Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Putin: "Batı, Rus Ayısına Zincir Takmaya Çalışıyor" (18 Aralık) 

Başlatan bozadi, 19 Aralık 2014, 18:39:25

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Qui-gon jinn

Zelenski'yi de, Putin'ide salla, kişiler değil benim burda dikkatimi çeken ve dile getirmeye çalıştığım mevzu, ki yer yer yazında sende değinmişsin bunlara. 3.Yoğunlukta ve benide her daim en çok rahatsız eden bir olgu olan "sınırlı" algımızdır bu, ifade etmeye çabaladığım...

Örneği değiştirelim. Açıyorum mesela şimdi ekşi sözlüğü, bakalım kimler gündem de, gülşen yeni klip çekmiş, aleyna poz vermiş ve bakıyorum yorumlara yine o kesin ifadeler. Düşünüyorum acaba peki şu an gerçektende öyle mi diye. Hem 3.yoğunluğun sınırlandırmaları, ki bırak onu asıl 6.yoğunluğunda "biz tüm gerçekliği görüyoruz ancak bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır." sözleri ile de dile getirdiği gerçekliğin her daim akışkan doğası gereği söylenenlerin hiçbirisi kesin öyle olmayabilir diyorum...Evet.

Maharaj'ın "Tüm bilgi cahilliktir" söylemi ile  Ra'nın "Herşey bir bilinmezle başlar ve bilinmezle sona erer." sözünden neyi kastettiğide, kanımca bu gerçekliğin akışkan doğası bağlamında değerlendirildiğinde çok incelikli bir şekilde anlam bulacaktır kanaatindeyim.

Velhasılıkelam benim buradaki tek maksadım, bizlerin bu mevcut sınırlandırılmalarımız/sınırlandırmalarımıza karşın, defalarca tekrarlanan ve kanımca "Objektif realiteye" doğru bizleri daha da yakınlaştırmaya faydalı olabilecek bir tavsiyeyi tekrardan öne sürmektir sadece; "Mutlak şekilde sınırsız olasılıklarla düşünmek"...

C: 3. yoğunluk KH yaşam formlarının ya 4. yoğunluğa geçiş öncesinde ya da tam geçiş çizgisinde öğrenecekleri "numara", mutlak şekilde sınırsız olasılıklarla düşünmektir. Bu süreçteki ilk ve en somut adım, ummayı/beklentiyi (ç.n. anticipation) tamamen bırakmaktır. Bu sizin için çok zor. Bunu anlıyoruz, ama bu nedenle de bu noktayı tekrarlayıp duruyoruz. Örneğin, geçmiş hayatlarınızdan birinin aynı zamanda gelecekteki bir hayatınız olduğunu düşünür müsünüz?
 
(22 Temmuz 2000)

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Velhasılıkelam benim buradaki tek maksadım, bizlerin bu mevcut sınırlandırılmalarımız/sınırlandırmalarımıza karşın, defalarca tekrarlanan ve kanımca "Objektif realiteye" doğru bizleri daha da yakınlaştırmaya faydalı olabilecek bir tavsiyeyi tekrardan öne sürmektir sadece; "Mutlak şekilde sınırsız olasılıklarla düşünmek"...
Sınırsız olasılıklarla düşünme konusundaki önerin, hatırlatman, vurgun iyi güzel de, bunu örnekleme (ve dolayısıyla potansiyel "uygulama") şeklinde sorunlu bir yön algılıyorum.

Yeterince farkındalık ve vicdanla isabetli bir şekilde yapılabilecek (ve hatta yapılması "gereken") bazı tespitlerin/ithamların, "sınırsız olasılıklarla düşünme" ilkesine ters düştüğünü ileri sürer gibisin. Ve görünüşe göre bu anlamda kendi "objektif realite" vurgunla çelişiyorsun. İlüzyon bile  mutlak, değişmez hakikatin temel ilkelerine bir şekilde itaat eder. Varoluştaki sınırsız ilüzyon boyutlarından biri olan, dünya hayatı dediğimiz ilüzyonun belirli bir zaman/mekan kesidindeki Zelenski adlı şahsın burada tartışma konusu olan eylemleri incelenecek olduğunda, bu şahsın bariz biçimde ve şiddetli KH kutuplaşması temelinde hareket ettiği tespiti yapılabilir. Zelenski olmasın, Hitler olsun, Cengiz Han olsun, kim olursa olsun. Birisi bariz biçimde KH kutuplaşması sergilemişse sergilemiştir. Sınırsız olasılıklar var demek, birinin özgür iradesiyle (3y sınırları dahilinde) KH veya BH yönünde çok güçlü bir irade ve eylemde bulunmasını ve bunun tespitinin (ve "ithamının") yapılmasını engellemez. Sen "sınırsız olasılık" kavramını, kimsenin herhangi bir davranışıyla ilgili mutlak tespitler (örneğin BH-KH eğilimi açısından, pozitiflik-negatiflik açısından) yapılamayacağı gibi bir anlama getirmeye çalışıyorsun gibi görünüyor. K'lar "yargılamak KH'dir" diyor ama her itham "yargılama" değildir. Olguların tespiti vardır ve bu durum çoğu insan davranışı için de geçerlidir.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

3.Yoğunlukta ve benide her daim en çok rahatsız eden bir olgu olan "sınırlı" algımızdır bu, ifade etmeye çabaladığım...
Madem K'lar ummayı, beklentiyi bırakın diyor, sen neden bu kadar "rahatsız" oluyorsun ki?! İnsanların veya örneğin bu forumdaki ben veya herhangi başka birinin "sınırlı" algılarını aşmalarını, bu konuda ciddi bir rahatsızlık duyacak kadar "umuyorsun, bekliyorsun" gibi görünüyor. Veya belki başkalarından ziyade kendinle ilgili bir sorunu ifade etmeye çalışıyorsundur. Bu konudaki bazı kendi düşünce programlarınla (blokajlarla) yaşadığın sorunu aşma beklentini ifade etmeye çalışıyorsundur. Öncelikle başkalarından değil, kendinden sorumlusun. "Sınırsız olasılıklarla düşünememe" konusunda ciddi bir sorun yaşamakta olduğun teşhisini yapıyorsundur belki de. Yok, "ben bu konuda kendimde aştığım bir sorunu sizin de aşmanız için öneride bulunmaya çalışıyorum" diyorsan, bilelim, ona göre tartışalım. "Hem kendimde hem de hepimizde tanısını ve tedavisini yapmaya çalışalım" diyorsan, ona göre bakalım. Egomuz olduğu sürece bu konuda hiçbirimiz sorunsuzluk iddiasında bulunamayız sanırım.

Mutlu olmaya bak, olumlu olmaya bak, varoluşun aslı esası hakkında okuduğumuz, alıntıladığımız, tartıştığımız olgulara (ve tabi bu konuda kendi ruhsal bilincine, sezgine, inancına) dayanarak.

Dünya ilüzyonunda/sahnesinde olan bitenlerle ilgili BH-KH eğilimi analizleri yapmak seni rahatsız ediyorsa, bunu yapmak zorunda değilsin ama bu forumda bunların yapılması kadar doğal birşey yok, bildiğin gibi. Forumun temel malzemesi olan celseler de aksini savunmuyor. Ama herkes bu tartışmaları yapmalı, ilgili BH-KH analizlerine, ithamlarına katılmalı diye birşey yok. Dağın başında (veya hatta toplumun gayet içinde), klasik dünya hayatı realitesinden (siyasi/askeri gündem meselelerinden) neredeyse tamamen yalıtık bir insanın BH (veya istiyorsa KH) yönünde kutuplaşmasının ve mezuniyet seviyesine gelmesinin önünde bir engel olduğunu sanmıyorum.

Şunu itiraf edeyim ki, egomuzun da (en azından kendi "egomun") etkisiyle, kişilerin, grupların, kurumların, devletlerin söz konusu BH-KH eğilimleriyle ilgili tartışma, itham ve yorumlarda, bu ithamlar yüzeysel olarak ne kadar isabetli olursa olsun, çok fazla negatif duygu ve düşünce enerjisi ürettiğimizde bu durum kendi BH kutuplaşması eğilimimize bir ölçüde zarar verebilir. İşte, örneğin, ben Zelenski'den "deli gibi" nefret ediyorsam, Zelenski gerçekten itham edildiği gibi KH kuklası olsa bile, benim ona dair çok  şiddetli öfke birikimim aslında BH'den ziyade KH kutuplaşmamı artırabilir. Nitekim kendi ülkemizin siyasetindeki particilikle de ilgili böyle bir sorun teşhisi yapılabilir kolayca. Erdoğan'dan veya iktidar veya muhalefet bloğundaki herhangi bir yöneticiden "ölümüne nefret" edilmesine dair vakalar çok yaygın. Burada bir "kızgın sirke küpüne zarar" sorunu yaşandığına şüphe yok ve, tekrarlamak gerekirse, egosal faktörler, ideolojik ve benzer bazı aidiyetler, çoğu insanda sinsi bir şekilde KH kutuplaşmasını artırıcı veya BH kutuplaşmasını bloke edici deneyimlere neden olabilir. Nitekim ben kendim bazen kendimi böyle "keskin sirke küpüne zarar" durumlarında yakalıyorum ama bunu aşma konusunda yoğun bir çabam var ve bu konudaki sorunumu tamamen değilse de önemli ölçüde kontrol altına aldığıma inanıyorum.

Nitekim küresel siyasi/askeri arenada olan biten şeylerde de, her ne kadar elimizdeki kaynaklar sonuçta herşeyin olacağına varacağını, dünyada iyiliğin kazanacağını vs. söylese de, işte örneğin Rusya-Ukrayna-NATO meselesindeki gelişmeleri takip ederken gayet gerildiğim, şiddetli kızgınlık duyduğum durumlar oluyor. Yani "küpüne zarar" durumunu şu veya bu ölçüde yaşıyorum ve aslında burada bir yandan gelişmelerin seyrine gösterdiğim bir tepki varmış gibi görünse de, bakıyorum ve seziyorum ki duyduğum tüm sıkıntı aslında ciddi oranda tamamen kendi egomla ilgili. Yani asıl mesele Rusya veya şu veya bu değil. Bunlar da önemli tabi, hatta çok önemli. Ama benim için, benim şahsi deneyimim için en önce gelen konu Rusya veya bir başka ülke (kendi ülkem dahil) değil. Benim için en öncelikli olan şey durduğum yerde varoluşun (ve dolayısıyla kendimin) ebedi hakikatiyle rezonansımı yakalama, sürdürme meselesidir. Egoyu aşıp varoluşsal huzur ve sevinci hatırlayıp, onunla bağımı pekiştirmek, onu her kaybedeşimizde tekrar bulma ve giderek derinleştirme, güçlendirme iradesine sahip olmaktır. Hayatımızı tamamen iç dünyamızda geçirmemiz pek mümkün ve anlamlı değil. Tartışmakta olduğumuz malum siyasi/askeri/ekonomik meseleler dahil olmak üzere, dış dünyayla, toplumsal olgularla, meselelerle içli dışlı olmak, bilgimizi artırıp yorumlamak, vicdani olarak uygun gördüğümüz şekliyle birşeyleri desteklemek, birşeyleri eleştirmek... Bunlar hayatımızın doğal parçası. Ama evet, egoyu tespit etme ve aşma meselesinin, bu forumda en önemli meselelerden biri olduğuna, olması gerektiğine şüphe yok.




Qui-gon jinn

Evet kardeşim en başta kendim için söylüyorum sözlerimi ve hayır elbette aşmış falan değilim, bende 3.yoğunlukta debelenip duran sıradan kişilerden biriyim. Ve bu nedenle çoğu zaman bu kişiye cevabını bilmediği veya henüz bilemediği sorular soruyorsun ki, doğal olarak tatmin edici yanıtları maalesef pek bulamayacaksındır. Neyse...

Benim 3.yoğunluk Dünyamızdaki olup bitenin gündeme getirilmesi, analiz edilmesi, konuşulması ile ilgili bir sorunum yok kardeşim, sonsuza kadar konuşulabilir ve bende konuşuyorum her zaman. Asıl bir itirazım olacaksa şayet o da şudur, benim burada gerçekten bir "sorun" olduğunu ve itirazda bulunduğumu düşünmenizi sağlayan, yine bana göre realiteyi hiç yansıtmayan algınızdır sadece ki, yine neyse diyor ve geçiyorum.

Hepsine Eyvallah! Lakin benim, tüm o 3.yoğunluk mevzularının yanında, bizlere aktarılan ve benimde anladığım  ve becerebildiğim kadarı ile ortaya koymaya çabaladığım başka bir olgu var.   

3. Yoğunluk Dünyamız batan bir gemi adeta ve Dünyamız özelindeki maalesef bizlerinde sadece sınırlı algı ve etkisi ile birlikte içerisinde bulunduğu mevcut "ölümcül illüzyonun en derinindeki" halinden söylendiği gibi kurtulmamız için tek yapabileceğimiz, ve belkide acilen, benimde katıldığım şekilde sadece 3. yoğunluktan çıkmakdır. Hatırlayınız o sözleri, 3.yoğunlukta peki ne yapabiliriz? sorusuna verilen cevap bu idi; 3.Yoğunluktan çıkmak...

Ve eğer bizlerinde daha üst bir yoğunluğa çıkarak "gerçekten istediği şey" bu ise şayet, bunun yolu olarak verilen, benimde tüm o bilgilerden anladığım ve aktarmaya çabaladığım olgu olarak, farkındalığımızı, algılarımızı, 3.yoğunluk bakış açılarımızı ve düşünce yapımız acilen değiştirmemiz, daha üst düzey, çok daha farklı bir bakış açısı ile realiteyi değerlendirmeye çabalamamızdır. 

Ben aşağıda alıntıladığım aktarımlardan bunu çıkarımlıyorum, belki tamamen yanlış yorumluyorum, bilemiyorum ama benim yorumum böyle. Bu hususta şimdilik başkada söyleyecek pek bir şeyimim kalmadı gibi. Sizler neler anlıyor ve yorumluyorsunuz bunlardan merak ediyorum ve yazmak isterseniz şayet, bende yeniden keyfle okuyayacağımdır şüphesiz. Sevgiler.


C: Bunu hepinize söylüyoruz. Artık bireysel olarak, kendinizi üçüncü yoğunluğun sınırlandırmalarından mümkün olduğu kadar kendi adımlarınızla çıkarma çabası göstermenizin vaktidir; kendinizi buna zorlamayın, yalnızca kendi adımlarınızla çaba gösterin. Öğrendiğiniz derslerle artık dördüncü yoğunluğa hazırlanmaya başlamak için fazlasıyla hazırsınız. Üçüncü yoğunluk, artık ihtiyaç duymadığınız seviyede bir fiziksellik, sınırlama ve bu paralelde şeyler içeriyor. Bu nedenle, zaman zaman üçüncü yoğunluğa bağlanmanın daha rahat olmanızı sağladığını anlıyor birlikte, zaman, işte yine o kelime, artık ilerleme ve dördüncü yoğunluk için hazırlanma zamanıdır ve artık zaman gibi ve zaman ilüzyonundan nasıl kurtulacağınız gibi şeylerle ilgilenmemeniz iyi olur. Çünkü bu gerçekten önemli değil. Bu tıpkı matematik öğrenen bir üçüncü sınıf öğrencisinin durup geri dönerek ABC hakkında ve ABC'nin neden CBA veya BAC değil de ABC olduğu hakkında düşünmeye başlaması gibi birşey. Bunun gerçekten bir anlamı yok. Neyse o.
17 Haziran 1995


C: Halen üçüncü seviyedeyken, üçüncü yoğunluk aleminde daha rahat olanlara belirli bir derecede uyum göstermeniz gerekli. Ama daha önce de belirttiğimiz gibi, belki de artık sizin için dördüncü yoğunluğa hazırlanma ve mutlak gereklilik durumları dışında üçüncü yoğunluğa ait tüm "nerede"lerle, "nasıl"larla ve "neden"lerle ilgilenmeyi bırakmaya başlama "zamanıdır." Bu artık gerçekten geride bıraktığınız birşey ve bunu biliyoruz, çünkü altıdan bire ve yine birden altıya kadar kadarki tüm seviyelerden görebiliyoruz.
17 Haziran 1995


C: Eh, değiştirelemeyecek olan ve gerçek büyük resim içerisinde aslında önemsiz olan durumlar karşısında endişeye kapılmamak önemli bir şey. Eğer ki şu an bulunduğunuz 3. Yoğunluk gerçekliğinin yüzeyi yakında yırtılıp, parçalara ayrılacaksa, bu size neden dert olsun ki, veya konumuzla daha ilgili olarak; neden sizi böyle korkutuyor ki ? Sizlerin bu 3. Yoğunluk KH düşünce tarzının ötesine geçiyor olmanız gerekiyor.
25 Eylül 1999

bozadi

Tartışma konusu, bu başlıktaki asıl tartışma konusundan epeyce farklı bir yöne kaydığı için, bu başlığı daha fazla meşgul etmemek için forumun "Sorguluyoruz" başlığı altında yeni bir başlık açtım ve Qui'nin son mesajını oraya kopyaladım.

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=3305


Dionysos

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Umarım kendimi ifade edebilmişimdir kardeşim, sevgiler.

Ben inanın tüm dürüsütlüğümle söylüyorum hiç bir şey anlamadım ve inan anlamadım. Belki biraz yorgun ve uykusuzum ve dikkatimi toplayamıyor ya da tüm dikkatimi savaş gündemine vermiş olabilirim ve mesajları kafamı toplayınca daha dikkatli bir şekilde okuyacağım
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Alıntı YapAmerikalı stratejist, 2015'te ABD'nin Ukrayna planlarını ağzından kaçırdı: "Birbirleriyle savaşmalarına izin verin, ama bizimle değil"

"Özel CIA"nın kurucusu, ABD'nin İran-Irak ve Hint-Pakistan ihtilafını tekrarlama niyetlerinden bahsetti.

Bazen hiçbir şey hakkında yorum yapmaya gerek yoktur - konuşmacının umutsuz dürüstlüğü her şeyi kendisi yapar. Roma İmparatorluğu'nda patrisyenler sevişirken bile kölelerden çekinmezlerdi. Yeni -Amerikan- imparatorluğunun militan temsilcisi George Friedman'ın söylediklerini dinlediğinizde, önemsizliği nedeniyle özgürlüğün ve demokrasinin koruyucusu gibi davranmanıza bile gerek olmayan böyle bir köle gibi hissediyorsunuz. En ünlü ve yetkili ABD stratejik planlama merkezlerinden biri olan Stratfor'un yaratıcısı ve başkanı (bunun rolü o kadar büyüktür ki bazen "özel CIA" olarak adlandırılır). İşte 2015'te Chicago Küresel Sorunlar Konseyi'nde yaptığı konuşmadan alıntılar. Amerika Birleşik Devletleri'nin neden Ukrayna'ya ihtiyaç duyduğu konusunda hala şüpheleri olanlar için bu kitabı mutlaka okuyun.



"Ukraynalıysanız, size yardım edebilecek tek kişiyi arayacaksınız. Burası ABD. Geçen hafta (hatırlayın, 2015'te söylendi - AB) ABD'nin Avrupa kara kuvvetleri komutanı General Ben Hodges Ukrayna'yı ziyaret etti. Orada, yakında ABD askeri danışmanlarının Ukrayna'ya resmi olarak varacağını duyurdu. Ukraynalıları ABD askeri madalyalarıyla ödüllendirdi, bu da ordu düzenlemelerinin yabancılara madalya vermesini fiilen yasaklıyor. Ama bunu Ukrayna ordusunun kendi ordusu olduğunu göstermek istediği için yaptı.



ABD şu anda Baltık ülkeleri, Romanya, Polonya ve Bulgaristan'a silah, topçu ve diğer silahlar sağlıyor. Ve dün ABD, Ukrayna'ya silah tedarik etme niyetini açıkladı. Ve bu daha sonra çürütülse de, silahlar sağlanacak. Ve tüm bu eylemlerde ABD NATO'yu pas geçiyor, çünkü NATO kararları ancak tüm üyeler tarafından oybirliği ile alınabilir.



Olanların özü, Amerika Birleşik Devletleri'nin Rusya'nın etrafında bir güvenlik kordonu inşa etmesi ve Rusya'nın bunu bilmesidir. Rusya, ABD'nin Rusya Federasyonu'nu parçalayacağını düşünüyor. Sanırım Rusları öldürmek istemiyoruz, sadece biraz incitmek ve onlara zarar vermek istiyoruz. Her durumda, eski oyuna geri döndük.



Geçtiğimiz yüzyıl boyunca, Birinci, İkinci ve Soğuk Savaşlar sırasında ABD'nin temel dış politika çıkarları, Rusya ve Almanya arasındaki ilişkilere odaklanmıştı. Çünkü birleşik olarak, Birleşik Devletler için hayati bir tehdit oluşturan tek güç onlar. Ve asıl görevimiz aralarında bir ittifakı önlemekti.



Amerika Birleşik Devletleri gezegenin tüm okyanuslarını kontrol ediyor, bunu daha önce hiç kimse yapmadı. Bunun bir sonucu olarak gezegenin her yerinde istilalar gerçekleştirebiliriz ama kimse bize saldıramaz. Bu iyi bir kadro. Okyanuslar üzerinde ve uzayda kontrol uygulamak, gücümüzün temelidir. Bir düşman filosunu yok etmenin en iyi yolu, düşmanın bir filo inşa etmesini engellemektir.



Ronald Reagan'ın İran ve Irak'ta uyguladığı politikanın aynısını uygulamanızı tavsiye ederim. Reagan her iki savaşçıyı da destekledi, bu yüzden birbirleriyle savaştılar, ama bize karşı değil. Alaycıydı, ahlaksızdı ama işe yaradı.



Ve bütün mesele şu: Birleşik Devletler tüm Avrasya'yı işgal edecek bir konumda değil. Askerimizin botu Avrasya topraklarına girdiği anda, asker sayısı bakımından otomatik olarak gerideyiz. (...) Askerlerimizi her yere konuşlandıracak durumda değiliz. Ama öte yandan, kendi aralarında savaşan tarafları, bize karşı değil, kendilerine konsantre olmaları için destekleyebiliriz, onlara siyasi, finansal destek verebilir, askeri yardım sağlayabilir ve danışmanlarımızı gönderebiliriz.



İngilizler de bir zamanlar Hindistan'ı işgal etmediler, sadece tek tek Hint devletlerinin kontrolünü ele geçirdiler ve onları birbirlerine karşı koydular. İngilizler ayrıca subaylarını Hint ordusuna yerleştirdi. Böylece, örneğin Nazi imparatorluğunda olduğu gibi, toprakları doğrudan askeri güçle kontrol etmeye çalışan imparatorluklar dağılıyor.



Şu anda Rusların gündemindeki soru, ya Ukrayna'nın Rusya ile Batı arasında bir tampon bölge haline geleceği ve en azından tarafsız bir ülke olacağı ya da Batı'nın Ukrayna'da NATO'nun Stalingrad'dan sadece yüz kilometre uzakta olacağı kadar ilerleyeceği. , Moskova'dan - beş yüz. Rusya için Ukrayna'nın statüsü hayati bir tehdit oluşturuyor. Ve Ruslar bu meseleyi öylece bırakıp gidemezler. ABD için mesele şu ki, Rusya Ukrayna'ya tutunmaya devam ederse, Rusya'yı durdurmalıyız. Bu nedenle ABD, General Hodges'in geçtiğimiz günlerde bahsettiği, Romanya, Bulgaristan, Polonya ve Baltık ülkelerine hızlı tepki birlikleri göndermeye yönelik önlemleri almaya başladı. Bu eylemlerle ABD, Baltık ve Karadeniz arasındaki bölge olan "intermarium" - "intermarium"u hazırlıyor. "İntermarium"kavramı Pilsudski tarafından icat edildi. Bu kavram ABD için tercih edilir.



ABD için birincil hedef, Alman sermayesinin ve Alman teknolojisinin, ABD'nin bir asırdır engellemeye çalıştığı rakipsiz bir bileşimde Rus doğal kaynakları ve emeğiyle birleşmesini engellemektir. Ve bu, Rus-Alman kombinasyonunun bugün gerçekleşmemesi için nasıl başarılabilir? Bu durumda, Amerika Birleşik Devletleri'nin elinde böyle bir kombinasyonu kıracakları bir koz var: Baltık ve Karadeniz arasındaki çizgi budur.

BU ARADA

Rusya hakkında "Friedman'dan Açıklamalar" 2015 yılına kadar geliyordu. Amerikan başkanlarına dünyayı kendi imparatorluğuna uyacak şekilde nasıl yeniden şekillendirecekleri konusunda tavsiyelerde bulunduğu 2011 tarihli The Next On Years adlı kitabında bizim hakkımızda şunları yazdı:



"ABD'nin güçlerini Rusya'nın eteklerine yoğunlaştırması ve onu bir çevreleme sistemiyle "mühürlemesi" gerektiği anda, ABD kuvvetleri başka bir yerde (Afganistan ve Irak - AB) işgal edildi ve Avrupa'daki ABD ittifakları, bunu başaramayacak kadar zayıftı. bir fark yarat. Önümüzdeki on yılda, Amerikan başkanının bu tür yanlış adımlardan kaçınmak ve fırsatları değerlendirmek için yeni ve daha tutarlı bir stratejiye geçmesi gerekiyor."



Ama neden 90'larda, böyle bir fırsat varken, Amerika Birleşik Devletleri, yazarın sözleriyle "eski düşmanının kalbindeki bir hisseyi" sürmedi? Ayrılıkçıları desteklediklerini ve ekonomik baskı uyguladıklarını itiraf ediyor. Friedman, Rusya'nın tamamen yok edilmesinin, yalnızca SSCB'deki eski küçük ortakların "Rusya'dan geriye kalanları parçalamasına ve Avrasya'da yeni bir güç dengesi yaratmasına" izin verilseydi, o zaman oldukça mümkün olduğunu belirtiyor. Ama sonra Amerikalılar oyunun muma değmediğini düşündüler, çünkü ikna oldular: "Rusya birçok nesil için kaostan yükselmeyecek."

https://nstarikov.ru/amerikanskij-strateg-progovorilsja-o-planah-ssha-na-ukrainu-eshhe-v-2015-godu-pust-vojujut-drug-s-drugom-no-tolko-ne-s-nami-14597529

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Qui-gon jinn

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Ben inanın tüm dürüsütlüğümle söylüyorum hiç bir şey anlamadım ve inan anlamadım. Belki biraz yorgun ve uykusuzum ve dikkatimi toplayamıyor ya da tüm dikkatimi savaş gündemine vermiş olabilirim ve mesajları kafamı toplayınca daha dikkatli bir şekilde okuyacağım

Elbette kardeşim, nasıl istersen tabii ki de. Lakin sen bu kadar dikkat kelimesini kullanmışken şunu da eklemeden geçmeyeyim madem, benim dikkati çekmeye çalıştığım mevzunun özüde zaten "dikkatimizin, odağımızın konumunu" ile alakalıdır.Sevgiler.

Dionysos

Küresel Güney'den bir bakış açısına, eski Brezilya Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva yorumuna kulak verelim , "kimsenin düşmanı olmak istemiyoruz. Tüm dünyayı kesinlikle insanlığı tehlikeye atabilecek bir çatışmaya sürükleyen yeni bir soğuk savaşla ilgilenmiyoruz ve dünya da ilgilenmiyor." Öğrenilecek bir ders varsa, sonsuz savaşın sonunun bu krizleri provoke eden ABD emperyal projesinin sonuyla geleceğidir.

https://www.counterpunch.org/2022/03/10/when-did-the-ukraine-war-begin/

https://www.birgun.net/amp/haber/abd-nin-savas-hesabi-380928
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Alıntı YapParalı askerler Yavorov'dan Kiev'deki "Ukrayna" oteline taşındı

Şu anki karmaşanın 2014 yılında Ukrayna Oteli'nden ateş eden keskin nişancılarla başlamasında karmik bir şey var.

https://twitter.com/DEskvajr/status/1505255297400586248
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi


bozadi

Zelenski'nin (daha doğrusu onu "oynatan" şeytanların) iflah olmaz Putin/Rus nefreti ve korkusu:

https://odatv4.com/guncel/ukrayna-da-siyasi-partiler-kapatildi-tek-parti-iktidari-olustu-232936


bozadi

Bu arada Sözcü gazetesinin Rusya-Ukrayna konusuyla ilgili haberlerine denk geldiğim kadarıyla, çoğunun Rusya karşıtı bir tavır içerdiği dikkatimden kaçmıyor. Suriye konusunda da öyleydi. Esad'ı ve Rusya'yı kötüleyen bir tavır vardı çoğunlukla. Şimdi Ukrayna konusunda da benzer bir tavır görünce, Sözcü'nün Fetö bağlantısı konusundaki algımın (bu konudaki iddiaların) doğruluğundan emin oluyorum iyice. Elbette Sözcü'nün, yazarlarının tümü için ve her zaman geçerli olan bir durum değil ama yine de tesadüfle açıklanamayacak kadar Rusya karşıtı bir tavır var ve bunun Atatürkçülükle açıklanabilecek bir tarafı yok. Gerçekten Atatürkçüysen, Suriye meselesinde Esad'ın mücadelesini ya desteklemen, ya da hiç değilse tamamen tarafsız bir pozisyon alman lazım. Ukrayna meselesinde de öyle. Ama Sözcü tarafsız kalmadığı gibi Esad'ı da, Rusya'yı da genel olarak kötüleyici bir tavır alıyor ki, burada Atatürkçülük maskesi altında yapılan karanlık bir algı operasyonu olduğundan şüphelenmek için yeterli sebep var. Sözcü'nün bünyesinin tamamı değil ama kalınca bir damarı Fetö'nün elinde gibi görünüyor bana.

Ama bu sefer şaşırtan birşey gözlemledim; çok ciddi problemli yanları olduğuna dair eleştirilerimi paylaştığım Yılmaz Özdil Rusya'nın müdahalesi bağlamında Ukrayna yönetiminin berbatlıklarını, kendi halkını ateşe attığını anlatan bir yazı yazmıştı kısa bir süre önce ve hatta bu yüzden bir sürü de sivri eleştirinin hedefi oldu ama o eleştirilere yanıt olarak Rusya'nın / Sovyetlerin bize Kurtuluş Savaşında verdiği desteğe değindi. Çok şaşırdım ve sevindim açıkçası bu tavrından dolayı.


bozadi


bozadi

Kiev yakınlarındaki Buça'da Rus ordusunun sivil katliam yaptığı iddiaları tırmandırılmaya çalışılıyor bugünlerde. Ama katliamın Rusya'yı suçlamak için bizzat Ukro-Naziler tarafından gerçekleştirildiğine dair pek çok işaret var.

https://haber.sol.org.tr/haber/bucadaki-goruntulere-dair-neler-biliniyor-supheli-noktalar-neler-33149
https://haber.sol.org.tr/haber/lavrov-buca-goruntuleri-kurgu-planlanmis-sahte-saldiri-331509

Son Ukrayna meselesinden çok daha önceki bir süreçten beri Rusya'yı dünya kamuoyu önünde suçlu gösterme çabası konusunda özellikle İngiliz devletinin ve medyasının çok yoğun bir mesai yaptığı dikkat çekiyor ve nitekim bu Buça meselesinde ve yine Rusya'nın o veya bu şekilde suçlu ve hezimete uğramakta olduğuna dair çıkan haberlerin (çok büyük ölçüde "dezenformasyonun") kaynağı da belli başlı İngiliz medyası.

Suriye'de cihatçı teröristlerle işbirliği halindeki "Beyaz Baretliler"in Suriye devletini (Esad'ı) "kimyasal bomba" ve benzer çeşitli sivil katliam suçlamalarıyla karalama çalışmalarında kullanılan "Suriye İnsan Hakları Gözlemevi" de İngiltere merkezli bir kurumdu. Bu arada Beyaz Baretlilerin kurucusu "rahmetli" James Le Mesurier de eski bir İngiliz askerdi.

İngiliz devleti ve medyası kısa bir süre önce de "Skripal" çiftinin Rusya tarafından "zehirlenme" muhabbetinde olağanüstü bir dezenformasyon sağanağı yapmıştı.

Şimdi İngiliz "medyacılığı" Rusya'ya karşı kara propaganda operasyonlarını Ukrayna üzerinde yoğunlaştırıyor. Türkiye'de doğrudan veya dolaylı bir şekilde Zelenski başta olmak üzere Ukrayna devletini masum ve mazlum, Rusya'yı ise canavar göstermeye çalışan medya organları, tıpkı daha önce Suriye meselesinde olduğu gibi dezenformasyon konusunda aradıkları kaynakları özellikle İngiliz medyasında buluyorlar, haberleri doğrudan onlardan alıp iddiaları kanıtlanmış gerçeklermiş gibi insanlara pompalıyorlar.

İngiltere ABD'nin Avrupa'daki ana bayiliğini yapıyor, tıpkı İsrail'in Ortadoğu ana bayi olması gibi.


bozadi

Tabi bir de Azov faşistlerinin işledikleri sivil katliamları, hem sivillere hem esir askerlere yaptıkları işkenceleri gündemden düşürme, önemsizleştirme çabası var.