"Anlatmak Zamanı"

Başlatan kerem, 24 Eylül 2022, 16:53:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sirera

Şöyle bir göz gezdirebildim, Ercanhan muhtemelen yaşadıklarının bir kaçırılma deneyimi olduğunu bilmiyordur. Her ne kadar kitleleri etkilemeye yönelik gayretlerin kh amaca hizmet ediyor olduğunu bilsek de bence bu kişi varlığına sahip çıkmış, hâlâ munisliğini koruyor gibi geldi. Diğer kişiye bakmadım, İlkay B. gibi kişilerin varlıklarından da buradan haberdar oluyorum aslında bu tür spritüel gürültülere kulaklarımı tıkayalı epey oldu. Siz yazdıkça bakıyorum hoş oluyor öyle de goygoy. Ama sonra isimlerini hemen unutuyorum. 
O sofraya beraber gidip orada olmak güzel olurdu. Ama biz böyle datalar olarak yaşamaya devam edeceğiz gibi görünüyor üzücü ki. 
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

Alıntı yapılan: sirera - 12 Mayıs 2025, 14:26:21 . Her ne kadar kitleleri etkilemeye yönelik gayretlerin kh amaca hizmet ediyor olduğunu bilsek de bence bu kişi varlığına sahip çıkmış, hâlâ munisliğini koruyor gibi geldi.
Kitleleri etkileme çabasını her durumda mutlaka negatif eğilimin işareti olarak görmüyorum aslında. Ve senin de belirttiğin gibi bu şahıs temelde pozitif bir eğilimle de hareket ediyor olabilir ama bunun özellikle çok sayıda programda yaptığı açıklamalar üzerinden bir değerlendirmesini yapmaya çalışıyorum. Anlattığı şeyler ne ölçüde pozitif ne ölçüde negatif eğilimlere işaret ediyor? İzlemeye devam ettiğim ölçüde görüşlerimi paylaşmaya devam edeceğim ve sizlerden gelen görüşler olursa bunları da değerlendirmeye çalışacağım.

benguonat

Biraz önyargılı olmak gibi olacak ama, bu yeni kişileri dinleyeyim diye kanala girdim. Yani afedersiniz video başlıkları o kadar antin kuntin geldi ki açmaya elim gitmedi bir türlü. Belki içeride hiç böyle muhabbetler dönmüyor ama clickbait başlıklar hiç ilgimi çekmedi. İlk izlenimim bu. @bozadi nin yorumuna cevap verme amacıyla yazdım sadece.😅

bozadi

#228
Alıntı yapılan: benguonat - 12 Mayıs 2025, 22:01:32 Biraz önyargılı olmak gibi olacak ama, bu yeni kişileri dinleyeyim diye kanala girdim. Yani afedersiniz video başlıkları o kadar antin kuntin geldi ki açmaya elim gitmedi bir türlü. Belki içeride hiç böyle muhabbetler dönmüyor ama clickbait başlıklar hiç ilgimi çekmedi. İlk izlenimim bu. @bozadi nin yorumuna cevap verme amacıyla yazdım sadece.😅
Evet, o zaten neredeyse alıştığımız, görmezden geldiğimiz bir problem :-)

Yalnız, Buharalı'nın kanalında Üşümez'le yaptığı iki video izledim bu akşam ve ikisini de şaşırarak çok beğendiğimi söylemem gerekiyor.

Biri, yaklaşık 1 yıl önce Buharalı'nın annesinin vefatından 10 gün sonra Üşümez'le başbaşa yaptığı program, diğeri ise birkaç gün önce bir omurga cerrahının konuk olduğu program. Bu programların ikisinde de ama özellikle İlkay'ın annesinin vefatını takip eden programda, Ercan Han Üşümez'den resmen çok güçlü pozitif frekanslar aldığımı hissettim. Bunu kesinlikle beklemiyordum, şaşırdım. Hatta hakkında ağırlıklı olarak "negatif malzeme" toplamaya devam edeceğim düşüncesiyle açtım bu programları ama hiç de öyle olmadı. Beğendim herifi resmen. Ciddi bir yargı/önyargı kırılması oldu. Karşımda gerçek bir Sufi olduğunu hissettim. Beni uzaktan hipnotize mi etti(ler), nedir!!?? 😅

Sanki bende negatif şüpheler oluşturan önceki (özellikle farklı kanallardaki) programlarında adam tam yerini-yurdunu bulmamış, bunun huzursuzluğunu duyuyormuş da, İlkay'ın kanalında aradığı, güvendiği, sevdiği yeri bulmuş gibi frekans oturması, rahatlaması, yükselmesi olmuş gibi hissettim kendi bakış açımdan.

Daha önce belirttiğim gibi, Üşümez'in bazı iddialarını hala uçuk, hatta resmen geçersiz/yanlış buluyorum ama bu hiç beklemediğim pozitif frekans algısı / ziyafetinden sonra, teknik ayrıntıları ikinci plana atmakta beis görmüyorum. Baştan beri en çok önem verdiğim şey o değil zaten. Yani esas önemli olan pozitif niyet ve çaba. Ben son izlediğim iki videoya kadar bunu görememiştim, algılayamamıştım ve bu durum teknik bilgilerde bana ters gelen iddialarla birleşince, olumsuz izlenimim güçlenmiş, adeta kesinleşmişti ama daha önce bulamadığım gerçek pozitif niyet enerjisini nihayet bu akşam son izlediğim videolarda görünce, olumsuz algılarım neredeyse tamamen çöktü. Buna rağmen o çeşitli teknik ayrıntılar meselesindeki farklı/zıt görüşlerimi, eleştirilerimi müsait bir zamanda paylaşmak istiyorum ama belirttiğim gibi, bunun nihai bir önemi olduğunu sanmıyorum ve üstelik benim yanlış olduğundan kendimce emin olduğum bilgilerin en azından bir kısmı sandığım kadar yanlış çıkmayabilir veya sadece basit bir yorum farkı olabilir vs.

İzlemeye, değerlendirmeye devam edeceğim. Olumsuz eleştireceğim yeni malzemeler bulmam pekala mümkün, hatta muhtemeldir ama daha önce izlediğim videolarda Üşümez'e hiç sevgi, sempati duyamadığım halde, bu belirttiğim iki videoda şaşkınlık ve sevinçle o sempatiyi, o sevgiyi duydum. Olumsuzlukları, problemleri, hatta belki berbat bazı özellikleri olabilir de olmayabilir de, ama varsa bile yeri-zamanı gelince tüm bunları kolayca aşabilecek çok güzel bir varlık da gördüm nihayet, biraz gecikmeli de olsa.

benguonat

Ben bu arada geçen hafta İlkay Buharalı'nın kanalına girmiştim ve geçen haftaki yorumları yazmıştım. Anlatmak zamanı ayrı bir kısımmış ve ben İlkay hanımın anlatmak zamanı dışındaki video başlıklarını daha ok buldum. Ama bu anlatmak zamanı bana tepemin tasını attırdı 😃 Neyse fevriliğim geçti Volkan Konak başlıklı videoya göz gezdirdim tekrar yazıyorum. Ercan Bey evet bana da pozitif geldi. Naif dedim hatta. Videoya çıkardıkları ablaya anlattırdıkları konular da aslında gayet normal (bence yani). Görünmeyen alem konularına alışık olmayanlara hatta duymayanlara şaşırtıcı gelir. Sanırım kanalda bu kitleye hitap ediyorlar da başlıklar gerçekten kötü ya. Düşünüyorum da, yayına çıkan teyze yerine koydum kendimi. Gayet olağan şeyler anlatıyorum. Hani başka yaşayan bir sürü insan vardır da, korkmasınlar, kendilerini deli hissetmesinler diye çıkıp 1,5 saat anlatıyorum. Sonra çıkıp en sıkıntılı cümleleri cımbız gibi çekiyorlar. İzlensin diye bu olmamalı ya. Ekşide bu kanalla dalga geçebilirler yakında. Böyle abuk subuk başlıklarla dalga geçilmeye zemin hazırlıyorlar. Ercan hoca da bir süre çevre edindikten sonra kanalda kalır mı emin değilim.

bozadi

Alıntı yapılan: benguonat - 12 Mayıs 2025, 22:32:45 Volkan Konak başlıklı videoya göz gezdirdim tekrar yazıyorum. Ercan Bey evet bana da pozitif geldi. Naif dedim hatta. Videoya çıkardıkları ablaya anlattırdıkları konular da aslında gayet normal (bence yani).
Evet, Volkan Konak videosunun da bir kısmını izledim. O videoda Üşümez'e değil de Volkan Konak'ın ruhuyla etkileşime giren teyzeye odaklanmıştım ve teyzenin anlatımları beni gerçekten derinden duygulandırdı. Konak'ın eşine iletmeye çalıştığı mesaj bana çok sahici ve yürek dağlayıcı geldi 😢

bozadi

O kısmı dinlemek isteyenler için: https://youtu.be/2HZTXTJYVko?t=1040

benguonat

Al işte yine çenem tutuldu ya.🥶🤣 Biri hakkında kötü konuşunca hep tutuluyor o yüzden şimdi daha ölçülü yazacağım.

Ben başlıklara taktım. İyi yanından bakacak olursak, İlkay hanım yaptığı işe büyük bir heyecan ve heves duyuyor. Videolarıyla hem başkalarının uyanışına yardımcı olurken, hem de bizzat kendisi uyanıyor olmanın coşkusunu yaşıyor. Bu coşku da video küçük resimlerine ve başlıklara yansıyor.
Ama yine de benim bir iki düşüncem var. Eğer niyeti insanları uyanış yolculuğuna çıkarmaksa birinin, ana haber ve magazinde tutan clickbait başlıklardan vazgeçmeli. Çünkü hakikat sözlerle değil, insanın bilinç seviyesi ile perdelenmiştir. Bu perdeyi açma yolculuğunda da üslubun önemi çok büyük. Ortalık karıştıran üslup, kafaları da karıştırır ve öyle bir ortamda ne anlatırsan anlat, yanlış anlaşılmaya mahkumdur. Önemli olan zihnin netliğidir. Bunun da üsluba her açıdan yansımasıdır. Ben herhangi bir kanalın veya herhangi bir şeyin BH mi KH mi ağırlıklı olduğunu bu netlik/bulanıklık ölçüsüyle değerlendirirdim.

İkinci olarak da belirtmek istediğim şey, arkadaşların da önceki mesajlarda yazmış olduğu "Bir insanın görüsünün açık olmasının, onun gelişmiş bir ruh olduğu anlamına gelmeyebileceği" idi. Bu acaba üçüncü göz ile kalp gözünün açık olması arasındaki fark mı? Üçüncü gözüm açıksa görünenin ötesini görebilirim. Ama kalp gözüm açıksa gördüğüm her şeyi de vicdan, empati, anlayış, sevgi penceresinden görürüm. Şimdi herhangi bir kanalda veya başka bir şeyde bu tutumlardan hangisi var? Sadece 3. mü açık yoksa ikisi de mi açık? Ra kitaplarında sanırım 4.çakra aktivitesinin BH/KH yolundaki en önemli ayrım olduğu söyleniyordu. Bir varlığın onu tam aktive etmeden de 5.den devam edebileceği yazıyordu.

Kanalı daha ayrıntılı incelemeye devam edeceğim ve bu yazdıklarımı orada ne kadar görüyorum bakacağım. Ben gene de umutluyum kanalın daha gelişeceğine dair.

Qui-gon jinn

Ben her şeyden çok, duruma ilk planda "Bilgi" temelli bakılması taraftarıyım, neler söyleniyor, neler aktarılıyor? Verilen bilgiler nelerdir? Şahsen ben bu açıdan bakmaya odaklandığımda kişisel olarak maalesef çok büyük oranda yanlış bilgi/dezenformasyon yayan bir kaynak gördüğüm düşüncesindeyim. Niyetler ne kadar iyi olursa olsun, verilen bilgilerin bariz yanlışlığı, ne kendilerine, ne de başkalarına gerçek bir fayda sağlamayacağı gibi, hatta tersine daha önce de bu forumda dile getirdiğim gibi, çok yıkıcı etkileri bile olabileceği kanaatindeyim...

Velhasıl, K'ların iki söylevi geldi şimdi hatırıma, birisinde "Konuşan çok ama doğruyu söyleyen çok az" gibisinden bir söz eylemişlerdi, bir diğerinde ise "Yakında Dünya'da yalandan başka bir şey kalmayacak" sözü idi bu. Bu halle çok dikkatli olmalı, "yanlış bilgi" olgusunu hiç yabana atmamalı ve ilk planda hep bu durumu göz önünde bulundurmalıyız diye düşünüyorum. Çünkü, Evrende varlıklar arasında yegane farkı belirleyen ve tek önemli olgu olduğu ve de bizi yükselticek şey olarak tanımlanan "Ruhsal Bilgi Birikimi"ni ancak doğru bilgiler ile sağlayıp, sağlamlaştrabiliriz görüşündeyim. Bu bağlamda, konuda daha önce K'lardan alıntıladığım bazı aktarımları yeniden paylaşmak istiyorum, 

C: Dezenformasyon güvenilir gibi görünen kaynaklardan gelir. Sahte bilgi toplamamanız sizin için çok ama çok önemli çünkü sahte bilgi, bilgisizlikten daha fazla zarar vericidir. Unutmayın, bilgi korur, ihmal ve bilgisizlik tehlike yaratır.(19 Kasım 1994)
-------
C: Bilgi korur, fakat sizin üçüncü yoğunluk dünyanızda eski bir deyiş vardır; "bir konuda az bilgi zararlıdır." Ve biz de buna "bir konuda az bilgi bilgi değildir." ifadesini ekliyoruz. (17 Haziran 1995)
-------
C: Yanlış bilgi, bilgisizlikten daha kötüdür!!!!! (14 Temmuz 1996)


Sevgiler.

bozadi

#234
Alıntı yapılan: benguonat - 13 Mayıs 2025, 00:34:44 Al işte yine çenem tutuldu ya.🥶🤣 Biri hakkında kötü konuşunca hep tutuluyor o yüzden şimdi daha ölçülü yazacağım.
😮


Alıntı yapılan: benguonat - 13 Mayıs 2025, 00:34:44 Ra kitaplarında sanırım 4.çakra aktivitesinin BH/KH yolundaki en önemli ayrım olduğu söyleniyordu. Bir varlığın onu tam aktive etmeden de 5.den devam edebileceği yazıyordu.
Evet. 4. çakra veya 4. renk olan yeşil enerji beden açısından düşünüldüğünde, BH'lerde yeşil (kalp) enerji merkezinde büyüme, KH'lerde ise müthiş bir küçülme oluyormuş, bu da BH'lerde başkalarına yönelik sevginin genişlemesi ile KH'lerde sevginin tamamen varlığın şahsen kendisine odaklanması (sadece kendisini sevmesi) arasındaki farkla ilgiliymiş sanırım.

Bu arada daha önce konusu geçtiği gibi, bizim mevcut zaman/mekan kavşağında her zaman değilse bile belki genellikle başkalarından ziyade kendimize odaklanmamız gerekmesi bir çelişki veya yanlışlık değil bana göre. "Kendi üzerinde çalışma" bizim açımızdan neredeyse en önemli gereklilik. Tekrarlamakta fayda olabilir; celsede K'lara "İnsanlar hangi konudaki bilgilerini artırmaya en çok odaklanmalı?" sorusu sorulduğunda, "Kendini ve zayıflıklarını tanıma" üzerinde odaklanılması gerektiği söylenmişti.

Hatta, içinde bulunduğumuz süreçte KH güçleri dünya gezegenindeki binlerce yıllık işkence ve enerji emme tezgahlarını kaybetme durumuyla karşı karşıya oldukları için, gözleri kararmış bir şekilde vahşetlerini artırıyorlar, artıracaklar muhtemelen. Netanyahu hükümetinin Filistin topraklarını ele geçirmek için sergilediği sınırsız zulüm, bunun yansımalarından biri bana göre. Ayrıca doğal afet/yıkım süreçleri de giderek tırmanıyor ve tırmanacak gibi görünüyor. Kimbilir neler göreceğiz önümüzdeki günlerde. Ölümlere, yıkımlara çok fazla acımak, kahrolmak, travmatize olmak pek faydalı olmaz muhtemelen. Bu düzen baştan beri çürüktü, binlerce yıldır bir işkence makinesinin içinde yaşıyorduk zaten, şimdi ameliyat zamanı geldi diye üzülmenin, acınmanın, kahrolmanın anlamı yok, tam aksine nihayet hastalıktan kalıcı olarak kurtulma, iyileşme ümidini güçlendirmenin zamanı. Bunu da en çok kendi derin veya inatçı negatif duygu-düşünce kalıplarımızdan kurtularak yapabiliriz gibi görünüyor.


Alıntı yapılan: benguonat - 13 Mayıs 2025, 00:34:44 Kanalı daha ayrıntılı incelemeye devam edeceğim ve bu yazdıklarımı orada ne kadar görüyorum bakacağım. Ben gene de umutluyum kanalın daha gelişeceğine dair.
Aynen, hem o kanal, hem de pek çok başka kanal, önümüzdeki zamanlarda tırmanacak gelişmelerle birlikte ıvır-zıvırı giderek azaltıp meselelerin özüne daha fazla odaklanacaktır diye tahmin ediyorum. İnternet daha kaç yıl hayatımızda olur/kalır, onu da merak ediyorum.

bozadi

#235
Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 13 Mayıs 2025, 01:46:39 Ben her şeyden çok, duruma ilk planda "Bilgi" temelli bakılması taraftarıyım, neler söyleniyor, neler aktarılıyor? Verilen bilgiler nelerdir?
Evet. Nitekim Ercan Han Üşümez'in çeşitli konularda şahsen abartılı, şüpheli veya kesin yanlış olarak gördüğüm çeşitli iddiaları var. Bunlar teknik tartışma konuları sayılır. Lehinde veya aleyhinde nesnel kanıtlar veya argümanlar öne sürülebilecek meseleler.

Ama tek "bilgi" sahası bu değil. Hayatta herşey bilginin konusu. Pozitif eğilim de bilgidir. Sevinç bilgidir, mizah bilgidir, güven bilgidir.

Ben Ercan Han'da daha önce göremediğim güçlü bir pozitif eğilim fark ettim kendi bakış açımdan. Eğer algıladığımı düşündüğüm şeyi yeterince doğru algıladıysam, yani onda gerçekten o güçlü pozitif eğilim varsa ve devam edecekse, giderek de güçlenecekse, bana göre bu aynı zamanda onun hepimiz için çok değerli, çok derin bir bilgiye sahip olduğu ve o bilgiyi yaydığı, yayacağı anlamına gelir. Birliğin, sevginin bilgisi. Bu paha biçilmez bilgi çeşitli aktif ve pasif biçimlerde hepimizde mevcut. Ercan Han bu camiada etkinlikler ve sosyal medya yoluyla bize kıyasla çok daha fazla sayıda kişiye hitap etme imkanına sahip olduğu için ve faaliyetleri, görüşleri bizim açımızdan da bir ilgi ve tartışma konusu olduğu için potansiyel bir değere sahip.

Tabi ben şimdi Ercan Han'ı överken, onu "mükemmel" görmüyorum kesinlikle, her davranışını, her iddiasını övmüyorum, hatta büyük bir hevesle ve şiddetle itiraz etmem gereken çeşitli şeyler görüyorum bazı iddiaları hakkında (tarihsel ve coğrafi meseleler, kehanetler ve bir sürü başka konu). Ama onun yanıldığını düşündüğüm konuların tümünde veya çoğunda haklı bile olsam, şahısta algıladığım ve giderek artacağını tahmin ettiğim pozitif eğilimin etkisiyle, yanlış bilgilerinin giderek azalacağını, doğru bilgilerinin ise giderek artacağını da tahmin ediyorum. Yani şu anda çeşitli konularda ne kadar yanılıyor (ve potansiyel olarak "yanıltıyor") olsa da, mevcut bakış açımdan onun genel itibariyle doğru yolda, doğru yönde (BH doğrultusunda) ilerlediğini ve bunun hepimiz için değerli olduğunu algılıyorum. Her türlü yanlış veya şüpheli bilgiye itiraz edilebilir, hatta edilmelidir de ama doğru bilginin, doğru tavrın, pozitifliğin de desteklenmesi gerekir. Şu anki algıma göre Üşümez'in doğru bildiği şeylerin (temel evrensel veya varoluşsal farkındalıktan türeyen sevgi, pozitiflik, umut, sevinç, huzur, güven) önem derecesi, olasılıkla yanlış bildiği dünyevi veya beşeri meselelerin önem derecesinden genel olarak çok daha yüksek. Kısa süre öncesine kadar bundan şüphe duyuyordum ama şahsın yeni bazı yayınlarını izledikçe bu şüphemde beklemediğim bir azalma, hatta çökme oldu. Negatif (bencil) amaçlarını pozitiflik maskesiyle gizlemeye çalıştığını düşünmüştüm bir süre ama şimdi neredeyse tersini düşünüyorum. Negatif eğilimli gibi görünmesine neden olan durumlar var ama daha derinde, daha güçlü olan eğilimi pozitif gibi geliyor bana şimdi. Yarın öbür gün bu konudaki görüşüm tekrar değişir mi, emin değilim ama sanmıyorum. Eleştirilerim olsa da, şahsı genel olarak olumlu, faydalı biri olarak göreceğim muhtemelen. Bu görüşlerimde yüksek oranda haklıysam bile, özgür irade faktörü nedeniyle her an her türlü değişim olabilir (pozitif veya negatif yönde), o da ayrı bir mesele, ama radikal bir değişim ihtimalini yüksek görmüyorum.

Qui-gon jinn

#236
Alıntı yapılan: bozadi - 13 Mayıs 2025, 07:41:19 Eğer algıladığımı düşündüğüm şeyi yeterince doğru algıladıysam, yani onda gerçekten o güçlü pozitif eğilim varsa ve devam edecekse, giderek de güçlenecekse, bana göre bu aynı zamanda onun hepimiz için çok değerli, çok derin bir bilgiye sahip olduğu ve o bilgiyi yaydığı, yayacağı anlamına gelir. Birliğin, sevginin bilgisi.

İhşallah diyorum kardeşim, umarım temenni ettiğin gibi varsa o "hepimiz için çok değerli, çok derin bir bilgisi"ni bir gün herkesle de paylaşır...

Velhasıl, bu kadar çok, Bilgi, Sevgi, Işık demişken, bu kavramların aslında tamamen aynı şey olduğu üzerine pek çok söylevler de geliyor şimdi aklıma, K'larında vardı bu yönde açıklamaları, taradım şöyle celseleri bir ve gözüme çarpan birkaç aktarımlarını da gördüm. Onları da paylaşmadan geçmeyeyim diyorum o zaman;

C: Işık bilgidir ve bilgi sevgidir. Sevmek için bilmeniz gerekir. Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir. (9 Eylül 1995)
---
C: Işık her şeydir ve her şey bilgidir ve bilgi her şeydir. (22 Ekim 1994)
---
C: Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. (22 Ekim 1994)



Herkese iyi bir gün geçirmesini diliyorum. Sevgi, Işık ve Bilgi ile...:)

sirera

#237
Alıntı YapKitleleri etkileme çabasını her durumda mutlaka negatif eğilimin işareti olarak görmüyorum aslında
Kitleleri bilgilendirme, onlara bilmedikleri gerçekleri açıklayabilme amaçlı programlar yapan kişiler de var elbette,Hamza Yardımcıoğlu mesela bunlardan birisi aklıma ilk gelen.  Programları manipülasyon, dezenformasyon içermiyor. Belki spritüel bir dil kullanmıyor ama verdiği bilgilerin çoğu bu yönde de anlaşılabilir açıcı tanımlara sahip. Bu nedenle gürültüye de maruz kalınmıyor. Uzun zamanlı izlemede negatif etkileri de bulmak olasıdır mutlaka.

Verdiğin linkte,  başlığa konup gelen kişilere bekledikleri  tarih söylenmiyor, insanlar aldatılmış hissetmişlerdir. İlkay B. zaten yaptırdığı estetiklerle beni izleyin diye çığlık çığlığa bağırıyor. Başlıklar feci. Üşümez munis bi karakter gibi görünüyor ama bilinmez belki başka başka fırtınalara kapılan benliklerinden birisidir sadece. Programın içinde mutlaka pozitif yanlar da var.  Birlik içinde olabilmek için zıtlıkları yerleştirmek gerekir.
Japonya da kusurlardaki güzelliği sadelikle görebilmeye Wabi-Sabi deniyormuş. Aynı kültürde saygı duyduğum bir ikinci söz "mat olanın tadı uzun sürer"  Shibui mono wa nagaku aji ga aru. Parlak olan gelip geçicidir yıldızlar gibi ama bitip matlaşırken su gibi şifa yayar.

O derviş sofrasına gitme isteğim de bir anımdan kaynaklanıyor. Motosikletlerimizle birgün yol yapmak için güneşli bir günde çıktığımızda tanımadığımız ara  sokaklara girdik. Gençliğimde 30 sene önce. Aniden yağmur bastırdı. Afyon taraflarında biryerlerdeyiz. O zaman cep telefonları yok. Konum olarak neredeyiz belli değil. Bildiğiniz kaybolduk ve sırılsıklamız. Ufak bir ışık gördük yaklaştık. Park ettik girdik içeri sırılsıklam. Biz içeri girer girmez ney üflemeye başladı birisi. Bizlere battaniye getirdiler uzun koltuklarda ısındık. Soba vardı sıcacık. Uyuyanlar oldu aramızda. Kahve gibi biryerdi ama kimse konuşmuyordu. Masa sandalye değil koltuklar vardı. Kimse oyun oynamıyordu. Sadece ney sesi ve mis gibi soba kokusu sıcaklığı ile ne kadar süre olduğunu bilmediğim süreçten sonra  kurumuştuk yağmur dinmişti. Çorba getirdiler. Para istemediler. Sonraları çok aradım orayı bulamadım.

Burdur yolunda bir yer var Çamlaraltı mıydı ismi öyle bişeydi. Seneler sonra oraya gittiğim bir gün birisi bana nihayet yeniden gördüm seni dedi sarıldı. O dervişhanedeki kişilerden birisi olduğundan emindim. Hiçbi soruma cevap vermedi. Ayrılırken yanına bi kadın geldi hatırlayacak mı dedi, birgün hatırlayayacak mutlaka dedi adam.  Kendime alındım belki de başka birisinden bahsettiler bilemiyorum.
Üşümez in  dervişhane atmosferinde ticari bir sofra girişimi var, öyle bir yeri varken neden böyle programlar yapar insan ki. Daha çok kişinin kendisini tanıması için mi?
Bu forumu okuyorsa finansal destek versin gidelim😅
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#238
Alıntı yapılan: sirera - 13 Mayıs 2025, 15:17:16 Kitleleri bilgilendirme, onlara bilmedikleri gerçekleri açıklayabilme amaçlı programlar yapan kişiler de var elbette,Hamza Yardımcıoğlu mesela bunlardan birisi aklıma ilk gelen.  Programları manipülasyon, dezenformasyon içermiyor. Belki spritüel bir dil kullanmıyor ama verdiği bilgilerin çoğu bu yönde de anlaşılabilir açıcı tanımlara sahip. Bu nedenle gürültüye de maruz kalınmıyor. Uzun zamanlı izlemede negatif etkileri de bulmak olasıdır mutlaka.
Evet, bu piyasada Yardımcıoğlu önemli isimlerden biri. Hem olumlu hem olumsuz bazı notlar vardı onunla ilgili aklımda, belki onu da incelemeye çalışabiliriz önümüzdeki günlerde.


Alıntı yapılan: sirera - 13 Mayıs 2025, 15:17:16 Motosikletlerimizle birgün yol yapmak için güneşli bir günde çıktığımızda tanımadığımız ara  sokaklara girdik. Gençliğimde 30 sene önce. Aniden yağmur bastırdı. Afyon taraflarında biryerlerdeyiz. O zaman cep telefonları yok. Konum olarak neredeyiz belli değil. Bildiğin kaybolduk ve sırılsıklamız. Ufak bir ışık gördük yaklaştık. Park ettik girdik içeri sırılsıklam. Biz içeri girer girmez ney üflemeye başladı birisi. Bizlere battaniye getirdiler uzun koltuklarda ısındık. Soba vardı sıcacık. Uyuyanlar oldu aramızda. Kahve gibi biryerdi ama kimse konuşmuyordu. Masa sandalye değil koltuklar vardı. Kimse oyun oynamıyordu. Sadece ney sesi ve mis gibi soba kokusu sıcaklığı ile ne kadar süre olduğunu bilmediğim süreçten sonra  kurumuştuk yağmur dinmişti. Çorba getirdiler. Para istemediler. Sonraları çok aradım orayı bulamadım.
Wau... Rüya bir deneyim gibi olmuş.


Alıntı yapılan: sirera - 13 Mayıs 2025, 15:17:16 Burdur yolunda bir yer var Çamlaraltı mıydı ismi öyle bişeydi. Seneler sonra oraya gittiğim bir gün birisi bana nihayet yeniden gördüm seni dedi sarıldı. O dervişhanedeki kişilerden birisi olduğundan emindim. Hiçbi soruma cevap vermedi. Ayrılırken yanına bi kadın geldi hatırlayacak mı dedi, birgün hatırlayayacak mutlaka dedi adam.  Kendime alındım belki de başka birisinden bahsettiler bilemiyorum.
Bu daha da gizem havası taşıyor. Dervişhane derken Afyon taraflarında gittiğiniz yeri mi kastediyorsun?


Alıntı yapılan: sirera - 13 Mayıs 2025, 15:17:16 Üşümez in  dervişhane atmosferinde ticari bir sofra girişimi var, öyle bir yeri varken neden böyle programlar yapar insan ki. Daha çok kişinin kendisini tanıması için mi?
Üşümez'le ilgili olumsuz fikirler zihnimde baskınken en çok şüphelendiğim, hatta neredeyse emin olduğum şey, onun para ve kontrol sahibi olma amacıyla bu piyasada uzman bir manipülatör veya avcı gibi faaliyet gösterdiği şeklindeydi. Yani derinde hiçbir gerçek veya güçlü pozitif yönelimi olmadığını, pozitiflik "tasladığını" düşünüyordum. Aslında şu anda onun hakkında çok daha olumlu düşünmeme rağmen, daha önce ve kısmen hala manipülasyonlara başvurduğunu düşünüyorum ama şahısta kendi bakış açımdan sahici ve güçlü pozitif bazı eğilimler gördüğüme ikna olduktan sonra olumsuz taraflarını daha doğal veya mazur görülebilir karşılamaya başladım. Yani olumlu taraflarının giderek artacağını, olumsuz yönlerinin ise giderek azalacağını düşünüyorum artık.


Alıntı yapılan: sirera - 13 Mayıs 2025, 15:17:16 Bu forumu okuyorsa finansal destek versin gidelim😅
Golden Age Şifa Merkezini kurarken restoran işini bıraktı sanırım. 😁

sirera

Evet önceki zamanda Afyon taraflarında yağmurdan korunduğumuz yerden bahsediyorum dervişhane derken. Sonra gittiğim yer Burdur a girerken Bucak bitimine yakın bir yer. Dağlardan toplanan şifalı bitkiler var. Orayı açan kişi rahmetli olmuş geçtiğimiz senelerde haber almıştım. Oğlunun fizik tedavisi için soğuk sıkım bitkisel yağlar yaparak başlamış sonra restorant da eklenmiş o şekilde devam ediyordu. Geçen sene kuran kişinin vefatından sonra da işletmenin devam ettiğini öğrendim. Gül yağı nefisti.

 
Alıntı YapGolden Age Şifa Merkezini kurarken restoran işini bıraktı sanırım. 😁

Buna üzüldüm hoş bir olasılık kayboldu desene😁
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)