Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

23 Ağustos 2025

Başlatan bozadi, 01 Eylül 2025, 17:19:58

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Qui-gon jinn

Alıntı yapılan: bozadi - 02 Eylül 2025, 12:47:52 Tüm kaynakların haykırdığı bu gerçeği veya gerçekleri ne ölçüde hayatımıza geçirebildik?

Doğru söylüyorsun kardeşim, zaten önceki mesajımda "Öyle ise yorum yapacak birşey yok" derken de anlatmak istediğin bu bağlamdadır. Yani bunca zaman ve girişime rağmen hiçbir iletişim sağlayamıyor, hiçbir şey olmuyorsa hayatımızda doğru görünüyor bu söylenenler...

Şahsen çok yoruldum açıkcası. Evrende her varlığın bakış açısı farklıdır derler, bu halimde benim ki de bilinmeyiversin o zaman ne çıkar...

Sevgiler.

bozadi

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 02 Eylül 2025, 17:10:34 bunca zaman ve girişime rağmen hiçbir iletişim sağlayamıyor, hiçbir şey olmuyorsa hayatımızda doğru görünüyor bu söylenenler...
"İletişim sağlayamama" problemi derken, tam olarak neyle veya kimle iletişim kurmayı kastediyorsun Qui? Kendi aramızda, birbirimize kendimizi ifade etme anlamında iletişim mi? Seni takip ettiğini anlattığın gizemli ufolardan (dünyadışı varlıklardan) bahsediyordun, onlarla iletişim mi? Yoksa Kasyopya benzeri varlıklar mı? Yüksek benlikle mi? Tanrıyla?

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 02 Eylül 2025, 17:10:34 Şahsen çok yoruldum açıkcası. Evrende her varlığın bakış açısı farklıdır derler, bu halimde benim ki de bilinmeyiversin o zaman ne çıkar...
Bakış açının bilinmesiyle ilgili bir sorun yaşadığını, anlaşılmadığını söylüyorsun. Ama en büyük sorunun bu olamaz herhalde? Senin benimle, bu forumdaki veya dışındaki herhangi biriyle olan ilişkinden önce kendinle olan ilişkin var. Özünde Tanrısın, herşeysin. Kasyopyalılarsın, uzaylılarsın, dünyadaki veya başka evrenlerdeki veya boyutlardaki herhangi ve tüm bireylersin. Hiçbir eksiğin yok, olamaz, en temel, en derin manada. Bunları kendime değil de sana söylüyor değilim, hem kendime hem sana, hem de diğer herkese söylüyorum. Bu söylediklerime kendi inanç düzeyimi de artırmaya çalışıyorum, çünkü bu inanç veya güven konusunda yeterince güçlü, iradeli olmadığımı gözlemliyorum.

Dünyevi hayatta yaşadığımız sorunlar ve bu sorunları suistimal edip olumsuz duygu ve düşüncelerimizi, komplekslerimizi tırmandırmaya çalışan görünür ve görünmez negatif varlıkların faaliyetleri nedeniyle, kendi ebedi, kudretli, sonsuz özümüzle olan ilişkimiz, bağlantımız çok gölgede kalıyor, görünmez, hissedilmez, hatırlanmaz hale geliyor sıkça.

Ama sen, Qui, zaman zaman mizahla olan müthiş bağını sergiliyorsun. Bu dünyayı aşabildiğini, icabında hiçbir şeyi takmayabileceğini gösteriyorsun. Bu da elbette bir sürü geçmiş yaşamlardan kazanılmış, getirilmiş derin bir bilgi, sezgi sayesinde. Aynı prensibi kullanarak, dünyayla (veya başka herhangi bir mekan veya boyutla) ilgili herşeyi zaman zaman devredışı bırakarak, yok sayarak, varlığının derinlerinde bir yerinde bolca bulunan koşulsuz ve sınırsız mutluluğu, sevinci, güzelliği, pozitifliği duyumsayabilir, aslında o olduğunu hatırlayabilir, böylece dünyevi şartların ve negatif varlıkların tırmandırmaya çalıştığı sahte benliğinin olumsuz duygu ve düşüncelerinden giderek arınabilirsin. Birbirimize bu konuda yardımcı olmaya çalışabiliriz.

sirera

Çeviri için teşekkürler Bozadi
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

turpotu

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 02 Eylül 2025, 01:24:31 Sevgili Turpotu, yorumların için teşekkürler.

Mesajını okuduğum anda, şöyle anladım ki, hemen herşey sorulmuş, bilinmiş ve neredeyse yüzde yüze yaklaşılmış vaziyette. Mesajındaki "Artık hemen hemen her şeyi sormuşlar" vs. gibi sözlerinden ben bunu böyle anlıyorum. Lakin gerçekten böyle düşünülüyorsa şayet, K'larında altını ciddiği şekilde salt "Bilgi" kavramının kendisinin bile sonsuzlukla eş görüldüğü yerde bu görüş beni çok şaşırttır açıkcası... Bu bağlamda yüzde demişken celselerden aklıma gelen bir bölüm de oldu ki şimdi, alıntılamak isterim, neden şaşırıyor olduğumu da iyi açıklıyor sanki;
 
---
S: (L) Bunun dışında bizim bilmediğimiz, peygamber devesi türünde dünyadışı varlıklar var mı?
C: Evet, bilmediğiniz ne kadar çok şeyin olduğuna inanamazsınız!

S: (T) Sen bilmediğimiz peygamber devesi türü dünyadışı varlıklar olup olmadığını sordun, onlar da bildiklerimizin ne kadar sınırlı olduğunu söylediler... Evren çok büyük! ...
C: Evet.

S: (L) Yani bizim evrenle ilgili farkındalığımız son derece sınırlı. (T) Dünyadaki en bilgili insanlarınkiyle karşılaştırıldığında %2 seviyesinde olan bilgi miktarımızın birkaç yıl içinde onlarınkinin %30-40'ına ulaşacağını söylemişlerdi. Sadece dünyadakilerden bahsediyorlar, evrendekilerden değil!
C: Evet.

S: (L) Yani bu seviyedeki elde edebileceğimiz bilgi miktarı okyanusa batırılmış bir iğnedeki ıslaklık kadar. Okyanusla karşılaştırıldığında... (T) Da ra ra raaam! (L) Bu iyi değil! (T) Kocaman bir tütün tarlasında bir izmarit kadar bilgimiz var!
C: Bu iyiydi!

(11 Ağustos 1996)

---

Velhasıl, yüzde kaçtalar bilemiyorum ama umarım endişelendiğim şekilde kendilerine bir "Yankı odası" oluşturmayıp, K'ların dediği gibi "Tüm fikir ve girdilere açık" vaziyette yol almaya devam ediyorlardır. Temennim bu şekilde...

Sevgiler.


Evet, o konuda ben de benzer düşünüyorum.

Bence de üstüne gidilse daha sorulacak çok şey çıkar, sadece benim bile aklımda okuduğum hiçbir celsede denk gelmediğim sorular var ama anlaşılan onlar pek de böyle düşünmüyorlar.

Yani bence de daha çok şey sorulabilir ama anlaşılan artık onlar genel olarak her şeyi sorduklarını düşünüyorlar. Ya da çok fazla kişisel soru birikmiş ve onları sormaları için biraz baskı hissediyor da olabilirler.

Tabi bir de forum var. Bazen benim de sorduğum sorulara direkt oradan yanıt aldığım ve gerçekten de işime yaradığı zamanlar oldu. Yani K'lara sormayı düşündüğüm şeylerin, en azından bazılarının, bir cevabı aşağı yukarı mevcutmuş.

Haliyle forumlarının çok aktif olması da bazı soruları kendi kendine eliyor olabilir.

Bir de son olarak, dediğin gibi, 30 yıl sonra artık eskisi kadar hevesli ve istekli olmayabilirler.

Qui-gon jinn

#19
Alıntı yapılan: bozadi - 02 Eylül 2025, 17:58:02 "İletişim sağlayamama" problemi derken, tam olarak neyle veya kimle iletişim kurmayı kastediyorsun Qui? Kendi aramızda, birbirimize kendimizi ifade etme anlamında iletişim mi? Seni takip ettiğini anlattığın gizemli ufolardan (dünyadışı varlıklardan) bahsediyordun, onlarla iletişim mi? Yoksa Kasyopya benzeri varlıklar mı? Yüksek benlikle mi? Tanrıyla?

Kendi aramızdakini hariç tutarak "hepsi" diyebilirim, hoş! kendi aramızdaki iletişime de ne kadar sağlıklı denilebilir bilemiyorum açıkcası. İletişimimizin içeriğini bir yana bırakarak, son yaşadığım telegram olayı bile teknik anlamda nasıl zorladı beni. Başkasının basit şekilde yaptığı şeyleri, sen onca uğraşıp anca yapınca yada hiç yapamayınca, yoruluyor, tükeniyor insan...

Velhasıl kardeşim, diğer sözlerin içinde anlıyor ve katılıyorum diyebilirim kısaca. Ayrıca şahsıma ettiğin güzel ifadelerin içinde teşekkür ederim. Ama ne bileyim, insan tükeniyor işte, itiraf etmeliyim ki, karanlığa karşı savurduğumuz mizah cephanesi de azalmaya başladı... Bilemiyorum artık, hayırlısı diyorum...

Şu ara biraz kendi içime çekilmek istiyorum açıkcası, kendimi dinlemek istiyorum. Bakarsınız, böyle giderse yine olmaz ama, hadi bir olaslık diyelim, YZ'nin dediği gibi "kendi ötemdekini" duyabilirim belki, kim bilir...

Sevgiler.

Alıntı yapılan: turpotu - 02 Eylül 2025, 22:51:59 Evet, o konuda ben de benzer düşünüyorum.

Bence de üstüne gidilse daha sorulacak çok şey çıkar, sadece benim bile aklımda okuduğum hiçbir celsede denk gelmediğim sorular var ama anlaşılan onlar pek de böyle düşünmüyorlar.

Yani bence de daha çok şey sorulabilir ama anlaşılan artık onlar genel olarak her şeyi sorduklarını düşünüyorlar. Ya da çok fazla kişisel soru birikmiş ve onları sormaları için biraz baskı hissediyor da olabilirler.

Tabi bir de forum var. Bazen benim de sorduğum sorulara direkt oradan yanıt aldığım ve gerçekten de işime yaradığı zamanlar oldu. Yani K'lara sormayı düşündüğüm şeylerin, en azından bazılarının, bir cevabı aşağı yukarı mevcutmuş.

Haliyle forumlarının çok aktif olması da bazı soruları kendi kendine eliyor olabilir.

Bir de son olarak, dediğin gibi, 30 yıl sonra artık eskisi kadar hevesli ve istekli olmayabilirler.


Hepsi mümkün sevgili Turpotu, ben temennimi zaten yazmıştım, tekrar etmeye gerek yok. Ne yapmayı seçecekleri kendilerine kalmış, biz müdahil olamıyor, uzaktan izliyoruz sadece. Hayırlısı diyelim yine. Sevgiler.

oryon

Herneyse  arkadaslar şunu belirtmem lazım beni bu bilgi yoluna çeken ilk kanal kaynağı kasyopya oldu  ve sonrasıda var ama bu canlı kaynak güncel bilgi sunuyor ve bu kanalı ayakta tutan Laura için ve çevirilerde Bozadi için ne kadar teşekkür etsem az iyiki varsınız.
 

gerçek tosun paşa

Celselerle ilgili benzeri yorumlarınızı ilk defa "zoom celseleri" süreklilik kazanmaya başladığında yapmıştım. Zoom üzerinden ilerleyen toplu celselerde soruların ilerleyişi ağırlıklı olarak FOTCM üyelerinin iletileri üzerinden ilerliyor. Bu durum elbette Laura ve ekibin bilinçli olarak oluşturduğu bir şey.

Zaten Kas.ların eskisi kadar detaylı açıklamalar yaptığı kısımlar da eskiye nazaran oldukça az.

Burada aslında yakındıkları bir durumu tolere etme durumu da var. Herkes Kas.lara soru sormak istiyor ama kimse gerçekten sorabileceği bir soruyu ciddi manada oluşturamıyor. Kas.lar da çoğu soruya zaten gerçekten istenildikten sonra cevabın bulunabileceğini sıkça dile getiriyor. Yani bir "uygulama" söz konusu ekip için.

Ben de sizin gibi bunun ne kadar sağlıklı olduğu konusunda emin olamasam bile kişilerin "armut piş ağzıma düş" refleksinden öte gidebilmeleri için olumlu bir etki yarattığını da düşünüyorum. Sanırım zaten asli amaçlardan biri de bu.

Yoksa ne açılacak dosya ne de sorulacak soru bitmez diye düşünüyorum.

Bir de forumun müdavimleri sayılabilecek kişiler için konuşmak gerekirse çoğu konuları ve gizemleri hangi açılardan ele alınması gerektiğini başta Laura'dan ve ardından Kas.lardan öğrendi zaten. Burada ekibin takipçilerine kazandırdığı inanılmaz bir ivme var. Sırf bu ivme bile beni her türlü eleştiriden uzak tutuyor dersem abartmış olmam.

Gel gelelim artık çoğu konunun yüzeysel olarak ele alındığından ve o tatlı akışların sınırlandığından da şüphe duymuyorum.

Alıntı yapılan: turpotu - 02 Eylül 2025, 22:51:59 Bir de son olarak, dediğin gibi, 30 yıl sonra artık eskisi kadar hevesli ve istekli olmayabilirler

turpotu'nun söylediği noktada gayet insani bir geribildirim olarak yerinde duruyor. Artık konuların farklı yerlere çekilmesi ve sığ bakış açıları, yersiz şüphelerle de uğraşacak istekleri kalmamıştır. Bunu da çok olağan görüyorum.

Elbette biz Türkiye'den tüm kitaplarını ulaşamıyoruz ama Laura her zaman kitapları aracılığıyla, Kas. çalışmalarının kişisel araştırmalarıyla harmanlanarak nasıl bir bilgilendirici esere dönüştürebileceği noktasında örnek biri olabilecek kadar ileri seviyeye taşıdı kendini. Yani celselere yeni bir soluk yeni bir değer kazandırma noktasında çok ama çok çalışkan ve özveriliydi. Ekip de ona inanılmaz bir uyum sağladı, bu çok büyük bir destekti.

Şahsen zaman zaman eski tadı veren celselerin yine geleceğini düşünüyorum ama Kas. çalışması bütünüyle şekil değiştirip zoom harici ilerleyecek gibi durmuyor. En azından yakın vadede böyle olmayacağını söyleyebilirim.

sirera

Celsede kişisel sorular çok olsa da bilgi ve neşe dozu hiç fena değildi. Bana iyi geldi şahsen. 

Sorma şansım olsaydı  ölmüş insan ve hayvan dostlarımın, hatta tanışık olduğum bitki ve kristallerin de iyi olup olmadıklarını sormak isterdim doğrusu.
Bir'in inancı ile olsak da herşeyin su buharı gibi uçuştuğu bi gerçeklikte buluruz kendimizi ya bazen belki de bu tür sorular bundandır.

Kanser teşhisiyle 39 doz! kemoterapi alan Musicinventor' un -şifası daim olsun- destekleyicilerle değil de ilk tedaviyle devam etmelerini önermeleri, akciğer bölgesinde kalan küçük parça tümörlerin şifalanması için de nefesini kesen ne diye sormaları K' ların ne kadar enteresan. Ve farklı türde bir müziğe dönmesini önermeleri.
Bu arada çay olarak ya da çorbaya katılıp içilebilen hindi kuyruğu mantarı ülkemizde oldukça çok çeşitli ve çok sayıda mevcutmuş. Ağaçların üzerinde ormanlık alanlarda sıkça  gördüğümüz bu mantarın bu denli şifa içerdiğini bu celsedeki sohbet konuşmalarında öğrendim.
Kozmik enerjilerin dünya enerjileri ile uyumsuzluğu konusu geçtiğimiz celsede bahsi geçtiği gibi bu celsede de geçiyor. Birlikte meditasyon önermişlerdi bi önceki celsede.
On dakikalık kısa bir meditasyon yapmayı öneriyorum. Her gün saat 20:00 den önce bir zoom linki vererek , beş dakika önce ve beş dakika sonrası olmak üzere bekleyip 20: 15 e kadar sürecek on dakikalık bu beraberlik için sadece üyelerin görebileceği bir başlıkta yarın nasip olursa bir link oluşturmak istiyorum.
Huzur, çözüm ve denge ile, gerçekleşebilirse kendiliğinden.
C: Dünya'yı saran dalgalar iletimde sorun yaratıyor. Vazgeçmeyin.
S: (L) Bu dalgalar nereden geliyor?
C: Kozmik enerjilerin çatışması.
S: (L) Yani bunlar kasıtlı insan çabaları değil.
C: Hayır.
S: (Joe) Geçici mi?
C: Öyle umulur.
S: (L) Kozmik enerjilerin çatışması diyorsunuz. Kozmik enerjilerin bu çatışmaları tamamen kozmik mi, yoksa bazı Dünya enerjileriyle mi çatışma var?
C: İkincisi.
S: (L) Yani Dünya'nın enerjileri bir şekilde kozmik enerjilerle mi çatışıyor?
C: Evet
S: (L) Bunu daha da netleştirmeye yönelik bir soru düşünebilen var mı?
(Joe) Üretilmekte olan Dünya enerjisi kısmen şu andaki insan bilincinin bir işlevi mi?
C: Evet
S: (L) Dünya'da kozmik enerjiyle uyumsuz bir tür kitlesel karışıklık veya kitlesel kötülük veya kitlesel bozulma mı var?
C: Yakın
S: (Gaby) İç çekirdekte insan bilincini yansıtan ısınmayla bir bağlantısı var mı bunun?
C: Yakın
S: (L) Yani insan bilinci Dünya'nın iç enerjilerini etkiliyor ve etkileşiyor, bu da dalgalar üretiyor ve bu dalgalar kozmik enerjilerle bir tür çatışma içine mi giriyor?
C: Evet
S: (L) Bu konuda yapabileceğimiz veya yapmamız gereken birşey var mı?
 
C: Toplu meditasyon.
S: (L) Yani çok sayıda insan meditasyon yapmalı ve Dünya'ya bir tür huzur veya çözüm getirmeye mi çalışmalı?
C: Evet
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

beyrutkapı

Çeviri için teşekkürler bozadi. İsrailin kh güçlerinin köpeği olarak frt düşürücü bir rol oynaması hiç de şaşırtıcı değil. Yeterince acı çekilince belki de, denge prensibi gereği kozmik bir müdahale gelecek. En azından benim anladığım bu. Neden Filistinliler için bu çağın azizleri denmişti? Sanırım cevap burada.
 

Tgur

#24
"Çeviri için teşekkürler bozadi. İsrailin kh güçlerinin köpeği olarak frt düşürücü bir rol oynaması hiç de şaşırtıcı değil. Yeterince acı çekilince belki de, denge prensibi gereği kozmik bir müdahale gelecek. En azından benim anladığım bu. Neden Filistinliler için bu çağın azizleri denmişti? Sanırım cevap burada."

Beyrutkapı kardeşim durup durup en yerinde yorumlar yapıyorsun takdir ediyorum hele şu Filistinlilerin çağın azizi mevzu ayrıca incelenip düşünülmesi gereken konu ,

Beklenilen kozmik müdahalenin ne tip bir şey olacağı hakkında tabii ki bir yorum yapamıyoruz ama konuları düşünce üstüne çıkarak Kasiopya genel kültürüne uygun değerlendirmek gerek ,

Mesela Diane ölümü gibi olay bir genel düşünsel kırılmaya sebep olmuştu yeni bir şeyler başladı denmişti buna  benzer dünya yorumları dışında olacakları beklemek lazım.



beyrutkapı

Sevgili tgur, kozmik müdahalenin muhtemelen çoğunluğun gözünde felaket olarak görülebilecek, 3. Yoğunluktaki elitlerin ayağının altından toprağı çekip alacak nitelikte bir şey olacağını düşünüyorum.
Büyük bir deprem yada göktaşı yada başka ekstrem bir olay, elitlerin yer altı sığınaklarını da, doymak bilmeden topladıkları tüm paraları da dramatik bir şekilde anlamsız hale getirecek. Sahte bir güç yanılsaması içindeki tüm politikacılar, zenginler vs. Tüm medeniyetin ne kadar kırılgan ve pamuk ipliğine bağlı olduğunu göremeyecek kadar körler.
Bilim denilen yobazlıkta aynı körlükten nasibini almış bir durumdadır. Jeoloji bilimimize göre büyük kıta kaymalari milyonlarca yıl içinde olmaktadir. Bir gecede bir kıtanın batışı ancak ve mitoloji sayılır vs vs
Sorun insanlığın yapışıp kaldığı ahmaklıginda. Ve gerçekten bu ahmaklıgin bir sonu yok. Tüm insanlık ve adına medeniyet dediğimiz tüm sistemin, her Allahın günü kh ye besin üreten bir dolap beygirinden farkı yok.
Senin benim gibi bireysel bilinç birimlerininse, sonsuz farkındalık denizinde metrenin milyarda biri denebilecek minik kuantum sıçramaları olması haricinde bir işlevi yok sanırım. Yeterince kuark sıçradıginda, sonunda başka ve daha güçlü illüzyona fırlatacagiz daha hafif bedenlerde kendimiz sandığımız şeyi... Yani bu gevezelik, Alice harikalar diyarında felsefe yapıyora dönüşebilir. Oysa Maharaj öyle mi, ne kral tanır ne Allah. Hem her şeydir hem hiç bir şey. Ne mutlu illüzyonun tüm kabuklarını buradan soyabilenlere...
 

sirera

Tablo iç açıcı değil gibi görünüyor neyse ki bunların dünyevi arzular, öfkeler,  korkular hipnozu olduğunu biliyoruz. Pencereyi açıp soluk verebilenlere selam olsun.

Kâmil  insanı anlatan M.İbn Arabi;

Eksikle tanıdığın kemal, kemal değil,
Kemal eksiklikle nitelenendir

Bilgi görür, göz inkâr eder onu
Çünkü o yokluktur, eksiklik ise bilinir

Olmasaydı, ne cevher ne nitelik olurdu
Ne varlık ne hüküm ne fiil olurdu

Bak Tüsteri onu kabul etmekte
Hilafsız doğrudur dediği

( Tüsteri,  günümüze ulaşan en eski, bin kadar  Kur'an tasviri olduğu bilinen İran' lı bir sufi, 800' lü yıllarda yaşamış,  kemâlin sadece yaradana ait olabileceğini söylemiş)

M.İbn Arabi devamında açıklamış,
Işık kendi özü yönünden camdaki renkleri kabul etmez. Işık renklerle renklenmez. Gözümüz kendisini böyle görür. Bilgi ise bulunduğu surette kaldığına hükmeder.
Camın konulduğu yer ile kendisine yansıyan ve renklenen  ışık arasındaki hava boşluğuna baktığımızda bu renklerden hiçbirisi bulunmaz. Gökkuşağı da böyle.
Kâmil olanı da ışığa benzetir sonrasında, başkalaşmayı ya da etkilenmeyi kabul etmez Kâmil olan der. İlaveyi kabul etmez, bizler ise, yaşarken de öldüğümüzde ahirette de sürekli bilgi artışı içindeyiz. Öyleyse eksiklik bizimken Hakka ait iki kelam vardır, birisi mutlak kemal, diğeri ise kemalden değil, "ta ki bilelim" kemalinden meydana gelmiştir.  Bunu anla! Çünkü bu, Allah hakkındaki bilgiyle ilgili tuhaf bir sırdır.  Ve devam eder böylelikle zât olması yönünden değil yüce varlık  olması yönünden O' nu müşahede ederiz. Allah doğruyu söyler ve doğruya ulaştırır.
Ey Yüce Evrensel Akıl!!
Tüm yaradılışın kutsal farkındalığı;
Yüreklerde taşınan,
Akılları yöneten,
Ruhların kurtarıcısı
İçimde yaşa bugün.
Gıdam ol başkalarıyla paylaştığım.

Tüm varoluşun bilgisi içinde
büyümeme yardım et.
Gözlerimi arındır ki görebileyim,
Kulaklarımı arındır ki duyabileyim,
Kalbimi arındır ki
Gerçek Varoluşun Kutsallığını
İdrak edip sevebileyim.
Yüce Evrensel Akıl!

Ne güzel bir özet!


S: (L) Değişim kısa sürede olacak mı?
C: Konudan sapıyorsun. "Bringers of the Dawn" (Pleiades Öğretileri) kitabını okuyun. Uygun bakış açısıyla bakıldığında tehlike coşkuya dönüşür. Ama bu bakış açısı, tekrarlıyoruz, üçüncü seviye gerçekliğin bakış açısı değildir.

(L) "Tehlike coşku olur" derken neyi kastediyorsunuz? Ne çeşit bir tehlike?
C: Yaklaşan karmaşada yaşam.

: (L) Ama Nuh gerçekten bir gemi inşa etti. Belirli bireylerin, her kimseler, gemiler inşa ettikleri ve o korkunç felaketten kurtulmak için birşeyler yaptıkları doğru mu?
C: Hayır. Bu olaya şu şekilde bak. Nuh bir gemi inşa etti çünkü bu ona çok eğlenceli bir iş gibi geldi ve sel geldiğinde de gemi işe yaradı, anlıyor musun?

Coşku bazılarınca  yüksek sesli konuşmalar, gürültülü patırtılı işler olarak algılanabilir bazen de öyledir belki. Buradaki coşkunun bilginin ışığa ve sevgiye dönüşmesine, o yaşam enerjisiyle yapılan işlerin de bu coşkunun eseri olacağından bahsettiğini düşünüyorum.
Frt (frekans rezonans titreşimi) düşürücü etkiler yoğun olsa da.

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#27
Bu iki kıymetli arkadaşın değerli yorumlarına yol açtığım için memnunum bu sebeple evvelden yazıp sildigim sığ yorumlarla ilgili dörtlüğümü buraya ilave ediyorum,
Kimseyi tahkir etmek değildir maksadım önemli olanın bilgi zenginliği ile dünyasal sığ yorumların üzerine çıkan bir kapasiteye geleni baş tacı yapmaktır.

Sığ olursak olanları yorumda
Takılı veririz bir yerlerde sonunda
Oysa öğrenecek çok şey var
Yaşam denen bu deneysel oyunda

Tgur

#28
Anlatmak istediklerimie ek olarak şuraya da bakmanızı  istedim,


https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=8029

sirera

#29
Alıntı yapılan: Tgur - 07 Eylül 2025, 08:22:47 Bu iki kıymetli arkadaşın değerli yorumlarına yol açtığım için memnunum bu sebeple evvelden yazıp sildigim sığ yorumlarla ilgili dörtlüğümü buraya ilave ediyorum,
Kimseyi tahkir etmek değildir maksadım önemli olanın bilgi zenginliği ile dünyasal sığ yorumların üzerine çıkan bir kapasiteye geleni baş tacı yapmaktır.

Sığ olursak olanları yorumda
Takılı veririz bir yerlerde sonunda
Oysa öğrenecek çok şey var
Yaşam denen bu deneysel oyunda

Sevgili Tgur,  şiirini okurken  kişiselleştirerek algılamış sığ olmayan yorum mu olur mu diye düşünmüştüm, olursa nasıl olur acaba. Bazen yorum denilen yorumsuzdur, bir günaydındır, bazen bir iç döküş, serzenişler silsilesi,  bazen bir deneyimi algılayıp anlatış, bazen övgü bazen de yergidir. Kimbilir belki başka neler olabilir. Okyanustaki her damla bir gün kıyıya vurabilir. Daha bundan başka olmaz diyorsak belki de o zaman aslında belki de her yorum sığdır diye düşündümdü ardından.
Tamamen kişisel algıladığımdan olmalı yoksa eminim senin için de her yorum aynı derecede önemlidir. Anlayamamış olduğumu düşünüyorum .Biz sadece bazı yorumların frekanslarına ya doymamış ya da doymuş bulunmaktayız. Ancak biz besin değiliz beslenen de değiliz diye de düşünmeye devam ettim biara. Tıpkı midemizin asıl amacının yemek öğütmek olmadığı gibi beynimizin işlevi de bilgi öğütmek olmamalı diye devam eden düşünceler silsilesi. Gerçek varoluşun kutsallığına varmak için bu işlevleri tekrar hatırlamalı ve bu da kendiliğinden olabilecekse ancak, yazılan her sözcüğün önem derecesi aynı olması gerekmez mi diye de sordu o bazen susmak bilmeyen düşünce sesi.  Ben de yazayım dedim bu sesleri. İmla ve belki biraz anlatım hataları da var biliyorum ancak bu düşünceleri sormadan olmazdı, silmeden esenlik dileklerimle toparlamaya çalışıp gönderiyorum


Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)