alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#480
Ve bütün bu anlattıklarımı bir yatay gerçeklik yerine çoklu yatay gerçeklikleri düşünerek, kurgulayın ve işte o zaman özgür irademizin yüksek bilinç hali bizleri bir gerçekliğe çağırıyordur.

Ve bizler buradan ancak "yolu" uzatma özgürlüğümüzüne sahibiz. Elbette biz seçeriz ama hangi Biz? Ve Yüksek Benlik ile Alt benlik "dengesi" ni aklınıza getirin, Ra bilgilerinden...Müthiş bir oyun değil mi?

Tiversonus

#481
Ve tüm zaman algısı içindeyken; bir soru soruyoruz ve o sorunun cevabı yıllar öncesine ait bir kitapta ve aylar sonraki bir dergi de "cevaplanıyor". Atın zaman algısını, bu şu demek olamaz mı: Yüksek benliğin çizdiği genel çerçeve dışına çıkılmış ya da zaman yok, sadece varmış gibi algılarız. İşte eşzamanlılıklar ile çevremizdeki bazı dostlar aynı benzer kelimeleri söyleyiverirler. Bulmacayı çözmek bize kalmış. Bunu hep negatif etkiye bağlamamak gerekir. Rahberler bazen acil durumda arkadaşları bir eşzamanlılık içerisinde devreye sokabilirler.

Alemtac

#482
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Bir arkadaşımdan gelen maili sizlerle paylaşmak istedim :))

İnsanoğlu bir gün virgülü kaybetti. Söyledikleri birbirine karıştı.
Noktayı kaybetti: Düşünceleri uzayıp gitti, ayıramadı onları.
Ünlem işaretini kaybetti bir gün de: Sevincini, öfkesini, tüm duygularını yitirdi.
Soru işaretini kaybetti bir başka gün: Soru sormayı unuttu o zaman.
İki noktayı kaybetti bir başka gün: Hiçbir açıklama yapamadı.
Yaşamının sonuna geldiğinde elinde yalnızca tırnak işareti kalmıştı;
"içinde de başkalarının düşüncesi vardı yalnızca".


Buna bir mail gelse bari:)))O kadar da yazdık ama hepsi bir "Sevgi" oyunu:)) Yani an'da sevgi çıkana kadar yaptığımız her aksiyon, karmik kadersel bir geri dönüş ile, olayın tekrar "SEVGİ" çözümüne gelmesine ilahi bir "çözüm" sunuyorlar...

Ve Insankız'ları bir gün sevgiyi kaybetmiler, sonra virgülü ve sonra yanyana dört ünlemi:)) sonra, ne bileyim sonrayı işte bulurlar herhalde, eminim elbette bulacaklardır, akışa bırakmak gerekiyor:)))

Bakın Neşeye Yatırımım Geri Ödeme Yaptı:))
 

Tiversonus

#483
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Bir arkadaşımdan gelen maili sizlerle paylaşmak istedim :))

İnsanoğlu bir gün virgülü kaybetti. Söyledikleri birbirine karıştı.
Noktayı kaybetti: Düşünceleri uzayıp gitti, ayıramadı onları.
Ünlem işaretini kaybetti bir gün de: Sevincini, öfkesini, tüm duygularını yitirdi.
Soru işaretini kaybetti bir başka gün: Soru sormayı unuttu o zaman.
İki noktayı kaybetti bir başka gün: Hiçbir açıklama yapamadı.
Yaşamının sonuna geldiğinde elinde yalnızca tırnak işareti kalmıştı;
"içinde de başkalarının düşüncesi vardı yalnızca".


Buna bir mail gelse bari:)))O kadar da yazdık ama hepsi bir "Sevgi" oyunu:)) Yani an'da sevgi çıkana kadar yaptığımız her aksiyon, karmik kadersel bir geri dönüş ile, olayın tekrar "SEVGİ" çözümüne gelmesine ilahi bir "çözüm" sunuyorlar...

Ve Insankız'ları bir gün sevgiyi kaybetmiler, sonra virgülü ve sonra yanyana dört ünlemi:)) sonra, ne bileyim sonrayı işte bulurlar herhalde, eminim elbette bulacaklardır, akışa bırakmak gerekiyor:)))

Bakın Neşeye Yatırımım Geri Ödeme Yaptı:))

Tiversonus

#484
Tüh:)) şimdi bunları yazdıktan sonra, mandalinamı soyacak, terliğimi getirecek bir "hint fakiri" bile bulamam ben.)) Yok ya siz Insankızları sevgi dolusunuz:)) Ben şaka yaptım. (İnşallah kafama bir şey gelmez)...Gerçi bunlar bizi bir yerden düşürdülerdi tam hatırlayamadım elmalı bir hikaye idi sanırım. Hmmm???

Alemtac

#485
Sevgili Tiversonus; edebiyat platformuna Funda arkadaşımın eklediği bir mail di, tanımazsınız siz onu :) yani sanırım tanımıyorsunuz dur :) Herhalde her reenkarnenizde erkek olmuşsunuz da insankızlarına sevgiyi kaybetmişler diyebiliyorsunuz :)) Birde mandalina soyacaklar, hemde terlik getirecekler :)) yapmayın..lütfen. Neyse neşeniz bol olsun :))
 

Tiversonus

#486
Olur beraber gider terlikleri alırız:)) Mandalinayı ben soyarım. Elbette neşe olsun yüksek frekans olsun diye yazdım. Bazen üzüyorum ya dengelensin dedim. Ama o arkadaşımıza ayıp olmamıştır inşallah.

Neyse işte hepsi an'da sevgiyi bulabilmemiz için bir elektronik prgramın içinde gibiyiz.

Ve Herkese İyi Geceler "!!!!"

Alemtac

#487
İnternette, domuz gribinin ürediği ortamlar üzerine araştırma yaptım. Doğru düzgün, elle tutulur ve burada yayınlanmaya değer bilgiler elde edemedim. Ancak biliyorum ki tüm virüsler hijyenik olmayan ortamlar da ürer. Her kurban bayramında yağmur yağmasının nedeni budur heralde diye düşündüm :)) Biliyoruz ki, her tür mikroptan korunmanın en iyi yolu "SU" dur. Su ile temizlenmeye arınmayı da dahil ederek, hem fiziksel hem mecazi anlamda kullanıyorum, su ruhumuzu da temizliyor.

Oğlum; "Ben bu ülkenin idarecisi olsam, yasaklardım kurban kesimini" diyor. Diktatör oğlum benim ama iyi yürekli :))

Sevgili Tiversonus, verdiğiniz emek için ben kendi adıma teşekkür ederim:) Gerçekten bir hizmet sunmuşsunuz.
 

Alemtac

#488
Dün akşam eski eşimle konuşuyorduk; tarih bilgisi iyidir, yani anlattıklarına güvenerek aktarıyorum. Yinede bir hata varsa, lütfen düzeltmenizi rica ediyorum..Dediğine göre kurban kesimi müslümanlıktan önce yerleşmiş bir inanç. 26 peygamberden biri olan İbrahim peygamberin rüyasında gördüğü ve tanrıya verdiği söz üzerine oğlu İsmail'i kurban etmeye kalkışması ve gökten inen koyunla başlayan bir hikaye...Babaları onlara küçükken masal anlatırmış ve kurban edilecek koyunun adı İsmail'miş, sormuş babasına, "neden adı İsmail, neden karagöz yada kıvırcık değil" diye, "olur mu hiç, kurbanlık koyunun adı İsmail olur" cevabını almış...

"Onların etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Allah'a ulaşacak olan ancak, sizin O'nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir." (Hacc 22/36;37)

Şimdi bunu istediğin gibi yorumlarsın, ne kadarını anlıyorsan, ne anlayabiliyorsan. Hiç sanmıyorum ki Allah, kendine hayvan kurban edilmesini istemiş olsun. Gösterişten uzak amel ve ibadetler ancak makbuldur. Bu ilkel kabilelerde görülen kurban verme olayıdır, bana göre. Hala daha insanlığın tanrılar için kuban veren ilkel kabile zihniyetinde olmasına şaşırıyorum.
 

Alemtac

#489
Heee, şimdi hatırladım...Yalnızca bu gün için 10 dakikalık sukünete davetliyiz. Bende nenden kimsenin sesi çıkmıyor diyordum da sabahtan beri kaçıncı 10 dakika bu ya...

"Dünya için 1.000.000 dakikalık bir sükunet imgeleyin
 
Dünya'daki insanlar sükunet aracılığıyla birbirleriyle ve Dünya ile birleşmeye davetlidir.
İçsel insanlığımızla bu sükunet aracılığıyla bağlantı kuruyoruz.
Gerçek zenginliğimizdir bu.
Dünya'nın şimdi ihtiyacı olan zenginliktir bu.
Pek çok insan sükunette bir araya geldiğinde insanlık barışına büyük bir etki yapabilir.
Dünya için bir şey yapabileceğimizi bizlere öğretmesi için.
Sükunetin değerine esinlenmemiz için.
Dünya ailesinin bir parçası olmamıza yardımcı olması için.
Kişi başına 10 dakika sükunet söz verin.
Söz vermek için sitemizi ziyaret edin.
 
Dünya'yı yüreğinizde tutun. Bir fark yaratabileceğinize inanın.
Yardımcı olabilecek sade, esin verici fikirler için sitemizi ziyaret edin:
www.justthisday.org
 
Kolay! Önemli! Yalnızca Dünya için yapın!
Sükunetimizi paylaşarak, gerçek zenginliğimizi Dünya ile paylaşırız."
 
Liz Edmunds
JUST THIS DAY: www.justthisday.org
ONE STILLNESS: November 25th 2009
 

Tiversonus

#490
Aslında şunu düşünüyor ve yakın çevremdekiler ile paylaşıyorum: Bunca yıl "kurban" kestim ya da ailem kesti. Durumları şükürler olsun normal'in altına inmedi hiç bir zaman...Bu yapılanın Ruhsal gelişmeye hem kendi açımızdan hem de diğer uygulayanlar açısından ne katkısı oldu. Bu yargılamak değil ancak bir ölçme işlemi...Türkiye'ye ne faydası oldu. Kişilere ne faydası oldu...Mutluluğa, ruhsal gelişime ne faydası oldu...Evet Kryon aktarımınızda belirtiliyor idi: Kitapları insanlar yazdılar. Ve insanlar Peygamberler öldükten sonra, bu bilgileri dinleştirdiler. O kadar bozulmadı ki peygamberlerin akrabalarını öldürdüler, hatta peygamberleri...Ve Pleiades Öğretileri'nde anlatılanlara baktığımızda gerçekten bir hapislik içerisindeyiz bir çoğumuz. Bunu gözlemliyorum.

Hayvan eti yemeyecek miyiz? Elbette yenilir, ama işte bir ormanı düşünün, kestiğinin yerine ekersin ve bir denge kurulur. İsteyen yer, istemeyen yemez, isteyen sevgi ile yer. Ama işte hangi durum yapılırsa yapılsın -ki bu olma hakkıdır- bir karşılığını Evrensel Zeka'dan beklemeliyiz.

Bir şeyin yıllarca yapılması sonunda yapılmaması ile arasındaki farkı hesaplayabilir miyiz? Ne kazandırdı? Neyi artırdı? Belki Evrensel Bilince gönderdiğimiz frekanslar bize daha fazlası ile dönüyor olabilir: "Kurban olmak", bunu Dünya küresinde daha fazla görebiliyoruz.

Yaşama ne verdi isek, onu biçeriz diyorum. Ama anne veya babamı dahil onaylanma duygusu dışında bu duvarın dışına çıkaramıyorum, bu da garip. Ama işte kimseye empoze edilecek bir şeyimiz yok, sadece aksiyonun getirisini hesaplasınlar diye öneriyorum. Rakım düşürünce, frekans çitinin içine girince bunları yazmak istedim.

Yaşamı onurlandırmak açısından, onurlu bir yaşamı yakalamak açısından, "özü" taşıyan herşeye saygılı olmak dışında denge ya da huzurun bulunacağını düşünmüyorum. Seçimlere de saygılıyız, sadece bir "muhasebe" yapıyorum kendi içimde.


Alemtac

#491
Teşekkür ederim Sevgili Tiversonus, o satırları yazarken gergindim ve şimdi söylediklerinize tamamiyle katılıyorum.

Kızım saat 4' ten beri havaalanında İzmir'e gelmek için bekliyor. Sis yüzünden uçak, yarım saatte bir erteleniyor. Canım sıkıldı biraz, sağlıkla gelmesini diliyorum.
 

Tiversonus

#492
İşte anne kalbi olsa gerek diye düşündüm. Umarım sağ salim kavuşursunuz. İşte geçenlerde okuduğum bir yazıda dünya yaratımınların yarısının fiziksel diğer yarısınnda sihir olduğunu yazıyordu. Ne yazık ki ülkemizde fiziksel yaratımımız karaya oturunca ancak dua ediyoruz genelde (Sonsuz ve Tek Olanın/Bütünün hayrına olacak ise; en yüksek fayda sağlanacak şekilde diye), ama annelerin Anne-enerjisi güçlü bir yaratımdır, telaş etmeyin bence, bilmiyorum ama işte herşey de bir hayır vardır derler. Birbenim duam kabul olmuyor nedense, etmeyi mi bilmiyorum nedendir:)) Başbakan yüzde on oy alsın diye dua etmiştim de bir keresinde, ters tepti:))

Sevgiler...

Alemtac

#493
:)) sağolun Sevgili Tiversonus, az önce inmiş uçak :) aslında böyle sıkıntı duymazdım ben, inişlerden birine denk geldim galiba :)) Hayat kalp grafiği gibi ve onunla uyum sağlamak için ruhta öyle oluyor, yani bazen :)
 

Alemtac

#494
Yaşam, iniş ve çıkışlarla doludur...işte bu iniş ve çıkışlara her zaman yukarıdan bakmayı başarmak gerek. Bilmeliyiz ve etkilenmeden neşe ile karşılamalıyız. Ne inişlerde duyulacak üzüntü, ne çıkışlarda ki gurura kapılmadan :) Bunları aslında kendime hatırlatmak için yazıyorum :))

Bazen, inişler kolay görünür...yokuşu çıkmaksa bizi yorar. Bir bakarız, dibe oturmuşuz...tonlarca ağırlığın altında eziliyoruz. İşte o an silkinmek, içimizdeki titreşimi hissetmek ve tüm hücrelerimizle titreşimi yayarak üstümüzdeki tortulardan kurtulmak gerek. Bu güç özümüzde var olan güçtür.

İlk farkında olduğumuzu sandığımız anda, mutluluğun doruklarında oluruz ve herşeye iyimser bir gözle bakarız. Herkes ve herşey ne kadar güzel...sonra ayağımız bir taşa takılır ve güm !!! Tutunacak birşeyler ararız, bizi kaldıracak bir güç. Kimse görmez bizi ve üstüne birde tokat yeriz, en yakındaki tutunulacak dalımızın yaprakları çarpar yüzümüze.

Kendi başımıza ayağa kalkmayı başarırız ve geriye dönüp baktığımız da düştüğümüz yerden çok uzakta ve bir yokuşun başında olduğumuzu farkederiz. Nerelerden, nereye...kendimizle gurur duyma tuzağına düşeriz ve tekrar oturur kalırız kaidemizin üstüne. Artık neyin ne olduğunu bilerek yolumuza devam etme zamanı gelmiştir...yorulmadan, neşeyle.

Bunlar kimin yaşadıkları? Aslında tüm hayatların özeti aynı. Bunlar bizim hayalimiz, rüya içinde olduğumuzu bir farkedebilsek !!!!