13 Mart 2021

Başlatan bozadi, 17 Mart 2021, 03:58:25

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Gaia

#15
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Yok Gaia espri yok ortada gerçekten aşk romanlarından bahsediyorlar. Burada mevzu insani duygularla, insana külfet edilen duyguların ayrımını yapabilmek ve empati duygularını güçlendirip aynı zamanda kişinin kendine objektif bakabilmesini sağlamak için gerekli görülüyor.

Diğer yandan ben de roman okumayı pek sevmem. Başkalarının aşkı, acıları vs. hiç ilgimi çekmez ve bana boş gelir. Fakat Laura'nın yaklaşımını inceledikten sonra ona hak vermedim değil. Aşk romanı okuyacağımı sanmıyorum fakat yapıcı bir etki yaratabileceği konusu mantıklı geliyor.


Teşekkürler açıklama için.

Tgur

#16
Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu ,bu cümleyi düşününce ve olağan olduğunu sanınca bütünlük adı altında ortaya koyduğumuz hamasi çıkarımlar tümden berhava oluyor ,ayırımı devreye alıyor çünkü,

Aşk romanı okuma işini de genç yaşlarda bıraktık ve şimdi pek ilgilenmiyorum, hata ,ortada her bireyin düşünsel sistemini anlayabilmek empati geliştirmek varmış,

Bu sıralar Çanakkale harbi ve Atatürk hakkında okuduklarımız bize başka kapılar açtı,

Çanakkale savaşının en çılgın ve biteviye acı dolu serüveninde Atatürk sertleşen şahsi karakterini yumuşatmak için Aşk romanı okurmuş, ne kadar ilginç benzerlik,sonra savaş sürerken taktik çalışmalar yaparken ve emirlerinde de belirttiği gibi ben her seferinde düşman tarafına geçer empati yapar kendi birlik ve askerimizin durumunu daha net görür ona göre hazırlanırdım dermiş,

Sonuçta toplumun bir kısmından kopuk tavır ve düşünüş evrensel ruhsal gelişimde aksaklık yaratan unsur bunu çok iyi anlıyoruz.

sannyasin

#17
Teşekkürler çeviri ve bilgiler için, kitap konusunda daha önce okuduğum tekrar karşıma çıkınca okumaya niyetlendigim kitabı okumaya baslayabilirim artık :) P.Ouspensky nin romanı Ivan Osakin in Tuhaf Yaşamı isimli kitabı tavsiye ederim , tabi ki Aşk ta var kitapta :)
herşeyolduğugibi

walldes

#18
Merhaba, önce Bozadi ye ve herkese teşekkürler. Sizi sessiz sedasız takipteyim. Haftada bir iki geldi mi geldi mi diye beklediğim celse ve çok güzel çevirisi gelince çok mutlu oluyorum. Bunun İçin çok çok teşekkür ederim. Yaşamda sizi öyle mutlu kılsın.
Celsede FRT için tavsiye edilen bu dönemde Aşk romanları okumak, aşık olma duygusunun vücutta hormonal ve kimyasal değişikliğe belki de beyin de de değişikliğe sebep olması sanırım, Bir tür kopya uyaran görevi var gibi görünüyor romanların. Üstelik sayı bir iki olmayınca, etkinin artması veya değişikliği tetikleyici olsun diye ciddi anlamda uğraşılacak gibi.
 

Tgur

#19
(Joe) Revici?
(L) Soru nedir?
(Joe) Revici'nin felsefesinde ve tedavilerinde herhangi bir fayda var mı?
C: Evet ama August o kadar sezgili değil ve bazen bazı şeyleri deneme-yanılmayla çözmesi gerekiyor. Ama bunu genellikle başarıyor.
S: (L) Diğer bir deyişle August'ta Revici'nin içgörüsü yok ama sistemi biliyor ve sistemde kendi yoluyla ilerleyebiliyor?
C: Evet

------------------------------------------------------------------
İncelediğim kadarı ile Revici sinirsel otonom bağışıklık işinde lipid molekülleri ile kanseri yenme üzerinde çalışmalar yapmış suyla ilgili çözeltilerin pek fazla etken olmadığını görüp daha çok lipid özellikli bileşiklerin etkileri üzerinde durmuş ,

Çalışmalarını evrim teorisine adapteyle beraber onun dışına çıkıp yani onu inkar edip değişik yönde lipid ve nükleik asit kombinasyonları ile ve fakat yine de sonunda evrim teorisindeki katmanlaşarak gelişme genel kuralını takip etmiş,

Fazla uzatmadan, konuda yoğunluklar arası alış verişin bilgisi olmadığından bu gelişmeyi yani canlıların çeşitliliği ve tekamülü konusunu bu yoğunluk sınırları içerisinde tutmayı esas kabul etmiş,

Oysa yaratım işinde üst yoğunluk teknolojisi ile hazırlanan strüktürlerin çoğunlukla virüs angajmanları yoluyla olduğunu 3Y e teslim edildiğini biliyoruz ,aktarılıp kotarılıp mevcut varlık dizaynında gelişme uygulanmıştır ,bazen de tersine işleyişi uygulayarak ,yani varlık üst boyuta taşınmış gerekli düzeltim ilave yapılmış sonra bu yoğunluğa bırakılmış,

Bunu kabul etmek sezgi işidir ve Monoteist kalıplardan kurtulmuş bir anlayış ve bilgi gerektirir ,onun için K.lar onun hakkında "iç görüsü yok ama sistemi biliyor ve kendi yolunda ilerleyebilir" sözünü onaylamaktalar.

bozadi

#20
Katılımları, katkıları için tüm arkadaşlara teşekkürler. walldes, foruma hoşgeldin

Aşk/sevgi, halen içinde bulunduğumuz 3. yoğunluğun veya sınıfın en önemli derslerinden biri gibi. Hatta, Ra'nın "Sevgi Yoğunluğu" olarak tanımladığı 4Y'ye mezuniyetin yolunun da 3Y'deki sevgi derslerinden geçtiği düşünülebilir. Tüm sevgi türleri nihayette birdir bence ama kadın ve erkek arasındaki "romantik aşk" konusunun hayatımızın en büyük, en güçlü, en tiyatral (aynı nedenlerle bazen en krizli) deneyimlerinden biri olduğu iddia edilebilir. Kadın-Erkek düalitesi, belki varoluştaki diğer tüm doğal/gerekli düaliteleri de temsil ediyor. Ve nihayette kadın ve erkek aynı varlığın (insanın) geçici olarak içine büründüğü (farklı enkarnasyonlarda değiştirilen) birer rol. İkisi arasındaki ilişki, varlığın kendi kendisiyle ilişkisini teşkil ediyor bir bakıma. Varoluşun veya varlığın kendini sınama ve onaylama sürecinin önemli bir parçası belki.

bozadi

#21
Aşk/sevgi konusuyla ilgili bir başlık açtım, belki bu konu üzerinde odaklanmak istersek oradan da devam edebiliriz:

https://www.baskalarinahizmet.com/sorguluyoruz/aksevgi-nedir-hayatmzla-tekamulumuzle-ilikisi-nedir/

bozadi

#22
Bu arada, celsede konusu geçen "sürü bağışıklığı" ile ilgili şu haber dikkatimi çekti:

https://odatv4.com/yeni-onlem-suru-bagisikligi-18032147.html

bozadi

#23
Eğer K'ların ima ettiği gibi "sürü bağışıklığı" koronavirüs konusundaki en doğru yolsa (veya yolduysa), hastalığın geniş kitlelere bulaşmasına (kasıtlı veya kasıtsız) hizmet edenler, maske ve tecrit/kapanma yoluyla salgınla mücadele ettiğini düşünenlerden çok daha hayırlı bir iş yapmış olabilir mi acaba? Tabi mevcut şartlardaki bulaşma/yayma vakalarının "sürü bağışıklığına" ne ölçüde hizmet ettiği de ayrı mesele. Görünüşe göre doğru-dürüst sürü bağışıklığı da sağlanamadı "önlemler" yüzünden. Söz konusu önlemlerin durumu bazı bakımlardan daha da kötüleştirmeye hizmet ettiği ve bu yöndeki global baskıların sebebinin de bu olduğu iddialarına da değindik daha önce.

walldes

#24
Teşekkür ederim Bozadi. Ama içten içe bazı durumlarda çekingen bir insanım. Ve sevdiğim şeylerin bozulmadan kalması İçin takıntılıyım. Bu yüzden foruma elimden geldiğince az katılırım herhalde. Aşk konusunda foruma bodoslama yazmam konusunda ise bugünlerde tahammül sınırlarımı aşan, ne zaman nereden geleceği belli olmayan,( çoğunluğu şaşırtıcı şekilde tanımadığım insanlar) saldırı altında hissetmem.Belki hepimiz gerçekten bir saldırıya uğruyoruz. Frekans yada başka bir şey. Ruhun parçalanması olarak bahsedilen bu olabilir mi? Ruhun parçalanması herkeste farklı mı tezahür edecek? Çıkış İçin yol yordam arıyorum sadece. İster aşk romanı olsun, ister meditasyon, ister müzik, ister tasavvuf, ister dua. Sizi takip etmek de bunlardan biri. İyi ki varsınız.
 

bozadi

#25
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen walldes

Teşekkür ederim Bozadi. Ama içten içe bazı durumlarda çekingen bir insanım. Ve sevdiğim şeylerin bozulmadan kalması İçin takıntılıyım. Bu yüzden foruma elimden geldiğince az katılırım herhalde. Aşk konusunda foruma bodoslama yazmam konusunda ise bugünlerde tahammül sınırlarımı aşan, ne zaman nereden geleceği belli olmayan,( çoğunluğu şaşırtıcı şekilde tanımadığım insanlar) saldırı altında hissetmem.Belki hepimiz gerçekten bir saldırıya uğruyoruz. Frekans yada başka bir şey. Ruhun parçalanması olarak bahsedilen bu olabilir mi? Ruhun parçalanması herkeste farklı mı tezahür edecek? Çıkış İçin yol yordam arıyorum sadece. İster aşk romanı olsun, ister meditasyon, ister müzik, ister tasavvuf, ister dua. Sizi takip etmek de bunlardan biri. İyi ki varsınız.
Foruma etkin katılım konusunda baskı altında hissetmeni istemem walldes. Kendini nasıl rahat hissedersen.

"Saldırı" faktörü bu forumun mensubu olan, bu forumda temel alınan kaynaklara aşina olan kişilerin sanırım çok iyi bildiği bir faktör. Az-çok BH eğilimli kişiler açısından düşünecek olursak, bazen kişinin psişik durumu zaten zayıf veya kötüyken de durumu daha da kötüye sürüklemeye yönelik saldırılar olabileceği gibi, bazen de doğru yönde (BH) ilerlendiği ve dahası bu tavır çevreye yayılmaya çalışıldığı zaman da "kafa karıştırma, korkutma, caydırma" amaçlı psişik vs. saldırılar olabilir. Saldırıların bir kısmı alenen başka insanlar üzerinden bize yönlendirilen etkiler olabileceği gibi, tamamen kendi zihnimizde, bilincimizde yaşadığımız (veya yaşatıldığımız) kafa karıştırıcı, korkutucu, saptırıcı bazı etkiler de söz konusu olabilir.

Nihai büyük resmi hatırlamak, genel itibariyle saldırıların veya başka olumsuz etkilerin üzerimizdeki yıkıcılığını azalatacaktır diye düşünüyorum. Bunun "temel inanç, sezgi, iman" konusuyla ilgisi olduğu söylenebilir. Örneğin ben bazen rahatlamak için Ra-Kasyopya yoğunluklar kozmolojisini aklıma getiriyorum. KH'nin en güçlü olduğu 4Y'nin aynı zamanda onların yokoluşa en yakın oldukları yer olduğunu, yükselmeye devam edebilen KH varlıklarının en fazla 6. yoğunluğun başlarına kadar devam edebildiğini, oraya kadar gelebildikten sonra da tek yapabilecekleri şeyin BH'ye dönmek olduğunu hatırlıyorum. Varoluşun çekirdeğinde, merkezinde KH'ye, KH faaliyetlerine yer/imkan olmadığını hatırlıyorum. Böylece, varoluşun şurasında burasında (örneğin bizim 3KH dünyamızda) efendilik/tanrılık taslayabilseler de, KH'nin "cürmünü", "sınırlarını", "kaderini" (yok olmak veya en sonunda BH'ye dönmek) hatırladığım zaman bu beni rahatlatıyor. Hani K'lar "Bilgi korur" diyor ya, KH'nin olup-olabileceği, yapıp-yapabileceği konusundaki bu bilgi, bu inanç beni gerçekten rahatlatıyor. Doğruluğuna inanıyorum. Aptalca seçimlerim yüzünden kötü şeyler yaşayabilirim; ama nihayetinde iyiye, doğruya tüm varlığımla, tüm samimiyetimle yöneldiğim sürece, bunun ürettiği güven, inanç, pozitif frekanslar, BH varlıklarıyla bağlantılarımı artırırken, KH güçlerine karşı itici/batıcı/uzaklaştırıcı bir kalkan oluşturacaktır. Bu bilgi ve/veya inanç gerçekten koruyucu bir etki yapıyor.

Dünyada, hayatımızda, ailemizde, çevremizde olan biten şeyler bizi ister istemez çok, hatta bazen aşırı etkiliyor. Aşırı korku, telaş, stres, nefret, hırs gibi durumlara düşebiliyoruz. Bu da büyük resimle ilgili farkındalığımızın, temel, adil, güzel, sonsuz hakikate olan inancımızın zayıflamasına neden olabiliyor ve dolayısıyla KH varlıklarının üzerimizdeki zararlı faaliyetlerini kolaylaştırabiliyor. Dünyada bir yandan bu kadar dezavantajlı (BH'liği zorlaştıran, KH'liği kolaylaştıran) koşullara ayak uydurmaya çalışırken bir yandan da BH'ye, evrensel iyiye, doğruya, güzele doğru ilerlemek hiç kolay değil gibi.

Ama işte o meşhur dünyanın, sahteliklerle dolu dünya hayatının giderek yıkıldığı, çöktüğü bir süreçteyiz. Bu durum elbette bir noktaya kadar bizi de olumsuz etkileyecektir ama bu aynı zamanda dikkatimizin giderek daha fazla kısmını evrensel, ruhsal, ebedi hakikate yöneltip onunla uyumumuzu artırmamıza, böylece BH'ye, iyiye-doğruya dönmemize, ona doğru güçlü adımlar atmamıza yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.


gerçek tosun paşa

#26
walldes foruma hoş geldin. Uzun zaman takip ettikten sonra aramıza katılman güzel bir durum. Ruhun parçalanmasından kastın tam olarak nedir anlayabildim mi bilmiyorum ama çektiğin acılardan çok dünyanın mevcut haline karşılık mücadele edemeyip ya da kişiliğini kaybedip yaşam enerjisini kaybetmek parçalanma tanımına daha çok uyuyor.

walldes

#27
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen walldes

Teşekkür ederim Bozadi. Ama içten içe bazı durumlarda çekingen bir insanım. Ve sevdiğim şeylerin bozulmadan kalması İçin takıntılıyım. Bu yüzden foruma elimden geldiğince az katılırım herhalde. Aşk konusunda foruma bodoslama yazmam konusunda ise bugünlerde tahammül sınırlarımı aşan, ne zaman nereden geleceği belli olmayan,( çoğunluğu şaşırtıcı şekilde tanımadığım insanlar) saldırı altında hissetmem.Belki hepimiz gerçekten bir saldırıya uğruyoruz. Frekans yada başka bir şey. Ruhun parçalanması olarak bahsedilen bu olabilir mi? Ruhun parçalanması herkeste farklı mı tezahür edecek? Çıkış İçin yol yordam arıyorum sadece. İster aşk romanı olsun, ister meditasyon, ister müzik, ister tasavvuf, ister dua. Sizi takip etmek de bunlardan biri. İyi ki varsınız.

Foruma etkin katılım konusunda baskı altında hissetmeni istemem walldes. Kendini nasıl rahat hissedersen.

"Saldırı" faktörü bu forumun mensubu olan, bu forumda temel alınan kaynaklara aşina olan kişilerin sanırım çok iyi bildiği bir faktör. Az-çok BH eğilimli kişiler açısından düşünecek olursak, bazen kişinin psişik durumu zaten zayıf veya kötüyken de durumu daha da kötüye sürüklemeye yönelik saldırılar olabileceği gibi, bazen de doğru yönde (BH) ilerlendiği ve dahası bu tavır çevreye yayılmaya çalışıldığı zaman da "kafa karıştırma, korkutma, caydırma" amaçlı psişik vs. saldırılar olabilir. Saldırıların bir kısmı alenen başka insanlar üzerinden bize yönlendirilen etkiler olabileceği gibi, tamamen kendi zihnimizde, bilincimizde yaşadığımız (veya yaşatıldığımız) kafa karıştırıcı, korkutucu, saptırıcı bazı etkiler de söz konusu olabilir.

Nihai büyük resmi hatırlamak, genel itibariyle saldırıların veya başka olumsuz etkilerin üzerimizdeki yıkıcılığını azalatacaktır diye düşünüyorum. Bunun "temel inanç, sezgi, iman" konusuyla ilgisi olduğu söylenebilir. Örneğin ben bazen rahatlamak için Ra-Kasyopya yoğunluklar kozmolojisini aklıma getiriyorum. KH'nin en güçlü olduğu 4Y'nin aynı zamanda onların yokoluşa en yakın oldukları yer olduğunu, yükselmeye devam edebilen KH varlıklarının en fazla 6. yoğunluğun başlarına kadar devam edebildiğini, oraya kadar gelebildikten sonra da tek yapabilecekleri şeyin BH'ye dönmek olduğunu hatırlıyorum. Varoluşun çekirdeğinde, merkezinde KH'ye, KH faaliyetlerine yer/imkan olmadığını hatırlıyorum. Böylece, varoluşun şurasında burasında (örneğin bizim 3KH dünyamızda) efendilik/tanrılık taslayabilseler de, KH'nin "cürmünü", "sınırlarını", "kaderini" (yok olmak veya en sonunda BH'ye dönmek) hatırladığım zaman bu beni rahatlatıyor. Hani K'lar "Bilgi korur" diyor ya, KH'nin olup-olabileceği, yapıp-yapabileceği konusundaki bu bilgi, bu inanç beni gerçekten rahatlatıyor. Doğruluğuna inanıyorum. Aptalca seçimlerim yüzünden kötü şeyler yaşayabilirim; ama nihayetinde iyiye, doğruya tüm varlığımla, tüm samimiyetimle yöneldiğim sürece, bunun ürettiği güven, inanç, pozitif frekanslar, BH varlıklarıyla bağlantılarımı artırırken, KH güçlerine karşı itici/batıcı/uzaklaştırıcı bir kalkan oluşturacaktır. Bu bilgi ve/veya inanç gerçekten koruyucu bir etki yapıyor.

Dünyada, hayatımızda, ailemizde, çevremizde olan biten şeyler bizi ister istemez çok, hatta bazen aşırı etkiliyor. Aşırı korku, telaş, stres, nefret, hırs gibi durumlara düşebiliyoruz. Bu da büyük resimle ilgili farkındalığımızın, temel, adil, güzel, sonsuz hakikate olan inancımızın zayıflamasına neden olabiliyor ve dolayısıyla KH varlıklarının üzerimizdeki zararlı faaliyetlerini kolaylaştırabiliyor. Dünyada bir yandan bu kadar dezavantajlı (BH'liği zorlaştıran, KH'liği kolaylaştıran) koşullara ayak uydurmaya çalışırken bir yandan da BH'ye, evrensel iyiye, doğruya, güzele doğru ilerlemek hiç kolay değil gibi.

Ama işte o meşhur dünyanın, sahteliklerle dolu dünya hayatının giderek yıkıldığı, çöktüğü bir süreçteyiz. Bu durum elbette bir noktaya kadar bizi de olumsuz etkileyecektir ama bu aynı zamanda dikkatimizin giderek daha fazla kısmını evrensel, ruhsal, ebedi hakikate yöneltip onunla uyumumuzu artırmamıza, böylece BH'ye, iyiye-doğruya dönmemize, ona doğru güçlü adımlar atmamıza yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.



Bilgileri çok güzel özümsemiş ve güzel bir bakış açısı oluşturmuşsunuz. Bu bakış açısı çok ilham verici.Yazının fotoğrafını bile kaydettim. İhtiyacım olunca açıp okumak İçin. Çok Minnettarım.
 

Scyth

#28
Çeviri için teşekkürler.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

walldes

#29
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

walldes foruma hoş geldin. Uzun zaman takip ettikten sonra aramıza katılman güzel bir durum. Ruhun parçalanmasından kastın tam olarak nedir anlayabildim mi bilmiyorum ama çektiğin acılardan çok dünyanın mevcut haline karşılık mücadele edemeyip ya da kişiliğini kaybedip yaşam enerjisini kaybetmek parçalanma tanımına daha çok uyuyor.


Bu tanım bana ait değil. KH lar için söylenmiş '.... S: (L) Diğer bir değişle, frekans, kozmik ışın ortamı veya gezegenin ve uzay-zaman alanımızın frekansı değişiyor ve onlar buna uygun olmadıkları için ruh parçalayıcı olaylar yaşayacaklar, öyle mi?...'
Ama genel anlamda tüm 3 Y leri kapsıyor olabilir mi? Bu tanımla ilgili başka celse var mı? Bilmiyorum