Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#615
Dikkatinizi çektiğinden eminim, şu yaylaya giderken et almam ile ilgili anlatımım...Eskiden etcil bir insandım ve kendiliğinden et-yiyemez olmuştum balık dışında ve hala öyle. Ama acayip et canım çekmişti, sonra düşündüm, sezgiledim ve dna değişimleri ile ilgili işaret olduğuna karar verdim. en basit olarak ürün almak için tarım da bile gübreleme yapılır ve şimdilerde mineral takviyeleri yapmaya başladım ve vitamin c ve elektrosatatik yatağın topraklamasını da kuars taşına bağladım ve sırt omuz ağrım beşte bire düştü...Bu et olayı benzer oldu sizin ile garip ama ben de kendime şaşırmıştım, şimdilerde istemiyorum. özgür irade yasası gereği işaretli/bulmacalı meajlar olabilir ve aslında duygusal etkisi fazla olan mesajlara dikkate alıyorum ben özellikle. ama biliyorsunuz 6-7 çeşit rüya cinsleri var ve çok önemsizde olabiliyorlar ve işte tam burada bilmek ve öğrenmek istiyorum diye ışık ailesine sorulmalı bakarsınız önünüze raftan bir kitap düşer ya da hayatta okumadığınız bir gazete reklamı gözünüze yumruk atabilir...Veya bilinçaltı boş şeyler de olabilir kime danışmalı? hmm doktor sezgi ye:))

Alemtac

#616
:))) sağolun, evet en doğrusu sezgilerime güvenmek. Kendinizle ilgili verdiğiniz örnek için ayrıca teşekkür ederim, içimi rahatlattı sözleriniz :) Kendimi bildikten sonra ilaç içmekten hiç hoşlanmadım, vitamin bile içmedim. Ama artık gerekli olduğunu hissediyorum, tabiki sizin sözlerinizle birlikte mineral de almaya başlamalıyım.
 

Tiversonus

#617
Yapılacak en doğru şey, bilimsel bir test yaptırmak ve sizin kan değerlerinizi bir doktora göstermek olacaktır. Gerçek olan bilgi ve tahlillerdir. Ve sonra reçete ile eczaneye gidip almaktır...Ben asla şunu yapın demedim, ama genel olarak işin doğrusu yukarıdaki gibi...Ve aslında başka bir yol daha var, bilgi toplayarak doğal ve TAZE yeşil sebzeleri üretmek örneğin andız ve keçiboynuzu müthiş potasyum, kalsiyum v.b. şeyleri içerir. Yani doğal yollar da mümkün aslında, sonuçta bilgi toplamak ve kansızlık çok yaygındır kadınlarda ve bol demirli yiyecekler...Kısaca çok yolu var ama her yol bilgi dolu olmalı ve vucut kimyasını da, sağlığı da bozabileceğimizi bilmeliyiz, benim yaptığım hep bir tahll sonucu, doktor arkadaşıma da yazdırarak olabiliyor, reçetesiz bitkisel şeylerde ise reçete yazdırmıyorum doğal olarak ve ağrı kesici şeyler dışında da reçeteli bir şey hayatta kullanmıyorum. Reçeteliler reçeteli, reçetesizler reçetesiz kullaırım. Ve inanın hepsi temelinde bilgi yok ise hepsi boş.

Alemtac

#618
Ah Sevgili Tiversonus, dostum; son iki senedir kollarımda delinmedik yer kalmadı. İlaç içmeyi hiç sevmem derken, içmek zorunda olduğumu belirtmediğimden anlatamamışım. Kan tahlillerinin çeşitlerinin hepsini yaptılar. Et yemeyenlerde önemli oluyor kan değerleri ama bendeki kan mandada yok valla :)) Gerekli olduğunu hissettiğim ise artık vitamin ve mineral için doğal yollardan almak yerine tabletlerle vucut dengesini sağlamak anlamında. Eski lezzeti bulamadığımız sebzelerde artık vitaminde kalmadı. Doğal bitkilerle tedavi ise uzun yıllardır uyguladığım bir yöntem, halen devam ediyorum. Ama bir yerde tıkanıyor insan işte, daha doğrusu beden tıkanıyor.
 

Tiversonus

#619
Bunu belirtmeliyim, yoksa ikiyüzlü duruma düşerim...Şimdi hatırladım; yakın zamanda elinizin artığı(!):) et kavurmuşlar, önce haşlanmış ve sonra kavrulmuş, afiyetle yedim ve gece kalkıp bir daha yedim...Şimdi düşünüyorum da sezgim ile 'bu gerekli' cinsinden onaylamalı idi...Ve 3. Yoğunluk ortamında bulunuyoruz, doğal halimiz KH bu kaçınılmaz. Hatırlayın Mevlana şiirini "Şeyhin biri meyhaneye gider"...Kısaca Laura ve ekibi yılbaşında, bu sitelerinde resimlerde vardı, off, kocaman hindi yiyorlardı:)) Vucudumuz ve sezgimiz ile "niyet" durumu çok önemli ve şu vejeteryanlık işine karşı değilim ancak bir şeylerin bastırılmaması gerekir, gerekiyorsa alınmalı, gerekmiyorsa alınmamalı ve lineer zamanlar da değiliz diye düşünüyorum ve sanırım sinir uçları ya da sinir sistemi ile ilgili onarım için faydalı olabilir diye düşünüyorum et tüketiminin. Elbette kaynağı ve temizliği garanti altına alınmalı, hazır türlerden kaçınmalıyız diyede düşünüyorum. Evet Kasyopya ekibi vejeteryan değil bildiğim kadarı ile, olanı da vardır ama gözlem iyi bir şey, zira Laura Knight-Jadchyk bireysel kanallama da yapıyordur bize ya da sitelere konulmayan ve elbette evrensel değil, özel şeylerdir, zira Kasyopya kanalı buna dikkat çekerdir diye düşünüyorum. Aklıma kıymalı börek te düştü, şimdi kızarmış ve dana etliii:)))

Alemtac

#620
Şimdi düşünün, küçüçük kanatları var, uçmak için bile kullanamıyor ve en lezzetli ızgara tavuk kanadındandır. Minicik daha, kıvırcık tüyleri kirlenmemiş bile ama kokoreçin güzeli kuzudan yapılandır. Oooo daha neler var saymaya kalksak ama saymaya içim el vermiyor. Yiyene birşey demiyorum ve hatta çocuklarıma etli, kıymalı yemekler bile yapıyorum. Kızım genelde eti sevmez, bende ısrar etmiyorum. Kim ne seviyorsa, neyi içi alıyorsa onu yiyor bizim evde :) Benim içim ve aklım et yemeyi almıyor. Araştırmıştım bir zamanlar, siteyede yazmıştım. Bizim barsak yapımız, etçillerden farklı ve bu yüzden eti barsakta sindiremiyoruz. Yine bu yüzden barsaklarla ilgili pek çok hastalığın sebebi et yememiz. Daha neler var, et yemenin neden olduğu, hepsini kurban bayramı öncesinde sıralamıştım :)) Her ne ise, isteyen et yesin yinede ama ben yemem :))) Et insanlara gerekli bir besin değil, proteini alabildiğimiz hemde kat kat fazlasıyla alabildiğimiz başka bitkisel gıdalar var. Mesela baklagiller dediğimiz, fasülye, nohut, mercimek vs. ve mantar; etin yerini lezzetiyle birlikte tutan bir besin. Ayrıca hayvanların kendi isteği ile verdikleri sütünü kullanmak ve peynir, yoğurt olarak tüketmek varken neden illa zorla canını alırız anlamam. Dünyada yapılan o kadar çok hayvan katliamı varken, bunların lafı bile olmaz. Neyse, bunlar benim görüşlerim, özür dilerim fazla uzattım :)
 

Alemtac

#621
Yüzleşme; korkularımızla yüzleşmek...aslında kendimizle yüzleşmektir. Duyduğumuz, bize anlatılan; bir başakasının başından geçen olayda veya gördüğümüz bir filmde yada okuduğumuz bir yazı, makela, romanda etki altında kaldığımızı sandığımız herşeyde aslında kendimizden korkarız. Kimimiz şeytandan, kimimiz cinden periden, kimimiz hırsızdan, öldürülmekten...korkarız da korkarız. Rüyalarımızda korkarız bazen, öyle çok korkarız ki dudaklarımız uçuklar hatta. Derinden içten içe bildiğimiz bize bizden daha fazla zarar verecek kimsenin olmadığını anlamış olmaktan korkarız.
 

Alemtac

#622
Önce dalgaları anlamak gerek, sonra noktacıklar gelir ki bu bizi sonuçta birliğe götürür. Bu söylediklerim kuantumdur ya da Mevlevi'lerin söyledikleri :)
 

Alemtac

#623
Henüz küçük bir çocukken aşk nedir diye sormuştum babama, "aşk bir hastalıktır" diye cevaplamıştı. Annem bir gün aşk için " herşeye aşık olabilirsin, çiçeğe, kuşa, gördüğün tüm güzelliklere" demiş ti. Aşkın acı çekmek olduğuna karar vermiştim genç bir kızken ve buna rağmen defalarca aşık olmuştum. Aşkı aşk sanmıştım...

Sonra babamın dediğine gelmiş ve bir kokunun tetiklediği hormonların oyunu olan aşkın 21 gün sürdüğünü anlamıştım. Yinede vazgeçilmez di aşk, biteceğini bile bile...

İlk bebeğimi kucağıma aldığımda ise gerçek aşkı anlamıştım. Ondan daha güzeli yoktu, yüzünü buruşturmasına, ağlamasına, gülmesine herşeyine aşık olmuştum. Gözünü kırpmadan sabaha kadar seyredebilir mi insan bir başka birini, güzelliğinden ağlayabilir mi? Her anne yavrusuna aşıktır ve bildiği tüm aşklardan öte bir duygudur diyordum. Anne olduktan sonra karar vermiştim aşkın çeşitleri olduğuna. İşte o an annemin sözlerine gelmiştim, "herşeye aşık olabilirsin"...

Aşk bambaşka bir şey, kendi suretimizi görmek için miş. Bazen bir çiçekten damlayan çiğ tanesinde, bazen güneşin kızıla dönen renginin sudaki yansımasında kendimizi bulmak, aşk sandığımız şey kendimizi arayışımızdan mış. Herşeye aşık olabilirim, çünkü ben herşeydeyim, herşey de bende...
 

Alemtac

#624
Annem ve babam, yanyana yataklarda hastehanede yatıyorlar. Önce annem kalbinden rahatsızlandığı için, babam pijamalarıyla annemi hastehaneye yetiştiriyor, annemin kontrolleri yapılıyor ve hastehaneye yatırılıyor. Gerekli tahliller neticesinde bir süre daha yatması gerektiğine karar veriliyor ve ilaç tedavisi başlıyor. Sonra babam göğsünde bir yanma hissettiğini söylüyor ve kontrollerden sonra anjiyo yapılıyor. Şimdi iyiler, bir süre daha hastehanede yatacaklar.

Babam annemi götürdüğü gün bir iki can dostumu aradım ve reiki göndermelerini istedim. Daha sonra ziyaretine gelmek istediklerinde, "arkadaşım size geçmiş olsuna geliyor" dediğimde, babam " hani elektrik gönderen mi?" diye sordu. Ben elektrik ve göndermek kelimelerini toparlamaya çalışırken, annem " yok o değildir, burada değil" diye cevapladı. Haydaaa, şimdi de ışın oldu elektrik :))

İki kardeş devamlı başlarındayız. Başka şehirde yaşayan bir erkek kardeşim var. Annem ve babamsa çok mutlu :) İki çocukları ile birlikte olmanın verdiği mutluluk :) Kardeşimle uzun zamandır bu kadar yakın olmamıştık, anlatacak ne çok şeyimiz varmış. Ve benden 2 yaş küçük kardeşimin ne kadar büyümüş olduğunu gördüm. Reikiden bahsettim, ne olduğunu bilmiyor, (sadece reikide yok sonuçta) aydınlanmaya giden yollar öyle çok ki. Bilgi bir şekilde geliyor, farketmek isteyen ve farkedebilen sonuçta büyüyor :)
 

Pınar

#625
Canlarım benim.:)) Elektrik haaa! Şimdide adımız elektrikçiye çıkacak desene.:)) Şifaları bol olsun, geçmiş olsun.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#626
Geçmiş olsun, şifalar diliyorum... Bir çok an'da sevgiyi aramak ve bulmak ve duyumsamak mümkün olabiliyor, bende bunu duyumsadım...

Alemtac

#627
Teşekkür ediyorum Sevgili Dostlar :))

Evet sevgili Tiversonus, sevgi budur diyorum :) Pınar'cım da aynı şeyi söyler hep :) Böyle bir aileyi seçtiğim için mutlu olduğum anlardır ayrıca :))

Nerede kimin ihtiyacı varsa, yüksek benlikleri kabul eden her bir varlığa gitsin şifa dilekleriniz.

Sevgiler :)
 

sirera

#628
Doğadaki varlıkların doğuranı kutsal tanrıça ana,
tanrısallığının sahip olduğu iyileştirici, hareketli enerjin, Alemtac'in anne ve babasına ve Alemtac'in dile getirdiği gibi nerede kimin ihtiyacı varsa, yüksek benlikleri kabul eden her bir varlığa gitsin.
Ve kendini ailede hissedenlerin iyileştirici anlayış,şifa ve huzurları kalplerindeki bu bollukta taht kursun.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#629
Canım :)) işte böyle demek istedim size Sevgili Sirera :) Teşekkür ediyorum dostum.