avatar_gerçek tosun paşa

Hasan Emre Oktay - RUHLARLA TEMAS İDDİALARININ İÇYÜZÜ HAKKINDA GÖRÜŞLER

Başlatan gerçek tosun paşa, Bugün, 12:21:17

« önceki - sonraki »

bozadi ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

gerçek tosun paşa

Daha önce Beyti Dost Olayı konusunda bahsettiğim Oktay'ın kişisel gözlemlerinden aktardığı ruhsal iletişim çalışmalarının genel iç yüzünü anlatımlarını paylaşmak istedim. Meraklılar için güzel olabilir. Muhtemelen celse çalışmalarıyla uğraşanlar için dikkat çekici olur.


bozadi

Beyti Dost bağlamında bu amcanın Ruhselman ekibiyle birlikte ruhsal/medyumik celselere katıldığını okuduğum (veya öyle yorumladığım) için, spiritüalizmin temel bazı görüşlerini (ruhlarla irtibat, reenkarnasyon) kabul ettiğini düşünmüştüm ama bu videodan anladığım kadarıyla durum öyle değilmiş. Amca İslam vurgusunu ön plana çıkararak hem reenkarnasyonu, hem de ölmüş insanların ruhlarıyla iletişimi "yalanlamak" anlamına gelen şeyler söylüyor. Ama enteresan bir şekilde, yalanladığı şeyleri doğrulamak anlamına gelen bazı imalarda da bulunuyor. Örneğin bir yandan açıkça reenkarnasyonun olmadığını söylerken ("enkarnasyon var, reenkarnasyon yok" gibi bişi söylüyo), bir yandan da ölen kişi eğer "uyanmamışsa", yeni bir rüyada aynı kişilikle tekamül etmeye devam edecektir gibi enteresan bir açıklama yapıyor. Ölüm vakti geldiği halde uyanmamış bir ruhun tekamül için aynı kişilikle yeni bir rüyaya girmesi ne demek? Reenkarnasyon demenin farklı bir yolu gibi görünüyor bu bana. "Aynı kişilik" vurgusundan tam olarak neyi kastettiğini anlayamadım (acaba ölüm sonrası dünyaya veya yeni bir fizik bedene dönmeden ama yüksek astrale de çıkamaz bir halde, ara bölgelerde tekamül ettirici rüyalarda/deneyimlerde zaman geçirir, mi demek istiyor?). Ayrıca, "İslam'da ölmüş kişilerin ruhlarıyla iletişim kurmak diye birşey yoktur" demesine ve hatta bu tür ruhlarla temas ettiğini iddia edenlerin, Kuran açısından bakıldığında muhtemelen cinlerle (veya kendi bilincinin farklı bir yönüyle) irtibata geçmiş olduğuna dair bir görüş bildirmesine rağmen, katıldığı onca celsede şahitlik ettiği durumlara ve bu celseleri yönetenlere (Ruhselman'a vb) ayıp olmasın diye, ruhlarla kurulduğu iddia edilen iletişimde tam olarak ne olduğunu bilmediğimize, uzaylılar da dahil bir sürü olasılık bulunduğuna ve bizim bilmediğimiz birçok şey olduğuna vurgu yaparak sanki orada da kapıyı tamamen kapatmak yerine az da olsa bir açıklık payı bırakmaya özen gösteriyor. Bence amca spiritüalistler ile İslamcılar arasında iyi niyetle bir köprü kurmaya çalışıyor ama İslami/Kurani görüşe daha yakın durmayı (veya öyle görünmeyi) tercih ediyor. Bu da muhtemelen hitap ettiği kitlede İslam kimliğini öne çıkaranların, ruhçu kimliğini öne çıkaranlardan kat kat fazla olmasından kaynaklanıyor bana göre. Mümkün olduğu kadar kalabalık bir kitleye hitap etmeye çalışıyor yani. Pozitif eğilimli biri olduğu izlenimine sahibim. Reenkarnasyonu veya ölmüş kişilerin ruhlarıyla iletişimi reddetmesini çok önemli bir sorun olarak görmüyorum. En gerçek bilgi, var olan herşeyin bir olduğu ve bu birliğin egemenliğinin aynı zamanda sevginin, pozitifliğin egemenliği olduğu bilgisidir, diye düşünüyorum. Ve bu amca da o en temel, en önemli bilgiye/gerçeğe uygun hareket etmeye, bunun ilhamını yaymaya çalıştığı için, en temel konuda doğru, güzel bir harekette bulunuyor bence. Reenkarnasyon, ruhlarla iletişim gibi konular ikincil sayılabilecek konular.

gerçek tosun paşa

Bozadi açıkladığın durum Türk ruhçu bakış açısının pozitif bir örneği zaten. Bu adamda bu bakış açısının yaşayan örneği bence. İslam etkisi her zaman sarsılmaz biçimde bir yerlerde duruyor.

bozadi

Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - Bugün, 17:46:57Bozadi açıkladığın durum Türk ruhçu bakış açısının pozitif bir örneği zaten. Bu adamda bu bakış açısının yaşayan örneği bence. İslam etkisi her zaman sarsılmaz biçimde bir yerlerde duruyor.
K'lar "Terazi'ye özgü dengeleme hareketi, yapısı itibariyle, bir miktar kandırma içermek zorunda." demişti. Hz. İsa diye tarihsel bir kişilik olmadığı halde uzun bir süre varMIŞ GİBİ cevaplar vermelerinin bununla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Zaten sonradan bu konuda neden çıplak gerçeği en baştan söylemediklerine dair bence ikna edici bir açıklama yapmışlardı. Bazen çıplak gerçek hemen (alıcının belirli bir olgunluğa ulaşması beklenmeden) açıklandığında, yapıcıdan çok yıkıcı etki yapabiliyor. Alıcının kendi iyiliği için bazen bir konudaki basit gerçeğin bir miktar çarpıtılması gerekebiliyor. Asıl gerçek ile alıcının zihnindeki gerçek çok uyumsuzsa ve asıl gerçeğin ifşası yapıcıdan ziyade yıkıcı etki yapacaksa ve hatta çok sayıda insanı ilgilendiren önemli ve faydalı bir amacın gerçekleşmesini engelleme potansiyeli varsa, asıl gerçek ile alıcının zihnindeki gerçeğin bir ortalaması alınarak bilgi veriliyor (terazi, denge vb). Aslında farkında olmadan hepimiz hayatımızda bunu belki de epeyce deneyimliyoruz.