Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

İran Devrim Muhafızlarına intihar saldırısı: En az 20 ölü (13.02.2019)

Başlatan bozadi, 14 Şubat 2019, 00:15:27

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

13 Şubat 2019

İran Devrim Muhafızlarına intihar saldırısı: En az 20 ölü, 20 yaralı


İran Devrim Muhafızlarına yönelik intihar saldırısında en az 20 kişinin öldüğünü ve 20 kişinin yaralandığı bildirdi.




AP'nin İran haber ajansı İRNA'ya dayandırdığı bilgiye göre, saldırı İran Devrim Muhafızlarının otobüsüne düzenlendi.

Sistan-Beluçistan eyaletinin Zahidan ile Haş yolu üzerinde gerçekleştirilen saldırıda en az 20 kişinin öldü, 20 kişi de yaralandı.

Henüz saldırıyı üstlenen olmadı. 

Kaynak: Sputnik



bozadi

ABD-İsrail-Suudi üçlüsü son dönemde İran konusunda "ilerleme" kaydetmek için çabalarını yoğunlaştırıyorlar. İsrail-Suudi ikilisi özellikle çok hırslı ve aceleci bu konuda. Ortadoğu çok büyük olaylara gebe kesinlikle.

Daha önce de ifade etmeye çalıştığım gibi, İran istese İsrail'i (İsrail devletini) çoktan ortadan kaldırırdı bence. Bunu hemen yapmamak için önemli bazı sebepleri vardı çünkü ABD-İsrail'in İslam coğrafyasındaki "başarısının" sebebi İslam dünyasının kendi içsel çürüklükleri ve özellikle Sünni-Şii çatışması nifakıydı, ki ABD, İsrail ve Suudi Arabistan bu nifakı derinleştirmek için ellerinden ne gelirse yaptılar ve önemli başarılar elde ettiler. Yine de bu sorunun baş müsebbibinin onlar olduğu söylenemez.

İslam dünyası kendi içindeki bu büyük meselese konusunda güçlü bir çözüm iradesi geliştirmedikçe, İran'ın bölgede tek başına çok büyük ve vurucu/bitirici bir operasyon yapması meseleyi çözmüş olmayacaktı. İran'ın İsrail belasını bitirmesi İslam dünyasının geneli için hiçbir ciddi çözüm sağlamayabileceği gibi, İslam ülkelerinin kendi içindeki egosal üstünlük çatışmalarını tırmandırması da gayet mümkün ve muhtemel olurdu. İşte İran bunca zamandır bunun için sabrediyor ve çaba gösteriyor. ABD şımarığı İsrail devletine yönelik bitirici bir darbe vurulması işini, o darbenin sonrasında oluşacak ortamı da düşünerek, İslam dünyası içinde eskisinden daha berbat bir kaos çıkmayacak şekilde, az-çok güvenilir bir birlik, bir düzen, bir denge sağlanacak şekilde vurmak gerektiğini biliyor, yoksa kendi kafasına göre öyle birşeye girişmesi kendisi için de olumlu sonuçlar doğurmayacak muhtemelen. Örneğin İslam dünyası ve diğer bazı önemli bölgesel ve global güçlerle dayanışma ve ortak hareket olmazsa, öyle bir vuruştan sonra ABD ve müttefikleri ve elbette özellikle Suudi Arabistan, İran'a karşı çok ağır bir saldırıya geçebilir ve diğer güçler bunu engelleyemeyebilir çünkü topyekün bir hesaplaşmaya öyle aceleyle girişilse, o "büyük kapışma" gerçekten tüm dünya insanlığının sonunu getirebilecek yıkıcı koşullar meydana getirebilir.

İşte bu nedenle İran, İsrail meselesinde "bitirici müdahale" kartını kullanma konusunda çok sabırlı olageldi. Peki bu sabrı gösterdiğine değdi mi, değiyor mu? Evet, kesinlikle değdi, değiyor. Düne kadar ABD'nin, İsrail'in ve Suudi Arabistan'ın açık veya örtülü "kuklası" durumundaki devletimiz ve ordumuz, çok şükür özellikle Suriye Savaşının sonucunun az-çok şekillendiği son birkaç yılda, Erdoğan iktidarı sayesinde ABD ekseninden uzaklaşma konusunda önemli adımlar attı, ne kadar sevinsek azdır. Üstelik Erdoğan AKP'sinin bu tavrı Katar'ı da etkiledi, etkiliyor. Bir dinamo etkisi yapabilir bu durum. Rusya, Çin ve bunların çeşitli müttefikleri de son dönemde şahitlik etmekte olduğumuz gibi dünyadaki ABD-İsrail zulmüne karşı güçlerini birleştirme konusunda önemli adımlar atıyorlar, ki Erdoğan AKP'sinin göstermekte olduğu devrimsel tavra cesaret veren faktörlerden biri de budur tabi ki. İran'ın sabrı bugünler içindi ve daha da devrimsel pozitif gelişmeler göreceğiz inşallah.

İslam dünyası kendi içindeki bölünmüşlük ve iç çatışma sorununu aşmadıkça, o sorundan nemalanan egemen sömürücü güçlere karşı güçlü bir harekata kalkışmasının da anlamı olmaz, çünkü herhangi bir ciddi müdahaleden sonra eskisinden bile berbat bir kaos ve yıkım meydana gelebilir. Çok şükür artık İslam dünyasının hem kendi içinde hem de diğer dünya ülkelerinin pek çoğu arasında, global şeytanlara karşı önemli bir direniş ve dayanışma ruhu geliştiriliyor.

Dünyanın durumunun, berbatlıkların asıl sorumlusu ABD veya İsrail veya İlüminati değil, insanların çoğunluğu! İlüminati'nin yarattığı şiddetli sömürü durumu, İlüminati olmasa da insanlığın eninde sonunda bir şekilde kendini içine sokacağı bir durumdu. İlüminati eninde sonunda zaten olacak olan şeyi hızlandırmış oldu aslında ve hatta belki de çok daha kötü bir sonu bile önlemiş olabilir. İnsanlık kendi kendine vermekte olduğu zararın ve yok oluşa sürüklenişinin farkına bile varamayabilirdi. İlüminati virüsü/hastalığı, yarattığı şiddetli acılarla insanlığın haline bir anlamda "uyarıcı" bir şekilde ayna tutmuş oldu, yüzleşmeye zorlamış oldu, oluyor.

fidelista

Aynen ,İlluminatiyi ayakta tutan içlerindeki illumanati yani bencillikleri,aç gözlülükleri hırsları.......ve bu açıklık kurban durumuna düşürüyor.