Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

#1680
"Evren bir bütündür. Tek bir organizma gibidir. Belki bu yüzden birbiriyle tamamen ilgisiz iki şey yoktur. İlişkileri görebildiğinizde evren kalbini açar size... Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayırım sadece bir yanılsamadan ibarettir."

"İnsan, bizim tarafımızdan evren diye adlandırılan bütünün, zaman ve uzayda sınırlı bir parçasıdır. Kendini, düşüncelerini ve duygularını diğerlerinden ayrıymış gibi deneyimler. Bu, bilincinin bir çeşit optik yanılsamasıdır."

Bu sözlerin sahibi Albert Einstein, tüm kuvvet ve parçacıkların tek bir alan terimi ile açıklanabileceğini öne sürdüğü "Birleşik Alan Teorisini" ortaya atmıştır.

İçiçe konulara değinen bir yazı, tamamın okumak isteyen olursa...
http://www.dusunuyorumdergisi.com/einsteinin-ruyasi-birlesik-alan/


"Kozmostaki kütle çekimi alanı çok kaygan buna karşılık kuantum alanında çok keskin, ayrışmış kuantize (parçalı) enerjiler var ve bu ikisi uyuşmuyor. Büyük küçükten yapıldığı için bunları bağlayan bir temel teori olmalı. Bir yanda gökadaları, yıldızlar, kara delikler, diğer yanda molekül, atom ve çekirdeği var. Atom ve atom altı alanı inceledikçe gördük ki kuantum seviyesinde kuantum (vakum) boşluk salınımı; Elektromanyetik Alan diye adlandırdığımız çok yoğun, hassas bir alan karşımıza çıkmakta." N. Haramein

"Ya uzay birlikte alan olarak titreşen ayrık enerji örgüleriyse ve gözlediğimiz tüm parçacık ve kuvvetler bu enerji alan ağındaki değişikliklerse?" Adam Apollo

------

Ya işte son cümle beni benden alan cümle :)

Tam olarak enerji alanı olarak gördüğüm görüş şekli, bu kadar olur. Sadece enerjilerin titreşimi, çarpıp dönüşmesi. K'lar ne diyordu bize değişken dalga okuyucu :) dalgaları okuyoruz da kendimizin ne olduğumuzun farkında değiliz.

Tgur abi bir şiir vardır bu duruma uygun sende kesin. Titreşim alanında  her boyutta varolan, her zamanda, her olasılıkta, bazen ayrı, bazen grup-bir, bazen bir. Bazen kendini unutan, bazen bulan, bazen bir olduğunu anlayan, bazen tek olmanın hazzını yaşayan. Bu nasıl bir deneyim yolu? Anlamak için akıl yetmiyor.

Tgur

#1681
Sybleman benim vizyon ve dörtlük  tarafımı kabartma ,
"Bir vur bin ah dinle kase-i fağfurdan" durumuna sokarsın,

Bir örnek,

21.05.2006
Bazen ejderhanın alev dili,bazen bir ceylan gözünün irisi
Bazen bir beygirin akciğer alveolü, bazen gergedanın derisi
Bazen taşta sert bir molekül,bazen toprak serpintisi
Bazen bunları okuyanın hayret etmiş beyin hücresi
Bazen Mozartın prelüdünde bir mezür
Sahi bu yazılanlar nedir
Bilinç okyanusuna bunları hissedince girilir



sybleman

#1682
Harika satırlar Tgur abi. Bu farkındalıklar sırasında neden ağlıyorum bilmiyorum ama. İşte dün de çok ağladım, bu satırlar da yine... eline sağlık

Tgur


gerçek tosun paşa

#1684
Eline sağlık o zaman Tgur abi

Tgur


Tgur

#1686
YORUMLAR 151

S: (L) Tamam. "Düşüş" yaşandı. Görünüşe bakılırsa ve bazı arkeolojik çalışmaların da gösterdiği gibi binlerce yıl boyunca varoluşlarına huzur hakim oldu ve tanrıça ya da dişi yaratıcı güçlere tapınılan güzel bir tarım toplumu vardı. En azından, günümüzdeki kitapların pek çoğunun anlattığı bu...
C: Hayır. Bu olaylar sizin ölçümünüzle 309000 yıl önce oldu. "Modern insan" adını verdiğiniz soyun ilk prototipi yaratıldığında yani. Kontrol odakları için bedenler hazırdı, sadece içine "atlamayı" kabul edecek doğru ruh matriksine ihtiyaç vardı.
S: (L) O halde, bahsettiğiniz bu zamandan önce, yani bu Cennetsi durumdan önce ...
C: 4. Yoğunluk gibiydi daha çok.
S: (L) Ama bu fizikselliğin bir derece de olsa olduğunu ima ediyor. Günümüzdeki insanlarınki gibi görünen bedenler anlamında bir fiziksellik söz konusu muydu?
C: Pek değil.
S: (L) Bu düşüş öncesi neye ...
C: Cevaplayamayız çünkü anlayamayacğınız kadar karışık.
S: (L) Bu, şu anlama mı geliyor: Yaşananlar, gerçekleşeceğini varsayarsak, 4. Yoğunluk varlıkları olarak geçeceğimiz muhtemel bedenler de yine anlayamayacağımız kadar karmaşık mı? Diyorsunuz ki, bu düşüş öncesi 4. Yoğunluğu andıran durum fiziksel bedenler bakımından anlayamayacağımız kadar karmaşık. Eğer 4. Yoğunluğa geri dönmek bir şekilde 4. Yoğunluktan gelmek gibiyse geri döneceğimiz durum anlayamayacağımız kadar karmaşık, öyle mi? Bu, daha önce bahsettiğiniz fizikselliğin çeşitliliği mi?
C: Evet.
S: (L) O halde, bu düşüş öncesi durumda herhangi bir şekilde Yaratıcıya tapınma ya da dini bir aktivite var mıydı, bu Cennetsi, 4. Yoğunluk durumunda?
C: Kişi, konuyla ilgili ipuçlarına sahipse buna gerek yoktur.
S: (L) Burda ulaşmaya çalıştığım nokta, anlamaya çalıştıklarım: tanrıçaya ibadetten tanrıya ibadete geçiş ve dişil döngülerde ve tanrıça olarak ifade edildiği gibi, döngüsel zamanı eril prensip olarak ifade edilen lineer zaman olarak anlama konusundaki değişim. Bana öyle geliyor ki bunlar zaman içinde Kertişlerin bize empoze ettikleri fikirlere sebep olan kavramların tersine dönme evreleriydi ve binyıldır bu doğrultuda işliyorlar- hakim olan tecrübe şu şekilde ifade buluyor: Seni kurtaracak senin dışında bir şey bul ve inan, aksi takdirde lanetlenirsin çünkü dünyanın sonu gelecek ve yargılanacaksın. Burda ele almaya çalıştığım konu bu. Neye ibadet edildiğini öğrenmeye çalışıyorum. Tamam, bu insanlar vardı, Cennetten düştüler, ama bazı açılardan orijinal kavramlara oldukça yakındılar hala. Anlattığınız gibi, fiziksel bedenlere girdiler. Evrene dair kavrayışlarının derecesi neydi? O noktada anlayışlarını biraz olsun koruyabilmişler miydi?
C: Ciddi bir kafa travmasından sonra kişinin anlayışı nasıl olursa, mevcut durumunuzda normal anlayışınıza uygun anlatmak gerekirse.
S: (L) O halde, travmatize oldular; belki bölük pörçük bir şeyler hatırlıyorlar ama bir anda büyük bölümünü yitirdiler.
İnsanlık, pek çok milenyumdur süren bir çeşit "koma" durumunda bile olabilirdi ama uyandıktan sonra, kafalarında dönüp duran o bölük pörçük bilgilerle, parçaları bir araya getirmeye başlayabilirlerdi. O halde, hepsini bir araya getirmeye başladılar. Etraflarını saran kozmozla ilgili olarak bir araya getirdikleri ilk parça neydi?
C: Seks.
S: (L) Seksle ilgili olarak ne karar verdiler ki? Yani, demek istediğim seks zaten vardı, yapıyorlardı vesaire. Kastedilen bu mu ? Yoksa kozmozu seks olarak mı algılamaya başladılar?
C: Daha çok birincisi. Sonuçta, sizi en başta tüm bu karmaşanın içine atan şey seksti! Yaptıkları pazarlama işini gözünüzün önüne getirin: " Bakın, ne kadar eğlenceli! Denemek ister misiniz?!? Hay aksi, size geri dönüş olmadığını söylemeyi unuttuk!"
S: (L) Gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Bir şekilde hep ima edilen önemli bir konu, tamam, biliyorum. Ayrıca bütün dinlerde ve mitolojilerde doğrudan sözü de ediliyor ama seksin mekaniği nasıl olur da bir "düşüş" e neden olur anlamıyorum. Ne tür bir enerji üretilmektedir? Nasıl üretilmektedir? Bu enerjinin kullanımı yada yanlış kullanılımı nasıl kavramsallaştırılır?
C: Fiziksel anlamda bir tür kendi kendini tatmin kavramının sunuluşu.
S: (L) Pek çok kere, ideal olanın, fiziksellik ile ruhsallığın mükemmel bir dengede olmasıdır demiştiniz. Pek çok kere söylendi bu. Şimdi, fiziksel bedenin kendini tatmini nasıl olur da kişinin tuzağa düşmesinin mekaniğini oluşturur? Güzel bir şeye bakmak da haz değil midir?
Güzel bir şeye bakmak, müzik gibi güzel bir şeyi dinlemek, sevilen kişinin teni ya da ipek gibi dokunması zevk veren bir şeye dokunmak yanlış mı, günah mı ya da düşüşün bir şekli mi? Üstelik insanoğlunun zevk aldığı bu tür şeyler çoğu zaman onları spiritüel bir hale yükseltir.
C: Burada anahtar olan sahip olmak.
S: (L) Ne demek istiyorsunuz?
C: KH'de sahip olursunuz.
S: (L) Burda söylemeye çalıştığım bu...
C: Eğer güzel çiçeklerin, ipeğin ya da bir başkasının teninin yanından geçip sahip olmanın peşine düşmezseniz...
S: (L) Bana öyle geliyor ki seks de dahil olmak üzere tüm bunları sahip olma ihtiyacı ya da arzusu olmadan, sadece vermek amacıyla deneyimleyebiliriz. Ki bu durum neden bir "düşüş" nedeni oluyor hala anlamıyorum.
C: Eğer arzulanıyorsa, o zaman mekanizma vermek üzerinden işlemez. Mideye vermek iyi olur düşüncesiyle mi çikolata yersiniz?
S: (L) Aslında, olabilir!
C: Hayır, KH'de, ki yoğunluğunuzun KH olduğunu unutmayın, kişi verdiği hoş duygulardan dolayı verir.
S: (L) Şöyle de denemez mi, eğer varolan herşey Tanrı'nın bir parçasıysa, ki buna beden de dahil, kişi vermeye çok fazla takılmadan bedene bir şey verirse bu "Herşeye" bir şey vermek sayılmaz mı?
C: Nasıl bir süreç olduğunu açıklayın.
S: (L) Örneğin: Kendilerine eziyet eden bazı insanlar var. Bedenin günahkar olduğunu düşünüyorlar. Kertişlerin kurumsallaştırdığı büyük şeylerden biri bu. Yüzyıllarca insanların eziyet çekmesini istediler, seksi, güzel ve arzu edilir olan herşeyi reddetmek gerekliliğini ve bu ızdırabın tadını çıkarmayı önemli bir konu haline getirdiler.Ve aslında, kişiyi ...
C: Eğer ızdırap çekmenin arayışındalarsa, gelecekte onları bekleyen bir ödül için yapıyorlar. Sonunda bir şeye sahip olmayı arzuluyorlar.
S: (L) Söylemeye çalıştığım şu: eğer kişi yaptıkları ve oluşuyla, sadelik içinde, sadece VAROLURSA; yaptığı herşeyde, örneğin sokakta yürürken havayla, gün ışığıyla, kuşlarla, ağaçlarla ve diğer insanlarla bir oluyorsa, bu bir olma durumu ,tüm bunları deneyimlemek için kendini evrene kanal olarak sunduğu için, bir yerde evrene bir şeyler vermek anlamına gelmiyor mu?
C: Eğer kişi bu "bir olma durumunu hissediyorsa", hayır.
S: (L) Neysek oyuz. Doğa doğadır. İlerleme ilerlemedir. Ve eğer insanlar sadece biraz gevşeyip dürüstçe ne ya da kimseler öyle olurlarsa ve başkalarının özgür iradesine müdahale etmeden doğalarının gerektirdiğini yaparlarsa, bu herhangi bir beklenti ya da arzuyla bir şeyler yapmaktan daha saf bir varoluş şekli değil midir ; sadece OLMAK, istememek... sadece OLMAK?
C: Evet, ama KH bunu yapmaz.
S: (A) Çıkardığım sonuç şu: eğer etrafımızda KH varsa, biz ...
C: Hepiniz KH' siniz. Öyle olmasaydı, şu an olduğunuz yerde olmazdınız.
S: (A) KH modunda mutlu olanlar var, bir de KH modundan çıkmaya çalışanlar...
C: BH adayı.
S: (A) Ve BH adayları sadece OLMAK gibi bir seçeneğe sahip değiller, teorik olarak bile değiller çünkü o zaman KH onları yer.
C: Hayır.
S: (L) Neden hayır?
C: Protokole göre KH öyle yemez.
S: (L) Ne anlama geliyor bu?
C: Sizce?
S: (L) Hiç fikrim yok!
C: KH, neyi yemek istiyorsa onu yer, eğer yenmeye uygunsa.
S: (L) Söylediğimiz de bu. KH dünyasında bir BH isen, temel olarak savunmasızsındır ve KH seni yer.
C:Hayır.
S: (L) Neden? BH'yi kullanılamaz ya da "yenilemez" yapan nedir?
C: Frekans rezonansının uyum içinde olmaması.
S: (A) Ama o zaman sadece herşeyi ve herkesi sevmemizi söyleyen tüm o insanlar haklı. Sadece ol, sev, hiç bir şey yapma, herşeyi Kertişlere ver... Haklılar!
C: Hayır çünkü motivasyonları KH.
S: (L) Herkesi ve herşeyi sevmek ve sadece vermek nasıl KH olabilir ki?
C: İyi hissettiriyor.
S: (L) O halde, bunu yapıyorlar çünkü iyi hissettiriyor, öyle mi?
C: İstemek bir KH kavramıdır.
S: (L) O zaman şunu söylüyorsunuz, işin sırrı hiç bir şeye, hiç kimseye bağlanmamak, hiç bir şey yapmamak ve sadece hiçliğin içinde yok olup gitmek mi? Düşünme, isteme, yapma, hiçbir şey!
C: Eğer KH iseniz, bu uymaz ama gerçekten bunu yaparsanız böylesi bir enerjinin uyum sağlayacağı bir BH gerçekliğine reenkarne olursunuz.
S: (L) Ama eğer hiç bir şey haline gelirseniz, nasıl reenkarne olursunuz? Bu arada, "reenkarne" olmaktan bahsetmeniz bir beden içinde olmayı çağrıştırıyor!
C: Hiçliğe dönüşmezsiniz.
S: (L) Ama enkarne olmak bir beden içinde olmak anlamına gelmiyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Başka bir yoğunluğa geçmenin illa ki bir beden içinde olmayı gerektirmediğini mi söylüyorsunuz?
C: Yakın. Ama 4. Yoğunluk kısmen fizikseldir. Tüketmez ve de sahip olmaz.
S: (A) Bu yapmakta olduğumuz şeyle çelişiyor. (L) Neden kitap yazalım ya da bir şeyler yapalım? Bir anlamı yok. Sadece oturup kendimizle meşgul olup duralım ve hiçbir şey yapmayalım. (F) Neden öyle diyorsun? (L) Çünkü bir şeyler yapmak istemek, ihtiyaç duymak, sahip olmak gibi şeyleri içeriyor. (F) Elbette çünkü bu bir KH yoğunluğu. (L) O halde, hiçbir şey yapmamalıyız. Kendi derdimize düşüp, sonra bundan kurtulmaya çalışmalı ve başkalarına bulaşmamalıyız! (F)
Katılmıyorum. (L) Aksi takdirde ortada bir çelişki var. Eğer bir başkasına yardım etmeye çalışırsan ya da bir başkası için bir şey yaparsan onlara yardım etmeyi arzuluyorsun. Dolayısıyla, bir şeyleri değiştirmeyi arzuluyorsun...
(F) Tabii, öyle ama bu bir KH yoğunluğu. (L) Neyse, bu Marcia Schafer'in kimi ve neyi kanalladığını merak ediyorum. Bir kaç kaynağı kanallıyor gibi görünüyor. Kim ve ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: Henüz değil çünkü bu meseleyi açıklığa kavuşturmadık daha. Kafanız karışık çünkü BH adayı olmak için BH olmanız gerektiğini düşünüyor gibi görünüyorsunuz. Siz KH' sınız ve reenkarne olmadıkça ya da yoğunluk sınırı geçişinde dönüşmedikçe başka bir şey olamazsınız.
S: (L) Tamam, anladım.

********

Bu bölümü çok okuduk düşündük tartıştık belki,

Yaptığım şey yani bu yorumlama ve büyük bir hevesle aktarma konusunda havanda su mu dövüyorum hissi geliyor,hayır,

Bir başkalarının ruhsal gelişmesinde yardım falan mı yapıyorum,hayır,öyle düşünmek de KH ,ama bazen düşünüyorum açıklamaktan kaçamam, portakal tarikatındayız demiştim dışı içi aynı renk yani içim dışım bir,

Şu gerçeği çok iyi anladım veya K yoluyla iyice idrak ettim ki hiç kimseyi hiç bir şeyi değiştiremeyiz,

Kişi kendi sorgulama araştırma merakını giderme kararını vermedikçe,
okuduğumuz anladığımız kadarı ile bütün bu yoldaki uğraşılar kişiye sadece kendini iyi hissettirir, o halde şunu iyi analiz edip bir sonuca varmalıyız,

K.ların veya diğer üst yoğunluktan bilgi verme uğraşılarını nereye bağlayacağız, onları alıp kotaran ve transkript, kitap halinde izah haline getiren Laura ve diğerlerini ve Bozadi dostun büyük bir heyecanla tercüme edip aktarma faaliyetlerini,

İronik hali çözmemiz gerek,

BH nin isteyene verme mekanizması ,hiç bir gaye güdülmese dahi ortada yine kendine hizmet var,

Olayı makro düzeyde değerlendirmek gerekli,

O halde bu işi enerjisel halin denge düzeyinde stabil hale gelebilmek için genel faaliyetler olarak ele almamız gerekir,
Yani negatif var ama dengeye gelmesi için birilerinin bir şeyler yapması gerekli pozitif faaliyet olarak enerjisel bir arzuyu devreye sokuyorsa artık sahiplenme ve arzulu düşünme, kendini iyi hissetme olarak alamayız, denge  işleyecek,

Sanırım konuda en hassas nokta bu faaliyetleri yürütürken "sahiplenme" fenomenini dışlamak gerekir,

Fakat maddi dünyada canlı olarak yaratılanların mutlaka bir tüketim ve sahip olma güdüsü üzerine fonksiyonel bir kurgulanması var biolojik genetik mühendislikle bunlar oluşturulmuş canlı yemeden içmeden cinsel üreme işlemini yapmadan bu KH dünyasında hayatiyetini sürdüremez,

Oruç,perhiz,kendini bu fizyolojik olaydan tamamen soyutlama mümkün değil, o yollarla hayatiyet sürdüren organların geçici olarak dinlenmesini toparlanmasını ve yeniden kusursuz çalışabilecek bir tazeliğe gelmesini sağlarsınız,

İşte bu noktada Orion KH dünya yaratımının ve deneyi sürdürmenin ana gayesini anlayabiliyoruz,

Bedenin denge fenomeni üzerine dizayn edilmesi ,yahut homo sapiens insanın robotik değil düşünebilen açılabildiği zaman ruhsal gerçeğine bağlanabilmeyi becerebilecek tam bir KH mimarisi,
Aldığım bilgilere göre insan formunun robotik olmasını istemişler yani ruha tam bağlı olmayan robotik,fakat başaramamışlar,beden hazırlanıp 3Y e taşınınca hep ölüm görmüşler,sonuçta ruhsalı gerektiğinde tam kavrayabilecek durumu bozmak üzere DNA da kısıtlamalardan başka çare bulamamışlar,

KH halden kurtulabilmek BH adayı olabilmek için bilgi ve farkındalığa ulaşmak ,bu da her iki kutubunun KH dünyasındaki insanın yükselebilmesi için bilgi alıp soğurma işini bir savaş kazanmaya yönelik uğraşısı olarak ele almalı,DNA daki kilitler ancak bozulur,
Şunu da çözmeliyiz,

*******
S: (L) O halde, bahsettiğiniz bu zamandan önce, yani bu Cennetsi durumdan önce ...
C: 4. Yoğunluk gibiydi daha çok.
S: (L) Ama bu fizikselliğin bir derece de olsa olduğunu ima ediyor. Günümüzdeki insanlarınki gibi görünen bedenler anlamında bir fiziksellik söz konusu muydu?
C: Pek değil.
S: (L) Bu düşüş öncesi neye ...
C: Cevaplayamayız çünkü anlayamayacğınız kadar karışık.
S: (L) Bu, şu anlama mı geliyor: Yaşananlar, gerçekleşeceğini varsayarsak, 4. Yoğunluk varlıkları olarak geçeceğimiz muhtemel bedenler de yine anlayamayacağımız kadar karmaşık mı? Diyorsunuz ki, bu düşüş öncesi 4. Yoğunluğu andıran durum fiziksel bedenler bakımından anlayamayacağımız kadar karmaşık. Eğer 4. Yoğunluğa geri dönmek bir şekilde 4. Yoğunluktan gelmek gibiyse geri döneceğimiz durum anlayamayacağımız kadar karmaşık, öyle mi? Bu, daha önce bahsettiğiniz fizikselliğin çeşitliliği mi?
C: Evet.

*********
Karmaşayı çözmek için üst yoğunluğa geçince sadece insan formu veya onun değişken özelliği üzerine olacağımızı düşünmemeliyiz,

Başka formlarda da geçiş yapınca oralarda hüküm sürdürebiliriz veya ışık bedende enerjisel düğüm halinde kalabiliriz,değişik oluş hallerine geçiş kişinin veya o ışık formun yani ruh parçasının isteğine bağlı,

Zira Orion KH deney uygulaması dünyada homo sapiens denen prototip modern insan yapısının oluşturulması sonucunda ruhların bu bedenlere sevki istenerek oluşmuş,

******

C: Hayır. Bu olaylar sizin ölçümünüzle 309000 yıl önce oldu. "Modern insan" adını verdiğiniz soyun ilk prototipi yaratıldığında yani. Kontrol odakları için bedenler hazırdı, sadece içine "atlamayı" kabul edecek doğru ruh matriksine ihtiyaç vardı.
S: (L) O halde, bahsettiğiniz bu zamandan önce, yani bu Cennetsi durumdan önce ...
C: 4. Yoğunluk gibiydi daha çok.

******
Bu durumda K.ların sık sık belirttiği yer altında veya ilk çıktığımız gezegen de depolaması yuapılan kaçırmalar veya başka usullerle daha muhkim bu eski terim oldu daha dayanıklı bedenler imal ediliyor belki radyoaktiviteye başka olumsuz doğa olaylarına bile dayanabilen bedenler,

Bu konuda bir çalışma yapmam lazım,

Farkındalık kazanan kişi verme karşılığında bir şeyler alma isteğini hissetmeyen bir duruma gelebilirse ancak BH adayı haline gelmeye yönelmiştir,

Ancak bir ile bir olduğunu  tam hissedebilen ,bunda katıksız bir inanca ulaşabilen bu işi başarabilir,

Birle bir olduğumuzu ben sybleman dostumun bahsettiği ve bir çok dostun hissetiğini ama sustuklarını anladığım  enerjisel yıkanma ve ağlama şeklinde ve oluşturulan vizyonları idrak ederek çok gördüm ama yoğunluk falan değiştirmediğimize ve hala burada gevezelik yaptığıma göre eksikli  taraflarımız var,

O duygular gerçekten tekrar tekrar duymak istediğim ama ulaşamadığım adeta kişiyi meczup haline getiren duygulardır ve sadece şu yaşamda  inancımın arada bir KH yönüne kaydığımda hatırlamaya çalışarak  beni o saf gerçeğe yöneltmekte,

Yoksa KH halinde arzu ve sahiplenmeden kurtulamamış takıntılarla ilanihaye bu yoğunlukta kalınır,

Anladığım bu,

Akan suda damla olma hepsi ol
Durduramaz seni hiç bir engel hiç bir kol
Kaynaktaysan fark etmez zaten hepsi sensin
Boşalana dolarsın yoktur orada başka yol

Ara.



sirera

#1687
Bir olma hissini daimi yaşayabilmemiz bu dünya frakansında  mümkün değil gibi sadece bir olma anlayışını sindirdiyseniz 4. Yoğunlukta bir BH adayı olma ihtimali var görünüyor. İhtimaller  :)
Ne yaparsak yapalım günlük yaşamda kullandığımız kelimelerle de bu hali anlatmak mümkün değil gibi. Buddha nın parmağı ile yön göstermesi ama yolu tarif edememesi gibi. Çok da basit gibi.

 F. Rassouli ismindeki ressam ruhların yolculuğu kitabında alıntıladığınız kader dairesi ile ilişkilendirilebilir pekçok resim yapmış. Bir dağın üzerinde birliğin frekansını dinleyip yapıyormuş resimlerini. Belki bir BH adayı olacaktır o da kimbilir.

 Bir başkasının her ne kadar yakınımız olursa olsun ona bağlanmadan ilahi iradesine saygı duymak ve onun ilerlemesinde içtenlikle yanında olmak ve bunu ona ifade edebilmek de BH adayı bir durum bence.

 Fakat nihai sonuç KH nin bataklık frekansına maruz kalmak oluyor ne yazık ki. Yazıklar olsun diyesi geliyor insanın :)
Kurnaz olup çaktırmadan yapmak gerekiyor :) Kendini kendinden koruyorsun aslında.

Her durum ve yaşanmışlık sonrasında endişeyle eyvah ben bundan keyif,haz gibi hisler aldım-aldım diyip KH utangaçlığına saplanıp kalmamak da gerekir. Ya da eyvah neden bunu alamadım alamadım diyip KH kederine saplanmak. Bunları ve bunun gibileri maalesef yapıyorum.
Ve kendi KH liğime acırken buluyorum kendimi.Eğer bu farkındalık bir tartışma esnasında oluyorsa otomatik bir denge oluyor.
Tartışmayı yapan kişiler, tartışmanın içindeysem ben de gülüyoruz hatta.

Bana tuhaf gelen açıklanması mümkün olsa da anlaşılamaz gelen bir de şu var. Kalpte yaşamak ismindeki kitapta (yazarı unuttum) yazar ve arkadaşı yaptıkları ruhsal çalışmalarla bulutları hareket ettirebildiklerini ve bu çalışmayla yağmur yağmasına  sebep olduklarını görüyorlar. Çalışmadaki elektromanyatik alanların mekaniğini çözüp böyle bir alet yapıyorlar. Yıllar yıllar önce. Ruhsal çalışmaları BH bir ilhamla olurken KH bir araç elde ediyorlar işlevsel olsun herkes faydalansın diye belki kimbilir.

Makinalar ve sanayinin olmadığı bir dünya daha çok BH ilhamıyla dolu olmalı daha az robotikleşme tehlikesi içerdiği için sanırım. Ruhsal olarak heryere seyahat etmek mümkünken bunu herkes yapamıyor herkes faydalansın diye araçlar icat etmek de BH bir ilham gibi görünüyor. Oysa makinalar feci KH.

Bunu anlayamıyorum sanki bir kilit var anahtar ortada biryerde masallarda, şiirlerde, melodilerde ulaştım dediğim anda uzaklaşıyor
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sybleman

#1688
Merhabalar sirera, farklı kişileri görmek çok güzel bu ara :) Sanırım eski kıdemli üyeler geri dönüyor. Yorumlarınızı dikkatle okudum, elinize sağlık. Tgur abi senin dörtlük yine bir harikaydı. Sonuçta K'ların dediği gibi herşey derslerden ibaretse demekki hala almadığımız derslerimiz mevcut.

Ağır bir grip geçiriyorum, yatağa çiviledi resmen beni. Bu bulanık ateşli kafayla psişik durumlar karışınca ortaya panayır alanı gibi bir şey çıktı :) İşin şakası gerçekten gripli bulanık kafayla psişik durumlar hiç iyi gitmiyor yan yana. Vizyonlar, rüyalar, gelen-gidenler bir bitmedi. Sanki yol geçen hanı gibi. Bu zayıflığı fırsat bilen bir kh sağlam uğraştı neyse o kadar da enerjim varmış. 

3 gündür hasta hasta mr.nobody izliyorum. 10 dk izleyip bırakıyorum, tekrar başlıyorum. Kararlı bir şekilde bitirdim, sonu evet yine tahmin ettiğim gibi farkındalıklar çarpması sonucu yine aynı.

Filmde bir çocuk ayrılan annesi ve babasından hangisi ile gitmesi gerektiğinden başlayarak, her adımda verdiği kararlar, sonuçları ile yüzleşiyor. O kadar çok olasılık görüyor, geri sarıyor ve düzeltiyor ki. Ama hiç birinde de mutlu olamıyor. En sonunda hepsinin sonunda ne olacağını bildiği için seçim yapması imkansızlaşıyor. Seçim yapmamayı seçiyor. Bu sırada bütün olasılık matrix evrenler yok oluyor ve başka bir yol önünde beliriyor.

Aslında seçimsizlik, yokluk, hiçlik hali. Artık savaşmayı bırakıp da kendini akışa bırakınca farklı yollar da olduğunu görmek mümkün oluyor.

Tgur

#1689
https://youtu.be/VzULzwQymr8?si=5ZehF0I_fqOnndl8

Sirera dokunuşların çok yerinde,F.Rassouli nin resimleri demişsin aradım buldum yukarıda,gerçekten vizyonlarıma benzer görüntüler,bu resimlerin içinde kendini soktuğunda ve o doygun hislerle kaplandığında Syblemanın da bahsettiği geniş haz olma mest olma veya ne deniyorsa o hallere bürünüyorsun,videonun müzikleri de şahane,Tahran Senfoni orkestrası eşliğinde,şu Pers soyunda derin bir şeyler var,

Sybleman teşekkürler ,basit dörtlüklerimle anlatmaya çalıştığımın içindeki gizli kodu almışsın ,sanki medyumik hallere falan gömülüyoruz gibi gelmesin ,insan bu sade dille olanı başka nasıl anlatsın,geveliyoruz işte..

sirera

#1690
Geçmiş olsun Sybleman. Estağfurullah bir kıdem mevzu bahis değil. Burası öyle bir yol ki bir bakıyorsun dipte bir bakıyorsun gökte bir durum. Yeldeğirmenlerine karşı savaşan şövalye Don Kişot gibi. Alemtaç ın da belirttiği gibi tooraklanma bizler için çok önemli. Grip dönemlerinde benii atağa kaldıran yegane dostum propolis. Suya birkaç damla damlatıp burnuma çekiyorum. Mikroplar ne kadar çoksa o kadar beyninini zonklatıyor. Sonra gargara ve buruna çekim devamında 2. Gün ayaktayım.
Değerli Tgur video harika paylaşımın için teşekkür ederim.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#1691
Sirera yazdıklarını okumak çok keyifli geldi bana. çok mutlu oldum...

Yıllar önce "Budur" da iken bir arkadaşımla hipnotizma üzerine çalışmalar yapıyorduk. Arkadaşım hipnotizma üzerinde eğitimliydi, yinede yaptığımızı çocukluk olarak ngörüyorum bugün. Neyse çok uzatmayayım; gözlerim kapalı arkadaşımın sesini dinliyorum..sonunda ben olduğunu hissettiğim bir beden ki cinsiyeti yoktu ve ameliyathane gibi bir yerdeydim, önümde duran bir bedene girmem bekleniyordu, girdim ve vizyonum bitti. K'ların bahsettiği yaşanacaklarla ilgili önceden bilgili olduğumuz ve bedenimizi /hayatımızı seçtiğimizle ilgili söylemlerini okuyunca hatırladım. 

şu an bulunduğumuz maddiyata/sahiplenmeye dayalı dünyada anlıyamamam karıştırmam normaldir ama; herşeyi sadece bizim varlığımızla bağlantılı olarak düşünüyorum..biz bir üst boyuta geçince ki daha evvelki bilgilerime göre tüm insanlık hazır olunca gerçekleşebilir ancak/şu an yaşadığımız dünyada mı geçecek? diğer canlılar/habitat ne olacak?

onbeeş sene önce bizler enerjiyiz, şifa enerjisi göndermek, dediğimizde tuhaf tuhaf bakanlarla bugün aynı dili konuşabiliyoruz. Rahmetli Anneciğim şifa vermek istediğimde 'aman ışın mışın gönderme istemem' derdi :) Sonuçta hepbirlikte istenen düzeyde olmaya yaklaşıyoruz.
 

sirera

#1692
Bu mesajı şimdi görüyorum Alemtaç. Üye olarak girişimden yanlışlıkla çıkış yapınca görebilmişim. Çok nadiren üye girişi yaptığım halde şifrem kolay olmasa da aylar da geçmiş olsa hep hatırlıyorum. Diğer şifrelerimi ise nadiren hatırlarım. Rahmetli Tiversonus' un bana maille gönderdiği şifre hep aklımda.
Yaşadığın gerçekten çok enteresan bir deneyim. Sence ne oldu orada, neler hissettiğini hatırlıyor musun?
 Eğer çok deneyimli olduğuna inandığım biri olursa 9 yaşıma gidip neler olduğuna bakmak isterdim. Okul yolu düz gider şarkısı var ya benim okulum dümdüz bir sokaktan ilerlediğinde karşına çıkardı. Ama ben gittiğim yolu değiştirme arzumla o gün boş geniş bir arsayı çapraz geçersem eve daha çabuk varabileceğimi düşünerek okul çıkışı aradaki  geniş bomboş arazide yürüyordum. Aniden karşıma üç kişi çıktı benim yaşlarımda, bir süre konuştuk kısa bir süre. Ama eve vardığımda saatler geçmiş annem polisi aramış bir endişe bir telaş öyle buldum onları. Ne yaptın bu kadar zaman diyince onlara mevzuyu anlatamadım. Kaçırıldığımı düşündüler berbat bir gündü. O gün gerçekleşen neydi tam olarak bilemiyorum. İşte bu nedenle hipnoz ile o güne dönmek isterdim.
Anladığım kadarıyla tüm boyutlarda mütemadiyen bir geçiş var. Şu anki geçiş sürecimizde kendimizi, ne olduğumuzu hatırlamamız konusunda epey bir engel ve manipülasyonların olduğu  görünüyor. Hayattayken uzun dalga çekim titreşimini hissedebiliyor muyuz acaba. Kelimelerle anlatılamayacak denli sevgi, şefkat ya da senin ışın gönderirken olduğu gibi :)  yüksek bir yaşam enerjisi deneyimlerken bu titreşime mi maruz kalıyoruz?
Şu da var. Biz birlik bilincinde olduğumuzda dışımızda birşey yok. Dünya, doğa, hayvanlar, diğer kişiler hepsi içimizde :) Olan biten herşey içerde. Böyle bir senkronize halden gündelik akışa geçişimizde bir yavanlık bir Tgur'un tabiriyle köhnelik oluyor belki de. Simultane bir yaşam gibi bizimkisi durum böyle ise.  Bozadi nin bulduğu serendipliği dibine kadar yaşamak gerek :)) Çözümün bir parçası orada görünüyo
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#1693
Hatırladıklarım yazdıklarım kadar.Şöyle açıklayabilirim belki:  O vizyonu görürken,film seyreder gibi, yada rüyada gibi..kendini dışardan görüyorsun ama kendinsin biliyorsun. Seyircisin, onun için duygularında bir seyirci kadar..

Senin yaşadığında çok ilginç...zaman kaymaları olabiliyor, belki öyledir. Oğlumla babamın geçirdiği kazada olduğu gibi; hemen hastaneye gittiğimiz halde, yaralara bakan doktorun 3-4 saat önce olduğunu söylemesi gibi...

Matrix içindeyken; yeniden bir olmamız, umulmadık bir anda hayatımızın seyrini iyiliğe güzelliğe değiştirmemiz oldu. İçimizdeki dışımızda,dışımızdaki  içimizde düşünce şekliyle anlaşılması daha kolay oldu Sirera, teşekkür ederim :)
 

sirera

#1694
Bişey değil Alemtaç birbirimize birşeyler hatırlatabiliyorsak ne mutlu. Varlığımızın en kutsal gayesi bence, ben de teşekkür ederim vesile olduğun için.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)