Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Haluk Özdil'in "20 Eylül" iddiası ve bir diğer kehanet 

Başlatan bozadi, 20 Eylül 2023, 00:39:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi


Merhaba arkadaşlar. Forumumuzda daha önce de atıf yaptığımız Haluk Özdil adlı araştırmacı, 20 Eylül 2023 tarihinde (yarın) devlet kurumlarından çok önemli bir açıklama beklediğini, eğer ilgili kurum o açıklamayı yapmazsa, bir gün sonra bir tv programında kendisi o açıklamayı belgeleriyle yapacağını söyledi geçenlerde. Yeraltındaki zenginliklerden bahsediyor ve Türkiye'yi "bir günde düze çıkaracak" ve tüm dünyayı da feci şekilde sarsacak birşeyler bulunduğuna ve bu zenginliğin tespiti ve çıkarılması konusunda çok öncesinden beri bir devlet kurumunun belgesinin elinde olduğunu (bunun aslında bir sır olmadığını, sadece unutulduğunu) ve artık bu haberi devlet açıklamazsa kendisinin meseleyi tüm çıplaklığıyla açıklayacağını söylüyor.

Haluk Özdil bir süre önce Elazığ / Fırat Nehri altında bir yerlerde 40 bin ton altın rezervi bulunduğuna dair belgeli bir video yayınlamıştı.

Bununla ilgili çıkan haberlerden biri:

https://www.turkgun.com/turkiye-o-nehrin-altinda-40-bin-ton-altin-buldu-her-yerden-fiskiriyor

Sadece bunu mu kastediyor yoksa birden fazla kazıyla ilgili beklentileri mi var bilmiyorum. Ama Fırat'ın altındaki altın rezerviyle ilgili konuyu yanlış anlıyor olabileceğinden şüpheleniyorum. Yani "40 bin ton" derken, bunun doğrudan altın madeninin miktarı mı yoksa altın parçaları içeren toprağın miktarı mı olduğundan emin olamadım. Umarım kendisi bunun tespitini yeterince yapmıştır.

Sonuçta Haluk Özdil sanırım aylar öncesinden beri takipçilerine "20 Eylül'ü bekleyin, Türkiye ferahlayacak" gibi birşeyler söylüyordu. Takipçlerinin bir kısmı son zamanlarda onu darlıyordu, "20 Eylül geliyor, birşey olmazsa sana saydıracağız..." gibisinden.

İşte bugün bu konuda şu videoyu yayınlamış Özdil:


Lozan'la ilgili (gizli maddeleriyle ilgili?) bir meseleden dolayı devletin belki açıklama için 20 Eylül değil de 23 Eylül'ü bekliyor olabileceğini de söylemiş.

Bu tahminin, iddianın ne kadar doğru olduğunu, bir doğruluk payı varsa bile bizlerin hayatını doğrudan etkileme ihtimalinin ne olduğunu hiç bilmiyorum. Şahsen pek bir beklentim yok.

Bu iddiayı benim gözümde ilginç hale getiren bir başka video daha izlemiştim bir süre önce. İlkay Buharalı'nın kanalında, kitle rüyalarıyla (birden fazla kişinin gördüğü gelecek rüyalarıyla) ilgilenen ve kendini "rüya eğitmeni" olarak tanıtan Yeter Kocaoğlu adlı bir kadının eylül ayıyla ilgili bir kehaneti (belirttiğim kısım bu videonun 5-6. dakikası civarında başlıyor):


Bu video aslında sanırım bu şahısla daha önce yapılan daha uzun bir röportaj videosunun içinden alıntı.

Sonuçta bu şahıs, eylül ayı civarında, askerin (sanırım belirli bir yörede) halkın üzerine yürüyeceğini, bunun belki devletle oradaki halk arasındaki geçici bir kargaşa/çatışma durumundan kaynaklanacağını ve bir yanlış anlamaya dayalı olabileceğini ama sonuçta bu olayın Türkiye'de önemli bazı değişimler için dönüm noktası olacağını söylüyor ve Kapadokya civarından, Atatürk'ün çizgisini devam ettirecek birinin başa geçeceği gibi birşeyler söylüyor yanlış anlamadıysam.


bozadi

#1
Her iki tahmin veya kehanetle ilgili de ciddi bir beklentim yok ama yine de merakla bekliyorum, birşeyler olacak mı, neler söylenecek diye.

bozadi


Sanıyorum Haluk Özdil'in "20 Eylül" tarihini vermesinin nedeni, 20 Eylül 2023'ün Lozan Antlaşması'nın bitiş tarihi olduğunu düşünmesiymiş. Ama söz konusu bitiş tarihini yanlış hesapladığını, "23 Eylül" olduğunu, bu yüzden devletin belki o tarihte açıklama yapabilecek olduğunu söylüyor üstteki videoda. Anladığım kadarıyla Lozan Antlaşması'nın 100 yıllık bir süresi olduğu ve antlaşmanın "gizli" (?) bazı maddeleri nedeniyle, bu süre bitene kadar kendi madenlerimizi çıkarmayla ilgili engellerimiz olduğu iddia ediliyor.

Lozan antlaşmasının "süreli" olduğu da, "gizli" maddeleri olduğu da sadece bir iddiadan ibaret sanırım. Yani resmi olarak öyle bir durum, öyle bir kabul yok.

Özdil "kaynağının" sağlam olduğunu, iddialarının sonuna kadar arkasında olduğunu söyleyerek devleti / hükümeti darlıyor, "açıklayın, yoksa ben açıklarım" diye. Özdil, her görüşünü kabul etmesem de, çok saygı duyarak izlediğim bir isim. Umarım kendini çok zor duruma düşürecek şüpheli bazı iddialar yoluyla tuzağa (ağır bir itibar kaybına) çekilmiyordur. Adam gerçekten halkın iyiliğini istediği (fakirin derdiyle dertlendiği) için söz konusu altının açıklanmasını, çıkarılmasını ve "refahın halka dağıtılmasını" talep ediyor ama durum tam olarak neyin nesi, belli değil, bekleyip göreceğiz.


fidelista

Büyük ihtimalle bir şey çıkmayacak,sadece Haluk özdil değil bir çok youtuber ülke şöyle şaha kalkacak böyle uçacak mealinden konuşuyorlar ama mantıklı gelmiyor,göreceğiz.

Aşağdaki videoda Haluk Beyin ultra versiyonu:)


gerçek tosun paşa

Teşekkürler bozadi. Haluk'u takip ederim diyemem ama boş zamanlarımda rastlarsam videolarını izlerim iyi niyetli ve yapıcı bulurum. Fakat ben burada verilecek haber, kehanetten öte konuyu farklı bir yere getirmek istiyorum. Çünkü biliyorum bu ülke vatandaşlarının ümide ihtiyacı var. Ne kadar kaymak tabaka için burası mükemmel bir ülke olsa bile ciddi bir kesim için işler maddi ve manevi olarak hiç yolunda gitmiyor.

Şimdi diyeceksiniz bunun bu videoyla ne ilgisi var?..

Öncelikle dikkatinizi ana akım medya ve sosyal medya üzerine verdiğinizde Haluk, Buharalı, Ertan vs. gibi nice ismin dijitalde, CNN TÜRK, a haber, Habertürk gibi kanallarında ana akımda çok benzer içeriklerin yine çok benzer kişilerce pompalandığını fark edebilirsiniz.

Burada asıl amaç işte ülkemizin gizli kaynakları var, bir devlet aklının planı var, batının zulmü varsa bizim de yapacaklarımız var, alttan alta geliştirdiğimiz silahlarımız var, gizli görüşmelerimiz var vs. gibi gündemleri alternatif kitlelere yaymak, göstermek ve en sonunda pekiştirmektir.

Bu bir istihbarat hamlesidir. İstihbarat ülkemizde eskiden olduğundan çok daha kapsamlı bir stratejiyle hareket etmekte ve bir çok devlet kurumuyla daha koordineli çalışmakta artık.

Şimdi bu kişiler içerisinde askeri uzman, strateji uzmanı, siyasal ilişkiler uzmanı, ufo - spiritüel konular uzmanları vs. olmak üzere toplumun bir çok kesimine hitap eden insanlar var ve ortak noktaları insanlara farklı bakış açılarını ve perde arkasını açıklayabilmek.

Bazı kişilere (yayıncılar, youtuberlar, sunucular, program konukları vs.) özel olarak içerikler servis ediliyor. Bunlar halkın bir neslin umudunu ayakta tutabilmek için yapılıyor. Hem organik yayılım hem de dolaylı olarak kulaktan kulağa yayılım hedefleniyor.

En azından bir kesimi ikna eder seviyeye getirip, olayların kontrolden çıkmasına engel olmaya çalışıyorlar.

Burada bu yayıncıların etkisi aslında verilmek istenenin kitlelere yayılmasını sağlamak ama onlarda ne yaptıklarının farkında değiller. Sadece çok az bir kısmı ki bunların içinde Abdullah Çiftçi mesela bir denge unsuru olarak kullanıldığının farkında ve bunu milletine hizmet olarak görüp, isteyerek bilerek yapıyor kulağının üstüne yatıyor ama taşın altına elini de koyuyor.

Şimdi daha genel bir örnek vereyim herkes anlasın. Devletin bir stratejisi olarak bazı bilgiler halka aktarılmak isteniyor ve burada kanaat önderlerince aktarımları yapılmak ve hedeflenen kitle bir propaganda altına alınmak isteniyor. Elbette hem dijital hem tv-radyo gibi geleneksel ana akım medya kullanılıyor. Burada datayı aktaran bazı göz önünde olmayan kişiler mevcut. Örneği hayali bir senaryoda bozadi ve benim üzerimden açalım;

Bozadi bir youtuber ve instagram, twitter kanallarıyla birlikte yüz binlerce kişi tarafından takip ediliyor onun videolarını da alıntı yapan yan kanallar sayesinde milyonlarca kişiye ulaşabilme potansiyeli var. Şimdi bozadinin hayatını idame ettirebilmesi, egosunu tatmin edebilmesi, statü ve saygınlık kazanabilmesi için içeriklerini devam ettirebilmesi ve mümkünse içerik kalitesini arttırabilmesi onun için en elzem konu olacaktır. Bu tüm içerik üreticileri için böyledir. İster youtuber olsun ister bir tv kanalında sunucu, editör vs. Olay izlenme ve ilgi çekmektir.

Ben GTP olarak bir dost meclisinde devletçi bir duruşu olan vatan-millet sever bir yetkili olarak bozadiyle tanışıyorum ve bozadi diyor ki evet GTP feyzli birine benziyor.

Sonra ben işte çok büyük projelerimiz var petrol çıkıcak, altın çıkıcak, yer altında uranyum var, 5000km giden füzemiz var, AB'nin içinden geçicez gibi spesifik konularda ince bir nefes üflüyorum. Bozadi de diyor ki bu GTP bunu diyorsa koskoca adam bana içeriğin kralı harika bir kaynak neden üstüne gitmeyeyim?

Bazı bilinçli kişiler de bunu halka anlatırken daha birleştirici daha uzlaşmacı ve güven veren bir biçimde bunları aktarıyor. Yoksa bunca kanalda bir sürü kişinin aşağı yukarı aynı şeyleri konuşması da ilginç olurdu..  :)

Muhtemelen bazı tv müdavimlerine direkt gündem yaratacağı konuların listesi bile gidiyor olabilir çünkü onlar artık daha uzun süredir bu işin içindeler ve artık karşılıklı kartlar daha açık oynanıyordur. Bir kazan-kazan meselesi...

Ben sana içerik vereyim sen de onları gerektiği gibi şerbetleyip sun... Hem sen ekmeğine bak popülerlik kazan hem vatanına hizmet et hem feyzli GTP ile yakın ol... Güzel işler...

Sonuç olarak;

Ne Eylül 20'de ne çıkmaz ayın 20'de bir şey olacağını sanmıyorum :) Hee olmuş gibi suni gündem maddeleri yaratılabilir, dikkat başka tarafa verilsin istenilebilir ya da bambaşka bir konu için zemin oluşturulabilir...

Fakat altın, elmas, zümrüt ne çıkarsa çıksın bu vatanın evladına af edersiniz ossuruk gazını bile karşılıksız vermezler benim düşüncem bu şekilde maalesef ben bu kadar umut ve heyecan yaratacak bir şey olabileceğini sanmıyorum.

Mesele umutsuz tabloyu tersine çevirmek ve AKP bu konuda dünyanın sayılı algı yönetimlerinden birini yapabilecek kadar ileri seviyede...

"HOOP! abi üzülme bak lozan bak bak geliyor ayın 23 bak bak geliyor 2025, dayııııı biz de bir altın var uff, bor var bor, ruslarla görüştük o iş tamam şşşşş..." anlatabildim mi biraz... bu iddiaların hepsi de yalandır demiyorum illa bunların altında dolu olan ve boş olmayan mevzular vardır ama bir çoğunun nabız şerbeti olduğunu düşünüyorum :)

Altın, maltın vs. doğru olsa bile bor örneği gibi bir gerçek var karşımızda. Bor dünyada en önemli madenlerden biri olabilir mi? Evet. Dünyada bunun en önemli ve açık ara en büyük kaynağı ülkemizde mi? Evet.

Peki ne oluyor? Sen sahada ve masada güçlü değilsen hiç. Bor ile çalışabilen bir ar-ge ürünü ortaya koydun mu? Alternatif yakıt ve katkısı yaptın mı? Pil bataryaları, uzay aracı kaplamaları yaptın mı? Füzeler için yakıt katkıları ve kaplamalar yaptın mı? Yok. Hadi yaptın diyelim bunu dünya piyasasına kabul ettirebilecek kadar sahaya ve masaya hakim misin? Yok.

Yani kısacası süreç çok sancılı, umarım başta ülkemiz ve insanlık için en güzel en hayırlısı olur.

STT

Haluk Özdil'i medya ve YouTube üzerinden birkaç senedir takip ediyorum. Hatta kitaplarından birkaçını alıp okumuştum. Bazı iddialarına kitaplarında da öykü içerisinde yer vermişti. Kaynak belirmese de özellikle YouTube kanalında enteresan bilgiler veriyor ve ilginç konuları gündeme getiriyor. Ne kadar doğru oldukları ise tartışmalı da olsa birkaç öngörüsü gerçekleşti.
Şimdi ise -her ne kadar bahsetmese de- öne sürdüğü konu hakkında çok iddialı sözler sarfetmiş. Bahsettiği konu -veya konular- 20 Eylül 2023 tarhinde açıklanmaz ise 21 Eylül 2023 tarihinde katılacağı TV programında belgeleri ile kendisinin açıklayacağını da üzerine basa basa söylüyor.
Ne kadar heyecan verici görünse de sonrasında bu adam da diğerleri gibiymiş denildiğine, yaptığı bütün çalışmaların güvenilirliğini kaybedeceği de bildiğinden aldığı bu riskin nasıl sonuçlanacağını hep birlikte göreceğiz.

sybleman

Çok yazmışım kısaltıp paylaşayım.

Bence haluk özdil arada manipüle oluyor ama dediklerinde bir mit bağlantısı vs. olabilir gtp nin dediği gibi. O da olabilir belki bir duyum da almış olabilir bu kadar net konuştuğuna göre.

Ama tarihler konusu bence net tarih vermek sıkıntılı. Oldukça kaymalar olabiliyor bu konularda.

Ben de foruma geldiğimde paylaştığım bir rüya vardı. Birisi beni 16.09.2023 için o tarihe dikkat et demişti. O tarihlerde birşey olmadı bildiğim kadarıyla ama çok müthiş bir enerji akışı vardı o tarih ve sonraki 4 gün. Enerji akışından uyuyamadım geceleri.

Bence söylediklerinde doğruluk payı olabilir, altın olayını kastetmiyorum. Ama türkiye'nin farklı bir rolü olduğu. Buradan yayılacak bir değişim dalgası olayı. Buna katılıyorum. Bir savaş veya karışıklık durumundan sonra tüm sistemin değişmesine şahit olacağız. Lideri ben de gördüm. Kumral genç seyrek bıyıklı birisiydi. Ama bu başbakan veya ordu komutanı gibi birşey değildi. daha çok görevli kişileri birleştirecek koordinasyonu sağlayacak bir kişiydi. Görevlilerle birlikte birlik bilinci açık insanlar bir araya gelecek. İletişim telapatik o grup içerisinde.

İzmiri çok görüyorum. Hep ordayım nedense. Oradan gelecek bir savaş tehditi olabilir. Erhan kolbaşı  grubu hep oradan bir ışık yayılacak gibi bir söylemdeler ama. Benim gördüğüm oradan gelecek bir savaş durumu. Sahilde barikatlar, savaş uçakları saldırı halinde, limanda bir sürü gemi bekliyor, yollar alt üst.

Bakalım yaşayıp göreceğiz artık.

Elazığ'dayım ben de. Çıksa bile halka birşey vermezler. En son burada bulunan maden için ticaret odası bir oluşum yapmaya çalıştı. Gelirde halkın payı da olsun diye. Paydaş usülü şirket kurmaya çalıştılar. İhaleye halk olarak girilecekti. Ama üst düzey izin gelmedi yine yandaş firmalardan birine muhtemelen gitmiştir. Altın çıksa bile halka dağıtacaklar gibi bir umut yersiz, birşey beklemiyorum bu konuda.

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Büyük ihtimalle bir şey çıkmayacak,sadece Haluk özdil değil bir çok youtuber ülke şöyle şaha kalkacak böyle uçacak mealinden konuşuyorlar ama mantıklı gelmiyor,göreceğiz.

Aşağdaki videoda Haluk Beyin ultra versiyonu:)

https://www.youtube.com/watch?v=Gw3AfDVIMF0
Devletten vatandaşlara 100. yıl hediyesi de ilginçmiş gerçekten :)

Kazım Yurdakul'u ilk kez izledim sanırım. Senin de belirttiğin gibi bir "ultra" niteliği var sanki. Piyasacı bir tipe benziyor. Bir yandan en koyu Türk-İslamcı takılıp, "geçmişte tüm dünyayı biz yönettik, gelecekte de biz yöneteceğiz" gibi hırs küpü laflar edip, sonra da Hazar Türkleri bağlamında Rothschild'larla neden işbirliği yapmamız gerektiği konusuna geçiş yapması zihnimde uyarı zilleri çaldırdı nedense... :)))

bozadi

GTP, ayrıntılarıyla, örnekler vererek açıkladığın acılı eleştirilerine üzülerek katılıyorum, maalesef çok haklı görünüyorsun :) Zati kıyamet bekliyoruz ve bunun işaretleri de tırmandıkça tırmanıyor. Kendimizi boş hayallere kaptırmamak gerek. Yanlış şeyler için değil, doğru şeyler için inançlı ve ümitli olmak gerekiyor, o doğru şeyler de maddi değil, manevi, bilinçsel, inançsal, yüreksel şeyler.

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen STT

Haluk Özdil'i medya ve YouTube üzerinden birkaç senedir takip ediyorum. Hatta kitaplarından birkaçını alıp okumuştum. Bazı iddialarına kitaplarında da öykü içerisinde yer vermişti. Kaynak belirmese de özellikle YouTube kanalında enteresan bilgiler veriyor ve ilginç konuları gündeme getiriyor. Ne kadar doğru oldukları ise tartışmalı da olsa birkaç öngörüsü gerçekleşti.
Şimdi ise -her ne kadar bahsetmese de- öne sürdüğü konu hakkında çok iddialı sözler sarfetmiş. Bahsettiği konu -veya konular- 20 Eylül 2023 tarhinde açıklanmaz ise 21 Eylül 2023 tarihinde katılacağı TV programında belgeleri ile kendisinin açıklayacağını da üzerine basa basa söylüyor.
Ne kadar heyecan verici görünse de sonrasında bu adam da diğerleri gibiymiş denildiğine, yaptığı bütün çalışmaların güvenilirliğini kaybedeceği de bildiğinden aldığı bu riskin nasıl sonuçlanacağını hep birlikte göreceğiz.
Aynen. Ciddi bir riske girdi. Devletten halka "mucize" açıklaması yapılmasını beklemek gerçekçi görünmüyor, hayırlısı...

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

 Bence söylediklerinde doğruluk payı olabilir, altın olayını kastetmiyorum. Ama türkiye'nin farklı bir rolü olduğu. Buradan yayılacak bir değişim dalgası olayı. Buna katılıyorum. Bir savaş veya karışıklık durumundan sonra tüm sistemin değişmesine şahit olacağız. Lideri ben de gördüm. Kumral genç seyrek bıyıklı birisiydi. Ama bu başbakan veya ordu komutanı gibi birşey değildi. daha çok görevli kişileri birleştirecek koordinasyonu sağlayacak bir kişiydi. Görevlilerle birlikte birlik bilinci açık insanlar bir araya gelecek. İletişim telapatik o grup içerisinde.

İzmiri çok görüyorum. Hep ordayım nedense. Oradan gelecek bir savaş tehditi olabilir. Erhan kolbaşı  grubu hep oradan bir ışık yayılacak gibi bir söylemdeler ama. Benim gördüğüm oradan gelecek bir savaş durumu. Sahilde barikatlar, savaş uçakları saldırı halinde, limanda bir sürü gemi bekliyor, yollar alt üst.
Dikkat çekici öngörüler sybleman, paylaştığın için teşekkürler.

Türkiye'den dünyaya pozitif bir değişim dalgası olursa, bu elbette sonsuz sevindirici olur, ki Türk spiritüalizminde de bu yönde beklentiler var. Özellikle Atatürk'ün hem bizi hem dünyayı şok eden zaferi bağlamında.

İzmir'le ilgili söylediklerin, ABD'nin itelemesiyle Yunanistan'la aramızda çıkabilecek bir savaşı düşündürüyor.

"Telepatik olarak iletişim kurarak bir araya gelecek birlik bilinci açık insanlar" fikri çok ilginç ve ilham verici ama bunun hem BH hem KH versiyonları olabileceğini düşünüyorum. Kolbaşı'nın kitaplarında hipnoza sokulan, kaçırılma anılarını anlatan bazı bireyler de buna benzer şeyler söylüyor. Yani kritik bazı zamanlarda, belki özellikle de yıkıcı bazı olaylardan sonra insanların kitlesel bir şekilde afalladığı, rehberlik ihtiyacı içinde olduğu durumlarda insanlara hitap ederek onlara güven aşılayıp onları birşeylere yönlendirecek bir takım öncülerin olacağı söyleniyor. Bunların 4KH tarafından programlanmış tipler olduğu çok açık. Ama "sevgi, birlik, kardeşlik" mesajları bol tabi. O yüzden, bu olasılığa hem BH hem KH niyetleri ve operasyonları gözünden bakmak gerektiğini düşünüyorum.

sybleman

diğer grup da aynı şekilde uğraşacak, kesinlikle doğru bozadi. OP'lerin yoğun kullanımına şahit olacağız. Bu insanlara ne oldu diyeceğimiz zamanlar gelecek.

Bu iki grup bariz bir şekilde ayrışmak zorunda olacak. Artık bir arada kalmak zorlaşacacak. Aynı ailede bile ayrışmalar olur. Böyle bir ayrışma dönemi gelirse iyice tartıp, inandığımız yönde gitmek lazım. Zor olan hangi tarafı seçmemiz gerektiği. 

Maddi alemde bir savaş gibi görünse de, asıl savaş psişik boyutta, kontrol savaşı gibi. KH'ın insanları-op'leri ne kadar kontrol edebildiği, bizimse kendimizi ne kadar onlardan kurtarabildiğimiz ne kadar birlik olabildiğimiz savaşı.

K'ların dediği gibi psişik hijyen olayına dikkat etmek lazım. Çok aktif psişik saldırı altındayız. Etki altında olmayan insan çok çok az. Açılımların olmaması, insanların negatifte kalabilmesi için çok uğraşıyorlar.

Bizzat yaşadığım olaylardan bunu anladım ki, bizimle yoğun olarak çalışıyorlar şuanda.

Oğlum geceleri uyuyamıyordu ve aşırı asabiydi. Yanımdaki birine bağlanmayı hiç denememiştim. Geçen gün denedim, tam 3 tane bağlantı, 2si op 1i kh varlıktı. O kadar kişiye bağlanıyorum şimdiye kadar birden fazla bağlantı görmedim, nasıl anlamamışım. O günden beri rahat uyuyor, sakinleşti.

bozadi

Özdil'in devletten beklediği açıklamalar gelmediği için, söz verdiği gibi dün gece katıldığı televizyon programında ilgili açıklamaları kendisi yaptı.


Videonun ilgili kısmı:

https://www.youtube.com/watch?v=GzCqZgbmLQo&t=1612s


bozadi


Tahmin ettiğimiz gibi, fakir çoğunluğun refah durumu üzerinde kısa veya orta vadede çok olumlu etki yapacak birşey görünmüyor ufukta.

Özdil'in Elazığ civarındaki altınla ilgili olarak bu sefer "tenör" (topraktaki maden miktarının orantısı) faktörünü gündeme getirmesi, konuyu daha önce biraz yanlış anladığının (veya kaynağı tarafından kendisine yanlış aktarıldığının?) bir itirafı gibi geldi bana çünkü söz konusu rezervdeki gerçek altın miktarının "5'te 1" kadar (10 bin ton civarı) olabileceğini kabul etti (belki çok daha düşük). Bu da az bir miktar değil ama konunun çeşitli yönleri düşünüldüğünde, vatandaş açısından "mucize" gibi bir durum olamayacağı sonucuna yaklaşıyoruz. Özdil bence şüphesiz iyi niyetli ve gayet vicdanlı, halkçı biri ama Fırat altını konusunda biraz aceleci çıkarımlar yaptığını veya bir miktar yanıltıldığını düşünüyorum. "Kaynak çok sağlamsa" neden tenör konusunu en baştan vurgulamamış, uyarmamış? vs.

İsa'nın yazdığı ve eğer ortaya çıkarsa Batılı Hristiyan yönetimleri / Vatikan'ı vs. çok zor duruma sokabileceği söylenen "İncil" meselesi de, forumda şimdiye kadar bu konularda ele aldığımız bazı hususlar dikkate alındığında çok gerçekçi gelmiyor kulağa. Bu konu hakkında gündeme somut veriler çıkarsa (düşük ihtimal bence) ona göre değerlendiririz.

Özdil'in kendisinin de ifade ettiği gibi "lityum" konusu şüpheli "altın" ve "İncil" konularına göre biraz daha somut görünüyor ama bunun da ciddiyet seviyesi belirsiz. Gelişmeleri beklemek gerek.

Özdil'in bazen birlikte yayın yaptığı arkadaşı Murat Akan "20 Eylül" ve "Lozan" konularında Özdil'e olumsuz tepkiler gösterdi; hatta bence biraz abartılı sert tepkiler. Yakın arkadaşı olduğu için, aslında onun iyiliği için mi (dost acı söyler vs.) bu kadar olumsuz tepkiler verdi yoksa başka bir mesele mi var, merak ettim. Bir ara Trükten ile birlikte üçlü tartışma programları yapıyorlardı ama zamanla bu ekip en azından bir miktar dağıldı gibi geliyor bana. Üçü de hükümete bazen gayet ciddi şekillerde eleştiriler yöneltiyor olsalar da, Trükten son zamanlarda bu konuda diğer ikisinden biraz ayrılıp mevcut iktidara adeta "cephe" açmış gibi görünüyor. Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda yakın çevresinden bile istediği desteği bulamamış gibi görünmesinin kızgınlığı da var sanırım Trükten'de. Murat Akan bu ekipte devlete/hükümete karşı tüm eleştirilerine rağmen hükümeti aslında temel olarak en çok destekleyen kişi gibi göründü bana. Özdil biraz daha mesafeli gibi göründü bu konuda bana. Yani, Trükten kadar olmasa da, hükümeti epeyce sivri bir şekilde eleştirdiği durumlar var gibi (geçmiş bazı programlardan hatırladığım kadarıyla).

Her üç ismin de sahte pandemi sürecinde mRNA aşısı dayatmaları konularında cesur bir karşı tavır sergilemiş olmaları bakımından takdiri hak ettiklerine inanıyorum. DSÖ'nün bundan sonra ilan edilebilecek pandemi ve kapanma durumlarında dünyadaki tüm sağlık bakanlıklarını kendisine itaat ettirmek için devletlerle özel görüşmeler yaptığına dair haberler var. Yani yine bir pandemi ve kapanma ilanı olursa, nasıl bir yol izleneceği konusunda devletlerin/bakanlıkların kendi kararlarına göre değil, DSÖ'nün kararlarına (emirlerine) kesin bir şekilde uyması doğrultusunda bir planı var egemen güçlerin. Bu elbette epeyce "sakat" bir politika. Umarım hükümet yetkilileri bu konuda gevşek davranmaz, birkaç maddi menfaat için milletin zaten düşük olan sağlığını egemen faşistlerin şeytani planlarının insafına bırakmaz. Bu konuda Trükten başta olmak üzere yukarıda belirttiğim isimler dahil, ilgili tüm araştırmacı, uzman ve aktivistlerin faaliyetleri devleti olası bir yanlıştan döndürür umarım.

gerçek tosun paşa

Evet bozadi söylediklerine katılıyorum ayrıca şu yeni iklim uyumluluk yasası konusunda meclisin araştırma ekibinin ve karar vericilerin çok uyanık olması gerekecek. Bu iklim mevzusu tarım, hayvancılık, dönüştürülebilir enerji ve fosil yakıtlara kadar bir çok konuyu kapsıyor. Küresel güçlerin bir oyunu olan iklim konusunda ülkemiz son derece uyanık olmak zorunda.

https://www.aa.com.tr/tr/politika/tbmm-cesitli-ulkelerdeki-iklim-degisikligine-iliskin-kanunlari-inceledi/2990906