Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 13 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

cqkq

#1650
Bu sıralar neden ufo olaylarının arttığını az evvel 28 senelik celseyi okurken keşfettim (4 Kasım 1995).
O celsede new mexico eyaletinin bir eşiğe yaklaştığından ve nerdeyse 4. Yoğunluğa geçeceğinden söz ediyor, bunun nedenini ise yeraltı üsleri olduğunu söylüyorlar.

Günümüzde ise ufo olayları ve gözlemleri ciddi derecede arttı bunun nedeni aslında bir plan doğrultusunda bize ufolarını göstermek olmayabilir. Onlar normal 4. Y araçlarıyla yolculuk yaparken 3. Y den 4. Y ye geçen bölge nedeniyle 4. Y araçları da görmeye başlıyor gözlemci. Ve celsede de bu olay yüzünden çok daha fazlasının görülebileceğinden bahsediliyor.

Ama tabi devamında bu ufo gözlemleri normal bir hale geldikçe itirafçılarla yavaşça ufoların zaten bilindiğini ufak ufak açıkladılar.

fidelista

#1651
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Bu sıralar neden ufo olaylarının arttığını az evvel 28 senelik celseyi okurken keşfettim (4 Kasım 1995).
O celsede new mexico eyaletinin bir eşiğe yaklaştığından ve nerdeyse 4. Yoğunluğa geçeceğinden söz ediyor, bunun nedenini ise yeraltı üsleri olduğunu söylüyorlar.

Günümüzde ise ufo olayları ve gözlemleri ciddi derecede arttı bunun nedeni aslında bir plan doğrultusunda bize ufolarını göstermek olmayabilir. Onlar normal 4. Y araçlarıyla yolculuk yaparken 3. Y den 4. Y ye geçen bölge nedeniyle 4. Y araçları da görmeye başlıyor gözlemci. Ve celsede de bu olay yüzünden çok daha fazlasının görülebileceğinden bahsediliyor.

Ama tabi devamında bu ufo gözlemleri normal bir hale geldikçe itirafçılarla yavaşça ufoların zaten bilindiğini ufak ufak açıkladılar.

İlerde sahte uzaylı saldırısı planları var tabi önceden ufolara alıştırıyorlar toplumu.

Tgur

#1652
YORUMLAR 139

S: (L) Nedir? F____ bana biraz yardım etsene.
C: Çekim, fiziksel olan herşey ile eterik olan herşeyi birbirine bağlıyor, değişken çekim dalgaları aracılığıyla!!!
S: (L) Antimadde eterik varoluş mu?
C: Eterik varoluşa giden yol.
S: (L) Tamam.
C: Geçit.
S: (L) Peki değişken çekim dalgaları... Yo, yo, bir saniye... şöyle sorayım; değişken çekim dalgaları 7. yoğunluktan mı yayılıyor?
C: Her yerden.
S: (L) Belirli bir yoğunluktan mı yayılıyorlar?
C: Anlatmaya çalıştığımız şey de bu; böyle birşey yok.
S: (L) Değişken çekim dalgaları mı yok?
C: Yanlış...
S: (L) Bu dalgaların belirli bir yayılış yeri mi yok?
C: Evet.
S: (L) Yani bu dalgalar maddenin varlığının bir özelliği ve madde ile eterin bağlayıcısı, öyle mi?
C: Öyle denebilir ama sadece maddenin değil antimaddenin de özelliği!
S: (L) Yani değişken çekim dalgaları aracılığıyla diğer yoğunluklara erişebilirsin, öyle mi?
C: Herşeye.
S: (L) Bu dalgalar mekanik olarak üretilebilir mi?
C: Üretmek aslında toplamak ve yaymaktır.
S: (L) Tamam, ne tür bir cihaz çekim dalgalarını toplayıp yayabilir? Spirallerin yaptığı şey bu mu?
C: Buna yönelik.
S: (L) Yani eğer değişken çekim dalgaları üzerinde odaklanırsak...
C: "Nuh"u yazarken çekimi nereye yerleştirdin?
S: (L) Çekimin elektrik tüketiminin bir göstergesi olduğunu düşünmüştüm; çekim elektrik enerjisinin sürekli akışının bir yan ürünüydü...
C: Çekim yan ürün değildir! Tüm varoluşun merkezi bileşenidir!
S: (L) Elektrik akışı ve tüketimine göre düşünmüştüm.. ve elektriğin bir tür bilincin varlığını işaret eden birşey olduğunu ve çekimin bize gösterdiği şeyin de bir gezegenin buna sahip olduğunu, yani canlı olduğunu düşünmüştüm.
C: Daha önce gezegenlerin ve yıldızların birer pencere olduğunu söylemiştik. Peki nereye gidiyor?
S: (L) Pencereler mi?
C: Çekim.
S: (L) Ou. Çekim eterik boyutlara veya yoğunluklara gidiyor olmalı. Beynimi o kadar farklı yönlerde harekete yönlendirdiniz ki kafamın içi patlamış mısır dolu gibi hissediyorum.
C: Bu iyi!
S: (L) Çekim nereye gidiyor. Güneş bir pencere. Bizim gezegenimiz bile bir pencere olmalı!
C: Sizde de var!!
S: (L) Demek çekim birleştirici ilke... Herşeyi bir arada tutan şey, yani çeşitli malzemeler içeren çorbayı bir arada tutan bir kase gibi.
C: Çekim varolan herşeydir.
S: (L) Işık çekimden yayılan birşey mi?
C: Hayır.
S: (L) Işık nedir?
C: Çekim.
S: (L) Çekim güçlü ve zayıf nükleer kuvvetle aynı şey mi?
C: Çekim "Tanrı"!
S: (L) Ama Tanrı'nın ışık olduğunu sanıyordum?
C: Eğer çekim herşeyse, ne değil ki? Işık çekimin ürettiği enerjinin ifadesi.
S: (L) Çekim "görülemeyen ışık" mı? Yani Sufilerin deyişiyle: Kaynak.
C: Lütfen çekim olmayan herhangi birşey söyle.
S: (L) Eğer çekim herşeyse, çekim olmayan hiçbir şey yok demektir. Güzel. Mutlak yokluk nedir?
C: Sadece bir düşünce.
S: (L) Yani yokluk diye birşey yok?
C: Evet, var.
C: Evet.
S: (L) Ses çekim üretir mi?
C: Evet.
S: (L) Ses çekimi manipüle edebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Bu insan sesiyle yapılabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Tonal olarak veya düşünce gücüyle yapılabilir mi?
C: Her ikisiyle de.
S: (L) Peki buna yönelik belirli ses özellikleri var mı?
C: Çekim tarafından manipüle edilen düşünce çekimi manipüle etmeyi seçen sesler üretmeyi seçtiğinde çekim manipüle edilir.
S: (L) Coral Castle'ı inşa eden adam uçak koltuğuna oturup düşünceleriyle mi yarattı o yeri?
C: Hayır. Çekim, çekimi manipüle etmek için onu dönmeye manipüle etmeyi seçtiğinde adam döndü.
S: (L) Çekimin bilinci var mı?
C: Evet.
S: (L) Seçimi bireyin yapması mümkün mü hiç, yoksa birey çekimin KENDİSİ olarak mı seçiyor?
C: Bireyin içindeki çekim, varoluştaki tüm çekim.
S: (L) Ben de Sufilere zor diyordum! (F) Bu kapıyı açan şey muhtemelen kendi çalışmaların. (L) Tanrım! Ne yaptım ben!
Pekala. Kafam allak bullak oldu.
C: Hayır olmadı.
S: (L) Kafam karıştı ve aşırı yüklendi.
C: Bunun eğlenceli yanının farkına var!
S: (L) Eğer bu söylediklerinizin herhangi bir bölümü bizim için önemli olacaksa, bu süreçte bunların ayrıntılarını öğrenmek durumunda olacağız demektir.
C: Daha kaç kere söylemek zorundayız?!?!
S: (L) Öğrenmek eğlencelidir! Evet!
C: Tüm varoluşun tüm toplamı her birinizde mevcut, ve tersi.
S: (L) Peki algıladığımız "çok-luk"un açıklaması nedir?
C: 3. yoğunluğun algısı.
S: (L) Yani tüm evren içimde... tamam, bu... Anlıyorum. Garip ama anlıyorum. Sorun buna erişmekte, örtüleri kaldırmakta.
C: İşin eğlenceli kısmı da bu.
S: (L) Demek Coral Castle'ı yapan adam buna erişebiliyordu. Sürekli olarak mı yoksa aralıklı olarak mı?
C: Kısmen.
S: (L) Anladığım kadarıyla ışık hızındayken kütle yok, zaman yok ve çekim yok. Bu nasıl olabilir?
C: Kütle yok, zaman yok, ama evet, çekim var.
S: (L) Fotonun çekimi var mı?
C: Çekim ışık hızını aşıyor.
S: (L) Çekim dalgaları ışıktan daha mı hızlı?
C: Evet.
S: (L) Bir çekim dalgasını değişken yapan şey ne?
C: Kullanım.
S: (L) Burada gerçekten önemli birşeyi kaçırıyormuş gibi hissediyorum...
C: Evet öyle, ama bunu ancak kendi ilerleyiş hızınla bulabilirsin.
S: (L) Sanırım bu konuya dönebilmek için bunun hakkında okuyup araştırma yapmam gerekiyor.
C: İyi geceler.

--------------------------------------------------------------

Yine o meşhur  anlaşılması hazmedilmesi çok güç ama bir yere bilinci oturttuğumuzda gerçekliği bütün çıplaklığı ile ortaya koyan  çekim bahsi,

Bir nebze ölümü yaşayıp tekrar dönenlerin anlattıklarını daha keskin anlamaya başlıyorsunuz,

Onlar tarif etmekte güçlük çekiyoruz demekteler,yine birdenbire her duygu çeşidini bir anda duyan ve ona dayanamayıp uykuyu seçmeye yönelten o can alıcı ve beni çok korkutan vizyonum aklıma geldi,

Ölümü deneyip gelenler o hissi anlatmakta güçlük çekiyorlar ama onun verdiği coşkuyu ve sevgi halini tam hatırlayıp mutlu oluş aurasından sıyrılamıyorlar , kısaca onlar vizyonumda belirttiğim bütün duyguların farkına varıyorlar ama çokluğun seçildiği bu 3Y illüzyonunda olmadıklarından duygularının arkasındaki o psikolojik korkuyu endişeyi şimdi kötü bir şeyler olacak hissini duymuyorlar, ben panik bir halde  o korkuyu duymuştum,

Daha açıkçası maddi bedenin sarmalandığı fiziksel vizyondaki yaratılmış korkular hatırlamalar bekleyişler v.s. olmadığından var oluşun eterik alemdeki gerçek yapısı olan o sevgi ve haz durumunu sonuna kadar hissediyorlar,

Hissetmek tabiri de yanlış o bağımsızlığı rahatlığı saf hürriyeti fark ediyorlar,

*********
S: (L) Yani değişken çekim dalgaları aracılığıyla diğer yoğunluklara erişebilirsin, öyle mi?
C: Herşeye.
S: (L) Bu dalgalar mekanik olarak üretilebilir mi?
C: Üretmek aslında toplamak ve yaymaktır.

********
Toplamaya dalmak fizik yoğunlukları tarif ediyor ,çokluğun oluşu, eğer maddenin o sıkıştırıcı daraltan ve helezoni olarak kök noktalara doğru yönelten yokluğa sürükleyen bölümünü seçerseniz bu yaşadığımız KH yoğunlukta şimdi olduğu gibi debelenirsiniz, dağıtmak ise tersi tam bağımsız hür yollara sevgi ve mutluluğun henüz keşfedilmemiş bölümlerine yönelmek,

Anlatmak istediğim bu muhteşem var oluş olayında her şeyin özü seçimlerdir ,defalarca tekrarlandı,ölümü geçici yaşayıp geri dönen kişinin anlattığını hatırlayalım ,

Her şeyi seçmekte serbesttim ne düşünüyorsam derhal oluşuyordu hatta bir ara darlık halini seçtim birdenbire dünyadaki bedene sıkışmış o acı çeken halim oluştu derhal vaz geçtim,

Bu bilgiyi genelleştirip maddi alemdeki dar yaşantıyı da hesaba sokup değerlendirirsek ,kötü veya olumsuzu düşünen onu seçmiştir,

Yaşayacak,

Madde alemde bu halden sıyrılmak ancak bilgi ile olur bilginin açtığı algı mekanizması kişiyi bu halden kurtarıp belki takındığı olumsuz hali normal olanı öğrenmek için bir ders olduğunu anlatıp farkındalığın kaliteli bölümüne bilincini atayacaktır,

Bu edebi cümlelerle ne anlatmak istiyoruz," her müsibetin bir hayrı vardır" atasözü ile sadeleştirebiliriz,bütün bu anlatımı şu kısa K, ifadesi ile daha da barizleştirebiliriz,

"S: (L) Bir çekim dalgasını değişken yapan şey ne?
C: Kullanım.
S: (L) Burada gerçekten önemli birşeyi kaçırıyormuş gibi hissediyorum..."

******
"S: (L) Çekimin bilinci var mı?
C: Evet.
S: (L) Seçimi bireyin yapması mümkün mü hiç, yoksa birey çekimi KENDİSİ olarak mı seçiyor?
C: Bireyin içindeki çekim, varoluştaki tüm çekim."

*******
Böylelikle sayfalar dolusu alıntılar özetlerle yorumlarla anlatılmaya çalışılan çekim denen olgu bütün saflık ve açıklığı ile burada beliriyor,

Seçtiğin her şey değişken çekim dalgası yaratır ve var oluşun binbir haline böylece dönüşülür,burada hassas ve üzerinde durulması gereken,

SEÇTİĞİN,

Seçtirildiğin değil..
Çekim herşey,herşey Tanrı..

*****
"C: Çekim "Tanrı"!
S: (L) Ama Tanrı'nın ışık olduğunu sanıyordum?
C: Eğer çekim herşeyse, ne değil ki? Işık çekimin ürettiği enerjinin ifadesi."

******
"S: (L) Peki değişken çekim dalgaları... Yo, yo, bir saniye... şöyle sorayım; değişken çekim dalgaları 7. yoğunluktan mı yayılıyor?
C: Her yerden. "

*******

Sorudaki sorgucuların 7Y i nasıl merdiven son basamağına sabitlediklerini fakat verilen cevaptaki genişliği fark edelim..

Sık sık alıntıdan pasajlar sıralamamın sebebi ben ve çok kişi okuduğunu bazen şöyle bir geçer oysa arada idraki betonlayan özel kısımlar var ,

Ara ve kısa zamanda devamı gelecek..


Tgur

#1653
YORUMLAR 140

S: (L) Bu gece 5. yoğunluk hakkında birşeyler sormak istiyorum. 4 fiziksel yoğunluk ile 5. yoğunluk arasındaki "ayrım çizgisi" nasıl işlev gösteriyor?
C: Çevrim döngüsü bölgesi. 1'den 4'e kadar olan yoğunluklardaki enkarnasyonlar arasında düşünme/öğrenme ihtiyacını karşılamak için kişinin 6. yoğunluktaki varlıklarla mükemmel dengede doğrudan bir iletişim kurması gerekir.
S: (L) Bir kişi 1. yoğunluktan 4'üncüye kadarki tüm deneyimlerini tamamladıktan sonra 6. yoğunluğa geçmeden önce bir süre 5. yoğunlukta mı kalıyor?
C: Evet.
S: (L) 3. yoğunlukta ölüp 5. yoğunluğa giderken 4. yoğunluktan mı geçiyorsun veya onu görüyor musun?
C: Hayır.
S: (L) 5. yoğunluk seviyesinde bulunan varlıkların hizmetinin bir bölümü bir rehber görevi görmeyi mi gerektiriyor? Yani 5. yoğunlukta iki tür varlık mı var; çevrim için orada bulunanlar ve kendi bilinç seviyesi 5. yoğunluk olanlar?
C: Hayır. 5. yoğunlukta herkes varolan herşeyin zamansız kavrayışına sahip.
S: (L) Eğer 5. yoğunlukta herhangi bir varlığın zaman ötesi bir kavrayışı varsa, o varlığın 5. yoğunluktan 6. yoğunluğa geçmek yerine "çevrim döngüsüyle" önceki bir yoğunluğa dönmesini belirleyen şey nedir?
C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
S: (L) Yani 5. yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun...
C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği... "Büyük Dengeleyici!"
S: (L) Zihnimdeki resme göre döngü dışarı yayılıyor, sonra giderek birleşip kaynağa dönüyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Varolan herşeyin tam olarak yarısı dengesizliğe doğru hareket ediyor ve diğer yarısı da dengeye doğru hareket ediyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Tüm kozmos mu? Varolan herşey mi?
C: Evet.
S: (L) Kozmosun bir bölgesindeki enerji daha çok denge arayan bir enerjiyken, diğer bölümünün daha çok dengesizlik arayan enerjiyle dolu olması mümkün mü?
C: Ou evet!
S: (L) Dünya şu anda dengeden ziyade dengesizliğin hakim olduğu bölgelerden biri mi?
C: Evet, ama hızla dengeye geri dönüyor.
S: (L) Yoğunluk Sınır dalgasının geçişi bu dengelenmenin bir parçası mı?
C: Evet.

********
Çekimin fiziksel oluşumdaki yerini ve değerini özümsemeye devam ediyoruz,fiziksel dedim başka oluş şekilleri varsa o şimdilik bilinç kapasitemizin dışında,

Öğreneceğiz veya yaratacağız,

Bu cümle şu anda dilimden döküldü, birden irkildim, 

Bilinç kapasitemizin dışında dediğimde olayı yine bir bilinmeyen güce atan ve sonra bilincimde oluşan gerçeği yine çözemeyeceğiz ifadesini içeren boşluğu sağlayan eski inanca karşı saf zihnim bu idraki adeta haykırdı, seneler evvel "niçin bunlar niçin" diyen ve arayışta olup bu boşlukla kapanan bilincim şimdi dengeye oturdu, adeta rahatladım,

Monoteizmi yeren bilgi pasajları ve K.dan örnekler verirken asırlardır şekillenmiş ve bir türlü başka şekilde olamaz ama deyip bir çok ispat doneleri ile karşılaşmış kilitli zihinde olay  çözümlendi,

Şüphe yaratan  dayatmalara kapılmış inanç taşıdığımız olayın bu saf ve geciken seslenmeler veya düşünüşte bahsi geçen boşluksuz denge sağlama işi buymuş demek ki,

Güç bizde ,yaratacağız..

******
"S: (L) Eğer 5. yoğunlukta herhangi bir varlığın zaman ötesi bir kavrayışı varsa, o varlığın 5. yoğunluktan 6. yoğunluğa geçmek yerine "çevrim döngüsüyle" önceki bir yoğunluğa dönmesini belirleyen şey nedir?
C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor."

*******
Bu düşünüşü takviye edecek hadise kişinin farkındalık yapısındaki bilgi eksikliklerinin giderilmesi ,

"Bu yoğunluktaki herkes var olan her şeyin zamansız kavrayışına sahiptir "bildirimine ironik gelse de ölümden sonra bir şey yok bilincindeki materyalist bir bilinç için veya dengeyi olumsuz yöne aşırı kaçırmışlar için zamansız kavrayış güçlük taşır, zaman yok dense de bu şoku atlatmak için bu tip bilinçlere "es" gerekir, yani "pause" durumu,

O da geçici uyku ile olmakta sanırım,yine düşünüşümüzü genişleterek,  uyku halindeki özellik,

Bu uyku hali kişinin beden ve ruh evliliğinden kalan duygusal etmenlerin yani kayıtlardaki fiziksel beden bazlı hususlardan onu şoktan koruyacak özelliği vardır, çetrefilli anlatımdan kaçsam da bazı şeyleri izah güç oluyor,

Sanırım anlaşılmıştır, uykudaki tarafsızlığı yani fiziksel olaydan kopuşumuzu hatırlayın,

Belki eksik olan öğreti ve farkındalık sağlayacak hususlar uyku halinde çok daha kolay işlenir,bunu rüyalarımızdan biliyoruz,bir çok defa uyandığım vakit rüyayı hatırlamasam bile bilincimin 180 derece değiştiğine çok rastladım,

Uyanış sonucu kısmen olayları fark etmeye yönelen bilinç kendini onu daha da aydınlatacak rehberler nezaretinde yürüyen dershanelere sevk eder, oradaki öğretiler ve yine rehberler yardımı ile  işleyen meclis toplantılarında bahsi geçen "düşünüş" kişide bozulmuş olan dengeyi düzeltecek tedbirler kararlar almasını sağlar,

Ekseriyetle bu karar dengeyi düzeltmek üzere bir kaderi plan yapılıp yeni bir maddesel hayata dalmak yolundadır,

İşin  nasıl yürüdüğünden çok bahsettik,

********
"S: (L) Dünya şu anda dengeden ziyade dengesizliğin hakim olduğu bölgelerden biri mi?
C: Evet, ama hızla dengeye geri dönüyor.
S: (L) Yoğunluk Sınır dalgasının geçişi bu dengelenmenin bir parçası mı?
C: Evet. "

*******
Yoğunluk sınır dalgasının geçişi bu dengelenmenin parçasıdır ifadesi üzerinde biraz duralım,

Dalga geldiğinde bilinci açılmış veya açılmamışların durumu hakkında da çok varsayımlarda bulunuldu, celse nensupları tarafından soruldu cevaplandı,

Farkındalık sahibi olanlar açılmış olan kanaldan 4Y şartlarına geçecekler yani değişken fiziksekllik ve ötesine,

Diğerleri 3Y i yaşayacaklar  ,

Ama dalga yerleştiğinde her bölge 4Y şartlarında olacak denildi,
Bu bilmece gibi durumu çözmek için ben Orion Deney Üstatlarının üçlü döngü tam oluştuğunda bir "bekle ve gör" uygulaması ile tedbirler alacağı kanaatindeyim,

Seçim her insanın kendi bilincindeki en tabii olay ama şoka uğramış 3Y bilinç nasıl düzelecek,

Ben 5Y deki onları toptan uykuya daldırma benzeri bir uygulama olacak sanıyorum, çok ütyopik demeyiniz ,dünyanın vernal dönemlerinde geçici yaşam duraklamalarına tabi olduğu hakkında bilgiler hatırlıyorum ,şimdilik bunda katiyet belirtmeyeyim incelemek açmak günümüz K. bilgileri ile genişletmek gerekir,

Olaya biraz daha derin girince "dejavu" bahsi ve KH uygulayıcıların zamanla oynayarak "gerçeklik köprüleme" uğraşıları ile 3Y bilincini genişletmedeki hız sağlanabilir,

3Y de yaşayışımız boyunca maruz kaldığımız tarihsel olay karıştırmalarını hatırlayalım,

******
"C: Deja vu 4. yoğunluk KH'den kaynaklanıyor.
S: (L) Deja vu evrenin değiştirilmesinin hissedilmesinin bir sonucu mu?
C: Ya da... gerçeklik köprülemesinin bir hissedilişi.
S: (T) Yeni evrene geçerken eski evrende kalan birşeyin oluyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Gerçeklik köprülemesi nedir?
C: Ne gibi görünüyor?
S: (L) Evrenlerin birleşmesi gibi birşey mi? (T) Köprü iki şey arasına koyduğun birşey...
C: Sınırlandırıyorsunuz, kelimelerin kullanılmadığı 4. yoğunluğu bekleyin!
S: (L) Deja vu başka bir gerçeklikten bizim gerçekliğimize birşeyin gelmesinden mi kaynaklanıyor?
C: Bir olasılık.
S: (T) Bundan bahsetmemiş miydik? Diğer boyutlardan sızıntılar...
C: Evet.
S: (L) Diyelim ki 4. yoğunluk KH tarafından yaratılan ve birleştirilen belirli bir evrenin içindesin ve eski evren de hala mevcut ve onunla bir bağ hissediyorsun ama alternatif bir benliğin alternatif evrende bir deneyim yaşıyor... bununla mı ilgili?
C: Olasılıklar sınırsız.
S: (L) Yani bu şeylerin herhangi biri veya hepsi olabilir, "geçmiş" ve "geleceğin" realitelerinin köprülenmesi olabilir.
...Diyelim ki belirli bir evrenin içindesin, o evrende zamanda geri gidip geçmişi değiştiriyorsun, bunun ileri doğru herşeyi  değiştirmesini sağlıyorsun, domino etkisi gibi... Bu mümkün mü?
C: Öyle bir durumda, evet.
S: (L) Ama eğer geçmişi değiştirmek istersen ayrı bir evren yaratmak zorunda olduğunu söylemiştiniz... (T) Hayır, sen geçmişi değiştirmeyi sordun, onlar da bunu gerçekleştirmek için gerçekliği manipüle edebileceğin geçici bir yer yaratman gerekir dediler...
C: O özel faaliyetler için.
S: (L) Yani alternatif bir evren yaratmak özel şeylere yönelikti, genel tarihsel bir değişim için değil, öyle mi?
C: Tanımladığın şey "alternatif evren" yaratmayla aynı şey değil.
S: (L) Bir programı yüklemeyi bitirdiğin zaman geçici dosya siliniyor. Ve benim bahsettiğim şey alternatif bir evren yaratmak değil, daha çok geçici bir boyut yaratmak...
C: Yakın.
S: (L) Bizim evrenimizde bunun temel yöntemi nedir? Evrenimiz sürekli değiştirilip başka evrenlerle mi birleştiriliyor, yoksa geçmişimiz değiştirilip domino etkisi mi yaratıyor? En azından geçen birkaç yıl... (T) Ama görmemiş olacağımız için geçmişin değiştirilip değiştirilmediğini bilemezdik...
C: Ölçümleriniz yetersiz.
S: (L) Bunun sorumla ilgisi nedir? Hangisi oluyor? Domino etkisiyle değiştirilen tek bir evren mi, yoksa sürekli yaratılan yeni evrenlerle birleştirilen bir evren mi? ... Yoksa herhangi ve tüm olasılıklar gerçekleşiyor ve gerçekleşecek mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Bunu biraz daha açıklayabilir misiniz?
C: Hayır, çünkü anlamazsınız."

***********

Anlamaya başladık..

Ara.


Tgur

#1654
YORUMLAR 142

S: (L) Oryon kaçırılmalarını önlemeyebilmemizin herhangi bir yolu var mı?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evrensel özgür irade kanununa ve kendine hizmete müdahale etmek anlamına gelir bu.
S: (L) Fakat biz kaçırılmak istemiyoruz. Bunu durduramaz mıyız?
C: Olası değil. Sizden daha fazla güçleri var.
S: (L) Peki o zaman siz bize neden yardım etmiyorsunuz?
C: Sizin ırkınızın ve onların ırkının doğal ilerleyişine müdahale etmek olurdu. Yahudiler onlara yardım etmemiz için bizi çağırdılar fakat bunu yapamazdık. Sizin ülkenizin yerlileri de bizden yardım istediler fakat onları sizin ırkınızdan koruyamazdık; bunu da yapmadık. Bu doğal ilerleyiş, anlıyor musunuz?
S: (L) Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu olarak silinip gidecek miyiz?
C: Belki. Özel olduğunuzu düşündüren nedir?
S: (L) İsa Tanrı'nın bizi sevdiğini söylemişti. Bu doğru mu?
C: Fakat önemli olan ruh, beden değil. Beden ölür fakat ruh ölmez.
S: (L) Tüm bunlar tüylerimizi diken diken ediyor.
C: Siz enerjisiniz. Ruh ve beden bağlantısından gelen bir enerji var;

*****************
C: Siz enerjisiniz. Ruh ve beden bağlantısından gelen bir enerji var; daha sonra beden, parçaları için kullanılıyor.
S: (L) Enerjimizi ve bedenlerimizi ne için kullanıyorlar?
C: Yeni bir ırk yaratmak için. Onların ırkı yok oluyor.
S: (L) İnsanları alıyorlar, öldürüyorlar, başka ne yapıyorlar?
C: İnsanları doğruyorlar.
S: (L) İnsanlar ölüyor mu?
C: Bu ölüş şeklinde maksimum madde ve enerji transferi gerçekleşiyor.
S: (L) Yani yavaş ve acılı bir ölüm onlara istedikleri şeyi sağlıyor mu diyorsunuz? Bu tamamen iğrenç.
C: Gerçeği istediniz. Siz buna iğrenç diyorsunuz, fakat aslında bu sadece kendine hizmetin nihai bir biçimidir.
(Bu noktada A___, bir kitapta Kızılderililerin, bir düşmanın yavaş ve işkenceli bir şekilde ölümünün onlara daha fazla güç verdiğine inandıklarına dair bir bölüm okumuş olduğunu söyledi.)
C: Ya sizin laboratuar hayvanlarınız? Bu da kendine hizmet değil mi? İstenmeyen böcekler vs.'ye ne demeli?
S: (L) Burada önce biz vardık!
C: Böcekler de. Griler gezegeninizi istemiyor.
S: (L) Bu iğrenç.
C: Doğal ilerleyiş iğrenç mi?
S: (L) Tüm bu olanlar İsa'nın buğday meselinde tanımladığı, işçilerin gelip önce yabani otları topladığı hikaye gibi mi?
C: Yakın.
S: (L) Bunlar hangi insanlara yapılıyor.
C: Düşük seviye insanlara.
S: (L) Yüksek seviye insanlara ne oluyor?
C: Bazıları hayatta kalacak.

*********************
S: (L) Biz seçildik mi?
C: Seçilmek nedir ki? Yalnızca siz seçebilirsiniz. Seçim doğayla, özgür iradeyle, bakmayla, dinlemeyle gelir. Nerede olduğunuz önemli değil.
Kim olduğunuz ve ne gördüğünüz önemli.

*******************
S: (L) Bedenim belirli besinlere tepki gösterdiğinde o besinleri yemeyi bırakmam gerekir mi? Bedenim bana birşey mi söylemeye çalışıyor?
C: Sana bağlı. Hiçbir şeyin sana birşey "söylemesine" gerek yok.
S: (L) Bunu açıklayabilir misiniz?
C: Gerekmeyen bir durumda neden rehberlik arıyorsun?
S: (L) Yani her gün, her an doğal olarak karşımıza en iyi seçim olarak gelen şeyleri yaparsak doğru yolda mı oluruz?
C: Aynen öyle.

*************
S: (L) Evet, şunu söyleyecektim, teorik olarak eğer bir birey doğru seçimleri yaparak doğal bir şekilde gelişirse ve geçişin yapılacağı zamana ulaşırsa, o bireyin bedeni de fiziksel olarak bu geçişi yaşar mı? Tabii bunu teorik bir soru olarak soruyorum.
C: Elbette.
S: (L) Bu teorik kişinin diğer boyuta geçiş yaptığını düşünelim, o durumda bedeni ne durumda olur? Somutluk bakımından şu anda olduğu
gibi mi olurdu? Ne tür bir deneyim olurdu?
C: Buradaki anahtar kavram fizikselliğin değişkenliğidir.
S: (L) Yani herkesin durumu farklı mı olacak, yoksa her birey, bedenin maddesi ve yapısı üzerinde daha büyük bir kontrole mi sahip olacak?
C: İkisi de sayılmaz. Fizikselliğiniz gereksinim ve koşullara göre değişken olacak.
S: (L) Yani bazen ışıktan bir bedenimiz mi olacak?
C: Yakın.
S: (L) Bazen de bedenlerimiz şu andaki kadar somut olacak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ortalama yaşam süresi ne kadar olacak?
C: 400 yıl.
S: (L) Bu geçişi 50 yaşındayken deneyimleyecek olanlar da aynı şekilde 400 yıl mı yaşayacaklar?
C: Yenilenerek genç bir görünüm elde edecekler.
S: (L) Işığın ve karanlığın süresi bakımından günler şimdikinden farklı mı olacak?
C: Bu önemsiz. Gezegen de 4. yoğunluk olacak.
S: (L) Ama günler ve geceler, yörünge farklı mı olacak? Eksen açısı değişecek mi?
C: 3. seviye yoğunluk açısından düşünüyorsun. Kurallar o kadar farklı olacak ki, fiziksel temelli karşılaştırmalar anlamsız kalıyor.
S: (L) Fakat ben güneşin doğuşunu, kuşların ötüşünü ve rüzgarları seviyorum. Bu şeylerin de aynı kalıp kalmayacağını bilmek istiyorum.
C: Bir şekilde evet.
S: (L) Birkaç ipucu veremez misiniz?
C: Bunu kendiniz görmenize izin vermemiz gerek.

***********
S: (L) Bu büyük bir kozmik oyunun parçası mı?
C: Evet.
S: (L) Mutlak yaratıcı kendinin farkında mı, kendinin bilincinde mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Evrenimizde olan bu olaylar doğal bir akışın parçası diyorsunuz.
C: Yakın.

************
S: (T) Celsenin sonunda Tom'la üniversite eğitimi, işi, şirketi hakkında konuştunuz, çok uzak olmayan bir gelecekte bir devir işlemi olabileceğini söyediniz. Sizce Tom söylediklerinizi anladı mı?
C: Tom verilen mesajı anladı ama bilgilere direniyordu. Ve buna hakkı var.
S: (T) Peki ya Cherie? O anladı mı?
C: Kendi gelişim seviyesi için gerekli olan miktarda.
S: (L) Yani?
C: Bu belirsiz bir soru. Bunun düzgün bir şekilde yanıtlanması zor. Lütfen anlayın, eleştirmek için söylemiyoruz ama bu celselerde ilerleme için objektiflik gerekiyor. Bir şahsın gelişim seviyesinin yeterli olup olmadığı yönünde bir soru sorduğunuzda, bu subjektiftir; neyin yeterli olduğunu, neyin yeterli olmadığını belirleyecek olan kim? Herkes farklı gelişim seviyelerinde.
Anlıyor musunuz?

***************
S: (L) Kesinlikle bunu yapmak istiyorum. Şimdi, kişisel bir soruya geçmek istiyorum. Mevcut yaşam koşullarımla ilgili olarak, bunun karmik olup olmadığını öğrenmek istiyorum.
C: Kişisel yaşamdaki tüm zorluklar o veya bu şekilde karmiktir. Özellikle diğer ruh varlıklarıyla olan etkileşimler söz konusu olduğunda. Ve etkileşimler ne kadar yakınsa, o kadar karmiktirler. Bunu zaten biliyorsun.
S: (L) Zor olan şey, yapılacak en iyi şeyin ne olduğunu bilmek.
C: Öğrenme, tüm varoluşta gerçekleşen bir süreçtir ve o veya bu eylemle gerçekleşir. Herhangi ve tüm eylemler, herhangi ve tüm olası
eylemler, herhangi ve tüm olası eylem yönleri, sürekli öğrenme sağlar. Dolayısıyla, mutlak manada, hata yapmak mümkün değildir. Fakat,bireyin karmik olan şeyleri tam olarak deneyimlemesi gerekir. Yapılan seçimler, üçüncü yoğunluk fiziksel düzlemine girme öncesi yapılan seçimleri yansıtır ve buna, akışkan haliyle gerçekliğin değişkenliğine dayalı olarak kendilerini gösteren fırsatlar eşlik eder. Dolayısıyla, verilecek kararlar, verilmeleri gerektiği zaman kendilerini gösterecektir ve öğrenme sürecinin daha yüksek miktarda mı, yoksa daha düşük miktarda mı ızdırap meydana getireceğini belirleyen şey, yalnızca kişinin yorumu objektif bir şekilde kabul etme yeteneğidir.
S: (L) Öğrenme neden ızdıraplı olmak zorunda?
C: Zorunda değil.
S: (L) Bana istisnasız bir şekilde öyle görünüyor.
C: Bu deneyimleyenin algılarına göredir, herhangi mutlak ölçütlere göre değil.

*****************
S: (L) Tamam, hafızanın subjektif olduğunu ama atomun subjektif olmadığını söylediniz. Eğer hafıza subjektifse, tanımladığınız şeye göre her bir bireyin hafifçe farklı bir perspektifi var demek oluyor bu, aynı olayla veya aynı zaman dilimiyle ilişkili olarak bile.
C: Elbette!
S: (L) Ama aynı zamanda...
C: Öğrenmenin hazinesi bu.
S: (L) Hazineye giden kim?
C: Öğrenen.
S: (L) Ama söylediğiniz şey atomun objektif bir varlığa sahip olduğu. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Objektifliği sağlayan şeyin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: Gözlemcinin önyargıyı "kapıda" bırakma çabası.
S: (L) Gözlemcinin önyargıyı kapıda bırakma çabasının bir atomun objektif varlığıyla ilgisi nedir?
C: Mutlak bir şekilde diğer herşey gibi atom da gözlemci olmadan varolamaz.
S: (L) Atomun objektifliği hususunda, eğer insan gözlemciler objektif değillerse, atomu objektif yapan gözlemciler nerede oluyor? Veya gözlemci olmadığında atom da mı olmuyor?
C: Evet. İkinci yoruma.
S: (L) Hangi kısmına?
C: İkinci yorum.
S: (L) Yani bir gözlemci olması gerekir. Gözlemcinin bir insan mı olması gerekir?
C: Gözlemcinin bir bilinç olması gerekir.
S: (L) Atomun objektif bir varlığı olduğunu söylüyorsunuz ama ancak bir bilinç tarafından algılandığında varolduğunu söylüyorsunuz. Bu durumda atomun varlığı objektif olamaz.
C: Hayır.
S: (L) Fark nedir? Objektifliğin gözlemcinin önyargıyı kapıda bırakma ÇABASI olduğunu söylüyorsunuz.
C: Bilinç olmadan objektiflik de olmaz, subjektiflik de!!
S: (L) Yani buradaki mesele, tıpkı kişinin yaratmak için beklentisel olmayan bir durumda olması gibi, önyargıyı kapıda bırakma çabası, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu çok zorlu bir konu... (A) Bilinç objektif midir?
C: Bilinç, farklı seçimde bulunma yeteneğine sahip olana kadar objektiftir.
S: (A) Değişimi, seçme yeteneğini sağlayan etken nedir?
C: Önyargının dahil oluşu.

******************
Doğa ve objektiflik hakkında gerekli bir bilince oturtabilmem için kısa bir araştırmaya yöneldim, bu konularda alıntılar bol ama bir bakıma işi genelleyip uzatmamak lazım,bu da benim belki subjektif bir çıkarımım,

Bir diğer subjektifliğim doğa ve objektif konulara tam vakıf olamadam "tanrı her şeydir" bilgisi coşkusuyla yaratmaktan bahsettim evet yaratacağız ama doğa ve objektiviteyi parçalamadan,

Bu ne demek,
Bize bilgi veren altıncı yoğunluk mensupları bir kişi yedinci yoğunluğun tüm kavramına sahip olduğunda herkes o yoğunluğa erişmiş olur demişlerdi  ve bizde sizlere hizmet edip bilgi verip kendimize hizmet ediyoruz bir bakıma KH ız zira henüz 7Y e ulaşmadık ,çabamız o demişlerdi,

Kısaca o nihai bilinç henüz bizlerce oturabileceğimiz seviyede değil aksi düşünülüp davranılırsa sdece doğanın gidişine aksak bir yol tutturmuş oluruz zira doğa ve objektiviteyi ortadan kaldırmışızdır,
Şu aktarım çok şey söylüyor,

*******
"S: (L) Mutlak yaratıcı kendinin farkında mı, kendinin bilincinde mi?
C: Evet ve hayır.

*******
Yıldızlı ayırımlar iyi oluyor hem doğaya uygun bir estetik veriyor hemde düşünceye bir es,

Buradaki "evet ve hayır" herşeyi söylüyor,olayı tam anlamaya yönelmiş pür dikkat bilgileri zaman içinde özümsersek gereksiz "tanrı benim"çıkmalarının boşa olduğunu görmekteyiz,

Bir kere bu bilgileri aktaran 6Y dostlarımız ki biziz, henüz 7Y e tam ulaşamadığından bahsediyor, tanrı her şeydir sözünü kolaylıkla söylerken hakiki bir 7Y nin ne olduğunu orayla bütünleşildiğinde  anlaşılacak ,

Şu dörtlüğümün hakiki çözümünü seneler sonra ancak bulabildim,
"Birdedir benim bütünlüğüm " sözünü kafiye uygun olsun diye söylediğimi hatırlıyorum şiirde melodi falan,hayır, gerçeği haykırıyormuşum fark etmeden,

"Özüm zihnim bir ben birden görüntüyüm
Parçada değil birdedir benim bütünlüğüm
Ayrılık rüzgarına kapılmış ey rengarenk iplikler
Gelin siz de atın artık şu birlik kilimine okkalı bir düğüm"

Mutlak yaratıcı özelliği ancak bunun farkına herkesin bu bilinçte "bir" bilincinde birleştiğinde ortaya çıkacak ,şimdilik var edilmiş doğa yürürken yani çokluk ile  bireysellik denenirken henüz mutlak farkındalık olamayacak,

Bizim sık sık monoteizme karşı gelmemiz insanın kısıtlı inancı olan biteni ayrı bir gücün ürettiğine dair, bizi o yaratmış ve bizden ayrı korkmamız gereken hakkında hiç bir düşünce üretemeyeceğimiz bir güç ,hayır, o güç bizde ancak mutlak farkındalık bu ayırımı gözetmeyen birleşim tam olunca teşekkül edecek,

Bu gün yine dörtlüklerimle izahı bütünleştirmeye çalışıyorum ,

"Bu merdivenle çıkış sizi bir okyanusa getirir
Bu sonsuz okyanusa birleşim denizi de denir
Orada siz her şeysiniz bir damla olsanız da
Tek bir duygu vardır yok olmaz , o da sonsuz sevgidir"

Doğa da ondan bir parça ,objektif bir bakış açısına gelince bütün var olmuş varlıklarla bir olan onu onda görebiliriz, o halde yürüyen bir doğaya hükmetmeye müdahale etmeye kalkışmak tanrıcılık oynamak gibi sahte ve bilinçsiz bir uygulamadır,

******
"S: (L) Peki o zaman siz bize neden yardım etmiyorsunuz?
C: Sizin ırkınızın ve onların ırkının doğal ilerleyişine müdahale etmek olurdu. Yahudiler onlara yardım etmemiz için bizi çağırdılar fakat bunu yapamazdık. Sizin ülkenizin yerlileri de bizden yardım istediler fakat onları sizin ırkınızdan koruyamazdık; bunu da yapmadık. Bu doğal ilerleyiş, anlıyor musunuz?"

*******

Ara..


Tgur

#1655
YORUMLAR 143

S: (L) Bu işaretleyicinin kime etki yapması isteniyordu?
C: Doğru kavram değil.
S: (L) Doğru kavram nedir?
C: Ancak algı öğrenmek için bir katalizör olduğu zaman tüm olaylar eşzamanlıdır.
S: (TH) Bu bağlamda eşzamanlı ne anlama geliyor?
C: Ancak ders tamamlandığında keşfedilir.
S: (TH) Tüm olayların zamanın dışında mevcut olduğunu ama bizim onları sıralı olarak algılamakta olduğumuzu mu kastediyorlar?
C: Yakın Tom.

*********
: (L) Max Planck ve Nicola Tesla'yla da konuşmak istiyoruz. S  'yle konuşmamızı ayarladığınız gibi bunun için de bir şey ayarlayabilir misiniz?
C: Muhtemel, ama kişisel bir tanışıklık olmadığında 5. yoğunluğun zamansız düzleminde enerjiler dağınıktır.
S: (TH) Planck Sabiti'ni tanıyoruz en azından. (L) İşte aradığımız tanışıklık bağı!
C: Hayır, bu değil.
S: (L) Yani bunun yapılabileceğini söylüyorsunuz, ama biraz çalışma gerektirir?
C: Evet.
S: (L) Görünüşe göre S____ ve K____ psişik bağlardan dolayı gelebiliyorlar. Yani Max ve Tesla'yla konuşabileceğimiz şekilde bir randevu ayarlayabileceğinizi mi söylüyorsunuz? Hala orada olduklarını varsayabilir miyiz? Reenkarne olmadıklarını?
C: Randevu mu? O boyutun zamansız olduğunu anla; sizin varlıklarınızın özsel uzantıları da "hala" orada!

************
S: (L) Tamam, bunu yapabilirim. Diğer sorulara geçelim. Eski apokrifal metinlerden birinde Meryem'in kocası Yusuf'un anlattığı bir hikayeye yer veriliyor. Bu metinde Yusuf İsa'nın doğduğu gece "zamanın donması" olarak tanımlanabilecek bir olay anlatıyor. Zamanın donduğunu söylüyor. İnsanları yemek masasında lokmalarını ağızlarına götürürken kolları, çeneleri donmuş olarak anlatıyor. Hayvanlarla vb şeylerle ilgili olarak da buna benzer tanımlar var. Bu olay olduğunda ebe getirmeye gidiyormuş. İsa'nın doğumu sırasında gerçekten zaman durdu mu?
C: Bireysel hassasiyet seviyelerine dayalı olarak zaman pek çok insan için pek çok kez "duruyor."
S: (L) Hassasiyet seviyesine göre. Hassasiyet seviyesinin zamanın durmasıyla ilgisi nedir?
C: Zaman senin için de durdu.
S: (L) Tüm gezegen için aynı anda durduğu oluyor mu?
C: Zaman hiç "başlamadı."

***********
S: (L) Vah vah. İnsan kurban etme uygulamasının kökeni nedir?
C: Daha önce bu sorularının pek çoğunu pek çok şekilde yanıtladık.
S: (L) Evet biliyorum. Ama bu soruyu doğrudan hiç sormamıştım. Ama buna çeşitli referanslar var.
C: Referanslar mozaiğe parça sağlıyor, böylece öğrenme kanalını güçlendiriyor.

***************
S: (L) Yani temel olarak bu teklifi reddetmemiz gerektiğini ima ediyorsunuz, doğru mu?
C: Hayır. Her zaman, özellikle de bu tür dönemlerde daima objektiflik için çaba harcaman ve subjektifliğin, duyguların, acele düşünülmüş fikirlerin veya kararların seni yönetmesine izin vermemen gerektiğini oldukça doğrudan bir şekilde söylüyoruz!
S: (L) Bu kaynağın, bu "brana"nın Oryon grubuyla temas halinde olması mümkün mü?
C: Pardon?
S: (L) Daha önce tanımladığınız Quorum'u kastediyorum.
C: Çok karmaşık bir ağı çok düzgünce sarılmış bir yumak gibi algılamama konusunda her zaman dikkatli ol.
*****************
S: (L) Tamam, önceki celselerde gerçeklik birleşimini sorduğumda, gerçeklik köprülemelerinden bahsettiniz. Bir keresinde de "o gerçeklik köprülendiği" sırada F____'nin hayatının değişmekte olduğundan bahsediyorduk. Bu kavramlar arasında bir ilişki var mı?
C: Elbette!
S: (L) Önemli kavşaklardan bahsettiniz. Bu önemli periyotlar daha önce değindiğiniz işaretleyicilerle mi ilgili?
C: Evet.
S: (L) Biri belirli bir seçimde veya kararda bulunduğu zaman, belirli bir evren yapısına veya bir diğerine ya giriyor, ya da çıkıyor, veya her ikisi, doğru mu?
C: Belki.
S: (L) Eğer biri hayatında, belirli önemli kavşaklarda çok önemli bazı seçimlerde bulunursa, bu o kişinin gerçekliğini tamamen değiştirir mi?
C: Şunu hatırla: Daha önce de söylediğimiz gibi yanıtlar için ağ çalışması yap, meditasyon yap, öğren ve yanıtlara ulaşmaya çalış, ve ihtiyaç duyduklarını iste. Her zaman geminin kontrolünde ol...

*******************
Önemli sözler ve bildiklerimizi test edip daha açık bir anlayışa gelebilmek için alıntılar demeti,  sanki şu cevaptaki öneriye uyuyor,

"C: Çok karmaşık bir ağı çok düzgünce sarılmış bir yumak gibi algılamama konusunda her zaman dikkatli ol."

Karmaşık bilgi parçalarından biri evvelce de yorumda bulunduğumuz "algı katalizör olduğunda bütün olaylar eş zamanlıdır" cevabı,

Biraz dikkat edildiğinde sıraladığım alıntıların çoğunda yine o alıştığımız ve terketmekte veya olayları anlamaya mercek tuttuğumuzda önümüzde vazgeçilmez manialar çıkaran sıralı olaylar manzumesi olan zaman var, o dünya anlayışının dışına çıkabilmek,

Kuantum ,termodinamik ve ona bağlı Plank Sabiti gibi konularda dünyaya çok şeyler vermiş olan ve üst yoğunlukta olan Max Planck ,Tesla gibi kişilerle konuşma isteğine verilen cevap da önemli ,

"C: Muhtemel, ama kişisel bir tanışıklık olmadığında 5. yoğunluğun zamansız düzleminde enerjiler dağınıktır."

Cevap baştan ümitleri kırar olayda istenileni imkansız noktalara çeker gibi gözükse de şu ikinci cevap konuyu daha muğlak duruma değil açıklığa sürüklüyor,

"S: (L) Görünüşe göre S____ ve K____ psişik bağlardan dolayı gelebiliyorlar. Yani Max ve Tesla'yla konuşabileceğimiz şekilde bir randevu ayarlayabileceğinizi mi söylüyorsunuz? Hala orada olduklarını varsayabilir miyiz? Reenkarne olmadıklarını?
C: Randevu mu? O boyutun zamansız olduğunu anla; sizin varlıklarınızın özsel uzantıları da "hala" orada!"

Özsel uzantılarımız da hala orada ,

Yüksek benlik ,üst yoğunlukta  olan biz falan dendiğinde burun kıvırmalar ütyopya bunlar diyenleri hissediyorum  ve onları da seviyorum, katiyen yargı değil, kendi bilincimizdeki yapılmış gerçeklik köprülemelerinden değişik işaret alana kadar benim evvelki bilincime de bu sözler,

Çok evvellerde bu tanımlamalara faullü bakardık ,ama işte uygun izah sunan cevaplar ortada,

Konuyu dağıtmadan ,o boyutun zamansız olması ve sizin özsel uzantılarınız da "hala"orada, cevabında müthiş bir anlatım var  gelişen farkındalığınız ve inancınızla  yüksek benliklerinizle hemen konuşabilirsiniz, nasıl,

İstemek ve düşünmekle,

Dörtlüklerimi fantezi olsun diye yazmadım,

"Kendini bulan beni görür ben sendeyim
Başka yerde arama burada her bedendeyim
Seninle görür , seninle işitir ve yaşarım
Arayanın beynindeyim, sorarım ben neredeyim

Dalda titreyen yaprak , esen yeldeyim
Akan su , duran göl ,denizlerdeyim
Yuvarlanan taş , sivri dağda , tepelerde
Hasılı gördüğün her şey , her yerdeyim

Böyle düşün artık gerçeği anla
Düşündüğün an gelirim senin yanına
Korkarsan uzaktayım şunu bil
Sevgidir diğer adım korku gelmez yanıma"

Lütfen  kendini parlatma merakımın o çok ilkel gördüğüm yakıştırmaların yine ortaya çıktığını söylemeyin, samimi olarak maksadım başıma gelenlerle ve yaşanmış uzun zamana bağlı tecrübelerimle anlatılanları teyit etmek,

O yıllar işte o şimdi bahsi geçen özsel uzantımın seslenişi idi ve baştan anlamayıp ben bunları nasıl yazdım olamaz böyle bir şey diye defalarca okuyup hayret ettim,sorgulayan ve kolay kabul edemeyen şüpheli monoteizm takıntılı 3Y bilincimle oldukça fazla zorlandım ,o aralar "herşey birdir" dedirten enteresan öğretici rüyalar vizyonlar hakkındaki zihni muhasebe ile  bu konuyu zihnime yerleştirmeye çalıştım,

Birlik bilincinin tam oturmadığını yakınlardaki yorumlarıma  bakarsanız anlayabiliriz ,henüz 7Y ile tam bir beraberlik sağlanamayan olayı madde yaratımının ve teofizik dalındaki anlayışın doğa ve objektif oluşlardaki berrak anlayışı sağlamamızın imkanı  tam olarak oluşamadı,

Yunusun dediği gibi "hamdım ,piştim oldum," diyemeyiz Yunus söyleyebilir ama biz oldum ben dersek olmuş bir meyvanın sert zemine düşüp dağılması gibi paramparça olup yokluğa sürükleniriz,

Zira henüz o sert zeminli 3Y madde dünyasında KH olarak ayaklarımızı dengeli basıp düşmeden yürümeye çalışıyoruz,

****

"S: (L) Eğer biri hayatında, belirli önemli kavşaklarda çok önemli bazı seçimlerde bulunursa, bu o kişinin gerçekliğini tamamen değiştirir mi?
C: Şunu hatırla: Daha önce de söylediğimiz gibi yanıtlar için ağ çalışması yap, meditasyon yap, öğren ve yanıtlara ulaşmaya çalış, ve ihtiyaç duyduklarını iste. Her zaman geminin kontrolünde ol..".

Ara.

Tgur

#1656
YORUMLAR 144

S: (L) Yani bir insanı değiştirebileceğini veya yaptığın şeydeki birşeyi değiştirerek onlara doğal bir şekilde yardımcı olabileceğini düşündüğünde, bu varsayım oluyor.
C: Ya da herşeyin değişeceğini düşündüğünde.

*************
Konuları parça parça alacağım ,okuyup geçiştirdiğimiz yerlerde düşünmeyi  zenginleştirecek şeyler var,

İnsanı değiştirebileceğimizi zannedip çok ter döktük yaşamımımızın boşa giden eenrjisi olmaktaymış,yalnız bilgileri dinleyip başını sallayıp geçenleri de fırsat bulduğunuz  vakit tekrar aynı konuda temas edin şeklinde K.ların önerilerini de hatırlıyorum,

Bunun doğal gidişte bireylerin karmik maceralarında kaçırdıkları işaretleri fark ettirme yönünden faydalı olabileceğini sanabiliriz, ama değiştirmeyi ummak tamamen varsayım ,bırakalım kişinin bilinçsel doğası kendi ruh kulvarında yürüsün,

"C: Ya da herşeyin değişeceğini düşündüğünde. "

 Bunda ise biraz es verip yorumlama lazım,

Bir şeyler yaptığınızda etrafımızı kaplayan doğayı sürüp giden olayları maddi veya manevi  değiştirmeyi nasıl düşünürüz,

Oryon deney üstadı Korsonsiyum bile yenilikler için çeşitli faaliyetlerde bulunuyor ve bekleyip izliyorlar, ırkların karıştırılması v.s. esasta belki farkında olmadan KH vari bir değiştirme bekleyişindeler ama mesela biliyoruz ki üçlü döngü dediğimiz var oluşun doğal  kavuşma zamanında dünya insanına katiyetle neler olabileceğini bilemiyorlar, BH ile savaşlar yapılıyor, bekleniyor,

Zira  bireysel olmanın ayrı yaşam şekillerini yaratan etkisi ile,
Mozaik oluşumda toplanan bilgilerin olaylara nasıl tesir ettiğine dair somut soyut hiç bir beklentinin  olamayacağını sağlayan "değişken çekim dalgaları" bu işte amirdir, yine eski terimlere dalmayayım başlıca etkendir,

**********
S: (L) Sanırım hepimizin dokunulmaz olduğunu ve saldırıya maruz olmadığını düşündüğümüz bir alanımız veya alanlarımız var. Veya bununla ilgili olan şeyleri 3. yoğunluk mantığıyla açıklayabileceğimizi sanıyoruz. Ta ki saldırının insanın bizzat kendinden, karısından, kocasından, çocuklarından, ebeveynlerinden, arkadaşlarından, İSTİSNASIZ HERKESTEN gelebileceğini anlayana kadar.
C: Buradaki engel, bu kavrama olan inanç eksikliği. Hatırla, kişiye din, kültür ve/veya bilim ideolojisi aşılandığında, herşeyi sadece ölçülebilir fiziksel gerçeklik bakış açısıyla görmeye eğilimli hale gelir.

**************
Saldırının belirli bir merkezde kümüleşme olmadan her kanaldan geldiğini belirten bilgi üzerine farkındalığımız çok şükür gelişti,
Ancak buna inanç sağlamayan ve belirtildiği gibi sınırlamaları en evvel ve vazgeçşlemez doktrin olarak kabul eden bir din bilim v.s.ideolojinin kişilerin olayları değerlendirmesinde nasıl kısır kaldığını görebilmekteyiz, bunu fazla tekrara lüzum yok,

Zira KH nın bu işteki ustalığını ve elindeki kabiliyetleri kullanarak sağladığını genelleştirdiğini biliyoruz,

Mesela din konusunda ufak tefek olağan üstü gösterileri mucize olarak sunarak ve aynı mealdeki destansı tarihi bilgileri çeşitli din oluşumlarında değiştirerek ve bazı kişiler, gurular yoluyla tabulaştırıp müeyyideler koyarak sunmaları ve  ritüellere mecburi bir katılım sağlatıp yapmaları,

Bilim yolundaki bağnaz gelişim de aynı usullerin değişik olaylarla "ben gözümle görmediğim hiç bir şeye inanmam" kısır kabulü ile sağlanmakta,

Oysa kuantum gelişimi ve görecelilik bilim olarak kabul edilmeye başlandığında ve bilim olarak sergilendiğinde bazı kişilerin metafizik alanına müsbet eğilimlerini de görebiliyoruz,

Ama Einstein bile bulduklarını genişletmeye fırsat vermeden uzun müddet KH tarafından durdurulmuştur,

Maalesef bildiğimiz atomda dahi pencereler var ve çekim var olmuş her şeyin yapıştırıcısı birleştiricisidir, madde ve antimaddeyi bağlayandır olayını henüz kabul edemeyen güya gelişmiş metafiziğe  dalmış alimlerin "yaratılışın başlangıcı" Higgs bozonunu aramak tesbit etmek işte budur diye göstermek yolundalar,sınırlayıcı olaylara ulaşma nafile uğraşı,

"Sınırlayıcı her uğraşı KH dır"

********
C: Çok fazla gelişme katettin, daha fazlasını da bekle. Eğer tetikte ve azimle devam edersen.
S: Öyle olduğumu biliyorsunuz. Bir kezinde bir soru sormuştum: 'evimin bir tünelin üzerinde yer alıyor olması zararlı bir durum oluşturur muydu?' diye. Ve cevap 'evet'ti. Sonraki sorum 'ne şekilde zararlı?' idi ve aldığım cevap ta 'Bu 64.000 Dolarlık soru' olmuştu. [ç.n. : 3 Haziran 1995 tarihli celseye gönderme yapıyor.] Bu kez daha doyurucu bir yanıt alabilir miyim ?
C: Zararlılık sübjektiftir, gelişmekte olan olaylara ve yapılan seçimlere bağlı olarak.

************
Her oluşumun bir sebebi vardır,onun zarar verici bir şey olduğuna karar vermek ve benliği bu şekilde proglamlayıp davranışları aşırı stres haline sokmak ve maddi manevi yapıyı böylece sarsmak her zaman bilmeden yaptığımız şeyler,

Subjektivin bu şeklini  ben de bol yaşadım ,

İş yerimin sahibi mevcut kirayı fütursuzca arttırıp ben kabul etmeyince mahkeme yoluna baş vurdu ve üç sene kahredip ve aşırı strese girip orayı terk etmeye mecbur kaldım, o zaman iş yerim küçük 35 m2 idi,

Her zorlukla karşılaşan fani gibi ben de o ara imkanlarımı geliştirip yanı başımda olan başka bir iş yerini hava parası verip aldım 65 m2 idi,

Bir ara beni bu duruma sokan eski dükkan sahibine kızgınlık ve nefret salvoları gönderirken birden bire o aralar mesleğimi çok daha rahat uygulayacağım ve o zamanlar aynı branştaki meslekdaşlarımın içinde  nadir olan geniş rahat çalışma imkanı veren bir iş yerini açmış olarak nasıl buralara geldiğimi düşününce olaylarda düşmüş olduğum subjektif halin farkına vardım,

Ve  belki şimdi göçmüştür, o yaşlı dükkan sahibinin eline sarılıp buna sen sebep oldun deyip öptüm,

Yaşam yürürken karşılaşılan olumsuz olayları zarar olarak düşünmek subjektiftir, kahrolup kendinizi dövmeyin,

Dengeyi düşünün veya K.ların çok söylediği gibi bekleyin ve görün,

***********
C: Tam olarak doğru değil.
Dikey gerçeklik bilgi/farkındalık/oluş matrisidir. Yoğunluklar yalnızca bilinç enerjisi yönlendiricilerine dayalı deneyimsel ayrımlardır.
S: (L) Bilinç enerjisi yönlendiricileri nedir?
C: Kendini arkabahçenizdeki sakinle karşılaştır. Kalkülüse bakışınız nasıl?
S: (L) Kalkülüsün tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama önemli olduğunu biliyorum. Bu tür şeyleri öğrenebileceğimi hiç düşünmedim, o yüzden de denemedim. Ama sanırım bu önemli ve birgün bununla ilgili birşeyler öğreneceğim.
Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana, bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak.
S: (L) Yani bilinç enerjisi yönlendiricileri dikey gerçekliklere karşı yatay gerçeklikler gibi, öyle mi?
C: Yuvalar, canım, yuvalar. (ç.n.: birşeyin konduğu, yerleştirildiği açıklık anlamında)
S: (L) Bu yuvalar bir atomun kabuğundaki ortaya çıkan ve kaybolan elektronlara benzetilebilir mi?
C: İlgisiz. Hala diğer tüm yoğunluk seviyelerinin gerçeklik parametrelerini ölçmek için 3. yoğunluk farkındalığını kullanmaya çalışıyorsun.
Uymaz! Arkadiusz'a çekim dalgalarının yalnızca onu daha yüksek kavrayışa götürecek yol olduğunu, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç olmadığına güvenmesini söyle.
S: (L) "Yuvalardan" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye "oturur?"
S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.
S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.
S: (L) Bilgi edinme enerji edinme gibi mi? Veya ışık? Işık enerjisi?
C: Pek sayılmaz. Bu, benzin istasyonunda arabanın deposunu doldurmanın hız kazanma gibi olduğunu düşünmeye benziyor.
S: (L) Yani bilgi ve ışık, arabanın benzini gibi, ama hız kullanımdan geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve kullanım da...
C: Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor.
S: (L) Yani bu bilyelerden biri bir yuvadayken benzinle doluyor ve bu da onu diğer yuvaya mı taşıyor?
C: Ne!?!
S: (L) Sizin benzetmenizi kullanıyorum!
C: Hayır, benzetmeleri karıştırıyorsun!
S: (L) O zaman toparlayayım. Yuvalarda bilyeler var...
C: Bilyelerin yuvaya girmesine neden olan şey ne? Benzin mi?!???
S: (L) Tamam, benzini nereden alıyorlar?
C: O tamamen farklı bir benzetmeydi, sadece hatalı bir varsayıma yönelik yanıttı, başka birşey değil!
S: (L) Tamam, geri dönüyorum. Yuvalardaki bilyeler. Yuvalar nedir?
C: Yoğunlukları tanımlamak için bir benzetme.
S: (L) Bilyeler bir yuvadan diğer bir yuvaya mı geçiyor?
C: Ancak ve ancak uygun boya ulaştıkları zaman.
S: (L) Uygun boya nasıl ulaşıyorlar?
C: Sen nasıl ulaşıyorsun?
S: (L) Gelişerek sanırım.
C: Evet.

***********
Bu konuyu çok işleyen ve okuyan oldu ,bilyalar ve onların uygun yuvalara oturuşu,

İşin detayını uzatmaya lüzum yok gayet açık anlatılıyor,benim dokunuş maksadım birliği ve beraberliği sağlayan bilinci parlatacak ayrılığın olmadığının bir başka yolla anlatılışı,

Ortada destabilite dağılma gibi olayların olmadığı 7Y nin her zerredeki faaliyetlerinin farklı oluşumlarla indirgenme halinden tekrar bütünlüğe ulaşma ama aradaki oluş hallerinin doğurduğu bilgi ile zenginleşme,

Bunu dikey gerçekliğe maruz kalan var oluşun bir şekilde olmuş mini halinin arada dünya zamanı ile belki milyar yıl geçecek yatay daireler halinde ama bunların mutlaka helezoni bir karakteri olmalı,tekamülünü tamamlamaya ve daha ilerilere genişlemeye sonra  farkındalık merkezinde bütünleşmeye yönelen ve bu halin yinelenen sonsuz bir olay olduğunu söyleyebiliyoruz,

"Taştım topraktım bitki oldum böcek oldum hayvan oldum sonra insan, " Mevlana

******
"Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana, bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak".

******
Acizane bir dörtlük,

"Dengedir bu dünyanın düzeni
Yaşarken kaydırırız ekseni
Bozuk nota hoş ses vermez kulakları tırmalar
Sık gelerek akortlarız sazeni" Sazen=Saz

Bütün bu anlatışı,  sade basit olarak ,ki bu kimilerine çok çok basit gelen anlatışım özelliğinin genellikle devrede oluşunu etrafımızı saran doğayı objektif olarak inceledeğimizde her an görmekteyiz ancak üzerinde durmayıp ıskalıyoruz,o halde bunları anlatmak için ağdalı süslü ifadeler, anlatış şekilleri bulmaya lüzum yok ,

Bir bitki tohumunun o bitkiyi mesela ağacı oluşturup meyve ve akabinde tohum olarak tekrar toprağa düşüşünü hatırlayın,

Ve o mükemmel gelişimin gövde dallar yapraklar çiçekler meyveler şeklinde oluşu ile ve etrafa verdiği fayda ve etki ile değerlendirin ,

Bir canlının mesela insanın doğup ölüme kadar olan döngüsü ve yaşam boyunca seçimleri ve davranışları esnasında bilgi alanına kattıklarına bakın,

Buradaki benzetme ile var oluşun minimal bir halden genişleme yani dikine gidiş ve yatay dairelerde olgunlaşma ile oluşan bilgi zenginliğinin mozaiksel bilgi alanına gönderilen ve genele verdiği katkıyı tahayyül edin,

Doğaya bakarak her şeyi çözebiliriz,ortada örnekler çok,

Eğer denge diye harikulade bir kavram ,uygulama olmasaydı bir şeyler yani var oluşun o bitmez tükenmez işleyişi bir yerlerde takılıp tıkanıp kalırdı ,işte takıntı takıntı diye bol miktarda seslenişimizin verdiği zararı bir de bu yönden değerlendirelim,

Takıntı gelişmeyi sınırlandırır ,sınırlandırma ise KH dir,

İnancı takıntı döngüsü içinde hapsetmek te,

Ara.


sybleman

#1657
Eline sağlık Tgur abi. dörtlükler harika.

Tgur

#1658
Sağol kıymetli dostum..

Tgur

#1659
Bazen çok beklemeden biriktirdiklerimi hemen yayınlamak istiyorum,
neden,

YORUMLAR 147

S: (C) Bu bir yastıkta iz bırakmak gibi değil mi ? (A) Evet ama bu vakum. (L) Sanıyorum bir vakum bizim düşündüğümüz gibi bir şey değil. Bizim algılama yeteneğimizin ötesinde bir şeye sahip. (A) Yani, DNA yapısı içerisinde bilinç bulunuyor. (C) Kayalarla ilgili konuyu hatırlarsak, tüm bilinçler bir birine bağlı değil mi ? (A) Evet ama burada tuhaf olan şey, kayaların bir bilinci başka bir bilince uyumlama yetenekleri, yani prensip olarak bütün bilinçler aslında tek bir bilinç dahi olsalar, farklı bilinç [farkındalık] birimleri var, bir seviyede birbirine bağlanan, bizim seviyemizde henüz ayrık olan. Kayalarla ilgili farklı bir şey var. (C) Belki de çok basit olmalarıyla ilgili bir şey. (A) Evet ama bir kayanın bu özelliği var, tozun yok örneğin. Yani kayaların, taşların özelliği nerden geliyor ?
 (L) OK, Michael Harner adında , saha araştırmalarında da bulunmuş bir antropolog var. Burada yazdığına göre Harner, Conibo Yerlilerinin kültürlerini incelemek için Peru'daki Amazon ormanlarına gitmiş. Bir yıl kadar sonra bu yerlilerin dinsel inanış sistemini anlama konusunda biraz yol tetmiş.Canibolardan biri ona 'eğer gerçekten öğrenmek istiyorsa ahayahuasca içmesi gerektiğini' söylemiş. Harner, bir çok kişi onu önceden bunun korkunç bir deneyim olduğu konusunda uyarmış olsa da, bunu içmeyi korkmadan kabul etmiş. Aynı akşam, yerli dostlarının sıkı gözetimi ve rehberliği altında, yaklaşık bir şişenin üçte birine tekabül edecek miktarda içmiş bundan. Bir kaç dakika geçtikten sonra, kendisini gerçek halisünasyonlardan oluşan bir dünyada uçarken bulmuş. Kutsal bir mağaraya ulaşmış, burada iblislerin cümbüşlü doğaüstü bir karnavalı sürmekteymiş. Sonra gökyüzünde süzülmekte olan 2 tuhaf gemi görmüş ve bunların baş tarafları , birlikte, viking gemilerindekine benzeyen bir şekilde dev bir ejderha başını oluşturuyormuş. Güvertede çok sayıda kişi seçebiliyormuş; bunların antik Mısır'ın kuş-başlı tanrı figürleri gibi, mavi renkli karga başları ve insan vücutları varmış. Şimdi burada anlatması uzun sürecek daha bir çok sahneden sonra, Harner ölmekte olduğuna iyice inanmış. Conibo dostlarına seslenmeye ve onlardan panzehir istemeye çalışmış ama tek bir sözcük bile çıkaramamış ağzından. Sonra aniden görmüş ki; bu gördüğü vizyonlar, beyninin en derinlerinde yaşamakta olan dev sürüngen yaratıklar tarafından oluşturulmakta. Bu yaratıklar onun gözlerinin önünde sahneler yansıtmaya başlamışlar ve ona bu bilginin ölülere ve ölmekte olanlara bahşedildiğini söylemişler.
'Önce bana çok çok uzun zaman önceki Dünya gezegenini gösterdiler, üzerinde yaşam başlamadan önceki halini. Bir okyanus gördüm, uçsuz bucaksız, çorak topraklar ve mavi parlak bir gökyüzü. Sonra gökyüzünden yüzlerce siyah benek düşmeye başladı ve gözlerimin önünde çorak topraklar üzerine iniş yaptılar. Bu beneklerin aslında dev-balina benzeri bir bedene ve pterodaktil [ç.n. pterodactyl-mezozoik döneme ait kanatlı sürüngen tür] tarzı küt kanatları olan, parlak siyah yaratıklar olduğunu gördüm.
Bana; bir tür düşünce aktarımı yoluyla, uzaydaki bir şeyden kaçtıklarını açıkladılar. Düşmanlarından kaçmak için Dünya gezegenine gelmişler. Sonra, bu yaratıklar bana, çok sayıda yaşam formunun içerisinde gizlenebilmek ve böylece varlıklarını maskelemek için , gezegende yaşamı nasıl yarattıklarını anlattılar.
Gözlerimin önünde, tarifi mümkün olmayan gerçeğe benzer canlılık ve ölçekte, milyonlarca yıl süren, muhteşem bitki , hayvan ve türlerin yaratılması süreci canlandırıldı. Öğrendim ki; ejderha benzeri yaratıklar bu yüzden, insan da dahil olmak üzere, bütün yaşam formlarının içerisinde yer alıyormuş'
Harnes, bu sayfanın altında yer alan bir dipnotta demiş ki: " Geçmişe baktığımda, diyebilirim ki sanki DNA gibiydiler, ama bununla birlikte o zamanlar, yani 1961 de , DNA hakkında hiç bir bilgiye sahip değildim." Şimdi bu bağlamda sormak istiyorum; bu şamanik deneyimlerde ortaya çıkan, neredeyse evrensel vizyonların doğası ve kaynağı nedir ? Yılan, sürüngen ve kuş başlı yaratıklar vb ? Bu halisünasyonların kaynağı nedir ?
C: Daha spesifik ol.
S: (L) Nasıl daha fazla spesifik olabilirim ki ? (C) Bu tür kimyasallarla tetiklenen trans durumlarında, neden genellikle kuşbaşlı ve sürüngen tipli varlıklarla ilgili deneyimler yaşanıyor ?
C: Fizikselliğe ulaşmış ve bunu yaşıyor olmakla birlikte, bir parçanız hala köklerine olan bağları devam ettiriyor.
S: (L) İnsanın sürüngen genetiğine sahip olduğunu söyleyen onca kişinin doğruyu söylediğini mi söylüyorsunuz ? Sürüngen genetiğine mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Aynı zaman da kuş genetiğine de mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Ve bu bizim fiziksel bağlantımız ya da temelimiz mi ?
C: Evet bio-mühendislikle yaratılmış 3. yoğunluk varlıkları olarak sizler, fiziksel gerçeklik içerisinde etrafı saran açık büfe cennetinde ön tarafta bulunuyorsunuz.
S: (A) Yani bizler 3. Yoğunluk bio-mühendislikle yaratılmış varlıklarız. (L) Bu başka bir soruya yöneltiyor: Merovenj kan bağı ya da 'Nordik Kovenantı' kan bağı hakkında bir çok söylenti var, ya da ne isim takılırsa takılsın ama sürüngen genetik soyunun daha 'yeni' bir versiyonu hakkında. Bu Sümer mitlerinde yer alan, Tanrı Oannes ya da Merovenjlerin anasını, denizde yıkanırken hamile bırakan Quinotaur olarak temsil ediliyor. Hatta, çoklukla bir deniz kızı ya da su perisi olarak tarif edilen ve Anjoular'ın kurucusunun karısı olan Melusine'yi bile. Yani, ortada , bu kan soylarında çok daha güçlü ve kudretli bir sürüngen bağı olduğuna ilişkin bir iddia var. Bu doğru mu ? [ç.n. Anjoular = Angevin soyu]
C: Belki olabilir.
S: (L) Peki bir şekilde önemli mi ?
C: Materyalizme takıntılı olanlar için.

*********
Bir dost diğer yeni katılan diyebileceğimiz bir dosta Lauranın "Dalga" serisinden bizde tercüme edilmiş bir bölümünü tavsiye etti,evvel okumuştum tekrar göz gezdirince Lauranın kendi isteği ile ısrarla isteyen hipnoza soktuğu birinin peygamber devesi veya iri çekirge halinde çocukları kıtır kıtır yediğinden bahsettiğini gördüm,

Ve sonra yukarıdaki evvela okuduğumuz bu kısım önüme geldi bulunduğumuz bu fiziksel ortamda bizim de şu anda pek kurtulamadığımız "Materyalist takıntımız" konuyu dehşet ve kabul edilemez korkutucu kabul ettiğini hissettim ,ama uğraştığımız ve gerçeği aradığımız ve K.lar dolayısiyle oldukça gelişmiş farkındalığımızla işin özündeki hakiki anlamı yakalamaya ve izah etmeye çalışmam icap etti,

İzah ,evvelce de çok üzerinde durduğum DNA nın muhteşem kapasitesi ve özelliğini tekrar hatırlama yönünde,

Bir kere şu deney altında olduğumuz gerçeğini ve bio genetik bir faaliyetle yaratıldığımızı ve bu işin enerjisel başlangıçtan antik çamurdan amino asit yapısına oradan tek hücreye bitkiye hayvana ve insana doğru yönelen bir metamorfoz bir oluşum olduğumuzu kabul edelim ve bizim zaman anlayışımızla milyar yıla bedel bir değişimler içinde çeşitli varlık türlerinde bulunduğumuza inanç gösterelim,

Burada baş aktör DNA dır,yani her değişimin varlık çeşidinin oluşumunda uygulama onun yöneltilmesi sayesinde olmuştur,

Kısaca ona göklerden falan geldiğini sanıp bilinçsizlikle yukarılara bakıp beklediğimizin  esasta yanı başımızda yaratıcı düşünceyle varlık şablonları ürettiren ve yani DNA yı işlemleri yapması için çalıştıran üst yoğunluk yaratma mekanizmasını  anlamaya çalışalım,

Korkmayın yaratıcılık konusunda yaptığım K. alıntıları ve yorumları tekrar buraya getirecek değilim ,evvel okumayan bulunduğu dar bilinç kabından çıkmak isteyen onları bulur okur, ancak şu an yaşamımızda kullandığımız bazı gereçlerle işi basit anlatmaya çalışayım,

Bu noktaya gelince aklıma o Bölük Komutanının Karadenizli yardımcısına "bilgisayarımız verildi ,şimdi layzer yazıcıya ihtiyacımız var" sorusuna karşılık adamın o zaman asker hemşehrisi olan Temeli komutanın önüne getirip "işte laz er bir de okuma yazması var yan bölükte yazıcı zaten" demesi ve komutanın başını sallayıp "iyiki sceener istemedim" ,fıkrası geldi,

Yazıcıya verdiğiniz emirle sayfalarca döküman yaratılması veya günümüz harikası üç boyutlu yazıcılar gibi,

"3 Boyutlu Yazıcıların En Çok Tercih Edildiği Sektörler
Mücevher ve saat.
İnsansız hava araçları
Motor.
İç tasarım.
Plastik enjeksiyon.
Alet edevat tamiri.
Kalıp döküm.
Hızlı prototipleme."

Bu işi geldiğimiz anlayışla felaket olarak mı kabul etneliyiz,hayır,

************
S: (A) İlk sorum : komet kümesinin ve 'ikiz güneş'in gelişinin zamanlamasında bir değişiklik oldu mu ?
C: Bu tür bir "zamanlama" yok.
S: (A) Bu tür bir zamanlama yok, ama gelmekte olan felaketlerle ilgili bir belirsizlik vardı...
C: Felaketler mi ?!?
S: (A) Evet felaketler... Kometler gelecek ve bunlardan bazılarının bir kutup kaymasına sebep olması söz konusu ve bu gerçekten de bir felaket anlamına geliyor...
C: Whoa! Bir dakika Arkadiusz! Bunların hepsi hangi perspektiften baktığına bağlı. Sübjektif olmayalım. Eğer birisi bu sözde "felaketin" ortasında 4. Yoğunluğa geçiyorsa, bu ne tür bir felaketsellik ?!? Ve bu denli belirlenmemiş bir şeyden bahsediyorken nasıl olur da birisi "zamanlamayı" bilebilir ?
S: (A) Tamam, anlıyorum; 4. Yoğunluğa geçecek bazıları için bu bir felaket olmayacak.
C: Ve 5. Yoğunluğa geçecek bazıları için de o kadar kötü olmayacak. Sanki bir çeşit, " arkana yaslan ve gösterinin tadını çıkar."
S: (L) Bir keresinde bana da "arkana yaslan ve gösterinin tadını çıkar" demiştiniz. Bunun anlamı yakında 5. Yoğunluğa gidecek olmam mı ?
C: Yakında ? Daha sonra ? Ne fark eder ? Şimdi içinde bulunduğun kabın içerisine yerleşmeden önce fragmanları izlemiştin.
S: (A) "Fragmanları izlemiştin" derken neyi kastediyorsunuz ?
C: Önceden görüntüleri izledin ve kendin gönüllü oldun.
S: (L) Eh, benim daha önce söylediğiniz bazı şeylerden dolayı burada bir çeşit misyonumuz olduğu izlenimine kapılmıştım...
C: Evet, ve ...
S: (L) Bunun anlamı tüm bunların ortasında 5. Yoğunluğa geçmek mi ?
C: Görevin orada sona erdiğini mi düşünüyorsun ?

***************
Bu önceden fragmanları izleyen ve gönüllü olanların içine kendinizi de ilave edin ,yoksa neden bu konulara dalıp öğrenmeye yöneldiniz,
Neden bu yazılanları iştahla izliyorsunuz, bu olayın dışında olanlar "abi bana bu fazla geldi" deyip ayrılanlardan mısınız, değilsiniz,

Hayır,

Aydınlanmış bilinç o bahsedilen çeşitli şimdi dehşet dediğimiz her oluşum halini hatırlayacak bir "yaşamın filim şeridi gibi geçmesi" olarak görecek ve korku dehşet hissetmeyecek sadece merak kırıntılarını tatmin edecek ve sonra işine bakacak,

Ara.


cqkq

#1660
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Bu sıralar neden ufo olaylarının arttığını az evvel 28 senelik celseyi okurken keşfettim (4 Kasım 1995).
O celsede new mexico eyaletinin bir eşiğe yaklaştığından ve nerdeyse 4. Yoğunluğa geçeceğinden söz ediyor, bunun nedenini ise yeraltı üsleri olduğunu söylüyorlar.

Günümüzde ise ufo olayları ve gözlemleri ciddi derecede arttı bunun nedeni aslında bir plan doğrultusunda bize ufolarını göstermek olmayabilir. Onlar normal 4. Y araçlarıyla yolculuk yaparken 3. Y den 4. Y ye geçen bölge nedeniyle 4. Y araçları da görmeye başlıyor gözlemci. Ve celsede de bu olay yüzünden çok daha fazlasının görülebileceğinden bahsediliyor.

Ama tabi devamında bu ufo gözlemleri normal bir hale geldikçe itirafçılarla yavaşça ufoların zaten bilindiğini ufak ufak açıkladılar.


İlerde sahte uzaylı saldırısı planları var tabi önceden ufolara alıştırıyorlar toplumu.

Kasyopyalılar bu konuda 3. boyut istilası olmayacağını belirttiler süregelen celselerde. Bunlardan birincil neden bu varlıkların zaten 4. boyutta olması ve 3. boyutta bulunma sürelerinin kısıtlı olması. Zaten kısa bir süre sonra 4. boyuta geçeceği için uygarlığımız asıl amaçları onların evi olan 4. boyutta bize hükmetmek.

Direkt olarak şu anki boyutumuzda gökyüzünden gelen varlıkların açık istilası gibi bir yanılgıya düşme, hali hazırda sayı olarak o kadar fazlalar ki amaçları bu olsa şu an dahi işgal ederlerdi ancak yapacakları bir eylem kurdukları uyuyan insanlığı uyandıracak bir tetikleyici olabilir.

İnsanları gündelik 3. boyut işlerin zorluğuna odaklamış haldeler, bilim insanları tamamen kontrollerinde ve bilim tamamen bizi sınırlayacak şekilde gelişiyor, tarih bundan önceki yaşananları gizliyor, çalışma sistemi tamamen insanı hayatı boyunca köle haline getiriyor derken insanlar tekamüle ulaşamayacak kadar bu uğraşların içinde yoğunlaşıyor. Bir istila tüm kurdukları ilüzyonu bozup insanları birleştirecektir. Bu birleşmenin de BH ye geçiş için bir adım olacağını düşünecek olursak sadece bize yararları olacaktır. Şu anda şu çürük sistemin devamının onlardan başka kimseye yararı yok.

cqkq

#1661
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

YORUMLAR 139

S: (L) Nedir? F____ bana biraz yardım etsene.
C: Çekim, fiziksel olan herşey ile eterik olan herşeyi birbirine bağlıyor, değişken çekim dalgaları aracılığıyla!!!
S: (L) Antimadde eterik varoluş mu?
C: Eterik varoluşa giden yol.
S: (L) Tamam.
C: Geçit.
S: (L) Peki değişken çekim dalgaları... Yo, yo, bir saniye... şöyle sorayım; değişken çekim dalgaları 7. yoğunluktan mı yayılıyor?
C: Her yerden.
S: (L) Belirli bir yoğunluktan mı yayılıyorlar?
C: Anlatmaya çalıştığımız şey de bu; böyle birşey yok.
S: (L) Değişken çekim dalgaları mı yok?
C: Yanlış...
S: (L) Bu dalgaların belirli bir yayılış yeri mi yok?
C: Evet.
S: (L) Yani bu dalgalar maddenin varlığının bir özelliği ve madde ile eterin bağlayıcısı, öyle mi?
C: Öyle denebilir ama sadece maddenin değil antimaddenin de özelliği!
S: (L) Yani değişken çekim dalgaları aracılığıyla diğer yoğunluklara erişebilirsin, öyle mi?
C: Herşeye.
S: (L) Bu dalgalar mekanik olarak üretilebilir mi?
C: Üretmek aslında toplamak ve yaymaktır.
S: (L) Tamam, ne tür bir cihaz çekim dalgalarını toplayıp yayabilir? Spirallerin yaptığı şey bu mu?
C: Buna yönelik.
S: (L) Yani eğer değişken çekim dalgaları üzerinde odaklanırsak...
C: "Nuh"u yazarken çekimi nereye yerleştirdin?
S: (L) Çekimin elektrik tüketiminin bir göstergesi olduğunu düşünmüştüm; çekim elektrik enerjisinin sürekli akışının bir yan ürünüydü...
C: Çekim yan ürün değildir! Tüm varoluşun merkezi bileşenidir!
S: (L) Elektrik akışı ve tüketimine göre düşünmüştüm.. ve elektriğin bir tür bilincin varlığını işaret eden birşey olduğunu ve çekimin bize gösterdiği şeyin de bir gezegenin buna sahip olduğunu, yani canlı olduğunu düşünmüştüm.
C: Daha önce gezegenlerin ve yıldızların birer pencere olduğunu söylemiştik. Peki nereye gidiyor?
S: (L) Pencereler mi?
C: Çekim.
S: (L) Ou. Çekim eterik boyutlara veya yoğunluklara gidiyor olmalı. Beynimi o kadar farklı yönlerde harekete yönlendirdiniz ki kafamın içi patlamış mısır dolu gibi hissediyorum.
C: Bu iyi!
S: (L) Çekim nereye gidiyor. Güneş bir pencere. Bizim gezegenimiz bile bir pencere olmalı!
C: Sizde de var!!
S: (L) Demek çekim birleştirici ilke... Herşeyi bir arada tutan şey, yani çeşitli malzemeler içeren çorbayı bir arada tutan bir kase gibi.
C: Çekim varolan herşeydir.
S: (L) Işık çekimden yayılan birşey mi?
C: Hayır.
S: (L) Işık nedir?
C: Çekim.
S: (L) Çekim güçlü ve zayıf nükleer kuvvetle aynı şey mi?
C: Çekim "Tanrı"!
S: (L) Ama Tanrı'nın ışık olduğunu sanıyordum?
C: Eğer çekim herşeyse, ne değil ki? Işık çekimin ürettiği enerjinin ifadesi.
S: (L) Çekim "görülemeyen ışık" mı? Yani Sufilerin deyişiyle: Kaynak.
C: Lütfen çekim olmayan herhangi birşey söyle.
S: (L) Eğer çekim herşeyse, çekim olmayan hiçbir şey yok demektir. Güzel. Mutlak yokluk nedir?
C: Sadece bir düşünce.
S: (L) Yani yokluk diye birşey yok?
C: Evet, var.
C: Evet.
S: (L) Ses çekim üretir mi?
C: Evet.
S: (L) Ses çekimi manipüle edebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Bu insan sesiyle yapılabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Tonal olarak veya düşünce gücüyle yapılabilir mi?
C: Her ikisiyle de.
S: (L) Peki buna yönelik belirli ses özellikleri var mı?
C: Çekim tarafından manipüle edilen düşünce çekimi manipüle etmeyi seçen sesler üretmeyi seçtiğinde çekim manipüle edilir.
S: (L) Coral Castle'ı inşa eden adam uçak koltuğuna oturup düşünceleriyle mi yarattı o yeri?
C: Hayır. Çekim, çekimi manipüle etmek için onu dönmeye manipüle etmeyi seçtiğinde adam döndü.
S: (L) Çekimin bilinci var mı?
C: Evet.
S: (L) Seçimi bireyin yapması mümkün mü hiç, yoksa birey çekimin KENDİSİ olarak mı seçiyor?
C: Bireyin içindeki çekim, varoluştaki tüm çekim.
S: (L) Ben de Sufilere zor diyordum! (F) Bu kapıyı açan şey muhtemelen kendi çalışmaların. (L) Tanrım! Ne yaptım ben!
Pekala. Kafam allak bullak oldu.
C: Hayır olmadı.
S: (L) Kafam karıştı ve aşırı yüklendi.
C: Bunun eğlenceli yanının farkına var!
S: (L) Eğer bu söylediklerinizin herhangi bir bölümü bizim için önemli olacaksa, bu süreçte bunların ayrıntılarını öğrenmek durumunda olacağız demektir.
C: Daha kaç kere söylemek zorundayız?!?!
S: (L) Öğrenmek eğlencelidir! Evet!
C: Tüm varoluşun tüm toplamı her birinizde mevcut, ve tersi.
S: (L) Peki algıladığımız "çok-luk"un açıklaması nedir?
C: 3. yoğunluğun algısı.
S: (L) Yani tüm evren içimde... tamam, bu... Anlıyorum. Garip ama anlıyorum. Sorun buna erişmekte, örtüleri kaldırmakta.
C: İşin eğlenceli kısmı da bu.
S: (L) Demek Coral Castle'ı yapan adam buna erişebiliyordu. Sürekli olarak mı yoksa aralıklı olarak mı?
C: Kısmen.
S: (L) Anladığım kadarıyla ışık hızındayken kütle yok, zaman yok ve çekim yok. Bu nasıl olabilir?
C: Kütle yok, zaman yok, ama evet, çekim var.
S: (L) Fotonun çekimi var mı?
C: Çekim ışık hızını aşıyor.
S: (L) Çekim dalgaları ışıktan daha mı hızlı?
C: Evet.
S: (L) Bir çekim dalgasını değişken yapan şey ne?
C: Kullanım.
S: (L) Burada gerçekten önemli birşeyi kaçırıyormuş gibi hissediyorum...
C: Evet öyle, ama bunu ancak kendi ilerleyiş hızınla bulabilirsin.
S: (L) Sanırım bu konuya dönebilmek için bunun hakkında okuyup araştırma yapmam gerekiyor.
C: İyi geceler.

--------------------------------------------------------------

Yine o meşhur  anlaşılması hazmedilmesi çok güç ama bir yere bilinci oturttuğumuzda gerçekliği bütün çıplaklığı ile ortaya koyan  çekim bahsi,

Bir nebze ölümü yaşayıp tekrar dönenlerin anlattıklarını daha keskin anlamaya başlıyorsunuz,

Onlar tarif etmekte güçlük çekiyoruz demekteler,yine birdenbire her duygu çeşidini bir anda duyan ve ona dayanamayıp uykuyu seçmeye yönelten o can alıcı ve beni çok korkutan vizyonum aklıma geldi,

Ölümü deneyip gelenler o hissi anlatmakta güçlük çekiyorlar ama onun verdiği coşkuyu ve sevgi halini tam hatırlayıp mutlu oluş aurasından sıyrılamıyorlar , kısaca onlar vizyonumda belirttiğim bütün duyguların farkına varıyorlar ama çokluğun seçildiği bu 3Y illüzyonunda olmadıklarından duygularının arkasındaki o psikolojik korkuyu endişeyi şimdi kötü bir şeyler olacak hissini duymuyorlar, ben panik bir halde  o korkuyu duymuştum,

Daha açıkçası maddi bedenin sarmalandığı fiziksel vizyondaki yaratılmış korkular hatırlamalar bekleyişler v.s. olmadığından var oluşun eterik alemdeki gerçek yapısı olan o sevgi ve haz durumunu sonuna kadar hissediyorlar,

Hissetmek tabiri de yanlış o bağımsızlığı rahatlığı saf hürriyeti fark ediyorlar,

*********
S: (L) Yani değişken çekim dalgaları aracılığıyla diğer yoğunluklara erişebilirsin, öyle mi?
C: Herşeye.
S: (L) Bu dalgalar mekanik olarak üretilebilir mi?
C: Üretmek aslında toplamak ve yaymaktır.

********
Toplamaya dalmak fizik yoğunlukları tarif ediyor ,çokluğun oluşu, eğer maddenin o sıkıştırıcı daraltan ve helezoni olarak kök noktalara doğru yönelten yokluğa sürükleyen bölümünü seçerseniz bu yaşadığımız KH yoğunlukta şimdi olduğu gibi debelenirsiniz, dağıtmak ise tersi tam bağımsız hür yollara sevgi ve mutluluğun henüz keşfedilmemiş bölümlerine yönelmek,

Anlatmak istediğim bu muhteşem var oluş olayında her şeyin özü seçimlerdir ,defalarca tekrarlandı,ölümü geçici yaşayıp geri dönen kişinin anlattığını hatırlayalım ,

Her şeyi seçmekte serbesttim ne düşünüyorsam derhal oluşuyordu hatta bir ara darlık halini seçtim birdenbire dünyadaki bedene sıkışmış o acı çeken halim oluştu derhal vaz geçtim,

Bu bilgiyi genelleştirip maddi alemdeki dar yaşantıyı da hesaba sokup değerlendirirsek ,kötü veya olumsuzu düşünen onu seçmiştir,

Yaşayacak,

Madde alemde bu halden sıyrılmak ancak bilgi ile olur bilginin açtığı algı mekanizması kişiyi bu halden kurtarıp belki takındığı olumsuz hali normal olanı öğrenmek için bir ders olduğunu anlatıp farkındalığın kaliteli bölümüne bilincini atayacaktır,

Bu edebi cümlelerle ne anlatmak istiyoruz," her müsibetin bir hayrı vardır" atasözü ile sadeleştirebiliriz,bütün bu anlatımı şu kısa K, ifadesi ile daha da barizleştirebiliriz,

"S: (L) Bir çekim dalgasını değişken yapan şey ne?
C: Kullanım.
S: (L) Burada gerçekten önemli birşeyi kaçırıyormuş gibi hissediyorum..."

******
"S: (L) Çekimin bilinci var mı?
C: Evet.
S: (L) Seçimi bireyin yapması mümkün mü hiç, yoksa birey çekimi KENDİSİ olarak mı seçiyor?
C: Bireyin içindeki çekim, varoluştaki tüm çekim."

*******
Böylelikle sayfalar dolusu alıntılar özetlerle yorumlarla anlatılmaya çalışılan çekim denen olgu bütün saflık ve açıklığı ile burada beliriyor,

Seçtiğin her şey değişken çekim dalgası yaratır ve var oluşun binbir haline böylece dönüşülür,burada hassas ve üzerinde durulması gereken,

SEÇTİĞİN,

Seçtirildiğin değil..
Çekim herşey,herşey Tanrı..

*****
"C: Çekim "Tanrı"!
S: (L) Ama Tanrı'nın ışık olduğunu sanıyordum?
C: Eğer çekim herşeyse, ne değil ki? Işık çekimin ürettiği enerjinin ifadesi."

******
"S: (L) Peki değişken çekim dalgaları... Yo, yo, bir saniye... şöyle sorayım; değişken çekim dalgaları 7. yoğunluktan mı yayılıyor?
C: Her yerden. "

*******

Sorudaki sorgucuların 7Y i nasıl merdiven son basamağına sabitlediklerini fakat verilen cevaptaki genişliği fark edelim..

Sık sık alıntıdan pasajlar sıralamamın sebebi ben ve çok kişi okuduğunu bazen şöyle bir geçer oysa arada idraki betonlayan özel kısımlar var ,

Ara ve kısa zamanda devamı gelecek..



Bu kısmı okuduğumda daha önce atom altı parçacıkların bir arada durup bir atomu oluşturmayı tercih etmesi veya buna yönelmesinin nedenine yormuştum. Atom altı parçacıklar çekim sayesinde nötron proton elektron olabiliyor onun dışında maddenin bizim bilmediğimiz hallerinin de yapı taşları olabilir veya ışığın dalgası olarak da tezahür edebilir. Celselerde ışığın iletiminin boşlukta yine olamayacağını ışığı da iletecek bir şeye ihtiyaç duyulduğunu ve dolayısıyla uzay boşluğunun aslında dolu olduğu kısmı da göz önünde bulundurursak o boşluk aslında eterle dolu. Çekim tüm elementlerin, maddelerin ve dolayısıyla bizim de içimizde bilincimizle çekimi yönlendirebiliyoruz çekiyoruz ve dağıtıyoruz. Aslında BH çekimi dağıttığını söylediklerinde bir para kazanılmış olduğunda aslında gücü sebebiyle bir çekime sahip oluyor ve bu çekimi verdiğinde dağıttığında BH oluyorsun, karşılığında bir şey aldığında çekimin karşılığında çekim almış oluyorsun bu da BH olmuyor. BH sürekli dağıtan KH sürekli alan-çalan rolde. Çekim tanrı olduğuna göre bu gücün kaderi ne kadar tayin edebileceğini düşünmek de zor değil. Bu şey her yerde ve istediği gibi şekilleniyor.

cqkq

#1662
Bozadi sana bir şey soracaktım ben rastlamadım ama bu celselerde K'ların çizdiği spirallerin şekillerin, tabla fotoğraflarının bu ışık enerji sütunlarının falan görselleri var mı?

bozadi

#1663
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Bozadi sana bir şey soracaktım ben rastlamadım ama bu celselerde K'ların çizdiği spirallerin şekillerin, tabla fotoğraflarının bu ışık enerji sütunlarının falan görselleri var mı?
Celseler sırasında çekilmiş bazı fotoğraf ve videolar olduğunu hatırlıyorum ama ayrıntılı olarak hemen bulamayabilirim.

Youtube'daki Cassiopaea kanalında, bir video dizisinin sanırım ilk iki bölümünde celse başında birkaç soru-cevabın alınma şekli gösteriliyor. 1. videonun linki aşağıda. Videonun içinde bir veya birkaç noktada var, hızlı ilerleterek kontrol etmen gerekecek:

https://www.youtube.com/watch?v=ht35431bofg

Serinin ikinci videosu (yine videonun belirli, sınırlı yerlerinde):

https://www.youtube.com/watch?v=gPckPsROtBs

Bu videolarda tabla başında yapılan soru-cevap diyalogları, sırf bu videolar için örnek olarak yapılmış olabilir.

Bunun dışında tabla başında çekilen fotoğraf ve videolar olabilir, tespit etmeye çalışacağım. Diğer arkadaşlardan hatırlayanlar varsa paylaşsın lütfen.

gerçek tosun paşa

#1664
Bozadinin paylaştığı 2. linkte örnek olması açısından tahtayı kullanıyorlar. Yine celselerde çekilen bazı fotoları yayınlıyorlar ama kim bilir neredeler :)