Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ahuela

#630
Alemtac ablacım , çok geçmiş olsun. Bu aralar int.sorun vardı.Telefonum bozuktu.Tüm dünyayla bir anda bağlantım kesiliverdi...
Bugün internet düzelmişken , bir bakayım dedim. Çok üzüldüm, çok geçmiş olsun. Açıkcası gerçekten şanslısınız.Hastanede yaşlı hastalar görüyorum, yanında da kimseleri olmayınca çok üzülüyor ve bir bakıma sinirleniyorum. Biz de dedem, ninem hastayken yanlarındaydık.Annemin kardeşi olmasa da torunları hep yanındaydı.Yalnız hala güçlü olmalarına hayret ederdim, fakat şimdi ben de öyleyim:))))
Onları hatırladım bir an , sayfanıza sizin anınıza olumsuzluk eklemek istemezdim paylaştım ...Çok güzel, onurlu , sevgi dolu bir olay,yanlarında olmak.
 Sevgiler. Ve şifa diliyorum bütün şifalar sizinle olsun . ..
 

Alemtac

#631
Teşekkür ederim Sevgili Ahuela :) Gün içinde boşluk oluyor, yani her zaman yanlarında olamıyoruz. Dün mesela, yemek dağıtan hanım şaşırmış, iki yaşlı hasta ve yemek alacak kimse yok yanlarında...annem ve babama "refakatçınız yok mu" derken gözlerinde ki acımayı görmüşler, "biz birbirimize refakatçıyız" diye cevap verediklerinde muzipçe baktıklarını görür gibi oldum :)) Geceleri ikisi birarada kalmayı istiyorlar ve bizi evlerimize gönderiyorlar. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, bu sözü severim :) Aslında yargılamamak, bu sözün demek istediği bu...

Şifa dilekleriniz için tekrar teşekkür ediyorum ve herkese olsun diyorum, kabul eden her kese :)

Sevgiler Sevgili Ahuela'cım :)
 

ahuela

#632
Çok güzellll sevindim. Tabiki Alemtac ablacığım; hiç bir şey göründüğü gibi değildir,önyargıyı boşverin  yargılamak bile benim hakkım değil. Demek istediğimi yanlış anlatmışım özür dilerim.
Ben gidip kendim yaşlılarla konuşurum:)))) Tanıyıp tanımayım hiç önemli değil, onları çok yakın görürüm kendime bebek gibi gelirler bana.
Bana şöyle anlatanlar vardı,çocuğum var bakmıyor bana gelmiyor. Şunu düşünürüm iş yerinden izin vermiyorlardır. Çok işi vardır yoğundur kendi derdi çoktur v.s. Anlatırlardı kendileri. Benim üzüntüm ondan. Yoksa belki çocuğu bile yoktur,çocuğunu daha gençken kaybetmiştir yada çocuğu da hastadır v.s.
Yaşlı, hasta, çocuklar , bir de hayvanlar . Kendileri kabul etmeseler de gençler kadar ,sağlıklı insanlar kadar güçlü değillerdir.Hani yazmıştım ya diğer yazım da kendilerini hala güçlü düşünüyorlar ,dedem diyalizden çıkıyor hala güçlü duruyordu.Merdivenlerden ben çıkarım diyordu ki hiç hali yoktu multiple myolamaydı :(((( Tüm vücudu bir anda düşüren.
Gerçek güç budur belki de.Kimseyi rahatsız etmeden , kimseye yük olmadan gerek yoktur diye düşünüyorlardır. Kendim acile
kaldırıldığım günü hatırladım da  bir an. Öyle hissetmiştim.
Sevgiler, iyi olduklarına da çok sevindim:))))
 

Alemtac

#633
"Nereye bakarsan oraya gidersin"... bu cümle motorsiklet sürüşü için söylenen bir cümle aslında ama tüm yaşam için de geçerli değil mi?
 

Alemtac

#634
1.derece yoğunluk varlıkları...diyoruz. Varlık olduklarını kabul ediyoruz demek bu cümle. 1.derece yoğunluk varlıkları, taş, ateş, su, hava...vs. Bize ilk okulda öğretilen cansız varlıklar. Can = ruh..yani ruhları yok. Peki, akıl, beden var mı ki? Bir şekli olduğuna göre bedenli diyebiliriz. Hava ve suyun şekli var mı diye bir soru üzerine diyebilirim ki, evet. Bir hacmi olduğunu kabul ediyorsak, şekli olduğunu da kabul etmeliyiz. Ama akıl? Yine cevabım evet :) Moleküller hallerine göre hareketlerini düşünürsek, böylece bir akıl olduğunu anlarız. Bunların üzerinde kimya ve fizik bilgilerimiz gözden geçirerek düşünmemiz gerek.

Komşumuzun küçük kızı geldi aklıma, akşamları balkona koyulan süt şişelerini içeri almak istermiş, çünkü üşüyorlarmış ve yalnız kalıyorlarmış :)
 

Alemtac

#635
Tarladan dönüyoruz, rengarenk bir dünyadan ayrılırken; "şu doğanın renkleri ne kadar güzel, bir yanda sarı hardal çiçekleri, ya şu kadife gibi mavi çiçeğe ne demeli, hele mor olanı" diye coşku içinde konuşurken babam; " doğanın oluşturduğu renk cümbüşünü hiç bir insanoğlu taklit edemez" dedi. Sonraki konuşmalarımız :)

-Aslında gördüğümüz renkler, gördüğümüzü sandığımız gibi değil. Mesela, bir boğa sadece beyaz siyah görüyor. Aslında saldırdığı hareket eden bir cisim. Yani onun kırmızı veya yeşil olması ona bir şey ifade etmiyor.

-Evet?

-Oysa arı, bizim göremediğimiz ultravioele ışın ötesi renkleri görebiliyor ve böylece nerede çiçek olduğunu bilebiliyor. Kilometrelerce uzakta olan bie çiçeği böylece bulabiliyor.

-Eee, ne güzel?

-Yani demek istediğim, bizim gördüğümüzü sandığımız renkler aslında gördüğümüz gibi değil. Daha fazlası var.

-Gördüğümüz güzellikler bize yetmiyor mu? Neden böyle boş şeyler düşünüyorsun? Aklını kendine yararlı olacak şeylere yor, sana ne faydası var bunları düşünmenin?

-Daha fazlasını farkedersek, daha fazlası oluruz ama baba :(

-Hadiii, bırak dedim, gördüğün güzelliklerin tadını çıkart.
 

ahuela

#636
Ne güzel bu kadar güzellikleri görebilmek.Aslında gözün görebildiği noktaları dahi gördüğü halde farkına varamayanlar da olabiliyor.
Ben şuna inanıyorum ,evet gördüğün güzelliklerin tadını çıkart. Bu güzellikleri koruyup, hakedip, o seviyeye gelince zaten  diğer güzellikleri görebileceğiz:))))
Sevgiler.
 

Alemtac

#637
İnsan asıl ne zaman yalnız kalır bilir misiniz?
Güvendiği dağlara karlar yağdığında.
Tutması için uzanan bir el olmadığında
ve ayağa kalkacak uzuvlara sahip değilse hele,
etrafında tutunacak bir dal yoksa
ve öğrenmemişse tek başına yürümeyi
Hele birde çaresizliği bile yalnız başına değilse !!!
 

sirera

#638
Sevgili Alemtac, neden bu kadar hüzünlü sözler olduğunu bilmiyorum ancak  şefkatli ebeveyn hissini başkalarıyla empati kurabilmeni ve bu empatiyi yoğun yaşamanı görebiliyorum. Bir değişim var. Dış etkilerin (radyasyon, kimyasal vs) olduğu kadar başkalarının ve kendimizin acı-ağrı ile kapalı örtüsünü kaldırmak isterken bir bakıyoruz bazen de akıntıya kürek çekmişiz. Bilinçli aci çekenler yaratımlarıyla ve minik veya kocaman sözleriyle bir değişimi başlatıyor.  Bazen unutuveriyoruz dünya kadar narin olduğumuzu. Ne kadar kaba olsak da ne kadar şişman ve ne kadar zayıf, ne kadar ince sesli olsak da ne kadar yetişkin ne kadar çocuk, ne kadar öfkeli ne kadar dikbaşlı ne olursak olalım. Ve yanağımıza uzanan incecik bir eli içten içten bir kucaklayışı bu minnacık olmuşlukla hissedebilmek, tek başınayken de o kucaklamanın bizim varlığımızın kucaklayışı olduğunu duyumsayacak uzuvlara sahip olduğumuzda hepimiz...
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#639
İçten uzanan elinizi hissettim, Sevgili Sirera:)

Bu her zaman duyumsadığımız ve değiştiğimiz anlardandır diyorum. Bu kadar hissediş boşuna değildir, gelen dalgaların parçacıklara ayrıldığını gözlemlemeden bilmektendir. Engel olmaya çabalamıyorum artık. Ancak bir şiir olarak dökülüyor son çağrı, hem kendime hem benden içeri ne varsa.

Teşekkür ederim, sevgili dostum :))
 

Alemtac

#640
Bu çağrı çocuklarıma,
nerede varsa duyumsayan ve hisseden her birine.
Artık kendi ayaklarımızın üzerinde durma zamanıdır,
taki ölene dek içimizde kalan.
Artık kendi başımıza yürümeyi bildiğimiz,
benden başka kimsenin olmadığını farketmemizin,
ölmeden ölmenin ne olduğunu bilme zamanıdır.

Elbette bunlarda şiirin devamı, sevgili dostlar :)
 

Alemtac

#641
"Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder. CG Jung"
 

Pınar

#642
İnsan olmakta olana izin vermediği sürece acı çeker. Olmakta olan ise, sadece sahnelenen bir oyundur. Kim sinemada izlediği bir film karakteri için  acı çeker ki!:) Film izlerken kim kendini yalnız hisseder? ;)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Alemtac

#643
Ben :( Ne yapayım ki öyle...kendimi başkasının yerine koymadan, o olmadan olamıyorum ki Pınar'cım :) Karşımdaki kişinin neden böyle davrandığını, neden böyle düşündüğünü veya neden böyle bir cevap verdiğini düşünmesem olmuyor ve o zaman karşımdakini anlıyor ve tartışma, kaos..ismi her neyse o duruma girmiyoruz. Elbette istisnalar var, anlık öfkelere kapıldığım ve anında cevap verdiğim durumlar da var ne yazık ki. Ne yazık ki diyorum çünkü sonradan gerçekte ne ifade etmek istediğini öğreniyorum karşımdakinin. İş hayatımda bu konularda çok dersler almış olmama rağmen hala yapıyorum, en yakınımdakilere karşı hemde.

Bence bir olamak, birlik bilincine sahip olmak; karşındaki kişinin yerine kendini koymakla başlar. Ben merkezci olmamak gerek, herşey bende başlar değil dir..herşey birde başlar.

Bunlar benim görüşüm elbette, kendi ilizyonumdan gördüklerim.
 

Alemtac

#644
Kadın doğuştan yaratıcıdır.

Her kadın olarak doğanın annelik hissi ilk oyuncak bebeği ile oynamasıyla başlar.. Anne diyecek bir annesi olmasa da, hiç bir zaman anne olmasa da, her kadın annedir.

Tek bir günle kutlanması ayrı...yine de özel olan bu günde tüm kadınların anneler günü kutlu olsun.