varlığımızı arıyoruz

Başlatan bozadi, 03 Kasım 2009, 17:58:51

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

varlığımızı arıyoruz hepimiz. gerçek benliğimizi arıyoruz.

şu anda bildiğimiz benliğimiz gerçek benliğimiz değil mi? hayır! bir parçası ama benliğimizin kendisi/zatı değil.

hepimiz şu anda \"alt-benlik\" seviyesinde faaliyette bulunuyoruz.

yani bir alt-benlik, benlik ve üst-benlik var ve siz bu yazıyı okurken, aslında pek benliğinizle değil, daha çok alt-benliğinizle okuyorsunuz. alt-benlik, benlik ve üst-benlik nihayetinde bir bütün, ama bu dünya üzerindeki yaşam koşulları, bizi alt-benlik seviyesinde tutmaya ayarlı. benliğinize ve üst-benliğinize odaklı bir şekilde varolmanıza var gücüyle engel oluyor. geliştirdiğimiz ve içine tıkılıp kaldığımız çeşitli düşük seviyeli arzular, fikirler, idealler, alt-benliğin güvenilmez, dual/ikili ortamında, yaprakların rüzgarda savrulduğu gibi savruluyor.

bildiğimiz en iyi kavramlar, aslında benlik seviyesine ait, oradan kaynaklanan kavramlar. sevgi, bilinç, sorumluluk, şefkat... bu kavramların sağlam özleri alt-benlik seviyesine ait değil. bu kavramlar yukarıdan bir yerden sarkıyor aşağı aslında. ve benliğimiz de orada, yukarıda.

burada, alt-benlikler seviyesindeyken de benliğimizle giderek geliştirilebilecek bir bağlantı kurmamız, onun farkındalığıyla deneyim yaşamamız imkansız değil ama çok imkanlı da değil.

benlik seviyesinde dualite yok. tıpkı güneşin gerçekte doğup batmadığı gibi, benlik de doğup ölmüyor. doğan ve ölen alt-benlik. ve biz işte bu dünyada, alt-benlik düzeyine hapsedilmiş bir hayat yaşıyoruz.

şu anda aklıma gelen en pratik örnekle, alt-benlik ile benlik arasındaki temel bir farkı vurgulamak istiyorum:

siz şu anda sizinle ilgili pek çok şeyi bilmiyor, hatırlamıyorsunuz. ve bu, varlığınızda/benliğinizde olmadığınız (veya daha ziyade, benliğinizle uyumlu olmadığınız) anlamına geliyor. benlik kendiyle ilgili herşeyin farkındadır. herhangi birşeyi unutmaz, ihmal etmez. benlik kendinin tam bilincindedir. ne fazla sevinir herhangi birşeye, ne fazla hüzünlenir. farkında ve huzurludur.

bu, herkesin benliği için geçerli bir şekilde. ve işte biz, konuşurken, tartışırken, kızarken, sevinirken, alt-benlik seviyesi bir bilinç boyutunda yapıyoruz bunları. bütün acizliklerimiz bununla ilgili. bütün kızgınlıklarımız. bütün suçlarımız, bütün günahlarımız, bildiğimiz hemen hemen herşey.

inanıyor musunuz? bu soruya cevap verecek olanın bir benlik değil, bir alt-benlik olduğuna?

merak edenlerle birlikte sorgulayabiliriz bu deneysel anlayışı.

bozadi

#1
benliğimiz bizimle ilgili herşeyin farkında ama biz benliğimizle ilgili çoğu şeyin farkında değiliz.

bozadi

#2



böyle bir durumun söz konusu olduğunu düşünüyorum.

bozadi

#3
ra, ple'ler veya k'lerin verdiği bilgiler arasında doğrudan bir şekilde benliğin 5. yoğunlukla ilişkili olduğuna dair bir beyan geçmedi ama ben bunun böyle olduğunu düşünüyorum.

kasyopya celselerine göre öldükten sonra içine girilen spatyom alemi 5. yoğunluk. ve orada tüm dünyevi sıkıntı ve komplekslerden arınıyoruz. işte bu bana göre, oradaki halimizin "gerçek benlik halimiz" oluşundan kaynaklanıyor.

tabii orada da yardıma ihtiyacımız oluyor. dolayısıyla, benliğin kendisiyle ilgili "herşeyi" bildiğini söylerken bu belki de mutlak değil ama, dünyadaki halimizle karşılaştırılacak olursa, öyle. geçmiş enkarnasyonlarınızı hatırlayabiliyorsunuz, olası gelecek enkarnasyonlarınıza bakabiliyorsunuz, kim bilir başka neler yapabiliyorsunuz. en güzeli, dünyada duyduğunuz tüm korku ve endişelerden arınıyorsunuz. varoluşa dünya paradigmasıyla değil, tarafsız bir gözle bakıp o inanılmaz çeşitlilik ve canlılığı, dengeyi taktir edebiliyorsunuz.

üstelik 5. yoğunluk, 4. kh için de geçerli. onlar bile ölünce oraya gidiyor. ama onların 5. yoğunluk değerlendirme merkezindeki deneyimlerinin nasıl olabileceğini pek düşünemiyorum şu anda. belki birlikte düşündükçe onu da anlarız.

Alemtac

#4
Bu bilgilere göre 1. ve 2.yoğunluk varlıklarda bizim benliğimizin parçaları. Yani daha önceden geldiğimiz, olduğumuz yoğunluk.

Bizler yapmayızda, insnaları yargılarız; kesin KH, yada tam bir BH deriz. Kötü olabilmek, istenmeyen olabilmek gerçekten zor bir rol. 5. yoğunlukta ne KH lik ne BH lik kalıyor bana göre çünkü herkes rolünü tamamlamış oluyor. Orada gerçekten huzur var olduğuna inanıyorum. Bedenlerimizden sıyrılıp, gerçek anlamda çıplak kalıyoruz. Dünyada alışmadığımız bir durum, auralarımızdan yaydığımız renkler önemli, saklıyacak hiçbir şey kalmıyor. Neysek oyuz.

4 Kh ler yaptıkları kötülük sayısına göre mi değerlendirilecek acaba? :)) Onlar daima 4. yoğunlukta kalmaya mahkum. Ancak Bh liği seçinceye kadar.   

Aslında kesik kesik yazdım gibi :) neyse benim düşüncelerim de böyle.
 

bozadi

#5
evet sevgili Alemtaç, 1. ve 2. yoğunlukla da bir şekilde her zaman bağlarımız var. 3. yoğunluktayken fiziksel bedenimiz 1. ve 2. yoğunluktan ibaret zaten.

5. yoğunlukta yine kh / bh var ama, bizim anladığımız şekilde bir dualite teşkil etmiyor bu. dezenkarne olunca (ölünce) 5'e gidiyoruz ve kertişler de ölünce oraya gidiyor. ama oranın belki de en temel fonksiyonu enkarnasyon değerlendirme olduğu için, iki taraf için de bir çeşit "mola" yeri oluyor. bir çatışma vs olması söz konusu olamıyor. çatışmalar daha alt katlarda oluyor.

4KH bireyleri ölüp 5. yoğunluğa geçince neler yaşıyorlar ben de çok merak ediyorum. ama şunu biliyorum ki orada bizi günahlarımıza veya sevaplarımıza göre "yargılamak" için bekleyen kimse yok. tamamen yol gösterme ve rehberlik amaçlı yüksek seviye varlıklar var. bir kh varlığı 5. yoğunluğa geçtiği zaman ne deneyimliyor, nasıl deneyimliyor, sonraki enkarnasyonunu nasıl planlıyor gerçekten merak ediyorum. ama kesin olan bir şey varsa, orada olaylara, davranışlara, seçimlere bakış açısı bizim buradaki açımızdan çok farklı. bh "iyi", kh "kötü" olarak etiketlenmiyor bence. ikisinin varoluşun doğal birer unsuru olduğu göz önünde bulunduruluyor olmalı.

ra'ya ve kasyopya bilgileri'ne göre 5. yoğunluğa kh olarak da geçilebiliyor. ama oradaki kh/bh deneyimiyle ilgili bilmediğimiz pek çok şey var. inşallah birlikte düşünerek bazı önemli şeyleri kavrarız. : )

bozadi

#6
varlığımız, benliğimiz, tüm sorularımızın yanıtını, tüm dertlerimizin çözümünü biliyor. hayatımızla ilgili herşeyi biliyor. tüm geçmişimizi biliyor. gelecek olasılıklarımızı biliyor.

ve bilgilerini, rehberliğini bizimle (alt-benliğiyle) paylaşmak istiyor. bunu dolaylı yollarla bir şekilde yapıyor ama bu genel olarak çok verimsiz kalıyor, çünkü biz onun varlığından emin değiliz.

bozadi

#7
"bir çift yürek" kitabındaydı sanırım. yaşlı bir aborjin artık ölme vaktinin geldiğini anlayınca/isteyince, herkesle vedalaşıp çölde bir yere gidiyor, orada bir süre meditasyonel durumda kaldıktan sonra da bedeninden ayrılıyordu / ölüyordu. bunu bilinçli bir şekilde yapıyordu!

tüm aborjin gruplarının aynı derecede bilgelik/farkındalık içinde yaşadıklarını sanmıyorum. o kitapta anlatılan grubun farkı sanırım, benlikleri ve/veya üst benlikleriyle bizimkinden çok daha aktif bağlantıları olmasıydı diye düşünüyorum. doğum olaylarında da pek çok sıradışı farkındalıkları olduğu anlatılıyordu. yaşam deneyimleri de aynı.

...

tam bir "hayat rehberliğine" sahip olduğumuz düşüncesi ne kadar güzel! evet, benliğimiz sadece günlük hayatta farkında olduğumuz benlikçikten ibaret değil. kendimizle ilgili herşeyi bilen yüksek bir parçamız var. biz aslında oyuz neticede, ama bu konuda belirli organize bir farkındalığımız yok. zaten mevcut düzen hiç hoşlanmazdı böyle bir farkındalığa sahip olmamızdan!! o zaman herşey çok farklı olurdu. sömürtmezdik kendimizi bu kadar. duyarsız kalmazdık etrafımızdaki hiçbir şeye, hele ki yaşamımızı birinci derece etkileyen şeylere. ve kendimizi bireysel arzularımızın belirsiz, güvenilmez dünyasına emanet etmezdik.

Alemtac

#8
İlk zamanlar KH, BH kavramını araştırırken K'ların celselerinden aşağıdaki notları almıştım:

KH lerin varabildigi en yuksek seviye 4. yogunluk. Cok uzun suredir bu seviyedeler. Zamanda ileri geri gidebiliyorlar. Amaclari bizi 4. yogunluk seviyesinde ele gecirmek. Bunun icin :

1. Irklarını sürdürülebilir halde tutumak,
2. Sayılarını arttırmak,
3. Güçlerini arttırmak,
4. Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak.

Kendine Hizmet, "arzuya dayalı düşünme" olarak tanımlanan şeyden dolayı bunu göremiyorlar. Sadece görmek istediklerini görüyorlar.
Bir KH aracı, başka birinin ihtiyaçlarına karar vererek BH adayı olmayı öğrenemez
Irklarının ölmekte olmasının ve gözleri kararmış bir şekilde sizden mümkün olduğunca çok enerji almaya çalışarak ırklarını metabolik olarak yeniden yaratmaya çalışmalarının sebebi bu.


"Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir." Bizi bigi korur.
Eğer kişi "Aydınlanmak" yerine "Takıntılanmak" ı seçiyor ise, bu onun seçimidir, müdahale etmemek gerekir, bu "Özgür İrade" ye müdahale anlamına gelir.
Korku ve direnç yaratarak dünya-dışıların bu negatif duyguların enerjisiyle beslenebilmeleri amacına hizmet ediyor

(L) Tamam, Quorum'dakiler başkalarına hizmete odaklanıyorlar ve onlar da başkalarına hizmet ederken bazı kendine hizmetlerin başkalarına hizmet olduğunu anlıyorlar.
C: Yakın.

S: (L) Yani buradaki fikir, oraya hangi yönden ulaşmış olursan ol, her iki yolu harmanlamak, öyle mi?
C: Başkalarına hizmet, bu iki gerçekliğin mükemmel bir dengesini sağlıyor. Tam karşısındaki kendine hizmet ise büyük döngünün mükemmel bir dengede kapanmasını sağlıyor.

S: (L) Yani başkalarına hizmet yolunun varolabilmesi için kendine hizmet yolunun da olması şart, öyle mi?
C: Evet.
Başkalarına hizmetin neyi kapsadığını açıklar mısınız?
C: Kendiyle hiç ilgilenmemek.

S: (L) Kendinize mi, yoksa başkalarına mı hizmet ediyorsunuz?
C: Ben her ikisine hizmet ediyorum.

Bence herşeyi herkesi yaratan Allah, Kh yi yarattıysa bize yargılamak düşmez ve elbette en azından burada yargılamıyoruz da. Bilgiyle kendimizi korumalıyız. Tıpkı 5. yoğulukta olduğu/olacağı gibi hoşgörü önemlidir diye düşünüyorum.

Hep aklıma gelir, mevcut düzene baş kaldırdığım..eh kendimce yapıyorum zaten ama sesimi duyurmadan :) Bir ben orta yerde kalıveririm gibi gelir. Geçmişte başıma gelmişti benzer şeyler de ortada tek başıma kalmıştım :) Birlik duygusu içinde olduğumuz grubun içinde bile söz söylemeye gelince herkes susuyor...kendilerini koruyorlar. Ne zaman ki gerçek anlamda felaketi yaşacağız ancak o zaman sesini duyacağız benliğimizin. Ne yazık ki öyle. 
 

Tiversonus

#9
Sevgili Alemtac; KH olmaz ise Bh zaten olmaz, bunu dün bir dolmuş şöförüne anlattım; "işte akünde + ve - var" bir diğerini var ediyor, biri yokolsun diyemezsin, ancak bu ayrı bir şey... Yani herkes yargılanmaksızın seçecek, ve diğerinin seçimine karşmayacak. Ancak kaynak olarak alıntı yapıp, onun temel fikrine ters şeyleri çokça söylemek ise en andan kaynağın özgür seçimi ile önerdiği şeylere bir haksızlık olabilecektir. Yoksa ben bunu tutmuyorum diyene ne, evet ne söyleyebiliriz? Cevap: özgür seçimindir ve sen bilirsin. Yani ben etrafımda da, yaşam alanımda da böyleyim. Ben mi dedim yine yani Biz mi deseydim, yoksa Bir mi?:)) Neyse egom şişti gene Ben demişim yine:)) Ya Ben adam namaz kılacak diye gidip elim ile battaniye serdim (Eskişehirli bir tüccara), halbuki ben ritüel yapmayan ve bunu önermeyen birisiyim, yani bakın yine egom yine Ben dedim yani Bir:))

Alemtac

#10
Aynı fikirdeyim sizinle, Kh olmazsa, BH de olmazdı ve yine aynı fikirdeyim, özgür seçim konusunda. Benimde özgür seçim alanıma çokça müdahale edilir:) Müdahale edene ne desem anlamaz, artık öğrendim bende politik olmayı :) haklısın diyorum, yani gerçekten kendince haklıdır da...onun özgür seçimi bu. Birde böyle düşünmek lazım, özgür seçim alanıma girdin demek yerine hoşgörmek...yoksa öbür türlüsü bize ters düşer ve onun özgür seçimine müdahale etmiş oluruz, olmaz mıyız ?
 

bozadi

#11
kasyopya celselerinden notlar aldığını duymak sevindirdi beni sevgili Alemtaç. yanlış anlama, bunu sana karşı sevgi-saygı duymamın bir koşuluymuş gibi söylemiyorum.

"kh'lerin varabildiği en üst yoğunluk seviyesi 4. seviye" şeklinde aldığın notta ufak bir hata var. ilgili celsedeki veri şu şekilde:

"Dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesi, bu varlıklarda olduğu gibi yalnızca kendine hizmet ederek varolunabilen en yüksek yoğunluk seviyesidir."[/i]

"yalnızca kendine hizmet ederek" diye bir ibare var. ilgili celsede özellikle kertenkele varlıklarına yönelik bir tanım var. onların KH'lik derecesinin %100 (saf kendine hizmet) olduğu şeklinde bir açıklama bu.

5. yoğunta fiziksel enkarnasyonlar bitiyor. 5. yoğunluk eterik bir yoğunluk. Bu nedenle, 5. yoğunluktaki KH'lerin KH'lik derecesinin %100 olması zor anladığım kadarıyla. negatifliğin felsefesi konusunda 4 KH'lerden çok daha üstün bilgi sahibiler. ama eterik bir yoğunlukta oldukları için, bu onların daha önce göremedikleri bazı şeyleri görmeye başlaması anlamına da geliyor. ve bu da ister istemez KH'liğin %100 olmasını imkan dışı kılıyor.

zaten diğer bazı kasyopya celselerinde ve özellikle de Ra Bilgileri'nde 5. yoğunluk negatif varlıklarının varlığı açık bir şekilde ifade edilmişti.

mevcut düzenin negatifliğinden ve ona teslimiyetimizden bahsederken, bunu gündelik tavırlarla çözülebilecek birşey olarak söylemiyorum. bu öncelikle bir bilinçlenme işi. yani kimseyi düzene baş kaldırmaya falan sevk etmiyorum.

zaten mevcut bilinç seviyeimiz ve niteliğimiz itibariyle kendimiz bu düzenin parçasıyız. yani düzen biraz da "biziz". başkaldırı üzerinde odaklanmanın yeterince çözümcül olacağını sanmıyorum. temel olarak kendimizdeki kh'liği keşfedip gerçek bh'ye doğru ilerlemeye başlayınca, bu düzene verebileceğiniz en güzel cevabı veriyor olacaksınız: ürettiğimiz negatif bilinç enerjisiyle beslenmesini azaltmak. onu beslemeyi giderek azaltmak. düzene başkaldırının kendisiyle çeliştiği şeyler var yani. önce kendimizin de çok uzun zamandır bu düzenin bir parçası, hatta bir oranda kendisi olduğumuzu anlamamız gerekiyor.

bu görüş paylaşımlarımızın her birimiz için faydalı neticeler üreteceğine inanıyorum.

Alemtac

#12
Evet, teşekkür ederim Sevgili Bozadi :)
 

bozadi

#13
: )

ve kısa bir süre önce sirera ile olan bir tartışma diyaloğunda konusu geçtiği gibi, bu 5. yoğunluk kh varlıkları, 6. yoğunluğa geçtikten kısa bir süre sonra da tamamen BH'ye geçiyorlar!!! düşünebiliyor musun?!

tabii bazıları çok daha önce geçmiş oluyor. yani daha 5. yoğunluktayken bh'ye geçen belki de pek çok kh varlığı oluyordur!. eterik alemde ilerleyen deneyimlerin doğal bir neticesi.

negatiflikle maddesellik arasında çok büyük bir ilişki var yani.

sirera

#14
Yaşadığımız ân içinde varoluşumuzla şekillenen bir yapı oluşturuyor bh ye geçişi gibi. Gurdjieff'in de içinde olduğu ustalar da anlatmaya, bu yapıyı hareketlendirmeye çalışmış. Kim kime ne anlatıyorsa öğretiye değinse anlatılanlar -ki en ince detayda bile içsel göz varsa buna değin olmakta- bir hareket ve bir yön oluşuyor yapıda. Öğretiyi anlatırken M. Nicoll güzel bir tanım vermiş.
Dışsal tesirlere (hayat tarafından yaratılan, eğitim,iş, para kazanma, spor vs) A Tesirleri, İçsel Tesirlere, (bazı şiir, edebiyat türleri, din, peri hikayeleri vs.bize gizli saklı verilen gizlenen) B Tesirleri demiş. B Tesirlerinin kaynağı ise C tesirleri.
İnsanlar (mekanik insanlık çemberi) 3 tesir altında 1:içgüdü hareket merkezi 2: duygu merkezi 3: Düşünce merkezi
Bu 3 tesir içindeki insanlar anlayışsız, birbirini anlamayan ve dil karmaşası içinde sürüklenen bir çemberdeler.
C Tesirlerini kaynaktan almaya başlayan kişilerse bir dil oluşturarak diğer çemberin duyamadığı bir titreşimi ve tesiri yaymaya başlarlar. Biz B tesirleri içinde bir tanımı başka bir kişiye anlatmaya başladıkça B değil C tesiri olarak ortaya çıkarlar yapıyı değiştirirler. Değişilip başkalaşılır. Kişi-kişiler eğer bu insanlık okulunda ya da öğretide gelişmeye kendini adadıysa ve bir çıkışı içtenlikle arıyorsa yardım almaya başlıyor. A Tesirleri içinde bir karmaşa dualite, B tesirlerinde gizemli bilinmeyen, C tesirleri tümü dengedeyken B'den gelenlerle olan bir oluş hali. Bu da manyetizmayı oluşturuyorsa bu yoğunlukta sanırım bh ye girişi sağlıyor. Burada kendine hizmet ederek iç gözünü oluşturan kişi öğreti içinde bir dili tanımlamaya başladıkça da etrafındakileri tepkimeye sokmuş oluyor.İçteki kh yi keşfedip korumak tanımlamak gerekiyormuş diye düşünüyorum. Notlar alıyorum bazen ama yorumlayıp anlatmak zor gibi. Buradaki cesur arkadaşım hayatın içinde bana ışık tmutar, tam zamanında arar, tam zamanında söyler, gönderir, en son bir araştırma yaparken kendimi gmailde  bulup konuyla ilgili bir kitabı bana göndermiş olduğunu gördüm mesela. Onun hep okuldan biri olduğunu düşünürüm, bazen okula da okuldakilere de içime de küser darılırım, öyle günlerden biriydi, bundan önce hayatımın akışını değiştirmek için dizilmis 3 sözcük 3.defa yine söylenmişti bana. Şu cümleydi bu: yolunu şaşırmış olmalısın. Birine birşeyleri anlatmak isterseniz bazen galiba net olarak açıkladığınızı sansanız da eksiklikler oluyor ya da karşınızdaki kendini karşı olarak hissedip tepki gösteriyor, bu defa anlatmak istediğim bereket olgusuyla ilgiliydi. Bunun nasıl tutsak edildiğiyle ilgiliydi (sözcüklerin akışıyla bir akışı sağlamaya çalışıyordum) ve bana o 3 sözcük söylendi. Cesur bu defa bana şu sözüyle devam etme cesaretini verdi, tüm yollar merkeze çıkar. Merkez zaten bereketin kendisi. Devam ettim ediyorum. Belki fazla kişisel konular anlattım, paylaşmak istedim. Yaşarken, sanal veya değil yaşarken ân içinde birbirimizi etkilerken düzeni de etkiliyor değiştiriyoruz diye. Efendim hayatı zenginleştiriyorsunuz ve bana kendimi hatırlatıyorsunuz ;) ( egooom gidip dikenlerimi sevip korumalıyım galiba)
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)