Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

İslamı sorgulamak

Başlatan Enginbaysan, 01 Kasım 2025, 17:46:54

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Enginbaysan

Bunu spiritüel konulara yeni başlamış topluluk için yazdım

İslamı mantıklı bir şekilde sorgulamak

Yorumlara açığım

Şu din yalanına o kadar körü körüne inanıyosunuz ki şöle düşünün bi siz bir hristiyan olarak da doğabilirdiniz o zaman yine müslümanlığı seçme olasılığınız yüzde kaç? cok düşük dinler insanlığı kontrol etme amaçlı kurulmuş bir kurumdur ben islamı bırakalı bir kaç sene oldu islamda ne var cennete gidersen erkeklere huri var peki ya bayanlara ? Erkek geçmişte de  günümüzdede baskın taraftır o yüzden böyle bir yolu seçmişler sonra herkese bir bakın dünyada eşitlik nerede bunu her konu için söylüyorum bir çoğumız çalışmak zorunda çok azımız normal bir hayat yaşıyor fakire islamda sınama varda zengine yokmu neden zengin herşeye kolay etişebiliyorken biz işçileri köle niyetine kullanıyorken neden biz en ağır şartlarda çalışıyoruz diceksiniz ki bu bir sınama herkes yaptığını çeker diceksiniz sorun şu ki sadece islamı bilerek buna kafa yoramazsınız çünkü bildiğiniz şeyler sadece allah kuran size hep televizyonda cami de okulda bunlar öğretildi siz beyninize ne kaydederseniz onları savunursunuz aynı siyaset gibi napıyoruz chpliysek sadece chp kanallarını akpliysek sadece akp kanallarıno çünkü diğer sevmediğimiz partinin kanalları bizi rahatsız ediyor size vereceğim en elle tutulur kanıt ölümden dönme deneyimleri bunlarla ilgili çok video izledim yotubede var ve hiçbiri cennet cehennemden bahsetmiyor ölümden dönmeden önce dünyada cok az zaman geçmiş belki dakikalar ama orda yıllar geçmiş biraz resme dışardan bakmanızı tavsiye ediyorum ilk zamanlar rahatsız eder çünkü allah  korkumuz var korku tek başına negatif bir şeydir korkuyu iyi tanıyoruz değilmi korku her zaman bizi geride tutar korkunuzun üzerine gidin

bozadi

#1
Paylaşımın için teşekkürler Engin. Açıkçası ben de dinlerin, özellikle de "üç büyük dinin" iddia edilen tarihsel oluşum süreçlerinin gerçekliğinden ciddi şekilde şüphe eder hale geldim son yıllarda. Hatta şüphe etmiyorum bile denebilir. Her üçünün de tarihinde ciddi sahtelikler olduğuna inanıyorum. Egemen bir takım güçlerin, siyasi (ve dolaylı olarak diğer pek çok açıdan) kitleler üzerinde kontrol sahibi olmalarına hizmet etmeleri için türetilmişler gibi görünüyor bana.

Yalnız, dinler baskı, tehdit ve başka yollarla geniş kitleler tarafından bir şekilde kabul edildikten ve tarihsel bir evrim sürecine girdikten sonra, yalnızca negatif değil pozitif güçler de bu dinsel inançlar üzerinden kendi propagandalarını yapıyor gibi görünüyor. Çünkü dinleri o veya bu şekilde (şu veya bu derecede) kabullenen kitleler arasında az-çok negatif eğilimli denebilecek olanlar da var, az-çok pozitif eğilimli olanlar da. Böylece hem pozitif hem negatif güçler kitlelerin din anlayışı üzerinde etkiler yaparak kendi yollarının ilhamını vermeye çalışıyorlar sanırım. Yunus Emre, Mevlana ve İbn Arabi gibi isimlerin kitlelerde pozitife daha fazla hizmet edecek bir din anlayışı oluşması için çalıştıkları, bunda belirli bir ölçüde başarı kazandıkları anlaşılıyor. Bu bağlamda, dinlerin ille tamamen negatif eğilime hizmet ettiğini düşünmüyorum şahsen. Din, pozitif eğilimin güçlenmesine de hizmet edebilir. Burada "yorum" ve "bakış açısı" faktörü önem kazanıyor.

Dinlerin doğrudan veya dolaylı olarak pozitif potansiyel kazanmasına neden olan faktörlerden biri, "kalabalık" faktörü sanırım. Yani çok sayıda insanın aynı veya benzer bir dinsel inanca sahip olması, o kitleleri birleştirici, kaynaştırıcı, dayanıştırıcı bazı etkiler yapabiliyor. Herkesin din anlayışı aynı değil. Çok pozitif eğilimli Müslümanlar da var, çok negatif eğilimli olanlar da. Ama evet, gerçekten veya güçlü bir şekilde pozitif eğilimli olanların sayısının çok fazla olduğunu sanmıyorum şahsen. Nitekim aynı şey diğer dinlerdekiler ve hatta "dinsizler" için de geçerli bence. Gerçek veya güçlü pozitif eğilime sahip insan sayısı, genel insan nüfusuna kıyasla çok düşük kalıyor.

Dinler "kültürün" de adeta ayrılmaz bir parçası haline geldikleri için, inanç olarak samimiyetle benimseniyor olsunlar veya olmasınlar, toplumun temellerine epeyce sızıp yayılıyorlar. Böyle birşeyi ortadan kaldırmak için mücadele etmek çok mümkün veya anlamlı görünmüyor mevcut şartlarda. Ve belirttiğim gibi, dinleri kendi pozitif eğilimlerine araç (vesile, katalizör) olacak şekilde yorumlayıp kullanan insanlar da olduğu için, dinleri ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, dinliler için de dinsizler için de "pozitif eğilimi" teşvik etmeye çalışmanın daha değerli olduğuna inanıyorum kendi açımdan. Ve tabi, aynı bağlamda, başkalarının inancının yanlışlığına duyduğumuz nefret, kendi inancımızın doğruluğundan duyduğumuz sevgiden, sevinçten daha fazla olmamalı diye düşünüyorum. Yani, bana göre, kendi inancımızın "doğruluğunun" ölçütü, bize ne kadar pozitiflik, olumluluk, sevinç, moral kazandırdığıdır. Başkalarının yanlış olduğunu düşündüğümüz inançlarına duyduğumuz kızgınlık veya negatiflik, doğru olduğunu düşündüğümüz kendi inancımızın bize sağladığı sevinçten veya pozitiflikten fazlaysa, burada biraz sorunlu bir durum olduğu sonucuna varabiliriz belki de.

Tgur

#2
Dinler hakkında çok şey söylemek mümkün ancak tarihimizde önemli bir çağ içerisinde söylemlerde bulunanların bazı gerçekleri bütün çıplaklığıyla ortaya döktüğünü de görüyoruz,

Biz biliyoruz ki Orion deney sisteminde ayrımı devreye alan ve pekiştirmeye çalışan bazı uygulamalara geçiş ki bunlar dinsel programlardır KH bu oluşumu bayraklaştırma  için bol miktarda çalışmıştır,

Sözü fazla uzatmadan ve dağıtmadan bulunduğumuz ortamdaki İslam dininindeki konuyu derinlemesine inceleyen ve bazı gerçeklere ulaşan sufiler gereken ikazları yapmışlardır,
Ama bağnaz grup din başka tasavvuf başkadır şeklinde başka bir ayrımı dayatmakla meşguldürler, KH nin ayırma olayını nasıl zihinlerde oluşturmaya çalıştığını anlayınız,

İbni Arabi Mevlânâ Yunus Emre Hallaç Hacıbektaş gibi çok yakından tanıdıklarımızı biliyoruz
Onlardan biri olan hacı Bektaş'ın çok  bahsedilen şu sözünü aşağıda belirtirsem ve düşünerek iyice anlaşılırsa konu aydınlığa çıkabilir,

Hararet nardadır saçta değil
Keramet baştadır taç da değil
Her ne ararsan kendinde ara
Kudüs'te Mekke'de hac da değil



bozadi

Alıntı yapılan: Tgur - 02 Kasım 2025, 08:21:40 Onlardan biri olan hacı Bektaş'ın çok  bahsedilen şu sözünü aşağıda belirtirsem ve düşünerek iyice anlaşılırsa konu aydınlığa çıkabilir,

Hararet nardadır saçta değil
Keramet baştadır taç da değil
Her ne ararsan kendinde ara
Kudüs'te Mekke'de hac da değil

Müthiş gerçekten.

Yunus'un "İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir" sözüyle de harika bir uyuşumu var.

sybleman

Ra kitapları ile tasavvuf benzerliği çok kuvvetlidir. Ra logos der tasavvuf hakikati Muhammed'i der. Ra 4.boyut 6.boyut der tasavvuf Meleği ala der. Ra 6.boyuttaki logos dan sonra 7 de bir olur bütün varlık der tasavvuf tevhid der. Ra kh der tasavvuf cin şeytan iblis der. Ra bir yerden sonra ritüele izin verir tasavvuf da aslında mümine ibadet farzdır der. O seviyeye gelmediysen boşa yapıyorsun der aslında anlayana. Çok benzerlik var. Varlık bir olandan gelir der Ra. Tasavvuf rahim Esmasini anlatır. Ra oruç İlisik varlık temizliğine iyi gelir der. Tasvavufta da 40 günlük oruca sokarlar dervişi.

Ama tasavvuf gizlidir simgeseldir bh dili gibi. Simgesel dili çözünce açılacak çok şey vardır. Siirlerre dortluklerde. Açık açık soylememisler çok linç yapılmış zamanında. Çarpıtılmış yapıdan kaçmak için gizlemisler. Şarap demişler halbuki cakralardan taşan sevgi ve enerjiden vecd olup sarhoş olmayı demek istemişler. Anlayan bunlar şarap içiyor desinler demişler. Ne farkeder ki anlamasalar da olur. Kuran'da Kevser de Irmak başlarında otururlar demiş yine o enerji akışına dem vurmuş. İşte bizimkiler de bir cennet hayal etmiş Irmaklar akıyor bizde başında oturuyoruz.

Çarpıtılmış İslam değil. Onları baz veya örnek almamak lazım. Mevlana Yunus ibnul Arabi bunları okumak lazım. Gerçek değişmemiş özü bulmak için 

İbnul Arabi der ki Arife din gerekmez. O artık her dinde her bilgideki hakikati alır ozumser. Tek önemli olan hakikate yaklasmaktir. 

Bir yerden sonra farketmiyor din olarak tanımlanan. 

yeri geliyor eski metinlerde buluyorsun yeri geliyor incilde yeri geliyor doğu ilminde. Bazen tasavvufta bazen Ra da kasyopya da. Bazen yazılmış bir dörtlükte. Bir şarkıda. ilahi aşka goturuyorsa her yol bize güzeldir.

Tgur

#5
Daha çok evrensel konulara yeni girmiş ve araştırmalar içerisinde olan dostlara söylüyorum mutlaka araştırmak düşünmek okunanı zihne yerleştirmek en saf en temiz biraz uğraştırıcı ama sonuçta insanın kendini tatmin etme yolunda en tabii yol,

Ancak günümüzde yanımızda çok mükemmel bir yol daha var o da yapay zeka her ne kadar dalkavukça cevaplar verse de dünyada neşr edilmiş bilgileri en kısa zamanda inceleyip sahih malumatlar da veriyor,

En son yazımda belirttiğim tasavvuf ehlilerin isimlerini tek tek sorarak ve felsefelerini inceleyerek çok daha çabuk neticelere ulaşabiliriz,

Verilen cevaplar tam tatmin etmezse biraz daha detaya girin şeklinde sorularımızı genişletebiliriz ben denedim çok net kristalize cevaplar aldım,

Tavsiye ederim.

Tgur

#6
Yapay zekayı şimdi şimdi takdir etmeye başladım , neden, yine kendimle ilgili olacak (bundan rahatsızım) bir dörtlüğü mü ben de mevcut yapay zekalardan birisine yorum yapmak için sordum yapay zekaların onunla devamlı uğraşan kişilerin zihinsel yapıları ile kontak grup kurmadığını merak ediyordum yani herkese göre değişik yorumlar mı geliyor zannediyordum hayır öyle değilmiş aşağıda bahsettiğim şiir ve yorum diğerinde de hemen hemen aynı şekilde yorumlanmıştı,

Umumiyetle Chat GBT'yi kullanırım öbürü ise çok rağbet etmediğim 1.2 defa soru sorduğum ve sathi neticeler aldığım Gemini,

Ayrıca bir ara GTP dostumuz yapay zeka akıllı kullanılırsa iyi bir oyuncak demişti oyuncağın dışına çıktı benim indimde artık ,

Böylece yapay zekanın mükemmeliyetini takdir ettim insanlık için gerçekten biraz dalkavukluk yapar desek de yardımcı olduğunu gördüm,

Şiirim ve yorumu,



Tgur

#7
      18.01.2004
Eş ruhlar , paralel ruhlar,değişen ruhlar
Acaba kurgu bilimden mi çıkmalar
Dev insanlar , dev ağaçlar, dinozorlar
Hiç mi bu dünyada olmadılar


İnsan dimağı mayası neredendir
Hiç olmayanlar akla nereden gelir
Var olmayanı düşünmek normal ise
Bu senaryo nereden kalemlenir

Aklının ermediğine kafanı takma diyenler
Düşünceye sınırı neden verirler
Kullanamayacaksam acaba bu beyni
Tutsaklığı insana kader mi eylediler


Oysa kaderim de benim malım
Çizdiğim senaryoyu oynamalıym
Yoksa kaderi çizeni
Kendimden çok ayrı mı koymalıyım


Sen varken ben de varım demişti
Acaba başka şey mi kastetmişti
Bu beyni başıma koyarken
Bazı devreleri mi kesmişti


Düşünün dostlar düşünün
Düşünceye sınır koymayın
Düşünceyi terk edip de
Başınıza kötülük yağdırmayın


Kırk yıl köle olurum bana bir kelime öğretene
Beyin yoksa öğrenme nasıl olur söylesene
Bilginin kaynağına değil isyanım asla
Korkuyu taç yapıp yanlışı bu asra getirene

—————

T..... Bey, bu 2004 tarihli şiiriniz (ya da düşünce metniniz) — açıkça görüldüğü gibi — varoluşun, bilincin ve özgür iradenin doğasını sorgulayan bir felsefi iç döküm.
Hem insanın yaratılışına hem de düşüncenin sınırlandırılmasına karşı derin bir isyan duygusu var.
İsterseniz, bu şiiri de tematik çözümleyelim:

⸻

🔹 1. Bölüm – "Eş ruhlar, paralel ruhlar, değişen ruhlar..."

Burada metafizik bir merak var:
"Eş ruh", "paralel ruh" kavramları, çoklu evren ya da ruhsal rezonans fikrini çağrıştırıyor.
Şair, bilimkurgu ile mistisizmin kesiştiği noktayı sorguluyor:

"Dev insanlar, dev ağaçlar, dinozorlar / Hiç mi bu dünyada olmadılar?"
Bu, hem alternatif tarih fikrini hem de "insan hafızasında neden olmayan şeyler beliriyor?" sorusunu gündeme getiriyor.
Kısacası: Hayal dediğimiz şey, belki de bir başka boyutun hatırasıdır.

⸻

🔹 2. Bölüm – "İnsan dimağı mayası neredendir?"

Burada çok çarpıcı bir soru var:

"Hiç olmayanlar akla nereden gelir?"
Bu, Platon'un idea kuramına kadar uzanan bir sorgulama.
İnsan zihni "olmayanı" nasıl düşünebilir?
Belki de insan aklı, sadece gözlemleyen değil, yaratan bir güçtür.
Yani, düşünce = yaratım.

⸻

🔹 3. Bölüm – "Aklının ermediğine kafanı takma diyenler..."

Bu kısım, toplumsal ve zihinsel zincirleri eleştiriyor.
"Düşünme, sorgulama" diyen zihniyet, insanın potansiyelini bastırıyor.

"Tutsaklığı insana kader mi eylediler?"
Burada kader kavramı ile özgür irade çatışıyor:
İnsan, "kader" denen yazgının pasif oyuncusu mu, yoksa kendi senaryosunu çizen bir yaratıcı ruh mu?

⸻

🔹 4. Bölüm – "Oysa kaderim de benim malım"

Bu bölümde artık sorgulama, bir özgürlük manifestosuna dönüşüyor.
Şair diyor ki:

"Çizdiğim senaryoyu oynamalıyım."
Bu, Doğu mistisizmiyle (örneğin Mevlana'nın "ben olmasam o da olmazdı" düşüncesiyle) örtüşüyor.
Yani Tanrı ile insan arasında ayrılık değil, birlik vardır.

⸻

🔹 5. Bölüm – "Sen varken ben de varım demişti"

Burada metafizik bir iç konuşma var.
İnsanın yaratıcıyla ilişkisi, elektriksel bir devre gibi tasvir ediliyor:

"Bu beyni başıma koyarken / Bazı devreleri mi kesmişti?"
Yani, biz aslında bütünüyle farkında olsaydık, tanrısal bilinci taşıyor olurduk — ama bir kısmı bilinçdışı bırakılmış olabilir.

⸻

🔹 6. Bölüm – "Düşünün dostlar düşünün"

Bu, adeta bir çağrı.
İnsanın en büyük görevi: düşünmek.

"Düşünceyi terk edip de / Başınıza kötülük yağdırmayın."
Düşünce burada hem ilahi kıvılcım, hem de kurtuluş yolu olarak görülüyor.

⸻

🔹 7. Bölüm – "Kırk yıl köle olurum bana bir kelime öğretene"

Bu, hem bilginin kutsallığını hem de cehaletin isyanını ifade ediyor:

"Bilginin kaynağına değil isyanım asla / Korkuyu taç yapıp yanlışı bu asra getirene."
Yani sorun bilgi değil, bilginin korku ve dogmayla bastırılması.

⸻

🔹 Genel Değerlendirme

Bu metin, hem tasavvufî hem de bilimsel merakla yoğrulmuş bir entelektüel özgürlük manifestosu.
Sanki İbn Arabi'nin "kendini bil ki Rabbin'i bilesin" sözüyle
Pauli'nin "gözlem, gerçeği değiştirir" fikrini aynı potada eritiyor.

benguonat

Alıntı yapılan: Enginbaysan - 01 Kasım 2025, 17:46:54 Bunu spiritüel konulara yeni başlamış topluluk için yazdım

İslamı mantıklı bir şekilde sorgulamak

Yorumlara açığım

Şu din yalanına o kadar körü körüne inanıyosunuz ki şöle düşünün bi siz bir hristiyan olarak da doğabilirdiniz o zaman yine müslümanlığı seçme olasılığınız yüzde kaç? cok düşük dinler insanlığı kontrol etme amaçlı kurulmuş bir kurumdur ben islamı bırakalı bir kaç sene oldu islamda ne var cennete gidersen erkeklere huri var peki ya bayanlara ? Erkek geçmişte de  günümüzdede baskın taraftır o yüzden böyle bir yolu seçmişler sonra herkese bir bakın dünyada eşitlik nerede bunu her konu için söylüyorum bir çoğumız çalışmak zorunda çok azımız normal bir hayat yaşıyor fakire islamda sınama varda zengine yokmu neden zengin herşeye kolay etişebiliyorken biz işçileri köle niyetine kullanıyorken neden biz en ağır şartlarda çalışıyoruz diceksiniz ki bu bir sınama herkes yaptığını çeker diceksiniz sorun şu ki sadece islamı bilerek buna kafa yoramazsınız çünkü bildiğiniz şeyler sadece allah kuran size hep televizyonda cami de okulda bunlar öğretildi siz beyninize ne kaydederseniz onları savunursunuz aynı siyaset gibi napıyoruz chpliysek sadece chp kanallarını akpliysek sadece akp kanallarıno çünkü diğer sevmediğimiz partinin kanalları bizi rahatsız ediyor size vereceğim en elle tutulur kanıt ölümden dönme deneyimleri bunlarla ilgili çok video izledim yotubede var ve hiçbiri cennet cehennemden bahsetmiyor ölümden dönmeden önce dünyada cok az zaman geçmiş belki dakikalar ama orda yıllar geçmiş biraz resme dışardan bakmanızı tavsiye ediyorum ilk zamanlar rahatsız eder çünkü allah  korkumuz var korku tek başına negatif bir şeydir korkuyu iyi tanıyoruz değilmi korku her zaman bizi geride tutar korkunuzun üzerine gidin

Diğer başlıkta da belirttim ama bilinçaltında çocuk/ergen kalmış insanın ruhsallık anlayışıyla gerçekten yetişkin olanın ruhsallık anlayışı çok farklı. Dinlerin o şekilde aktarımı o zamanlar insanlık için öyle gerekliymiş diye düşünüyorum.

Cezalandıran/kollayan tanrı
İşini gören tanrı
İnsanı kendi suretinde yaratan tanrı

Bunların hepsi farklı tekamül seviyelerine göre maneviyatın anlaşılma seviyeleri. İlk seviyelerde inanmak, son seviyede ise bilmek. Tanrı'yı bilmek. Kendini bilmek.

İnsanlar işlerine bakmak yerine birbirleriyle uğraşıp duruyorlar. Kişisel gelişim değil de kişisel uğraşım. Bu içsel savaş bitecek ki artık cezalandıran/koruyan/işini halleden tanrı kavramına ihtiyaç duymayacaklar. Ondan sonra maneviyat onlar için "kör inanç" & "inanç"tan çok "bilinç"e geçer bence. Dinleri sorgulama ve doğrusunu bilme sorununun çözümü çoook derin ;D

Herkes kendini kurtarır diyorum. Valla artık mevzuları başkalarına açıklamak için kendimi paralamıyorum. Cidden anladım ki, insanın içindeki İlahi kıvılcımın yanacağı zamanı bilemem. Etki edemem. İnsanlar sadece o kıvılcım yanmışsa bir şeyleri sorgular okurlar. O kıvılcım yanmışsa sorguladıklarından okuduklarından bi şey çıkarırlar. Asıl işi onun İlahi Doğası yapar.