Işıklı Düşler

Başlatan isiklidusler, 29 Eylül 2014, 16:02:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#150
Oluklu kertenkele için elinden geleni yapmışsın, kendini çok üzme bence.

Ben de yakınlardaki bir çamlıkta geziyorum düzenli olarak. Salyangozlar istemeden en çok ezip öldürdüğüm hayvanlar arasında. Oturduğum veya basıp geçtiğim otlar, kısa çalılar altında farkında olmadan kimbilir kaç çeşit börtü-böceği öldürüyorum veya yaralıyorum her defasında. Başlarda çok üzülüyordum, özellikle öldürdüğüm veya yaraladığım hayvanlar için ama zaman içinde çok takmamaya başladım. Durumun farkına vardığım zamanlarda içimden özür diliyorum genellikle. Herşey hayatın, derslerin bir parçası. En içteki gerçek/mutlak varlık ölmüyor, zarar görmüyor.

Dionysos

#151
Elektrokültür, doğal gübre, sebze yetiştirmeciliği uğraşı vs ve bunlar hakkında biraz google araması.. Tüm bunlar bana K'ları besinleri enerjilendirme dediğini çağrıştırdı ve sonuçta toplayıcılık ya da Fukuoka gibi toprağın yüzüne uğraşsız ekim dışında tarım uğraşının boş iş olduğunu anımsattı. Biberi patlıcanı öyle ekemezdik Fukuoka amca... Her toprağı da. Ot yapısı farklı. Bezelye ve fasulye ne olurdu/yapardı bilmiyoruz. Volkanik külle kaplı egzotik topraklarda ya da doğal alüvyonlu ova topraklarında ve sulamalı yağmur ormanlarında değilsen nasıl bir doğal tarım?
Sonuçta hayvancılık tarımı öncelemeli.
Organik malzeme ver, gübre ver, ek dik uğraş...Sula.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#152
Bu ülkede ( ya da başak bir ülke ve dünyada farketmez) birilerinin dürüst olarak tarımı önemsediğine ya da onunla ilgilendiğine şu gün inanabilirim. (Buna veganlar dahil) Kaya denilen malzemeyi öğütme -unlaştırma için gerçek kolay bölüşülebilir ve kamu tarafında desteklenen paylaşılan -ihtiyacı olana ulaştırılan-- teknoloji ortalıkta olmalı. Bunların mineral değerleri gübre değerleri incelenmeli ve bunlar kamusal hizmet kapsamında dağıtılmalı vs . Yani doğal akademinin parçası olurdu. Yok
 Öyle bir akademi grup kimse yok ve doğal olarak sonuçta ilgilenilen tarım değil. Yok öyle birileri.
Çin gibi çalışan bir ülke hayal edin.
Gübrenin temeli potasyum ve fosfor .Toprakta kolay bulunabilen iki tuz.
Teorik olarak kayaçlar mineral doludur ve yerleşik rüzgar su güneş değirmenleri ya da diğer enerji kaynakları var.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Elektrokültür, doğal gübre, sebze yetiştirmeciliği uğraşı vs ve bunlar hakkında biraz google araması.. Tüm bunlar bana K'ları besinleri enerjilendirme dediğini çağrıştırdı ve sonuçta toplayıcılık ya da Fukuoka gibi toprağın yüzüne uğraşsız ekim dışında tarım uğraşının boş iş olduğunu anımsattı. Biberi patlıcanı öyle ekemezdik Fukuoka amca... Her toprağı da. Ot yapısı farklı. Bezelye ve fasulye ne olurdu/yapardı bilmiyoruz. Volkanik külle kaplı egzotik topraklarda ya da doğal alüvyonlu ova topraklarında ve sulamalı yağmur ormanlarında değilsen nasıl bir doğal tarım?
Sonuçta hayvancılık tarımı öncelemeli.
Organik malzeme ver, gübre ver, ek dik uğraş...Sula.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#153
Celselerle tanışmak büyük keyifti.

Bugün geçmişim çocukluğum, okul çağlarım aklıma geldiğinde okulu artık bir öğrenim kurumu olarak değil de tamamen ve tamamen  sanayi için işgücü seçme, yetiştirme, üretme (ve bunun haricinde uyum sağlamayanları ,itaat almayanları defolu olarak paketleme/damgalama) yeri olarak algıladığımı ve gördüğümü farkedecektim. Sonra buna kafamda hemen dikkat hiperaktivite sorunuyla damgalanıp antidepresanlarla ilaçlanıp ,gençlikte maniye kaydırılıp bipolar etiketiyle damgalanacak çocuklar eşlik etti ve çitin çalıştığına orada olduğunu iş gördüğüne tekrar emin ve ikna olacaktım. Neredeyse bunu çitin yaptığından eminim.  Tam bu sırada yine bu celseleri biliyor ve okumuş olmaktan şanslı hissettim ve uzantısında bütün diğer toplumsal damgalanmaların çitten gelip gelmediğini düşünmeye başladım.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#154
Varolan her şey derslerse sanırım aldığım ders şu.
Bu şey /varoluşumuz/ kendi yaratıcılığı ve olduruculuğu kapsamında olduruyor ve yaratıyor ve oluyor.
Bunu yaparken sanırım bizim bugün iyi, kötü, acı vb. dediğimiz şeylere bakmamış ve yani olabilir herşeyi olduruyor çünkü her şey tüm bunlar dahil -biçimde- oluyor .Yani imkanı kapsamında ne oldurabiliyorsa onu olduruyor ve o olacak ve sonsuza kadar bu olacak.
Yani oldurabileceği herşeyi oldurarak (yani yeni evrenlerde de içinde köleliği, acıyı, şiddeti, travmayı tüm herşeyi de oldurarak ve içererek) sonsuza kadar varolacak ve subjektivite bununla çelişkiler yaşadığında tek açıklama: "varolan her şey derslerdir" olacak ya da orası tam da bir evrimsel sıçramanın yakını olacak.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Celselerle tanışmak büyük keyifti.

Bugün geçmişim çocukluğum, okul çağlarım aklıma geldiğinde okulu artık bir öğrenim kurumu olarak değil de tamamen ve tamamen  sanayi için işgücü seçme, yetiştirme, üretme (ve bunun haricinde uyum sağlamayanları ,itaat almayanları defolu olarak paketleme/damgalama) yeri olarak algıladığımı ve gördüğümü farkedecektim. Sonra buna kafamda hemen dikkat hiperaktivite sorunuyla damgalanıp antidepresanlarla ilaçlanıp ,gençlikte maniye kaydırılıp bipolar etiketiyle damgalanacak çocuklar eşlik etti ve çitin çalıştığına orada olduğunu iş gördüğüne tekrar emin ve ikna olacaktım. Neredeyse bunu çitin yaptığından eminim.  Tam bu sırada yine bu celseleri biliyor ve okumuş olmaktan şanslı hissettim ve uzantısında bütün diğer toplumsal damgalanmaların çitten gelip gelmediğini düşünmeye başladım.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#155
Anladığım akdarıyla 4. seviye kh gerçekliği şu demek

Bir gezegen bulup, içinde ilkel varlıklar bulup onlarla biraz genetik çalışabilir ve onlarla oynayabilirsin, onların tanrıları olabilirsin ve burayı istila edebilirsin yani biraz yarı (tanrıcılık oynayabilirsin ve bunu olabilirdin  demek..
Sonra bu gezegene biraz yapay zeka destekli biraz senin düşüncelerini projekte etmen destekli bir elektromanyetik kafes kurup onlara neredeyse her istediğini yaptırabilirsin demek.
Bir gezegen yerine bir gök cisminde konaklayıp biraz yapay sanal vb zeka ve gerçeklik ve biraz fizik yaratım yapabilirsin demek.
Robot kölelere ve evcil hayvan gibi robotik kölelere sahip olabilirsin demek.
Belki de bir sürü kast, hiyeralşi ve belki de bunları yapan üstü sınıf karargah subayı değil de alt sınıf bir üretim kölesi olma şansı demek. Özellikle başlangıçta. Devrecilik. Yani diğerini yapabilme için..

Bir gezegende kontrol sağla ve onu yönet. Yapay türler tasarla, kendi gezegenini seç, onu dekore et. Oldukça yol katetme gerekecek.
Evrene tap, ormetyona tap, türün yokolacak, yoketme için karadelik hazır bekliyor.

Tüm üstteki fikirler sadece üçüncü seviye gerçekliğin bir uzantısı olarak -canlı açık devamı gibi- yaşadığında belki anlamlı olurdu yani ölüp doğarak hafızan geçmişin silinerek ve kendini yeni bir dünyada bularak bunun ne anlamı var?

Sanırım insanın geleceği insan yemek sömürmek ve insan tasarlamak. Şimdiki insan olmuş kedi köpekler gibi artık insan olmayan üst varlıklar olarak.
Sanırım 4KH BH kanallasaydı forumlarında 3D krallığı olarak anılırdık buradan yükselerek aralarına karıştığımızı (yaklaşık 50/50 oluşu) öğrenirlerdi. Her şey ne saçma. Bu celseleri duyana kadar herşeyin bir anlamı ya da gizemi -sihri- varmış gibiydi. Şu an her şey çok mekanik göründü.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#156
Şunu hissediyorum...
Bir çeşit içinde olunulan durumu ve zaman çerçevesini en azından 3. seviye olarak KH'ın ucu, dibi, uç noktası ya da nirvanası olarak görenlerdenim çünkü tam dörde olan eşikteyiz ve burası en ilerimiz ve bu şöyle. Biraz ilerisi dört. En azından bazılarımız ve bir grubumuz için. . Arzu için bu gerçekliği üretiyoruz ve daha fazlasını üretebilirdik.  Üçüncü seviyede üretebildiğimiz en uzak uç ve e nilerisindeyiz ve bu anlamda sonsuz olanak ve olasılık içindeyiz/içindeydik ve buna rağmen kısıtlanmış ,üretebilewcğeimziden çok daha düşük ve kısıtlı bir gerçekliği/tatmini yaşıyor ve üretiyor gibiyiz. Çok azımız arzuyu da gerçek anlamda uçlarda doyurmuş gibi ve bunun olanağı anlamında kaybedilmiş hissediyorum. Sonuçta eğer KH'ın gerçek doğası buysa yani gücü iktidarı ve merkezi tepede odaklayıp aşağıya dağıtırken kendini doğal sınırlayarak bu çıkmazı üretiyorsa ve bu anlamda yaygın özgün bir tatmin ve mutluluğu üretemiyorsa  bilmiyorum. Hepimiz orada herşeye, bir çok şeye doğal çok kolayca sahip olunabilekken bakan bakakalanlar gibiydik. Yani bir uzlaşıyla diğerlerine hiçkimseye zarar vermeyen incitmeyen uzlaşılmış bir arzu tatmini. Yani hukuk denilen anlamda bunun geçerli olması. Yani yaygın bir mutluluğu üretme fırsatı ama özgün ifade anlamında tabi ki bunun çok çok genişi. Sonsuz arzu doyum fırsatı ve ifade fırsatı içinde büyük kayıp ve bunun boşluğu-hüznü. Yani KH olarak/olunarak KH'ı da olamamış hissediyorum. Geçici anlar dışında.

Bunları şu anlamda söylüyorum. Bakıyoruz. yıkılmayan evler yapabilirdik. Şu bu böyle olabilirdi öylesi daha güzel olurdu deriz. Buna benzer bir biçimde ..

Yani parayı iktidarı yönetimi herşeyi teslim ettiğimiz gibi arzuyu gerçekleştirme fırsatını da bir avuca teslim etmişiz ve onlarda dönüp diğerlerini kontrol altına almaktan başka bir şey yapamamış gibi. Üretilebilecek sonsuz her şey fırsatken yapılmaksızn orada asılı kalmış gibi.  Bu KH'ın doğal açmazı çıkmazıysa o halde bu aralıklarda olan küçücük şeyler için- sürmeyen için- bu şeyi üğretiyoruz o halde bir stabilite arama yerine özgürce anlık yaşamak en doğalı ama bunu farkettiğidne hangi koşuldasın. Sağlık denen olgu yok. Yani insanların sağlığı kayıp. Bedenler gün geçtikçe arızalanır. Bir şeylerin farkına vardığında düzeltme ve geri çevirme zor.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com