Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 13 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#735
Gezici yolcular yahut gezginler konusunu geniş bir perspektiften sunmak istiyorum ,şu sırayı takip etmenin bahsettiğim genişlemeyi sağlayacağını umuyorum,

RUHLARIN YOLCULUĞU -RUHLARIN KADERİ-PLAİEDES BİLGİLERİ-RA BİLGİLERİ-KASYOPYA BİLGİLERİ ,

Ruhların yolculuğundan alıntılar,kısaca kitaptaki bilgileri okumadan konuya direkt giriş yani rehber ruhlarla yapılan bu örnek hipnoz uygulamasının genel karakteri hakkında fazla bir şey söylenemez yalnız bunun ileri ruhsal konumdaki bir denek vasıtası ile olduğunu ilk okuyanlara hatırlatalım,
özetle tavsiyemiz kitabın tamamını ilk fırsatta okumak üzere,
----------------------------------------------------------------
Kumara'nın ruhsal aktiviteleri ile ilgili ek soruşturmalar sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine Thece'nin yaratıcılık eğitimiyle devam ettim. Onun (kısaltarak yer verdiğimiz) deneyimleri bizi bir önceki bölümde Nenthum'un tanımladığı uygulamalı pratiklerin bir adım ilerisine götürecektir. Bilimselliğe eğilimli okuyucular için altını çizmek istediğim şey, bir deneğin yaratmayla ilgili malumat aktardığı sırada değer hükümlerinin dünya bilimini temel almadığıdır. Sağlanan verilen elimden geldiğince en iyi şekilde yorumlamak için özel bir gayret içinde olmam gerekir.
Dr. N: Ruhların eğitim programının büyük bir çeşitlilik gösterdiği anlaşılıyor, Thece. Şimdi eğitiminin başka bir yönüne girmek istiyorum. Hayatın yaratılışı sırasında enerjin, ışık, ısı ve hareket niteliklerinden yararlanır mı?
D: (irkilerek) Aa... biliyordun demek...
Dr. N: Bana daha başka neler anlatabilirsin?
D: Yalnızca bunun aşinası olduğumu...
Dr. N: Seni huzursuz edecek bir şey hakkında konuşmanı istemem, fakat ruhların eylemleriyle meydana gelen belli biyolojik sonuçlar hakkında senin de fikrini almak beni çok memnun ederdi.
D: (tereddütlü) Şey... ben pek...
Dr. N: (hemen girişiyorum) Yakın zamanlarda Kumara'nın seninle gurur duymasını sağlayan ne yarattın?
D: (direnç göstermeden) Ben balıklarda ustayımdır.
Dr. N: (devam etmesini sağlamak için kasten abartıyorum) Yani zihin enerjinle tam bir balık yaratabiliyor musun?
D: (asabileşerek) Dalga mı geçiyorsun?
Dr. N: O zaman, nereden başlıyorsun.
D: Embriyodan tabii ki. Hani biliyordun.
Dr. N: Yalnızca karşılaştırmalı kontrol için. Sana göre memeliler için ne zaman hazır olursun?
D: (yanıt yok)
Dr. N: Bak Thece, bir iki dakika daha benimle iş birliğine gayret edersen, bu konuyu daha fazla uzatmayacağıma söz veriyorum. Anlaştık mı?
D: (ara) Bakalım...
Dr. N: Tamam, temel bir açıklığa kavuşturma amacıyla, hayat geliştirmek için enerjinle fiilen neler yaptığını balık aşamasına gelene kadar anlat.
D: (gönülsüz) Çevre şartlarının... içindeki organizmalara talimatlar yöneltiriz.
Dr. N: Bunu tek bir dünyada mı yoksa eğitiminde yeri olan birçok dünyada mı yaparsın?
D: Birden fazlasında (bu gezegenlerin "yeryüzü tipinde" olduklarını söylemenin ötesine geçmiyor).
Dr. N: Halihazırda ne çeşit bir ortamda çalışıyorsun?
D: Okyanuslarda.
Dr. N: Su yosunu ve planktonlar gibi temel deniz canlılığıyla mı?
D: İlk başladığım zaman.
Dr. N: Yani balıkların embriyolarıyla çalışmanın öncesinde mi demek istiyorsun?
D: Evet.
Dr. N: O halde ruhlar ilk hayat formlarını yaratmaya başladıklarında, mikroorganizmalarla mı başlarlar?
D: Küçük hücrelerle, evet ve bunu öğrenmek çok zordur.
Dr. N: Niçin?
D: Hayat hücreleri... enerjimiz, onu molekülleri değiştirmek üzere yöneltmediğimiz takdirde başarılı olmaz.
Dr. N: O zaman kendi enerji akışınla, yaşamın temel moleküler elementlerini karıştırarak yeni kimyasal bileşikler ürettiğini söylüyorsun, öyle mi?
D: (başını sallıyor)
Dr. N: Daha açık olamaz mısın?
D: Hayır.
Dr. N: Şimdi ben bir toparlayayım ve eğer yanlışım varsa lütfen düzelt. Fiilen hayat yaratmada yetkinleşen bir ruh hücreleri bölebilmeli ve DNA'lara talimat verebilmelidir ve bunu protoplazmaya enerji parçacıkları yollayarak yapar, öyle mi?
D: Bunu yapmayı öğrenmemiz zorunludur, evet, onu bir güneşin enerjisiyle koordine ederek.
Dr. N: Neden?
D: Çünkü her güneşin etrafındaki dünyalar üzerinde farklı etkileri vardır.
Dr. N: Peki, bir güneşin bir gezegene kendi enerjisiyle doğal olarak yaptığı bir şeye girişim yapmak niye?D: Bu girişim değildir. Yeni yapıları inceleriz... mutasyonları... bu şekilde izler ve neyin uygulanabilir olduğunu görürüz. Maddeleri değişik güneşlerle en etkin kullanıma göre ayarlarız.
Dr. N: Bir gezegende bir hayat türü evrimleştiği zaman, seleksiyon ve adaptasyonun gerçekleşmesinde mevcut koşullar doğal mıdır, yoksa zeki ruh zihinlerinin olan bitene katkıları var mıdır?
D: (baştan savarcasına) Hayatı misafir eden bir gezegen genellikle ruhların izlemesi altındadır ve yaptığımız her şey doğaldır.
Dr. N: Ruhlar erken evrelerdeki bir dünyada milyonlarca yılda evrimleşen biyolojik gelişim niteliklerini nasıl izleyebilir ve etkileyebilir?
D: Zaman bizim için yeryüzündeki yıl hesabı gibi değildir. Onu deneylerimize uyacak şekilde kullanırız.
Dr. N: Bireysel olarak evrende güneşler yaratır mısınız?
D: Tam ölçekli bir güneş mi? Yo, hayır, bu benim boyumu çok aşar... ve pek çok kuvvetin bir araya gelmesini gerektirir. Ben yalnızca küçük ölçekli bir üretim yapabilirim.
Dr. N: Ne üretebilirsin?
D: A... küçük yüksek düzeyli konsantre madde yığınları... ısıtılmış
Dr. N: Tamam, ama çalışman bittiği zaman yaptığın şey neye benzer?
D: Küçük güneş sistemlerine.
Dr. N: Minyatür güneşlerin ve gezegenlerin kaya mı, ev mi, ay mı boyunda, burada nasıl bir hacimden bahsediyoruz?
D: (gülerek) Güneşlerim basket topu boyunda ve gezegenler de... bilye kadar... yapabildiğimin en iyisi bu.
Dr. N: Bunu niçin küçük bir ölçekte yapıyorsun?
D: Pratik yapmış olmak için, ki böylece daha büyük güneşler yapabileyim. Yeterince sıkıştırdıktan sonra atomlar patlar ve yoğunlaşırlar, fakat gerçekte yalnız başına esaslı büyüklükte bir şey yapamam.
Dr. N: Ne demek istedin?
D: En iyi sonuçlar için birlikte çalışarak enerjimizi kombine etmemiz gerekir.
Dr. N: Peki, fiziksel evrenleri ve uzayın kendisini yaratan tam kapasite termonükleer patlamaları kim yapar?
D: Kaynak... Yaşlılar'ın konsantre enerjileri...
Dr. N: Oo, demek kaynak yardım alıyor?
D: Öyle zannediyorum.
Dr. N: Kumara ve onun üzerindekiler zaten işin ehliyken, senin enerjinin evrensel madde ve daha kompleks hayat yaratma zahmetine katlanmasının nedeni nedir?
D: Onlara katılmamız bekleniyor, tıpkı onların da tamamlanmış enerjilerini Yaşlılarla birleştirmeyi diledikleri gibi.
Yaratmayla ilgili sorular daima İlk Neden konusunu gündeme getirir. Yıldızların ve gezegenlerin doğmasına yol açan, patlayan yıldızlar arası kitle bir doğa kazası mıydı, yoksa zeki bir güç tarafından mı planlanmıştı? Thece gibi denekleri dinlediğim sırada, ruhlar eğer daha büyük gök cisimleri yapmayı hedeflemiyorlarsa, niçin küçük ölçekli modellerle alıştırmalar yapsınlar diye kendime sorarım. Yaratıcılık güçlerini nasıl daha ileriye taşıdıklarını kanıtlayabilecek Düzey 6 veya daha üstünde hiçbir deneğim olmadı. Eğer olsaydı, ruhlar gelişim merhalelerinde daima ilerlediklerine göre, söz konusu düzeydeki varlıkların gezegenlerin doğumu ve ruhun kullanımına uygun daha yüksek zeka kapasitesindeki hayat formlarının geliştirilmesinin içinde yer aldıklarını öğrenmem şaşırtıcı olmazdı
Mükemmelin daha altındaki ruhların niçin yaratılışa ortak edildiği üzerinde kafa yorduktan sonra, şu sonuca vardım. Tüm ruhlara, kendilerini ilerletmeleri için, daha alt zeki hayat formlarının geliştirilmesine iştirak etme fırsatı verilmiştir. Bu prensip olasılıkla ruhların niçin fiziksel bir form içinde bedenlendiklerine de uygulanabilir. Thece kaynak adını verdiği üstün zekanın bir yaratıcılar (Yaşlılar) kombinasyonundan oluştuğunu, bunların evrenleri ortaya çıkarmak üzere enerjilerini birleştirdiklerini kabul etmektedir. Bu düşünce, bedenlenmeyen yaşlı ruhların kombine edilmiş kuvvetlerini tanımladıkları sırada başka denekler tarafından da değişik biçimlerde ifade edilmiştir.
---------------------------------------------------------
Dr. N: Ruhsal ismin nedir?
D: Thece.
Dr. N: Rehberin Afrika'daki Kumara ismini koruyor mu?
D: Evet, benim için.
Dr. N: Ruh dünyasındaki görüntün nasıl?
D: Parlayan bir ışık parçası.
Dr. N: Enerjinin rengi tam olarak nedir?
D: Gökyüzü mavisi.
Dr. N: Işığının içinde başka renkte noktalar var mı?
D: (ara) Biraz altın rengi... çok değil.
Dr. N: Kumardnın enerji rengi nedir?
D: Menekşe rengi.
Dr. N: Işık ve renk bir ruhun ruhsal düzeyinin niteliğini nasıl belirler?
D: Işığın rengi ne kadar koyuysa, ruhsal idrakin yoğunluğu da o kadar fazladır.
Dr. N: Zeki ışık enerjisinin en yüksek yoğunluğunun kökeni nedir?
D: Daha koyu ışık enerjisiyle bize uzanan bilgi kaynaktan gelir. Işığımız kaynağa bitişiktir.
Dr. N: Kaynak derken, Tanrı'yı mı kastediyorsun?
D: Bu kelime yanlış kullanılıyor.
Dr. N: Nasıl?
D: Çok fazla kişiselleştiriliyor, ki bu da kaynağı olduğundan aza indirgiyor.
Dr. N: Bunda bizim yanlışımız ne?
D: Kaynağı çok... insansı yapmaya yeltenme, her ne kadar hepimiz onun tekliğinin birer parçasıysak da.
Dr. N: Thece, seninle ruh hayatının ve ruh dünyasının diğer yönleri üzerinde konuşurken bir yandan da kaynak üzerinde düşünmeni istiyorum. Daha sonra sana bu teklik hakkında bir şeyler soracağım. Şimdi yine ruhların enerji tezahürlerine dönelim. Ruhlar, kendilerini insan formunda göstermedikleri zaman niçin göz yerine iki siyah parlak boşluk sergiler? Bu bana hayaletleri hatırlatıyor.
D: (gülerek ve daha gevşemiş bir halde) Yeryüzündeki hayalet efsaneleri buradan çıkmıştır, bu anılardan. Enerji kütlemiz hep aynı kararda değildir. Senin bahsettiğin gözler daha konsantre bir düşünce yoğunluğunu temsil eder.
Dr. N: Peki hayaletlerle ilgili boş inançlar o kadar da hayal ürünü değilse, o halde bu siyah göz çukurları enerjilerinin kullanışlı uzantıları olmalı, ne dersin?
D: Gözden ziyade... eski bedenlere açılan pencerelerdir... ve eski benliklerin bütün fiziksel uzantılarına. Bu siyahlık... mevcudiyetimizin bir konsantrasyonudur. Birbirimizle her birimizin orada hazır bulunan enerjisini emerek iletişim kurarız.
Dr. N: Ruh dünyasına geri döndüğünüz zaman, hortlağa benzeyebilen başka ruhlarla enerji temasında bulunur musunuz?
D: Evet ve görünüm bir bireysel tercih meselesidir. Tabii her zaman çevremde bir dolu düşünce dalgaları da vardır, benim geri dönen enerjimle karışırlar, fakat çok fazla temastan kaçınıyorum.
Dr. N: Niçin?
D: Burada bağlantılar kurmak benim için bir gereklilik değil. Bir süre derin düşünmek için yalnız kalacağım ve Kumara'yla konuşmadan önce son bedenlenmemde yaptığım yanlışları bir kenara ayırmak istiyorum.
Not: Bu, daha önce Vaka 9'da da belirtildiği gibi, ruh dünyasına geri dönen ilerlemiş ruhlar için tipik bir beyandır. Ancak bu ruh öyle ilerlemiştir ki, çok uzun bir süre, ta ki kendisi böyle bir talepte bulununcaya kadar rehberiyle istişarede bulunmayacaktır.
Dr. N: Belki bir dakikalığına daha yaşlı ruhlardan söz edebiliriz. Kumara hala dünyada bedenleniyor mu?
D: Hayır, bedenlenmiyor.
Dr. N: Kumara gibi yeryüzünün daha eski zamanlarında burada olan ve artık gelmeyen başkalarını da tanıyor musun?
D: ( temkinli) Birkaç kişi... evet.., bir çoğu yeryüzüne erken gel miş ve benden önce bitirmiştir.
Dr. N: Hiç kalmayan olur mu?
D: Ne demek istedin?
Dr. N: Ruh dünyasında kalabilecekken yeryüzüne geri gelmeye devam eden ilerlemiş ruhlar.
D: A, sen Bilgeleri mi söylüyorsun?
Dr. N: Evet, Bilgeleri... bana biraz onlardan bahset (bu benim için yeni bir terim, fakat gelişmiş ruhlar hakkında daha çok bilgi elde edebilmek için sık sık bildiğimden fazlasını biliyormuşum gibi yaparım).
D: (takdirle) Onlar yeryüzünün gerçek gözcüleri, anlıyorsun değil mi... burada hazır bulunurlar ve ne olup bittiğini gözetlemeyi sürdürürler.
Dr. N: Yüksek düzeyde ilerlemiş ruhlar olarak bedenlenmeyi sürdürürler, öyle mi?
D: Evet.
Dr. N: Bilgeler hala yeryüzünde bulunmaktan yorgunluk duymazlar mı?
D: Burada kalmayı ve kişilere doğrudan yardım etmeyi kendileri seçerler, çünkü onlar kendilerini yeryüzüne adamışlardır.
Dr. N: Bu Bilgeler nerelerde bulunur?
D: (özlemle) Basit yaşamlar sürerler. Onların birkaçını ilk olarak binlerce yıl önce tanımıştım. Bugün onları görmek zordur... şehirlerden pek hoşlanmazlar.
Dr. N: Sayıları çok mudur?
D: Hayır, küçük toplulukların arasında yaşarlar ya da arazilerde... çöllerde ve dağlarda... basit yerleşim yerlerinde. Gezgin olarak da yaşarlar.
Dr. N: Kişi onları nasıl tanır?
D: Çoğunluk onları tanımaz. Yeryüzünün daha eski zamanlarında hakikatin kahinleri olarak tanınabiliyorlardı.
Dr. N: Pratiklik açısından, bu yaşlı, yüksek derecede gelişmiş ruhların birer münzevi olmak yerine uluslararası liderlik konumlarında bulunmaları insanlığa yardım etmede daha elverişli olmaz mıydı?
D: Kim diyor onlar münzevi diye? Onlar sıradan halkla beraber olmayı tercih ederler, çünkü sarsıntılardan en çok etkilenen bunlardır.
Dr. N: Bir kişi yeryüzünde bir Bilge'yle karşılaştığında nasıl bir his duyar?
D: Özel birinin huzurunda olduğun hissi duyarsın. Anlayış güçleri ve verdikleri öğütler çok bilgecedir. Mütevazi bir yaşamları vardır. Maddi şeyler onlara hiçbir şey ifade etmez.
Dr. N: Bu çeşit bir hizmetle ilgileniyor musun, Thece?
D: Hmm... hayır, onlar azizdir. Ben bedenlenmeye son verebileceğim zamanın özlemini çekiyorum.
Dr. N: Acaba Bilge kelimesi Kumara gibi ruhlara veya onun bilgi için yöneldiği varlıklara da uygulanabilir miydi?
D: (ara) Hayır, onlar farklıdır... onlar Bilgelerin ötesindedir. Onlara Yaşlılar deriz.
Dr. N: Kumara'nın düzeyindeki ve daha üstündeki ruhlarla çalışan çok sayıda Yaşlı var mıdır?
D: Bize oranla... sanmıyorum... fakat tesirlerini hissederiz.
Dr. N: Onların huzurunda ne hissedersin?
D: (düşünerek) Yoğun bir aydınlatma gücü... ve rehberlik.
Dr. N: Yaşlılar, bizzat kaynağın cisimleşmiş hali olabilirler mi?
D: Benim söyleyebileceğim bir şey değil, fakat yine de sanmıyorum. Kaynağa yakın olsa gerekler. Yaşlılar düşüncenin en saf elementlerini temsil ederler... planlamanın ve... maddelerin düzenlenmesinin içindedirler.
Dr. N: Bu yüksek düzeydeki ruhların kaynağa yakın olduklarını söylemekle ne demek istediğini biraz daha netleştirebilir misin?
D: (Kesinlik belirtmeden) Birleşmeye yakın olmalılar.
Dr. N: Kumara kendisine yardım eden bu varlıklardan hiç söz eder mi?
D: Bana... yalnızca biraz. Onlardan biri olmayı gaye edinmiştir, hepimiz gibi.
Dr. N: Kumara bilgide Yaşlılar'a yaklaşıyor mu?
D: Onlara... benim ona yaklaştığım kadar yaklaşıyor. Kaynakla birleşmek yavaştır, çünkü bizler tam değiliz.
İlerlemekte olan ruhun rehberlik görevleri resmileştiği zaman, bu varlıkların iki yönlü bir yetenek sergilemeleri gerekir. Süregelen (ancak daha seyrek) bedenlenmeleriyle kendi bitirilmemiş işlerini tamamlamanın yanı sıra bedensiz durumda da başkalarına yardım etmelidirler. Thece bana ruh hayatının bu yönünden söz ediyor.
--------------------------------
NOT:Diğer aktarımlar devamda


Tgur

Gezgin konusu devam? ,
PLEIADES B?LG?LER?NDEN ALINTI,
I??k Ailesi'nin üyeleri olarak i?in içyüzünü biliyorsunuz. Gerçeklikleri birle?tirmek ve ilgili herkesin korkular?n? b?rak?p indirgemeden ya?ayabilmesi için, kendi içinizde daha fazla bilgi sahibi olmak üzere elçiler olarak geldiniz. ??inizin bir bölümü de bu di?er benliklerle kar??la?mak, birle?mek ve bunun nas?l bir ?ey oldu?unu hissetmektir. Olabilece?in en iyisi, çok boyutlu gezginler haline gelmeniz ve gücünüzü bedeninizden alabilmektir. Bir tarlada çal???yor olabilirsiniz, belki bahç?vanl?k yap?yor ya da birisiyle sohbet ediyor, çilek topluyorsunuz ve bir ?ey çal?n?yor kula??n?za, bir ses. Özür diliyor, "Beni ça??r?yorlar. Geri gelece?im" diyorsunuz. Gidiyor, oturuyor ve o anki Dünya ki?ili?ini b?rak?yorsunuz gitsin. Sonra da bilinçli fark?ndal?kla o ki?ili?i bu gerçeklikte I??k Ailesi'nin yetene?ine nerede kat?lmas? gerekiyorsa oraya götürüyorsunuz. Bunu bileceksiniz.
Çok boyutlu oyuncular haline geleceksiniz hepiniz. Aran?zdan birisi sesi duyup ça?r?ld???nda di?erlerinden özür diledi?i zaman bunlardan hiçbirini dü?ünmeyeceksiniz. Bilinçli fark?ndal?kla yolculuk yapacaks?n?z, e?lenceyse kendili?inden gelecek. Bunlar? ya?ayaca??n?z için kitap okumaya, bant dinlemeye, sinemaya gitmeye çal??mayacaks?n?z. Gezegene I??k Ailesi'nin becerilerini getirdikçe, tanr?lar?na uymayaca??n?z için ba?kalar? sizin burada olman?z? istemeyecek.
-------------------------------------------------------------
Sistemi bozmak için neden buraya geldi?inizi anl?yor musunuz? Frekans kontrolünün ne kadar karma??k oldu?unu anl?yor musunuz? Gerçe?in ne kadar hassas ve ince oldu?unu anl?yor musunuz? Birbirleriyle uyum içinde olduklar? ve zihinleriyle her ?eye sahiplermi?, her ?eye inanabilir, her ?eyi yaratabilirlermi? gibi hareket ettikleri taktirde insanlar?n gerçeklik denetimini nas?l ele geçirebileceklerini anl?yor musunuz?
Bir zaman önce ?????n bu gezegende az?msand???n? söylemi?tik. Gerçekten bu böyle. Ne kadar çok insan?n kendi dü?ünceleri ve ya?amlar? üzerinde söz hakk? kazand???, kaç?n?n bu ba??ms?zl??? ve ya?ama biçimini ba?kalar?na da ö?retmek üzere yayd??? bilinse sorumlular bu konuda bir ?eyler yapmak için oldukça çabuk harekete geçerdi. I??k az?msan?yor, iyi bir ?ey, çünkü ???k hepinizi özgürlü?e kavu?turacak.
Heyecan verici bir göreviniz var -g?pta edilecek bir i?iniz- ve hepiniz, ödevinizi yerine getirmek için gereksinim duyaca??n?z yard?m? al?yorsunuz. ?u anda arac? ya da belki gerçek anlamda enerji dönü?türücü olarak hareket eden varl?klar ve ana gemilerden olu?an muazzam bir ak?n var gezegene. Gezegene gelen ???nlar, ça?lar boyunca Dünya ile birlikte çal??m?? olan eski ve ya?l? y?ld?z sistemlerinden geliyor. Astronomlar?n?z taraf?ndan ço?una sadece say? verilmi?ken, baz?lar? da Sirius, Arcturus, Orion, Plieades tak?my?ld?zlar? gibi tan?d???n?z isimler ta??yor. I??k ???nlar? Dünya çevresindeki bir dizi ana gemi taraf?ndan bütünüyle farkl? bir sistemle süzüldükten sonra gezegene gönderiliyor. Ço?unuzun içinde bu ileti?ime cevap verecek ve frekans?n?z? kapatan, sizi bu bilgiyi almaktan al?koyan psikotronik sava?? sayesinde atlataca??n?z a??lanm?? parçalar var. Bu a??lamalar negatif de?il. Kaç?r?lmad?n?z, bunlar? iradeniz d???nda almak üzere incelenmediniz. Bunlar, gezegen d??? enerjileri almak için kendinize çekti?iniz eterik a??lamalar. ?imdi aktif hale geliyorlar. Ço?unuz farkl? hissetti?inizi dü?ünüyor. Günün de?i?ik zamanlar?nda, özellikle uykudan önce çe?itli sesler duyuyor ya da bedeninizde bir tür elektriksel titre?im hissediyorsunuz.
---------------------------------------------------------------------
RA B?LG?LER?NDEN ALINTILAR,
SORU: Gezginlerden söz ettiniz. Kimdir bu Gezginler? Nereden
geliyorlar?
RA: K?y?lar?n?zdaki kumsallar? gözünüzün önüne getirin. Nas?l buralarda
say?s?z kum tanesi varsa, sonsuz zekân?n kaynaklar? da o derece çoktur.
Bir toplumsal bellek bile?imi, art?k iste?inin, dile?inin, hedefinin ne
oldu?unu bütünüyle idrak etti?inde, arzusunun ba?kalar?na hizmet
oldu?u sonucuna varm??sa, yard?m isteyen her varl??a -mecazi anlamdaelini
uzat?r. Sizin "Dert Ortaklar?" ya da "Keder Karde?leri" diyebilece?iniz
bu varl?klar, kederin ça?r?s?na uzan?rlar. Bu varl?klar sonsuz yarat?l???n
her kö?esinden, bu sapmada hizmet etme arzusuyla bir araya
gelmi?lerdir.
SORU: Bunlardan kaç tanesi ?u anda dünyada bedenlenmi?tir?
RA: Rakam yakla??kt?r. Hasata yard?mc? olabilmek için gezegenin
titre?imini hafifletebilmek çok gerekli oldu?undan büyük bir enkarnasyon
ak?m? olmu?tur. Rakam altm?? be? milyona yakla?maktad?r.
SORU: Bunlar?n ço?u dördüncü yo?unluk derecesinden mi geliyor?
De?ilse, hangi dereceden geliyorlar?
RA: Pek az? dördüncü derecedendir. Bu Gezginler'in büyük k?sm? alt?nc?
yo?unluk derecesindendir. Bunlarda hizmet arzusu büyük oranda
zihinsel safl?k ve -toplumsal de?er yarg?lar?n?za göre- delice cesaret ya
da kahramanl?k diyece?iniz özellik olarak belirginle?ir. Gezgin olman?n
zorlu?u ve tehlikesi ?uradad?r: Gezgin, bedenlenince, görevini unutup
olaylara karmik anlamda kar??abilir ve yok olmas?n? önlemek için enkarne
oldu?u dünyan?n girdab?na kap?l?p gidebilir.
SORU: Böyle bir varl???n olaylara karmik anlamda kar??mak için ne
yapmas? gerekir? Bunun bir örne?ini verebilir misiniz?
RA: Ba?ka varl?klarla ili?kisi esnas?nda bilinçli bir sevgisizlikle hareket
eden bir varl?k olaylara karmik anlamda kar??m?? olur.
------------------------------------------------------------------------
UFOlar'dan geldikleri iddia edilen varl?klarla kurulan temaslar s?ras?nda
ortaya ç?kan bir ba?ka kavram da "Gezgin" kavram?d?r. Bunlar genellikle
hizmet için gelen varl?klard?r ve tahmin edilebilece?i gibi, Dünya'n?n
titre?imlerine uyum sa?lamakta büyük güçlükler çekmektedirler.
Genellikle bu insanlar kendilerinin uyum sa?layamad?klar? ve buraya ait
olmad?klar? hissine kap?l?rlar, ama ayn? zamanda da pek çok Tanr?
vergisi yetene?e sahiptirler. Bu insanlar özellikle güzel sanatlar ve
ö?retmenlikte çok yeteneklidirler; ayr?ca, uyumsuz bir ki?iden normalde
hiç beklenmeyecek bir ?ekilde, mutluluk ve ne?elerinin titre?imlerini
ba?kalar?yla payla?ma yetene?ine de sahiptirler.
Bu kavram özellikle Ra Bilgileri 'ne çekilecek (içten gelen bir dürtüyle bu
kitab? alacak ve bu bilgileri çekici bulacak) insanlar için ilginçtir; çünkü Ra
Bilgileri, Gezginler'in kolayca tan?y?p yararl? bulacaklar? bilgilerdir. Halen
yeryüzünde sadece birkaç Gezgin bulundu?unu sanmayal?m; Ra'n?n
bildirdi?ine göre, bunlar?n say?s? yakla??k olarak altm?? be? milyondur.
Daha uyumlu ortamlardaki ba?ka titre?imleri terk ederek, çok zor ve
tehlikeli bir görevi yapmak için gelmi?lerdir. Tehlikelidir, çünkü bir Gezgin,
e?er bu titre?im derecesine enkarne oldu?u s?rada yürürlü?e giren
unutma sürecini, bu hayatta en az?ndan delmeye ba?layamaz ve insan?n
payla?mas? için var edilmi? olan sevgi ve ????? hat?rlayamazsa, üçüncü
titre?im derecesi olan illüzyona yakalanabilir; kabaca "karma" denen
kaderi yüklenir ve üçüncü titre?im derecesindeki bu ya?am?nda dengesi
bozulan her ?eyi yeniden dengelemeden evine, kendi gezegenine
dönemez.
--------------------------------------------------------------
Konfederasyon üyeleri olan bizler on bir bin y?l önce, o zaman
gezegeninizde bulunan ve Tek Yaratan'a yönelmi? iki uygarl?kla ileti?im
kurduk. Safiyane bir ?ekilde, do?rudan temas yoluyla
ö?retip/ö?renebilece?imize ve bireysel his ya da ki?ili?in özgür irade
sapmalar?n?n tehlikede olmad???na inan?yorduk. Bu uygarl?klar zaten
herkesin birli?ini ve her ?eyin bilincini kucaklayan bir inançla uyum içinde
olduklar?ndan, onlar? rahats?z edip düzenlerini bozaca??m?z?
dü?ünmemi?tik bile. Geldik ve hizmet etmek istedi?imiz halklardan kabul
gördük. Onlara teknik yard?mlarda bulunduk; ak?l/beden/ruh bile?iminin
çarp?kl?klar?n?n, titre?imleri bu i? için uygun olan kristalin, belli oranlara
göre yap?lm?? zaman/uzay malzemesi içine yerle?tirilmesiyle elde edilen
bir yolla tedavi edilmesini ö?rettik. Piramitler böyle yap?ld?.
Ama gördük ki bu teknoloji en çok, etkili bir güce sahip ak?l/beden
sahipleri taraf?ndan ve onlar için kullan?lmaktad?r. Halbuki Bir'in
Yasas?'n?n amac? bu de?ildi. Bu insanlar? terk ettik. Sizin Güney Amerika
dedi?iniz bölgedeki insanlarla çal??an grup bu kadar kolay vazgeçmedi.
Onlar yeniden o bölgeye döndüler. Biz dönmedik. Ama, ilk kez bizim
neden oldu?umuz bilinç de?i?imi, sonradan Bir'in Yasas?'nda
öngörülmeyen bir ?ekilde çarp?t?lm?? bile olsa, sorumluluk bizim oldu?u
için sizin titre?im düzeyinizi asla tamamen terk etmedik. Gelmi?
oldu?umuz ülkenin, sizin M?s?r dedi?iniz ya da baz? bölgelerde Kutsal
Topraklar diye adland?r?lan ülkenin yöneticileriyle temas kurma
giri?iminde bulunduk.
Sonunda sizin zaman/uzay kay?tlar?n?zdaki ad? ile Onsekizinci Hanedan
döneminde, sizin deyiminizle bir firavun ile temas kurabildik. Bu varl???n
sizin kat?n?zdaki ya?am deneyimi henüz çok k?sa idi ve o bir "Gezgin"di.
Böylece, bu ak?l/beden/ruh bile?imi bizim ileti?im titre?imlerimizi duyabildi
ve bunlar? kendininkilerle birle?tirmeyi ba?ard?. Bu genç varl??a zengin bir
tanr?n?n ad?n? ça?r??t?ran "Ammon" ad? verilmi?ti. Ama bu varl?k,
tanr?lardan birine gösterilen sayg?y? içeren bu ad?n kendi ad?
olamayaca??na karar verdi. Böylece, ismini, güne? küresini onurland?ran
bir isim olan "Aten"e çevirdi. Bu isim, bizim kendi varl???m?z?n do?as?n?
anlad???m?z ?ekliyle, bizim gerçe?imize daha yak?n bir isimdi. Ad?na
?khnaton da denilen bu varl?k, Bir'in titre?iminin gerçek spiritüel titre?im
oldu?una inand? ve Bir'in Yasas?'n? yürürlü?e koydu.
Ama, bu varl???n inançlar?n? payla?anlar çok azd?. Rahipleri de gerçek bir
ruhsal ara?t?rmadan yoksun bir biçimde, sadece yüzeysel olarak
inan?yorlard?. Halk? eski inançlar?n? sürdürüyordu. Bu varl?k bu kat? terk
ettikten sonra, birçok farkl? tanr? üzerine kutupla?an inançlar ortaya ç?kt?
ve ta ki Muhammed diye adland?r?lan bir varl?k gelip de insanlar? daha
idrakli ve anla??l?r ak?l/beden/ruh ili?kilerine sokana kadar bu durum
böyle devam etti.
--------------------------------------------------------------
SORU: O halde onun ismini veremeyece?inizi kabul ederek, size, Nikola
Tesla'n?n bilgilerini nereden ald???n? soraca??m.
RA: Nikola ad?yla bilinen varl?k bilgilerini Konfederasyon kaynaklar?ndan
al?yordu. Bu kaynaklar, bu son derece pozitif e?ilimli, sizin deyiminizle
melek gibi varl???n, di?er varl?klar?n ya?amlar?n? iyile?tirecek ?eyler
yapmas? için ona yard?m ettiler. Ama ne yaz?k ki, birçok Gezgin gibi,
üçüncü yo?unluk derecesinin titre?imsel sapmalar? bu varl???n da di?er
hemcinslerini alg?lay???n? son derece sapt?rm?? ve bozmu?tu. Onun için
görevi tam anlam?yla yerine getiremedi ve bunun sonucunda da
amaçlar?ndan sapt?.
SORU: Tesla'n?n çal??mas?, yeryüzündeki insanlara nas?l yararl? olacakt?.
Amac? neydi?
RA: Nikola adl? varl???n en çok istedi?i ?ey, gezegendeki bütün varl?klar?
karanl?ktan kurtarmakt?. Bunun için de, gezegen küresinin sonsuz
enerjisini, ayd?nlanma ve güç sa?lamada kullan?lmas? için gezegene
vermeye çal??t?.
CELSE 11 - 28 Ocak 1981
126
SORU: Gezegendeki varl?klar? karanl?ktan kurtarmakla tam olarak neyi
kastediyorsunuz?
RA: (Bu yan?t?n büyük bir k?sm? teybin bozulmu? olmas?ndan dolay?
kaydedilemedi ama yan?t?n anlam? a?a??daki gibidir.)
Biz insanlar? karanl?ktan kurtarmay? sözcük anlam?nda söyledik.
SORU: Bu karanl?ktan kurtarma, Bir'in Yasas?'n?n bir uygulamas? m?d?r,
yoksa gerçek bir ürünü mü içermektedir?
RA: Böyle bir kurtarma sonucunda iki çe?it deneyim ortaya ç?kacakt?.
Birincisi, insanlar art?k enerji için para ödemek zorunda kalmayacaklard?.
?kincisi ise enerjinin bu ?ekilde sa?lanmas?n?n ortaya ç?karaca?? bo?
zaman, Bir'in Yasas?'na ula?man?n birinci basama?? olan kendini
ara?t?rmaya ba?layabilme için gerekli olan özgürlü?ü sa?layabilecek, bu
olas?l??? art?racakt?.
Sizin deyiminizle, gün do?u?undan gün bat???na kadar bedensel olarak
çal??an ki?ilerin pek az? Bir'in Yasas?'n? bilinçli bir ?ekilde dü?ünebilir.
SORU: Genel olarak Sanayi Devrimi için ne diyeceksiniz? Bu herhangi
bir biçimde plânlanm?? m?yd??
RA: Evet. Gezginler, birkaç dalga halinde bedenlendiler. Amaçlar?
insanlar? yava? yava? gündelik ya?am?n taleplerinden ve bo? vakit bulma
özgürlü?üne sahip olmama durumundan kurtarmakt?.
----------------------------------------------------------------
SORU: Genel olarak Sanayi Devrimi için ne diyeceksiniz? Bu herhangi
bir biçimde plânlanm?? m?yd??
RA: Evet. Gezginler, birkaç dalga halinde bedenlendiler. Amaçlar?
insanlar? yava? yava? gündelik ya?am?n taleplerinden ve bo? vakit bulma
özgürlü?üne sahip olmama durumundan kurtarmakt?.
-----------------------------------------------------------------------
SORU: Gezegenimize gelmi? ve gelmekte olan Gezginler'in ço?u,
Orionlular'?n bu dü?üncelerine hedef oluyorlar m??
RA: Daha önce de söyledi?imiz gibi, Gezginler, ak?l/beden bile?imi
olarak, tamam?yla üçüncü yo?unluk derecesi varl?klar? olarak enkarne
olmaktad?rlar. Bu gezegen küresine ait varl?klar için ne kadar ?ans varsa
gezginler için de etkilenme ?ans? o kadard?r. Tek fark ruh bile?iminde
meydana gelir. Çünkü, e?er isterse, ruh ???ktan bir z?rh ku?anabilir; bu da
onun, varl?k olarak asl?nda arzulamad??? ?eyleri hemen tan?mas?n?
sa?lar. Ama bu bir ko?ulland?r?lm??l?ktan, bir e?ilimden ba?ka bir ?ey
de?ildir ve idrak oldu?u söylenemez.
Dahas?, gezgin kendi ak?l/beden/ruh bile?imi içinde, üçüncü yo?unluk
derecesine ait pozitif/negatif kar???kl?klar?n verdi?i kurnazl?ktan da
yoksundur. Bunun için de çok defa, daha negatif e?ilimli bir ki?i kadar
kolayca, negatif özellikli dü?ünce ya da varl?klar? tan?yamaz.
SORU: O halde Gezginler, burada enkarne olduklar? zaman, Orion
grubunun en çok pe?ine dü?tükleri hedefler mi olurlar?
----------------------------------------------------------------
Bir fikir vermek üzere RA dan k?sa aktar?m? kesiyorum zira RA yüzde altm??üç do?ruluk dercesiyle bu gezgin kavram?n? çok yerinde i?lemi?tir ,tümünü okumak için f?rsat yaratmak daha uygundur diye dü?ünüyorum.?kinci k?sma di?er bölümde geçiyorum ,


Tgur

#737
Gezgin konusu devamı ,
PLEIADES BİLGİLERİNDEN ALINTI,
Işık Ailesi'nin üyeleri olarak işin içyüzünü biliyorsunuz. Gerçeklikleri birleştirmek ve ilgili herkesin korkularını bırakıp indirgemeden yaşayabilmesi için, kendi içinizde daha fazla bilgi sahibi olmak üzere elçiler olarak geldiniz. İşinizin bir bölümü de bu diğer benliklerle karşılaşmak, birleşmek ve bunun nasıl bir şey olduğunu hissetmektir. Olabileceğin en iyisi, çok boyutlu gezginler haline gelmeniz ve gücünüzü bedeninizden alabilmektir. Bir tarlada çalışıyor olabilirsiniz, belki bahçıvanlık yapıyor ya da birisiyle sohbet ediyor, çilek topluyorsunuz ve bir şey çalınıyor kulağınıza, bir ses. Özür diliyor, "Beni çağırıyorlar. Geri geleceğim" diyorsunuz. Gidiyor, oturuyor ve o anki Dünya kişiliğini bırakıyorsunuz gitsin. Sonra da bilinçli farkındalıkla o kişiliği bu gerçeklikte Işık Ailesi'nin yeteneğine nerede katılması gerekiyorsa oraya götürüyorsunuz. Bunu bileceksiniz.
Çok boyutlu oyuncular haline geleceksiniz hepiniz. Aranızdan birisi sesi duyup çağrıldığında diğerlerinden özür dilediği zaman bunlardan hiçbirini düşünmeyeceksiniz. Bilinçli farkındalıkla yolculuk yapacaksınız, eğlenceyse kendiliğinden gelecek. Bunları yaşayacağınız için kitap okumaya, bant dinlemeye, sinemaya gitmeye çalışmayacaksınız. Gezegene Işık Ailesi'nin becerilerini getirdikçe, tanrılarına uymayacağınız için başkaları sizin burada olmanızı istemeyecek.
-------------------------------------------------------------
Sistemi bozmak için neden buraya geldiğinizi anlıyor musunuz? Frekans kontrolünün ne kadar karmaşık olduğunu anlıyor musunuz? Gerçeğin ne kadar hassas ve ince olduğunu anlıyor musunuz? Birbirleriyle uyum içinde oldukları ve zihinleriyle her şeye sahiplermiş, her şeye inanabilir, her şeyi yaratabilirlermiş gibi hareket ettikleri taktirde insanların gerçeklik denetimini nasıl ele geçirebileceklerini anlıyor musunuz?
Bir zaman önce ışığın bu gezegende azımsandığını söylemiştik. Gerçekten bu böyle. Ne kadar çok insanın kendi düşünceleri ve yaşamları üzerinde söz hakkı kazandığı, kaçının bu bağımsızlığı ve yaşama biçimini başkalarına da öğretmek üzere yaydığı bilinse sorumlular bu konuda bir şeyler yapmak için oldukça çabuk harekete geçerdi. Işık azımsanıyor, iyi bir şey, çünkü ışık hepinizi özgürlüğe kavuşturacak.
Heyecan verici bir göreviniz var -gıpta edilecek bir işiniz- ve hepiniz, ödevinizi yerine getirmek için gereksinim duyacağınız yardımı alıyorsunuz. Şu anda aracı ya da belki gerçek anlamda enerji dönüştürücü olarak hareket eden varlıklar ve ana gemilerden oluşan muazzam bir akın var gezegene. Gezegene gelen ışınlar, çağlar boyunca Dünya ile birlikte çalışmış olan eski ve yaşlı yıldız sistemlerinden geliyor. Astronomlarınız tarafından çoğuna sadece sayı verilmişken, bazıları da Sirius, Arcturus, Orion, Plieades takımyıldızları gibi tanıdığınız isimler taşıyor. Işık ışınları Dünya çevresindeki bir dizi ana gemi tarafından bütünüyle farklı bir sistemle süzüldükten sonra gezegene gönderiliyor. Çoğunuzun içinde bu iletişime cevap verecek ve frekansınızı kapatan, sizi bu bilgiyi almaktan alıkoyan psikotronik savaşı sayesinde atlatacağınız aşılanmış parçalar var. Bu aşılamalar negatif değil. Kaçırılmadınız, bunları iradeniz dışında almak üzere incelenmediniz. Bunlar, gezegen dışı enerjileri almak için kendinize çektiğiniz eterik aşılamalar. Şimdi aktif hale geliyorlar. Çoğunuz farklı hissettiğinizi düşünüyor. Günün değişik zamanlarında, özellikle uykudan önce çeşitli sesler duyuyor ya da bedeninizde bir tür elektriksel titreşim hissediyorsunuz.
---------------------------------------------------------------------
RA BİLGİLERİNDEN ALINTILAR,
SORU: Gezginlerden söz ettiniz. Kimdir bu Gezginler? Nereden
geliyorlar?
RA: Kıyılarınızdaki kumsalları gözünüzün önüne getirin. Nasıl buralarda
sayısız kum tanesi varsa, sonsuz zekânın kaynakları da o derece çoktur.
Bir toplumsal bellek bileşimi, artık isteğinin, dileğinin, hedefinin ne
olduğunu bütünüyle idrak ettiğinde, arzusunun başkalarına hizmet
olduğu sonucuna varmışsa, yardım isteyen her varlığa -mecazi anlamdaelini
uzatır. Sizin "Dert Ortakları" ya da "Keder Kardeşleri" diyebileceğiniz
bu varlıklar, kederin çağrısına uzanırlar. Bu varlıklar sonsuz yaratılışın
her köşesinden, bu sapmada hizmet etme arzusuyla bir araya
gelmişlerdir.
SORU: Bunlardan kaç tanesi şu anda dünyada bedenlenmiştir?
RA: Rakam yaklaşıktır. Hasata yardımcı olabilmek için gezegenin
titreşimini hafifletebilmek çok gerekli olduğundan büyük bir enkarnasyon
akımı olmuştur. Rakam altmış beş milyona yaklaşmaktadır.
SORU: Bunların çoğu dördüncü yoğunluk derecesinden mi geliyor?
Değilse, hangi dereceden geliyorlar?
RA: Pek azı dördüncü derecedendir. Bu Gezginler'in büyük kısmı altıncı
yoğunluk derecesindendir. Bunlarda hizmet arzusu büyük oranda
zihinsel saflık ve -toplumsal değer yargılarınıza göre- delice cesaret ya
da kahramanlık diyeceğiniz özellik olarak belirginleşir. Gezgin olmanın
zorluğu ve tehlikesi şuradadır: Gezgin, bedenlenince, görevini unutup
olaylara karmik anlamda karışabilir ve yok olmasını önlemek için enkarne
olduğu dünyanın girdabına kapılıp gidebilir.
SORU: Böyle bir varlığın olaylara karmik anlamda karışmak için ne
yapması gerekir? Bunun bir örneğini verebilir misiniz?
RA: Başka varlıklarla ilişkisi esnasında bilinçli bir sevgisizlikle hareket
eden bir varlık olaylara karmik anlamda karışmış olur.
------------------------------------------------------------------------
UFOlar'dan geldikleri iddia edilen varlıklarla kurulan temaslar sırasında
ortaya çıkan bir başka kavram da "Gezgin" kavramıdır. Bunlar genellikle
hizmet için gelen varlıklardır ve tahmin edilebileceği gibi, Dünya'nın
titreşimlerine uyum sağlamakta büyük güçlükler çekmektedirler.
Genellikle bu insanlar kendilerinin uyum sağlayamadıkları ve buraya ait
olmadıkları hissine kapılırlar, ama aynı zamanda da pek çok Tanrı
vergisi yeteneğe sahiptirler. Bu insanlar özellikle güzel sanatlar ve
öğretmenlikte çok yeteneklidirler; ayrıca, uyumsuz bir kişiden normalde
hiç beklenmeyecek bir şekilde, mutluluk ve neşelerinin titreşimlerini
başkalarıyla paylaşma yeteneğine de sahiptirler.
Bu kavram özellikle Ra Bilgileri 'ne çekilecek (içten gelen bir dürtüyle bu
kitabı alacak ve bu bilgileri çekici bulacak) insanlar için ilginçtir; çünkü Ra
Bilgileri, Gezginler'in kolayca tanıyıp yararlı bulacakları bilgilerdir. Halen
yeryüzünde sadece birkaç Gezgin bulunduğunu sanmayalım; Ra'nın
bildirdiğine göre, bunların sayısı yaklaşık olarak altmış beş milyondur.
Daha uyumlu ortamlardaki başka titreşimleri terk ederek, çok zor ve
tehlikeli bir görevi yapmak için gelmişlerdir. Tehlikelidir, çünkü bir Gezgin,
eğer bu titreşim derecesine enkarne olduğu sırada yürürlüğe giren
unutma sürecini, bu hayatta en azından delmeye başlayamaz ve insanın
paylaşması için var edilmiş olan sevgi ve ışığı hatırlayamazsa, üçüncü
titreşim derecesi olan illüzyona yakalanabilir; kabaca "karma" denen
kaderi yüklenir ve üçüncü titreşim derecesindeki bu yaşamında dengesi
bozulan her şeyi yeniden dengelemeden evine, kendi gezegenine
dönemez.
--------------------------------------------------------------
Konfederasyon üyeleri olan bizler on bir bin yıl önce, o zaman
gezegeninizde bulunan ve Tek Yaratan'a yönelmiş iki uygarlıkla iletişim
kurduk. Safiyane bir şekilde, doğrudan temas yoluyla
öğretip/öğrenebileceğimize ve bireysel his ya da kişiliğin özgür irade
sapmalarının tehlikede olmadığına inanıyorduk. Bu uygarlıklar zaten
herkesin birliğini ve her şeyin bilincini kucaklayan bir inançla uyum içinde
olduklarından, onları rahatsız edip düzenlerini bozacağımızı
düşünmemiştik bile. Geldik ve hizmet etmek istediğimiz halklardan kabul
gördük. Onlara teknik yardımlarda bulunduk; akıl/beden/ruh bileşiminin
çarpıklıklarının, titreşimleri bu iş için uygun olan kristalin, belli oranlara
göre yapılmış zaman/uzay malzemesi içine yerleştirilmesiyle elde edilen
bir yolla tedavi edilmesini öğrettik. Piramitler böyle yapıldı.
Ama gördük ki bu teknoloji en çok, etkili bir güce sahip akıl/beden
sahipleri tarafından ve onlar için kullanılmaktadır. Halbuki Bir'in
Yasası'nın amacı bu değildi. Bu insanları terk ettik. Sizin Güney Amerika
dediğiniz bölgedeki insanlarla çalışan grup bu kadar kolay vazgeçmedi.
Onlar yeniden o bölgeye döndüler. Biz dönmedik. Ama, ilk kez bizim
neden olduğumuz bilinç değişimi, sonradan Bir'in Yasası'nda
öngörülmeyen bir şekilde çarpıtılmış bile olsa, sorumluluk bizim olduğu
için sizin titreşim düzeyinizi asla tamamen terk etmedik. Gelmiş
olduğumuz ülkenin, sizin Mısır dediğiniz ya da bazı bölgelerde Kutsal
Topraklar diye adlandırılan ülkenin yöneticileriyle temas kurma
girişiminde bulunduk.
Sonunda sizin zaman/uzay kayıtlarınızdaki adı ile Onsekizinci Hanedan
döneminde, sizin deyiminizle bir firavun ile temas kurabildik. Bu varlığın
sizin katınızdaki yaşam deneyimi henüz çok kısa idi ve o bir "Gezgin"di.
Böylece, bu akıl/beden/ruh bileşimi bizim iletişim titreşimlerimizi duyabildi
ve bunları kendininkilerle birleştirmeyi başardı. Bu genç varlığa zengin bir
tanrının adını çağrıştıran "Ammon" adı verilmişti. Ama bu varlık,
tanrılardan birine gösterilen saygıyı içeren bu adın kendi adı
olamayacağına karar verdi. Böylece, ismini, güneş küresini onurlandıran
bir isim olan "Aten"e çevirdi. Bu isim, bizim kendi varlığımızın doğasını
anladığımız şekliyle, bizim gerçeğimize daha yakın bir isimdi. Adına
İkhnaton da denilen bu varlık, Bir'in titreşiminin gerçek spiritüel titreşim
olduğuna inandı ve Bir'in Yasası'nı yürürlüğe koydu.
Ama, bu varlığın inançlarını paylaşanlar çok azdı. Rahipleri de gerçek bir
ruhsal araştırmadan yoksun bir biçimde, sadece yüzeysel olarak
inanıyorlardı. Halkı eski inançlarını sürdürüyordu. Bu varlık bu katı terk
ettikten sonra, birçok farklı tanrı üzerine kutuplaşan inançlar ortaya çıktı
ve ta ki Muhammed diye adlandırılan bir varlık gelip de insanları daha
idrakli ve anlaşılır akıl/beden/ruh ilişkilerine sokana kadar bu durum
böyle devam etti.
--------------------------------------------------------------
SORU: O halde onun ismini veremeyeceğinizi kabul ederek, size, Nikola
Tesla'nın bilgilerini nereden aldığını soracağım.
RA: Nikola adıyla bilinen varlık bilgilerini Konfederasyon kaynaklarından
alıyordu. Bu kaynaklar, bu son derece pozitif eğilimli, sizin deyiminizle
melek gibi varlığın, diğer varlıkların yaşamlarını iyileştirecek şeyler
yapması için ona yardım ettiler. Ama ne yazık ki, birçok Gezgin gibi,
üçüncü yoğunluk derecesinin titreşimsel sapmaları bu varlığın da diğer
hemcinslerini algılayışını son derece saptırmış ve bozmuştu. Onun için
görevi tam anlamıyla yerine getiremedi ve bunun sonucunda da
amaçlarından saptı.
SORU: Tesla'nın çalışması, yeryüzündeki insanlara nasıl yararlı olacaktı.
Amacı neydi?
RA: Nikola adlı varlığın en çok istediği şey, gezegendeki bütün varlıkları
karanlıktan kurtarmaktı. Bunun için de, gezegen küresinin sonsuz
enerjisini, aydınlanma ve güç sağlamada kullanılması için gezegene
vermeye çalıştı.
CELSE 11 - 28 Ocak 1981
126
SORU: Gezegendeki varlıkları karanlıktan kurtarmakla tam olarak neyi
kastediyorsunuz?
RA: (Bu yanıtın büyük bir kısmı teybin bozulmuş olmasından dolayı
kaydedilemedi ama yanıtın anlamı aşağıdaki gibidir.)
Biz insanları karanlıktan kurtarmayı sözcük anlamında söyledik.
SORU: Bu karanlıktan kurtarma, Bir'in Yasası'nın bir uygulaması mıdır,
yoksa gerçek bir ürünü mü içermektedir?
RA: Böyle bir kurtarma sonucunda iki çeşit deneyim ortaya çıkacaktı.
Birincisi, insanlar artık enerji için para ödemek zorunda kalmayacaklardı.
İkincisi ise enerjinin bu şekilde sağlanmasının ortaya çıkaracağı boş
zaman, Bir'in Yasası'na ulaşmanın birinci basamağı olan kendini
araştırmaya başlayabilme için gerekli olan özgürlüğü sağlayabilecek, bu
olasılığı artıracaktı.
Sizin deyiminizle, gün doğuşundan gün batışına kadar bedensel olarak
çalışan kişilerin pek azı Bir'in Yasası'nı bilinçli bir şekilde düşünebilir.
SORU: Genel olarak Sanayi Devrimi için ne diyeceksiniz? Bu herhangi
bir biçimde plânlanmış mıydı?
RA: Evet. Gezginler, birkaç dalga halinde bedenlendiler. Amaçları
insanları yavaş yavaş gündelik yaşamın taleplerinden ve boş vakit bulma
özgürlüğüne sahip olmama durumundan kurtarmaktı.
----------------------------------------------------------------
SORU: Genel olarak Sanayi Devrimi için ne diyeceksiniz? Bu herhangi
bir biçimde plânlanmış mıydı?
RA: Evet. Gezginler, birkaç dalga halinde bedenlendiler. Amaçları
insanları yavaş yavaş gündelik yaşamın taleplerinden ve boş vakit bulma
özgürlüğüne sahip olmama durumundan kurtarmaktı.
-----------------------------------------------------------------------
SORU: Gezegenimize gelmiş ve gelmekte olan Gezginler'in çoğu,
Orionlular'ın bu düşüncelerine hedef oluyorlar mı?
RA: Daha önce de söylediğimiz gibi, Gezginler, akıl/beden bileşimi
olarak, tamamıyla üçüncü yoğunluk derecesi varlıkları olarak enkarne
olmaktadırlar. Bu gezegen küresine ait varlıklar için ne kadar şans varsa
gezginler için de etkilenme şansı o kadardır. Tek fark ruh bileşiminde
meydana gelir. Çünkü, eğer isterse, ruh ışıktan bir zırh kuşanabilir; bu da
onun, varlık olarak aslında arzulamadığı şeyleri hemen tanımasını
sağlar. Ama bu bir koşullandırılmışlıktan, bir eğilimden başka bir şey
değildir ve idrak olduğu söylenemez.
Dahası, gezgin kendi akıl/beden/ruh bileşimi içinde, üçüncü yoğunluk
derecesine ait pozitif/negatif karışıklıkların verdiği kurnazlıktan da
yoksundur. Bunun için de çok defa, daha negatif eğilimli bir kişi kadar
kolayca, negatif özellikli düşünce ya da varlıkları tanıyamaz.
SORU: O halde Gezginler, burada enkarne oldukları zaman, Orion
grubunun en çok peşine düştükleri hedefler mi olurlar?
----------------------------------------------------------------
Bir fikir vermek üzere RA dan kısa aktarımı kesiyorum zira RA yüzde altmışüç doğruluk dercesiyle bu gezgin kavramını çok yerinde işlemiştir ,tümünü okumak için fırsat yaratmak daha uygundur diye düşünüyorum.İkinci kısma diğer bölümde geçiyorum ,


bozadi

#738
Teşekkürler Tgur. Gezginler ile Gezici Yolcuların köken itibariyle 6 ve 5. yoğunluk olmaları bakımından bir özdeşlikleri olduğu açık ama Gezici Yolcuların 3. yoğunluğa enkarne olmamış olma gibi bir durumu varmış gibi algıladım şimdiye kadar okuduklarımdan. "Dalgayı sürme" (dalganın üzerinde seyahat etme), 4. yoğunluk üzerinden 3. yoğunluğa birşeyler yollama (son celsede geçen konu) vs. O nedenle biraz kafam karıştı. Ama ikisi arasındaki (olası) bir farkın çok önemli bir konu olduğunu düşünmüyorum.

Tgur

#739
Dostlar evvelce fazla yüklendiğim için biraz ara vereyim dedim,
Maskesiz dostum evvelkilere de bak,

Şu slayt meselesine geri döneceğim ,gerçekten K.lar olan bitenin zamansızlık tarifi ile beraber bu örneğin nerelere yerleşebileceği hususunda mükemmel bir örnek vermişler,

Sonsuz oluşlar o slayt kutusunda,

Varlıkların en ince detaylara kadar olan duygusal veya enkarnatif yaşayış kayıtları orada,

Kısaca "akaşik kayıtlar "denilen veya dediğimiz sonsuz var oluş bilgisi o bölümde,

Genel olarak baktığımızda "bilinç"dediğimizin muhteşem bir bilgisayar yazılımı gibi yazılımı,

Yazılım denince eğreti PC bilgimizle Bilgisayarları işime ilk tatbik etme aşamamda ben saf oğlu saf B.sayarcıları kutsal yani temiz insanlar bilirdim aynen hastanın Dr. una duyduğu masum teslimiyeti gibi, üniversitede bir doçent öğretim üyesi olan bir yazılımcı ile o zamanlar pek bulunamayan işimle ilgili  yazılım yapmaya koyulduk sonuçta beceremedi ve o zaman başka birinden hazırlanmış bir yazılımı bana sattı, çekildi,program arıza yapıp tamir için kaynağı aradığımda bu şahsın bana "demo" yu sattığını öğrendim ve şahısta kaybolduğundan ikinci bir program parası ödedim, yani dersimi aldım ,

Her neyse bunu araya sıkıştırmamdan maksat yazılımın ne kadar etkili olduğunu anlamama yeten bu olayla geliştiğinden ,işlenen hususla ilgili her nevi uygulamayı ekleyip çıkarabiliyor ve düzeltimleri devreye sokuyorsunuz ,mikro makro durumundan bu slayt konusunun benzeyişini ve verilen örneğin ne kadar yerinde olduğunu vurgulamak için,

Kısaca bu slayt makinasının sadece zamansızlığı anlatabilmek için ortaya konmadığını varoluş macerasında olay olarak doğmuş ne varsa hepsini kucakladığını belirtmek istiyorum ,

Bir bireyin midesinin sıkıştırması ile tetiklenen duygu fenomeninin o şahsı nasıl etkilediğini,bir beygirin nefes alışındaki oksijenin alveollerle soğurulması esnasında olan bitenin o canlıya tesirini bir sodyum atomunun eksi değerlikli klor atomuna doğru yönelimi ve molekülleşirken ortama etkisini ,bir kuşun kanat çırpmasının genele yayılması ve daha anlatabilemiyeceğimiz sonsuz oluşların bu slayt cihazında kaydolmuş olması,

İnsanların DNA sı da bu kayıt olayının yani slayt makinasında olanlardan farklı değil, bağlantısız değil ,
Bu belirttiğim varsayım mı, katiyen değil ,aşağıda alıntıda da var,genelinde daha genişçe alıntı var  ama buraya en çarpıcı bölümleri aldım ,

-------------------------

"S: (J) Bu benzetmeye göre, slayttan geçerek ekrana giden ışık bizim algımız oluyor.
C: Ve, eğer projektörün slayt çarkına geri bakacak olursanız, tüm yaratımın esasını ve özünü, yani Bir ile
birlik olduğunuz yedinci seviyeyi görürsünüz."
"S: (L) Konunun özü budur belki? (V) Hmmm! İnatçılık mı gösteriyorum?!
C: İnatçılık bloke olmanın bir işareti. O slaytı projektörden çıkar ve şova devam et!"
------------------------
Slayt çarkının sadece kayıtları ihtiva etmediğini biz kaderi programımız yapılırken ve buna şahsen katılmış iken seçimlerimizle ilgili hayat kasetlerini de alıp oynamakla meşgulüz ,yani bu fiziki yaşam denen zaman, mesafe ve aklınıza gelecek her nevi yine 3 B deki insanlarca oluşturulmuş bazen cehennem diyebileceğimiz yaşam kesitleri sunan hayatı da düşünmeliyiz ,işin oyalayıcı tarafı bu zamana kısılmış ortamda yaşam sürecinde yaptığımız denge bozukluklarını da düzeltmek üzere sık sık gidip gelme mecburiyetleri ile..

Tabiiki seçimlerimizle bakmadan atlayarak uyguladığımız bu yaşam kasetlerinde 4KH nın DNA mıza müdahelesi yani eksiltmeleri ,yanlış yollara sürükleyen yazılım oynamaları da var,tabii 4KH nın oluşum hikayesini de ihtiva eden hareketlerin devreye sokulması ile ilgili kayıtlar ve burada başka sıralayamıyacağım topyekün sonsuza uzanan oluşlar da  keza..

Tek tesellimiz, seçimlerimizin bize ait olduğu gerçeğini ,bir ile bir olduğumuzu gerçekten anladığımızda yani bilinci yükseltecek genişletecek her davranışın bu kahredici oynanmış yazılıma bizlerin de müdahele edebilme özelliğini de sağladığını fark edebiliyoruz, koparılmış karıştırılmış DNA mızdaki  yeniden bağlantıları sağlayarak.

Sonuçta slayt çarkında çıkmış olduğumuz yuvamıza geri oturabiliriz..

----------------------------------------------------------------
S: (SV) Bir soru sormak istiyorum: Eğer zaman yoksa, geçmiş ve gelecek de yok; geçmiş hayatlar ve gelecek hayatlar da yok; reenkarnasyon diye birşey de yok, o zaman nasıl siz biz olabiliyorsunuz?
C: Evet, reenkarnasyon var. Burada fazla hızlı bir şekilde sonuca atlıyorsun. Hiçbir zaman reenkarnasyonun olmadığını söylemedik.
S: (SV) Ama eğer zaman yoksa? (J) Bizim algımız öyle. (L) Herşey eşzamanlı olarak oluyor. Tüm bu hayatları aynı anda yaşıyoruz. (SV) Diğer tüm benliklerimizle bağlantı kurmamızın bir yolu var mı?
C: Şöyle söyleyelim: hafıza bankalarınızın bir kısmına erişeceğiz ve ilginç bir şekilde daha önce
tanımladığımız dikey gerçeklikle çok yakından uyumlu olan başka bir referans vereceğiz. Bir slayt
göstericisinin nasıl birşey olduğunu biliyorsunuz değil mi? Gerçeğin bu geniş nitelikli yapısına dair bir sezgi edinmenizi sağlamak için, kendinizi büyük bir slayt çarkı olan projektörle bir sunum izlerken düşünün. Bu süreçte herhangi bir noktada, belirli bir slaytı izliyor olursunuz. Fakat, diğer tüm slaytlar da çarktadır,değil mi? Ve elbette bu aynı zamanda, daireler içinde daireler ve daireler içinde dairelerin olduğu dikey gerçekliğe, ve aynı zamanda Büyük Döngü'ye ve aynı zamanda daha önce anlattığımız şeye de uymaktadır: Var olan herşey / tek şey derslerdir. Herşey bundan ibarettir ve slayt sunumunu izlerken,derslerinizden keyif almanızı istiyoruz...
S: (J) Bu benzetmeye göre, slayttan geçerek ekrana giden ışık bizim algımız oluyor.
C: Ve, eğer projektörün slayt çarkına geri bakacak olursanız, tüm yaratımın esasını ve özünü, yani Bir ile
birlik olduğunuz yedinci seviyeyi görürsünüz.
------------------------------------------------------------------------------------------------
S: (V) Annemle olan ilişkimden mi kaynaklanıyor?
C: Slayt göstericinin haznesindeki "slaytlardan" biri.
S: (V) Ne? Bunu anlayamadım. (L) Haznedeki pek çok konudan bir tanesi diyorlar sanırım.
C: Yakın.
S: (V) Şu anda hayatımdaki en büyük keder verici şeylerden biri insanlığa ve yaptıklarına duyduğum tiksinti...ama bu da slayt çemberindeki slaytlardan bir diğeri olmalı. Demek her ikisi. Geçmiş hayat ve şimdiki hayat. Bayağı köklüymüş demek. [gülüşmeler] (L) Dur bir saniye. İnsanlardan ve onlara duyduğun tiksintiden bahsettin. Hmmm... (V) Bundan daha önce de bahsetmiştik... (L) Dur bitireyim. Donunu kirleten küçük bir çocuğa da iğrenç gözüyle mi bakarsın? (V) Bunu konuşmuştuk... (L) Annen sana iğrenç birşey gözüyle mi baktı? (V) Bilmiyorum ama... (L) Tıpkı küloduna pisleyen küçük çocuklar gibi,olduklarından başka birşey olamadıklarını bildiğin halde neden insanlara karşı tiksinti duyuyorsun?
Neticede bu konuda yapılabilecek birşey yok... (F) Ayrıca bu tıpkı "Aman tanrım! Şu çocuk yuvası... Çok korkunç ve iğrençler... Bu yüzden doğru dürüst yaşayamıyorum. Yalnızca PhD'si olanların yaşama hakkı olmalı." demek gibi birşey. Olaya bu şekilde bakarsan tabii ki ümit kırıcı ama diğer taraftan durum sadece olduğu gibi. (L) Ve tıpkı slayt haznesi gibi, diğerleri orada olmasa sen de olduğun yerde olamazsın. Birileri mutlaka senin arkanda, birileri de önünde olacak. Onlar olmazsa sen de olmazsın. İğrenç bile olsalar... (V)Benim anlayamadığım şey olağanüstü duyarsızlıkları... Bunu anlayamıyorum. (L) Nasılsalar öyleler. (V)Onlardan memnun değilim ama kendimden de memnun değilim. (L) İşte sorun burada! (V) Eğer onlar bir nedenle bu gezegende olmayı seçtilerse, nedir bu neden? (L) Düşün ve bul! (V) Deniyorum zaten. (L)Herkesin söylediği herşeye karşı neden bu kadar hassassın? Sanki bunlar sana yönelik bireysel bir saldırıymış gibi? (V) Çünkü öyle hissediyorum. (L) Neden gevşeyip diğer insanların senin hakkında ne konuşmak istiyorlarsa konuşmalarına izin vermiyorsun? ... (AK) Bir sorum var: Bu hayatta mutlu olmamız gerekiyor mu? (L) Eğer mutlu değilsen, yanlış yapıyorsun demektir. (AK) Bu doğru mu?
C: Doğru değil.
S: (L) Bence ne olursa olsun bir insanın buna iyimser yaklaşması gerekir.
C: Herkesin bireysel karmik ders profili var.
S: (L) Tamam, anladım. (AK) Bir saniye... şunu sorayım... (L) Konuyu V'den uzaklaştırmayalım, çünkü hala bunu çözmeye çalışıyoruz... (V) Hayır, benim sorularım bitti. (AK) V mutsuz olduğunu söylüyor ve ben de mutsuzum... (L) Her ikiniz de negatif yükünüzü etrafınızdakilere boşaltıyorsunuz... (A) Ve bunun
sorumluluğunu almıyorsunuz... (AK) Demek V benimle aynı gemide. Benim bu hayatta mutsuz olmam mı gerekiyor?
C: Kendine sor AK.
S: (L) Bunu daha önce sormuştun. Araşıyından bahsettiler, ve seninle arayışın arasında olandan bahsettiler.İnatçılığının ve katılığının arayışını engellemesinden bahsettiler. (AK) Laura'nın söylediği doğru mu?
C: Yakın, ama önce biz söyledik!
S: (L) Onlardan alıntı yapıyordum... Telif sahibinin belirtilmesi gerekiyor! (AK) Biraz düşüneyim. (L) V'nin kederi konusunu halletmek istiyorum. (V) Başka birşey sorabileceğimi ve dinleyebileceğimi sanmıyorum...
C: Evet, bunu yapabilirsin ve akıllıca olurdu. Görüyorsun V, kimse senin veya bir başkasının doğru, dengeli,rahat öğrenme profili slotuna düşmesine engel olmuyor. Tek yapman gereken doğru slayta gelene kadar slayt çarkını ilerletmek ve doğru slota düşmek!
S: (L) Slayt çarkını ilerletmekten neyi kastediyorsunuz?
C: Keşfet... çünkü öğrenmek eğlencelidir!
S: (L) Fizyolojik yönleri de var mı, yoksa tamamen psişik, psikolojik veya öğrenmeyle mi ilgili?
C: Saklambaç, ara ve bul.
S: (V) Kendimi köşeye sıkıştırılmış gibi hissediyorum. Başka ne söyleyebileceğimi bilmiyorum.
C: Neden?
S: (V) Çünkü saldırıya uğramış gibi hissediyorum. Bana bağırıyorsunuz! Sesinizi yükseltiyorsunuz! [Kasette hiçbir "bağırma" veya ses yükseltmeye rastlanmadı.] Nasıl söyleyeceğimi bilmediğim birşeyi söyletmeye çalışıyorsunuz!
C: Nasıl söyleyeceğini neden bilmiyorsun?
S: (V) Bilmiyorum. Bilseydim bu sorunu yaşamazdım, değil mi? (L) Neden saldırıldığını hissediyorsun? Biz de genellikle senin tarafından saldırıldığımızı hissediyoruz! (V) Senin veya F---'nin benim tarafından saldırıldığınızı hissettiğinizi bilmiyordum. (L) Evet, öyle. (V) Ne şekilde? (L) D---'nin geçen gün tanımladığı gibi: "Bu sabah kalktım ve bugün V'yi çıldırtmamayı nasıl başaracağımı bulmam gerek diye düşündüm."
(V) Ne söyleyeceğimi bilemiyorum.
C: O halde durumuna bak ve sözlü olarak neden kendini üzülmek zorunda hissettiğini ifade et.
S: (V) Güvenlik eksikliği. Tek söyleyebileceğim bu.
C: Peki güvenlik "zincirindeki" en zayıf halka nedir?
S: (V) Yeterli finansal temele sahip olmamak sanırım. Kendi evim olmaması güvensizliğe neden oluyor.
Hergün arabamın bozulup bozulmayacağını düşünmek güvensizliğe neden oluyor.
C: Tüm bunlar kolayca çözümlenebilir şeyler.
S: (V) İş bul. Öyle mi? Başka ne çözebilir bunu?
C: Kim çalışıyor ve kim eğitim sürecinde? Eğer biri geleceğine dair şikayet ediyorsa, o zaman görevler
tamamlandığında yer değiştirme olabilir.
S: (V) Şu anda D--- çalışıyor ve ben de eğitimimi sürdürüyorum, bunu mu kastediyorsunuz?
C: Biz sana sorduk.
S: (L) İşte. Sen şimdi eğitimini sürdürüyorsun ve bitirince bu kez sıra D---'ye gelecek. (V) Bunu hiç
umursamadığını söylüyor! Oturup anneme benim çalışmama gerek olmadığını, sadece okulu bitirmem
gerektiğini söyledi. (L) Ben de aynı şeyi söylüyorum ya. Bunun için çok mücadele ettin ve epeyce yol
katettin. Şimdi tökezleme vakti değil! Neden şimdi farklı hissediyorsun? Farklı hissediyor musun? (V) Evet,hissediyorum! Üzerime düşen sorumluluğu yerine getirmiyormuş gibi hissediyorum sanırım. Duygularımı toparlayıp şikayet etmeyi bırakırsam herkes mutlu olur mu?

C: Konu bu değil. Tüm yapmaya çalıştığımız şey, slayt çarkındaki takılma sorununu halletmek V. Ama elinden tutup götüremeyiz. Kendini suçlu hissetmeni gerektiren hiçbir şey yok, o yüzden bunu bırak. Yoluna devam et ve öğrendiğin her dersten keyif duy.
S: (V) Kendini suçlu hissetmeyle ilgili birşey söyleyen oldu mu? (L) Evet, kendini suçlu hissettiğini, payına düşeni yapmadığını söyledin, herşeyin ardındaki faktör bu. (V) Bendeki bu büyük suçluluk meselesinin nedeni nedir? Bu neyden kaynaklanıyor?
C: Önemli olan kaynağı değil, çözümü. ... V bazı arayışlarının sağlanmasıyla ilgili sorunlar yaşıyor. Suçluluk bir kısır döngüdür, ta ki kişi bunu bırakana kadar. Mevcut durumda kendini herhangi birşey için feda etmen gerekmiyor!!! Buna ihtiyaç yok. V diğerlerinin şimdiye kadar fazlasıyla fedakarlıkta bulunduğundan korkuyor ve artık kimseden hiçbir enerji desteği istemeyeceğini düşünüyor. Fakat anlamadığı şey şu ki,ekonomik anlamda artacak olan bir enerji desteği, gelişmesinin ve ferahlamasının yolunu oluşturacak.
S: (L) Yani D---'nin ekonomik alandaki enerji desteği, gelişim ve ferahlamanın yolunu sağlayacak... (V) Öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani sen okulunu bitirirken onun çalışmasına izin vermelisin ve bundan dolayı bir suçluluk
duymamalısın. Sonra, eğer istersen, sen işe gidersin ve o da istediği bir eğitime yönelebilir.
C: Hatalı bir şekilde D---'nin seninle birlikte olması için kendisini kurban etmesine neden olduğunu
hissediyorsun. Ama öyle değil!
S: (V) Bu gerçekten doğru. Hatta o buraya gelmeden önce ondan özür dilemeye bile çalıştım!
C: Eğer bunu istemeseydi buraya taşınır mıydı sanıyorsun?!?!
S: (V) Doğru! Ama bu kafamdaki hiçbir şeyi değiştirmiyor!
C: Neden değiştirmiyor?
S: (V) Güvenim eksik. (L) D---'ye güvenin mi?! (V) Herkese güvenim! Çünkü birine güvendiğinde sonunda acı çekiyorsun!
C: Yalnızca güvenilmeyeceklere güvendiğinde!
S: (V) Espiri olarak mı söylediniz?
C: Gerçek olarak söyledik!
S: (L) Bu engelini aşması için V'nin düşünebileceği, hayal edebileceği, pratiğini yapabileceği herhangi birşey var mı? Bir terapi?
C: Öğrenmek için dinle, dinlemeyi öğren!
S: (L) Konunun özü budur belki? (V) Hmmm! İnatçılık mı gösteriyorum?!
C: İnatçılık bloke olmanın bir işareti. O slaytı projektörden çıkar ve şova devam et!
S: (L) Slaytı projektörden nasıl çıkarabiliriz? (V) Meditasyonda slayt çarkını ve uyumsuz slaytı çıkarıp attığımı görsellersem, bu uygun bir yol olur mu?
C: Çıkarılması gerekenin hangi slayt olduğunu söyledik.
S: (V) Hala anlamıyorum. (L) Suçluluk slaytı var... (V) Bu akşam pek çok nahoş şeyden bahsettik... İnatçılık slaytı var... perdeye yansıtıp durduğum... Yani diyorsunuz ki görselleştirmeye başladığımda bu
uygulamayla onu ayıklayabilirim... İnatçı olmamak herşeyi akışına bırakmak demek! (A) Hayır, esnek
olmak demek. (V) Ben esnek değil miyim? [bağırıyor] (A) İnsan her zaman biraz daha esnek olmaya
çalışmalı, ben dahil. (V) Doğru sanırım. Neredeyse kırk yaşındayım ve işte böyleyim. Ama bu bir mazeret olmamalı! Bir de şu var ki, ne zaman olayları akışına bıraksam yanan ben oluyorum. T---'yle de aynı şey olmuştu...
C: Yanma akışa bırakmaktan değil, birşeylere inatla yapışmaktan kaynaklanır.


Tgur

#740
Quinton Plazması ve bilgi uyuşmaları,
Uğraştığımız bilgilerin birbirini destekleyen taraflarını bulup çıkarmak hele K.bilgileriyle uyuştuğunu görmek  beni  mutlu ediyor ,faydalı olabilir ümidiyle aktarıyorum,
Buradaki  Quinton Plazması ,Rene Quintonun üzerinde çalıştığı Okyanus Suyunun tedavide kullanılması üzerine devrede olan okyanus suyu, yani bir bakıma dünyanın kanı,

En son Kasyopya celsesinden sonsuz zekanın yaradılıştaki rolü ile Ruhların Yolculuğu kitabından bir pasaj,

----------------------------
(Pierre) René Quinton'un hipotezine göre, ilk canlı hücreleri deniz suyunda gelişmiş. Bu doğru mu?
C: Aşağı yukarı, evet.
S: (Pierre) Normal tuzlu çözeltiyle karşılaştırıldığında Quinton plazmasının faydalı özellikleri olmasının nedeni nedir?
C: Temel yaşam enerjisi damgası.
S: (L) Suyun hafızası olması gibi mi?
C: Evet
S: (Pierre) Ve deniz suyu da temel yaşam ortamı...
C: Evet
S: (Pierre) Kimya veya başka birşeyden dolayı değil, sadece bilgi alanıyla bağlantı için doğru ortam...
C: Aynı zamanda, birden fazla şekilde iletken!
S: (Pierre) Burada neyi kastediyorlar? Hem bilgisel hem de elektriksel olarak iletken anlamında mı?
C: Evet
S: (L) Tamam, sanırım Approaching Infinity'nin sorularına geçebiliriz.
(Approaching Infinity) Eğer ilk hücre aşağı yukarı deniz suyunda ortaya çıktıysa, yine de o hücrenin nasıl meydana geldiği sorusu duruyor çünkü kendini kopyalama yoluyla hücreyi yaratmak için, hücrenin genom ve proteinler gibi hücre içeriklerine ihtiyacı olması bağlamında gerçekten kompleks bir durum var. Sonra, hücre içinde aynı şey DNA için de geçerli: DNA'nın kendini kopyalamak ve yaptığı işleri yapmak için proteinlere ve enzimlere ihtiyacı var. Fakat proteinler ve enzimler kendilerini üretmek için DNA'ya ihtiyaç duyuyor. Yani, herşeyin aynı anda meydana gelmesi gerekiyor gibi görünüyor.
(Joe) Tavuk ve yumurta.
(Approaching Infinity) Evet.
(Pierre) Belki yanlış olabilir ama bu paradoks için bir çözüm var. Hipotezime göre, 2. yoğunluk organizmalarının (örneğin moleküller) kritik bir kütlesine ulaştığın zaman 1. yoğunluktan 2. yoğunluğa bir geçiş var ve sonra kritik bir bilgi kütlesine ulaşıyorsun ve artık 3Y'ye mezuniyete hazırlar. Bu hipotez doğru mu?
(L) Henüz yeterince okumadın. İlk adım olan temel hücre yaşamı ortaya çıkmadan bu imkansız.
(Approaching Infinity) Peki ilk hücre nasıl ortaya çıkıyor?
C: Kısmen doğru, birleştir.
S: (L) Diğer kısmı nedir peki?
C: Genom 4. yoğunlukta üretiliyor ve virüslerin aktarımına benzer şekilde yoğunluk perdesi yoluyla gönderiliyor.
S: (L) Yani elementler gelişiyordu, mevcuttu ve ilksel çorbanın vs. içinde kaynıyordu... Ama sonra genom üretildi.
(Pierre) Çift yönlü çalışıyor: aşağıdan yukarıya, moleküller kritik kütleye ulaşıyor ve yukarıdan aşağıya, 4. yoğunluktan 3.'ye.
(L) Bu bir bakıma zeki tasarımın temel görüşü. Pek çok parçası var ve bu durum fiziksel dünyanın yapısına ve bilgi yoluyla var olan çeşitli farklı unsurların birikmesine veya etkileşmesine bağlı. Ve sonra doğrudan bir müdahale ekleniyor. Sanırım olay bu.
C: Evet, aynen!!!
S: (Joe) 4. yoğunluktan genomu yoğunluk perdesi yoluyla gönderen kim?
C: Gezici yolcular. Belki de bu terim şimdi daha anlamlı hale geldi?
S: (Approaching Infinity) Bu tıpkı Bell Cadısı olayında meydana gelen tezahürler gibi. Eğer yoğunluk perdesi yoluyla 3. yoğunluğa bilgi gönderiliyorsa, deniz suyunda bir mikroskopla gözlem yapan bir gözlemci olarak, sanki hücre kendi kendine tezahür ediyormuş gibi görünebilir sana. Şekil alıyor ve yoktan var olmuş gibi görünüyor
C: Gerçekten çok yakın!
S: (L) Bu tür bir doğrudan müdahale birden fazla defa mı oldu? Örneğin önemli DNA değişiklikleri olduğunda veya evrimsel kayıt denen şeyde büyük değişiklikler olduğunda?
C: Evet
S: (L) Yani temel olarak, kavrayabileceğimizden fazlası olan bir zekayla çevriliyiz.
C: Evet. Bunu söyleyip duruyoruz!

-----------------------------------------------------

Ruhların yolculuğunda bir denek ile yapılan hipnoz seansından, (Dr.Michael Newton)

Deneğin ruhsal ismi Thece dir ,Kumara onun rehberidir ve Thece nin ruhsal açılımı bu hipnoz seansı esnasında açığa çıkmaktadır ve bahsettiğimiz gezgin olarak tanımladığımız çok ileri bir ruhtur ve dünyada meslek olarak kısaca insanlara yardımcı olan bir görev yürütmektedir "Ruhların Yolculuğu "kitabı okunursa bu ileri ruhun tanımlanması deha belirgin olur, burada aktardığımız konu bu deneğin yaratıcılık işinde ruhsal kademedeki hipnozla ortaya çıkan  rolü,
-------------------------------------------------------

Kumara'nın ruhsal aktiviteleri ile ilgili ek soruşturmalar sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine Thece'nin yaratıcılık eğitimiyle devam ettim. Onun (kısaltarak yer verdiğimiz) deneyimleri bizi bir önceki bölümde Nenthum'un tanımladığı uygulamalı pratiklerin bir adım ilerisine götürecektir. Bilimselliğe eğilimli okuyucular için altını çizmek istediğim şey, bir deneğin yaratmayla ilgili malumat aktardığı sırada değer hükümlerinin dünya bilimini temel almadığıdır. Sağlanan verilen elimden geldiğince en iyi şekilde yorumlamak için özel bir gayret içinde olmam gerekir.
Dr. N: Ruhların eğitim programının büyük bir çeşitlilik gösterdiği anlaşılıyor, Thece. Şimdi eğitiminin başka bir yönüne girmek istiyorum. Hayatın yaratılışı sırasında enerjin, ışık, ısı ve hareket niteliklerinden yararlanır mı?
D: (irkilerek) Aa... biliyordun demek...
Dr. N: Bana daha başka neler anlatabilirsin?
D: Yalnızca bunun aşinası olduğumu...
Dr. N: Seni huzursuz edecek bir şey hakkında konuşmanı istemem, fakat ruhların eylemleriyle meydana gelen belli biyolojik sonuçlar hakkında senin de fikrini almak beni çok memnun ederdi.
D: (tereddütlü) Şey... ben pek...
Dr. N: (hemen girişiyorum) Yakın zamanlarda Kumara'nın seninle gurur duymasını sağlayan ne yarattın?
D: (direnç göstermeden) Ben balıklarda ustayımdır.
Dr. N: (devam etmesini sağlamak için kasten abartıyorum) Yani zihin enerjinle tam bir balık yaratabiliyor musun?
D: (asabileşerek) Dalga mı geçiyorsun?
Dr. N: O zaman, nereden başlıyorsun.
D: Embriyodan tabii ki. Hani biliyordun.
Dr. N: Yalnızca karşılaştırmalı kontrol için. Sana göre memeliler için ne zaman hazır olursun?
D: (yanıt yok)
Dr. N: Bak Thece, bir iki dakika daha benimle iş birliğine gayret edersen, bu konuyu daha fazla uzatmayacağıma söz veriyorum. Anlaştık mı?
D: (ara) Bakalım...
Dr. N: Tamam, temel bir açıklığa kavuşturma amacıyla, hayat geliştirmek için enerjinle fiilen neler yaptığını balık aşamasına gelene kadar anlat.
D: (gönülsüz) Çevre şartlarının... içindeki organizmalara talimatlar yöneltiriz.
Dr. N: Bunu tek bir dünyada mı yoksa eğitiminde yeri olan birçok dünyada mı yaparsın?
D: Birden fazlasında (bu gezegenlerin "yeryüzü tipinde" olduklarını söylemenin ötesine geçmiyor).
Dr. N: Halihazırda ne çeşit bir ortamda çalışıyorsun?
D: Okyanuslarda.
Dr. N: Su yosunu ve planktonlar gibi temel deniz canlılığıyla mı?
D: İlk başladığım zaman.
Dr. N: Yani balıkların embriyolarıyla çalışmanın öncesinde mi demek istiyorsun?
D: Evet.
Dr. N: O halde ruhlar ilk hayat formlarını yaratmaya başladıklarında, mikroorganizmalarla mı başlarlar?
D: Küçük hücrelerle, evet ve bunu öğrenmek çok zordur.
Dr. N: Niçin?
D: Hayat hücreleri... enerjimiz, onu molekülleri değiştirmek üzere yöneltmediğimiz takdirde başarılı olmaz.
Dr. N: O zaman kendi enerji akışınla, yaşamın temel moleküler elementlerini karıştırarak yeni kimyasal bileşikler ürettiğini söylüyorsun, öyle mi?
D: (başını sallıyor)
Dr. N: Daha açık olamaz mısın?
D: Hayır.
Dr. N: Şimdi ben bir toparlayayım ve eğer yanlışım varsa lütfen düzelt. Fiilen hayat yaratmada yetkinleşen bir ruh hücreleri bölebilmeli ve DNA'lara talimat verebilmelidir ve bunu protoplazmaya enerji parçacıkları yollayarak yapar, öyle mi?
D: Bunu yapmayı öğrenmemiz zorunludur, evet, onu bir güneşin enerjisiyle koordine ederek.
Dr. N: Neden?
D: Çünkü her güneşin etrafındaki dünyalar üzerinde farklı etkileri vardır.
Dr. N: Peki, bir güneşin bir gezegene kendi enerjisiyle doğal olarak yaptığı bir şeye girişim yapmak niye?D: Bu girişim değildir. Yeni yapıları inceleriz... mutasyonları... bu şekilde izler ve neyin uygulanabilir olduğunu görürüz. Maddeleri değişik güneşlerle en etkin kullanıma göre ayarlarız.
Dr. N: Bir gezegende bir hayat türü evrimleştiği zaman, seleksiyon ve adaptasyonun gerçekleşmesinde mevcut koşullar doğal mıdır, yoksa zeki ruh zihinlerinin olan bitene katkıları var mıdır?
D: (baştan savarcasına) Hayatı misafir eden bir gezegen genellikle ruhların izlemesi altındadır ve yaptığımız her şey doğaldır.
Dr. N: Ruhlar erken evrelerdeki bir dünyada milyonlarca yılda evrimleşen biyolojik gelişim niteliklerini nasıl izleyebilir ve etkileyebilir?
D: Zaman bizim için yeryüzündeki yıl hesabı gibi değildir. Onu deneylerimize uyacak şekilde kullanırız.
Dr. N: Bireysel olarak evrende güneşler yaratır mısınız?
D: Tam ölçekli bir güneş mi? Yo, hayır, bu benim boyumu çok aşar... ve pek çok kuvvetin bir araya gelmesini gerektirir. Ben yalnızca küçük ölçekli bir üretim yapabilirim.
Dr. N: Ne üretebilirsin?
D: A... küçük yüksek düzeyli konsantre madde yığınları... ısıtılmış
Dr. N: Tamam, ama çalışman bittiği zaman yaptığın şey neye benzer?
D: Küçük güneş sistemlerine.
Dr. N: Minyatür güneşlerin ve gezegenlerin kaya mı, ev mi, ay mı boyunda, burada nasıl bir hacimden bahsediyoruz?
D: (gülerek) Güneşlerim basket topu boyunda ve gezegenler de... bilye kadar... yapabildiğimin en iyisi bu.
Dr. N: Bunu niçin küçük bir ölçekte yapıyorsun?
D: Pratik yapmış olmak için, ki böylece daha büyük güneşler yapabileyim. Yeterince sıkıştırdıktan sonra atomlar patlar ve yoğunlaşırlar, fakat gerçekte yalnız başına esaslı büyüklükte bir şey yapamam.
Dr. N: Ne demek istedin?
D: En iyi sonuçlar için birlikte çalışarak enerjimizi kombine etmemiz gerekir.
Dr. N: Peki, fiziksel evrenleri ve uzayın kendisini yaratan tam kapasite termonükleer patlamaları kim yapar?
D: Kaynak... Yaşlılar'ın konsantre enerjileri...
Dr. N: Oo, demek kaynak yardım alıyor?
D: Öyle zannediyorum.
Dr. N: Kumara ve onun üzerindekiler zaten işin ehliyken, senin enerjinin evrensel madde ve daha kompleks hayat yaratma zahmetine katlanmasının nedeni nedir?
D: Onlara katılmamız bekleniyor, tıpkı onların da tamamlanmış enerjilerini Yaşlılarla birleştirmeyi diledikleri gibi.


Tgur

#741
Yoğunluk perdeleri,

Boyut ve yoğunluk perdesi üzerinde durup anlamaya çalışmak gerekir
Perdenin aynı zamanda sadece açılan kapanan bir kapı gibi değil aktaran özelliği üzerinde düşünmeliyiz ,bazı şeyler üst yoğunluklarda kotarılıp bu perde üzerinde yolculuk yapan gezici ailesi tarafından diğer yoğunluklara aktarılıyor ,aşağıdaki da belireceği gibi bu işin yapılışında diğer yoğunluklarda bulunanların beklentileri takıntılıkları ve algılama kapasiteleri önem taşıyor ,yani olay ruhsal yönden gezici yoğunluk elemanlarının enkarne oldukları yoğunluklarda da müşterek yürüyor,bununla ne anlatılmak isteniyor,

Bulunduğu ortamın fiziğine takılmış ve oradaki donelerden başka şeyi kabul etmeyen bilinç, metafizik oluşumdan bi haber kişi, ortamda oluşanı kendi yorum ve kabul etme oranında karşılayacaktır ve dalga gelip de olağanüstüler yağmaya başladığında bunları kıyamet unsurları olarak kabul edip korku ve çılgın bir bilinç yapısı ile gördüğünü karşılayacak belki göçecektir ve ileri anlayışlara ulaşabilmek için yeni enkarnasyonlar sırasına girecektir,

Kendini farkındalık yolunda bilgilenmeye açan kişi ise yolundaki ego engellerini temizleyip adımlarını devam ettirmek istiyorsa önünde açılan bilgi yumaklarını özümseyip neyin ne olduğu hakkında farkındalık açısını açtığında işte o gezgincilerin yolundadır ortama yanaşmış yoğunluk perdesi ile irtibatlanmaya başlayacaktır,

Herşey madde ve eteri bağlayan değişken çekim dalgalarıyla ilgilidir bunun hakkında bir çok aktarım ve izah yaptık, bu çekim dediğimiz ise her şeydir ,toplanır dağıtılır ve bilinçle ilgilidir, genişlemiş bir algılama kabiliyeti her şey diye tanımladıklarımızın değişken özelliğini kabul eden bilinçtir ,yani bu yaşamda mantık ile kurulanın etkisi altında değil mantığı kendi değişken bilinci ile kabul edebilecek şekilde değişimin rüzgarına bırakabilmek kabiliyetindedir,

"Mantık efendisi değil, hizmetkarıdır"

Kuantum ile bu anlatılmaya çalışılmıştır ,algılamanın değişkenliği  değişken çekim dalgalarına yol vermek kabul etmektir,mesela katı dediğimiz katı olmayabilir fizik olarak maddenin katı sıvı gaz hallerinin dışında da moleküler yapısındaki diğer değişkenlikleri ile mesela titreşim frekansındaki başkalaşım ile oluş ve görünüş hallerinin de değişmiş olduğunu kabul eden bir halde olacaktır mesela bir elmayı küresel değil de kare prizma halinde uzunluğu metrelerce olarak görebilir ,renkler ve şekiller sesler karakterize olarak başka başka mesajlar vermeye başlayabilir Alice harikalar diyarında olduğu gibi hayvanlar konuşabilir cisimler bambaşka görünüşe girebilir ve daha bir çok şey..

Titreşim  dedik, siyah ve beyaz yan yana belirli karakterdedir eğer bir dairede bu iki rengi koyup o daireyi süratle çevirirseniz siyah kaybolur gördüğünüz sadece beyazdır ,hani o demin gördüğümüz siyah nerede,(biraz sert ve basit sade örneklerim ve ifadem için  dostlardan mazur görün derim benim de daha değiştirecek taraflarım hala var), her neyse,frekans titreşim kapsamları maddenin belirgin yapısı üzerinde çeşitli etmenlerle değişik görüntüler sergilemesine sebep olabilir,frekans özelliği beş duyu ile algıladığımız ve beklentilerle varsayım  sınırlarımızın dışında da oluşumların olduğunu, olabileceğini bize izah eder

Tabiiki bu iletişimi ve aktarımı devreye alan teknolojiden oldukça uzağız çabamız,bilincimizi şu anda uçuk diye nitelendirilen olaylara açık ve kabul edebilen bir vaziyete sokmaktır,

Bir çocuk safiyeti ile..

------------------------------------------------
S: (L) Kaç düzey ve türde kaçırılma var?
C: Altı.
S: (L) 3'üncü düzey nedir?
C: Bilincin "alfa" durumuna getirilmesi.
S: (T) Perde anılar mı yani? (Ç.N.: "Perde Anı" ya da "Perdeleyici Anı" [Screen Memory], bu cümledeki haliyle, negatif dünyadışılar tarafından kişinin belirli bir negatif etki altında tutulması sırasında o kişinin bu olayı olduğundan daha olumlu ve hatta tamamen olumlu birşey olarak algılamasını sağlamak üzere kişinin zihninde uyandırılan veya projekte edilen düşünce veya görüntüler. )
C: Yakın.
S: (T) Yani gerçekte olandan başka birşey görüyor oluyorum, öyle mi?
C: Evet ama çocukluktaki gibi fiziksel değil.
--------------------------------------------------
S: (T) Yani Siyahlı Adamlar fiziksel bakımdan gerçek değiller?
C: Kısmen doğru. Bu teknolojiyi bilmiyorsunuz ama isterseniz tanımlayabiliriz.
S: (L) İsteriz. Lütfen tanımlayın.
C: Pekala. Hazır olun. Önce zamanda "yolculuğu" biraz daha tanımlamamız gerekiyor çünkü iki kavram birbiriyle yakından ilişkili. İlk adım yapay olarak elektromanyetik bir alan oluşturulmasıdır. Bu, gerçekliğin boyutları arasında bir kapı açar. Sonra, gerçeklik iliştirme kanalına erişim için katılımcının düşüncelerini kanallanması gerekir. Sonra da enerjiyi uygun boyut köprüsüne odaklaması gerekir. Elektronlar doğru frekans dalgasında düzenlenmelidir. Bunun ardından tüm yoğunluk seviyelerindeki algıları dengelemek için boyut "perdesi" içinden üçlünün gönderilmesi gerekir.
S: (L) Üçlüyü açıklar mısınız?
C: Üçlü şu şekildedir: 1. Madde, 2. Enerji, 3. Gerçekliğin algılanması. İşte böyle millet.
--------------------------------------------------
C: Gezici Yolcular "gezgin."
S: (L) Peki "gezgin" nedir?
C: Gezici Yolcu.
S: (L) Ra Bilgileri'ne göre Gezginler kavramı bize yardım etmek için 3'üncü yoğunluğa dönmeyi seçen 4'üncü veya 5'inci yoğunluk varlıkları oluyor. Aynı gezginlerden mi bahsediyoruz?
C: 5'inci veya 6'ıncı yoğunluk.
S: (L) F--- bir gezgin mi?
C: Açık.
S: (L) V--- veya ben gezgin miyiz?
C: Açık.
S: (L) Eğer öyle olduğumuzu hissediyorsak?
C: Araştırın.
S: (L) Nasıl?
C: Sence nasıl olabilir?
S: (V) Sanırım inanç ve kendimi nasıl hissettiğim. Başka ne olabilir?
C: Cevap bu değil, tekrar deneyin.
S: (L) Hipnoz bir çözüm olabilir mi?
C: Bingo!
S: (L) Dünya'daki tüm Teozofistler için sormak istiyorum, Helena Blavatsky tarafından yazılan "Isis Unveiled"kitabındaki bilgilerin kaynağı neydi? (Ç.N.: Kitap adı, "İsis Perdesi Aralandı" gibi bir anlamda sanırım.)
C: KH ve BH Oryonlar. 6'ncı yoğunluk.
S: (L) Yani kitaptaki bilgiler her iki taraftandı? Hangi bilginin hangi tarafa ait olduğunu çıkarmak da okuyucuya kalıyor yani?
C: İyi fikir.
S: (L) Bu kaynaktan aldığımız bilgilerin KH yönelimli olma olasılığı var mı?
C: Her zaman bir olasık.
S: (L) Boyut perdesinin tanımı nedir?
C: Kendini açıklıyor. Düşün.
S: (L) Boyut perdelerinden bahsederken, aynı yoğunluk içindeki bölümlerden mi bahsediyoruz?
C: Belki.
S: (L) Boyut perdeleri aynı yoğunluk seviyesindeki boyutları birbirinden ayırıyor olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Peki boyut perdeleri yoğunluk seviyeleri arasında da olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Yani boyut perdesi, bir değişikliğin gerçekleştiği bir noktayı ifade ediyor.... Bu değişime neden olan şey nedir?
C: Doğa.
S: (L) Tasarımı açısından düşünürsek bu değişikliğin tanımı nedir?
C: Deneyim.
S: (L) Bu, atomlar veya kuantum fiziğiyle veya atomların hareketleriyle ilişkili mi?
C: Evet.
S: (L) Tamam. Bir atom 3'üncü yoğunlukta. Bu atomu 4'üncü yoğunluktaki bir atomdan ayırt eden şey nedir?
C: Gerçeklik.
S: (L) Bir boyutu başka bir boyuttan ayırt eden şey nedir?
C: Varsayım. (Assumption)
S: (L) Varsayımı belirleyen şey nedir?
C: Deneyim.
S: (L) Bizim varsayımımıza göre atomlar katı maddeyi oluşturacak şekilde birleşiyorlar.
C: Varolan herşey sadece bir derstir.
S: (L) Tamam, bize doğru gelen dalga, bize varsayımlarımızı değiştirecek bir deneyim mi yaşatacak?
C: Madde 22: Bir yarısı şu ki; dalgayı pozitif şekilde deneyimlemek için varsayımlarınızı değiştirmeniz gerekiyor. (Ç.N.: "Madde-22", Joseph Heller'in "Catch-22" orijinal adlı romanına atıf.)
S: (L) Peki bu dalga mutlak anlamda neden oluşuyor?
C: Boyut sınırı.
S: (L) Bu boyut sınırı, bir gerçeklik ile başka bir gerçeklik arasındaki sınır mı?
C: Evet.
S: (L) Yani bir boyut perdesi.
C: Evet.
S: (L) Yani Dünya bir boyut perdesinden geçecek, öyle mi?
C: Ya da "bir" Dünya. Herşey yalnızca bir derstir ve tekrarlıyoruz, bundan fazlası değildir.
S: (L) Benim deneyimlerime göre dersler genelde acı verici oluyor. Bu boyut sınırı geçişi veya bu birleşme deneyimi bizim 3'üncü yoğunlukta acı verici olarak tanımladığımız bir şekilde mi gerçekleşecek?
C: Bekle ve gör.
S: (L) Boyut sınırı 3'üncü yoğunluk mu?
C: Daha önce yanıtlandı; dur ve düşün.
---------------------------------------------------------
S: (L) Pekala şimdi El Çupakabraların ne olduğunu sorabilir miyiz?
C: Neyse o.
S: (L) Birebir tercümesi "keçi kanı emicisi." Bu tanımlama doğru mu?
C: Transkriptleri incele. Bkz.: "Pencereden düşen varlıklar."
S: (L) Pencereden düşen bir varlık, başka bir yoğunluktan mı geliyor, yoksa yan boyutlardan birinden mi?
C: İkincisine daha yakın.
S: (L) Tamam yani yatay bir boyuttan geliyor. Bizim boyutumuza girmesini sağlayan şey nedir?
C: Karmaşık ama en iyi şekilde "frekans sınırındaki elektromanyetik dalga patlamaları" olarak tanımlanabilir.
S: (L) Bu yaratığı yakalayıp durdurmanın bir yolu var mı?
C: Pencereden düşen varlık fenomeninin tüm "işleyiş" özelliklerini henüz anlamıyorsunuz. Buradaki fiziksellik tamamen geçicidir ve kısmen bilinç değişikliklerine ve tanıkların beklentilerine dayalıdır.
S: (L) Tanığın korkusunun enerjisi yaratığın varlığını devam ettirmesini mi sağlıyor? Heyecan ve korkuyla mı
besleniyor ve ortaya çıkmasını sağlayan şey bu mu?
C: Yakın ama ilgisiz bir yönü de var. Yarım olarak geri-işlemeli.
S: (L) Nasıl yani?
C: Tek taraflıdan ziyade karşılıklı. Ayrıca pencereden düşme fenomeninin gerçeklikleri karşılıklı olarak enerjilendirdiğini, söz konusu her bir boyutta eşit olarak temsil edildiğini hatırla. Yani, boyut perdesi "yırtıldığı" için, birinin yarısı ve diğerinin yarısı, tümsel gerçekliği oluşturuyor.
S: (L) Yani bizim gerçekliğimizden birşey de diğer gerçeklikteki birşeyi mi korkutuyor?
C: Hayır, o şekilde "işlemiyor."
S: (L) Bu karşılıklı yaratığın ilgisini hayvanlardan insanlara çevirme olasılığı var mı?
C: Son yanıtla aynı. Ve ondan önceki yanıtı da incele!
S: (L) Diğer gezegenlerden atılan varlıkların, sözün gelişi, ıslah edilmek için dünyaya gönderildiğini söyleyen öğretiler var. Ve insan ırkının da bu yüzden bu kadar bölünmüş ve düşmancıl olduğu söyleniyor. Yani bu etkileşimler, hem fiziksel, hem de ruhsal anlamda zayıfın yok olması ve güçlünün hayatta kalmasına yönelikmiş.
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği şekliyle evrensel bilincin bir neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir..Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor: Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.

----------------------------------------------------------

Bu böiümde soru suran dostların uzun bir tartışmaya girdiklerini fark ediyoruz uzatmadan o tartışmada çıkardıkları önemli hususu aktarıyorum ve daha fazla perde konusu üzerinde aktarmalara lüzum görmüyorum anlaşılan anlaşılmıştır sanıyorum..
------------------------------------------------------------
"(TR) Gönderdikleri enerji burada madde kazanıyor ve algıladığımız şeyi yaratıyor. Ve algıladığımız şey de... (L) Hayır, hayır, hayır... Ne olduğunu biliyorum. Üçlünün sırasıyla gönderilmesi... madde enerji oluyor, enerji algı oluyor ve perdenin öbür tarafına geçiyor, algı enerjiye dönüşüyor ve bu enerji de tekrar madde haline geliyor... Boyut perdesinden geri doğru bir takla atar gibi. (TR) Ve kişinin gördüğü şey de görmeyi beklediği şeye bağlı. Bu yüzden Kertişler bu sıralamayı uygulamadan önce ilgili kişinin beklentileriyle ilgileniyorlar... "Gerçeklik iliştirme kanalı" bu işte."


Tgur

#742
Bozadi dostumuzun en son celse tercümesi için tekrar şükranlarımızı sunarken şunu da itiraf etmeliyim ve maruziyetimi istemeliyim zira son vahşet beni sabırsız yapıp araya bu yorumumu sokmaya doğru itti ama  celseyi okumanıza mani olmak da istemiyorum ,arkadaşımız çok büyük bir maharet ve açıklıkla celseleri tercüme ediyor ben orijinal siteden yapılan Türkçe çevirmeyi okudum ve Bozadinin yaptığının yanında nasıl basit ve ilkesiz bir halde olduğunu gördüm, bir kıymetli ile birlikte olduğumuzu ve bize bir lütuf olduğunu anladım, sen sağ ol var ol kardeşim,

Kanalllar kanal hadisesi ilginç ve sık sık irdelenmesi gereken konu evvel çok izahlarla uğraşmıştık şimdi biraz daha genişletmek gerekir diye düşünüyorum,zira her yeni an yeni açılımlara gebe,

Mesela,
-----------------------------------------------------
"S: İlk celsede S--- ile çalışırken çocukların organlarının çıkarılması ve benzer korkutucu şeylerle ilgili bilgiler almıştık. O bilginin kaynağı neydi? O bilgi sizden mi geldi?
C: Evet. Şok için üzgünüz ama kanalın genişletilmesi için gerekli."
-----------------------------------------------------
O korkutan başlangıç celselerdeki anlatılanlarla ilgili bir bölüm buradaki kanalın genişletilmesi nasıl olacak veya ne demek isteniyor,

Genişlik sağlamak demek bu celseleri okuyacak olanları bir nevi seçmek ayıklamak demek,korkutucu olanlardan çekinip ürküp kaçanlar biraz daha karmalarıyla uğraşıp yaşayarak bazı şeyleri öğrenmeye koyulmalılar ,kazara kalırlarsa onların ilkel bilinç durumları kanalın gelişiminde sıkıntılara sebep olacaktır, öyle ya korkularını yenmek için somut sorularla dolu bilinç KH yönünde bir genişleme sağlar zira kanaldan seslenenler her soru dolu bilince cevap verme BH mantığı ile verilen bilgilerin daralmasına yani kanalın ısınmasına doğru yönelir ve evrensel bilgiler verme işi akamete uğrar şahsi bilgiler karmaşasında KH yönünden kafa karıştırıcı ve maniple edici bir hale gelir ,

Bu durum K.lar tarafından böyle belirtilse de celseleri yapanlar arada bir dalıp şahsi konularında kehanet vari bilgiler istediklerinde K.lar nezaketen veya bir başka evrensel bilgiye yol açılacağını bilerek cevap vermişler ama bazen de aşırı olduklarında yargılamış vaz geçmelerini sağlamışlar böylece kanalın temiz ve üst bilgi verme halini muhafaza etmeye çalışmışlardır.

Dinler programında 6 yoğunluk seslenişleri de böyle olmamış mıdır baştan bir insan öldürmeyi şiddetle yasaklayan hal, kişilerin şahsi kaygı ve korkuları yüzünden korku veren bir diğerini kafir diye kolunu bacağını kesmesinin öldürmesinin mubah olduğu cihat hadiselerine dönüşmüş kanlı ve vahşet dolu yorumlar bilgiler manzumesi haline gelmiştir ve günümüzdeki yakın olaylara da şahitsiniz ,katliama karışan kişiler bu vahşeti sorsanız din adına yaptık inancındadırlar..

Çok yakın zamanda oluşan şahit olduğumuz ve bizi insanlığımızdan bezdirecek olaylar için kanal hadisesini irdeleme işine ileride devam etmek üzere burada kesiyorum..



bozadi

#743
Çeviri konusundaki nazik övgün için teşekkür ederim Tgur :)

"Kanalın genişletilmesi" için gerekli olduğu vurgulanan korkutucu olayın şok edici beyanı konusundaki yorumuna katılıyorum. Eğer sırf böyle bir tasvir yapıldı diye bu bilgi kanalını bir kalemde silip atmayı tercih eden varsa, kendi bileceği iştir. Dünyada o belirtilenden çok daha berbat şeylerin olduğunu, yapıldığını biliyoruz. Gerçekliğimizin karanlık yönleriyle yüzleşme konusunda sıkıntı yaşayanlar, elbette bu celselerden uzak durmak isteyebilir ve celselerin kendisinin suçlu/karanlık/negatif olduğu kanaatine varabilirler, kendileri bilirler. Kimi insanların ilgi duyduğu, açlık duyduğu kanal bilgisi tarzına uymayabilir Kasyopya bilgileri. Biz faydalandık, faydalanıyoruz ve faydalanacağız inşallah.

Tgur

#744
Kanal konusuna devam ediyorum,
Bölüm bölüm alıp izah yolunu seçiyorum,
--------------------------------------------------------------
S: (L) Edgar Cayce'nin eriştiği bilgi kaynağı neydi?
C: Edgar Cayce bedeninin elektromanyetik akışına müdahale edilmeksizin dış kaynaklar tarafından
bilinçliliğinin kolayca açılıp kapanmasını sağlayan çok özgün bir biyokimyasal yapıya sahipti. Bunun ilk
görünümü yardım istediği zaman meydana geldi. Yüksek bir kaynaktan yardım istemeseydi, muhtemelen
yeteneklerinin farkındalığı hiç ortaya çıkmayacaktı.
S: (L) Lama Singh'in bilgisinin kaynağı nedir?
C: Lama Singh metafizik alanda ve diğer alanlarda meditasyon yoluyla uzun ve zorlu çalışmalar yaptı ve bu şekilde niyetlendiği zaman bir kanal açılabiliyor. Bu kanal o varlığın işbirliğini gerektiriyor ve Cayce'nin durumunda olduğu kadar kolayca açılıp kapanamıyor.
S: (L) Erişim seviyeleri bakımından hangisi daha büyük bir alan veya bilgi erişimine sahipti?
C: Aslında Cayce biraz farklı bir kaynağa erişiyordu, fakat genel doğruluk seviyesi ve genel yoğunluk seviyesi Cayce'de daha fazlaydı.
S: (L) Kasyopyalıların bilgi seviyesine yakınlık bakımından ikisini nasıl karşılaştırırsınız?
C: Erişim seviyesi çok daha büyük ve geniş.
--------------------------------------------------------------

Edgar Cayce internetten erişip göreceğiniz gibi yakın zamanda yaşamış bir özel insan ,kanal açılımını kişilerin dertlerini dinleyip okumalar yoluyla açıklamış bahsettiklerinin büyük kısmını anlamamışlar zira daha çok Lemurya ve Atlantis kökenli bilgiler vermiş ,bu arada bazı hastalıkları iyileştiren reçeteler vermiş kehanetlerde bulunmuştur ve öldükten sonra oğulları bir vakıf kurup o okumalar hakkında araştırma yapılmalarını sağlamışlar  ve bir çok kişi faydalanıp okumaların bahsettiklerine dair kitaplar yazmışlardır,

Lama Singh ise Tibetin Ruhani lideri,

Burada üzerinde duracağımız nokta kanal açıldıktan sonra ki zorlu metafizik ve medite bir uğraşı ile de bu hadise gerçekleşebiliyor, ancak açılan kanalın evrensel ve her odağa irtibatlı olma tehlikesi ve bağlanan kişilerin bu kanala bağlanıp obsedasyonu ve ne aktardığını bilemez hale gelip takıntılı halini devam ettirmesi  ve kanala muhatap olanların KH arzularına beklentilerine esir bir hale gelmesi.

Her odağa açık evrensel bir hadise denildi, yani bu açılmış kanallar negatif KH müdahalesine de açıktır konuyu bu noktadan da değerlendirmek gerekir,

Frank hadisesi K.ları inceleyenler için malumdür baştan beraber çalışılmış sonradan zararlı olduğu tesbit edilmiş ve terk edilmiştir detaya girmiyorum ,ancak ilgili aktarımlar ,
---------------------------------------------------------------

S: (L) Açık ve inançlı olduğu halde zarar gören ve arkalarından vurulan bir sürü insan var.
C: Hayır. Bu sizin algılamanız. Algılamayı başaramadığınız şey, o insanların gerçekten bilgi toplamıyor
olduklarıdır. O insanlar ilerledikleri yolun bir noktasında takılıyorlar ve sizin takıntı dediğiniz gizli bir
süreçten geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi takıntılı hale geldiğinde, ruhsal gelişimin sağlanması, ilerletilmesi durdurulmuş olur, çünkü bu ancak gerçek bilginin edinilmesiyle mümkündür. Kişi takıntılandığında korunması da azalır, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir. Ve kişi bunları deneyimler.
S: (L) Hazır bilgi edinme ve hoş veya nahoş şeyleri deneyimleme konusuna gelmişken, F--- adına, öğrenmesi gereken şeyin ne olduğunu sormak istiyorum.
C: Tamamen farkında olmasa da şu anda doğru yönde ilerliyor. Gerçekte olduğundan daha fazla stres
altındaymış gibi görünebilir ve ayrıca çok yüksek miktarda içsel bilgisi var ve onunla çalışabilmemizin
nedenlerinden biri de bu, çünkü bu kanalları çok uzun bir zaman önce açtık. Ne kadar ilginçtir ki, sen
farkında olmasan da, senin varlığın da aynı faktörden etkileniyor.
S: (L) Hangi faktör?
C: F--- olarak bildiğin varlık tarafından deneyimlenen doğal ilerleyiş.
S: (L) Ne anlamda?
C: Yönlendiriliyorsun ve bu bireyle etkileşimin sayesinde kendini doğru yöne yönlendiriyorsun. Sen bunun tamamen farkında olmasan da olan bu.
S: (L) F---'nin N--- E--- gibi biriyle etkileşim için bu kadar yıl harcamasının nedeni nedir?
C: Bu öğrenme sürecinin bir parçası ve aynı zamanda Karmik nitelikte.
S: (L) Tüm bu olayı sona erdiren şey neydi?

C: Sona erme vakti gelmişti.
--------------------------------------------------
S:(L) Dün gece F--- ile doğrudan kanallama yapmaya çalıştık ve ben sonuçlardan tam memnun değilim.
Durumun ne olduğunu ve o yolu takip etmemizi tavsiye edip etmediğinizi merak ediyorum.
C: Evet.
S:(L) F--- dün gece temiz bir kanal olarak işlev gösteriyor muydu?
C: Kısmen.
S:(L) Problemin kaynağı neydi?
C: Statik elektromanyetik.
S:(L) Statiğin kaynağı neydi?
C: Çeşitli. Kanalların uyumlanması gerek ve bu kanal da giderek uyumlanıyor.
S:(L) Temiz bir kanal olabilmesi için pratik yapmayı sürdürmemiz mi gerekiyor?
C: Evet.
S:(L) Bunu ne kadar sıklıkla yapmamız gerekiyor?
C: Açık, ama haftada bir kez uygun olur.
S:(L) Bir kanalın "uyumlanması" ne kadar sürer?
C: Açık.
S:(L) Trans tekniğimiz makul müydü?
C: Başka bir tane seçin.
S:(L) Bir öneriniz var mı?
C: Açılış.
S:(L) Kanalın açılışı için başka bir yöntem denemeliyim, öyle mi?
C: İyi fikir.
S:(L) Kanalı açmak için ona ne tür bir görsel imaj vermem gerekir?
C: Sana bağlı. Deneyerek öğrenmek yerine hazırdan duymak istiyorsun
------------------------------------------------------------
Ve kanallamayla ilgili kendini kanallamak hadisesi ve RA bilgilerin temizliği ile ilgili ancak onun da yüzde 64 doğru olduğunu hatırlayınız,
-------------------------------------------------------------
S: (L) Yatak odamda Jani King tarafından kanallanmış olan P'taah Kayıtları diye bir kitap var. Jani King kimi kanallıyor?
C: Kendini.
S: (L) Elkins, Rueckert ve McCarty tarafından yazılan Ra Bilgileri hakkında bilgi almak istiyoruz. Ra Bilgileri nereden geliyor?
C: Bizden.
S: (L) Ra Bilgileri'nin temiz bir kanaldan geldiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.
------------------------------------------------------------
Kasyopya bilgilerini kanallayan ekip ve hasbelkader "belki" bizim de içine dahil edilebileceğimiz ile ilgili bir aktarım,
----------------------------------------------------------
S: (L) Kabala'da eğer bir grup ruhsal farkındalık kazanmak niyeti ve amacıyla düzenli olarak bir araya gelirse oluk olarak tanımlanan birşey yaratmış olacakları söyleniyor. Bu bizim son üç yıldır yaptığımız şey mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgi kanallamasını sağlayan bu oluğu kullanacak ve katkıda bulunacak başka insanları dahil edebilir miyiz?
C: Belki.
--------------------------------------------------------------
Kulak çınlamaları ve kanalların KH yönünden kontrol maksadı ile kullanılması ve bazı saldırıların neden olduğuna dair bölüm,
--------------------------------------------------------------
S: (V) Sağ kulağımda bir implant var mı?
C: Evet.
S: (V) Son zamanlarda çok çınlıyor.
C: Son zamanlarda bu güçlü kanallarla olan etkileşiminden kaynaklandı.
S: (V) Güçlü kanallardan neyi kastediyorsunuz?
C: Laura ve F---.
S: (V) Kertenkele implantları mı?
C: Evet. Son zamanlarda yoğun gözlem yapıyorlar.
S: (V) İmplantları ne zaman edindim?
C: 3 yaşında.
S: (L) F--- ve ben onun implantının çınlamasına nasıl neden olduk? (V) Sizin yanınızda olmadığım zamanlarda da çınlıyor.
C: Uzak tutma çabası.
S: (L) Yani kertenkeleler tarafından kontrol mü ediliyoruz?
C: V---'nin sizin aracılığınızla bizimle iletişim kurmasından rahatsız oldular.
S: (L) Endişe duydukları şey nedir?
C: Köstebeği yitirme.
S: (L) Casusluk terimi olarak yani. V--- köstebek mi?
C: Bilinçaltında öyleydi.
S: (V) V--- burada bulunmasıyla proje için zararlı olup olmadığını bilmek istiyor.
C: Hayır. Faydalı ama Kertenkeleler zorlayabilir.
S: (L) Bu zorlamayı nasıl yaparlar?
C: Tıpkı siz ikinize yaptıkları gibi V---'nin hayatını daha zor hale getirebilirler.
S: (V) Ama hayatım her zamankinden daha yolunda gibi görünüyor?
C: Dikkatli ol. Projeyi bırakmak için çok geç.
S: (V) Şimdi sol kulağımda birşey duydum. Bu da bir implant mı?
C: Evet.
S: (V) Şu anda ne yaptığımızı biliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Sona erdirip eve mi gitmeliyim?
C: Sana bağlı.
S: (L) İmplantlar vızıldamaya başladığında bunun nedeni nedir?
C: İzleme. İzlemeye başladıklarında bunun bir nedeni vardır. İzlemeyi başlattıklarında son gözlemden beri neler olup bittiğine dair herşeyi okuyabiliyorlar. Bu onlar için çok kolay.
S: (V) Sol sinüsümdeki farklı akıntıya neden olan bir implant mı var?
C: Evet.
S: (V) Sümkürerek çıkarabilir miyim?
C: Hayır.
---------------------------------------------------------------
Kanalların açılması ve yürütülmesi, kanal tiplerinin birini seçmek, bunların tümü bu yola baş koymuşların başına gelen enteresan ezoterik durumlardır,aşağıda belirtilen hazırlanma veya yürütme hadisesinde hiç bir birey farklı veya üstün değildir ,bir birkaç kişiyle ilgili olsa da her kişiye mazhar olabilecek bir haldir ve üst yoğunlukların da "ilahi müdahale" dediğimiz bir iştiraki mevzu bahistir,Kanal konusuna yeni girip anlamaya çalışan bireylere " https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=849" diye açtığımız bölümü eğer okumamışlarsa tavsiye ederim,

---------------------------------------------------------------------
C: Doğru. Ritüellere rağmen başardın. Ama şanslıydın, başka türlü de olabilirdi.
S: (L) Başka türlü olmasını önleyen şey neydi?
C: İlahi müdahale.
S: (L) Öyle görünüyor ki hayatım bir sürü ilahi müdahale ile dolu. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu müdahalenin amacı nedir?
C: Seni muhafaza ederek iş için hazırlamak.
S: (L) Bu iş nedir?
C: Gezegenindeki tüm insanlar için çok ama çok önemlisin.
S: (L) Nasıl bir değer? Herkeste olan birşey mi?
C: Hayır.
S: (L) Anlamlı birşey mi? Misyon nedir?
C: Açılmakta olan kanalına inancını güçlendir; ilerlerken öğreneceksin. Sana herşeyi bir kerede anlatamayız.
S: (L) Hazır şu andaki enerji yüksekken, bize bir öğreti biçiminde birşey verip vermeyeceğinizi öğrenmek istiyoruz.
C: Bunun için henüz hazır değilsiniz. Önce temiz kanal ve ekip oluştur. Bir kerede bir adım.
S: (L) Ekip derken?
C: Sence?
S: (L) Bu çalışmaya daha fazla kişiyi eklememiz gerektiğini mi söylüyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Bir ekip oluşturmamız gerekiyor.
C: Evet. Eğer sabırlı olup devam edersen bir yol açılacak.
S: (L) Yani çalışmamızı azimle sürdürürsek, bizim için önemli olaylar meydana gelecek öyle mi?
C: Yakında büyük bir fırsatla karşılaşacaksınız.
S: (L) Sanırım bunun ne olduğunu sormamamız gerekiyor, inanmamız gerekiyor, bu doğru mu?
C: Evet. Fırsatı yanlış yorumlama tehlikesi var.
S: (L) Bu fırsatın üçümüz için de olumlu etkileri olacağını söyleyebilir miyiz?
C: Farklı seviyelerde.
S: (L) Eğer bu fırsatı yanlış yorumlama tehlikemiz varsa, bu fırsat geldiğinde onu kaçırmamamız için birkaç ipucu verebilir misiniz?
C: En azından biriniz bunu hemen fark edecek, diğerleri fark etmeyebilir. Bekleyin ve görün.
S: (L) Bu yanlış yorumlama olayından çekinmemize gerek yok yani, öyle mi?
C: Açık.
S: (L) Biz bir deney miyiz?
C: Belki.
S: (L) Başka kaç kişi bu seviyede bilgi alıyor?
C: 100'den az. Bu yöntemle daha da az.
S: (L) Başkaları başka yöntemler mi kullanıyor? Ne gibi?
C: Pek çok farklı yöntem.
S: (L) Şu anda olduğu gibi üç kişiyle çalışırken mi bilgi akışı daha saf olur, yoksa tek bir bireyle doğrudan kanallama yaparak mı?
C: Eşit.
S: (L) Herhangi birimiz doğrudan kanallama yapabilir mi?
C: Hepinizin potansiyeli eşit.
---------------------------------------------------------------------
İleride devam etmek üzere şimdilik kesiyorum,


Tgur

#745
Kanal izahına devam,
Bu bölümle Pleiades Bilgilerini kanallayan Barbara ile ilgili ve diğer bazı önemli bilgilere de dokunduğundan geniş aldım, Atlantis Lemurya hakkında biz medyumik araştırmalarla ilgili kısıtlı bilgilerle bir şeyler anlamaya çalışsak da bilgilerin kasten saklandığını görüyoruz,
----------------------------------------------------------

S: (T) Barbara'yla hala temas kuruyor musunuz?
C: Bu noktada değil. "Pause" modunda.
S: (T) Bunu biliyor mu?
C: Evet. Ona bir mesaj yollayın ve "Kasyopya"yı aramasını söyleyin. Bir sonraki durak Aslan.
S: (T) Gelecekte bir noktada bir sonraki durağınız Aslan olacak. Yani belirli bir noktadan sonra sizinle temas kuramayacak mıyız?
C: O zaman kimi arayacağınızı söyledik.
S: (T) Anlamakta zorlandığım şey neden belirli bir mekan noktasını aramak zorunda olduğumuz. Şu anda temastayız, bu kanal açık kalamaz mı?
C: Referans noktası.
S: (T) Yani düzenli olarak buluşup sizinle temas kurduğumuz sürece temasın sürmesinde bir sorun olmaz?
C: Evet.
S: (T) Ve artık Pleyadesliler olmamanıza rağmen Barbara da sizinle konuşmaya devam edebilir, değil mi?
C: Başka biriyle de konuşabilir.
S: (T) Şu anda başka bir kaynağı kanalladığını mı söylüyorsunuz?
C: Belki.
C: Başlangıçtaki kaynak geçerliydi.
S: (L) Peki değişti mi?
C: Hırs.
S: (T) Yani J. Z. Knight sahte bir kanallama yaptı?
C: Evet.
S: (L) Dün gece söylediğiniz birşeyi sormak istiyorum; kasedi henüz yazıya dökmedim ama 4'üncü yoğunluk adayı diye bir deyim kullandınız. Bunu daha önce kullandığınızı duymamıştım. 4'üncü yoğunluk adayı nedir?
C: Kendini açıklıyor.
S: (L) Bir kişi nasıl 4'üncü yoğunluk adayı olur?
C: Doğal gelişim.
S: (L) Dünyadaki herkes 4'üncü yoğunluk adayı mı?
C: Hayır.
S: (L) Kaç kişi var?
C: Açık.
S: (L) Şu anda aday olmayan bir insan bir gece içinde aday olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) DNA'larımızda kaç sarmal var?
C: T---; 4, F---;4, J---;3, Laura;3.
S: (L) Aman tanrım... Bunun cinsiyetle bir ilgisi var mı?
C: Hayır.
S: (L) Yani F--- ve T---'nin Jan ve benden daha zeki olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Şu anda 4'üncü, 5'inci ve 6'ncınız gelişiyor.
S: (T) Eğer 3'üncü yoğunluktaki uzmanlar şu anda DNA'mızı inceleseler bunu görebilirler miydi?
C: Çöp DNA derlerdi.
S: (T) Gene de daha önce olmayan birşeyleri fark ederler miydi?
C: Belki.
S: (F) Sıradan bir DNA'yla karşılaştırmaları gerekir. (L) Atlantis ve Lemurya dünyanın en eski medeniyetleri mi?
C: Hayır.
S: (L) Atlantis ve Lemurya'dan önce de gelişmiş medeniyetler var mıydı?
C: Pek çok.
S: (L) Şu anda Antartika olarak isimlendirdiğimiz bölgede eski bir gelişmiş medeniyet var mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bu medeniyetin adı neydi?
C: Gor.
S: (L) Gor'da ne tür bireyler yaşıyordu?
C: 5 buçuk metre boyunda.
S: (L) Peki hümanoitler miydi, bize benziyorlar mıydı?
C: Yakın.
S: (L) Bizim gibi erkek ve dişi miydiler?
C: Evet.
S: (L) Uzay yolculuğu yetenekleri var mıydı?
C: Öyle bir ilgileri yoktu.
S: (L) Onların medeniyetinin herhangi bir kalıntısı var mı?
C: Evet.
S: (L) Sadece Antartika'da mı yaşıyorlardı?
C: Hayır.
S: (L) Tüm dünyada mı yaşıyorlardı?
C: Yakın.
S: (L) Florida'da herhangi bir kalıntıları var mı?
C: Hayır.
S: (L) Kalıntıları nerede bulunabilir?
C: Güney Amerika.
S: (L) Güney Amerika'nın neresinde?
C: Amazon. Eski Amazon efsaneleri.
S: (L) Bilimadamlarımız bunu biliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Atlantis ve Lemurya'nın kalıntıları mevcut mu?
C: Evet.
S: (L) Bilimadamları bunu da biliyor mu?
C: Evet.
S: (L) Bu bilgileri kasıtlı olarak mı bizden saklıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Bize söyleme gibi bir niyetleri var mı?
C: Hayır.
S: (L) Ellerinde bu kalıntılardan var mı?
C: Evet.
-------------------------------------------------------------------
Ve kanal ile sex ile ilgili ,malüm sex ile aldatılıp bu KH ortamına düştük, bu konuda başka derin tartışmalarımız oldu ama site içinde arayıp bulmak biraz zor burada biraz anlatılmış,bu konu ile ilgili ileride daha geniş bölümü de bulacağım sanırım,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) "Pleiades Öğretileri" kitabında bahsedilen Gökkuşağı Köprüsü'nün ne olduğunu söyleyebilir misiniz?Bir grup insanın üst yoğunluğa bir kanal oluşturmasından bahsederken kastettiğiniz şey bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Orgazm anında ruhsal olarak ne oluyor?
C: Kimin için?
S: (L) Herhangi biri için. Genel anlamda. Cinsel zirveyi deneyimlediği sırada bir insana psişik olarak birşey oluyor mu?
C: Açık.
S: (L) Her birey için farklı mı?
C: Yakın.
S: (L) Erkekler ve kadınlar için farklı mı?
C: Genellikle.
S: (L) Bunu sormamın nedeni şu; psişik güçle algılama üzerinde bazı çalışmalar yapan Wayne Cook isimli bir adam, cinsel zirveden sonra insan bedeninin ölü bir bedenle psişik olarak aynı nitelikte algılandığını bulmuş. Bunun nedeni nedir? (T) Enerjinin boşalması.
C: Evet.
S: (L) Peki enerji nereye boşalıyor?
C: Etere.
S: (L) Enerji diğer partnere gidiyor mu?
C: Belki.
S: (L) Bu faaliyet sırasında Kertenkele veya diğer varlıkların etrafta dolaşarak bu enerjiyi almaları mümkün mü?
C: Evet.
S: (L) Genel anlamda bu çok sık oluyor mu?
C: Evet.
S: (L) Toplumumuzda seksin bu kadar teşvik edilmesinin ve bu derece yaygınlaştırılmasının sebeplerinden biri de bu mu?
C: Evet, evet, evet.
----------------------------------------------------------
Bilginin paylaşılmasının önemi hakkında ,bir nebze bununla kendimi teselli de ediyorum,
----------------------------------------------------------
S: (L) Diğer bir deyişle başka birine yakıt sağlamak yerine kendi yakıtını üretiyorsun. (T) Siz 6'ncı
seviyedesiniz, siz neyle besleniyorsunuz?
C: Yanlış kavram. Biz diğerlerine veriyoruz ve diğer BH'lerden alıyoruz. Birbirimizi besliyoruz.
S: (T) Yani birbirinizi besleyerek ilerliyorsunuz ama KH yolundakiler birbirlerini beslemiyorlar ve bu yüzden başkalarıyla beslenmeleri gerekiyor. (T) Şu anda bizimle konuşuyorsunuz. Bu BH mi?
C:Evet.
S: (T) Kanal için de enerji sağlıyoruz, size de enerji veriyor muyuz?
C: Hayır.
S: (T) Programın gerisinde kalıyorsun T---. (L) Bizden ne istiyorsunuz?
C: Saf BH iken birşey istemeyiz. Geldik çünkü SİZ istediniz. Diğerleriyle paylaşana kadar bu da KH.
S: (L) Yani bu bilgileri paylaşmamız gerekiyor, öyle mi?
C: Size kalmış, bu bir özgür irade seçimi.
S: (L) Bu bigilyi paylaşmamız bizim için risk yaratır mı?
C: Bir seviyede, ama herşeyde bir "risk" vardır.
S: (T) Bir sorum var: bizimle ilgili o şirin küçük sözleri ve deyişleri nereden alıyorsunuz?
C: İnsan realitesine erişim yoluyla.
----------------------------------------------------------------------------
E...P.. denen kişiyle ilgili ama çok şey anlatmaya çalışılan bir bölüm ,KH tarafından kaçırılıp işlenen bir kişinin BH ya dönme hali değil fakat seçimi hakkındaki mücadelesinin izlenmesi tavsiye ediliyor
--------------------------------------------------------------------------

S: (L) E--- P--- kimi kanallıyor?
C: Pek çok.
S: (L) Pek çok kim? (DM) Babasını kanallıyor mu?
C: Kastettiğiniz anlamda değil. Bir anlamda herkes "baba."
S: (DM) Yani babasıyla konuştuğunda pek çok kişiyle konuşuyor çünkü pek çok baba mı var? Yani babası derken bir dizi kompozit DNA'dan mı bahsediyoruz?
C: Hayır. Bir dizi bilinç.
S: (DM) Evrensel bilinç mi?
C: Yakın.
S: (V) Bir erkek bilinci mi?
C: Hayır.
S: (L) Tamam, konuştuğu kişinin genetik babası olmadığını söylüyorsunuz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) E--- P--- genetik mutasyonlu mu veya herhangi bir değişime mi uğratıldı?
C: Hayır. Bu mekan-zamanda değil.
S: (L) Diğer bir deyişle bağlantı kurduğu şey, D---'nin hipnoz sırasında etobur peygamber devesi varlıklarıyla,yani diğer benlikleriyle kurduğu bağlantı gibi birşey ve o da bu diğer benliğini şu andaki benliği ile mi karıştırıyor?
C: Karıştırmıyor.
S: (L) Neler olduğunu tamamen anlıyor mu?
C: Hayır. Siz de anlamıyorsunuz.
S: (DM) Salı günü gece 10'da bazı Pleyadeslilerle buluşuyor olacak mıyım? Evime gelecekler mi?
C: Bir anlamda. Kavramı tekrar incele.
S: (L) Şunu bilmen gerekiyor ki, tüm bu kanal faaliyeti bir öğrenme süreci. Onlardan istediklerimizi almak için bizi türlü çemberlerden geçiriyorlar.
C: Eğer gözden geçirirseniz öğrenirsiniz. Bilgi korur.
S: (DM) Peki Pleyadesliler beni ziyaret edecekler mi?
C: D---'yi hızlandırın.
S: (DM) Tamam, o halde bekleyebileceğim şey, sizinle psişik bir bağlantı, tabii eğer Pleyadeslilerle
ilişkiliyseniz.
C: Biz çok nadiren insan olarak görünürüz.
S: (DM) Salı gecesi evime insanlar gelecek ve onlar aslında Pleyadesliler mi olacak?
C: Hayır.
S: (DM) Salı gecesi 10'da evimde olacak olanlar kim?
C: Hoş kişiler.
S: (DM) Peki onlar Pleyadesliler mi?
C: Tekrar gözden geçir.
S: (DM) Salı günü olacak olan şeyi anlayabilecek miyim?
C: Zihnini açık tut.
S: (V) Salı gecesi evinde ne olacak? (DM) E--- P--- Pleyadeslilerin beni ziyaret edeceklerini söyledi.
C: Bekle ve gör.
S: (DM) Tamam, güzel. (F) Zihnini açık tutmanı ve bekleyip görmeni söylediler. (DM) Ama hayır demiyorlar.
C: Zihnin şu anda açık değil.
S: (DM) Neden?
C: Çeşitli kaynaklar nedeniyle oluşan beklentiler.
S: (DM) O halde E--- bu kaynaklardan biri, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani hiçbirşey olmazsa şaşırmamalı mı?
C: D---'ye bağlı.
S: (DM) Şaşıracağımı sanmıyorum. Ama zihnim neden açık değil? (L) Belki E---'nin sana söylediği şeye
inanmaya karar verdiğin içindir.
C: Açık.
S: (DM) Salı günü evime biri gelecek! (L) E--- konusunda kafam iyice karıştı. Oryonlu KH'lerce kaçırıldığını söylüyorsunuz. Bu kaçırmayı hangi seviyeden varlıklar yapıyor?
C: Devam ediyor.
S: (L) Başka gruplar tarafından da kaçırılıyor mu?
C: Griler.
S: (V) Grilerin çok sıcak, dostane varlıklar olduklarını düşünüyor. (DM) Griler BH mi?
C: Hayır. Sibergenetik.
S: (L) E---'ye Grilerin iyi olduğunu kim söyledi, neden buna ikna oldu?
C: Pek çok kaynak.
S: (DM) Şu anda kanallama mı yapıyorum?
C: Başlıyorsun.
S: (DM) Soruları da mı kanallıyorum?
C: S--- iyi biri.
S: (DM) S--- hakkında sorular sormaya hazırlanıyordum.
C: Zihnini aç. Geşve.
S: (DM) Fazla mı kontrolcüyüm?
C: Evet ve fazla endişeli.
S: (DM) Erkek arkadaşı uyuşturucu kullanıyor mu?
C: Kullanıyor.
S: (DM) Kendisi kullanıyor mu?
C: Şu sıra değil.
S: (L) Bu S---'nin seçimi ve S---'nin dersleri, değil mi?
C: Herkes için olduğu gibi.
S: (DM) Babası onun davranışlarını yönlendiriyor mu?
C: Hayır.
S: (DM) O yönde bir niyeti var mı?
C: Niyetler geçici.
S: (DM) S--- için faydalı olacak şekilde yapabileceğim herhangi birşey var mı?
C: Açık. Özgür irade.
S: (DM) Ekim'den önce babasıyla herhangi bir sorun yaşayacak mıyım?
C: Şu anda sorun yok. Artık endişelenme.
S: (L) J--- R--- hakkında soru sorabilir miyiz?
C: Tek tek öğrencilere neden bu kadar ilgi gösteriyorsunuz?
S: (L) J--- öğrenci mi?
C: Herkes öyle. Biz de.
S: (DM) Herkesin bir yaratıcısı var.
C: Biz sizden daha fazla yaratıcı değiliz. Hepimiz yaratıcıyız!
S: (L) Arabadayken D--- bana çocukken E--- P---'yle ilgili yaşadığı bir olaydan bahsetti. Çocukken yaşadığı bir olay. Bunu onun psişik yeteneğinin ve iyiliğinin bir kanıtı olarak algılamış. Şimdi bana söyleyebilir misiniz,eğer E--- KH'ler tarafından etki altına alındıysa bu psişik yeteneğe nasıl sahip olabiliyor?
C: Herkesin yeteneği var, önemli olan nasıl kullanıldığı.
S: (L) E--- P--- savaşta öldürüldü mü?
C: Evet.
S: (L) Onu kim tekrar canlandırdı?
C: Oryon KH.
S: (L) Onu tekrar canlandırıp hayata döndürmedeki amaçları neydi?
C: Tahmin edebileceğiniz amaçlar.
S: (L) Yani...
C: Çok yönlü.
S: (L) Ana amaç nedir?
C: Karmaşık.
S: (L) Karmaşık olduğunu biliyoruz, bir örnek verin.
C: Bunu hepinizin tekrar gözden geçirmesi çok önemli, boyut sınır geçişinde ne oluyor?
S: (L) 4'üncü yoğunluğa geçiyoruz, değil mi?
C: Kısmen.
S: (L) Ya KH olarak ya da BH olarak geçmeye karar veriyoruz, doğru mu?
C: Kısmen.
S: (L) Ve bunu bilgiye dayalı olarak yapıyoruz, değil mi?
C: Kısmen.
S: (L) Peki E--- P---'ye tam olarak...
C: 4'üncü yoğunluk KH'lerin niyeti nedir?
S: (L) 4'üncü seviye KH'ler herşeyi kendi planlarına göre hazırlayıp bizi yönetmek ve 4'üncü yoğunlukta
bizimle beslenmek istiyorlar. Herkesi kendi düşünüş tarzına ve egemenlikleri altına almak istiyorlar
böylece enerjimizi ve özgür irademizi onlar için kullanacağız. (DM) Yani bizim için bir planları var. (F) Bu konun bir bölümü. Belirli bir seviyede başlamış olan ve buraya yaklaşan savaşı hatırlamıyor musunuz? KH mi yoksa BH mi olacağımız bir anlamda buna göre belirlenecek... (L) E--- P--- insanları yanlış yönlere sevk etmek üzere programlandı mı?
C: Hayır.
S: (L) O zaman hiçbir şey anlamadım.
C: Sadece hazır varsayımlarınla değerlendirme yapıyorsun.
S: (DM) Peki yanlış değerlendirdiği şey nedir?
C: P--- birşey deneyimliyor ve sizler de tanıklık ediyorsunuz, hepsi bu!
S: (L) Neyi deneyimliyor?
C: Söyledik.
S: (L) Deneyimlediği şey... (DM) Kendini belirli bir şeye adapte ettiğini gözlemliyoruz. (L) Tanıklık ettiğimiz şey bu mu, yani kendini toparlaması mı?
C: Evet.
S: (L) Kendini topluyor ve biz de buna tanıklık ediyoruz. Kendini adapte ediyor... (DM) Kendini farklı
seviyelerde toparlıyor, başka birşey yok. (L) Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Ama başka bir celsede E--- P---'nin söylediği pek çok şeyin insanları saptırmaya yönelik
dezenformasyon olduğu söylenmişti, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Peki bu dezenformasyonun kaynağı nedir?
C: Oryon KH.
S: (L) Yani kısacası onun "ruhunu almaya" mı çalışıyorlar?
C: Hayır.
S: (L) 4'üncü yoğunlukta onu kendi yönetimleri altına almak amacıyla savaşı kazanmaya mı çalışıyorlar?
C: Ve sizi ve tüm diğerlerini.
S: (L) İşte bu çok güzel...
C: Bunu size daha önce de söyledik, bilgi korur, bilgisizlik tehlike yaratır.
S: (L) Peki bir insan nasıl...
C: Tüm bilgiler iyidir.
S: (L) Peki E--- gibi bir insan kendini böylesine üstün zihin kontrol yetenekleri olan, resmen insanların
kafalarına düşünceler yerleştirebilen varlıklara karşı nasıl koruyabilir? Yani herhangi bir insanın bu konuda şansı nedir?
C: E--- sürece katıldı.
S: (L) Yani bir seviyede KH yolunu seçti, burada söylediğiniz şey bu mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bu KH yolunun etkisiyle ailesini terk ediyor, doğru mu?
C: Yakın. P---'yi iyi tanıyın.
S: (DM) Ne anlamda?
C: Zihinlerinizi açın. O deneyimliyor, siz tanıklık ediyorsunuz. İzleyin ve görün. Bakın, dinleyin ve öğrenin.
-----------------------------------------------------------------------------------
Paylaşımın önemi hakkında başka bir bölüm, spiralin dönmenin de önemi keza,
-----------------------------------------------------------------------------------
S: (D) Birşey keşfediyordun. Birşeye yönlendiriliyordun. (L) Öyle mi? (D) Tıpkı benim burada yaşamaya ve sizinle çalışmaya yönlendirilmem gibi. (L) D--- kanalın bir parçası mı?
C: Göreceksiniz. Önce bilgi paylaşım grubunu oluşturun.
S: (D) Bu evet anlamına geliyor. (L) Bu kanalın oluşturulmasında... Söz konusu kanal sadece bize enerji
getiren birşey değil, aynı zamanda diğer boyutlara seyahat etmemizi sağlayacak birşey mi? Her ikisi de
mi?
C: Keşfederek öğrenin!
S: (L) Diğer bir deyişle yapın! Bilgisayar ağı için gerekli programı yüklettik. Bunun hayatlarımızda ani ve büyük bir değişim meydana getireceğini söylemiştiniz. (D) Bunun için gayet hazırız sanırım, öyle değil mi?
C: Keşfedin.
S: (L) Bahçede bir labirent yapıp içinde yürürsek bunun titreşimlerimizi değiştireceğini ve sizi görmemizi bile mümkün kılacağını söylemiştiniz. Bunu bir grup olarak yaparsak sonuç ne olur?
C: Aynı.
S: (L) Orada bir grup olarak bulunmak, tek bir kişininkinden daha fazla enerji yaratır mı?
C: Evet.
S: (D) Peki ya çok sayıda insanla yaparsak? (L) Bunun, Stonehenge'de yaptıkları şeye benzer olduğunu
söylediler. Labirent benzeri bir düzenleme içinde yürümenin enerji odaklanmasına neden olduğunu
anlattılar. Spiral. (Planşet giderek büyüyen ve sonra giderek küçülen bir spiral şeklinde hareket ederek
birşey gösteriyor.) Kullanılması gereken kalıbı mı gösteriyorsunuz?
C: Dolanım.
S: (L) Bu, DNA'larımızdaki entegrasyonu hızlandırdığı gibi bizi de çok güçlendirir mi?
C: Bekleyin ve görün.
S: (L) Diğer bir deyişle birşeyler yapmamızı, bu projeleri yürütmemizi, transkriptleri düzenlememizi, labirenti inşa etmemizi, kendi eksenimizde dönme egzersizleri yapmamızı...
C: Yapacağınızı yapmanızı istiyoruz.
S: (L) Evet... (D) Çok teşekkür ederiz.. (L) Sanırım tüm bunların vardığı nokta; özgür ol, mutlu ol...
C: Hepsinden önemlisi, öğrenin.
S: (D) Diğer insanlara yardım etmek için yapabileceğimiz birşey var mı?
C: İçgüdülerinizi dinleyin, ağ çalışması yapın.
S: (D) Bilgisayar ağından mı bahsediyorsunuz?
C: Genel anlamda.
S: (D) Bir dakika. İnsanlar arası iletişimleri kastediyor olabilirler. (L) Ağ çalışması D---'nin söylediği gibi insanlar arasında bağlantı kurma, mesajımızı yayma, grubumuza insan kazandırma anlamında mı?
-------------------------------------------------------------------------
Lobsang Rampanın evrensel bilgilere açılım başlangıcında kitaplarını okumuş  hayret ve merak içinde kalmıştım , burada bir kısmının hayal gücü bir kısmının kanallanmış olacağını görünce yüreğime biraz su serpildi ,
----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Lobsang Rampa olarak bilinen kişin durumu nedir? Lobsang Rampa bir "walk-in" miydi?
C: Hayır.
S: (L) Lobsang'ın kitaplarında yazdığı şeylerin kaynağı neydi?
C: Etkin bir hayalgücü.
S: (L) Yani Lobsang'ın kitapları temel olarak hayalgücüne dayalıydı ve herhangi bir şekilde kanallanmamıştı,öyle mi?
C: Açık.
S: (L) O bilgilerin bazılarının kanallanmış olma ihtimali var mı?
C: Evet.
-------------------------------------------------------------------------------
Meditasyonun ne olduğu nasıl yapılacağı hakkında önemli bir bilgi yumağı, bunu yapmak için öyle zahmetli yollar aramanın gereği yok ve bazı yerlere takılıp ritüel esiri olmak da yok,
---------------------------------------------------------------------------------
S:(V) Dün gece birden bir Tarot okuması yapasım geldi. Aylardır yapmamıştım çünkü bunun çok temiz bir kanal olmadığını biliyorum ama bunu yapmanın iyi olacağı yönünde güçlü bir duygu hissettim. Dün gece kendim için yaptığım okuma gerçekleri yansıtıyor muydu?
C: Eğer öyle olmasını istiyorsan.
S:(V) O okumayı yaparken sizden enerji aldığımı umuyordum, alıyor muydum?
C: "Bizden enerji almak" için kartlara başvurma. Asıl güçlü duygun, bilgi için meditasyon yapmaktı. Bunu bir tarot ihtiyacı olarak yanlış yorumladın. Kartlar yanıltabilir, meditasyon asla yanıltmaz.
S:(V) Güzel kartlar çıkmıştı ve bu sabah açtığım kartlar da güzeldi... Son kart ay kartıydı ve bunun psişik enerjiyi mi yoksa aldanmayı mı vurguladığını ayırt edemedim... Algıladığım anlam neydi?
C: Bu celse için yeteri kadar kişisel bilgi verdik.
S:(T) Meditasyon yapmanın en iyi yolu nedir?

C: Size "zahmetsiz" gelen yol.
---------------------------------------------------------------------

Bu bölümü de burada uzatmadan kesiyorum.


gerçek tosun paşa

#746
Çok güzel derlemeler yapmışsın Tgur abi. Emeğin için sağol. Eski celseleri tekrar tekrar okusam bile sıkılmıyorum. Sürekli yeni noktalar keşfedilebiliyor.

Tgur

#747
Teşekkürler motive eden mesajın için kıymetli dostum..

Tgur

#748
Yine kanal izahı yaparken önüme çıkan cinsellikle ilgili bölümü atlayamadım ,evvelce çok konuşmuştuk ama yeni okuyan dostlar için faydalı olacağı üzerine ve Freudun söylediği gibi "insanlık cinsiyet ve açlık üzerine yaşamı dizayn etmiştir " indirgenmiş insan modelinin izahı üzerine düşünmemizi sağlamak üzere buraya aldım, tabiiki biz bu indirgenme sebebinin KH gurubunun DNA mız üzerine yaptığı eksiltmelerle olduğunu biliyoruz ,her neyse fazla uzatmadan cinsiyete bağlı ve kemikleşmiş bir yaşam modelinin karşısına bu bilgilerle çıkmanın da hem kendim hem de okuyanlar için nasıl antipatik geldiğini de fark etmekteyim..

Kemikleşmiş dedim, gerçekten sex fenomeni özelliğinde fizyoloji ve anatomi ve zihinsel primitif bağlantı yapılmış bir beden ile açlık ve cinsellikten başka bir şey düşündürmeyen illüzyon bütün yaşantımızı kilitlemiş gibi bunun dışına çıkmak şimdilik terk etmek değil de ancak farkındalık yolu için devreye alınan bir çok zihinsel ataklar yapmamıza bağlı.
O zaman bazı şeyleri dönüştürebilecek algı kabiliyetlerine yönelebileceğiz.
---------------------------------------------------------------------
S:(L) "Ultimate Frontier" adlı kitabı yazan adam o bilgileri kanalladı mı veya anlattığı olaylar gerçekten
meydana geldi mi?
C: Evet ve evet.
S:(L) İddia ettiği gibi Davut'un reenkarnasyonu mu?
C: Öyle tercih ediyorsa.
S:(L) Kadınlar hakkında söyledikleriyle ve ruhların yalnızca tek cinsiyette reenkarne olduğuna dair
açıklamalarıyla beni kaybetti. (J) Hayır, öyle değil ve sanırım cinsiyet değiştirme eşcinsellikle de yakından ilgili. (L) Evet. (TR) Ama bence ruhlar belirli bir cinsiyette bedenlenmeye daha eğilimli.
C: Hayır.
S:(L) Sanırım netice itibariyle dengeleniyor.
C: Herşey sadece ders.
S:(J) İnsanın cinsellik durumunun, örneğin eşcinselliğin, bir yaşamdan diğerine geçerken cinsiyet
değiştirilmesiyle ilgisi var mı?
C: Bazen.
S:(L) Tüm cinsel ifade şekilleri arasında, 4'üncü yoğunluğa daha hızlı olarak ilerleme olasılığı en yüksek olanı hangisi?
C: Cinsellikten tamamen uzak oluş.
S:(D) O zaman benim durumum iyi! [Gülüşme] (V) Neden cinsellikten tamamen uzak olmak, açıklayabilir misiniz?
C: Çünkü o zaman fizikselliğe olan arzularınızdan kurtuluyorsunuz.
S:(TR) Yani seks, insanı iyice 3'üncü yoğunluğa cezbeden bir 3'üncü yoğunluk eylemi. (L) Peki ikinci en olası cinsel ifade hangisi? [Gülüşme] (D) Benim durumum hallolduğuna göre şimdi sizin durumunuzu ele alabiliriz! (J) Önem sırasına göre... [Gülüşme]
C: Bir önemi var mı?
S:(D) Laura için önemli, cevap verin lütfen. (L) Sanırım herkesin cinsellikten tamamen uzak olmayı isteyeceği ve tüm fiziksel şeylerden kurtulacağı bir noktaya ulaşması gerekiyor ama şu noktada elimizdeki seçenekler karşıtcinsellik, eşcinsellik, çiftcinsellik ve çokcinsellik. [Gülüşme] (D) Bu cinsellik şekilleri arasında kendi fiziksel bedenlerimizden zevk alma yeteneği de var. Bizim fizik bedenden zevk alma yeteneğimiz var ama onların yok. Ve bir yerde okuduğuma göre bunu kıskanıyorlarmış. (L) Bu doğru mu, bizim fizikselliğimizi kıskandığınız?
C: Hayır. Hiç!
S:(L) Bir yerde okuduğuma göre yüksek ruhsal seviyelerde olduğunda ruhsal birleşmeyi
deneyimleyebiliyorsun ve bu orgazmdan daha iyi. Bu doğru mu?
C: Herhangi bir orgazm türüne neden ihtiyacınız olsun?
S:(L) Orgazm, fizikselliğin mutlak deneyimlerinden biri gibi görünüyor. (TR) Evet, aynen bu, fiziksellik... (L)Fizikselde, 3'üncü yoğunluk dünyasında varolan herşey bir şekilde daha yüksek boyutlardaki deneyimlerin ve varoluş durumlarının bir yansıması değil mi?
C: Sizin deneyimlediğiniz şekliyle 3'üncü yoğunluk, bu yoğunluk içindeki esaretinizi sürdürmek üzere
beslenen bir ilüzyon.
S:(L) Diğer bir deyişle sonsuza kadar sevişen Vişnu ve Şiva örneğinde olduğu gibi varoluştaki dünyaların devamını sağlayan kozmik bir orgazm falan yok?
C: Zırva! [Gülüşme]
S:(L) Doğu dinlerinde öğretilen birşey bu, hatta bu şekilde yaptıkları heykeller var...
C: İlüzyonu sürdürmeye yönelik bir mantıksallaştırma.
S:(L) Yani orgazm deneyimi bir yem, bizi... (D) Kontrol altında tutmak için... (TR) Ve üçüncü seviyede tutmak için... (L) Bu doğru mu?
C: Evet.
S:(L) Başka bir celsede bu konu hakkında sorduğum başka bir soruya dönelim: orgazm anında enerjimize ne oluyor? Bu enerji nereye gidiyor?
C: 4'üncü seviye KH'ye gidiyor.
S:(TR) Bu Kertenkelelerin bizimle beslenmesinin bir ifadesi mi?
C: Oradaki KH varlıkları bu enerjiyi alıyor.
S:(TR) Yani orgazm, 4'üncü yoğunluğun 3'üncü yoğunluktan beslenmesinin 3'üncü yoğunluktaki bir ifadesi,öyle mi?
C: Yöntemlerinden biri.
S:(D) "Pleiades Öğretileri"nde (Bringers of the Dawn) seksten bahsediliyor ve bunun sevginin bir ifadesi
olduğu, seni gerçekten sevmeyen biriyle seks yapmaman gerektiği söyleniyor.
C: İhtiyaç duyulan tek şey sevgi.
S:(L) Eğer iki birey, birbirlerine duydukları yüksek seviyeli sevgiyi fiziksel bir şekilde ifade etmek isteseler, bu enerjiyi 4'üncü seviye KH varlıklarını beslemeden, pozitif bir şekilde yapmaları mümkün mü?
C: Hayır.
S:(L) Yani ne yaparsan yap, ne düşünürsen düşün, bu enerji oraya gidiyor öyle mi?
C: Seks kuvvetli bir fiziksel arzudur.
S:(V) Büyük geçiş geldiği sırada seks yapan veya herhangi cinsel bir ilişkisi olan kişiler bu yüzden geçişi gerçekleştiremeyecek mi? (L) Sanmam... (V) Bunu öğrenmek istiyorum. Bu doğru mu?
C: Hayır. İncil'inizde "Bin Yıl" olarak bahsedilen şey, geçişin 3'üncü yoğunluk yorumudur.
S:(L) Yani bir anlamda 4'üncü yoğunlukta bin yıl boyunca fiziksel varlıklar olarak yaşayacağız. Geçiş bu süre içinde gerçekleşecek ve bu süre bittiğinde fiziğe olan iştahımızı geride bırakmış olacağız, öyle mi?
C: Yakın. Bazıları 4'üncü yoğunluğa hemen geçecek, bazılarının ise biraz daha "zamana" ihtiyacı olacak.
S:(T) Yani 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde ve hala fizikselken, ihtiyaç duyduğumuz besinleri yine 3'üncü
yoğunluktan mı edineceğiz?
C: Kısmen.
S:(D) Tamamen BH olsak bile mi?
C: Tamamen BH iseniz fiziksel besine ihtiyacınız olmaz.

S:(D) O zaman nasıl enerji alırız... Birbirimizden. Başkalarına hizmet ediyor oluruz. (L) BH böyle çoğalıp büyüyor... KH parçalıyor ve parçalanıyor ve giderek küçülüyor... (J) Uyguladıkları parçalamalar, yasa gereği onlara dönüyor. (D) Kendi enerjimizi başkalarına verirken biz de başkalarının enerjisini alabilecek miyiz?
C: Evet.
-------------------------------------------------------------------------
Lauranın takip ettiği bir kanal sunucusunun kitaplarındaki bölümler hakkında K.lara sorular sorulduğunda genelde "kısmen doğru" cevabı veriyorlar ama sonuçta konuya fazla dalmamasını tavsiye edip aşağıdaki mesajı veriyorlar, cevap çarpıcı ve kişinin kendinden başka hiç bir yardıma ihtiyacı olmadığı vurgulanıyor,
------------------------------------------------------------------------------
S:(L) Kastettiğiniz şeyi pek anlayamadım. Sanırım bu makalenin söylediği şey şu: insanları kaçıran dünyadışı varlıklar bizim evrimimizi sürdürmemize yardım etmek için buradalar ve buna engel olan tek şey ise onları negatif olarak algılamamıza neden olan karanlık ve kirli bilinçdışı zihinlerimiz.
C: Yanlış, evriminizi sürdürmek için "yardıma" ihtiyacınız yok, hiçbir şeyin de yok.
--------------------------------------------------------------------------------
Kanallamanın gurup içinde yetişip gurupça veya bireysel olarak sorular sorup tartışma yoluyla her kese açık bir hal olduğunu anlatan bölüm,
---------------------------------------------------------------------------------------
S:(L) Genel olarak bizimle ilgili vereceğiniz bir bilgi var mı?
C: Dinleyin: şimdi, herkesin dışarıdan ziyade kendi içini araştırarak daha fazla bilgi öğrenebileceği bir
noktadasınız. Bir veya ikiniz bu işte oldukça yetenekli. Bu yolla evrensel gerçeklere doğrudan
erişebilirsiniz. Uygun şekilde yapıldığında bu yöntemde bilgilerin bozulma olasılığı daha düşüktür. Anlıyor
musunuz?
S:(L) Doğrudan bir kanallama yöntemi kullanmaya başlamamızı mı istiyorsunuz? (DM) Aramızdan birini bir ses olarak kullanmamızı mı istiyorsunuz?
C: Hepiniz.
S:(DM) Eşzamanlı olarak mı yani?
C: Nasıl isterseniz.
S:(L) Yani örneğin bir grup olarak toplanıp birlikte meditasyon yapmamızı mı istiyorsunuz?
C: Kendinize sorular sorun ve yanıt alın.
S:(L) Diğer bir deyişle hipnoz yok, sadece oturup tartışalım ve birbirimize sorular sorarak grubun
enerjilerinin etkileşmesini mi sağlayalım?
C: Veya aynı zamanda tek başınıza. Sonra da bir araya gelip öğrendiklerinizi paylaşın. Bu zaten çok yapılıyor.
S:(L) Yani aramızda tartışalım ve kendimize sorular soralım. Artık tablayı kullanmayalım mı?
C: Hayır, tabii ki bunu kastetmiyoruz!!
S:(DM) Anlamıyorum. (SV) Ben anladım; öğrenmemiz gerekenleri kendimiz öğrenmemiz ve doğru yol
üzerinde olduğumuzdan emin olmak için bazı şeyleri kontrol etmemiz gerekiyor.
C: Kanal açın, bir veya ikiniz zaten açık.
S:(L) Gruptaki bir veya iki birey zaten açık mı?
C: Evet.
S:(DM) Kim?
C: Açık.
S:(L) Bunu söylemezler. (F) Tüm yapmanız gereken soruları sormak, yanıtlar gelecektir. Ben bunu hep
yapıyorum, beş-altı yaşımdan beri. (DM) Ben de bunu yapmaya başladım. Daha sorular sorulmadan
yanıtları duymaya başladım. Bu tablada çok oluyor ama benim söylediğim şey ise yanıtın kendi başına
kanallama yapmak olduğu. (L) Bozucu etkiler için birşeyler yapmamız gerekmiyor mu?
C: Grup içinde değil.
S:(L) Yani bu noktada bireysel ve grup olarak yeterince konsantre olduk mu?
C: Evet. Bu süreçte belirli bir ölçüde yardım edeceğiz.
S:(L) Grup büyüdükçe gruba katılan kişilere de aynı şekilde yardım edilecek, doğru mu?
C: Belirli bir ölçüde.
S:(DM) Katılacak kişileri tek tek kontrol etmek için epeyce düşünmek zorunda kalacağız...
C: Hayır.
S:(L) Sanırım bizim durumumuzu kavrayanlar ya kalmaya, ya da gitmeye karar verecekler...
C: Evet.
S:(L) Daha önceki katılımcılardan artık gelmeyen iki kişi hakkında bir soru sormak istiyorum... Violette'nin
artık gelmeyebileceği yönünde güçlü bir hissim var...
C: Açık.
S:(L) Scarlett'in Kertiş kontrolünden kurtulma olasılığı olduğunu sanmıyorum, doğru mu?
C: Açık.
---------------------------------------------------------------------------
K. açılan kanalın uyumlanması ve DNA eksiltmeleri ile ilgili,
------------------------------------------------------------------------------
S:(L) Oradaki insanların hepsi açık fikirlilik konusunda sorunlu. Metafizik insanlarıyla neredeyse hiç anlaşamıyoruz çünkü genellikle kapalı tutucu oluyorlar. (F) "New Age"cilerden daha dengeli
görünüyorlardı. (J) Grubun burada olduğu birkaç hafta önceki celsede neden o kadar interferans vardı ve
bugün neden yoktu?
C: Kanal uyumlanıyor.
S:(T) Ayrıca daha büyük bir insan kitlesiyle celse yapma konusunda iyi bir pratik oldu.
C: Artan açıklığı fark ettiniz mi?
S:(L) Evet, farkettik. Bunun nedeni neydi?
C: Uyumlanma interferansı azaltıyor.
S:(T) G--- ve diğerleri buradayken, ilk defa o kadar çok insanla celse yapmıştık ve herkes kanala enerji
aktarıyordu ve böylece kanal genişledi. (J) Doğru tutuma sahip ne kadar çok insan gelirse o kadar çok
uyumlanacak.
C: Hayır, olayların doğal akışıyla ilgili.
S:(L) Sanırım bugün insanlara neler olduğunu gayet net bir şekilde açıkladık, ölçütleri koyduk, ve insanlara
ne tür soruları kabul edebileceğimizi ifade ettik ve böylece bir koruma sağlamış olduk, doğru mu?
C: Evet.
S:(L) A---, insanların esas olarak kaç kromozoma sahip olduğunu sormamızı istedi.
C: 135 çift.
S:(T) Şimdi 23 çiftimiz var. Epeyce kromozom kaybetmişiz demek. (L) Çok! (T) Kaybettiklerimizi geri alacak mıyız?
C: Bekleyin ve görün.
--------------------------------------------------------------------
Bilgiyle hele ruhsal bilgilerle gelişmekte olan kişiler çeşitli saldırıların içinde olabilir ,bu saldırı tipleri kişiye göre değişebilir ,mesela bilgiye ulaşmak için yapılan çabalar baltalanabilir, basitçe ,ilgilendiğiniz bilgilere ulaşmaya yöneldiğinizde bir çok engel çıkar elektrik kesilir,PC bozulur ,en yakınınızdaki gel dışarı çıkıp hava alalım der ,v.s. zihninizde mevcut korkulara ilaveler olur yani daha fazla korkarsınız ,vaz geçmeye yönelirsiniz "sana bu kadar bilgi yeter bırak bu uğraşıyı "denir ,bunların hepsi birer saldırı olarak nitelendirilebilinir işte bu tip durumlardan korunmak için yapılacak olan tekrar bilgiye sarılmak ve bundan vaz geçmemektir ,zira bilgi en iyi kalkandır,
Bu vurgulanıyor,
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Geçen gece Frank olmadan çalışma yapıyorduk. Frank'in devletle ilgili bir tehlike altında olduğuna
işaret eden bilgiler aldık. Bu doğru mu veya doğru muydu?
C: Kısmen.
S: (L) Bu tehlikenin kaynağı nedir?
C: Kaynak mı?
S: (L) Yani IRS mi, FBI mı, CIA mi, veya ne?
C: Başlangıcı bu şekilde değil.
S: (L) Fiziksel bir tehlike mi, yoksa taciz edilme tehlikesi mi?
C: Kendini yok etmeye yönelik zihinsel saldırı.
S: (L) Bu tür saldırılara karşı korunmak için yapılabilecek herhangi birşey var mı?
C: Evet.
S: (L) Korunmak için ne yapılabilir?
C: Düzenli bilgi girişi.
S: (L) Ne tür bilgiler? Kanal bilgileri, kitaplar, videolar... ne?
C: Hepsi ve diğer.
S: (L) Belirli bir diğer tür mü?
C: Bilgi paylaşımı. Şimdi, uyarı!!! Diğerleri de yakında aynı tür saldırılarda büyük bir artış deneyimleyecek.İkiniz geçmişte benzer nedenlerden bu tür deneyimler yaşadınız, ama şimdi hep birlikte çalışıyor olmanız sizi farklı bir kategoriye koyuyor!! Unutmayın, tüm kanallar ve benzer yapıdaki kişiler tanımlanır, izlenir ve "ilgilenilir".
---------------------------------------------------------------
"Kendi kanalına ulaş" ,bu K. cevabı gerekirse herkesin kendi kanalı olabileceği gerçeğini belirtiyor ,kişi bunun farkına varabilir veya varamaz,farkına vardığı takdirde nasıl hareket edeceği konusunda epeyi bilgi yükledik yüklendik,
Bir başka cepheden olaya bakarsak bu kanal işi içgüdü diye adlandırdığımızla da bağdaşabilir,her insan evrene doğru bilgi genişliğine erişmişse yani bulunduğu kabın dışına çıkabilecek bilince erişmişse soru sorabilir ve cevaplarını alabilir,önemli olan bu aldığı cevapları akıl ve öz süzgeçlerindn geçirebilmelidir yalnız bu konuda akıl sadece bu dünyaya bakan özellikte ise yani dünyasal mantıkla kilitli ise aldığı cevap egosal çamura bulaşabilir ,bunu da göz önünde bulundurmak lazım,
------------------------------------------------------------------
S: ... (L) 7'nci seviyeyi matematiksel bir sembol olarak ifade etmek için ne kullanabiliriz?
C: Bunu deneyin: [yan yatmış sekiz rakamı çiziliyor]
S: (L) Big beng veya kitlesel dağılımı temsil eden matematiksel işlem ne olurdu? Artı, eksi, çarpı veya bölü?
C: Hayır.
S: (L) Hiçbiri mi?
C: Yakın.
S: (L) Hangi matematik işlemi bunu temsil ederdi?
C: Henüz keşfetmediniz.
S: (L) Big Beng noktasında ne tür bir matematiksel işlem gerçekleşiyor?
C: Sürekli bir döngü.
S: (L) Yedinci yoğunluktan sonra döngü yediden altıya mı devam ediyor, yoksa yediden bire mi?
C: İkisi de değil.
S: (L) Yedinciden aynı anda tüm yoğunluklara mı?
C: Yakın.
S: (L) Bu matematiksel olarak ifade edilebilir mi?
C: Belki. Kendi kanalına eriş.
S: (L) Kendi kanalım nedir?
C: Biliyorsun.
S: (L) Kanalımın siz olduğunuzu sanıyordum.
C: Biz grup kanalıyız.
S: (L) Kendi kanalıma nasıl erişebilirim?
C: Bunu pek çok kez yaptın.
S: (L) Roger Santilli'yi konuk ettiğimiz gecenin sabahı yaptığım şey bu muydu?
C: Evet.
S: (L) Çekimin zaman olduğunu söylediğimde haklı mıyım?
C: Yakın.
S: (L) Yani üçüncü yoğunluk bilinç ilüzyonu sınırlandırmasının meydana getirdiği zaman algısı.
C: Daha yakın.
S: (L) Bu matematiksel olarak ifade edilebilir mi?
C: Bunu yap!
S: (L) F--- bana bu konuda yardım et! (F) Yardım edemem. Ormana öyle bir girdin ki, seni nasıl
bulabileceğimi bilmiyorum. Bunu yapabileceğini söylediler. Bu senin alanın. Bunu yapmanı söylediler. Ne istiyorsun, bir kestirme mi? (L) Formülü istiyorum! (SV) Peki ya keşif heyecanı? (L) Peki ya yenilginin ızdırabı? (SV) Yenilginin ızdırabı... (L) Tüm gün alışveriş yaptıktan sonra hissettiğin şey! [Gülüşme] (L) Bu formülü yapmayı çok istiyorum ama yapabileceğimi sanmıyorum! (F) Elbette yapabilirsin! (SV) Soruyu düşünebiliyorsan cevaba erişebilirsin.
----------------------------------------------------------------
Sık sık değindiğimiz kanala etki edebilecek faktörleri yineleyen ve üzerinde çokca durduğumuz katılımcıların ön yargılarının sağlam zannedilen bu kanala bile olumsuz etkileyebileceğini belirten bir bölüm,
----------------------------------------------------------------
S: (L) JR beni konuklara "şov yapmakla" suçladığında kendimi çok garip hissettim ve sonra kanal da aynı
tutumu gösterdi. Neler oluyor burada?
C: Eğer üçüncü seviye kanal katılımcılarından herhangi biri veya birileri güçlü bir önyargı gösterirse, bu
durum mesaj alınırken mesajda değişiklikler meydana gelmesine neden olabilir.
S: (L) Kanalın gösterdiğini sandığım tutum JR'nin hisleri olmalı. Fakat onun fark etmediği şey de şu ki,
hepimizin konuklara iyi bir görüntü sunmamız ve yaptığımız şeyin bilinçli ve profesyonel bir şekilde
yapıldığını görmeleri hepimiz için önemli birşey. Times gazetesinde haber dizisi olmayı isteyen ben
değildim ama yapmam gerekenleri yaptım ve bu iş için çok uzun bir süredir çalışıyorum. Başka kimse
katılma isteği göstermek istemezken, F--- ve ben neredeyse dört yıldır kendimizi bu işe adıyoruz ve yolu
açmaya çabalıyoruz. Üstelik bunun öncesinde yaklaşık 20 yıl boyunca büyük bir arayış içinde geçirdiğim
süreyi hesaba katmıyorum. Bir sabah kalkıp "Sanırım bugün Kasyopyalıları kanallayacağız; bunun
hakkında haber yapması için gidip bir Times muhabiri bulalım." diye gelişmedi bu süreç. O soruları
hazırlamak için de bir sürü vakit harcadım ve önyargı etkisindeki kanal, geçmişte sorduğumuz pek çok
soruya benzer nitelikteki soruları bile yanıtlamak istemedi -- yani bu önyargı özellikle beni hedef aldı gibi
görünüyor.
C: Evet.
S: (L) Peki eğer insanlar bu kadar kolay bir şekilde önyargıya ve duygusal düşünmeye takılıp kalıyorsa, bu da bir psişik saldırı sayılmaz mı?
C: Psişik saldırıların sonucu. Geçici nitelikte olabilecek durumlara dayalı olarak acele hamleler yapmamaya
dikkat et.
S: (L) Hepimizin saldırı altında olduğunu hissediyorum...
C: Saldırının kaynağı TR ve JR değil.
S: (L) Tüm celse mahvolmuş görünüyor. Gökteki ışıklarla ilgili yanıt bariz şekilde yanlış görünüyor. Kanalın uyumlandığını ve bozulamayacağını söylemiştiniz ama bariz yanlış yanıtlar verildi. Saldırının TR ve JR ve yaşadıkları duygusal karmaşa "üzerinden" yapıldığını söylüyorsunuz sanırım, doğru mu?
C: Evet.

S: (L) Ve gökteki ışıklarla ilgili yanıt da... Mars şu anda Jüpiter'den 120 derece uzaklıkta... Tom ve Cherie'ye verilen yanıtlar, bahsettiğiniz bu "önyargının" tesiri altındaydı belki de... Tom ve Cherie üzgündüler, ve ben de üzüldüm... Tüm olay çok üzücüydü! Yardıma ihtiyacım var!
C: Sabır faydalı olur!
S: (L) Şu anda F--- ve benim, bozulma meydana getiren herhangi güçlü bir önyargımız var mı?
C: Hayır.
S: (L) Peki Tom ve Cherie'nin makalesi?
C: 20-30 ay.
S: (L) Times'ın devredilmesi?
C: Nihayetinde olacak.
S: (L) Çok yakında mı?
C: "Çok yakın"ı tanımla.
S: (L) Oniki ay içinde?
C: Muhtemel değil, ama o da bir olasılık.
S: (L) TR ve JR üzerindeki saldırının kaynağı nedir? Eğer duygusal olarak saldırı altındalarsa, onların varlığında bu soruya kesin bir yanıt alabileceğimizi sanmıyorum...
C: Kertenkeleler.
S: (L) Tom'un dedesinin saati hakkındaki bilgiler?
C: Açık. Eğer ilgileniyorsa yeni bir celse öneriyoruz.
S: (L) O celseyle ilgili herşey ağzımda kötü bir tat bıraktı. V--- kısa süre içinde tekrar gruba katılmak istiyor.Bunda bir sorun var mı?
C: Size bağlı.
S: (L) V---'nin, bilgileri sınırlandırabilecek pek çok "önyargısı" var. Bu doğru mu?
C: Belki.
S: (L) Biliyorsunuz ki Frank ve benim bu kadar uzun süredir, büyük uğraşlar vererek elde ettiğimiz şeyi
korumaya çalışıyorum...
C: Elbette.
S: (L) Ve bilgilerin sağlamlığını ve saygınlığını korumaya çalışıyorum. Bir gazete muhabirini buraya davet
ediyoruz ve biri gelip tüm celseyi tavır ve önyargılarıyla mahvedebiliyor, kaynağı ne olursa olsun.
Anlatmak istediğimi anlayabiliyor musunuz?
C: Evet. Tom ve Cherie'nin daha küçük bir celseye katılmasını öneriyoruz.
S: (L) Peki ben ne yapacağım?
C: İçgüdülerini takip et. Ama sabırlı olmanı çok büyük bir önemle tavsiye ediyoruz, yoksa saldırı başarılı
olur!!!!!
S: (L) Yani tüm bunlar grubu parçalamak için çok incelikli ve örgütlü bir çaba mı?
C: Evet.
S: (L) Saldırı sendromu olmasa bile, hepimizin çok güçlü kişilikleri var ve burada sürekli kontrol konusu da
gündeme geliyor.
C: Saldırının parçası!
S: (L) Bu saldırı daha ne kadar devam edecek?
C: Açık. Öğrenme döngüsünün uzunluğuna göre değişir.
S: (L) Celseleri geçici olarak askıya alsak daha mı iyi olur?
C: Size bağlı.
S: (L) Yoksa celseleri askıya almazsak saldırı daha mı çabuk sona erer?
C: Belki.
S: (L) Eğer celseleri askıya alırsak, saldırının sona ermesine faydası olur mu?
C: Daha az olası.
S: (L) Tamam, ipucu bu. Celselere devam edeceğiz.
C: Evet. İyi geceler. 
--------------------------------------------------------------
Sonra devam etmek üzere..


Tgur

#749
Frankın ouja tablası haricinde medyumik kanal olarak kullanılan celseler de değişik lezzette oluyor cevaplar daha değişik ve geniş ancak onun da başka tehlikeleri zorlukları olduğunu da hatırlayınız tahmin ederim kişisel karışma veya müdahele edilebilen durumlara açık,

Bu bölümde ilginç kısımlar var,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Peki, başka bir konuya geçelim; ön-kodlanmış bilgi sinyalleri nasıl gönderiliyor?
C: Sorunu açıklar mısın?
S: (L) Bu son konudan önce ses dalgası odaklamasıyla mesajların gönderilebildiğinden bahsediyorduk.
C: Hayır, ses dalgası odaklaması, hisler, duygular vb'ni değiştirmek amacıyla beden ve beyin kimyasının
değiştirilmesi için tasarlanır ve bu, zihinsel düşünce kalıplarının değiştirilmesine neden olabilir. Fakat
mesajlar yüksek frekanslı ses dalgalarıyla gönderilmez.
S: (L) Nasıl gönderilirler?
C: Mesajlar, Serbest Biçimsel Görüntüleme denen bir yöntemle gönderilir.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Düşünce transferi anlamına geliyor.
S: (L) Peki bu nasıl yapılıyor? Hangi sıklıkla yapılıyor?
C: Yanlış kavram. Bu konuda "sıklık" gibi bir faktör yok. Yine ne yazık ki anlamadığınız bir yöntem söz
konusu. Fakat, tüm sorulara yanıt aradığınız için, bunu açıklamanın tek olası yolu şunu söylemek: bir
boyutta oluşturulan bir düşünce diğer bir boyuta, yani sizin boyutunuza gönderiliyor.
S: (L) Tamam. Belirli bir hedefe gönderilebiliyor mu?
C: Kesinlikle.
S: (L) Diğer boyuttaki varlıkların ruhlarımızı kaçırma veya bedenimizden zorla çıkarma yeteneğine sahip olduğunu söylüyorsunuz, peki ölüm sürecinde bedenden ayrılarak beşinci yoğunluğa giden ruh özümüzü manipüle etme yeteneğine de sahipler mi?
C: Hayır.
S: (L) Bu yeteneğe sahip değiler mi?
C: Hayır, fiziksel bedeninizin fonksiyonunun sona ermesi ve beşinci yoğunluğa girme süreci tek, yalnızca tek bir bir yolla gerçekleştirilir: özel olarak üçüncü yoğunluk ile beşinci yoğunluk arasında transfer amacıyla açılan bir kanaldan geçerek. Sizin terminolojizde gümüş kordon olarak tanımlanan şey, bu geçiş kanalına ihtiyaç duyulduğunda açılan kapalı bir hat gibidir. Bu oldukça kaba bir benzetmedir, fakat bunu tanımlamanın tek yoludur. Yani fiziksel beden sona erdiğinde, bu hat açılmakta ve ruhun doğal bir şekilde geçtiği bir kanal oluşturmaktadır. Fakat bu kanalın özelliklerinden biri şudur ki, hiçbir yoğunluk seviyesinden hiçbir güç bu kanalı kesinlikle delemez. Dolayısıyla, üçüncü yoğunluktan beşinci yoğunluğa transfer sürecindeki ruhlara hiçbir şekilde müdahale edilemez. Fiziksel bedendeki ruh uzantısının beşinci yoğunlukla her zaman bir bağlantısının olduğunun ve bunun "gümüş kordon" denen şey aracılığıyla olduğunun da belirtilmesi gerekir. Bu bağlantı, üçüncü yoğunluk ruhların beşinci yoğunluğa geçiş kanalı olarak her zaman mevcuttur. İhtiyaç duyulduğunda anında açılabilir. Açıldığında bir geçiş kanalı haline gelir. Ruh bu kanaldan geçer. Ve hiçbirşeyin müdahalesine maruz değildir. Bu bilinçli bir tasarım değildir;ikinci yoğunluk seviyesindeki, kendi bilinçli düşünce süreçleriyle kendilerini koruma yeteneğine sahip olmayan yaratıkların koruma mekanizmaları olarak tanımlanabilecek şeye benzer doğal bir süreçtir.
Örneğin kaplumbağa, onu koruyan bir kabuk içindedir. Kabuk kamplumbağayı doğa koşullarına karşı
korur. Gümüş kordon aracılığıyla beşinci yoğunlukla olan bağlantı buna benzetilebilir. Gümüş kordonun
açılmasıyla oluşan kanaldan geçen ruha müdahale edilemez. Anlıyor musunuz?
S: (L) Evet, fakat neden bu kadar çok sayıda ruh bedenlerini terk ederken bu kanaldan geçmek yerine
dünyada kalıyorlar ve diğer bedenlere ilişiyorlar? Bunun nedeni nedir?
C: Bu karmaşık bir soru, fakat en iyi yanıt, bunun üçüncü yoğunluk düzleminden ayrılmak istemeyen ruhların seçimiyle ilgili olduğudur. Bunu yapmanın tek olası yolu, fonksiyonu sona ermiş olan bedenden ayrılmış olmak, fakat halen üçüncü yoğunluk düzlemi içinde olmaktır, ki bu doğal değildir fakat yine de
olabilmektedir. Sizin kaynaklarınızda hakkında çeşitli yanlış tanımlamalar bulunan bu tür durumlarda,
gümüş kordon hala ruha ilişiktir fakat kanaldan ziyade bir kordon olarak durmaktadır. Ruh hala gümüş
kordona bağlıdır fakat işlevi biten bedenden ayrılmıştır. Bunun sonucu, bir üçüncü yoğunluk beden birimi içinde olmaksızın üçüncü yoğunluk ortamının bilinçli bir şekilde farkında olmaya çok benzer bir
durumdur. Anlıyor musunuz?
S: (L) Evet. Peki...
C: Ve ayrıca şunun da farkında olun ki, ruh fiziksel beden sınırlandırmalarından bir kez ayrıldığında, hala üçüncü yoğunluk düzleminde olsa bile zaman geçişi ilüzyonu ortadan kalkar. Dolayısıyla o ruh, herhangi bir zaman geçişi algılamaz. Bunu belirtmemizin tek amacı, bunun ne gibi anlamlara gelebileceği üzerinde düşünmenizdir.
------------------------------------------------------------
Yine kanalın çeşitli nedenlerle ısınması ,KH a yönelmesi veya tatminkar olup olmaması sebepleri üzerine adeta analizsel bir bölüm,
---------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, SV ve ben tüm geçmiş ceslelerimiz üzerinde bir araştırma yaptık ve diğer insanlar celselere düzenli olarak gelmeye başladıktan sonra bu kaynaktan alınan "size bağlı, açık, belki, yakın" ve buna benzer yanıtların sayısının arttığını, hatta ikiye katlandığını gördük. Daha önceden verilen türde bilgilerin seviyesinde ve türünde büyük bir azalma gerçekleştiğini gördük. Bunun nedeniyle ilgili birşey söyleyebilir misiniz?
C: Buna verebileceğimiz en iyi yanıt şu: herhangi bir olağan kanallamama celsesine katılan bireylerin sayısı arttıkça, elbette zihinsel enerjiler ve düşünce dalgaları da daha fazla çatışan yapıda oluyor ve tabii ki gözlemciler için gereksiz olan çatışmalardan sakınmak için yanıtların da dikkatli bir şekilde verilmesi
gerekiyor. Dolayısıyla bazı doğru yanıtların yanıtı alanlar için ağır sıkıntıya neden olabileceği hissedildiğinde veya bilindiğinde, bazı soruların yanıtsız bırakılması daha iyidir. Bu nedenle, bazen
soruların ya geçilmesi gerekir ya da her bir bireyin ilgili sorulara kendilerine en uygun gördükleri yanıtları vermesi gerekir.
S: (L) Yani buna göre bilgi almaya en elverişli durumu oluşturmak için mevcut bireylerin sayısını azlatmak ve böylece çatışan düşünce kalıbı miktarını sınırlandırmak gerekiyor.
C: Olası bakış açılarından biri.
S: (L) Bilgi almak mutlak bir açıklık durumu mu gerektiriyor?
C: Hayır, gerektirmiyor ama kesintisiz bir akışla mutlak bilgi almak için öyle bir durum gerekir. Fakat bu tür durumlar üçüncü yoğunlukta çok nadirdir.
S: (L) Bana öyle göründü ki, bilgi aldığımız yaklaşık ilk altı ayda bilgiler ve yanıtlar çok daha açıktı. Öyle  görünüyor ki, soru sorduğumda soruyorum çünkü cevabın şekli ile ilgili bir beklenti içinde olmaksızın verilecek yanıtı gerçekten duymak istiyorum. Bu hayatımda yaptığım çok sayıdaki çalışmalardan şunu anlıyorum ki, yanıtları anlayabilecek durumda değildim ve susup dinlemeye hazırdım. Diğer insanlar soru sorduğunda, görünüşe göre çoğu zaman sadece kendi zihinlerinde zaten oluşturmuş oldukları yanıtları doğrulamak için soruyorlar.
C: Bu senin bakış açınla doğru bir algı, fakat tanımladığın bu önyargı, çeşitli soru ve yanıt fırsatlarında
üçüncü yoğunluktaki tüm herkesin o ya da bu seviyede suçlanabileceği birşey. Eğer yanıtları daha
derinlemesine incelersen, daha az insanın mevcut olduğu celselerde bile bilgi dağıtımına yönelik açıkık
veya istekliliğin derecelerinin değişkenlik gösterdiğini görürsün.
S: (L) Doğru. Önyargıların miktarını sürekli azaltmaya, bilgiyi duymaya istekliliği arttırmaya ve yanıtın ne olacağı ile ilgili önyargılı kavramları bırakmaya çalışacağım. İlk aşamalarda elbette gelen yanıt türlerini ve ölçütleri test ediyor ve inceliyordum ve sanırım ilginç bir şekilde, uyguladığım az ya da çok katı test etme sürecine rağmen, daha çok kişinin olduğu sonraki celselerle karşılaştırıldığında ilk celselerde daha iyi ve daha tam yanıtlar verildi.
C: Mümkün.
S: (L) Bunun sebebi ne olabilir?
C: Bunu önceki yanıtta tanımladık. Katılımcıların sayısı arttıkça, açıktır ki önyargı fırsatları da artmaktadır.
----------------------------------------------------------------
Maruz kaldığımız bilgilenme yolunda giderken önümüze çıkan bloklar ve onları aşmanın yolları ile ilgili,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Herşeye para gerekiyor!
C: İşte yine önyargı giriyor. Bu alanda öğrenmen, düşünmen, derin gözlem yapman için pek çok düşünce
besini verdik.
S: (L) İnsan endişeli olduğunda bunu yapmak çok zor.
C: Bu ilginç. Bir sonraki yemek öğünü konusunda endişeli olduğunda meditasyon yapamıyor veya
düşünemiyorsun. O halde tahmin ediyorum ki, üçüncü yoğunluktaki hiç kimse bir sonraki yemekte ne
yiyeceği konusunda endişelenirken düşünenemiş veya meditasyon yapamamış. Hmmmmmm.

S: (L) Sorun şu ki, sürekli endişe durumu, her gün başka bir kriz yaşamak insanı sonunda yıpratıyor ve insan artık başka herhangi bir konu üzerinde odaklanamıyor.
C: Belki kişi diğer konular üzerinde odaklanarak krizleri çözebilir. Görüyor musun, akışı sınırlandırdığın
zaman, kanalı sınırlandırıyorsun. Ve kanalı sınırlandırdığında, olasılıkların önünü kapatıyorsun. Ve orada olanı görmek çok zor, hatta imkansız hale geliyor. Bu yüzden tüm ritüelleri bırakmanız gerektiği
konusunda uyardık. Çünkü ritüel akışı sınırlandırıyor, dolayısıyla da olasılıkları sınırlandırıyor. Senin
tanımladığın şey de, sizin deyişinizle ekonomik sıkıntı ve büyük ölçekli finansal baskılar ve bunlar sizi
sınırlandırıyor. Fakat aslında sınırlandırıcı olan bu durum üzerinde yoğunlaşmandır, durumun kendisi
değil. Ve şunun farkına varıyoruz ki, ilgi enerjini odaklamakta ve kanalın akışını açmakta zorlanıyorsun.
Fakat bu kesinlikle imkansız değildir. Özellikle senin kadar güçlü bir insan için. Önemli olan neyi
seçtiğindir, ne yapmak ZORUNDA olduğun değil. Önemli olan ne yapmayı SEÇTİĞİN.
S: (L) Yani bu durumun bir saldırının sonucu değil, kendi sınırlandırmamın bir sonucu olduğunu mu
söylüyorsunuz?
C: Hayır, durum herhangi birşeyin ve herhangi sayıda şeyin bir sonucu olabilir. Fakat çözüm aramak üzere kanalları açmak yerine sorun üzerinde odaklanman, çözüm iradesini engelleyebilir. Ekonomik durumunun tek sorumlusunun sadece kendin olduğunu söylemedik, sadece sorunun çözümünün engellenmesinin parçalarından biri olabileceğini söyledik, hepsi bu.
-------------------------------------------------------------
Vedalarla ve mantra ile ilgili
------------------------------------------------------------------

S: (L) İlk sorum şu: Veda'ların kaynağı nedir? Hindu felsefe sisteminin?
C: Birden fazla kaynak.
S: (L) Genel kaynak nedir, pozitif mi, yoksa...
C: Çok belirsiz bir soru.
S: (L) Yüzyıllar boyunca bunları bir araya getiren bir grubun ürünü mü, kanallanmış bilgi mi, veya...
C: Meditasyon yoluyla ortaya kondular.
S: (L) Bu bilgileri ortaya koyan insanlar hangi ırktandı?
C: Kafkas. [ç.n.: "Kafkas" terimi, genel anlamda "Beyaz ırk" veya belki özel olarak "Ari ırkı" anlamında
kullanılıyor olabilir. Ari'lerin Kafkaslarda ortaya çıkıp yayıldığı görüşüne dayalı olarak.]
S: (L) Veda'lar hangi zaman diliminde alındı?
C: Çeşitli bilgi parçacıkları daha sonra bu şekilde etiketlenen paketler halinde düzenlendi.
S: (L) Meditasyonla ulaşılan bu bilgilerin kaynağı neydi?
C: Bilinçaltı zihin.
S: (L) Veda bilgilerinin herhangi bir kısmı insanlara dünyadışı varlıklar tarafından mı verildi?
C: Sizin tanımlayacağınız şekliyle hayır.
S: (L) Bu bilgiler hangi tür varlıklardan veya hangi yoğunluk seviyesinden geldi?
C: Üçüncü.
S: (L) Bunun hakkında genel olarak söyleyebileceğiniz başka birşey var mı?
C: Sorarsanız.
S: (L) Veda'larda verilen bilgilerin doğruluk yüzdesi nedir? Genel?
C: Hangi seviyede doğru?
S: (L) Üçüncü yoğunluk.
C: Hangi ölçekte veya hangi biçimle doğru?
S: (L) Genel anlamda, kişinin yaşadığı ve evreni algıladığı biçim anlamında.
C: Bu yanıtlaması son derece zor bir soru, çünkü evreni algılama ve kişinin hayatını yaşaması gibi şeyleri belirlemede doğruluk tamamen yoruma açıktır. Herhangi biri verilen bilgiye uygunluk gösteren bir paralel evrene referansta bulunarak doğruluğa karar verebilir. Ve daha önce belirttiğimiz gibi, düşünce enerjisiyle paralel evrenler yaratmak mümkündür ve doğal bir şekilde yaratıldığında, bu paralel evrenler onlara verilmiş anlamla uygunluk gösterir.
S: (L) Mantra'ların kullanımından elde edilebilecek herhangi bir fayda var mı?
C: Özellikle zihin bu faydanın olduğunu söylediğinde. Hatırlayın, gerçekliği ve fizikselliği değiştirmek için gerekli gücün çoğu zihnin inanç merkezinde bulunur. Bu, fizikselliğin artık bir hapishane değil, istediğiniz gibi değiştirebildiğiniz için eviniz gibi olduğu 4'üncü yoğunluk gerçekliğine ulaştığınızda daha yakından anlayacağınız birşeydir. Mevcut durumunuzda, gerçekliğin sonlu olduğuna dair bir inançsal yanlış yorumlamanız var ve sonlu fiziksel varoluşla ilgili çektiğiniz sıkıntı da bundan temelleniyor. Bu kavramı hala tam olarak kavrayamamış olman bizi şaşırttı.
S: (L) Bu kavramı iyi bir şekilde kavradığımı düşünüyorum, ama diğerlerinin kavraması için bazı yanıtlar almak üzere sorular soruyorum.
C: Bu tam olarak dürüstçe bir ifade sayılmaz.
S: (L) Yeterince yakın. Mantra'ların söylenmesinin ruh çıkarma veya egzorsizm etkisi yaratabileceği doğru mu?
C: Eğer öyle isterseniz.
--------------------------------------------------------
Cennet hakkında,
------------------------------------------------------------
S: (RC) Düşen melekler hakkındaydı. Lusifer???? (L) Kasyopyalıların Lusifer'in kim olduğuyla ilgili
söylediklerini okudun mu? (RC) Düşen meleklerden biri mi? Işık meleği? Üzerinde duracak çok şey var....
C: Bazı şeyleri cevaplayabilmemiz için, başka şeyleri sormanız gerekiyor.
S: (L) Cennette melekler arasında başka bir savaş mı olacak?
C: Varsayımlarınızla ilgilenmek eğlenceli.
S: (L) Meleklerin olduğunu ve savaştıklarını varsayıyorsun. (RC) Mecazi bir anlamda.
C: Ve bir "cennet" olduğunu varsayıyorsun.
S: (RC) Evet. Cennet diye birşeyin olmadığını mı söylüyorsunuz? Buna inanmıyorum. (L) 5. yoğunluk var. (RC)Anlamsal bir tartışmaya giriyoruz.

C: "Cennet" daha ziyade bir kavram. ...

-----------------------------------------------------------------------------------
Baş yaratıcı meselesi ,
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Köken nedir?
C: Sizi kim veya ne yaptı?
S: (RC) Yaratıcı. (L) Baş Yaratıcı.
C: Nasıl? Ve Baş Yaratıcı kim?
S: (L) Sanırım herşey.
C: "Baş Yaratıcı" sizsiniz.
S: (L) Evet, olduğumuzu biliyoruz... (RC) Yaratıcıyız, ama Baş Yaratıcı değiliz...
C: Baş Yaratıcı sizin İÇİNİZDE ortaya çıkıyor.
S: (L) Pekala, kökende Baş Yaratıcı var.
C: Ama... İkincisi kimdi?
S: (RC) Tanrı'nın Oğulları mı? Elohim mi?
C: Onlar kim? Hatırlayın, çeşitli efsaneleriniz "bir örtüden gördüğünüz" şeyler.
S: (L) Tamam, ikincil yaratıcılar bizimle doğrudan etkileşenler mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgiyi keşfetme güdüsünün kaynağı bu mu?
C: Temel olarak, ama adım adım gidelim.
S: (RC) Peki, Keltlere dönecek olursak, Pleyadesliler Keltleri buraya getiren ikincil yaratıcılar mıydı?
C: Söylediğimiz şeyi tekrar incele!
S: (L) Oryonlar dediler. İkincil yaratıcılarımız Oryonlar mı? (RC) Onları getirenlerin Pleyadesliler olduklarını okumuştum. Ve İbraniler de aslında Siryus'tan getirilen Huvidlerdi.

C: Şimdi sizin için bir şok edici geliyor... bir gün, 4'üncü yoğunlukta, yeterli bilgiye sahip olduğunuzda, 3.yoğunluk evrenini tohumlama geleneğini ve görevini sürdürmek soyunuzun bir misyonu olacak!!!
--------------------------------------------------------------
Hitler ve ari ırk meselesi ve sami ırkının yani yahudilerin yok edilme isteğinin nedenlerinden birine daha rastlıyoruz ,Yahudilerin Atlantiste yapıp ettikleri olumsuz hareketlerinin yani karmanın temizlenme istekleriyle uyuşan durumları yanında Sami türünün genetik özelliklerinin KH nın dünyada nefalimleri de kabul edecek bir üstün ırk yaratma işine mani olacakları ortaya çıkıyor,

Ve buna bağlı olarak genetik özelliğin ruhun tekamülünde etken olduğunu anlıyoruz ,ayrıca kanalden gelen bilgilerin bazılarının nasıl bozulabileceği hakkında ,

Biraz karışık  olsa bile dikkatlice durup üzerinde düşününce bazı gerçeklere daha kavuşuyoruz..
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Geçen celsedeki sorum hakkında düşünüyordum ve şu şekilde sormak istiyorum: Hitler'in bir "Üstün Irk" yaratma konusunda üst yoğunluk varlıklarından talimatlar aldığını söylediniz. Bu Germen "üstün ırkının" yaratılması için Ari genetik tipleri neden uygun görüldü?
C: Hem benzerlik, hem de Oryon 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk genetik neslinden en az sapmaya uğramış miras bağlantısı.
S: (L) Yani temel olarak kendileri gibi bir insan grubu mu üretmeye çalışıyorlardı?
C: Evet.
S: (L)
C: Hayır, ilgisiz. Yaratımdan neyi kastediyorsun?
S: (L) Tamam, önce bu üreme ortamını hazırlıyorlardı. Bu, başka bir genetik türün getirilmesi için yapılan bir ön çalışmaydı. Diğer genetik tür hangisiydi?
C: Nefalim.
S: (L) Eğer 36 milyon Nefilim gemiler içinde zaten geliyorsa neden burada melezlerini üretmeye çalıştılar?
C: Evet ama bir "ön partinin" getirilmesi 3'üncü yoğunluğun fethini çok daha kolaylaştırır.
S: (L) Yani bu Üstün Irk herşeyi hazır hale getirecekti...
C: Evet.
S: (L) Bu "Üstün Irk"ın yaratılmasında Sami genlerinin hangi özelliği bu kadar uyumsuz olarak görüldü?
C: Acımasızlık ve hakimiyete eğilimli genetik karakteristiklerde bozulmaya neden olurdu.
S: (L) Yani Sami türünün bir genetik eğiliminin veya bazı genlerinin buna zıt özellikler taşıdığını mı
söylüyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Ama kişinin karakteri fiziksel bedeninden ziyade ruhuna göre şekillenmiyor mu?
C: Kısmen; hatırla, aura profili ve karmik referans, fiziksel yapı ile birleşiyor.
S: (L) Yani belirli genetik özelliklerin, bir ruhsal eğilimin fiziksel bir yansıması olduğunu mu söylüyorsunuz?Ruh yalnızca potansiyel olarak bile olsa kendini genetik özelliklerle eşleştirmek zorunda, öyle mi?
C: Evet, aynen öyle.
S: (L) Yani bir kişinin ruhsal ilerleyişi veya gelişimi büyük ölçüde genlerine mi bağlı?
C: Doğal süreç, mevcut olduğunda sistematik yapı ile birleşiyor.
S: (L) Eğer durum buysa ve dünyadışı varlıklar insanları kaçırıyorsa ve genleri üzerinde oynamalar yapıyorsa,yüksek seviyeli ruhların gelememesi için genleri değiştiremezler mi?
C: Enkarnatif süreç değil, doğal biyolojik süreçler. Enkarnasyon süreci 5'inci yoğunluktaki tamamen eterik bazı koşullara göre alt yoğunluklarla bir bağlantı sağlıyor ve bu nedenle dışarıdan hiçbir şekilde kontrol altına alınamayan üç döngülü bir transfer "örtüsüyle" çevreleniyor. Ama yeterli teknoloji mevcutsa, 1'inci,2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk süreçlerinin herhangi biri ve tümü istenildiği zaman herhangi bir derecede manipüle edilebilir.
S: (L) Başlangıçta söylediğiniz şeye geri dönecek olursak, şu veya bu "dünyadışı grubun" adıyla anılan diğer tüm kanallama kitapları veya materyallerinin sadece belirtilen "transfer noktasından" geliyor olması ve sonra bozulma nedeniyle o bilgileri alan kişinin, o bilgilerin gerçekten belirtilen yerdeki fiziksel bir dünyadışı ırktan geldiğini sanması mümkün mü?
C: Evet, hatırla, diğer hepsi gibi Matrix kitapları da bazı noktalarda karıştırılmış kavramlar içeriyor.
Antareanlar, Arkturuslular ve Kasyopyalılar gibi ifadeler, kalınan bir yerden ziyade kanal oluşumuna
yönelik bir transfer noktasına referansta bulunuyor. Bu husus açıklağa kavuşturulamadan, bazı varlıklar
gelip sizin perspektifinize göre tanımlanan çeşitli yerlerde yaşayan ve oradan gelen "ırklara" dair masallar yarattı.
S: (L) Peki tüm bu bilgileri verenler kim?
C: Pek çok farklı grup ve bireyler. Şimdi, -----'de belirtilen gerçek iskan yerleri var ve bunlar doğru. Tabii Oryon, Zeta Retikuli, ----, Barnard Yıldızı, Siryus bölgesi de.
---------------------------------------------------------------
Her psişik konulara açık olanın kanallama yapabileceğini ancak dikkat etmesi gerekenlerin tekrar vurgulanması,
---------------------------------------------------------------
S: (T) Farklı bir konuda birkaç soru sormak istiyorum. Sonra aynı konuya döneriz ... Birkaç hafta önce Luc'ün meditasyon sınıfında sizi mi kanalladım?
C: Kanallama yaptın, ama bazı ruhsal gruplaşmalar ve aura frekans titreşimi birleşimleri, kişiyi KH etkilerine açık hale getirebilir...
S: (T) Ama sizdiniz, değil mi?
C: Keşfetmek sana kalıyor.
S: (L) Pekala teşekkürler. Şimdi ikinci soru, J--- neyi kanallıyor?
C: Tecavüz kurbanı.
S: (T) Bir tecavüz kurbanını mı kanallıyor? (J) Yoksa kendisi mi tecavüz kurbanı?
C: Her ikisi.
S: (T) Kertenkeleler onu herhangi bir şekilde etkiliyor mu?
C: Evet.
S: (T) Kontrol altına alınmış durumda mı?
C: Açık.
S: ... (T) Ona yardım etmek için yapabileceğimiz herhangi birşey var mı? (L) TR, bunu sormaman gerektiğini biliyorsun...
C: J--- kendi yolunu izlemek zorunda.
S: (L) Onu tekrar oku; kanallamayla ilgili ilk soruna verdikleri yanıtı... Birini kanalladın... "Kanallama yaptın,ama bazı ruhsal gruplaşmalar ve aura frekans titreşimi birleşimleri, kişiyi KH etkilerine açık hale
getirebilir..." İşte gelmek istediğim nokta bu... Bazı ruhsal gruplaşmalar ve aura frekans titreşimi
birleşimleri. Yani o durumda kimlerle birlikte takıldığına çok dikkat etmek zorundasın... (T) Yani Luc'le
birlikte çalışırken orada bulunan, grubun kalanlarını kastediyorsun. (J) J--- ve diğer hepsi...
C: Açık.
S: (L) Ne yapacağını söylemezler. (T) Biliyorum. Evet biliyorum, o yüzden bu konuda kalkanlarımı sıkı tutuyorum. (L) Peki, bununla ilgili sormak istediğin başka birşey var mı? (T) Luc'le çalışmaya son versek daha mı iyi olur? (J) Söylemezler.
C: Sana bağlı.
-------------------------------------------------------------
Fazla uzatmadan ileride devam etmek üzere,