Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#360
Yıllar öncesinden bir hayalim var dı, dizimi parçaladığım günlerde kurduğum bir hayal...artık dağlara tırmanamıyacaktım, karlarda kayamıyacak yada istediğim ve sevdiğim hiçbir şeyi yapamıyacaktım; emekli olduğumda bir fotoğraf makinası alacaktım ve doğa fotoğrafları çeken bir grupla çok sevdiğim dağlarda doğa fotoğrafları çekecektim.

Eylül ayında aldığım ilk emekli maaşımla takside girdim ve orta karar bir makina aldım. Amanın ne zormuş bunu kullanmak !!! Bilgisayarı çözmek kolaymış meğer bunun yanında. Otomatik ayarıyla birkaç deneme fotoğrafı çektim, güzel kareler çıktı ortaya ama bunu yapan ben olmadığım için hiç zevkli olmadı.

Bugün makinayı aldığım yerin bedava kursu vardı, bedavaları kaçırmamak lazım diyerek (tabiki kendime takılıyorum ) gittim. Şimdi kullanmayı da biliyorum, üstelik kurs yerinin önümüzdeki pazar Bergama' ya gezisi var.

Yaşasın bir hayalimi gerçekleştiriyorum :)))
 

Alemtac

#361
Kızımın sızlanmalarına dayanamadım ve salı günü uçak bileti alıp yanına gitmek üzere yola çıktım. İzmir hava limanında bir oğlan çocuğu dikkatimi çekti. Tek başına gibi duruyordu, zayıf, sarışın bir çocuk...sırada geldi yanımda durdu, hiç bakmadım...ufff ladı :) epeydir sıra bekliyorduk, yüzüne bakmadan; "hem kapıya çağırıyorlar, hem de bekletiyorlar" dedim. Gülümseyerek; " evet, işte ondan" dedi. Yerime geldiğimde, arkamdaki küçük çocuk sevinçli bir sesle "yoksa yanyanamı oturuyoruz" dedi, "evet, galiba...sen cam kenarısın, ne şanslısın", "babam sağolsun", "demek yerini ayırtmayı unutmamış, ben hep unuturum ve koridora otururum", "babam pilot", "aaa, ne güzel, thy de mi?", "hayır özel bir hava yolu şirketinde, yurt dışı uçuyor, eskiden askerdi, sonra ayrıldı, bu yüzden uçakları çok seviyorum","sen şanslı bir çocuksun"....Hava baya kötüydü, ara ara sallanıyorduk. Her sallanışta çocuğun tedirginliğini farkettim; "sallanıyoruz" diye laf attım, " evet, ama pilot acemi galiba" dedi tedirgin sesiyle, "yok bence yol bozuk, belediyeyi şikayet etmek lazım", kahkaha attı...biraz rahatlamış gibi geldi bana. O sırada pilotun nekadar yüksekte olduğumuz, kaç kilometre hızla uçtuğumuz, dışardaki sıcaklık ile ilgili anonsu duyuldu. Bende uçmayı ne kadar sevdiğimi, hatta imkan olsa atmosferin üzerine çıkacağımı söyledim. Ne söylesem gülüyordu bu çocuk. "Nano teknoloji ile bu mümükün olacak pek yakında, asonsör yapıyorlar. Çünkü, roketler en büyük enerjiyi yeryüzünden ayrılıken sarf ediyorlar, belli bir yüksekliğe kadar asansörle çıkaracaklar roketleri ve böylece daha az yakıt tüketilecek. Tabiki buda atmosferin üstüne çıkmak isteyen benim gibi insanlar için de bir imkan demek." Hep gülümseyerek dinliyor..."Sen neden İstanbul'a gidiyorsun?", "Annemin beyninde balon varmış, yeni ameliyat oldu, ameliyat olmadan önce benim omuriliğimde eğrilik olduğunu farketmişti, doktor kesin ameliyat olmam gerektiğini söylemişti, ama ben ameliyat olmadan önce annemde şiddetli baş ağrısı başladı ve doktora gittiğinde beyin kanaması geçirdiğini öğrendi, acil ameliyata aldılar. Babam da beni İstanbul'a çağırdı, ameliyatımı burada olacağım. Annemle babam ayrıldı, benim için hiç bir şey değişmedi ama." Bu yaşta bir çocuğun üzerinde ne kadar çok yük vardı böyle...Ve anlattığı herşeyi hemen hemen ben de yaşamıştım ve kendi yaşadıklarımı tabi ki komikleştirerek paylaştım. İstanbul'a yaklaşmıştık, uçak inişe geçiyordu...dönüş için kanadın üzerine yan yattı...işte büyük sarsıntı ve hafifçe dengesini kaybeden uçak...çığlıklar...küçük çocuğun yerinden kalkmak gibi hareketi..."Dur daha, bu birşey değil, az sonraaa" dememle, ikinci sarsıntı...Gülerek bakıyordum yanımda ki küçük oğlan çocuğuna, "merak etme, bize bundan birşey olmaz","ama hiç gelemem ben böyle şeylere", "şimdi iniyoruz"...uçağın piste inerken ki sıçramalarını saydı,"bir, iki, üç" ve bende "oleeyy" dedim. Beraber indik ve ayrılırken "ameliyat olmana gerek kalmamasını diliyorum, sağlıklı ve mutlu ol" dedim, "sizi tanıdığıma çok memnun oldum, hoşçakalın" dedi ve el çantası olarak yanına aldığı küçük valizini çekerek ilerledi...
 

Alemtac

#362
Kuracağım cümleler ifade etmek istediğime az gelecek, dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım;

Ne 3.yoğunluk, ne yukarısı, ne de aşağısı umurumda değil artık. Ne BH lik yüzdem, ne de KH nin neresinde olduğum. 2012 yi ise çoktan unuttum. Sadece önem verdiğim tek bir şey var: "ben". Bir tek ben...anlatabiliyor muyum?

Herşeyi bıraktım, artık kitap ta okumuyorum. TV, Video, gazete vs...Ben sadece beni izliyorum. Ben, bana herşeyi öğretendir. Öğretti ki: koskoca sandığım evren benim içimde ve içinde olduğum evren bir noktadan da ufakmış...ve içinde olduğum evren yine başka evrenin içinde...iç içe geçmiş evrenlerden sonuncusu bile değilmişiz. Hem içeri, hem dışarı...sonsuzluk buymuş. Elbette bir başlangıç var, ancak ona ulaşmak için tek önemli olan "ben". Dışardakinden önce içime dönmeyi, içimdeki beni görmeyi öğrendim. Ne geçmiş hayatlarda yaşananlar nede kalıntılarının önemli olmadığını öğrendim. Dünya eğitim yeriymiş, öyleyse hangimiz BH, hangimiz KH? Öğrenmeye geldiğimiz bir yerde...Dünyada kendine hizmet etmeyen var mı? Yaptığı işe karşılık beklemeyen, hakkımı almadım demiyen, sevgime karşılık bulamadım yada beslediği hayvanı bir amaç için beslemeyen var mı? Sevmekten haz duymak, eğlenme, koruma vs... En azından birine yaptığı iyilik için,kimseyle paylaşmasa bile içinden haz duymayan var mı? Kenidinizi hiç yakalamdınız mı; birinin davranışlarını içinizden olsun eleştirdiğinizi? Hiç mi yanlış algılamadınız ve suçlamadınız karşınızdakini? Kasyopyalıların dediği gibi bizler kendine hizmet yaratıklarız. Ancak öğrenenleriz.

Öğrenme ve sınav yerindeyiz...tek dünya bu dünya değil öğrenmek için...7 adet evrenden bahsedilir, birbirine bitişik. Kimbilir daha kaç tane olduğunu? Ben ne öğrendiğime önem veriyorum ve benim için bir ben önemli, oda benim içimde.
 

Alemtac

#363
Tüm hayvanları severim, böcek ve sürüngenler de dahil :) Ama, işte ev ortamında, hele birde küçükse eviniz...olmuyor. Kuşlara ise ayrı bir ilgim var, en son Bulut'tu. Uslanmadım ve bu seferde Fıstık geldi aileme. Acaip şekilde insana yakın bir kuş. Kafesinden çıkmak istediğinde, kafesin kapısının önünde dans ediyor ve girmek istediğinde yine kafesin tepesinde aynı şekilde dans gösterisi başlıyor :) Bir gece önce Sevgili Pınar'la, bizde yemekteydik. "Kesin" demiştim, "bundan sonraki aşaması 3.yoğunluk"...sabah kafesin dibindeki ızgaraya sıkıca tutunmuş, dimdik otururken buldum...bundan sonra evde hayvan beslemiyeceğim, kesin kararlıyım.
 

Alemtac

#364
Geçenlerde bir rüya gördüm, rüyada değil ama sonrasında zarar görecekmişim gibi bir duygu vardı içimde.

Rüyamda boş bir mekandayız, etrafımda insanlar ve yanımda oğlum var. Çok yüksek tavanlı, pencereler tavan kadar ve bomboş bir kapalı alan. İnsanlar hoşuma gitmeyen şeyler yapıyorlar, beyin gücüyle başklarını etki altına almak, istemedikleri şeyleri yaptırmak gibi. Onlara sürekli yaptıklarının doğru olmadığını söylüyorum. Kapı çalıyor ve bir adam "talih kuşu" diye bağırıyor. İçimden piyangocu olduğunu düşünüyorum. Hiç piyango bileti almam, rüyamda da aynen öyle yapıyorum ve kapıyı açmıyorum. Adam birkaç kez daha sesleniyor ve gidiyor. Yine insanlara dönüp neyin doğru olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Oğlum "eyvah bu sefer geldi işte" diyor, " ne geldi" diye sorarken, kalın, kükreme gibi bir sesle yine kapıdan "talih kuşu" diye seslenen bir adam beliriyor. Oğlum kaçmamız gerektiğini, çünkü gelenin herkese zarar vereceğini söylüyor. Nasıl zarar verebilirmiş, gelsin bakalım dememle birlikte kapıyı açıyorum. Elinde bıçaklar, tabancalar olan bir adam giriyor ve benim elimde ise paçavra sayılacak bir bez var. Elimdeki bezi sallayarak adama doğru gidiyorum, "gel bakalım gel, kime zarar vereceksin, gelde görelim" diyorum. Adam yok oluyor birden. "nerede o, nereye gitti" diye bağırıyorum, oğlum "senden korktu ve kaçtı" diyor.

Burada uyandım, ama hala rüyamda duyduğum sesleri duyuyordum. İçimde zarar göreceğime dair bir duygu vardı. Hemen dualarımı etmeye başladım ama hiç bir etkisi olmadığını farkettim. Altın, gümüş, mor alevi çağırdım. Gözlerimi kapadım ve içimi iyice doldurdum. Kendi odamdan başlayarak tüm evin içinde alev olarak gezindiğimi hayal ettim ve tüm kötülüklerin evimden çıkmasını diledim. Huzur duygusunu hissetmeye başladıktan sonra, öbür tarafıma döndüm ve yeniden güzel bir uykuya daldım.
 

Alemtac

#365
Rüyamı anneme anlatmak gafletinde bulundum :))

"biliyorsun, ben piyango bileti almam onun için kapıyı açmadım",
"açsana, neden açmıyorsun",
"sonra bir daha geldi zaten, kalın ve kükrer gibi bir sesle talih kuşu diye bağırdı",
"hah işte bak ikinci sefer gelmiş, aç kapıyı",
"açtım zaten, elinde tabanca ve bıçak vardı",
"oh oh ne güzel, güç demek, sana güç vermeye gelmiş",
"ama insanlara zarar vermek için gelmiş ve ben de ona elimdiki bez parçasıyla saldırdım",
"saldırmaaaa",
"saldırdım ve kayboldu",
"ah be kızım, gitti talih kuşu, ne diye saldırıyorsun",
" ne yapsaydım, boynuna mı sarılsaydım",
"talih kuşu demiş adam be evladım, bekleseydin azıcık",
"ama insanlara zarar verecekti",
"olsun, neden kovdun talihini",
"anacım bu rüya, insanlara zarar verecek olanı kovdum, talih malih değildi",
"bekliyecektin, belki zarar vermiyecekti kimseye",
"olur, bir daha sefere öyle yaparım, annem saldırma öyle dur demişti derim",
"tabi ya",
"anne be, bari rüyama karışmasan"
 

Tsunami

#366
Annen de sen de cok tatlisiniz Alemtac'cim:)
 

Alemtac

#367
Teşekkür ederim, bizim her konuşmamız böyle işte :))
 

Alemtac

#368
"Ne zaman elime para geçse, bir şeyler bozulur; musluklar, su - elektrik tesisatı, araba yada çocukların okulundan birşeyler istenir. Para hiç elimde durmaz." diye düşünürdüm bugüne kadar.

Oysa aslı "para elime ihtiyaç duyduğum anda geçiyor". Evet doğrusu bu, ne zaman paraya ihtiyacım olacak bir durum olsa, bu durum meydana gelmeden önce parası geliyor. Evdeki tüm makinalar, tesisatlar, arabam bozulma anlarını benim para durumuma göre ayarlıyor :))Seviyorum hepsini :))) Diyorum ki "iyiki var ki verebiliyorum".
 

Alemtac

#369
Mesela dün; telefon çaldı....

Alo
Alo, iyi günler. Banka müşteri hizmetlerinden arıyorum. Alemtaç Fatma Çapanoğlu ile görüşebilir miyim?
Evet benim
Müsaitmisiniz Fatma Hanım?(Anladımki, ürün pazarlıyacak...hafif ama gerçekten hafif gerildim)
Ne için müsait miyim?
(uzaktan gelen, ne söğlediği net duyulmayan bir sesle hızlı hızlı konuşmaya başladı)
Bankamız sizin için dırdırdır 4.000 Tl lik dırdırıdır (dırdır kısımlarını anlamadım ve anlamadığım halde)
İstemiyorum
İstememe nedeninizi öğrenebilir miyim? (Allahallah, nedeni mi olurmuş)
İstemiyorum, işte o kadar.
Peki Fatma Hanım, bizlere zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz....(daha devam edecekti galiba)
İyi günler. (ve kapattım)

Hafif gerginliğim devam ederken, düşünceler aldı beni...görevini yerine getirmekte olan bir insana oldukça kaba davranmıştım. Ne pazarladığını bile anlamadan dinlemeden itiraz etmiştim. Gerçi büyük ihtimalle kredi kartı limitimi yükseltmek için di, sonuçta cevabım yine istemiyorum olacaktı ama iş yapma şevkini kırmış olabilirdim, moralini bozmuş, bir sonraki müşteriyle konuşma azmini kırmış olabilirdim ve daha aklıma gelmeyen nelere sebeb olmuşumdur.

Üzüldüm ama faydası yok. Kendimi kontrol etmeyi öğrenemedim hala. Şimdi kendimi dövme zamanı, aman dün yeterince dövdüm zaten...kalsın, bu günlük dayak yok.
 

sirera

#370
Hiç üzülmeyin, telefon açan müşteri temsilcisi de aslında farkındadır rahatsızlık verebilir olduğunun, bankalarla herkesin sorunu malum, sadece siz değilsiniz hatta belki arayan müşteri temsilcisinin bile bankaya gıcığı var olmaısna rağmen görevi icabı aramakta. Seçmiş olduğu iş nedeniyle her tepkiyi göze almış olmalı. Aramayın kardeşiiim diye bağırmamışsınız mesela :) sonuna kadar konuşmuş veda ederken iyi günler bile dilemişsiniz:) Neşeniz daim olsun, sevgiyle.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#371
:)) Teşekkür ederim Sevgili Sirera :)
Eğer çalıştığı bankadan memnun değilse belki de mutlu bile olmuştur :)
Size de neşeli bir gün dilerim.

Sevgiler.
 

Alemtac

#372
Yaaa, Alemtaç'ta kendini dövecek sayfalarını baştan başladım okuyordum, ne kadar neşeliymiş...Pınar'ı isitiyorum, özledim yazılarını.
 

Alemtac

#373
Kime diyorsunuz Sevgili Tiversonuz ? :)) Yani bende arada bir kitap öneririm de...Hani dedim bilmeyerek bir hata mı yaptım acaba? Kim bunlar, biri Endusubasi, diğeri kim acaba ? Merak aldı beni şimdi.
 

Tiversonus

#374
Hayır açıkça Omni kitabını önerene söylüyorum hem de çok açıkça ve O'nu Omni kitabından alıntılar yapmaya davet ediyorum. (önerdiği) Ve ben kitabı alarak okudum ve oradaki "Tanrı Nedir?" alıntısını mail grubunda paylaştım yani bilgilerine çokça katıldığım bir kitap olarak öneririrm.