Işıklı Düşler

Başlatan isiklidusler, 29 Eylül 2014, 16:02:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Dionysos

#135
Diyafram nefesi çalışıyor
Gerçekten çalışıyor
Bu muhtemelen akciğerimin %70/80 performansı ama benim muhtemel en iyi kaydım

Geleceğe günce
Katyusha söyledim
https://vocaroo.com/16WgoLgjnOoy

Eğer bu nefes umulan şeyse buradan bir Rebroff doğacak.
Hala bu celseleri anlamayanlar ne çok şey kaçırdı

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn[/i]

"1" çünkü hem orjinaline yakın, hem de diğerlerinden daha duygu yüklü hissettirdi bana ama hızlanan kısımları pek sevdiğimi söyleyemem kardeşim, kısaca fikriyatim bu yöndedir. Paylaşımın için teşekkürler ve sevgiler.

Unutmadan, az önce Beşiktaş maçına baktığım için heralde serbest çağrışım yaptı; "Saldır Beşiktaş! Sensin Şampiyon!"... [8D]

Yorum için ben teşekkür ederim gelişiyorum .Akciğer de leke ve kapasite sorunları . Sanırım leke en aza indi . Bu şey umduğum şeyse onun kusursuzu gelecek.

Şunu anlamış bulunuyorum. Sarkı söyleme denilen tastamamen diyafram akciğer gücü ile ilgili. Kulak denilen bile. Başka herşeyle sıfır ilgi. Diyafram akciğer yapılandırılır (ve tabi o postürü iç organları kendi yapılandırır) sonra kendinden kuş ötüşü gibi ortak beceri..

Yara almışız felan her şey gerçek
Okulda baş ağrısı sahte anılar
Engeller
Herşey
Bu celseler ne diyorsa o
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#136
Sabah sabah lokasyonum için (yr.no/ecmwf) böyle bir hava tahminiyle uyandım
150 mm üstü yağış ve çoğu kar .Bunun böyle olacağını sanmıyorum (bir sonraki güncellemelerde muhtemelen değişecektir ve modellerde bu yok gibi) ama olursa 2 metre kar alırız ve yaklaşık kıyamet değilse de ilginç bir şey olurdu.

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#137
Şimdi elimizde neler var. Bir bakıyorum

Hayatta kalma refleksi/çabası
Zor koşullarda yaşam /yaklaşan kargaşada yaşam
Uzaydan gelen/gelecek virüs
Bu gezegende yeni bir hayat (4KH için yeni prototipin 3. seviye gezegene yerleştirilerek mevcut türün imhası)
Kozmik, astronomik doğal olaylar felaketler döngüler ve yıkımlar olasılıkları

ve belki bir de yoğunluk/boyut değişimi söylencesi 4.seviye mezuniyet kavramı

Şimdi gerçeğimizde yukarıdaki kavramlar yok. Hiçbiri yok. Gerçeği söyleyenlerin en gerçeğinde bile yani bir şeylerin ucundan tutmuş ve gerçekleri söyleyenler de açıklayanlar da bile. Yaygın inanışlar değil. Bilinen değil. Örneğin kabul görmeyen bir komplo teorisi bile (chemtrails) herkesin kulağına çalınmıştır. Komplo adıyla da olsa orada durur ve bilinir. Sitchin'in uzaylı tanrıları kimse bunu kabul etmese bile çoğunluk bilir oradadır. Icke'yi komplocu olarakta tanısalar neredeyse herkes bilir. Haktan Akdoğan'ı sevmesen de tanırsın. Uzaylıcı derler ama bilirler. Yani bu bilgiyi aslında temsil eden bir yapı var ve yok çok içte ve köşe de. Bu nasıl yorumlanmalı bilmiyorum insanlık kendi gerçeğini mi duymak istemiyor saklıyor ve hazır değil vs...

Bunu bir kenara bırakırsak.

Bakıyorum ve şunu görüyorum. Eğer kozmik afetler doğal afetler buz/buzul çağı, bu gezegende kitlesel yokoluş getirecek bir şeylerin arefesindeysek eğer türün hayatta kalma refleksi, kendini koruma refleksi güçlülerini alır yükseltir/tutar ve zayıfları elimine eder. Doğal kader ve evrim. Yani öyle görüyorum. K'lar insan grubunun başında kim var denince grup yanıtı verdi. Yani insan grup olarak bir ruhsa bu gezegendeki üçüncü seviye varlık olarak temsil edilen insanda da içsel düzeyde onu yapmalı ve yapar diye düşünüyorum.

Yani kitlesel bir yokoluşa gidiyorsak bir salgın diyelim. Zayıfları güçlendirir. Bağışıklık sistemini daha güç koşullar için eğitir. Lenfatik sistemi temizlenmek üzere zorlar ve zayıfları elimine eder. Yani kitlesel yokoluşa gidiyorsak bunlar kaçınılmaz olabilir. Bunu insan ruhu doğa planlıyor olabilir. Örneğin bizi daha soğuğa adapte edecek bir dna kodonu serbest bırakma gibi. Belki biz bunu salgın olarak algılarız

Elitlerimiz yeni salgın için hazırlanıyormuş. Aslıdan salgınlarda hayatta kalan güçlüler bir anlamda üçüncü seviyenin devam ettiricileri doğal hasat edilenleri/edilecekleri gibi. Yani tohumlayıcıları gibi. Gelecek için. Bence doğa hasadı edecektir  bir seçim yok. Hayatta kalma çabası ve hayatta kalabilme hasatı edecektir.

Covid salgınında bir öykü var. Belçika da 92-93 yaşında bir kadın hastaneden ventilatörleri gençlere takı mutlu bir hayat yaşadım diyordu. Şimdi depremde gördük can pazarı her birine yetişilemedi.

Sonuçta gezegendeki bu tür varolmak için savaşacaksa ve birleşecekse yani 4KH'ın kitlesel imhasına direnecekse yapması gereken anlaşma bu ve kendini en zoru için eğitmeli ve en güçlülerini savaşa ve yaşamda kalışa göndermeli .Zayıfları koruma çabası mutlu bir çaba değil.
Soğukta, yıkımda, kaosta yaşayabilecekler ve hayatta kalarak türü ve nesli devam ettirebilecekler. Mevcut türde kırılmıştır bunu anlıyoruz ancak yeni önerilen sanırım daha sibernitik. Bu en azında doğal türün dna yapısını köklerde tutuyor sanırım bilmiyorum.

Bunun bir alternatifi olduğunu sanmıyorum. Bu kitlesel yokoluş demek olur. Gezegenden taşınma seçilme olur vs .Mutlu kölelik olur .Gezegeni 4KH ve onun çıkarlarına teslim etme türünü sonlandırma olur vs
Yani birleri-miz 4 KH istilasına rağmen belki modern sistemlerimizi alt üst olmuşken savaşacak direnecek hayatta kalacaksa ve insan varlığını varoluşunu savunacak sürdürecekse ?
Bu şu an gezegendeki tür için çok uzak gözüküyor. Bizi ney birleştirebilir bir araya getirebilir ya da nasıl bir bilgi ve olay örgüsü o noktaya taşır bilmiyorum

Diğer yandan kendi elitlerimiz biz esir almaya kırmaya belki de dizgini kendi elleriyle 4KH a armağan etmeye çalışıyor. Bir avuç küreselci deniyor ve onlara karşıt sözde bir grup muhafazakar var deniyor. Ellerindeki kavram tanrı .Bunlar gerçekle başbaşa kalsa çil yavrusu gibi dağılır. Herkes/çoğu gücü seçer boyun eğer.

Mevcut koşullarda hatta bir çok şey araya girdikten sonra bile insanın bir istilayla savaşacağını aklım almıyor. Bu tür. Hayır. 
Birleşme?
Bu kavram bir soru işareti ve eğer çitleri bozulursa dediler. O da bir soru işareti.

Şu an 4. seviye geçiş kavramını açık olalım tüm bunları hoş algılama için bir paradigma gibi algılıyorum. Eminim vardır ama birinci sorun yukarıdakiler gibi ve onları okuma görme için duyma duyabilme için o varolmalıymış gibi. Diğer türlü bunlara katlanmazdık duymak istemezdik.

Yani sonuçta üçüncü seviyenin sorunları dersleri bitmeden çözülmeden mezuniyet olmuyorsa sorun yumağı yukarıda ise insanlık bakalım ne yapacak?
Bunları bir yönüyle dördüncü seviyeye mi taşıyacağız?
4. seviyede 4KH ortaklarla mı? ki onarla göre ortak değiliz.
Yukarıdaki duruma boyun eğersek o dördüncü seviyede sefaleti onaylamıyor mu?
Bizim elitlerimizi üçüncü seviyeden dördüncü seviyeye uçularak mı taşınacaklarını sanıyor. Eğer bunlar hakkında biraz bilgileri fikirleri varsa.
Açıkçası ben mezuniyeti şöyle algılıyorum. Ruh grubu. Bütün bir şey ve içinde bir parça yükseltiyor ya da komple bir şey değişiyor. Basit örnek. Bal peteğini sıkarsan bal akıyor. İnsanın kendi seçme kavramının bozuk olduğunu düşünüyorum. Bu bence 4KH içinde söylenen BH a nasıl geçileceğini anlamış değillerle paralel olabilir.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#138
45'e gidiyorum (yaş). Bu şey yaşlılığa hazırlanmak gibi ve bu durumda temel motivasyonum (odağım) eklem kas sağlığı, genel beden yapı postür sağlığı dinçliği ve enerjiyi koruma sağlama sürdürme gibi bir şey oldu. Temel motivasyonum bu. Şu an. Tamamen ya da %80-90 diyelim.
Bütün sonbahar kış dinlencesini yarı buna dönük sürdürdüm diyebilirim. Yani temelde bir egzersiz yapmasam bile ya da sürekli yapmasam bile çoğu zaman dikkatli bir şekilde pelvikten gelen kasılmalarla birlikte vücudu esnetme germe uzatma ,değişik pozisyonlarda sürekli bağ, kas eklem beden yapı sağlığına dönük sürdürülen çaba.
Şu noktada bunun yeteneğini artık tam bir kez kazanıp daha sonra bu kadar üzerinde durmamayı umuyorum

 Yani insansan beden çöküyor, yaşlanıyor, toksin alıyor, organlar sistemler yaralanıyor, eklemler sağlık bozulmaya  başlıyor vs. Gençsen hiç bir zaman farkına varamazsın. Bu şey bize anlatılmadı. Paket bir ders olarakta verilmedi. Ortalıkta sağlık gevelemeleri var ancak bunların hiç biri farkındalık düzeyinde aktarımlar değil sana geçmez ,ulaşmaz bile. Yani yaşlanılacağını bilirsin. Yapılandırılmış bilgi bozuktur. İnsandan insana aktarılanda tam bir bilinç içermiyor. Nesiller arası bağlantıda bozuktur ve kopuktur ya da yanlıştır.

İşin ilginci paket bir ders olarak senden sonrakilere verilemezler. (20'ler 30'lar ya da daha genç olanlar ya da biraz daha yaş almış sorunu olmayanlara farketmiyor. Tüm bunları boş geveleme sanacaklar ve duymayacaklar ta ki bir sorun alana deneyimleyene ve onu çözme  yolu ve çabasına girişine kadar. Bazıları orada bile farkına varamaz. Yani herkes hasta olunacağını ve hasta olunca onun ilacının alınacağını sanır. İnsana mevcut sağlık sisteminin yüklediği pasifizasyon. Temelde hastalık uyuşukluk ve travmalar hasarlar yaralanmalar -çoğu toksin kökenli vs )

Bir hastalık ya da hastalıklar adı saçmalıktır.

Son yıllarda bazılarımızın 50'ler ve 60'larda alacağı sorunları 40 lar da görme yüzünden bezgindim yani kendimi tuhaf hissederdim bugün ise şanslı hissediyorum çünkü bunları çözmeyi öğreniyorum ve başarıyorum yani geç alsam bu yolu bulmam zor olabilirdi bunu farkettim. Bugünlerde yaşlanarak değil gençleşerek ilerlediğimi söyleyebilirdim. Motivasyon düzeyinde ve mental düzeyde. Bugün 3 belki de 5 yıl önceye göre daha genç hissediyorum bu kesin.

Biraz serbest zaman dışında neredeyse bütün gün bedeni optimize ediyorum. Kaslar eklemler, omurga.. Sürekli. Arkaplanda beni yöneten çekip çeviren şey de bu oldu yani temel motivasyon.

Beden eğitimi, kültür fizik, egzersiz hareket bilinci ne dersek diyelim sağlığın temeli ve direği .Yaşam beklentisi 80-90 olan insanlar bunun yarısını 40 üzeri aralıkta yaşar ve bu aralıkta bilgiye dair bence tam bir kurt kapanı var. Bu nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama KH bilgiyi gizler denen gibi bir de insanın kendi içindeki tuhaf yarışı (kıskançlığı vs) ve her yerdeki göremezsen ya da orayı yürümüş biriyle irtibatta değilsen içine düşebileceğin kapatılmamış  çukurların varlığı gibi.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#139
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

45'e gidiyorum (yaş). Bu şey yaşlılığa hazırlanmak gibi ve bu durumda temel motivasyonum (odağım) eklem kas sağlığı, genel beden yapı postür sağlığı dinçliği ve enerjiyi koruma sağlama sürdürme gibi bir şey oldu. Temel motivasyonum bu. Şu an. Tamamen ya da %80-90 diyelim.
Bütün sonbahar kış dinlencesini yarı buna dönük sürdürdüm diyebilirim. Yani temelde bir egzersiz yapmasam bile ya da sürekli yapmasam bile çoğu zaman dikkatli bir şekilde pelvikten gelen kasılmalarla birlikte vücudu esnetme germe uzatma ,değişik pozisyonlarda sürekli bağ, kas eklem beden yapı sağlığına dönük sürdürülen çaba.
Şu noktada bunun yeteneğini artık tam bir kez kazanıp daha sonra bu kadar üzerinde durmamayı umuyorum

 Yani insansan beden çöküyor, yaşlanıyor, toksin alıyor, organlar sistemler yaralanıyor, eklemler sağlık bozulmaya  başlıyor vs. Gençsen hiç bir zaman farkına varamazsın. Bu şey bize anlatılmadı. Paket bir ders olarakta verilmedi. Ortalıkta sağlık gevelemeleri var ancak bunların hiç biri farkındalık düzeyinde aktarımlar değil sana geçmez ,ulaşmaz bile. Yani yaşlanılacağını bilirsin. Yapılandırılmış bilgi bozuktur. İnsandan insana aktarılanda tam bir bilinç içermiyor. Nesiller arası bağlantıda bozuktur ve kopuktur ya da yanlıştır.

İşin ilginci paket bir ders olarak senden sonrakilere verilemezler. (20'ler 30'lar ya da daha genç olanlar ya da biraz daha yaş almış sorunu olmayanlara farketmiyor. Tüm bunları boş geveleme sanacaklar ve duymayacaklar ta ki bir sorun alana deneyimleyene ve onu çözme  yolu ve çabasına girişine kadar. Bazıları orada bile farkına varamaz. Yani herkes hasta olunacağını ve hasta olunca onun ilacının alınacağını sanır. İnsana mevcut sağlık sisteminin yüklediği pasifizasyon. Temelde hastalık uyuşukluk ve travmalar hasarlar yaralanmalar -çoğu toksin kökenli vs )

Bir hastalık ya da hastalıklar adı saçmalıktır.

Son yıllarda bazılarımızın 50'ler ve 60'larda alacağı sorunları 40 lar da görme yüzünden bezgindim yani kendimi tuhaf hissederdim bugün ise şanslı hissediyorum çünkü bunları çözmeyi öğreniyorum ve başarıyorum yani geç alsam bu yolu bulmam zor olabilirdi bunu farkettim. Bugünlerde yaşlanarak değil gençleşerek ilerlediğimi söyleyebilirdim. Motivasyon düzeyinde ve mental düzeyde. Bugün 3 belki de 5 yıl önceye göre daha genç hissediyorum bu kesin.

Biraz serbest zaman dışında neredeyse bütün gün bedeni optimize ediyorum. Kaslar eklemler, omurga.. Sürekli. Arkaplanda beni yöneten çekip çeviren şey de bu oldu yani temel motivasyon.

Beden eğitimi, kültür fizik, egzersiz hareket bilinci ne dersek diyelim sağlığın temeli ve direği .Yaşam beklentisi 80-90 olan insanlar bunun yarısını 40 üzeri aralıkta yaşar ve bu aralıkta bilgiye dair bence tam bir kurt kapanı var. Bu nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama KH bilgiyi gizler denen gibi bir de insanın kendi içindeki tuhaf yarışı (kıskançlığı vs) ve her yerdeki göremezsen ya da orayı yürümüş biriyle irtibatta değilsen içine düşebileceğin kapatılmamış  çukurların varlığı gibi.

K'lar zihin/zihniyeti değiştir diyor ama tam olarak şöyle görüyorum. Bu fizik gerçeklik ve bu fizik beden .Bunun hareket yeteneği ,bunun sağlığı ve bunun mekanik optimizasyonu. Oynar eklemler, hareket yeteneği tam eklemler, hareket kısıntısı olmayan beden, onu oynatan sağlıklı tutan güçlü esnek kaslar.. Neredeyse tüm sağlık. Kök-köken
 Bu zihniyetin değiştirilmiş hali ve bu zihin.. Hastalık ve acizlik kavramı yerine. Bence.

Bunun dışında insanın etiyoloji bilimi var .Hastalıklar için etiyoloji toplayalım ortak etiyoloji bulabiliyor muyuz?; ya da neyi açıkladıklarına bir karar verelim. Örneğin diyabet hastalığı şeker. İnsülinden geliyor? Öyle mi? Birine oluyor diğerine olmuyor. Bu hastalık adları bile hasarın etiyolojisini (neden/köken olarak) bulmaz. Yine de kısmen onu yönetebilecek bir yaşam tarzı müdahalesine ışık tutar hepsi bu.
İnsanın ilaç/çare/deva kavramı yozlaşmıştır. Bunu bügun ağızdan yutulan bir kapsül ya da ota çevirdiler. Yani biyo-mekanik fizik bir aygıta sınırlı kimyasal destek demek bu hepsi bu.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#140
Pandemi sürecinde özgürlükçülerce yapılan dua şuydu .
"Bana ya özgürlük ya ölüm ver."
Bugün bakıyorum içimdeki şey bir yakını. Yaşama duam gibi ya da yaşama karşı duruşum gibi oldu olan.
Bana ya (tüm herşeye dayanabilecek) gerçek güç sağlık  ya da ölüm ver.
Çaresiz, aciz, korkak, güçsüz, yarım şu bu hissetmek istemiyorum ve eğer öyleyse -öyle olacaksa ikinci yol iyi.
Gücümü toplamak için herşeyi yaptım ,umarım sonuç verir.

Bu öyle mi bilmiyorum ama eğer okuduğumuz gibiyse ve bu öyleyse yaklaşık %70 mizi süpürecek bir şeylere tanık olacaksak bu durumda zorlu koşullara uyum sağlayabilecek en güçlülerimizden yani bwim anladığım biçimiyle yüzde 30 dan değilsem orada olmak istemezdim ve eğer tam tersi onlardansam orada olmamak ve orada olmayı kaçırmak istemezdim.

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#141
İnsan Olarak Varoluşum Üzerine Sesli Düşünceler

Bugünlerde kendimi güçlendirmeye çalıştım. Eskiden yaşamın bize bir tanımlanış biçimi vardı sonra bu celseler hayatımıza girdi ve kendimizi belki de en zoruna hazırlamaya çalıştık. Bilmiyorum. Kendi içimde. Sonuçta şuraya vardım. Tamam başıma/başımıza ne gelecekse gelsin (yarı hazır ve açığım) ama gelmesin. Yani insan olarak herhangi türden bir kıyamete ve yıkıma biraz hazır/açık ama yine de  taciz, işkence, özgürlük kısıtlanması (hapsedilme/alıkonulma) yani kısaca kölelik ve adi şiddet dışında neredeyse tüm olgulara yarı açık hissediyorum.. Yani doğanın parçası olanları deneyimleyebilirim ama diğerlerini hayır gibi ve istemiyorum yani varlığım onaylamıyor. Bu bizim doğamızın parçası ise bu nasıl doğa?

Bize özgür iradenin varoluştaki en önemli bilinç yasası olduğu söylendi ve sanırım tüm bunları özgür irade ortaya koydu ve koyuyor. Bir ruhsal anlaşma kavramı vardı. Yani biz yaratıcılarsak bu gerçeğin bir tür parçaları ve aktörleriysek bu tip bir sınırı çizmek istiyorum ve bu nasıl bir özgür irade? Diğerlerinden daha güçlü özgür irademi gerekiyor?

Bu tip soru ve sorunum var. Yani geleceğin parçasıysam buradaki ben bunları gördüm.

Sonuçta şunu anlıyor ya da anlamaya çalışıyorum. Farklar ve bölünmeler ürettik ve bunlardan ders alıyoruz. İki düşmanın savaşmasını anlıyorum ya da bunu anlamaya çalışıyorum. Yani bir düelloda biri ölür bunu anlıyorum. Bir savaşta güçsüz olan ölür yenilir bunu anlıyorum. Tamam bunlardan ders alıyoruz diyelim. Kölelik kavramını anlamıyorum. Varoluşu varoluşuma batıyor artık. Yani bu subjektiviteyse neyse ney.

Dışarıda bir doğa var. Sanırım orada da özgür irade var. Orada bazen açlık ölüm ve zor koşullar var ve bunlar yeterinde öğretmiyor mu? Yeterince geliştirmedi mi? Doğa da yine de herşey zorda olsa adil ya da biraz daha makul görünür. Tüm bunlara niye tanık olduk bilmiyorum. Bu doğal mı? Özgür iradenin sonucu mu? Ders mi bu yolla mı öğreniyoruz ya da bunu subjektif ele alıp umursamaya ve acı üzerinde durmaya gerek yok mu?
Zaten başka yollarla yeterince acı çekiyoruz. Hastalıklar, dertler, açlık, farklar vs.

KH'ın varlığı. Sanırım bu tür bizim üstümüzde. Bizim hayvanlar gibi onların yemiyiz. Bunu anladık diyelim. Bu durumda insan olan ben madem bu doğa-evrim-özgür varoluş bunu kabul ediyorum ama yukarıda saydığım sınırlar dışında. Yani doğada bir kaplanın geyiği avlaması gibi av olmayı anlamayı deniyorum ve madem bu olmalıysa öyle olsundu. Birincisi. Gizliler. Yani bir geyiğin av oluşu hakkında sanırım farkındalığı ve haberi var benim türümün yok. İkincisi göklere kurdukları bir çitten sözediliyor. Çitin bizi manipüle ettiği ve kargaşa pompalamaya yönelttiği böylece onların beslenme ihtiyacına dönük daha fazla enerji ürettiğimiz. Şimdi hiç bizi manipüle etmeyen bir çit kurulsa koşullar işlese yine burada doğal oluşan enerjiden  hiç mi enerji alamıyorlar?
Günlük mikro ortak kan bağışlasak olmuyor mu?
4KH la pazarlık yapılmaz! 3KH la hiç yapılmaz  Kendi türüm KH.
Son olarak bunu dediğimde kendi türüm hayvanları hapsediyor bunu durduramıyorum. Ruhsal anlaşma nedir?

Hiç bir şey değilim, hiç kimse değilim ve öyle olmak, böyle hissetmek istemiyorum. Tüm bunların olmasını istemediğimde ya da özgürlüğün içinde kendi öğrenme empati becerime dönük kendi yaşamak istemediğimi yaşatmak ve kimsenin yaşamamasını da istemeye dönük bazı sınırlar istediğimde ve bunu diğerleriyle ortak çizemediğimde ne yapmalıyım?

Bu tüm bunların olmamış gibi olmasını ya da yoketmeyi isteme denen gibi mi bilmiyorum ama ben varetmeyi seçerdim diye umuyorum.
Yani sanırım yukarda saydıklarımı yoketmeyi ve kalanı öylece varetmeyi seçer ve isterdim.
 Şimdi bize yedinci seviyenin putlarla ilgili bir eylemi müdahalesi vb olduğu söylendi. Bu şeyin yaşanılır olması için yukarıdaki sınırlara ihtiyacı var. Bu bir derse ders bu olmalı.
Bu şeyi en azından bu haliyle oldurmama dersi.

Burada bostan korkuluğu gibi durmak istemiyorsan ne yapmalısın? Ağ çalışması mı? 70 yılda üç kişi uzlaşamayacağımız bir kargaşa çalışması demek daha doğru olur.
Burada ağ yok. KH'ın çitini yıkmalıyız. Burada tek sonuç .Bunu umursayanlar ne zaman ağ olacak?
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#142
İçimde bir de iyi bir şeyler olacakmış gibi bir his. Bu yeni. Bu yepyeni. Yani alışık olduğum bir his değil. Hayırlısı bakalım..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#143
İnsan olmaktan aldığım ders
ya da çıkardığım sonuç, geldiğim vardığım nokta gibi olan

Bir tür kıyamet arzusu ve açıkçası bir tür kıyamet arzuluyorum...
Bunun dışında hiç bir şey. Eskiden ütopyalar,  birleşmeler, savaşların bitirilmesi, insanları bir arada özgürlüğü mutluluğu gibi kavramlara ideallere inanır sarılırdım. ve gerçekten. Bunlar celseler okumalar öncesi. Yani 17 yaşımda ütopya karalardım.
 Şu an buna dair inancı kaybettiğim gibi mümkün/olası olmadığını düşünüyorum. İnsanın yozlaşması ve bilgiyi çarpıtması onarılamaz derecede çarpık. (Deprem olasılığı nedeniyle temeli/kolonu nedeniyle iptal edilmesi yıkılması gereken bina gibi ve hiç bir zaman yapmayacak -doğa araya girecektir)

K'lar olası çok kötü/en kötü zaman hatları olduğunu ama bunun olmayacağını söylediğinse kötünün iyisi bir zaman hattını sanırım ifade etti. Yani yine de kötü ama en kötüsü değil. Bizi sanırım bu bekliyor.

Çekilen tüm acılar saçmasapan ve gereksiz. Birlik ya da idealler yok. Kutsanmış uğruna yaşanan ortak değer yok ve kalmamış. Yasa yok..
KH olunmasını anlıyorum ama hiç bir ahlaki çıta yok. Örneğin sağlığı kutsarsın, insan haklarını kutsarsın, doğayı kutsarsın, barışı kutsarsın, devleti kutsarsın ama herkesin devleti var, özgürlüğü kutsarsın ama gizli kölelik var. KH tanrısı idealize..
Yasa özgürlük olabilir ama bizi bir arada yaşatan/tutan şey ne? O halde dağıtılmış/paylaşılmış bir özgürlük ortak ideal ve yasalar gerekir. Diğer türlü parçalanırız.
 
Kölelik, güç ve egemenlik biçimleri (itaat korku kölelik) dışında hiç bir şeye dair bir hukuk, bilinç ya da ahlak yok insanda. Yok yani yok ve hiç yok. Az da değil hiç mi hiç yok.. (Genel ve tersi nadir/ender)
İnsan öyle oluşu ilan etmemiş açık köle ve bu gerçek...

Ortak acılar, savaşlar, istismarlar, taciz kölelik pek çok şey var ama bana bunları yazdıran en çok şu. Sağlık bilinci berbat, sağlık b-ilgisi hiç yok ve olağanüstü çarpık kötü yalan berbat. Yani insanın ortaklaşa hiç bir şeyi yok ve nerden tutsan elinde kalır. Bir tür düzeltilemez çarpıklık ve renklerle boyanamaz karanlık.
Bir şeye taparsın inanırsın. Neye? Güce, arzuya, şehvete. İşte yüce insan.
Yani bunların bile ortak hukuku olurdu KH ne olunuyorsa bile sınıflar hiyeralşiler olurdu her sınıf kendi payında doyumlanırdı .Bir enkaz gördüğümüzde çoğumuz oradaki insanlarla empati yaptık yani orada canlı kalanlar. Şu an biz ne durumdayız?

Neye inanıyoruz?

Bilmiyorum. Kıyamet dediğim ya herkesin aklını başına getiren ya da mevcut tüm konjöktürü ve saçma paradigmaları süpüren/yıkan ,al aşağı eden, ya da aklımızı başımıza getirerek aklı başına gelmiş biçimde bizi dımdızlak biçimde doğaya  döndüren yani sıfırdan hiç yoktan bilgi-yaşam örgütleyebileceğimiz vs bir durum ve onu arzuluyorum. Hiç bir şey değilse para ekonomisi teknoloji güç herşeyin çöküşü yitişi/yıkımı.

Büyük sıfırlanma lafı var tıpkı onun gibi. İnsanın elinden tüm oyuncakları tüm teknolojiyi al tüm gücü iktidarı herşeyi al ve onu donuyla doğaya gönder. Kalanları.. Tam bunu istiyorum. Ders...Sonuç.. Zaten olursa oradan bir şey olur yeşerir/filizlenir. Tek umutsu.
 Tüm bu şeyler sona ermeli. Saçmalık kutsanamaz, bu halde/durumda uğruna yaşanacak hiç bir şey yok. Umutta yok. Değişim vs ..
Kölelik gerçek zımni hukuk ve uğruna yaşanan şey/değer .Tüm işler ticaret gibi ve açık köleliğin kutsanması.

Umarım insan dımdızlak elinde donundan başka bir şeyi olmadan doğayla başbaşa kalır/kavuşur.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#144
Yukarıdaki mesajı işin açıkçası yeni celseyi okumadan bugün bezelye çalıladıktan sonra yazdım. Sanırım önceki gün fındık kabuğunun dışındaki kapsül/kavşak dediğimiz şeyi taşıyordum. Gençliğimi, dinçliği ve tam bir sağlığı bilen biri olarak aslında gücüm ve yine de dinçliğim sağlığım olsa kronik yarı bezdiren ağrılar sorunlar vs vs artık var tersini arayan bunalmış bir bezginlikle yazdım çünkü sağlık mümkün kolay ve önünü insan tıkıyor. Sağlığı yapması üretmesi kendi bilgisiyle. İktidar ve diğerleri de .Her türden iktidar. Sözde yetkili. Yani senle boğulan toplum ve yanlış bilgini iktidarı.
Bir de sanırım artık sanallaşmış muhteşem orta sınıfların tüm doğadan işten emekten kopuşunu .Bunun üzerine bir şeyler ayrıca yazmak istiyordum kelimeleri birleştirmedim ya da es-geçtim.
Klavye başından vahiy fetva dağıtanlar hiç bir şeyden haberdar değil.
Aslında buraya şu an yeni mesaja celseyi de okuyunca şu hisle geldim. Apokalipto filminde bir korku -fear- sahnesi var. Deprem sanırım bize böyle bir şey yaşattı. Yani o oldu ama olacak daha büyük bir şeyin habercisiymiş gibi. Gidenler sanki bize daha büyük bir acıya hazırlık yapın der gibi miydi bizi zorlayan bu mu? Bilmiyorum...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#145
Her ne durumda olursa olsun; savaş, insan avı, taciz, zorbalık vb. görmek ya da bunlara tanık olmak ya da bunların olası olduğu bir gelecek senaryosunu yaşamak istemediğimi, en azından bunlar mümkün olası ise bunlara karışan bir toplulukla olmak istemeyeceğimi biliyorum. Eğer tüm bu şeyler varsa ve onların olduğu bir dünya gelecek mümkünse çocuklarım içindeyse her şeye rağmen orada olmamak istemeyeceğimi de biliyorum.
Bunun dışında doğanın getirdiği her türden yıkıma ve kaosa hazırım ve açığım, yine bunun dışında insanın getirdiği otorite zorbalık felaket senaryoları sınırları daha  belirli ise daha cazip...

K'lar savaşa evet dedi ve bu beni düşündürüyor. Nükleer bir savaş üretmeyeceksek savaş üretebilecekleri az yer var. Çin, İran, ortadoğu vs..

İnsanlık tarihi acılar savaşlar tarihi. Tüm bunlar belleklerde, genlerde ve gerçek. Bugün bize katlanılmaz gelse de.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#146
Üçlü kötü günden ne anlıyorum?

Kabaca ilk aklıma gelenler -ilk bakışta

Kutsal kitapların masalsa ve bu ayan/açık olursa (gökte şeytanlar olduğunu öğrenirsek ve kutsal kitapların kurgu ya da gerçek tarih olduğunu öğrenirsek) ve sen azılı bir din savunucuysan ve tersini söyleyen herkese çemkirdiysen ,nefret saçtıysan ,iktidar gücüyle stigma/mobbing/ayrımcılık uygulamaya kalktıysan, aracı olduysan güzel bir kötü gün

Sahte bilimin sahte vahiylerinin yılmaz bekçisiydiysen ve sana tersini anlatmaya çalışan herkese şarlatan/diğer lakabı taktıysan ve  yukarıdakinin aynısını yaptıysan güzel kötü gün

Altında araban vs arkanda pisliğini temizleyen birileri olmadan yaşayamıyorsan güzel kötü gün

Bi poşet hapın varsa ve onlar olmadan ayağa  bile kalkamıyorsan güzel kötü gün

Adın patron, yönetici iktidar, bilmem ne sorumlusu idiyse, kurumuna makamına gücüne parana sığınmadan insanlığınla iki dost toplamadıysan ve sonra bir günde makamın enkaza döndüyse ve sıradan x olduysan güzel kötü gün

Örnekler böyle uzar ve ..uzar...

Kulakların çitin vahiylerinden başka hiç bir şey duymadıysa ve gözlerin... ve çite bir kez olsun yaklaşmadıysan ve yaklaşanların acısını/gerçeğini hiçe saydıysan onlara deli/aciz/kaçık/diğer/öteki diyen topluluktaysan ..

Gandhi isen iyi zaman....

Tam olarak bunu anlıyorum....

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#147
Karalasam mı karalamasam mı?

Bugün en az bir ayaksız (oluklu) kerteneklenin katiliyim. Sayısı bilinmeyen böcek ve salyangozun. Yüce tarım faaliyeti için. Mısır yemeliyiz. Tarla sürülmeli, işlenmeli bellenmeli. Onda önce otu temizlenmeli, ot temizliği için bir motorlu  tırpan kullanıyoruz. Otlarla birlikte herşeyi parçalar.

Bu ayaksız kertenkeleyi bir ya da iki kez bu işi yaparken (muhtemelen daha onu hasarlamadan) gördüm. Çalıştığım yeri değiştirdim sonra ertesi gün bu işe devam ettim. Oraya taşınmıştı. Orada da aynısını yaptım onun yattığı yeri öylece bıraktım .Her neyse bugün oradan da taşınmış ancak bugün taşındığı yerdeki otu biçiyordum (orda çok az ve seyrek ot var ve oraya saklanamyacağını umdum) bu sefer onu gördüğümde misinayı darbeyi yemişti . Dün ona kendi kafamda toprak altına girmesi yatmasını ya da   tarla sınırının dışına çıkması gerektiğini iletmeye çalışıp durdum. Sanırım ayaksız kertenekelelerle iletişemiyoruz. Bu böyle sürüp gidecek ve bugün düşündüm. Travma onlarda olur mu? Eğer öyleyse ve oluyorsa bir hayvanda saçmasapan nesillerarası sürecek bir travma bırakmak istemiyorum, insan olmaktan bıktım..

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#148
"İyi köpek ölüsünü gizler (ya da göstermez)
"Cins kedi ölüsünü göstermez"

Atasözleri

EYT nedeniyle 21 yaşından önce sigorta girişi/başlangıcı olan akranlarım emekli oldu. Kardeşimin ifadesiyle sokaktaki herkes (akranlarının büyük bölümü ) emekli.
Buralardan yola çıkıp (kaza geçiren ve anlık durumu kötüleşince geçici cihaza bağlanan bir tanıdığın öyküsü de eşlik ederek) bir yaşlanma elden ayaktan düşme tartışmasına aklıma gelen hayvanat bahçesinde bakılan ve artık ölmek istediği (ölüm zamanı geldiği) için yemeyen bir orangutanın öyküsünü eklediğimde kardeşim .. Kızılderililer gibi ölüm zamanı geldiğinde basıp gitcen o zaman ama artık izin vermiyorlar  makineyle yaşatıyorlar vs. dedi..
Durumu bu kedi köpek oluşa benzettim.
Kızılderili öyküsünde Kızılderili ölüm zamanını biliyor.
İyi köpek öyküsünde köpek biliyor.
Maharaj'ın öyküsünde Maharaj'ın gurusu biliyor.
Ortalama bir Kızılderili için ölüm zamanını kestirme ve planlama özel bir beceri fark değil ortalama güdü ve yetenek ve doğayla uyum gibi göründü. İyi köpek hikayesinde de aynı.
Yani bugünkü insanın durumu tamamen dürtü kaybı ve doğayla uyumu yitirilmesi..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#149
Evet, Maharaj'ın gurusu ölümünün yaklaştığını bildirmiş. Gurusunun gurusu ise daha da ilginç bir ölüm ölmüş:

Alıntı Yap
Sonunun yaklaştığını bildirdikten sonra, günlük yaşam akışını değiştirmeksizin, yemek yemeyi kesti. On birinci günde, dua saatinde güçlü ve dinç bir biçimde şarkı söyleyip el çırpıyordu ve birden öldü! Tam böyle, iki hareket arasında, üflenmiş bir mum gibi.