Maskeye karşı harekete geçtiler (26.08.2020)

Başlatan bozadi, 27 Ağustos 2020, 01:35:54

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

gerçek tosun paşa

#15
Covid muhabbetinde sürekli aylarca maskeye karar veremeyen DSÖ ve DSÖ açıklama getiremeden konu hakkında en ufak fikre sahip olamayan doktorları örnek veriyorum. Aslında kimse boşuna alınmasın. Cesaret çok başka bir erdemdir. Kimse doktor oldu diye cesur olabilecek değil.

bozadi

#16
1 Ağustos 2020

Almanya'da binlerce insan maske ve sosyal mesafeye karşı gösteri yaptı


Başkent Berlin'deki ünlü Brandenburg Kapısı'nda toplanan 17 bin protestocu, koronavirüs önlemlerine karşı yürüyüp Başbakan Merkel aleyhine sloganlar attı. Alman basını, göstericilerin ağırlıklı olarak aşırı sağcılardan oluştuğunu bildiriyor.




Almanya'nın başkenti Berlin'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri protesto edildi.

'Querdenken 711' adlı bir oluşum tarafından Kovid-19 önlemlerini protesto etmek amacıyla düzenlenen gösteri için binlerce kişi kent merkezindeki Unter den Linden Caddesi'nde toplandı.

Daha sonra yürüyüşe geçen göstericiler, maske takma ve mesafe kuralları gibi Kovid-19'dan dolayı alınan tedbirlerin eleştirildiği dövizler ve pankartlar taşıdı.

Maske takma ve sosyal mesafe kurallarına uyulmadığı gözlenen gösteride, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Sağlık Bakanı Jens Spahn aleyhine sloganlar da atıldı.

Ülke basınında yer alan haberlerde, göstericilerin ülkenin değişik bölgelerinden geldiği ve aralarında çok sayıda aşırı sağcının da bulunduğu belirtildi.

Gösteri sırasında maske takan gazetecilere de tepki gösterildiği ifade edildi.

Berlin polisinden yapılan açıklamada, hijyen kurallarına uyulmadığı gerekçesiyle gösteriyi düzenleyen kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğu aktarıldı.

Gösteriye 17 bin kişinin katıldığı bilgisi paylaşılan açıklamada, 17 Haziran Caddesi'nde son bulması planlanan gösterinin, yürüyüşü organize eden kişi tarafından daha önce sonlandırıldığı kaydedildi.

Öte yandan yürüyüşün güzergahında çok sayıda karşıt gösteriler düzenlendi.

Buradaki göstericiler, yürüyüşe aşırı sağcıların katılmasına tepki gösterdi.

Yürüyüşe katılanlar ile karşıt göstericiler arasında tartışmalar da yaşandı.


Kaynak: Milliyet


bozadi

#17
20 Temmuz 2020

İngiltere'de yüzlerce kişi maske zorunluluğunu protesto etti


İngiltere'de yüzlerce kişi maske kullanımının zorunlu hale getirilmesini protesto etti. Koronavirüs aşılarına ve salgını yaydığı gerekçesiyle 5G'ye de karşı çıktıklarını belirten eylemciler, 'Maskelenmeyeceğim, test edilmeyeceğim, takip edilmeyeceğim, zehirlenmeyeceğim' yazılı dövizler taşıdı.




Avrupa'da koronavirüsten en çok etkilenen ülkelerden biri olan İngiltere'de, salgın tedbirleri kapsamında mağaza ve marketlerde maske kullanımının zorunlu hale getirilmesi protesto edildi.

Başkent Londra'da Hyde Park'ta bir araya gelen yüzlerce protestocu, maske zorunluluğunun insan haklarına ve kişisel özgürlüklere aykırı olduğunu iddia etti. Eylemciler, 'Maskeye hayır' ve 'Maskelenmeyeceğim, test edilmeyeceğim, takip edilmeyeceğim, zehirlenmeyeceğim' yazılı dövizler taşıdı.

Göstericiler maske dışında koronavirüs aşılarına ve salgını yaydığı gerekçesiyle 5G'ye de karşı çıktıklarını belirtti.










Eylemler, iş insanı ve girişimci Simon Dolan tarafından kurulan 'İngiltere'yi Özgür Tut' adlı grup tarafından organize edildi. Dolan, daha önce de hükümetin karantina kararını mahkemeye taşımış ancak davayı kaybetmişti.

İngiltere genelinde 24 Temmuz itibariyle yürürlüğe giren maske kuralına uymayanların 100 sterline kadar para cezasıyla cezalandırılması öngörülüyor.

Avrupa'da koronavirüs nedeniyle en yüksek can kaybının yaşandığı İngiltere'de bugüne kadar 45 bin 385 kişi yaşamını yitirdi. Virüsle enfekte olan kişi sayısı da 296 bin 358'e ulaştı.

Kaynak: Sputnik


fidelista

#18
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Doktorların çoğunluğunu bir hainlik içinde olduğunu düşünmüyorum,doktorların çoğu maskeyi takıyor ve itiraz etmiyorlar, olumsuzluklarının farkındalar ama bu durum biraz çaresizlikten kaynaklanıyor yani virüsün bulaşamasını çok az engelliyor ama asıl etkisini hasta kişinin yada taşıyıcı kişinin takmasıyla gösteriyor bulaşı bir miktar azaltıyor. Beyin hasarı gibi önemli bir yan etkiden bahsedildi celsede ,doktorların bu konuda ellerinde veri olduğunu sanmıyorum
onlar bilimsel verileri çalışmaları,araştırmaları göz önüne alarak hareket ederler,çoğu maskenin zayıfta olsa olumlu etkisinin olduğuna inanıyorlar.değerli hekimleri toptan aşağılamanın doğru olduğunu düşünmüyorum.Geçen ay göğüs cerrahisinde yattım aynı odada akciğer kanseri bir abimiz vardı odada ameliyata girmeden önceki halini ve 7 saatlik ameliayttan sonraki halini ve bir hafta sonraki eşinin iyileşmesinin evine dönmesinina ardındaki sevincini görseniz gözleriniz yaşarırdı eminim.Bunları yazmaktaki amacım bir miktar çevreminde bu kişilerden oluşması yani işin içinde olmamdır.
Hekimleri satılmış hainler gibi görme eğilimleri bana göre doğru değildir,her meslekte olduğu gibi dejenere olmuş kesim vardır,bu ülkede hakimlerden öğretmenlere din adamlarına polise, askere esnafa ,iş adamlarına göre kıyaslasan belki hepsinden daha güvenilir bir kesimdir.
Tepkini anlıyorum fidelista, ille 180 derece zıddını da düşünmüyorum zaten.

Doktorları "hain" ilan eden olmadı sanırım. Benim eleştirim şu: Madem doktorlar o kadar akıllı, bilgili, "üstün", o zaman tıp alanında insan sağlığı, aklı, onuru üzerinde oynanan oyunlara karşı en büyük mücadeleyi de onların göstermesi beklenirdi sanırım. İşte ben şahsen tıp camiasında bu bağlamda pek aksiyon göremediğim için doktorların toplumdan öyle çok da üstün, "yüce" tipler olduklarını düşünmüyorum. Ki öyle üstün tipler olsalardı, boş ver tıbbı, hayatın her alanındaki şiddetli KH baskılarına karşı da en büyük karşı mücadelelerden birini onların sergilemesi gerekirdi sanırım. İstisnalar olabilecek olsa da, bu konunun kaidesinde doktorları özel olarak yüceltmeyi gerektirecek bir durum olduğunu sanmıyorum. Daha ziyade bireysel bazda çok takdire değecek doktorlar olduğundan da şüphe duymuyorum tabi ki.

İnsan hayatıyla en acımasız, en vahşi şekillerde oynanan sektörlerin en başlarında geliyor tıp/ecza sektörü. İnsanlar sürüm sürüm süründürülüyor, soyuluyor, aşağılanıyor, aptallaştırılıyor. Doktorlar da bu şeytani düzenin çarklarından biri olarak görevlerini gayet muntazam bir şekilde yerine getiriyorlar (hatırlatma: istisna/kaide). "Hain" denemez bence ama diğer insanlardan "daha masum" değiller kesinlikle.

Putin düzgün bir insan çıkıp neden korona yok maske takmayın demiyor.?
Belli konumlarada bulunan insanların buradaki gibi kolayca fikir beyan etmesi mümkün değil,ben klavyenin başına geçer kahramanlık yaparım ama sorumlu1uk durumunda olanlar yüzbin tane şeyi düşünmek zorundalar kaş yapayım derken göz çıkarmakta var hele ne olduğu tam anlaşılmamış bir virüs ortadayken.

bozadi

#19
7 Eylül 2020

Okullarda zorunlu maske takılması protesto edildi


Yunanistan'da okullarda zorunlu maske takılması binlece kişinin katılımıyla protesto edildi.




Pazar akşamı yaklaşık 3 bin kişi, koronavirüs nedeniyle okullarda zorunlu yüz maskesi kullanımını protesto etmek amacıyla Selanik'te yürüyüş yaptılar.
Selanik'teki Beyaz Kule önünde gerçekleşen yürüyüşte, göstericiler slogan atarak, "Çocuklarımızı bırak, zorunlu aşılara ve COVID testlerine hayır" yazılı büyük bir pankart taşıdılar. Benzer gösteriler Atina, Kandiye, Hanya, Patras ve ülkenin diğer şehirlerinde de gerçekleşti.



Yunanistan Sağlık Bakanı Temmuz ayında yaptığı açıklamada, koronavirüs aşısının bulunması halinde zorunlu hale getirmeyeceklerini duyurmuştu.

Yunan hükümeti, 14 Eylül'de okulları yeniden açmayı planlarken, öğretmen ve öğrencilere ücretsiz olarak verilen maskelerin takılmasının zorunlu olacağını duyurmuştu.

Johns Hopkins Üniversitesi'nin verilerine göre, Yunanistan'da Pazar günü itibarıyla 11 bin 524 koronavirüs vakası olurken, toplamda 284 ölüm olduğu bildirildi.


Kaynak: panorama-news.de



bozadi

#21
12 Eylül 2020

Ülke o derece manyaklaşmış ki Sağlık Bakanı veya DSÖ "SALGINI YENDİK" dese bile inanan çıkmayacaktır



Yazıdan SATIR BAŞLARI...

• Öncelikle hekimlerin bu konuda sizden daha fazla bilgili olduğunu sanmayın. Hekim milleti de vatandaş gibi resmi görüş neyse, TV, Sağlık Bakanı, DSÖ neyi söylüyorsa ona inanan bir kesimdir.

• Devlet, maske için bir zorunluluk getirecekse herkese günlük en az 3 adet N95 maskesi temin etmesi (aylık en azından 90 adet) ve maske takılması için de bir yasa çıkarması gerekir. Maske zorunluluğunun hem bilimsel hem de yasal bir geçerliliği yoktur. Zorbaca bir uygulamadır.

• Korona hastalığı bahane edilerek Dünya Bankası birçok ülkeye korona yardımı yaptı: Bu yardımın şartlarından birisi bu hastalık için sürekli propaganda yapılmasıdır. Bütün TV kanalları bu paradan besleniyor.

• Ölümler için hiçbir ülkede otopsi yapılmamaktadır. Dosyaları incelenmemektedir. Hastaların neden öldüğü belli değildir.

• Etkili bir aşı yapılsa bile yapılmaya başlandığında virüs üçüncü, dördüncü mutasyonunu yapmış olacağından hiçbir anlamı olmayacak.

• Red Kid kitabında Dr. Ox'un ilacı gibi, bir şişeye çeşme suyu doldurun "bu koronaya iyi geliyor" diye satın. Vatandaş saniyenin milyonda bir kadar bir süre dahi düşünmeden koronaya da iyi geliyor diye bunu alıp kullanacaktır.

• Ülke o derece manyaklaşmış vaziyette ki DSÖ ve Sağlık Bakanı "Ortada ciddi bir salgın yok veya bu salgını yendik. Bütün kısıtlamaları kaldırdık" dese bile buna inanan çıkmayacaktır.




Öncelikle hekimlerin bu konuda sizden daha fazla bilgili olduğunu sanmayın. Hekim milleti de vatandaş gibi resmi görüş neyse, TV, Sağlık Bakanı, DSÖ neyi söylüyorsa ona inanan bir kesimdir. Farklı düşünemezler. Ayrıca viroloji ve kovid-19 virolojisi konusunda yorum yapabilmek için hekim olmaya gerek yok. Hiçbir yere bakmayı bilmiyorsanız wikipedi'ye bakarak ve oradan virüs boyutlarını ve maske deliklerinin çapını öğrenirseniz yorum yapabilirsiniz. Herhangi bir ortamda ne kadar virüs olduğunu, solunumla havaya ne kadar virüs yayıldığını, kimsenin olmadığı bir yerde (dağ başında) havanın metreküpünde ne kadar virüs olduğunu ölçebilecek bir yöntem ve araç yok.

Yüz maskeleri ne kadar etkili: Bu konuda önerilen N95 maskeleri ve HEPA filtreleri 0,3 mikrona kadar olan partikülleri tutabilir. Kimse 24 saat maske takmaz ve takamaz. Bu maskelerin belirli aralıklarla değiştirilmesi gerekir. Halkın kullandığı hiçbir maske N95 özelliği taşımaz. Virüsün çapı 120 nm olduğuna göre maske deliklerinden ve her türlü kapı, pencere aralığından virüs geçer. Solunan hava genel olarak maskenin içinden değil yanlarından geçer. Maske aslında nefes ile verilen havanın çarptığı bir duvardır. Virüs nerede ise ağırlıksız bir cisim olduğu için hiçbir zaman yere düşmez. Tahrip oluncaya kadar hava ile hareket eder ve her yere girebilir. Bu nedenle sosyal mesafe ve maskenin bir anlamı yoktur. Devlet, maske için bir zorunluluk getirecekse herkese günlük en az 3 adet N95 maskesi temin etmesi (aylık en azından 90 adet) ve maske takılması için de bir yasa çıkarması gerekir. Maske zorunluluğunun hem bilimsel hem de yasal bir geçerliliği yoktur. Zorbaca bir uygulamadır.

Kovid-19 virüsü yeni oluşan bir virüs değil. Virüsler Dünya'nın oluştuğu dönemlerde var olan yapılardır. Canlı değildir. O günden bugüne mutasyonlar geçirerek bu günlere gelmişlerdir. Önümüzdeki 5-10 yıl ve milyon yıl sonra da bu virüsler var olmaya devam edecektir. Yok olmaları diye bir olasılık yoktur. Yani kimse virüslerden kurtulacağını ummasın. Böyle bir olasılık yok.

Bir virüs veya bakteri ya öldürücüdür ya da öldürücü değildir. Örnek: MSRSA (methicilline rezistan stafiloccocus aures) Her türlü antibiyotiğe karşı dirençli bir staf. türüdür. Hastane enfeksiyonu ve sepsislerden ölümün en önemli nedenidir. Bu mikrop ile hasta olanların bazıları hafif ve bazıları ağır hastalık geçirir diye bir şey yok. Eğer yakalanırsanız ağır geçer ve genellikle öldürücüdür.

Benzer mantıkla korona virüsüne bakalım: DSÖ'nün 44 bin hastaya dayandırdığı araştırma verilerine göre virüsün bulaştığı kişilerin %81'i belirtisiz veya hafif atlatıyor. Ciddi bir hastalık yapmayan bir virüs neden diğerlerini öldürsün ve ağır hasta yapsın. Aslında virüsten ölen yok. Ölümcül bir hastalıktan ölenlerin bazıları testlerin müsbet olması bazılarının da tetkiklerine göre (BT buzlu cam görüntüsü-atelektazide de olur) koronadan öldükleri söyleniyor.

Gerçekte bu rakamların hiçbirisi doğru değil.

Sebebi şu:

Bir kişide kovid-19 virüsünün enfeksiyon yaptığını gösteren güvenilir bir test yoktur. Testler bu hastalığı geçiren, bu virüsle hiçbir zaman karşı karşıya gelmeyen, grip geçiren veya aşı yaptıran kişilerde de müspet çıkabilmektedir. Uzaydan gelen astronotta müspet çıkmıştır. Bundan başka tanı, testlerle değil, klinik bulgularla konulmaktadır: Ateşiniz yüksekse, ishalseniz, öksürüyorsanız sizi hasta kabul ediyorlar. Hasta kabul edilmeniz için gerçekten hasta olmanız veya virüs ile temas etmeniz gerekmiyor. Korona tanısı konulan kişilerin çoğu hiçbir hastalık belirtisini göstermeyen sağlıklı kişilerdir.

Korona hastalığı bahane edilerek Dünya Bankası birçok ülkeye korona yardımı yaptı: Bu yardımın şartlarından birisi bu hastalık için sürekli propaganda yapılmasıdır. Bütün TV kanalları bu paradan besleniyor. Sağcı, solcu, komünist, ulusalcı TV ve yayın ortamlarının bu konuda görüşlerinde bir fark yoktur. Diğer bir şart da bu hastalık tanısı konulduğunda hastanelere ayrıca yapılan geri ödemedir.

Mayıs tarihli "Kovid-19 Salgını Özel Hastaneler İçin Nasıl Bir FIRSATA Dönüştürüldü?" başlıklı yazımda açıkladığım üzere sigorta sistemi (SGK) pandemi bakım hizmeti teşhisi konan hastalara (teşhisin doğrulanması ve test yapılması şartı yoktur) günlük 720 TL ödemektedir. Bu parayı kaçırmak istemeyen hastaneler önüne gelen her hastada bu kodu da kullanacaktır. Bu ne demek: Hastanelerde başka nedenle yatırılan veya sırf bu parayı almak için yatırılan hastaların tanısı pandemi (kovid 19) olacaktır. Yoğun bakım tedavisinde bu para 844 TL olmaktadır. Hastaneler bu parayı almak için bu kodu neden kullanmasın? Her teşhisin yanına ikinci, üçüncü teşhis olarak bunu rahatlıkla yazacaklardır. Ölen hastalar da zaten tanıları bir dolandırıcılık yöntemi ile korona olarak belirlendiği için hasta da koronadan ölmüş olacaktır.

Özel hastanelere pandemi kodları ile yapılan ödemeler 12.07.2020 tarihinde sonlandırılmış ise de 8 Eylül 2020 Salı gününden itibaren pandemi kodlarından ödeme tekrar başlatılmıştır.

Trump ABD'de hasta sayısının bu nedenle şişirildiğini açıklamış ve DSÖ uygulamaları konusunda bağımsız olmak için DSÖ'den çıkmıştır. Ölümler için hiçbir ülkede otopsi yapılmamaktadır. Dosyaları incelenmemektedir. Hastaların neden öldüğü belli değildir.

Bu hastalığı iyileştiren bir ilaç ve aşı yoktur. Bir aşının etkili olabilmesi için yapıldıktan sonra ne kadar sürede koruyucu antikor oluşturduğuna bakmak gerekir. Bu süre de bazen bir yılı bulabilir. Hastalığı geçirenlerde bile oluşan antikorların sadece 3 ay kadar koruyucu olabileceği saptanmıştır. Bu ne demek? Etkili bir aşı yapılsa bile yapılmaya başlandığında virüs üçüncü, dördüncü mutasyonunu yapmış olacağından hiçbir anlamı olmayacak demektir. Bu sadece ticari bir olaydır.

Red Kid kitabında Dr. Ox'un ilacı gibi, bir şişeye çeşme suyu doldurun "bu koronaya iyi geliyor" diye satın. Vatandaş saniyenin milyonda bir kadar bir süre dahi düşünmeden koronaya da iyi geliyor diye bunu alıp kullanacaktır. Grip aşıları ve Tamiflu satışlarında bunu görüyoruz. Şimdi buna bir de pnömoni (zaturiye aşısı) eklendi. Koronadan korunmak için insanlar grip ve zaturiye aşısı yaptırıyor, Tamiflu kullanıyor. Bu ilaç ve aşılar karaborsada satılıyor.

Virüs, solunum yolu ile ortama atılmakta fakat hiçbir önlem virüsün havaya karışmasını ve havada dolaşmasını engelleyememektedir. Çünkü virüsler bir torba veya maskede hapsedilemez. Havadaki virüs de hava akımları ile hep hareket halindedir. Hiçbir zaman yere düşmez. Polen gibi düşünün. Virüs polenden de daha uzak mesafelere rahatlıkla gidebilir.

Sosyal mesafe ve maske bu nedenle anlamsız, etkisiz ve salakça bir uygulamadır.

Tam korunmak isteyenler astronot başlıkları ile dolaşıp evde ve dışarıda oksijen tüpünden steril oksijenle solumalıdır.
Evde maskesiz uyurken pencere ve kapılardan ve kapı aralıklarından giren virüs size de bulaşabilir. Bunun bir garantisi yok.


Bu sahte pandemi ekonomik sonuçlar doğurmuş, birçok ülkenin ekonomisini çökertmiştir. Salgının amacı budur.

Bu hastalıktan daha öldürücü hastalıklar için hiçbir ülke ve DSÖ hiçbir önlem almamıştır. Bu önlemler DSÖ vasıtası ile küresel önlemler olduğu için bunların kaldırılması ve bitmesi söz konusu bile değildir.

Biz ne yapalım? Herkes canının istediğini yapsın. Çok korkuyorsa evden dışarı çıkmasın, her yerde hiçbir anlamı olmayan maskesini taksın; isterse çift maske taksın insanlardan uzak dursun... Canı ne istiyorsa onu yapsın. Bu benim derdim değil. Bunlarla uğraşmam. Bizim görevimiz tek tek kişilere ne yapması gerektiğini anlatmak değildir. Aksine siyasi partileri ve yetkilileri bu saçmalıklar konusunda uyarmak ve bu önlemlerin kaldırılmasını sağlamaktır.

Ülke o derece manyaklaşmış vaziyette ki DSÖ ve Sağlık Bakanı "Ortada ciddi bir salgın yok" veya "Bu salgını yendik, bütün kısıtlamaları kaldırdık" dese bile buna inanan çıkmayacaktır.

Biz durum tespitimizi yaptık tiyatroyu seyrediyoruz.

Bu da sosyal bir deneydir.

Dr. Mehmet Uğur Yılmaz

Genel Cerrahi Uzmanı "Sağlığın Karanlık Yüzü" Kitabının Yazarı


ÖZGEÇMİŞ


• 1953, Burdur doğumlu.

• İlkokul, ortaokul ve liseyi Burdur'da okudu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra, genel cerrah uzmanlık eğitimini de, 27.11.1976-23.03.1982 tarihlerinde yine aynı fakültenin Genel Cerrahi Kliniği'nde tamamladı.

• Fakültesi'nden mezun olduktan sonra, genel cerrah uzmanlık eğitimini de, 23.11.1981–23.03.1983 sürecinde yine aynı fakültenin Genel Cerrahi Kliniği'nde tamamladı.

• Askerlik hizmetini, 100 yataklı İzmit Askeri Hastanesi'nde genel cerrahi uzman olarak yaptı.

Hekimlere zorunlu hizmet uygulaması gereği, 29.09.1983–23.09.1985 sürecinde Muş Bulanık Devlet Hastanesi'nde çalıştı.

• Daha sonra Çanakkale Biga Devlet Hastanesi'nde (08.10.1985–03.02.1986), Çorum SSK Hastanesi'nde (02.01.1987–28.01.1987) ve Antalya SSK Hastanesi'nde (18.05.1990–14.03.2005) genel cerrahi uzman olarak görev yaptı.

• SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devredilmesinden sonra, "performans sistemi" ile çalışmayı ahlâki bulmadığından hastaneden ayrıldı.

• SSK Antalya Sağlık İşleri Müdürlüğü'nde çalışmaya başladı. Adı daha sonra değişen ve önce SSK Sağlık İşleri Müdürlüğü, devamında SGK Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinde çalıştı. Bu süre zarfında SSK ve SGK'nın Kurum'a hizmet satan hastanelerin çıkarlarını korumak için çalıştırıldığını ve buna hizmet edecek şekilde düzenlendiğini gördü. Kurum sigortalılarının ve halkın çıkarlarını korumak için SGK içinde, yolsuzluk ve nitelikli dolandırıcılık faaliyetlerine ve usulsüzlüklere karşı çıktığı için dört kere sürüldü.

• 15.4.2018 tarihinde emekli oldu.

Kaynak:

Sağlığın Karanlık Yüzü - Facebook Grubu
(yapılan yorumlardan derlenmiştir)

Kaynak: Corona Gerçeği


bozadi

#22
Yazarın kitabıyla ilgili bilgi araştırırken, youtube'da benzer bir başlığa sahip bir videoya denk geldim. Alakalı ve çok değerli bazı tartışma konularında yapılmış birkaç belgeselin tanıtıldığı harika bir video olmuş, videoyu üreten şahsın şahsi yorumları ve tavrı da bence çok güzel:




Son belgesel K'ların/Laura ve ekibinin önerdiği ketojenik diyetle ilgili.

bozadi

#23
Bu üstteki video iki yıl önce yayınlanmış. Videonun yukarıda görülen tanıtım resminde (videoyu başlatmadan önce görülen resim) arkadaşımız "maske" takmış. Videonun içeriğinde öyle bir maske, öyle bir görüntü yok sanırım. "Korona" patladıktan sonra videonun tanıtım resmini değiştirmiş sanırım. Aksi takdirde çok vurucu, "kehanetimsi" bir durum var demektir :)

Her halükarda "korona" konusunun arkaplanına da dolaylı da olsa ışık tutan bir video olmuş! :))

bozadi

#24
Maskenin "fotoşopla" resim üzerine bindirildiğini fark ettim. Korona muhabbeti patladıktan sonra ekledi herhalde.

bozadi

#25
Yukarıda Dr. Mehmet Uğur Yılmaz'ın özel hastanelerde korona ile ilgili "ücret iadesi" ve korona olmadığı halde koronalıymış gibi gösterilip tedavi edilme mevzularıyla ilgili şu iki linkteki şikayetler dikkat çekici geldi bana:

https://www.sikayetvar.com/medical-park-hastanesi/medical-park-hastanesi-covid-19-hakkinda

https://www.kocaelibarisgazetesi.com/guncel/korona-degil-hastane-oldurecek-2-h128889.html


bozadi

#26
Şikayet Var sitesinde (ve belki diğer şikayet sitelerinde) bunun gibi, insanlara resmen işkence edilmesi anlamına gelecek çok sayıda absürt durumla ilgili şikayetler olduğunu fark ettim. Korona testi negatif çıktığı halde "koronadan ölüm" kaydı yapılan çok sayıda insan olduğu anlaşılıyor. Ayrıca testi pozitif çıkan (ki bu pozitif test sonuçlarının pek çoğuyla ilgili de ciddi şüpheler olduğu anlaşılıyor) test sonucu negatif olan aile bireylerinin refakatçi olarak çağrılmasıyla ilgili şikayetler var. O kadar saçmasapan durumlar almış başını gidiyor ki, yukarıda haberini alıntıladığım doktorun "ülkenin manyaklaşmışlık düzeyi" ifadesine hak vermemek zor. Ama bu manyaklaşmışlık daha çok halk mensuplarıyla mı ilgili, yoksa korona konusunda DSÖ gibi son derece karanlık egemen çevrelerin adeta komutları altında iş yapıyor gibi görünen kurumların baskısı sonucu devlet ve hastane yöneticilerinin manyaklığı mı, bunu ciddi şekilde sorgulamak gerekiyor.


bozadi

#27
14 Eylül 2020

Yazar Akay: Pandemi döneminde korku pompalandı


Serhat Sarısözen'le Gündem Dışı'na konuk olan yazar Meliha Akay, "Pandemi döneminde insanlara korku pompalandı. Şimdi bu korku ile beraber dünyayı yöneten o güçler istedikleri amaca ulaşabilecekler. Virüs sonrasında insanlar normal hayata tutunabilecekler mi? Hiç sanmıyorum! Zorlu bir süreç bekliyor bizleri" dedi.




Gündem Dışı'nda Serhat Sarısözen'in bu hafta stüdyo konuğu yazar Meliha Akay'dı. 9. kitabı Pelitya'da sıcak İstanbul öykülerini okuruyla buluşturan Akay, her zaman gezdiğimiz yerleri ve insan hallerini kendi gözünden okuyucusuna aktardı.

Akay, "Gezdiğim, dolaştığım yerlerde daha önceden belirlediğim, öykünün çekirdeği dediğim ya da öyküyü doğuran anlar dediğim o anları zihnime kaydediyorum, fırsatını bulduğum ilk anda da yazıya döküyorum. Pelitya'da İstanbul'a gelen hayata tutunmaya çalışan, çoğu zaman tutunamayan çocukların hikayeleri de var, Suriyelilerin hikayeleri de var. Önceki kitabım olan 'Yeryüzü Göçebeleri' isimli romanımdaki göç teması bu kitaptaki öykülerime de yansıdı. Böyle olmasını başta planlamamıştım, hayatın akışı bunu getirdi" şeklinde konuştu.

'İletişim kopukluğu insanlığın genel problemi'

Akay, "Her ne kadar iletişim çağında yaşıyoruz desek de öylesine iletişim kopukluğu yaşıyoruz ki... İnsan, hangi çağda yaşarsa yaşasın bu iletişim kopukluğunu yaşıyor. Karşımızdakini de yeterince dinlemediğimiz için, doğrusunun ne olduğunu anlamaya çalışmadığımız için yanlış anlaşılmalar çok oluyor. Bu, insanlığın genel problemi!" diye konuştu.

'Sokak çocuklarına evde yaşadıklarından sonra, sokağın zorlukları başa çıkılabilir geliyor'

'Dolunay çocukları' adlı öyküsünü kaleme almadan önce sokak çocuklarıyla da konuşan Akay, şunları kaydetti:

"Köksüzlüğe kök salan, parçalanmış hayatların çocukları bunlar... 'Sokak çocukları' demek istemiyorum. Çünkü sokak çocuğu değil onlar; ailelerin ittiği, toplumun ittiği çocuklar onlar... Salacak sahilinde bir balıkçı barınağı vardır. Balıkçı barınağındaki o teknelerde barınmaya çalışırlar, balıkçıların desteğiyle hayatta var olmaya çalışırlar. Dolayısıyla birkaç tanesi ile birkaç defa konuştum, yiyecek-içecek götürdüm, giysi götürdüm. 'Niye buradasınız?' diye sorduğumda hepsinin cevabı baba şiddetiydi. Toplumun gözünde onlar potansiyel suçlu! Korkuları yok bu çocukların: gece sokakta kalmaktan korkmuyor, taciz edilmekten korkmuyor, karakola düşmekten korkmuyor. Hayalleri yitmiş, gitmiş bu çocukların. Fakat tüm bunlara rağmen bu çocuklar, hayata umutla bakmayı da biliyor. Evde yaşadıklarından sonra, sokağın zorlukları onlar için başa çıkılabilir zorluklar. Bu çocukların bir uğraşları olması lazım."

'Dünyayı yöneten güçler şimdi istedikleri amaca ulaşabilecekler'

Meliha Akay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Pandemi döneminde insanlara korku pompalandı. Şimdi bu korku ile beraber sindirilmiş insanlar silsilesi... Dünyayı yöneten o güçler şimdi istedikleri amaca ulaşabilecekler. Güvenini yitiren ve paranoyayla yaşayan insanın yaşadığı bu parçalanmışlığı insanlar nasıl atlatacak? Virüs sonrasında insanlar normal hayata tutunabilecekler mi? Hiç sanmıyorum! Zorlu bir süreç bekliyor bizleri. Güven duygusu yok oldu gitti yerini korku aldı."

Kaynak: Sputnik


bozadi

#28
Dünyayı yöneten güçler "mutlak" manada değil ama kısmi ve geçici de olsa, evet, bu korku pompalaması yoluyla bazı isteklerine ulaştılar, ulaşıyorlar.

ogeday

K lar hic bir isteklerine ulasamadi demisti hatirlarsan