Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#345
Edited by - Alemtac on 08/08/2009 08:08:18  :))) bugün, hergün ki gibi güzel bir gün..
 

Alemtac

#346
Kimimiz Allah, kimimiz tanrı diyoruz, nedir/nedendir? Tanrı denildiğinde sanki birçok kavram var gibi, oysa Allah bir'dir. Araştıralım bakalım...

allah ile tanrı arasındaki fark   
adana çık aradan

allah daha çok bela okurken tanrı ise romantik ve sosyetik söylemlerde kullanılır.
(forvet, 27.10.2005 09:17)
     
(bkz: allah yerine tanrı kelimesini kullanmak)
(dna, 21.10.2006 22:27)
     
biri islam'ın tanrısıdır, diğeri genel olarak yaratıcı güç tanımıdır.

islam'a inanmıyorsanız allah'ı da kesin olarak reddediyorsunuz demektir. ancak tanrı kavramını reddetmek için ise ateist olmak gerekir.
(cerceve, 27.05.2007 04:14)
     
birini islamdan olmayan herkes red ederken digerini sadece ateistler red eder.
(scurtel, 27.05.2007 04:16)
   
inanç sahibi kişi için aslında pek de bir farkı olmaması gerektiğini düşündüğüm konu. önemli olan şey ona yüklenen anlamın farkına varabilmek.
(atesbocugu, 27.05.2007 10:20)
     
bir fark yoktur. inanılana yüklenmiş olan kelimelerdir. hepsi aynı yola çıkar;
(bkz: allah)
(bkz: tanrı)
(bkz: ilah)
(bkz: rab)
(bkz: yaradan)
(caps lock, 27.05.2007 11:04)
     
allah hak dinlerindeki yaradandır. tanrı ise çok tanrılı dinler dediğimiz, her olayın farklı oluşumlar tarafından yönetildiği dünyadaki yöneticilerden her biridir. (bkz: cümleye gelmek)

ancak, hristiyanlığın islamiyet'e göre "= cehennem" olmasının başında da, teslis inancı, yani yaradanı tanrılaştırmak vardır. islamiyette yaradan'ın zat'i sıfatlarında olan, doğurmaz, doğurtmaz, o "ol derse, olur" özellikleri, hristiyanlıkta teslis inancıyla yok sayılmıştır. zira hristiyanlar hz isa'ya tanrının oğlu derler...

eh ana fikirdeki fark budur diyelim...
(kahnesty, 27.05.2007 11:35 ~ 11:39)
     
i) türkçe'de the, el, il gibi belirleyici artikeller olsaydı göremeyeceğimiz farktı. şimdi de kullanım yerine ve konuşmadaki vurguya göre ortaya çıkar ve kaybolur. elin arabı herhangi bir tanrıdan bahsedeceği zaman ilah der, allah'tan bahsedeceği zaman al(i)lah der. bizim türk herhangi bir tanrıdan bahsedeceği zaman tanrı der, allah'tan bahsedeceği zaman tanrı der. aradaki farkı gördünüz mü? göremezsiniz, anlarsınız.

ii) allah, türkçeye xi. yüzyılda geçmiş arapça kökenli bir sözcüktür. tanrı, m.ö. iv. yüzyıla ait kayıtları bulunan bilinen en eski türkçe sözcüktür.
(recai pengül, 27.05.2007 11:47 ~ 11:55)
     
müslümanlarda olmayan farktır.
(cybi, 27.05.2007 11:50)
     
birden çok tanrı vardır (ot tanrısı çöp tanrısı) ama bir tane allah vardır.
(çeyrek asır, 27.05.2007 12:47)
     
müslümanlar için sadece 4 harf
(moderndrummer, 27.05.2007 15:15)
     
birinin dinleri, peygamberleri vardır; diğeri sadece kendidir.
(celibon, 19.11.2007 21:35)
     
biri cins isimken diğeri özel isimdir. allah da bir tanrıdır, put da bir tanrıdır. birisi müslümanların tanrısıyken diğeri putperestlerin tanrısıdır.
(oceangoing, 19.11.2007 22:33)
     
sadece söylemde fark vardır, içerikte fark yoktur. önemli olan neyden bahsettiğimizdir. örneğin; bizim "masa" olarak nitelendirdiğimiz nesnenin ingilizce konuşulan ülkelerde adı "table"dır. yani her iki dilde bu nesneye verilen isimler farklıdır fakat işaret edilen nesne aynıdır. işte bu "allah" ve "tanrı" meselesinde de aynıdır. "allah" arapların, "tanrı" da türklerin tek yaratıcıya verdikleri isimdir. fakat türklerin islamiyete geçişiyle birlikte türkçedeki "tanrı" kelimesinin yerine "allah" kelimesi kullanılmaya başlanmıştır. ve zamanla " tanrı" sözcüğü anlam kaymasına uğrayarak, müslümanlık harici dinlerin yaratıcılarını ya da kutsal olarak tapındıkları varlığı tanımlamak için kullanılmıştır. işte bu yüzden insanlar arasında bir yanılgı oluşmuştur. oysa bir farkı yoktur. önemli olan nasıl ifade ettiğimiz değil, yürekten, inanarak ifade edip etmediğimizdir.
(iki nokta üst üste biri altta biri üstte, 19.11.2007 22:57)
     
(bkz: peynirle çökelek arasındaki fark)
(bkz: başlık açmak için kasmak)
(karakedi, 19.11.2007 23:05)
   
allah belanı versin
tanrı seni korusun
(bkz: işte öyle bir şey)
(poh poh perisi, 19.11.2007 23:21)
     
iki kelime arasındaki farktan bahsediyorsak arapça ile türkçe arasındaki fark neyse odur. ikisini farklı kavramlar olarak kabul edip aralarında fark arıyosak yaratıcı gücü ikilemiş oluyoruz gibi geldi bana. zira ikisi de tek tanrılı dinlerin ilahlarına verilen isimlerdir. yani aynı kavramın tanımlayıcılarıdır. aynıdır aynı.
(billie jean, 20.11.2007 19:37)
     
allah en güzel isimlere sahip olan yaratıcının en güzel ismi,tanrı ise tapılan varlıklara verilen genel isim.
(buyukdusunuryinebuyukdusundu, 20.11.2007 19:40)
     
allah tanrılardan biridir.

sanılanın aksine allah islam'la beraber gelen bir kavram değildir. müslümanların cahiliye dönemi dedikleri devirde arap'ların birçok tanrısı vardır. bunların en büyüğü ay tanrısı al(i)lah*'tı. muhammed diğer tanrıları ortadan kaldırmış, allah'ı da fiziki bir put olmaktan çıkarmıştır. tek tanrının o olduğunu, vücuttan bağımsız olduğunu söylemiştir.
(mustafamacit, 27.04.2008 01:31)
     
biri aklı olmayanlara akıl, biri de fikri olmayanlara fikir verir şeklinde izah edebileceğimiz farktır.
(just call me daydreamer, 27.04.2008 01:37 ~ 01:38)
     
varlığı aynı tanımladıktan sonra isminin önemi yoktur dolayısı ile bu sözcükler anlamdaş iki adet kelimedir.
(lost knight, 27.04.2008 11:02)
     
-allah tanrıdır, ancak her tanrı allah değildir. (ılımlı islam modeli)
-bız allah deriz tanrı kelimesini kullanmak caiz değildir. kullanan bizden değildir. (az ılımlı islam modeli)
-allahtan başka ilah yoktur. başkasına inanan cehennemliktir. hatta tanrı demek de günahtır. (ılımsız islam modeli)
-allahta sizin olsun tanrıda sizin olsun, ben inanmıyorum. (ılımlı ateist modeli)
-allah ne demek, tanrı kim? (farkındasız ateist)
-tanrı benim (tamam öyle yapalım)

bu listeyi uzatmak mümkündür. gittikçe gider. önemli olan konuya hangi açıdan baktığınızdır.
(vector, 27.04.2008 19:13 ~ 19:14)

İster tanrı deyin ister Allah, sonuç değişmiyor(muş). Yinede ben Allah demekten yanayım :))
     
 

Alemtac

#347
Ruhumu tatile çıkardım :)) Uzun süredir şikayet edip duruyor du: "çok yoruldum, biraz dinlenmem lazım, durmadan gelişelim istiyorsun, artık yapamıyorum..." dır dır da dır dır.

-Hadi git, nereye gideceksen. İyice dinlen ama döndüğünde yeni şeyler bekliyorum senden, bir de çok uzatma tatili.
-Oleyyyy !!!!

dedi ve gitti :((

Şimdi nerelerde kimbilir ? Sonsuz evrenin bir yerlerinde, oksijen denizinde yüzüyor ve bol bol enerji depoluyor(dur)-inşallah !!! Ruhsuz da olmuyor kardeşim ya...
 

Alemtac

#348
-Ruhuma sesleniyorum, cevap ver ruhum, çabuk geri dön, sevgili ruhum ne olur geri dön, geldiysen üç defa vur.....alooo, geldin mi??? söz, valla söz, gelişme melişme yok artık....
-Hiç gitmedim ki :))
-Ayyyy !!!! ödümü kopardın, gelmeden önce üç defa vur demedim mi, aniden, öyle birden bire...neyse buradaymışsın ya, bir daha numara yapma bana olurmu, çok ruhsuz hissettim kendimi :(
-Şapşal, ruhsuz beden nedemek ? olurmu hiç, hem ruhun olmıyacak hem de sen var olacaksın. Birkere bunalıpta gitmeye kalktım neler oldu gördün. Vakit dolmadan bana tatil yok. Hadi gel artık medi yapalım...
-Canııııımmm, ruhummm, hadi yapalım :)
 

Alemtac

#349
Alıngan bir yapım yoktur, karşımdaki yüzüme söylemedikçe hiçbir şeyden alınmam...neme lazım, öyle dolaylı laflardan da anlamam, iğnelemeymiş, laf sokmaymış, hiiiiçç işim olmaz ve de beceremem de zaten... ne söyleyeceksem direk insanın yüzüne söylerim. Öyle kötü düşünmem ki kimse hakkında, yüzüne söyleyecek birşeyim de yoktur aslında. Ama bazen öyle hareketlerle karşılaşıyorum ki, ne yapayım susuyorum...cevap vermemek aslında en iyi cevap mış :)) sonuçta herkes nasıl isterse öyle anlıyor, sen nedesen boş, ne diye uğraşayım...hayat bana bunları öğretti, yok yok aslında hep biliyordum. Çoğu kez çevremdeki insanlar uyarırdı beni, anlamıyorum sanarak :))) bal gibi anlarım ama dediğim gibi, "şimdi cevap vereceğim, bana şunu diyecek, ben de ona şöyle diyeceğim.." hepsinin hesabını anında kafamda yaparım ve sonuç olarak cevap vermem, anlamayıveririm :)) daha iyi geliyor bana böyle davranmak. Evet aslında kavga etmeyi ve neticede oluşacak kırgınlıkları sevmiyorum...kaçmak değil bu, kavgadan kaçmıyorum, gerekirse gerçekten değer verdiğim şeyler için kavga ederim. Bir söz vardı "öfkelenmek kolaydır, ama doğru kişiye, doğru zamanda, doğru olaya, doğru şekilde öfkelenmek zordur" gibi bir söz dü hatırladığım kadarıyla.

Nereden çıktı şimdi bunlar, hiç öyle işte içimi döküyorum sadece :))
 

Alemtac

#350
Bugün istanbul'day dım, kızımın üniversiteye kaydını yaptırdık :) Ayağımın tozuyla yazıyorum...Kızım kuzum bir anlamda yuvadan uçuyor. Üniversite kimliğini eline aldığında yüzündeki sevinçli ifade tüm düşüncelerimi sildi. Üzülüyordum, yanımdan hiç ayrılmayan, her yaptığını/yaşadığını benimle paylaşan ve benim de paylaştığım, küçük arkadaşım...ama o ifade yok mu :) Kendini tanıyıp, ne istediğini bilip, birçok seçenek arasından kararını vererek, özgür iradesiyle çıktığı bu yolda biliyorum ki başarılı olacak :))
 

Tiversonus

#351
:)) Kızınıza ve elbette Size güzel dileklerimi ve sevgilerimi yolluyorum. Herşey gönlünüzce olsun:))

Alemtac

#352
Sevgi dolu yüreğinizle gönderdiğiniz dileklerinize, çok teşekkür ederim :))
 

Alemtac

#353
Hayır olsun, bu sabah Gurdjieff diyerek uyandım :))) Okuyayım bakalım, neden öyle demişim, vardır bir hayır...
 

Alemtac

#354
Sevgili Tiversonus; yazınızın bütünlüğünü bozmamak için, kendi sayfamdan yazmayı tercih ettim :) yedi notaya bir de yedi rengi ekleseniz diyorum, notalarla renklerin armonisi...müzikle birlikte aynı frekansta dalgalanan renkler. Çünkü bizler rengiz, bu kadar güzel renklere sahip olan bizler aynı frekanstaki notalarla birlikte muhteşem olmaz mıyız?

Güzellik, muhteşemlik...dünyada ki anlayıştan uzak bir kavram.
 

Tiversonus

#355
Ses ve ışık aynı şey olabilir mi? :)) Hatta Tanrı'nın "yansıması" olarak 5. yoğunluktan, "ses ve ışığın/rengin dansı" ndan bahseder bazı aktarımlar... Elbette sonsuz olanın bir "yansıması"(o yoğunluktaki) olduğunu söylemek gerekir.

Alemtac

#356
Karnınız acıkır ama hiçbir gıdayı istemezsiniz, farklı bir şeylerdir canınızın çektiği, ne olduğunu bilemezsiniz. Dolabı açar, dakikalarca bakarım...sonunda karnımdan gelen açım sinyaline karışan, dolabın uyarı sinyalinin sesini duyar, buzdolabını kapatırım.

Uzun zamandır böyleyim, ne istediğini bilmez bir halde...yapmak istediğim çok şey var, hiç birine başlıyamadığım. Sonunda resmen emekli oldum, artık düzenli bir gelirim var. Facebookta iki çeşit oyun var, resmen tuzak, sürekli orada kalalım diye...ve bile bile orada kalıyorum. Birşeyler değişiyor, kimimizde az, kimimizde fazla...ama hiçbirimizde hızlı değil, yavaş yavaş. Öyleki değişimimizi fark edemiyoruz. Çevremizin görüntüsü değişiyor, çevremizdeki insanlar değişiyor, dünya değişiyor...ve bile bile gidenlere ses çıkarmıyorum.
 

Alemtac

#357
Şimdi Facebook tan bir arkadaşımdan mesaj geldi, "şimdi tam mevsimidir, aşı yaptırın" diye. Grip aşısı, bilmem kaç yıldır var, bir kere bile yaptırmadım..elimden geldiğince çocuklarıma da, arada bir kaçmıştır, babalarından. İnanmayın bu aşılara, çünkü aşı yapılan bilinen mikroptur.... oysa grip aşısı bilinen aşıya karşı direnç gösterir, yeniden şekillenir, aşı olan kişi, eğer o mikrop çeşidine daha önce yakalanmadıysa, aşıyla yeniden hastalanır. Yeni şekillenen grip aşısına karşı direnç göstermek üzere aşı ise gelecek yıl üretilir ve grip yeni bir şekille karşınıza çıkar :)) Tüm bu yapılanlar, İmmoglubin sistemin çökertilmesidir bence.
 

Alemtac

#358
Bence de aynen öyle, olacakları önceden bilmenin ne alemi var ki? Olacak zaten olacak, uyarmanın hiç bir anlamı olmuyor. Başımagelen bir şeyi anlatmak istiyorum; elimde olması ihtimal toplu bir para potansiyeli vardı. Çok ta iyi tanımadığım bir kaç arkadaşım, kafe açmak teklidinde bulundu. Epey süren hesap kitaplardan sonra, aslında ellerinde hiç para olmadığını ve tüm sermayenin benden olacağını öğrendim. İçimdeki ses doğru olmadığını ve bu işe girmememi söyledi ve o sırada eski bir arkadaşta bana bir çeşit fal baktı ve aynen bu işe girmememi söyledi ve girmedim. Ardından oğlum madem cafe işi düşündüğümü ve güven duyulacak başka bir tane olduğunu söyledi....uzatmıyayım sonuçta o parayı kaybettik. Kaybedilecek parayı kaybetmemenin yolu yoktu.

Bir gün çiftlikteyiz, babam ve oğlum traktör başında, annem, ben ve kızım evdeyiz. Birden bir ses duyuyorum, çığlıklar, patlama sesleri filan. Yerimden fırlıyorum, bakıyorum...babam ve oğlum traktör kullanıyor. Anneme, traktör devrildi, altında kaldılar sandım diyorum...annem git yanlarına, gör onları ve konuşta rahatla diyor...gidiyor ve traktör altında kaldınız sandım, korktum diyorum. 4 saat sonra bu olay gerçekleşti. Sağ salim kurtuldular. İşte anlatmaya çalıştığım, ne kadar bilsen de, ne kadar haber vesen de olacak olan oluyor, önüne geçmenin imkanı, bilmiş olmanın anlamı yok.

Hep bunu anlatmaya çalışıyorum, falların anlamsızlığıyla vurgulayarak, ya da 2012 ye takılmayın diyerek. Bilseniz ne olacak, olacak olan zaten olacak.
 

Tiversonus

#359
Evet, faydası yok, hatta eksik, zararı da olabilir, kişi öğrenme işini ya da çalşmasını kesebilir. İster istemez, bir ölçüde etkilenir. Ama en önemlisi kişi Ruh merkezli bir bakışa sahip ise, en az etkiyi yaşar ve belki de felaketimsi şeyleri de deneyimlemez, bazıları bunlar deneyimlerken.