Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

beyrutkapı

#750
Bu son derece yerinde hatırlatmalar ve dikkat cekmeler için teşekkür ederim sevgili tgur. İyi ki varsın.
 

Tgur

#751
Teşekkürler kardeşim sizin de varlığınız benim kazancım..

Tgur

#752
Kanaldan şüphe etmeli miyiz ,bence evet etmeliyiz ,her ne söylenirse söylensin şüphe faktörünü devamlı önde tutmalıyız zira kullanılan teknoloji ve uygulama maksatları bizim ölçüm birimleri dışında asırlarca aldatılmışız insanlık olarak ,özetle bilgi sipiralini durağan dairede saplantı yapan  durumun  dışında tutmalıyız,
 ---------------------------------------------------------------------
S: (L) Adın nedir?
C: Naforon.
S: (L) Kendinle ilgili herhangi bir tanımlamada bulunabilir misin?
C: Kasyopya'dan canım! Kanal artık bozuk etkilerin ortaya çıkmayacağı kadar geliştiği için başkalarının
varlığından korkmak için neden yok... ama sen hala şüphelisin.
S: (L) Şüphe etmiyorum, sadece kontrol ediyorum. Çeşitli sorularım var ve bunları mutlaka yazdığım sırayla sormam gerekmiyor tabii.
C: "Kontrol etmek" eşittir şüphe.
S: (L) Pekala, anladım.
----------------------------------------------------------------------------
Diğer yandan inancın da resme girmesi lazım ,gerçekten işimiz zor..işin içine arada bir 4. yoğunluk sızıntılarının direkt aktarıma girip rol alması,
Aşağıda bu anlaşılıyor,
----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Şu anda üsler konusunda bize öğretmek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Bu konu için doğrudan kanallama öneriyoruz.
S: (L) Doğrudan kanallama konusunda ne hissettiğimizi biliyorsunuz. Çok fazla bireysel etki karışıyor. Bu şekilde hiçbirimiz birşeyden emin olamıyoruz...
C: İnancın resme bir yerden girmesi gerekiyor, yoksa geri kalırsınız. Bazı konular bu yöntemle yeteri kadar tartışılamayacak kadar fazla karmaşık.
S: (L) Pekala bu üsler tartışmasını bir doğrudan kanallama celsesine bırakacağız. Doğrudan kanallama
celseleriyle ilgili tek sorun... Rahatsız edici bazı şeyler var. Peşpeşe birkaç hafta yaptıktan sonra şüpheli bir hale geliyor. (SV) Soralım. (L) Peşpeşe birkaç kez yaptıktan sonra neden şüpheli bir hal görünüyor ve bilgiler sapmış görünüyor? Bunun nedeni nedir?
C: Algılarınız bizim için eğlenceli bir uğraşı.
S: (L) Sizin için bunu söylemek kolay... Ama aldığımız yanıtlar... (J) Siz algısal bir sıkıntı çekmiyorsunuz!
C: Sizin için de pek çok şeyi söylemek kolay.
S: (L) Mesele şu ki kesinlikle yanlış olan bir bilgi geldiğinde, bu bize zor bir zaman yaşatıyor.
C: Doğruluğu nasıl belirliyorsun?
S: (L) Mesela o örnekte gökte gördüğüm bir şeyin Mars gezegeni olduğunu söylediniz ve Mars gezegeni o noktadan o kadar uzaktaydı ki, bu kesinlikle yanlıştı. Mars o sırada Jüpiter'den 120 derece uzaktaydı. Ama siz 10 derece uzaklıkta olduğunu söylediniz. Jüpiter'e 10 derece mesafede gördüğüm şeyin Mars
olduğunu söylediniz. Mars bir günde 110 derece hareket etmediyse, verdiğiniz bilgi yanlıştı. Bunun başka bir açıklaması yok!
C: Yanlış!!!
S: (L) Hayır değil!
C: Evet yanlış!!!
S: (L) Yanlış olan nedir? Marsın 110 derece hareket etmediği mi? Çünkü söylediğiniz aynen buydu.
Gördüğüm şeyin Mars olduğunu söylediniz. Celseyi bir kez daha okudum!
C: Geçici bir 4'üncü yoğunluk etkisi altındaydın.
S: (L) Ne kadar güzel! 4'üncü yoğunluk etkisinde olduğumu söylemek, gerçekten olan şeyden farklı olan tüm yanıtları açıklamak için kolay bir yöntem. Söylemek istediğimi anlayabiliyor musunuz?
C: Evet. Ama sen hala yanılgı içindesin.
S: (L) Neden yanılgı içinde olan benim? Siz yanılamaz mısınız?
C: Yanılabiliriz ama bu örnekte değil. Hatırla, o deneyim sırasında kendini tuhaf hissettin. Ve ayrıca, sen
bizden bilgi istedin, ve bizim de sana bilgiyi olduğu gibi sunmamız gerekir.
S: (L) O olayda kendimi tuhaf hissettiğimi söylüyorsunuz. Ben böyle birşey söylediğimi hatırlamıyorum.
Söylemediğim birşeyi mi söyletmeye çalışıyorsunuz?
C: Senin böyle birşeyi "söylediğini" kim söyledi? Bunu sen söyledin.
S: (L) Tamam, böyle birşey söylediğimi söylemediniz. Sadece kendimi tuhaf hissettiğimi söylediniz. Ama ben böyle birşey hissettiğimi hatırlamıyorum.
C: Peki.
S: (SV) Doğrudan kanallama sırasında kaç kez yanlış bilgi verildi? (L) Diğer bilgilerin de pek çoğu
doğrulanamayacak nitelikteydi. (J) Bu celsedeki bilgilerin ne kadarı doğrulanabilir nitelikte? (L) Ben öyle söylüyorum. Bu tür bir... (T) Güney batıyı kapatıp sıkıyönetim ilan ettiklerinde ve herkesi çıkardıklarında bir doğruluğu olduğunu anlarız. (J) Missouri'de üs var mı acaba? Çok eğlenirler! (T) Denver yakınlarında bir üs var mı?
C: Evet.
S: (T) Scallion'un hazırladığı Amerika'nın geleceği haritaları üzerinde düşünelim. "Aydınlanma Şehirleri"onun haritasında da mevcut. Bir tane Denver'da, bir tane Albuquerque yakınlarında, bir tane Tallahassee yakınlarında... (L) Doğrudan kanallama eziyet verici bir şekilde sıkıcı.
C: Doğrudan kanallamayı yalnızca karmaşık konular için önerdik.
------------------------------------------------------------------------
Bu kanal izahlarını fazla uzattım bırakmam lazım artık desem de bir kuvvet bundan alıkoyuyor ,devam etmem şeklinde ,neden, bu sorgulamayı yaptığımda ise asırlardır bu kanal bilgilerinin tek bir yerden tek bir ağızdan geldiğine inanan toplum, bu aldatılma altında hallaç pamuğu gibi atılmış, kamplara bölünmüş ayırımın o keskin çizgilerini kalınlaştırmaktan ve birbirine zarar veren davranışlarından başka bir şey düşünmemiş ve ortamını yok etmekle meşgul,
Aşağıda kanallamanın hemen hemen nasıl genele ait olduğunu belirten kısa bölüm,
--------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Yorgunluk konusuna genel bir şekilde değinmenizi istiyorum.
C: Öğrenmek çok emek isteyen bir iş olabilir.
S: (L) Evet, çok sıkıntılı! Gerçekten birşeyler öğreniyoruz. Ve öğrendiğimiz şeylerden biri, bazı insanların bazen buradaki sürece çok zarar verici olabildikleri. Bunun hakkında yorumda bulunabilir misiniz?
C: Bahsettiğin kişiler kendi öğrenmeleri gerekeni öğrenmeliler.
S: (L) Yani kendi öğrenme yolundalar, öyle mi?
C: Diğer herkes gibi.
S: (L) Bu konuda kötü bir hissim yok ama aynı zamanda şu anda duygusal olarak karmaşaya eğilimli
durumdayım. Kafamı toparlayamıyorum. AB kanallama konusuna tek başına mı devam etmek istiyor,
yoksa T ve J ile birlikte mi?
C: Evet.
S: (L) AB böyle bir materyali ancak kendi elde ederse güvenilir bulacağını söyledi ve T ve J de şu anda aynı niyette görünüyorlar. Benzer bir şekilde bağlantı kurabilecekler mi?
C: Frekans titreşim seviyelerine göre kanallayacaklar.
S: (L) Pekala, bu konuda bu kadarı yeterli. (F) Ben bu deneyin ne kadar süre devam edeceğini merak
ediyorum. Ama bu belki de önemsizdir. (L) Ne kadar devam ederse o kadar devam edecek, bir dakika bile fazlası değil! (F) Aynen öyle!
C: İsterseniz teması sürdürebilir ve dostça ve bilgilenmeye yönelik olarak güncellemeler isteyebilirsiniz.
Sonuçlar en azından eğlendirici olacaktır.
--------------------------------------------------------------------
Almanların 2. dünya savaşındaki faaliyetleri ve Antartikadaki durum hakkında,
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Almanlar 2. Dünya Savaşı sırasında bir zaman makinesi yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Gerçekten yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Almanların zamanda yolculuk deneyleri savaştan sonra ABD'ye mi taşındı?
C: Parçalı olarak.
S: (L) ABD, Almanlar tarafından yapılmış bir zaman makinesine el koydu mu?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Başka bir yere alındı.
S: (L) Nereye?
C: Mausenberg, Neufriedland.
S: (L) Makine hala Almanya'da mı?
C: Nein!
S: (L) Mausenberg nerede?
C: Antarktiklandt.
S: (L) Bu makineyi kim kontrol ediyor veya çalıştırıyor?
C: Klaus Grimmschackler.
S: (L) Şahıs olarak sormadım. Amerikalılar mı yoksa Almanlar mı?
C: Deutsche.
S: (L) Bu makineyi kendilerini zamanda oraya veya buraya taşımak için kullandılar mı?
C: Glophen'de uygulandı, bit, yie aire das gluppen und werstalt de vir seinderfor bidde.
S: (L) Neden anlamayacağımız bir şekilde cevap veriyorsunuz?
C: Üzgünüz, konu nedeniyle aktarımlarda bir karışma oldu.
S: (L) Bu Alman zaman makinesine dönecek olursak: Almanlar savaş sırasında düşmüş bir UFO'yu ele
geçirdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Bu UFO'yu kim uçuruyordu -pardon- kim KULLANIYORDU?
C: Griler.
S: (L) Almanlar geri mühendislik yapıp bu aracın bir benzerini yapabildiler mi?
C: Buna ihtiyaçları yoktu. Bu tür şeylerle ilgili bilgileri kanallanan kaynaklardan edinmişlerdi.
S: (L) Almanlar bu bilgileri Vril Topluluğu'ndan mı aldı?
C: Kısmen. Ayrıca Thule Topluluğu.
S: (L) Antartika'da bu zaman makinesine sahip olan bireyler, bu makineyle ne yapıyorlar veya ne yapmayı planlıyorlar?
C: Silindir döngüsüyle zaman sektörlerini keşfediyorlar.
S: (L) Silindir döngüsü nedir?
-------------------------------------------------------------------
Sheldon Nilde hakkında malüm foton kuşağı bir ara ilgilenenleri epeyi meşgul etmişti ,
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Sheldon Nidle'ın kanallamasıyla ilgili sorumu sormak istiyorum.
C: Bu konuda enerjini harcamamanı tavsiye ediyoruz.
S: (L) Bu yılın sonbaharında bir foton kuşağı ve kitlesel bir UFO inişi olacağı yönünde Sheldon Nidle'ın
söylediklerine ikna olmuş çok sayıda kişi var. Bu gerçekten olacak mı?
C: İnsanlar Bo ve Peep'in söylediklerine de çok ikna olmuştu. (ç.n.: "heaven's gate" ufo tarikatinin
liderlerinin kullandıkları takma isimlerden.)
S: (L) Pekala, bu konuya daha fazla enerji harcamak istemiyorum. Bu geceki yardımınız için teşekkürler. İyi geceler.
----------------------------------------------------------------------
Kritik bir soru ve özet cevap,
-------------------------------------------------------------------------
S: (L) Şimdiki soru: Birinin üst yoğunluklardan bir varlığı mı yoksa ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığını mı kanalladığını nasıl anlayabiliriz?
C: Düzeltmeler ve netleştirmeler gerekiyor: "Ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığı" 5'inci yoğunluk varlığıdır.3'üncü yoğunlukta ya takılı kalmıştır, ya da 5'inci yoğunluktan iletişim kuruyordur ama her iki durumda da artık 3'üncü yoğunluk değildir!! 1'inci yoğunluk bilinç seviyesi altındaki tüm fiziksel maddeyi kapsıyor.6'ncı yoğunluk ışık seviyesi olarak tektiptir çünkü bu yoğunluk seviyesinde tam bir denge vardır ve ışık bilgi olarak temsil edilir. 7'nci yoğunluk bir ile birliktir... Kelimenin her anlamında sonsuzdur çünkü "özü" olası tüm farkındalık boyutlarında var olan herşeye yayılır. Bir varlığın herbir bilinçli fiziksel varlığının sona ermesi sonrasında gördüğü ışık birliğin kendisidir. Hatırlayın, 4'üncü yoğunluk değişken fizikselliğe sahip ilk yoğunluktur!! Bunun üzerinde dikkatlice düşünün!!! Ve hatırlayın, yalnızca tek bir "Tanrı" var ve yaratıcı yaratılan herşeyi kapsıyor ve yaratılan herşey de yaratıcıyı!
-----------------------------------------------------------------------
Kanaldaki fotoğraf çekimi ve bazı özel ve dikkat çeken konular,
---------------------------------------------------------------------------
S: (AM) Makineyi şuraya çekeyim... Şimdi L'nin fotoğrafını çekmek istiyorum. (S) F'nin fotoğrafına bak.Kolunun üzerinde bir el var sanki! (F) Ben hiçbirşeye benzetemedim. (AM) Elleriniz tablada bir poz almaya çalışacağım. (L) Oradakiler! Poz vermeye hazır mısınız?
C: Evet.
S: (AM) Derin bir nefes al ve tut... [L'nin aura fotoğrafı çekiliyor] (L) [Kendi aura fotoğrafına bakıyor] Bu çok garip. F kendi fotoğrafında görünüyor ama ben kendi fotoğrafımda görünmüyorum. Fiziksel olarak neden belli değilim?
C: Öğrenme ruhsal gelişim sağlar ve farkındalık bilgiyi "somutlaştırır."
S: (L) Tamam oradakiler, gülümseyin! [L'nin ve F'nin parmakları planşet üzerindeyken tablanın aura fotoğrafı çekiliyor.] (L) Tamam ama bu neden fotoğrafta görünmediğimi açıklamıyor.
C: Çünkü 3'üncü ve 6'ncı yoğunluk seviyesi arasındaki kanallama celseleri için olağan bir şekilde, enerji alanı örtüsü seni kanalla birleştiriyordu.
S: [Tablanın fotoğrafı hazırlanıyor ve ortaya çıkan geometrik şekil grubun şaşırma seslerine neden oluyor] (L)Bu geometrik şekil nedir?
C: Kanalın görsel bir temsili!!! Bu kadar berrak bir parlaklık olmasının nedeni fotoğraf çekildiği anda düşünce merkezlerinizin temiz ve açık olmasıydı. Diğer bir deyişle, 6'ncı yoğunluk aktarım noktasından gelen orantısız bir enerji vardı. Bakmakta olduğunuz şey, sizin üzerinizden aktarılan bozulmamış bilginin %100saf ışık enerjisi. Bu daha önce 3'üncü yoğunlukta hiç görülmedi. Henüz bunun anlamlarının tam olarak farkında değilsiniz ama olacaksınız. Bu gece tarih yazdık millet!!!!! [Diğer bireylerin fotoğraflarının çekilmesi için mola verildi. Çekim bittiğinde AM ve W ekipmanları topladı ve ayrıldı.]
----------------------------------------------------------------
İlginç bir bölüm daha ,hatta bir kaç ilginç bildiri veren bölüm,
----------------------------------------------------------------
S: (L) MM'nin kendi evinde çektirdiği aura fotoğrafında, aural alanında çok garip bir cisim var. Bir ışık sütunu gibi görünüyor. Bu nedir?
C: O mekanda üst yoğunluk seviyeleriyle doğrudan bir kanal oluşturan varlıkların mevcudiyetini temsil
ediyor. Ve belirli bir derecede birleşim de var. (ç.n.: orijinal metinde "conduit" olarak geçen terimi "kanal"olarak çevirdim. kanal işlevi gören bir şahıstan ziyade, üst yoğunluklarla olan bağlantının kendisini vurgulayan bir terim sanırım.)
S: (L) Nasıl bir varlıktan bahsediyoruz?
C: Pek çok ve çeşitli.
S: (L) Peki o ev yoğunluklar arasındaki bir birleşme noktası mı?
C: Pek sayılmaz; birleşme heryerde belirli bir derecede gerçekleşiyor.
S: (L) Bu varlıklar KH mi yoksa BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Bu bir portal gibi mi?
C: Portal değil, kanal. Portal üst yoğunluk seviyelerinden aşağı doğru etkilerin meydana gelmesini sağlayan bir açıklıktır. Kanal ise "çift yönlüdür."
S: (W) MM'nin ne yapmasını istiyorlar?
C: Bu doğru kavram değil. Düzeltme: Kanal, hem yer hem de mevcut varlıklar yoluyla gelişir. Sadece yerle ilgili değil.
S: (L) Bu açıklık ve bu varlıklar konusunda MM'nin ne yapması gerekir?
C: Belirli birşey değil... Durumu nasıl ele alacağına karar vermek MM'ye bağlı.
S: (L) Varlıklardan herhangi biri oradaki heykelle bağlantılı mı?
C: Evet.
S: (L) Heykelle bağlantılı olan ne tür bir varlık?
C: Beşinci yoğunluk kalıntısı.
S: (L) Peki neden orada?
C: Orada olmayı seçtiği için. Ve hayır Laura, Kertenkele değil!!!
S: (L) Peki nedir?
C: Daha şimdi söylemedik mi?
S: (L) Evet. Daha önce bundan bahsetmiştik. Ölmüş kişiler birşeylere veya evlere ilişebiliyor. Bunu nasıl
çözeceğiz?
C: Çözülmesi gereken nedir?
S: (L) MM bunu kanal olarak kullanabilir mi?
C: Elbette. Kullandı bile!!! Kullanmamış olsaydı kanal mevcut olmazdı!
S: (MM) Bunu daha etkili bir şekilde nasıl kullanabilirim?
C: Bu öğrenme direktifini ihlal eder.
S: (MM) Heykel ile aramdaki bağlantı nedir?
C: Herşey birbiriyle ilişkili. Lütfen bu celsedeki ilk birkaç yanıtımızı incele.
S: (L) Evrensel bilince erişmek için bunu kullanabilir mi?
C: Evet.
S: (L) BH mevcudiyetini arttırmak ve kanalın KH tarafından kullanımını en aza indirmek için ne yapabilir?
C: Ah Laura, transkriptleri baştan bir okuman gerekiyor gibi görünüyor canım. Transkriptleri okumanı,
gevşemeni ve henüz yazıya aktarmadığın kasetleri dinlemeni tavsiye ediyoruz. İnternet üzerinden
kurmakta olduğun artan iletişimler için de faydası olur bunun. Hatırla, fiziksel bedeninin doğumundan
önce süperbilinç dosyalarına yerleştirilmiş olan yanıtların kilidini açmana yardımcı oluyoruz. Ayrıca yanlış veri, verisizlikten daha kötüdür. Şimdi P için: Mümkün olan en büyük ölçüde kavrayışı elde etmek için daha önce verdiğimiz yanıtlarda kullanılan tırnak işaretlerine dikkat et. Teşekkürler!
-----------------------------------------------------------------------------
Kanalı sınırlandıran ve şahsileştiren ve bazen çığrından çıkacak şekle sokan davranışlarla ilgili ,tabiiki hepimiz öğrenene kadar KH yız ve bu yoğunluğun maddesel takıntılarına ,korkularına v.s. bağlı yaşıyoruz ,bunların atılması için zihinsel ataklar kolay olmuyor ,ama neticede vaz geçilmez dediğimiz o takıntılı halleri yaşam resimlerimizden çıkarmamız yani p. c. deki gibi çöp kutusuna atıp o çöp kutusunu da sonuna kadar boşaltmalıyız ,geri alım güçleşsin yaşamımızı terk etsin diye ,
 
Bu arada portal ve kanal özelliğinin ne olduğu hakkında açık bilgi ,kanaldaki çift yönlü özellik,

---------------------------------------------------------------------------------

S: (L) MM'nin kendi evinde çektirdiği aura fotoğrafında, aural alanında çok garip bir cisim var. Bir ışık sütunu gibi görünüyor. Bu nedir?
C: O mekanda üst yoğunluk seviyeleriyle doğrudan bir kanal oluşturan varlıkların mevcudiyetini temsil
ediyor. Ve belirli bir derecede birleşim de var. (ç.n.: orijinal metinde "conduit" olarak geçen terimi "kanal"olarak çevirdim. kanal işlevi gören bir şahıstan ziyade, üst yoğunluklarla olan bağlantının kendisini vurgulayan bir terim sanırım.)
S: (L) Nasıl bir varlıktan bahsediyoruz?
C: Pek çok ve çeşitli.
S: (L) Peki o ev yoğunluklar arasındaki bir birleşme noktası mı?
C: Pek sayılmaz; birleşme heryerde belirli bir derecede gerçekleşiyor.
S: (L) Bu varlıklar KH mi yoksa BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Bu bir portal gibi mi?
C: Portal değil, kanal. Portal üst yoğunluk seviyelerinden aşağı doğru etkilerin meydana gelmesini sağlayan bir açıklıktır. Kanal ise "çift yönlüdür."
S: (W) MM'nin ne yapmasını istiyorlar?
C: Bu doğru kavram değil. Düzeltme: Kanal, hem yer hem de mevcut varlıklar yoluyla gelişir. Sadece yerle ilgili değil.
S: (L) Bu açıklık ve bu varlıklar konusunda MM'nin ne yapması gerekir?
C: Belirli birşey değil... Durumu nasıl ele alacağına karar vermek MM'ye bağlı.
S: (L) Varlıklardan herhangi biri oradaki heykelle bağlantılı mı?
C: Evet.
S: (L) Heykelle bağlantılı olan ne tür bir varlık?
C: Beşinci yoğunluk kalıntısı.
S: (L) Peki neden orada?
C: Orada olmayı seçtiği için. Ve hayır Laura, Kertenkele değil!!!
S: (L) Peki nedir?
C: Daha şimdi söylemedik mi?
S: (L) Evet. Daha önce bundan bahsetmiştik. Ölmüş kişiler birşeylere veya evlere ilişebiliyor. Bunu nasıl
çözeceğiz?
C: Çözülmesi gereken nedir?
S: (L) MM bunu kanal olarak kullanabilir mi?
C: Elbette. Kullandı bile!!! Kullanmamış olsaydı kanal mevcut olmazdı!
S: (MM) Bunu daha etkili bir şekilde nasıl kullanabilirim?
C: Bu öğrenme direktifini ihlal eder.
S: (MM) Heykel ile aramdaki bağlantı nedir?
C: Herşey birbiriyle ilişkili. Lütfen bu celsedeki ilk birkaç yanıtımızı incele.
S: (L) Evrensel bilince erişmek için bunu kullanabilir mi?
C: Evet.
S: (L) BH mevcudiyetini arttırmak ve kanalın KH tarafından kullanımını en aza indirmek için ne yapabilir?
C: Ah Laura, transkriptleri baştan bir okuman gerekiyor gibi görünüyor canım. Transkriptleri okumanı,
gevşemeni ve henüz yazıya aktarmadığın kasetleri dinlemeni tavsiye ediyoruz. İnternet üzerinden
kurmakta olduğun artan iletişimler için de faydası olur bunun. Hatırla, fiziksel bedeninin doğumundan
önce süperbilinç dosyalarına yerleştirilmiş olan yanıtların kilidini açmana yardımcı oluyoruz. Ayrıca yanlış veri, verisizlikten daha kötüdür. Şimdi P için: Mümkün olan en büyük ölçüde kavrayışı elde etmek için daha önce verdiğimiz yanıtlarda kullanılan tırnak işaretlerine dikkat et. Teşekkürler!
S: (MM) Uykuda veya uykuya yakın durumda bana dokunulduğunu hissettiğimde ne oluyor?
C: Çeşitli varlıklar.
S: (MM) Bunu yapmalarının amacı nedir?
C: Açıklanamayacak kadar belirsiz ve bu bir öğrenme konusu. Karmik referansları incele.
S: (MM) W ile olan karmam hakkında birşeyler sormak istiyorum.
C: İki şeyi hatırla: Birincisi, elinden tutarak götürmemizi beklemek yerine, ki bu öğrenme değildir, bu bilgiye erişmenin daha kolay yollarına başvur. İkinci olarak, çok fazla şahsi soru kanalı sınırlandırmaya başlıyor,
------------------------------------------------------------------
Bilginin yayılması hakkında ve kanalın testi hakkında sorular ve gerekli cevaplar ,oldukça değişik,en sonlardaki "Bekleyin ve görün. Ve yakında olaylar bu seçeneklerin ötesine taşarsa şaşırmayın" cevabı da                                                                                                                                                             ilginç ,yayılma mekanizmasının sadece p.c ve kitaplar dışındaki fenomenleri de göz ardı etmemeliyiz,
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Bunun kişisel bir veri olduğunu düşünmemiştim. Dünyanın her yerinden soru soran insanlar var ve bu soruları yanıtlamanızı istiyorum. İnsanlar gerçekten ilgilenmiş görünüyor ve materyali paylaşmak
istiyorum.
C: Bu konuyla ilgili tavsiyede bulunmuştuk ve sabır, gücü arttıran bir erdemdir!
S: (L) Mike Lindeman yaptığımız kanallamayı "sıkı testlere" tabii tutmamızı tavsiye etti.
C: Mike Lindemann kanallama yapmıyor, öyle değil mi? Ne tür bir sıkı test öneriyor?
S: (L) Bunu söylemedi. Sanırım kısavadeli kehanetler ve o tür küçük testler istiyorlar.
C: Aynen öyle, peki bu sana ne anlatıyor?
S: (L) Kanıt istiyor.
C: Tekrar tekrar ifade ettiğimiz gibi üçüncü yoğunluk "kanıtı" anlamsız. Şimdi dikkatle dinle: Eğer bu tür bir kanıt mümkün olsaydı, özgür irade, yani öğrenme, Birinci Seviye Karmik Direktif ne anlama gelirdi?
S: (L) Sanırım kanıt meselesinde olayın ruhundan ziyade kanıta yönelik bir inanç var. Güven maddi birşeye yönlendiriliyor. Özgür iraden kayboluyor. Biri sana birşeyi KANITLAYARAK özgür iradeni sınırlandırıyor.
C: İnanıp inanmamak herkesin kendi seçimi!
S: (P) [Anlaşılmayan bir söz]
C: Önceki yanıtı tam olarak anlamadın Pat. Kanıtı teşkil eden şey nedir?
S: (L) Doğru çıkan kehanetler ve birkaç şeyle ilgili doğrulanan bilgiler.
C: Bunların bile pek çoğu tesadüfle açıklanabilir. Tahminlerde bulunduk, bulunmaya da devam edeceğiz ama hatırla, "zaman" mevcut değil. Bu bir 3'üncü yoğunluk ilüzyonu. Biz bu ilüzyonda oynamayız, oynayamayız ve oynamayağız. Sizinle kurduğumuz iletişimin temel nedeni, kendinize öğrenmeyi öğreterek öğrenmenize, böylece ruhsal enerjinizi güçlendirmenize ve ilerlemenize yardımcı olmak.
S: (L) Temel nedeninizin yalnızca bize birşeyler öğretmek olduğunu mu söylüyorsunuz? Bu küçük gruba?
C: Çünkü yardım istediniz.
S: (L) Yani geldiniz çünkü istedik. Bu materyal diğerlerine de veriliyor mu, yoksa diğerleriyle paylaşmamızı mı istiyorsunuz?
C: Eğer uygun şekilde isterlerse. Size verdiğimiz mesajları paylaşmanız, milyonlarca başka kişiye pek çok şey öğretir.
S: (L) "Uygun şekil" nedir?
C: Bu sizin için ne kadar zaman aldı?
S: (L) Hepimiz hayatımız boyunca uğraştık ve ÇOK çalıştık.
C: Tamam, peki "milyonlarca" diğeri dediğimiz zaman neyi kastettik?
S: (L) Bu bilgilerin bir şekilde milyonlarca diğerine aktarılacağını mı söylüyorsunuz?
C: Hangi şekilde?
S: (L) Düşünebildiği tek şey kitaplar yoluyla.
C: Bingo!!
S: (W) Bu çok çalışma gerektirir.
C: Çalışma devam ediyor W!
S: (W) Tüm mesajların yazıya geçirilmesi, düzenlenmesi, tutarlı bir forma sokulması gerekir ve bu birkaç yıl alabilir...
C: Hepsi için gereken yapılacak ve hayır W!
S: (L) Hmm bu bir işaret! (W) Süre olarak düşünüyorum da, zaten her an çok büyük şeyler olabilir. Bilginin kısa süre içinde yayılması gerekir yoksa eskiyebilir.
C: Önyargı hiçbir işe yaramaz! Ayrıca bilginin eskiyeceğini kim söylüyor?
S: (P) Sadece fotokopi çekip bir araya getirmenin nesi var?
C: Bekleyin ve görün. Ve yakında olaylar bu seçeneklerin ötesine taşarsa şaşırmayın.
S: (L) Bu bir ipucu! Ne kastettiklerini merak ediyorum!
C: Bekle ve gör.
-----------------------------------------------------------------------
Kesin tarihlere bağlı KH kapsamlı isteklerin ne kadar tehlikeli sonuçlar vereceğini belirten önemli bir bölüm,geleceğin şekillenmesi, değişken gerçekliğin karakteri ve herşeyin düşüncelerin şekillenmesi ile olacağı hakkında çok şey,
--------------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam, sessiz olacağım. (A) Şu anda bunun hakkında hiçbir şey soramam çünkü bu "od" hakkında hiçbir şey bilmiyorum. İlk sorum şu: Bir süre önce komet kümesini, ne zaman geleceğini sormuştuk ve siz de "0 ile 14 yıl arasında" demiştiniz.
C: Evet.
S: (A) 0 ile 14 yıl arasında dediğinizde, bu, 0 ila 15 yıl değil de, mutlak bir şekilde 0 ile 14 yıl arasında
anlamına mı geliyor? 14 yıldan daha uzun olabileceğine dair küçük de olsa bir ihtimal olamaz mı? Bu
kadar kesin mi?
C: Hiçbir şey kesin değil. Derslerin ilerleyişini belirleyen şey, çalışmaların ilerleme durumudur.
S: (L) [Ark'a fısıldayarak] Gamma ışınlarını sor...
C: Hayır, sahne Arkın. Sen şu anda sessizdesin. ....
S: (A) Hiçbir şey kesin değil ama peki olasılık kavramı, Seth materyalinde kullanıldığı şekliyle geçerli mi?İhtimallerden bahsedebilir miyiz?
C: Evet.
S: (A) Bu 0-14 yıl sürecine bir ihtimal derecesi verebilir misiniz? Bu ihtimal ne kadar büyük?
C: Büyük.
S: (A) Ne kadar büyük? Mutlağa ne kadar yakın?
C: %82.
S: (A) Tamam, yani %82 ihtimalle 0-14 yıl arasında olacak. 0 ile 7 yıl arasında olması fikrine bir olasılık
verebilir misiniz?
C: Hayır, çünkü bu öğrenme kanalını bozabilir.
S: (A) Bu %82'lik olasılığı nasıl hesaplıyorsunuz? Tüm başka gezegenlerdeki durumları hesaplayarak mı?
C: Hesap, tüm olası değişkenlerin "zaman" çerçevesi penceresiyle karşılaştırılarak hesaplanmasına dayalı.
S: (L) Yani bir olasılık penceresi gibi birşey var, öyle mi? Bunun olabileceği bir süreç. Ve eğer bir şekilde bu 14 yıllık sürecin dışında olsaydı, bu, bu olayın olmayacağı anlamına mı gelir?
C: Son söz.
S: (L) Kastettiğiniz bu mu? Son söz?
C: Evet.
S: (L) "Son söz" ne anlama geliyor?
C: Kim bilir? "Dans etme vaktinde" sahneyi Ark'ın almasını istiyoruz.
S: (A) Neden 0 ile 7 yıl arasındaki bir olasılığa dair birşey söylemenin öğrenme kanalımı bozacağını
söylüyorsunuz? İhtimal eğrisinin nasıl göründüğünü bilmek istiyorum. Ne şekilde bozar?
C: 0-14 yıl şimdilik yeterli. Eğer size komet kümesinin önümüzdeki yıl sahneye çıkacağını söyleseydik ne olurdu, düşünebiliyor musun?!? Kesin günü ve saati bilmek isterdiniz. Bunun artık tüm faaliyetlerinizi şekillendirmesine izin verirdiniz, bu gerçekten olurdu.
---------------------------------------------------------------
Şimdilik kesiyorum.

Tgur

#753
Spiral üzerinde de çok durduk ,bulunduğumuz yoğunlukta madde özelliğinin baskın ve görülebilir özelliğinde koltuk yayına benzer bir şekilde sonsuza da giden bir bakışla nasıl olabileceğini tahayyül edebiliyoruz ,hatta bilincin A noktasından başlayıp B noktası denen spiral bir düzende olması eğer döngü tamamlanıp hala A noktasına geliniyorsa yerinde sayan bir halde olduğu üzerine benzetmeleri de çok yapmışızdır,

DNA nın spiral bir düzende oluşu az yer kaplaması dışında EM yönünden bobinimsi bir halde daha etkin olacağı ,saman yolu galaksisinin spiral bir düzende sonsuza doğru gitmesi ,altın oran düzeninde bir çok varlığın özellikle bitkilerin ,ağaç dallarının yaprakların sıralanması v.s.gibi var oluşun bir çok fenomeninin bu düzen üzerinde seyretmesi karşılaştığımız bir gerçektir,

Ancak zamansızlığı düşünüp anlamaya çalıştığımızda üst yoğunluk özelliğinde spiral artık bu görüşü yitirir ,zira spirali tarif edebilmek için zaman ve mesafeyi ortaya koymamız lazım, yukarı aşağı veya sonsuza doğru ifadeleri zamansız ortamda artık yoktur ,anlatması güç ama bir bilgi ışığı olarak, K.ların bir ara sağ sol velhasıl yönün olmadığı bir hali size nasıl tarif edelim  üst yoğunlukta olma hali böyledir şeklinde bahis ettiklerini hatırlıyorum ,ve bilgi ve farkındalık farklılılğını anlatmak için spiral yerine daire içinde dairelerden bahsetmişlerdir ,

Ama bütün bunlara rağmen spirali de celselerde görmekteyiz şöyle ki,

Poltergeisti de izah ettiği için geniş aldım,
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Poltergeist denen olay nedir?
C: Pek çok sebep.
S: (L) Her olay farklı mı?
C: Hayır. Sebepler çeşitli.
S: (L) Bu sebepleri sıralayabilir misiniz?
C: Hayır. Pek çok sebep var. Bunlardan biri erginleşen dişilerin yaydıkları hayat gücü aura patlamasıdır.
S: (L) Hipnoz dediğimiz şey nedir?
C: 5'inci yoğunlukla bilinç birliğini açmada 2'inci adım.
S: (L) İlk adım nedir?
C: Rüya hali.
S: (L) Üçüncü adım nedir?
C: Trans.
S: (L) Dördüncü adım nedir?
C: Beden işlevlerinin sona ermesi.
S: (L) Bu ölüm anlamına mı geliyor?
C: Evet, bedenin.
S: (L) Pek çok eski harabede dikkatimi çeken belirli semboller bulunuyor, özellikle de tüm dünyada
bulunduğunu tahmin ettiğim spiral şekli. Bu, reiki sembollerinden birine de çok benziyor. Bu sembolün
kökeni ve anlamı nedir?
C: Yoğunluk-ötesi enerji toplayıcı; Stonehenge bunlardan biriydi. Stonehenge bir spiral. Eksik taşlar bu
düzeneği tamamlıyordu. Stonehenge'de pek çok insan yüksek enerji şokuna maruz kalmıştır.
S: (L) Eğer bahçede büyük bir yerim olsaydı, bitkileri ve kaldırımı spiral şeklinde düzenleseydim ve bu
spiralde yürüseydim, bu bana enerji verir miydi?
C: Evet. Bunu yap. 3 seviyeye kadar doğru olursa bizi bile görebilirsin. Havuzu oradan kaldır.
S: (L) Havuzu kaldırmak mı!
C: Hangisi daha önemli? Havuzdan tamamen kurtul demedik.
S: (L) Havuzun yanındaki alana ne dersiniz?
C: Sana bağlı.
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Anladım! Yani diyorsunuz ki siz Arkturuslularsınız, Pleyadeslilersiniz ve şimdi de Kasyopyalılarsınız çünkü neredeyseniz osunuz! Ve dalgayla birlikte ilerliyorsunuz. Bu dalga tüm bu takımyıldızları birleştiren düz bir çizgi şeklinde mi ilerliyor?
C: Dairesel bir rotada.
S: (L) Yani spiral gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir yıldız haritası alıp rotayı çizebiliriz, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Oryon'dan konuştuğumuzda Oryonlarız. Pleyades'ten konuştuğumuza Pleyadesleriz ve bunun gibi.
Yani belirttiğiniz tüm bu kanal kitapları aynı kaynaktan farklı kanallar yoluyla geliyor.
C: Evet. Size dalganın tepe noktasının yerini söyledik. Neredeysek oralıyız ve o şekilde konuşuyoruz.
Anladınız mı?
S: (L) Siz dalganın tepesi mısınız?
C: Biz Marciniak'ın Pleyadeslileriyiz. Neredeysek oyuz.
S: (T) Yani aslında Kasyopya Takımyıldızı'nda yaşayan Kasyopyalılar değilsiniz?
C: Biz Gezici Yolcularız.
S: (T) Yani dalga dünyaya ulaştığında dünyadaki başka biriyle iletişime geçip kendinizi "dünyalı" olarak mı tanıtacaksınız?
C: Dalga dünyaya ulaştığında sizinle birleşeceğiz.
S: (L) Oryon'dayken Oryonlarla birleştiniz mi?
C: Boyut sınır geçişine uygun frekansta değiller.
S: (L) Peki dalga Oryon bölümünde ne etki yaptı?
C: Hiç. Zaten 4'üncü yoğunluk.
S: (L) Dalga nereden çıktı?
C: Bir yerden çıkmadı.
S: (L) Evrende sürekli bir döngüde mi?
C: Yakın.
S: (T) 6'ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6'ncı yoğunluktaki siziz.
S: (T) Biz misiniz? Yani T---, Laura, J--- ve F--- mi?
C: Evet.
S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?
C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.
S: (T) Biz sizin kaderiniz miyiz?
C: Ve tersi.
--------------------------------------------------------------------
KH nin spiraldeki halleri ve kara deliklerde neler oluyor,
-----------------------------------------------------------------
C: Kara Delikler KH Özgür İrade bilinç yapısının doğal birer yansımasıdır. Dikkat ederseniz Kara delikler, spiral enerji güçlerinin merkezinde bulunurlar, diğer herşey dışarı doğru yayılır.
S: (L) "Spiral" enerji güçleri dediniz, ve dalganın da bir spiral olduğunu söylemiştiniz. Bu dalganın
merkezinde de bir kara delik mi var?
C: Hayır.
S: (L) Dışa yayılım gösteren bir dalga mı?
C: Yaratılıştaki herşey budur: yayılan bir dalga.
S: (L) Kara deliğin emdiği enerji nereye gidiyor?
C: Mutlak yokluğa.
S: (L) Peki eğer bir kara delik sürekli içine birşeyler almaya devam ederse sonunda tüm varoluşu emip
bitirmesi mümkün olabilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evren herşeyi kapsar. Kara delikler ise tüm KH enerjilerinin son durağıdır.
S: (F) Yani bu, biz veya KH olarak tanımlanan herhangi birinin, o yolda kalmaya devam etmesi durumunda en sonunda varacağı yerin bir Kara Delik olacağı anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Çok hoş. Peki "mutlak yokluğa" giden enerjiye ne oluyor?
C: Mutlak yokluk, mutlak varlığı dengeliyor. Mutlak varlığın ne olduğunu tahmin edin.
S: (L) Bir tür dengeleyici güç mü?
C: "Tanrı."
S: (T) Pleiades Öğretileri'nde bahsedildiği şekliyle Baş Yaratıcı'dan mı bahsediyoruz?
C: Evet, Baş Yaratıcı.
S: (T) Baş Yaratıcı ile "Tanrı" arasındaki fark nedir?
C: Yok. Varolduğunuz sürece Baş Yaratıcı'nın bir parçasısınız.
S: (L) O halde Kara Deliklere giden şey Baş Yaratıcı'nın bir parçası olmuyor?
C: Doğru.
S: (L) Baş Yaratıcı kendisinin bir parçasını nasıl kaybedilir?
C: Baş Yaratıcı birşey "kaybetmez."
S: (L) Peki var iken Kara Deliğe gittiği için yok olan şeyler?
C: Yansıma olarak 1'inci seviyede tekrar üretilir.
S: (L) Yani Kara Deliğe giden enerji diğer taraftan çıkıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Primal atom gibi birşey mi oluyor?
C: Hayır.
S: (T) Tekrar döngüye mi giriyor?
C: Hayır. Yok olanın yerine yansıma olarak primal atomlar üretiliyor.
------------------------------------------------------------------------------
Bilginin yayılması ile ilgili keşfin önerilmesi,
---------------------------------------------------------------
C: Göreceksiniz. Önce bilgi paylaşım grubunu oluşturun.
S: (D) Bu evet anlamına geliyor. (L) Bu kanalın oluşturulmasında... Söz konusu kanal sadece bize enerji
getiren birşey değil, aynı zamanda diğer boyutlara seyahat etmemizi sağlayacak birşey mi? Her ikisi de
mi?
C: Keşfederek öğrenin!
S: (L) Diğer bir deyişle yapın! Bilgisayar ağı için gerekli programı yüklettik. Bunun hayatlarımızda ani ve büyük bir değişim meydana getireceğini söylemiştiniz. (D) Bunun için gayet hazırız sanırım, öyle değil mi?
C: Keşfedin.
S: (L) Bahçede bir labirent yapıp içinde yürürsek bunun titreşimlerimizi değiştireceğini ve sizi görmemizi bile mümkün kılacağını söylemiştiniz. Bunu bir grup olarak yaparsak sonuç ne olur?
C: Aynı.
S: (L) Orada bir grup olarak bulunmak, tek bir kişininkinden daha fazla enerji yaratır mı?
C: Evet.
S: (D) Peki ya çok sayıda insanla yaparsak? (L) Bunun, Stonehenge'de yaptıkları şeye benzer olduğunu
söylediler. Labirent benzeri bir düzenleme içinde yürümenin enerji odaklanmasına neden olduğunu
anlattılar. Spiral. (Planşet giderek büyüyen ve sonra giderek küçülen bir spiral şeklinde hareket ederek
birşey gösteriyor.) Kullanılması gereken kalıbı mı gösteriyorsunuz?
C: Dolanım.
S: (L) Bu, DNA'larımızdaki entegrasyonu hızlandırdığı gibi bizi de çok güçlendirir mi?
C: Bekleyin ve görün.
S: (L) Diğer bir deyişle birşeyler yapmamızı, bu projeleri yürütmemizi, transkriptleri düzenlememizi, labirenti inşa etmemizi, kendi eksenimizde dönme egzersizleri yapmamızı...
C: Yapacağınızı yapmanızı istiyoruz.
S: (L) Evet... (D) Çok teşekkür ederiz.. (L) Sanırım tüm bunların vardığı nokta; özgür ol, mutlu ol...
C: Hepsinden önemlisi, öğrenin.
S: (D) Diğer insanlara yardım etmek için yapabileceğimiz birşey var mı?
C: İçgüdülerinizi dinleyin, ağ çalışması yapın.
S: (D) Bilgisayar ağından mı bahsediyorsunuz?
C: Genel anlamda.
S: (D) Bir dakika. İnsanlar arası iletişimleri kastediyor olabilirler. (L) Ağ çalışması D---'nin söylediği gibi insanlar arasında bağlantı kurma, mesajımızı yayma, grubumuza insan kazandırma anlamında mı?
------------------------------------------------------------------

Zamansızlığı anlayabilmek algının bilgiyle eğitılmesi ve gelinen inanç yapısı ile her şeyin zaten bilinebilir hale geleceğinden bahseden ve bu hususta sadece eski takıntılı duygusallarla kirlenmiş hallerden temizlenmekle olacağını ve burada endişe ve beklentinin bu çabayı körelteceği anlatılmaya çalışılıyor,
--------------------------------------------------------------------
S: (T) Büyük bir küre olmazdı, yalnızca daire içindeki büyük bir küre olurdu. Eğer daire genişlemeye devam ederse, dışa doğru gitmeye devam ederdi, giderek büyürdü, büyürdü, büyürdü... (L) Beni
sinirlendiriyorsun... (T) Ama sonsuza kadar gidiyor... Çünkü dışa doğru gitmede bir son yok.
C: Yok mu?
S: (SV) Yok.
C: O halde belki başlangıç da yoktur.
S: (T) Başlangıç da olmazdı, sadece büyük, açık bir boşluk. Sonsuz bir boşluk...
C: Eğer son yoksa, başlangıç yoksa, ne var?
S: (L) Nokta yok. (J) Burada ve şimdi.
C: Burada ve şimdi, yani aynı zamanda gelecek ve geçmiş. Geçmişteki herşey, şu andaki herşey ve
gelecekteki herşey, hepsi birarada. Üçüncü yoğunluktaki insanlarınızın çok azının uzay yolculuğunu
anlayabilmelerinin nedeni bu, çünkü üçüncü yoğunluğunuzda uzayda yolculuk yapmak, geceleyin rahat
evinizde yatağınızda uzanmak kadar üçüncü yoğunluk bir eylem olsa da, zaman referansı ortadan kalkar.
Anneniz gibi kendinize yakın tuttuğunuz birşey. Ve en büyük ilüzyonunuz. Size defalarca zamanın
olmadığını söyledik ama elbette beyniniz bu kavramla o kadar yıkandı ki, ne yaparsanız yapın ondan
kurtulamıyorsunuz, öyle değil mi? Uzayın derinliklerine gittiğinizi düşünün. Herşeyin tamamen bir olduğu gerçekle karşılaştığınızda kendinizi kaybederdiniz. Değil mi? Kendinizi uzay boşluğunda giderken düşünün!
S: (L) Bunu düşünmek istemiyorum. (J) Uzay da yok! (T) Daire genişlemeye devam ediyor mu? Daire
genişlerken onu 180 derece çeviriyorsun ve küre oluyor. Küreyi kendi çevresinde döndürmek için kürenin dış kenarındaki bir noktayı alıyorsun ve bir simit oluyor ve sürekli genişleyen bir iç tüp. (L) Ve ortada bir karadelik! (SV) Neden karadelik olmak zorunda? (J) Spiral. (T) Onu çevirdiğin zaman daha da büyük bir iç tüp oluyor. Genişlemeye devam ediyor ve daha fazla alan kaplıyor...
C: Şimdi, yoğunlukları birleştirdiğiniz zaman, fiziksel gerçeklik ile eterik gerçekliği, veya diğer bir deyişle düşünce formu ile fizikselliği birleştirmiş oluyorsunuz. Bunları mükemmel bir şekilde birleştirebildiğinizde anlarsınız ki, bir başlangıç ve bir son olmamasının nedeni, bir başlangıç veya bir son düşünmeye ihtiyacınız olmamasıdır çünkü gelişiminizi tamamlamışsınızdır. Yedinci yoğunlukta Bir ile birlik olduğunuzda, bunu gerçekleştirmişsiniz demektir ve artık fiziksel ve eterik formlar arasında bir farklılık olması için hiçbir neden yoktur.
S: (L) Geçen gün tartıştığımız zaman konusuyla ilgili olarak: ışık hızında zaman olmadığından, madde
olmadığından, çekim olmadığından bahsettik, ama ışık hızının en ufak derece altındaki herhangi bir
birimde ise hemen çekim ve madde ortaya çıkıyor. Işık enerjisini katılaştırarak madde haline getiren şeyin ne olduğunu sorduk ve sanırım aldığımız yanıt, bunun 7'inci seviyeden gelen bilinç olduğuydu. Bizim bakış açımızdan, demateryalize olmadan ışık hızının ötesine geçmek veya sabit ışık hızında kalmak mümkün müdür? Işık hızı, zamansızlık ve çekimsizlikle doğrudan bağlantılı mı?
C: Mutlak anlamda değil, üçüncü yoğunluk anlamında öyle.
S: (L) Tamam, örneğin dördüncü yoğunlukta herşey ışık hızında mı hareket ediyor ve zaman ve çekim
olmamasının nedeni bu mu?
C: Hayır. Bu yanlış bir kavram. [(T) Işık hızı yok, ışık her yerde.] Aynen öyle. Dördüncü yoğunlukta ışık hızı yok çünkü herhangi bir "hıza" ihtiyaç yok. Hızın kendisi bir üçüncü yoğunluk kavramıdır. Hatırlayın, varolan herşey birer ders. Bu kadar! Başka hiçbirşey yok. Herşey algılamanız için. Algılamamız için. Tüm bilinç için.Varolan herşey / tek şey bu.
S: (L) Hala bu çekimin, bu zamansallık durumunun kaynağının ne olduğunu anlamaya çalışıyorum;
birbirleriyle ayrılmaz şekilde ilişkili görünüyorlar.
C: Şimdi sana bir soru soralım: Okula gittiğini hatırlıyor musun?
S: (L) Evet.
C: Üçüncü sınıfta ne yaptın?
S: (L) Pek çok şey. El yazısını öğrendim. Çarpmayı ve bölmeyi öğrendim.
C: Birinci sınıfta ne yaptığını hatırlıyor musun?
S: (L) Evet.
C: Lütfen bir tanesini söyle.
S: (L) Okula gittim ve testlere girdim. Çeşitli şekillerde saymayı öğrendim. Okumayı ve yazmayı öğrendim.
C: Tamam. Çarpmayı ve bölmeyi öğrenme sürecinde, kalemini bırakıp hemen zihninde birinci sınıfa dönerek,birinci sınıftayken alfabeyi neden öğrendiğini mi anlamaya çalıştın?
S: (L) Hayır.
C: Neden?
S: (L) Çünkü alfabeyi zaten biliyordum.
C: Alfabeyi zaten biliyordun. Yani, alfabeyi öğrenmene gerek yoktu çünkü onu zaten biliyordun. Doğru mu?
S: (L) Evet.
C: Artık ışık hızı olmadığında ışık hızını öğrenmen gerekecek mi?
S: (L) Benim yapmaya çalıştığım şey de bu. Belki de bunu öğrenir öğrenmez artık bununla ilgili derslere tabii olmazsın. Yani sunulan kavramları öğrenirsin, kavrarsın, alıştırmalar yaparsın, bunlar artık senin bir parçan olur ve bir sonraki şeye geçersin.
C: Evet, ama sen ışık hızını dördüncü ve daha üst yoğunluk seviyeleri bağlamında soruyorsun ve biz de sana orada ışık hızının olmadığını çünkü buna ihtiyaç olmadığını, çünkü bir kez dördüncü yoğunluğa
ulaştığında, üçüncü seviyenin derslerini öğrenmiş olduğunu anlatıyoruz.
--------------------------------------------------------------------
Şekil olarak evvelce üzerinde fazla durmadığımız iyonik sütunlar ve spirallerin kanal sisteminde ne kadar önemli olduğunu gösteren kısım, özetle farkında olmadan 4 yoğunlukla  bağlantılar yapılıyormuş,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Oluklu ? [ç.n.: Laura bu noktada kasyopyalıların flüt kelimesi (ingilizcesi : flute) ile yine ingilizcede bir kolon üzerine yiv, oluk, kanal vb. açmak ya da oluklu, yivli anlamına gelen "fluted" kelimesini kastetmiş olabileceklerini anlıyor.]
C: Evet.
S: (L) Bir kanal gibi oluk açma mı kastediliyor ?
C: Sütunlar.
S: (L) Hangi sütunlardan bahsediyoruz ?
C: İyonik.
S: (L) Neden oluklu İyonik sütunlarından bahsediyoruz? [ç.n. : İyonya , M.Ö 1000 civarlarında,bugünkü
Aydın, İzmir ve çevresinde kurulmuş olan kentler ve medeniyetler bütünü]
C: Çünkü bu sütunlar , insanlarla 4.Yoğunluk BH arasındaki, geçmişteki doğrudan iletişim ile bağlantılılar.
S: (L) Pekala, yivli İyonik sütunlar.
C: Yivli plastik hortumlar.
S: (L) Gittikçe daha anlaşılmaz oluyorsunuz. Kendimizle 4. yoğunluk BH arasında bu doğrudan bağlantıyı oluk, kanal ve sütun konsepti yardımıyla nasıl kuracağız ?
C: Manyetik telemetri profili [ç.n. . telemetri =uzaktan ölçüm (genelde hava uydu/araçları ile yerdeki
istasyonlar arasındaki radyo dalgaları aracılığıyla)]
S: (L) İçerisinden su fışkırtan o hortumun 4. yoğunluk BH' dan bizlere birşey mi iletebileceğini iddia
ediyorsunuz ?
C: Hem alıcı hem verici.
S: (L) Orijinal İyonya sütunu yapısal olarak içi boş bir tüp müydü ?
C: Önemli husus bu değil.
S: (L) Oluk, kanal ve spiraller mi önemli olan ?
C: Evet.
S: (L) Bir keresinde bana havuzu kaldırmam ve yerine bir labirent ya da spiral yaptırmam gerektiğinden
bahsetmiştiniz. Yakında sigorta şirketinden biraz para almayı umut ediyorum ve sağlık gelişimimin bir
parçası olarak bir gömme havuz yaptırmayı düşünüyordum. Havuzun tabanına spiral şeklinde fayans
döşemesi yaptırsam olmaz mı ?
C: Güzel. Romalı ve Yunanlılarda olduğu gibi, tepe ve tabanında kirişli olan 3 lü bir iyon sütunu eklemeni öneriyoruz. [Konuşmanın geri kalan kısmında bahsettikleri sütun yapısının ve spiralin taslak çizimleri yapıldı]
--------------------------------------------------------------------
Yine çekim ,değişken çekim dalgalarına temas etmek icap ediyor hatırlayalım, spiral fiziksel özellikteki çekim dalgalarını toplayıp dağıtmak görevi alan bir fenomen halinde,
----------------------------------------------------------------------
C: Çekim, fiziksel olan herşey ile eterik olan herşeyi birbirine bağlıyor, değişken çekim dalgaları aracılığıyla!!!
S: (L) Antimadde eterik varoluş mu?
C: Eterik varoluşa giden yol.
S: (L) Tamam.
C: Geçit.
S: (L) Peki değişken çekim dalgaları... Yo, yo, bir saniye... şöyle sorayım; değişken çekim dalgaları 7'nci
yoğunluktan mı yayılıyor?
C: Her yerden.
S: (L) Belirli bir yoğunluktan mı yayılıyorlar?
C: Anlatmaya çalıştığımız şey de bu; böyle birşey yok.
S: (L) Değişken çekim dalgaları mı yok?
C: Yanlış...
S: (L) Bu dalgaların belirli bir yayılış yeri mi yok?
C: Evet.
S: (L) Yani bu dalgalar maddenin varlığının bir özelliği ve madde ile eterin bağlayıcısı, öyle mi?
C: Öyle denebilir ama sadece maddenin değil antimaddenin de özelliği!
S: (L) Yani değişken çekim dalgaları aracılığıyla diğer yoğunluklara erişebilirsin, öyle mi?
C: Herşeye.
S: (L) Bu dalgalar mekanik olarak üretilebilir mi?
C: Üretmek aslında toplamak ve yaymaktır.
S: (L) Tamam, ne tür bir cihaz çekim dalgalarını toplayıp yayabilir? Spirallerin yaptığı şey bu mu?
C: Buna yönelik.
S: (L) Yani eğer değişken çekim dalgaları üzerinde odaklanırsak...
------------------------------------------------------------------------
Ekin çemberlerinin tercüme edilmesi üzerine bir ara yoğunlaşmıştık ama o faaliyet durdu, bu bölümde ekin çemberlerinin mesajı için Stonehenge nin kullanımı ve bunda da spirallerin rolü üzerine, ama şimdi kullanmak mümkün değil,
--------------------------------------------------------------------------
S: (L) Ekin çemberleri hakkında konuşuyorduk ve bu konu hakkında şu anda eklemek istediğiniz herhangi birşey olup olmadığını sormak istiyorum. Tartıştığımız şey hakkında veya herhangi temel bir bilgi...
C: Spesifik sorularla başlamanız gerekiyor.
S: (L) Tamam, çoklu çevresel uzunluklar çoklu yoğunlukları mı temsil ediyor?
C: Kısmen.
S: (L) Ekin çemberleri enerji veya düşünce kalıpları için bir çeşit anten mi?
C: Hayır.
S: (L) Ortaya çıkış zamanlamalarının bir önemi var mı?
C: Yarı.
S: (L) Ortaya çıktıkları yer, enlem-boylam bakımından önemli mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Hangi anlamda evet?
C: Enlem ve boylam değil, yer.
S: (L) Yer önemli diyorsunuz, hangi bakımdan önemli?
C: Manyetik bağlanma frekansı üreticileri.
S: (L) O yerlerde manyetik bağlanma frekansı üreticileri mi var?
C: Onlar üzerinden.
S: (L) Tamam, yer ve kronoloji...
C: Neden Stonehenge konusuna değinmedin?
S: (L) Daha önce Stonehenge'den bahsetmiştik. Bir çeşitli enerji alıcı-vericisi demiştik. Demek Stonehenge'in oraya konmasının nedeni o yerin belirli bir özelliğiyle ilgili... yoksa Stonehenge'in kendisi... (T) Neden Stonehenge'in özelliği hakkında birşeyler sormuyorsun? (L) Tamam, Stonehenge'in özelliği nedir?
C: O yer uygun frekansa sahip ruh türlerini çekti ve onlar da kırsal bölgelerdeki kodlanmış piktografların
peşine düşmek zorunda kalmamak için taşları uygun yerlere koyarak kodlanmış mesajları telepatik olarak aldılar.
S: (L) Telepatik olarak bilgi almak için o daire içinde kullandıkları teknik neydi?
C: Yüksek odaklanmış düşünce dalgası ayrımı.
S: (L) Spiral içinde hareket ederek...
C: Spiral dalgayı yavaşlatarak ve düşünce dalgası transfer enerjisini odaklayarak mesajın tercüme edilmesine yardımcı oluyor. Elektromanyetik dalga alışverişi yoluyla işliyor ve erişilmek istenen evrensel dilin sinyalini yerel fonetik profile dönüştürüyor. Bu çoklu kullanıcı durumu için gerekli.
S: (L) Çok sayıda kullanıcı olması birden fazla sayıda kişinin spiral biçiminde hareketini mi gerektiriyor?
C: Hayır. Tam olarak aynı şeyi duymaları, hissetmeleri ve anlamaları gerekiyor. Uygun şekilde oyulduğunda kayanın moleküler yapısı şarkı söylüyor.
S: (L) Stonehenge'in hala bu anlamda bir kullanılabilirlik potansiyeli var mı?
C: Parçalı enerji.
---------------------------------------------------------------------------

Matematiğin sese dönüştürülmesi ve piramit şeklinin ses rezonansı ile ilgili olduğu işin içinde asal sayıların olduğu ve 9.senfoniyi yaratan o dahinin de karıştığı sonuçta sabırla hazmedip gelebileceğimiz veya sadece Arkın gelebileceği sonuçlar hakkında, oldukça ağır,


--------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, başka bir konuya geçelim. (A) "Piramidal" tanımını kullandınız ve ben de asal sayıları bir
piramit eksenine koyarak yükselttim ama bugün, Ulam'ın asal sayıları bir spiral eksenine yerleştirdiğini ve ortaya tuhaf kalıpların çıktığını fark ettim. Bunun da benzer birşey olabileceğini düşündüm, ama iki değil de üç boyutlu olarak. Doğru yolda mıyım?
C: Asal sayılarda rezonans bulacaksın.
S: (A) Asal sayılarda rezonans mı? Bunu biraz daha açıklayabilir misiniz?
C: Açıklama gerekmiyor çünkü pek çok durumda olduğu gibi yanıtlar metinlerde. Tek yapılması gereken
kulaklarınıza değen müziği dinlemek.
S: (A) Piramidal yapıya konan asal sayılarla ilgili sorumu neden yanıtlamadınız?
C: Matematik, geometrik ölçümlerle sese dönüşüyor. Piramit eden piramit oldu sence?
S: (A) Piramit ortaya çıktı çünkü yapılması basit bir şekil. (L) Piramidin piramit şeklini ses mi yaptı? Bu şekli belirleyen şey ses miydi?
C: Daha yakın.
S: (L) Peki bu sesin kökeni neydi?
C: Bu sesi duyanlar biliyordu.
S: (L) Bu sesi duyanlar kimdi?
C: Matematiğin sese nasıl çevrildiğini bilenler. Mistikler neden orada olabilir? Yahoo!
S: (A) İpuçlarınızı takip etmede sorun yaşıyorum ve sorunumun ne olduğunu bilmiyorum...
C: Sorun hazmetme aşamasındaki sabırsızlık.
S: (A) Bir hazım aşaması ne kadar uzun sürebilir? Çok fazla vaktimiz yok!
C: Ne kadar sürerse. Çok "vaktiniz" olmadığını kim söylüyor? Yanıt ver Arkady'm, yanıt ver!!
S: (A) Sabırsız olduğumu kabul ediyorum. Ama biraz daha iyi bir ipucuna ihtiyacım var, o zaman çok daha fazla şey yapabilirim...
C: Kelimelerimiz sana şarkı söylüyor. İzin ver zihnindeki ampülleri yaksınlar.
S: ... (A) Söylediklerinizi yeterince ciddiye almadığımı mı kastediyorsunuz?
C: Hayır. Söylediklerimizin keyifle bilincine akmasını kastediyoruz. Keyif al!
S: (L) Bunun...
C: Ludwig'in 9'uncusunu dinle. Asal sayılarla birleştir, ne buluyorsun?
S: (L) Hmmm.... Notalar asal sayılarla ilişkili mi?
C: İlham olması için neden dokuzuncuyu şimdi buraya getirmiyorsunuz?!? [dokuzuncu senfoniyi koyup sesi duyulabilecek kadar açıyoruz.]
S: (L) Tamam, şu anda duyabiliyoruz ama çok yüksek değil.
C: Böyle iyi.
S: (L) Sorum şu: Sayıları müziksel bir diziye veya notalara çevirmemiz durumunda bulabileceğimiz birşey mi var?
C: Kesinlikle doğru yoldasınız!
S: (A) Ben bir matematikçi olarak ne yapabilirim veya ne yapmamı tavsiye ediyorsunuz?
C: Bırak yol seni götürsün. Henüz hiç başarısız olmadı Lolly. [Laura'nın lakabının kullanımına gülüş.] Kendine başarısızlık mı biçersin? Tsk tsk, çocuğum. Bu girişime inanç kişiyi bir yerlere götürür. Seni şimdiye kadar nelere getirdiğine bak!! (ç.n.: "tsk tsk": olumsuz yorum veya şaşırma anlamındaki "cık cık" veya "çık çık"sesinin ifadesi.)
S: (L) Bence sadece daha sabırlı olman gerektiğini ve önüne ne çıkarsa onu yapmanı, sana ilham veren farklı şeyleri denemeni ve bundan bir sonuç çıkacağını kastediyorlar. Her zaman çıkar! Ve bazen çok acayip şeyler... Birden birşey yapma, birşey okuma isteği duyarsın ve seni çok etkileyen birşey olur... ve bunu BİLİRSİN! Bu bana çok oldu! Sabırsızsın! Ama bazen de inanılmaz sabırlısın... Kendine karşı sabırsızsın.
---------------------------------------------------------------------------
Spiralin bir başka etkinliği,
-----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. İstemiyordum zaten. Ama bilemiyorsun. ...Yüzme havuzunda küçk bir girdap yaratmamız mı neden oldu o yağmura? [Ark gülmeye başlıyor.]
C: Hayır.
S: (A) ...Sebep ve sonuçlar her zaman karışabilir. Yağmur yağacağını zaten biliyorduk. (L) Bilmiyorduk. O yüzden yağmur yağdırmak istedim. Hiçbir yağmur işareti yoktu. (A) Bir başka yoğunlukta bunu biliyorduk ve buna neden olduk. (L) Havuzun altındaki o bakır spiral ve diğer küçük spiral herhangi faydalı bir netice üretiyor mu? (A) [Kahkahalar içinde]
C: Evet.
S: (L) ...Bana bu etkinin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: Hidro-enerjik geçiş.
S: (L) Neye geçiş?
C: Fiziksel rehabilitasyon.
S: (L) Yani spiral sudaki enerjiyi topluyor ve eğer sudaysan o enerjiyi bedene transfer ediyor öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani göğe herhangi bir enerji gönderip yağmur veya fırtına yaratmıyor?
C: Hayır.
--------------------------------------------------------------------------------
Bu bölümde spiral yok ama bilinci spirale sokup yani mevcut bilgiler ve yeni anlatılanlarla harmanlamaya sokup yoğunluk ve rezonans örtüsü bahsini anlamak gerek,
-------------------------------------------------------------------------------------
S: ...(R) Çok ilginç bir yoldayız, çünkü bir yoğunluğun ne olduğunu tanımladık. Bir frekans rezonans örtüsü.
(A) Ama soru şu: neyin frekansı?
C: Evet, orkestradakilerin.
S: (L) Anlaşmaya bağlı. (A) Nasıl yani? (L) Orkestrada olmak. (B) Sadece orkestrada olmak değil, aynı
zamanda uygun parametrelerle çalmak. (L) Ne çalınacağını kim belirliyor?
C: Burada sorun yaşanıyor!
S: (B) İsteyen herkese açık. ...
C: Seçimi bu seviyedeki siz yapmıyorsunuz. Gelecekteki siz yapıyor. Soru şu: Ne kadar iyi çalıyorsunuz ve diğerleri doğru çalmadığında siz doğru çalabilir misiniz?
S: (M) Bunu ikinci kez söylediler. (R) Evet, yani şu anda yaptığımız şey, konser öncesi orkestrayı toplamak ve enstrümanları akort etmek. (L) Hiç orkestra konsere hazırlanırken oturup izledin mi? (J) Kaos. (L) Aynen öyle. (R) Ama bir süre sonra uyumlanıyor. Ama tüm Kasyopya iletişimi de öyle. Henüz çalmıyoruz. Akort yapıyoruz. (L) Evet. (JN) Eğer bilinç seviyelerimiz dalganın davranışını belirleyen sınırları yaratıyorsa... (R)Hayır hayır hayır. Özür dilerim kestiğim için. Bilinç seviyemiz sınırları yaratmıyor, sadece o sınırların farkına varıyor. Şöyle diyor: "Aa, sınırlar şurada. Görebiliyorum, tamam. O zaman şunu çalıyorum." Ama farkındalığın arttıkça, farklı sınırlar görüyorsun. "Pekala şu daha geniş sınırlar içinde çalacağım." (ç.n.:katılımcılar arasında geçen bir bölüm atlandı)
C: Müzik çalınmadan çok önce sayfada duruyor.
S: (R) Yani orkestra çalmaya başladığında, notalar, zamanlamalar önlerinde oluyor. Doğru. Ama önemli olan orkestranın ne kadar iyi çaldığı ve ne kadar uyumlu olduğu.
C: Sayfadaki notalar Frekans Rezonans Örtüsü (Frequency Resonance Envelope). Yani seçim. "Çalış" ise "olayları" teşkil ediyor.
S: ... (L) "Sizinle çevreniz arasında ve sizinle bir başkası arasındaki frekans bağlantılarında dalgalanmalar olduğunda, bu dalgalanmalar kesintilere/aralara neden olur" denmişti. (R) Kesinti kuantum sıçraması mı?
C: Evet.
S: (R) Ama bunun için iyi ayarlanmış bir orkestran olması gerekiyor.
----------------------------------------------------------------
Spiral bahsini kapatıyorum,


bozadi

#754
Çeşitli konu başlıklarıyla alakalı celse bilgilerini derleyip yorumlarınla birlikte paylaştığın için teşekkürler Tgur :)

Tgur

#755
Sağol kardeşim ..[:)][:)]

Tgur

#756
İNANÇ VE ŞÜPHENİN DANSI
Bazı süslemelerle konulara değişik bir yaklaşımla gireceğim,

İnanç ve şüphe sarmalı, insan bilincini imar eden unsurların içinde bilgi harcıyla devreye konan en önemli ve vazgeçilemiyecek unsurlardır,sadece bilgi ve eşdeğeri ışık var oluşun en önemli öğesi yani bilinci oluşturur ama  bilgiye uzaktan bakıp bulunulan seviyede kalıp izlemek ve böylece yetinmek evrenin genel karakteri değildir, evrenin parçası olan insan yaşantısında bu özelliği devreye koyduğu durumlarda insandır,

Bu gelişimi yani lineer ölçüde de olsa insan ilerlemeyi de şüphe ve inanç sarmalı yoluyla sorgulanma motorunu çalıştıran bu genişlemeye doğru hamleyi şüphe ile başlatır daha doğrusu merak ile başlatır,zira şüphe bulunduğu ortamı sorgulayan insanı motive edici bir faktördür ve bu da merak olarak  anlatılır,bunu şu geldiğimiz kademede farkındalık olarak da tarif edebiliriz,farkındalık için malzeme bilgidir ve bu basamaklarda yükseliş sağlar ,basamakların zemini inanç ile sağlamlaşır ,zira inanç olmazsa yani henüz ulaşılmış bilgi etraflıca araştırılıp benimsenmemişse inanç yoktur basamak zemini bozuktur,

Bir basamağa adım atılıp zemin sağlamlaşmışsa da bir handikap mevcuttur ,basamak yanında aralık bir kapı ve bir oda düşünün orada dinlenmek için gayet rahat ve uygun bir ortam vardır , kıvrılıp dinlenebilecek bir yatak ,çıtır çıtır yanan odun alevleri sesleri ile dolu bir şömine ve battaniye v.s. vardır velhasıl hoş ve zevkli belki de uzun bir zaman geçirilecek ortam ,

Bu odaya tatmin=takıntı odası adını versek her halde uygun olur,

Bir zaman sonunda o birleşik sarmaldaki diğer unsur yani öz ile itilen şüphe yani bulunduğunuz ortamı sorgulamaya yönelik merak, o egosal tembelliğimizi sürdürmeye mani olur ve arayışa yöneliriz,

Anlatmak istediğim, iman ,inanç önemlidir saygı duyulur ancak sorgulama olmazsa yani akıl çalıştırılmazsa şüphe devreye girmezse takıntı odalarında çürüyen, yerinde sayan bir varlık halinde kalırız, zira bilgi denilen o ışık bizi kendine doğru çekmekte ve basamakların sonsuz olduğunu göstermekte..

Ve o bahsettiğim süslerden biri ,

O halde ne olacak ağlayacak mıyız
Biteviye hep böyle arayacak mıyız;
Evet , aramak varlığın değişmez kaderi
Yoksa bir tatminle duracak mıyız

Tatmine bir bakın, doyurur mu bizi
Yoksa sonra ne var diye aratmaz mı hepimizi
Şu halde tatmin de arayışta bir merhale (merhale=ara,durak)
Anlayın aramak hep çeker ilgimizi

Bu başlangıç ile K.lardan inanç ve şüphe hakkında aktarımlar sunacağım,

Aşağıdaki inanç kaybı zihinleri karıştırmadan ele alınırsa sonsuza doğru ruhsal seyahatin olduğuna dair inanca ait ,bu husus cümlenin devamındaki "bilgisel ve fiziksel sınırlanmalara neden oldu"ile onaylanıyor
-----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Cennet'ten düşme ne kadar zaman önce oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
S: (L) Durum neydi... ne oldu... insanlığın durumu neydi?
C: İnanç kaybı, dış güçlerin etkisiyle bilgisel ve fiziksel sınırlanmalara neden oldu.
S: (L) Yılan veya 'ayartıcı' neyi temsil ediyordu?
C: Sizin Kertişler olarak bildiğiniz güçler; bu bilgiyi daha önce vermiştik.
-----------------------------------------------------------------------------------
C: Bu gece 3'üncü seviyede takılı kaldın.
S: (L) Sadece bu değil. O kadar çok dezenformasyon var ki, kime inanacağını bilemiyorsun... Size
güvenebileceğimizi nereden bileceğiz? Etrafta insanı aldatan bir sürü kaynak var ve bunu çok zekice
yapıyorlar. İncil'e bak... insanlar 2.000 yıldır buna inanıyorlar...
C: Yalnızca izin verdiğinizde aldatırlar.
S: (L) Evet, bazı şeyleri inançla kabul edeceğiz... ama... Buradaki sorunu anlayabiliyor musunuz?
C: Evet, ama sen anlamıyorsun.
S: (L) Sorunum nedir?
C: Zihinsel blok.
----------------------------------------------------------------------
Ve can alıcı ve bir çok anlatılanı detaylandıran bir bölüm,
-------------------------------------------------------------------------
C: Ritüeller faydasız.

S: (L) Kullanabileceğimiz herhangi bir teknolojik yöntem var mı?
C: Gerekli olan tek savunma bilgidir. Bilgi, sizi varoluştaki tüm olası zarar biçimlerine karşı korur. Daha fazla bilginiz oldukça daha az korkunuz olur, daha az acınız olur, daha az gerilim hissedersiniz ve herhangi tür veya biçimde daha az tehlike deneyimlersiniz. Şimdi bunu çok dikkatlice düşünün çünkü bu çok önemli:"Bilgi" sözcüğünün ardındaki kavramın herhangi bir sınırı var mı? Eğer bu kavramın sınırı yoksa okelimenin değeri nedir? Sonsuz. Bu tek kavramın, bu tek anlamın sizi bütün sınırlandırmalardan nasıl serbest kıldığını anlayabiliyor musunuz? Bilgi kelimesinin ve bu kelimenin manasının, ihtiyaç
duyabileceğiniz herşeyi nasıl sağlayabildiğini anlamak için altıncı duyunuzu kullanın. Dikkatlice
düşünürseniz, bunun doğruluğunun işaretlerini göreceksiniz.
S: (L) Bu, kitaplardan öğrenilen bilgileri kapsıyor mu?

C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı algılıyoruz. Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi elde etmek ve bilginizi arttırmak için sürekli olarak çaba gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü ve o kadar kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir.
S: (L) Bilginin, edinilmesi veya kabulü dışında bir cismi veya bir varlığı var mı?

C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken, gerçekten bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi,tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar.Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir. Siz de bilginizi arttırmada son derece başarılısınız. Şimditüm ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna inanmanız ve bunu kavramanızdır.
S: (L) Bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak isterim.

C: Eğer imanınız varsa, edinebileceğiniz hiçbir bilgi yanlış olamaz çünkü böyle birşey yoktur. Size yanlış bir bilgi veya veri vermeye çalışan herkes ve herşey başarısız olacaktır. Tüm varoluşun kökünde olduğu için,bilginin kabul ettiği şey, sizi yanlış veriyi benimsemekten koruyacaktır. Yanlış veri bilgi değildir. Sadece açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığınızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku duymanıza gerek yoktur. Bilgi koruma sağlar -- ihtiyaç duyabileceğiniz tüm korumayı.
S: (L) Açık ve inançlı olduğu halde zarar gören ve arkalarından vurulan bir sürü insan var.

C: Hayır. Bu sizin algılamanız. Algılamayı başaramadığınız şey, o insanların gerçekten bilgi toplamıyor
olduklarıdır. O insanlar ilerledikleri yolun bir noktasında takılıyorlar ve sizin takıntı dediğiniz gizli bir
süreçten geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi takıntılı hale geldiğinde, ruhsal gelişimin sağlanması, ilerletilmesi durdurulmuş olur, çünkü bu ancak gerçek bilginin edinilmesiyle mümkündür. Kişi takıntılandığında korunması da azalır, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir. Ve kişi bunları deneyimler.
----------------------------------------------------------------------------
Şamanistik inançlar ve New Age ile ilgili ,hepimizde acabalar doğuran hakkında kesin bir sonuç
----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Şamanistik öğretilere göre bir kişinin hayvan ruhları veya rehberleri olabilir. Bu doğru mu?
C: Kısmen. Eğer bunlara sahip olduğunuza inanırsanız sahip olursunuz.
S: (L) Eğer bunlara inanmak bunu gerçek kılıyorsa, bu inanç faydalı mı?
C: Tüm inançlar bir seviyede faydalıdır.
S: (L) Nasıralı İsa hayvan ruhlarına veya totemlere inanıyor muydu?
C: Hayır.
S: (L) Bu yalnızca New Age'in bir batıl inancı tekrar calandırması mı?
C: Şamanizm subjektiftir ve sınırlar. Kertenkele telkini.
--------------------------------------------------------------------------------
Buna değinmiştik tekrarındaki önemi inancın nasıl dayattırıldığı ve hatta genetik işlemlerle kıskançlık gibi kirli duyguların yaşamımızda nasıl işlerlik kazandırıldığına dair
--------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Kutsal Kitap'taki "Kabil'in Damgası" hikayesinin anlamsal kökeni nedir? Fiziksel bir iz miydi?
C: Omurganın tepesindeki düğüm.
S: (L) Kambur gibi mi?
C: Hayır. Çıkıntı.
S: (L) Omurganın tepesindeki fiziksel bir düğüm müydü?
C: Sizde de ve diğer herkeste de var. Kafanızı hissedin.
S: (L) Oksipital (artkafa) yükselti mi?
C: Yakın.
S: (L) Peki bende varsa bu benim bir katil olduğum anlamına mı geliyor?
C: Hayır. Yılan Kardeşliği'nce yayılan bir batıl inanç.
S: (L) Peki Kabil'in damgası ne anlama geliyor?
C: Kıskançlık.
S: (L) Kimin kıskançlığı?
C: Tüm insanların.
S: (L) Bu iz yoluyla diğerlerinden ayırtılan bir insan grubu mu vardı?
C: Hayır. Bu, Kertenkeleler tarafından genetik mühendislik yoluyla gerçekleştirilen zayıf noktalarınızdan biri.
--------------------------------------------------------------
Atlantisin şu andaki KH yaşantısı ve monoteizme en sonunda dinler programına evrilen illüzyonun kökeninde çok önemli olduğundan bahsetmiştik burada biraz ondan bahisle ,atlantis kalıntılarından olan firavunlar dönemindeki batıl inançlar v.s. ile ilgili,
--------------------------------------------------------------
S: (L) Nefilimlerle insanların genetik melezlemesi konusunda özel bir döllemeden bahsetmiştiniz. Bunun "yapay döllenmeden" farkı nedir?
C: Fark yok.
S: (L) Kitapta, Babil kulesi zamanında Nefilimlerin insanoğlunun kızlarına baktıkları ve onları karıları olarak aldıklarından bahsediliyor. İyi bir çeşit etkileşimden bahsediliyor gibi. Bu, Nefilimlerin görevlerini terk edip insan "eşlerine" yönelik hisler besledikleri anlamına mı geliyor?
C: Hayır. Tarihin diğer bir aldatmacası. Genetik deneylerin bir tasvir ediliş şekli.
S: (L) Sfenksin görünümü neden kedimsi bir insan şeklinde?
C: Kedi enerjisini temsil ediyor.
S: (L) Mısırlıların kedilere tapması veya onlara büyük saygı duyması bununla mı ilgili?
C: Kökeninde.
S: (L) Bu kedi tanrının kökeni neydi?
C: Atlantis geleneği.
S: (L) Atlantislilerin kedi tanrı geleneğinin kökeni nedir?
C: Batıl inanç.
S: (L) Bu batıl inanç neyle ilgiliydi?
C: Önemli birşey değil.
S: (L) Belki de önemlidir çünkü bu tanrıyı onurlandırmak için böyle büyük bir anıt yapılmış ve eminim
insanlar bunun kökeninde ne olduğunu bilmek istiyorlardır.
C: Özgürlük Heykeli'nin kökeninde ne var?
S: (L) Bir ilke. Yani sfenksin kökeninde de kedilerle ilgili bir ilke var, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Herhangi dünyadışı varlıkları, tanrıları veya tanrıçaları temsil etmiyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Peki bu tanrının adı neydi?
C: Endurra.
S: (L) Bu tanrı veya tanrıçaya tapınım neden sona erdi?
C: Zamanla terk edildi.
S: (L) Kertişlerin bin yıl boyunca insanlar arasında yaşadığını söylemiştiniz. Bizim zaman ilüzyonumuzda bu ne zaman gerçekleşti?
C: Atlantis'in zirvesinde.
S: (L) Atlantis medeniyeti ne kadar süre boyunca var oldu?
C: 70.000 yıl.
---------------------------------------------------------------
"Gerçek göreceliliğin sınırsızlığında sonsuz yüzlüdür" bu çetrefilli gibi gelen cümle bir dörtlüğümden alınma egosal bataktaki benliğim bunu aşağıdaki alıntıya süs olarak koymamı istedi ben de esir oldum, özetle gerçekliğin ve inancın nasıl kaygan zeminlerde olduğunu vurgulayan kısım,
----------------------------------------------------------------
S: (L) Doğruluk konusuna değinmek istiyorum. Doğruluğu nasıl arttırabiliriz, belirleyebiliriz veya üzerinde nasıl çalışabiliriz?
C: Doğruluk 3'üncü seviye kavramı. (Ç.N.: Buradaki "doğruluk" [accuracy] terimi, özellikle de tahmin ve kehanetlerin doğru çıkması ile ilgili.)
S: (L) Biliyorsunuz ki bu seviyede bir bilginin doğru veya iyi olduğuna karar vermek için onun meydana gelip gelmediğine, doğru çıkıp çıkmadığına bakarız.
C: Evet.
S: (L) Ve eğer bir kaynak bir tahminde yanılırsa genelde insanlar o kaynağa olan inancını kaybeder. Bu
gerçekçi olmayan bir beklenti mi?
C: Evet.
S: (L) Bunun sebebi gerçekliğin değişkenliği nedeniyle doğrulanmanın imkansız birşey olması mı?
C: Eğer bu mümkün olsaydı, varoluş diye birşey olmazdı. Evren, bir öğrenme laboratuarından başka birşey değil.
--------------------------------------------------------------------
Evrende ben tek bilenim diye ortaya çıkan varlık veya bilinç düğümlerinin olamıyacağını belirten kısım,
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Artık bir dur demenin vakti gelmişti. Ben hoşgörü gösterdikçe bu insanlar yaptıklarını yapmaya devam ediyorlar. Bu insanların bu kadar kötü olabileceklerine hiç inanmamıştım.
C: Peki senin inançlarını paylaşırlar mı?
S: (L) Herhalde paylaşmazlar ama buraya kadar dayanabilirdim ancak. Artık birşeyler yapma zamanı gelmişti.
C: Evet.
S: (L) Herşeyi bilen ve herşeyi gören konumunuzdan bana bu konuda biraz rehberlik yapar mısınız?
C: Hiç kimse "herşeyi bilen" ve gören değildir.
--------------------------------------------------------------------
Yine benden bir ilave "üstatların sözlerine dikkat et onlar bilge genidir/ ama bastıkları yerden gitme zaman eski değildir/ zoru seç koru tut gerekirse/ yansa bile ellerin gelen yeni deridir",
Bazı şeylere özellikle farkındalığa doğru yapılacak faaliyetlerde esasta başa gelen olumsuzlukların mutlaka saldırı veya önleme işinden çok evrenin bu işlevini,  kişiyi motive mi edecek  yoksa tatmin odasında kalıp mışıl mışıl uyumaya devam mı kararını test eden bir unsur olduğunu anlayabilmek..
------------------------------------------------------------------------
C: Neden diplomaya ihtiyacın olduğunu düşünüyorsun?
S: (V) Dediğim gibi güvenilebilirlik için. Meslek yapmanın yasal bir yönü. Diploma olmadan ne yapabilirim ki...
C: Saçma!
S: (V) Ama başka türlü nasıl yapabileceğimi söylemeyeceksiniz, öyle değil mi?
C: Az önce söyledik ama henüz açık olmadığın için bunu anlamadın.
S: (V) Yani diğer insanlara yardımcı olma yollarını bulmak için yapmam gereken şey bağımsız çalışma ve meditasyon, öyle mi?
C: Evet.
S: (V) Diğer bir deyişle, eğer olacaksa olacak. Bunu zorlamanın gereği yok ha? Tamam, bunları
yayınladığımızda ve insanlar yaptığımız şeyin farkına vardıklarında neyin arayışı içinde olacaklar?
C: Herşeyin.
S: (L) Bilgisayar ağına bağlandığımızda herşeyin aniden ve ciddi ölçüde değişeceğini söylemiştiniz. Bildiğiniz gibi ağa bağlandıktan sonraki gün otomobil kazası geçirdim. Şimdi sargılar içindeyim ve eminim güzel görünüyorumdur! Tuhaf olan şey, kazadan birkaç dakika önce arabayla giderken çok güçlü bir şekilde siz Kasyopyalıların benimle birlikte olduğunuzu düşünüyordum ve zihnimde de hastanedeki arkadaşım S---'ye yardımcı olmanızı ümit ediyordum. Yılbaşı hazırlıklarıyla uğraşmayı ve ayrıca hastaneye gidip ona reiki vermeyi planlıyordum. Ve sonra, Kowabonga! Arkadan feci bir çarpışma oldu. Bu neden oldu? Neyi yanlış yaptım? "Ani ve ciddi" derken kastettiğiniz şey bu muydu?
C: Herşeyin bir sebebi var.
S: (L) Bu kazadan öğrenmem gereken birşey mi vardı?
C: Eğer öyleyse, bunu meditasyonla öğren.
S: (L) Diğerleri hakkında sevgi dolu düşünceler geliştirdiğimiz için mi oluyor bu?
C: Meditasyon yap.
S: (V) Geçirdiği kazanın bilgisayar ağına bağlanmasıyla doğrudan bir ilgisi var mı? (L) Beni öldürmediler ama bunu denediler! (V) Soruma dönecek olursak...
C: Cevap gerekli değil.
S: (L) Cevabı bildiğim için mi?
C: Evet.
S: (L) Ve cevabım şu ki, kaza ile bilgisayar ağına bağlantı kurma arasında kesinlikle bir bağlantı var, değil mi?
C: İyi keşfediyorsun.
S: (L) Çarpışma sırasında tüm omurga sütunum kırbaç gibi şakladı ve beyin sarsıntısı geçirdim... ve omuzum gerçekten kötü durumda... Beni hastanede daha uzun süre tutmadıklarına gerçekten şaşırdım...
C: İyi bir "kırbaç şaklatıcısı" olmalısın.
S: (L) Bilgisayar ağından gerçekten pozitif sonuçlar çıkacak mı? Yani, bu gerçekten acılı bir başlangıç oldu.
C: Ne söyledik?
S: (V) Hemen şimdi açalım.
C: İyi fikir.
S: (L) İyi geceler.
-----------------------------------------------------------------------
İllüzyonun mantıksallaştırılmasına çok güzel bir örnek sunuluyor,

Örnek olarak günümüzdeki bankalar bunu çok bol yapıyor ,evvela bir hesap işletim ücreti diye kanunsuz bir uygulama yolu için soygun metaı çıkartıyorlar ve bunu "çilek hesap","turuncu hesap"diye ayırımlara sokup bunlarda bu soygunun indirim miktarlarını çeşitliyorlar "çilek hesap yüzde onbeş indirimli" gibi,siz bu seçenekler dünyasında kendinizi kaybedip esas aldatışı unutuyorsunuz,ve illüzyon mantıksallaşmış olyor,
Bilmem bu basit örnek uygun oldu mu ,
-----------------------------------------------------------------------------
S:(B) Dünya'nın çeşitli yerlerinde Bakire Meryem'in görünmesi olaylarının herhangi birinin ardında
Kertenkeleler var mı?
C: Evet. Hepsi.
S:(B) Bunun ardındaki sebep nedir?
C: Bilginin parçalanmasına yönelik saptırma ve dezenformasyon yayılıyor ve böylece daha fazla kişi saldırıya açık hale geliyor.
S:(L) "Eski dinlerdeki" cehennem veya araf inancı gibi inançların propagandası insanları çok savunmasız bir noktaya sürüklüyor, çünkü bu durumda insanlar suç ve günah düşüncelerine ve böylece de düşünce kontrolü ve şiddete daha açık hale geliyor.
C: Evet.
--------------------------------------------------------------------------
Bu kısım hakkında "sanırım bu konu üzerinde yeterince durduk" kapanış cümlesini alıyorum ,gerçekten bolca okumamız ve düşünmemize rağmen bu kısım hem özet hem de uğraştığımız konunun en can alıcı kısmını toparlıyor ,ilk defa okuyacakların da olacağını  umarak uzunca olsa da sundum,
----------------------------------------------------------------------------
S:(L) Bir celsede zamanın, Cennetten Düşüş "sırasında" ortaya çıkan bir ilüzyon olduğunu söylemiştiniz ve bunu söyleyiş şekliniz, başka ilüzyonların da olduğunu düşündürdü bana...
C: Değiştirilen DNA'nız nedeniyle zaman sizin için doğruluğu olan bir ilüzyon.
S:(L) Peki diğer ilüzyonlar nedir?
C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.
S:(L) Başka?
C: Fiziksel artış gereksinimi.
S:(L) Korunma için fiziğe odaklanmak... (T) Monoteizmle ilgili anahtar kelime ayrılık mı?
C: Evet.
S:(L) Başka?
C: Lineer/doğrusal odak.
S:(L) Başka?
C: Tekboyutluluk.
S:(L) Örtü... (J) Sadece tek bir boyutu algılamak... (L) Bu ilüzyonlar DNA'mıza genetik olarak programlandı mı?
C: Yakın.
S:(L) Başka hangi ilüzyonlar var?
C: Öncekilerle işiniz bitti mi?
S:(L) Bilmiyorum. Bu ilüzyonların bize nasıl zorlandığından, bizim bunları nasıl algıladığımızdan bahsedebilir misiniz biraz?
C: Eğer biri bir kapıyı açarsa ve sen de açılan kapıdan bir küp altın görürsen, altına ulaşmadan önce, kapının arkasında gizlenmiş zehirli bir yılan olup olmadığını düşünür müsün?
S:(L) Altın neyi simgeliyor?
C: Sınırlanmaya cezbolma.
S:(L) Kapı neyi simgeliyor?
C: Sınırlanmaya açılış.
S:(L) Bir küp altın olarak temsil edilen sınırlanma, aslında göründüğü şey değil miydi? Bu bir kandırma mıydı?
C: Yılan nedir?
S:(T) Kertenkeleler? (J) Tehlike. (L) Tamam, kapıyı kim açtı? (J) Biz.
C: Hayır.
S:(L) Kapıyı açan biz değildik, doğru mu?
C: Evet.
S:(T) Kapıyı kim açtı?
C: Kertenkeleler.
S:(L) Yani resmen... (T) Yılan kimdi? (J) Kertenkeleler, tehlikeyi...
C: Hayır!
S:(L) Yılan kimdi?
C: Dikkatsizce cazibeye teslim olmanın sonucu; yani, bakmadan atlamak.
S:(J) Yani dikkatli olmamız gerekiyor. (T) Yılan neydi? (J) Cazibeye teslim olmanın sonucu... (L) Yani
diyorsunuz ki, cennetteki cezbolma hikayesi, insanoğlunun cezbedilerek bu realiteye yönlendirilmesinin
hikayesiydi. İyi ve Kötünün Bilgisi Ağacı'nın meyvesinin yenmesi de...
C: Cazibeye teslim olmaydı.
S:(L) Ve bu bir kandırmaydı...
C: Hayır! Kandırma yok!
S:(L) Ama burada dönen birşey var. (T) Tuzak mı?
C: Hayır! Tuzak da yok. Seçmeseydiniz, özgür iradenize müdahale edilemezdi.
S:(T) Bir saniye. Olayın mantığını kaçırıyorum. Düşüşten önce biz kimdik?
C: 3'üncü yoğunluk BH.
S:(T) Bize 3'üncü yoğunluk varlıklarının BH olamayacağını söylememiş miydiniz? (L) Hayır. 3'üncü yoğunluk BH varlıklarının olduğunu söylemişlerdi. (T) O zaman meydana gelen şeyden dolayı mı şimdi KH'yiz?
C: Evet.
S:(T) Tamam, demek o zaman BH'ydik. Yani Kertenkeleler kapıyı açtı ve tabii bunu bir mecaz olarak
kullanıyoruz. Kertenkeleler kapıyı açtı ve bize bir küp altını gösterdiler ve kapıdan geçip ona ulaşmamızı umuyorlardı ve bizi kontrol altına almak üzere kapının arkasında bekliyorlardı. Doğru yolda mıyım?
C: Ummak yanlış fikir.
S:(T) Bizi cezbederek yapmaya çalıştıkları şey neydi?
C: Yapmaya çalışmak da yanlış fikir; öğrenme fırsatı için sorgulamaya devam edin.
S:(T) O zaman 3'üncü yoğunluk BH varlıklarıydık. Bu, daha önce bahsettiğiniz savaştan sonra mıydı?
C: Savaşın kendisiydi.
S:(L) Savaş içimizde miydi?
C: Sizin üzerinizden.
S:(T) Yani o kapıdan geçip geçmeyeceğimizle ilgili bir savaş... (L) Savaş bizim üzerimizden yapıldı ve biz resmen savaş meydanıydık. (T) Anladım, ama genel resmi doğru anladığımızdan emin olmak için bu
benzetmeye geri dönmek istiyorum. Kapı açıldığında savaş devam ediyordu. Savaş, bizim o kapıdan geçip geçmeyeceğimiz üzerine miydi?
C: Yakın.
S:(T) O noktada BH'ydik. BH ve KH seçeneklerimiz var.
C: TR, savaş her zaman var, önemli olan "ne zaman" seçtiğin!
S:(T) Yani hala altın küpüne mi bakıyoruz? Burada önemli birşey var... (L) Şimdi biraz geri dönüp şu şekilde soralım: Bu olay öncesinde insanoğlu...
C: Öncesinde mi?
S:(L) Öncesi değil. Herşey aslında eşzamanlı olmasına rağmen biz hala bir anlamda tarihsel bir olaydan
bahsediyoruz. Döngünün bir noktasındaki bu olayda insanoğlu...
C: Geri gidiyorsunuz.
S:(T) Sorduğumuz sorular isabetli değil.
C: Yakın. Düşünce dalgalarıyla birlikteydiniz. Bu konuyu TR'ye bıraksan daha iyi olur belki.
S:(L) Tamam, çenemi kapatacağım. Devam et TR. (T) Tüm yardımınıza ihtiyacım var. (L) Zor bir konu. (T) Bu konu, Kertenkelelerin ve diğer dünyadışı varlıkların insanlara onları kaçırılmaları ve diğer herşey için izin verdiklerini söyleyip durmalarıyla da ilgili.
C: Evet, devam et.
S:(T) Benzetme üzerinden gidelim. Altın bir ilüzyondu. Altın, algıladığımız şey değildi. 3'üncü yoğunluktaki BH varlıkları olarak bize sunulan bir cezbediciydi. Kapı Kertenkeleler tarafından açıldı.
C: Cezbetme değil, herzaman oradaydı. Dorothy ve kırmızı terlikleri hatırlıyor musunuz?
S:(T) O kapıdan içeri adım atmadan önce BH'ydik. İçeri girmek zorunda değildik. (F) Bir saniye, yanılıyorsam düzeltin ama TR kapıdan girdiğimizde onların bizi ele geçirdiğini söylediğinde Kasyopyalılar... (L) Hayır dediler... (F) Altın her zaman oradaydı. (J) Seçmeseydik, özgür irademiz ihlal edilemezdi. (T) Onlar hiçbirşey yapmadılar, sadece kapıyı açtılar. Kertenkeleler kapıyı açtı ve içeri girip girmeyeceğimiz tamamen bizim kendi seçimimizdi. (J) Bana göre, kapıdan içeri adım atmakla, özgür irademizin sınırlanmasını seçmiş olduk... (T) Kapıdan içeri girmemizle birlikte Kertenkeleler bize birşeyi uygun bir şekilde sunmuş oldular. Tek yaptıkları kapıyı açıp bize göstermeleriydi...
C: Sunmak? ! ?
S:(L) Onlar sunmadı... (J) O hep vardı... (T) Her zaman oradaydı... (J) Hala orada...
C: Evet, kırmızı terlikleri düşünün. Glenda Dorothy'ye ne söyledi?
S:(J) İstediğin zaman eve gidebilirsin. (L) Her zaman eve dönme gücün var...
C: Evet.
S:(L) Yani her zaman BH olmaya dönme gücümüz var mı? 3'üncü yoğunlukta bile mi?
C: Evet.
S:(L) 3'üncü yoğunluk BH varlıkları nasıl bir hayat yaşıyor?
C: Keşfedin.
S:(T) Kapı benzetmesine dönmek istiyorum. Kapı her zaman oradaydı. Cezbedicilik her zaman orada
duruyordu...
C: Altına gittiğinizde, Kertenkelelere "Merhaba" dediniz ve bundan anlayabileceğiniz herşey.
S:(T) Evet, ben de bu noktaya ulaşmaya çalışıyordum. Kertenkelelerin veya KH güçlerinin kapıyı açtığını söylediniz.
C: Hayır. "Açmak" demeyelim. Sadece sizi kavramaya yaklaştırmak için o ifadeyi kullandık.
S: ... (T) Kapı her zaman oradaydı ve her zaman açıktı. Sadece benzetmeyi kavramaya çalışıyorum. Yani BH varlıkları olarak altına gitme ve gitmeme seçeneklerimiz vardı. Altına gitmekle KH olduk çünkü altına gitmek KH.
C: Evet.
S:(T) Ve bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk Kertenkele Varlıklarının saflarına girmiş olduk.
C: Evet.
S:(T) Çünkü onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları ve 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak bizden çok daha fazla
yetenekleri var.
C: Bundan önce 4'üncü yoğunluk BH varlıklarının saflarındaydınız.
S:(T) Ve 3'üncü yoğunluk BH'ydik. Ama altına gitmekle kendimizi 4'üncü yoğunluk KH'nin etkisi altına soktuk.
C: Evet.
S:(T) Bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk KH'ye, bize dilediklerini yapma izni mi vermiş olduk?
C: Yakın.
S:(T) Yani bizi kaçırmaları için onlara izin verdiğimizi söylediklerinde bunu mu kastediyorlar?
C: Yakın.
S:(J) "Seçmedikçe özgür iradenize müdahale edilemez" demişlerdi. (T) İnsan ırkı olarak, özgür irademizle BH'den KH'ye geçtik. (L) Demek insanlık olarak içinde bulunduğumuz bu durumu bir seviyede kendimiz seçtik; Düşen Melek, Lusifer efsanesi. Bu biziz. Altına gitmek için o kapıdan geçmekle düşmüş olduk ve
kapıdan geçdiğimizde yılan bizi ısırdı.
C: Ama bu sürekli tekrarlanan bir sendrom.
S:(L) Sadece insan ırkı için sürekli tekrarlanan bir sendrom mu, yoksa tüm yaratılış için de geçerli mi?
C: İkincisi.
S:(L) Varoluş döngüsünün bir parçası olduğu için, tüm varoluşta tekrarlanan bir sendrom mu bu? Yoksa
Kızılderililerin Maya dedikleri şey mi?
C: İkisinden biri.
S:(T) "The Wizard of Oz" ("Oz Büyücüsü") filmine atıfta bulundunuz. Yani bu...
C: 6'ıncı yoğunluk ilhamlı.
S:(T) 6'ıncı yoğunlukta iyi film yapımcılarınız var. (S) Başka hangi filmlere ilham vermişler? (T) Konuyu değiştirmeden önce hala anlamaya çalıştığım birşey var... Tıpkı filmdeki kırmızı terlikler gibi istediğimiz zaman bizi BH'ye geri götürecek bir yeteneğe sahip olduğumuzu söylüyorsunuz.
C: Evet.
S:(T) Yani bahsettiğimiz tüm bu şeyler, boyut sınırı, dalga, frekansların yükselmesi...
C: Boyut sınırı "tornado."
S:(T) Yani dalga yıkıcı bir şekilde ilerliyor...
C: Subjektif.
S:(L) Dorothy benzetmesinde herşeyin başladığı yer olan Kansas BH miydi? ...
C: Pek sayılmaz.
S:(L) Oz ülkesine gidiş BH durumu muydu?
C: KH.
S:(L) Yani Oz KH'ydi. Ve Kansas da... tabii fiziksel ortam olarak değil de, Oz deneyimi öncesinde Dorothy'nin zihin durumu olarak BH durumuydu.
C: Evet.
S:(L) Kansas'ın kendisi değil, zihin durumu olarak BH'ydi. Oz'a gidiş ise KH'ydi.
C: Ve Elvira Gulch.
S:(J) Cadıya dönüşen kadın.
C: Cadı Kertenkelelerdi.
S:(T) Evet, tamam. Tornado. Dorothy tornadoda BH durumundan KH durumuna düştü. Doğru mu?
C: Evet.
S:(T) Yoğunluk değişim dalgası tornado ile temsil ediliyor... (L) Bir yoğunluk dalgasının etkileşimi...
C: Daha dikkatli analiz edin, bunun için bir mola öneriyoruz. [MOLA]
...
S:(L) Bir noktada biraz kafamız karıştı. Yoğunluk dalgasını temsil eden tornado, kişiyi aynı yoğunluk içinde BH'den KH'ye mi geçiriyor?
C: Bir yönüyle.
S:(T) Boyut sınırı yalnızca kişiyi bir yoğunluktan diğerine geçirmekle kalmıyor, aynı zamanda KH ile BH arasında da geçiş yapılmasını sağlıyor, öyle mi?
C: Mümkün.
S:(T) Yani bu geçişte 3'üncüden 4'üncüye bir BH olarak da geçilebilir?
C: Bazı geçişlerde.
S:(L) Yani 3'üncü yoğunlukta veya 4'üncü yoğunlukta insanlar BH ile KH arasında geçiş yapabiliyor... Boyut sınırı veya yoğunluk dalgasının bu geçişinde tüm bu seçenekler mevcut mu?
C: Dalganın yönelimine göre yukarıdakilerin hepsi mümkün.
S:(L) Peki yaklaşmakta olan dalganın yönelimi nedir? Özellikle bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa taşımak mı? Bu dalganın işlevlerinden biri bu mu?
C: Bunu söylemiştik.
S:(L) Bu dalganın bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncüye taşıyacağını söylemişlerdi. Görünüşe göre dalgalardan bazıları BH'den KH'ye geçebiliyor. (T) Dalga değil, dalgadan geçen kişi. Bu dalga geçerken, dalganın yönelimi bireyden bireye değişiyor mu?
C: Deniz dalgalarıyla karşılaştırın. Dalgalar, tüm doğanın liflerinin bir parçası.
S:(T) Bu, dalganın tepesinde veya dalgalar arasındaki boşlukta oluşla da ilgili mi? Dalganın üzerinde nerede bulunduğunla?
C: Hayır.
S:(T) Yani 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa geçiş sağlayan bir dalga, bu dalga geçerken sen onun
neresinde olursan ol aynı etkiyi yapar, doğru mu?
C: Evet.
S:(T) İnsanları KH'ten BH'ye ve tersine taşıyan dalga için de geçerli mi bu?
C: Veya "altına da" gidebilirsin.
S:(T) Dalganın altına mı? (J) Suyun altına. (T) O zaman hiç hareket edemezsin. (L) Dibe batıp boğulursun ve ilkel çorbanın bir parçası olursun. (T) Sebze çorbası mı?
C: Tavuklu Erişte. [Gülüşme.]
S:(L) Eğer alta gidersen okyanusa gömülüp tüm döngüye baştan başlayacağını düşünmekte haklı mıyım?
C: O kadar basit değil.
S:(J) Bunun hiç basit olmadığını düşündüm ben de. (T) Buna hiç girmeyelim. Ben hala BH'den KH'ye geçişi anlamaya çalışıyorum. Dorothy hakkındaki filmden bahsettiğiniz. Filmde ona istediği zaman, "eve gitmek istiyorum" diyerek veya buna benzer bir yolla eve gidebileceği söyleniyordu. İsterik nöbetler ve karmaşa içinde yaşayıp nadiren gelen bu dalgayı beklemekten çok daha kolay. BH'ye geri dönebilmemiz için 300.000 yıl burada takılmaktan daha kolay ve basit bir yol yok mu?
C: Elbette!
S:(T) Tamam, şimdi birşeye yaklaşıyoruz. Nereye doğru gidiyoruz? (L) Benim çenemi kapatmaya hazırlar. (T)Ama kafein aldın, şimdi bana yardım edebilirsin. [Gülüşme] Yani bunu yapmanın başka bir yolu da var. (J)İmgeleme mi?
C: Durun bir saniye, 4'üncü yoğunluğa hemen şimdi gitmeye hazır mısınız?
S:(J) Muhtemelen değiliz. İşimi bitirdiğimi sanmıyorum. (T) Evet, ben hazırım. Hemen şimdi. Eğlence
başlasın! JR, eve gidince kedilere yemlerini verirsin! (L) Hemen çekip gitmek, sorumluluk ve anlaşmalarını terk etmek bile KH. (T) Evet, 4'üncü yoğunluk KH olurdum. (S) Sen ve Kertenkeleler! (T) Hayır, hayır,hemen gitmeye hazır değilim çünkü burada isteniyorum! Her neyse, demek yoğunluk değişim dalgası bu dönüşümü gerçekleştirmenin tek yolu değil, doğru mu?
C: Bir fikir sunuldu.
S:(T) Dalganın çok sayıda varlığı taşımasıyla ilgili olan mı?
C: İlgisiz.
S:(L) Dalga büyük döngünün bir parçasından ibaret. (T) Ve biz de belirli bir frekans oluşturarak dalga geçtiği sırada mümkün olduğu kadar çok kişiyi öteye geçirmek için buradayız ve burada bulunmamızın başka hiçbir amacı yok... öyle mi?
C: Bu, özgür iradeye müdahaleyi ima ediyor.
S:(L) Burada bir frekans oluşturuyoruz ve diğerleri de bize katılıp katılmayacakları konusuna bir seçeneğe sahip oluyor... (J) Ve 4'üncü yoğunluğa geçişimizde de KH'den BH'ye geçme seçiminde bulunuyoruz... (L)Oz Büyücüsü'ndeki Munchkin'ler (cüceler) neyi temsil ediyor?
C: 2'nci yoğunluk varlıkları.
S:(L) Maymunlar Grileri mi temsil ediyor?
C: Dilerseniz.
S:(L) Cadının askerleri kimi temsil ediyor?
C: Nefalim.
S:(L) Büyücü kimi temsil ediyor?
C: Düşünün, öğrenin, keşfedin.
S:(L) Sanırım bu konu üzerinde yeterince durduk.
-----------------------------------------------------------------------
Şimdilik burada kesiyorum.


Tgur

#757
Arada çok kısa vurgulamalar yapmakta fayda görüyorum çoğumuz bir ara veya yolun başlangıcında bu hisleri duymuştuk/duyuyoruz,
------------------------------------
S: (L) Hazır bu konuya değinmişken, BRH gerçekten bedeninin içerisinde olmaktan nefret ediyor. Yanlışlıktan ötürü burada bulunduğunu düşünüyor...
C: Saçmalık. Depresyona girmiş, ama bu, yeni bir adım atacaklar için yoldur.

S: (L) Yani o yeni bir adım atma sürecinde. Neyse, sorusu şuydu –ve bu konuda çok yılgındı- ve bence bu soru iyi bir noktaya değiniyor : eğer çok sayıda enkarnasyonumuz var ise ve ayrıca herşey derslerden ibaret ise neden onları [geçmiş yaşantıları] hatırlamıyoruz ? Neden görünüşe göre sürekli baştan başlıyoruz ? Bu unutmanın sebebi nedir ? Bu bilinçli unutuş sebebiyle bir yaşamdan bir sonrakine yolculuk etme yeteneğimizi mi kaybediyoruz ? Neden önceki yaşamlarımızı hatırlayamıyoruz ?
C: Hatırlıyorsunuz, bilinçaltı seviyesinde. Ve bu seviye de derslerden dengelenmeyi çıkarmanızın en gerekli olduğu yerdir!

S: (L) Unutmanın başka herhangi bir sebebi var mı ?
C: DNA iplikçiğinizin planlanışı.



Tgur

#758
MONOTEİZMİN VE DİNLER PROGRAMININ DOĞUŞU
Konuyu evvelce açtığımı zannediyordum ,meğer eski budur com da açıp irdelemişiz ,bu son kanal bilgi tartışmaları bölümünde arada bir dokunsak da aynı hususu barizce vurgulamadığımı fark ettim ,yine K.ların ışığında bu işlerin nasıl başladığını ve neye dayandırıldığını çok açık göreceksiniz,tabiiki 309000 yıl çeşitli var oluş illüzyonları ve destanlar kutsal kitaplar ve efsanelerle bu monoteizm şidddetli ve akıl almaz bir şekilde mantıksallaştırılma faaliyetleriyle kuvvetlenmiş ve insanlık hala bu kendinden uzak yüksek ve ulu güçlerin önünde kapaklanmaktan başka şey düşünemez olmuş korkudan kafesler içine sokulmuştur, hala da kıvranmaktadır,

Oysa bütün güç kendindedir ,

KH nin doymaz bilmez ve indirgenmiş dünya yaşam kilitlenmesi neticede üstün güçlü ve aklı eremeyenleri idare eden önünde eğilten ve onların kısıtlanmış güçlerinden istifade edip sömüren bir yapıda tutma isteği insan DNA yazılımı üzerinde oynayarak ve parçalı ruhun güçlerinden soyunmayı ve bu indirgenmiş hali ile bedeninin ilkel "cinsiyet ve açlık" ihtiyaçlarından başka bir şey düşünemeyen illüzyonlara kapılmış varlıklar halinde tutmuştur,

Tablo budur ,tartışmaya soktuğumuz uzun uzun alıntılar bu yüzdendir ve güç bulabildiğim kadar devam edecektir , bu aldatılma sistemini çözmek isteyen, kurtulmak isteyen kişi bilgi soğurarak ve düşünerek bu söylediklerimin ve biraz da fazla tekrarlarla vurgulamalarımın gerçek olup olmadığı hakkında karar verecektir,

---------------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde,monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
S: (L) Oryon KH.
-----------------------------------------------------------------------------
Biraz da Atlantis ve kalıntıları hakkında uzunca bir bölüm, malüm Atlantis insan indirgenme hadisesinde baş aktör
-----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Kanarya adalarıyla ilgili olarak, adanın fethinden çok önce, herhangi misyonerlerin veya Avrupalıların varışından çok önce adada garip bir heykelin ortaya çıktığını öğrendim. Adanın yerlileri büyük, sarışın tiplermiş. Bu heykelin kutsal olduğundan eminlermiş çünkü onun ortaya çıkmasından sonra sahilde melekler veya kutsal varlıklar, ışıklar, kokular, şarkılar, bu tür şeylere şahit olmuşlar. Candelaria Bakiresi heykeli Tenerife sahiline nasıl geldi?
C: Teleportasyon.
S: (L) Heykeli oraya kim teleporte etti?
C: "Keltler."
S: (L) Druidler anlamında mı?
C: Veya Atlantisliler anlamında.
S: (L) Daha önce Atlantislilerin Keltler olmadığını söylememiş miydiniz?
C: Hayır.
S: (L) Atlantisliler Keltler miydi?
C: "Keltler, Druidler" vs... bunlar yalnızca sonradan konan isimler.
S: (L) Şimdi biraz geri dönelim. Keltlerin Kantek'ten geldiğini söylemiştiniz. Kertişler tarafından buraya
taşındıklarını, getirildiklerini söylemiştiniz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Fiziksel olarak kaç Kelt getirildi?
C: Yüz milyonlarca.
S: (L) Bizim ölçüm şeklimizle bu Keltlerin bu gezegene getirilmesi ne kadar sürdü? Yoksa hala devam ediyor mu?
C: Sizin ölçüm şeklinizle bir hafta diyebiliriz.
S: (L) Gemilerle mi getirdiler? Yani bir tür araçla? Yani onları bir gemiye yüklediler, 4'üncü yoğunluğa geçtiler ve 3'üncü yoğunlukta burada tekrar ortaya çıktılar veya buna benzer birşey, doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve onları Kafkaslar civarında bıraktılar, doğru mu?
C: Ve çevre bölgelere.
S: (L) Bu 79-80 bin yıl önce miydi?
C: 80.000'in üzerinde.
S: (L) Anladığım kadarıyla Atlantis o zaman zaten mevcut olan, gelişmiş bir medeniyetti, doğru mu?
C: Evet, ama göç veya fetih dalgalarıyla bölgeler değişir... Kendi topraklarınıza bakın.
S: (L) Ayrıca daha önce Hindistan'da nükleer bir savaş olduğunu ve Veda'larda "mavi derili" diye
tanımlananların Keltler olduğunu söylemiştiniz. Keltlerin uçan araçlar kullandıkları ve bir savaş
yaptıklarından bahsediliyor. Keltler kiminle savaşıyordu?
C: Parantalar.
S: (L) Durun bir saniye! Parantalar da kim?! Oyuna yeni bir oyuncu mu dahil oldu?
C: Yeni değil.
S: (L) Onları başka bir isimle mi tanıyoruz?
C: Seç.
S: (L) Atlantisliler mi? Hindistan'daki Keltler Atlantik'teki Atlantisliler mi savaşıyordu?
C: Atlantis sizin ölçümünüzle 100.000 yıldan uzun bir süreçte 3 enkarnasyon geçiren dev bir ada
imparatorluğunun farklı bölümlerinde yaşayan 3 insan ırkının oluşturduğu gelişmiş bir medeniyetin
merkez üssüydü yalnızca.
S: (L) Bu üç ırk Keltler...
C: Veya Kantekliler.
S: (L) Kantekliler Keltlerden farklı mı?
C: Yalnızca uzunvadeli ırksal ve genetik karışım bakımından.
S: (L) Demek Atlantis'te Keltler vardı. Başka kim vardı?
C: "Amerikan yerlileri" dediğiniz ırk ve artık mevcut olmayan, Avustralya ya da Gine aborjinlerine benzeyen ama cilt renkleri biraz daha açık olan üçüncü bir ırk. (ç.n.: "amerikan yerlileri" derken "kızılderililer" mi,yoksa aztek-maya gibi unsurlar mı kastediliyor acaba?)
S: (L) Bu üçüncü ırkı diğer iki ırk mı yok etti?
C: 3 afetten biri.
S: (L) Peki Parantalar kimdi?
C: Yukarıda belirtilen ırk.
S: (L) Demek Parantalar Avustralya Aborjinlerinin ataları, öyle mi?
C: Evet, ve benzerlik için, genetik karıştırma ve seyreltimi de göz önünde bulundurarak onları Hindistan,
Pakistan, Sri Lanka, Avustralya ve Yeni Gine'de mevcut olan halklarla karşılaştır.
S: (L) Veda'lar Parantalar tarafından mı yazıldı, yoksa Keltler tarafından mı?
C: Parantaların torunları tarafından bir "ilahi rehberlik" kaynağı olarak.
S: (L) Bu ÇOK ŞEY açıklıyor. Geçen gün düşünüyordum da, eğer dil kökleri bakımından filologların
inanmamızı istediği gibi Hindistan'daki bu insanlar Keltlerle akraba olsaydı bu işten hiçbir şey
anlayamayacaktım çünkü onlara kesinlikle HİÇ benzemiyorlar. Tamam, bu nükleer savaşın 50.000 bin yıl kadar önce olduğunu söylemiştiniz sanırım. Birkaç noktayı hallettik; Atlantis'te 3 ırk vardı. Keltler de
oradaydı... Keltler Atlantislileri fetih mi ettiler?
C: Hayır.
S: (L) Sadece girip yerleştiler mi?
C: Kuzey kısmı ele geçirdiler.
S: (L) Aynı zamanda Kafkaslarda, Baltık boyunca, İrlanda'ya, İngiltere'ye ve Avrupa'ya yerleştiler...
C: İrlanda, İngiltere vs daha sonraydı.
S: (L) İsveç, Norveç ve Danimarka gibi Nors topraklarında, Baltık hizasında ve Kafkaslar'da...
C: Belirttiğin bölgelerin bazıları buz kaplıydı.
S: (L) Filologlar dil köklerini incelediklerinde Kafkasların kuzeybatısındaki Kurgan bölgesine varıyorlar. Orası Atlantis yok olunca Keltlerin gittiği yer mi?
C: Yakın.
S: (L) Keltler Sitchin'in tanımladığı şekliyle Sümerleri yöneten, Anak'ın Oğulları olarak bilinen uzun boylu sarışın insanlar mıydı?
C: "Keltler" yalnızca orijinal prototipten kalanlar.
S: (L) Tamam. Kantekliler. Ne zaman...
C: Çekim farklılıkları boy farkını açıklıyor.
S: (L) Kantekliler veya Keltler Kanarya Adalarına ne zaman vardılar?
C: 12.000 yıl önce.
S: (L) Atlantis'ten direkt olarak mı geldiler?
C: Yakın.
S: (L) Nereden...
C: Travmayla kafaları karışmış bir şekilde.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tahmin et.
S: (L) Yeraltından mı geldiler?
C: Bazıları.
S: (L) Yeraltı ırkının bir parçası mıydılar?
C: Hayır Laura. "Travma" derken neyi kastediyor olabiliriz?
S: (L) Komet kümesi mi? Nuh Tufanı mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Keltler veya Kantekliler Britanya adalarına ilk olarak ne zaman yerleştiler?
C: Aynı. 12.000 yıl önce.
S: (L) Piktler de mi Keltlerdi?
C: Hayır, Atlantisli. Hatırla, "Kelt" sonradan konan bir isim.
S: (L) Piktler de Kantekiler miydi?
C: Köken olarak.
S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.
S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.
S: (L) Irksal bir ayrımken kim kimdi?
C: Belial'ın Oğulları Kanteklilerdi.
S: (L) Oo! Bu iyi değil.
C: Subjektif... Beden değilsiniz, ruhsunuz.
S: (L) Kantek'te oldukları zamandan beri bir grupla temasta olduğunuzu söylemiştiniz. Bu grup Druidler mi?
C: Hayır. Henüz tanımıyorsun.
S: (L) Gülhaçlıların Druidler'in yeni enkarnasyonu olduğu sonucuna ulaştım. Yani Druidler ortadan kayboldu ve kısa sayılacak bir süre sonra Gülhaçlılar ortaya çıktı.
C: Kısmen.
S: (L) Jül Sezar dini hoşgörü konusunda standart bir politikaya sahipti. Görünüşe göre tek istisna Druidlermiş.Onların kökünü kazamaya kararlıymış. Neden?
C: Gizemli güçleri nedeniyle.
S: (L) Bu gizemli güçleri nereden elde ettiler?
C: Nesilden nesile geçen bilgi.
S: (L) Kanaryalar'da ortaya çıkan "meleksi varlıklar" Druidler miydi yoksa Gülhaçlılar mı?
C: 4'üncü yoğunluktular.
S: (L) KH miydiler yoksa BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) KH ve BH birlikte takılıyor mu?
C: Sen sizin dünyanızdaki tüm tiplerle takılıyor musun?
S: (L) Adadaki Guançelerin gördüğü varlıklar KH miydi, BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Önce birini sonra da diğerini mi görüyorlardı demek istiyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Beni rahatsız eden birşey; Keltiklerin/Kanteklilerin kafa avcılığı eğilimi. Buna dair yapılan çeşitli
açıklamalar var ama hiçbiri bana anlamlı gelmedi. Düşmanlarının ve kahramanların kafalarını kesmek
onlar için adeta genetik birşey. ... Bunu negatif enerji veya güç toplamak için mi yapıyorlardı?
C: Temel olarak.
S: (L) Televizyondaki o dizide olduğu gibi yani; "The Highlander." Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Yanıt için araştır. Ve bu yanıtla birlikte...

Dionysos

#759
S:(L) Peki diğer ilüzyonlar nedir?
C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.

(T) Monoteizmle ilgili anahtar kelime ayrılık mı?
C: Evet.

---

Aslında belki de buradaki ayrılık kavramı,  herşeyden ya da herhangi şeyden de ayrı anlamına da geliyor...
Ayrı bir ikinci..  Madde ve ruh, ben ve sen, fizik ve mental olan gibi ayrımlar, aslında tüm ayrımlar ve tüm ikilemeler belki...
Öte beri ,doğuş ölüş, bura şura, ölümden önce sonra ,tüm ikilikler...
Benden ayrı ya da benim bedenim ve maddem/zihnim, dış dünya ve ben gibi bir ayrım ve soyutlamalar var... Özünde hepsi bölümlenmeler. Ama ikiye bölüş, iki yönlülük doğamız da mı var? doğa da mı var?

Monoteizmdeki ayrılık kavramı her ne kadar benden ayrı olan gibi olsa da aslında şeyden ayrı olan ya da ikinci olan, diğer olan, anti olan kavramına da yakın gibi sanıyorum... Yani ikinci olan kavramına yakın..

Dördüncü yoğunlukta sağ sol yok ve tüm yönleri aynı anda görebilirsin deniyor ...

Maharaj da şöyle bir alıntı var sanıyorum. Tüm ayrılıklar ya da tüm bölünmeler, bölümlenmeler hayal ürünüdür

Yunus der ki sanırdım dost ayrıdır ben gayrıyım..

Doğuda Advaita Vedanta diye bir felsefe olduğunu biliyoruz. Bu İkisizlik, İkiliksizlik ya da İkincisizlik gibi dilimize çevriliyor..
Sanırım Başkasızlık, Ayrısızlık, İkilemsizlik. Diğersizlik, Öbürsüzlük-Ötekisizlik gibi bir çok belki başka ve ayrı çevrim de sunulabilirdi buna.
Vikipedi de Mahraj-ın da bu okulun ve ekolün yani Vadanta-nın  bir uzantısı olduğu yazıyor .
Bizim Tasavvufta da kökeninde buna benzer bir öğreti var hatta Tasavvufun meshur sırrı da buna yakın bir gerçeği ifşa ediyor

Yani, Monoteizm dediğimiz kavramdaki ayrılık ve ayrım denilen bizim Dualizm dediğimiz kavrama da yakın bir kavram sanıyorum ki..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#760
Evet, Tasavvuf ile Advaita denen öğreti arasında önemli kesişmeler var bence de.

Meşhur üç büyük dinin de kendilerine göre bazı erdemleri, doğru, güzel, faydalı yönleri olmakla birlikte, maalesef üçünde de "monoteizm"in aşırı yüceltilmesi, şiddetli bir ikilik veya ikicilik söz konusu, Allah ile Kul arasında. Ne Musa'nın, ne de Muhammed'in insanları bu derecede "acizleştirme", yani insanlara acizliklerini vurgulayıp durma gibi bir derdi olduğunu sanmıyorum. Bu insanlar geldikleri yerdeki mafyatik odakların baskılarını kırıp insanları özgürleştirmek için geliyorlar ama insan kitlelerinin ciddi bir kısmı fazlasıyla egosal, ve bu da karanlık güçlerin insanların büyük bir bölümünü kendi kontrol veya güdümleri altına almasını sağlıyor ve bu durumun yarattığı baskı, peygamber veya büyük öncü dediğimiz insanların yaptıkları işleri, düşünüş şekillerini de çok etkiliyor ve zaman içinde dinlerin mesajları konusunda ciddi çarpıtmalar meydana gelebiliyor.

İyilik, doğruluk, güzellik apaçıktır, kendini kendini kanıtlayan, doğrulayan şeylerdir. Bu üç büyük din ne yazık ki zaten apaçık ortada olan iyilik-doğruluk-adalet kavramlarını kendi tekelleri altına alarak, pozitiflikten ziyade negatiflik, özgürlükten ziyade kölelik, adaletten ziyade adaletsizlik üretecek şekilde ciddi oranda KH tezgahından geçirildiler bence. Daha peygamber (veya herhangi benzer bir karakter) yaşarken bile ciddi oranda negatif baskılarla bir ölçüde yozlaştırılabiliyorken, peygamber/rehber bu katı terk ettikten sonra karanlık güçlerin başarabileceği şeytani işlerin, çarpıtmaların adeta bir sınırı kalmıyor. Nitekim İslam dünyasının hali apaçık ortadadır, tam bir ruhsal bataklığı andırıyor. Hristiyan ve Yahudi dünyası da bundan çok farklı değil bence nihayetinde.

Din dahil hiçbir şey, iyilikten, doğruluktan, adaletten üstün olamaz, Din denen şey iyiliğe, doğruluğa, adalete hizmet ettiği, bu doğal ve evrensel tutumları desteklediği, sağladığı ölçüde değerlidir. Hangi dinden, hangi ırktan, hangi ideolojiden olursa olsun, tüm insanlar arasında birliği, dayanışmayı, sevgiyi sağlayacak olan şey belirli bir din, hatta hiçbir din değildir; İyiliktir, Doğruluktur, Adalettir. Bu evrensel kavramlar hiçbir dinin tekelinde değildir ama Dinler, Dinciler bu kavramları kendi Dinlerinin/Allah'larının tekelinde sanmaya bayılıyorlar genellikle. Bu da onların "egosallık" düzeyleri konusunda bir bilgi veriyor aslında. En büyük katliamların, nefretlerin, çilelerin, baskıların, işkencelerin Allah/Tanrı/Din/Mezhep gibi kavramlar adına yapılmış olması ve bu durumun doğrudan veya dolaylı olarak hala devam etmesi bile KH güçlerinin "Din" yoluyla yaptıkları dipsiz vurgunların, Kertiş ziyafetlerinin apaçık bir göstergesidir.

İnsanların yüzyıllardır devam eden bu kısırdöngünün farkına varıyor olmaları nedeniyle Deizme olan ilgi artıyor aslında. En büyük insan hakkı tecavüzlerinin Allah/Tanrı adına, Din adına yapılmış olmasını sorguluyorlar. "Bu işte bir yanlışlık olmalı" diyorlar, diyecekler, demeliler.

Hiçbir dinin hiçbir dine üstünlüğü yoktur ve hiçbir din İyilikten, Doğruluktan, Adaletten daha üstün olamaz. İnsanlığı bölüp birbirine düşürmek, köleleştirmek, sürüm sürüm süründürmek yerine tüm insanlığı birleştirip ortak sorunlarını çözmenin tek yolu, evrensel ve apaçık iyilik-doğruluk-adalet kavramlarının üstünlüğüne, rehberliğine, belirleyiciliğine itaat etmektir.

Tgur

#761
ALTINA AÇILAN KAPI FENOMENİ

Ara ara yakaladığım vurgulanması icap eden kısımlar hakkında  dikkat çekeceğimden bahsetmiştim,

Altın açılan kapının daima açık olduğu baştan zihnimi kurcalamıştı burada bir giz var demiştim ,lineere alışmış aklımız daima biteviye devam eden maceramsı zamana kilitli iken bu hadisenin bir defaya mahsus özel olduğu takıntısından kurtulamamıştı,

Oysa zamansızlık olayına yavaş yavaş adapte olurken bu durumun bilgi ve dersler konusunda önemli bir öğe olduğunu  ve var oluşun o dengeyi sağlama yolunda ruhların bakelorya imtihanı vermesi gibi bir şey olduğunu idrak ettirdi,

Ruh bu acılı ortamı seçerse esasta çok şey kazanacaktır ,seçmezse belki bir çok dersin işlenmediği halde kalcaktır ,şu bilgi tam hazmedilirse ve "önemli olan ruhtur" bilincine erişilirse sonuçta acılı veya mutlaka acılı olması şart değil varyasyonların sonu mutlaka ruhun birliğinde sonlanacaktır ,gizemli gerçek budur.

Eğer altına açılan kapıdan geçmişsek benzer olarak şuna benzer bir şey yapmış oluruz,
Bungee jumping yapanları hep izlemişizdir ,adrenalin tutkunu ne olacak deyip burun kıvırmışızdır, bazılarımız ise keşke ben de mi yapsaydım demiştir gerçekte bir deney veya ders üzerine rizikoyu devreye almaktır seçmeyen biz esasta bir deneyimden eksik kalmışızdır uçak dışında göklerde kuşlar gibi doğada uçmak zevki ve deneyimi, neticede mutlaka en sonda aslına yani birliğe dönme bilincimiz ve inancımız var ise o jumping deneyimindeki emniyeti ve geri dönüşü sağlayan lastikimsi halat işlevi gibi bir uygulmayı devreye almışızdır,

Yani deneyim zenginliği yapmış  kazançlıyızdır,

Aşağıda altına açılan kapı hadisesinden bir kısım ve K.ların neyi vurgulamak istediklerini belirten alıntılar,
---------------------------------------------------------------
C: Yapmaya çalışmak da yanlış fikir; öğrenme fırsatı için sorgulamaya devam edin.
S:(T) O zaman 3'üncü yoğunluk BH varlıklarıydık. Bu, daha önce bahsettiğiniz savaştan sonra mıydı?
C: Savaşın kendisiydi.
S:(L) Savaş içimizde miydi?
C: Sizin üzerinizden.
S:(T) Yani o kapıdan geçip geçmeyeceğimizle ilgili bir savaş... (L) Savaş bizim üzerimizden yapıldı ve biz resmen savaş meydanıydık. (T) Anladım, ama genel resmi doğru anladığımızdan emin olmak için bu benzetmeye geri dönmek istiyorum. Kapı açıldığında savaş devam ediyordu. Savaş, bizim o kapıdan geçip geçmeyeceğimiz üzerine miydi?
C: Yakın.
S:(T) O noktada BH'ydik. BH ve KH seçeneklerimiz var.
C: TR, savaş her zaman var, önemli olan "ne zaman" seçtiğin!
S:(T) Yani hala altın küpüne mi bakıyoruz? Burada önemli birşey var... (L) Şimdi biraz geri dönüp şu şekilde soralım: Bu olay öncesinde insanoğlu...
C: Öncesinde mi?
S:(L) Öncesi değil. Herşey aslında eşzamanlı olmasına rağmen biz hala bir anlamda tarihsel bir olaydan
bahsediyoruz. Döngünün bir noktasındaki bu olayda insanoğlu...
C: Geri gidiyorsunuz.
S:(T) Sorduğumuz sorular isabetli değil.
C: Yakın. Düşünce dalgalarıyla birlikteydiniz. Bu konuyu TR'ye bıraksan daha iyi olur belki.
S:(L) Tamam, çenemi kapatacağım. Devam et TR. (T) Tüm yardımınıza ihtiyacım var. (L) Zor bir konu. (T) Bu konu, Kertenkelelerin ve diğer dünyadışı varlıkların insanlara onları kaçırılmaları ve diğer herşey için izin verdiklerini söyleyip durmalarıyla da ilgili.
C: Evet, devam et.
S:(T) Benzetme üzerinden gidelim. Altın bir ilüzyondu. Altın, algıladığımız şey değildi. 3'üncü yoğunluktaki BH varlıkları olarak bize sunulan bir cezbediciydi. Kapı Kertenkeleler tarafından açıldı.
C: Cezbetme değil, herzaman oradaydı. Dorothy ve kırmızı terlikleri hatırlıyor musunuz?
S:(T) O kapıdan içeri adım atmadan önce BH'ydik. İçeri girmek zorunda değildik. (F) Bir saniye, yanılıyorsam düzeltin ama TR kapıdan girdiğimizde onların bizi ele geçirdiğini söylediğinde Kasyopyalılar... (L) Hayır dediler... (F) Altın her zaman oradaydı. (J) Seçmeseydik, özgür irademiz ihlal edilemezdi. (T) Onlar hiçbirşey yapmadılar, sadece kapıyı açtılar. Kertenkeleler kapıyı açtı ve içeri girip girmeyeceğimiz tamamen bizim kendi seçimimizdi. (J) Bana göre, kapıdan içeri adım atmakla, özgür irademizin sınırlanmasını seçmiş olduk... (T) Kapıdan içeri girmemizle birlikte Kertenkeleler bize birşeyi uygun bir şekilde sunmuş oldular. Tek yaptıkları kapıyı açıp bize göstermeleriydi...
C: Sunmak? ! ?
S:(L) Onlar sunmadı... (J) O hep vardı... (T) Her zaman oradaydı... (J) Hala orada...
C: Evet, kırmızı terlikleri düşünün. Glenda Dorothy'ye ne söyledi?
S:(J) İstediğin zaman eve gidebilirsin. (L) Her zaman eve dönme gücün var...
C: Evet.
S:(L) Yani her zaman BH olmaya dönme gücümüz var mı? 3'üncü yoğunlukta bile mi?
C: Evet.
S:(L) 3'üncü yoğunluk BH varlıkları nasıl bir hayat yaşıyor?
C: Keşfedin.
S:(T) Kapı benzetmesine dönmek istiyorum. Kapı her zaman oradaydı. Cezbedicilik her zaman orada duruyordu...
C: Altına gittiğinizde, Kertenkelelere "Merhaba" dediniz ve bundan anlayabileceğiniz herşey.
S:(T) Evet, ben de bu noktaya ulaşmaya çalışıyordum. Kertenkelelerin veya KH güçlerinin kapıyı açtığını söylediniz.
C: Hayır. "Açmak" demeyelim. Sadece sizi kavramaya yaklaştırmak için o ifadeyi kullandık.
S: ... (T) Kapı her zaman oradaydı ve her zaman açıktı. Sadece benzetmeyi kavramaya çalışıyorum. Yani BH varlıkları olarak altına gitme ve gitmeme seçeneklerimiz vardı. Altına gitmekle KH olduk çünkü altına gitmek KH.
C: Evet.
S:(T) Ve bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk Kertenkele Varlıklarının saflarına girmiş olduk.
C: Evet.
S:(T) Çünkü onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları ve 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak bizden çok daha fazla
yetenekleri var.
C: Bundan önce 4'üncü yoğunluk BH varlıklarının saflarındaydınız.
S:(T) Ve 3'üncü yoğunluk BH'ydik. Ama altına gitmekle kendimizi 4'üncü yoğunluk KH'nin etkisi altına soktuk.
C: Evet.
S:(T) Bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk KH'ye, bize dilediklerini yapma izni mi vermiş olduk?
C: Yakın.
S:(T) Yani bizi kaçırmaları için onlara izin verdiğimizi söylediklerinde bunu mu kastediyorlar?
C: Yakın.
S:(J) "Seçmedikçe özgür iradenize müdahale edilemez" demişlerdi. (T) İnsan ırkı olarak, özgür irademizle BH'den KH'ye geçtik. (L) Demek insanlık olarak içinde bulunduğumuz bu durumu bir seviyede kendimiz seçtik; Düşen Melek, Lusifer efsanesi. Bu biziz. Altına gitmek için o kapıdan geçmekle düşmüş olduk ve kapıdan geçdiğimizde yılan bizi ısırdı.
C: Ama bu sürekli tekrarlanan bir sendrom.
S:(L) Sadece insan ırkı için sürekli tekrarlanan bir sendrom mu, yoksa tüm yaratılış için de geçerli mi?
C: İkincisi.
S:(L) Varoluş döngüsünün bir parçası olduğu için, tüm varoluşta tekrarlanan bir sendrom mu bu? Yoksa Kızılderililerin Maya dedikleri şey mi?
C: İkisinden biri.
--------------------------------------------------------------------
S: (L) ÖFFFF!! Sıradaki soru: Cayce belirsiz açıklamalarından bir tanesinde... Bu arada Kasyopyalıları belirsiz olmakla suçlayanlar Cayce'yi okusalar iyi olurdu çünkü gerçekten belirsizliğin USTASI! Sayfalar dolusu şey yazıp HİÇBİR ŞEY söylemeyebiliyor! Her neyse, 1909 ile 1930 arasında çok sayıda Atlantislinin enkarne olduğunu söylüyor. Onlarla ilgili tanımı güçlü zihinleri ve duyguları, aynı zamanda fizikselliğe, zevke düşkünlükleri ve yüksek teknik yetenekleri olduğu şeklinde. Aynı zamanda geçmişin hatalarının tekrarlanma olasılığına karşı uyarmış. Şimdi bu belirttiği insanlar bugün bildiğimiz dünyayı kuran insanlar.Sorum şu; karmik bakımdan Atlantis hikayesinin bir tekrarıyla mı karşı karşıyayız?
C: Enerjisel bakış açısıyla bakılacak olursa bu tekrarlanma döngüleri gerçekten mevcut ama her zaman öğrenme ve böylece ilerleme fırsatı var.Bu bildiri 1909 ile 1930 arasında doğanlar için değil miydi??
Bu zamanlamanın önemi nedir, eğer kişinin yönelimi "şimdiki" zamanaysa?
S: (L) Muhtemelen Hitler ve 2. Dünya savaşını kastediyordu.
C: Veya sadece daha sonraki "tarihi" kastetmiyordu, ilgisiz olduğu için?

-------------------------------------------------

Tgur

#762
Bu son yorumdan ben de sonra etkilendim, biraz ağır ve yüksekten ,

Ancak derin düşününce uzun döngüde gelişemiyen veya çok yavaş olan 3. yoğunluk mensuplarına belki de bir deney olarak kısa döngü programı lanse edildi ve fiziksel deneyin en etkin olduğu bir yaşam tarzı ile hızlı bir gelişme önerildi ve tatbik sahasına kondu ,deney bahsi geçen acılıkları ile egosal davranışın en diplerine doğru çökelişi de devreye alıyordu ,

Konu bu badireden atlatmayı becerebilenlerin yani gerekli bilgi ve farkındalık kapasitesine ulaşanların kazanacağı bir savaş halinde sürdü sürüyor ,

Batağa düşen veya seçen ruhun tek silah olarak bilgilenmek olduğu bir yaşam şekli hatalara düşülse de yani karmalar yaratılsa da düzeltmek ve doğru seçimler yapmak için enkarnasyon fırsatı ruhun önünde durmakta ve böylece sayısal niceliklerle çok olsa da eninde sonunda birlik bilinci niteliğiyle sonuçlanan bir macera..



Tgur

#763
Döngü işindeki hassas durumları izah için şu bölümü getiriyorum sanırım konu daha iyi hatırlanır ve anlaşılır,
-------------------------------------------
C: Herşeyin arzu edilmeyen sonuçları yanında arzu edilebilir sonuçları da vardır, fakat burada şu da belirtilmelidir ki evrenin tüm boyutlarında var olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir.
Bunlar uzun dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür. İnsanların neden fiziksel madde içinde esir olduklarıyla ilgili soruna dönecek olursak, ki elbette bu gönüllü bir şekilde ve seçimle gerçekleşti, sizin tamamen eterik veya ruhsal bir varoluş olarak tanımlayacağınız uzun dalga döngüsü deneyiminden,fiziksel varoluş dediğiniz kısa dalga döngüsüne geçmenizden kaynaklandı. Bu iki yol arasındaki fark şudur;
uzun dalga döngüsünde evrimde döngüsel bir tarzda çok yavaş bir değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise bir ikilik/dualite vardır. Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir. Ruhların grup zihni tamamen eterik/ruhsal bir varlık yerine fizikselliği deneyimlemeyi seçtiğinde bu kısa dalga döngüsüne geçme gereksinimi doğal olarak,evrenin doğal bağları yoluyla gerçekleşti.
S: (L) Ruhla bedenin etkileşiminin bir yan-ürünü var mı?
C: Bu etkileşim hem pozitif hem de negatif nitelikte yan-ürünler meydana getirir.
S: (L) Bu yan ürünler nelerdir?
C: Önce hangisi?
S: (L) Pozitif.
C: Pozitif yan-ürün göreli enerjide meydana gelen bir enerji artışıdır. Bu enerji ruhun ve onun tek boyutlu ve iki boyutlu etkileşimli partnerlerinin öğrenme sürecini hızlandırır. Partnerler flora, fauna, mineraller vb'dir. Bu kısa dalga döngüsündeki fiziksel/ruhsal transfer yoluyla hepsi tekrar-birleşmeye doğru olan gelişim ve hareketi daha hızlı bir şekilde deneyimler.
Negatif olarak ise aynı varlıklar için pek çok negatif durum söz konusu olur, çünkü 1. ve 2. bilinç yoğunluğu seviyesinde bulunan flora ve fauna normal olarak fiziksel düzlemde uzunvadeli veya uzun dalga döngülü bir deneyim yaşayacaktı ama insanlarla olan etkileşimleri nedeniyle kısa dalga ruhsal/fiziksel döngüde deneyim elde etmek durumundalar.


Tgur

#764
FİZİĞE BAŞLANGIÇ

Küçük alıntılardan birini daha sunuyorum,

Fiziğe neden başlar bir ruh şeklinde cevaplanmamış bir soru vardı zihnimde ,sadece cazip olsun diye cinsi teması baş köşeye koyamayız her ne kadar cinsiyet ve açlık baş aktör diye bahsetsek de o takıntı mekanizmasının daha sonraları fiziği seçen ve tapıp tek çare görüp benimseyen KH haline baştan gelenlerin,4.yoğunluk teknolojisi yardımıyla yani dünya dışı dediğimiz bölümün de yardımı ile sonradan yapılan genetik yazılımla oynamaları sayesinde detaylandı yerleşti ,

Benim acabam en baştan bu hali seçenlerin zihinsel durumları ,şu alıntı üzerinde derin düşünürsek anlarız, her iki yoğunluğu deneyebilen ve sanki arada bir fizikde olma heyecanı yaşayan çocuksu oyuncak ile oynayan gibi olan bir ruh hali, canın sıkılıp vaz geçtiğinde 4. yoğunluğa geçebiliyorsun akşam olup eve dönen çocuk gibi ama bu oyunlardan ölme öldürme nasıl bir şey diye deneyimlediğinizde biraz  zahmetli oluyor gibi ,araya bir de zamanın deneyimlendiği tehlikeli bir oyuna başlamak da var ,
ve böyle ileri geri yazarken en sondaki cevabı uyguladığımın farkına vardım,

"Kendiniz öğrenmelisiniz"
----------------------------------------------------------
S:(L) İnsan ırkının Cennetsi durumda uzun süre yaşadığı dönemde, ruhsal bağlantıyı muhafaza ederek fiziksel beden kullanabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Ama uzun sürmedi. Hiçbir bağımlılık daireyi kapatacak kadar uzun sürmez.
S:(L) Yani insanoğlu kendini zevklendirme bağımlısı mı oldu?
C: Hızla o hale geldiler.
S:(L) Ruhların bedenlere taşınmasından itibaren cenneten düşüş ne kadar sürdü?
C: Ölçülebilir değil. Unutma Laura, bu olay meydana geldiğinde zaman yoktu. O noktada zaman akışı
ilüzyonu ve diğer pek çok yanlışlık mevcut değildi.
S:(L) Yani cennetten düşüşün zamanın da başlangıcı olduğunu söylüyorsunuz.
C: Evet.
S:(L) Belirttiğiniz diğer yanlışlıklar, birkaçını söyleyebilir misiniz? Birincisinin zaman olduğunu biliyoruz...
C: Kendiniz öğrenmelisiniz.
----------------------------------------------------------------