avatar_fidelista

Ekrem İmamoğlu gözaltı kararı

Başlatan fidelista, 19 Mart 2025, 10:46:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#30
Meral Akşener'in bile ta geçen yıl bu konuda İBB'ye yönelik imalarda hatta suçlamalarda bulunduğu söyleniyor:


fidelista

#31
Mesele sadece İmamoğlu değil .Artan faşizme ve hukusuzluğa isyan.


gerçek tosun paşa

Söylenenlere göre planlı tutuklama için hazine çok uzun süredir döviz biriktiriyormuş. Bunca para almanın sebebi buymuş. Tek günde dolar uçtu diye paranın 3/1 i gitti deniyor.

Anadolu şehirlerinden bir sürü polis tutuklama gününe özel İstanbul'a getirtilmiş.

2024 itibariyle encümen çoğunluğu iktidardaydı bu şehir için. Göz açtırmadılar. İbb 1019 denetim geçirmiş bu süre zarfında. Yöneltilen yolsuzluk miktarları İbb toplam bütçesinin de üzerinde.

Ben de şahsen burada ismi geçen herkesin sütten çıkma olduğunu düşünmüyorum ama bazı kimselerin hiç sesinin çıkmaması çok ilginç duruyor.  :)  yani normalde hep konuşurlardı çünkü.

Diploma olayı da tamamen hukuksuz görünüyor.

Yöneltilen iddiaların %100 geçersiz olması elbette mümkün değil ama birçok insan kafadan bi %90 oranına inanmıyor.

bozadi

#33
Karşılıklı iddiaların gerçeklik düzeyinin anlaşılması için biraz beklemek gerekecek gibi görünüyor.

Erdoğan'ın "Sorgulama ve baskınlara dayanak oluşturan belgelerin çoğu bizzat CHP'liler tarafından yargıya sunuldu" yönündeki açıklaması dikkat çekici. Evet, burada, "Acaba devrilen Kılıçdaroğlu'nun destekçileri mi yaptı bunu?" sorusu akla geliyor. Her ne kadar Kılıçdaroğlu bu son operasyonlar konusunda İmamoğlu'nun yanında olduğunu söylese ve eşi Dilek İmamoğlu'na destek ziyaretinde bulunsa da, söz konusu "gammazlama" işinin tamamen veya kısmen "Kılıçdaroğlucu" birileri tarafından intikam duygusuyla yapıldığı ihtimalinin akla gelmesini engellemek zor. Ama bu konuda hemen sonuca atlamanın yanlış olabileceğini düşünüyorum. İşin içinde "rant paylaşım" kavgaları olma ihtimalini yüksek görüyorum. Tabi bu da yine Kılıçdaroğlu meselesiyle az veya çok bağlantılı olabilir. İnşallah yeterince netleşme olur.

Lakin, sonuç itibariyle, yöneltilen suçlamaların tamamının değilse bile azımsanamayacak bir kısmının doğru çıkması, yani İBB içinde ciddi düzeylerde yolsuzluk ve hukuksuzluk olduğunun kesinleşmesi durumunda, "gammazcılardan" ziyade İmamoğlu ve ekibinin hesap vermesi gerekir.

İktidar tarafının da muhalefet tarafının da masumiyet abidesi olmadığını, her iki tarafın da nispeten aydınlık ve nispeten karanlık yanları olduğunu bildiğimiz bir durumda, taraflardan birini mutlak pozitif/doğru, diğerini mutlak negatif/yanlış gibi görme ve gösterme çabasının, objektif bakışı zorlaştırdığını düşünüyorum. Hani K'ların sürekli vurgulayıp durduğu birşey vardı: "Olmasını arzuladığınız gibi değil, olduğu gibi görmeye çalışın" mesajı. CHP'ci bir zihniyete yapışıp kalındığında, AKP'nin şeytan gibi görünmesi çok kolay. Ve tabi aynı şey tam ters açıdan da geçerli.

Kasyopyalılar 15 Temmuz'da Erdoğan'ı yıkmaya çalışanların egemen global güçler olduğunu açık ve net bir şekilde söyledi. Bunu sadece K'lar söyledi diye değil, bu görüşü doğrulayan pek çok kanıt veya işaret de gördüğümüz için vurgulama gereği duyuyorum.

Peki global faşist güçler Erdoğan'ı neden yıkmak istedi? Çünkü Erdoğan yönetimi onların her emrini yerine getirecek bir kukla olmayı kabul etmedi. Devleti ve orduyu bağımsızlaştırma yönünde güçlü adımlar attılar. Global şeytanların maşası olan FETÖ ve PKK terörü sürümcemeli bir şekilde de olsa sonunda büyük ölçüde bastırıldı.

Bunları söylerken, yine, "AKP (veya AKP-MHP ittifakı) melektir, CHP ve destekçileri şeytandır" diye bir anlayışla söylemiyorum. AKP cenahındakilerin CHP'yi tamamen şeytanlaştırma eğilimine de, CHP tarafındakilerin AKP'yi tamamen şeytanlaştırma eğilimine de itiraz ediyorum.

Şu anda İmamoğlu ve ekibine yönelik operasyonlar nedeniyle "Hukuk bitti, adalet bitti, ülke battı" söylemlerini çok abartılı buluyorum. Ve AKP darbe heveslisi gibi gösterilmeye çalışıldığı halde, militan CHP anlayışının (veya militanca AKP düşmanlığının) bu iddia bağlamında AKP'den aşağı kalır bir yanı olduğunu sanmıyorum.

Gezi olaylarının çok beğendiğim, desteklediğim yönleri vardı, hala da var, ama mevcut siyasi iktidarı zorla, şiddetle devirme niyetinde ve çabasında ciddi bir sorun algılıyorum. Nitekim, olayların bir ölçüde o noktaya evriltilmeye çalışılmasında global şeytanların parmağının olduğunu anlamak zor değil.

Şu anda AKP-MHP iktidarının genel olarak CHP'yi ve özel olarak İmamoğlu'nu hukuksuz bir darbeyle yıkmaya çalıştığı iddiası var, ki bu iddianın çeşitli yönlerini önümüzdeki günlerde tartışıyor olacağız muhtemelen, ama ben tıpkı 15 Temmuz'da olduğu gibi, özellikle ekonomik sıkıntılar bahane edilerek iktidarı yıkmak için sivil ayağı da olan bir darbe girişiminin planlarının yapılmakta olduğunu düşünmekte zorlanmıyorum.

Tekrar vurgulmak isterim ki, ben muhalefetin varlığından rahatsızlık duymadığım gibi, hayati bir önemi olduğuna inanıyorum. Muhalefet, iktidarın her türlü yanlışı konusunda iktidara var gücüyle baskı yapmalı, hesap sormalı, yanlışların düzeltilmesi ve tekrarlanmaması için elinden geleni yapmalıdır. Bana göre iktidar da muhalefet de "harika" değil. İki tarafın da iyi ve kötü yanları var. Taraflardan biriyle "mutlak" şekilde özdeşleşip diğer tarafı "mutlak" şekilde karalamaya/şeytanlaştırmaya yönelik militanca tutumlarda ciddi bir dengesizlik ve KH eğilimi algılıyorum. Belirli olaylarda ve süreçlerde taraflardan biri bariz şekilde negatifleşebilir veya pozitifleşebilir, bunun tespitini yapmaya çalışıp olumlu-olumsuz eleştirilerimizi paylaşabiliriz ama taraflardan birini sadece belirli bir olay veya süreç bağlamında değil, her zaman, her durumda doğru ve/veya diğer tarafı her zaman, her halükarda yanlış olarak damgalama, ve taraflardan birinin "askeri" gibi davranarak diğer tarafa karşı ölümüne savaşma eğilimine dikkat etmemiz gerektiğine inanıyorum.

fidelista

#34
Mansur Yavaş Melih Gökçek hakkında elimizde 100 den fazla yolsuzluk dosyası var savcılığa verdik kıllarını kıpırdatmıyorlar diyor durum böyleyken yapılanların siyasi bir operasyon olduğu ne kadarda belli oluyor.Bu koltuk sevdası için yapılan operasyon bugün itibarıyla 2.8 trilyon liralık kayba yol açmış 80 milyona bölersek  her Türk vatndaşının cebinden 35 bin tl çıkmış neden hak içinmi yapıldı tabiki hayır ,tüm anketlerde yenileceğini anlayan malum şahıs o koltuktan inmemek için milleti fakirleştirmek dahil yapmadığı yapamayacağı bir şey yok,artık bunlar sandıkla gitmeyi kabul etmiyorlar bunun adı nedir.?

bozadi

#35
Alıntı yapılan: fidelista - 21 Mart 2025, 11:17:10 Mansur Yavaş Melih GÖkçek hakkında elimizde 100 den fazla yolsuzluk dosyası var savcılığa verdik kıllarını kıpırdatmıyorlar diyor durum böyleyken yapılanların siyasi bir operasyon olduğu ne kadarda belli oluyor.Bu koltuk sevdası için yapılan operasyon bugün itibarıyla 2.8 trilyon liralık kayba yol açmış 80 milyona bölersek  her Türk vatndaşının cebinden 35 bin tl çıkmış neden hak içinmi yapıldı tabiki hayır ,tüm anketlerde yenileceğini anlayan malum şahıs o koltuktan inmememk için milleti fakirleştirmek dahil yapmadığı yapamacağı bir şey yok,artık bunlar sandıkla gitmeyi kabul etmiyorlar bunun adı nedir.?
Bu eleştirilerinde şu veya bu oranda doğruluk-geçerlilik payları elbette var ama yine de mutlak doğru değil. Çünkü çok bariz bir biçimde AKP'yi mutlak düşman (mutlak kötü) olarak kabul eder biçimde, canın pahasına düşmanla savaşır bir modda eleştiri yapıyorsun. Ve, evet, AKP'nin çok yanlış, çok kötü tarafları var elbette, ama senin bu eleştirileri yaparken takındığın tavırla ima ettiğin kadar mutlak bir kötülük, mutlak bir yanlışlık değil bu. AKP'nin düşmanlarının da çok berbat, karanlık tarafları var. Tencere dibin kara, seninki benden kara. Sonsuza kadar (yokoluşa kadar) sürebilecek bir nefretleşme kısırdöngüsü bu. AKP'yi (veya belirli başka bir partiyi) asla eleştirmemen, hep destekçisi olman gerektiği gibi bir anlayışla söylemiyorum bunu.

fidelista

Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 21 Mart 2025, 07:53:39 Söylenenlere göre planlı tutuklama için hazine çok uzun süredir döviz biriktiriyormuş. Bunca para almanın sebebi buymuş. Tek günde dolar uçtu diye paranın 3/1 i gitti deniyor.

Anadolu şehirlerinden bir sürü polis tutuklama gününe özel İstanbul'a getirtilmiş.

2024 itibariyle encümen çoğunluğu iktidardaydı bu şehir için. Göz açtırmadılar. İbb 1019 denetim geçirmiş bu süre zarfında. Yöneltilen yolsuzluk miktarları İbb toplam bütçesinin de üzerinde.

Ben de şahsen burada ismi geçen herkesin sütten çıkma olduğunu düşünmüyorum ama bazı kimselerin hiç sesinin çıkmaması çok ilginç duruyor.  :)  yani normalde hep konuşurlardı çünkü.

Diploma olayı da tamamen hukuksuz görünüyor.

Yöneltilen iddiaların %100 geçersiz olması elbette mümkün değil ama birçok insan kafadan bi %90 oranına inanmıyor.

Sabahın köründe 50 tane zırhlı araçla baskın düzenlemek nedir sanki kırmızı bültenle aranan suçlu,bunun anlamı korku ve sindirmek ,istiyorlarkı kimse sesini çıkarmadan otursun bunlar her istediklerini yapsın,bu devlet onların malımı vatandaşlar da onların marabası sanıyorlar,korku bunları çıldırtmış anlaşılan.

bozadi

#37
Ekonomi konusunda da, hak-hukuk meseleleri konusunda da siyasi iktidara eleştiri, protesto ve baskı yapılmasından hiç rahatsız değilim, hatta destekliyorum.

Hiçbir ciddi itiraz ve baskı olmadığında, iktidarın sorunları çözme motivasyonu da düşük olacak, yükün büyük kısmı her zaman olduğu gibi sessiz fakir (alt-orta tabaka) yığınların omzuna yıkılacaktır.

İktidar, sesi çoğunlukla duyulmayan fakir kalabalık kitlelerin özellikle ekonomik adaletsizlikler nedeniyle çektiği acılara körlük taslayıp bir de üstüne pişkin pişkin "Vay biz ülkeyi ne güzel yönetiyoruz" tavırları takınmamalıdır.

bozadi

#38
Bu arada, forumda daha önce bahsi geçen Tarotçu Kahin İzabela'nın "Mart 2025" için yaptığı okumada (1 Mart'ta yayınlanmış) Türkiye ile ilgili de kısa bir kehanet vardı:

"Burada Türkiye'yle ilgili bir şey var. Sanki Türkiye askerlerini çekip kendi ülkesine daha çok odaklanacak, kendi ülkesini güçlendirecek. Türkiye'de bazı büyük değişiklikler var."

https://www.youtube.com/watch?v=_BMKpyxFWEI&t=1330



bozadi

Alıntıladığım kehanet ne ölçüde isabetli bir okuma veya yorumdur, henüz bilmiyoruz, ama ciddi bir toplumsal ayaklanma veya darbe girişimi ihtimaliyle alakalı olabilir gibi geldi bana.

Kehanetlerin zamanlamasıyla ilgili olarak genellikle şöyle bir açıklama yapıyor şahıs: "Tam olarak söylediğim zamanda olmayabilir ama belirttiğim süreçte en azından bazı başlangıçlar olabilir."

Ve bir kehanetin mutlak bir gerçeklikten ziyade bir "potansiyele" işaret ettiğini de göz önünde bulundurmak gerekir (akışkanlık/değişkenlik faktörü).

Belki toplumsal bir olaydan ziyade ciddi bir doğal afet olayıyla da ilgili olabilir.

gerçek tosun paşa

Alıntı yapılan: bozadi - 21 Mart 2025, 11:13:07 Kasyopyalılar 15 Temmuz'da Erdoğan'ı yıkmaya çalışanların egemen global güçler olduğunu açık ve net bir şekilde söyledi. Bunu sadece K'lar söyledi diye değil, bu görüşü doğrulayan pek çok kanıt veya işaret de gördüğümüz için vurgulama gereği duyuyorum.

Peki global faşist güçler Erdoğan'ı neden yıkmak istedi? Çünkü Erdoğan yönetimi onların her emrini yerine getirecek bir kukla olmayı kabul etmedi. Devleti ve orduyu bağımsızlaştırma yönünde güçlü adımlar attılar. Global şeytanların maşası olan FETÖ ve PKK terörü sürümcemeli bir şekilde de olsa sonunda büyük ölçüde bastırıldı.



10 sene geçti bozadi. O zaman öyleydi ve kendilerini korumak için atılan bir adımdı. Müthiş vatan sevdasından değil.

Ben bir ara bu söylediklerine daha yakındım. Şu an batının Akp yönetiminden son derece memnun olduklarını düşünüyorum.

2 3 milyar dolara 15 milyon mülteci kitleyebiliyorsun.

Freni patlamış kamyon gibi yokuş aşşağı salan AB ye karşın tam yarınlar için umutlanabilecekken "ne gerek var be aga biz daha kötü olak" diyorsun. Hak ve hukuk konusunda battıkça potansiyel yatırımları kaybedip faiz üzerinden batılılara güzel para kazandırıyorsun.

Koç bile araç üretimini Romanyaya almış. Demirbaş tekstilciler ülkede fabrika kapatıp Mısır'a kaçıyor aynı freni patlak AB gibi...

Trump kafede ki mektup filan bilirsin...

İstikrar bir terim, kullanılmayı seven...

İsrail' e edilen yardımları vs. hiç girmiyorum bile...

Bahsettiğin şey celsede geçen dönemsel gündem tespitiydi. Evet doğruydu ama şu an bir geçerliliği var mı? Bence çok minimal. Önemsiz yani.

Ne Abd'nin ne küresel kankalarının bir şikayeti yok memnuniyetleri var


bozadi

#42
Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 21 Mart 2025, 12:48:56
Alıntı yapılan: bozadi - 21 Mart 2025, 11:13:07 Kasyopyalılar 15 Temmuz'da Erdoğan'ı yıkmaya çalışanların egemen global güçler olduğunu açık ve net bir şekilde söyledi. Bunu sadece K'lar söyledi diye değil, bu görüşü doğrulayan pek çok kanıt veya işaret de gördüğümüz için vurgulama gereği duyuyorum.

Peki global faşist güçler Erdoğan'ı neden yıkmak istedi? Çünkü Erdoğan yönetimi onların her emrini yerine getirecek bir kukla olmayı kabul etmedi. Devleti ve orduyu bağımsızlaştırma yönünde güçlü adımlar attılar. Global şeytanların maşası olan FETÖ ve PKK terörü sürümcemeli bir şekilde de olsa sonunda büyük ölçüde bastırıldı.



10 sene geçti bozadi. O zaman öyleydi ve kendilerini korumak için atılan bir adımdı. Müthiş vatan sevdasından değil.

Ben bir ara bu söylediklerine daha yakındım. Şu an batının Akp yönetiminden son derece memnun olduklarını düşünüyorum.

2 3 milyar dolara 15 milyon mülteci kitleyebiliyorsun.

Freni patlamış kamyon gibi yokuş aşşağı salan AB ye karşın tam yarınlar için umutlanabilecekken "ne gerek var be aga biz daha kötü olak" diyorsun. Hak ve hukuk konusunda battıkça potansiyel yatırımları kaybedip faiz üzerinden batılılara güzel para kazandırıyorsun.

Koç bile araç üretimini Romanyaya almış. Demirbaş tekstilciler ülkede fabrika kapatıp Mısır'a kaçıyor aynı freni patlak AB gibi...

Trump kafede ki mektup filan bilirsin...

İstikrar bir terim, kullanılmayı seven...

İsrail' e edilen yardımları vs. hiç girmiyorum bile...

Bahsettiğin şey celsede geçen dönemsel gündem tespitiydi. Evet doğruydu ama şu an bir geçerliliği var mı? Bence çok minimal. Önemsiz yani.

Ne Abd'nin ne küresel kankalarının bir şikayeti yok memnuniyetleri var


Aradan geçen sürede bazı şeylerin çok değiştiği eleştirine bir ölçüde hak veriyorum ama egemen global güçlerin Erdoğan yönetiminden memnun olduklarını hiç sanmıyorum. Örneğin Ukrayna meselesinde her ne kadar Rusya'nın hiç hoşuna gitmeyen bazı tavırlar gösterildiyse de, Ukrayna'nın ve ardındaki güçlerin hiç hoşuna gitmeyen tavırlar da devam etti. Rusya'yla düşman olmayı boşverelim, önemli işbirlikleri devam ediyor ve BRICS'e üyelik başvurusunda bulunmuş olmamız da Batılı egemenlerin hiç hoşlarına gitmemiştir herhalde?

Ayrıca Erdoğan'ın Suriye'de Esad'ın yıkılmasında muhtemelen önemli bir rol oynamış olmasına rağmen, ABD ve İsrail'in "Kürt koridoru" planlarına rağmen PYD'ye karşı yürütülen terör mücadelesi de malum güçlerin çıkarlarıyla bariz biçimde çelişiyor.

Türkiye'nin askeri gücünün ve dolayısıyla bağımsızlık potansiyelinin giderek artıyor olması da malum güçlerin hiç hoşuna gitmiyor muhtemelen.

Ekonomik sorunların artışının elbette tek değil ama en büyük nedenlerinden biri Türkiye'nin "bağımsızlık" tercihi. Mevcut iktidar "emirlere" boyun eğdiği ölçüde ekonomik olarak ödüllendirilecekti ama eğmiyor, "havuç" ödülü yerine "sopa" tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyor. "İsrail'le ticaret" skandallarının bu konuyla yakından bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Evet, ortada bariz bir "çirkinlik" var ama bizzat içine düşülen ekonomik zorluklardan dolayı, sıcak para nereden gelirse gelsin hayati öneme sahip. Bu mesele Trump'ın İsrail'i can-ı gönülden destekliyor gibi görünmesi meselesiyle de benzerliklere sahip bana göre. Biz Rusya kadar bağımsız olmadığımız ve egemen şeytani güçlere açıkça meydan okuyabilecek bir durumda bulunmadığımız için, nispi bağımsızlığımızı sürdürmek için bazen çirkin bir görüntü arz eden tavizler vermek zorunda kalıyoruz.

İmamoğlu'nun seçimlerde Erdoğan'ı yenmesi, malum güçlerin çok işine gelir çünkü mevcut CHP zihniyeti (DEM ve İyi Parti de aynı) tam da malum güçlerin amaçlarına uygun biçimde Rusya'yı çok tehlikeli bir işgalci güç, NATO'yu ise Rusya'ya karşı güvenlik sigortası olarak görüyor.

Erdoğan yönetimi "ne şiş yansın ne kebap" düşüncesiyle NATO ile Rusya arasında tuhaf bir denge politikası gütse de, Rusya'ya karşı NATO'nun emirerliğini yapmayacağı bence ortada. 15 Temmuz'da boyun eğmediği güçlere, aradan geçen sürede boyun eğmeye karar verdiğini düşünmek için güçlü bir gerekçe göremiyorum.

bozadi

#43
Erdoğan yönetiminin Batılı egemenlere direncinin artması, hatta neredeyse açıkça meydan okuyacak bir düzeye yaklaşmasında, Rusya'nın son yıllarda bu malum güçlere meydan okuması, tükürdüğünü yalamaması, hatta epeyce bedeller ödemek zorunda kalsa da amaçlarına ulaşmaya devam etmesinin çok büyük etkisi oldu. Yani Rusya'nın son yıllarda İlüminati'ye karşı elde ettiği başarılar, Erdoğan yönetimine büyük bir ilham ve motivasyon kaynağı oldu. 15 Temmuz'da alınan kritik destek de cabası. Geçen yıl (Biden'ın başkanlığı sırasında) bizzat ABD genelkurmay başkanı dünyanın artık ABD hegemonyası altında olmadığını, tek kutuplu egemenliğin sona erdiğini itiraf etti. BRICS güçlendikçe güçleniyor ve bu yüzden birçok başka ülke gibi biz de üyelik başvurusunda bulunduk. Rusya'nın başarılarından aldığımız cesaretin de etkisiyle Türkiye dünyanın dört bir yanında at koşturmaya başladı. ABD başkentli Batı İmparatorluğunun, yani global İlüminati egemenliğinin giderek sarsıldığı ortada. Tüm hilelere, baskılara ve suikast girişimlerine rağmen Trump'ın ikinci kez başkan seçilmesi de bunu doğruluyor.

Bu durumda 10 sene önce 15 Temmuz'u atlatmayı başaran ve son yıllarda özellikle askeri teknolojilerde giderek güçlenen Erdoğan yönetiminin bu saatten sonra malum güçlerin emir-komutalarına daha fazla gireceğini düşünmek için güçlü bir neden var mı? Hele ki malum güçlerin oyuncağı oldukları çok iyi bilinen PKK ve FETÖ terörünün üstesinden büyük ölçüde gelindikten sonra?

bozadi

#44
Bu arada ekonomik durumların kötüleşmesinin sadece iktidarın kötü ekonomi yönetimiyle açıklanabileceğini sanmıyorum. İklimsel anormallikler nedeniyle üretim sektörünün ciddi darbeler aldığını biliyoruz (celselerde bununla ilgili önemli açıklamalar yapılmıştı). Dünya genelinde ekonomik zorluklar giderek artıyor. Ama evet, üstüne bir de kötü yönetim herşeyi daha kötü hale getiriyor. Ekonomi yönetimini savunmak anlamında söylemiyorum ama İran'ın durumu bizden daha kötü sanırım.