Maskeye karşı harekete geçtiler (26.08.2020)

Başlatan bozadi, 27 Ağustos 2020, 01:35:54

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

26 Ağustos 2020

Maskeye karşı harekete geçtiler


Maske uygulamasının sağlığa etkilerinin ne olduğuna dair kesin sonuçlar elde edilinceye kadar maske takma zorunluluğu kararlarının yurt genelinde durdurulması ve iptal edilmesi istendi...




Maske uygulamasının sağlığa etkilerinin ne olduğuna dair kesin sonuçlar elde edilinceye kadar maske takma zorunluluğu kararlarının yurt genelinde durdurulması ve iptal edilmesi istendi.   

Ankara İdare Mahkemesine gönderilmek üzere, Antalya İdare Mahkemesi'nde, yürütmenin durdurulması istemi ile açılan davada, maske takma zorunluluğu ile maddi yaptırımlar da getiren  İçişleri Bakanlığı'nın genelgelerinin; amaca, sebebe, konuya, yetkiye, usule, şekle ve tüm mevzuata aykırı olduğundan iptali istendi. Bu yasak kamu sağlığına ciddi boyutta zarar verdiğinden dava sonuna kadar yürütmenin de durdurulmasına karar verilmesi talep edildi.

Açılan davaya ilişkin 5gvirus-platformu sözcüsü Muammer Karabulut yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Maskenin uluslararası yaygınlaşmasında, ilk çıkış noktası ve yayılışı solunum yolları enfeksiyonlarının çokça görüldüğü Çin'in Huwan kentinde başladığı bilinse de Maske'nin kahramanı ve yaygınlaşmasını sağlayan kişi  Jeremy Howard'dır. Kendisi kariyerine McKinsey&Company ve AT Kearney de başlamış, Avustralyalı bir veri bilimcisi ve girişimci, aynı zamanda Dünya Ekonomik Forumu'nun Global AI Council üyesidir. Mart ortasında bir grup araştırmacı ve bilim insanı  ile birlikte, Masks4All / Herkes İçin Maske isimli bir hareket başlattı. Birlikte https://masks4all.co/ uzantılı web sitesini kurdular.  O gün için gayretleri ile sadece  10 ülkede takılan maske, bugün 100'dan fazla ülkeye yayılmış bulunmaktadır. Tüm medya gücünü de arkasına alarak maske takmanın zorunluluğu konusunda, kendi kontrolünde oluşan bilimsel kanıtlar ile insanların ve hükümetler nezdinde hareket başlattı.

Genel Hukuk ilkelerine göre idare; uygulamalar ve yaptırımlarda izlenecek yol;   maddi ve hukuki olayların gerçekliği saptandıktan sonra ve bu maddi ve hukuki olayların yaptırım gerektirecek nitelikte olup olmadıkları araştırıldıktan sonra  karar verilmesidir. İdarenin vereceği karar ve uygulamalar hiçbir zaman insan sağlığına, insan bedenine  zarar verecek nitelikte olamaz. Anayasamıza göre,"olağanüstü hallerde, seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir." Ama bu sınırlama da insan sağlığına zarar verme eylemine dönüşmesi söz konusu olamaz.

Dolayısıyla devlet  yönetimi idari işlem yaparken kamu gücü kullanması sebebiyle takdir yetkisini kullanırken, çok açık insan sağlığına zarar verecek uygulamalara karar veremez. Eğer böylesi bir eylem varsa, bu takdir yetkisinin kullanımı sonucunda yargısal denetim devreye girer.

Takılan  maskeler, 0.03 mikrondan daha büyük partikül maddeyi filtreler. Dolayısıyla sorun, COVID partikülünün ne kadar büyük olduğudur. COVID partikülü yaklaşık, 0.0125  mikrondur.

O zaman, neden MASKE takmaya zorlanıyoruz?

Oksijeni kısıtlayan ve CO2 alımını artıran her koşul sağlığımız için çok tehlikelidir. Düşük oksijen, hastalık, enfeksiyon, bakteri, virüs, mantar ve kanser için uygun koşullar yaratır. Yüz maskesi CO2 alımını % 300'ün üzerinde arttırır. Yüz maskesi takmak vücut için yabancı bir davranıştır. Bir maske nefes almayı zorlaştırır ve bir kişiyi normalden çok az oksijen solumaya ve ayrıca bir miktar karbondioksiti geri almaya zorlar.

Azalan bağışıklık sistemi; Bilimsel araştırmalar, vücudunuzdaki yeterli oksijenin uzun süre reddedilmesinin bağışıklık sisteminizin enfeksiyonlarla mücadele yeteneğini zayıflatabileceğini kanıtladı.

 Ayrıca maskenin insan sağlığına zararının dışında küresel bir yaptırım ile de karşı karşıyayız.

Şöyle ki;

1- İnsanı totaliter kontrol mekanizması ile boyun eğmeye zorlamak.

2- Küresel stratejiye hizmet eden taktiksel bir propaganda aracı olarak kullanmak.

3- İnsan benliğinde saygıyı azaltmak.

4- İnsanların yüz ifadesini gizlemek.

5- Psikolojik rahatsızlık ve depresyon yaratmak.

Maskede geldiğimiz son noktanın özeti ise hemen hemen hergün TV'lere çıkan, haberleri yayınlanan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan'ın 14 Mart 2020 tarihinde,   "Maske Virüsün bulaşmasını önlemez" derken, 25 Ağustos 2020 tarihinde ise dalga geçercesine maske için, "Üflediğinizde şişmiyorsa" işe yaramadığını söylemiştir.  Bugün bu bağlamda, dünyada gripal enfeksiyonlara veya yaygın adı ile Covid-19'undan korunmak için maske takmanın önleyici olduğuna ilişkin bir tane bilimsel makale yoktur. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşan Bilim Kurulu'nun maske ile ilgili faydaları ve koruyucu olduğuna ilişkin bilimsel bir makale yayınlaması veya varsa uluslararası hakemli bir makaleyi kamuoyu ile paylaşması gerekiyor. Çünkü konu devletin ali menfaatleri dışında, siyasi ve ekonomik yanı da olmayan insan sağlığını ilgilendiren çok önemli bir husustur. İnsan sağlığı da siyaset üstüdür.

Onun içindir ki Sağlık Bakanlığı, maskenin adı sıkça anılan virüse karşı koruyucu özelliği olduğu yönünde bilim adamlarının imzaladığı bilimsel bir bildiri bekliyoruz, denildi.


Kaynak: OdaTV


bozadi

#1
19 Ağustos 2020

MASKE SAĞLIĞA ZARARLI


5gvirusnews Haber Merkezi İstanbul




Türkiye'de uzunca zamandır yaşanan maske kaosuna Türk Bilim İnsanı Doç. Dr. Bilgehan BİLGE son noktayı koydu, "MASKE SAĞLIĞA ZARARLIDIR." diyerek Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulanacağını açıkladı.

5G Virus – Platformu'nun, Antalya İdari Mahkeme'de maske kullanımının veya zorunlu olması konusunda dava açacağını bildirdikten sonra Nöroşirurji(Beyin ve Sinir Cerrahisi) Uzmanı Doç. Dr. Bilgehan BİLGE'de  konu ile ilgili Cumhuriyet Savcısı arkadaşlarım için yasalarımız gereği tek başına yeterlidir. Fakat kendisinin 5G Virüs'e yolladığı mesajda, "Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına doğrudan dilekçe ve ekleri ile suç duyurusunda da bulunacağım." dedi.
Bilgehan BİLGE'nin Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına vereceği dilekçe özetle;   

Konu: Toplum ve halk sağlığını tehdit eden,  "maske kullanımı zorunluluğu."

Şikayet Edilen: Maske kullanım zorunluluğu ve gerekliliği ile ilgili yayın yapan , beyanat veren tüm özel ve tüzel kişiler ve devlet kurumları.

Gerekçe: Kullanımı zorunlu hale getirilen "yüz maskeleri" ile ilgili olarak salgın öncesi yapılan tüm bilimsel araştırmalar (Ekim 2019'a kadar.) aşağıdaki sonuçlara varmıştır.

1- Tıbbi maskeler, cerrahi maskeler, N95 ve benzeri maskeler Covid-19 tipi bir virüs için koruyucu değildir.

2- Söz konusu maskeler virüs ve bakterileri, "bir süzgeç gibi" yüzeylerinde biriktirir. Bu birikme neticesinde kontaminasyona (hastalık yapacak denli mikrop bulaşması) alt yapı oluştururlar.

3- İki yaş ve altı çocuklar için bu maskeler kontrendikedir. (Faydadan çok zararlıdır.)

4- Doğru şekilde ve risk oluşturmadan tıbbi ve cerrahi maske kullanmak profesyonel bir eğitim gerektirir. Aksi taktirde söz konusu maskeler bulaşma ve enfeksiyon riskini arttıran, "kirli" tıbbi malzeme statüsündedir.

5- Özellikle N95 gibi maskeler insan vücudunda oksijen oranını düşürür. Bu düşme özellikle solunum sistemi ve kalp-damar sistemi hastalığı olan insanlarda risk yaratır. Kalp krizi, kalp yetmezliği, solunum yetmezliği, beyin damar hastalıkları riskini yükseltir.

6- Yüz maskelerinin üretiminde kullanılan materyaller ve kimyasalların insanlarda alerjik reaksiyon (ölümcül olan anaflaksi dahil olmak üzere.), solunum sıkıntısı (dispne), mevcut astım, KOAH ve Amfizem yakınmalarının şiddetlenmesine sebep olabilir.

Ayrıca maske ile temas eden cilt bölgelerinde dermatolojik hastalıklar ortaya çıkabilir.

Doç. Dr. Bilgehan BİLGE'nin altı madde ile kısaca özetlediği suç duyurusunu yüzlerce bilimsel araştırma,  yayın ve  binlerce bilim insanının da bu yayınların altında imzası olduğunu belirterek, "Savcılığa sunacağım suç duyurusu dilekçesinin ekinde de bu bilimsel yayınların bir kısmının mevcut olacağını" söyledi.   


Kaynak: 5GVirusNews


bozadi

#2
Doktorların çoğu aptal mı, cahil mi, tırsak mı, umursamaz mı bilmiyorum ama sağlam doktorlar da çıkıyor çok şükür. Genel itibariyle vicdanlı, doğru-dürüst bir sürü doktor vardır şüphesiz ve ille hepsinin her konuda doğru, cesur, sağlam bir duruş sergilemesini beklemek gerçekçi olmayabilir ama koronavirüs ve maske konusunda şu doktorun ve yine bu dayatmaya karşı seslerini yükselten insanların sergilediği yürek ve bilinç yaygınlaşır inşallah.

bozadi

#3
Trump: Maske takma zorunluluğunu onaylamayacağım (18 Temmuz 2020)

https://www.cnnturk.com/dunya/trump-maske-takma-zorunlulugunu-onaylamayacagim

bozadi

#4
Ve yine, kendim bizzat Sol görüşlü bir çevreden geliyor ve Sola önyargılı bir sempati duyuyor olmama rağmen dikkatimi çekiyor ki, Sol kesimde bu maske aldatmacası ve faşizan dayatması konusunda doğru-dürüst bir tepki yok. Örneğin sol.org.tr sitesine girip maske haberlerine baktım, bu maske (ve genel olarak korona) meselesinin küresel bir aldatma, dayatma, itaat aşılama ve sağlığa saldırı olma yönü üzerinde, sırf bir ihtimal olarak bile bir görüş, bir habere rastlamadım ilk çıkan onlarca sonuç içinde. Yahu sol uyuyor mu? Nasıl bir gaflet ve aptallık içinde, akıl-sır erdirmek mümkün değil. İdeolojik körleşmenin aptallaştırıcı özelliğinin bir neticesi herhalde. Örneğin sigara/tütün karşıtı abartılı dayatma (ve nikotinin sağlığa faydaları) meselesi var, iklim aldatmacası meselesi var, Trump meselesi var, kısmen aşı meselesi var, belli başlı başlı Kürt siyasi ve askeri örgütlerinin ABD-İsrail'le olan "aşırı yakın" ilişkileri meselesi var, işte şimdi bu korona meselesi var, bunlar gibi global faşistlerin insanları aldatmasına, tahakküm etmesine dair günlük hayat içinde sayısız örnekler var ama sol kesim genellikle bu güncel ve önemli meselelere bakışta çok ilginç bir şekilde küresel faşistlerin ekmeğine adeta yağ süren tavırlar, gafletler içinde. Materyalist ideolojik aşırı kutuplaşma ve körleşme solu "ruhsuzlaştırıyor", vicdansızlaştırıyor, etkisizleştiriyor ve küresel faşistlerle paralel pozisyonlara sürüklüyor. Tabi ki Sol denince tamamen berbat veya batalık birşeyden bahsetmiyoruz, son derece takdire değer, özverili, insani, vicdani pek çok faaliyet, tavır, tutum, mücadele de var ama maalesef beni derin bir şaşkınlık ve üzüntü içinde bırakan devasa gafletler, karanlıklar, hastalıklar da var.

Sol başkalarını eleştirmeye ve tedavi reçeteleri sunmaya bayılıyor ama kendi hastalıklarını, sakatlıklarını teşhis ve tedaviye aynı derecede ilgi duymuyor sanki. Bu pek çok başka ideoloji için de geçerli olabilir ama bence Solda çok daha çirkin bir durum arz ediyor.

bozadi

#5
Kasyopyalıların ve Laura ve ekibinin Sol'la, solculukla ilgili eleştirilerini başta sadece veya özellikle ABD ("demokrat" maskeli çok sayıda faşist şeytan var, her ne kadar tüm cumhuriyetçiler melek olmasa da) ve Avrupa'yla ilgili bir eleştiri olarak görüyordum ama zaman içinde Türkiye solunun da bu eleştirilerin gayet muhatabı olabilecek karanlıkları olduğu izlenimi giderek ağır basıyor bende. Bu kesinlikle tüm sola, tüm solculuğa yönelik bir eleştiri değildir; bu ne haddim, ne düşüncem, ne de duygumdur ama evet, hemen her ideoloji için de geçerli olduğu gibi, solun, solculuğun, solcuların da gayet ciddi zihinsel/ruhsal hastalıkları, bataklıkları, karanlıkları olduğu ortada sanırım ve bunda solun aşırı ideolojikliğinin ve materyalist eğilimlerinin ciddi bir rolü olduğunu düşünüyorum. Din ideolojilerinin derin bazı karanlık yönlerini var gücüyle eleştirip karşı koymak "materyalist" olma, ruhu, ruhçuluğu, ruhsal bilgileri yok sayma gerekçesi olamaz; bu tam anlamıyla bir gaflet ve hatta kendine ve tüm halka, halklara karşı bir hıyanet halidir. Nitekim Sol kendini içten içe yiyen, yozlaştıran bu hastalığın bedellerini çok uzun zamandır ödüyor ve ödetiyor. Bir kez daha vurgulamak isterim ki, bu durum, bu eleştirim kesinlikle Sol'un gayet aydınlık, güzel, yüksek, erdemli yanları da olduğu görüşümü değiştirmiyor.


bozadi

#6
Bu yorumları yaptıktan sonra şu hatırlatmayı yapmam gerektiğini hissediyorum: Tıpkı aşı meselesinde "militanca aşı savunuculuğu"nun karanlık yönleri olduğunu düşünüyor olmam tüm aşılara karşıtlık anlamına gelmediği gibi, maske ile ilgili olarak yukarıda alıntıladığım haberler ve yaptığım yorumlar da maske takmanın ille her durumda zararlı olduğunu düşündüğüm anlamına gelmiyor.


gerçek tosun paşa

#7
Bozadi doktorlarla ilgili ve kendini ülkenin aydınlık kesmi görenlerle ilgili yorumlarına son derece katılıyorum. 1-2 dk maske takmak beni fenalaştırıyor. Sadece kapalı mekanlarda kullanıyorum mecburen. Toplu ve kalabalık alanlara girmemeye özen gösteriyorum.

fidelista

#8
Doktorların çoğunluğunu bir hainlik içinde olduğunu düşünmüyorum,doktorların çoğu maskeyi takıyor ve itiraz etmiyorlar, olumsuzluklarının farkındalar ama bu durum biraz çaresizlikten kaynaklanıyor yani virüsün bulaşamasını çok az engelliyor ama asıl etkisini hasta kişinin yada taşıyıcı kişinin takmasıyla gösteriyor bulaşı bir miktar azaltıyor. Beyin hasarı gibi önemli bir yan etkiden bahsedildi celsede ,doktorların bu konuda ellerinde veri olduğunu sanmıyorum
onlar bilimsel verileri çalışmaları,araştırmaları göz önüne alarak hareket ederler,çoğu maskenin zayıfta olsa olumlu etkisinin olduğuna inanıyorlar.değerli hekimleri toptan aşağılamanın doğru olduğunu düşünmüyorum.Geçen ay göğüs cerrahisinde yattım aynı odada akciğer kanseri bir abimiz vardı odada ameliyata girmeden önceki halini ve 7 saatlik ameliayttan sonraki halini ve bir hafta sonraki eşinin iyileşmesinin evine dönmesinina ardındaki sevincini görseniz gözleriniz yaşarırdı eminim.Bunları yazmaktaki amacım bir miktar çevreminde bu kişilerden oluşması yani işin içinde olmamdır.
Hekimleri satılmış hainler gibi görme eğilimleri bana göre doğru değildir,her meslekte olduğu gibi dejenere olmuş kesim vardır,bu ülkede hakimlerden öğretmenlere din adamlarına polise, askere esnafa ,iş adamlarına göre kıyaslasan belki hepsinden daha güvenilir bir kesimdir.

bozadi

#9
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Doktorların çoğunluğunu bir hainlik içinde olduğunu düşünmüyorum,doktorların çoğu maskeyi takıyor ve itiraz etmiyorlar, olumsuzluklarının farkındalar ama bu durum biraz çaresizlikten kaynaklanıyor yani virüsün bulaşamasını çok az engelliyor ama asıl etkisini hasta kişinin yada taşıyıcı kişinin takmasıyla gösteriyor bulaşı bir miktar azaltıyor. Beyin hasarı gibi önemli bir yan etkiden bahsedildi celsede ,doktorların bu konuda ellerinde veri olduğunu sanmıyorum
onlar bilimsel verileri çalışmaları,araştırmaları göz önüne alarak hareket ederler,çoğu maskenin zayıfta olsa olumlu etkisinin olduğuna inanıyorlar.değerli hekimleri toptan aşağılamanın doğru olduğunu düşünmüyorum.Geçen ay göğüs cerrahisinde yattım aynı odada akciğer kanseri bir abimiz vardı odada ameliyata girmeden önceki halini ve 7 saatlik ameliayttan sonraki halini ve bir hafta sonraki eşinin iyileşmesinin evine dönmesinina ardındaki sevincini görseniz gözleriniz yaşarırdı eminim.Bunları yazmaktaki amacım bir miktar çevreminde bu kişilerden oluşması yani işin içinde olmamdır.
Hekimleri satılmış hainler gibi görme eğilimleri bana göre doğru değildir,her meslekte olduğu gibi dejenere olmuş kesim vardır,bu ülkede hakimlerden öğretmenlere din adamlarına polise, askere esnafa ,iş adamlarına göre kıyaslasan belki hepsinden daha güvenilir bir kesimdir.
Tepkini anlıyorum fidelista, ille 180 derece zıddını da düşünmüyorum zaten.

Doktorları "hain" ilan eden olmadı sanırım. Benim eleştirim şu: Madem doktorlar o kadar akıllı, bilgili, "üstün", o zaman tıp alanında insan sağlığı, aklı, onuru üzerinde oynanan oyunlara karşı en büyük mücadeleyi de onların göstermesi beklenirdi sanırım. İşte ben şahsen tıp camiasında bu bağlamda pek aksiyon göremediğim için doktorların toplumdan öyle çok da üstün, "yüce" tipler olduklarını düşünmüyorum. Ki öyle üstün tipler olsalardı, boş ver tıbbı, hayatın her alanındaki şiddetli KH baskılarına karşı da en büyük karşı mücadelelerden birini onların sergilemesi gerekirdi sanırım. İstisnalar olabilecek olsa da, bu konunun kaidesinde doktorları özel olarak yüceltmeyi gerektirecek bir durum olduğunu sanmıyorum. Daha ziyade bireysel bazda çok takdire değecek doktorlar olduğundan da şüphe duymuyorum tabi ki.

İnsan hayatıyla en acımasız, en vahşi şekillerde oynanan sektörlerin en başlarında geliyor tıp/ecza sektörü. İnsanlar sürüm sürüm süründürülüyor, soyuluyor, aşağılanıyor, aptallaştırılıyor. Doktorlar da bu şeytani düzenin çarklarından biri olarak görevlerini gayet muntazam bir şekilde yerine getiriyorlar (hatırlatma: istisna/kaide). "Hain" denemez bence ama diğer insanlardan "daha masum" değiller kesinlikle.

bozadi


bozadi


bozadi

#12

bozadi

#13
Toplam doktor sayısıyla karşılaştırıldığında pek görünür olmasalar da, doktorluğun ve daha da önemlisi insanlığın vicdani gerekliliklerine uygun hareket ve mücadele eden hekimlerin varlığını görmek çok sevindirici.

bozadi

#14
Haberlere bakılırsa, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) bir ara "sağlıklı kişiler maske takmasın" derken, sonra "karanlık efendilerden" gelen komut ve baskılar üzerine maske takılmasını genel olarak tavsiye etmeye başlamış.