Haberler:

🎉 BaskalarinaHizmet.com 17. Yaşında! 🎉

Ana Menü

Basından

Başlatan Mordevrim, 14 Haziran 2009, 20:36:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

elek

#60
Sanırım benzerlikler, gerçeğin her tarihte, her kültürde farklı şekilde ve sembollerle  ifade edilmesi ile ortaya çıkıyor.
Biz biliriz demeyelim,düşünüp inceleyelim. / Geçmiş güne ışık, gün geleceğe beşik.

Pınar

#61
Su fışkıran kuyudan gelen uğultu korkuttu

Aksaray'da bir kuyudan 4 gün önce başlayan ve 50 metre yükseğe ulaşan su, hız kesmedi. Kuyudan gece uçak sesine benzer uğultular geliyor.

Aksaray'a bağlı Kutlu beldesinde bir tarlada 1997 yılında açılan ve bir süre önce suyu kuruyan kuyudaki borular sökülmek istendi.

Kuyuda gözlenen olağandışı hareketlilik ve gelen gürültü nedeniyle, çalışmayı yapan ekip işi bırakarak kenara çekildi.

Bir süre sonra, patlamaya benzer gürültüyle kuyudan fışkırmaya başlayan su, çalışma yapan ekibi şaşırttı.

50 metreye ulaşan suyu incelemek üzere Maden Teknik Arama'dan 10 mühendis bölgeye geldi. Uzmanlar, daha önce böyle bir görüntüyle karşılaşmadıklarını söyledi.

Kuyudan kum taşlarıyla birlikte yoğun şekilde karbondioksit gazı çıkıyor. Karbondioksitin kaynağının bölgedeki Hasan Dağı olduğu ortaya çıktı.

4 gündür çıkan gazın, kuyu çevresinde 100 metrekarelik obruk benzeri bir çökmeye neden olacağı tahmin ediliyor.

15-20 GÜN DAHA SÜREBİLİR
MTA uzmanları, su çıkışının 15-20 gün daha devam edebileceği tahmininde bulundular.

Su çıkan kuyunun çevresinde bir iki tane daha kuyu açılarak basınç düşürülecek ve su çıkışı kontrol altına alınacak.

Kutlu beldesi Belediye Başkanı İbrahim Bolakar, "Kuyudan gazlı su çıkışı, seviyesini düşürmeden sürerken, suyla taş ve kum çıkışının da devam etmesi, yer altında bir boşluğun oluştuğunu gösteriyor" dedi.

Belde yakınındaki bu kuyudan dolayı insanların endişe içinde olduğunu vurgulayan Bolakar, şunları ifade etti:

"Kuyu çevresinde değişik alanlarda kabarcıklar oluşmaya başladı. Çok fazla gürültü var ve yer altından sesler geliyor. Kasabamızın kuzeyindeki evlerden kuyuya yakın olanlar, bunu daha iyi hissediyor. Vatandaşlar, geceleri kuyudan gelen uçak sesine benzer uğultulardan dolayı endişe içinde. Ayrıca uzmanlar kuyu çevresinde göçme sonucu bir obruk oluşabileceğini belirtirken, çevreden gelen vatandaşlar bu uyarıya aldırmadan kuyu yanına kadar gidiyorlar."

PROF. BAYARI: VOLKANİZMANIN YAN ÜRÜNLERİ
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Hidrojeoloji Mühendisliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Bayarı, şu görüşleri dile getirdi:

"Yoğun karbondioksit çıkışları bölgenin yakın jeolojik geçmişindeki volkanizmadan kaynaklanıyor. Arkadaşlarımızla yaptığımız değerlendirmelere göre, karbon ve helyum elementlerine ait izotop bileşimleri, yoğun karbondioksit getiriminin yer kabuğunun Konya Kapalı Havzası'ndaki incelmesine eşlik eden magma yükseliminden kaynaklandığını gösteriyor. Bu magmatik yükselimden kaynaklanan yanardağ faaliyeti Konya-Çumra bölgesindeki Çatalhöyük neolitik yerleşimine ait bir duvar resminde de gösteriliyor. Araştırmamıza göre, yoğun karbondioksit çıkışları halen sakin durumdaki bu volkanizmanın yan ürünleri."

Bölgede karbondioksit çıkışının yeni bir olay olmadığını ifade eden Bayarı, magmatik kökenli karbondioksit çıkışlarının yoğun olarak Konya-Ilgın, Konya-Karapınar, Niğde-Bor ve Aksaray bölgesinde gözlendiğini, Aksaray ve Bor çevresinde bu gaz çıkışlarından kuru buz üretildiğini belirtti.

Obruk oluşumu ile karbondioksit gazı arasında ilişki olduğunu belirten Bayarı, ''Yerkürenin derinliklerinden kaynaklanan karbondioksit gazının yüzeye akışının yoğunlaştığı bölgeler olası obruk oluşum alanlarıdır'' dedi.

ntv haber
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#62
Aşağıdaki metin, www.cografya.biz forumdan alıntıdır...

Değerli Arkadaşım teşekkürler.

Bu alanda obruk veya daha net bir tabirle çökme dolini oluşumu 1980 yılından bu yana giderek artan bir trend kazanmıştır. Bu konuda çeşitli çalışmalar varsa da çoğu meseleye pek vakıf olunmadan standart bilgilerle metinler yazılmış, bu nedenle de önemli bir çevresel değişim gözden kaçırılmıştır.

Obruk oluşumunu -her konuda olduğu gibi- en iyi açıklayan değerli hocam Prof. Oğuz EROL'dur. Erol'a göre obruk oluşumu esasen plüvial (10-12000 yıl evvel yağışlı devre) dönemde Konya gölünden, Tuz Gölüne doğru hareket halindeki karstik yer altı suyu sistemi hareketi oluşturmuştur. Bu sistemin en önemli kanıtı olan obruklar yeryüzüne açılmış birer karst penceresidir. Pek çoğunda su bulunmaması obrukların derinlik olarak taban suyu seviyesine (karstik akiferden beslenen) uzak olmalarıdır. Göllü obruklar azametli görünümleri ve müthiş derinlikleri ile insanın içinde büyük bir korku uyandırır. Ben bunlardan  Çıralı ve Kızören'in yanı sıra Çarşamba Çayı vadisinde (Bu akarsu Beyşehir gölü güneyinden Çumra'ya ulaşır) Akören Obruğunu görme ve bu çevrede gezme fırsatı buldum. (Bu arada diğer bir teoriden de bahsedeyim.) Prof. Baki CANİK ise obrukları burada yaşanan volkanik faaliyetle ilişkilendirmektedir. Özellikle Karapınar volkanizması (Meke ve Karadağ ile mevcut genç volkanik arazi) sonucunda ortaya çıkan yoğun karbondioksit ve diğer gazların yer altı suyuna karışarak burada yaşanan karst sürecine büyük hız kattığını düşünmektedir. Canik hocanın tezini kısmen kabul etmekle beraber Obruk platosunda var olan yüzlerce çökme yapısının oluşumunu tam olarak açıklayamadığını düşünmekteyiz. Ayrıca volkanik gazlardan etkilenmemiş daha Batıda yer alan Altın Ekin  ovası eteklerindeki Bozdağlarda yer alan devasa mağaralar (hep vurgu yapıyorum Kara Cehennem ve Felengi çünkü dört yıldır etkisinden hala kurtulamadım) burada volkanizmadan bağımsız bir sürecin geliştiğini gösteriyor. Ancak kafaları bulandırmadan özetle şunu belirtmekte fayda var. Aslında Toros dağlarını gür dereleri ve yer altındaki kaynaklar Konya havzasını beslemektedir. Bu sular obruk platosu ve kuzeydeki alçak kireçtaşı eşiğin altından Tuz gölüne sızar. Bu sızma olayı bence en az Pliyosen'den beri sürmektedir. Bilindiği üzere Tuz gölü çok büyük ölçüde yer altından beslenen bir göldür (Peçenek Çayı hariç). İşte bu beslenmeyi sağlayan konya havzasını yer altı sularıdır. Asıl daha da ilgincini söylemek isterim. Bence bu karışık sistem Tuz gölü havzasından da Koçhisar eşiğinin altından sızarak Kızılırmak'ı beslemektedir (Şu anki Hirfalı ve Kesikköprü barajlarının sularının altından). Bu başta uçuk gelen düşünce en başta merhum İsmail YALÇINLAR'a aittir. Her ne kadar bu yaklaşım hiç bir zaman kabul görmemiş ve bu yaklaşımı sayın Yalçınlar bir tek yazısının dışında bir kez daha tekrar dile getirmemişse de durum bence aynen  böyledir.

Gelelim son 30 yıldır Obruk oluşumu neden hızlandı? Önceleri Büyükburnak ve Başgötüren köylerinde oluşan kuru yer obrukları (o çevrede kuru obruklara verilen isim) giderek platonun geneline ve hatta Konya ovasının batısına ulaşmıştır (MAY baraj alanı 2002). Demek ki bir artış var. Sebebi ise çok basit. Yer altı suyunun aşırı ve müsrifçe emilmesi ve kullanılması. Çekilen su yer altı su seviyesini düşürmüş, doğal olarak gevşek dolgular altında bulunan   karstik boşluklar giderek gevşemiş ve yer yer çökmeye başlamıştır. Öyle görülüyor ki bu durum Konya havzasının genelinde artarak sürecektir. Su çekimi arttıkça boşluklardaki çökme hız kazanacaktır. Örneğin ben Zümrüt Apartmanı felaketinin de bu durumla ilgili olabileceğini düşünmekteyim (60ın üzerinde vatandaşımızı kaybettiğimiz-Konya). Burada gözlem yapma fırsatım olmadı ancak anlayan gözler burada da bir karst hadisesini bulabilir bizlere gösterebilirdi diye umuyorum. Ha nereden uyduruyorum bunu çünkü bina yapıldığı günden beri tabandan su çekilmiş kaçak kuyu vasıtasıyla. Burada en ufak bir yer altı boşluğunun çökmesi zaten yeterli statik gücü bulunmayan bu binayı yerle bir etmiş olmalıdır. Her halükarda burayı çökme olayında sonra görmek gerekiyordu. Ama göremedik. Fakat bunu şunun için anlatıyorum. Karst arazileri de artık birer risk alanıdır. Buralarda konut ve sanayi tesisleri yapılmadan önce zemin analizleri (rezistivite) kesinlikle yapılmalı yer altı boşlukları ve derinlikleri belirlenmelidir. Aksi taktirde bu tip bir çökme sonucunda yine onlarca insanımızı kaybetmemiz yakındır. (Tarihe not düşmüş olalım inşallah tarih beni utandırır.)

Doğu ATEŞ
Ankara Lisesi
Coğrafya Öğretmeni
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#63
08.02,2009 tarihli bir başka haber.

MISIR TARLASINDA DEV OBRUK !


Konya'nın Karapınar ilçesinde 70 metre çapında, 80 metre derinliğinde oluşan obruk, bölgede yaşanan tehlikeyi bir kez daha gözler önüne koydu. Jeoloji Mühendisleri Konya Şube Başkanı ve Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tahir Nalbantçılar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karapınar bölgesinin yeraltı sularının kimyasal özelliği ve jeolojik yapısı nedeniyle obruk oluşumuna açık bir bölge olduğunu söyledi.

Aşındırıcılığı fazla olan suların etkisi sonucu kayaçların erimesi nedeniyle oluşan obrukların bölge için ciddi tehdit olduğunu vurgulayan Nalbantçılar, şunları kaydetti:
"Obruğun nerede ve ne zaman olacağının tahmin edilmesi ve kestirilmesi zordur, ancak olabilme ihtimali tespiti yapılacak çalışmalarla mümkündür. Obruğun oluşabileceği bölgeleri tespit etmek elimizdedir. Yörede detaylı bir jeolojik çalışma ile obruk oluşumu için risk taşıyan yerleri belirleyebiliriz. Obruk, dünyanın birçok yerinde görülen bir doğa olayıdır. Bundan kaçmak olmaz, ancak önlem alınabilir. Karapınar'da birçok yerleşim birimi bu riski taşıyor. Karapınar bölgesi obruk oluşumu için birçok özelliği barındırıyor. Her an bir can kaybı olabilir. Her an tarlada çalışan işçiler ya da bir yayla evi, obruk oluşumu sonucu oluşan göçüğün içinde kalabilir."

Nalbantçılar, tüm uyarılarına rağmen bu konuda bir adım atılmadığını öne sürerek, "Bugüne kadar olmadı, ancak bu, bundan sonra olmayacağı anlamına gelmez. Bölge halkı bu konuda duyarlı olmalı. Yerin altında bir ses duyduklarında, bir hareketi hissettiklerinde mutlaka yetkililere bilgi versinler. Bölgede acilen geniş çaplı bir araştırma yapılmalı" dedi. Bu arada, Konya'nın Karapınar ilçesindeki bir mısır tarlasında dün hasat yapılırken, yaklaşık 70 metre çapında, 80 metre derinliğinde obruk (yer kabuğunun çoğu kez aniden çökmesiyle ortaya çıkan çöküntü) oluşmuştu. Karapınar ve çevresinde, çeşitli derinlik ve çaplarda 100'ün üzerinde obruk bulunduğu belirtiliyor.

TARLADA ÇALIŞANLAR ŞOKE OLDU

Konya'nın Karapınar ilçesindeki bir mısır tarlasında hasat yapılırken, yaklaşık 70 metre çapında, 80 metre derinliğinde obruk (yer kabuğunun çoğu kez aniden çökmesiyle ortaya çıkan çöküntü) oluştu.

Karapınar ilçe merkezine 17 kilometre uzaklıktaki Akkuyu yaylasındaki mısır ekili tarlada çalışan işçiler, yeni bir obruğun oluşumuna tanık oldu. Yaklaşık 70 metre çapında ve 80 metre derinliğindeki obruk, olay anında
tarlada çalışan çiftçiler arasında büyük korku yarattı.

Obruğun oluştuğu sırada tarlada mısır hasadı yapan biçerdöver sürücüsü Mustafa Çınar, dün sabah saatlerinde başladıkları hasat işlemlerinin normal şekilde devam ettiğini, ancak akşama doğru büyük bir gürültü ile mısır tarlasının çöktüğünü söyledi.

Obruğun oluştuğu alana yaklaşık 100 metre uzaklıkta çalıştıkları için çöküntüyü hissettiklerini ifade eden Çınar, "Büyük bir gürültü oldu. Sonra biçerdöverden indim ancak çöken alana korkumdan yaklaşamadım. Eğer birkaç dakika sonra meydana gelse biz de çöken alanda olacaktık. Oluşan obruğu arkadaşlarıma haber verdim. Çevresine yaklaşamadık. Gece çalışmamız sırasında çökmenin olmaması bizim için büyük bir şans. Eğer gece çökme meydana gelseydi çok kötü sonuçlar olabilirdi" dedi.

Karapınar Ziraat Odası Başkanı Hikmet Bozaklı ise Karapınar'ın jeolojik yapısının acilen incelenmesi gerektiğini söyledi. Karapınar'da tarım yapılan yerlerin bir bir çökmeye başlamasının ciddi bir tehlikenin habercisi olduğunu ifade eden Bozaklı, şunları kaydetti: "Şu anda ilçenin çeşitli bölgelerinde meydana gelen obruklar bölgenin
toprak yapısının ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığını gösteriyor. Çok ciddi araştırma yapılıp sonuçları vatandaşlara açıklanmalı. Çünkü obruklar Karapınar için çok önemli bir konu. Bugüne kadar can kaybının olmaması Allah'ın takdiri."
 
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#64
Yakıt kullanmadan elektrik üreten makine yaptı

Konya'da çalışmalarını sürdüren bir mucit, 17 yıllık bir çalışmanın ardından, manyetik alanın hareket enerjisini rüzgar enerjisine çevirerek elektrik üreten bir makine yaptı.  Zafer Sanayisi'ndeki bir dükkanda makine ile ilgili çalışmalarını sürdüren Mucit Sinan Özsoy (35), AA muhabirine yaptığı açıklamada, elektrik ustası olarak çalıştığı Zonguldak'ta 17 yıl önce kendisinde manyetik alanın hareket enerjisinden elektrik üretme fikri oluştuğunu söyledi.  Bu fikrin hayata geçirilebileceğini kanıtlamak için uzun zaman gece-gündüz çalıştığını ifade eden Özsoy, "Zaman içinde makinenin düzeneklerini bir araya getirerek test ve denemeler yaptım. Makinenin yapımında tasarımcı Murat Acer başta olmak üzere birçok uzmandan teknik anlamda destek aldım. Sonunda 1,5 kilovat saat elektrik üreten prototip bir makine yaptım" dedi.

MAKİNE, İÇİNDEKİ 400'E YAKIN MIKNATIS İLE ÇALIŞIYOR

Özsoy, makinenin hiçbir yakıt kullanmadan, manyetik alanın hareket enerjisini rüzgar enerjisine çevirerek elektrik üretme sistemiyle çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:

"Prototip amaçlı ürettiğimiz, eni ve boyu 120'şer santimetre olan makinenin içinde küçük ebatlarda 400'e yakın mıknatıs var. Bu mıknatısların, ters kutuplarının bir araya gelmesiyle oluşan hareket, pervaneye aktarılıyor.  Pervanenin dönmesiyle oluşan rüzgar enerjisi de daha sonra dinamo vasıtasıyla elektrik enerjisine çevriliyor. Bu prototip makine saatte, 1,5 kilovat elektrik üretiyor, bu da yaklaşık 10 adet ampulü çalıştırıyor. Ancak bu makinede ufak değişiklikler yapılarak, 10 kilovat yani 3 dairenin ısınma dahil tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak kadar elektrik üretmesi sağlanabilir. Makinenin ebatları daha da büyütülürse bir sitenin, bir mahallenin veya bir şehrin ihtiyacını karşılayacak kadar elektrik üretilebileceğini düşünüyorum." Makinelerinin farklı büyüklüklerdeki versiyonlarıyla 1 kilovat saatten 2 megavat saate kadar elektrik üretebileceğini ileri süren Özsoy, bu makinelerin bir araya getirilmesiyle Türkiye'nin ihtiyacı kadar elektrik üretebileceğini de bildirdi.

Özsoy, hiç yakıt kullanmadan çalışan bu makinenin çalışma sistemi açısından benzerinin bulunmadığını ileri sürerek, şöyle devam etti:
"Daha önce farklı sistemlerle çalışan buna benzer icatlar yapılmıştı ancak hayata geçirilemedi. Bizim makinemiz çalışma sistemi olarak benzersiz.  Patentini alabilmek için Türk Patent Enstitüsü'ne başvurdum. Rüzgar enerjisinden elde edilen sistemler var. Bizim sistemimiz bunlardan hem daha az maliyetli hem de daha küçük mekanlarda kurulabiliyor. Bize destek vermeleri için devlet büyüklerimize yazı gönderdik."

Prototip makinenin kendisine 15 bin liraya mal olduğunu ancak seri üretime geçilmesi halinde maliyetin çok daha aşağıya düşeceğini ifade eden Özsoy, seri üretime geçilmesi halinde 10 bin liraya 3 dairenin, ısınma dahil tüm elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede bir makine üretilebileceğini bildirdi.


http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&KategoriID=11&ArticleID=1122375&Date=28.07.2009&b=Yakit%20kullanmadan%20elektrik%20ureten%20makine%20yapti&ver=20





Önümüzdeki yıllarda bazı yeni icatlar çıkacak ortaya -piyasada reklamın yapılması için asla
patent verilmeyeceği için yeraltı icatlar. Takasa dayalı bütün bir ekonomi olacak, bazı
icatların ticareti insanlar arasında yapılacak. Frekans kontrolünün büyük bir bölümüne karşı
atağa geçecek teknolojiler olacak. Bu teknolojiler havanızın ve suyunuzun niteliğini
değiştirebilir, evinizi temizleyip kapatabilir, bu şekilde bir enerji bütünü haline gelebilirsiniz
ve sizi hiçbir şey yaylım ateşine tutamaz. Olağanüstü şeyler başaran teknolojiler var.
Teknolojinin size karşı nasıl kullanıldığını anlıyor musunuz? Sizin için kullanılmadı.
Televizyon kendi başına mutlaka kötü değil ama kötü amaçla kullanıldı. Teknolojide yanlış
bir şey yok. Önemli olan, teknolojinin nasıl kullanıldığı. Fark burada.


------------

Gördüğümüz kadarıyla, icatlar için olağanüstü bir yeraltı pazarı olacak. Bu icatlar geleneksel pazarlarda asla görünmeyecek çünkü böyle becerileriniz olduğu anlaşılırsa yok edilirsiniz. Topluluklar arasında sizin için her şeyi yapacak olan bu yeraltı teknolojileri büyük bir ticaret konusu olacak.





Pleiades Öğretileri

Tiversonus

#65
Facebook'ta 'ateşli bekar kadınlar' skandalı!
Dünyaca ünlü paylaşım sitesi Facebook'un başı fena dertte! Facebook'a ilan veren bir çöpçatanlık sitesinin Facebook'ta hesabı bulunan evli kadınların fotoğraflarını 'ateşli bekarlar' ilanında kullandığı ortaya çıktı!

Olay bir Amerikalı'nın karısının fotoğrafının bulunduğu 'ateşli bekarlar' yazan Facebook'taki çöpçatanlık ilanını görmesinin ardından patlak verdi.

Virginia eyaletindeki Lynchburg'da yaşayan Peter Smith, Facebook'ta gezinirken bu ilanla karşılaştı.
İlanda, "Merhaba Peter. Seksi bekarlar seni bekliyor!" yazıyordu. Ama ilandaki fotoğraf garip bir şekilde tanıdıktı! İlanda fotoğrafı kullanılan kadın Peter'ın eşinin ta kendisiydi!
Kısa bir araştırma sonucunda Facebook'a ilan veren bir kurumun, Peter'ın 44 yaşındaki danışmanlık yapan eşi Cheryl'in profilindeki fotoğrafı izinsiz bir şekilde alıp kullandığı ortaya çıktı.

Facebook olayın ardından söz konusu ilan siteleriyle, kurallarını ihlal ettikleri gerekçesiyle anlaşmasını feshetti.  ABD'li şirket, gizlilik politikasını değiştirerek, izinsiz fotoğraf kullanımına izin verdiği iddialarını reddeden bir bildiri de yayınlamak zorunda kaldı.
Facebook kullanıcılarının mahremiyeti uzun süredir tartışılagelen bir konu. 2007'de site, bir protestonun ardından kullanıcıların bilgilerini diğer Facebook üyeleriyle paylaşma uygulamasını kaldırmak zorunda kaldı.  Son olarak korsanlık kaygısıyla gerçekleştirilen protestolar nedeniyle de kurallarında değişiklik yapmak zorunda kaldı.
Cheryl Smith'in arkadaşı olmayan diğer kullanıcıların bilgilerini görmesine engel olma kutusunu işaretlemedeği için başına böyle bir olayın geldiği belirtiliyor...

http://www.milliyet.com.tr/Dunya/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1123226&Date=31.07.2009&b=Facebookta%20atesli%20bekar%20kadinlar%20skandali&KategoriID=19&ver=24

Tiversonus

#66
Silah yılda 300 bin can alıyor

Dünyada her yıl 300 bin kişi ateşli silah kurbanı. Türkiye'de ise her on kişiden birinin silahı olduğu tahmin ediliyor


YEŞİM SERT KARAASLAN


ANKARA - Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilal Özcebe, dünyada her yıl 300 binin üzerinde kişinin ateşli silah nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, "200 binin üzerinde insan ateşli silahlarla öldürülmekte, 50 bin civarında insan ateşli silahlarla intihar etmekte, 60-90 bin insan ise silahlı çatışma ve savaşlarda öldürülmektedir. 1 milyonun üzerinde insan da ateşli silahlarla yaralanmakta" dedi.


Özcebe, ateşli silahların, yaralanma ve ölüme yol açması, önlenebilir olması nedeniyle ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.

Pek çok kişinin güvenliğini sağlamak için silah sahibi olmak istediğini belirten Özcebe, silah sahibi olmanın "güvenliği getirmeyeceğini", silah kullanımının her geçen gün artmasının endişe verici olduğunu dile getirdi.


Hilal Özcebe, şöyle devam etti:

"Her gün silah nedeniyle gerçekleşen tahmini bin ölümün yaklaşık 250'si savaşlarda veya silahlı çatışmada meydana gelmekte, geri kalanının yüzde 56'sı cinayetler, yüzde 14'ü intiharlar ve yüzde 5'i kaza ile olan ölümlerdir. ABD'de yapılan bir çalışmada, evde bir silah bulundurulmasının ev halkından bir kişinin cinayet, intihar veya kaza sebepleriyle ölme riskini yüzde 41, kadınların silah ile ölme riskini ise üç kat artırdığı tespit edilmiştir. Diğer araçlarla yapılan saldırılarla karşılaştırıldığında, ateşli silahlarla gerçekleştirilen bir saldırının ölümcül sonuçlara yol açma olasılığı 12 kat daha fazladır."



BM Gıda ve Tarım Örgütü'nün yaptığı bir araştırmaya göre, dünyadaki acil açlık sorununun en önemli nedeninin silahlı çatışmalar olduğunu belirten Özcebe, "Acil gıda gereksinimlerinin yüzde 35'inin nedeni silahlı çatışmalardır" dedi. Özcebe, her yıl çatışmalarda meydana gelen ölümlerin yüzde 60-90'ının hafif silahlarla gerçekleştiğini ifade ederek, "Silahlı çatışmalar sona erdikten sonra da silahların toplumdaki varlığını sürdürmesi bireylerin birbirlerine uyguladığı şiddet düzeylerinin yüksek olmasına yol açmaktadır" diye konuştu.

"875 MİLYON SİLAHIN YÜZDE 74'Ü SİVİLLERİN ELİNDE"

Dünya genelinde "dolaşımda olan 875 milyon silahın yüzde 74'ünün sivillerin elinde" bulunduğuna işaret eden Özcebe, "Yüzde 22,9'u hükümet ve silahlı kuvvetlerde, yüzde 3'ü poliste, yüzde 0,1'i silahlı muhalif gruplarda bulunmaktadır" şeklinde konuştu. HÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilal Özcebe, dünyada her yıl 300 binin üzerinde kişinin ateşli silah nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, "200 binin üzerinde insan ateşli silahlarla öldürülmekte, 50 bin civarında insan ateşli silahlarla intihar etmekte, 60-90 bin insan ise silahlı çatışma ve savaşlarda öldürülmektedir. 1 milyonun üzerinde insan da ateşli silahlarla yaralanmakta" dedi. Özcebe, "öldürülerek vurulan on kişiden dokuzunun, erkek çocuklar veya genç erkekler olduğunu, 2001-2004 yılları arasında on binlerce çocuk askerin, 60 ülkenin silahlı kuvvetlerinde kullanıldığına" dikkati çekti.

Silah sahibi olma isteği ya da silah kullanma davranışının erkeklerde daha sık görüldüğünün altını çizen Özcebe, şunları söyledi:


"Erkeklik göstergesi olarak görülen silah sahibi olma ya da taşıma davranışı, sosyal olarak erkeğe yüklenen roller arasındadır. Kadınlarda silah taşıma daha az görülmekle birlikte, silahla yaralanma ve ölümlerde kadınlar, önemli bir risk grubunu oluşturmaktadır.


Türkiye'de ise yaklaşık olarak 10 kişiden birinin ruhsatlı ya da ruhsatsız silah sahibi olduğu tahmin edilmektedir. Son yıllarda özellikle adolesanlarda silah taşıma eğiliminin arttığı bilinmektedir. Örneğin, 'TBMM Türkiye'de Ortaöğretime Devam Eden Öğrencilerde ve Ceza-İnfaz Kurumlarında Bulunan Tutuklu ve Hükümlü Çocuklarda Şiddet ve Bunu Etkileyen Etkenlerin Saptanması Araştırma Raporu'nda gençlerde ateşli silah taşıma yüzde 5,9 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin yüzde 55'i güvensiz bir ortamda bulunmalarını, yüzde 20'si kendilerini daha iyi hissetmelerini, yüzde 7'si filmdeki insanların örnek olmasını, yüzde 4'ü ise arkadaşlarının da silah taşımasını ateşli silah taşımalarına neden olarak göstermiştir.


2007 yılında ateşli silah mermilerinin sebep olduğu 873 kazanın 353'ü (yüzde 40) 15-29 yaş grubunda meydana gelmiştir."


"SİLAHA ULAŞABİLİRLİK ZORLAŞTIRILMALI"

Silah kullanım oranlarını azaltabilmek için topluma bireysel silahlanmanın risklerine ilişkin eğitimler verilmesi gerektiğini, insanların silah taşımaya dair algılarının değiştirilmesi gerektiğini, bunun en etkili yolunun da "silaha ulaşılabilirliği zorlaştırmak" olduğunu vurgulayan Özcebe, şöyle dedi: "Bunun için, silah ticaretini tüm aşamalarında 'imalat, aracılık, nakil vb' denetimi artırılmalı. Ruhsat almak zorlaştırılmalı, kişiler geçmişlerine yönelik denetimlerden geçirilmeli, kişilerden silaha gereksinim duyduklarına dair kanıt sunmaları istenmeli.

Her silahı kullanıcısı veya saklandığı silah deposuna göre kayıt altına alarak merkezi bir veri tabanı oluşturulmalı, polis gibi güvenlik görevlilerine silahı ne zaman kullanacakları konusunda eğitim verilmeli ve silahlarıyla işledikleri istismar suçlarından sorumlu tutulmaları sağlanmalı. Polis tarafından ele geçirilenler ya da silahsızlanma programlarında toplananlar dahil fazlalık durumundaki silahlar imha edilmeli, af veya geri satın alma gibi yöntemlerle toplumdaki silah sayısı azaltılmalı

Silahlı suçlarla para kazanmaya yönelebilecek kişilere iş olanakları sunulmalı. Bireylerin güvenlik ihtiyacı ile silah satın alma davranışları üzerinde durulmalı, silah satışını direkt veya dolaylı yoldan destekleyen reklamlar yasaklanmalı. Ateşli silahlar yerine öldürücü olmayan güvenlik araçları 'biber gazı, alarm sistemleri vb' teşvik edilmeli. Önemli bir risk grubunu oluşturan gençlere yönelik özel çalışmalar yapılmalı, yasadışı yollardan silah elde etmelerinin önüne geçilmeli."


Yorumum: Şu sigara ile mücadele için tv lerde verilen reklamları düşünüyorum ve kıyaslıyorum, silahlar ile mücadelesizliği!!!

Evet "sigarada insanı bilgiye götüren bir şey var" diyorum silahlar veya trafik kazaları ile uğraşmayanlarının da "gizli" gündeminin bu olduğunu biliyorum: İnsanları bilgiden uzak tutmak.

Bir de işyerlerine konan 5.600 YTL cezanın da gerektiğinde bir "vergi" olarak duvara asılmış bir kırbaç olduğunu düşünüyorum.

Her şeyi "kaos, kargaşa, korku" temelli bir düzenin kurulması için kullananlar selam olsun size..Şimdi bir sigara yakayım bari:))

Ha bu arada trafik kazaları için önerim: Araba fabrikalarına arabaları üretirken kısıt koyacan, saatte 140 ı araba geçemeyecek:)) Eee 90 ı geçme diye kural koy ve arabaların üzerindeki hızlar 240...Yok arkadaş herşeyi kaos için, korku için ve, karmaşa için şekillendiren bir "akıl" var ve bunlar negatif enerji ile besleniyorlar...



Tiversonus

#67
Almanya'daki Türk kızları şaşırttı

Almanya'da yaşayan Türk kızları ile ilgili araştırmanın sonuçları şaşırtıcı oldu.

Almanya'da yapılan bir araştırma, bu ülkede yaşayan Türk kızlarının kendilerine, bugüne kadar tahmin edilenden çok daha fazla güvendiklerini ortaya koydu.

Würzburg Üniversitesinin araştırmasına göre, yaşları 12 ile 17 arasında değişen Türk kızları, boş zamanlarını nasıl değerlendirecekleri ve gelecekte ne yapmak istedikleri konusunda çok kesin görüşlere sahip.

Araştırmayı yürüten Heinz Reinders, yaptığı açıklamada, "Araştırmanın ilginç yanı, Türk kızlarının bu konularda diğer yaşıtlarına göre çok daha ileride olmaları" değerlendirmesinde bulundu.

Bu araştırma için 2005-2008 yılları arasında 830 Türk gencine çeşitli konularda soruların sorulduğu kaydedildi.

Yorum: Aferin kızlar, büyükler sizden öğrenecekler:))))

Pınar

#68
36 Bin Can Almıştı Yine Uyandı

31/07/2009
 
Resmi büyütmek için tıklayın
 
 36 Bin Can Alan Anak Krakakoa Yanardağı Yeniden Uyandı. Faaliyete Geçtiğinde 5 Yıl Boyunca İklim Değişikliğine Yol Açmıştı.

 
 
2 yıl garantili, çifthatlı,wifi'li,tv,radyo,3.2 mp kamera,msn,ısq,google cep telefonu geldi.
 
36 bin can alan Anak Krakakoa yanardağı yeniden uyandı. Faaliyete geçtiğinde 5 yıl boyunca iklim değişikliğine yol açmıştı.
YANARDAĞ BÖYLE UYANDI

Endonezya'da 1883'de faaliyete geçtiğinde 36 bin can alan Anak Krakatoa yanardağı yeniden aktif hale gelerek lav püskürtmeye başladı. 120 yıllık uykudan kalkan canavarı İtalyan fotoğrafçı Marco Fuller görüntüledi. 1883'de ansızın faaliyete geçen volkan Japonya'nın Hiroşima kentine atılan atom bombasından 13 bin kat daha büyük güçle patlamış, oluşan dev tsunamiler 165 yerleşim birimini ve 13 kilometrelik adayı yutmuştu
 
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#69
Frekans Kontrolü devam ediyor; artarak, saçmalayarak, insanların beyinlerini ufaltarak. İşte enson haber nitelikli haberlere bakmak için girdiğim sitedeki "En Son Haberler":

*  10:11 3G görüntülü sex'te patlama yapacak

*  10:05 Google'ın canını sıkan olaylar

*  09:46 Sekreter fıkır fıkır olmalı

*  09:37 Seksin yeri yok fantezilerim bitti

* 08:24 Slovenya ucuz VİAGRA üretecek

*  08:00 Aşk böyle takla attırır

*  23:56 Sezen Aksu ZAZACA türkü söyledi

*  20:21 6 aylık hamile Çağla bikinili

*  19:30 Bir elinde Kur'an bir elinde konyak

 
http://www.gazetekeyfi.com/


Yani insanları bilgisizlik ile getirdikleri son noktanın yansımasını gösteriyor diyorum. Bu haberler rayting yaptığına ve takip edildiğine göre.

Önerim: Tv seyretmeyin, gazete okumayın ama kitap okuyun...

Günün Haberi:

Ne yapsaydım metres mi tutsaydım..

Toprak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Halis Toprak kendinden 54 yaş küçük Nazlıcan Tağızade'yle yaptığı evlilik daha çok konuşulacağa benziyor. 17 yaşındaki Tağızade'yi anne ve babasından alınan özel izinle kendine eş yapan Toprak sessizliğini Sabah gazetesi yazarı Yavuz Donat'a bozdu. Medyanın gündemindeki Halis Toprak ilk kez konuştu.

HEÇ İYİ DEĞİLİM
- Halis Ağa... Aile içinde çatlak mı var?
- Kızlar hayırsız işler yaptılar... Ama erkek çocuklar... Ahmetler Mehmetler çok çok iyi.
- İş mahkemeye gidiyor galiba.
- Oradan bir şey çıkmaz... Yok "O beceriksiz", yok "Ben geleyim, yöneteyim" gibi şeyler... Ne diyeyim, Allah kötü getirmesin.

- Neyse... Siz nasılsınız Halis Ağa?
- Heç iyi değilim... TMSF ile başım belada... Onlar diyor, borçlusun... Ama bana sorarsan borcum kalmadı, alacaklıyım... İşimiz yargıyla... Hakkımı yargıda arayacağım.

YATAKTAN ZOR KALKIYORUM BANA BAKACAK BİRİ LAZIM
Dedik ki "Halis Ağa... Günlerdir sizin 3'üncü hanım konuşuluyor."
Halis Toprak önce bir iç geçirdi.
Sonra da "gardaşıma her şeyi anlatayım" diye konuya girdi:
Evet, ufak hanım aldım.
71 yaşındayım... Yataktan zor kalkıyorum, bana bakacak biri lazım.
70'lik birini alsaydım... O mu bana bakacaktı, ben mi ona?

METRES Mİ TUTSAYDIM
Halis Ağa "dinle gardaş" diye devam etti:
- Diyorlar ki "dost tutsaydın..." O kolay... 18-20-22 yaşında çok... Ama bana yakışmaz.
Biliyoruz, bu satırları okuyanlar tepki gösterecekler.
"17'lik kız almak yakıştı mı" diye.
Ağa'nın yanıtı:
- Nikâhını kestim, daha iyi değil mi?.. Önümde iki yol vardı... Ya 70'lik birini almak ya da dost tutmak... İkisini de yapmadım.

HALİS AĞA SEKRETERDEN DOST TUTTU DERLER
Dedik ki "makul bir yol... 3'üncü yol olamaz mıydı?"
Toprak:
- Gardaşım, dediler ki 19 yaşında sekreter tut... Bakımını yapsın... Başka işin olursa da yapsın... Yok baba, bana yakışmaz... "Halis Ağa sekreterden dost tuttu" derler... Mizacıma, örf adet geleneğime, dinime yakışmaz.

PEYGAMBER EFENDİMİZ DE HZ. AYŞE'YLE EVLENMEDİ Mİ
- Halis Ağa... Hepsi iyi hoş da... Yengenin yaşı 17... Kamuoyu tepkisi de buna.
- Gardaşıma bunu da anlatayım... Elhamdülillah Müslümanız... Allah dinden ayırmasın... Hazreti Peygamber Efendimiz, Sallallahu Aleyhi Vesellem, Hazreti Ayşe ile evlenmedi mi?
- Evlendi de... Konumuzla ilgisi?
- Gardaşım... Hazreti Ayşe Anamız kaç yaşındaydı?
- Kaç?
- 16 yaşındaydı... Peygamber Efendimiz, 16 yaşında hanım aldı.

Halis Toprak:
KANUNA UYMAKLA HATA MI YAPTIM
Devletime, milletime, dinime, kanuna saygılıyım... Dedim ki her şey yasal olsun.
Kanuna göre kızın 18'i bitirmesi lazım.
Ben bitirdi sanıyordum... Meğer 18'in içindeymiş, bitirmemiş.
Kanun dedi ki, anne babasından yazılı izin lazım.
Anne baba imza verdi... Devlet nikâhı kesti... Sonra medya kıyameti kopardı... Metres mi tutsaydım?.. Kanuna uymakla hata mı yaptım?

Yorum: Eski paradigmaya göre yanlış bir şey yok, adam haklı...

Tiversonus

#70
Ha bu arada bugün aktardıklarım; "ayakları yere basan" Dünya'nın ve ülkemizin "son dakika" haberleri:))))))

Tiversonus

#71
SONDAKİKA GELİŞMELERİ [ EnSonHaber.com ]

*  10:07 Tuvaletini yapmak istedi canından oldu

*  10:02 Dünyanın en yaşlı transseksüeli

* 09:39 Kızımın cinayetinde milyon dolarlar havada uçuşuyor

*  09:26 Sayısal Loto çekildi

*  07:00 Yurt müdürü öğrencisiyle ilişki yaşadı

*  23:52 İmamın oğluna tecavüz edenler yakalandı

*  22:47 Sayısal Loto devretti

*  19:55 Playboy güzeli DJ Antalya'da-FOTO GALERİ

*  17:46 Her bel ağrısını fıtık sanmayın

*  17:35 Aşktan gözüm korkmuyor

*  16:40 Lindsay kuaför rekoru kırdı

*  16:27 Rolü için saçlarını kazıttı

http://www.gazetekeyfi.com/

Merhaba ayakları yere basan Dünya :))))






Nijerya'da 5 günün raporu: 700 ölü


Radikal İslamcı militanlarla güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalarda daha önce 300 kişinin öldüğü açıklanmıştı.
 İlişkili fotoğrafları göster
   
AA
Güncelleme: 02:18 TSİ 02 Ağustos. 2009 Pazar

MAİDUGURİ - Nijerya'da son beş gündür yaşanan şiddet olaylarında 700 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Bir askeri yetkili, ülkenin kuzeyindeki Maiduguri kentinde güvenlik güçleriyle radikal dinci grup arasında yaşanan çatışmalarda ölü sayının 700 olduğunu açıkladı.

Albay Ben Ahanotu AP haber ajansına verdiği demeçte, aşırı sıcaklar sebebiyle cesetlerin kokmasını önlemek için cesetlerin toplu mezarlara defnedileceğini belirtti. Ahanotu, ''Yaklaşık 700 ceset var, toplu defin yapmak zorundayız'' dedi. Ölü sayısı daha önce 300 olarak açıklanmıştı.

Öte yandan Borno eyaletinin başkenti olan Maiduguri kentinde durumun nispeten sakin olduğu, sokaklardaki cesetlerin kaldırıldığı ve kan lekelerinin temizlendiği, banka ve marketlerin açıldığı bildirildi.

Bununla birlikte şiddetin tam olarak sona ermediği ve tek tük olayların yaşandığı belirtildi.

Askerlerle çatışan militanlar, kuzeyde uygulanan Şeriat hükümlerini ülkenin geneline yaymak istiyor.

Nijerya'da, 150 milyonluk nüfusun yarısını oluşturan Müslümanlar ülkenin kuzeyinde, diğer yarısını oluşturan Hıristiyanlar ise güneyinde yaşıyor.

http://www.ntvmsnbc.com/id/24988347/#storyContinued




Piknikte 'top kavgası' kanlı bitti

Osmaniye'de pikniğe giden iki aile arasında 'kaçan top' nedeniyle çıkan kavgada baltalar ve silahlar konuştu; 1 kişi öldü, 2'si ağır 14 kişi yaralandı.
 İlişkili fotoğrafları göster
   
AA
Güncelleme: 11:14 TSİ 01 Ağustos. 2009 Cumartesi

OSMANİYE - Batman'da çocuklar arasında futbol topu yüzünden çıkan kavgaya aile büyüklerinin karışması sonucu 3 kişinin ölmesinin ardından bir gün sonra yine 'top cinayeti' yaşandı.

Osmaniye'de Cebel Yaylası Suyungözü mevkisinde piknik yapmaya giden Kıl ailesi, kendi aralarında oynadığı top Küçük ailesinin bulunduğu yere sekti.

Bunun üzerine iki ailenin mensupları arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede bıçak, tahra (budama bıçağı) ve baltanın kullanıldığı kavgaya dönüştü. Küçük ailesi mensupları da av tüfeği ve tabanca ile Kıl ailesinin üzerine ateş açtı.

Kavgada Ömer Kıl (23) olay yerinde öldü. Mustafa Kıl (29), Haskız Kıl (80), Cemal Yıldırım (36), Ahmet Karakaya (24), Mehtap Karakaya (30), Ali Kıl (27), Feramuz Kıl (31), Hacı Bilal Kıl (25), Yusuf Kıl (29), Osman Küçük (28), Hasan Küçük (28), Yaşar Küçük (42), İrfan Küçük (39) ve Reşat Küçük (30) ise yaralandı.

Kamyonetle hastaneye götürülen yaralılar, yolda 112 Acil Servis ambulanslarına alınarak Osmaniye Devlet ve Özel İbni Sina hastanelerine kaldırıldı.

Mustafa Kıl ile İrfan Küçük'ün durumunun ağır olduğu, tedavisi süren diğer yaralıların ise hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi.

Kavgaya karışan ve kaçan bazı aile mensuplarının arandığı, olayla ilgili soruşturma sürdüğü bildirildi.

http://www.ntvmsnbc.com/id/24988235/#storyContinued

Alemtac

#72
Venüs'teki gizemli parlak leke 03.08.2009

Güneş Sistemi'nin uzaklık bakımından ikinci, büyüklük bakımından altıncı gezegeni Venüs'te ortaya çıkan tuhaf parlak leke astronomları şaşkınlığa düşürdü.

İlk olarak 19 Temmuz'da Frank Melillo adlı Amerikalı amatör gök bilimci tarafından tespit edilen Venüs'teki parlak leke, Avrupa Uzay Kurumu'nun (ESA) Venus Express uzay aracı tarafından da doğrulandı.

Avrupa uzay aracının gönderdiği verilere göre, Venüs'teki gizemli nokta Dünya'dan ilk görüldükten 4 gün kadar önce ortaya çıktı ve giderek büyüdü. Bilim adamları, yüzey sıcaklığı 400 C'ye kadar ulaşan Venüs'teki bu parlak noktanın neden ortaya çıktığı konusunda, bunun volkanik bir ifrazat da olabileceği yönünde çeşitli fikirler ileri sürdüler.

Ancak, bir volkanik patlamanın Venüs'ün çoğunluğu karbondioksitten oluşan yoğun atmosferi altında böylesine yayılabilmesi için çok şiddetli olması gerektiğini düşünen astronomlar, parlak noktanın Güneş'ten kopan ve Venüs'ün ağır atmosferiyle etkileşime giren parçacıklardan kaynaklanmış olabileceği tezini de gündeme getirdiler. Astronomlar, Venüs'te daha önce bu kadar büyük ve parlak olmasa da başka lekeler gözlemlemişlerdi.

http://cnnturk.com/2009/bilim.teknoloji/bilim/08/03/venusteki.gizemli.parlak.leke/537591.0/index.html
 

Alemtac

#73
Uzaya "süper insanlar" göndermeyi amaçlayan Çin, uzay programında yer almak isteyen taykonotlar için 100 koşul öne sürdü.

Çin'in doğusundaki Hava Kuvvetleri Hastanesi doktoru Şi Bing Bing, yeni koşulların uzaya "en iyinin en iyisini" göndermelerini sağlayacağını söyledi.

Koşulların başında nefesin kokmaması, burnun akmaması, ter kokmamak ve eşinin rızasını almak bulunuyor.

"Süper insan" olarak seçilebilmek için 3 nesil sağlıklı olmak, ilaç alerjisi yada mantar hastalığı olmaması da aranan koşullar arasında yer alıyor.

Uzaya ilk kez 2003'te insan yollayan Çin, ilk uzay yürüyüşünü de geçen yıl yapmıştı. Çin, uzun dönemde kendi uzay istasyonunu inşa etmeyi amaçlıyor.

 http://cnnturk.com/2009/bilim.teknoloji/bilim/08/03/super.insan.araniyor/537577.0/index.html
 

Alemtac

#74
Tarihi an 12:34...

Saatler 12.34.56'yı gösterdiğinde eşine az rastlanır bir rakam oyunu oluşacak. Saatin yanına birde tarih eklendiğinde ise rakamsal sıralama gerçekleşecek ve bu an sadece bir saniye sürecek. Bir sonraki sıralama yüzyıl sonra.


Cumhuriyet Haber Portalı

İstanbul- Rakamsal sıralamanın yaşanacağı bugün tarihte 8 Temmuz 1909'da oluştu. Yüzyılda bir oluşan bu dizimi yakalamak isteyenler tam olarak saat 12.34.56'da gözlerini saatlerine çevirmesi gerekecek. 7 Ağustos'ta işte bu anda tarih ve saat değerleri yani yüzyılın 9'uncu yılı, 8'inci ayı, 7'nci günü yan yana konulduğunda 12.34.56/7/8/9 veya 123456789 şeklinde karşımıza çıkacak.