisim olarak bildiğiniz şekil ve türde araçlar yaratabilecek teknolojik ilerlemişliğe sahip. Ne yazık ki insanlarınızın sosyal hafıza kompleksi titreşim oranından dolayı bu araçların yapılış amacı insanlığa hizmet değil, potansiyel yıkıcılık. Bu da sosyal hafıza kompleksinizin titreşim bağlantısını iyice bulandırıyor ve başkalarına hizmete eğilimli olanların da, kendine hizmete eğilimli olanların da sosyal hafıza kompleksi için zeki sonsuzluğa kapı açan enerjiyi/gücü elde edemediği bir durum meydana getiriyor. Bu da hasadın küçük olmasına neden oluyor.

SORU: Kendi insanlarımıza ait o araçlar şu anda kullanılmıyor mu? Nerede bulunuyorlar?

RA: Bahsettiklerimiz üçüncü yoğunluk araçlardır ve çeşitli ülkelerinizin askeri bölümünün bir parçasıdır.

Üsler çeşitlidir. Güney sularınızda, Bahama yakınında, ayrıca Pasifik denizlerinizde, Şili'nin deniz sınırlarına yakın yerlerde denizaltı üsleri var. Ay'ınızın üzerinde üsler var ve şu anda o üsler üzerinde yeniden çalışma yapılıyor. Topraklarınızın üzerinde hareket eden üsler var. Göklerinizde üsler var. Bunlar sizin insanlarınızın üsleridir, çok sayıdadırlar ve dediğimiz gibi potansiyel olarak yıkıcıdırlar.

SORU: Bu araçları kullanan insanlar nereden geliyor? Dünyadaki herhangi bir ülkeyle mi ilişkililer? Kaynakları nedir?

RA: Bu insanlar seninle veya benimle aynı yerden geliyorlar; Yaratıcıdan.

Soruda daha yüzeysel bir anlamda kastettiğin şey itibariyle, bu insanlar sizin ülkenizin ve diğer ülkelerin devletlerinin ulusal güvenliğinden sorumlu insanlardır.

SORU: Yani ABD'nin de denizaltı üslerinde böyle araçları var, doğru mu?

RA: Doğru.

SORU: ABD bu araçları yapacak teknolojiyi nasıl öğrendi?

RA: İnsanlarınızın Nikola titreşimsel ses kompleksiyle bildiği bir akıl/beden/ruh kompleksi vardı. Bu varlık ilüzyondan ayrıldı ve gerekli bilgileri içeren kağıtlar, sizin ülkenizin güvenliğine hizmet eden akıl/beden/ruh kompleksleri tarafından alındı. Dolayısıyla insanlarınız ilgili temel teknolojinin bilgisini elde etti. Ruslar olarak tanımladığınız akıl/beden/ruh komplekslerinin durumunda, o teknoloji yaklaşık olarak 27 yıl önce Konfederasyona bağlı bir grup tarafından, insanlarınız arasında bilginin paylaşılması ve huzurun sağlanmasına yönelik bir çabayla verildi. Bu varlıklar bu bilgileri vermekle hata ediyordu ama bu döngünün sonunda hasadınıza yardımcı olmak için pek çok şey yaptık ve bazı yardım türlerinin de ne kadar budalaca olduğunu öğrendik. Bu yardımlara olan ihtiyacın ve insanlarınızın çağrılarının kat be kat artıyor olmasına rağmen şu andaki yaklaşım biçimimizde daha dikkatli olma nedenlerimizden biri de bu.

SORU: Denizaltı üslerindeki o araçlar kafamı karıştırdı. Bu teknoloji diğer tüm silah türlerini gölgede bırakacak kadar gelişkin mi? O araçların içine binilip uçulabiliyor mu, yoksa sadece taşıma için mi kullanılıyorlar? Güç kaynaklarının temel mekanizması nedir? Söylemeye çalıştığım şey: buna inanmakta gerçekten zorluk çekiyorum.

RA: Araç bazı durumlarda yanlış bir adlandırma olabilir. Bunlara silah demek daha uygun olur. Kullanılan enerji, Dünya küresini kutuplaştıran elektromanyetik alanın enerjisidir. Bu silahların iki temel türü vardır: insanlarınızın psikotronik dediği silahlar ve insanlarınızın parçacık ışını dediği silahlar. Bu teknolojide mevcut olan yıkım miktarı çok büyüktür ve bu silahlar hava/iklim kalıplarını değiştirmek ve şu anda gezegeninizi çevreleyen titreşimsel değişimi geliştirmek için pek çok durumda kullanıldı.

SORU: Bunu bir sır olarak saklamayı nasıl başardılar? Bu araçlar taşımacılıkta neden kullanılmıyor?

RA: Ülkelerinizin devletleri, düşman olarak tanımladıklarınızdan bir saldırı gelmesi durumunda bu silahları sürpriz bir şekilde kullanabilmek için bunları gizli tuttular.

SORU: ABD'de o araçlardan kaç tane var?

RA: ABD'nin elinde şu anda bu araçlardan 573 tane var. Bu sayıyı arttırma sürecindeler.

SORU: Bu araçların maksimum hızı nedir?

RA: Bu araçların maksimum hızı, Dünya enerjisinin karesine eşittir. Bu alan değişkendir. Sınır, yaklaşık olarak, sizin deyişinizle ışık hızının yarısıdır. Bu da tasarımdaki hatalardan kaynaklanıyor.

SORU: Bu tür bir araç, ulaşım/taşımacılık alanında mevcut olan pek çok enerji sorunlarının çözümüne de yakın değil mi?

RA: İnsanlarınızın şu anda sahip olduğu teknoloji, mevcut deneyim kavşağınızda sosyal hafıza kompleksiniz için büyük sıkıntı yaratan tüm sorunları çözmek için yeterlidir. Fakat bazı varlıklarınızın güçlü enerji diyeceğiniz şeye yönelik sapmaları, bu çözümlere olan ihtiyaç çok çok artıp da o sapmalara sahip olanların güç yönünde daha da sapabilmelerini sağlayacak bir hale gelinceye kadar bu çözümlerin paylaşılmamasına neden oluyor.

SORU: Bu zaman süresi içindeki inişlerden bazılarının Orion grubu tarafından yapıldığını söylediniz. Orion grubu neden buraya indi? Amaçları nedir?

RA: Onların amacı fetihtir ki bu, çağrı almayı bekleyen Konfederasyon'un amacından farklıdır. Bu Orion diye bilinen grup kendini fethe davet eder.

SORU: İndikleri zaman spesifik olarak ne yaparlar?

RA: İki tür iniş vardır. Birincisinde, insanlarınız arasından varlıklar onların araçlarına alınır ve gelecekte kullanım için programlanır. İki veya üç seviye programlama vardır. Birincisi, bunu araştıranlar tarafından keşfedilecek olan seviyedir. İkincisi bir tetikleme programıdır. Üçüncüsü ise varlığı kristalize eden, onu cansız bir yol gösterici olarak kullanılacak duruma getiren en derin tetikleme programıdır. Bu da bir iniş biçimidir.

İkinci iniş türü, sudan girilerek Dünya'nın kabuğu altına yapılan inişlerdir. Yine, Güney Amerika ve Karayip bölgelerinde ve kuzey kutbu denen yere yakın yerlerde. Bu varlıkların üsleri yeraltındadır.

SORU: Orion grubunun fetih yoluyla amaçladığı şey nedir?

RA: Daha önce de söylediğim gibi, amaçları, kendi titreşimsel bileşimleriyle rezonans içinde titreşen belirli akıl/beden/ruh bileşimlerini bulmak ve daha sonra da Orion titreşimine sahip olmayan "seçkin olmayanlar"ı köleleştirmektedir.

[Charlie Hixon'la ilgili soru-yanıtlar]

SORU: Şimdiye kadar verdiğiniz, ve itiraf etmeliyim ki inanmakta zorluk çektiğim en ürkütücü bilgi, ABD'nin, tanımladığınız türde 573 tane araca sahip olması. O araçları kullananlar dahil olmak üzere, ABD'li kaç kişi bundan haberdar?

RA: Kişi sayısı değişken; bununla ilgili haberleşmenin artmasına ihtiyaç duyulduğu için sayı şu anda artıyor. Yaklaşık sayı 1500'dür.

SORU: Bu araçlar nerede yapılıyor?

RA: Bu araçlar iki yerde tek tek üretiliyor: New Mexico dediğiniz yerin çöl veya çorak alanlarında ve Meksika dediğiniz yerin çöl veya çorak alanlarında. Her iki tesis de yeraltında.

SORU: ABD'nin gerçekten Meksika'da bir üretim fabrikası olduğunu mu söylüyorsunuz?

RA: Öyle söyledim. Bir'in Yasası'nın araştırılmasıyla karşılaştırıldığında [/b]bu tür bilgilerin çok sığ olduğunu ve hiçbir belirli öneminin olmadığını tekrarlamamıza izin verin. Fakat, insanlarınızın huzur içinde hasat edilebilmesi ümidiyle bu gelişmeleri dikkatli bir şekilde izliyoruz.

SORU: Bu tür soruların hiçbir öneminin olmadığını biliyorum ama bu bilgiler benim için o kadar ürkütücü ki, bu konudaki doğruluğunuzu sorgulamama neden oluyor. Bu noktaya kadar söylediğiniz herşeyi benimsedim. Ama bu benim için çok ürkütücü. Bu sırrın yirmi yedi yıl boyunca saklanmış olması ve bizim bu araçları kullanıyor olmamız bana mümkün görünmüyor. Tavrım için özür dilerim ama dürüst olmam gerektiğini düşünüyorum. Bu araçları yapmak için Meksika'da, ABD'nin dışında bir tesis işletmemiz benim için inanılmaz. Belki de yanlış anladım. Bu araçlar fiziksel insanlar tarafından yapılan fiziksel araçlar mı? O araçların içine girilip binilebiliyor mu?

RA: Doğru değil. Bunlar binilebilir araçlar değildir. ABD olarak tanımladığınız toplumsal kompleks bunları bir tür silah olarak yaratıyor.

SORU: Yani içlerine kimse binmiyor? Pilotları yok?

RA: Doğru

SORU: Nasıl kontrol ediliyorlar?

RA: Bilgisayarla uzaktan kontrol ediliyorlar.

SORU: Neden Meksika'da fabrikamız var?

RA: Hem zeminin kuru olmasına hem de ilgili bölgede hiç nüfus bulunmamasına ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle sizin devletiniz ile coğrafi komşunuzun devleti bir yeraltı tesisi açtı. Anlaşma yapan devlet yetkilileri topraklarının ne için kullanıldığını bilmiyordu ama bunun bakteriyolojik savaş dediğiniz şey için kullanılan bir araştırma tesisi olduğunu düşündüler.

SORU: Dan Frye da o tür bir araçla mı taşındı?

RA: Sınır ilüzyonunun ardındaki zeki sonsuzluğun örtüsünün kaldırılmasında bu tür bir temasın insanlarınıza nasıl yardım edebileceğini görebilmemiz için, Daniel olarak bilinen akıl/beden/ruh kompleksine veri sunmak üzere, bu varlık düşünce formu halinde bir Konfederasyon düşünce-formu araç ilüzyonunda taşındı.

SORU: Bizlerden herhangi biri için Konfederasyon'la daha direkt bir biçimde temas kurmak mümkün müdür?

RA: Bu deneme aşamasını geçirmiş olanların sapmalarını gözlemledikten sonra, düşünce-formu şeklinde yaptığımız direkt temastan yavaş yavaş vazgeçtik. En az çarpıtma, zihinden zihne yapılan iletişimde oluyor. Bunun için de gemiye götürülme isteğinize uymak istemiyoruz. Kendi ortamınızda çok değerlisiniz.

SORU: ABD devletinin kullandığını söylediğiniz araç hakkında bu kadar çok ve dikkatli bir şekilde soru sormamın nedeni, eğer bunu kitaba dahil edersek, bu çok sayıda sorun yaratabilir. Kitabın tamamen dışında tutmayı düşündüğüm birşey bu, ya da bu konuyla ilgili yeterince ayrıntı öğrenene kadar size sorular soracağım. Bu alanda soru sormak bile çok zor ama kitabın dışında bırakma olasılığı ile birkaç soru daha sormak istiyorum. ABD'nin sahip olduğu araç türünün çapı nedir?

RA: Bunun bu celsenin son sorusu olmasını öneriyorum. Sonraki celselerde uygun gördüğün şekilde sorularına yanıt vereceğiz. Kararlarını tamamen kendi ayırt etme gücünle vermeni istiyoruz.
Modelden modele çeşitli farklılıklar olmakla birlikte, yaklaşık çap, sizin ölçümünüzle yedi metredir.

[medyumun rahatlık durumuyla ilgili bir soru-cevap ve celse sonu]



Sevgili Ra Toplumsal Belleği, Ra Bilgileri kitabının BİR ÇOK yerinde, iletişimin ana konusunun "Bir'in Yasası" olduğunu vurgularlar. Daha doürusu bunun açıklanması, kavranması için bilgilerin verilmesini birincil öncelik olduğunu belirtirler.


Buradaki amaç hakkındaki yorumlarım var: Bir şekilde bir KORUMA amacı taşıdığını düşünüyorum. Öyle değil mi, yaşam çevremde çok değişik yapıda ve gelişme seviyesinde insanlar var ve her kişi ile DÜZ ŞEKİLDE aynı konuları konuşmayız, konuşursak iyi niyetle de olsa GERÇEKTE OLSA zararımız dokunabilir. İşte bu neden ile 6. Yoğunluğun bir "üçleme" yaptığını düşünüyorum. Yapısı hazır olmayan kardeşime bile ancak Ra Bilgilerini önerebildim ve bu önerimi dahi yerine getirmediler. Bunun bir çok temeli olabilir, örneğin bilinç yapısı, ruhsal seviye, korkular ile yüzleşme kapasitesinin gerçek dahi olsa düşük olması, toplumsal programlar, dogmatik programlar v.s. bir çok bir çok nedeni olabilir...Aslında bu anlaşılır bir durum.

Tiversonus

#3
Bu belki şu örnekleme ile anlaşılabilir: Bir üniversitenin kampüsünde Kuantum Fiziği dersi işleniyor ve tahta başında Profesör formülleri yazıyor ve anlatıyor, anlattıkça ve yazdıkça öğrenciler notlarını alıyor. Ve arkadaşını ziyarete gelmiş konuk bir öğrenci arkalardan soruyor. "Hocam, proton nedir?"...


İşte Bir'in Yasası'nı önce idrak edebilmek gerekir.


Bir keresinde bir arkadaşımız forumda çok güzel bir cümle söylemişti: "O da benim bir Ben'liğim"...


Bir'in Yasası'nı idrak etmiş bir Akıl/Beden/Ruh için, inanın tüm diğer şeyler bir teferruat kalıyor, ilginç ama böyle. Bu demek değil dir ki, gerçeğin keşfi için daha ileri atılanlar olmayacak. Ama önce Bir'in Yasası'nın idraki şart.

Tiversonus

#4
Bu günlük sanıyorum bu kadar, inanın yazacak o kadar şey zihnimde hazır ki...Son söz olarak şunu söylemek istiyorum: Birbirlerimizi bilinçte besleyebilmek adına kişisel fikirlerimi değerlendirmelerinize sunuyorum. Kimsenin kimseye bir şey dayatmasının ya da farklı fikirdekileri yargılamasının hiç bir faydası olduğuna -en azından pozitif- inanmıyorum.

Tiversonus

#5
"Kasyopyanın negatif olduğunu ve saldırıp hatta öldürebileceklerini düşünmeme rağmen(Ra bilgilerindeki negatif yöntemlerini okuduğum için biliyorum) yine de yazmaktan çekinmemiş olmamdan ,hiçbirşeyden korkmadığımı anlaman gerekirdi ama garip bir şekilde yine de anlayamamışsın."

Başka bir sitede bunu okudum dün gece.

Dün gece b satırları okuduktan sonra tüylerim diken diken oldu, iftiranın bu kadar aşağılık bir şekle bürüneceğini hiç beklemezdim. Bu resmen bir "iftira" ve özgür iradesi ile bir farklı fikre sahip olmanın çok ötesinde açık bir saldırı ve karalama.


Ve bu yazıyı yazan hakkındaki tesbitlerimi yazmak istiyorum:


1. Cehaletin Açık Övgücüsü


Kasyopya celselerinde Işık/Bilgi/Sevgi açılımı vardır ve bu kavram Pleiades'de ise benzerdir. Bir şekilde üç kavram arasına bir bakış açısı ile birbirlerinden kopmaz bağlar ile bağlıdırlar. Bu bir bakış açısıdır ancak önemli olan birbirleri ile kopmaz bağlar ile bağlı olsa da önceliğin Işık=Bilgi'ye verilmesidir ve sonrasında Sevgi'ye ulaşılır gibi özet yapmak mümkündür.

Bilgi ile Sevgi kavramlarını "zıt kutuplar" olarak sunan bu arkadaş, bu hastalıklı akıl yürütmesinin ne anlama geldiğinianlayamayacak kadar cahillikler sergilemektedir. Bilginin yokluğu cahillik ya da cehalet değilmidir? Bilgisizlik=cehalet/cahillik ise; her ne kadar sözde Sevgi kavramını yüceltme çabası gibi gözükse de bu açık açık "cehaletin açık övgücüsü" yapmaktadır kendisini. Sevgi ile Bilgiyi zıt kutuplar gibi görmek çok büyük hatadır.

Sevgi/Bilgi/Işık arasında bir öncelik tanımına sahip olmakta hata yok kanımca, bu ayrı bir şey ve olayın kendi özellikleine göre farklılık gösterebilir, bu anlaşılır bir şey. Hatta gözlemime göre birbirlerini destekleyen iki yönlü ya da üç yönlü yapısından bahsedilebilir.

Kısaca Sevgi ile Bilgi'yi zıt kutuplar olarak göstermek; bunu yapmak; "Cehaletin övgücüsü" olmaktan başka bir anlama gelmiyor.



2. Ra Bilgilerinin Tahribatçısı:

Ben bu eserleri bir üçleme olarak gördüğümü hep söyledim ve söylüyorum. Üçleme tekrar değildir büyük bir resmi vermeye çalışır. Buna katılmamak ta sakınca da görmüyorum.

Fakat şunu düşünüyorum. Yıla yakın olmuş, kendi sitesinde Kasyopya celsleri yayınlanmıyor. Bu celseler yayınlanmadığı halde, beğenmediği, hoşuna gitmediğini söylediği bir Kasyopya celsesini neden karalamak için çok uğraşıyor. Eğer ki; çok açıkça pozitif gördüğün Ra Bilgileri var ise neden bunları karşılaştırma ihtiyacı duyuyor? Bu motivasyonun kaynağı nedir? Nereden geliyor? "Ispanak tercihi" gibi bu da mı bir özgür seçmediği bir şey?


Açık açık söylüyorum: Ra Bilgileri^nin davranış kalıplarının çok karşıtı bir duruma bürünerek; pozitif olan Ra Bilgileri kaynağının "üzerine oturmaya çalışarak", saldırının, başkalarını kötülemenin, değersizleştirmenin, iftiranın, cahilliğin savunuculuğunu yapmak, öncelikle Ra Bilgileri'ne zarar veriyor.

Bu büyük bir tuzak, iki pozitif eseri kıyaslamak. Ve eğer beğenmediğin bir kaynak var ise; sitede yazılmadığı halde, neden hep enerjini beğenmediğine yöneltiyorsun? Beğendiğin esere enerji vermek var iken?


Tekrar ediyorum; sitede yayınlanmayan Kasyopya Celselerine, bu eser orada yayınlanmamasına rağmen neden bu eseri ağzına alıyorsun. Sevmeme, beğenmeme hakkın elbette var ama karalama hakkını merak ediyorum ya da bu "motivasyonunun kaynağı" nedir?

Motivasyonun kaynağı hangi temel aldığın esere dayanıyor? Hangi kaynak sana beğenmediğine saldır diyor? Tamam beğenme, bu hakkın, ama bu "ilginin kaynağının motivasyonu" nereden geliyor? Bu pozitiflik tanımını hangi kaynağa dayandırıyordun?


3. Sahte Şevkat, Merhamet "Avcısı"

Cehaletin övgücüsü şunu söylüyor: diyor ki, etrafta öyle negatifler var ki, bunların merhameti, şevkati sahte...İşte bu söz sana "Sahte şevkat, merhamet "Avcısı" niteliğini kazandırıyor.

Soruyorum: Etrafta şevkat ve merhamet gösterenin "sahte" olduğunu ne ile ÖLÇÜYORSUN? Hangi aletler ile ölçüyorsun? Elinde sahte şevkat ve merhamet terazisi mi var? Hadi yanılıyorsan? Hadi yanlış ölçüyorsan? Bunun vebalini hiç düşünebiliyormusun? Söyle bakalım ne ile insanların şevkat ve merhametlerini ölçebiliyorsun? Bu senin görevin mi?

Sana önerim "sahte olmayan, hakiki şevkat ve merhameti UYGULA!!!" ve ışığın ile başkalarına ÖRNEK OL! Görelim şu "hakiki" şevkatini ve merhametini ve basşkaları da nasiplensin ya da öğrensin.


4. "Ben O'yum" Diyemeyen:


Tanrı kanatları imiş?!? Garip...Bu hangi Tanrı? Herkes Tanrı değil mi? Sen Tanrı değil misin?...Anlamıyorum, İLK YARATICI'dan bahsediyorsan eğer; İLK YARATICI her bir parçaya nufus etmiştir.

Burada açıkça bir "ayrılık ilüzyonu" seziyorum. Bak sana bir söz söyleyeceğim: Hepimiz Tanrı'yız.

Seni günde on kere "Ben O'yum" demeye ve "Ben fiziksel realitede bedenlenmiş Tanrı varlığıyım...Ben Ben'im" demeye davet ediyorum...Eğer bunu söyleyebilirsen saygı ile selamlayacağım seni.


Bak senin ile bir duamı paylaşacağım:


En Yüksek Hayra Uygun Olanı ve Tüm Yaşam Formları için ve Tüm İnsanlık ve Dünya için En Hayırlı Olanı İstiyorum:


Ben Fiziksel Realitede Bedenlenmiş Tanrı Varlığıyım!..
Ben Ben'im...
Talimat Veriyorum:

Ey Yüce Evrensel Akıl!
Tüm Varoluşun Kutsal Farkındalığı!
Yaşamın ve Bolluğun Arkasındaki Akıl!
Zihinleri Yöneten,
Kalplerde Taşınan,
Ruhların Kurtarıcısı,

Gözlerimi ARINDIR!...ki; görebileyim,
Kulaklarımı ARINDIR!..ki; duyabileyim,
Kalbimi ARINDIR!...ki; GERÇEK Varoluşun Kutsallığını İdrak edip daha çok, daha çok sevebileyim.

Tüm Varoluşun Işığı/Sevgisi/Bilgisi içinde Başkalarına Hizmet Olarak Evrimleşmeme YARDIM ET!

Yüce Evrensel Akıl!


Ben Ben'im!


Bunu sana da tavsiye ediyorum, bakalın "Ben O'yum" diyebilecek misin yoksa "başka" Tanrılardan kanat olmasını mı isteyeceksin? Merak ediyorum hala da, üyesi olduğun sitede yayınlanmayan, beğenmediğin bir kaynağa saldırdığında sana "cennet ya da kanat vaadi yapan Tanrın mı var?"...Motivasyonunun kaynağını nereden alıyorsun ya da hangi temel Kaynak Eser'den?


Not: Özelliklerini tesbit etmeye teşhir etmeye devam edeceğimden emin olabilirsin! Elbette sen iftiraya devam ettiğin sürece...

Tiversonus

#6
5. Ben ve Tanrı Ayırımını Yapan Cümleler Kuran Ra Bilgileri Savunucusu (!)


En son bir örneği;



Tanrı senin yanında olsun,ben olmayacağım artık. Bu son du.


Ra Bilgileri savunucusu olduğunu söyleyip, bu kaynağın en temel açılımı olan şeye bu kadar uzak bir tavır içinde olmak çok ilginç...Bu resmen "ayrılık ilüzyonu" içinde olmaktır. Ve mütemadiyen bu tür cümleler son zamanlarda arttı, bu da ilginç. Bu nasıl Ra Bilgileri savunuculuğu. Sizi derhal "Bir'in Yasası'na Tekamülü Hızlandıracak Alıştırma" yapmaya davet ediyorum ya da Ra Bilgileri savunuculuğu yapmayı bırakmaya...Bu bir çelişki.



6. "İçinde" Sevgi, Merhamet, Şevkat Üretemeyen

İçerisinde sevgi, şevkat, merhameti üreten insan nasıl olur? Dışarıya karşı sevgi, şevkat ve merhamet içerisinde değil mi?...Peki bunu içerisinde üretemeyen ne yapar? Dışarıya karşı yargılama ve saldırı içerisinde olur değil mi? Yargılama eylemi Kendine Hizmettir ve yine hastalıklı fikir yürütmeyesiniz diye belirtmek istiyorum ki; sizin yaptığınız aşağılık saldırılara karşı bir yerden sonra savunma yapıyorum. Etrafa vermek istediğiniz köleliği kendi adıma kabul etmiyorum. Verilen köleliği kabul etmiyorum.

Ve içinizde sevgi, merhamet ve şevkat üretemeyince, bunu ypamayınca, bir de ortaya çıkıp "sevgi, merhamet, şevkat dersleri" vermeye çalışıyorsunuz. Gerçekten komik...

Enerjinizi, içinizde sevgi, şevkat ve merhamet duyguları üretebilmek için; Akıl/Beden/Ruh dengelenmesine ayırsanız çok daha verimli bir iş yaparsınız...

Anlayacağınızdan gerçekten emin değilim ama yine tekrarlaacağım: Hoşunuza gitmeyen bir kaynağa neden bu kadar enerji harcıyor su-nuz? Bu motivasyonun kaynağı nedir?

Tiversonus

#7
Size bir öneri niyet beyanı/duası:


Kendimi İlk Yaratıcının İradesine hizalıyorum...

Ben Fiziksel Realitede Bedenlenmiş Tanrı Varlığıyım...

Ben Ben'im.

Kutsal Kalbimden Işığın Koruyucu Enerjilerini, tüm varlığımdaki En Yüksek Gerçeğim ile Uyuşmayan Enerjileri ve En Yüksek Gerçeğim ile Uyuşmayan eğer var ise İlişik ve Yapışık Ruh'ları Işığa götürmelerini SAĞLAMAK ÜZERE ÇAĞIRIYORUM.

Tüm Varlığımdan Işık Olmayan Herşeyin ve En Yüksek Gerçeğim ile uyuşmayan herşeyin uzaklaşmasını özgür iradem ve sevgim ile istiyorum.

Bu konuda tüm üst Yoğunluk, Başkalarına Hizmet olan Ben'liklerimin de bana yardım etmelerini; özgür iradem ve sevgim ile istiyorum.

Ben (isminiz), Felsefem Bir...Bir'in Yasası'nın Mütevazi bir elçisiyim...Niyetim sapmalarımdan arınarak, Işık/Bilgi/Sevgi/Başkalarına Hizmet yolunda hızlıca Evrimleşmek!

Tiversonus

#8
7. Dünya'yı Şifalamaya Enerji Harcamayan, Harcayanların Enerjisini Çalan


Eski defterleri karıştıran ki bunu da "yeni savunucusu olduğu Sevgi" adına yapan, farkındalıksız, ne yaptığının farkında olmayan...Örnek mi işte:

Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen pandora76
Posted - 02/03/2009 : 21:32:34


Bir konuyu da eksik bırakmış olmayayım kendi adıma bu vesile ile, "sevgi-bilgi" uyumu önemlidir bence de ki töre cinayetleri gibi saçmalıkları yaşamayalım.
----
Canım kardeşim,çok güzel bir örnek vermişsin.Bilgi sevgi paralelliği bu belki.
"Bir olduğumuz bilgisi";"madem hepimiz bir in parçalarıyız,öyle ise parçamı nasıl sevemem"demeyi ve dolayısıyla yaradandan ötürü sevmeyi öğretebilir.Ve hatta,hangimiz bedenimizin "bir parçası"yara olduğunda,canımızı acıttığında"nefret ediyorum senden"der?Sadece canımızı yakan parçamızı iyileştirmeye çalışırız.Tabi yaraya tendürdiyot sürerken,canımız dahada yanabilir ama yaranın iyileşmesi için bu geçici acı gereklidir.Yara olan yanımız tendürdiyot sürerek kendisini acıttığımız için bize öfkelenebilir ama bilmediği şey,onunla aynı anda bizimde canımızın acıdığıdır.

Ve yanısıra ,ayrıca,dualitede yani bulunduğum noktadan baktığımda,sevgi öğretilebilir bir bilgimidir?(Bulunduğumuz noktadan bakıyoruz ki bu nedenle beyindeki iyi-kötünün bir olduğunu bilen ama iyi-kötünün bir olduğu beyin değiliz hala)
Sevdiğimiz eş,dost...neden herkes değilde bazılarını severiz?





http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1632&whichpage=39


Not: Lütfen enerjimizi ve titreşiminizi Dünya'nın üst Yoğunluğa maksimum zerafet içerisinde geçecek şekilde hep birlikte, şevkat ve sevgi de tutalım. Hep birlikte...Bu neden ile bir süre karşılık yazmayacağım...Motivasyonumuzu bu yöne verebileceğimizi düşünüyorum...

Tiversonus

#9
Bugüne Kadar Kasyopya Celselerinden Özümsediklerim

Bir sohbet havasında şimdiye kadar genel olarak Kasyopya celselerinden özümsediklerimi paylaşmak istiyorum. Genel olarak durumu özetlemek ve bunu da bir sohbet havasında yapmak istiyorum.


Anladığım kadari ile Dünya gezegeni bir çok yıkım yaşamış. Bir döngü içerisinde oluyor gözüküyor herşey. Ve her defasında, belirli bir zaman ve süreç sonunda ruhların hasatı gerçekleşiyor. İşte burada 4. yoğunluk varlıklarının (kertenkele, satanik v.s.) Dünya gezegenini etkilerine aldıkları söyleniyor. Evrenin ve galaksinin çeşitli yaşam biçimleri ile iskan edildiğini düşünüyorum. Ve son Hathor mesajında "trans-tarihsel" sebepler ile bazı negatif varlıkların burada etkin olduğu söyleniyordu. Bu aktarımsal-tarih in galasinin tarihi ile ilgili olduğu vurgulanıyor. Yani, İnsan DNA sinin ya da atalarımızın bir süreci sonucunda oluşan bir durum gibi gözüküyor. Bu şu bakımdan önemli; Evren de herşey akması gerektiği gibi akmakta yani yaşanan negatifliği bir şekilde kozmik yasaların çerçevesinde yaşıyoruz demektir. İnsan atalarının bir aksiyonun sonucu olarak. Yani, yaratımların bir karşılığını görüyor insan medeniyeti. Belki atlantisin karması gibi ya da galaksinin bilmediğimiz tarihindeki bir aksiyonun karması gibi de söylenebilir. Kısaca Evren muazzam bir düzen ile akmakta, bir an için gözlerimizde bazı şeylerin yanlış, hatalı olduğu gözükse de bu sanırım göremediklerimizi devraye soktuğumuzda yani görebildiğimizde yanlış olan hiç bir şeyin olmadığını anlayabiliriz.


Şimdiki an'daki durumumuza gelirsek: Döngü kapanmakta ve dünyasal temizliğin yanında bir de Büyük döngü üst üste binmekte gözüküyor. Ve kuklacı üstatları olan üst yoğunluk bazı varlıklar baskıyı artırmakta ve ellerindeki bölgenin ellerinden çıkmaması için büyük uğraş vermekteler. Şunu düşünüyorum; isa'nın bir varlık komisyonunun planı ile dünyaya gelmesini. bu ne anlama geliyor? İkibin yıldır uygulanan pozitif bir plan uygulanmakta. isanın dünyaya gelmesi son döngünün farkıdır kanımca. burada isayı bilinç anlamında yorumlamak gerekiyor.mesih programı ya da Bir'lik programı yani Bilinçte Bir'lik programı anlamında. sonuçta insanlık tek bir aile olarak görülebilmeli. dinsel, ırksal ayırımların ötesinde ruhsal bakabilmek gerekiyor. isanın gelmesi ile sanıyorum ki bir sonuç olarak 4. yoğunluğa bir kanal açılma girişimi var. ya da dördüncü yoğunluğa dünya gezegenin geçişi için bir plan. bunun daha önceki döngülerde ve döngünün kapanmasında yaşanmadığını düşünüyorum. işte fark bu kanımca. dünya bir daha 3. yoğunluk gezegeni olamayacak bir şekilde bir plan. sonucun garanti olduğunu söylemek çok zor. ve planın uzantısı olarak evrenin çeşitli yerlerinden ya da zaman/uzay boyutlarından bir çok ruh enkarne olurlar. Amaç bilinçte bir sıçrama ve kritik bilinç miktarının yakalanması ile dünyanın dördüncü yoğunluğa geçirilmesi. eski döngülerden farklı olan kısım bu kanımca.


Peki kontrolcüler boş mu duruyorlar? uzay/zaman daki 3. yoğunluktan bazı şeyleri ispatlamak çok zor. İspatı zor. Ama işaretleri okuyabilmek mümkün. Carlos Castenada "Yağmacılar" dan bahseder. Yağmacılar zihinsel bir etkiye sahip olabiliyorlar. Muhammed "gerek insan ve gerek se cin" şeklindeki vesveseciden bahseder. Nasıl çalışıyor bu üst yoğunluk negatif varlıkları? İşte Pleiades öğretilerinde besin den bahsedilir. Gurdjieff çiftlikten kaçma metaforunu kullanır. Kısaca Don Juan Matus un söylediği gibi, "bunu insanlarımıza anlatmak çok zor" görüşü doğru. Elle tutulmayan ama kuklacıları ile çalışan bu eterik varlıklar çok etkin gözüküyorlar. Özellikle kendi yaptığı ya da düşündüğü her düşüncenin ve hareketin sadece kendi özgür iradesinde olmadığını söyleyebilmek çok zordur insanlara. Don Juan Matus şöyle der; hayatında bir gün açlık yaşamamış bir insan sanki yarın aç kalacakmış gibi bir düşünceye sahiptir ve o düşünce "Yağmacıların" telkinidir. Ve bir insana senin düşüncelerin senin mi demek çok zordur. Kısaca Dünyayı yöneten elit psikopat grubunun bir çoğu bu şeytanvari varlıklarının vesvesesi ile bunu yaptıklarının farkında bile değillerdir. İşte burada farkındalık geliştirme çalışmaları yapılır. Bir noktadan sonra "Ben olan Ben" olunduktan sonra ya da "I am ..." olunduktan sonra insan kontrolü eline alabilir. Kuklacılar bu kez de etraftaki -kukla olduğunun farkındalığında olmayan- kişileri kullanabilir...İsa'nın önüne iki romalı kadın çıkmıştır ve diğer avatarların hayatında da benzer şeyler vardır.


İşte burada şu önemli. Kendisinin kukla gibi kullanıldığının farkında olamayabiliyor kişi. Yani bilinçli bir şekilde yapmıyor olabilir çalışmasını. Bu konuda özümsediğim şeyleri paylaşmak istiyorum...İnsanın fiziksel bedeninin maddesel atomik yapısının altında bir atomaltı bölüm vardır. İşte kuantumsal alan, yada dalgasal alan. Bu alanı zaman/uzay kapıları olarak görmek mümkündür. Dolayısı ile her insan potansiyel olarak Evren de olduğu için; herkes herkesin bir portalı kapısı olabilir. Ayrıca dna yapımızda böyle. İnsan bedeni çoklu evren kapılarını da barındırıyor. Şunu söylemek istiyorum, herkes herkesin hem "pozitif hem de negatif " anlamda portallığını kapısını yapabilir. Bu sen ben biz siz den öte bir durum tesbiti. Gazali "içten bir ses" der negatiflik için. Buradaki durum Carlos Castenada nın anlatımları ile de uygundur. Belirli bir çalışma ve farkındalık ile artık, bir noktadan sonra verimli bir durumdan çıkabiliyor insan. Örneklemek gerekir ise; 3-5 birim enerji harcayarak artık belki 1 birim enerji alınması insanı verimli olmayan duruma getiriyordur. İşte o zamanda artık verimli olan insanlara yanaşma gibi bir durum ortaya çıkıyordur...Resme korku girdiğinde dönüp bakmamak bilgelik ister (bilgelik=bilgi ve sevgi) cümlesi çok anlamlı. Bu durumu kolayca yakalamak mümkün mü? Bu, duyguların kontrolünü içeriyor, bilgilenmeyi içeriyor ve titreşim kalıplarını pozitifte tutabilecek kadar da bir deneyimi gerektiriyor kanımca. İşte bir sürü spiritüel çalışma ile farkındalık kazanılması ve yaşam enerjisinin artık eterik bedenin insaşında kullanılmasını ve yüksek zihnin ve galaktik çakra hizlanmasının kurulmasını gerektiriyor. Hangi spiritüel çalışma olursa olsun amaç bizim olmamıza da yol açıyor kanımca. Burada söylemek istediğim bedenlerimizle bu tür düşünce formlarına konakçı olma potansiyeli taşırız. Herkez bir ölçüde bunu taşır. Bu sen ben sorunu değil bedensel yapıdan dolayı. Dolayısı ile hayatın bir çok durumunda farkındalık içinde olmadığımız bölümlerimizde taşıdığımız her düşünce "bizim" olmayabilir. Bu çok özet hepimiz için geçerli.


4. yoğunluk negatif varlıkları, uzayın titreşimsel ya da boyutsal sınırlandırmalarından dolayı buraya devamlı girip çıkamıyorlar. İşte yinde de yüksek teknolojileri ile kukları kullanmakta. Kuklalar ise belki çok azı açık açık ne yaptıklarını bilen kişilerden oluşmakta. Dünya da yüzbin aile paranın yüzde doksanbeşini elinde tutuyor dedi, Kirael kanalı, İşte kuklacıların has adamlarını bu grup oluşturmakta. Kurdukaları matriks kontrol sistemi ile uyanmaya ya da Ruhsal gelişmeye engel olacak her türlü düzeni kurmaktalar. Paranın imparatorluğu yaşanmakta dünyamızda. Konsorsiyum da denilebilir bu gruba. Sanıyorum çok azı yaptıkları satan ritüeler nedeniyle açık bir işbirliğinde olduklarını biliyorlar.

4. yoğunluk negatif varlıkları, zamanı bükebilen bir boyutta oldukları için kısaca zaman yolculuğu yapabildikleri için, Dünya titreşimini yükseltebilecek insanları geçmişlerinde engellemeye başlıyorlar. Bir anlamsızlık içinde bir çok ışık işçisinin çocuklukta yaşadığı negatifliğin temelleri buradan kaynaklanmata. Dedim ya Matriks kontrol sistemi. Yani burası bir hapishane artık.

Evrende sadece negatif perde arkası oyuncular yok, pozitif ışık güçleri de var. Buradaki önemli tesbitim şu, oyunun kuralsız olmaması oyunun kurallarının da olması.

Örneğin belirli bir farkındalık ile geçmiş hayatımı yeniden gözden geçirdiğimde, bir mayın benzeri durumların önüme konduğunu ama atlamanın da bana bırakıldığını düşünüyorum...Yakın zamanda bir balkaondan dinlediğim insan, iki kişi hakkında o kadar kötü düşünceler ortaya koyuyordu ki, ve benden buna onay verici cümleler çıkmasını sağlamak istediğini ve yandaki komşunun ise bunu duyabilecek bir pozisyonda ve duymasınında garanti altına alınmışlığını düşünebildiğimde verdiğim pozitif cevaplar karşısında. Evet pzoitif cevaplar karşısında, karşıdaki kişi programının sınırlarında bir durum ile karşılaşan bir robot gibi oradan hızlıca uzaklaşma eğilimi gösteriyordu. Ve gözündeki ve kaşındaki hareketlerin bir zihinsel sıkışma yaşadığını göstermesi ilginç di. İşte eskiden bu durumun farkında değildim...Burada ilginç olan durum ise şu: şimdi zihinsel bir program ile hareket edenin zihinsel programı kısadevre yapınca, gidip ona yaşadığı durumu anlatsam inanacak mı? sanmıyorum, bu kolayca kırılacak bir program değil. Programların özelliği, kendisinin bir program olduğunun gizlenmesinde saklı. Kırılması zor programlar bunlar. Ve bir şey daha o adam bunu yaptığının farkında değil ki? Don Juan Matus un anlatmaya çalıştığı şey bu aslında...Acı ama gerçek şu ki, kendimde farkındalıksız olan bir geçmişimde benzer durumu yaşamış olabilirim. Diyorum ya bu sen ben konusu değil. Bu farkındalık ve farkındalıksız durumu. Ben, nefes egzersizleri ya da bilgi toplama ve bilgelik yolunda bir aşamaya gelmeden önce bunları yaşamış olmam mı? Herkes bir ölçüde yaşamış olabilir. Bunun tersini düşünmek te bir program olabilir...Potansiyel olarak herkes herkesin potalı/kapısı olabilir.


Nasıl kutulacağaız bu hapishaneden? Yaşam enerjisini eterik kanala aktaran spiritüel çalışmaların bir aşamasında çoklu evrene açılan kapı da olan kalp çakrasının yeni düzenleme içinde dönmesi ile birlikte sezgi de bir artış oluyor. Sezgimizi kullanacağız. Nefes ile başlamayan hiç bir spirütüel çalışmanın dengeleri değiştirmeyeceğini söylemek mümkün. Bu bir enerjinin, yaşam enerjisinin yeni bir düzenleme ile kullanılmasıdır da diyebiliriz.

Ve net şöyle düşünüyorum: Nefes çalışması yapmayan, dönme ile çakra hizalanması yapmayan niyet beyanları ile titreşim frekansını değiştirmeyen her kişi, kim olursa olsun, farkındalık artışı sağlayamaz, istisna kişiler hariç ve taşıdığı programların ve yaptıklarının yüksek farkındalığında olamaz, ben de dahilim buna.

Kısaca artık belirli bir farkındalığa geldiğimizde, bilgi de çok önemli bu durumda, artık portalik kişiler portallığının farkında olmadan karşımıza çıkarlar. Bunlar bazen taşıdıkları programın niteliği dolayısı ile "acındırıcılar" olabilir bazıları ise girdiğimiz spiritüel gelişim ve paylaşımın sekteye uğraması dolaysısı ile seksüel arzcılar olabilir, tıpkı isanın romalı iki kadın ile yaşam enerjisinin kişisel çabalara harcanmasının sağlanması gibi. Ve işte acı ama şu herkes konakçı olabilir tek yolu var, "verimsiz olabilmek"...Yani artık 4-5 birim enerji harcanma ile ancak bir birim verebilen olmalıyız. O zaman bu eterik misafirler barınamazlar. Bu titreşim olayı, bu bir bilgelik olayı , bu resme korku girdiğinde dönüp bakmamanın direnci olayı. Herşeyden önemlisi bu bir bilgi kazanımı olayı...



Ra bilgilerinde "robotlar" kullanıldığını ve bu robotların "yapay" oldukları ve aranızdaki "herhangi bir bireye benzer" olduklarını okuduk...Gerçekten bu çok ilginç bir bildirim di. Ve bilinç "yadsıma yapar" bazı kabul edilmesi zor şeyleri, görmezden gelir, yok muş gibi davranır, hatta zihinde bunun hakkında tek bir soru bile oluşmaz...Şimdi bu hayatımıza etki eden bir olay ise bunu görmezden gelmek ne kadar doğru. Bu bizlere spiritüel çalışmalar ile evrimleşmeye çalışanlara bir engel için var ise nasıl bunu görmezden gelebiliriz? Korkutucu ama işte var deniliyor ve yüzleşmek gerekiyor...İşte Kasyopya celselerinde 11 eylül binaların çöküşünde bir durumdan bahsedilir. Şunu düşünün bir tabak çorba...Tabak beden olsun, sıvı çorba da ruh olsun...Kasyopya celselerinde şu vurgulanmıştı: Ruh eterik bir bağ ya da ip ile koparılamaz bir ip ile Ruha bağlı. İşte ruh bu ip ile bedene bağlı. Yaratılıştan kaynaklanan bir durum sebebi ile bu bağı kimse dışarıdan ko-pa-ra-maz...Yani üst yoğunluk negatifleri bile. İşte binalar çökerken ne yapıyorlar? Beden ile ruh arasında normal ölüm dolayısı ile bu ip kopuyor. Normal ölüm ile kopuyor burası önemli...İşte tam bu kopuş ile beden ruhsuz bir kap durumunda yani tabak durumunda. Ve yeniden molekülleştirme ile bu kap boyutlar arası taransfer ile kopyalanıyor (yapay) ve bu boş kapa bir program yükleniyor ve "çalışması" tekrardan sağlanıyor ve biraz da sanırım zamanı bükebilmeleri ile tekrar 3. yoğunluk ortamına konuyorlar. Burada önemli olan şey, normal ölüm anının saniyelerinde bedeni kopyalamaları ve ölme işleminin bir durumda gizlenmesi. Bu celselerde ağır ameliyat aşamasında olan bir kişi içinde söylenmişti, hatırlayanlar hatırlayacaklarıdr. Yani adam ameliyatta ölür ama bedeni "ölmemiş gibi" bir program ile devam ettirilir. Kısaca, negatifler direkt öldüremiyorlar ama işte böyle de pis işler yapabiliyorlar...Dünya da yaşlanmayan insanların varlığından çok eserde sözedilir. Bir şekilde dünyayı yöneten konsorsiyumun üyelerininde bu şekilde ruhsuz robotlar oldukları iddiaları vardır. Ve aslında bir sürü beden oluşturma için abd nin gizli hükümet kanadı da bu tür dünyadışı varlıklar ile ortak çalışmalar yaptıkları UFO lojiyi takip edenlerce bilinirler. İşte bu tür insanlar savaş sıralarında da bedenleri boş bir kap gibi kullananlardır...Dedim ya ispatı çok zor ama işte yine de Dünya da ki düzenin; kaos, karmaşa, korku ve vahşet üzerine olmasının nedenleri bunlardır diye düşünüyorum...Robotları programaları ve davranışsal duygu düzlükleri ile tesbit edebilir öiyiz? İşte kasyopya celseleri Ra bilgilerinde sorulmayan soruları sormuştur...

Şimdilik bu kadar..

Tgur

#10
Devam kardeşim,
Gerçekten mükemmel bir özet olmuş ,ancak anladığım kadarı ile devam edecek gibi, bitirince arşivime alacağım.

Hatta diğer dostların da ilaveleri ile daha mükemmel olacak ,

Mesela ben bir ekte bulunabilirim,
Çekilen ruhların,(dünya kademesini terk eden) boşalttığı bedenlere başka programlar koyup yaşama devam hadisesine walk-in de dendiğini hatırlıyorum ,ayrıca 4KH nın alabildiğine etkili olan davranışlarındaki serbestlik ve kabiliyet konusunda yardım almalarını olağan saymayan bir çok bilinç vardır ve bu onların tek taraflı düşünceleri yüzünden anlatılanları/verilen bilgileri almaktan vazgeçmelerini bile sağlıyor.

Konu,bilgilenme işinin çabalı bir şekilde devam etmesi yolunda düğümleniyor,

Üstyoğunluklar yardım isteyen negatiflere de yardımı esirgemezler,zira artı ve eksi oyunu üç ve dörtte devam ediyor daha doğrusu "bir" bilinci negatif ve pozitifi altıdan aşağı doğru döşeyen bilinçtir,

Evet görüldüğü gibi ,nükleer fizik konusunu işleyen profesörün dersinde "proton nedir" diye soranlar da olacak..

Diğer yandan,
Bozadi Dostun diğer tarafta Pandora ile diyaloğuna anlam veremiyorum ve harcadığı enerjinin boşuna olduğunu ,(hatta sizin de)sığ yorumlara kapılanlara yardım etmenin boşuna olduğunu belirtmek istiyorum, yapılan mücadelede dialoğu başlatan kişinin esasta oturmamış bilgilerinin oturması konusunda çaba içinde olduğunu anlamak lazım..
Bu yargılamayla, aynı sığlıkla benim de iştirak edermiş gibi olmamın, sırf sizlerin bu konuda yalnız olduğunuzu zan etmemeniz için olduğunu belirtmek için işaret ediyorum , bırakalım herkes kendi bilgilenme döngüsünde fasit veya helozoni uğraşılarda olsun..

Tiversonus

#11
Teşekür ederim sevgili Tgur, ve aslında uzun bir araba yolculuğu sonrasında banyoya girmeden imla hatalarını düzeltmek ve birkaç ekleme daha yapmak için siteye henüz girdim. Şu bir kaç eklemeyi yapmak isterim:

Seks sunucusu olarak kullanılma konusunda şunu eklemek isterim. Seksi güdülerin kullanılması yolu ile yani cinsellik güdülerinin kullanılması yolu ile kişiler ya da kişiler arasında düşük frekansa getirilmeden başka bir değiş ile cinselliğin manipüle edilerek frekansta bir düşük moda sokulmasından (suçluluk, utanma, aşk ısırığı v.s.) sözetmek istemiştim. Yoksa cinsel enerji aktarımının uygun koşullarda yapılması bu yoğunluğun katalizörü olabilecek bir frekansıdır, hatta yüksek frekansa geçiş için bir katalizör olabileceğini eklemek isterim. Ancak işte bu koşulların neler olabileceğini ayırt etmek gerekiyor. Ne yazık ki, bizim yoğunluğun toplumsal, dogmatik programları dolayısı ile şartlar çok müsait gözükmüyor. Ra toplumsal belleği cinselenerji aktarımını kullanarak üst yoğunluğa (4. BH) geçtik derler. İlginçtir bu durum.

Herşeyin enerjisel bir titreşim değeri olduğunu düşündüğümüzde, kullanılan metod ne olursa olsun sonucunda yakalanacak titreşimin özelliğinin çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Malesef çok az kanal olan kişiler bu frekansta eşeleri ile birlikte yüksek titreşimde bulunabiliyorlar. İşte isa ya da yapılan budur kanımca, mary magdelana dirençli olamamıştır kanımca ve isa ile bir süre sonra hayat arkadaşlığını bırakmıştır. İşte buradaki tıkanıklıkları üst yoğunluk kuklacıları ve kukla olduğundan belki bihaberler toplumsal ve dogmatik matrikseler kurmuşlar ve kullanmışlardır. Pleiades öğretilerinde cinselliğin tek bir kullanımı yok denmektedir (2. kitap) bu demek değildir dengeli şekilde cinsel enerji aktarımı yapılmayacak, sonuçta şartlar çok önemmli diye düşünüyorum.

Bir ekte şu: Ra bilgilerinin iki yerinde "Akıl/Beden" varlığı geçer, eğer bu bir matbaa hatası değil ise üzerinde çok düşünülecek bir şeydir ki kanımca matbaa hatası değildir. Bunu da eklemek istedim.

Sevgili Tgur, Kasyopyalılar bir keresinde şunu söylemişlerdi; takıntılanma durumunu seçmiş bir kişiye ya da KH eğilimi oldukça ağırlıklı bir kişiye yapılan açıklamaların; üçüncü (özellikle olayı takip eden iyi niyetli) kişilere faydalı olabileceği ile ilgili açıklamalarını doğru olduğunu düşünüyorum. Diğer yandan da bunun ölçüsü konusunda bir ince çizgi olduğunu da düşünüyorum. Ve bazen de "hiç ilgilenmemek" durumu da öneriliyor. Bence hepimiz belirli ölçülerde hala egosal kutupluluğa da sahibiz, işte bu durumlarda geri çekilip bir süre kendimizi kuvvetli bir öz-eleştiriye sokmamız en azından kendini-bilmek konusunda faydalı diye düşünüyorum. Hepimiz bir şeyleri kırarakta ilerledik bugüne kadar. Umarım bu açıklamam egosal ele alınmaz.

Tiversonus

#12
Gerek ülkemizde yaşanan ve gerek se Dünya genelinde yaşanan son dönemlerdeki Kendine Hizmet kontrolünü ancak Kasyopya celseleri ile anlayabilmek mümkündür. Örneğin hızlanan kozmos, örneğin HAARP teknolojisi ve kullanım alanları, ekonomiyi elinde tutanların ruh bölünmelerini ya da parçalanmalarını sağlayacak şekilde sistemi oturtmaları v.s.


Bir başka özümsediğim şey şu: "pozitif" ya da "negatif" gibi her bilincin açıkçası maskarası olan bir kavramı kullanmazlar, gözlemcinin bakış açısına göre her şey hem pozitif hem de negatif olabilir. Bu gözlemcinin taşıdığı kriterlerin bir ürünüdür...Bunun yerine "Başkalarına Hizmet" ve "Kendine Hizmet" kavramlarını kullanırlar ki bu çok daha objektif kriterler ile ölçülebilir bir şeydir. Ancak bu kavramlara bile "pozitif" ya da "negatif" yüklemesini yapmazlar, bu bence önemli bir duruş şekli.

Hayata vermek, Başkalarına Hizmet herkese yardım eder, Başkalarına Hizmet beklenti içinde yapılmaz, hayata verenlerin geleceği hayat dolu olacak v.s. Kendine Hizmet sadece kendi kök noktasına dokunur, Kendine Hizmet subjektif görür, yani arzu temelli olduğundan görmek istediğini görür, kısaca eski tabir ile "bir gözü kördür" v.b. İşte bu verileri ortaya koyarlarken bir yargılamadan daha çok bir objektif durum tesbitini yaparlar. Diğer türlü piyasa da ne olduğu belirsiz, tanımı olmayan, içeriği kişinin kendi arzularına göre doldurulacak bir "pozitif" lik kavramının subjektifliğine girmezler. Varoluş yasaları da böyle değil midir? Ve seçimi yargılamadan özgür iradelere bırakırlar. Gerçekten pozitiflik ya da negatiflik nedir? Hayata vermek beklentisizce bu bir bakış ile pozitiflik başka bir bilincin bakışı ile negatiflik olarak yorumlasnabilir ama bu yargılı bakışın ötesinde bir Başkalarına Hizmet durumudur.


Kasyopya der ki, öğrencisiniz, gayret edeceksiniz, çalışacaksınız, direneceksiniz, beklentisizce yapacaksınız. Öyle değil mi, geçenlerde günlerce yeğenim öğretmenlik ataması için eve kapandı,çalıştı. Lise ya da üniversite sınavı için ne kadar zaman harcar insanlar, ne kadar fedakarlık yaparlar? Bir işe girince ayda 500 Tl için ne kadar çalışılır, ya da 1000 TL için, iyice yorulana kadar değil mi? Birisi diyor ki; ben hayatımda daha bir meditasyon meditasyon yapmadım, ne de bir nefes egzersizi!...Ve bunun ötesinde kendi doğrularının "verenlerin" doğrusundan üstün olduğu gibi bir düşünceye sahip anlatımlara girişiyor. Kısaca bilen ile bilmeyen hiç bir olur mu? Ya da "veren" ile "vermeyen" hiç bir olur mu? Geçenlerde bir arkadaşım tam onbeş (yalan olmasın belki on belki yirmi) yıldır okuduğu Eric Von Danikien in Tanrıların Arabaları kitabını gösterdi, kitabın sayfaları helozonik olmuş artık ve yanıbaşımda duran Holografik Evren kitabını okursan sorularını ancak bu temelde cevaplayabilirim dedim. Ve kitaba baktı, baktı ve şimdi kalsın dedi. Bu arkadaş birara şunu söyledi, ben senin kadar müsait değilim, sen müsaitsin v.s. Aslında esas soru şu; eğer herşey "eşzamanlı" yaşanıyor ise; ben bazı testleri geçtiğim için mi müsait durumdayım veya sen testleri geçemediğin için mi bu kadar az-müsait durumdasın? İlginç değil mi? Herşey eşzamanlı yaşanıyor ne demek? Bir düşünmek ve derince düşünmek gerekir mi? Boşverin müsait değilseniz:))


Bu arada sevgili Kryon'un harika cümlesi aklıma geliyor ve bir insana söylenebilecek belki de en zor cümleyi söylüyor (ve kitabının başlığı): Bir İnsan Gibi Düşünmeyin!


Kasyopya celselerinde verilen gizli dersi görmek için; beklentisizce "verme" derslerini geçmek gerekir. Ki bunun ne demek olduğunu ancak testi geçenler anlayabilir, bilebilir. Kısaca Kasyopya'nın ne olduğunu anlayabilmek veremeyen ya da çabasızlık içerisinde olan ya da beklenti içerisinde olan için mümkün değildir. Bu bir sır, keşfi için emek harcamak ve beklentisizce harcamak gerekiyor, yoksa bu görülemez, bilinemez. Beklentisizce Kasyopya'yı takip edenler iyi durumda o-la-cak-lar.

Tiversonus

#13
Ve bir başka niyet beyanımı/duamı paylaşmak istiyorum:

Ben Fiziksel Realitede Bedenlenmiş Tanrı varlığıyım.

Ben Ben'im.

Eğer En Yüksek Hayra Uygun Olacak İse ve Işık/Bilgi/Sevgi ve Başkalarına Hizmet Faydalarına Olacak ise;

Tüm üst Yoğunluk Başkalarına Hizmet ailemden, Işık/Bilgi/Sevgi ailemden,

Sonucunda kozmik yasaların izin verdiği maksimum Işık, maksimum Bilgi, maksimum Sevgi ve maksimum Başkalarına Hizmet sonuçları çıkacak şekilde, uygun göreceğiniz metodlar ve uygun göreceğiniz yöntemler ile şu yardımları yapmanızı özgür iradem ve sevgim ile istiyorum:

Geçmişimi, geleceğimi ve şimdimi, tüm eşzamanlı hayatlarımı değiştirmenizi ve yeniden yazmanızı ve hiç bir KH çabasının hiç bir zaman çizgisinde bu sonuçları değiştiremeyeceği şekilde bu değiştirme ve yeniden yazma işlemini yapmanızı,

Özgür iradem ve sevgim ile istiyorum.

Niyetim sapmalarımdan arınarak; bilinçte Başkalarına Hizmet olarak hızlıca evrimleşmek.

bozadi

#14
baskalarinahizmet.com forumuna isteğim ölçüde katılım gösteremedim ne yazık ki. diğer çevirmen arkadaşlar da öyle.

katılım için şahsen elimden geleni yapmaya çalışacağım, celse çevirileri dışında.

geçtiğimiz aylarda ne yazık ki Tiversonus'la hiç istemediğimiz bir şekilde bireysel bazı konularda problemler yaşadık çevirmen grubu olarak ve bundan dolayı özellikle gregorsamsa ve zhou ile Tiversonus arasında ciddi bazı soğuma problemleri oldu. ve bu ciddi oranda da devam ediyor ne yazık ki. sorun içeriği kendimize özel. burada tartışmaya açılması faydalı olacak şeyler değil.

sadece zaman içinde bazı gelişmeler olmasını dilerim.