Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_bigsenfoni

Dünyadışı Varlıklarca Alıkonma Fenomeninin Ardındaki Kozmik

Başlatan bigsenfoni, 03 Mayıs 2020, 16:07:37

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
Ra Bilgileri sadece genel olarak spiritüalizm değil, "ufoloji" konusunda da en sağlam bilgi kaynaklarından biri bu sahada. Hadi diyelim ki Akdoğan ve saz arkadaşları Kasyopya bilgilerinde "negatiflik var", "korkutma var" diye şikayet ederler muhtemelen, peki neden Ra Bilgileri gibi sadece dünya genelinde değil, Türkiye'de de bu camiada çok muteber kabul edilen bir kaynağa referansta bulunmaktan çekiniyorlar sizce? Çünkü Ra Bilgilerinde Akdoğan'ın Grilerle ilgili yalanlarını ifşa eden bilgiler var. Örnek:

Alıntı YapEklenti:

12. celseden:
RA: Göklerinizde görülenlerin (UFO'lar) çoğu Orion grubuna aittir.

26. celseden
RA: ... Orion grubu fiziksel muayeneyi kişiyi dehşete düşürmek ve onun kendisini gelişmiş bir ikinci yoğunluk derecesi varlığı, örneğin bir kobay gibi hissetmesini sağlamak amacıyla yapar. Bazılarının geçirdiği cinsel deneyimler de bu tür deneyimin bir dalıdır. Amaç, dünya insanı üzerinde Orion varlıklarının kontrolunu sergilemektir.

bozadi

#16
Akdoğan'ın ve onun hipnotik tesiri altındakilerin Griler konusunda gözden kaçırmaya çalıştığı başlıca hususlardan biri de bu Gri denen varlıkların bizler gibi doğal varlık değil, Kertişlerin, yani Reptilyanların sibergenetik robotları olduğu gerçeği. Reptilyanların negatifliği o kadar bariz ki, Akdoğan Griler ile Reptilyanları birlikte anmamaya özen gösteriyor. Ve Grilerin neden bu kadar cansız, ruhsuz, robotik davranışları olduğunu açıklamak için de, Grilerin kendi vücutlarında/psişelerinde "his/duygu" üreten merkezleri veya işlevleri kendi istekleriyle devredışı bıraktıkları şeklinde bir yalana başvuruyor. Griler gerçek, bağımsız ruha sahip birer canlı değil, Reptilyanların robotları (bizim dünyada anladığımız şekliyle "robot" kavramıyla karşılaştırıldığında pek çok farklılığı, gelişmişliği olsa da). Ufoloji alanında bunu doğrulayan pek çok veri bulunabilir.

Yani Haktan Akdoğan ve cemaati, Reptilyanların dünya insanlığını sömürme faaliyetlerinde araç olarak kullandıkları ruhsuz ve çirkin robotlara yaptırılan şeytani faaliyetleri aklamaya, bizim iyiliğimize yönelik birşeymiş gibi göstermeye yırtınıyorlar.

Reptilyanlara, şeytani düzeyde negatif eğilimli bir gruba hizmet etmiş oluyorlar. Savundukları "bok"u new-age sevgi/barış/kardeşlik söylemleriyle süslüyorlar. Sen hem Grilerin insanlara uyguladığı sayısız ve dipsiz travmayı iyi bir bokmuş gibi savun, ondan sonra hiç utanmadan "kendinizi korku frekanslarına teslim etmeyin" diye sevgicilik, özgürlükçülük tasla. Karşılaşıp karşılaşabileceğiniz en aşşağılık beyin düdükleme operasyonlardan biri bu.

bozadi

#17
Güya global faşist düzeni, İlüminati'yi eleştiriyor gibi görünüp İlüminati'nin ağababası olan 4KH'nin, Reptilyanların ve robotları Grilerin dünya insanlığı üzerindeki apaçık şeytani operasyonlarını savunuyorlar!! Bunun için sarıldıkları yalanların yutulabilirliğini artırmak için de hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde sevgi, barış, kardeşlik muhabbetleri. Kuzu kılığında kurt...

bozadi

#18
Ben "Akdoğan ve saz arkadaşları" diye eleştiri yaparken, bu saz arkadaşlarından başlıcası olarak algıladığım, programlarda Akdoğan'la birlikte epeyce boy gösterdiğini gözlemlediğim Erhan Kolbaşı'nın meğerse son bir-iki yıldır Akdoğan'la arasının açıldığına dair bazı gelişmelerin yeni farkına varıyorum. 2018'de çatırdamalar olmuş, 2019'da iyice ayyuka çıkmış ve yanlış anlamıyorsam o zamandan beri şiddetlenerek devam ediyor zıtlaşma. Zıtlaşma derken, ikisi de hala benim ufolojik eleştiri radarımın değişmez konusu olan "insanları kaçıran, türlü türlü travmaya sokan uzaylıların" aslında "iyi niyetli" oldukları yalanı konusunda aynı durumda, değişen birşey yok.

Anlaşmazlığın spesifik içeriğinden çok emin değilim ama algılayabildiğim kadarıyla Kolbaşı dünyada homo sapiens türünü fiziksel (bedensel) olarak tamamen sona erdirecek kıyamet koşulları meydana geleceğini, "kıyamet" sonrası oluşacak yeni frekans ortamında yeni bir insan türünün / bedeninin oluşacağını iddia ediyormuş. Bir de, o yeni ve yüksek dünyada / yeni bedenlerde bulunmayı hak edenlerin uzay gemilerine alınacağı şeklinde bir takım beyanlara rastlıyorum ama doğru anladığımdan emin değilim. Dünyada kıyamet koparken, o yeni dünyada olmayı hak edenlere o bedenler o uzay gemilerinde mi verilecek diyor acaba? Bundan emin değilim. Hem kıyametin yıkıcı etkilerinden koruma, hem de belki eğitim ve yeni bedenlerin dağıtımının o gemilerde yapılacağını kastediyor belki de. Konuyla ilgili kitaplar yayınlamış son yıllarda. Okuyan varsa, Kolbaşı'nun görüşünün tam olarak ne olduğunu bilen varsa, anlatırsa sevinirim. Olmazsa videolar başta olmak üzere web kaynaklarından bilgimi mümkün olduğunca artırmaya çalışacağım, gerekirse Kolbaşı'nın kitaplarından bir-ikisini alıp okuyabilirim de. Sonuç olarak Akdoğan bir şekilde bu konularda Kolbaşı'nın görüşlerine katılmıyormuş, hatta ciddi bir fikirsel çatışma olmuş ve sonunda Kolbaşı ekipten ayrılmış, bağımsız hareket etmeye başlamış gibi görünüyor.

Akdoğan'ın 2018-2019 yıllarında yayınladığı bazı videolarda Kolbaşı'na yaptığı eleştirilerde geçen konulardan biri, Kolbaşı'nın şüpheli bir regresyoncuyla çalışarak, söz konusu uzaylılarla temas kuran çeşitli şahıslara yapılan hipnotik regresyon çalışmalarında, bu şahıslara fazlasıyla "yönlendirme" yapıldığı, yani Kolbaşı'nın görüşü neyse, ona uygun beyanlarda bulunmalarının sağlanmaya çalışıldığı şeklinde.

Bu arkadaşların çatışma sebebini iyice anlamaya çalışacağım ama sonuçta bence ikisi de tartıştıkları / çatıştıkları konudan çok daha önemli, çok daha öncelikli, çok daha ciddi bir konuda insanları yanıltmaya, zihinleri bulandırmaya devam ettikleri için, tartıştıkları konunun çok önemli birşey olduğunu düşünmüyorum. Ufolojik olarak ikisi de epeyce batağın içinde bana göre. Kolbaşı belki bu "kaçıranların" iyi/kötü niyeti konusunda Akdoğan'dan başka birşey söylüyordur diye ümit ederek birkaç videosuna baktım ama bir fark göremedim. Bize yapılan ve işkence gibi görünen şeylere biz aslında özgür irademizle izin veriyormuşuz da... Ama bu özgür irade bu dünyada bildiğimiz özgür iradeden farklıymış da, hatırlamıyomuşuz da, insanlığı tüm o travmalara uğratanlar aslında çok iyi niyetlilermiş de... Bunların aşağılık yalanlarıyla mücadele şart. Yalnız, kendi yaklaşım şeklimle karşılaştırdığımda, bu tür şahısların tavrının olumlu / faydalı bazı etkiler yapma olasılığının daha fazla olduğu bir durum görüyorum ki (veya umuyorum), o da belki insanların uzaylılarla ilgili yaratılan bu sahte "olumluluk" havasının etkisiyle deneyimlerini paylaşma konusunda korkularını, çekincelerini daha kolay aşmaları olabilir. Veya, söz konusu karanlık işleri yürüten kötü dünyadışı varlıklar realitesini ele alırken, olası aşırı bir korku tepkisi meydana gelmesinin önlenmesine bir katkıda bulunuyor olabilir mi acaba o "pozitif yalanlar", diye düşünüyorum bazen. Öyle olsun veya olmasın, bence söz konusu şahıslar bu konuda içinde bulundukları yanlışın farkına varıp bunu da açıkça ifade etmedikleri sürece, çok sayıda insanı tıpkı kendilerini kandırdıkları gibi kandırıp, yaşanan acılar/travmalar karşısında insanların belki en azından bir kısmının benliklerinden yükselecek pozitif tepkiyle, büyük uyanış sıçramaları meydana gelmesini geciktiriyorlar / engelliyorlar ve işte bu bakımından bataklıktalar bence. Sonuçta olması gereken neyse o oldu, oluyor ve olacak. Dolayısıyla çok endişelenmeye gerek yok. Ben burada bu bağlamda çok kızdığım bu iki şahsın da, içinde bulundukları aldatıcı hipnozun etkisinden eninde sonunda çıkabileceklerini düşünüyorum ve bunu ümit ediyorum. Tabi ki bu onların kendi özgür iradesi ama ben de özellikle Ra, Ple ve K bilgileri başta olmak üzere, konuyla ilgili algı ve sezgilerimizi doğruladığını gözlemlediğimiz kaynaklardan aldığım ilhamla, yanlış/yanıltıcı olduğunu düşündüğüm şeyin doğrusuna dair görüş ve eleştirilerimi paylaşmaya gayret edeceğim.

Bu konuda şu an için son olarak şunu vurgulamak istiyorum: Ya arkadaş, siz bu Reptilyan robotu Grileri tanımadan, etmeden onların insanlar üzerinde yürüttükleri resmen şeytani düzeyde travmatik özellikleri olan faaliyetlere nasıl kefil olursunuz?! Bu neyin acelesi, neyin ezikliği, neyin arsızlığı? Öyle alelacele körlemesine bir kefalet duygusuyla hareket ediyorlar ki, sanırsınız düzenli olarak Grilerle aynı masada oturup ahlak ve felsefe konuşuyorlar, onların iyiliğini, doğruluğunu, güzelliğini bütün çıplak gerçekliğiyle görmüşler, karşılıklı bu duyguları paylaşmışlar! Konuyla ilgili inanç ve görüşlerini dayandırdıkları kitaplardan (zeta kanallaması!) birinin içinde anlatılanların gerizekalılığını, aşağılık yalanları, dipsiz çelişkileri, utanmadan kitap diye, kaynak diye yayınladıkları pislikleri elden geldiğince ifşa etmiştim, ama anlatılanların yalan ve rezalet düzeyi nedeniyle resmen ruhumun midesi bulandığı için, konuyla ilgili başka soru, öneri, eleştiri gelmedikçe daha fazla ele almaya bile katlanamamıştım:

"İçimizden Ziyaretçiler" adlı kitap (!) veya ufolojik yalan/yılan çukuru hakkındaki tartışmayı yaptığımız başlık:

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1523

İşte bunların kefil oldukları bu aşağılık varlıklar. Tamamen rezillik, tamamen yalan, dolan, üçkağıt, tamamen aldatma ve vurgun. Spiritüel olarak kuzu kılığına bürünmeye çalışan "uzaylı kurtların" insanların bilinçlerine sızma ve avlama girişimi ve dünyada onların bu aldatma ve avlama operasyonuna bilerek veya yarı-bilinçli bir şekilde "aracılık hizmeti" yapanlar...

bozadi

#19
O başlıkta karşılaştırma bilgisi olması için, ele aldığımız ve güvendiğimiz diğer kaynaklardan da çokça alıntı yapıp tartışmıştık. Doğrudan kitabın içeriğinden örnekler verdiğim kısımları buraya kopyalamak istiyorum daha kolay bir fikir edinme referansı olabilmesi için:

bozadi

#20
https://www.baskalarinahizmet.com/index.php/topic,1523.0.html sayfasından ALINTI BAŞLANGICI:



Lyssa Royal bu kitabı yazarken, çeşitli farklı zamanlarda farklı varlıklarla yaptığı kanallamaları derlemiş.

Lyssa Royal'in o kanallamalarından birinde (kitapta yer almayan) belki de bu kitabın tamamının kısa bir özeti denebilecek ve bazı şeyleri netleştirmemizi sağlayabilecek bazı bilgilere rastladım (o kanallamanın içinden bazı kısımları çevirdim:

Alıntı YapEklenti:
8 Temmuz 1990 - Lyssa Royal'in Kanallaması

(73 No'lu Kasetten Alıntı)


Zeta Retikuliler için duygusal bütünlük meselesi çok bariz. Çoğunuz onların duygusal bedenleri olmadığının veya duygusal bedenlerinin konuşmasına izin vermediklerinin farkında. Sizinle olan kaçırma deneyimlerinde yaptıkları şeyin amaçlarından biri duygusallık hakkında bilgi edinmektir. Duygusal bütünlenmeyi başlatma sürecindeler.

Zeta Retikuliler son derece zihinseldir. Onlar için başarılması gereken zorlu hedef zihinsellik ile duygusallığı bütünlemektir. Bu onlar için yapması en zor olan şeydir. Onların zorluğu budur. Bunu yapabilmek için sizi izlemek zorundalar çünkü incelemede kendilerini rahat hissettikleri başka modelleri yok. O model sizsiniz. Bir ırk, bir kültür olarak zihinselliğinizi duygusallıkla bütünleştirmeye başladığınız için, Zetaların sizden öğrenecek çok şeyi var.

Zeta Retikulilerin ruhsal bütünlenmesi onların beşinci yoğunluğa (fiziksel olmayan duruma) geçmeleriyle gerçekleşecektir. Pek çok nesil boyunca kendilerini dördüncü yoğunlukta (yani hala fiziksel olan bir yoğunlukta) tuttular ama onların fiziksel olduğunu söylemek zordur. Beşinci yoğunluğa doğal ilerleyiş konusunda, yani kendi ruhsallıklarındaki evrimsel bir sıçrayış konusunda kendilerine izin vermek istemediler şimdiye kadar. Genetik bakımından ihtiyaç duydukları şeyi elde ettiklerini algıladıklarında, yani kendini sürdürebilen melez bir ırk yarattıklarında, beşinci yoğunluğun fiziksizliğine geçme konusunda kendilerine izin verecekler.

Soru: Zetaların genetik projeleri bana tecavüz gibi görünüyor. O anda bilinçli bir özgür irade seçimi yok. Sınırların ihlal edilmesi bu. Bir suistimal.

Evet ama kaçırılma veya tecavüz gibi deneyimleri seçen bireylerin pek çoğunun o deneyimden birşey öğrenmeye ihtiyaç duyduğunu anlayın.


Lyssa Royal'in bu kanallamasını alıntılamış bazı İngilizce siteler:

http://galactic-server.com/Planet/integrating.html
http://www.dankalia.com/paranoia/reticuli.htm
http://www.galactic.no/Planet/galactic-heritage.html
http://www.docstoc.com/docs/160325179/Lyssa-Royal---Document-Collection

Bu bilgileri neden mi önemsedim? Çünkü Lyssa Royal bu kanallamaları yaptığı sırada (1990'lı yıllar) Ra'nın 1980'li yıllarda sunduğu 7 yoğunluk ve KH-BH kutupsallığı kavramlarına son derece aşinaydı ve Ra'nın bu kozmolojik bilgilerini çeşitli makale ve kitaplarında kullanıyor zaten. Ama nedense İçimizden Ziyaretçiler kitabında Grilerin (Zeta Retikulilerin) hangi yoğunlukta oldukları ve yoğunluk anlamında ne tür bir evrimsel sıçrama yapmaya çalıştıkları konusunda net bir bilgi verilmiyor. Bir ara 3 tür Zeta Retikuli'nin (ZT) tanımı verilirken o türlerden biri için "4. boyutun dış sınırlarında" diye bir ifade geçmiş ama bu da net bir ifade değil.

Neyse, sonuç olarak Lyssa Royal'in yukarıda alıntıladığım kanallamasında bu konuda çok daha doyurucu bir bilgi verilmiş gibi görünüyor. Yani ZT'lerin kesin olarak bir 4. yoğunluk varlık grubu olduğu ve 5. yoğunluğa doğru ilerlemeleri gerektiği halde bu ilerlemeyi gerçekleştirme konusunda sorun yaşadıkları anlatılıyor. Bu bilgiyi önemsiyorum, çünkü Ra'nın ve özellikle K'ların Kertişler ve onların sibergentik robotları olan Griler hakkında verdikleri bilgilerle örtüşüyor.

Ama, Lyssa Royal'in veya onun aracılığıyla bilgi veren varlıkların gerçekleri ciddi şekilde çarpıttıkları hususlardan bir kaçına dair fikrimi paylaşayım:

Yukarıdaki alıntıda, tıpkı bu başlığın konusu olan kitapta da tekrarlandığı gibi, bu ZT'ler 4. varoluş seviyesinde. İnsanlık ise 3. varoluş seviyesinde. Yani ZT'ler zaten "ders" veya "ruhsal ilerlemişlik" anlamında bizden bir sonraki "sınıfta" yer alıyor. Elimizdeki bilgi kaynaklarının çok net ve bence son derece ikna edici bir şekilde vurguladığı şeylerden biri, bir yoğunluğun tüm dersleri yani o seviyede öğrenilmesi gereken herşey öğrenilmeden bir sonraki yoğunluk seviyesine geçilemeyeceğidir. Ra'dan örnek (82. celse):

Alıntı YapEklenti:
RA: ... Üçüncü yoğunluk derecesi sınırını aşmak isteyen her varlığın iman veya irade melekesini idrak etmesi, besleyip geliştirmesi gerekiyordu. Ev ödevlerini yapmamış olan varlıklar, ne kadar sevimli olurlarsa olsunlar geçemezlerdi .


Dolayısıyla, 4. yoğunluktaki bir varlık grubunun 5. yoğunluğa ilerlemek için alması gereken dersleri almada çektiği sıkıntıyı aşmasının tek yolunun 3. yoğunluktaki bir varlık grubunun derslerinden yararlanması olması saçmadır. Dahası, elimizdeki kaynaklardan çok iyi bildiğimiz birşey varsa, o da 4. yoğunluğun başlıca tanımlarından birinin "sevgi" yoğunluğu olmasıdır. Yani 4. yoğunlukta duygusuzluktan muzdarip olup bunun ilacının 3. yoğunlukta aranması manasıdır. Hatta Ra, 4. yoğunluğun fazlasıyla "duygusal" (derinlemesine hissediş/sezgi içeren) bir yoğunluk olduğunu ve bu aşırılığın 5. yoğunlukla yani Bilgelik/Işık (Yüksek "Zihin") yoğunluğu ile dengelenebildiğini söylüyor. K'ların verdiği bilgiler de bu doğrultuda.

Halbuki Lyssa Royal veya onun yoluyla bilgi veren varlıklar (yani 4. yoğunluk Gri varlıkları) sevgiyle bir alakaları olmadığını beyan ediyor adeta. "İçizden Ziyaretçiler" kitabından bir alıntı:

Alıntı YapEklenti:

SORU: Şu anda başkalarına karşı herhangi bir sevgi hissediyor musunuz?

"Sevginin" ne olduğunu gerçekten anlamıyorum fakat doğru cevabın hayır olduğu inancındayım. Biz bir düşünceyle tınlarız, başka birşeyle değil.


Aynı kitapta, insanlara resmen işkence edip onları melez bir ırk yaratmada kullanarak meydana getirdikleri çocuklara ilişkin sorulan bir soru ve verilen yanıt :

Alıntı YapEklenti:

SORU: Türünüzün çocuklara sevgi gösteremediği bir ortamda onlara ne oluyor?

Bakıcılarımız var; onlara birim yerimize sevgi göstermek için bu bakıcılar her gün çocukların yanına götürülüyor. Gezegeninizde nüfus oranı oldukça yoğun, bu yüzden sevgi dolu kadınları bulmakta zorlanmıyoruz. Hatta bu çocuklar için sevgi sağlayacak bazı erkekler bile var.


Yukarıda Lyssa Royal'in bu kitapta yer verilmeyen bir kanallamasından çevirerek aktardığım bilgiler arasından özellikle şu kısmı tekrarlamak istiyorum:

Alıntı YapEklenti:
Soru: Zetaların genetik projeleri bana tecavüz gibi görünüyor. O anda bilinçli bir özgür irade seçimi yok. Sınırların ihlal edilmesi bu. Bir suistimal.

Evet ama kaçırılma veya tecavüz gibi deneyimleri seçen bireylerin pek çoğunun o deneyimden birşey öğrenmeye ihtiyaç duyduğunu anlayın.


Kertişlerin sibergenetik robotları olan bir 4KH grubu olarak Grilerin varlıklarını sürdürme konusunda yaşadığı zorluklar, bu konuda insanlar üzerinde yürüttükleri melezleme çalışmaları ufoloji alanında hakkında epeyce bilgi edinilmiş bir konudur. Bu kitapta bahsedilen Griler tarafından yürütülen melezleme çalışmalarının da tamamen aynı mesele olduğu ama bir beyin yıkama çalışmasının parçası olan bir propaganda yoluyla sanki olay göründüğünden farklı birşeymiş (negatif değil de pozitif amaçlı birşeymiş gibi) gösterilmeye çalışıldığı bence açıkça ortadadır. Griler/Kertişler büyük ölçüde kontrolleri altına aldıkları veya kandırdıkları kanallar yoluyla, yürüttükleri şiddetli KH faaliyetlerini sanki insanlık için faydalı birşeymiş gibi yutturmaya çalışıyorlar.

Kitabın içeriğini okudukça size bununla ilgili daha pek çok ipucu sunabileceğimden eminim. Grilerin kaçırma vakalarında insanlara ne kadar duyarsız ve aşağılayıcı bir tarzda yaklaştıklarına ve insanları ne kadar büyük travmalara uğrattıklarına, insanların akıl sağlıklarını kaybetmelerine neden olduklarına ve hatta insanları ölüme sürüklediklerine dair sayısız örneklerle doludur Ufoloji denen bilgi sahası. Beni bu kitapla ilgili çok şaşırtan şeylerden biri, kaçırılma fenomeni gibi pek çok şiddetli KH müdahalesi içerdiğini ufoloji alanındaki çok sayıda kayıttan çok iyi bildiğimiz bir fenomenin "sahiplenilmesi" ve iyi bir haltmış gibi sunulma cüretinin gösterilmesidir. Yahu insan "iyi griler de var" gibi bir propaganda yaparken hiç değilse "kaçırmaları yapanlar bizim grup değil" diye bir yalan uydurur hiç değilse... Bunlar açık açık kaçırılmaları savunuyorlar! Cürete bak! Hem her türlü travmatik taciz ve tecavüzde bulunup bir de utanmadan "bu sizin zararınıza değil! Bunu siz istediniz! Bunun adı evrensel kardeşlik ve işbirliği. Bunu sevgiyle kabul edin! Biz sevemesek de siz sevin!" gibi laflar ediyorlar veya kuklalarına ettiriyorlar...


Alıntı YapEklenti:
Sayfa 56

Öyleyse, sadece bedenlerinizde doğru kimyasal maddeler olmadığı için sevgiyi hissedemediğiniz görüşündesiniz?

Teori bu. Aynı zamanda, sizin davranışlarınızı kontrol etmek için değil, beyninizde çeşitli duygulara verdiğiniz tepkileri salgılayan nörokimyasal maddeleri emmek için insanlara organik parçacıklar yerleştirmemizin nedeni de budur.
Neymiş? Vücutlarında "doğru kimyasal maddeler" olmadığı için "sevgiyi" hissedemiyorlarmış!! Düşünün bizler 3. yoğunluk varlığız, bu Gri arkadaşlar 4. yoğunluk varlıkları. İster kendine yönelik olsun, ister başkalarına yönelik olsun ancak "sevgi" derslerinin alınması yoluyla mezun olunabilen "4. yoğunlukta" bulunan bu varlıklar, güya "sevgiyi" bulabilmek için 3. yoğunluk varlıklarının vücutlarındaki "kimyasal maddelerle" uğraşıyorlar!

Kitapta ha bire insanlığın kendi geçmişlerinde yaptıkları bir hatayı yapmaması için bir çaba gösterdiklerini söyleyip duruyorlar. Bize iyilik yapmaya çalışıyorlar yani. Ama sevgiyi bilmeyen ve güya o sevgiyi bizim vücudumuzdaki kimyasal maddelerde arayan bunlar aynı zamanda...

Ve sevgiye bir kimyasal muamelesi yapan bu zihniyetin, bu bilgileri okuyan insanlarda sevgiyi hep dışarıda, örneğin uyuşturucuda arama eğilimini destekleyeceğini görebiliyorsunuz sanırım.


Alıntı YapEklenti:
Sayfa 58

Klonlama işlemine başladığımız zaman geçmişimizden tamamen uzak durduk. Bu nedenle, o zamandan evvel nasıl olduğumuza dair hiçbir kanıt bulunmamakta. Örneğin, hala duyguları hissedebiliyor olduğumuz zamanlardaki ilk kimyasal yapılanmamızı bilmemizin hiçbir yolu yok. Vaktiyle ne olduğumuzu bulabilmemiz için o halimize en yakin olan sizlersiniz.
4. yoğunluk Zeta kardeşler burada geçmişlerini hatırlayamadıklarından bahsediyorlar. Duygularını hissedebildikleri zamanki kimyasal yapılanmalarını bilmelerinin hiçbir yolu yokmuş! Halbuki aynı Zetalar, aşağıda alıntıladığım gibi "zaman yolculuğu" yapabildiklerini, zaman ve mekan gibi sınırlamalara muhatap olmadıklarını beyan ediyorlar.


Alıntı Yap62. sayfadan bir örnek:
Eklenti:
İnsanlar mantığımızı, rasyonel zihinleri sebebiyle, kabul etmeyebilirler. Ne var ki bizler, zamanda yolculuk etme yeteneğine sahip olduğumuz için olasılıkların farkındayızdır.
Bakın burada Zetalar, yani Griler, zamanda yolculuk yapabildiklerini söylüyorlar. Zamanla ve mekanla ilgili sınırlamaları aştıklarını söyledikleri alıntıyı paylaşacağım birazdan ama önce, kitapta binlercesi sergilenen beyin bulandırma teşebbüslerinin bir örneğine daha işaret etmek istiyorum. "İnsanlar rasyonel zihinleri nedeniyle bizim mantığımızı kabul etmeyebilirler" gibi bir laf ediliyor. Halbuki bu varlıklar kitap boyunca insanlara yönelmelerinin nedeninin, kendilerinde bulunmayan "zengin duygusallık" olduğunu ima ediyorlar. Yani duyguları yeniden keşfetmek için insanlığa yöneldik diyorlar güya.

Alıntı YapEklenti:
Sayfa 70:
Evet. Sizin realitenize ve zaman sürekliliğinize girebilmek için şalterin çevrilmesinden başka bir şey gerektirmeyen boyutlararası uzaydayız. Bizler zamanla ve uzayla sınırlı değiliz.
İşte, buyrun. Az önce kendi hikayelerini hatırlayamamaktan şikayet eden Griler şimdi utanmadan zaman-mekan sınırlılıklarını aştıklarını yineliyorlar.

Bir başka örneğe gözatalım:

Alıntı YapEklenti:
Ben bu durumu, onu kesinlikle bir anlaşma ya da bir müsaade olarak görmeyen insanlar için anlaşılır kılmaya çalışıyorum.

Onların fikirlerini değiştirebilmenin hiçbir yolu yok. Anlaşmanın bu yönü de, gezegeninizde atmakta olduğunuz evrimsel adımın bir parçasıdır. İnsanlar realitelerinde yaşanan herhangi bir şey için izin vermiş olduklarını reddetmeye devam ettiklerinde, bu onların evrimlerini duraksatır.

Tamam. Bu insanlar anlaşmanın bu safhasında değiller, anlıyorum. Bense, çalışmalarınızda yer alan ve "Hayır Bunu yapmayın" diyen birçok kişinin olduğunu kastediyorum.

Bir kısmı böyle dedi. Bütün'le bağlantıda olan daha büyük bir kısmı ise evet dedi.

Bu kulağa nasıl geliyor? Siz, işte bu kısımla iletişim kurduğunuzda olay nasıl görünüyor?

Bu bir müsaadedir. Bu bize verilmiş bir armağan gibidir.

...

Biz anlaşmayı, aynı zamanda niyetin bir göstergesi olarak görürüz. O bir karardır.

Egonun kararı. Egoyu, varlığınızın diğer bölümlerinden ayırıyorsunuz.
Neymiş, Zetaların tecavüzlerine "hayır" diyenler "bütünle bağlantıda" değillermiş. O bütünün nasıl bir bütün olduğunu varın düşünün. Evrimde takılıp kalmamak için onların işkencelerini sevgiyle kabul etmeliymişiz. Güya çok sayıda insan bunların faşizmini kabul ettiği için, insanlığın geri kalanının ne düşündüğünün bir önemi yokmuş.

Üstelik bu edepsizler güya kendi gruplarından dünyaya insan olarak enkarne olan çok sayıda Zeta'yla "iş yaptıklarını" söylüyorlardı. Ondan sonra lafı yine evirip çevirip tüm dünya insanlığıyla anlaşma yaptıklarına getiriyorlar. Onlarla anlaşma yapmak istememek ego göstergesiymiş! Sonu gelmeyen yalanlar, aşağılamalar, gerizekalı muameleleri...

E
Alıntı Yapklenti:
Sayfa 65
... bizim sizlerle olan ilişkimiz eşit bir ilişkidir, ve öğrenilmesi gereken ders budur.
Sen insanları kaçır, felç et, deney hayvanı gibi üzerinde türlü türlü işler, işkenceler yap, çiftleştir, doğurttur, travmalara sok, ondan sonra da eşitlikten bahset...

Sonu gelmez çelişkili beyanların bir diğer örneği:

Alıntı YapEklenti:
...sizin ve bizim realitelerimiz arasinda hiçbir farklılık yoktur. ... Realitelerimiz arasında hiçbir farklılık yoktur. Tek farklılık algılamadadır.
Güya yine eşitliğe vurgu yapan bu beyandan sonra bakın Gri kardeşler bu sefer nasıl bir laf ediyor:

Alıntı YapEklenti:
Bazı temaslarımızdaki insanlar şuurlu haldedir, olan bitenin farkındadır ve bunun için gönüllü olmuşlardır. Ancak biz, sizinle şuurluluk düzeyinde iletişim kuramayız. Şöyle açıklayalım: Bu durum, sadece köpeklerin duyabileceği bir ıslığınızın olmasına benzer. Realitelerimiz o kadar farklıdır ki, "ıslığı çaldığımız" zaman uyanık zihinleriniz bizleri duyamaz. Bu yüzden bizi genellikle farklı bilinç hallerindeyken duyabilirsiniz. Yine de, beyin dalgalarınız yükselip alçalmaya başladığı bazı zamanlarda bizi uyanıkken az da olsa algılarsınız.
Düşünebiliyor musunuz? Az önce iki taraf arasındaki ilişkinin eşitlikçi oluşundan, realitelerinin tamamen aynı olduğundan bahsedenler, şimdi "Kendileri ile İnsanlar" arasındaki farkın, "İnsanlar ile Köpekler" arasında fark kadar büyük olduğunu beyan ediyorlar. Gerçekten bu sonu gelmeyen afallatıcı çelişkili beyanlar, beyin düdüklemeler katlanılabilirlik sınırlarını zorluyor bence.

Alıntı YapEklenti:
Sadece bizim türümüzden olan ruhlardan bahsettin. Aynı işlem başka ırklardaki ruhlarla da yapılıyor mu?
Evet. Başka medeniyetlerde (Dünya da dahil olmak üzere hayal edebileceğiniz her yerde) bizlerle anlaşma yapmış ruhlar vardır. Onlar, enerji düzeylerine göre kayıtlarını yapabilmemiz için, enkarne olmadan önce bizimle temas kurmayı seçmiştir.
Kitabın başlarında dünya insanlığının Zetaların "gelecek için tek ümidi" olduğundan bahsediliyordu. Zetalar aradıkları şeyi dünya insanlığında bulmuşlardı. Meğerse galaktik düzeyde "boynuzlanıyormuşuz"...

Kitabın henüz çeyreğinde olmama rağmen ve bu mesajımda paylaşmak üzere birkaç vurucu örnek daha not almış olmama rağmen, kitapta anlatılanların insanı aşağılayıcılık düzeyi, yalanların, çelişkilerin, insanlara aptal muamelesi yapmanın ucu-bucağı görünmediği için, bu işkenceye neden katlandığımı sorgulamaya başladım ve sizden görüş, soru, eleştiri gelmedikçe daha fazla bu saçmalık üzerinde durmak istemiyorum.



ALINTI SONU

fidelista

#21
Yaratılışın üzerinde döndüğü temel eksen Bh ve Kh yönelimdir (RA) ,özgür iradeye saygı duymayan amacı köleleştirmek olan ırkları iyi göstermek yanlıştır.KH ve BH ayırımını yapmadan uzaylı ırkları anlatmak spritüel açıdan en etemel eksiktir,Haktan Bey i çok izledim bunlardan bahsettiğini hiç görmedim,Farah Hanım ise bu konuyu çok vurguluyor.Haktan Beyi güvenilir bulmuyorum.Hiç ilgisi olmayanlara ufo ve dünya dışı yaşamı anlatmaktan öte bir derinliği yok,sadece dünyadışılar var anlamında bir mesaj çok eksik hatta yanıltııcı.

bozadi

#22
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Yaratılışın üzerinde döndüğü temel eksen Bh ve Kh yönelimdir (RA) ,özgür iradeye saygı duymayan amacı köleleştirmek olan ırkları iyi göstermek yanlıştır.KH ve BH ayırımını yapmadan uzaylı ırkları anlatmak spritüel açıdan en etemel eksiktir,Haktan Bey i çok izledim bunlardan bahsettiğini hiç görmedim,Farah Hanım ise bu konuyu çok vurguluyor.Haktan Beyi güvenilir bulmuyorum.Hiç ilgisi olmayanlara ufo ve dünya dışı yaşamı anlatmaktan öte bir derinliği yok,sadece dünyadışılar var anlamında bir mesaj çok eksik hatta yanıltııcı.
Kesinlikle katılıyorum ve artırıyorum: Akdoğan ve Kolbaşı gibi Gri (dolayısıyla Kertiş) güzellemecileri, bilinçli veya yarı-bilinçli bir şekilde, insanlığı dünyadışı negatif varlık gruplarına "peşkeş çekmeye" çalışıyorlar.

bozadi

#23
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Ben "Akdoğan ve saz arkadaşları" diye eleştiri yaparken, bu saz arkadaşlarından başlıcası olarak algıladığım, programlarda Akdoğan'la birlikte epeyce boy gösterdiğini gözlemlediğim Erhan Kolbaşı'nın meğerse son bir-iki yıldır Akdoğan'la arasının açıldığına dair bazı gelişmelerin yeni farkına varıyorum. 2018'de çatırdamalar olmuş, 2019'da iyice ayyuka çıkmış ve yanlış anlamıyorsam o zamandan beri şiddetlenerek devam ediyor zıtlaşma. Zıtlaşma derken, ikisi de hala benim ufolojik eleştiri radarımın değişmez konusu olan "insanları kaçıran, türlü türlü travmaya sokan uzaylıların" aslında "iyi niyetli" oldukları yalanı konusunda aynı durumda, değişen birşey yok.

Anlaşmazlığın spesifik içeriğinden çok emin değilim ama algılayabildiğim kadarıyla Kolbaşı dünyada homo sapiens türünü fiziksel (bedensel) olarak tamamen sona erdirecek kıyamet koşulları meydana geleceğini, "kıyamet" sonrası oluşacak yeni frekans ortamında yeni bir insan türünün / bedeninin oluşacağını iddia ediyormuş. Bir de, o yeni ve yüksek dünyada / yeni bedenlerde bulunmayı hak edenlerin uzay gemilerine alınacağı şeklinde bir takım beyanlara rastlıyorum ama doğru anladığımdan emin değilim. Dünyada kıyamet koparken, o yeni dünyada olmayı hak edenlere o bedenler o uzay gemilerinde mi verilecek diyor acaba? Bundan emin değilim. Hem kıyametin yıkıcı etkilerinden koruma, hem de belki eğitim ve yeni bedenlerin dağıtımının o gemilerde yapılacağını kastediyor belki de. Konuyla ilgili kitaplar yayınlamış son yıllarda. Okuyan varsa, Kolbaşı'nun görüşünün tam olarak ne olduğunu bilen varsa, anlatırsa sevinirim. Olmazsa videolar başta olmak üzere web kaynaklarından bilgimi mümkün olduğunca artırmaya çalışacağım, gerekirse Kolbaşı'nın kitaplarından bir-ikisini alıp okuyabilirim de. Sonuç olarak Akdoğan bir şekilde bu konularda Kolbaşı'nın görüşlerine katılmıyormuş, hatta ciddi bir fikirsel çatışma olmuş ve sonunda Kolbaşı ekipten ayrılmış, bağımsız hareket etmeye başlamış gibi görünüyor.

Akdoğan'ın 2018-2019 yıllarında yayınladığı bazı videolarda Kolbaşı'na yaptığı eleştirilerde geçen konulardan biri, Kolbaşı'nın şüpheli bir regresyoncuyla çalışarak, söz konusu uzaylılarla temas kuran çeşitli şahıslara yapılan hipnotik regresyon çalışmalarında, bu şahıslara fazlasıyla "yönlendirme" yapıldığı, yani Kolbaşı'nın görüşü neyse, ona uygun beyanlarda bulunmalarının sağlanmaya çalışıldığı şeklinde.

Bu arkadaşların çatışma sebebini iyice anlamaya çalışacağım ama sonuçta bence ikisi de tartıştıkları / çatıştıkları konudan çok daha önemli, çok daha öncelikli, çok daha ciddi bir konuda insanları yanıltmaya, zihinleri bulandırmaya devam ettikleri için, tartıştıkları konunun çok önemli birşey olduğunu düşünmüyorum. Ufolojik olarak ikisi de epeyce batağın içinde bana göre. Kolbaşı belki bu "kaçıranların" iyi/kötü niyeti konusunda Akdoğan'dan başka birşey söylüyordur diye ümit ederek birkaç videosuna baktım ama bir fark göremedim. Bize yapılan ve işkence gibi görünen şeylere biz aslında özgür irademizle izin veriyormuşuz da... Ama bu özgür irade bu dünyada bildiğimiz özgür iradeden farklıymış da, hatırlamıyomuşuz da, insanlığı tüm o travmalara uğratanlar aslında çok iyi niyetlilermiş de... Bunların aşağılık yalanlarıyla mücadele şart. Yalnız, kendi yaklaşım şeklimle karşılaştırdığımda, bu tür şahısların tavrının olumlu / faydalı bazı etkiler yapma olasılığının daha fazla olduğu bir durum görüyorum ki (veya umuyorum), o da belki insanların uzaylılarla ilgili yaratılan bu sahte "olumluluk" havasının etkisiyle deneyimlerini paylaşma konusunda korkularını, çekincelerini daha kolay aşmaları olabilir. Veya, söz konusu karanlık işleri yürüten kötü dünyadışı varlıklar realitesini ele alırken, olası aşırı bir korku tepkisi meydana gelmesinin önlenmesine bir katkıda bulunuyor olabilir mi acaba o "pozitif yalanlar", diye düşünüyorum bazen. Öyle olsun veya olmasın, bence söz konusu şahıslar bu konuda içinde bulundukları yanlışın farkına varıp bunu da açıkça ifade etmedikleri sürece, çok sayıda insanı tıpkı kendilerini kandırdıkları gibi kandırıp, yaşanan acılar/travmalar karşısında insanların belki en azından bir kısmının benliklerinden yükselecek pozitif tepkiyle, büyük uyanış sıçramaları meydana gelmesini geciktiriyorlar / engelliyorlar ve işte bu bakımından bataklıktalar bence. Sonuçta olması gereken neyse o oldu, oluyor ve olacak. Dolayısıyla çok endişelenmeye gerek yok. Ben burada bu bağlamda çok kızdığım bu iki şahsın da, içinde bulundukları aldatıcı hipnozun etkisinden eninde sonunda çıkabileceklerini düşünüyorum ve bunu ümit ediyorum. Tabi ki bu onların kendi özgür iradesi ama ben de özellikle Ra, Ple ve K bilgileri başta olmak üzere, konuyla ilgili algı ve sezgilerimizi doğruladığını gözlemlediğimiz kaynaklardan aldığım ilhamla, yanlış/yanıltıcı olduğunu düşündüğüm şeyin doğrusuna dair görüş ve eleştirilerimi paylaşmaya gayret edeceğim.

Bu konuda şu an için son olarak şunu vurgulamak istiyorum: Ya arkadaş, siz bu Reptilyan robotu Grileri tanımadan, etmeden onların insanlar üzerinde yürüttükleri resmen şeytani düzeyde travmatik özellikleri olan faaliyetlere nasıl kefil olursunuz?! Bu neyin acelesi, neyin ezikliği, neyin arsızlığı? Öyle alelacele körlemesine bir kefalet duygusuyla hareket ediyorlar ki, sanırsınız düzenli olarak Grilerle aynı masada oturup ahlak ve felsefe konuşuyorlar, onların iyiliğini, doğruluğunu, güzelliğini bütün çıplak gerçekliğiyle görmüşler, karşılıklı bu duyguları paylaşmışlar! Konuyla ilgili inanç ve görüşlerini dayandırdıkları kitaplardan (zeta kanallaması!) birinin içinde anlatılanların gerizekalılığını, aşağılık yalanları, dipsiz çelişkileri, utanmadan kitap diye, kaynak diye yayınladıkları pislikleri elden geldiğince ifşa etmiştim, ama anlatılanların yalan ve rezalet düzeyi nedeniyle resmen ruhumun midesi bulandığı için, konuyla ilgili başka soru, öneri, eleştiri gelmedikçe daha fazla ele almaya bile katlanamamıştım:

"İçimizden Ziyaretçiler" adlı kitap (!) veya ufolojik yalan/yılan çukuru hakkındaki tartışmayı yaptığımız başlık:

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php/topic,1523.0.html

İşte bunların kefil oldukları bu aşağılık varlıklar. Tamamen rezillik, tamamen yalan, dolan, üçkağıt, tamamen aldatma ve vurgun. Spiritüel olarak kuzu kılığına bürünmeye çalışan "uzaylı kurtların" insanların bilinçlerine sızma ve avlama girişimi ve dünyada onların bu aldatma ve avlama operasyonuna bilerek veya yarı-bilinçli bir şekilde "aracılık hizmeti" yapanlar...
Üstte alıntıladığım bu mesajda Erhan Kolbaşı'nın soyadını ilk defasında doğru yazdığım halde, sonrasında hep Kolbaşı yerine Koloğlu şeklinde yanlış yazdığımı fark ettim, onları az önce düzelttim.

Gaia

#24
Ben bu new age tarikatlarının bu tür ufoloji konularıyla ilgili olmalarının hem manipulasyon hemde ticari unsurlardan dolayı olduğu görüşündeyim. Çünkü bu tür konulara olan merak arttıkça manipulatör sayısında da artış oluyor paralel bir şekilde. Doğal olarak tv programlarına çıkıyorlar, sözleri ile ''taktir'' alıyorlar ve kitap yazıp satıyorlar. Güzel para kazanma tekniği doğrusu. Arayışta olan insanı manipule edip uykuda tutan bir programları var bu tür insanların. Tv'nin yaratılış amacı zaten uyuşturmak değil midir? Eğer oraya çıkıpta sürünün bir parçası haline gelmezsen seni bir daha kimse almaz programına. Çünkü her ne kadar birbirinden bağımsız kanallar olsada tvde, genel program aynıdır. Uyuşturmak.

Bildiğimiz gibi ticaret ile uğraşan insanlarında genelde satış yapmaları için belli ticari ortaklara ihtiyacı vardır. Ticarette eğer sen benzer kulvarlarda ürün sattığın insanlarla fikir ayrılıklarına daha doğrusu ticari kaygı ayrılıklarına düşersen, pastayı bölüşemezsen, bir çeşit kimin borusu daha iyi ötüyor savaşı çıkar. Kazananda diğerinin pastasını elde eder vs.

Bu ufoloji konusuna da nedense ben ticari kaygıları aşırı yüksek insanların girdiğini düşünüyorum. Bir güç savaşı var bu sektörde. Sektör diyorum çünkü bundan ciddi maddi gelir sağlayan insanlar var. Tek yaptıkları elde ettikleri bilgileri, subjektif bilgilerle doldurarak, sözde özgün içerik üreterek satış için reklam yapabilinirliği arttırmak. Bu insanların çalışma şekli benim gözlemlerime göre böyle ilerliyor. Yaptığım gözlemlerde hangi motivasyonun bu insanları bu yola sürüklediğini aramaya çalıştım. Karşıma çıkan şey elbette çağımızda gücün sembolü olan para kazanma ve bunu sürekli hale getirmek için müritler toplama gibi kavrayışlar çıktı.

Bu insanları takip eden kişilere bakarsanız genelde fanatik bir şekilde bu kişilere bağlı insanlar olduğunu görürsünüz. Bir şeye fanatiklik bazında bağlı olmak, onun için savaşmaya kadar gidiyor malesef... Eğer sen karşı argümanla karşılarına çıkıp gerçeği arama yolunda bir devinim sağlama ihtiyacındaysan ve buna bile çomak sokup, 'Benimki böyle, işine gelirse.' gibi tepkilerle karşılaşıyorsan, orada gerçeği bir tek sen arıyorsundur. Diğer tarafın böyle bir derdi falan yoktur.

Konuyu saptırdıysam özür dilerim ama bu tür insanları ciddiye almak bile bence çok gereksiz.

bozadi

#25
Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Gaia

Konuyu saptırdıysam özür dilerim ama bu tür insanları ciddiye almak bile bence çok gereksiz.

Konuyu saptırdığını sanmıyorum Gaia ve haklı da olabilirsin. Yani, gördüğümüz, duyduğumuz, dikkatimizi çeken şeyler için olumlu-olumsuz eleştirimizi yine yaparız ama farkına varmadan lüzumundan çok fazla odaklanma riski de olabilir gerçekten.

fidelista

#26
Izlemediyseniz 4. tür filmini mutlaka izleyin olayın ne kadar dehşet verici olduğunu göreceksiniz,film kurgu değil gerçek olayları anlatıyor.

bozadi

#27
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Izlemediyseniz 4. tür filmini mutlaka izleyin olayın ne kadar dehşet verici olduğunu göreceksiniz,film kurgu değil gerçek olayları anlatıyor.
Diğer başlıkta belirttiğin, Laura'nın atıfta bulunduğu "The Puppet Masters" (evrenin kuklacıları?) filmini de, bu "4. tür" filmini de izlemiştim ama ikisine dair de hiçbir şey hatırlamıyorum. Tekrar izlesem iyi olacak.

fidelista

#28
Bu akşam 4. Tûr filmini izledim özellikle tavsiye ederim,griler ve kaçırılma konusunu hafife alanlar özellikle izlesin.

bozadi

#29
4. Tür filmini az önce izledim. Daha önce de izlemiştim ama başından sonuna kadar mı izlemiştim, hatırlamıyorum.

Kaçırılmalar konusunda çok etkileyici geldi tabi ki film. Filmin içinde "gerçek görüntü" olarak sundukları şeyin ve anlatılanların ana hatlarıyla gerçek olduğuna inanma eğilimindeydim ama filmi izledikten sonra yaptığım kısa bir araştırmadan sonra öyle olmadığı sonucuna vardım. Film gerçek bir şahsın başından geçmiş gerçek bir olaylar dizisi değilmiş. İlla ki gerçek hikayelerden esinlenme vardır ama somut ve spesifik olarak değil. Bazı "sırıtan" hususlar vardı, benim dikkatimi çeken. "Uzaylıların" (Reptilyan veya Gri) "Sümerce" konuşması onlardan biriydi. Tamam, elbette bu Kertiş meselesinin Sümer medeniyetiyle yakından bağlantısı var ama Sümerce konuşacak kadar değil. Kaldı ki bu varlıklar "telepatiyle" iletişim kuruyorlar, bizim anladığımız şekilde "lisanla" değil.

Filmin içinde "gerçek görüntü" olarak sunulanlarla ilgili bariz bir çelişki ise, şerif psikoloğun evini basıp hesap sorarken kamera kayıtlarını istediğinde (sanırım o yatakta hipnoz altındayken aniden dikelip havalanıp uzaylıların mesajına tercümanlık eden adamın sahnesi), "görüntülerin bozulduğu" cevabı veriliyor. Ama filmde "gerçekmiş gibi" gösteriliyor o görüntüler, geçici elektromanyetik etki bozulması efektleriyle. Aynı şekilde, kadının kızının (aileyle birlikte) uzaylılarca kaçırılmasını evin dışından gören polisin arabasındaki kameranın yaptığı kaydın da "bozulduğu" söyleniyor ama biz filmde izliyoruz o görüntüyü.

En bariz çelişkilerden biri kaçırılma denen vakanın sanki her zaman veya çoğu zaman "fiziksel beden" kaçırılması şeklinde olduğu mesajıydı. Kaçırılmaların tamamına yakını astral bedenin (3. yoğunluktaki ruh uzantısının) kaçırılması şeklinde oluyor.

Aklıma gelen bir diğer sorun, kaçırılmaları araştırmayla ilişkilendirilen aşırı şiddet / cinnet hali. Bunlar ancak istisnai düzeyde olabilecek şeyler. Yani kaçırıldığını hatırlayınca kendisini ve ailesini öldürmeler falan... Sırf film ilgi çeksin diye, abartılı ve izleyenleri yanlış yönlendirici bir tavır olmuş. Evet, kaçırılmanın kendisi bazı bakımlardan "kan dondurucu" etkiler bırakabilir hafızada ve genel olarak bilinçte / bilinçaltında ama insanın veya tüm insanların, uzaylılar elinde adeta mutlak ölçüde aciz bir kurban niteliğinde çizilmesi, yanlış ve yanıltıcı bir yaklaşım. Özellikle pozitif eğilimi, pozitif iradesi yeterince güçlü olan insanlar üzerinde bu tür müdahalelerin bıraktığı etkiler (her ne kadar bazen güçlü bir travma etkisi olabilse de) daha geçici, daha zayıf oluyor diye algılıyor, inanıyorum. Belki kaçırılmaları engelleyemeyecek olabiliriz ama kaçıranlar da her kaçırdıkları üzerinde %100 mutlak bir yaptırım, yönetim ve belirleme gücüne sahip değil.

Filmin kasıtlı veya kasıtsız bazı belirgin dezenformatif yönleri olmasına rağmen, etkileyici buldum.