Psişik Beceriler

Başlatan Alemtac, 08 Aralık 2009, 12:41:58

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

Herkesin hayatının o veya bu anında sonradan işe yaramayan önsezileri olmuştur.Telefon çalar cevap vermeden önce kimin aradığını bilirsiniz. Sokakta bir yabancı görürsünüz ve bu tanımadığınız kişinin bir şekilde hayatınızda önemli bir yer işgal edeceğini bilirsiniz. Bunlar psişik vaka örnekleridir. Şuurumuzu, şimdiki farkındalığımızın ötelerine genişletme gücü hepimizin içinde kilitli vaziyette mevcuttur. Bu güce \"psişik yetenek\" denir. Herkes buna sahiptir; fakat bu yeteneklerin nasıl kullanılacağını ya da nasıl kontrol edileceğini pek az kişi bilir. Bir çok insan gibi görme, işitme, tatma, koklama, dokunma gibi kabul edilmiş beş duyu seviyesinin ötesinde bazı şeyleri algılama yeteneğimizin farkında olmayabiliriz; ne var ki, birçok insanın yapamadığı gibi, bu yeteneği canlandırmayı ve psişik becerilerimizi geliştirmeyi başarabiliriz.

Psişik becerileri geliştirmek de aynen yüzmeyi öğrenmek gibidir. Bu, farklı bir ortamda, psişik ortamda iyi fonksiyon görmeyi öğrenmektir. Kişi disipinli, sistematik bir yaklaşımla çalışmak suretiyle daha geniş, daha güvenilir bir şekilde psişik becerilerini geliştirmeyi öğrenebilir. Önce bu becerileri kazanma niyeti ve kararı olmalıdır. Bu çalışmalar büyük ölçüde sabır ve azimle uygulama yapmayı gerektirir. Herkes bisiklet kullanmayı, yüzmeyi, bilgisayarda yazı yazmasını nasıl öğrenebiliyorsa aynı şekilde psişik becerilerini de geliştirebilir.

Geliştirilecek iki temel beceriden biri yansıtıcı beceriler diğeri algılayıcı becerilerdir. Yansıtıcı beceriler, kendi titreşimlerimizin (vibrasyonlarımızın) yayımını kontrol etmenizi sağlar. Bu becerilere zihnin madde üzerine etkisi denebilir. Bu beceriler arasında şunlar vardır: telepati, psikokinezi, teleportasyon materyalizasyon ve demateriyalizasyon, ruhsal ameliyat, ruhsal şifa, levitasyon ve ruhsal fotoğrafçılık (Kirlian fotoğrafçılığı).

Algılayıcı beceriler ise bilgileri ve enerjiyi almamızı sağlar ve bizim farkındalık becerilerimizdir. Bunlar arasında DDA (Duyular Dışı Algılama), durugörü, duru işiti, sezgi, telepati, prekognizyon (önceden bilme, geleceği bilme, kehanet), geçmişi bilme, psikometri, radyestezi, psişik okuma ve vizyon görme vardır. Psişik becerilerimiz geliştikçe geniş bir tercih hakkına ve uygulama sahasına sahip olabiliriz. Bir ruhsal şifacı olabilir veya başkalarının yaptıklarını ve düşündüklerini bilebiliriz. Diğer insanlarla olan ilişkilerimizi daha candan ve anlamlı kılabiliriz. Tüm duygularımızın olumlu kanallardan tezahür edeceği bir alan oluşturmak üzere yeni bir yaşam tarzı yaratabiliriz. İster bunlardan birini seçelim ister tümünü. Bundan sonrası size bağlı.

Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği
 

Alemtac

#1
Medyomluk

Bedensiz varlıklarla ruhsal bağlantı kurup, insanlarla ruhlar arasında iletişimi sağlayan, hassas yapılı, özel yeteneklere sahip kimseye medyom denir.

Medyomluk, yapmış olduğu fonksiyon ve meydana getirmiş olduğu işler bakımından dünyanın en eski irtibat aracıdır. Medyomlar göksel dünyayla, yani ahiret dediğimiz ruhsal dünya ile fizik dünya arasındaki bağlantıyı en sağlıklı şekilde kurabilecek, birini diğerine bağlayabilecek, ruhsal alemdeki ilkeleri ve yasaları fizik aleme aktarabilecek ve anlatabilecek güçte olan varlıklardır. Medyomluk kendini ruhsal dünyaya teslim etmektir. Kendini ruhsal dünyaya teslim eden biri gerçekten gerekiyorsa medyomlaşabilir ve ruhsal dünya ile fizik dünya arasındaki irtibatı en güvenli şekilde meydana getirebilir.
Medyomluk çeşitlidir. Başlıca iki kısma ayrılır:

1- Fiziksel Medyomluk

2- Zihinsel Medyomluk

Fiziksel Medyomluk: Darbeci, telekinetik, ışık, direkt ses, apor, materyalizasyon(ektoplazmik) ruhsal fotoğrafçılık, levitasyon, mulajcılık, tekinsiz ev, dedublüman vs.
Zihinsel Medyomluk: Görücü, durugörür, duruişitir, sezgisel, bedenlenme, yazıcı, çizici, psikometri, içsel, darbeci, şifacı, telepat, önceden bilici, radyestezist vs.
Ruh varlığının fizik planlarla kurulacak irtibatta bir aracıya ihtiyaç vardır. Bu aracı medyomdur.

Ruh varlığı fizik planlardaki bedenlenmiş kişilerle irtibat kurabilmek, o alanlarla işbirliği yapabilmek için bir enerji alanı meydana getirir ve o enerji alanıyla kontakt kurabilir.
Ruhların öğretilerinin bir nevi tercümanı olan medyomlar insanların maneviyatının olumlu yönde gelişiminde ve yenilenmesinde önemli rol oynarlar.
Medyomluğun esası kişisel istek ve beklentilerinin tümüyle bastırılmasına, pek çok çileli durumlarla başbaşa kalmaya dayanır. Öyle bir durumdur ki psişik mekanizmanın gücü ve bunun şuurlu olarak uygulamaya konulması bir tür iletişim hattı yaratır. Bu iletişim hattı aracılığıyla ruhsal rehberler aracı medyom kanalı ile başka insanların ihtiyaçlarını karşılarlar.
Medyomluk kapsamı geniş ve önemi evrensel olan bir vazife fikrine, vazifesini bilmeye ve bu vazifesini yapmaya dayanır. Medyomluk her dönemde ve her toplumda gizli ya da açık olarak mevcut olmuştur.

Medyomlar ruhsal planların dünya insanlığının gelişimiyle ilgili işlevinin yürütülmesinde aracılık etmişlerdir ve etmeye de devam edeceklerdir.

Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği
 

Alemtac

#2
Şifacılık

Şifanın sözlük anlamı bedensel veya ruhsal bir hastalığın son bulmasıyla hastalıktan kurtulmaktır.

Şifacılığı genel anlamda ele alırsak hepimizin genellikle hasta olduğumuz zaman başvurduğumuz tedavi edici kişi veya kurumlar vardır. Bu, öncelikle üniversitelerde yetişen resmi hekimler olmalıdır. Daha doğrusu günümüz tıbbı; her yönüyle fizyolojik bir öğrenimle, dıştan içe doğru nüfuz etmeye çalışan bir bilim dalı olarak tedavi etmeye çalışır. Bu konuda az çok hepimizin bir genel kültürü vardır.

Bir diğeri ise metafizik şifadır. Bu içten dışa doğru gerçekleşen bir şifadır. Şifa genel olarak iki şekilde ele alınabilir:

1. Manyetik Şifa, Manyetik-Telkin karışımı şifacılık
Manyetik kuvvetin insan organizmasına etkisi bilinen bir gerçektir. Nasıl bir mıknatısın çekme ve itme özelliği mevcutsa, insan organizmasında da bu özellik vardır. En basitinden manyetik nefes, el ile sıvazlama, pas (mesh), manyetize edilmiş su, bitki vs. manyetik şifacılığın yaygın uygulamalarıdır. Manyetik-telkin karışımı ile yapılan şifacılıkta ise; hasta, şifacı tarafından paslarla ve telkinlerle manyetik bir uykuya alınarak kendisine telkin verilir.

2. Ruhsal Şifa
Buna aynı zamanda medyomsal şifacılık da denir. Yani bir şifacı medyomun vasıtasıyla meydana getirilen iyileşme ve tedavi şeklidir. Yakın veya uzaktan şifacılık ve kansız meliyatlar bu sınıfa girmektedir. Şifacı, bedensiz ruhsal varlıklar vasıtasıyla gelen şifa tesirlerini kendi vücudundan geçirerek hastaya, hasta bölgeye, hastanın bedeninin ihtiyaç duyulan yerine aktarmak suretiyle ruhsal şifa meydana getirilir. Gerçekte tedaviyi meydana getiren kişi şifacı değil,hastadır. İyileştirici güç bize dışarıdan empoze edilen bir şey değil, içimizde varolan kudrettir. Bir başka deyişle, hasta, kendi kendisini iyileştirebilecek tek kişidir; bir başkası (şifacı) iyileşmenin meydana gelebilmesi için yalnızca bir "aracı" rolü oynar. Şifacı gerçekte var olan şifa enerjisini açığa çıkaran yardımcı kişidir, diyebiliriz. Demek ki, aslında hiç kimseyi "şifacı" olarak nitelendirmememiz, daha ziyade iyileşmenin gerçekleşmesi için enerjiyi bir başkasına aktararak onun enerjisini güçlendiren bir ARACI ya da DÖNÜŞTÜRÜCÜ olarak görmemiz gerekir.

Şifacı olmak için, daha ziyade iç sukunete nasıl kavuşacağımızı ve karşılıksız sevgiyi nasıl geliştirebileceğimizi öğrenmek gerekmektedir.

Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği
 

Alemtac

#3
Düşünce Gücü /İmajinasyon

Şu an için gerçekte var olmayan bir duruma ait imgeler, görüntüler ve kavramlar oluşturma eylemidir. Böylesi imgeler ve kavramlar oluşturma yeteneğidir.

İmajinasyon, ruhun esas yeteneklerinden biridir. İmajinasyon gücümüz sayesinde ve kabiliyetimiz oranında olaylara ve maddeye hakim olabiliriz.

İmajinasyon yeteneğini yükselten bir insanın yaşamda başarılı olması daha mümkün demektir. İmajinasyonlarını iyice geliştirmiş olanların ellerinde daha müsait tekamül araçları ve imkanları vardır. Bir isteğin yerine gelmesi için bunun iyice düşünülmesi gerekir.

Yaratıcı imajinasyonla/düşünceyle hayalleriniz gerçekleşir. Bu yöntemi, ruhsal potansiyelinizi ortaya çıkarmak, her seviyedeki becerilerinizi geliştirmek arzu edilmeyen şartları arzu ettiklerinizle değiştirmek, her türlü şifa olayını deneyimlemek, destekleyici ilişkileri deneyimlemek ve her konuda daha iyi bir noktaya gelebilmek için kullanabileceğinizi unutmayın. Tüm ihtiyacınız olan, amacınızı açık ve net bir şekilde belirledikten sonra bu sürece girmeyi içtenlikle istemenizdir. Kendi hayatınızı değiştirip, güzelleştirebileceğiniz gibi, çevrenizin ve dünyanın değişimine de katkıda bulunabilirsiniz. Bu yeteneğinizi geliştirmekle kendinizi ve tüm insanlığı aydınlatmaya başlayan bir ışık olabilirsiniz.

Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği
 

Alemtac

#4
Durugörü

Latincesi Clarus acerum, İngilizce ve Fransızcası clairvoyance. Durugörü, duyular dışı algılamalarımızdan (DDA) biridir. Bu algılama şekli vizyonlar şeklinde tezahür eder. Beş duyunun dışında eşyaları ve fikirleri algılama ve görmedir, diyebiliriz. Aslında duyular dışı-içi, üstü-altı diye bir ayırım yapmak çok anlamsız fakat günümüz bilimi ve anlayışı beş duyu adı verilen algı araçlarımız insanın yegane algılamaları olarak kabul ettiği ve insanı bunlara sınırlı bir varlık olarak gördüğü için, bu sınırların dışında kalan varlığın yetenek ve algılarını ifade edebilmek için duyular dışı ifadesi kullanılmak zorunda kalınmıştır. Durugörü görme duyumuzun daha ince vibrasyonlu uzantısından başka bir şey değildir.

Evrende her aksiyon, her kelime, her düşünce ister zihinsel olsun, ister fiziksel, hiçbir zaman kaybolmaz, çünkü üretilen birer enerjidir, sadece şekil değiştirir. Doğu felsefesinde "akaşik kayıt" adı verilen evrenin eterik maddesine sinerler. Bazı kişiler, hassa bir süje olduklarından, bu kayıtlara nüfuz edip onları okuyabilirler. Bu yetenekteki kişilere durugörü medyomu denir. Medyom, gözleri kapalı olduğu halde evren eterine sinmiş olan bu titreşimleri algılar.

Medyomluk türlerinin en fazla tezahür eden şekillerinden biri olan durugöü medyomluğu geleceklerini öğrenme eğiliminde olan insanlar tarafından çok eskiden beri dikkate değer bulunmuştur.

Durugörü başlıca üç ana kolda incelenmektedir:
1. Basit durugörü: Medyomun sadece dar bir alan ve sınırlı mekan içerisindeki algılamalarıdır.
2. Mekan içinde durugörü: Medyomun uzakta meydana gelen olayları ya da yerleri algılamasıdır. Evrensel esiri maddeye akort olabilen medyom normal olarak gözlenmesi mümkün olmayan olaylar ya da yerler hakkında açık ve net bilgiler verir.
3. Zaman içinde durugörü: Geçmiş ve gelecek hakkında bilgi sahibi olabilmektir. Keşifler, kehanetler, fallar ve peygamberane vizyonlar vs... gibi psişik olaylar bu branşa girer.

Durugörünün tarihçesine kısaca bir göz atalım: Hipokrat kendi durugörü tanımını şu sözlerle yapmış: "Ruh, beden gözleri kapalı olduğu halde görebilir."
Durugörü medyomları polise de çok yardımcı olmaktadırlar, özellikle kayıp olaylarında. Durugörü yeteneğinin bencil amaçlarla kullanılması halinde etkisiz kaldığı da bilinmektedir. Yüksek seviyeli ruhsal yeteneklerin yararlı ve başkalarının iyiliğine yönelik amaçlarla kullanılması gerekir.

Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği
 

Alemtac

#5
Telepati

Yunanca "tele" (uzak), "pathos" (birine ya da bir şeye karşı meydana gelen normal üstü duygusal bağ) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiş bir sözcüktür. Duyular dışı algılamaların belki de en yaygın ve çoğu zaman da farkında olmadan kullanılan bir çeşidine verilen addır. Düşünceler arasında doğrudan doğruya bağlantı kurulması, iki zihin veya ruh arasında imaj, fikir, sembol tarzında ortaya çıkan etki alış ve verişi diye tanımlanabilir.

Telepatik iletişimin gerçekleşmesi için en az iki kişinin olması gerekmektedir. Bu iki insandan birisi verici diğeri alıcı durumundadır. Bu iletişimde şekil, fikir, sembol olarak gönderme-alma yapılmaktadır. Deneysel olabileceği gibi kendiliğinden de ortaya çıkar. Özellikle ikinci durumda, insanlar arası sempati bağının kuvveti önemli bir unsurdur. Bu duruma en güzel örnek, anne ile çocuğu arasındaki sessiz iletişimdir. Sevgililer, yakın arkadaşlar, kardeşler, eşler arasındaki telepatik iletişim gerçekleşme yoğunluğu bakımından üst sıralarda yer almaktadır.

Telepatik iletişimin kontrollü ve deneysel olarak da birbirini tanımayan fakat telepatik yetenekleri gelişmiş süjeler tarafından uygulanması, özellikle Sovyet Rusya ve ABD'de yapılan denemelerde, insan telepati yeteneğinin ne derece verilmi yönde kullanılabileceğini göstermiştir.

Beyindeki her aktivite atom seviyesinde kimyasal bir değişime neden olur. Bunun sonucunda esiri ortama bir tür enerji dalgaları yayılır. Her enerji formunun da bir yayını vardır. Deneylerle sabit olmuştur ki telepatik iletişimde zaman ve mekan sınırı yoktur. Dolayısıyla hassas süjeler esiri ortamda yayılan enerji dalgalarını nereden olurlarsa olsunlar, hiçbir kayba uğratmadan algılayabilmektedirler.

Telepatide tespit edilen bir başka durumda zihnin bu iletişim sırasında alfa dalga boylarında yayın yapmasıdır. Özellikle vericinin derin bir konsantrasyon ve vizüalizasyon (içsel canlandırma) içinde olması gerekmektedir. Alıcı durumundaki süje için, zihnini alfa dalga boyunda yayın yapar halde getirmesi yeterlidir.

Telepati sadece insanlar için geçerli değildir. Hayvanlar ve bitkiler de bu iletişimi kullanmaktadırlar. Bunlara ait yapılmış birçok laboratuar çalışmaları bunun gerçekliğini kanıtlarken, çevremizde bulunan hayvan ve bitkilerle kurduğumuz özel yakınlıklar en doğal olaylar olarak yaşanan örneklerdir.

Telepati olayının bize getirdiği en büyük kazanç, bütün canlılar arasında beyin düzeyinde bir alışverişin olduğunu bilmemizdir. Hepimiz birbirimize bağlıyız. Hiç kimse müstakil bir varlık değildir. Hiçbir düşünce tamamen bize ait değildir. Muhakkak o düşüncenin kökeninde bize başka bir yerden intikal etmiş bazı ipuçları vardır. Biz onu üretir, büyütür ve kendi düşüncemiz sanırız. Yaşayan her varlık görünmeyen bir bilgi ağı içerisindedir, şuurlu ya da şuursuz sonsuz bir alışveriş aktivitesi içerisindedir. Bu nedenle de bir bilgi ağına aktaracağımız her bilginin kalitesinin yüksek olmasına dikkat etmeliyiz. Unutmayın: İnsan düşüncesinden de sorumludur.

Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği
 

Alemtac

#6
GİZLİ  GÜCÜMÜZÜN YANSIMALARI

Günlük yaşamda kaçınılmaz olarak engeller ve üstesinden gelmek durumunda kalacağımız zorluklarla karşılaşabiliriz. Bazen bir tanesini atlattık derken, hemen bir diğeriyle mücadeleye girişiriz. Her zaman olmasa da genel olarak böyle bir döngü içerisinde buluruz kendimizi. 


Dolayısıyla ihtiyacımız olan şeylerin başında "Güç"  gelir. Neden "Güç" gelmelidir? Çünkü gücümüz olmazsa, olaylar karşısında tahammülümüz de kalmayacaktır. O halde, dayanma gücü içimizdeki en önemli güçlerden biridir. 


Bilinen iç  güçlerimizin yanı sıra, bir de paranormal ya da normal ötesi olarak adlandırılan ve gizemli yönlerini inceleyeceğimiz, bazen bunların neler olduğunu tam anlayamadığımız için bizi korkutan yeteneklerimiz de var.


Şimdi söz edeceklerim ise; sadece iyi ve mutlu yaşayabilmemiz için bizde bulunan, ancak zaman zaman kullanmadığımız özelliklerdendir. Aslında çoğumuz, bırakın normal ötesi güçlerimize kapıyı açmayı, bildik iç güçlerimizi bile devreye sokmayız.


Bunları  şöyle sınıflayabiliriz:--Baskı hissetmeden hoşgörülü olabilmek.--Doğru ve yanlışı ayırt edebilmek.--Engellere ve zorluklara dayanabilmek.--İşbirliği yapabilmek. --Her türlü durumun, gerçeğin ve insanların değerini takdir edebilmek.--Fizik duyuların etkisinde kalmamak ve bunların gerisine çekilebilmek.


"Güç" ise, en basit tarifiyle bir şeyi yapma ve yaptırma yeteneğidir. Amaçlar doğrultusunda ilerlemeyi olası hale getirir. Aynı zamanda bu güçler, huzurlu ve uyumlu bir toplum için özellikle gereklidir.


Bilinen güçlerimizi yansıtma eğilimi, her birinin değerini anlarsak mümkün olabilir. Çünkü içimizde bizi geriletmek için bekleyen öfke, hırs, kin, bencillik gibi zıt güçler de yüzeye çıkma fırsatı beklerler. 


Örneğin, Fizik Duyuların Gerisine Çekilme Gücü'nü kullanırsak, görüp duyduğumuz tüm negatiflerin dışında kalabiliriz. İlahi enerji kaynağına yönelirsek, zaten kendimizi fizik duyuların ötesine de çekmiş olacağız. Yani olumsuzluklar veya gerçekleşmeyen isteklerimizin acısı bizi daha az etkileyecek ve eskisi kadar rahatsız olmayacak, yorgunluk hissetmeyeceğiz. 




Kendimizi zaman zaman dış dünyadan çekip ayırabilmeliyiz. Çünkü farkında olmadan herşeyin etkisinde kalırız. Halimiz böyle olunca da, o Yüce Enerji kaynağına ulaşamayız. Aklımız hep madde ile uğraşı içine girer. 


Diğer bir iç gücümüz olan Hoşgörü'yü ele alalım. Çok sevdiğimiz kişilere rahatlıkla anlayış gösteririz. Ama aynı konu bir yabancı için söz konusu ise, empati yapmak bize biraz zor gelecektir. Eğer anlayış sahibi isek, affedebiliyorsak, şüphesiz ki kendimizi ağırlıklardan kurtulmuş ve daha hafiflemiş olarak bulacağız. 


Bu bağlamda yapmamız gereken, asla herhangi bir nedenle size zarar veren veya kızdığınız kimseleri sürekli zihninizde tutmakla vakit harcamamak. Aklınıza geleni hemen uzaklaştırın. Çünkü yaşam gücünüz, düşünce yoluyla o kimselerin üzerine aktarılabilir ve barındırdığınız öfke nedeniyle enerjiniz zayıflayabilir.


GİZLİ  GÜÇLERİMİZ


Yukarıda saydığım  özellikleri kullanabilen bir insanın, şundan emin olabilir ki; bilinmeyen güçleri de olgunlaşacak ve kendisine daha sık yardım edecektir. Bunlar; isteklerin gerçekleşmesi, zihin okuma, telepatik algılamanın daha çok açılması, rüyaların haberci özelliğine kavuşması, gerçekleşen öngörülerde bulunabilme, sezgi ve ilham sahibi olabilme gibi normal ötesi özelliklerimizdir.

 

Kısaca 'PK' denilen Psikokinesis, gizli gücümüzün adıdır. PK, organik ve inorganik maddenin, zihin gücü ile etkilenmesini yaratan ve "Zihnin Maddeye Hakimiyeti" (Mind Over Matter) olarak bilinen paranormal olguyu ve bu olgunun eşyayı etkileyebilen oluş şekillerini kapsar. 


Sıra dışı bazı güçler ise; pirokinesis(düşünce gücüyle ateş yakma), apor(ışınlama), levitasyon(yerçekimini yenme) ve astral(beden dışı) seyahat gibi fizik ötesi olgulardır.


Parapsikoloji kapsamında incelenen  güçler, "Paranormal" olarak adlandırılır. Bunlar, olağan deneyimlerin ötesinde kalan fenomenler olabilir. Parapsişik olaylara ise, Telepati ve Durugörü diyoruz. Transandantal algılar aslında doğaldır ve gerçeğin bir eklentisidir.
 




DÜŞÜNCE GÜCÜMÜZÜN BAZI ETKİLERİ


Zaman zaman telefon çalarken kimin aradığını bilebiliriz, yolda giderken düşündüğümüz kişiyi karşımızda bulduğumuz olur. Bazen de, insanların aklından geçenleri okuyabiliriz. Canımız bir şey ister, çıkıp alamayız o an, ama bir bakarız ki, yakınımız elindeki paketle istediğimiz şeyi getirmiş. Mırıldandığımız müziğin radyoda çalmaya başladığını, oyunda istediğimiz zarın geldiğini görürüz. Bir yakınınızın başı ağrır, siz ilgilenince kendisini daha iyi hisseder, bir tür şifa enerjisini o an aktarabildiğinize inanır. Beyin dalgalarınız, gerçekten de şifa enerjisini iletmekte kullanılabilir. Düşünce gücü öylesine etkilidir ki atom altı parçacıklara bile nüfuz edebilir, maddi dünyamızdaki olayları şekillendirebilir. 


1493-1541 yıllarında yaşamış olan ünlü gizemci Paracelsus ise, kendi psikokinetik gücü hakkında şöyle yazmıştır; "Bedenimden yardım görmeksizin ve kılıç yada silah da kullanmaksızın yalnızca gayretli düşüncenin kudreti ile zarar verebilirim." Böylece zihin gücünün diğer bir yönünü de ortaya koymuştur. 




Bir diğer zihin gücü  örneği ise; Kazada ters dönen bir otomobilin altında kalan çocuğunu kurtarmak için, aniden arabayı kaldırma gücüne kavuşan bir kadının durumudur. Savaş, deprem gibi olağanüstü hallerde de, kişilerin beyin faaliyetleri değişim içerisine girebilir, olağan dışı eylemler yaratabildikleri gözlenir. Ayrıca, kontrol dışı zihin gücü; eşya hareketleri veya kısmi yangın tezahürleri de yaratmaktadır. Tekinsiz ev (Poltergeist) adıyla anılan birçok vakanın nedeni de, çevrede yaşayan veya çoğunlukla ev halkından olan kişilerin kontrolsüz psikokinetik güçleri  olmaktadır.


Biliyoruz ki, beyin hücrelerimiz son derece karmaşık işlevlere sahiptir. Beyinde 100milyar- 1 trilyon arası nöron , 100 trilyon-10 katrilyon arası da sinaps vardır. Böylece elektriksel etki ve tepkileri aksettirirler. Aslında, beyin hücrelerinin anlayış kapsamında olanları nöronlardır. Her nöron aldığı işareti, bir diğeri de onu işleme koyduğunu bildirir ve şuuru yansıtırlar.


Bu elektrik alanı, Psişik yeteneğe sahip hassas kimselerde farklı bir beyin dalgası düzeni ile hareket eder.


Amerikan bilim geliştirme birliği(AAAS), 30 Aralık 1969 yılında Parapsikolojiyi, bilim dalına esas üye olarak resmen kabul etmiştir. 


AAAS  tarafından alınan karar, meclisin tıp, mühendislik gibi 300 bilimsel üye birliğinin delegelerinden çıkan onayla uygulanmıştır.

Ayrıca Rusya, Bulgaristan ve Çekoslovakya gibi ülkelerde de, bu konularda, akademik düzeyde  yoğun çalışmalar ve deneyler yapılmış, hassas kimseler tarafından oluşturulan fenomenler, inceleme kurulları tarafından kayıtlara geçirilmiştir.


DÜŞÜNCE İLETİMİ


İnsan beyni gizemli bir yayın yapabiliyor ve belli frekanslarda düşünceleri yayınlayabiliyor. Dünya'nın atmosferinde bulunan rezonans boşluğu ise, iyonosfer ile yer arasındadır ve "geniş band" diyebileceğimiz elektromanyetik titreşimlerle doludur. (Schuman Rezonansı) 


Böylece, beyin, düşünceleri uzaklara kadar dağıtır ve diğer düşünceleri de alıcı gibi yakalayabilir. Buna uzaduyum, yani telepati diyoruz. Bir bilincin bir diğerine ulaşıp o bilinç ile senkronize olması her zaman gerçekleşebilir. 


Düşünce, bir enerji halinde beyinden çıkar ve düşündüğümüz konu ne ise veya kişi nerede ise, onun dalga boyuna ulaşabilir. İnsan diğer bir kişinin zihin halini, düşüncelerini algılarsa, bu; Telepati'dir. Yani, düşünce iletiminin gerçekleşmesidir. Bir konuya konsantre olanlarda ise bilgi; onu düşünen insana eğer o kişi yeterince güçlü ve kendisini geliştirmişse direkt algılama olarak gelecektir. 


Bazen bir kaza sonucu insanda bu tip yetenekler ortaya çıkabilir, beynin kullanılmayan bölümleri açılabilir. Bazen de büyük bir manevi acı yaşadıktan sonra bu durum oluşabilir. Gizli güçlerimiz bilinmeyen şekilde harekete geçebilir. 


Aslında, herkeste çeşitli seviyelerde var olan gizli güçlerin ve telepatinin de belli çalışmalarla geliştirilebilen bir yönü bulunur. Bu gelişimi sağlamanın bir yolu da zihninizi rahatlatıp, düşünce zincirleri kurmayı bırakmaya çalışmak. Böylece, pasif duruma geçerek, dış zamandaki düşünce dalgalarını yakalayabilirsiniz. 


İnsan, durugörüye ya da acılarını hafifletme yeteneğine sahiptir. Çoğu zaman farkında olmasak da, hepimizde altıncı duyu var. Bilinçaltı bilgilerimiz ise zaten vardır ve yansıtılmayı beklerler. 


İçe dönük dikkat, imajinasyon, hayalde canlandırma pratikleri, nefes teknikleri, konsantrasyon çalışmaları, imgelem yolu ile renkleri görme alıştırmaları ve kartlarla algı çalışmaları gibi bir takım teknikler aracılığı ile geliştirilebilen zihin kapasitesi, belli seviyelerde artabilen bir frekansta yayın yapabilir ya da bilgi yakalayabilir. 


Düşünce gücümüze de, bu nedenle önem vermeli, sezgilerimizin gelişebilir olduğunu bilmeliyiz.                                                                       


Elbette şükür, dua ve ibadetin; içe dönük dikkati düzenleyip, şuuru her zaman onardığını ve güç verdiğini söylemek yerinde olacaktır. Evren, büyük bir düşüncenin eseri ve ilahi güce olan ihtiyacımız ise yadsınamaz. 


Göz algımız nedeniyle yanılsamaya düştüğümüz, ne var ki, salt nesnel olmayan bu alemde, hepimizin yüksek varlığına ulaşması dileği ile,

içinizdeki evrensel gücün  ışığıyla kalın. 

Ferda Ercan Uyulan
Ege Life