Maduro'dan halka seferberlik çağrısı, Erdoğan\'dan destek (23.01.2019)

Başlatan bozadi, 24 Ocak 2019, 15:50:19

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

23 Ocak 2019
ABD ile diplomatik ilişkileri sonlandırdığını duyuran Maduro
 halka seferberlik çağrısı yaptı


Venezuela lideri Maduro, ülkesinin ABD ile diplomatik ve politik ilişkilerini sonlandırdığını açıkladı.
Maduro, ülkedeki darbe tehlikesi karşısında uyanık ve seferber olmaya çağırdı.




Başkent Caracas'ta halka seslenen Maduro, ABD ile diplomatik ilişkileri bitirme kararı verdiklerini açıkladı ve Venezüella'daki ABD'li diplomatlara ülkeyi terk etmeleri için 72 saat verdiğini duyurdu.

ABD Başkanı Trump, dün gece yaptığı açıklamada, "Bugün resmi olarak Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'yu Venezuela'nın geçici devlet başkanı olarak tanıyorum. Venezuela halkı tarafından seçilen tek meşru yönetim aracı olan Ulusal Meclis, Nicolas Maduro hükümetinin ise meşru olmadığını ilan etmek üzere Anayasayı harekete geçirdi ve dolayısıyla artık devlet başkanlığı koltuğu boş durumdadır" ifadelerini kullanmıştı.

ABD'nin siyasi ve ekonomik gücünü Venezuela'da demokrasinin restorasyonu için kullanmaya devam edeceğini ifade eden Trump, Batı ülkelerinin liderlerine de Guaido'yu tanımaları çağrısında bulunmuştu.

TÜRKİYE'YE SELAM GÖNDERDİ

Başkanlık Sarayı önünde toplanan Venezuela halkına hitaben konuşma yapan Maduro, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kendisini arayıp destek mesajı ilettiğini söyledi ve Türkiye'ye de selam gönderdi.

Konuşmasında Maduro ayrıca, Venezüella ordusundan birliği ve disiplini sürdürmesini isteyerek, orduya 'bağlılık, sadakat ve birlik' göstermeleri çağrısında bulundu.



Ülkede devam eden bir darbe tehlikesi olduğunu daha önceki konuşmalarında sıkça tekrarlayan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, halkından dikkatli olmasını istedi.

Maduro, "Cesur ve savaşçı Venezuela halkını, bir yandan işlerine ve eğitimlerine devam ederken diğer yandan vatanın istikrarını müdafaa etmek için sokakta kalmaya ve seferber olmaya çağırıyorum. Ne darbecilik, ne dış müdahalecilik, Venezuela barış istiyor" ifadelerini kullandı.

ORDU MADURO'NUN YANINDA

Venezüella Savunma Bakanı Vladimir Padrino, Venezüella milli ordusunun ülkenin anayasasını ve milli egemenliğini savunacağını belirterek, 'dayatılan bir Devlet Başkanını' kabul etmeyeceklerini açıkladı.

ERDOĞAN: DİK DUR!

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Cumhurbaşkanımız, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu arayarak Türkiye'nin desteğini ifade etti ve 'Maduro kardeşim! Dik dur, yanındayız' dedi. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın liderliğinde bütün darbe girişimlerine karşı ilkeli duruşunu koruyacaktır" mesajı paylaştı.

İLK MESAJ PERİNÇEK'TEN: TÜRKİYE SENİNLE MADURO

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Türkiye'den Maduro'ya desteğini açıklayan ilk lider oldu. Perinçek, gece yayınladığı mesajda şu ifadeleri kullandı:

"Trump Venezuela kararıyla kendisini yasa dışı ilan etmiştir. Hiçbir devletin başka bir devletin yönetimini tayin yetkisi yoktur. ABD emperyalizmi dünyanın her köşesinde yenilmektedir. Venezuela'da da tezgahladığı darbeler ve suikastlar başarısız olmuştur. Venezuela halkı devrimci önder Nicolas Maduro'nun etrafında kenetlenerek Trump'a gereken cevabı verecektir. Vatan Partisi olarak Venezuela devleti, milleti ve devrimci önder Maduro ile birlikteyiz. ABD tertibi kesinlikle bozguna uğrayacaktır. Ankara'dan Venezuela halkına selam. Türkiye seninle Maduro!"

Kaynak: Aydınlık


bozadi

AKP hükümeti nezdinde ülkemizin/devletimizin ABD karşıtı (daha doğrusu Amerikan faşizmi karşıtı) ittifaka desteğini sürdürmesi ve artırması bence sevindirici, ümit verici bir gelişme.

Düşünün, antiemperyalizm kahramanı Atatürk'ün partisi olduğunu haykıran ve hatta kendini "ortanın solu" olarak gören CHP, Amerikan emperyalist faşizminin kıskacında mücadele eden ve üstelik samimiyetle Atatürk'e büyük saygı-sempati duyan Bolivarcı sosyalist bir ülkeyi/yönetimini desteklemek yerine köstekliyor. Örneğin geçen yıl Maduro'ya yapılan suikast girişimi ile ilgili olarak, CHP'den büyük bir isabetle kovulan ajan-provokatör parti sözcüsü Öztürk Yılmaz, Maduro'yu savunacak yere karalamayı seçmişti.

CHP'nin, hakeza İyi Parti'nin, ABD-İsrail emperyal çıkarlarının silahlı gücü olarak faaliyet gösteren NATO adlı faşist kuruluşa olan üyeliğimizi, köleliğimizi, metresliğimizi savunan bir politika gütmesi başlı başına bir skandal. Cumhuriyet tarihindeki pek çok toplumsal fitne, kaos ve katliam olaylarının arkasında ülkemizdeki ve dünya genelindeki NATO üslerinin doğrudan ve dolaylı parmağı vardır. PKK fitnesi de bunlar arasındadır. CHP bunları çok iyi bildiği halde ve kendini Atatürk gibi birinin mirasının resmi mercii olarak ilan ettiği halde, nedense Amerikan faşizminin özellikle Türkiye'deki şeytani faaliyetlerini var gücüyle eleştirecek yerde, NATO'dan acilen ayrılmamızı savunacağı yerde, NATO'ya üyeliğimizin faziletlerini anlatıp duruyor. Atatürk'e yapılan düpedüz bir ihanettir bu. NATO'ya girişimiz Menderes politikası gibi görünüyor ama CHP-TSK ikilisi bu ahlaksız ilişkiyi eleştirmek yerine var gücüyle destekledi ve hatta yüceltti durdu.

Yine geçenlerde bir CHP sözcüsü çıktı S400 füzesi almaktan vazgeçip ABD'nin vermemek için bizi aylardır, yıllardır süründürüp aşağılamasına vesile olan ve üstelik teknik olarak S400'lerin yerini tutmayan, dahası kontrolü de tam olarak bizde olmayacak patriot füzelerinin tercih edilmesi gerektiğini buyurdu. Hakikaten burada durup "Bu Cumhuriyet Halk Partisi hangi Atatürk'ün, hangi cumhuriyetin, hangi halkın partisi?" diye bir hesap-kitap yapmak gerekiyor.

CHP başta olmak üzere tüm muhalefet partilerinin AKP'nin eksik, yanlış ve kötü politikalarını protesto etmesini, baskı yapmasını çok doğal ve gerekli görüyorum, muhalefet olmazsa olmazdır ama bence bu devletin ve ordunun idaresi kesinlikle CHP'nin eline geçmemeli bu haliyle.

Kurtuluş Savaşı zamanlarında bugünlerle karşılaştırılması imkansız derecede berbat koşullara maruz kaldı bu millet. Ve tıpkı o günlerde olduğu gibi, şimdi de global şeytani güçlere karşı önemli bir direniş ve karşı mücadele imkanı var ve bu sefer pek çok müttefikle birlikte, daha büyük ve etkili bir direniş ve mücadele gösterme imkanı var. Şu anda Erdoğan AKP'si bu süreci en iyi şekilde götürecek parti durumunda, çeşitli kötü yönlerine rağmen. CHP'ye, İyi Parti'ye, HDP'ye falan kalsa, iki günde Türkiye'yi yine ABD'nin, NATO'nun, İsrail'in emir-komuta hizasına getirirler. Global ABD faşizmine karşı işbirliklerini artırmakta olan Rusya, Çin, İran gibi ülkelerle yükselen ittifakımızı bozarlar hemen. Atatürk Türkiyesi için çok ama çok büyük bir fırsat kaybı ve şu anda tanıklık etmekte olduklarımızdan çok daha berbat trajedilere mahkumiyet anlamına gelir bu durum, Allah korusun.

bozadi

26 Ocak 2019

Yılmaz Özdil'in Maduro alerjisi yine depreşti!


Amerikan erperyalizminin darbe girişimine diren Venezuela lideri Maduro'ya Dünya'nın ilerici güçlerinden destek yağarken, Sözcü yazarı Yılmaz Özdil'den yine hakaretler geldi. Özdil 'Trump'ın kötü adam olması, Maduro'yu iyi adam yapmaz' dedi.




ABD'nin kıskacına büyük halk desteğiyle direnen Venezuela lideri Maduro'ya, Sözcü yazarı Yılmaz Özdil hakaret dolu bir yazıyla cephe aldı. Daha önce de benzer argümanlarla Maduro'yu "Diktatör" suçlamasıyla hedef alan Özdil'e Venezuela'dan "Siz kimin yanındasınız" yanıtı gelmişti.

Özdil, "Trump'ın kötü adam olması, Maduro'yu iyi adam yapar mı?" başlıklı yazısında özetle şu ifadeleri kullandı:

"Maduro'ya destek verenler Venezuela halkı, Maduro'ya karşı çıkanlar Venezuela halkı değil mi? "Şerefsiz Trump, dik dur eğilme Maduro" filan demek gayet kolay ve konforlu ama, biz hadiseyi gerçekten öğrenmek isteyenler için zor olanı tercih edelim...

Venezuela'yı bu hale getiren, Maduro zihniyetinin başarısız, beceriksiz, kafasız, cahil yönetimidir, gerçek budur.

Devletlerarası ilişkilerde esas olan, romantizm değil, çıkarlardır.

Trump'ın kötü adam olması, Maduro'yu iyi adam yapmaz. Yapsa yapsa, bizi yanlış adamların kavgasında taraf yapar."

ATAKLI'DAN 'OH OLSUN' YAZISI

Sözcü yazarı Can Ataklı da Maduro'ya karşı kuşanan isimlerden oldu. Ataklı şöyle yazdı:

(...) "Seçilmiş" Maduro halkın yüzde 46'sının katıldığı bir seçimde yüzde 67 oy aldı. Ülkesini ağır bir yoksulluğa mahkum edip kan ve gözyaşından başka bir icraatı olmayan Maduro'nun bir süre sonra yerinden olması şaşırtıcı olmamalıdır.

Dünyanın öbür ucunda bir diktatör, halkın sokağa dökülmesi sonucu devrilirken Türkiye'de "antiemperyalist başkan" tartışmaları bana çok komik geliyor."

SİZ HANGİ TARAFTASINIZ?

Venezuela Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Reyes, geçen yılın eylül ayında Nusret'te yemek yediği için Maduro'yu 'diktatör' ilan eden Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan ve İsmail Küçükka'ya yanıt vermişti. Bugünlerde 2 bin 500 TL'ye "Mustafa Kemal" kitabı sattığı için eleştirilerin hedefi olan Özdil'e 'Siz hangi taraftasınız?' diyen soran Reyes, Venezuela'nın ABD emperyalizmiyle mücadele ettiğini belirtmişti.

Reyes şu ifadeleri kullanmıştı:

"Sayın gazeteciler, Venezuela - Türkiye halkları ve hükümetleri dayanışma ve karşılıklı saygı çerçevesinde stratejik bir ortaklığı geliştirmek adına büyük mesafe kat etmiştir. Bu noktada şu ilginç detayı lütfen not edin: Venezuela ve Türkiye arasındaki ticaret hacmi son yılda beş katı artarak Türkiye'nin Latin Amerika coğrafyasında sahip olduğu en dinamik ilişki haline dönüşmüştür ve bizler bunu kalıcı hale getirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Venezuela, Türkiye'nin dostudur çünkü halklarımız tarafından demokratik yollarla göreve getirilen Recep Tayyip Erdoğan ve Nicolas Maduro Moros Hükümetleri arasında siyasi irade bulunmaktadır. İster beğenin ister beğenmeyin...

ABD SİZE SALDIRIYOR SİZ DE BİZE...

Halihazırda Donald Trump Hükümeti, Türk ekonomisine savaş açmış durumdadır ve Türk Lirası'nı yerle bir etmek için var gücüyle bastırıyor; ama sizler bunu dikkate almak yerine Türkiye'nin dostu olan bizlere saldırıyorsunuz...

Sayın Küçükkaya, Özdil ve Çölaşan, siz hangi taraftasınız?

Gerçi bu soruyu yanıtlamanıza gerek yok; eylemleriniz bunu açık seçik ele veriyor."


Kaynak: Aydınlık


bozadi

Yılmaz Özdil ve Emin Çölaşan gibi tiplerin Maduro'yu kötülemesini hiç şaşırtıcı bulmuyorum. Bu şahısların Atatürkçülüğü kullanarak toplumsal kutuplaşmayı ellerinden geldiğince tırmandırmaya çalıştıklarını şahsen sıkça gözlemliyorum. Hem Erdoğan'ın ve yandaşlarının toplumu kutuplaştırmaya çalışmak anlamına gelen söylem ve eylemlerini eleştiriyorlar, ki bu eleştiriyi yapmakta hatalı değiller, ama hem de aynı kutuplaşmayı ters yönden yaparak, eleştirdikleri şeyi kendileri de fazlasıyla yapmaktan geri durmuyorlar. Nasıl İslamcılıkla Amerikancılığın kesiştiği mecralar varsa (Fethullah, Davutoğlu, Suudi Arabistan, bilumum cihatçı terörist örgütler), Atatürkçülükle Amerikancılığın kesiştiği mecralar da var ve hiç şaşırtıcı olmayan şekilde Fethullah'ın her iki cephede de etkisi büyük.

Daha önce farklı gazetelerde yazdığı yazıları ya aynen, ya da üzerinde biraz oynayarak tekrar tekrar kullandığı ve bunu defalarca yaptığı ifşa olan, dahası bu konuda muhtemelen hiçbir ahlaki sıkıntı duymayan Yılmaz Özdil, "Trump'ın kötü adam olması Maduro'yu iyi adam yapmaz" derken de aslında bir taşla iki kuş vuruyor, daha doğrusu bir lafla iki ayrı ahlaksızlık yapıyor. Hem Trump'ın ABD derin devletine karşı gösterdiği direnci görmezden gelmiş ve dolaylı olarak yalanlamış oluyor, hem de aslında aynı ABD derin devletinin hedefi olan sosyalist Venezüela liderini karalıyor.

Sözcü gazetesi "ateşli Atatürkçü"lük tasladığı halde, faşist emperyalist ABD devletinin ülkemizdeki ve bölgemizdeki faaliyetlerini var gücüyle eleştirmekten "sakınıyor" ve dahası, o faşist emperyalist devlete direnç gösteren başlıca güçler olan Rusya, Esad Suriyesi, İran gibi devletleri ve yine bu sıcak gelişmede olduğu gibi Sosyalist ve Atatürk dostu Venezüela liderini desteklemek yerine doğrudan veya dolaylı olarak karalamayı seçiyor. Bu hareketlerin tesadüf olması mümkün değil. Sözcü'nün oldukça karanlık bir yüzü var.

bozadi

28 Ocak 2019

Venezüela ordusu sokağa çıktı


Venezüela ordusu, ABD destekli bu darbe girişiminin karşında olduğunu göstermek için yürüdü...




Venezüela Ulusal Meclis Başkanı ve muhalefet lideri Juan Guaido'nun geçici bir hükümet kurma çağrısı sonrasında başta ABD olmak üzere birçok ülke Guadio'yu geçici başkan olarak tanımış ve seçilmiş başkan Nicolas Maduro'dan görevi bırakmasını talep etmişti.

Venezüela ordusu, ABD destekli bu darbe girişiminin karşında olduğunu göstermek için yürüdü.

Sputnik'in haberine göre Venezüela Silahlı Kuvvetleri mensubu askerler, ABD'nin baskısına karşın morallerin yüksek olduğunu sergilemek için yürüdü. Venezüela Savunma Bakanlığı'nın Twitter hesabından yapılan açıklamada, "Bugün, 28 Ocak, şanlı ordumuzun erkek ve kadınları, Amerikan emperyalizminin aralıksız saldırıları karşısında morallerin yüksek olduğunu sergiledi. Venezüella'yı korumak boynumuzun borcu" dendi.

İşte o fotoğraflar:





Kaynak: OdaTV


bozadi

01 Şubat 2019
Avrupa Parlamentosu Guaido'yu tanıdı


Avrupa Parlamentosu kararının AB üyesi devletler üzerinde bağlayıcı bir etkisi bulunmuyor. Karar sembolik önem taşıyor.




Avrupa Parlamentosu, Venezuela'da muhalefet lideri Juan Guaido'yu geçici devlet başkanı olarak tanıdı. Diğer AB ülkelerine de bu yönde çağrıda bulunulan kararın bağlayıcılığı olmasa da sembolik önem taşıyor.

Kararda Avrupa devletlerine de Guaido'yu tanıma çağrısı yapıldı. Avrupa Parlamentosu bu kararla, Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya karşı Guaido'yu tanıyan ilk AB kurumu oldu.

Avrupa Parlamentosu kararının, AB üyesi devletler üzerinde bağlayıcı bir etkisi bulunmuyor. Karar, sembolik önem taşıyor.

VENEZUELA'DA KRİZ

Venezuela'da muhalefetin çoğunluğu oluşturduğu Ulusal Meclis'in başkanı olan Juan Guaido, geçen hafta Nicolas Maduro'nun ikinci dönem başkanlığını için yemin etmesinin ardından geçici başkanlığını ilan etmişti. Venezuela muhalefeti Maduro'nun yeniden seçildiği başkanlık oylamasının gayrımeşru olduğunu savunuyordu.

Yıllardır arka bahçesindeki solcu hükümetleri devirmek için girişimlerde bulunan Washington ise Guaido'yu tanımakla kalmayıp, Venezuela'nın en büyük gelir kaynağı olan devlet petrol şirketine yaptırım kararı aldı ve Venezuela devletinin ABD'deki bazı varlıklarının kontrolünü de Guaido'ya verdi. Maduro ise Guaido'nun bu paraya erişimini engellemek için seyahat yasağı getirip hesaplarını dondurdu.

Ülkede kilit rol oynayan Venezuela ordusu ve savunma bakanlığı ise şu ana dek Maduro'nun arkasında duruyor.

Kaynak: Artı Gerçek



bozadi

01 Şubat 2019
Rezil bir şaka gibi


Hüseyin Vodinalı




John Bolton, aslında bu kadar faşist ve neo con olmasa, usta yazar Mark Twain'e benzeyen, sevimli bir masalcı amca tiplemesi olabilirdi.

Ancak şu haliyle trajikomik bir karikatürden fazla bir şeye benzemiyor.

Hele o son fotoğrafındaki uçan filli kravatı, arka planda özellikle gözüken Türkiye ve kırmızıya boyanmış diğer Venezuela dostu ülkeler ve de en önemlisi, sarı çizgili kocaman not defterine yazılmış, "Kolombiya'ya 5000 asker gönderelim" notu ile...

Sarı perçemli Amerikan "Haseti" Trump'a karikatür kardeşi geldi.

Ha bir de tombul eski casus şefi, yeni hariciye (savaş) bakanı neocon Mike Pompeo var.

Pompeo'nun yeni atadığı "Venezuela Özel Temsilcisi" Elliot Abrams'ı unutmayalım.

O da Gargamel'e ikiz kardeşi gibi benzeyen bir eski katil.

Reagan döneminde, Guatemala'da 200 bin sivilin katledilmesinden sorumlu kendisi. Elliott Abrams'ın El Salvador, Honduras ve Guatemala başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında kontrgerilla faaliyetlerini organize ettiği ve büyüttüğü biliniyor.

Abrams, Irak'ın işgali için önce baba, sonra oğul Bush'a gerekçeler icat etmiş olmasıyla tanınıyor. Irak'ta kitle imha silahlarının olduğu yalanı Abrams'a ait.

Ne şirin ve eğlenceli bir çete değil mi?

Venezuela'ya tecavüz ve yağma hazırlığındaki bu adamlar, emperyalist terimini bile hak etmiyor.

Olsa olsa bir haydut çetesi denebilir.

İşgal döneminde Iraklı direnişçiler, Amerikan askerlerine böyle hitap ediyorlardı zaten: "Eşkıya"

Şimdi Venezuela'nın bağımsız ve egemen bir devlet olmasına katlanamayan bu ekip, ülkeye yeni ambargolar koymakla yetinmiyor, altınlarına paralarına el koyuyor, ordusuna rüşvet dağıtmaya çalışıyor, maşası Kolombiya'ya katillerini göndermeye hazırlanıyor.

Amerika ve İngiltere (Bank of England), Venezuela'nın milyarlarca dolarlık para ve altınlarına resmen el koydu.

İki Amerikan uydusu hükümetin bulunduğu, Kolombiya ve Brezilya sınıra birlik kaydırıyor.

Hatta, Suriye ve Gazze'yi bombalamakla yetinmeyen İsrail, özel komandolarını Brezilya'ya yolladı bile.

Guaido ve CIA ekibi, ordunun sokağa çıkıp sosyalizme destek yürüyüşüne ise militarist görüntü vermeye, arka odalarda ise rüşvetlerle generalleri ikna etmeye çalışıyorlar.

35 yaşındaki Amerikan kuklası darbeci Guaido ise Karakas'ta gezinip duruyor, çünkü Trump "Oğlanımıza dokunursanız sizi mahvederiz" diye tehdit ediyor.

İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya ve Belçika'dan Venezuela'ya 8 gün içinde yeniden seçimlere gidilmesi çağrısı geldi. Aksi halde Guaido'yu lider olarak tanıyacaklarmış!

Bu ülkelerin hepsi de kanlı bir kolonyalist geçmişe sahip.

Özellikle de İspanya ve Fransa.

ABD'de pişirilen yalan dolan yemeği, tıpkı Irak ve Suriye'dekilere benziyor.

Fakat artık papaz pilav yemiyor.

Çin ve Rusya, güçlü bir biçimde Venezuela'ya sahip çıkacakları mesajını verdi.

Pekin ve Moskova bu ambargoyu tanımayacaklarını güçlü ifadelerle bildirdi.

Türkiye, İran, Meksika, Bolivya, Uruguay ve daha pek çok ülke Bolivarcıların yanında.

Amerikan muhalif basınında Trump ve çetesiyle dalga geçiliyor.

Mesela Splinternews, "Bu gerizekalılar bir darbeyi bile doğru düzgün yapamaz" diye başlık atıyor.

Amerikalı Senatör Ron Paul, "Trump'ın Venezuela Fiyaskosu" diye yazı kaleme alıyor.

Bu rezil, yalanlarla dolu darbe girişimi, tarihe tek dişi kalmış Amerikan emperyalizminin tiksinç bir suçu olarak geçecek.

Suriye'de, Türkiye'de başaramadılar, Venezuela'da da yapamayacaklar.

Kaynak: Aydınlık



bozadi

01 Şubat 2019
Genç Guaido nerede yetiştirildi? Saakaşvili'nin emmoğlu


Hüseyin Vodinalı




Venezuela'da ABD'nin devlet başkanı olarak "atadığı", Avrupa Parlamentosu'nun utanç verici biçimde "tanıdığı", 35 yaşındaki meclis başkanı Juan Guaido, 2008'de Gürcistan Devlet Başkanı olan Mihail Saakaşvili'ye çok benziyor.

Amerika eğitimli avukat Saakaşvili de, Amerikancı renkli devrimle ülkenin başına geçtiğinde sadece 37 yaşındaydı. 2008'de ABD emriyle Rusya'yı işgale kalkıştı, darmadağın oldu.

En son Ukrayna'da valilik yaptı. Ardından o görevden de alınıp Ukrayna pasaportu iptal edildi. Kiev'de çatıya çıkıp intihar girişiminde bulundu. Şu sıralar nerede olduğu bile bilinmiyor.

Ülkedeki şiddet dolu sokak eylemlerini organize eden aşırı sağ partinin pek de tanınmamış bir üyesi olan genç oğlan da tıpkı Saakaşvili gibi CIA yetiştirmesi.

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ LABORATUVARINDA YETİŞTİ

Yazar ve film yapımcısı Dan Cohen ile ödüllü araştırmacı gazeteci yazar Max Blumenthal'in, Grayzone isimli internet sitesinde yayımladıkları makalelerinin başlığı çok güzel açıklıyor zaten:

"The Making of Juan Guaidó: How the US Regime Change Laboratory Created Venezuela's Coup Leader"

Türkçesi, "Juan Guaido'nun yapımı; ABD rejim değişikliği laboratuvarında Venezuela'nın darbeci liderini nasıl yetiştirdi".

Amerikalı muhalif yazarlara göre, bu işin 10 yıllık bir geçmişi var.

Arjantinli gazeteci yazar Marco Terrugi ile Veneuzelalı araştırmacı gazeteci Diego Sequera, Guaido'nun Washington'da eğitildiği ve Sosyalist hükümetin altını oymak için yetiştirildiğini belirtiyor.

2005 yılının 5 Ekim'inde Sırbistan'ın başkenti Belgrad'a bir grup genç Venezuelalı "öğrenci liderleri" getirilir.

Bunlar, CANVAS denilen (Center for Applied Non-Violent Action and Strategies- Şiddete dayanmayan uygulamalı eylem ve stratejiler merkezi) bir Amerikan hükümet programının üyeleridir.

CANVAS denilen bu grup, National Endowment for Democracy (NED) adındaki CIA kuruluşunun çatısı altındadır. Bunlar (CANVAS) Sırbistan'daki CIA-Soros ekibi olan OTPOR'a kardeştir. Ve hepsinin idarecisi de NED ve Stratfor'dur.

NED ve Stratfor'un asıl işleri de, hedef ülkelerdeki rejim değişiklikleri.

Bu CANVAS ekibinden olan Guaido'nun asıl işi, 2007'de Caracas'taki Andres Bello Katolik Üniversitesi'ni bitirdikten sonra başlar.

Washington DC'ye gider ve orada George Washington Üniversitesi'nde eğitimine başlar.

Oradaki hocası da Latin Amerika'nın önde gelen neoliberal ekonomistlerinden (bizim Kemal Derviş gibi) Luiz Enrique Berrizbeitia'dır. Venezuelalı Berrizbeitia, IMF'nin eski üst düşey yöneticilerindendir.

2007'de henüz 27 yaşında olan Guaido, Venezuela'daki protesto eylemlerinde başı çekmeye başlar.

Guaido'nun CANVAS hücresinden bir diğer arkadaşı Yon Goicochea da aynı yıl Chavez karşıtı sokak eylemlerini tertiplemektedir.

CIA'NIN 2007 MAHSÜLLERİ

Bunlar kendilerini 2007 jenerasyonu olarak adlandırır.

Guaido'nun kankası Goigochea, sokak eylemlerindeki başarılarından ötürü Cato Enstitüsü Milton Friedman İleri Özgürlük ödülüne layık bulunur.

Ödül öyle boş beleş plaket türü bir ödül değildir, ederi 500 bin dolardır.

Guadio'nun 2007 eylemlerinden biri de sokakta pantolonunu indirip poposunu göstermektir.

Ekipte petrolcü aristokrat ailelerin şımarık medyatik çocuklarından Leopoldo Lopez de vardır.

Bu ekip, 2010'dan itibaren USAİD'den yılda 40-50 milyon dolar para almaya başlar.

Yardım örgütü kılığındaki USAID de CIA kuruluşlarından biridir.

2010'da Fiestana Mexicana Oteli'nde Guaido ve arkadaşları Chavez'i devirmek için bir darbe tertibi yapar.

Bunun formülü de diğerleriyle aynıdır; sokakta kanlı gösteriler başlatmak.

Bu darbe girişimini 2014'te Venezuela Hükümeti açığa çıkarır ve açıklar.

Miami merkezli bir de Maria Corina Machado vardır bu darbecilerin elebaşları arasında.

O da George Bush'un sevdiği ve görüştüğü isimlerdendir.

Venezuela hükümeti, Machado-Guaido-Lopez ve diğerlerinin e posta ve diğer mecralardaki yazışmalarını deşifre eder.

Uzatmayayım, bu CIA ekibinin kanlı sokak eylemleri ve sosyalist hükümeti devirme planları ortaya serilir.

ABD'den aldıkları talimatlarla birlikte tabii.

Bunların bazıları hapis cezalarına çarptırılır, bazıları kaçar. Amerikan güdümlü insan hakları örgütleri bunları hemen demokrasi kahramanı ilan eder.

KATİL ABRAMS ARKA PLANDA

Bu ekibin koordinatörlerinden biri de Latin Amerika'nın en büyük CIA katillerinden olan Elliot Abrams'dır. (bakınız: https://www.aydinlik.com.tr/rezil-bir-saka-gibi-huseyin-vodinali-kose-yazilari-ocak-2019)

Abrams birkaç gün önce Pompeo tarafından Veneuzela Özel Temsilcisi olarak atanmıştı.

Guaido'nun başında olduğu Halkın İradesi (Popular Will) Partisi, son 10 – 15 yıldır sokak olaylarını örgütleyen ve bunun için ABD'den para alan bir küçük sağ marjinal partidir.

Amerikan yetiştirmesi Guaido'nun hedefi, bu partiyle ve sokaktaki adamlarıyla Venezuela'ya "İnsani Müdahale"nin sağlanması, yani bildiğiniz darbedir.

Bugün Amerikalı ve Avrupalı emperyalistlerin Venezuela'nın başına getirmek istedikleri 35 yaşındaki darbecinin kısa öyküsü işte böyle.

Ancak makalenin orijinali çok daha uzun, İngilizcesi iyi olanlara makalenin tamamını okumalarını salık veririm.

Guaido'nun sonunun da abisi Saakaşvili gibi olacağından kuşkum yok.

KAYNAK:

https://grayzoneproject.com/2019/01/29/the-making-of-juan-guaido-how-the-us-regime-change-laboratory-created-venezuelas-coup-leader/

Kaynak: Aydınlık



bozadi

02 Şubat 2019

ABD Maduro için aceleci: Diktatörlüğüne son vermenin vakti geldi


ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Venezüela lideri Nicolas Maduro'nun 'diktatörlüğüne son vermenin artık vaktinin geldiğini' söyledi.




Pence'in açıklaması Maduro karşıtı eylemlerin hemen öncesinde geldi. 23 Ocak 2019'da kendisini ülkenin 'geçici devlet başkanı' ilan eden muhalif lider Meclis Başkanı Juan Guaido geçen çarşamba ve bugün için, Maduro karşıtı kitlesel gösteriler düzenlemek üzere Venezüelalılara çağrı yapmıştı.

Dün ABD'nin Miami kentinde sürgünde yaşayan Venezüelalılara hitap eden Pence,  "Maduro'nun diktatörlüğüne kesin bir biçimde son vermenin artık vakti gelmiştir" dedi. Maduro ile müzakere masasına oturma çağrılarını reddeden Pence, Maduro'nun devrilmesi için tüm seçeneklerin masada olduğunu söyledi. Pence, "Zaman, diyalog zamanı değildir. Zaman, eyleme geçme zamanıdır" diye konuştu.

STK'lar duyurdu: Maduro karşıtı eylemlerde 35 ölü

Venezüela lideri Maduro, 20 Mayıs 2018'de düzenlenen seçimleri yüzde 68 oyla kazanmış, ancak seçimlerin şeffaf, adil, eşit ve uluslararası standartlarda yapılmadığı ileri sürülmüştü.

Meclis de Maduro'yu 'yasadışı' ilan etmiş ve yönetimi devralması için ordudan destek istemişti. Guaido ise destekçilerini meydanlara dökerek 23 Ocak 2019'da kendisini ülkenin 'geçici devlet başkanı' ilan etmişti.

Guaido'yu ilk olarak ABD daha sonraysa Brezilya, Kanada, Paraguay, Kolombiya, Arjantin, Peru, Ekvador ve Kosta Rika devlet başkanı olarak tanımıştı.

Ülkedeki sivil toplum kuruluşları (STK) Maduro karşıtı eylemlerde şimdiye dek 35 kişinin yaşamını yitirdiği, 850 kişininse gözaltına alındığı duyurdu. İddialar arasında polisin sekiz yargısız infaz yaptığı da var.

Kaynak: Diken



bozadi

03 Şubat 2019
ABD'den Venezuela ordusuna darbe çağrısı


Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Venezuela ordusunun yüksek rütbelilerine seslenerek, kendini devlet başkanı ilan eden muhalif lider Juan Guaido ve taraftarlarını desteklemeleri çağrısı yaptı.




Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Venezuela ordusundaki yüksek rütbeli komutanlara çağrıda bulundu.

Bolton, açıklamasında, "Venezuela ordusunun yüksek rütbeli komutanları, şimdi Venezuela halkının yanında yer alma zamanıdır. Venezuela için anayasayı ve demokrasiyi korumak sizlerin sorumluluğu ve hakkıdır." ifadelerini kullandı.

Bolton, Guaido'yu devlet başkanı olarak kabul ettiğini açıklayan Venezuela ordusunda görevli bir generale atıf yaparak, "ABD, Venezuela ordu mensuplarına General Yanez'i takip etmeleri ve demokrasiyi savunan barışçıl protestocuları korumaları çağrısında bulunuyor." ifadelerini kullandı.

Öte yandan Bolton, Venezuela Merkez Bankası çalışanlarının ve diğer bankaların, Guaido'nun çıkardığı genel affı şimdi kabul etmeleri gerektiğini, aksi takdirde Nicolas Maduro yönetiminin eylemlerine ortak olma suçlamasıyla karşı karşıya kalacaklarını ifade etti.

HAVACI GEENRAL KORSAN BAŞKANI TANIDI

Venezuela Hava Kuvvetlerinde görevli General Francisco Esteban Yanez, Guaido'yu "devlet başkanı" olarak tanıdığını açıklamış ve orduda Guaido'yu tanıyan ilk yüksek rütbeli asker olarak kayıtlara geçmişti.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence de dün yaptığı bir açıklamada, "Maduro rejimine son verme zamanı geldi." ifadesini kullanmıştı. ABD yönetimi ise bu ülkeye insani yardım yapmaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Çoğunluğu muhalefetin elindeki Ulusal Meclisin Başkanı Guaido, muhaliflerin mitinginde kendini geçici devlet başkanı ilan etmiş ve başta ABD olmak üzere Avustralya, Kanada, Kolombiya, Peru, Ekvador, Paraguay, Brezilya, Şili, Panama, Arjantin, Kosta Rika ve Guatemala gibi ülkeler tarafından tanınmıştı. Son olarak Avrupa Parlamentosu (AP) da aynı yönde adım atmıştı.

Rusya, Küba, Çin, Meksika, Türkiye, ve Bolivya ise Venezuela Devlet Başkanı Maduro hükümetine desteklerini yinelemiş, Maduro da gelişmeler üzerine ABD ile diplomatik ve politik ilişkileri kestiğini ancak ticari ilişkinin süreceğini açıklamıştı.

Kaynak: Aydınlık



bozadi

03 Şubat 2019

'Milyonlarca Venezuelalı ABD'nin askeri müdahalesine direnecek!'


Venezuela'nın BM nezdindeki Temsilcisi Büyükelçi Valero, ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesinin an meselesi olduğunu belirterek, 'Milyonlarca kişi uzun bir direniş için bekliyor' dedi.




Venezuela'nın Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Jorge Valero, ABD'nin Venezuela'ya karşı uygulamaya koyduğu yaptırımlar ve kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Meclis Başkanı Juan Guaido'yu tanımasını AA muhabirine değerlendirdi.

ABD'nin "askeri saldırganlığıyla" karşı karşıya olduklarını ifade eden Valero, bu ülkenin askeri güçlerini Venezuela'ya doğru harekete geçirmek için tüm hazırlıklarını yaptığını söyledi.



Valero, "ABD'nin gelecek günlerde demokrasiyi yok etmek için ülkeme askeri müdahalede bulunmasını bekliyoruz. Ama halkımız dış güçler tarafından yapılacak bir müdahaleye elbette direnecektir. Tüm dünya halklarının barış için Venezuela'yı desteklemesini umuyoruz." diye konuştu.

ABD'nin ülkesine müdahalesinin an meselesi olduğunun altını çizen Valero, "Kolombiya'da 8 askeri üsleri var. Kolombiya üzerinden müdahaleyi deneyecekler." ifadesini kullandı.

Valero, Venezuela halkının pes etmeyeceğini ve olası askeri müdahaleye direneceğini vurguladı.

'TÜRK HALKINA MİNNETTARIZ'

AA'dan Bayram Alruğ'un haberine göre, Türkiye'nin ülkesine verdiği desteğe de değinen Valero, "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve tüm Türk halkı Venezuela'yı davasında destekliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk halkına bu tarihi anda bizi desteklemelerinden dolayı minnettarız." şeklinde konuştu.

Valero, Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus, Birleşmiş Miletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Meksika hükümetinin, Venezuela'daki sorunun askeri müdahale olmaksızın barışçıl yollarla çözülmesine ilişkin yaptıkları açıklamalardan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Yapancı bir ülke tarafından gelecek askeri müdahaleye karşı tüm hazırlıkları yaptıklarını vurgulayan Valero, şunları kaydetti:

"Ülkemizde milyonlarca kişi uzun bir direniş için bekliyor. Her türlü silahı da kullanmaya hazırlar. ABD muhtemelen Vietnam'dakine benzer bir durumla karşılaşacak. Trump üçüncü dünya savaşını bekliyor. Ama şundan eminim ki dünyada barış isteyen tüm insanlar Trump tarafından yapılmak istenen askeri müdahaleyi yenilgiye uğratacaklar."

Kaynak: Aydınlık



bozadi

Helal olsun size!

Erdoğan'a da helal olsun. Daha düne kadar BOP'un eşbaşkanı yapılmaktan gurur duyarken, bugün faşist ABD'nin devirmeye çalıştığı, Atatürk'ü seven bir sosyalist ülke liderlerine açıkça arka çıktığı bir noktaya geldi Cumhurbaşkanımız, var olsun. Hem de kendine Atatürkçü diyen, "ortanın solu" diyen bir Parti ve yine kendine Atatürkçü diyen bazı köşeyazarları aynı Maduro'yu desteklemek yerine kösteklerken!.. Bugünleri de mi görecektik?!

fidelista

Maduro'nun yanındayız, Esad'ın yanındayız, Fidel'in yolundayız.

bozadi

05 Şubat 2019

Pink Floyd'un kurucusundan Maduro'ya destek, ABD'ye protesto!


Efsanevi Rock grubu Pink Floyd'un kurucularından İngiliz müzisyen Roger Waters sosyal medyada paylaştığı bir iletisinde, bugün Venezuela'da gerçekleşecek olan, ABD müdahalesini protesto eylemine destek verdi.




Waters'ın Twitter'dan paylaştığı iletide şu ifadeler yer aldı:

Roger'dan bir not: Bugün!! ABD hükümetinin bu son deliliğine engel olun, Venezuela'lıları yalnız bırakın. Onlar gerçek bir demokrasiye sahip. %1'i (küresel sermaye) bunu yıkmaya çalışmaktan ve onların petrolünü yağmalamaktan alı koyun.

ABD ELLERİNİ ÇEK! #VENEZUELA! #NICOLASMADURO #STOPTRUMPSCOUPINVENEZUELA



MÜZİĞİ KADAR EYLEMLERİ DE KONUŞULDU

Waters daha önce de ABD espiyonaj yasasını ihlal ederek 750.000 çok gizli bilgiyi WikiLeaks yoluyla kamuoyuyla paylaşan Chelsea Manning'e destek vermişti.

2009'da İsrail'in Batı Şeria'da inşa ettiği duvarı protesto eden Waters, İsrail'i boykot kampanyalarına aktif bir şekilde katılım gösterdi. Bu tavrı yüzünden American Express ve Citibank Waters ile olan sponosorluk anlaşmalarını durdurdu ve sanatçı milyonlarca dolar zarara uğradı.

Waters 2016 yılında, Amerikalıların Filistin topraklarına yönelik algısını anlatan, Amerikan bilincinin işgali adlı belgeseli seslendirdi. Bu ve bunun gibi faaliyetlerinden ötürü sık sık ADL gibi güçlü Yahudi örgütlerinin, 'Anti-Semitist' (Yahudi karşıtı) olduğunu dile getiren eleştirilere hedef oldu.

Sanatçı son olarak, Brezilya'nın başkenti Sao Paulo'da verdiği bir konser sırasında, Brezilya'nın 'tropik Trump' adıyla ünlenen cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro'yı eleştirmişti.

Kaynak: Aydınlık