Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

'Uygur' yalanında birleştiler: Kışkırtma ittifakı! (28.12.2018)

Başlatan bozadi, 01 Ocak 2019, 23:46:27

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

26 Aralık 2018

Perinçek açıkladı:
 'Doğu Türkistan' kışkırtıcılarının ABD ve IŞİD bağlantısı


Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek, partisini ve Çin Halk Cumhuriyeti'ni hedef alan kışkırtmaları örgütleyen 'Doğu Türkistan İslami Partisi'nin ABD ve IŞİD (DEAŞ) bağlantısını açıkladı. Perinçek, Seyit Tümtürk'ü makamında ağırlayan Uşak Valisi hakkında da soruşturma açılması gerektiğini söyledi.




Türkiye'nin Çin ile ilişkilerini geliştirdiği her dönemde sahaya sürülen CIA-FETÖ destekli ayrılıkçı gruplar, son dönemde Uygur Türklerini bahane ederek son dönemde yeniden boy göstermeye başladı.

Türkiye-Çin ilişkilerini sabote etmek için çalışan ayrılıkçı grupların başını Doğu Türkistan Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk çekiyor. Kışkırtmayı 'kan dökme', 'intikam alma' çağrılarına kadar götüren Tümtürk'ün ve Doğu Türkistan İslami Partisi'nin hedefinde Vatan Partisi, Doğu Perinçek ve Çin Halk Cumhuriyeti var.



Perinçek, son dönemde faaliyetlerini hızlandıran Doğu Türkistan İslami Partisi'nin ABD ve IŞİD (DEAŞ) ile bağlantısının kanıtlarını Ankara'da düzenlediği basın toplantısında açıkladı.

Perinçek'in açıklamalarının satırbaşları şöyle:

ÇİN'İ HEDEF ALAN KIŞKIRTICI FAALİYET ABD HİZMETİNDE

"ABD emperyalistlerinin Paris'te kurduğu sözümona "Doğu Türkistan Millî Meclisi" Başkanı Seyit Tümtürk, 23 Aralık 2018 Pazar günü Ankara Abdi İpekçi Parkı'nda Büyük Birlik Partisi'nin düzenlediği mitingte yaptığı konuşmanın sonunda, toplanan grubu Vatan Partisi Genel Merkezi'ne ve Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği'ne yürümeye çağırarak kışkırtmalarda bulundu. Çoğunluk kışkırtmaya katılmadı. Yürüyüşe geçen az sayıda kalabalık ise, Vatan Partisi Merkezi'ne ulaşamadı. Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği'ne yürüyenler ise polis müdahalesiyle dağıtıldı.

Aynı Seyit Tümtürk'ün 25 Aralık 2018 Salı günü Uşak Valisi Funda Kocabıyık tarafından kabul edildiği, Uşak Valiliği'nin resmî twitter hesabından duyuruldu. Aynı gün aynı saatlerde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Çin'in başkenti Pekin'de "Türkiye-Çin Uzun Vadeli İşbirliği Paneli" yapıyordu.

Uşak Valisi Funda Kocabıyık'ın kabul ettiği Seyit Tümtürk'ün bağlı olduğu sözde "Türkistan İslam Partisi, Türkiye, Suriye, Irak ve Çin Halk Cumhuriyeti'ne karşı terör faaliyetinde bulunuyor. Bu terör örgütünün siciline bakalım.
 



DOĞU TÜRKİSTAN İSLAMÎ HAREKETİ'NİN SİCİLİ

Örgüt, El Kaide'ye bağlı olarak "Doğu Türkistan İslamî Hareketi" adıyla 1997 yılında kuruldu. Daha sonra partileşerek "Doğu Türkistan İslam Partisi" oldu.

Örgüt, bir kısım Özbek kökenli İslamî örgüt mensubuyla da birleşerek, "Türkistan İslam Partisi" adını aldı. Böylece yalnız "Doğu Türkistan"ı değil, bütünüyle "Türkistan"ı temsil iddiasıyla faaliyet yürütüyor.

Suriye'de, Türkiye'de, Irak'ta, Afganistan'da ve Çin'de terör faaliyeti yürütüyor ve Çin Halk Cumhuriyeti'nden ayrılma amacı güttüğünü belirtiyor.

Doğu Türkistan İslamî Hareketi'nin cihatçıları, Afganistan'dan sonra CIA'nın Suriye'de örgütlediği DEAŞ Terör Örgütü saflarında terör faaliyetinde bulundular.

DEAŞ'ın yayınladığı videolarda, Doğu Türkistan İslamî Hareketi, "Suriye'de savaş bittiğinde Uygurların haklarını almak için ateist Çin'e karşı savaşa gideceğiz" mesajı veriyordu (Amerika'nın Sesi web sitesi, 23 Aralık 2017).

Sözümona "Türkistan İslam Partisi"nin şu an Suriye'de bulunan 10-15 bin kadar mensubu, DEAŞ'ta ve El Nusra'da örgütlü. Yerli ve yabancı bir çok kaynak, İdlib kırsalında Cisr Şuğur bölgesinde yoğun olarak bulundukları bilgisini veriyor. Bu hareketin içinde, CIA tarafından diğer Asya ülkelerinden getirilen terör örgütü mensupları da var.

Sözde Uygur ayrılıkçılığı, bütün dünyanın bildiği gibi, bugün bütünüyle CIA'nın denetiminde.

Sözde "Doğu Türkistan İslam Partisi", FETÖ örgütüyle sıkı bağlara sahip.

İsmet Tümtürk'ün Abdullah Gül ile yakın bağlantı içinde olduğu Aydınlık gazetesinde haber oldu.
 
Doğu Türkistan İslamî Hareketinin ağırlığını oluşturduğu çevreler, 1 Ekim 2018 günü Paris'te toplandı ve Doğu Türkistan Millî Meclisi'ni kurdular. Başkanlığına işte Uşak Valisi'nin kabul ettiği Seyit Tümtürk getirildi.

Seyit Tümtürk, CIA'nın kurduğu Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti ile de bağlantılı. Bu sözde hükümetin kuruluşu 14 Eylül 2004'te ABD Parlamento binasında (Capitol Hill) ilan edildi.

Seyit Tümtürk, 12 Ekim 2018 Cuma günü İyi Parti Genel Merkezini ziyaret ederek, Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu ile görüştü. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, dün (25 Aralık 2018) günü Meclis'te yaptığı konuşmada, CIA yalanlarını seslendirdi ve Doğu Türkistan Terör Örgütü ile dayanışmasını bir kez daha ilan etti. Böylece Gladyo kökenli ilişkilerini ve Fethullah Cemaati ile bağlantısını bir kez daha doğrulamış oldu.

Seyit Tümtürk, sözde "Dünya Uygur Kurultayı Başkanı", CIA bağlantılı Rabia Kadir önderliğinde faaliyet yürütüyor. Rabia Kadir, tıpkı Fethullah Hoca gibi CIA ilişkisiyle nam salmıştır ve ABD'ye iltica etmiş bulunuyor.

Doğu Türkistan İslamî Hareketi, 2002 yılında Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütleri listesine alındı.

Birleşmiş Milletler'in Terör Örgütleri Listesi Türkiye Cumhuriyeti devleti için de bağlayıcıdır. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Temmuz 2015 günü Pekin'de Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile yaptığı görüşmede ve yine 5 Eylül 2016 günü Pekin'de yapılan G20 Zirvesinde Doğu Türkistan İslâmî Hareketi'nin "Terör örgütü" olduğunu açıkça belirtmiştir.

SURİYE'DE TÜRK ORDUSU'NA KARŞI DEAŞ SAFINDA VE PKK İLE AYNI CEPHEDE SAVAŞTILAR

Türk Ordusu, 24 Ağustos 2016 günü başlayan Fırat Kalkanı Harekâtında DEAŞ terör örgütünü El Bab'a kadar kovaladı ve orada bulunan örgüt mensuplarını imha etti. Fırat Kalkanı Harekâtı'nda öldürülen DEAŞ mensubu terörist sayısı 2 binin üzerindedir. Bu harekât sırasında sözde "Doğu Türkistan İslamî Hareketi" mensubu teröristler de Mehmetçiğe karşı savaştı. DEAŞ terör örgütü içinde o sırada sözüm ona "Doğu Türkistan İslamî Hareketi" mensubu 10-15 bin terörist vardı. Ellerinde Mehmetçiğin kanı vardır.

PKK da, Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında taciz ateşleriyle DEAŞ'a ve dolayısıyla "Doğu Türkistan İslamî Hareketi"ne destek oldu.

REİNA BASKININDAKİ ROLLERİ

Doğu Türkistan Terör Örgütü, 1 Ocak 2017 günü Reina baskınını yapan teröristi örgütleyen, onu İstanbul'da barındıran ve yönlendiren örgüttür. Hatırlanacağı üzere bu baskında 39 vatandaşımız can vermişti.

ABD GÜDÜMLÜ TERÖR ÖRGÜTLERİNİN ORTAK CEPHESİ

Sözde "Türkistan İslam Partisi" de, tıpkı PKK gibi FETÖ müttefikidir, dahası FETÖ bağlantılıdır.

Sözde "Türkistan İslam Partisi" adlı terör örgütünü PKK terör örgütü ve FETÖ ile aynı cephede birleştiren, ABD emperyalizmi ve İsrail'dir. Her üç terör örgütünü de ABD ve İsrail silahlandırıyor, donatıyor, eğitiyor ve yönlendiriyor. Üç terör örgütü de, ABD ve İsrail'in amaçları için Türkiye'ye, Suriye'ye, Irak'a, İran'a, Rusya'ya ve Çin'e karşı savaştılar ve savaşıyorlar.

Türk askeri DEAŞ'a Suriye'nin kuzeyinde ağır darbe indirince, sözde "Türkistan İslam Partisi" adlı terör örgütü mensuplarının bir kısmının Afganistan üzerinden Çin'in Sinciang-Uygur Özerk Bölgesine sızdırıldığı haberleri dünya basınında yer aldı.

KOZİNOĞLU SÖZDE 'DOĞU TÜRKİSTAN' TERÖR ÖRGÜTÜNÜN CIA BAĞLARINI ANLATMIŞTI

MİT'in Orta Asya Dairesi Sorumlusu Bnbş. Kaşif Kozinoğlu, Silivri Cezaevi'nde şehit edilmeden önce bana yazdığı mektuplarında sözde "Doğu Türkistan Terör Örgütü" mensuplarını CIA ile birlikte nasıl örgütlediklerini ve Çin'e karşı nasıl silahlı eylemlere kışkırttıklarını anlatmıştı. Yine bana yazdığı mektuplarında, bu gerçeği yargı önünde de anlatacağını yazıyordu. Bu nedenle duruşmaların başlamasına 10 gün kala öldürüldü.
 



DOĞU TÜRKİSTAN TERÖR ÖRGÜTÜNE İZİN VERMEK, TÜRKİYE'YE KARŞI TERÖR FAALİYETİNE İZİN VERMEKTİR

1. Türk Milliyetçiliği, devrim yapan, devlet kuran, devlet yöneten Milliyetçiliktir.
 
2. Türk Milliyetçiliği, akılcıdır, strateji oluşturur ve uygular.

3. Türkiye, güney sınırlarının ötesinde teröre karşı savaşında ve Doğu Akdeniz ile Ege'de karşı karşıya bulunduğu ABD, İsrail ve Yunanistan'ın silahlı tehdidine karşı, Suriye, Irak, İran, Rusya, Orta Asya Cumhuriyetleri ve Çin ile ittifak yapmak zorundadır.

4. Türk Ordusunun Suriye topraklarında imha ettiği teröristleri, Çin topraklarında ve hatta Ankara ve Uşak'ta desteklemenin Türklüğe de, Türkçülüğe de, Türkiye'nin bağımsızlığına da düşmanlıktır.

5. Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin arasına nifak sokma çabaları, ABD planları çerçevesindedir. "Doğu Türkistan" adına yürütülen bu faaliyet, doğrudan doğruya ABD tarafından yönetilmekte ve beslenmektedir.

6. Çin'e düşmanlık, bugün Türkiye'ye düşmanlıktır. Çin Büyükelçiliğine yumurta atarak Milliyetçilik yapılamaz.

7. PKK terör örgütüne ve FETÖ'ye karşı mücadele, PKK ve FETÖ ile aynı cephede savaşan terör örgütlerine karşı mücadeleden koparılamaz.

8. Türkiye'nin bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumak için ABD emperyalizmine karşı dünya ölçeğinde tutarlı bir mücadele yürütmek zorundayız?

9. DAEŞ örgütü komutasında Mehmetçiğe kurşun sıkan bu Terör Örgütünün siyasal temsilcileri konumunda olanlar, nasıl oluyor da Türklük veya İslam adına konuşabiliyorlar? Ve İyi Parti yönetimi Mehmetçiğe kurşun sıkanları nasıl oluyor da baş tacı ediyor? ABD'ye sadakati kanıtlamak için mi?

UŞAK VALİSİ HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMALI

Uşak Valisi Funda Kocabıyık, Birleşmiş Milletler'in ve Türkiye Cumhuriyetinin terör örgütü olarak kabul ettiği bir örgütün önde gelen yöneticisini kabul etmiştir.

Uşak Valisi hakkında soruşturma açılmalıdır.

Vali Funda Kocabıyık, görevden alınmalıdır."

ÖZGÜR ÖZEL DE GÖRÜŞMÜŞ

Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in de geçen ay Tümtürk'ü kabul ettiği öğrenildi:
 



NATO'CU İYİ PARTİLİ KONUŞTU!

Ayrılıkçı 'Doğu Türkistan' kışkırtıcılarına bir destek de NATO'cu İyi Partililerden geldi.

NATO'nun gençlik örgütü YATA'nın Türkiye uzantısı Türk-Atlantik Gençlik Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı, İyi Parti Milletvekili adayı Emir A. Gürbüz, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Aydınlık ve Odatv'deki iftiralara karşı açtığım tazminat davalarından alacağım parayı Doğu Türkistanlı göçmenlere bağışlayacağım."
 



Kaynak: Aydınlık


bozadi

26 Aralık 2018

Perinçek açıkladı:
 'Doğu Türkistan' kışkırtıcılarının ABD ve IŞİD bağlantısı



Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek, partisini ve Çin Halk Cumhuriyeti'ni hedef alan kışkırtmaları örgütleyen 'Doğu Türkistan İslami Partisi'nin ABD ve IŞİD (DEAŞ) bağlantısını açıkladı. Perinçek, Seyit Tümtürk'ü makamında ağırlayan Uşak Valisi hakkında da soruşturma açılması gerektiğini söyledi.






Türkiye'nin Çin ile ilişkilerini geliştirdiği her dönemde sahaya sürülen CIA-FETÖ destekli ayrılıkçı gruplar, son dönemde Uygur Türklerini bahane ederek son dönemde yeniden boy göstermeye başladı.

Türkiye-Çin ilişkilerini sabote etmek için çalışan ayrılıkçı grupların başını Doğu Türkistan Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk çekiyor. Kışkırtmayı 'kan dökme', 'intikam alma' çağrılarına kadar götüren Tümtürk'ün ve Doğu Türkistan İslami Partisi'nin hedefinde Vatan Partisi, Doğu Perinçek ve Çin Halk Cumhuriyeti var.




Perinçek, son dönemde faaliyetlerini hızlandıran Doğu Türkistan İslami Partisi'nin ABD ve IŞİD (DEAŞ) ile bağlantısının kanıtlarını Ankara'da düzenlediği basın toplantısında açıkladı.

Perinçek'in açıklamalarının satırbaşları şöyle:

ÇİN'İ HEDEF ALAN KIŞKIRTICI FAALİYET ABD HİZMETİNDE

"ABD emperyalistlerinin Paris'te kurduğu sözümona "Doğu Türkistan Millî Meclisi" Başkanı Seyit Tümtürk, 23 Aralık 2018 Pazar günü Ankara Abdi İpekçi Parkı'nda Büyük Birlik Partisi'nin düzenlediği mitingte yaptığı konuşmanın sonunda, toplanan grubu Vatan Partisi Genel Merkezi'ne ve Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği'ne yürümeye çağırarak kışkırtmalarda bulundu. Çoğunluk kışkırtmaya katılmadı. Yürüyüşe geçen az sayıda kalabalık ise, Vatan Partisi Merkezi'ne ulaşamadı. Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği'ne yürüyenler ise polis müdahalesiyle dağıtıldı.

Aynı Seyit Tümtürk'ün 25 Aralık 2018 Salı günü Uşak Valisi Funda Kocabıyık tarafından kabul edildiği, Uşak Valiliği'nin resmî twitter hesabından duyuruldu. Aynı gün aynı saatlerde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Çin'in başkenti Pekin'de "Türkiye-Çin Uzun Vadeli İşbirliği Paneli" yapıyordu.

Uşak Valisi Funda Kocabıyık'ın kabul ettiği Seyit Tümtürk'ün bağlı olduğu sözde "Türkistan İslam Partisi, Türkiye, Suriye, Irak ve Çin Halk Cumhuriyeti'ne karşı terör faaliyetinde bulunuyor. Bu terör örgütünün siciline bakalım.
 




DOĞU TÜRKİSTAN İSLAMÎ HAREKETİ'NİN SİCİLİ

Örgüt, El Kaide'ye bağlı olarak "Doğu Türkistan İslamî Hareketi" adıyla 1997 yılında kuruldu. Daha sonra partileşerek "Doğu Türkistan İslam Partisi" oldu.

Örgüt, bir kısım Özbek kökenli İslamî örgüt mensubuyla da birleşerek, "Türkistan İslam Partisi" adını aldı. Böylece yalnız "Doğu Türkistan"ı değil, bütünüyle "Türkistan"ı temsil iddiasıyla faaliyet yürütüyor.

Suriye'de, Türkiye'de, Irak'ta, Afganistan'da ve Çin'de terör faaliyeti yürütüyor ve Çin Halk Cumhuriyeti'nden ayrılma amacı güttüğünü belirtiyor.

Doğu Türkistan İslamî Hareketi'nin cihatçıları, Afganistan'dan sonra CIA'nın Suriye'de örgütlediği DEAŞ Terör Örgütü saflarında terör faaliyetinde bulundular.

DEAŞ'ın yayınladığı videolarda, Doğu Türkistan İslamî Hareketi, "Suriye'de savaş bittiğinde Uygurların haklarını almak için ateist Çin'e karşı savaşa gideceğiz" mesajı veriyordu (Amerika'nın Sesi web sitesi, 23 Aralık 2017).

Sözümona "Türkistan İslam Partisi"nin şu an Suriye'de bulunan 10-15 bin kadar mensubu, DEAŞ'ta ve El Nusra'da örgütlü. Yerli ve yabancı bir çok kaynak, İdlib kırsalında Cisr Şuğur bölgesinde yoğun olarak bulundukları bilgisini veriyor. Bu hareketin içinde, CIA tarafından diğer Asya ülkelerinden getirilen terör örgütü mensupları da var.

Sözde Uygur ayrılıkçılığı, bütün dünyanın bildiği gibi, bugün bütünüyle CIA'nın denetiminde.

Sözde "Doğu Türkistan İslam Partisi", FETÖ örgütüyle sıkı bağlara sahip.

İsmet Tümtürk'ün Abdullah Gül ile yakın bağlantı içinde olduğu Aydınlık gazetesinde haber oldu.
 
Doğu Türkistan İslamî Hareketinin ağırlığını oluşturduğu çevreler, 1 Ekim 2018 günü Paris'te toplandı ve Doğu Türkistan Millî Meclisi'ni kurdular. Başkanlığına işte Uşak Valisi'nin kabul ettiği Seyit Tümtürk getirildi.

Seyit Tümtürk, CIA'nın kurduğu Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti ile de bağlantılı. Bu sözde hükümetin kuruluşu 14 Eylül 2004'te ABD Parlamento binasında (Capitol Hill) ilan edildi.

Seyit Tümtürk, 12 Ekim 2018 Cuma günü İyi Parti Genel Merkezini ziyaret ederek, Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu ile görüştü. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, dün (25 Aralık 2018) günü Meclis'te yaptığı konuşmada, CIA yalanlarını seslendirdi ve Doğu Türkistan Terör Örgütü ile dayanışmasını bir kez daha ilan etti. Böylece Gladyo kökenli ilişkilerini ve Fethullah Cemaati ile bağlantısını bir kez daha doğrulamış oldu.

Seyit Tümtürk, sözde "Dünya Uygur Kurultayı Başkanı", CIA bağlantılı Rabia Kadir önderliğinde faaliyet yürütüyor. Rabia Kadir, tıpkı Fethullah Hoca gibi CIA ilişkisiyle nam salmıştır ve ABD'ye iltica etmiş bulunuyor.

Doğu Türkistan İslamî Hareketi, 2002 yılında Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütleri listesine alındı.

Birleşmiş Milletler'in Terör Örgütleri Listesi Türkiye Cumhuriyeti devleti için de bağlayıcıdır. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Temmuz 2015 günü Pekin'de Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile yaptığı görüşmede ve yine 5 Eylül 2016 günü Pekin'de yapılan G20 Zirvesinde Doğu Türkistan İslâmî Hareketi'nin "Terör örgütü" olduğunu açıkça belirtmiştir.

SURİYE'DE TÜRK ORDUSU'NA KARŞI DEAŞ SAFINDA VE PKK İLE AYNI CEPHEDE SAVAŞTILAR

Türk Ordusu, 24 Ağustos 2016 günü başlayan Fırat Kalkanı Harekâtında DEAŞ terör örgütünü El Bab'a kadar kovaladı ve orada bulunan örgüt mensuplarını imha etti. Fırat Kalkanı Harekâtı'nda öldürülen DEAŞ mensubu terörist sayısı 2 binin üzerindedir. Bu harekât sırasında sözde "Doğu Türkistan İslamî Hareketi" mensubu teröristler de Mehmetçiğe karşı savaştı. DEAŞ terör örgütü içinde o sırada sözüm ona "Doğu Türkistan İslamî Hareketi" mensubu 10-15 bin terörist vardı. Ellerinde Mehmetçiğin kanı vardır.

PKK da, Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında taciz ateşleriyle DEAŞ'a ve dolayısıyla "Doğu Türkistan İslamî Hareketi"ne destek oldu.

REİNA BASKININDAKİ ROLLERİ

Doğu Türkistan Terör Örgütü, 1 Ocak 2017 günü Reina baskınını yapan teröristi örgütleyen, onu İstanbul'da barındıran ve yönlendiren örgüttür. Hatırlanacağı üzere bu baskında 39 vatandaşımız can vermişti.

ABD GÜDÜMLÜ TERÖR ÖRGÜTLERİNİN ORTAK CEPHESİ

Sözde "Türkistan İslam Partisi" de, tıpkı PKK gibi FETÖ müttefikidir, dahası FETÖ bağlantılıdır.

Sözde "Türkistan İslam Partisi" adlı terör örgütünü PKK terör örgütü ve FETÖ ile aynı cephede birleştiren, ABD emperyalizmi ve İsrail'dir. Her üç terör örgütünü de ABD ve İsrail silahlandırıyor, donatıyor, eğitiyor ve yönlendiriyor. Üç terör örgütü de, ABD ve İsrail'in amaçları için Türkiye'ye, Suriye'ye, Irak'a, İran'a, Rusya'ya ve Çin'e karşı savaştılar ve savaşıyorlar.

Türk askeri DEAŞ'a Suriye'nin kuzeyinde ağır darbe indirince, sözde "Türkistan İslam Partisi" adlı terör örgütü mensuplarının bir kısmının Afganistan üzerinden Çin'in Sinciang-Uygur Özerk Bölgesine sızdırıldığı haberleri dünya basınında yer aldı.

KOZİNOĞLU SÖZDE 'DOĞU TÜRKİSTAN' TERÖR ÖRGÜTÜNÜN CIA BAĞLARINI ANLATMIŞTI

MİT'in Orta Asya Dairesi Sorumlusu Bnbş. Kaşif Kozinoğlu, Silivri Cezaevi'nde şehit edilmeden önce bana yazdığı mektuplarında sözde "Doğu Türkistan Terör Örgütü" mensuplarını CIA ile birlikte nasıl örgütlediklerini ve Çin'e karşı nasıl silahlı eylemlere kışkırttıklarını anlatmıştı. Yine bana yazdığı mektuplarında, bu gerçeği yargı önünde de anlatacağını yazıyordu. Bu nedenle duruşmaların başlamasına 10 gün kala öldürüldü.
 




DOĞU TÜRKİSTAN TERÖR ÖRGÜTÜNE İZİN VERMEK, TÜRKİYE'YE KARŞI TERÖR FAALİYETİNE İZİN VERMEKTİR

1. Türk Milliyetçiliği, devrim yapan, devlet kuran, devlet yöneten Milliyetçiliktir.
 
2. Türk Milliyetçiliği, akılcıdır, strateji oluşturur ve uygular.

3. Türkiye, güney sınırlarının ötesinde teröre karşı savaşında ve Doğu Akdeniz ile Ege'de karşı karşıya bulunduğu ABD, İsrail ve Yunanistan'ın silahlı tehdidine karşı, Suriye, Irak, İran, Rusya, Orta Asya Cumhuriyetleri ve Çin ile ittifak yapmak zorundadır.

4. Türk Ordusunun Suriye topraklarında imha ettiği teröristleri, Çin topraklarında ve hatta Ankara ve Uşak'ta desteklemenin Türklüğe de, Türkçülüğe de, Türkiye'nin bağımsızlığına da düşmanlıktır.

5. Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin arasına nifak sokma çabaları, ABD planları çerçevesindedir. "Doğu Türkistan" adına yürütülen bu faaliyet, doğrudan doğruya ABD tarafından yönetilmekte ve beslenmektedir.

6. Çin'e düşmanlık, bugün Türkiye'ye düşmanlıktır. Çin Büyükelçiliğine yumurta atarak Milliyetçilik yapılamaz.

7. PKK terör örgütüne ve FETÖ'ye karşı mücadele, PKK ve FETÖ ile aynı cephede savaşan terör örgütlerine karşı mücadeleden koparılamaz.

8. Türkiye'nin bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumak için ABD emperyalizmine karşı dünya ölçeğinde tutarlı bir mücadele yürütmek zorundayız?

9. DAEŞ örgütü komutasında Mehmetçiğe kurşun sıkan bu Terör Örgütünün siyasal temsilcileri konumunda olanlar, nasıl oluyor da Türklük veya İslam adına konuşabiliyorlar? Ve İyi Parti yönetimi Mehmetçiğe kurşun sıkanları nasıl oluyor da baş tacı ediyor? ABD'ye sadakati kanıtlamak için mi?

UŞAK VALİSİ HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMALI

Uşak Valisi Funda Kocabıyık, Birleşmiş Milletler'in ve Türkiye Cumhuriyetinin terör örgütü olarak kabul ettiği bir örgütün önde gelen yöneticisini kabul etmiştir.

Uşak Valisi hakkında soruşturma açılmalıdır.

Vali Funda Kocabıyık, görevden alınmalıdır."

ÖZGÜR ÖZEL DE GÖRÜŞMÜŞ

Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in de geçen ay Tümtürk'ü kabul ettiği öğrenildi:
 




NATO'CU İYİ PARTİLİ KONUŞTU!

Ayrılıkçı 'Doğu Türkistan' kışkırtıcılarına bir destek de NATO'cu İyi Partililerden geldi.

NATO'nun gençlik örgütü YATA'nın Türkiye uzantısı Türk-Atlantik Gençlik Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı, İyi Parti Milletvekili adayı Emir A. Gürbüz, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Aydınlık ve Odatv'deki iftiralara karşı açtığım tazminat davalarından alacağım parayı Doğu Türkistanlı göçmenlere bağışlayacağım."
 




Kaynak: Aydınlık


bozadi

28 Aralık 2018

Devlet yönetemezler, ama CIA'nın yalan memuru olabilirler


Doğu Perinçek




Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Fırat'ın Doğusunda PKK'yı temizleme harekâtı başlamış.

ABD-İsrail-Yunanistan savaş gemileri, Doğu Akdeniz ve Ege'de namlularını Türkiye kıyılarına dayamışlar.

Türkiyemiz, iki ayrı cephede ABD ve İsrail gibi önemli askerî güçlerle karşı karşıya gelmiş.

Aynı anda CIA'nın fesat tezgâhı da işlemeye başladı.

CIA FİTNESİ MECLİS KÜRSÜSÜNDE

İyi Parti, Büyük Birlik Partisi, CHP, HDP/PKK, el ele tutuştular ve CIA'nın "Çin Zulmü" kampanyasını Meclis kürsüsüne kadar getirdiler.

Savaş boruları çalınca, maskeler atıldı. HDP/PKK ile ortak pozisyonlar alındı. Türkiye'ye yönelik tehditler, Türkiye'nin güvenliği, Mehmetçiğin savaşı, bunların gündeminde değil. ABD ve İsrail cephesinden derhal atışlara başladılar.

Mecliste yaptıkları konuşmalar, acıdır ama bunların vatan diye, bağımsızlık diye, Türkiye'nin güvenliği diye bir kaygılarının olmadığını gösteriyor.

TÜRKİYE'YE VURMA GÖREVLİLERİ

Tek kaygıları var: ABD'nin vur dediği hedeflere vurmak! Suriye'ye vurmak, İran'a vurmak, Rusya'ya vurmak, Çin'e vurmak!

Tek görevleri var: Türkiye'yi ABD ve İsrail karşısında yalnızlaştırmak, Türkiye ile dostlarının arasına fitne sokmak! Dar günlerde Türkiye'nin dostu olabilecek kim varsa, ona vurmak!

Evet bunların aslî görevi, Türkiye'ye vurmak!

ABD'nin hedefinde öncelikle Türkiye var!

Fitneciler de bunun için ortaya sürüldü.

ABD ve İsrail, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin bağrına süngüyü dayamış, bu fitneciler Çin'e ve E. Org. Hulusi Akar'a karşı savaşıyorlar.

Vatan Savaşına "Saray Savaşı" çamuru atanlar da bunlardı. İşleri güçleri bozgunculuk ve fitnecilik!

ABD EMPERYALİZMİ VE İSRAİL SİYONİZMİ YOK! ÇİN VE RUS EMPERYALİZMİ VAR!

Bunlara inanacak olursanız:

ABD emperyalizmi yok, "Çin emperyalizmi" var.

İsrail Siyonizmi yok, "Çin zulmü" var!

ABD'de insan hakları var, Rusya'da ise "Putin diktatörlüğü", İran'da "Molla diktatörlüğü", Suriye'de "Beşar Esat katliamı', Çin'de ise "Komünist zulmü" var!

Türkiye'nin sınırlarına ve kıyılarına bunların gözüyle bakacak olursanız:

Doğu Akdeniz ve Ege'de mavi vatanımıza namlu gösteren Altıncı Filolar ve destroyerler, ABD ve İsrail bandırası değil, Çin'in kızıl bayrağını taşıyor.

Suriye ve Irak'ın kuzeyinde PKK ve DEAŞ'a 20 bin TIR silah verenler ABD ve İsrail değil, Çin Halk Cumhuriyeti!

Türkiye'yi borç batağına batıran program, Washington'dan gelmedi, Pekin'den geldi!

Birleşen ve Üreten Türkiye için çözüm, Suriye, Irak, İran, Rusya ve Çin dostluğunda değil, ABD ve İsrail güdümünde!

CIA YALANCILARI CIA'NIN NAMUS MUHAFIZLARI

CIA tezgâhında üretilen ve bunların seslendirdiği yalanlara bakınız: Çin'de camiler yıkılıyormuş, Sinciang-Uygur bölgesinde Uygurların evlerine Çinli erkekler yerleştiriliyormuş, kızlarımızın kadınlarımızın namusları tehlikede imiş...Ve daha neler neler...

Amaç camileri korumak değil, Türkiye'deki camileri yıkacak emperyalist güçlere hizmet!

Amaç namusu korumak değil, Türkiye'nin namusuna göz koyanlara yataklık!

Bunlara kanacak olursanız:

CIA ve İsrail, Uygur camilerini koruyor!

Müslümanların namusu, CIA fitnesine ve İsrail fesadına emanet!

BUNLAR MI DEVLET YÖNETECEK

ABD'nin fitne görevinde PKK/HDP ile el ele tutuşanların şu hallerine bir bakınız:

Bu hesap kitap bilmezler mi Türkiye'nin güvenliği ve Üretim Ekonomisi için, strateji ve siyaset üretecek?

Bunlar mı Çin, Rusya, Suriye, Irak, İran, Katar, Venezuela ve Hindistan gibi ülkelerin yönetimleriyle aynı masaya oturup diplomasi yürütecek?

Bunlar mı Türkiye'ye yönelen tehditleri alt edecek?

Bunlar mı Türkiye'nin enerji sorununu çözmek için, İran, Irak, Rusya ve Azerbaycan ile ilişkiler geliştirecek?

Bunlar mı Türkiye'de yatırım ve üretim için, Çin ve Rusya ile ekonomik ortaklıklar kuracak?

Bunlar mı Türkiye üreticisinin ürünlerini komşu ülkelere, Rusya'ya ve Çin'e pazarlayacak?

Bunlar mı Rusya'dan, İran'dan ve Çin'den turist getirecek?

Bunlar mı Türkiye'nin millî savunma sanayisini geliştirmek için, Rusya ve Çin ile işbirliği yapacak?

Bunların yüzüne kim bakar?

Birleşmiş Milletler'in terör örgütü listesinde dostları olanlara kim değer verir?

Bunların CIA çamurlu ellerini kim sıkar?

CIA'nın yalancılarını, fitnecilerini, fesatçılarını kim adam yerine koyar?

Namus muhafızlığı yapmak adına kendi namuslarını yerlere serenlere kim güvenir?

Bunlar mı hükümet olacak?

Bunlar mı Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetecek?

FİTNECİDEN NAMUS MUHAFIZI ÇIKMAZ

Bunlardan devlet adamı çıkmaz!

Bunlar devlet yönetemez!

Bunlar ancak CIA'nın yalan memurluğunu üstlenebilirler!

Gladyo'nun kraliçesi, İsrail'in tetikçisi, Fethullah mensubu olabilirler, ama Uygurların hak ve hürriyetlerini savunamazlar!

Fitneciden namus muhafızı çıkmaz!

ABD'nin ve İsrail'in fitnecileri Müslüman namusunu koruyamaz!

Bunlar, ancak CIA'nın namus muhafızlığını yapabilirler!

Bu yazdıklarımızın önemi, zor günlerde anlaşılır. Mesele, bugün anlamaktadır.

Vatanı savunmak, korkakların ve nemelâzımcıların değil, namuslu ve cesur adamların işidir.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

01 Ocak 2019

Provokatör Tümtürk'ün kirli hesapları:
'Yaşasın Kürdistan' diyen Uygur derneği!


CIA-FETÖ destekli ayrılıkçı grupların başını çeken Doğu Türkistan Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk ile ilgili yazarımız Sabahattin Önkibar'ın 2015 yılında kaleme aldığı 'Yaşasın Kürdistan diyen Uygur derneği' başlıklı yazı, Tümtürk'ün karanlık faaliyetlerinin şifrelerini veriyor.




Türkiye'nin Çin ile ilişkilerini geliştirdiği her dönemde sahaya sürülen CIA-FETÖ destekli ayrılıkçı gruplar, son dönemde Uygurları bahane ederek yeniden boy göstermeye başladı. Bu grupların başını da Doğu Türkistan Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk çekiyor.
BBP ile mitingler düzenleyen, "Uygurlara işkence" yalanlarıyla Türkiye-Çin ilişkilerini sabote etmeye çalışan Tümtürk ve ekibinin kirli ilişkilerini Aydınlık yazarı Sabahattin Önkibar, 14 Temmuz 2015 tarihli köşe yazısında böyle deşifre etmişti:

Telefonda ülkücülerin iyi tanıdığı milliyetçi bir akademisyen. (İznini almadığım için adını yazmıyorum ama gerekirse açıklarım)

-"Sabahattin Bey, Uygurlarla ilgili yazınızı okuyunca size bir anımı nakletme gereğini duydum."

-Buyurun hocam.

-"Kayseri Erciyes Üniversitesi'nde görev yaparken bir gün Uygur Türkleri heyeti beni ziyarete geldi ve dergilerine abone olmamı istedi. Ben abone olduğum gibi 16 arkadaşımın abone olmasını sağladım."

-Evet

-"Ancak dergiyi görünce dehşete düştüm!"

-Niye hocam?

-"Her sayısında açıktan Amerikancılık yapılıyor!"

-Öyle mi?

-"Aradan zaman geçti yine bir gün Doğu Türkistan Derneği Başkanı Seyit Tümtürk bir grupla beraber beni ziyaret etmek istedi (Bu isim şimdi Dünya Uygur Kongresi Genel Başkan Yardımcısıdır) ben de kabul ettim."

-Sonra?

-"Seyit bey, 'Hocam , Rektör bey'e gelmişken size de selam verelim' diye uğradık dedi."

-Evet.

-"Ben hemen şunu söyledim. 'Bakın biz Türk Milliyetçileri ve ülkücüler, Dış Türklerle yakından ilgiliyiz ama sizin derginizde açıktan Amerikancılık yapılıyor. Bu kabul edilemez.'"

-Seyit Tümtürk'ün tepkisi ne oldu?

-"Adam; 'Hocam ne var bunda, Amerika özgürlük savaşçısı bir büyük ülke ve bizim doğal müttefikimiz. Beni defalarca ABD'de ağırladılar. Biz mücadelemizi onlarla beraber veriyoruz' dedi."

-Devam edin lütfen.

-"Seyit Tümtürk'e, 'Yahu ABD'nin ipi ile kuyuya inilir mi?.. Bunlar kullanır atar, Emperyalist... ABD sayesinde kim özgür olup devlet kurmuş' deyince ne cevap verdi tahmin edin."

-Ne cevap verdi?

-"Vallahi, 'Kürtler ABD sayesinde devlet kuruyor, onlardan sonra sıra bizde' dedi... Ben hiddetle 'Kürtlerin devlet kurmasına taraftar mısınız?' deyince, 'Elbette taraftarız, sonra sıra bize gelecek' demez mi!.. Sabahattin Bey haklısınız; CIA, Uygur Türklerini kışkırtıyor ve kanlarına girecek... ABD, büyüyen Çin'e karşı onları kullanıp kargaşa çıkartma peşinde... Zaten Seyit Tümtürk, ABD ile işbirliği içinde olduklarını saklamıyor, bununla övünüyor."

Sonuç ve hüküm:

Bu telefon da ispat ediyor ki Ramazan ayı ile beraber üfürülen oruç haberleri ve tepkiler CIA tezgahı... Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz ABD'nin maşası olmayıp, Çin'le birlik halinde iktidara yön verecek şekilde etkili güç olmaya çaba göstermelidir."

Kaynak: Aydınlık


bozadi

03 Ocak 2019

CIA yalanlarını camiye taşıdı


Doğu Türkistan konusunda Türkiye-Çin dostluğunun aleyhindeki faaliyetlerin başını çeken Seyit Tümtürk, Aksaray'da vali ve müftüden onay alarak camide propaganda yaptı




Camilere sızdılar

Çin'in Doğu Türkistan'da Uygurlar'a soykırım uyguladığını savunanların camileri propaganda yeri olarak görmesi de dikkat çekiyor. Geçen cuma günü terör örgütü Hizb-ut Tahrir, İstanbul Fatih Cami ve Ankara Melike Hatun Camisi'nde namaz sonrası basın açıklamaları yaparak Seyit Tümtürk'ün iddialarını destekledi. İstanbul'da düzenlenen basın açıklamasında Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar konuştu, açıklamalarda Hilafet devleti çağrısı yapıldı.

Uygur ayrılıkçısı Seyit Tümtürk, il il gezerek Çin aleyhinde yaptığı bölücü konuşmalarına şimdi de camileri alet etti. Konferans için 30 Aralık'ta Aksaray'a giden Tümtürk, müftünün daveti valinin izniyle, CIA yalanlarını cemaate anlattı.

Türkiye'nin Çin ile ilişkilerini geliştirdiği her dönemde sahaya sürülen CIA-FETÖ destekli ayrılıkçıların başını çeken Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk, il il gezerek Çin karşıtı faaliyetlerine devam ediyor. 30 Aralık günü Aksaray Kültür Merkezi'nde düzenlenen konferansta kışkırtıcı açıklamalarda bulunan Tümtürk, ertesi gün düzenlenen Çin'in protesto edildiği yürüyüşe katıldı. Aksaray'da tarihi Ulu Camii'ye de giden Tümtürk, Çin'in Uygur kızlarına tecavüzün önünü açacak uygulamalar yaptığını iddia etti.

MÜFTÜ ÖNERDİ VALİ KABUL ETTİ

Tümtürk'ün Tarihi Ulu Cami'de konuşabilmesi için müftünün, Vali Ali Mantı'dan izin aldığı öğrenildi. Konuşması sırasında Cami İmamı Özgür Öztürk'ün de yanında yer aldığı Tümtürk, "Sağolsun hocaefendiyle sohbet ederken, 'Burada 10 dakika gündeme getirilirse, cemaatte Doğu Türkistan'dan haberdar olsa' dedi. Allah razı olsun. Bana çok önemli bir fikir verdi. Bana hangi müftülük, hangi cami müsaade ederse cami cami dolaşacağım" ifadelerini kullandı. Cemaate karşı Çin'in soykırım yaptığı iddialarını yineleyen Tümtürk, "Çinlilerle biz asla ve asla kardeş olamayız. Çünkü bizim inancımız, bizim dünya ve ahiret inancımız bunlarla bir değil" dedi.

'KUŞAK-YOL'U HEDEF ALDI

Doğu Türkistan'ın yeraltı ve yer üstü zenginlikleriyle, stratejik ve jeopolitik açıdan Çin'in hayat damarı olduğunu savunan Tümtürk, 'Bir Kuşak Bir Yol Projesi'ni de hedef aldı.

İddialarına hiçbir medyanın yer vermediğini ileri süren Tümtürk, "Bu engeli kaldırabilmek için sosyal medyada, il il dolaşarak sizlere ulaşmaya çalışıyoruz" dedi. Tümtürk sözlerini "Valimize, müftümüze teşekkür ediyorum" diyerek sonlandırdı.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

03 Ocak 2019

Bir 'Uygur' yalanı daha belgelendi: Çin dediler Fas çıktı!


Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafla, Çin polisinin 'Doğu Türkistanlı Müslüman Türklerin evlerinden Kuran-ı Kerim'leri topladığı' iddia edilmişti. Gazeteci Adem Özköse tarafından paylaşılan fotoğraf, binden fazla beğeni aldı. Fotoğrafın yalan olduğu, Çin'de değil Fas'ta çekildiği ortaya çıktı.




CIA destekli ayrılıkçı gruplar, "Uygurlara işkence" yalanıyla Türkiye-Çin ilişkilerini sabote etmek için faaliyetlerini hızlandırırken, sosyal medyadan da kara propaganda devam ediyor. Bunun son örneği Twitter'de ortaya atılan "Çin'de imha edilmek üzere Müslümanların evlerinden toplatılan Kur'an-ı Kerim'leri" gösterdiği iddia edilen fotoğraflar oldu.



Teyit.org'un incelemesine göre, "Gazeteci" Adem Özköse tarafından 26 Aralık 2018'de paylaşılan söz konusu fotoğrafın, Çin'de değil Ekim 2016'da Fas'ta çekildiği ortaya çıktı.
 



Fotoğraflar, Fas'taki yoğun yağış yüzünden zarar gördüğü için Rabat'taki Suudi Arabistan Büyükelçiliği'nden çıkartılan Kuran-ı Kerim'leri gösteriyor.
 



Benzer şekilde fotoğraf, İnegöl Doğu Türkistan Platformu isimli Twitter kullanıcısı tarafından 29 Ekim 2018'de Doğu Türkistan'dan olduğu iddiasıyla paylaşılmıştı.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

Üstteki haberde adı geçen Adem Köse adlı şahıs, aynı nitelikteki sahte haberleri Suriye'deki terörist cihatçıları savunmak üzere de bolca paylaşıyordu. Suriye'de işler istedikleri gibi gitmeyince şanslarını Uygur'dan türeyen terörist cihatçılarla deniyorlar. Global şeytanların güdümündeki cihatçı terör nerede, bunlar destek için orada.

İslami hassasiyet görünümü altında Sünni-Şii bölünmesini/fitnesini derinleştirmek, ABD-İsrail güdümündeki terörist cihatçıları desteklemek, kısacası, Fethullahçılarla aynı ekipte İslamcılık görüntüsüyle ABD'ye, İsrail'e, İlüminati'ye, Şeytan'a köpeklik edebilmek için ellerinden ne gelirse yapıyorlar.

bozadi

05 Ocak 2019

Yeni Şafak yazarı Karagül: Uygur kampanyası CIA operasyonu!


Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, son dönemde hız verilen ve Aydınlık'ın ısrarla üzerine gittiği Uygur kışkırtması için 'Doğu Türkistan, Çin'e karşı İslam'ı ve Müslümanları silah gücü olarak sahaya sürme meselesine dönüşüyor' ifadelerini kullandı.




'Doğu Türkistan meselesi şimdilerde bu büyük hesaplaşma için istismar ediliyor' diyen Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, "İnancımız ve değerlerimiz hiçbir zaman ABD'nin jeopolitik aparatı olamaz, olmamalı" uyarısında bulundu.

Karagül sosyal medya hesabından paylaştığı mesajlarda şu ifadeleri kullandı:

"1- Doğu Türkistan meselesi 'acı'dır, dramdır, asla kapanmayacak yaramızdır. Ancak bugünlerde Doğu Türkistan ve Uygur'lar üzerinden yürütülen kampanya, bu konuda en fazla duyarlı olması gerekenler üzerinden sahaya sürülen bir "yabancı ajanda", acı üzerinden bir CIA operasyonudur.

2- ABD istihbaratı, DEAŞ'ı Doğu Türkistan sınırlarına sürerken, Uygurları kendi hesapları için ateşe atarken, direniş adı altında imha için hazırlarken, Çin'den Avrupa'ya uzanacak ticaret yolları üzerinde bir çatışma hazırlıyor. Çünkü dünyanın güç denklemi değişiyor.

3- Doğu Türkistan meselesi şimdilerde bu büyük hesaplaşma için istismar ediliyor. Projeyi yürütenler Batı başkentlerinde, uygulayanlar ise Türkiye'de.. Bizi zaaflarımızdan, değerlerimizden, acılarımızdan vuruyorlar. Bu operasyon aslında Türkiye'ye çekiliyor. Bu net!

4- Ne gariptir; Türkiye'de Suriyeli karşıtlığı muhafazakarlara ihale edilir hale geldi. Doğu Türkistan hassasiyeti de bu paralelde ve işte tam bu anda yine muhafazakarlar üzerinden harekete geçirildi. İkisi de Türkiye'yi zora sokma amacı taşıyor. İkisi de "içeriden müdahale"dir.

5- Doğu Türkistan, Çin'e karşı İslam'ı ve Müslümanları silah gücü olarak sahaya sürme meselesine dönüşüyor. ABD, Avrupa ve içerideki çevreler hep aynı. Yakında o bölgenin El Kaide'si ve DEAŞ'ı da kurulur. Bir ABD planı daha masaya konulur. Biz de kendi savaşımız sanırız.

6- Afganistan işgalinde, Irak işgalinde, Suriye savaşında hep o senaryo uygulandı. Oyuna geldik! Doğu Türkistan konusu öyle olmasın. Türkiye kendi yolunu çizerken canevimizden vurulmayalım. İnancımız ve değerlerimiz hiçbir zaman ABD'nin jeopolitik aparatı olamaz, olmamalı!"

Kaynak: Aydınlık


bozadi

06 Ocak 2019

Eski Dışişleri Bakanı Gürel: Uygur dernekleri başkasının oyuncağı


Ak Partili eski bakanlar Ertuğrul Yalçınbayır ve Yaşar Yakış, soruna Türk ve Çin hükümetleri arasında görüşülerek çözüm bulunmasını istediler. Eski Dışişleri Bakanlarından Şükrü Sina Gürel de kışkırtmaları yapan Uygur derneklerinin 'başkalarının oyuncağı' olduğuna işaret etti




Türkiye'deki Uygur kışkırtması, her geçen gün gelişen Türk-Çin ilişkilerini de yaralıyor. Terör örgütleriyle açık bağı olan gruplar, camilere kadar girerek CIA yalanlarını anlatıyor. Uzmanlar ise bu grupların arkasında başka ülkeler olduğunu belirterek, kışkırtmaların acilen önlenmesini istiyor.

Son dönemde artan Uygur kışkırtmaları konusunda uyarılarda bulunan AKP kurucularından eski Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır, eski Dışişleri Bakanları Şükrü Sina Gürel ve Yaşar Yakış, Uygurların Türkiye ile Çin arasında düşmanlık değil dostluk köprüsü olduğunu vurguladılar.


Ertuğrul Yalçınbayır



Ertuğrul Yalçınbayır Aydınlık'a yaptığı değerlendirmede, ülkeler arasındaki sorunların giderilmesi için diyaloğun önemine vurgu yaparak, şöyle konuştu: "Uygurlar üzerinden yapılan kışkırtmalar iki ülke ilişkilerini olumsuz etkiler. Bu hem ticarete hem diğer ilişkilere yansır. Yapılan kışkırtmaların arkasında başka ülkeler var. Bir sorun yaşanıyorsa, başka ülkelerin araya girmesine müsaade edilmemeli. Çin'de yaşayan Uygurlar, Türkiye ile Çin arasında bir köprüdür. Bu köprünün düşmanlık köprüsü olmasına izin verilmemeli. Barış esas alınmalı."

Uygurların bir sorunu varsa, sorunların diplomatik ilişkiler çerçevesinde Çin yetkilileriyle görüşülmesi gerektiğini kaydeden Yalçınbayır, şöyle devam etti: "Uygurlar kendi dinlerini, dillerini, adetlerini, gelenek göreneklerini yaşamalıdırlar. Ama yaşadıkları ülkenin birlik ve bütünlüğüne de zarar vermemelidirler. Birlik içinde olmalılar. Türkiye bu konuda üzerine düşeni yapabilir. Çin'le iyi ilişkileri de buna uygundur."
 
ÇİN'LE İLİŞKİLER BOZULMAMALI



Şükrü Sina Gürel



Şükrü Sina Gürel de uzun yıllardır Uygurları kışkırtmaya çalışanlar olduğunu hatırlatarak, "Türkiye'deki Uygur dernekleri de birilerinin elinde oyuncak. İstedikleri gibi oynuyorlar. Bu dernekleri Türkiye ile Çin'in arasını açmak için kullanıyorlar" tespitinde bulundu.

Uygur Türklerinin Çin ile Türkiye arasında düşmanlık değil dostluk köprüsü olması gerektiğini belirten Yalçınbayır, şunları kaydetti: "Bazı çevreler önümüzdeki yerel seçimleri de kullanarak faaliyetlerini artırmış görünüyor. Bunun önüne geçmek gerekiyor. Çin ile Türkiye'nin arasının açılması Türkiye'nin de Çin'in de çıkarına değil. Bizim hükümet olduğumuz dönemde, koalisyon protokolüne Çin ile ilişkilerin bozulmaması konusunda bir madde koymuştuk. Bu çok önemliydi. Şimdi başka ülke kaynaklı kışkırtmalar yapılıyor, mutlaka önlenmeli."

'TÜRKİYE ÇİN'İN İSTİKRARSIZLIĞINI İSTEMEZ'



Yaşar Yakış



Yaşar Yakış da Uygur meselesinin Çin ve Türk hükümetleri arasında görüşülebileceğini söyledi. Yakış, şunları kaydetti: "Biz nasıl PKK'ya başka ülkelerin desteğinden rahatsızsak, Çin de kendi güvenliği çerçevesinde aynı tavrı alıyor. Türkiye'nin yapması gereken Sincian'daki soydaşlarımızın teröre bulaşmalarını önlemek. Ülke ekonomisine katkı yapmalarını, daha fazla pay almalarını sağlamak. Çin'i de soydaşlarımızın hak ve hukukuna saygılı olması konusunda uyarmak. Bu konuyu üçüncü ülkeler kaşıyor. Türkiye ile Çin arasındaki ilişkileri bozmaya çalışıyorlar. Türkiye-Çin ilişkileri iyi durumda. Türkiye, Çin'in istikrarsızlığını istemez. Türkiye Devleti bu konuda Çin'le temasa geçerek başkalarının kışkırtmalarını önlemelidir. Soydaşlarımız Çin'le düşmanlık değil, dostluk köprüsü olmalı. Bir ülkenin vatandaşları o ülkenin düzenini bozmamalı. Çin de kendi vatandaşlarının hak ve hukukunu gözetmeli."

Kaynak: Aydınlık


bozadi

17 Ocak 2019

ATV muhabiri: "Ne kadar hata yaptığımızı gördük"


7. "İpek Yolu'nda Çin" etkinliğine katılan Çinli ve yabancı gazeteciler kısa süre önce Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nin güney kesiminde yer alan Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi'ni ziyaret etti.




Son dönemde Çin'in Uygur Türklerine yönelik işkence yaptığı iddiaları dolaşıyor. Çin ise bu iddiaları sürekli reddediyor.

Çin Radyosu'nun haberine göre; "7. İpek Yolu'nda Çin" etkinliğine katılan Çinli ve yabancı gazeteciler kısa süre önce Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin güney kesiminde yer alan Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi'ni ziyaret etti.

Çin Medya Grubu tarafından organize edilen etkinliğe Türkiye, Mısır, Afganistan, Pakistan, Bangladeş ve Sri Lanka olmak üzere "Kuşak ve Yol güzergâhı"nda yer alan 6 ülkeden muhabirler katıldı. Gazeteciler, Kaşgar'da bulunan eğitim merkezindeki öğrenciler ve öğretim görevleriyle sohbet ettiler.

"EĞİTİM MERKEZLERİNE GÖNDERİLEREK TEKRAR TOPLUMA KAZANDIRILIYOR"

Geziyi haberleştiren Çin Radyosu şu ifadeleri kullandı:

"Çin ve yabancı ülkelerde yürütülen terörle mücadele çabaları, radikal dini düşüncelerin beraberinde mutlaka şiddet ve terörizmi getirdiğini, bunun giderilmesi için terörizmin ideolojik temelinin kazınması gerektiğini kanıtladı.

Xinjiang bölge yönetimi terörizme darbe indirerek terör faaliyetlerini önleme politikasını insan haklarını koruma çalışmalarıyla birleştirdi. Bu bağlamda önemli bir tedbir olarak meslek edindirme ve eğitim merkezleri kuruldu. Terörizm ve radikalizmin etkisi altında suça karışan, ancak yasalara göre hapis cezasına çarptırılması gerekmeyen veya hapis cezasından muaf tutulan kişiler bu eğitim merkezlerine gönderilerek tekrar topluma kazandırılıyor.

Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi'nde Çin genelinde yaygın olan Standart Çince, hukuk bilgisi ve mesleki beceri dersleri veriliyor, aynı zamanda aşırıcı düşüncelerin etkisini giderme çalışması yürütülüyor. Merkezde eğitim alanlara ücretsiz yemek ve konaklama imkanı veriliyor. Sınavları geçip merkezden ayrılanlara istihdam olanakları sağlanıyor."

DİKMEN: KENDİLERİNİN GÖNÜLLÜ OLDUĞUNU BİZZAT KENDİLERİNDEN DUYDUK

İzmir Gazeteciler Derneği Başkanı Misket Dikmen, bağımsız bir gazeteci olarak İpek Yolu'nda Çin heyetiyle eğitim merkezini ziyaret etmesinin büyük anlam taşıdığını dile getirdi. Dikmen, bu konuda şunları kaydetti:

"Bu merkezlere ilişkin oluşan bir düşünce vardı, bu da aslında (eğitim merkezlerinin) asimilasyonun bir parçası olduğu yönünde. Ancak dün gördüğümüz o çok büyük kampüs içerisindeki öğrencilerin bir rehabilitasyon ve eğitim sürecinden geçtiğini ve bunun bir seçenek olarak sunulduğunda da kendilerinin gönüllü olduğunu bizzat kendilerinden duyduk. Dolayısıyla buna ilişkin verilen eğitim, eğitim süreci ve bunun sonunda meslek edinmiş olmaları, yani artık üretime geçiyor olmaları, görüştüğümüz bütün öğrenciler (bunlardan) çok olumlu söz ediyor. (Eğitim merkezlerinde) koşulların olumlu olduğunu da gördük."

"BENİM GÖRDÜĞÜM TABLO BAMBAŞKA BURADA HİÇBİR ZORLAMA YOK"

Gazeteciler, ziyaret sırasında kursiyerlerle temaslarda bulundular. Afgan Kandahar Orband gazetesinden baş editör Abdul Matin Amiri, bu temaslarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Daha önce medyada yer alan bazı haberlere göre, Çin hükümeti insanları gözaltına alarak eğitim kamplarına katılmaya zorluyor. Hatta bu insanlar hapishaneye atılıyor. Ancak bugün benim gördüğüm tablo bambaşka. Burada hiçbir zorlama yok. Burası bir okul. Birkaç kursiyerle röportaj yaptım, çok mutlu olduklarını gördüm. Daha da önemlisi onlar mesleki bilgi ediniyorlar. Beni en çok etkileyen şey, daha önce kapıldıkları aşırıcı düşüncelerden kurtulmuş olmaları ve sorunun çözülmesi."

ATV MUHABİRİ: "NE KADAR HATA YAPTIĞIMIZI GÖRDÜK"

Çin Radyosu'nda yer alan habere göre; hükümete yakın ATV'nin muhabiri Erdal Kuruçay ise eğitim merkezlerini şöyle değerlendirdi:

"Ama gittiğimizde o önyargıların yıkıldığını gördük, çünkü biz Batı medyasını okuyoruz, Batı medyasına göre hareket edip pozisyon alıyoruz. Ne kadar hata yaptığımızı gördük. Gerçekten suça meyil etmiş, suça bulaşmış iki kesim var orada. Orada bir terapi merkezini gördük. Kusuru insan yapar, sonra farkına varmak da hatadan dönmek de yine insana erdem yapan bir durumdur. Aldıkları eğitimler hem sanatsal faaliyetler hem de eğitim alanındaki birçok şey. Aynı zamanda da katma değere fayda sağlamak."
























Kaynak: OdaTV


bona fide

dilerim ve umarımki türkiye yani akparti çinden örnek alırda tarikatları kapatıp eğitimle insanları bu zehirden kurtarır. seçimi beklediğini düşünüyorum. oy kaçmasın diye. yoksa tarikatlar onu kapatacak şeyhler ve şıhlar hep emparyalizm uşağı ki erdoğan kendiside biliyor içlerinden geldi. halkın bilinçlenmesi amacını geçtim hiç bir liderin bunu isteyeceğini sanmıyorum koltuk kaygısı yüzünden yapsa yine kabulum. yeterki din yaşamımızdan çıksın. amin))
 

bozadi

24 Ocak 2019


'Savaşçı' dizisinde Uygur kışkırtması


'Savaşçı' dizisinde Türk askerini temsil eden bir karakterin 'Yaşasın Doğu Türkistan' demesi tepki çekti. Senarist Süleyman Çobanoğlu, repliğin sebebini Aydınlık'a anlattı




Fox Tv'de pazar günleri yayınlanan 'Savaşçı' dizisinin 60. bölümünün fragmanında yer alan bir bölüm, tartışmalara neden oldu. Fragmanda Türk askerini temsil eden bir karakterin "Yaşasın Doğu Türkistan" sözleriyle ayrılıkçı Uygur iddialarını toplum nezdinde meşrulaştırma çabası, tepki çekti. Sinema Eleştirmeni Tunca Arslan "Bu desteğin, aklı evvel bir senaristin işi değil, çok daha büyük çaplı bir operasyonun parçası olduğunu düşünüyorum" derken, dizinin senaristi Süleyman Çobanoğlu, "Bu konuda politik olarak pek bilgili bir insan değilim. Ama kültürel olarak Doğu Türkistan Türkiye'ye çok yakındır. Bizimki politik bir tutum değil, kültürel bir tutumdur" dedi.

Türkiye ile Çin'in arasını bozmak amacıyla CIA tarafından kışkırtılan ayrılıkçı Uygur eylemleri devam ederken, şimdi de dizilerde provokatif sahneler yer almaya başladı. TRT 1'de yayınlanan Payitaht Abdülhamid'in 18 Ocak'ta yayınlanan 70. bölümünde Doğu Türkistan'a özgürlük istendi. Abdülhamid'i canlandıran karakter dizide "Doğu Türkistan'da Türk var, bayrakları hür dalgalanmıyorsa bizim suçumuz! Biz gideceğiz, devlet olarak gideceğiz, millet olarak gideceğiz, o ezanı orada okuyacağız" sözleriyle Çin'e karşı düşmanlığı körükledi.

Payitaht Abdülhamid'den sonra şimdi de Amerikan kanalı Fox Tv'de yayınlanan, senaryosunu Süleyman Çobanoğlu'nun yazdığı Savaşçı dizisinin 27 Ocak'ta gösterilecek 60. bölüm fragmanında 'Doğu Türkistan' vurgusu yapıldı. Uygur kökenli bir Türk askerinin şehadetinin ardından onunla ilişkisi bulunan bir kadın askere sık sık söyletilen "Yaşasın Doğu Türkistan" sözleri, Sinciang Özerk Bölgesi'ndeki ayrılıkçı hareketleri toplumun gözünde meşrulaştırma girişimi olarak değerlendirildi.

'OPERASYONUN PARÇASI'

Vatansever temalarıyla ön plana çıkan dizinin içine ayrılıkçı mesajlar koyulmasını Aydınlık'a değerlendiren Sinema Eleştirmeni Tunca Arslan, "Bu tür girişimlerin çok sıkı denetlenmesi ve önlenmesi gerekli. Bu, 'sansür' tartışmalarının ötesinde bir konu ve yasal olarak yaptırımları mevcut" dedi. Uygur ayrılıkçılığının diziler üzerinden meşru gösterilmesini de değerlendiren, bunların Türkiye ile Çin'in dostluğunu bozmayı amaçlayan bir operasyon olduğunu söyleyen, Arslan, şöyle devam etti:

"Çin'in Sinciang-Uygur Özerk Bölgesi'ne 'Doğu Türkistan' demek ile Türkiye'nin bir bölümüne 'Kürdistan' demek arasında hiçbir fark yok. Kendilerine 'Doğu Türkistan İslami Hareketi' adını veren CIA güdümündeki ayrılıkçılar, Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor. Recep Tayyip Erdoğan da 2015'teki Çin'i ziyaretinde Xi Jinping'le görüşmesinde bunu teyit etmişti. Bugün herhangi bir dizide 'Yaşasın Doğu Türkistan' demek, bu teröristlere destek vermek anlamına gelmektedir. Bu desteğin, aklı evvel bir senaristin işi değil, çok daha büyük çaplı ve Türkiye-Çin dostluğunu bozmayı amaçlayan bir operasyonun parçası olduğunu düşünüyorum."

'CEHALET İHANETE DÖNÜŞÜR'

Fragmana bir tepki de Vatan Partisi'nden geldi. Ayrılıkçı eylemlerin arkasındaki CIA bağlantılarına dikkat çeken Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Oktay Yıldırım, şunları söyledi: "Fırat Kalkanı Harekâtı'nda öldürülen IŞİD'li terörist sayısı 2 binin üzerindedir. Bu harekât sırasında sözde Doğu Türkistan İslamî Hareketi mensubu teröristler de Mehmetçiğe karşı savaştı. IŞİD terör örgütü içinde o sırada Doğu Türkistan İslamî Hareketi mensubu 10-15 bin terörist vardı. Ellerinde Mehmetçiğin kanı vardır. PKK da, Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında IŞİD'e ve Doğu Türkistan İslamî Hareketi'ne destek oldu.

Şimdi görüyoruz ki Savaşçı dizisinde bir kadın asker, Türk üniforması altında Amerikan propagandası yapıyor. Bir noktaya kadar bu senaryoları yazanların cehaleti anlaşılabilir, ancak bir noktadan sonra ihanete dönüşür ve izahı olmaz."

'Politik değil kültürel tutum'

Tartışmaların odağındaki 'Savaşçı' dizisinin senaristi Süleyman Çobanoğlu, Aydınlık'ın sorularını yanıtladı. Çobanoğlu, dizide politik bir tutum sergilemediklerini, kültürel bir tutum aldıklarını söyledi. Dizideki Kılıç Timi'nde tek kadın subay olan Çiğdem Teğmen'in, Doğu Türkistan göçmeni nişanlısı, şehit düşen Kürşat Teğmen'in anısına sahip çıkmak için Doğu Türkistan'ı andığını belirten Çobanoğlu, şöyle devam etti:

"Bizim tutumumuz politik değil, o bizim işimiz de değil. Doppalar, giysileri, adetleri, at sevgisi vs. biz bunları işledik. Bir aşk hikayesi içerisinde bir vurguydu bu. Aynı şekilde şehit olan Turan Astsubay vardı. O da Bulgaristan'daki Belene Kampı'ndan geçmiş Batı Trakya Türkü'ydü. Kerküklü karakterleri de sıkça görüyoruz. Azerbaycanlı Bahtiyar Yüzbaşı mesela. Bunları böyle okumak lazım. Ben o tartışmaların dışındayım."

'BU KONUDA PEK BİLGİLİ DEĞİLİM'

'Dizi, Uygur tartışmalarında tavır mı alıyor' iddialarını sorduğumuz Çobanoğlu, "Bizde politik tutum yok. Bunu kimse iddia edemez. O çok art niyetli bir yorum olur" yanıtını verdi. Dizide Kerkük ve Azerbaycan vurgusunun Doğu Türkistan vurgusunun en az 10 katı olduğunu söyleyen Çobanoğlu, "Bu konuda politik olarak pek bilgili bir insan değilim. Ama kültürel olarak Doğu Türkistan Türkiye'ye çok yakındır. Ali Şir Nevai'yi dünyaya mal etmiş bir kültürden bahsediyorum. Bence bir kültürel birlik, dil birliği, Mustafa Kemal Atatürk'ün de büyük düşüydü. Kültürel tarafı benim için çok daha önemli. Diziler bazı şeylerin mesajı gibi algılanıyor. Bu son derece yanlış. Kültür ürünlerine bu tür haddi aşan anlamlar yüklememek lazım. Bizimki politik bir tutum değil kültürel bir tutumdur."


Kaynak: Aydınlık


bozadi

11 Şubat 2019

Herkes İbrahim Karagül'den bu soruların yanıtını bekliyor


Türkiye ile Çin'in karşılıklı sert açıklamalar yapmasına neden olan bu yalan haberi hükümete yakın medyaya kim servis etti?




Türkiye ile Çin arasında ipler geçen hafta karşılıklı yapılan açıklamalar nedeniyle gerildi. Gerginliğin nedeni ise; Uygur halk ozanı Abdurrehim Heyit...

Hükümete yakın medya Abdurrehim Heyit'in "öldürüldü"ğü şeklinde haberler geçince, Dışişleri Bakanlığı da konuyla ilgili açıklama yaptı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, "Çin makamlarının Uygur Türklerine yönelik sistematik asimilasyon politikası insanlık adına büyük bir utanç kaynağıdır" ifadelerini kullanmış ve "Böyle bir ortamda, bir bestesi yüzünden 8 yıl hapse mahkum edilen değerli halk ozanı Abdurrehim Heyit'in hapishanedeki ikinci yılında vefat ettiği haberini derin teessürle öğrendik" demişti. Bunun üzerine Çin, Türk Dışişleri'ni yalanladı ve öldürüldüğü iddia edilen Abdurrehim Heyit'in görüntülerini yayımladı.

Yeni Şafak gazetesi yazarı İbrahim Karagül, yazılarında ve konuşmalarında sık sık Türkiye'nin bir kuşatma altında olduğundan söz ediyor. Karagül, bu kuşatmanın, ABD ve Batı eksenli olduğuna vurgu yaparak, PKK'nın Suriye kolu YPG'nin Suriye'nin doğusunda varlığına dikkat çekiyordu. ABD'nin Türkiye'ye karşı tutumu, Türkiye'yi dış politikada Rusya ve Çin'le daha fazla hareket etmeye itti. Böyle bir dönemde Çin'le Türkiye'nin ilişkileri, Abdurrehim Heyit'in öldürüldüğü şeklindeki bir yalan haber nedeniyle gerildi.

Peki...

Türkiye ile Çin'in karşılıklı sert açıklamalar yapmasına neden olan bu yalan haberi hükümete yakın medyaya kim servis etti?

Türk Dışişleri'ni kim kandırdı?

Hükümete yakın medya Abdurrehim Heyit'in öldürüldüğü şeklindeki yalan haberi neden geçti?

Bu yalan haberler aracılığıyla Türkiye nereye doğru itilmek isteniyor?

Kuşkusuz bu soruların yanıtını "Türkiye kuşatılıyor" diyen İbrahim Karagül daha iyi biliyordur.

İşte hükümete yakın medyada çıkan o yalan haber:





















Kaynak: OdaTV





[/url]

bozadi

11 Şubat 2019

Çin Dışişleri Sözcüsü: Türkiye'nin saçma yalanlara dayanarak Çin'i suçlaması çok yanlış ve aşırı sorumsuzca


Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün Uygur müzisyen Abdurrehim Heyit'in hapishanede öldüğünü iddia etmesini 'çok çirkin' olarak niteledi ve Çin'in Türkiye nezdinde resmî girişimde bulunduğunu söyledi.




Sözcü Hua, bugün yaptığı açıklamada, Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün Abdurrehim Heyit'in hapishanede öldüğünü iddia ettiğini hatırlatarak "Abdurrehim Heyit, hayatta olduğu gibi çok da sağlıklı internette dün ona ait bir video izledim" dedi.

CRI Türkçe'de yer alan habere göre Sözcü Hua, "Türkiye'nin 'hayattaki kişilerden ölmüş diye bahseden' saçma yalanlara dayanarak mesnetsiz ithamlarla Çin'i suçlaması çok yanlış ve aşırı sorumsuzca. Buna kararlılıkla karşı çıkıyoruz" İfadesini kullandı.

Sözcü Aksoy, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur Türklerine yönelik ağır insan hakları ihlalleri ve halk ozanı Abdurrehim Heyit'in öldüğü haberlerine ilişkin soruya verdiği yazılı cevapta "Çin makamlarını, Uygur Türklerinin temel insan haklarına saygı göstermeye ve toplama kamplarını kapatmaya davet ediyoruz" demişti.

Kaynak: Sputnik



bozadi

12 Şubat 2019

Perinçek: CIA yalanlarına kanan bir hükümet Türkiye'ye yakışmıyor


Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi hakkındaki açıklamaları yalanlanan Dışişleri Bakanlığı ile bölgedeki terör hareketleri hakkında basın toplantısı düzenliyor.




Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi hakkındaki açıklamaları yalanlanan Dışişleri Bakanlığı ile bölgedeki terör hareketleri hakkında basın toplantısı düzenliyor..

Perinçek, Ankara'da Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, sosyal medyadan yönetilen bir hükümetin Türkiye'ye yakışmadığını belirtti. Uygur halk ozanı Abdurrehim Heyit'in "Çin'de işkenceyle öldürüldüğü" yolundaki CIA kökenli sosyal medya yalanları üzerine Hükümetin, bazı partilerin ve gazetelerin açıklamalarına değinen Perinçek, özetle şunları belirtti:

SOSYAL MEDYA YALANINA ALET OLANLAR

"Üç gün önce Cumartesi günü sosyal medyada, Bünyamin Aksungur imzalı bir haber yayınlandı. Bu habere göre, Uygur Halk Ozanı Abdurrehim Heyit, Çin'de işkenceyle öldürülmüştü. Birden bire Türkiye'de yaygın bir kampanya başlatıldı. Başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Minder, Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik, CHP Ankara Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, HDP milletvekilleri, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, MHP Genel Başkan Özel Kalemi açıklamalarda bulunarak, Çin Halk Cumhuriyetini devlet terbiyesine yakışmayan bir dille protesto ettiler.

CIA'nın uydurduğu yalan bir gün içinde ortaya çıktı. "Şehit edildiği" söylenen Abdurrehim Heyit, video yayınıyla "Sağlıklı olduğunu, eziyet görmediğini, Çin'in ulusal yasalarına göre kendisi hakkında soruşturma yürütüldüğünü" belirtti.

Böyle durumlarda Türk devleti, ortaya atılan haberin gerçekliğini araştırır, Çin Hükümetinden sorar, gerçeği öğrendikten sonra gereğini yerine getirir.

TÜRKİYE'NİN İTİBARINA AĞIR DARBE

Türkiye devletinin ve Dışişleri Bakanlığımızın tarihinde böyle bir rezalet yaşanmamıştır. Ak Parti iktidarı, son uygulamasıyla Türkiye'nin itibarına ve güvenilirliğine ağır darbe indirmiştir.

CIA kökenli sosyal medya yalanlarına kanan bir hükümet Türkiye'ye yakışmıyor.

CIA'YI SESLENDİREN MUHALEFET

Muhalefet olduğu söylenen CHP, HDP, İyi Parti, Saadet Partisi ve iktidar ortağı MHP de, CIA yalanlarına ortak olmuşlardır. Bu partilerin de Türkiye'yi yönetecek ciddiyetten uzak oldukları, en önemlisi CIA yalanlarını seslendirmeye hazır oldukları bir kez daha sergilenmiştir.

DEVLET SORUMLULUĞU DERSİ

Bir tek Vatan Partisi Genel Başkanı, Pazar günü Kayseri'de yapılan Üreticiler Kurultayı'nda sorulan soru üzerine, konuyu araştıracaklarını, ancak Çin Hükümetinin böyle bir eylemde bulunmayacağını belirtmiştir. Böylece Vatan Partisi, Ak Parti iktidarı ve ortağı MHP yanında, muhalefet olduğu söylenen CHP, HDP, İyi Parti ve Saadet Partisi gibi Atlantik Partilerine devlet sorumluluğu dersi vermiştir.

TÜRKİYE-ÇİN DOSTLUĞUNA ABD-İSRAİL DİNAMİTİ

Dünya bu tür CIA uydurmalarını daha önce ABD'nin Irak, Romanya, Suriye operasyonları öncesinde yaşadı. Son CIA yalanının zamanlaması çok önemli. Türkiye, küresel çaptaki düşmanlara karşı ittifak birikimini değerlendirerek başarılı olur. 2017 Eylül ayında sözde "Kürdistan" referandumunun Batı Asya ülkelerinin işbirliğiyle bozguna uğratılması örnektir. Astana Sürecinin kazanımları bir başka örnektir.

Önümüzdeki dönemde Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye için hem teröre karşı mücadelede, hem Üretim Ekonomisinin inşasında stratejik müttefiktir.

UYGUR HALKININ BAŞINDAKİ BELÂ

ABD ve İsrail, sözde "Kürdistan" ve sözde "Doğu Türkistan" projeleriyle Çin ile Türkiye'yi birbirine bağlayan İpek Yolu'nu kesme gayreti içindedir. ABD'nin "Doğu Türkistan" adıyla ateşe sürdüğü teröristler, Fırat Kalkanı Harekâtında Mehmetçiğe kurşun sıkmışlardır ve şimdi de Pakistan ve Afganistan sınırlarından Çin'e sokulmaktadırlar.

HÜKÜMETİN TAHRİP ETTİĞİ ÇİN DOSTLUĞUNU ONARMAYA GİDİYORUZ

Son CIA yalanı da, tıpkı Rus uçağının düşürülmesi gibi Türkiye'nin geleceğine kasteden bir tertip ve kışkırtmadır.

Bu koşullarda Vatan Partisi, tıpkı Rus uçağının düşürülmesinden sonra yaptığı gibi, Türkiye'nin güvenliği ve ekonomisi için üzerine düşen görevi yerine getirecektir. Bu amaçla Çin Halk Cumhuriyeti'nin resmî daveti üzerine Vatan Partisi Genel Başkanı ve yöneticilerinden, partisiz şahsiyetlerden ve farklı partilerin mensuplarından oluşan bir Türkiye Heyeti olarak, 21 Şubat günü Çin'in Sinciang Uygur Özerk Bölgesine ve başkent Beijing'e gidiyoruz. Bu ziyarette 21. Yüzyılın gündeminde önemli bir ağırlığı olan Türkiye-Çin ilişkilerinin onarılması için yapıcı çalışmalarda bulunacağız. Aynı zamanda Türkiye ve Çin'in bölücü teröre karşı vatan bütünlüğü ve refahı için işbirliği yönünde görüş alış verişi yapacağız.

21. YÜZYILIN İTTİFAKI

Şunu bütün dünya bilmelidir ki, Türkiye-Çin dostluğu öyle sosyal medya yalanlarıyla bozulamayacak kadar sağlam bir temele dayanmaktadır. Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki dostluk, 21. Yüzyılın kaderini belirleyen değerdedir. Vatan Partisi, bu bilinçle Türkiye'nin güvenliğini ve Üretim Ekonomisinin inşasını sağlayacak sorumlulukları üstlenmeye hazırdır.

Basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz."


Kaynak: Aydınlık